Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 03-10-2007, 22:15
nil nil isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Sep 2007
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 68
Standart Re: Ölüme Çare

Sn mhmmd,

Bilimde takyonların yeri var.
Şöyle bahsediliyor: Takyonlar ışıktan daha az bir hızla gitmeyen parçacıklardır.Evrende bilinen parçacıklar yüksek hızlarda enerji kaybeder ve hızları azalır. Takyonlar ise enerjileri azaldıkça hızlanır ve sonunda sıfır enerji ile sonsuz hıza ulaşırlar. Eğer takyonlar mevcut ise zamanda geriye gidiyor olmalıdır.

Belki böyle bir şey yoktur, belki söylenilenden biraz daha farklıdır.
Bence takyonlar *ışığın belli bazı durumlarda kendi hızını geçen *gene kendisinden başka bir şey değildir. Işığı ancak kendisi geçebilir.
Bunun şartları anlaşılıp ışık hızlandırılabilirse yıldızlar arası sanal yolculuk süreleri *yıllara *sığabilir
Takyonları açıklayan bilimci belki belki yanılıyor olabilir, belki bir şarlatan da olabilir ama olmayabilir de.
Unutmayalım ki bilim tarihinde başlangıçta şarlatanlıkla suçlanıp da sonradan doğru söylediği anlaşılan bilimcilerin örnekleri vardır. Bunlardan biri de Kopernik *ti. Şarlatanlıkla suçlayan da Hıristiyanlıkta reform hareketini başlatan Martin Luther di. Kopernik hakkında şöyle demişti:

" Bu şarlatan bütün astronomi bilimini tersine çevirecek. Ama kutsal yazıların açıkladığı gibi Joshua hareketsiz durması için güneşe değil yere emir vermiştir."

Fiziksel cennet cehennem konusuna gelince Fiziksel bie cennet ya da cehennem olduğunu ya siz nasıl araştırdınız acaba? Hem biz insanlar fiziksel olmayarak fiziksel bir cennet ya da cehenneme nasıl gidicez acaba? *
Merak bu ya?

Tanrı bilimin boşluklarındadır.
Bilim boşluklarını doldurdukça Tanrı'ya yer kalmayacaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 03-10-2007, 23:45
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Ölüme Çare

sevgili nil

* benim bildigim kadarıyla ışık hızı ile ilgili iki aykırı durum var. Birincisi kara delikler, ışık hızından hızlı ki ışık bile kaçamıyor. İkincisi ise evrenin ilk başlangıç anında uzay ışık hızından hızlı genişliyor ki bir tek bunun için geçerli hız olayı.

* *Işıgın kütle çekimi ile egilmesi olayını karıştırmamaklazım diye düşünüyorum. E= mc2 aşılabilir elbette ama dediginiz tarzda olacagını zannetmiyorum. Görelilik teorisi Newton mekanigini nasıl aşmışsa o şekilde olabilir. Bilimsel teorilere herhengi bir öngörümüz yoksa tahminden kalkarak suç ithaf edemeyiz. Bu yanlış olur ve tutunacak dal bırakmaz bize.

* * Önce alternatifi geliştireli sonra teorileri sorgulayalım. Bilimsel teoriler yanlışlanabilir o halde biz de bunu yanlışlayabiliriz demek gerçekçi degil gibime geliyor.

* * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 04-10-2007, 00:18
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Ölüme Çare

Doğruluk derecesini bilemiyorum ama deneysel olarak ışık hızı aşılmış:

http://www.evrensel.net/00/06/05/toplum.html
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 04-10-2007, 05:15
terabayt terabayt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Oct 2007
Mesajlar: 30
Standart Re: Ölüme Çare

eski religeonsmasterdan (eski nickimle bir türlü giremedim siteye yanlış anlaşılmasın banlanma yada cezam yok) sadece uzun süreli bir tatil yaptım)

