Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 15-02-2011, 07:28
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

sevgili psiko..

bilmek ve inanmak kavramlarına nasıl baktığımı ifade edebilmek adına bir olay canlandırmak istiyorum..

çölde yürüyen 1000 kişilik bir insan grubu düşün. uzun süredir yolculuk yapıyorlar, suları azalmış ve bitmek üzere.. herkes sahip olduğu bünye/metabolizma gereği bu susuzluktan bir yere kadar değişik derecelerde etkilenecektir..

bu gruptan biri biraz hızlı giderek önlerindeki kum tepesinin arkasına baksa ve dese ki:

-kum tepesinin arkasında bir göl/dere/"su" var..

şimdi ortada bu 1000 kişiyi ilgilendiren veri oluştu.. şimdilik bu veriyi inanç/bilgi ya da inanmak/bilmek olarak sınıflamıyorum..

"kum tepesinin arkasında su var" verisi nereye kadar "inanç" nerden sonra "bilgi" halini alır bunu inceliyelim..

bunu söyleyen kişiye bu 1000 kişiden bazıları inanabilir bazıları inanmayabilir..

şimdi bu veriyi ortaya atan kişi bu veriyi bu 1000 kişiye "doğrulamak"la mükelleftir.. çünkü bu 1000 kişinin hayatta kalmasıyla ilgili çok önemli bir veri ortaya koymuştur..

bunu ortaya atan kişiye; bu 1000 kişilik gruptaki insanlarla olan ilişkisi, insanların susuzluk derecesi vs gibi faktörlerin altında bu veriyi sınamadan, gözlemlemeden kendi bilinçlerinde doğrulaması ya da yanlışlaması olayı inançtır..

yani burda tepenin arkasında "su var/yok" gibi kişisel bilinç sabitlemeleri inançtır.. çünkü kişi tepenin arkasını henüz gözlemlememiştir, sınamamıştır, 5 duyu ve bilinciyle deneyimlememiştir..

burda bilinci açık birinin söyleyeceği ifade:

-tepenin arkasında su olup olmadığını bilmediğim gibi başka bir şey olup olmadığını da bilmiyorum.. tepenin arkasında hiç bir şey olamayacağı gibi aklıma bile gelmeyen bir çok şey olabilir.. çünkü henüz tepenin arkasını 5 duyum ve bilincimle deneyimlemedim..

işte bu aşamada bu 1000 kişinin herbiri tepenin arkasını gözlemler, sınar, deneyimler ve hepsi "tartışmasız" bir şekilde tepenin arkasında su olduğunu doğrularsa artık bu veri "o insan topluluğu için" inanç olmaktan çıkıp bilgi düzeyine erişir..

"tepenin arkasında su var" verisi artık "bu insan topluluğu için" bir "gerçekliktir"..



"bilgi"yi üretip deklare eden bilimdir, insanoğlu değil..

bir insanın kişisel ürettiği bir veri diğer tüm dünya insanlığı tarafından sınanıp, tekrarlanıp, doğrulanıp deneyimlenmediği sürece sadece o kişinin ve kişiyi kendi bilincinde doğrulayanların inancıdır..

dünyadaki insanoğlunun gündeminde olan her veri(dinsel ve bilimsel) zaman faktörü içerisinde doğrulanabileceği gibi yanlışlanma potansiyeli taşır..

bunu doğrulayıp yanlışlayacak olan insanoğlu değil, insanoğlu kollektif bilincinin ürettiği bilimdir..

bu verilere inanıp inanmamak ise bilimin değil insanoğlunun işidir..

kısacası bilimin işi bilgidir

insanoğlunun işi inanmaktır..

ama inanmak fiili özün/özbenliğin değil çeperin(sahtebenliğin) işi olduğu için kişinin bundan sorumlu tutulması çok trajikomik bir olaydır..

bir insanı tanrıya inandığı için sorumlu tutamadığınız gibi inanmadığı için de sorumlu tutamazsınız..

bir insanı budizme inandığı için sorumlu tutamadığınız gibi museviliğe inanmadığı için sorumlu tutamazsınız..

bir insanı hinduizme inanmadığı için sorumlu tutamadığınız gibi islama inandığı için de sorumlu tutamazsınız..

bir insanı idealist olduğu için sorumlu tutamayacağınzı gibi materyalist olduğu için de sorumlu tutamazsıznız..

kısacası bir insanı inancından dolayı sorumlu tutamazsınız..

