
15-07-2005, 10:47
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 60
|
|
Re: Tanrısız Dinin Maymun Peygamberine İthafen!
|
hemavaz Diyor ki
canlıların gelişebilmesi için farklılaşması gerekmektedir.eğer canlılar tek vücutta bölünüp çoğalsaydı herbiri birbirinin aynısı canlılar oluşacaktı...farklılık,çeşitlilk ancak eşeyli üremeyle gerçekleşebilmektedir...
|
"Gerekmektedir?" sözü bir amacı ifade eder, üstteki yazıda dediğiniz gibi "evrimin bir amacı yoktur" rastgele döngüleri vardır. Bilinçsiz bir canlının da amacı yoktur.
Farklılık bir gereklilik, zaruret değildir. Peki ala "ilk ortaya çıkan hücre" başından beri tek hücre olarak kalabilirdi. Eşeyli üreme gibi bir olayında nasıl farkına vardı ve başardı sorusu halen geçerli!
|

15-07-2005, 11:42
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 60
|
|
|
hemavaz Diyor ki
Darwin’in bile o zamanlar gozledigi goz gelisiminin cesitli asamalarindaki canlilar bunu curutmekte ve tam tersi evrim lehine delil uretmektedir. Birkac tane isiga duyarli hucreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptorlere, oradan insan gozunden cok daha keskin kartallarin gozune kadar cesit cesit gelismislik duzeyinde goz bulunmaktadir dogada. Yarim gozle veya 1/100’luk gozle yasayan pek cok canli bulunmaktadir, gunumuzde bile.
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir! Retinanin ici disi terstir. Sinirler ve kan damarlari retinanin isiga duyarli kismindan gecerek bir kor nokta olustururlar ve isik reseptoru hucrelerinin onunde dagilirlar. Boylece isik bu fiberleri gecip reseptorlere ulasmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar reseptorlerin arkasinda degildir? Boylece yoldan cekilmis olurlardi ve bir kor noktamiz olmazdi. Ornegin murekkep baliginin gozleri oyledir. Evrim elindeki materyalle calismak zorunda oldugundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak icin. Iste bu durum bu tur tuhafliklara yol acabilir. Mutlak bir yaratici boyle bir hata yapar miydi? Hele de daha once yarattigi canlilarda bu hatayi yapmamisken.
Bu arada, gozde baska bir kotu tasarim ornegi: insan gozunun gorme acisi 120 derecedir ki bu yanlari ve arkayi dogru durust gormemize engeldir. Ornegin kuslarinki turunde bir goz yerlesimiyle gorme acisi cok daha artmakta ve arkayi kismen gormek de mumkun olmaktadir. Gozun odaklanma hizinin YAVASLIGI da bir baskasi. Bazi yaratiliscilarin iddianin aksine. Sonucta goz, eger bir kusursuz yaraticinin tyasarimiysa, kusursuz bir yaratici icin fazla kusurlu bir yaratimdir......
|
Yaratıcı için "kusursuz tasarımcı" denir, çünkü buna kadirdir. Ama "sınırsız ve mükemmel canlılar" yaratmak zorunda değildir bunu sabitlemek için. İnanç zaten burada devreye girer. Bu soruyu "İnsan neden hastalanır, madem kusursuzsa?" sorusuna çevirmekte mümkün.
Gözümüzün kısıtlı olduğu bir gerçek, kartalın gözününse kilometrelerce öteden avını seçebilmesi ise bize şu soruyu sormamıza sebep oluyor: "Kartalın sahip olduğu bu gözlere bilinçli bir insan çaba gösterip herhangi ibr operasyon yapmadan sahip olabilir mi?" Buna namümkün demeniz bir çok kuşkuyu getirir peşinden. "Ona öyle denk gelmiş, buna böyle" demeniz biraz işin kolayına kaçmak gibi. Yani "bilinç" evrime müdahale edemez gibi çok tartışılacak ayrı bir teori çıkar ortaya. Tartışmaya açık.
Ayrıca soğukkanlı bir sürüngenin nasıl sıcakkanlı bir kuşa dönüşebileceğini örneklerle açıklayabilirseniz sevinirim.
Bütün canlıların neden uçamadığını (en avantajlı görünen o gibi), yada uçan bir kuşu gören kertenkelenin uçmaya çabalamasını neden tek bir insanın göremediğini, yarı büklüm bir omurganın mümkün olmadığı halde bir zamanlar buna sahip canlıların bu hareket zorluğuna ve ağrılara nasıl dayandığını, neden canlıların simetrik bir yapıya sahip olduğunu, neden karmakarışık (rastgele oluştuğu izlenimi veren) iri vucutlu bir canlıya rastlamadığımızı, bu bilincin nasıl hasıl olduğunu, bilincin ve akılın nerede saklandığını, kaynağının neresi olduğunu...