*bu konu bana insanlık aya gidebildimi başlığındaki tartışmaları hatırlattı
ben ölüm tecrübesini yaşamış insanlardanım etrafınızda böyle bir olayı yasayan insanlarda varsa onlara gördüklerini bir sorun bedenen ölümü aşabilmek mümkün değil garip bir şey ama hissettiğim.Bu olayı yaşarken bedenin sadece 3 boyutlu bu alemde kullanılan bir alet olduğu ruh denen şeyin bilinç olduğu ve ölümün bedenle bilincin ayrılması olduğunu bilincin bu 3 boyutlu dünyada değilde baska bir boyutta olduğunu ve öbür taraf denen yerde kesinlikle cehennem denen şeyin var olmadığını orasının cok huzurlu ve ayrılmak istenmeyen bir yer olduğunu bizzat yasayarak gördüm
*reenkarnasyon insanın evrim sürecinde ilk olarak var ettiği inançtır bu vahi gibi yollarla değil içgüdüsel olarak hissettiği bir şeydir ölümden sonraki hayata hazırlık tüm eski ve bu günde süregelen toplulukların genel davranışıdır tek tanrılı dinlerede bir yerlerinden sızmıştır bir şekilde
*burada genelde tartışmalar ya yaradılışa yada evrime inanan insanların tartışmalarından ibaret bence evrimi dinlerde yasamıştır tüm dünyanın canlılarıyla birlikte canlılar evrimleşirken inançlarda evrimleşmiştir sosyal şartlara göre şekillenmiştir ve dahada bu devam edecektir tıpkı bilinmeyenler acığa cıktıkca insanın bilmediğinin yerine koyduğu inanç sistemleri gitgide küçülecek yada daha gercekci olacaktır
*ısık hızının evrende zaman gibi değişebileceğini zaten görecelik teorisiinde einstein da sonradan kabul ediyor bu newton fiziğini genel kabullerinin getirdiği alışkanlıklardan zaten büyük kütlelerin zaman dahil her maddeyi ve boyutu kütlesi oranında bükebildiği ifadesi ile
*unutmayalımki fiziksel bedenimizin duyu organları ile ancak algılayabiliyoruz yasadığımız bu 3 boyutlu ortamı ve sadece görebildiğimizde 3 boyut fiziğimizde kimyamızda matemetiksel algımızda duygusal dünyamızda 3 boyutla sınırlı bu sınırlarında hiç bir zaman dışına cıkamayacağımızı düşünüyorum en azından bu dünyada insan soyu olarak daha ötesini yasyabilecek vaktimiz kalmadı içine hapsedildiğimiz dünyayıda kirlettik ve dünya bizi yoketmek için tüm silahlarıyla saldırmaya hazırlanıyor yani teknolojik ve sosyolojik olarak geriye döneceğiz gelecek süreçte tıpkı daha öncede olduğu gibi bilen insanlarda bu süreçte yok olacaklar geride kalanlar eskilerden duyduklarını kulaktan kulağa anlatacaklar anlatılanlar baska klanlarca değiştirilerek anlatılacak ve belki 2000 yıl sonra bill gates in adıda peygamber olarak anılacak olurmu olur bence ikiz kulelere yapılan saldırı gökten inen azap diye anlatılacak ıraktaki misket bombaları kuşların gagasındaki taşlar diye anlatılacak *yada hint okyanusundaki tsunamiye bile bir kılıf uydurulacak belki insanın zaten en güzel özelliğidir bir düşüncesine sınır koyamayışı ve bu özelliğide ya felaketi yada kurtuluşu olacak insan soyunun bunlar benim düşüncelerim katılanada katılmayanada saygılar ve sevgiler diliyorum

İNSAN BU GEZEGENİN CANLISI DEĞİL
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 04-10-2007, 09:27
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Ölüme Çare

Sn. nil,

Öncelikle bir düzeltme;
Aktarmış olduğum bilgilerin kaynağının şarlatan biri olduğunu bildirdim. Ancak bu kaynaktan almış olduğum bilgilerin yalan, inanılmaz, gayrı ciddi, bilimdışı olduğunu yazmadım.

Sonra da bir açıklama;
Kendi görüşlerimin doğruluğunu ve ispatını, en azından bu başlıkta belirtmedim. Fiziksel bir başka alemin varlığına inancımı da yazmadım. Sadece ve sadece, varmış olduğunuz bu kanıya, görüşe nereden ve nasıl ulaştığınızı merak ettim.

