kartopu´isimli üyeden Alıntı
İşte sorun tam burada başlıyor.
Hallaç ı Mansur orta çağda şunu söylüyor. Tuzu kurular (kendi kendini geçindirenler) le (çulsuzlar) açlar yoksullar bir araya gelmişlerse kıyam başlamıştır.
Şimdi bakıyoruz Açlar sefiller o 40 bin dolar la karnını doyuranlarla birlikte. Onların etrafında dolaşıyor. Evet ülkede bir kıyam var ama bu kıyamı fark edenler ve kıyamdan zarar görenler. İşte o tuzu kurular (orta gelirli ve biraz düşünenler) yoksullar açlar kendi rezaletinin farkında değil kendini bu duruma sokanları fark etmiyor.
İnşaattan düşüyor, kömür madenlerinde ölüyor, işsiz kalmış dilenci oluyor fark etmiyor. Yerini 40 bin dolarla doyanların yanında arkasında görüyor.
Ama fark edecekler aklın yapamadığını zor yapacak.
|
Evet maalesef oyle. Hukumetlerin gorevi de budur zaten. Kucuk bir zengin azinligin cikarlarini tum halkin cikariymis gibi gostermek.
Cok felsefik konusmaya gerek yok. Mesela issizlik fonu diye bir eey olusturdular. Yillarca para birikti bu fonda. Ne kadar oldugunu, kimin nasil yonettigini bilmiyoruz.
Sonra bu disa bagimli ekonomi politikasi yuzunden ulkede kriz oluyor. Kerizler dis mihraklarin oyunu diye kandiriliyor. Ekonomi batiyor.
Sonra deniyor ki milli ekonomiyi "şahlandirmak" icin devlet isverenlerin sgk kredi yatirim maliyeti cart curt ihtiyaclarini karsilayacak. Nereden? Issizlik fonundan. Nasil birikti o fon? Bizim maasimizdan kesilen paralarla. Kime gidiyor? Patronlara. Kim alkisliyor bu karari? Fakirler issizler, isini kaybetme korkusunda olanlar, cahiller, yalakalar.
Bu milli ekonomi olayina da cahiller inanir. Adam bizim fondan kesilen parayla luks yat aliyor. Panama bayragi takip sevgililer gununu bahamada kutluyor. Biz cühela takimi da buna milli diyoruz. Olay bu.