çünkü o insan henüz bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığında değilidir..

çünkü o insan henüz bilincine yansıyan varlığı/evreni bir bütün olarak bilmediğinin farkında değildir..

o insan bilincine yansıyan evreni/varlığı bildiğini zannetmektedir..

hali hazırda varolan semavi ve doğunun diğer dinleri bilmek değil inanmak kavramının öğeleridir.. çünkü tüm dünya insanlığı tarafından sınanabilinir, gözlemlenbilinir, tekrarlanabilinir, tartışmasız evrensel onay alma gibi özelliklerden çok uzaktır..

uyuyan bir insan gördüğü rüyadan dolayı sorumlu tutulamaz, çünkü gördüğü şeyin bir rüya olduğunun farkında değildir.. kişi ancak uykudan uyanabilirse az önce gördüğü şeyin bir rüya olduğunu farkedebilir..

kişi bilincinde değişim/dönüşüm yaşamadığı sürece sahip olduğu bilinci gerçeklik zannetmeye mahkumdur zaten..

insanoğlunun binlerce yıldır yaşadığı şey de bu farklı rüyaların biribirleriyle olan çatışmasından başka bir şey değildir..


Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 15-02-2011, 10:08
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

Sevgili paslıçivi ;

Elbetteki bilgiyi üretip deklare eden bilimdir.
Bilimdir de bilim ile uğraşan,
bilimi ortaya koyan kimdir ?
İnsanoğlu değil mi ?
Bilim dediğimiz kurumun da temelinde,maddenin yanısıra maddenin gerçekliğini bilme adına hareket eden insanoğlu yatmakta değil mi ?

Şahsımın bakış ve anlayışına göre,
Din mana verir.
Bilim de bu manayı tarif eder.

Elbetteki "Teolojik küstahlıklar" diye tanımladığımız birçok olay,
tarihin ve sosyolojik olayların da bizlere gösterdiği gibi,
din çoğu zaman kendi alanı olmayan bilime-Daha doğrusu bilim adamlarına ve keşiflerine- müdahale etmiş ve bunun sonucunda sanki din ve bilim uzlaşmaz ikili olarak karşımıza çıkmış ve hala da öyle görünmektedir.
Oysa din denilen öğreti sistemini de,
bilim denen maddi gerçekliğe giden yol olan bilimi de insanoğlu üzerinde taşımaktadır.
Tıpkı bedenindeki iki kolu gibi.
Sevgili Albert Einstein'ın "Bilimsiz din kör,dinsiz bilim topaldır." önermesinin nedeni konusunda derin derin düşünmek gerekmekte gibi.

Bugün bilim denen kurumun ortaya koyduğu birçok yasaları ;
çöldeki 1000 kişinin "Gerçeklik"e ulaşması adına "Hepsinin" de tepenin ardında su olup olmadığını görüp bilmesi gerektiği savından yola çıkarsak,
dünyada yaşayan milyarlarca insan ne görmekte ne de bilmektedirler.
Bu gerçeklikleri o bilim dalında uzman olan bazı bilim adamları bilmekte ve insanlara da bunun böyle olduğunu söylemekteler.
Peki bu durum bilimsel yasalarda herhangi bir çekince mi oluşturmaktadır veya oluşturmalıdır ?

Elbetteki ne inançlı ne de inançsız birilerin varlığı yekdiğerini rahatsız etmemelidir.
Ancak,
eğer insanoğlu denen varlık "Sosyal bir varlık" ise,
(Şahsımın inancına göre önce ruhani,bu maddi dünyada sosyal bir varlıktır.)
bu bireylerin oluşturduğu toplumsal yapılarda ORTAK bazı değerlerin varlığı kaçınılmaz değil midir ?

