Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 03-08-2007, 19:21
zelzeleci zelzeleci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Oct 2006
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 315
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

Nietzsche de Kuran'dan ve Muhammed'ten bayağı etkilenmiş anlaşılan. *

En Allah'sızca hareketler Allah'lı insanlardan gelir. Çünkü 'Allah' onların kriteridir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 04-08-2007, 06:23
eylull eylull isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2007
Bulunduğu yer: yurtdisi
Mesajlar: 95
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

simdi yukarda birinin verdigi yazida peygamber olunmamasinin sebeplerinden biri lohusa donemi ihtimali verilmis...simdi belki farkli bir yaklasim ama isanin annesi meryem de kutsal olarak aniliyor..kendisi iyi bir savasci degildi..

ayrica bence bir kadin peygamber secilme ihtimali olsaydi eminim .secilecek o kadin asla evlenmez ve cocukta yapmamayi tercih ederdi.yani buna razi olurdu eger sart konulsaydi..

saygilar..
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 05-08-2007, 02:57
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

degisim";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn asrock dinlerden özgürlük sitesine hosgeldiniz ve kalıcı olmanız dileğiyle sorunuza su yanıtı vermek isterim;

002. Sure - BAKARA *SURESİ 25. AYET

IMAN EDIP IYI AMEL ISLEYENLERI MÜJDELE! KENDILERI IÇIN ALTLARINDAN IRMAKLAR AKAN CENNETLER VAR. ONLARA HER HANGI BIR MEYVEDEN BIR RIZIK YEDIRILINCE ONLAR, HER DEFASINDA: "BU BIZIM ÖNCEDEN YEDIGIMIZ SEYDIR." DIYECEKLER; OYSA ONA BENZER OLARAK SUNULACAKLAR. KENDILERI IÇIN ORADA TERTEMIZ ZEVCELER DE VAR. ONLAR ORADA EBEDI KALACAKLAR.



Bu ayette görüldüğü üzere bırakın kadınların peygamber olmasını Mhmmd'in kitabında kadınlara cennetle ilgili bir havadis dahi olmadığı açık ve net görülecektir,ki zaten o dönem için toplumda zengin değilse pek fazla yeri olmayan cinsel amaçlı *olarak alınıp satılabilen kadınların peygamber olabilme şansı zaten yoktur.Mhmmd'in yarattığı tanrı kadınları eşit olarak zaten yaratmamıştır.Veya daha farklı bir ifadeyle kadınlar her din için erkeklere hizmet amacıyla varolmaktadır

Saygılar.
niyekine? ALLAH ALLAH.. bizlere huriler varsa kadınlara da gılmanlar var.işte eşitlik nasıl eşitlik yok anlayamadım vallahi sizi.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 05-08-2007, 07:53
eylull eylull isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2007
Bulunduğu yer: yurtdisi
Mesajlar: 95
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

sayin gokhan1507 ..internette bi dolanayim dedim.Harun yahyanin eserlerinden faydalanilarak hazirlanan bir sitede cennette nelerin bekledigini anlatan bir site gordum.Sitede erkekler icin vaadedilen huriler aynen su sekildeydi:Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz (tükenmez), elbiseleri eskimez."Onlar yumurtanın zarı gibi beyaz ve naziktirler" dedi.


"Onlar dünyada ihtiyar, gözleri çapaklı, saçları ağarmış ve zayıf olarak ölmüşken, Allah onları cennette bakire, kocalarına sevimli, aşık ve bağlı, birbirlerinin akranı kılacak"

benim aklima hemen su geliyor,Arap ulkelerindeki erkeklerin ve kadinlarin irkindan dolayi killi olmasi,gozlerinin tabiattan dolayi kisik ve kucuk olmalari,tenlerinin esmer olmalari nedeniyle erkeklere bunlar vaadilmis.irmaklar vaadilmis,golgeliklerden soz edilmis.Durmaksizin akan sulardan bahsedilmis(collerde olmayan sular nedeniyle diye esinlenildigini dusunuyorum)

bu arada cennette bizi bekleyen gilmanlar hakkinda su bilgiyi buldum:Gılman, oğlan çocuğu ve delikanlı erkek demektir. Kur’ân’da, Cennette Cennet ehlinin hizmetini gören hizmetkârlar mânâsında geçiyor: “Etraflarında, sedeflerinde saklı inciler gibi tertemiz gılmanlar (hizmetkârlar) dolaşır.”1 Bu âyetten anlaşıldığına göre gılmanlar Cennet ehlinin hizmetine ve emrine sunulan güzel gençlerdir. Bu gençler cinsel bir öge değildirler. Sadece hizmetkârlardır.


cennette bizi nelerin bekledigini merak etmiyorum degil..biraz daha arastiracagim..
saygilar
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 05-08-2007, 15:23
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

eylul hanım sizin için bir yazı buldum sizin için cennette ki hayata dair..buyrun..Cennet hayatı gerçekten çok adil bir hayat...

