Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Turan Dursun Sitesi Topluluğu > Servis Şartları & Site Duyuruları > Yeni Üyeler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 22-03-2014, 20:55
mrdragon mrdragon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 May 2013
Mesajlar: 899
Standart

hemeros´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
şimdi madem hesap günü var okey diyelim kabirde sorgu olacaksa kaç kez hesap vereceğiz kabirde cehenemde yandık diyelim eee ya hesap günü yani kıyamette Allah affederse beni ne olacak kabirde boşamı yanmış olacağım?

Bana göre hesap günü de yok.
Kurana göre kabir azabı da yok.

Siz bir tanrının varlığına inanıyorsunuz ki doğrudan Allah'ın varlığı dediğinize göre araştırdığınız aşamalarda aslen dinin değiştirilmiş olma olasılığına bakıyorsunuz.

Evet kuran tabanındaki din ile mezhepsel din tamamen değiştirilmiştir.
Buna karşın kuran yeterince akla aykırı işleyen zamana bağlı ve tanrısal kavramı yeterince insanlaştıran onu basit materyallere gebe bırakan kaynaktır. Baştan sona kadar dönemsel psikoloji içinde insani çatışmalara giren dil tanrısı o kaynakta hayat buluyor. Tabi muhtemelen siz kuran'ın da değiştirilmiş olma olasılığını göz önünde bulunduruyorsunuz ama onu belirlemek için Muhammed dönemine dayalı arkeolojik yazıları elde etmek gerekir. Öyle bir şansımız daha olmadı. Buna karşın kuran içeriğine göre yaşanan dönemde dahi ayetler değiştirilmiş başkalaştırılmış ve eskileri unutturulmuş olabiliyor. Bunu da kuran dillendiriyor. Yoruma açık olsa da, totalde sadece belli bir tarihten sonra sabitlenip elimize ulaşan kaynak var.

Günümüz insanına hitap edemeyen kaynağı mecburen insanlar günümüze uygun hale getirmek adına, hiç çekinmeden büküp ayetleri ile oynayıp bağlamları koparıp yeniden tasarlıyorlar. Totalde imanlı farkında olmasa da bilinç altında tanrının yokluğundan istifade edip kitaptan bağımsız tavırlar sergiliyor..

Yani ortada bir hikaye kitabımız var ve o kitabın hali ile işlemiş olduğu bir kurgusu var. Bu kurguya göre sonradan türetilen kabir azabı tamamen çelişki oluyor.

Oysa kitaba göre kıyamet koptuğunda, ölü olanlar vaad edilen günün doğruluğunu anlayıp telaşa kapılacaklar af dileyecekler. Hatta ne oldu diyecekler zaman onlara çok kısa gelecek v.s. (tamamen çelişik bir durumdur kabir azabı kitaba göre, sevimli arap tanrısı tonla azap kısmını anlatıp dururken kabire nedense hiç değinmemiştir sözde kitabında ama bunu dahi sorgulamazlar inanç köleleri, değil tanrının varlığını sorgulasınlar...)

Ben özellikle bir imanlının kendi kitabına bu kadar yabancı olmasına hastayım.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 23-03-2014, 05:22
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart

hemeros´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
okumuştum 15 yıl önce tam ergenlik dönemimdi ozamanlar sorularım başlamıştı en çok ruh halimi bozan kabir azabı hadisleriydi halen bozmakta allah var diye düşünüyorum acaba kuran mı dejenere oldu diye araştırma yapıyorum
Hoşgeldin

Kur'an bir dönemin yasa kitabı. Allah terimi, yasayı uygulatmak yönünde yani özünde bir yaptırım gücü olarak çıkar karşımıza. Aslen tüm hikayelerdeki tanrıların -ki ortadoğu- görevi, yasa yapanları tasdik edip, uygulatmak çerçevesindedir.

Kısaca Kur'an 9-11. yüzyıl arası yazılmış, çizilmiş bir yasalar toplamı(Muhammed dönemine dair hiç bir somut veri yok, muhtemel -ki bana göre daha eskilere dayalı, dilden dile aktarılmış, bir hayli el değişmiş bir ya da bir kaç efsane var ortada).