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 16-02-2011, 07:07
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

Bilimsel yöntemle bu duruma bakacak olduğumuzda ne görürüz ?
-Her ne kadar bir önceki inanç sistemi bir sonrakini tanımıyor/kabul etmiyor olsa da,bir sonraki inanç sistemi "Amentü" der.Yani Bir Yahudi İsa'yı ve öğretilerini tanımıyor/kabul etmiyor olsa da,bir Hristiyan hem İsa'ya hem de Musaya inanır.Bir Hristiyan Muhammed'i ve öğretilerini tanımıyor/kabul etmiyor olsa da,bir Müslüman hem İsa'yı hem Musayı hem de onlardan önce gelmiş tüm İlahi mazharları tanır/kabul eder.-
Bu bağlamda/minvalde olaya bakacak olur isek,
Amentüden kaynaklı,
Musanın geldiğini ve Tanrı adına hareket ettiğini,
İsanın geldiğini ve Tanrı adına hareket ettiğini,
Muhammedin geldiğini ve Tanrı adına hareket ettiğini,
Ve tümünün de Tanrı adına toplum/ümmet oluşturduğunu gözlemlememiz/müşahade etmemiz çok zor mudur ?
Bunların birbiri ardına gelip,
iddialarının da toplum/ümmet oluşturduğunu tekrarlanabilirlik olarak ele alma şansımız var mıdır ?

Buradaki tarif bir inanç mıdır yoksa bilinen bir durum mudur ?
Elbetteki bilgiyi üretip deklare eden bilimdir.
Bilimdir de bilim ile uğraşan,
bilimi ortaya koyan kimdir ?
İnsanoğlu değil mi ?
Bilim dediğimiz kurumun da temelinde,maddenin yanısıra maddenin gerçekliğini bilme adına hareket eden insanoğlu yatmakta değil mi ?
sevgili psiko.. "bilgiyi üretmek, bilmek insanoğlunun değil bilimin işidir" derken anlatmak sitediğim kavramı tekrar ifade etmeye çalışayım.. topiğin başından bir alıntı yapıcam

sevgili dostlar..

zaman zaman forumda

-"ben tanrının varlığını biliyorum" gibi teizm

-"ben tanrının yokluğuna inanmıyorum, olmadığını biliyorum" gibi ateizm bilinçdüzeyi ifadeler görüyorum..

bilmek ve inanmak kavramlarının nasıl karıştığı ve nekadar önemli olduğu ortaya çıkıyor..
bu ifadeleri zaman zaman siz de görüyorsunuzdur.. bakın burdaki insanlar "bilme" işini bilimin elinden alıp kendi kişisel bilinçleriyle deklare ediyorlar..

işte burda bilmek ve inanmak kavramları birbirine giriyor, kişinin farkındalığı buharlaşıp gitmiş..

bu farkındalık öylesine buharlaşıp gitmiş ki bu kişiler biribirlerinden tanrının varlığı/yokluğunu kanıtlanmasını isteyecek kadar bilinçsizce bir tutum ve davranışa giriyorlar.. ve bunun sonunda biribiriyle çok anlamsız, insani olmayan, kördöğüşü bir kavgaya dalaşmaya, bölünmeye gidiyorlar..

bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığına varan bir insan diğer bir insanın inancını tartışmaz, yanlışlamaya doğrulamaya çalışmaz.. bu onun inancıdır, bu kişi o inancıyla mutlu ve huzurludur der ve kişiyi kesinlikle rahatsız edip irrite etmez..

ve işin ilginç yanı bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığına varan birinin zaten hiç bir inancı kalmaz, kendisine yansıyan varlığı bilmediğinin farkına varır..

ve artık o kişi için diğer tüm idealist ve materyalist insanlar "bildiğini zanneden/inançlı" insanlar grubuna girer.. ve o yüzden bu insanlarla olan tüm kavgası bitmiştir..

bildiğini zanneden insan uyuyordur, uyku mahmurluğundadır..

bilginin/bilmenin; insan bilincinden bağımsız, tartışılmaz, kendini tüm insanlığa dayatan bir gerçeklik olduğunun farkına varmıştır artık..

bir şey/veri; insanoğlu tarafından tartışılıyorsa, evrensel onayı yoksa bilgi değil nonbilgidir yani inançtır..

bilgiyle inanç arasındaki en önemli devasa fark "insanlaşmadır"..

bilgi/bilmek insanlığı bölmez, biribirine düşürmez, tek çatı altında toplar..

inanç/inanmak insanlığı böler, biribirine düşürür, bilinçsizce bir yaşam sürmesine neden olur..

