Evrim teorisini kulaktan dolma değil de, bilimsel olarak incelemek beni aşıyor. Biyoloji bilmi ile alâkalı temel bilgilere sahip olmam şart.En azından neyi savunduğumu, ya da neye karşı olduğumu bilmem açısından. Ama bu güne kadar bu cesâreti gösterebilmiş de değilim.
Her ne kadar evrim mevzûsu noktasında "kara câhil" olsam da, evrimin ahlâki boyut ve açılımları olduğunu da sizden öğrenmiş bulunmaktayım.
Bu fakir için ne büyük saadet!...
Bu arada evrimi kabul etmeyen herkesi de 'hayvan' yerine koyan ince bir gönderme yapmışsın. Hem primatlardan evrildiğini ileri sürüp hem de hayvanlığı hakâret kasdıyla kullanmak "geyik muhabbeti"nden kaynaklanmıyorsa, bu 'entellektüel' birikiminiz, esbâb-ı mûcibesi zât-ı âlinizde saklı çok 'derin' bilgilerden besleniyor olmalı.
'Hikmetiniz'(!)den sual olunmuyor muhterem.
Hepimiz zaten hayvanız sn.Vefik Sami..
Herkes insanların ahlaksızlığından şikayetçi ama bunun neden olduğu bir türlü ortaya koyulamıyor..Ben bunun toplumsal evrimle açıklanabileceğini sanıyorum..O yüzden evrimden bahsettim size..Başka türlü bir insanın zamanla ahlaksızlaşması nasıl anlatılır bilemiyorum..
Size bir örnek veriyim..Benim eniştem dürüst bir adamdı ama zamanla geçinemedi ve türlü işlere bulaştı,bulaşmak zorunda kaldı..Bana bile kazık attı..Hiç ummayacağımız bir adam,para yüzünden adeta dolandırıcı oldu..Aslında böyle olmak zorundaydı,çünkü üzerinde ciddi bir baskı oluştu..Canlılar sadece üzerlerinde bir baskı oluştuğu zaman dönüşürler..Benim eniştede de olan şey budur..İyi biriydi,para yüzünden baskıya maruz kaldı ve kötü biri haline geldi..Bu gerçeği evrim dışında farklı bir yolla nasıl açıklayabiliriz?
Evrimi öğrenirsek bunun bize ne gibi bir ahlaki geri dönüşü olur?
Evrimi öğrenirsek,diğer canlılardan farklı olduğumuzu,diğer canlılar ile aynı havayı soluğumuzu,diğer canlılara ihtiyacımızın olduğunu anlarız.Bu anlayış,insanların daha merhametli(ahlaklı) olmalarına neden olur..Doğal seçilim gibi bir olguyu öğrenen birisi,bu minvalde davranmanın ahlaklı olmayacağını bilir ve ona göre kendine çekidüzen verir..
Iste sorunlardan biri de bu. Insanoglu farkindaligi ve bilinci noksanligi.
Yani insanoglunun tek ve alternatifsiz kavramsal bilgiyi ortaya koyan tur oldugunun algilanamamasi ve insanoglunu, illa bir baska fenomen ile ozdeslestirmek.
Hepimiz zaten hayvanız sn.Vefik Sami..
Herkes insanların ahlaksızlığından şikayetçi ama bunun neden olduğu bir türlü ortaya koyulamıyor..Ben bunun toplumsal evrimle açıklanabileceğini sanıyorum..O yüzden evrimden bahsettim size..Başka türlü bir insanın zamanla ahlaksızlaşması nasıl anlatılır bilemiyorum..
Size bir örnek veriyim..Benim eniştem dürüst bir adamdı ama zamanla geçinemedi ve türlü işlere bulaştı,bulaşmak zorunda kaldı..Bana bile kazık attı..Hiç ummayacağımız bir adam,para yüzünden adeta dolandırıcı oldu..Aslında böyle olmak zorundaydı,çünkü üzerinde ciddi bir baskı oluştu..Canlılar sadece üzerlerinde bir baskı oluştuğu zaman dönüşürler..Benim eniştede de olan şey budur..İyi biriydi,para yüzünden baskıya maruz kaldı ve kötü biri haline geldi..Bu gerçeği evrim dışında farklı bir yolla nasıl açıklayabiliriz?
Evrimi öğrenirsek bunun bize ne gibi bir ahlaki geri dönüşü olur?
Evrimi öğrenirsek,diğer canlılardan farklı olduğumuzu,diğer canlılar ile aynı havayı soluğumuzu,diğer canlılara ihtiyacımızın olduğunu anlarız.Bu anlayış,insanların daha merhametli(ahlaklı) olmalarına neden olur..Doğal seçilim gibi bir olguyu öğrenen birisi,bu minvalde davranmanın ahlaklı olmayacağını bilir ve ona göre kendine çekidüzen verir..
Daha önce arz ettim.
Benim evrimle ilgili bir araştırmam/bilgim yok.
Fakat; sizin evrimin ne olduğunu/olmadığını bildiğinizden de emin değilim.
Kurduğunuz cümlelerin içindeki "evrim"i kaldırıp yerine "din" kavramını koyun; değişen tek şey, övdüğünüz ya da karşı çıktığınız kavramların yer değiştirmesi olacaktır. Halbuki evrim ve din, birbirleri yerine ikame edilebilecek iki kavram değildir.
Sırf dinlere ve dindarlara olan öfkeniz nedeniyle evrimi savunuyormuş görüntüsü veriyorsunuz .
Ya da çok sinsice bir geyik muhabbeti sürdürmektesiniz.