Zaten Kur'an demek özünde derlenen, toplanan demek. yani kabile toplumlarından merkezi iktidara, devlet yapısına geçen bölgenin yerleşik kabileleri için devlet kadar yazılı bir anayasada yakıcı sorundur. haliyle evveliyatı dilde, sözde, ilahilerde, imamların kafasında tutulan geçmiş dönem iktidar yasaları derlenip, toplanıp, elekten geçirilip, bir çok hikaye ve argümanla beslenip yasa kitabı haline getirilmiş görünüyor...

Peki inanç bunun neresinde? Hiç bir yerinde. İnanç ile bağımlılığı aslında saplantıyı karıştırmamak gerekir. İslamiyet inanca değil, onun siyasi olarak kullanımına dayalı bir dindir. Kısaca istismar üzerine kurulu siyasi örgüt-oluşumlardır. Din budur.
  1. Din size emreder.
  2. nasıl düşüneceğinize karar verir.
  3. Nasıl inanacağınıza karar verir.
  4. Kime-kimlere tabi olacağınıza ve biat edeceğinize sırasıyla karar verir.
Bu böyle çevreden, merkeze doğru işleyen sistematik bir örgütlenme modeli, sürecidir.

Merkezde ise kimler oturur?

Dönemin tanrıları. yani işin aslı, astarı hakim, egemen olan iktidarın en merkezindekiler. Böylelikle koskoca topluluklar çorabından, saçının teline, cebindekinden, aklının mührüne kadar bu hakim merkeze TABİ hale gelirler... ne demişler, minareyi çalan kılıfı hazırlar

İnançda zorlama olmaz. Hiç kimse bir başkasının nasıl inanması gerektiğine karar veremez zira adı üstünde inanç. İnsanlar emin olmadıkları şeylere inanç beslerler, emin olunan şeyin inanca gereksinimi yoktur. İnancın dinsel çerçevede ele alınışı bu ne yazık ki.

Bir diğer ve asıl sorun ise, inanmak aldanmanın diğer yarısı. Birisi olmadan diğeri olmuyor. Kısaca aldanmak için gereksinim olan tek şey inanmaktır, inanmak içinde aslında bir yerde aldanmak. Zira inandığınız sürece şahit değilsiniz demektir.
İslama nasıl girilir, şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir denir. Nasıl şehadet ediyorsun, bu koca bir yalan, resmen insanlara yalan söyletiliyor, zira şahit değiller ki şehadet edebilsinler!!!!

Bunu bir örnekle verirsem; siz herhangi bir arkadaşınızın bir başka arkadaşınız hakkında söylediklerine İNANABİLİRSİNİZ. Neye dayandınız, algılarınıza, duyularınıza değil, inandığınızı düşündüğünüz bir insanın sözel aktarımına. Peki ya yalan söylüyorsa?! İnandığınız sürece bunun bir önemi yok

Neyse, kabir azabından korkmaya gerek yok, zira o azabı yaşatacağını iddia edenler 1200 yıl önce gibi bir zaman evvel hayata gözlerini yumdular, elbette o tür korkularla ait oldukları dönemde toplumu, insanları, insanlığı bir hayli sağdılar, iktidarlar kurdular ama bu gün yaşamıyorlar, bu gün yaşayanlar onların insanlığın başına ördüğü çorapla ihya olmaya, iktidarların tepesinde oturmaya devam ediyorlar

Kısaca Allah, tanrı ne dersek diyelim ortadoğu dinleri açısından sadece bir ARAÇ, yaptırım gücüdür.

Allah'a gereksiniminiz olduğu sürece, Allah'ın da Allah'ına gereksinimi vardır ve bu böyle sonsuza kadar gider. yaratan, yaratılmak zorundadır, bu mantığa göre. Sonuç neden illa bir yaratan olsun? Böyle bir şart mı var? varsa O'nu kim yarattı?.. Neyse insan zihninin yani bizlerin coğrafyalara göre değişen düşünce ve hayal gücünün metafizik(fizik ötesi, somut değil soyut) ürünleri...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:42 .