
26-08-2007, 23:34
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jan 2007
Mesajlar: 765
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
ozgurlukçu özgür çağdaş düşündüğün için olumlu paylaşımlarımız olabilir  daha sık konuşalım ,,
NO GOD
NO RELIGION
"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."
K. Marx
|

28-08-2007, 04:06
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Aug 2007
Mesajlar: 54
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
Seninki toplumsal açıdan daha pozitif bir geçiş olmuş çünkü edindiğim tecrübelerle enteresan toplumumuzun sünni cemaat üyeleri, alevilikle dinsizlik arasında bir fark yokmuş gibi bir düşüncedeler gibi bir sonuca ulaştım gibi gibi... Ne dedim ben ya..  Neysem Hoş geldin..
Kendinizi
modası geçmiş peri masallarının ardına saklamaya
ve ellerinizi masumca yıkamaya
devam edemezsiniz
Epica - Cry for the moon
|

28-08-2007, 20:20
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2007
Mesajlar: 29
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
hoşbulduk.
evet, hshtanri, öyle düşünen sünnilere göre fazla bir değişiklik yapmamış oluyorum desene!!!
|

28-08-2007, 20:31
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.709
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
Sevgili ozgurlukcu
Hoşgeldin.
Sonluluğun olmadığı noktada sonsuzluğunda anlamı yoktur.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

28-08-2007, 20:36
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2007
Mesajlar: 29
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
hoşbulduk spartacus.
keyifli ve nitelikli sohbet dileklerimle...
|

28-08-2007, 20:41
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
Sevgili Özgürlükçü ,hoş geldin.
Bir şeyi merak ediyorum. ''BİR ÇEŞİT ALLAH'a inancım var'' diye yazmışsınız. Şu an hayalinizdeki veya
tasavvurunuzdaki allah nasıldır? Veya nasıl tanımlarsınız.
sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
|

28-08-2007, 22:09
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2007
Mesajlar: 29
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
hoşbulduk özgür_beyin,
açıkçası inançlarını, düşüncelerini, bilincini istediği ölçüde netleştirebilmiş, saflaştırabilmiş biri değilim öncelikle. ve az önce diğer bir başlık altında belirttiğim gibi psikolojik olarak hepimizin çeşitli ölçülerde ama herkeste yeterince ciddi bir ölçüde olmak üzere hasta olduğumuza inandığımı belirtmiştim.
ve kendimin de hasta olduğumun farkına varıyorum pek çok vakit. her zaman değil, çünkü bizzat hastalık koşulları ve dış dünyadan gelen baskılar, bir anda tam bir farkındalığı ve iyileşme koşullarını imkansız kılıyor.
bunları söyleme sebebim, sorduğun soruya vereceğim yanıtla da çelişen yanlarım olduğu ve bir süre daha olmaya devam edeceği ön bilgisini vermektir.
cevabım şudur:
ben, varolan herşeyin tek bir "şey"in parçaları veya uzantıları olduğuna inanıyorum. yani bir bütün'ün varlığına ve bu bütünün bir "merkeziyeti" olduğuna. ben bu bütünün tamamına allah diyorum ama merkezi veya çekirdeği ise bütünün farkındalığının en üst veya maksimal düzeyde olduğu yerdir. tıpkı dünyanın merkezindeki kor gibi, tıpkı güneş sisteminin merkezinin güneş olması gibi, güneşin güneşi gibi vs. doğa izlendiğinde herşeyin, daha büyük bir bütünün bir uzantısı olduğu ve bu bütünün küresel nitelikte olduğu ve bir "merkeziyeti" veya çekirdeği olduğudur. insanların allah dediği şey o merkezdir. ama aslında bu da yanlış veya eksiktir. bütünün tamamı allahtır. ama kabukten çekirdeğe doğru artan bir "kendinin-farkındalığı" söz konusudur.
bu küre bütünlüğü, kendi kendini bilme çabasında, bütünlüğünü bozmayacak şekilde kendini parçalara ayırıyor, ve çekirdekten-kabuğa ve kabuktan-çekirdeğe düzenli bir evrim yolculuğu yaşanıyor. bu bizim şu anki bilinç seviyemizle kavramayacağımız bir sürede oluyor. hatta yolculuğun belli bir aşamasından sonra bizim bildiğimiz şekliyle zamanın hiçbir anlamı kalmıyor.
burada belirttiğim görüşlerin temelinde belirli bazı spiritüel-medyumik kaynaklar vardır. ama benimsediğim için kendi bireysel görüşlerim olmuştur aynı zamanda. bu anlattıklarım sadece benim duyduğum en iyi açıklamayı teşkil ediyor. daha iyi bulduğum bir açıklama duyduğumda o açıklamaya doğru hareket ederim.
yukarıda bir manasıyla son derece kapsamlı bir varoluş görüşü vardır. ama hiçbir şey bununla sınırlı değildir. nasıl güneş'in güneşi varsa, ben de allah'ın da allah'ı olduğuna, bunun bir çeşit spiral uzantı olduğuna inanma eğilimindeyim.
sanki bu konuları yalayıp yutmuş, aşmış biri gibi konuştuğumun farkındayım. öyle biri değilim. ben sadece en iyi açıklamaları takip ederim. o kadar. imanım henüz bu açıklamaları tam takır hayatımda uygulamama müsade edecek kadar gelişkin değil. zaten sonsuzluğu düşününce bu konuda kasmanın da çok anlamlı olmayacağının farkına varıyor insan.
bütün bu konuları düşünürken meydana gelen karamsarlık ve ezinme (eğer varsa, ki bende var), bu konuların karamsarlığından değil, bizzat kendi bireysel hayat koşullarımızın bizde biriktirdiği zehirlerin karamsarlığıdır.
sorularına göre ayrıntıya girebilirim. ne ölçüde umduğun gibi bir açıklamaydı bilmiyorum ama ben belirttiğim şekilde bir varlık görüşüne doğru ilerliyorum. ama bütün kalbimle benimsemiş değilim. ben korkular ve endişelerle dolu biriyim aslında... tek saygı duyduğum ise aydınlanmacı, objektif, insani fikirler ve uygulamalar....
şu anda söyleyebileceklerim bunlar. saygılar.
|

