Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 16-05-2008, 04:53
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Mardin'in kitabinda Jonturklerin dort onemli karakterine genis yer ayriliyor. Mizanci Murat, Ahmet Riza, Abdullah Cevdet ve Prens Sebahattin. Bunlardan Prens Sebahattin hakkinda epey cok calisma oldugu icin fazla yer ayrilmamis. Mizanci Murat ve Ahmet Riza ise hareketin en onemli isimleri. Onemleri harekete etki eden dusunceleri gelistirmelerinden kaynaklaniyor. Yoksa ne Ittihat Terakki'nin kuruculari, ne de surekli olarak bu hareketin icinde yeralmis kisiler. Orgutsel surecler degil, Jonturklerin dusunsel gelisimi ele alindigi icin bu isimler onem tasiyor. Aslinda tarihsel sirada ele alindiginda Ahmet Riza'nin basta yeralmasi gerekirdi. Mizanci Murat'tan once hareketin beyni Ahmet Riza sayilirdi. Ancak Ahmet Riza'nin sureci onceki donemi ile kapanmadigi icin yazarin bize once Mizanci'yi anlatmasi anlasilir bir gerekceye dayaniyor.

Mizanci Murat Bey


Murat Bey'in onemi Jonturkleri Yeni Osmanlilara baglayan halka olmasindan ileri geliyor. Ancak Murat Bey'de ne Namik Kemal gibi karizmatik liderlik ozellikleri vardi, ne de yeni Osmanlilar gibi coskulu yazilar yazan biriydi. Ancak Murat Bey'in tarih dersleri ogrenciler uzerinde oyle buyuk bir etki yapiyordu ki, onlari teneffuslerde ihtilal sahnelerini, ihtilalcilerin rollerini benimseyerek, canli tablolar yaratmaya yoneltiyordu.

Okul disindaki prestiji ise yazdigi Tarih-i Umumi'sinden geliyordu. Murat Bey'in Tarih'i sayesinde Osmanli aydinlari ilk defa kuru bir olaylar yigini olmayan bir tarih kitabi ile tanismislardi. Murat Bey butun Avrupa tarihini, "hurriyet"in dogusunu hazirlamis olan bir gelisme olarak ele aliyordu. Boylece Osmanli aydinlarinda tarihin bir "istikamet"i oldugu dusuncesi olusmus ve yepyeni ufuklar acmisti.

Mulkiyedeki hocaligi ile ayni zamanda cikardigi "Mizan" gazetesinde doneme gore "curetkar" tutumlar aldigi soylenir. Ancak bu curetkarlik bugun pek anlasilacak gibi degildi. Bir taraftan Padisah'i oteki gazeteler gibi, bazen daha da fazla ovguye bogarken, diger taraftan da hukumeti, Padisah'in sagladigi mukemmel devlet adamligi ornegine uymadigi icin elestirir.

Sonradan Huseyinzade Ali Bey'in belirttigi gibi, o donemin butun Jonturkleri Sultan Abdulhamit'e babalik gorevini yerine getirmekte kusuru olan bir baba olarak bakiyorlardi. -Hos bugun bile devleti baba olarak goren bir zihniyet etkisini surduruyor.- Bu yuzden Murat Bey, Istanbul'dan kactiktan sonra bile surekli Padisah'a mektup yazmaya ve hakeketlerini ona izah etmeye calismistir. "Adil hukumdar" ideali modernlesme akimina katilan Islam topluluklarinin Batililasmasinin ilk evresinde gosterdikleri karakteristik bir tepkidir.

Bir gun, Murat Bey'in ogrencilerinden Hamit Bey, kendisine Tibbiye ve Mulkiye'li ogrencilerin "Ittihat ve Terakki Cemiyeti" adinda gizli bir orgut kurduklarini soyleyerek, kendisine baskanlik teklif ettiklerini iletir. Murat Bey, memur oldugu icin (?) orgute giremeyecegini ve Padisah'in hareketlerini degistirebilmek icin umutlar besledigini soyler. Genclere ilimli ve olculu davranmalarini, hicbir sekilde Padisah'a karsi imis gibi bir izlenim yaratmamalarini, sadece hukumeti hedef almalarini tavsiye eder.