şimdi sizin yukarıda semavi dinler için verdiğiniz örneği doğu dünyası (hindistan, japonya, kore, çin vs) insanına anlatın, hiç bir şey ifade etmeyecektir..

ne musa ne isa ne muhammed ne kutsal kitaplar ne de tanrı/allah onların gündelik yaşamlarında zerre kadar önemi yoktur.. sizin için doğu dinleri bilincinizde ve günlük yaşamaınızda ne kadar önem taşıyorsa onlar için de batı dünyasının semavi dinleri o kadar önem taşır..

sen çinde budist tapınağını gezerken, budha heykelini gördüğünde nasıl sadece turistik amaçlı fotoğraf çekersen, o insan da batıya gelip bizim camimizi, kilisemizi sinagogumuzu gezerken aynı turistik zihniyetle bakar ve sadece fotoğrafını çeker.. onun için hiç bir önemi yoktur caminin isanın muhammedin allahın varlığı ve kavramları.. senin içinde aynı şey budizm ve hinduzim gibi dinlerin önemli kişileri, kutsal metinleri, çoklu tanrıları, ölüm sonrası çoklu yaşamları bir o kadar önemsizdir ve yaşamında ve bilincinde hiç bir anlam ve önem taşımaz..

ya da sen evinde belgesel seyrederken bir budist, hindu tapınağı yada budhanın heykelini, hinduların tanrı figürlerini gördüğünde sen ne hissediyorsan o insanlar da belgesel seyrederken gördükleri cami muhammed kuran isa kilise incil için aynı şeyleri hissediyorlar..

ve bu durum için ne batı dünyası ne doğu dünyasının insanını suçlayıp eleştiremezsin..

batıya elçi gönderip haber gönderen, ölüm sonrası cennet/cehhennem vaadeden herşeye gücü yeten bir tanrı doğu dünyasını başıboş bırakmış ordaki insanların izledikleri ruhani liderler bu batı dünyasının semavi dinlerinden çok aykırı bir öğreti ile insanları yönlendirmişlerdir

tüm dünya insanlığına kendi zaman ve coğrafyasının zihni yüklenir.. ve zihin yüklenirken temel öğe şudur..

"bizim inandığımız din hakikat, diğer tüm dünya dinleri batıl bozulmuş veya hurafedir"..



tüm dünya insanlığı bu zihinde çok derin bir uykuda yaşar..


Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 16-02-2011, 07:30
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

Ancak,
eğer insanoğlu denen varlık "Sosyal bir varlık" ise,
(Şahsımın inancına göre önce ruhani,bu maddi dünyada sosyal bir varlıktır.)
bu bireylerin oluşturduğu toplumsal yapılarda ORTAK bazı değerlerin varlığı kaçınılmaz değil midir ?
insanoğlunun her anlamda evrimi devam ediyor, bu bizim hesaplayamayacağımız uzunlukta bir süreç.. milyarlarca yılın yanında şurda bilebildiğimiz 4-5 bin yıl nedir ki? bir de işin mekan boyutu var.. sonsuz dediğimiz sınırların çizemediğimiz bir evren.. bizim yaşadığımız dünya adlı gezegenin bu sınırsız sonsuz evrendeki yeri ve önemi nedir? biliyormuyuz hayır..

yani biz zaman ve mekan olarak sınırlarını belirleyemediğimiz bir varlığın/bütünün bir parçasıyız.. bu algılayabildiğimiz kesit, bütünün/varlığın ne kadar bir parçası, ne kadar yer işgal ediyoruz, bizi önemseyen birileri varmı, yoksa kendi kendimize gelin güvey mi oluyoruz belli değil.. kısaca hiç bir şey bildiğimiz yok..

