Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 26-04-2005, 11:44
HYB HYB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Apr 2005
Mesajlar: 27
Standart cevap

Evet arkadaşım ben sana bildiklerim kadarıyla yardımcı olayım
O zamanlar mute nikahı diye bir nikah vardı revaçtaydı. Yani bir kadınla sadece cinsel ilişkiye girmek için evlenip boşanmak böyle bir nikah çeşidi. Bu islama aykırı ve ters olduğundan o zamanlar çok evliliklerde vardı. Bundan dolayıdırki bir erkek bir kaç kadınla birden evleniyordu, ve bunun da şehvet düşkünlüğüyle bir alakası da yok bilakis tersine bu toplum da zinayı ortadan kaldıran ailevi sistemi ortaya koyan evlenmeyi yaygınlaştıran bir durum. Ne yani şu günümüze bir bak evlenipte kerhanelerden çıkmayan yüzlerce insan var. Hele bak sen batıya bir kadın daha 12 sinde bakireliği bozuluyor ve hayatı boyunca evlendiğinde bile 50 çeşit erkekle ilişkiye giriyor buna ne dersin. Halbuki islam tam tersine zinayı yasaklıyor ve insanları evliliğe teşvik ediyor bazıları da kalkmış bunun altından neler çıkarıyorlar sözlerimi şimdilik burada son veriyorum ve bir kaç hadis rivayetiyle noktalıyorum.
Peygamber Efendimizin eşleri, tüm müminlerin anneleri, tüm Müslüman kadınlara örnek, takva sahibi müminlerdir. Kuran'da, hadis-i şeriflerde ve Peygamber Efendimizin hayatı hakkındaki rivayetlerde Hz. Muhammed (sav)'in eşlerinin huyları, imanları, Peygamberimiz (sav)'e nasıl yardımcı oldukları, yaptıkları tebliğ ve güzel ahlakları hakkında birçok bilgi verilmektedir.

Kuran'da Peygamber Efendimizin eşleri hakkında verilen bilgilerden biri, onların tüm müminlerin annesi olduğudur:

Peygamber, müminler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir… (Ahzab Suresi, 6)

Bir başka ayette ise, Allah müminlere, Peygamberimiz (sav)'den sonra onun eşlerini nikahlamalarını yasaklamıştır. Bu ayet şöyledir:

… Allah'ın Resûlüne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah katında çok büyük (bir günah)tır. (Ahzab Suresi, 53)

Kuran'ın bazı ayetlerinde ise, Peygamberimiz (sav)'in hanımlarının diğer kadınlar gibi olmadıkları belirtilmiş ve onların nasıl bir tavır içinde olmaları gerektiği haber verilmiştir. Ayetlerde şöyle buyrulur:

Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda söyleyin. Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister. Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, latiftir, haberdar olandır. (Ahzab Suresi, 32-34)

Peygamberimizin takva sahibi eşlerinin ayetlerde bildirilen tutumları, yani sözü maruf, akla ve vicdana uygun bir şekilde söylemeleri, vakarlı tavırları, sakınmaları, ibadetlerde ve Peygamber Efendimize itaatteki titizlikleri, Kuran'ı ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini çok iyi biliyor olmaları tüm mümin kadınlara örnektir.

Biz bu Kuran'ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın.
(Yusuf Suresi, 3)
Allah, ayetlerinde Peygamberimiz (sav)'in hanımlarının ecirlerinin iki kat verileceğini şöyle bildirmiştir:

Ey peygamberin kadınları, sizden kim açık bir çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak arttırılır. Bu da Allah'a göre pek kolaydır. Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden -itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır. (Ahzab Suresi, 30-31
O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
(Necm Suresi, 3-4)

Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler...
(Fetih Suresi, 29)
… Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
(Maide Suresi, 48)
Peygamber Efendimizin mübarek eşlerinden ilki, Hz. Hatice (ra)'dir. Hz. Hatice aynı zamanda ilk Müslümanlardandır. Peygamberimiz (sav), ilk vahyi aldığında hemen kendisine söylemiştir. Aklı, feraseti, basireti ve hikmeti ile tanınan Hz. Hatice, hemen iman etmiş ve o günden sonra Peygamberimiz (sav)'e büyük destek olmuş, Kuran ahlakının yayılmasında maddi ve manevi olarak büyük bir çaba göstermiştir.