Bu sorular uzar gider, sonsuza kadar uzatabilirsiniz.
Evrimin bu derece savunulmasının yegane sebebi ALTERNATİFSİZ olmasıdır. Çünkü canlılığın ortaya çıkışında olasılık 2 tane:
1. Kendiliğinden
2. Tasarımcı tarafından
Siz tasarımcıyı reddedenler, kendiliğinden oluşabilecek bir evren (nerede sorusuna cevap verilemeyen evren), kendiliğinden oluşabilecek bir galaksi, güneş sistemi, gezegen, canlı ve nihayetinde AKIL SAHİBİ bir insan'ı tezahur edebilirken, hep var olan sonsuz bir AKLI kabul edemiyorsunuz. Bu biraz kendini inkar gibi olmaz mı?
Evren nerede sorusuna bir cevabınız var mı?
Hatırlayın, daha 50 küsur yıl önce Einstein şunu demişti: "Statik bir evreni kabul etmek yapabileceğim en büyük hataydı"
Cevap yoksa benden yaratıcı nerede sorusuna cevap vermemi beklemeyin.
Darwin'in bugünkü gelişmeleri ve buluşları gördüğünde de Einstein'e benzer açıklamalar yapacağını zannederim.
Sevgilerle.
|

15-07-2005, 14:00
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 60
|
|
Katırlar kısırdır. Çünkü:
At ve eşeğin çiftleşmesinden meydana gelir, ikisinin ortası bir canlıdır. Üreme hücrelerindeki eksik kromozom nedeniyle katır soyu diye bir şey yoktur.
Güzel ve canlı bir örnek!
|

15-07-2005, 14:41
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Jul 2005
Mesajlar: 37
|
|
|
birveiki Diyor ki
|
hemavaz Diyor ki
Darwin’in bile o zamanlar gozledigi goz gelisiminin cesitli asamalarindaki canlilar bunu curutmekte ve tam tersi evrim lehine delil uretmektedir. Birkac tane isiga duyarli hucreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptorlere, oradan insan gozunden cok daha keskin kartallarin gozune kadar cesit cesit gelismislik duzeyinde goz bulunmaktadir dogada. Yarim gozle veya 1/100’luk gozle yasayan pek cok canli bulunmaktadir, gunumuzde bile.
Ayrica, insan gozu, bir muhendislik hatasidir! Retinanin ici disi terstir. Sinirler ve kan damarlari retinanin isiga duyarli kismindan gecerek bir kor nokta olustururlar ve isik reseptoru hucrelerinin onunde dagilirlar. Boylece isik bu fiberleri gecip reseptorlere ulasmak zorundadir. Neden sinirler ve damarlar reseptorlerin arkasinda degildir? Boylece yoldan cekilmis olurlardi ve bir kor noktamiz olmazdi. Ornegin murekkep baliginin gozleri oyledir. Evrim elindeki materyalle calismak zorunda oldugundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak icin. Iste bu durum bu tur tuhafliklara yol acabilir. Mutlak bir yaratici boyle bir hata yapar miydi? Hele de daha once yarattigi canlilarda bu hatayi yapmamisken.
Bu arada, gozde baska bir kotu tasarim ornegi: insan gozunun gorme acisi 120 derecedir ki bu yanlari ve arkayi dogru durust gormemize engeldir. Ornegin kuslarinki turunde bir goz yerlesimiyle gorme acisi cok daha artmakta ve arkayi kismen gormek de mumkun olmaktadir. Gozun odaklanma hizinin YAVASLIGI da bir baskasi. Bazi yaratiliscilarin iddianin aksine. Sonucta goz, eger bir kusursuz yaraticinin tyasarimiysa, kusursuz bir yaratici icin fazla kusurlu bir yaratimdir......
|
Gözümüzün kısıtlı olduğu bir gerçek, kartalın gözününse kilometrelerce öteden avını seçebilmesi ise bize şu soruyu sormamıza sebep oluyor: "Kartalın sahip olduğu bu gözlere bilinçli bir insan çaba gösterip herhangi ibr operasyon yapmadan sahip olabilir mi?" Buna namümkün demeniz bir çok kuşkuyu getirir peşinden. "Ona öyle denk gelmiş, buna böyle" demeniz biraz işin kolayına kaçmak gibi. Yani "bilinç" evrime müdahale edemez gibi çok tartışılacak ayrı bir teori çıkar ortaya. Tartışmaya açık.
