Islam Aydinlanmasi Iman Sayesinde Mi Oldu?
İslam uygarlığının çöküşü de Gazali etkisi, Moğol işgali vb. nedenlerle açıklanabilir. Cevaplandırılmamış soru şudur. Kuran'ı açıp baktığınızda bir sürü yasak, şiddet vb. ayetleri görüyoruz bugün. Diyoruz ki bu kitabın anayasa olduğu bir düzende ne bilim gelişir, ne de toplumsal bir uzlaşma sağlanır. Ama bu durumla çelişki oluşturan bir şey var ortada. Abbasilerin kara bayraklı devriminden sonra bir gelişme yaşanıyor ve parlak bir uygarlık görüyoruz. Bu bugünkü İslam dünyasından bakılınca anlaşılmaz görünüyor. Nasıl oldu da İslam gibi baskıcı bir rejimden parlak bir uygarlık doğdu?
İslamcıların kabulu şudur: İslam uygulanması bozulduğu için gerileme başladı. Aslında peygamber çok güzel bir kitap ve şeriat getirmişti. Bu yozlaştı o yüzden de çöktük. Hele son yılların modası da batının değerlerine düşmanlık şeklinde ortaya çıkıyor. Batının değerleri bizi yozlaştırdı. Halbuki batının değerleri oluşmadan İslam zaten çökmüştü. Devam edelim. Çözüm önerisi de şudur: Şimdi yeniden eskiye dönersek, özümüze sahip çıkarsak gelişiriz. Bunun için başlangıçtaki herşeye sahip çıkmalı ve yabancı eklentileri yok etmek lazım. Bu anlayışın getirdiği şey sadece kapkara bir yobazlık oluyor. Çünkü başlangıçtan görülen şey yasaklar, haramlar, korkularla örülmüş bir dünya.
Gerilemenin nedenini İslamiyetin kendisi olarak koyanlar ise 9. ve 11. yüzyıllardaki gelişmeyi açıklayamıyorlar. En fazlasından aslında ortada bir abartı var diye bir açıklama yapılabiliyor. Çünkü gerçekten de eğer İslamiyet bugün gördüğümüz gibiyse bu birkaç yüzyılda yaratılan şey açıklanamaz bir şeydir. Benim değerlendirmem şöyle. Bu dönemde Abbasi yönetiminin yorumu tamamen farklıdır. Oldukça ılımlıdır. Örneğin Abbasi isyanının lideri Ebu Müslim şöyle der: “Bir insan için ölçü alınabilecek tek özellik ruhunun soyluluğudur. Müslüman yada Musevi, önemli olan iyiliktir” Aslında kendisi de Mazdeist bir aileden gelmedir. Emevilerin baskıcı yönetimine karşı Şiiler de Abbasiler de uzunca bir savaş verirler. Abbasilerin en güçlü yanı ise milliyetçi değil enternasyonalist bir tutum almalarıdır.
Bu dönemle ilgili hikayeleri okuyan var mıdır bilmiyorum. Binbir Gece masallarında Harun Reşit dönemi çok geçer mesela. İslamiyet dönemi Arabistanı anlatılır. Ama şarap da içilir, kadınlar açık saçık da gezinir, oğlanlarla ilişkiler adeta yasaldır. Bugünkü ahlak anlayışına da din anlayışına da hiç uymayacak bir sürü şey vardır. İbni Sina çıkıp, ayın bölünmesinin doğru olamayacağını, çünkü gök cisimlerinin yapısının farklı olduğunu iddia eder. Dikkat ederseniz burdaki açıklama teolojik bir açıklama değildir. Bilimsel olarak böyle olduğu için doğru olamaz deniyor direk olarak. Yada İbni Haldun toplumların gelişmesini onların kendi iç ilişkileriyle açıklamaya çalışıyor. Hiç de ortada Allah'dan gelen bir şey yoktur. Bunların hepsi Allah inancı olan kişiler olsa da açıklamalarını kesinlikle inançlarına dayanarak yapmazlar. Gözlem, deney ve akla dayalıdır açıklamaları.
Bunlardan benim çıkardığım sonuçlar şunlar: Birinci olarak bu dönemde Kuran bugünkü gibi yorumlanmaz. Yasaklar, haramlar vb. öne çıkarılarak bir baskı rejiminin payandası yapılmaz. İkinci olarak Kuran'ın söylediklerine aykırı olan şeyler de *ifade edilebilir. Toplumun üstüne kapkara bir çarşaf örtülüp baskı altına alınmamıştır. Hatta bu yüzden başka ülkelerden buralara aydınlar toplanır. Bağdat, Semerkant, Buhara, İsfahan gibi kentler o zamanın dünyasının en gelişmiş kentleri olurlar. Bağdat'taki halife dünyanın en zengin adamıdır. Hazinesi altın doludur. O yüzden de zenginlere Harun Reşit misin denir. Araplar ipekçiliği ve kağıt yapımını Çin'den öğrenirler ve bunu batıya satarlar. Birçok Abbasi halifesi akılı herşeyin üstünde tutan Mutezile ekolüne bağlıdır. Kısacası toplum gelişmekte, aydınlar yetişmekte, eğitim kurumları yaşamakta ve bilimsel üretim yapılmaktadır. Üçüncü olarak bütün bunlar Kuran sayesinde yada dine sıkı sıkıya sarılarak gerçekleşmiş değildir. Tam tersine akıl ve bilime değer vererek olmuştur. Dördüncü ve son olarak, bu uygarlığın yeşerdiği toprak İran topraklarıdır. (Bağdat da eski bir İran eyaletiydi.) Bu topraklarda daha önce sayısız uygarlık yeşermişti. Sümer, Babil, Asur, Pers ve daha sonra Helen uygarlığı burda yaşadı. Geçmişinde oldukça güçlü bir miras vardı. Bu birikimin de döneme renk vermemesi düşünülemezdi.
Bugün ise kendilerini en ileri sayan islamcı akımlar bile İslamiyete işlemiş olan "Zamanın Ruhu"ndan kendilerini kurtaramıyorlar. İslamiyete işlemiş olan bu ruh kendini izole etmek, yalıtmak, diğer dinlerin özellikle Hıristiyanlar'ın egemenliğine ait gördükleri herşeyi reddetmek, kısaca gerici bir anlayıştadır. Örneğin çözümün Kuran dışındaki bütün kaynakları reddetmek olduğunu düşünenlerin yazılarına bakıyorum. Emevilerle Abbasiler dönemini ayırmıyorlar bile. Hepsi Kuran'ı bozmuşlar. Tabii kendileri de bir yorum yapıyorlar. Yorum da zamanın ruhuna tamamen uygun. Aynen yukarda saydığım gibi. Yabancı kültür ve zihniyetler dinimize sokuldu vb., hadi bunları temizleyelim. Evet yabancı kültür ve zihniyetler İslama bu yorumlarla girdi, girmeye de devam edecektir. Hiç bir ideoloji veya din kendini bu yorumlardan kurtaramaz. Sonuçta şu anda yapılan yorumlar da şu anda içinde bulunulan değerler sistemi baz alarak yapılıyor. Ve hep de böyle olacaktır.
Epey uzattım. Özet olarak, parlak İslam uygarlığının Kuran ve dine sıkı sıkı sarılarak gerçekleşmediğini, tersine akıl ve bilime verilen önem sayesinde oluştuğunu, bu dönemin küçümsenmemesi gerektiğini, tersine ders alınması gerektiğini düşünüyorum.
Konu sargon tarafından (10-04-2009 Saat 16:37 ) değiştirilmiştir.
|