Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 17-02-2025, 16:01
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben ateizmin cocukca bir inanc sistemi oldugunu dusunuyorum. Ateizm, ici bos bir balon gibi, felsefi argumanlari oldukca zayif. Hatta mantiksal olarak teizm, ateizmden daha saglam— benim kendi okumalarima, sorgulamalarima ve algima gore soyluyorum.
Hiçbirşey bilmeyen, zırcahil bir teist bile bu kadar yanlış ve boş görüşe sahip değildir.
Onlar hiç olmazsa ateizmin yanlış oldugunu ve tanrıyı inkar ettigini söyler, "çocukça bir inanç sistemi" diye bakmazlar.
Andrew sen felsefe yapma, küçüklükten gelen önyargılarından kurtulamadığının farkında değilsin. Gittikçe önyargılarına daha çok mahküm oluyorsun.
Yani dünyaya bakışın bagımsız değil ama farkında değilsin.
Benden bir arkadaş tavsiyesi, önce önyargılarından kurtulmaya çalış.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 17-02-2025, 17:07
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hiçbirşey bilmeyen, zırcahil bir teist bile bu kadar yanlış ve boş görüşe sahip değildir.
Onlar hiç olmazsa ateizmin yanlış oldugunu ve tanrıyı inkar ettigini söyler, "çocukça bir inanç sistemi" diye bakmazlar.
Fiziksel dünyada "etki-tepki" (neden-sonuç) ilişkisini kullandığımızda, genellikle "Dokundum, çektim, ittim" gibi ifadelerle bir temas ve güç uygulama süreci hayal ederiz. Fakat detaylı incelediğimizde, atomlar arasında aslında tam bir "dokunma" gerçekleşmediğini, işin özünde sadece kuvvet alanları ve etkileşimler olduğunu görürüz. Böyle olunca, "dokunma" veya "etki" dediğimiz şey, ölçüp gözlediğimiz sinyallerden ve bu sinyalleri yorumlama biçimimizden ibaret hale gelir.

Bu noktada, "kuvvet", "alan", "nedensellik" gibi fizik kavramlarını aslında laboratuvar deneyleri ve matematiksel modellere dayanarak açıklıyoruz. Ancak bütün bu açıklamalar, özünde, "böyle bir fiziksel dünya var ve biz de bilimsel yöntemle gerçeğe ulaşıyoruz" önkabulünü gerektiriyor. Bir bakıma, fiziksel gerçekliği tanımlayan temel kavramların her biri, bilimsel olarak desteklense de, insan zihninin oluşturduğu bazı inanç ya da kabul noktalarına yaslanmış oluyor.

Şimdi, ateizm "Tanrı yoktur" veya "Tanrı hakkında ikna edici bir kanıt yok" gibi bir tavır benimsediğinde, aslında bu tavrı, sözünü ettiğimiz bilimsel gerçeklik anlayışı çerçevesinde temellendirir. Yani doğada gördüğümüz tüm olayların, gözlemlenebilir etkileşimler ve kuvvet alanları aracılığıyla açıklanabileceğini söyler. Fakat bu açıklamanın kendisi de, en temelde, "doğa yasalarına güveniyoruz ve gerçeği bilimle bulabiliriz" şeklinde bir inanç ve kabul içerir.

Dolayısıyla ateizm, "inançsızlık" olarak tanımlansa bile, gerçekte bilimsel yöntemlere ve fiziksel dünyanın açıklayıcı gücüne duyulan güvenden beslenen bir çerçeveye sahiptir. Bu da, bir bakıma, farklı türde bir inanç sistemi gibi işleyebilir. Nasıl ki dindar biri, evrendeki olayları tanrısal iradeyle açıklıyor ve buna inanıyorsa, ateist de evreni bilimsel yöntemlerle anladığına ve başka bir açıklamaya gerek olmadığına inanır. Her ikisi de sonuçta kendi seçtiği temelleri sorgulamadan kabul ettiği ölçüde, "inanç" niteliği taşır.