Peygamberimiz (sav)'in Hazreti Sûde, Hazreti Aişe, Hazreti Hafsa, Hazreti Zeyneb, Hazreti Ümmü Seleme, Hazreti Cuveyriye, Hazreti Ümmü Habibe, Hazreti Safiye, Hazreti Meymune gibi isimleri zikredilen diğer hanımları da fedakarlıkları, sabırları ve Peygamber Efendimize olan bağlılıkları ile sahabelere örnek olmuşlardır.

Peygamberimiz (sav), hem hanımları hem de çocukları ile çok yakından ilgilenmiş, onların imanlarını, sağlıklarını, neşelerini ve ilimlerini artırmalarına vesile olmuştur. Rivayetlerde Peygamberimiz (sav)'in hanımları ile oyunlar oynadığı, koşu yarışları yaptığı da belirtilir. Sahabeler "Peygamber (sav) hanımlarıyla en fazla şakalaşan kişiydi"209 diyerek, Peygamber Efendimizin eşlerine olan ilgisini belirtmiştir.

Ayrıca Hz. Aişe (ra)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz,"Hanımlarına karşı insanların en yumuşağı, en kerimi, güler yüzlüsü ve mütebessim olanı idi."210

Peygamber Efendimizin bilinen bir başka özelliği ise, hanımları arasında son derece adaletli olmasıdır. Hatta rivayetlerde. eşlerini ziyaretlerini eşit olarak taksim ettiği belirtilir. Bu konuda Hz. Aişe (ra) şöyle der:

"Resulullah (sav) gece taksiminde adalete riayet eder ve derdi ki: "Ey Allah'ım. Bu taksim benim iktidarımda olanda yaptığım bir taksimdir. Senin muktedir olup benim muktedir olmadığım şeyden dolayı beni levmetme."211

Hz. Enes (ra) anlatıyor:

"Resulullah (sav)'ın yanında dokuz hanımı vardı. Hanımlara uğrama işini sıraya koyuyordu. Birinci hanımına ikinci uğrayışı dokuz gün sonra oluyordu. Hanımları her akşam Resullulah'ın o gün geleceği odada toplanıyordu."212

Peygamber Efendimiz birçok sözünde de mümin kadınların ne kadar değerli varlıklar olduklarını belirtmiştir. Örneğin bir sözünde "Dünya bir metaıdır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır"213 dediği belirtilir.

Peygamber Efendimiz ashabına da eşlerine karşı nasıl bir tutum içinde olmaları gerektiğini anlatmıştır:

"En olgun imana sahip mümin huyu en güzel ve ailesine karşı en nazik, lütufkar olanıdır."214

"En hayırlınız, hanımlarına en hayırlı olanınızdır. Ben hanımlarına karşı sizlerin en iyisiyim."215
Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular (ve doğrulayanlar), şehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaştır onlar?
(Nisa Suresi, 69)
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 26-04-2005, 11:58
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: cevap

Bir erkeğin bir kaç kadınla evlenmesi nasıl bir şekilde zinaya son vericek ti anlayamadım.Daha açık yazarsan memnun olurum
Ayrıca muhammedin karılarını beğendiği için aldığını açıklayan bir yazı yazmıştım kendi çapımda.Bu yazıyıda değerlendirip bir cevap yazmanı bekliyorum:

1-) Azhab-50-52 de Muhammed e ama yalnızca muhammede yakın akrabalarıyla evlenme izni verilmiştir.Ayrıca ayetin sonunada bunlar sana bir darlık olmaması içindir diye yazmış.Yani muhammed o kadar şehvet düşkünü bir insan ki(peygamberlerin genel özelliğidir şehvetli olmak) onca karısı ve sayısısız cariyesi olmasına rağmen bir darlık yaşama ihtimali var hala ve bu ihtimal üzerine ona yakın akrabalarıyla evlenme izni veriliyor.İki sevgilinin sevişmesini ahlaksızlık olarak gören zihniyet teyzesinin kızını kendisine eş olarak görebiliyor.İşte gerçek ahlaksızlık budur.Kardeşi gibi olan insanları bile kendine eş olarak görebilecek kadar azmış bir adamı peygamber olarak gören zihniyete acıyorum.
Ayrıca bu ayetlerden birisinde muhammedin açıkça cariyelerinin olduğu ve dahada alabileceğini söylemiştir.Bu durumda bir insan nasıl çıkıp ta muhammed in karılarını korumak için onlarla evlendiğini söyleyebilir.O zaman cariyelere ne diyecekler.AZHAB SURESİ 52. AYETTE AÇIKÇA MUHAMMEDİN KARILARINI ONLARI BEĞENDİĞİ İÇİN ALDIĞI ANLATILIR VE EĞER İSTERSE DAHA CARİYE ALMAYA İZNİ OLDUĞU BELİRTİLİR.GÖRMEYEN ARKADAŞLARA DUYRULUR.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 26-04-2005, 12:26
HYB HYB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Apr 2005
Mesajlar: 27
Standart CEVAP

İlk soruna gelince bir erkeğin bir kaç kadınla birden evlenmesi nasıl zinaya son verir demişsin. bende diyorum neden vermesin sen beni bir önceki yazdığım şu yazıya bir karşılık neden bulamadın dedim ya bir erkek evli olduğu halde kerhanelerden çıkmıyor bu türkiyede bile inkar edilemez bir olgu ve avrupada hemen hemen her ülkede hatta ve hatta inançsız kesimlerde daha yaygın olmakla beraber bir kız küçük bir yaşta bakireliği bozuluyor ve evlenene kadar bırak evlendikten sonra da her önüne gelen erkekle ilişkiye giriyor bunu inkar edemessin kaldıki islam böyle bir durumu şiddet leyasak getiriyor zinayı haram kılmıştır zaten.
ikincisi hz peygamberin kadınları bu beğendiği için almıştır diyorsun bu da gayet normal kimse beğenmediği biriyle zaten evlenmez islam dinide evleneceğiniz kadını beğenin ondan sonra evlenin diyor böyle emrediyor bir hadiste peygamber sizden evleneceğiniz zaman eşinizi görmeden beğenmeden karar vermesin diyor bu da zaten insanın en doğal hakkı bunda şaşılacak bir şey yok vaktaki peygamber bile bu hareketiyle örnek olmuş insanlara
üç yakın akraba evliliğine gelince bilmem sen fıkıh okudun mu ben fıkıh bilgilerine göre söylüyorum islamda bir erkek kardeşleri teyzesi halası süt annesi ve süt kardeşleri dışında ki kadınlarla evlenebilir yani nikah bunları dışındaki lere düşer yani halakızı teyze kızı amca kızı na nikah düşer belki sana ters geliyor olabilir islam da bunlara da açıklık getirecek sebepler var.
ve sonra ahzab suresinin 52 . ayetini tam okumamışsın anlaşılan yada anlamamışsın
51. Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış, olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.