ve sevgili psiko senin bahsettiğin bazı ortak değerler bu devasa sonsuzluğun içinde çok küçük bir kesitte yer alıyor..

bir milyon yıl sonrasının varlığını hayal edebilir misin?

acaba insan denen canlı türü varolacak mı?

ya da evrimimiz devam edip bugün hayal bile edemeyeceğimiz çok farklı bir canlı/varlık türüne mi dönüşüp evrileceğiz?

ya da bizim soyumuz da tükenip bizden çok daha bilinçli donanımlı bir canlı türü mü oluşacak?

ve bu önüne geçilemez süreç bizim irademiz dışında devam ediyor.. varoluş şimdilik insanoğluna uygun gördüğü model bu senin bahsettiğin ortak değerlerde bir arada yaşamaya çalışmak..

ve şimdilik bu kaçınılmaz..

aynı şekilde bu ortak değerlerin farklı coğrafyalarda değişik olması sebebyile insanoğlunun savaşmasının kaçınılmaz olduğu gibi..

bu da benim teslimiyetimin bir parçası..


Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 16-02-2011, 09:02
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

bilmek ve inanmak arasındaki en önemli ayıraç "şüphe" dediğimiz kavramdır..

şüphe dediğimiz kavram o kadar önemlidir ki varlığı yokluğunu bir yana bırakın esintisi bile hissedilse o veri bilgi değil inançtır..

iki veri yazalım..

A-ben tanrının varlığından eminim, biliyorum , hiç şüphem yok..

A-ben tanrının olmadığından eminim, biliyorum, hiç şüphem yok..

bu iki ifadede şüphenin lafının geçmesi bile o verinin bir inanç olduğunu gösterir..

inanç dediğimiz kavram zaten varolan şüphe duygusunun bastırılıp negativize edilmesi olayıdır..

şimdi iki veri daha yazalım..

B- ben dünyanın yuvarlak olduğunu biliyorum, hiç şüphem yok

B- ben denizlerin suyunun tuzlu olduğunu biliyorum, hiç şüphem yok..


şayet B kısmındaki cümleleri incelerseniz, ne deklare edilmesine gerek vardır, ne savunulmasına, ne tartışılmasına, ne bildiğinizi ifade etmenize, ne de şüphenizin olup olmadığına..

işte "bilgi/gerçek/bilmek" dediğimiz şeyler B kısmında yer alan verilerdir..

bilgi olmayan bir veriyi deklare ettikten sonra "şüphem yok" ifadesini kullanıyorsanız bilinciniz uyku modundadır ve iman safhasındasınızdır, bu deklare ettiğiniz verinin ne olduğunun hiç bir önemi yoktur..

bilgi; 1/1=1 dir..

inanç; x/1<1 dir ama kişi bunu kendi bilincinde x/1=1 yapar..

şüphe; 1/1-1/x dir.

sahtebenlik/ego bu farkı "şüphem yok" diyerek revize eder ve kişiyi uyku moduna geçirir..

ve kişi bilmediği şeyi bildiğini zannederek yaşar..

zaten o yüzden diğer insanlarla dalaşır..


Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 20-02-2011, 16:12
emre025 emre025 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Apr 2009
Mesajlar: 178
Standart

Slm

Ateist arkadaslar benim söyle bir sorum olacak

Allahin varligina inanmak icin ne olmasini beklerdiniz bu dunya sistemi yasam vs yani ne olmaliydiki bir Allahin oldugunu kabul ederdiniz ?

Allahin varligini kabul etmeniz icin olmassa olmaz sartiniz nedir ?
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 20-02-2011, 16:16
ulpian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ulpian ulpian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880

Başarı Ödülü 

Standart

emre025´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Slm

Ateist arkadaslar benim söyle bir sorum olacak

Allahin varligina inanmak icin ne olmasini beklerdiniz bu dunya sistemi yasam vs yani ne olmaliydiki bir Allahin oldugunu kabul ederdiniz ?