Ve bir de hatırlatma;
Soruya soru ile cevap verilmesi, ilk sorunun cevabının temelsiz olduğunun göstergesidir.

Bilmem, yanlış mı biliyorum?

Her halukarda, sizin gibi değerli bir öğretmenimiz ile bu platformu paylaştığım için kendimi şanslı görüyorum.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 04-10-2007, 09:39
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ölüme Çare


"Einstein'ı aşmak"
Neden,insanoğlu inanılmaz bir ivme ile buralara kadar gelebildi ve şu an bazı ilerlemeler olsa da,o ivme düştü ?
Vizyonumuzu,yeniden bir gözden geçirmek mi gerekiyor acaba ?

"Büyük sorun--ve bu genel olarak bilinç araştırması söz konusu olduğunda ortaya çıkan bir sorundur--tekrarlanabilirliktir. Gözlemlediğim olayların hepsi kendiliğinden olmuştu. Öyle olmak zorundaydı. Eğer onları önceden planlarsanız, onları çoktan değiştirmiş olursunuz. Tüm bunlardan şu sonuç çıkar: tekrarlanabilirlik ve kendiliğinden oluş birbirine uymaz ve bilimsel topluluğun üyeleri bilimsel metodolojide tekrarlanabilirliği aşırı önemsedikleri sürece bilinç araştırmasında çok fazla ileriye gidemezler.

"Bilim adamları için önceden tahmin edilebilirlikten vazgeçmek, denetimden vazgeçmek zorunda olmaları anlamına gelir. Bu, Batı kültüründen vazgeçmek zorunda oldukları anlamına da gelir: bunun anlamı uygarlık kendi kabul edilebilirlik sınırlarını aşan kötü çevrebilimsel hareketlerin ağırlığı altında yıkılana dek böyle bir vazgeçiş gerçekleşemez," dedim.

Başını salladı, ancak bunu, onaylamak için mi yoksa düşünürken mi yaptı emin değilim. Sonra, "Bu konuda diğer bilim adamlarıyla kavga etmekten vazgeçtim, çünkü deney başarısız olsa bile onların yine de bilinçlerini değiştiren şeyleri gördüklerini biliyorum. Yirmi yıl önce herhangi bir şey söylememiş olan insanlar bana sık sık, "Sanırım artık size yetmişli yılların başlarında yapmış olduklarınızla yaşamımı gerçekten nasıl değiştirmiş olduğunuzu kesin bir biçimde söyleyebilirim," diyorlar. Bu bilim adamları o zamanlar sorun çıkarma lüksüne sahip olduklarını düşünmüyorlardı; güvenilirlikleri ve böylece ödenek istekleri etkilenmiş olacaktı," dedi.

"Öyleyse, bitki tarafından yakalanan sinyal nedir!"

"Bilmiyorum. Her ne ise, sinyalin uzaklaştıkça yok olduğuna inanmıyorum. Eğer elektromanyetik olguyla uğraşıyor olsaydık, bu gerçekleşirdi. Bir bitkiyi alete bağlar, sonra cebimde gelişigüzel ayarlanmış bir kronometreyle yürüyüşe çıkardım. Saat çaldığında eve dönerdim. Uzaklık ne olursa olsun, bitki daima ters yöne döndüğüm anda karşılık verirdi. Ve Phoenix'ten gelen sinyal Brian O'Leary sanki yan odadaymışçasına güçlüydü.

"Aynı zamanda kurşun kaplı kaplar ve başka materyaller kullanarak sinyali perdelemeyi denedik, ancak onu gizleyemedik. Bu da bana sinyalin aslında bir yerden başka bir yere gitmediğini, onun yerine kendisini farklı yerlerde gösterdiğini düşündürdü. Tüm bunlar, tabii ki bizi değişmez bir biçimde metafiziğe, maneviyata ait olan bölgeye ulaştırır. Örneğin, dua üzerine düşünün. Eğer Tanrıya yakarıyorsanız ve Tanrı galaksinin dışında uzaklarda bir yerdeyse ve duanız ışık hızında yol aldıysa, Tanrı'nın karşılık verebilmesinden çok uzun zaman önce kemikleriniz toprak olurdu. Ama eğer Tanrı--Tanrıyı nasıl tanımlarsanız tanımlayın--her yerdeyse duanız yolculuk etmek zorunda kalmazdı."

