firatb84´isimli üyeden Alıntı
"Insani iki eli ile yaratmak" ifadesi saptirilabilir bir ifade katiliyorum. Yani yorumla bilmem neyle yirtabilirler bundan ancak Tanri`nin Eden bahcesinde yururken ayak izlerinin kalmasi, ayak seslerinin duyulmasi...vs Tanri`nin insanlari arayip bulamamasi, Tanri`dan saklanma kavrami, "Tanri`yi yuz yuze gordum, ayaklarinin altinda su bu vardi" diye anlatilmasi iste bunlar asla yorumla saptirilamaz. Tanri resmen insan olarak dusunulmus, bu kadar basit, bunlarin mecazi olamaz. "Mecaz" diyerek artik kor parmagim gozune, caresizlik icinde kendilerini kandiriyorlar.
|
Herkese Merhaba,
"mecaz"
"belagat"
"edebi söz sanatları"
Bunlar nedir? İnsani söz sanatları. İnsana dair yani. Sözün etki gücünü, inandırma, ikna etme derecesini artırma sanatları. Benzetmeler, abartmalar, yakını diyip uzağı kastetmeler... uzar gider.
"Ol!" diyince olduran bir güç yeri şu kadar günde/devirde, göğü şu kadar günde/devirde, öteyi beriyi de şu kadar günde/devirde mi yaratır?
Hayır.
"Ol!" der, olur.
Ama yaratıcı uydurma ve inandırıp, ikna etme sorunu olan insan, edebi sanatlardan başka ne kullanabilirdi ki?
Nasıl anlatmalıydı?
Elinde o güne dek kimsenin duyup bilmediği, söyleyemeyeceği, akıl sır erdirip, algılayamayacağı, açıklayıp anlamlandıramayacağı, duymadığı bilmediği, insan üstü Tanrısal tek bir sözcük, ikna yöntemi, anlatım gücü yok ki, bildiği söz sanatlarını döktürmekten başka ne yapabilirdi ki?
Çok zaman yuvarlak, ara ara sivri, zaman zaman da kim ne derse öylesi olsun anlamına gelecek ifadeler insanidir demek bile saçma.
İnsani olmayıp da ne olacaktı ki?
Kitaplarda anlatılan Tanrı insan gibi değil, düpedüz insandır. Fiziksel değil sadece ruhsal olarak da kini, garazı, tehdidi, dua ve secdelerle kendisinin övgü ile anılması gereksinimlerinden ötürü düpedüz, egosunun esiri, sıradan bir insandır.
Üstüne üstlük kendini insanalara yine bir insan tarafından servis etmekten başka yeteneğinin olmadığı çelişkisini, nasıl edip de gizlesem derdinde olan, yer yer ne dediği anlaşılmasın diye, karman çorman ifadelerle durumu kurtarmaya çalışan bir insandır.
Kurban ister, dua ister, övülmek ister, itaaat ister, cehennemle korkutur ve ha bire "öldürün kafiri!" der.
Niye ? Çünkü kendi öldüremez kafiri. Kaldı ki zaten "kalbini mühürleyerek, inançsızlığa sürüklediği, kendini kanıtlayamadığı, inandıramadığıdır "kafir" dediği.
Lütfen bu tanrıları hor kullanmayıp, sorular sormayınız, durmadan varlığını kanıtlamasını istemeyiniz ondan. İnanırları türlü türlü mecazla, "hikmetinden sual olunmaz"la uğraşıp duracaklar.
Çünkü hiç değilse sizin iki eliniz bir akılınız var ama o tanrılarda bir tek yaşayan hücre dahi yok.
Yoku mecazla değil de neyle açıklayacaklar; çünkü
varın mecazı olmuyor. Çünkü gerçekten varsa Tanrı anlatılan, yazılanlar gibi olamaz.
Aslanlar gibi çıkar ortaya, elçisiz, vahiysiz, "buraya gelin ahmaklar sürüsü, gelin buraya, alın size az biraz ilim, irfan, açlığa sefalaete savaşlara son verecek erdem, alın da bunca dinlere rağmen birbirinizi yiyip durmayın" diye kendini,
insan aklının algılayamayacağı ama derhal secde edeceği bir şekilde, ortaya koyar, ikna ederdi. İşte asıl o zaman, dünya sınavının akla yatkın bir anlamı, amacı olur, eğriyi dileyen eğriye, doğruyu dileyen doğruya giderdi. Tanrı eğer olsaydı Tanrıya özgü bir nitelikle kendini ortaya koyar, kendini zavallı insani ifadelerle var etme derdindeki yığınlara muhtaç etmezdi.
Değilse, "mecaz, belagat, söz sanatı, istiare, teşbih vs."
nesine lazım Tanrı'nın. Kendini kula,
kulun bilemeyeceği, bulamayacağı, ancak anında secde ederek iman edeceği bir ilimle ortaya koyamayanın, imtihanla, "
şunu kesin, şu malları toplayın, cizye, cariye alın, şuna şunu nikahladık!" gibi
nikah memurluğuyla ne ilgisi olabilirdi?
Sağlıcakla kalınız.