Dünya hayatının insana verebilecekleri belli, herkesin tek düze rutin bi hayatı var, herkesin kendine göre bir koşturmacası var, bir yerden sonra herkesin hayatı rutin oluyor. Ne kadar zenginde olsa yapabileceklerin belli, hepsini yapıyorsun ve başa dönüyorsun. Dünyanın gayesi kulluktur. Kulluğunu tam yapan ve cennete giden biri cennetteki hayatta da kısır döngüye girmezmi, bir yerden sonra o hayattan sıkılmaz mı, şimdiki gibi her gün aynı şeyler demez mi ? Sonsuz bir hayat sıkıcı olmazmı.



Cennet hayatını dünya hayatına göre değerlendirdiğimiz zaman hataya düşmüş oluruz. Cennet hayatında insanlar bütün sıkıntılardan ve insana sıkıntı verecek hasletlerden arındılacaktır. Cennet nimetleri sonsuz olduğundan ve cennette bir sonraki anımız bir öncekinden daha güzel geçeceğinden orada bir sıkıntı ve ülfet olmayacaktır.

Cennette İstenen Herşeyin Olması

Evrende var olan herşey Allah'ın sonsuz gücünü ve sonsuz aklını yansıtır. Allah dünyada imtihanın bir gereği olarak herşeyi bir kanun ile yaratmakta ve tüm olup bitenleri insan aklının kavrayabileceği makul sebep-sonuç ilişkileri içinde göstermektedir. Bundan dolayı insanlar bir meyve gördüklerinde bunun bir tohumdan gelişen ağacın zaman içinde verdiği meyve olduğundan şüphe duymazlar. Elbette ki Allah'ın kanununa göre dünyada meyvenin sebebi budur, fakat unutmamak gerekir ki Allah dilediği takdirde tüm evreni sebeplerden bağımsız da yaratabilir. Allah dilediğini dilediği şekilde ve zamanda, örneksiz olarak yaratan, hiçbirşeye ihtiyaç duymayandır. Dolayısıyla Allah'ın yaratması için de hiçbir sebebe, araca, aşamaya ihtiyaç yoktur. Dünyada herşeyin belli sebeplere, doğa kanunlarına bağlı olması insanları yanıltmamalıdır. Allah tüm bu sebeplerin Yaratıcısı olarak bunlardan tamamen münezzehtir. Nitekim cennette sebeplere bağlı yaratılış kalkacağı için ağaçtan kopan meyvenin yerine yenisi hemen geri gelecek, hiçbir eksilme olmayacaktır. Sebepleri de sonuçları da yaratan Allah'tır. Örneğin bir ağacın gölgesine baktığımızda bu gölgenin sebebinin Güneş ışınlarının yansıma açısı olduğu bilgisine sahibizdir. Gölge Güneş'in bir sonucudur, fakat Güneş'i gölgeye sebep kılan Allah'tır. Bu durum bir ayette şöyle bildirilmektedir:

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş'i ona bir delil kılmışızdır. Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir. (Furkan Suresi, 45-46)

... Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (Maide Suresi, 119)

Dünyada bu şekilde herşeyi sebep sonuç ilişkisi içinde yaratması Allah'ın bir sanatıdır ve Rabbimiz'in bu tecellileri sonsuzdur. Allah herşeyi istediği anda, istediği şekilde yaratabilir veya dilediği her şekle çevirebilir. Evreni yoktan var eden Allah, dilediği zaman da dünyada kavramaya çalıştığımız kanunları ve sebepleri kaldıracaktır. Salih Müslümanlar cennette akıllarına gelen, hoşlarına giden herşeyi isteyebilecek, istemeleriyle birlikte Allah'ın izniyle bunlara anında sahip olacaklardır. Gerek kendileri, gerekse çevreleri istedikleri şekil ve surette olacak, her istediklerini yapıp, en zevk alacakları nimetler içinde yaşayacaklardır. Üstelik bunların hiçbiri bir ihtiyacı karşılamak, bir eksikliği gidermek, bir kusuru örtmek amacıyla da olmayacak, sadece Allah'tan bir nimet ve güzellik olarak cennet ehlinin zevk almaları için olacaktır. (En doğrusunu Allah bilir.)

