Slycako kardeşim.. Marx’ın bu gözlemi elbette doğru.. Ben de o konuya değinecektim ama, biraz farklı şekilde.. Batı ile Doğu arasında ekonomik sistem farkı İslam’ın geri kalmasında büyük rol oynamıştır. O farkları yakından incelemenin zamanı geldi.. Bu önemli konuyu bir kaç kelime ile geçiştirmek istemiyorum. Biraz uzun olacak ama, sorunu başka türlü açıklamam mümkün değil...
Müslüman ülkelerin geri kalmasına katkıda bulunan ekonomiM sorunlar:
Avrupa coğrafi olarak farklı iklim ve topoğrafiye sahip olduğundan, toprak ürünlerinin çeşitliliği bu niteliğin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı yörelerde kerestecilik temel sanayiyi oluştururken, diğerlerinde buğday ve arpa gibi hububatgiller, şarap, yün ve herring (balık) gibi ürünler yerel ekonomilerin temelini oluşturmuşlardır. Bu ürünlerin karşılıklı değiş tokuşu ve ticaretin nisbeten kolay gerçekleşmesi toplumların gelişip, zenginleşmesine ve daha refah bir yaşam sürdürmelerine katkıda bulunmuştur. Avrupa halkları kendilerine kervanlarla ulaşan İslam ve Doğu kaynaklı lüks mallara artık gereksinim duymamaya başlamışlardır. Avrupa’da çok sayıda mevcut düzenli ve kullanılabilir nehirlerin olması karşılıklı ticareti kolaylaştırmıştır. Avrupa’nın denizlerle kuşatılması gemi endüstrisinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Baltik ve Kuzey denizleri, Akdeniz ve Karadeniz arasında deniz ticareti yapmak kolaylaşmıştır. Arada bir harpler ve salgınlar gibi nedenlerle bu ticaret yolu tıkanıyor ise de, bu coğrafi özellikler genel olarak Avrupa halklarının iyi beslenmesinde ve zenginleşmesinde olumlu bir rol oynamıştır. Uzun mesafeler arası yapılan bu ticaret zamanla kredi sisteminin, bankacılığın ülkeler arası boyutlara ulaşmasını sağlamıştır. Daha sonraları sigorta sisteminin yerleşmesi ve ekonomik stabilite özel teşebbüsün gelişmesi ve yerleşmesine alet olmuştur. Kuzey denizinin kaba ve dalgalı olması sağlam ve dalgalara dirençli gemilerin inşa edilmesini gerektirmiş ve deniz ürünleri de Avrupalıların iyi beslenmelerine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu arada gemi sanayisi okyanuslara dirençli gemileri inşa edebilecek boyutlara ulaşmıştır. Giderek büyümekte olan gemilerle bo miktarda mal taşımak mümkün olmuştur. İslam dünyası ve Doğu ülkeleri, Çin ve Hindistan örneğin, hafif tonajlı, manevrası kolay küçük gemilerle yetinmişlerdir. İlerde bunun da zararını çekeceklerdir, Müslüman’lar.
Batı’da politik sistem parçalı olduğundan yerel ekonomiyi tam anlamı ile denetlemek mümkün olamamıştır. Yerel ekonomi politik sistemlerden ve denetimlerden bağımsız olarak gelişebilmiştir.
Doğuda, İslam ülkelerinde ve Çinde faiz karşılığı borç para verenler tefeci olarak aşağılanmışlar, mal alış verişinde arabuluculuk yapan tüccarlar küçük görülmüşlerdir. Bu yüzden İslam dünyasında ticaret yeterince gelişememiş, toplumlar Avrupa’nın ekonomik zenginliği ile rekabet edemez hale gelmişlerdir. İslam ülkelerinde mevcut merkezi otoriteler ticarete direkt olarak müdahale edebilmişlerdir. Avrupa’da böyle bir santral otorite yoktur. Çünkü Avrupa ülkeleri farklı hükümetler ve otoriteler tarafından yönetilmektedirler. Bu otoriteler arasında rekabet mevcuttur. Birçoğu ülkelerinde ticaretin rahat bir şekilde yapılabilmesi için yasalar çıkartmışlar ve ticaret yapmayı kolaylaştırmışlardır. Bunun için ticaret vergileri azaltılmış ve ticaret yapmak cesaretlendirilmiştir. İslam ülkelerinde ve daha da bariz olmak üzere Hindistan Moğol imparatorluğunda vergiler tüccarların belini kıracak kadar yüksek tutulmuştur. Avrupada prenslikler, kraliyetler, monarkiler ve benzerleri arasında ortaya çıkan rekabet bir yandan vergilerin düşmesine, öte yandan ticaretin artmasına neden olarak, Avrupa’lıların zenginliğinin temelini oluşturmuştur.
Evet.. İslam ülkeleri ekonomi konusunda birçok yanlışlıklar yapmışlardır. Bu yanlışlıkların fiyatını acı bir şekilde ödemişlerdir. Ekonominin santralizasyon bu yanlışların en büyüğüdür. Bugün bile Türkiye’de ekonomi tam olarak bağımsız değildir. Devlet ekonomiye yerli yersiz, gerekli gereksiz müdahale etmekte ve en büyük tüccar ve işveren olmayı sürdürmektedir. Eski, köhne ve kötü huylardan kurtulmak zordur. İslam dini bu merkezileştirme sürecinin en büyük nedenidir. İslam’ın ekonomik politakası ölü doğan bir çocuk gibidir.. Müslüman ülkelerin ekonomisine geçici olarak katkıda bulunmuş, defolu olduğundan bu sistem yalnız sultan ve padişahlara ve rejimin üst kademesini oluşturan büroktratlara hizmet etmiş, onların altına inememiştir. Müslüman halk cehalet ve fakirlikten kurtulamamıştır. Bu ekonomik sistemde sermaye birikimi mümkün değildir. Marx ve Engels’in değildiği gibi, özel mülkiyet cesaretlendirilmemiştir. Ülke, üzerinde yaşayan insanlar dahil, padişahların malıdır. Vezirler arasında bile zamanla çeşitli yöntemlerle zengin olanların para, mal ve mülkleri, onlar itibardan düşer düşmez, padişah tarafından gasbedilmiştir.
Müslüman kardeşlerimiz umarım artık Müslüman ülkelerin neden geri kaldıklarını anlamaya başlamışlardır..
HACI
|