Ateizmin temeli, sadece "Tanrı inancı bana dayatıldı, ben de reddediyorum" şeklinde bir tepki olmaktan ibaret değildir. Esas mesele, hayatımızda yönlendirici ilke olarak neye güveneceğimize ya da hangi temeli kabul edeceğimize dairdir. Örneğin, pek çok ateist, evreni açıklamak için bilimsel yöntemlere ve akıl yürütmeye "güvenir." Bu güven, bir noktada, "doğayı bilimsel gözlemler ve kuramlarla anlayabiliriz" şeklinde bir kabul gerektirir. İster Tanrı'ya, isterse bilimin açıklayıcı gücüne dayanalım, temelinde her zaman bir güven veya kabul vardır; çünkü mutlak kesinlik elde etmeden benimsediğimiz her görüş, bir tür "inanç" niteliği de taşır.

Dolayısıyla, ateizm "dayatılmış Tanrı inancına karşı olmak" olarak tanımlansa bile, işin özünde, "ben evreni açıklamak için tanrısal bir nedene ihtiyaç duymuyorum, bilimsel kanıt ve akıl yürütme bana yetiyor" şeklinde bir temel kabule yaslanır. Aynı şekilde, teist bir yaklaşım da "evrendeki düzeni Tanrıya bağlıyorum" derken farklı bir kabule güvenmiş olur. Her iki tutumun da kökeninde, maddi veya manevi bir gerçekliğe dair kesin olmayan bir varsayımı benimsemek, yani ‘inanmak' vardır.

Yani konu dayatma değil, ‘hangine güvenip kabul ettiğimiz' meselesidir. Tanrı inancı dayatılmadığı durumda bile, kişi bilimsel veya rasyonel yönteme güven duyabilir ve bu yaklaşımı içselleştirebilir; bu da neticede bir tür "inanç" boyutuna işaret eder.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 17-02-2025, 17:13
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hiçbirşey bilmeyen, zırcahil bir teist bile bu kadar yanlış ve boş görüşe sahip değildir.
Onlar hiç olmazsa ateizmin yanlış oldugunu ve tanrıyı inkar ettigini söyler, "çocukça bir inanç sistemi" diye bakmazlar.
Andrew sen felsefe yapma, küçüklükten gelen önyargılarından kurtulamadığının farkında değilsin. Gittikçe önyargılarına daha çok mahküm oluyorsun.
Yani dünyaya bakışın bagımsız değil ama farkında değilsin.
Benden bir arkadaş tavsiyesi, önce önyargılarından kurtulmaya çalış.
Niye abi? Niye boyle soyluyorsun?


Ben o kadar isimin icinde bir suru kitap okuyorum, geliyorum buraya saatlerce yazi yaziyorum, bir fikir ortaya koyuyorum, insan der ki, "tesekkurler dostum. Yazinin su bolumune katilmiyorum. Bu sebeplerden dolayi katilmiyorum ve benim dusuncem de bu" der, yada "bak su kisma katiliyorum, iyi bir noktaya deginmissin, ben de soyle dusunuyorum" der bir katki saglar, varsa yanlisimi duzeltir, kendi gorusuyle gelistirir konuyu. Biz de faydalaniriz.

Niye boyle davranmiyoruz?

Niye kibarca tesekkur etmiyoruz?

Bir baska uye de tam tersini soyledi. Ben alinmadim, gucenmedim. Sonucta bir birey olarak adam (Yildiztozu) fikrini soylemis. Bunda bir sey yok ki.

Her insanin bir fikri vardir. Simdi herkes forumda ayni seyi mi soylesin? Tek tip mi olalim?

Ben, kendimce saatlerce yazi yaziyorum, bir emek harciyorum. Ama bu sekilde yaklasilinca emegime saygisizlik yapiliyor, fikrimi soylemekte diretince, genelde cahil, zircahil, dinci, savsata uretici vb. etiketlemelerle karsilasiyorum forumda. Niye dostum, niye?

Su 3 gunluk dunyada birakin, ozgurce dusunelim, ozgurce fikrimizi ifade edelim.

Yazmiyorum abi. Yazinca insani bir sekilde tesekkur eden, medeni sekilde katildigi ve katilmadigi noktalari ifade eden yok maalesef. Surekli bir yaftalama, etiketleme var. Bu da beni uzuyor. Maalesef saygili bir sekilde diyalog kuramiyoruz. Kurmak istedigim icin buradayim ama olmuyor iste.