52. Bundan sonra sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin, hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir. Allah her şeyi gözetmektedir.*

91. Bu ayette Allah, Hz. Peygamber'in (s.a) risalet görevini, huzur içinde ve sağlam bir zihin ile yerine getirebilmesi için, ailesi ile ilgili bazı sıkıntı ve dertlerden azade kılmayı murad etmektedir. Allah, Peygamberine eşlerine dilediği gibi davranma yetkisi verince, bu inanan kadınların hiçbir şekilde Hz. Peygamber'i (s.a) üzmelerine veya kıskançlıkları ve ev içi sorunlarıyla ilgili şikayetleriyle onu rahatsız etmelerine mahal kalmamaktadır. Fakat Hz. Peygamber (s.a) Allah'tan bu yetkiyi aldığı halde, hanımlarına tamamen eşit muamelede bulunmuştur. Birini diğerine tercih etmemiş, hepsine zamanında ziyaretlerde bulunmuştur. Muhaddisler arasından sadece Ebu Razin, Hz. Peygamber'in (s.a) hanımlarından dördüne mutad ziyaretlerde bulunurdu, (Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Zeyneb ve Hz. Ümmü Seleme) diğer eşleri içinse belirli bir ziyaret zamanı yoktu demiştir.
Fakat diğer bütün müfessir ve muhaddisler buna muhalefet ederler ve bu izni aldıktan sonra bile Hz. Peygamber'in (s.a) bütün hanımlarına mutad ziyaretlerde bulunduğu ve hepsine eşit mumelede bulunduğunu söylerler. Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud ve diğer muhaddislerin Hz. Aişe'den (r.a) rivayet ettiklerine göre, Hz. Peygamber (s.a) ne zaman bir hanımının sırası geldiğinde diğerini ziyaret etmek istese, önce sırası olan hanıma sorar ve izin alırdı. Ebu Bekir el-Cassas, Urve bin Zübeyr'den Hz. Aişe'nin (r.a) şöyle dediğini rivayet ediyor: "Peygamber (s.a) bizim sıramız konusunda hiçbirimizi diğerimize tercih etmezdi. Gerçi hanımlarının hepsini birden ziyaret etmediği günler vakiydi, fakat hanımlarından ancak sırası gelene dokunurdu." Yine Hz. Aişe'den (r.a) rivayet edilen bir hadise göre, Hz. Peygamber (s.a) son hastalığı sırasında eşlerini dolaşması güçleştiğinde, diğer eşlerinden Hz. Aişe'nin yanında kalmak için izin istedi ve ancak onların izinlerini aldıktan sonra son günlerini onun hücresinde geçirdi. İbn Ebi Hatim, İmam Zühri'den Hz. Peygamber'in (s.a) eşlerinden hiçbirinin sırasını ihmal etmediğini rivayet etmiştir. Sadece Hz. Sevde (r.a) bundan müstesnadır. O, yaşlılığı sebebiyle kendi sırasını isteyerek Hz. Aişe'ye (r.a) vermiştir.
Bu hususta hiç kimse, Allah'ın (hâşâ) Peygamber'e (s.a) özel bir hak verdiği ve eşlerini doğal haklarından mahrum bıraktığı gibi bir şüpheye kapılmamalıdır. Hz. Peygamber'e (s.a) dörtten fazla kadınla evlenme konusunda özel hakların verilmesine neden olan büyük görev, aynı zamanda ev hayatında büyük bir huzur içinde olmasını ve her tür sorun ve sıkıntıdan uzak olmasını gerektiriyordu. Müminlerin anneleri için Hz. Peygamber (s.a) gibi yüce bir şahsiyetle evli olmak büyük bir ayrıcalıktı ve bu vesileyle onlar, Hz. Peygamber'in (s.a) bütün insanlık için ebediyete kadar kurtuluş vesilesi olacak davet ve tebliğ görevinde onun yardımcıları ve Ashabı olma şerefine nail oluyorlardı. Nasıl Hz. Peygamber (s.a) bu gaye uğrunda her tür fedekarlığı yapıyor ve Ashabı da güçleri ölçüsünde bu konuda onu örnek alıyorlarsa, Hz. Peygamber'in (s.a) hanımlarının da her alanda bencillikten uzak olmaları gerekiyordu. Bu nedenle onun bütün hanımları, kendileri hakkında Allah'ın verdiği karara isteyerek ve gönül rahatlığıyla uydular.
