Sevgili Kapitän,
Kapitän´isimli üyeden Alıntı
|
Dip nottan okuduğum kadarıyla 6 Ocak 2014 tarihinde kabul edilmiş ve (kağıt üzerinde) etkileyici, demokratik, halkçı bir anayasa olmuş. Umarım daha da ilerletilir, bölgeye örnek oluşturur ve yüzyıllardır onun-bunun postalının, tankının, kılıcının, dininin, mezhebinin, dilinin altında ezilen halkların umudu olur.
Verdiğiniz link için teşekkürler.
Kendi adıma; çeşitli anayasal kurumların sınıf oluşturması, partiler, seçim gibi maddeleri okudukça tedirgin oldum. Bazı maddelerin "değiştirilemez" olması da ilerde sıkıntı olabilir, hoş "hak kaybına uğratılamaz" anlamında kullanılmış.
Gelişmeleri takip edeceğim.
--/--
Sanırım evrensel-insan, akraba halkların bulunduğu bölgede sınırların kaldırılması, bu halklara "bir tür özerklik" ve/veya "çok uluslu kimlik" kazandırılması gibi bir şeyden bahsediyor. Veya ben yanlış anladım.
Rojava Anayasasına bakılırsa, oluşturulmuş olan kanton sistemi bundan bir kaç adım ilerdedir.
YPG, Suriye hükümeti açısından bakıldığında bölücü terörist, kantonlar açısından bakılırsa kantonların koruyucu gücü, Türkiye hükümeti, ulusalcılar vesaireler açısından bakıldığında PKK'nın Suriye koludur.
|
İKİNCİ BÖLÜM
15. Madde:
a- Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) ulusal bir kurum olarak her üç kantonun güvenliğinden ve toprak savunmasından sorumludur. Halkın çıkarlarına hizmet eder ve halkın güvenliği ile çıkarlarını korur. YPG özsavunma ilkesine göre hareket eder, merkezi ordu ile ilişkilerini Yasama Meclisi'nin çıkardığı yasalar belirler. İç güvenliğe ve merkezi sisteme yönelik tehditlere karşı da sivil yönetimleri destekler. Emirlerini de Halk Savunma Birlikleri'nden (YPG) alır.
|
Sevgili evrensel-insan, YPG'nin terörist bir oluşum olduğunu düşünüyor olmalı ki, kantonlaşma, özerklik vs. oluşumların halk içinden çıkmasının, geçmişinin temiz (teröre bulaşmamış) olmasının daha doğru olacağını savunuyor.
Benim, YPG ve eylemleri hakkında -birilerinin önümüze koydukları dışında- derinlemesine bilgim yok. Ama son günlerde bazı düşünceler oluştu.
Kobane kuşatmasında diğer iki kantonda bulunan YPG güçlerinin Türkiye üzerinden Kobane'ye gitmek için koridor açmasını istediklerini, bazı açıklamalara göre söz verildiğini, bazı açıklamalara göre verilmediğini basından okuduk. Neticede bu koridorun açılmadığını da gördük.
Yine, bazı kanton yöneticilerinin basına yansıyan açıklamalarından, Türkiye'nin üç kantona Suriye hükümetine karşı ÖSO, El Nusra ve IŞİD ile birleşmesi için baskı yaptığını, bunun için Kobane'de olana bitene göz yumduğunu okuduk. Sanki Türkiye, kantonları IŞİD ile tehdit ediyor gibi (gibisi fazla). ABD de IŞİD'i bu sebeple -dostlar alışverişte görsün- tarzında bombalıyor. Belli ki, Kürt silahlı gücünü Esad'ın başına sarmak için -ılımlı muhalif (ne şaka ama)- olan ÖSO, El Nusra, IŞİD ile birleşmeye zorluyorlar.
Kantonların kendi anayasalarına, laikliğe bağlılığını (ki, "ancak laik gruplarla işbirliğine gireriz" diye net beyanları da olmuştur), ÖSO, El Nusra ve IŞİD gibi dinci, mezhepçi katillerden uzak duruşunu açıkça görüyoruz.
Kantonların savunma refleksleri, davranışları, açıklamaları, hedefleri kendi içinde tutarlı, anayasaları ile tutarlı, kendi halklarının hakları açısından tutarlı ve evrensel ilkelere uygun gözükmektedir.
Sevgiler