Bu konuda hadislerde verilen örneklerden bir kısmı şöyledir:

Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'a: "Cennette at var mı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:

"Allah Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır." buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de:

"Cennette deve var mı?" diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular:

"Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır." [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 431/14>

Hadiste bildirilen "canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey" bizim dünyadaki ufkumuzla, hayal gücümüzle sınırlı değildir. Kuran'da Allah "... orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız" (Zuhruf Suresi, 71) ayetiyle bu nimetlerin zenginliğine dikkat çekmiştir. Bu konuyla ilgili diğer ayetler ise şöyledir:

... Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir. (Fussilet Suresi, 31)

... Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar. (Enbiya Suresi, 102)

Hepimizin dünyada isteyip de kimi zaman vakit ayıramamaktan, kimi zaman da risk taşımasından ötürü yapamadığımız pek çok şey vardır. Örneğin çok hızlı araba ya da motorsiklet kullanmak kimileri için heyecan verici bir zevk olabilir; kimileri ise uzun saatler derin sulara dalmak ya da yüksek dağlarda kayak yapmak, paraşütle yüzlerce metre yüksekten atlamak gibi tehlikeli sporlar yapmak isteyebilir. Ancak bunların hepsi kişinin hayatını risk altına sokan spor dallarıdır.

Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir. Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç. Onlar cennetlerdedirler...
(Müddessir Suresi, 38-40)

Pek çok kişi de profesyonel olarak müzik aleti çalabilmek, resim yapabilmek gibi özel yeteneklere sahip olmak isteyebilir. Bu gibi şeyler yeteneğin yanı sıra kimi durumlarda teknik bilgi ve uzun süren bir eğitim gerektirir. Cennette ise bir kimse dilediği herşeye sahip olabileceği için istediği anda hiçbir çaba sarf etmeden, yetenek gibi bir sebebe bağımlı olmaksızın böyle bir imkana sahip olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Bir hadiste cennetteki isteklerin sınırsızlığı şöyle vurgulanmıştır:

Rableri de şöyle buyuracak: "...Burası, size bolca vereceğim bir yerdir. İsteyin Benden ne isterseniz!"

Ondan hoşnutluk isteyecekler. O da şöyle buyuracak: "Zaten sizi buraya yerleştiren Benim hoşnutluğumdur. Size daha bolca vereceğim, isteyin!"

Arzuları bitinceye dek durmadan isteyecekler.

Kuran ayetlerinde ve hadislerde, cennette Allah'ın dilemesi ile nefsin arzuladığı herşeyin mümkün olacağı bildirilmektedir. Dolayısıyla insanların ancak hayal edebilecekleri ama dünyada mümkün olmayan şeyleri yaşamaları da mümkün olabilir. Örneğin at üzerinde uçmak dünya şartlarında imkan dahilinde değildir, ancak hadislerde dikkat çekildiği gibi bu da Allah'ın dilemesiyle cennette mümkündür. Bir hadiste isteyen kişinin uçabileceğinden şu şekilde bahsedilmektedir:

Eğer nasip olur da cennete girersen, "Kızıl yakuttan bir beygire bineyim" dersen binersin. "Uçayım dersen uçarsın." [Ramuz el-Ehadis-1, s. 149/5>

Bir başka hadiste ise cennetteki nimet genişliği hakkında Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

"Allah Teâla Hazretleri ferman etti ki: "Ben Azimu'ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım." [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 4419/1>

Cennette İstenen Şeylerin Anında Olması:

Dünyada güzel bir yemek isteyen bir kimsenin, bunun için emek ve zaman harcaması gerekecektir. Hiçbir girişimde bulunmadan, daha aklından geçirdiği anda bu yiyecekleri önünde hazır olarak bulması ihtimali ise nefsinin çok hoşuna gidecek bir durumdur. Ne var ki bu, dünya şartlarında mümkün değildir. Ancak vaat edilen cennet ortamında satın alma, emek ve zaman harcama gibi pek çok sebep ve aşama ortadan kalkarak nimetler insanın en çok hoşuna gidecek şekilde sunulur. Bir hadiste bu durum şöyle bir örnekle aktarılmıştır:

Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır. [Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 414/10123>

Bir rivayette Peygamberimiz (sav)'in şöyle bir hadisi haber verilir:

... kuşun etinden yemek o kimsenin hatırına gelir ve bunun üzerine hemen çeşitli et yemekleri halinde onun önüne varır. Cennet ehli ondan istediği kadar yer. Doyduğu zaman, kuşun kemikleri toplanır. Sonra uçar, dilediği gibi cennette otlamaya başlar. [Tezkire-i Kurtubi-1, s. 58>

Öte yandan cennet ortamında bir kimse ne isterse yapabileceği için hadiste de bahsedildiği gibi dilediği takdirde çalışmaya ihtiyacı olmadığı halde zevk için tarımla bile uğraşması mümkündür:

Peygamberimiz (sav)'in çöl halkından olan bir adamla konuşurken, sorularına şöyle cevap verdiği rivayet olunur:

Bir adam (cennette) ziraat yapmak için Rabbinden izin isteyecek. Rabbi ona diyecek ki: "Sen arzuladığın hal üzerine değil misin? O da şöyle diyecek: "Evet. Fakat ben ziraati seviyorum." diyecek. Ona izin verilecek, hemen tohum ekecek bir anda ekin verecek, büyüyecek, harmanı yapılıp, dağlar gibi mahsul yığılacak... [(Buhari), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 413/10119>

İstendiği Gibi Suret Değiştirebilme:

İnsanlara yüzleri ve fizikleri ile ilgili tercih imkanı sunulsa kuşkusuz herkes kusursuz bir görünüşe sahip olmayı ister. Çünkü insanın ruhu güzellikten zevk alacak şekilde yaratılmıştır ve her zaman en kusursuz olanı, en mükemmeli arar. En ufak bir detaydaki kusur bile gözüne çarpar, dikkatini çeker. Ne var ki insan aradığı kusursuz güzelliği dünyada tam olarak hiçbir zaman bulamaz. Bir kişi dünyanın en güzel insanı da olsa kaçınılmaz olarak yaşadığı acizlikler, hastalıklar ve en önemlisi ölümlü olması onun bu güzelliğine gölge düşürür. Çünkü imtihanın bir gereği olarak dünyada hemen herşey eksik ve kusurlarla birlikte yaratılmıştır. Bu eksik ve kusurların insanların ahirete yönelmeleri ve cennet hayatını özlemeleri açısından çok büyük hayır ve hikmetleri vardır. İnsanın hoşuna giden kusursuzluğun ve güzelliğin gerçek yeri ise cennettir. Allah cennette kişiyi kusursuz güzellikte ve onun en hoşuna gidecek surette yaratacaktır. Üstelik bu güzellik tek bir suretle sınırlı değildir. Allah cennetteki kullarına istedikleri zaman istedikleri sureti seçebilecekleri bir imkan verecek, bu şekilde cennet ehli her istediğinde farklı bir güzelliğe sahip olabilecektir.

... Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir.
(Fussilet Suresi, 31)

Peygamber Efendimiz (sav) müminlerin cennetteki çarşılardan beğendikleri surete gireceklerini bir hadisinde şöyle haber verir:

Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer. [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 434/17>

Gece Olmaması:

Gece, dünya hayatında insanlar için bir dinlenme vakti olarak yaratılmıştır. Cennette uykuya ve dinlenmeye ihtiyaç kalmayacağı için, gecenin karanlığına da ihtiyaç olmayacaktır. Cennette gecenin olmadığı hadislerde şöyle bildirilir:

Cennette gece yoktur. O, ışık ve nurdan ibarettir... [Ramuz el-Ehadis-2, s. 366/4>

Uyku Olmaması:

Uyku insanın dünyada yaşadığı acizliklerden biridir. Tüm insanlar uykuya ihtiyaç duyacak şekilde yaratılmışlardır ve ne kadar isteseler de buna karşı direnemezler. Dahası vücut uykusuz kaldığında hastalıklara karşı direnci düşer, kişi yorgun bir görünüm alır. Öte yandan uykuya harcanan vakit de azımsanamayacak kadar uzundur. İnsan, yaklaşık olarak ömrünün üçte birini uykuda geçirir. Bu aynı zamanda dünyada zaten kısa olan ömrünün çok büyük bir bölümünü bir nevi ölü gibi geçirdiği anlamına gelir. Nitekim Kuran'da "Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir..." (Zümer Suresi, 42) ayetiyle uykunun bir tür ölüm olduğu haber verilmiştir. Fakat cennette uyku, yorgunluk gibi acizlikler yoktur. Allah "Onlara orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz..." (Hicr Suresi, 48) ayetiyle bu gerçeği kullarına bildirmiştir. Bir hadiste ise cennette uykunun olmadığı şöyle açıklanmıştır:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e: "Cennet ehli uyur mu?" diye sordular. Şöyle buyurdu: "Uyku, ölümün kardeşidir. Cennet ehli uyumazlar." [Büyük Hadis Külliyatı-5, s.414/10125>