92. Bu, hem Hz. Peygamber'in (s.a) hanımları, hem de tüm insanlar için bir uyarıdır. Eğer Peygamber'in (s.a) eşleri, Allah'ın emri geldikten sonra onlara gönülden mutmain olarak inanmazlarsa, Allah'ın azabından kurtulamazlar. Diğerleri için ise şu anlamda bir uyarıdır: Eğer Hz. Peygamber'in (s.a) aile hayatı ile ilgili kalplerinde şüphe duyarlarsa veya zihinlerinin derinliklerinde herhangi bir kuşkuya yer verirlerse, bu Allah'a gizli kalmayacaktır. Bununla birlikte Allah'ın bağışlama sıfatı da anılmıştır ki Hz. Peygamber'le (s.a) ilgili kötü bir düşünce beslemek cezasız kalmayacaksa da, eğer bir kimse bu şüpheden kendisini uzaklaştırırsa Allah'tan bağışlama umabileceğini bilsin.
93. Bunun iki anlamı vardır: 1) "50. ayette helal kılınan kadınlardan başkası artık sana helal değildir." 2) "Senin hanımların, her tür zorluğa rağmen seninle kalmayı seçtikleri, ahireti tercih edip dünyayı bıraktıkları ve senin kendilerine dilediğin gibi davranmandan hoşnut oldukları halde, artık senin onları boşayıp yerine başka kadınlar alman helal değildir."
94. Bu ayet, nikahlı hanımlarının yanısıra bir kimseye neden cariyeleriyle de cinsel ilişki kurma izninin verildiğini ve neden bunların sayısında bir sınırlama olmadığını açıklamaktadır. Aynı konuya Nisa: 3, Müminün: 6 ve Mearic: 30'da da değinilmektedir. Bütün bu ayetlerde cariyeler, nikahlı eşlerden ayrı bir sınıf olarak anılmaktadır ve cariyelerle cinsel ilişkiye izin verilmiştir. Nisa Suresi: 3. ayette nikahlı eşlerin sayısı dört olarak sınırlanmıştır, fakat ne bu ayette, ne de konuyla ilgili diğer ayetlerde Allah, cariyelerle ilgili hiçbir sınırlama getirmemiştir. Burada Hz. Peygamber'e (s.a) şöyle denilmektedir: "Artık senin başka bir kadın nikahlaman veya yerine başka bir kadın nikahlamak amacıyla varolan hanımlardan birini boşaman helal değildir. Fakat cariyeler helaldir" Bu da, cariyelerin sayısı hakkında hiçbir sınırlama getirilmediğini göstermektedir.
Fakat bu, şeriatin zenginlere şehvetlerini tatmin etmek için diledikleri kadar cariye alma fırsatı verdiği anlamına gelmez. Tam aksine menfaatçı kimseler bu kanundan yararlanmış ve kötüye kullanmışlardır. Fakat bu kural, insanların kötüye kullanması için değil, rahatlığı için konmuştur. İnsan aynı şekilde evlilikle ilgili kuralı da suistimal edebilir. Şeriat bir kimseye dört kadınla evlenme ve karısını boşayıp başka bir kadın nikahlama izni vermektedir. Bu kural insanların ihtiyaç ve gerekleri gözönünde bulundurularak konmuştur. Eğer bir kimse dört kadınla evlenir, daha sonra sadece şehevi arzuları nedeniyle onları boşayıp tekrar dört yeni hanım alırsa bu, kuralın suistimal edilmesi demektir. Bundan şeriat değil, o kimse sorumludur. Şeriat savaşta esir alınan, Müslüman esirlerle değiştirilmeyen ve fidye karşılığı bırakılmayan kadınların cariye olarak bırakılmasına, hükümetin bunları hakettiğine inandığı kişilere dağıtmasına ve bu kimselerin, cariyeler toplumsal bir yara oluşturmasın diye onlarla cinsel ilişki kurmalarına izin verilmiştir. Savaş esirlerinin sayısı belirlenemeyeceğine göre, bir kimsenin belirli bir zamanda kaç cariyeye sahip olabileceği de tespit edilemez. Köle ve cariyelerin satılmasına da, bir köle veya cariye sahibi ile geçinemezse, bu durumun sürekli bir sorun oluşturmaması için başka bir kimseye transfer edilebilmesi amacıyla izin verilmiştir. Şeriat, insanların huzurunu düşünerek bütün bu şart ve durumları gözönünde bulundurmuştur. Eğer bu kural suistimal edilerek zenginler tarafından lüks ve eğlence aracı haline getirilmişse; bu, şeriatin suçu değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 26-04-2005, 13:22
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: CEVAP