Sevgilerle.
|
anlayamayanlar için tekrar:
canlılar kosullar değişmezse değişmezler. sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakteriler varoldukları ilk günden bu yana hemen hemen hiç değişmemişlerdir. evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.
evrim mükemmel canlılar üretme yolunda ilerleyen bir süreç değildir.evrim mükemmeli değil varolan şartlar altında en uygun olanını hedefler
|

15-07-2005, 14:55
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 60
|
|
Ben de anlatamıyorum herhalde.
Mükemmel canlı olma gibi bir hedefinin (yada rastgele gidişinin) olmadığını zaten biliyoruz. Mükemmel kavramından ne anladığınız da buna etken.
Ben halen bir çok sorunun cevabını alamadım!
Kromozom eşlemesi, eşini zorlanmadan bulabilen milyonlarca canlı? Nasıl?
Bu halen yaşayan bakterilerin değişimine sebep olan etken "yapay olarak" yapılabilir mi? Yapılabilirse ne kadar zaman sonra "organlardan oluşan kompleks" bir yapı ortaya çıkabilir? Bunu hızlandırabilmek mümkün mü?
Simetri? En önemli nokta? Neden simetrik vücutlarımız var? Rastgele oluştuğuna "salak bir insanın" bile kanaat getirebileceği kargacık-burgacık kaç tane canlı var?
Ayrıca insanın kendini uçmaya zorlamasıyla matematiksel olarak kanatlanma ihtimali nedir? Ne kadar zaman alabilir? Kendiliğinden oluşan bu durum istekle olabilir mi?
Cevap bekliyorum.
|
hemavaz Diyor ki
anlayamayanlar için tekrar:
canlılar kosullar değişmezse değişmezler. sıcak su kaynaklarında yaşayan bazı bakteriler varoldukları ilk günden bu yana hemen hemen hiç değişmemişlerdir. evrim, daha iyi canlılar üretmeye çalışan bir süreç değil canlıların değişken koşullara uyum sağladığı bir süreçtir.
evrim mükemmel canlılar üretme yolunda ilerleyen bir süreç değildir.evrim mükemmeli değil varolan şartlar altında en uygun olanını hedefler
|
|

15-07-2005, 15:19
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Jul 2005
Mesajlar: 37
|
|
Belki henüz yaşamsal özelliklere sahip bir hücre deney tüpünde oluşturulamamıştır, ama canlının temel bilesenleri olan, amino asitler, nukleik asitler, sekerler ve pek cok organik molekulun kendi kendine oluşabileceği gösterilmiştir. Ayrıca ilk hucrelerin proto hucreleri olan koaservatlar, proteinoidler deney tüpünde oluşturulmuştur . Proteinoidler, ayni hucreler gibi, aksiyon potansiyellerine, membran yapisina ve bolunebilme yetenegine sahiptirler. Ayrıca dünya baslı basına dev bir deney tüpüdür ve her gün okyanuslarda yeni organik moleküller, yeni hücreler, yeni evrimleşen yapilar oluşmaktadır. Sorun laboratuarda dunyanin 4 milyar yil onceki kosullarini olusturup, 4 milyar yil bekleyememekten kaynaklanmaktadir. Ayrica bugun herhangi bir canlinin DNA'si alinip, belirli genetik ozellikler degistirilmektedir. Yani deney tupunde genetik yapiyla oynanabilmektedir. 1997 ve 1998 yilinda klonlanan ve yeni bir tur olarak dunyaya gelen canlilar deney tubunde yaratilan yasama ait iyi bir ornek teskil eder. Ama tek bir hucrenin kendi kendine deney tubunde olusturulmasini beklemek bu kosullarda biraz safdillik olur. [ 1) Sidney Fox, "The Emergence of Life", Basic Books, 1988 2) Douglas Futuyma, "Evolutionary Biology", Sinauer, 1998, ]
|

15-07-2005, 15:34
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 60
|
|
hemavaz, ben hücreden bahsetmiyorum. Ben simetrik yapılı milyonlarca canlının kendiliğinden oluşmasından bahsediyorum. onlarca organın - bir tanesinin eksikliğinde çöken - bir vücudu ve TEK BİR BİLİNCİ meydana getirmesini soruyorum.
Soğukkanlı sürüngenin, sıcakkanlı kuşa nasıl dönüştüğünü soruyorum.
Bir hücrenin rastgele bölünürken birden bire diğerleri ile organize olup farklılaşmasını soruyorum. Kaç tane hücrenin oluşturulacağına ait bilginin depolanmasını soruyorum.
Spermin hiç bilmediği bir ortamda nasıl yol aldığını soruyorum?