Konu Vefik Sami tarafından (28-08-2013 Saat 23:17 ) değiştirilmiştir.
Cahilliğine şükreden dinci Cübbeli Ahmet;
"iyiki okumamışım okul falan. Sivri aklımla bi kuran'ı inceleyelim derdim yani. manyaklığın sınırı yokki. iyiki okumamışım, diplomasız cahilliğim için allahıma ne kadar hamd etsem azdır. iyiki efendi hazretleri gibi bir mürşit bulmuşum". Cahilliği seçmesiyle Cübbeli Ahmet'e şarlatanlık nasip olmuş övünüyor. Ne kadar şükretse azdır. Haklı\Ülevli. Çünkü olası Tanrı insanları biyolojik temelde dötkılı olarak yaratmıyor. Nasıl yapıyorlarsa bir şekilde akp'liler sonradan dötkılı hülooğğ olmayı başarıyorlar.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Bazı türlerde İkinci-üçüncü-dördüncü dereceden asalaklar görülmüştür. Özellikle insan denen türde kaçıncı dereceye ulaştığını hala şahsen düşünmekteyim.
Sevgiler
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
AKLI KENARA KOYMADAN CENNETE GİDEMEYİZ. cüppeli Ahmet
Bunu da evrim üretti. Evrim teorisi bunu nasıl açıklar.
Demek ki insan soru sormalı kuşkulanmalı.
Bunda şaşılacak bir şey yok. Boyun Eğme (İslam) dininde akıl kavramı, Araplaşmış ve Araptan çok Arapçı olmuşlarca çarpıtılmıştır. Biz Türkler, Araplaşınca, öz dilimizdeki us sözcüğünü dilimizden atıp yerine Arapça akıl'ı koyduk, bu nedenle akıl "us" demek sanıyoruz, oysa değildir. Türkçedeki us sözcüğü u- "yapabilmek, muktedir olmak" kökünden gelir, bugünkü umak > -mak/-mek mastar ekinin kökü de budur. Bir de eski Türkçede Tanrı'nın sıfatlarından biri olan Ugan "Kadir, her şeye gücü yeten, muktedir olan" sözcüğü vardır, o da aynı kökten geliyor. Özetle us "yapabilme yetisi/gücü" demektir.
Arapça akıl (عقال) ise "zincir, bağ" demektir. Yani, Araplaşmışların ikide birde söyledikleri, "Kur'an akledin der, aklınızı kullanın der" söylemlerinde, sanki "bilim yapın, araştırın, inceleyin" anlamı varmış gibi davranırlar. Oysa Kur'an'daki "akledin" ifadesi, "akıllı olun!" anlamındadır, yani bir tür tehdittir, "zincirinizi aşmayın", "size çizilen sınırın ötesine geçmeyin" anlamındadır.
Arapların başlarındaki örtü düşmesin diye taktıkları şöyle bir şey vardır
Bu şeye akâl "halka 2. zincir halkası" denir. Arapçada akıl عقل ile akâl عقال sözcükleri aynı kökten gelir. Bir de âkıl "bağlı" vardır, bir zamanlar meşhurdu hani, âkil adamlar diyorlardı, oysa o âkıl adamlar olmalıdır, âkil "yiyen, yiyici" demektir işte bu aynı kökten türetilmiş olan âkıl da "akıllı/bağlı duran, zincirini aşmayan" demektir. Hani, "akıllı ol!" derler ya, işte o tehdide "uyan" anlamındadır.
Bunda şaşılacak bir şey yok. Boyun Eğme (İslam) dininde akıl kavramı, Araplaşmış ve Araptan çok Arapçı olmuşlarca çarpıtılmıştır. Biz Türkler, Araplaşınca, öz dilimizdeki us sözcüğünü dilimizden atıp yerine Arapça akıl'ı koyduk, bu nedenle akıl "us" demek sanıyoruz, oysa değildir. Türkçedeki us sözcüğü u- "yapabilmek, muktedir olmak" kökünden gelir, bugünkü umak > -mak/-mek mastar ekinin kökü de budur. Bir de eski Türkçede Tanrı'nın sıfatlarından biri olan Ugan "Kadir, her şeye gücü yeten, muktedir olan" sözcüğü vardır, o da aynı kökten geliyor. Özetle us "yapabilme yetisi/gücü" demektir.
Arapça akıl (عقال) ise "zincir, bağ" demektir. Yani, Araplaşmışların ikide birde söyledikleri, "Kur'an akledin der, aklınızı kullanın der" söylemlerinde, sanki "bilim yapın, araştırın, inceleyin" anlamı varmış gibi davranırlar. Oysa Kur'an'daki "akledin" ifadesi, "akıllı olun!" anlamındadır, yani bir tür tehdittir, "zincirinizi aşmayın", "size çizilen sınırın ötesine geçmeyin" anlamındadır.
Arapların başlarındaki örtü düşmesin diye taktıkları şöyle bir şey vardır
Bu şeye akâl "halka 2. zincir halkası" denir. Arapçada akıl عقل ile akâl عقال sözcükleri aynı kökten gelir. Bir de âkıl "bağlı" vardır, bir zamanlar meşhurdu hani, âkil adamlar diyorlardı, oysa o âkıl adamlar olmalıdır, âkil "yiyen, yiyici" demektir işte bu aynı kökten türetilmiş olan âkıl da "akıllı/bağlı duran, zincirini aşmayan" demektir. Hani, "akıllı ol!" derler ya, işte o tehdide "uyan" anlamındadır.
Çerçeve edilip duvara asılası bir yazı, teşekkürler.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.