Allahin varligini kabul etmeniz icin olmassa olmaz sartiniz nedir ?
Güzel bir soru; bir ateist olarak kendi adıma >şurada< yanıtlamaya çalışmıştım.

Peki siz, ne olsaydı, nasıl bir evrende yaşıyor olsaydık veya ne olursa, bir tanrıya olan inancınızdan vazgeçerdiniz?
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 20-02-2011, 16:20
aliyarasfal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyarasfal aliyarasfal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
Standart

Sevgili dostum;

Siz nasıl bir kanıt biliyorsunuz ki inanıyorsunuz?Allah islamın tanrısıdır. Tanrı kavramı üzerine soruyorsan basit, inanmak değil bilmek işidir ki tüm tanrı kavramları geçmişten bu güne herhangi bir şekilde bilinmemiştir, yani kanıtıyla var olmamıştır.Sadece inanılır ki neden inanıyorsun sorusuna mantıklı ve kanıtlı bir cevap verende tarih boyunca çıkmamıştır. Yani babanızdan ne öğrendiysen, çocukluğundan ne dayatıldıysa onu doğru kabul ediyorsun.

Biz tanrının varlığına kanıt bilmiyoruz. Siz biliyorsanız lütfen sunun.

Şimdilik saygımla gittim...

Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 20-02-2011, 16:39
emre025 emre025 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Apr 2009
Mesajlar: 178
Standart

aliyarasfal´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili dostum;

Siz nasıl bir kanıt biliyorsunuz ki inanıyorsunuz?Allah islamın tanrısıdır. Tanrı kavramı üzerine soruyorsan basit, inanmak değil bilmek işidir ki tüm tanrı kavramları geçmişten bu güne herhangi bir şekilde bilinmemiştir, yani kanıtıyla var olmamıştır.Sadece inanılır ki neden inanıyorsun sorusuna mantıklı ve kanıtlı bir cevap verende tarih boyunca çıkmamıştır. Yani babanızdan ne öğrendiysen, çocukluğundan ne dayatıldıysa onu doğru kabul ediyorsun.

Biz tanrının varlığına kanıt bilmiyoruz. Siz biliyorsanız lütfen sunun.

Şimdilik saygımla gittim...

slm

Bizlerde Allahi gördügümüzden inanmiyoruz sonucta bize varligini peygamberler kitaplar vasitasiyla haberdar ediyor

Bana düsen ne o zaman o kitabi o peygamberin dediklerini incelemek dedikleri dogrumu yanlismi diye ben inceledim dogru bu kadar basit

Ikinci bir husus

Ben bugün ateist olmaya karar versem basima gelen bir olayin aciklamsasini kendime nasil yapcam

Bir arkadasima borc vermistim aylar gecti vermedi bir aksam ruya gördüm rüyada cocuk bana parani vercem aklimda unutmadim dedi ertesi gun ise gittim cocuk aynisini dedi ?

Simdi bu ruyayi neden iki gun önce degil tam o gece görüyom simdi lütfen sakin bana rüya algisi ile kitaplar önerme onlari defalarca okudum inceledim
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 20-02-2011, 16:41
emre025 emre025 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Apr 2009
Mesajlar: 178
Standart

Bu baska bir sey baska bi duygu hissiyat meselesi eger gercektende inanmak istersen hissedersin ? bunu yasamayan ne demek istedigimi anliyamaz
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran'in Arapcasinda "Araplar" yazdigi halde neden meallerinde "bedevi" olarak gecer? ALKA İslam 34 15-05-2017 07:18
"allah korusun", "allah nazardan saklasın", "allah esirgesin", "allah belanı versin dolfen Konu-dışı 5 07-06-2012 00:06
RTE ile K.K. "Bahar Havasi'nda Bulusup", "Turban Sorunu'nu" "Cozeceklermis" evrensel-insan Politika 4 29-09-2010 17:09
"Kart" darbecilerle "Taze" darbecileri koruma çabası yada bir yalanın anatomisi! wiperandcleaner Politika 24 16-12-2009 14:25

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:47 .