Bu olabiliyorsa şu olabilir deme bana. Diğer sorularımın cevabını da istiyorum.
Ama öyle ya. "Bir maymunun rastgele bir daktiloda insanlık tarihini yazmasını" bile daha akla yatkın bulabilen bir insandan nasıl cevaplar alınabilir ki başka.
"Evet evet, milyarlarca yıl, koca deney tüpü ve oldu bitti: DÜŞÜNEBİLEN İNSAN, SORGULAYAN İNSAN!. Hay MaşaaDarwin!"
|
hemavaz Diyor ki
Belki henüz yaşamsal özelliklere sahip bir hücre deney tüpünde oluşturulamamıştır, ama canlının temel bilesenleri olan, amino asitler, nukleik asitler, sekerler ve pek cok organik molekulun kendi kendine oluşabileceği gösterilmiştir. 1) Sidney Fox, "The Emergence of Life", Basic Books, 1988 2) Douglas Futuyma, "Evolutionary Biology", Sinauer, 1998, ]
|
|

15-07-2005, 17:51
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jul 2005
Mesajlar: 25
|
|
Hemavez kardes, bak ne görünüyor.
Arkadaşlar herşeyden sıyrılıp çıkarlar derlerki YARATILDI. Bu kadar.
Ama sana döner, yada bilime döner derler ki kanıtla!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
İş bilime gelince arkadaşlarımızın akıllarına moleküller, kimya, evrim vs sözleri gelri.
Kromozom sayısıymış, hangi din kitabi yazar insandaki kanda bulunan maddeleri, hangi Doktor Din Kitaplarıyla tedavi yapar!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Oysa asıl din kitaplarında yazmalı degil mi, mesala Kur'an yazmalı, İncil yazmalı, hücrelerimizi, kandaki maddeleri, İncil yazmalı, sinir sitemini, kromozomları, DNA yı, evrimi hatta!!!! Çünkü o kitaplar der ki sizi biz yarattık neyden Toprak, balçık, kan pıhtısı, su vs. Hem yoktan vareder derler ama hemde maddeye ihtiyaç duyarlar, madem öyle bileşimini neden sunmazlarda bilim konu olunca hadi söyle derler!! Bize ne soruyorsunuz kardeşim, bakın kitap anlatsın size, suyun H2O olduğunu, atmosferi, kan sayımınızı yapsın, hücre ve metabolizmanin grafiğini çizsin, dinazorların kromozomlarını, dişi ile erkek arasında sadece üreme farkı olduğunu,(arkadaşalarımız insanı ve canlıları da ayırmış iyice), bir akşam öncesi parmak büyüklüğünde olan bir karpuzun hormon ile sabaha 5 kiloluk karpuz yapıldığını, dünyanın çapını, ayın çapını, kütlesini, ama en önemlisi madem Yarattık diyor yarattığının özelliklerini manevi değil, maddi olarak anlatsında görelim!! Nerede yazar, dünyanın çapını, nerede yazar etrafında döndüğünü, nerede yazar güneşin aslında batmadığı ve doğmadığını, yerin çekim kuvvetini, ay'ın çekim kuvvetini, dünyanın güneşe olan uzaklığını, Plütonun kaç günde ve hangi hızla güneş ekseninde döndüğü ve seyrini tamamladığını, nerede yazar, kemiğin maddesinin ne olduğunu, nerede yazar virüsün ne olduğunu, mikrobun ne olduğunu, hücrenin yapısını, suyun maddesini, kandaki bileşimi, sinirlerde kaç volt elektrik olduğunu, yazar mı, yazmaz o halde yaratan ne yarattığını bilmiyor. Bu sizin yönteminiz işte, sayın ortaçağ insanları. Hoşunuza gitti mi bu tarzda bir yaklaşım?
Bir adım ileri mi hayır, 5000 yıl geri gider, sara hastalarının ya kafalarını delerdi bunlar cin girmiş diye yada deli diye direğe bağlarlardı, yada üfürür, tükürür, mansını bilmedikleri kelimeleri sarf eder tedavide bulunurlardı.
EVRİMİ kabul etmeyenler, öncelikle evrimin tanımını yapalım.
EVRİM: Evrim, belirli bir nicel birikimin, sürece yayılmış olarak maddenin yada düşüncenin belirli bir döneminde nitelik olarak açığa çıkmasıdır. Evrim bir anda olan değil, koşullara ve nesnenin yada düşüncenin iç çelişkileri ve buna bağlı olarak açığa çıkan nicel birikimin yansıması ile olur. Kısa tabir evrim süreçle açığa çıkan değişimdir.