Gercekten de Murat Bey, Padisah'tan buyuk umitler beslemektedir. Abdulhamit, ogrencilerdeki kipirdanmalari haber alip, baslarinda Murat Bey oldugu icin, ondan rapor ister. Murat Bey, ogrencilerin basinda bulunmadigini ve raporun yerine Osmanli Imparatorlugunun dertlerini anlatan bir tasari hazirlamaya hazir oldugunu bildirir. Padisah bunu uygun gorur. Murat Bey'in hayalleri gercek olmustur. Abdulhamit icin kuskucu, dargoruslu bir tiran benzetmesi yapanlar yanilmislardir. Iste koca Sultan bir Mulkiye hocasindan, Murat Bey'den rapor istemektedir. Murat Bey, nasil bir politika izlenmesi gerektigini, kimlerin kabineye getirilmesi gerektigini buyuk bir sevkle yazar. Ama yeni aciklanan kabine listesinde onerdigi isimlerin hicbiri gorulmeyecegi gibi, onerdigi politikalarin da uygulanmayacagi bir sure sonra ortaya cikar. (Idris Kucukomer'den okuduguma gore Abdulhamit'e iki rapor verilmistir. Kabul edilen rapor Izzet Bey'in islamci politika izlenmesi temelindeki raporudur. Murat Bey'inki, yeni Osmanlilarin politikasini andiran bir Osmanlici politikadir. -sargon)

Murat Bey'in hayalleri sert bir sekilde dagilmistir ve Turkiye'den kacmaktan baska yapacak birsey kalmamistir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/

Konu sargon tarafından (16-05-2008 Saat 09:23 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 16-05-2008, 06:35
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Murat Bey, 1895 yilinda Sivastopol'a giden bir gemiyle Istanbul'dan kacar. Orda kendisini Gaspirali Ismail karsilar. Avrupa'da Osmanli Devleti'nin tasfiyesini gorusmek uzere bir konferans duzenlendigini haber alinca Paris'e gidip, bu isi durdurmaya karar verir. Bu arada Abdulhamit'e calismalarina dair mektuplar yazmaya devam eder. Paris'e gelir gelmez, Jonturklerin basinda bulunan Ahmet Riza'yi arar. Murat'a inanirsak, Ahmet Riza kendisini bastan beri rakip saydigi icin soguk bir sekilde karsilamistir.

Ahmet Riza'yi daha sonra anlatacagiz. Ahmet Riza, Murat Bey'e gore daha radikal fikirlere sahiptir. 5 vakit namaz kilmadigini aciklayacak kadar cesur olan Ahmet Riza icin islam "dogru" oldugu ucun degil "sosyal olarak yararli" oldugu icin onemlidir. Ahmet Riza'nin bu laik tutumunun yaninda bir de enternasyonalist bir tutumu vardir ki, bu, Murat Bey ile aralarindaki aciyi iyice acar.

Murat Bey'in yurtdisina ciktiktan sonra Yildiz Sarayinin politikasinin ikiyuzluluge dayandigini yazmasi, yazilarinin sertlesmeye baslayacagini gostermektedir. Yine de Ittihat ve Terakki ile bag kurmak istemez. Kendisine uc ay sure verilmesini ister. Bu uc ayda Padisah'i islahat yapmaya ikna edemez ise cemiyete katilacaktir.

Murat Bey'i bir sure sonra Misir'a gidip, burda Mizan'i yeniden cikarirken goruruz. Misir'da cikan ilk sayida Jonturklerin programsizligini elestirir. Murat Bey'in oldukca eklektik dusunceleri olmasina karsin, bu elestirilerde belirttigi noktalar onun dusuncesindeki onemli noktalari gosterir. Murat Bey'in elestirilerine Jonturklerden gelen karsi elestiriler iki noktada toplanir. Birincisi reformlarin yapilmasi icin Avrupa'dan yardim beklemesidir. Ikincisi ise Anayasanin tekrar yururluge konmasinin yeterli olmayacagini, 19 kisilik "asemble" benzeri bir danisam meclisi kurulmasini onermesidir.