Anlaşmazlık Olmaması:

Cennet ehlinin en önemli özelliklerinden biri de ahlaklarının çok güzel olmasıdır. Bir hadiste cennetteki müminlerin huylarının güzelliğine şöyle dikkat çekilmiştir:

Ben, cennet bahçelerinde, cennetin üstünde ve cennetin alt tarafında birer köşke şu kimse için kefilim ki, o haklı olduğu halde mücadeleyi terk eder, şaka için de olsa, yalanı söylemez ve insanlar(a örnek olması) için ahlakını güzelleştirir. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 152/6>

Vicdanını kullanan, Allah'tan korkup sakınan kişilerin bulunduğu bir ortamda herkes rahat eder. Güzel ahlakın yaşanmadığı bir yerde ise çekişme, kıskançlık, kavga, kızgınlık, kin, alay, alınganlık vardır. Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler, bu kötü ahlak özelliklerinden ötürü, kendi elleriyle cehennemi hatırlatan bir ortam oluştururlar.

"Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar."
(Hicr Suresi, 47)

Huzurlu, mutlu, güven dolu bir ortam içinde dostça, kardeşçe, hoşgörü ile yaşayabilecekken, dünyevi hırsların peşinde, kendi istek ve tutkularına kapılarak çok büyük bir nimet kaybına uğramış olurlar. Müslümanlar için ise dünyada sabırlı, itidalli, akıllı, makul, dengeli, affedici, şefkatli, sevgi dolu, güzel ahlaklı olmanın derin bir imani zevki vardır. Bir mümin bu güzel özellikleri kendinde gördüğünde ayrı bir haz alır, başka müminlerde gördüğünde bunlardan da ayrı bir zevk alır. Sonsuza kadar sürecek olan bu hoşnutluk, zevk ve güzellikler cennette de artarak sürer. Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinden birinde cennetteki bu ortam şöyle tarif edilir:

... Kalpleri, tek bir kimsenin kalbi gibidir. Aralarında ihtilaf, husumet yoktur... [Kütüb-i Sitte-14, s. 449/3>

Benzer başka bir hadiste de cennet ehlinin ahlakından şöyle bahsedilmektedir:

Onların ahlakı bir tek kişinin ahlakı üzeredir. [Tezkireti'l Kurtubi, s. 329/579>

Nitekim Allah Kuran'da cennetine layık gördüğü mümin kulları için "Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar." (Hicr Suresi, 47) buyurarak, onların yaşadıkları candan ve samimi dostluğa dikkat çeker.

Üzüntü, Sıkıntı Gibi Olumsuzlukların Olmaması:

Üzüntü, sıkıntı gibi insanlara azap veren ruh halleri, din ahlakından uzak yaşayan kimselerde sıkça görülür. Allah'ın herşeyi bir kader üzerine, hayırla yarattığını göz ardı eden bu kimseler aksilik, zorluk gibi görünen olaylar karşısında korku ve paniğe kapılırlar. Allah'a tevekkül etmedikleri için sıkıntıya düşer, hayıflanır, hatta sağlıklarına zarar verecek derecede büyük bir üzüntü yaşarlar. Oysa insan kendisi için neyin hayır neyin şer olacağını bilemez, ancak Allah bilir. Bir ayette bu gerçek şöyle bildirilir:

... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)

Dünyada zorluk, sıkıntı gibi görünen bir durum ahirette kişinin cennetine vesile olacak bir güzelliğe dönüşebilir. Bunun bilincinde olan müminler, dünyada karşılaştıkları sıkıntı ve zorluk gibi görünen olumsuzlukları imanlarının gücü ile kendilerinden uzaklaştırırlar. Allah'a teslim olmanın, yarattığı herşeyden razı olmanın rahatlığı ve huzuru içinde, karşılaştıkları her olayı Allah'ın yarattığı bir güzellik olarak değerlendirirler. Bu yüzden cennet umudu taşıyan müminler dünyevi hiçbir şeyi olumsuzluk olarak değerlendirmezler. Cennette ise Allah'ın rahmetiyle, sonsuza kadar üzüntü, sıkıntı, endişe gibi duygulardan uzak yaşayacaklardır. Hadislerde cennetteki bu nimet şöyle haber verilir:

... Her kaygının da arkası kesilecektir. Cehennem ehlinin kaygısı müstesna... [Ramuz el-Ehadis-2, s. 342/15>

... onlar şöyle diyecekler: "Biz ebedileriz, asla helak olmayız, biz mutlu kişileriz, asla kederlenmeyiz... [(Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10099>

Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir."
(Fatır Suresi, 34)

... Orada hiçbir dert ve tehlike yoktur... [Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1>

İncil'de ise bu konu şöyle yer alır:

... "Beyaz kaftan giyinmiş olan bu kişiler kimlerdir, nereden geldiler?"... Bana dedi ki, "Bunlar, o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir... Bunun için, Allah'ın tahtının önünde duruyorlar... Taht üzerinde oturan, çadırını onların üzerine gerecektir... Allah onların gözlerinden bütün yaşları silecektir." (Yuhanna'ya Gelen Esinleme, 7. bölüm, 13-17)

Allah Kuran'da müminlerin bu huzurlu ruh hallerini şöyle bildirmektedir:

Allah'ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir. (Al-i İmran Suresi, 170)

Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir." (Fatır Suresi, 34)

Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir. (İnsan Suresi, 11)

Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın. (Mutaffifin Suresi, 24)

Daha önce de belirttiğimiz gibi dünyada var olan hemen herşey imtihanın bir gereği olarak özellikle eksik ve kusurlu yaratılmıştır. Müminler dünyada karşılaştıkları tüm zorluk ve sıkıntılara güzel bir sabır gösterir, Allah'a tevekkül ederler. Peygamberimiz (sav) hadislerinde kişinin ancak cennete girdiğinde gerçek anlamda rahata kavuştuğunu haber vermiştir:

Ancak cennete giren rahata kavuşur. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 138/13>

Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz (sav) cennetteki bu huzurlu ortamı şöyle tarif eder:

Cennet ebedi bir ikamet halinde parıldayan bir nur, yaygın bir koku, çok iyi inşa edilmiş bir köşk, akan bir ırmak, olgun bir meyve, yeşillik, neşe, serinlik, tazelik mahallidir.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 06-08-2007, 01:22
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

Aslında kadın peygamber yok degil var, en azından Arap yarımadasında bir tane var. Muhammed ölünce merkezi gücün dagılacagını düşünen Arap kabileleri ayaklanıyorlar. Özellikle Yemen de ayaklanmalar oluyor. Muhammed ile aynı zamanda peygamberlik yapan ve ona işbirligi teklif eden Müseyleme zaten etrafında peygamber olarak tanınıyordu. Bu arada Temim kabilesinden Malik bin Nuveyre de isyanın öncülügünü yaparak Ebubekire baş kaldırmıştı.

* * İşte tam bu sırada Háris kızı Secah adında Hristiyan bir kadın çıktı; "Allah peygamberleri neden sadece erkeklerden göndersin ki? İşte şimdi de bir kadını görevlendirdi" diyerek peygamberliğini ilán etti ve kendisine bağlı olan dört bin kişiyle beraber Medine’ye, Ebubekir’in üzerine yürümek üzere yola çıktı. Dikkat edilirse o zaman Mekke nin toplam nüfusu 20-25 bin kişidir ve 4.000 kişi de hatırı sayılır bir güçtür.

* * Daha sonra Secah, diger peygamber olan *Museyleme ile evlenir ve birleşirler. Daha sonra Halid bin Velid Museylemeyi öldürür ve kafasını keser, fakat her ne hikmetse Secah'ı öldürmez ve İslami kayıtlara göre Secah İslamiyeti kabul ederek iyi bir Müslüman olur ve bu şekilde ölür.

* * *Demek ki kadın peygamber de olabiliyormuş ve ciddi bir güç de toplayabiliyormuş. Kaldı ki biz meseleyi hep İslam tarihi açısından ele alıyoruz ve sanki İslamiyet tek gerçek din gibi davranıyoruz. Aslında tüm dünya dinler tarihi açısından ele alırsak kadın peygamber ya da kahinlerin çok daha fazla oldugunu görebiliriz. Ama artık ya isimleri bile unutturulmuştur ya da genellikle tarih öncesi dönemlerde hüküm sürdüklerinden bize kadar gelmemiştir rivayetleri.