DEĞİŞİMİ ret ediyorsunuz öyle mi? Peki neden hala mağarada yaşamıyorsunuz, neden çarık değil ayakkabı kullanıyorsunuz, neden taşa değil artık kağıda hatta bilgisayara yazıyorsunuz, ne oldu bir değişim mi yaşandı? Değişimi kabul eder arkadaşlar, etmek zorunda kalırlar nerede, psikolojide, teknolojide, düşüncede, sosyal yaşamda kabul ederler, fizikte kabul ederler, ama biyolojiye gelince değişim yoktur derler, pargmatizmin(faydacılığın) ve mantıksızlığın bu kadarına pes demek kalıyor bize.
Arkadaşımız güya yazı yazmış, madem öyle demiş uçmak isterse uçarmı, evvrimleşirmi vs. Sana evrimi anlatayım, küvete doldur suyu çok sıcak olsun ama yakıp eritecek kadar değil, ufak ufak gir, ilk başta yanacaksın ama üzülme vücut kısa süre sonra o koşula göre kendisini konumlandıracaktır. Yada yüzmek için ilk suya dokunman ile bir müddet sonra alışman gibi. Evrim öyle senin düşündüğün gibi bir anlık ve bir günlük irade ile yapılan bir şey değildir. Evrim koşulların içinde bulunanlara karşı dayattığı zorunlu değişimdir.
Görmek mi istiyorsun, PERİ BACALARI sana iyi bir örnektir, şartlar ve koşullar, oradaki maddeyi aşınıma uğratmıştır, canlılarda milyonlarca yıl süren yaşamında koşullar ve şartlara göre uygun davranabilmek temelinde değişime uğrarlar.
1. Adem'in ilk çocuğu zenci idi. 2. Çocuğu zenci idi. onlardan zenciler
2. Adem'in 3. Çocuğu beyazdı 4. Çocuğu beyazdı (beyalar)
3. 5 . ve 6 çocugu sarı ve çekik gözlüydü....
4. 7. ve 8 soluk du ama tam çinli değildi
5. 9. ve 10 çekik fakat farklıydı eskimolar
6. 11 ve 12 kızıldı hafifi kırmızı kızılderililer
7. 13 ve 14 Arap dı, ne beyaz ama nede siyah
.................................................. . devam eder aslında, ve bu çocuklar her renkten 2 cinsdi, burada anlattıklarım ırk değil renk farkıdır ona göre!!!
Bu çocuklar, okuma yazma bilir, din sahibi, kültürlü idi, dedilerki, sıcak kıtalara gidecek olan ZENCİLER olsun, çünkü sıcak yerlerde insan derisi kara olur, ılıman yerlere gidecekler beyyaz olsun, soguk yerlere gidecekler daha küçük ve sarı olsun dediler, nede olsa doğanın ve çevrenin insan derisi üzerine etkisi olmazdıya, hani EVRİM yoktur ya??? o bakımdan, ve nedense sıcak yerlerin insanı sıcaklık arttıkça cilt rengi kararmış, soğudukça beyazlamış ve kararmıştır. Aynı cins olan 2 örümcek türü, nemli ve serin bir kara parçasında 10 gram iken, afrikada 30 gram oluyor? Neyse
okuması ve yazması ve kitapları olan bu aynı anne baba çocukları çeşit çeşit oldular, ne hikmetse insana aykırı bir özellik neyse, sonra bunlar bir anda, her şeyi unuttu, mağara dönemine girdiler ve 10 milyon yıl böyle yaşadılar. Neyse birveiki arkadaşımız geldide kurtardı bu insanları?
Cevap veriniz, bana dünyanın kütlesi, etrafında dönmesi, güneşin öz kütlesi, çapı hakkında Kur'an dan bir ölçü, sonra insan yada canlı metabolizmasını inceleyen bir tek örnek, bir hücre grafiği, bir kan tahlili, hadi çekinmeyin, bulun? DNA hakkında net bir bilgi, ama nerede kitaba göre GÜNEŞ BATAR VE DOĞAR! YERDEN ÇIKAR YERE BATAR, varmı böyle bir şey???