Gercekten de Murat Bey, ozellikle Ingiltere'ye yakin bir politik tutuma sahiptir. Bunu ulkenin taksim edilmesi tehlikesine karsi ehven-i ser olarak onermektedir. Bunun icin Batinin garantisini tasiyan bir protokolun ise yarayacagini sanmaktadir.1876 anayasasina ise iki acidan karsi cikmatadir. Birincisi bunun batili guclerin zorlamasiyla yapildigi dusunulecegi icin Padisah'in prestijini sarsacak olmasidir. Ikincisi ise halkin dogru tercihler yapacagina duydugu guvensizliktir. Murat Bey, sonraki yillarda Jonturklerde etkisini hep hissettirecek olan burokrat tarzdaki dusuncenin en tipik orneklerini verir. Ornegin:

"Zaten parlamento usulunun sekl-i hazirda... Avrupda'da bile istikbali olmadigina suphe-i abidanem yoktur. Fransa'da 'Boulangisme' meselesi parlamento usulune karsi fiilen ilk protesto demek oldugu gibi, (Sosyalizm)in minhetin vucudu bile parlamento usulu aleyhindedir."

Bu yuzden

"Az cok devlet umuruna asina adamlardan murekkep mahdut bir meclis-i mesveret daha ziyade is gorebilir."

Aslinda Murat Bey'i okuyanlarin bugun belki de sasiracaklari sey, Murat Bey'in bir taraftan burokratik bir taraftan liberal fikirler savunmasina karsin, kendisini sosyalist olarak ifade etmesidir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 16-05-2008, 09:22
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Ahmet Riza'nin Mesveret'inin radikalliginden sikayetler giderek artiyordu. Aslinda burdaki radikallik daha once bahsettigimiz gibi aslinda Ahmet Riza'nin "laikligi ve enternasyonalligi" idi. Mizanci, Ahmet Riza'nin fikirlerine sert sekilde karsiydi. Ahmet Riza ise Mizanciyi "Muhammed'in cennetinden bir sada" sozleriyle alaya aliyordu.

Paris'teki askerlerin sayisi o gunlerde epeyce artmisti. Dr. Ishak Sukuti, Suleyman Nazif, Curuksulu Ahmet Paris'te toplanmislardi. Ahmet Riza'dan duyulan rahatsizlik yuzunden Ekim 1896'da Ahmet Riza'nin yerine Murat Bey'in gecirilmesine karar verildi. Magmumi bir yazisinda soyle diyordu:

"Osmanli Ittihat ve Terakki Cemiyeti mel'abe-i sibyan degildir. Biz bir sultanin, bir halifenin elinden zincirimizi kurtarmaya calisiyoruz. Daha kurtarmadan obur ucunu da Riza Bey'in eline verecek degiliz... Nazim, Riza Bey'in Arap Izzeti'dir. Efendisini hosnut etmek icin maksad-i mukaddesi, menafi-i milli ve vataniyeyi ayak altina aliyor."

Magmumi'nin yazisindan Ittihatcilarin daha o zaman bile kendi liderlerini bile ne kadar kolayca vatan haini ilan ettiklerini goruyoruz. Bu aliskanlik aradan yuzyili askin zaman gecse de surecektir. Ahmet Riza'nin yerine Murat Bey getirildi, ama oniki yil sonra Murat da Ahmet Riza'nin durumuna dusurulecekti. 31 Mart sirasinda aldigi tutum dolayisiyla o da irtica ilan edilecekti. Bu degisikligin asil nedeni cemiyet icinde askerlerin ipleri ellerine almalarini saglamakti. Gercekten de kisa bir sure sonra Sukuti, Magmumi, Miralay Sefik ve Curuksulu Ahmet gibi askerlerin Murat'a direktifler vemeye basladigini goruyoruz.