Yıldızları ve çocukken onların bana verdikleri cesareti ve benim onlara verdiğim düşünceler ve anıları düşündüğüm kadar Tanrıyı düşünmemiştim. Cleve ve ben, her ikimiz de uzun bir an boyunca sessiz kaldık. İkimizin arasındaki masanın üzerinde duran ses kayıt aletine baktım ve makaraların yavaş yavaş döndüğünü gördüm. Yeniden yıldızların ilgisi üzerine düşündüm ve, "Temel algılama, bilincin köklü bir biçimde yeniden tanımlanmasını öneriyor," dedim.

"Bilinç düşüncesi gibi insanların tekelinde olan bir şeyin kaldırılacağını mı kastediyorsunuz?" Bir an durakladı, sonra sözlerine devam etti: "Batı bilimi bilinçte beynin rolünü olduğundan fazla büyütür. Bütün kitaplar atomun bilinci üzerine yazılmıştır. Bilinç tamamıyla farklı bir düzeyde varolabilir. Uzaktan izleme, yani uzak bir yerden durumları tanımlama üzerine bazı oldukça iyi araştırmalar yapılmıştı. Bedensel ölümden sonra yaşama üzerine çok daha iyi araştırma yapılmıştı. Bunların tümü bilincin özellikle beyinle bağlantılı olarak düşünülmemesi gerektiği düşüncesinin önemine işaret eder. Bu da kendimizi içine tıkılmaktan kurtarmamız gereken bir başka deli gömleğidir."

http://www.turandursun.com/modules.p...r=asc&start=60
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 04-10-2007, 11:38
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Ölüme Çare

Sevgili terabayt,

Tekrar hoşgeldin... Yaşadığın bu olayı bir mülakatla anlatmaya ne dersin?

Sevgiler...

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 04-10-2007, 12:51
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart Re: Ölüme Çare

Terabayt'ın o deneyimini ben de merak ettim.

Nette şöyle bir şey buldum. Tamamen copy-paste'dir.

Paranormal Olaylar

Televizyonlarda, kitaplarda bol bol duyarız ölüp de geri gelen ve inanılmaz hikayeleri olanları. Bir adam ameliyat masasında ölür, uzun bir tünel görür, sonunda parlak bir ışık vardır ve yoğun bir güven ve sevgi duygusu hisseder.

Tıp dünyası geliştikçe ve teknoloji her geçen gün kaçınılmaz sondan daha çok insanı kurtardıkça bu tip hikayeleri daha sık duyar olduk. Ölüm noktasından dönen Amerikalı’ların % 18 gibi küçümsenemeyecek kısmı garip hikayeler ile dönüyor dünyaya. Bazısı ışıklar, bazısı alevler görüyor, kimi yukarı çekildiğini kimi ise aşağı doğru itildiğini belirtiyor. Bu deneyim ne şekilde olursa olsun geri gelen kişi için çok şey değişiyor. Ateistler camilere, kiliselere koşuyor, alkolikler iyileşiyor, hatta raporlara göre saldırgan kişilkler yardım derneklerine katılıyorlar.

Virginia Tıp Fakültesi’nden psikiyatrist Dr. Bruce Greyson profesyonel hayatının büyük bir kısmını bu araştırmaya harcamış. Dr. Bruce bu araştırmalara dayanarak şaşırtıcı bir şey söylüyor: “ Ölüm ötesi deneyimi yaşayanlar Allah’ın olduğunu düşünmüyorlar, onlar bunu biliyorlar.” Ayrıca Dr. Bruce bir çok insanında deli derler diye yaşadıkları deneyimleri kimseye anlatmadıklarını söylüyor.