Bilime karşı silahını kuşananlar, bilimin katettiği mesafeyide çıkarlarına kullanarak neyi ispatlıyorlar? birveiki, yanlış yerden tartışıyorsun ve bu şekilde de böyle bir cevabı almak hakkın olur. Umarım anlatabildim.
|
hemavaz Diyor ki
Ben simetrik yapılı milyonlarca canlının kendiliğinden oluşmasından bahsediyorum. onlarca organın - bir tanesinin eksikliğinde çöken - bir vücudu ve TEK BİR BİLİNCİ meydana getirmesini soruyorum.
|
Oluşmasından bahsediyormuş, çözümlememişde nasıl oluştu diye soruyor, oysa ben yukarıda sordum, ona cevap veremeyen neye dayanarak bu soruları soruyor???? Dayanağı var mı? Yaratıldı da o yüzden işte cevap bu olacak, o kadar, ama yaratan ise hiç bir kitapda hücre yapısından, molekülden, elektrondan, çözeltiden, kimyasal maddelerinden sözetmez? Bunu çözmek bilime düşer ve bilim çözdükçe arkadaşlarda sorar, niye sormak için bilimi beklediniz, kitap da yazmaz mı???? Molekül, elektron, hücre, kandaki bileşimller, hücre yapısı, dünyanın kütlesi, çapı, güneşin kütlesi ve çapı, kemikteki kalsiyumu, sinir sistemini ve lektrik voltajını, bir patlamalı çevrimde açığa çıkan verimi, suyun maddesini, ozon tabakasının aslında 2 mol oksijen olduğunu????? yazmaz mı? Mesala yıldırımın ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, yağmurun hangi çevrimle oluştuğunu, trafik kurallarını, petrolün hidro karbon bileşiği olduğunu, ateşin yanıcı maddeler ile oksijen yardımı temelinde ve azot engeli ile belirli bir çapı olduğunu, bir çok şeyin hidro karbon grafiği olduğunu yazmaz mı??????? Yaratan bilmiyormuyduda, insanlara sadece manevi hitap edip de, yarattıkda oldunuz işte o kadar demiştir? Cevap bumudur?
|

15-07-2005, 18:29
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 60
|
|
Evrim ne biliyor musun?
İnsanı maymuna, maymunu fareye, fareyi sürüngene, sürüngeni balığa, balığı deniz yıldızına, deniz yıldızını bilmem neye, bilmem neyi de tek hücreye bağlayan bir "nasıl" sorusunun "tanrı olmaksızın" verilebilecek, ispat edilebilmesi mümkün olmayan bir saçmalıklar ve absürtlükler birikintisidir.
Soğuk kanlı sürüngeni "sinek kovalarken" kuş yapan bir masallar bütünüdür.
Maymunun tarih yazabileceği tezini "makul" görmenize sebep olan bir dindir.
Ben cevaplayamıyorum, bunları soruyorum, peki ya sen ne yapıyorsun şimdi?
O bahsettiğin orta çağ adamları (Avrupalılar) hastaları cadı diye yakarken, götü boktan kokarken, şimdi yarısı ateist olan dümbükler boklarını insanların kafalarına boca ederken müslümanlar bilimle uğraşıyorlardı. "Nasıl" sorusuna cevap arıyorlardı anlayacağın. Bilmiyorsan söyleyeyim. Matematikteki "sıfır" ı araplar buldu. Müslüman araplar. Cebir'i de Cabir buldu. Kendisi müslümandır. Tıptaki gelişmeler içinde bakınız: İbn-i Sina.
Kuran niye bunları yazmaz diye soruyosun. Peki neden yazsın ki? Yazması için sebep nedir?
Ayrıca neden direkt açıklamak yerine "oku" ile araştırmaya, bilime teşvik eder? Bunu sormayı unutmuşsun. Sence neden?
Bunların hiçbirinden söz etmedi diye "uydurma" mı oldu yani? Tanrı yok mu oldu?
Sen yukarda sorduklarıma cevap ver! Sonra ben cevap vericem, SÖZ!
|
spartakus_ Diyor ki
Hemavez kardes, bak ne görünüyor.
Arkadaşlar herşeyden sıyrılıp çıkarlar derlerki YARATILDI. Bu kadar.
Ama sana döner, yada bilime döner derler ki kanıtla!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
İş bilime gelince arkadaşlarımızın akıllarına moleküller, kimya, evrim vs sözleri gelri.