Elbette muhammedin beğendiği kadınla evlenmesi doğaldır.Ben buna bir şey demiyorum.Beğenerek bir çok kadınla evlenmesi akıl ve mantık dışıdır diyorum.Yani bir erkeğin zina yapmaması için birden fazla kadın alması gerekiyor ki bütün arzularını tatmin edebilsin.Öyle mi

Sonra demişsin ki teyze kızlarıyla filan evlenmeye islam izin veriyor.Ben bunun aksini söylemedim zaten.Bu insanları kendisine eş olarak görebilen zihniyete acıdığımı söyledim.Ayrıca akraba evliliklerinin sakat doğum riski doğurduğu gerçeği varken hangi mantıklı gerekçeyle bunlara izin verilmiştir.

Ayrıca öok eşli bir ilişkiyi bir insanın midesi nasıl kaldırabilir.Evet cinsel istekler nedeniyle bir çok kadın arzulanabilir,onlarla ilişkiye girilebilir.Ancak böyle ilişkilerde sevgi olamaz.Eşler birbirlerini sex objesi olarak görürler.Ayrıca bu tarz bir ailede yetişen bireylerin psikolojik açıdan sağlıklı yetişmelerine imkan yoktur ve çağdaş yaşam tarzına uymaz.

Evet avrupa ile ilgili dediklerin doğru.Aynı şeyler türkiye içinde geçerli.Yoldan on tane kadın çevirip sorsak dokuz tanesi kocasının onu bir zamanlar aldattığını belki hala aldatmaya devam ettiğini söyler.Bunlar gerçekler,inkar etmiyorum ancak bu işe çözüm de çok eşlilik değildir.Hem sonra kadınlara birden çok koca hakkı verilmemiş.Kadınlarda aynı erkekler gibi dört tane erkek alıp cinsel arzularını tatmin etmek istemezlermi.Bu haksızlık değilmi ne dersin.

Son alarak aişe den rivayetlere yer vermişsin ama ben de aişenin çok farklı sözleri var.Ben bunları söylediğimde bu kaynaklarının güvenilmez olduğunu söylüyor insanlar ve sadece kurandan konuşmayı taklif ediyorlar.İstersen biz de ssadece kurandan konuşalım yoksa tartışma bir açmaza sürüklenir.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 26-04-2005, 13:44
HYB HYB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Apr 2005
Mesajlar: 27
Standart cevap