* * * Yunanistan'ın en önemli bilicilik merkezi Delphoi de kehaneti kadınlar okurdu. Tüm ana tanrıça dinlerinde de başrahibenin kadın oldugunu biliyoruz. Asur kralı Sargon'un tanrısal oldugu kehanetini karısı vahyetmişti. İştar evlendigi tüm erkekleri bir sene sonra öldürüyordu. Gılgameş bu yüzden evlilik teklifini reddetmişti.

* * * *Ancak tarih artık erkekler tarafından yazılmaya başlandıgında kadının da esamesi okunmayacaktı.


* * * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 06-08-2007, 01:55
beelzbb beelzbb isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Nov 2006
Mesajlar: 439
beelzbb - MSN üzeri Mesaj gönder beelzbb - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

dilaver";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Aslında kadın peygamber yok degil var, en azından Arap yarımadasında bir tane var. Muhammed ölünce merkezi gücün dagılacagını düşünen Arap kabileleri ayaklanıyorlar. Özellikle Yemen de ayaklanmalar oluyor. Muhammed ile aynı zamanda peygamberlik yapan ve ona işbirligi teklif eden Müseyleme zaten etrafında peygamber olarak tanınıyordu. Bu arada Temim kabilesinden Malik bin Nuveyre de isyanın öncülügünü yaparak Ebubekire baş kaldırmıştı.

* * İşte tam bu sırada Háris kızı Secah adında Hristiyan bir kadın çıktı; "Allah peygamberleri neden sadece erkeklerden göndersin ki? İşte şimdi de bir kadını görevlendirdi" diyerek peygamberliğini ilán etti ve kendisine bağlı olan dört bin kişiyle beraber Medine’ye, Ebubekir’in üzerine yürümek üzere yola çıktı. Dikkat edilirse o zaman Mekke nin toplam nüfusu 20-25 bin kişidir ve 4.000 kişi de hatırı sayılır bir güçtür.

* * Daha sonra Secah, diger peygamber olan *Museyleme ile evlenir ve birleşirler. Daha sonra Halid bin Velid Museylemeyi öldürür ve kafasını keser, fakat her ne hikmetse Secah'ı öldürmez ve İslami kayıtlara göre Secah İslamiyeti kabul ederek iyi bir Müslüman olur ve bu şekilde ölür.

* * *Demek ki kadın peygamber de olabiliyormuş ve ciddi bir güç de toplayabiliyormuş. Kaldı ki biz meseleyi hep İslam tarihi açısından ele alıyoruz ve sanki İslamiyet tek gerçek din gibi davranıyoruz. Aslında tüm dünya dinler tarihi açısından ele alırsak kadın peygamber ya da kahinlerin çok daha fazla oldugunu görebiliriz. Ama artık ya isimleri bile unutturulmuştur ya da genellikle tarih öncesi dönemlerde hüküm sürdüklerinden bize kadar gelmemiştir rivayetleri.

* * * Yunanistan'ın en önemli bilicilik merkezi Delphoi de kehaneti kadınlar okurdu. Tüm ana tanrıça dinlerinde de başrahibenin kadın oldugunu biliyoruz. Asur kralı Sargon'un tanrısal oldugu kehanetini karısı vahyetmişti. İştar evlendigi tüm erkekleri bir sene sonra öldürüyordu. Gılgameş bu yüzden evlilik teklifini reddetmişti.

* * * *Ancak tarih artık erkekler tarafından yazılmaya başlandıgında kadının da esamesi okunmayacaktı.


* * * *saygılarımla
Dilaver abim affına sığınarak küçük bir düzeltme yapiyorum:Museylime tam tamına 150 yaşında kendi askerleri arasından bir grup asker tarafından bıçaklanarak öldürür.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 06-08-2007, 11:29
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704

Onur Üyeliği 

Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

beelzbb

Museylime kendi askerlerince değil bir plan gereği öldürülür. Genelde bu plan ve öldürme şekli yani kahpe planla yapılan öldürme eylemi o dönemin Helel(!) ganimetçileri için nimettir. Daha detaylı aktarımlarda var ve benim bildiğim iş daha evvelden güzelce planlanıyor anlık bir şey değil. Eğer savaşı Müseylime kazansa ve ardınca insanlara kaybedenleri Allah'ın ganimeti olarak sunsa idi bu gün yüce peygamber diyecektik, bu büyücülük, sihir, ilahi güçler vs kullanarak iş götüren binlerce insandan geriye çok azı kalıyor çünkü tarih çıkar uğruna amansız sürüp giden savaşları gösterirken bu bir yerde elek sürecide görüyor. Yani dar grupçuklardan, binlerce küçük erkten daha merkezi ve geniş gruplara doğru bir yol ve tabi büyüyen grupda kim kaldı ise o Şah yanındakiler vezir diğerleri ise unutulmuş bir tarih olurken çoğunlukda piyon oluyor. Şah kimse piyon ona tapıyor.