Yazmiyorum ben. Kendinize cok iyi bakin.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 17-02-2025, 19:22
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart

Insan karsisindakine sevgi gosterir, pozitif yaklasir, onca sey yazmissin, bak bu iyi olmus, bu ise yanlis olmus. Bu sebeplerden dolayi yanlis olmus, su noktalara dikkat etmen lazim, tamam mi yavrum…


Bu sekilde ifade edilirse, karsidaki insan onure edilir, diyalog boyle yapilir. Haldir huldur etiketleme, yaftalama, suclama seklinde diyalog olmaz.

Ateizm, tanrinin reddidir, tanriya dair bir inanca sahip olmamaktir. Biz bunu bilmiyor muyuz! Ateistlerin kendilerini tanimlama seklinden "en kucuk sekilde haberimiz yok" mu! Biz o kadar cahil miyiz! Elestirel dusunuyorum, bana verileni oldugu gibi kabul etmiyorum ve algima gore yorumluyorum. Sizin bahsettiginiz tanimin olan sey ile uyusmadigini goruyorum ve soyluyorum. Bu da benim yorumum. Size bir sey dayatmiyorum. Ozgurce bendeki algiyi soyluyorum. Sirf sizin tanimlarinizi kabul etmedigim icin, —etmeme hakkim, hurriyetim var— niye, "ateizme iliskin en kucuk fikrim bile olmasin."

Adam mi oldurdum, hirsizlik mi yaptim, insan gibi fikrimi ifade ediyorum.

Katilmasaniz bile, once, "Selam Nathan, Alvin artik herneyse, nasilsin, Hersey yolunda mi? Paylasimin icin tesekkurler, su olmus, bu olmamis, ben su sebeple farkli dusunuyorum" dersiniz.

Sevgi gostermekle ne kaybedersiniz. Ama ne oluyor? Bir suru sey yazarsin, oradan sadece karsi oldugun bir cumle secersin, ve atisirsin. Bu mu yani, soylenen yazilan seylerden sadece bunu mu aldiniz.

Ben teist miyim? Teist de olabilirim, ne var bunda? Bir insanin farkli bir yorumu olunca niye kiziyorsunuz, niye sucluyorsunuz?
Ben size kendi tanimimi mi dayatiyorum, sizin taniminizin kisitli oldugunu soyluyorum. Dayatmiyorum ki, bendeki algiyi soyluyorum.

Birakin abi ozgurce konusalim. Biz burada kac kisiyiz.

Ozgurce dusunmeme, kendimi ozgurce ifade etmeme musade edin. Bir tane hayatimiz var. Onda da birakin, serbestce davranalim.


Sizin sekliniz diyalog degil. Maalesef sevgi ve saygi gostermiyorsunuz.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 17-02-2025, 20:42
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

Tanrı kavramının, kırılgan/zayıf bir bedende yaşadığını ve öleceğini bilen varlıklarda oluşması kaçınılmaz olan bir kavram olduğunu düşünüyorum. Çetin coğrafi koşullarda yaşarken kırılgan/zayıf bedene sahip olup güçlü olmayı arzulayan, 'aşkın' olmayı, 'aşkın olanı' arayan zorunlu bir çıkarım-düşünce olmalı. Cennet(ödül)-cehennem(ceza) gibi ölüm sonrası için yaptığı türetimler de aynı kökenden kaynaklanıyordur.

Başlangıçta çetin coğrafi koşulları gözlemleyip, şimşeği çaktıranın ayrı, yağmuru yağdıranın ayrı, kuraklığı yapanın ayrı, seli yapanın ayrı kudretli varlıklar olduğunu düşünmüş olmalı. Bunu dinlerin-inanışların sayısından ve tanrı olarak nitelediği türetimlere atfettiği özelliklerden anlayabiliyoruz. Epey sonra bu çeşitlilik, tek tanrılı dinlere evriliyor.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 17-02-2025, 21:52
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

Aslında tam da "Ne kadar biliyorsan, o kadar düşünebilirsin" anlayışının işaret ettiği gibi, bilgi ve merak arttıkça Tanrı kavramı da evrilerek varlığını sürdürür. Ölüm korkusu elbette çok güçlü bir ilk motivasyon olabilir; ama ölümün hiç olmadığı bir senaryoda bile, insan bir süre sonra nereden geldik?, evren neden var? gibi sorulara cevap ararken yine aşkın bir varlık fikrine yönelebilir.