Bak arkadaşım kendini incik boncuk teferruatalara takıyorsun peygamberin çok evlenmesini neden sadece buna bağlıyorsun pekela başka sebepleride var olmazmı. O günkü şartlarla bu günkü şartları bir görme ama bunu da şehvet arzusuna bağlama ve ayrıca sana önceki yazımda yazdım iyi okursan bunu daha iyi anlarsın
akraba evliliğine gelince diyorsun sakat doğumlar bir gerçek ama bunun altında başka nedenler o dan aile ve toplum fertlerinin zedelenmesi akrabalığın bozulması nesil soy sopun bozulmasıdır.Elbette bu ondan daha önemli olduğu için islam zina nın en küçüğüne bile fırsat vermiyor beni anladığını umuyorum kardeş
Kadınlara bir den çok erkek hakkına gelince bu tamamen islama aykırı bir durum nedendir dersen bir kadın aynı anda bir erkekle evlenebilir neden
kadınlar erkeklerden farklıdır fıtrat ve yapı olarak korunmaya meyillilerve bu eş olarak bi kişinin gözetimi altında olur elbette kadına eş seçme hakkını vermiş ama bir tane yok sa soy sop nesil kavramını nasıl izah edersin kardeş
hadis rivayetlerine de gelince benim yazdığım hadisler sağlam ravilerden alınmış kaynaklar bunları da biliyorsundur sahihi buhari muslim ibni mace ebu davud bunların dışında var raviler fakat ne varki güvenemiyoruz ve yalan hadislerin karışabileceğinden şüphe ediyoruz bunun içinde bu raviler bizim için geçerli değil
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 26-04-2005, 14:53
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: cevap

Muhammedin neden bir çok karısı ve cariyesi olduğuna ilişkin net bir cevap alamadım.Aynı şekilde akraba evliliğide.Bu kadar tehlikeli bir şeyi islam niye yasaklamamış,net bir cevap alamadım.
Kadınlar farklıdır diyosun.Bencede öyle.Çocuğun babasının filan bilinmeyeceğinden bahsetmişsin ama kadınların bu tarzda yaratılmasıda bir haksızlık değilmidir.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 26-04-2005, 16:41
HYB HYB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Apr 2005
Mesajlar: 27
Standart cevap

Kadınlar neden böyle yaratılmış kardeş bu çok basit açık ve net bir kadınlar olmasaydı nesiller ve toplumlar insanlar yıllar boyu süregelmezdi yani neslin devamı kadınların yetişmesine bağlı bunun için islam kadına çok ayrı bir değer vermiş ve onu kocasının himayesi ve emri altında bırakmış onu her türlü tehlikelerden korumuştur bu tehlikeler artık aklına ne gelirse tabii beni anladığını sanıyorum kardeş
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 26-04-2005, 16:59
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: cevap

Yani sen şimdi kadınları kocalarının himayeleri ve dahada kötüsü emri altında mı görüyorsun.Bu mantıklı mıdır.Ne atatürkçülüğe sığar,ne medeniyete.Sen ciddimisin
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 26-04-2005, 17:10
HYB HYB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Apr 2005
Mesajlar: 27
Standart cevap

Ne alakası var bunun Atatürkçülükle. Bir bakıma öyle sayılır ama bu kadını tutsak etmek esir etmek sıkmak bu gibi anlamlara gelmesin hemen olayın hedefini kilitliyorsun. Elbette toplumda her kesimde kadının yeri olacak olmalı buna karşı değilim ben ama dayağı bile kabul etmiyor islam zorla evlendirmeye bile karşı kaldıki koruma altına onları bağlamak anlamına gelmez bilakis kadının toplumdaki konumu çok daha iyi bir yere yükselir
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 26-04-2005, 17:21
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: cevap

Emri altındadır dedin.Ben senin bu sözünden yola çıkarak "erkekler kadınları dövebilir" diye bir düşüncen olduğunu iddia etmedim.Ancak emri altındadır ne demek.Yani kadın erkekten aldığı emirler doğrultusunda hayatını yaşar diyosun.Peki bu medeniyete ters düşmüyormu,yani atatürke.

Ne olusa olsun.Bu sözlerin çağdaş toplum yapısında yer bulamaz.Hala bu sözleri söylediğine inanamıyorum.Bu ülkede cumhuriyet 80 sene önce kuruldu ama çoğu insan(mesela sen) cumhuriyeti anlayamamış dolayısıyle benimseyememiş.YAZIK
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:59 .