28-08-2007, 22:30
|
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
Sevgili özgürlükçü,
Herkes sana hoş geldin diyor. Ben demezsem çatlarım! *
İletinde benim takıldığım husus "Matrix" filmindeki gerçeklik kavramı oldu. Matriks'in gerçekliği ne ola ki? Ben onu küreselleşmenin içinde yitik düşmüş, olayları kontrol edemeyen insanların zavallılığı şeklinde yorumlamıştım. Yani "insanlara gününü gün et, fazla düşünme, içinden çıkamazsın, bırak dünya senin dışında nasıl dönerse dönsün" mesajını veriyor diye düşündüm. Sen belki değişik yorumlamışsındır. Paylaşırsan sevinirim.
|

28-08-2007, 22:55
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2007
Mesajlar: 29
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
merhaba Burlap, hoşbulduk.
benim matrix gerçekliğinden kastım özü itibariyle, bu dünya üzerindeki insan hayatının yüzbinlerce yıldır her yönden çok ağır bir kontrol altında tutulduğu ve bizlerin de bizzat bu sistemi "uygulayanların" isteğine uygun bir şekilde kendimizi özgür sanırken, aslında onların ekmeğine yağ sürüyor durumda olduğumuz gerçeğinin farkındalığını geliştirme çabasıdır.
bizim şu anda ortalama hayat koşulu olarak benimsediğimiz koşulların optimal özgürlükle yakından uzaktan bir ilişkisi yoktur. biz burada bunları tartışmakta iken bile, binlerce yıldır uyuşturulmuş olan insanlıktan devraldığımız aynı uyuşturulmuş genetiğe mahkum olmuş esir bir bilinçle yapıyoruz bu sorgulamaları.
bu dünyada "resmi" olarak kabul edilen ortalama yaşam şartları dahi işkence niteliğindedir. ve bu durum asla ve katiyen tesadüfi veya sadece insanların kendi kendilerine yaptıkları birşey değil, insanlığın zaaflarını keşfetmiş bir grup varlığın, insanlardan diledikleri gibi yararlanmak için bizim aklımıza gelmeyecek vaadelerde sabırla uyguladıkları planları neticesinde alınan meyvedir.
matrix, bu (eksik tanımlanmış) gerçeği kavrayana kadar gerçek özgürlük şansına erişemeyecek olan bilinçlerimizin hapishanesidir.
soru cevaplarla ilerleyebiliriz istersen.
görüşürüz.
|

28-08-2007, 23:31
|
|
|
Re: selam ben ozgurlukcu...
Benim de anladığım yaklaşık aynı şeydi. Matriks filmi felsefesini Platon'un Mağara'sından almış. Biliyorsundur, Platon'un mağarasında, insanlar elleri ayakları bağlı ve arkaları mağaraya ağzına dönük olarak oturtulmuşlardır. Başlarını arkaya çevirip de olan biteni göremezler. Arkalarından gelen aydınlık, yine arkalarındaki varlıkların hareketlerini gölge olarak önlerindeki duvara aksettirmektedir. Dolayısıyla insanlar gerçeği değil, onların önlerindeki yansımasını görürler.
Bu durum Platon'un "idea"lar ve formlar olarak açıkladığı felsefesini basitçe anlatmak için örneklemesidir. Bu felsefesine göre herşeyin ancak tanrıların bildiği bir ideal formu vardır. Bu form daha sonraları gittikçe özgün durumundan kaybedip kötüleşir ve yozlaşır. Bazı çok özgün fikirleri olan Plato bu hususta çok da tatsız olabilir. Örneğin kadın, erkek ideasının yozlaşmış halidir. Daha da yozlaşırsa domuz falan olur.
Neyse Platon'un üzerinde yüzbinlerce değil 2500 sene geçti. İnsanlar bir yere geldi ve Platon'un bu felsefesi de yitti. Optimal özgürlük kavramını ve yaşamın resmi koşullarını bilemeyeceğim. Ama insanlık Platon'un ve Matriks'in dayatmalarına karşın çok farklı yerdedir. Sorgulamayı bilen insanlar bu esir bilinçlerinin dışına çıkarlar ve "insan" olurlar. Şimdi batı dünyasının çoğu insanı böyledir. Ama size postmodern küreselleşmeyle ve din ortamında sundukları koşulları kabul etmeyi sürdürür seniz esir bilince devam edersiniz.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:33 .
|