Nasıl ki matematikte sıfır kavramının sonradan keşfedilmesi "sıfır"ın varlığını ya da anlamını geçersiz kılmıyorsa, Tanrı kavramının tarih boyunca değişmiş olması da geçersiz olduğu anlamına gelmiyor. Bilimin ilerlemesi ve sorularımızın derinleşmesiyle birlikte Tanrı anlayışı varlığını sürdürmekte ve yok olmamıştır. Ölümün tetiklediği varoluşsal korku güçlüdür, ancak insanın merak ve anlama ihtiyacı da Tanrı kavramını en az ölüm korkusu kadar diri tutmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 17-02-2025, 22:09
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart

Tesekkurler, paylastigin dusunceler gercekten dogru. Dediklerine katiliyorum.

Gercekten de tarihsel surecte, doga hakkindaki bilgisizligimiz ve kendi olumlu, kirilgan yapimiz, bizden cok daha buyuk bir tanri anlayisini dogurmustur.

Ornegin, olum gercegini kabullenemeyen insanlar, olum sonrasi yasam ve odul-ceza sistemleri uzerine pek cok efsane uretmis ve bu dusunceler zamanla dinler ve tanri kavramlari olarak sekillenmistir. Insanlik, doga olaylarina dair yetersiz bilgi ve kendi olumunu kabullenme gucsuzlugu ile ilk tanri imgelerini yaratmaya baslamistir.

Bu, pek cok kulturde benzer sekilde gelismistir; ornegin, eski Misir'daki Osiris kultu veya Antik Yunan'daki oluler dunyasi inanclari, olumun bir son degil de bir gecis oldugunu anlatan mitolojilerle beslenmistir.

Ancak, yazina eklemek istedigim tek elestirel nokta su:

Tum bu evrimsel surec, bizim din ve tanri yaratimimizin disinda bir guc, varlik veya kisilik olup olmadigini kanitlamiyor. Bunu otesinde pek cok sey olabilir. Ornegin 100 yil once DNA'mizdan dahi haberimiz yoktu.

Bildigimiz seylerin yani sira, bilmedigimiz, henuz kavrayamadigimiz pek cok gerceklik de olabilir. Insanlik, tarih boyunca dogayi anlamaya calismis ve bu caba, kendi yaratilan tanrisal imgelerimizle sekillenmis olsa da, bu evrenin tam anlamiyla neye dayandigini ya da baska bir guc ya da varlik olup olmadigini bilmek hala mumkun degil.

Bizler, surungen beyni tasiyan ve henuz birkac milyon yildir tarih sahnesinde varlik gosteren hayvanlariz. Sadece son bir kac bin yildir kendimize insan demeye basladik.

Farkli inanclar ve felsefi akimlar, kendi iclerinde celiskiler barindiran dusuncelerle bize dair pek cok soruyu ele almis olsa da, bilimsel ya da metafiziksel acidan kesin bir yanit bulunmuyor.

Bu tur buyuk sorularin yanitlarinin, insan zihninin cok otesinde oldugunu ve belki de bizim algi sinirlarimizi asan bir anlayis gerektirdigini dusunuyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 17-02-2025, 22:17
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Senin Tanrı kavramına yaklaşımın, onu sadece tarihsel materyalizm perspektifinden okuyan,
Tarihsel materyalizm?
Ben mi?
Yazının devamını okuyalım mı?
Böyle bir bağı nereden kurdun? Nerede demişim?

Seni yormayacağım. Ben o değilim.

