Eşcinsellerin evlat edindiği çocukların zaten ebeveynleri yok .
Bir çocuğun hiç anne babası olmaması mı iyi yoksa iki babası yada iki annesi olması mı ?
Ayrıca bence eşcinseller topluma faydalılar çünkü normal çiftlerin yapıp sonrada sokağa attığı çocuklara aile oluyorlar .
Çocukların psikolojisine gelince , şu ana kadar hiç bir eşcinsel ebeveynin çocukların psikolojisini kötü etkilediği görülmemiştir.
Nero;Türkiye'de olmaz zaten..Konu Türkiye değil..
Genel anlamda laik bir ülkede eşcinseller evlenebilmeli ve evlatlık edinebilmeli..Bunu diyoruz..
Hayır, evlat edinememeli. Evlensinler ama evlat edinmeleri bence çocuğun akıl ve ruh sağlığı açısından sakıncalı. İleride problem yaşama ihtimali yüksek o çocukların.
Ayrıca o tür ilişkilerin normal olduğu kanısı uyandırır o çocukta. Kendisi de üvey anne babasını görüp, onlara özenip onlar gibi escinsel evlilik yapmaya kalkabilir.
E, kalksın, ne var bunda diyebilirsiniz. Aslında eşcinsel olmadığı halde, sırf onlara özendigi için o tur bir iliskiye girmesi daha sonrs bunalima girmesine yol açabilir.
Ayrıca bu konunun laiklikle ilgisi yok. Konuyu laiklik açısından ele almanız laikliğe yanlış yaklaşmanızdan kaynaklanıyor.
Eşcinsellerin evlat edindiği çocukların zaten ebeveynleri yok .
Bir çocuğun hiç anne babası olmaması mı iyi yoksa iki babası yada iki annesi olması mı ?
Ayrıca bence eşcinseller topluma faydalılar çünkü normal çiftlerin yapıp sonrada sokağa attığı çocuklara aile oluyorlar .
Çocukların psikolojisine gelince , şu ana kadar hiç bir eşcinsel ebeveynin çocukların psikolojisini kötü etkilediği görülmemiştir.
Anne babasız olacağına eşcinsel anne babası olması daha mantıklı gibi görünüyor. Buna bir şey diyemem. Sadece ileride oluşabilecek sorunları itiraz gerekçesi olarak söylüyorum.
Şimdiye dek kötü etkilediği görülmemiş diyebilir miyiz, bilmiyorum. Bu tür çiftlerin evlat edilebildiği ülkeler var mı ve varsa ne zamandır bu yasal?
Bu türdeki konular laikliğin değil, insan hak ve hürriyetleri temelinde, hukukla ilgilidir. Ama elbette laiklik, temel hak ve hürriyetler, hukuk konusunda kabuller namına ileri bir aşamayı temsil eder...
Din devletleri, toplumlarında ise bırakın laikliği, hukuk dahi olamaz, yerine belirli mercilerin ceza kestiği, hak ve hürriyet tanımayan ama sadece sınır çizen bir ceza-şiddet kurumu olabilir. Ancak laiklik bizim gibi ülkelerde olduğu gibi burjuvazinin de sulandırdığı haliyle çarpıtılmaktadır. Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değildir, yani bu şekilde saltıklaştırılıp, darlaştırılabilir bir kavram değildir.
Laiklik, kişi, birey üstü, kişi iradesinden bağımsız görülen kurumlar, aidiyetler(din, inanç, mezhep, ırk, renk, cins!!!), kısaca sosyo-kültürel inanç, grup ve bağlılıkların, insan-kişi-birey üstüleşen kurumların, siyaseten kullanılmaması, hakim-egemen kılınmamasıdır. Bu salt otorite, emir-buyruk-amadelik sorunu değil, insanların düşünme potansiyelininde bitirildiği, engellendiği, sınırlandığı bir hal alır.