"Müseylime ve ordusuna sal*dırdıkları ve savaş iyice kızıştığı zaman Müseylime'yi gözetlemeye başladım. Onu elinde kılıcı, ayakta dikilirken gördüm. Benim gibi En-sar'dan birinin de onu gözetlediğini gördüm. İkimiz de onu öldürmek istiyorduk.

Uygun bir pozisyon yakalayınca mızrağımı salladım. Elimde düz*gün bir haie gelince, ona doğru fırlattım. Mızrak isabet etmişti...

Müseyiime'ye mızrağımı fırlattığım anda, o ensarlı kişi üzerine atılıyor ve kılıçla ona bir darbe indiriyordu...

Onu hangimizin öldürdüğünü Allah bilir?

Şayet onu öldüren bensem, Muhammed'den sonra insanların en hayırlısını ve yine insanların en kötüsünü öldürmüş oluyorum.."


Bu aktardığım paragraf için gösterilen Kaynaklar Derlemesi, seninkisi hangisi ?

1- EI-İsabe (es-Seade baskısı), VI/315
2- Usdu'l-ğabe, V/83-84
3- El-İstîab (Haydarabad baskısı), 11/608-609
4- Et-Tarîhu'l-Kebîi-, cilt : IV, Kısım H/180
5- EI-Cem'u beyne *caii's-sahihayn, *il/516
6- Tecricîu esmai's-sahabe, *H/136 * * ,
7- Tehzîbu't-tehzîb, XI/İ13
8- İbn Hişam, es-sîre, fihristlere bakınız
9- Musnedu Ebî Davud, s. 186
10- İbnu'l-Esîr, ei-Kamİl, 11/108
11- Tarihu'î-Taberî, (Onuncu ciltteki fihristlere bakmız)
12- İmtau'l-esma, 1/152-153
13- Siyeru *a'lami'n-nubela, *1/129-130
14- İbn Kuteybe, e!-IVlaörif, s. 144
15- Ez-Zehebî, Tarihu'l-İslöm, *I/252

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 07-08-2007, 13:17
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

sevgili muhammed,

nietzsche nin kadınlar hakkındaki fikirlerini referans olarak vermişsin,kadınlara mı gidiyorsun kırbacını unutma deyimiyle birlikte.nietzchenin felsefi fikirlerini çok severim,felsefe yaşanan ve düşünülenin birlikte yoğrulmasıdır.kadınlar hakkındaki görüşleri lou salomeye duyduğu saplantılı ve tutkulu aşkından çıkmıştır ve kendisinden başka kimseye referans olmamalıdır.bu başlık konusuna uygun olmadığı için uzatmıyorum.kadınlara giderken kırbacın unutulmaması salomenin onu bir at arabasına koşmasından ve elinde kırbacıyla poz verdiği resimden çıkar.anlamı ve yorumu sayfalar sürer ama sağlıklı bir zihnin ilişkisi olmadığı kesin.







Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 07-08-2007, 13:43
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Neden Kadin Peygamberler olmamistir?

Sn. ikikereiki,

Çok severek okuduğum ve devamlı baş ucu kitaplarımdan biridir, Böyle Buyurdu Zerdüşt.
Talihsiz ve alacakaranlık hayatının birikimlerini ve yansımalarını mutlaka ki vermiştir eserine, F. Nietzsche.
Hangi eser yazarının birikim ve yansımaları değil ki?
Ve hangi insanın hayatında karanlıklar ve talihsizlikler yok ki?
Neyse konu bu da değil.

Konu kadın ise gerçekten de iyi düşünülüp cevap verilmesi gerekir.
Başlarken, eril düşüncemizi dahi bir köşeye bırakmamız şart.
Referans gösterdiğim eserde dahi, küçümseme ve hakaret yoktur ki, bizim olsun. *
Sadece farkı fark ettirmektir meselemiz.

Gerçekten de farkı fark edebilmek için bile şu yaşımıza kadar yaşamamız gerekmişti!

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:06 .