1975 yılında Raymond Moody adında bir yazar “Yaşam sonrası yaşam” diye bir kitap yayınladı. Bu kitapta 150 kişiyle röportaj vardı. Bu 150 kişinin hepsi de ölüm sonrası deneyimi yaşamıştı. Deneyimler ilginç, ve birbirinden değişik olmasına rağmen Moody kitabında daha da ilginç olan varılan sonuçlardı. Kişilerin hepsinin deneyim sonrasında daha az materyalistik, daha fedakar ve sevgi dolu olduklarını keşfetmiş.

Bilimsel olarak da ölüm sonrası deneyimlerinde belirli araştırmalar yapılıyor ve sonuçlara varılıyor. Anoxia (Beyindeki oksijen yetersizliği) oluştuğunda beynin kendisini kapattığı ve ölmüş gibi yaptığı ya da beyinde salgılanan ketamine adlı güçlü bir hormonun bu durumda ortaya çıkmasıyla kişinin bazı görüntüler algıladığını ifade ediyorlar. Hatta bu hormon dışarıdan verildiğinde insanda “vücuttan çıkıp gitmiş gibi” bir etki yaratıyor. Yani tıbbi olarak bu deneyimlerde “ esrarengiz” bir durum yok. Bunlar bir çeşit illüzyon ve gerçek değiller.

Tıp her ne kadar böyle açıklamalarda bulunsa da, bu deneyimlerin sadece kimyasal bir durum olduğuna insanı ikna etmeye uğraşsa da işi çok zor. Çünkü hala ölüm sonrasında neler olduğunun cevabını veremiyorlar hatta bu konuda en ufak bir kanıtları bile yok. İnsanlar inançları çerçevesinde ölüm sonrasında bazı senaryolara inanıyor, bu inançlar ile bu derin bilinmezliğe bir anlam katmaya ve ondan korkmamaya çalışıyorlar. Ortada yaşanan bazı deneyimler var ve bu deneyimlerin sonuçları da daha iyi gibi gözüküyor.

Ölüm insanoğlunun anlayamayacağı kadar büyük bir olay. Kimbilir belki de sonrasını bilseydik yaşayamazdık. Kaçılamayacak bir durum olduğuna göre yapılacak en doğru davranış, onu en iyi şekilde karşılamak.


Bige Nirun/ www.bilinmeyen.com

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 04-10-2007, 13:26
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Ölüme Çare

Sn. K.C.

"Kimbilir belki de sonrasını bilseydik yaşayamazdık." Demişsiniz.
Ben bu kelimeyi;
"Kimbilir, belki de; sonrasını bilseydik, dünyada yaşamak istemezdik." şeklinde demek istiyorum.
Aktarım çok güzel olmuş elinize sağlık.

Değerli ağabeyim bu gün bir söz sarf etmiş;
"Hayat sadece madde veya sadece ibadet olmamalı" diye

Tam da bu başlığa yakışan şekli ile uyarlarsak,
Hayat, sadece meta veya sadece metafizik olmamalı. Diyebilir miyiz acaba?

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 05-10-2007, 21:25
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ölüme Çare

Sayın Nil Hnm

İnsan kendisini uzun süre yaşatabilmeyi başarabilse bile,ölümlü olan sadece canlılar değil biliyorsunuz.

Dünyamız,içinde bulunduğumuz galaksi ve belkide hızla büzüşerek ölecek evren ölümsüzlük hayallerini bitirecektir insanın..

Sonuçta insanın ölümsüzlüğü sadece kendi organizmasıyla sınırlı kalmıyor.
En azından Andromeda ve Samanyolu bir gün çarpışacak..Galaksimizin ölümü ortada..
Galaksimizin ölümünden önce,evrenin ne zaman ve hangi hızla küçüleceği hakkında ise en küçük fikrimiz yok..yani galaksimizin çarpışmasını beklerken evrende bir patlamayla herşey gaz ve toz olabilir..


Sonuçta insanoğlunun ölümsüzlüğü ütopyadır.Ama bilimsel araştırmalar yapılmalı tabiki..Gidilebilecek en uzak noktalarına gidilmeli bilimin..Hele insanı yaşatmak adına yapılıyorsa o bilimsel çalışma;takdir edip desteklemekten daha insani bir davranış olamaz..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:38 .