Kısaca Türkiye zaten hiç bir zaman laik olmadı, çünkü devlet modeli hadi dini dışlasak, ırkçı-milliyetçi, böyle bir devlet laik olamaz, olmayacağı gibi o toplumda hukuk da, hukuk bilinci de, temel hak ve hürriyetler meseleside, toplumsal birliktelik, bilinç de ciddi sorun oluşturur... ama denebilir ki Avrupa, onlarda 2. dünya savaşına kadar olmadı, sonrasında ise ancak bazı ülkeler şöyle, böyle! Bilhassa 1. Dünya savaşı öncesi ve sonrasında yükselen ırkçılık-milliyetçilik, insanlığın 19-20. Yüzyılda elde ettiği ilerlemeye ağır bir darbe vurdu ve bu darbeden laiklik ve hukuk kavramları da etkilendi. Yani demek istiyorum ki;
A -> Bir sosyo-kültürel inanç..
Ya da
A -> Sosyo-kültürel dil, folklor vs - etnik
Ya da
A ->istimarla milliyetçilik haline geitirlmiş etnik ve özünde yatan dürtü ırkçılık
Ya da
A -> Bir mezhep
Ya da
A -> Bir renk!(siyah, sarı, beyaz, kırmızı veya çekik göz vs)
Ya da
A -> Bir cinsiyet
Yukarıda A herhangi bir kişi, insan veya birey değildir ve özünde SİYASİ kurumalrda değilelrdir ve siyaseti de olmaz(ancak iç meselelerinde olabilir, çünkü siyaset, aslında sorun çözme yol ve yöntemlerine denir, siyasetin tanımı da özünde bu). Bu din, mezhep, milliyet, renk gibi kişilerin kendilerini AİT hissettikleri, çeşitli sosyo-kültürel veya biyolojik farklardan ileri gelen gruplar olabilir.
Eğer insanlar siyaseti, yani gündelik hayatlarında-ki aslında buna ekonomi* denir!- karşılaştıkları sorunalrı yine soruna dair enine-boyuna tespit, analizler ve çözümler üretmek yerine, herhangi bir otorite veya otorite olmak ve ne derse kabullendirmek adına, böylece kendisini de tartışılamaz kılmak ve tüm diğer fikirleri lav etmek namına, yukarıda saydıklarımı İSTİSMARA giriyorsa orada hakim olan cehalettir, laiklik yoktur ve hukuk da olmaz(aslında)... *Ekonomi demişken, günümüzde ekonomide salt paraya endesklenerek tanımlanır oldu ki bu da bu kavramın tamamen içinin boşalmışlığıdır, ekonomi, yaşamın tüm sağlayanlarının toplamına verilen bir isimdir ve dolayısıyla siyaset de yaşamın sağlayanalrının veya engelleyenlerinin sorunalrının çözümü üzerine şekillenir-oluşur, bu bağamda da siyasetin kaynağı ekonomidir.
İşte laiklik bu temellerde tanımlanır ve bu temelde önemlidir, ne yazık ki dünya da bunu kavrayabilmiş insanlar, toplumlar nadir bulunabilir. Bunu kavrayamayan her toplum da koyundur, bunun daha kolay anlaşılır, sonuçları üzerine benzerlik kurulur ve böylece anlama sağlayıcı ideal bir ifadesi yok. Sürüdür, potansiyel zombidir, kimlerden, hangi renkten, milletten olduklarının hiç bir önemi yok zaten laikliği, bilinci engelleyen ana faktörler bu yapay ve siyasetle alakası olmayan tarafgirliktir.
Örneğin Türkiye'de insanların sorunalrı nelerdir diye şuraya maddelesek %99.9'u ekonomik çıkar, ama Türkiyede toplumalrın siyasi olarak bilinç düzeyini ve önceliklerini sorgularsanız, pek de önceliği olmaya %0.1 e saplanmışlardır, kimisi mezhebi, kimisi dini, kimisi milleti kimisi cinsiyetini, rengini, at başı yapmıştır ve ne yazık ki koyundur.
Bir hikaye-metafor ile;
Padişahın birisi bir köyü ziyaret etmiş, bakmış ki bir eşek, boynunda bir zil olduğu halde seten taşı üzerinde dönüyor(buğday öğütülüyor)...
Padişah köylüye sormuş;
- Bu eşeği neden bağladınız?
- Kaçmasın diye.
- Peki bu boynundaki zil nedir böyle?
- Padişahım eşeğin dönmeyi bırakıp, bırakmadığını anlıyoruz, eşek durursa zil susuyor bizde eşeği tekrar hareket ettiriyoruz.