Kromozom sayısıymış, hangi din kitabi yazar insandaki kanda bulunan maddeleri, hangi Doktor Din Kitaplarıyla tedavi yapar!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Oysa asıl din kitaplarında yazmalı degil mi, mesala Kur'an yazmalı, İncil yazmalı, hücrelerimizi, kandaki maddeleri, İncil yazmalı, sinir sitemini, kromozomları, DNA yı, evrimi hatta!!!! Çünkü o kitaplar der ki sizi biz yarattık neyden Toprak, balçık, kan pıhtısı, su vs. Hem yoktan vareder derler ama hemde maddeye ihtiyaç duyarlar, madem öyle bileşimini neden sunmazlarda bilim konu olunca hadi söyle derler!! Bize ne soruyorsunuz kardeşim, bakın kitap anlatsın size, suyun H2O olduğunu, atmosferi, kan sayımınızı yapsın, hücre ve metabolizmanin grafiğini çizsin, dinazorların kromozomlarını, dişi ile erkek arasında sadece üreme farkı olduğunu,(arkadaşalarımız insanı ve canlıları da ayırmış iyice), bir akşam öncesi parmak büyüklüğünde olan bir karpuzun hormon ile sabaha 5 kiloluk karpuz yapıldığını, dünyanın çapını, ayın çapını, kütlesini, ama en önemlisi madem Yarattık diyor yarattığının özelliklerini manevi değil, maddi olarak anlatsında görelim!! Nerede yazar, dünyanın çapını, nerede yazar etrafında döndüğünü, nerede yazar güneşin aslında batmadığı ve doğmadığını, yerin çekim kuvvetini, ay'ın çekim kuvvetini, dünyanın güneşe olan uzaklığını, Plütonun kaç günde ve hangi hızla güneş ekseninde döndüğü ve seyrini tamamladığını, nerede yazar, kemiğin maddesinin ne olduğunu, nerede yazar virüsün ne olduğunu, mikrobun ne olduğunu, hücrenin yapısını, suyun maddesini, kandaki bileşimi, sinirlerde kaç volt elektrik olduğunu, yazar mı, yazmaz o halde yaratan ne yarattığını bilmiyor. Bu sizin yönteminiz işte, sayın ortaçağ insanları. Hoşunuza gitti mi bu tarzda bir yaklaşım?
Bir adım ileri mi hayır, 5000 yıl geri gider, sara hastalarının ya kafalarını delerdi bunlar cin girmiş diye yada deli diye direğe bağlarlardı, yada üfürür, tükürür, mansını bilmedikleri kelimeleri sarf eder tedavide bulunurlardı.
EVRİMİ kabul etmeyenler, öncelikle evrimin tanımını yapalım.
EVRİM: Evrim, belirli bir nicel birikimin, sürece yayılmış olarak maddenin yada düşüncenin belirli bir döneminde nitelik olarak açığa çıkmasıdır. Evrim bir anda olan değil, koşullara ve nesnenin yada düşüncenin iç çelişkileri ve buna bağlı olarak açığa çıkan nicel birikimin yansıması ile olur. Kısa tabir evrim süreçle açığa çıkan değişimdir.
DEĞİŞİMİ ret ediyorsunuz öyle mi? Peki neden hala mağarada yaşamıyorsunuz, neden çarık değil ayakkabı kullanıyorsunuz, neden taşa değil artık kağıda hatta bilgisayara yazıyorsunuz, ne oldu bir değişim mi yaşandı? Değişimi kabul eder arkadaşlar, etmek zorunda kalırlar nerede, psikolojide, teknolojide, düşüncede, sosyal yaşamda kabul ederler, fizikte kabul ederler, ama biyolojiye gelince değişim yoktur derler, pargmatizmin(faydacılığın) ve mantıksızlığın bu kadarına pes demek kalıyor bize.
Arkadaşımız güya yazı yazmış, madem öyle demiş uçmak isterse uçarmı, evvrimleşirmi vs. Sana evrimi anlatayım, küvete doldur suyu çok sıcak olsun ama yakıp eritecek kadar değil, ufak ufak gir, ilk başta yanacaksın ama üzülme vücut kısa süre sonra o koşula göre kendisini konumlandıracaktır. Yada yüzmek için ilk suya dokunman ile bir müddet sonra alışman gibi. Evrim öyle senin düşündüğün gibi bir anlık ve bir günlük irade ile yapılan bir şey değildir. Evrim koşulların içinde bulunanlara karşı dayattığı zorunlu değişimdir.
Görmek mi istiyorsun, PERİ BACALARI sana iyi bir örnektir, şartlar ve koşullar, oradaki maddeyi aşınıma uğratmıştır, canlılarda milyonlarca yıl süren yaşamında koşullar ve şartlara göre uygun davranabilmek temelinde değişime uğrarlar.
1. Adem'in ilk çocuğu zenci idi. 2. Çocuğu zenci idi. onlardan zenciler
2. Adem'in 3. Çocuğu beyazdı 4. Çocuğu beyazdı (beyalar)
3. 5 . ve 6 çocugu sarı ve çekik gözlüydü....
