Dün akşam tv'de Lübnan saldırısının üçüncü günüyle ilgili haberleri seyrettim. En az 60 sivil öldürülmüştü. İsrail Gazze'ye saldırmıyor bu sefer. Egemen bir devlete saldırıyor. Hizbullah'ın yaptığı bir saldırıyı gerekçe göstererek Lübnan sınrılarından içeri girdi. Türkiye de zamanında Irak sınırını aşmıştı ama İsrail'in yaptığı bir sivil katliamı var ortada.
Dün bu konuyu foruma taşımayı düşündüm. Davud'a, Süleyman'a dalıp unuttum. Ama yaşam unutmuyor tabii. İnsanlar, çoluk çocuk ölmeye devam ediyor.
Nerden mail adresimi almışlar bilmiyorum ama, bir yıldır barış derneği adında bir yerden güzel, anlamlı mailller geliyor. Bu konuda da bir yazı göndermişler. Onu eklemek istiyorum ben de.
İsrail ordusu Gazze’den sonra Lübnan sınırını da geçti!
İsrail'in yeniden işgal operasyonu ABD'den tam destek görüyor.
ABD ve İsrail işgal ettikleri topraklardan derhal geri çekilmelidir.
Gazze'yi yeniden işgal eden ve yoğun saldırılarını sürdüren İsrail, Hizbullah örgütünün iki İsrailli askeri kaçırmasını “savaş sebebi” sayarak bu kez de Güney Lübnan sınırını geçti ve bölgede geniş çaplı bir “operasyona” başladı.
Gazze ve Güney Lübnan'da kaçırılan İsrail askerlerinin karşılığında Filistinli ve Lübnanlı tutukluları serbest bırakması istenen İsrail, “takas ve pazarlık yok” tavrını sürdürerek eylemlere sert biçimde karşılık veriyor. Altı yıl önce çekildiği Lübnan topraklarına yeniden giren İsrail ordusu hava, kara ve denizden art arda saldırılar düzenlerken 28 Haziran'da başlayan Gazze’deki işgal nedeniyle şimdiye kadar aralarında pek çok çocuğunda olduğu 60 Filistinlinin öldüğü belirtildi
İsrail Ortadoğu'da yeniden savaş ateşini yakıyor. İsrail güç gösterisi yapıyor. Görünen o ki İsrail ve ABD Ortadoğu'da el ele verip planlarını uygulamaya koydular. ABD, İsrail'in tüm işgal eylemlerinin en önemli destekçisi olduğunu ilk ağızdan Dışişleri Bakanı Rice aracılığıyla duyurdu. İsrail'in tüm saldırılarını “meşru müdafaa hakkı” olarak tanımlayan ABD, yıllardır İsrail işgali altında yaşamaya çalışan Filistin halkının hiçbir “meşru hakınıı” tanımıyor. Gazze ve Lübnan işgalleriyle İsrail üzerinden Ortadoğu’daki pozisyonunun sağlamlaştırmayı hedefleyen ABD, yine Rice'ın ağzından Lübnan, İran ve Suriye'ye yönelik tehditler savuruyor. Şaron'un mirasçısı İsrail Başbakanı Olmert, “sertleşeceğiz” diyerek, işgal altındaki toprakların halkına “çok çok çok acı” vaat ediyor. Daha ne kadar sertleşebilirler? İsrail yıllardır yeterince sert değil miydi, yeterince ezmedi?
Ortadoğu topraklarının tarihi ve bu toprakların insanları yıkım ve kanla yoğrulmuş. Bugün emperyalizm bu topraklarda en cüretkâr biçimde boy göstermeye uğraşıyor. Bir tarafta Irak var, ABD emperyalizmine karşı "direniş"i sürdüren. Diğer tarafta Filistin halkı, yıllardır direnen. Başka bir yandaysa İran, Suriye ve Lübnan var. ABD ve İsrail'in cüretkârlığına kafa tutan. Bugün Ortadoğu’da ve dünyada barıştan yana olanlar ancak “eşitlik” ve “özgürlük” için emperyalizme direnerek barış mücadelesinin önündeki engelleri kaldırabilirler.
Emperyalizmin dayatmaları Ortadoğu’daki barışın en büyük düşmanıdır.
ABD ve İsrail, *işgal ettikleri topraklardan derhal çekilmelidir.
Not: Sevgili meas, yukardaki yazında Akad kralı Sargon ile yazılanlarda bir çarpıtma var. Benim de adını kullandığım bu kral yanlış tanıtılmış. Alıntı yapılan kitap elimde. Anlatılmak istenen Sargon'un bir zalim olduğu değil. Sargon zalim bir kral değildi. Ancak bütün krallar gibi birçok savaş yaptı elbette. Kramer kitabında "ill dinsel ağıtlar"ı anlatıken "Sargon ve ardıllarının Uruk, Ur, Lagaş vb. kentlere saldırıp ele geçirmesi" sırasında kadınların yaktıkları ağıtları işliyor.
Bütün Sümer tarihi bir şehrin diğer şehirleri ele geçirmesi ve sırasıyla Ur hanedanlığı, Eridu hanedanlığı, Kiş hanedanlığı ve son olarak Akad hanedanlığının oluşması biçimindedir.
http://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_king_list
http://en.wikipedia.org/wiki/Sargon_of_Akkad