"Einstein'ı aşmak"
Neden,insanoğlu inanılmaz bir ivme ile buralara kadar gelebildi ve şu an bazı ilerlemeler olsa da,o ivme düştü ?
Vizyonumuzu,yeniden bir gözden geçirmek mi gerekiyor acaba ?
"
Büyük sorun--ve bu genel olarak bilinç araştırması söz konusu olduğunda ortaya çıkan bir sorundur--
tekrarlanabilirliktir. Gözlemlediğim olayların hepsi kendiliğinden olmuştu. Öyle olmak zorundaydı. Eğer onları önceden planlarsanız, onları çoktan değiştirmiş olursunuz. Tüm bunlardan şu sonuç çıkar:
tekrarlanabilirlik ve
kendiliğinden oluş birbirine uymaz ve bilimsel topluluğun üyeleri bilimsel metodolojide
tekrarlanabilirliği aşırı önemsedikleri sürece bilinç araştırmasında çok fazla ileriye gidemezler.
"Bilim adamları için
önceden tahmin edilebilirlikten vazgeçmek,
denetimden vazgeçmek zorunda olmaları anlamına gelir. Bu, Batı kültüründen vazgeçmek zorunda oldukları anlamına da gelir: bunun anlamı uygarlık kendi kabul edilebilirlik sınırlarını aşan kötü çevrebilimsel hareketlerin ağırlığı altında yıkılana dek böyle bir vazgeçiş gerçekleşemez," dedim.
Başını salladı, ancak bunu, onaylamak için mi yoksa düşünürken mi yaptı emin değilim. Sonra, "
Bu konuda diğer bilim adamlarıyla kavga etmekten vazgeçtim, çünkü deney başarısız olsa
bile onların yine de bilinçlerini değiştiren şeyleri gördüklerini biliyorum. Yirmi yıl önce herhangi bir şey söylememiş olan insanlar bana sık sık, "Sanırım artık size yetmişli yılların başlarında yapmış olduklarınızla yaşamımı gerçekten nasıl değiştirmiş olduğunuzu kesin bir biçimde söyleyebilirim," diyorlar.
Bu bilim adamları o zamanlar sorun çıkarma lüksüne sahip olduklarını düşünmüyorlardı; güvenilirlikleri ve böylece ödenek istekleri etkilenmiş olacaktı," dedi.
"Öyleyse, bitki tarafından yakalanan sinyal nedir!"
"Bilmiyorum. Her ne ise, sinyalin uzaklaştıkça yok olduğuna inanmıyorum. Eğer elektromanyetik olguyla uğraşıyor olsaydık, bu gerçekleşirdi. Bir bitkiyi alete bağlar, sonra cebimde gelişigüzel ayarlanmış bir kronometreyle yürüyüşe çıkardım. Saat çaldığında eve dönerdim. Uzaklık ne olursa olsun, bitki daima ters yöne döndüğüm anda karşılık verirdi. Ve Phoenix'ten gelen sinyal Brian O'Leary sanki yan odadaymışçasına güçlüydü.
"Aynı zamanda kurşun kaplı kaplar ve başka materyaller kullanarak sinyali perdelemeyi denedik, ancak onu gizleyemedik.
Bu da bana sinyalin aslında bir yerden başka bir yere gitmediğini, onun yerine kendisini farklı yerlerde gösterdiğini düşündürdü. Tüm bunlar, tabii ki bizi değişmez bir biçimde metafiziğe, maneviyata ait olan bölgeye ulaştırır. Örneğin, dua üzerine düşünün. Eğer Tanrıya yakarıyorsanız ve Tanrı galaksinin dışında uzaklarda bir yerdeyse ve duanız ışık hızında yol aldıysa, Tanrı'nın karşılık verebilmesinden çok uzun zaman önce kemikleriniz toprak olurdu. Ama eğer Tanrı--Tanrıyı nasıl tanımlarsanız tanımlayın--her yerdeyse duanız yolculuk etmek zorunda kalmazdı."
Yıldızları ve çocukken onların bana verdikleri cesareti ve benim onlara verdiğim düşünceler ve anıları düşündüğüm kadar Tanrıyı düşünmemiştim. Cleve ve ben, her ikimiz de uzun bir an boyunca sessiz kaldık. İkimizin arasındaki masanın üzerinde duran ses kayıt aletine baktım ve makaraların yavaş yavaş döndüğünü gördüm. Yeniden yıldızların ilgisi üzerine düşündüm ve, "
Temel algılama,
bilincin köklü bir biçimde yeniden tanımlanmasını öneriyor," dedim.
"Bilinç düşüncesi gibi insanların tekelinde olan bir şeyin kaldırılacağını mı kastediyorsunuz?" Bir an durakladı, sonra sözlerine devam etti: "Batı bilimi bilinçte beynin rolünü olduğundan fazla büyütür. Bütün kitaplar atomun bilinci üzerine yazılmıştır. Bilinç tamamıyla farklı bir düzeyde varolabilir. Uzaktan izleme, yani uzak bir yerden durumları tanımlama üzerine bazı oldukça iyi araştırmalar yapılmıştı.
Bedensel ölümden sonra yaşama üzerine çok daha iyi araştırma yapılmıştı. Bunların tümü bilincin özellikle beyinle bağlantılı olarak düşünülmemesi gerektiği düşüncesinin önemine işaret eder. Bu da kendimizi içine tıkılmaktan kurtarmamız gereken bir başka deli gömleğidir."
http://www.turandursun.com/modules.p...r=asc&start=60