- İyide eşek hareket etmeyip, durduğu yerde başını sallarsa ne olacak? demiş padişah.
- Padişahım senin gibi akıllı eşek nerede ki, bunu akıl edebilsin demiş köylü...
Kısaca laiklik "o eşekte olmayan" akıla sahip olmak demektir...
Konuya gelirsek, iki insan arasında gönüllü birliktelikten kime ne, üstelik kimsenin bedeni, bir başka kimsenin malı olmadığı gibi iradeside bir başkasının malı değildir(ama sürü toplumlarında insanlar birbirinin malı-mülküdür, koyunu evcilleştirdik lakin bize böyle zararları oldu, koyun gibileştik ve o günden bu güne hukuk bitti, artık mallarımız üzerin-d-e otorite kurmak kaygısıyla hırlaştık, enerjimizin çoğu bu başkası üzerinde sahiplik-otorite-hırlaşma-köpekleşme* temeline oturdu, sorunlarımız dağları geçti)? Yeterki baştan ifade ettiğim biçimde, hukuk çerçevesi kırılmasın, gerisi fasa, fiso, içimizdeki otorite-mal sahipliği hırlaşması...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Hayır, evlat edinememeli. Evlensinler ama evlat edinmeleri bence çocuğun akıl ve ruh sağlığı açısından sakıncalı. İleride problem yaşama ihtimali yüksek o çocukların.
Ayrıca o tür ilişkilerin normal olduğu kanısı uyandırır o çocukta. Kendisi de üvey anne babasını görüp, onlara özenip onlar gibi escinsel evlilik yapmaya kalkabilir.
E, kalksın, ne var bunda diyebilirsiniz. Aslında eşcinsel olmadığı halde, sırf onlara özendigi için o tur bir iliskiye girmesi daha sonrs bunalima girmesine yol açabilir.
Ayrıca bu konunun laiklikle ilgisi yok. Konuyu laiklik açısından ele almanız laikliğe yanlış yaklaşmanızdan kaynaklanıyor.
Nero;yalan söyleme,badem bıyıklısın değil mi
Bak,ne geldi aklıma
Türkiye'de,müslümanların yaşadığı bir ülkede,bir yurtta kalan insanın feryadı;
Sen de diyorsun ki,''eşcinseller evlat edinmesin,çocukların psikolojisi bozulur''..!
Çocuk eşcinselliği normal sanacakmışta,sonra çocukta eşcinsel olacakmışta..
Hem laikliği de bilmiyormuşuz ya..
Türkiye'de,müslümanların yaşadığı bir ülkede,bir yurtta kalan insanın feryadı;
Sen de diyorsun ki,''eşcinseller evlat edinmesin,çocukların psikolojisi bozulur''..!
Çocuk eşcinselliği normal sanacakmışta,sonra çocukta eşcinsel olacakmışta..
Hem laikliği de bilmiyormuşuz ya..
Evet, öyle. Bu çocuğun yaşadıkları, diğer çocukların yaşayabileceklerine gerekçe olur mu sence? Bu çocuk sanıkların ve rezillerin pisliklerini görmüş, yaşamış. O halde ne yapalım? Bütün çocukları eşcinsel çiftlere mi verelim? Hayır, bu çocuğun yaşadıklarını ona yaşayanlardan hesap soralım, o çocuğun dediği gibi o rezillerin sülalesini... pişman edelim.
Nero;ama kelimesi seni eleveriyor
İki erkek eşcinsel,bir kız çocuğunu evlatlık aldılar diyelim..Sana göre bu kızın zihinsel durumu karışacak,belki kendisini yetiştiren bu iki erkeği kendine rol model alacak ve eşcinselliğe yönelecek..
ZIRVA bu..
Nero;ama kelimesi seni eleveriyor
İki erkek eşcinsel,bir kız çocuğunu evlatlık aldılar diyelim..Sana göre bu kızın zihinsel durumu karışacak,belki kendisini yetiştiren bu iki erkeği kendine rol model alacak ve eşcinselliğe yönelecek..
ZIRVA bu..
Neden zırva olsun? Böyle bir ihtimal yok mu?
Sen pedagog musun, psikolog musun? Ben değilim ama bu durumu muhtemel görüyorum. Sense buna zırva diyorsun. Neden?..