4. 7. ve 8 soluk du ama tam çinli değildi
5. 9. ve 10 çekik fakat farklıydı eskimolar
6. 11 ve 12 kızıldı hafifi kırmızı kızılderililer
7. 13 ve 14 Arap dı, ne beyaz ama nede siyah
.................................................. . devam eder aslında, ve bu çocuklar her renkten 2 cinsdi, burada anlattıklarım ırk değil renk farkıdır ona göre!!!
Bu çocuklar, okuma yazma bilir, din sahibi, kültürlü idi, dedilerki, sıcak kıtalara gidecek olan ZENCİLER olsun, çünkü sıcak yerlerde insan derisi kara olur, ılıman yerlere gidecekler beyyaz olsun, soguk yerlere gidecekler daha küçük ve sarı olsun dediler, nede olsa doğanın ve çevrenin insan derisi üzerine etkisi olmazdıya, hani EVRİM yoktur ya??? o bakımdan, ve nedense sıcak yerlerin insanı sıcaklık arttıkça cilt rengi kararmış, soğudukça beyazlamış ve kararmıştır. Aynı cins olan 2 örümcek türü, nemli ve serin bir kara parçasında 10 gram iken, afrikada 30 gram oluyor? Neyse
okuması ve yazması ve kitapları olan bu aynı anne baba çocukları çeşit çeşit oldular, ne hikmetse insana aykırı bir özellik neyse, sonra bunlar bir anda, her şeyi unuttu, mağara dönemine girdiler ve 10 milyon yıl böyle yaşadılar. Neyse birveiki arkadaşımız geldide kurtardı bu insanları?
Cevap veriniz, bana dünyanın kütlesi, etrafında dönmesi, güneşin öz kütlesi, çapı hakkında Kur'an dan bir ölçü, sonra insan yada canlı metabolizmasını inceleyen bir tek örnek, bir hücre grafiği, bir kan tahlili, hadi çekinmeyin, bulun? DNA hakkında net bir bilgi, ama nerede kitaba göre GÜNEŞ BATAR VE DOĞAR! YERDEN ÇIKAR YERE BATAR, varmı böyle bir şey???
Bilime karşı silahını kuşananlar, bilimin katettiği mesafeyide çıkarlarına kullanarak neyi ispatlıyorlar? birveiki, yanlış yerden tartışıyorsun ve bu şekilde de böyle bir cevabı almak hakkın olur. Umarım anlatabildim.
|
hemavaz Diyor ki
Ben simetrik yapılı milyonlarca canlının kendiliğinden oluşmasından bahsediyorum. onlarca organın - bir tanesinin eksikliğinde çöken - bir vücudu ve TEK BİR BİLİNCİ meydana getirmesini soruyorum.
|
Oluşmasından bahsediyormuş, çözümlememişde nasıl oluştu diye soruyor, oysa ben yukarıda sordum, ona cevap veremeyen neye dayanarak bu soruları soruyor???? Dayanağı var mı? Yaratıldı da o yüzden işte cevap bu olacak, o kadar, ama yaratan ise hiç bir kitapda hücre yapısından, molekülden, elektrondan, çözeltiden, kimyasal maddelerinden sözetmez? Bunu çözmek bilime düşer ve bilim çözdükçe arkadaşlarda sorar, niye sormak için bilimi beklediniz, kitap da yazmaz mı???? Molekül, elektron, hücre, kandaki bileşimller, hücre yapısı, dünyanın kütlesi, çapı, güneşin kütlesi ve çapı, kemikteki kalsiyumu, sinir sistemini ve lektrik voltajını, bir patlamalı çevrimde açığa çıkan verimi, suyun maddesini, ozon tabakasının aslında 2 mol oksijen olduğunu????? yazmaz mı? Mesala yıldırımın ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, yağmurun hangi çevrimle oluştuğunu, trafik kurallarını, petrolün hidro karbon bileşiği olduğunu, ateşin yanıcı maddeler ile oksijen yardımı temelinde ve azot engeli ile belirli bir çapı olduğunu, bir çok şeyin hidro karbon grafiği olduğunu yazmaz mı??????? Yaratan bilmiyormuyduda, insanlara sadece manevi hitap edip de, yarattıkda oldunuz işte o kadar demiştir? Cevap bumudur?
|
|

15-07-2005, 18:43
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Jul 2005
Mesajlar: 37
|
|
http://www.kuranmucizeleri.com/bilim...ler_index.html
harun yahya abimiz burda otu boku kafasına göre yorumlayıp kuranda senin yazmaz dediklerinin var olduğunu iddia ediyor...şimdi ben neyue inanayım...allah insanları araştırmaya,okumaya mı itiyor...yoksa bu sayfada yazılanlar gibi herşeyi kuranda belirtmiş mi?hanginiz doğrusunuz...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:51 .
|