Ben yazınızı büyük zevkle okudum ve bence çok güzel bir konuya değinmişsiniz.
Kendi düşüncelerimi açıklayayım...
|
Kubbe olarak kastedilen şey madem gökse o zaman ilk ayetteki yeri ve göğü yaratmış ibaresinin ne anlamı kalıyor?
|
|
Tanrı, güneşi ve ayı; yani yeryüzünün ışık kaynaklarını dördüncü gün yarattıysa, birinci gün “ışık” adıyla yarattığı şey neydi o zaman
|
Bu tarz sorular sormuşsunuz ve sormakta da çok haklısınız. Bu yazılar insana çelişki olarak geliyor ve çelişkiler olunca da bütün yazılanları yalan-yanlış şeyler olarak algılanıyor.
Peki yazılanlar bir çelişki midir?
Evet çelişkidir!
Ama burada en önemli konu şu, biz bu günkü bilgilerimizi ve doğrularımızı baz alıyoruz ve bundan milyarlarca sene öncesi için yorum yapıyoruz.
Acaba biz doğruları mı biliyoruz?
Bu günün bilimi ne der? Yeryüzünün ışık kaynakları güneş, ay... Bu tartışmasız bir gerçekliktir. Ama bu düşünce bu gün için gerçekliktir. Acaba bu gerçeklik milyarlarca yıl önce de gerçeklik miydi? Acaba o zaman da ışık kaynağı sadece gök cisimleriyle sınırlı mıydı?
Mantıken çok haklısınız. Yani ayetleri okuduğumuz zaman ilk gün ışığı yarattığını, dördüncü gün ise gök cisimlerini (yani ışığın kaynağını) yarattığını görüyoruz ve bu bize mantıksız geliyor.
Şimdi şöyle düşünelim. Varsayalım ki Tanrı yok. Tevrat, zebur, incil gibi kutsal kitaplar bir sahtekarın elinden çıktı. Emin olun ki bu sahtekar çok zeki bir adamdı. Eğer biz büyük bir yalanla ve aldatmacıyla karşı karşıyasak bu kitapları yazan kişinin de çok zeki bir insan olduğunu söyleyebilmeliyimdir. Sonuçta insanoğlunu büyük bir yalana inandırdı ve binlerce yıldır da insanlara bu yalana inandırmayı başarabildi.
Peki size sormak istiyorum, bu nedenli zeki ve kabiliyetli bir insan sizce bahsetmiş olduğumuz gibi (birinci gün ışığı yaratması & dördüncü ışığın kaynağını yaratması gibi) kutsal metni yazarken bu denli basit ve bariz bir hata yapabilir miydi?
İşte ben buna inanamıyorum, kabullenmek istemiyorum; çünkü bu denli zeki bir insanın bu denli bariz ve bariz bir hata yapacağını düşünmek bana saçma geliyor. İşte o zaman da benim önümde tek bir seçenek kalıyor: bu gün bizim bildiğimiz gerçeklikler, bundan milyarlarca yıl önce gerçek değildi. O zamanlarda çok daha farklı gerçeklikler vardı. Aradan milyarlarca yıl geçti, dünya değişti ve bizim için ışık kaynağı sadece gökcisimleriyle sınırlı kaldı.
Unutmamak gerekir ki tarih şeridinde "karanlık çağ" olarak adlandırdığımız milyarlarca yıllık zaman dilimi için en ufak bir bilgimiz yok. O karanlık çağda doğru neydi, gerçeklik neydi, ışığın kaynağı neydi, insan nerede yaşardı ya da insan var mıydı... Hiç bir şey hakkında en ufak bir bilgimiz yok.