Bir varmış bir yokmuş,
evvel zaman içinde, kalbur burçlar içinde, Ay Tanrısı 30'lar, en büyük Tanrı 60'lar, burçlar içinde, gökler tellal, yer altı berber iken, burçlar fıldır fıldır döner iken, o mekanın, bu mekanın, o tarafın, şu tarafın Tanrısı çok, pek çokmuş.
O zamanın Nisanu, bu zamanın Mart sonu olan aylarında Tanrı Dumuzi ölür, insanlar ağlarmış. (21 Mart dönencesi)
Tanrıların işleri de kendileri gibi çok, pekçokmuş.
Kendilerine hizmet etsinler diye insanları yaratmışlar.
Hizmet?? Tapınmak da bir hizmet miydi, ya ibadet... benzettim aslında.
Melekler hizmetkarlar değil midir, sürekli ibadet eden.
Gel zaman, git zaman, Marduk ölüp oğlunca kurtulduktan sonra tüm Tanrılar kendilerindeki güçleri Marduk'a verdiler.
Elli Tanrı'dan Elli farklı güç, elli farklı isim aldı Marduk.
Elli güç, elli isim, tek Tanrıda birleşti... (sonraki Tanrılardan biri elliyle yetinmedi, 99'a yükseltti)
Yine gel zaman, git zaman, israiloğulları bu dahiyane fikri pekçok beğendi.
"pekçok tanrı mı? peh.." dedi en akıllıları, konsorsiyum kurdular belki...
Çok güçlü, pekçok gücü kendinde birleştiren BİR TEK TANRI çıktı ortaya... dahiyanece...
insanlar aynı insanlar...
yalnız artık pekçok Tanrıya değil de pekçok gücü olan bir tanesine hizmetkar.
not: Gönül Tekin etkisi, fena halde