Yazının gerisi muhtemelen anlamsız ama bakacağım

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 17-02-2025, 22:38
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Senin Tanrı kavramına yaklaşımın, onu sadece tarihsel materyalizm perspektifinden okuyan, tamamen sosyopolitik bir güç aracı olarak ele alan ve bunun dışında herhangi bir yorumu mümkün görmeyen katı bir ideolojik çerçeveye dayanıyor.
Hayır. Tarihsel animizm, tarihsel non, özetle tarihsel hiç bir şeye dayanıyor ya da bir şeye dayanmıyor ya da bireysel öğrenimim ve düşünce sistemime dayanıyor ve saydıkların ya da sandıkların değil

Doğaya ve doğadaki doğal duruma dayanıyor

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ancak, eğer gerçekten nesnel bir sorgulama yapmayı amaçlıyorsan, önceden belirlenmiş bir sonucu dayatarak değil, farklı felsefi bakış açılarını ve tarihsel süreçleri de hesaba katarak değerlendirme yapman gerekir.

.
Burada bir şeyi benim sorgulamadığım varsayımı var ve varsayım vardışı

Neden anlatmadan önce dinlemiyorsun ya da sormadın?

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer Tanrı fikrinin yalnızca bir otorite ve sömürü mekanizması olduğunu söylüyorsan, o zaman neden insanlık tarihinin her döneminde ve her kültürde bu kavramın ortaya çıktığını da açıklaman gerekir.
Her kültürde ortaya çıkmıyor sana Baaka Pigmelerin, Hadzaların ve diğerlerinin videolarını getireceğim. Şu an aramak istemedim.
Benim bir şeyi açıklamam gerektiği de? Ne o ben savunma mı veriyorum? Savunma makamı mıyım?

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kaldı ki dinlerin bazen baskı aracı olarak kullanıldığı doğru olsada aynı şey sol ideolojiler için de geçerli. Tarih boyunca otoriter sol rejimlerin de kitlesel baskı, sansür, düşünce kontrolü ve şiddet politikaları uyguladığını gördük. Eğer bir şeyin insanları baskı altında tutması, sömürmesi ya da yönlendirmesi onun "sahte" olduğu anlamına geliyorsa, o zaman bu mantıkla birçok sol ideoloji de aynı şekilde sahte olur.
Dinler geniş bir tabir. Din kavramını yukarıda ben andım mı ki? Tekrar bakayım mı?

Dürüst olacağım. O yazıyı sizi rahatsız etmek için çok özensizce ve çok hızlıca kaleme aldım.

Otoriter sol felan bunlar nedir?

Bak ben öyle değilim ama toplumun gibilerin benim gibiler için yaptığı uygunsuz/yetersiz tanımlamalardan biri de ilkelci/primivist felan

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer "Tanrı kavramı sadece yönetici sınıfın bir manipülasyon aracı olarak kullanıldı" diyorsan, o zaman aynısını sol ideolojiler için de söylemen gerekir. Çünkü 20. yüzyılda, özellikle Marksist-Leninist ve Maoist rejimlerin de toplumu belirli bir ideolojik çerçeveye hapsettiğini ve bireysel özgürlükleri bastırdığını gördük.

Sovyetler Birliği'nde, Mao Çin'inde, yasaklandı, milyonlarca insan toplama kamplarına gönderildi, düşünce suçları icat edildi ve parti ideolojisinin dışına çıkan herkes "düşman" ilan edildi. Bu sistemler "özgürlük" adı altında bireyin düşünme ve sorgulama yetisini elinden alırken, devletin ideolojik dogmasına körü körüne bağlı kalmasını zorunlu kıldı.
.
Hayır. Tarım devrimi, doğadan kopuş felan ve ormanda kalmalıydık. Ormandan çıkmak hata. Ormandan çıkarsan bunlar oluyor

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer Tanrı kavramı insanların kendi güçlerinden koparılmasını sağlıyorsa, o zaman totaliter sol rejimler de bireyin kendini özgürce tanımlamasını engellemiş ve onu parti ideolojisine bağımlı hale getirmiştir. Marksist-Leninist ideolojiler de bireyin gücünü, özgürlüğünü ve bireyselliğini ortadan kaldırıp, onun yerine bir parti devletinin mutlak hakikat olarak sunulduğu bir yapı inşa etmiştir.

