Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 29-01-2008, 11:44
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Laik Devlet- Dil ve Egitim Sorunları

1982 Anayasası md. 2’de Türkiye “.....toplumun huzuru, milli dayanışma ........ içinde, Atatürk milliyetçiliğine bağlı .......lâik .......bir hukuk Devletidir”. Atatürk milliyetçiliğine bağlı lâiklik ifadesini anlamak daha da güçtür. Laiklik evrensel bir kavramdır bu kavramın Atatürk milliyetçiligi ile ya da başka bir ideoloji ile bagdaştırılması kavramın içini boşaltır.

* * * *Laik bir devlet egitimde din derslerine ancak tarihsel perspektiften bakılmak suretiyle yer verebilir. Din tek başına bir olgu olmadıgı gibi İslamiyet te pek çok anlayışı barındırır. Her birinin birbirinden bagımsız yorumları ve akaitleri vardır. Bu yüzden İslamiyetin ögretilmesi bir mezhebe baglı olunmadan mümkün degildir. Bir mezhebe baglı olunarak verilecek egitim de diger inanış biçimlerini dışlayacagından laiklik ilkesine aykırıdır.

* * * *Devlet din derslerine ancak dinlerin tarihini ve toplumların inanç biçimlerini geçmişten günümüze tarafsızlık ilkesi içerisinde resmi okullarında yer verebilir. Bunun dışında her hangi bir mezhebin ki ülkemizde bu Sünni/Hanefi dir- görüşleri dogrultusunda verilecek din egitimi laiklik ilkesine aykırıdır. İlk ögretim seviyesinde din egitimi verilmemelidir. 12 yaşından ufak çocuklara verilecek bir tek taraflı din egitimi pedagojik olarak da dogru degildir ve genç bireyleri şartlandırmaya yöneltir. Orta ögretim seviyesinde verilecek din egitimi ise yukarıda belirttigimiz sınırlar dahilinde olmalı ve dinsel tercih bireylerin özgür iradesine bırakılmalıdır.

* * * *Bunların dışında özel teşekküller ve vakıflar dini içerikli okullar yada kurslar açabilmelidirler, isteyen istedigi dinin egitimlerini bu kurslardan alabilir, buna her hangi bir engel getirilemez. Gene bu teşekküller müfredatı milli egitim müfredatına uygun olmak kaydıyla özel egitim birimleri açabilirler. Bu egitim birimlerinin hiç bir devlet garantisi olmamalı ve devlet yardımı almamalıdırlar. Bu okullar yardımcı okul statüsünde olmalı, dershane ya da kurs statüsünde olmalı ve bu yerlerden mezun olanların statüleri asla modern egitim kurumları ile bir olmamalıdırlar. Özel mezhepler kendi inançların ögretebilmek için kurslar ve dershaneler açabilirler. Bunlar tamamlayıcı statüde olmalı ve isteyen gidebilmelidir. Din tek tek bireylerin inanışları oldugundan bunu bireysel bazda bırakmak ve tüm topluma şamil etmemek gerekir. Dinini ya da herhangi bir mezhebin ögretisini ögrenmek isteyen onu boş zamanlarında ögrenebilir ve uygulayabilir. Ama hiç bir mezhebin inanışı bir genel egitimin parçası olmamalıdır.

* * * Bir diger sorun din egitiminde ve dinde dil sorunudur. İbadet dili Türkçe ya da ülkede agırlıklı konuşulan dilerden olmak durumundadır. Resmi dil ile egitim verilmesi daha dogrudur. İnananların neye inandıklarını bilmeleri dinlerin hurafelerden arındırılmasının ön koşuludur. Dinleri tekellerine almak isteyen zihniyetler kendi egemenliklerinin bir aracı kılmak maksadıyla dini lisanın anlaşılmamasını tercih ederler. Bu aynı zamanda onlara bir üstünlük ve alimlik havası verir, ulaşılmaz kılınırlar. Şeyh, hoca ve şıhların önüne geçilebilmesi için dini ibadet ve egitimler resmi dil ile yapılmalıdır.

* * * Ezan namaza çagrıdır ve Kuranda pek de tanımlanmamıştır. İlk ezan anlatıya göre hicretin (622) ilk yılında, Müslümanları cemaat halinde namaz kılmaya çağırmak üzere (Cumua suresi 9-11) ve minarede ilk ezan Muaviye’nin emriyle Mısır’da yaptırılan minarede VII. yüzyılın sonlarında okunmuştur. Ezanın minareden okunması, Peygamberin vefatından çok sonra Mısır’da uygulanmış bir yöntemdir. Kur’an-ı Kerimde içeriği gösterilmemiş olduğundan, Allah’ın kelâmı sayılmayan ezanı Arapça okumak farz olmayıp sünnettir.

* * * 1949 senesine kadar ezan Türkçe okunurdu ve ne dendigi de anlaşılabilirdi. Ezanın Türkçe okunmasında dinen de bir sakınca olmaması gerekir.

* * * Şayet bu ülkede bir dil devrimi yapılmışsa ve dilden amaç insanları birbirini anlayabilmelerini saglayabilmekse ibadetin de o ülkenin konuşulan dili ile yapılması zorunludur.


* * *saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:48 .