O yüzden bir düşünceyi baskı için kullanmak onun sahte olduğu anlamına gelmez. Eğer din bu yüzden sahteyse, o zaman baskıcı sol ideolojiler de sahte olmalıdır. Ama gerçek şu ki, her düşünce ve kavram iyiye de kötüye de kullanılabilir.
Sana bir kaç sır. Sen ve senin gibilerle o Marksist materyalist, tarihselci materyalist ya da ateist denenler arasındakiler benim gibiler için bir tür horoz dövüşü.
Buraya bizi bulaştırma ve aranızda kavga etmeyi kesin

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Senin Tanrı kavramını ele alış biçimin, dinleri sadece baskı mekanizması olarak görmekle sınırlı kalıyor. Ama aynı zamanda din, ahlakî ve felsefî gelişim sağlamış, birçok insana anlam ve yön vermiştir. Aynı şekilde, sol ideolojiler de bazı toplumsal eşitsizlikleri eleştirmiş ama bazı noktalarda da aşırı otoriterleşerek bireyin özgürlüğünü yok etmiştir.
Hayır tersten bak. Beni şuncuları buncuları felan değil de ya kendi özgün düşünce sistemini ya da ormandaki doğadaki özgür insan varlığını ve onun saf durumunu, saf özgürlüğü savunan ve oradan bunun adına konuşan biri gibi gör ve düşün.

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer mesele yalnızca toplumsal bir yapı inşa etmek ve insanları yönetmek için üretilmiş kavramlar meselesiyse, o halde aynı mantıkla ideolojilerin de, özellikle baskıcı sol rejimlerde, kitleleri yönlendirmek, kontrol altında tutmak ve bireyselliği törpülemek için kullanılan birer araç olduğunu anlatman gerekir. Bunu yapay zekâna da iletmeyi unutma ki, sorduğunda, sana ‘al onu vur öbürüne' diyebilsin.
Bak şimdi benim gibilerin analitiği.

Bir doğadaki doğal durum var
Bir de doğa karşıtı olan yapay antidoğal varoluşlar

Tüm sentez tüm taban

Materyalizme yakınlığımsa 8 milyar ışıkyılı

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bunu yapay zekâna da iletmeyi unutma ki, sorduğunda, sana ‘al onu vur öbürüne' diyebilsin.
Benim yapay zekaya ilgim muhtemelen balkabağının..
Her neyse o ifade burada bir gönderi de tanrının yapay zekaya sorulmasına naziredir. Biz insanız neden konuşmuyoruz. Neden aramızda halletmiyoruz. Ben bunu diyorum.
Zekama hakaret sayarım

Uygarlığı nezaketi ve hoşgörüyü donanın

Ben bu gönderiyi üzerinde durulmaz, yanıta yeltenilmez/tenezzül edilmez ya da hatta dil-zihin felsefesinden tutulur da konudışına taşınır/atılır felan diye umuyordum/düşünüyorum (sadece hafiften sinir etse -uyarsa- yeter diye düşünerek bir an da ) o kadar gelişigüzel yazdım

Gönderinin çıkış/esin noktası, kaleme alma noktası ise budur
Yani O Afrikalı gözünden
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=43413

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 17-02-2025, 23:27
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer Tanrı fikrinin yalnızca bir otorite ve sömürü mekanizması olduğunu söylüyorsan, o zaman neden insanlık tarihinin her döneminde ve her kültürde bu kavramın ortaya çıktığını da açıklaman gerekir.
İlkel insanda (siz öyle diyorsunuz bana göre doğanın bir parçası olarak doğal durumdaki insanda) merkezileşmiş bir tanrı öznesi yok, özne nesne bölünmeksizin ve kendilik bundan ayrılmaksızın bir bütünlük olarak varlık anlayışı var (bu doğal durumdur) ve tanrı gibi kavramalar siz onlara götürdüğünüzde bununla yapay özdeştirilir. Dillerinde olması gerekmez

Ben burada kaplan kadar doğal durumunda olan insandan (ve gerekirse insan olmayandan da) sözediyorum

dine mine ne´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer Tanrı kavramı insanların kendi güçlerinden koparılmasını sağlıyorsa, .
Tanrı kavramını kaplanlar kadar özgürce araştırın
Tanrı kavramının kendi sınırlamanın kendi mi?

Kafan çok karışık. Bu basit. Doğal olmayan herşey doğal değildir.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:32 .