Murat kendisine yapilan teklifi bir tuzuk yapilmasi kosuluyla kabul eder. Bu tuzukle "Osmanli Ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin Istanbul Meclis-i Merkeziyyesinin Vekalet-i mutlakasini" tasiyan, yani Merkez Komitesine vekalet eden ve haricteki subelere nezaret etmek uzere bir "Heyet-i Teftis ve Icra" kurulur. Zaten Istanbul'daki grup Abdulhamit'e jurnal edilmis ve yokolmustur. Boylece Paristeki grup butun yetkileri eline alir. Baskan, baskan yardimcisi ve uc uyeden olusan komitede bir karar verildikten sonra, bu karar "mukaddes" kabul ediliyordu. Ahmet Riza meclise sadece "Mesveret"in yayincisi olarak katiliyordu.

Burda onemli noktalardan biri padisaha karsi acik bir tutum alma, digeri ise siddet kullanimi konusudur. Aslinda Murat ile Ahmet Riza'nin siddete karsi olma konusunda ittifakina ragmen asker Jonturkler siddeti benimsiyorlardi. O donem en yayin olan onemli kisilerin katli taktigi idi ve askerler bir yildan beri kotu gidisin bas sorumlusunun padisahin cevresi degil direk kendisi olduguna karar vermis gibiydiler. Padisaha suikast duzenlenmesi ve teror usullerinin kabulunde en onde gelenler askeri okul mezunlari olan Tunali Hilmi ve Ali Fahri Beylerdi.

Ahmet Riza'nin cemiyetin "Mesveret"e denetciler getirmesini kabul etmemesi uzerine, cemiyet merkezini 1897'de Cenevre'ye tasidi. O yillarda suren Turk-Yunan savasi ile ilgili "Mesveret"te yayinlanan bir yazi hem Ahmet Riza'nin hem Murat'in cemiyetten kopmalarina neden oldu. Olay suydu: Ahmet Mithat Efendinin Turk-Yunan savasi ile ilgili bir yazisini komite hem Mizan'da hem Mesveret'te yayinlatmak istedi. Murat Bey kabul ederken, Ahmet Riza makaleyi yainlamayi kabul etmedi. Bununla kalmadi bir de Aristidi isimli Jonturklerle isbirligi yapan bir Rum tarafindan yazilmis bir yazi yayinladi. Yazida soyle deniyordu:

"Avrupa, kaybedilen eyaletlerinin hicbirinin Osmanli Imparatorlugu'na iadesini muvafakat edmiyor ve Turkiye bir galibin haklarinin hepsinden istifade edemiyorsa, bunun sebebi, yabanci hukumetlerin ve amme efkarinin (Abdulhamit'in) idaresini mes'um, ve hakimiyeti altina giren milletleri en derin manasinda bedbaht, addettiklerindendir."

Yazinin icerigi oldugu kadar bir Rum tarafindan yazilmis olmasi Cemiyeti cileden cikardi. Ahmet Riza cemiyetten cikarildi, ancak sorunu istenen sekilde idare edemeyen ve en kucuk elestirilere bile tahammul edemeyen Murat Bey Cemiyetten istifa etti.

Abdulhamit'in Avrupa'daki "serhafiyesi" Ahmet Celalettin Pasa'nin organizasyonu ile Murat Bey Itsanbul'a donmeyi kabul etti. Bunun karsiliginda Trablusgarp'a surulen ogrencilerin tahliyesini saglamisti. Abdulhamit tarafindan bir devlet gorevine tayin edildi ve 1908 yilina kadar karanliklara gomuldu. Doktorlarin bile padisahtan izin almadan evine ugramaktan cekindikleri bir insandi.

1908'de Hurriyet'in ilanindan sonra Mizan'i tekrar cikarmaya basladi. Ittihat Terakki'nin hurriyeti ihlal eden uygulamalarina tepki verince bir sure tutuklu kaldi. 30 Mart 1909'da Ittihat Terakki'ye karsi cephe alan gazetecilerden Hasan Fehmi Bey'in katledilmesine karsi Mizan'da ulemayi Anayasa'nin savunmasina cagiran bir yazi yayimladi. Boylece 31 Mart sirasinda Serbesti , Sabah ve Volkan gazetelerinin yaptiklari yayinlara katiliyormus izlenimi dogdu. O da irtica ilan edildi ve Rodos'a suruldu. 1914'de Anadolu Hisari'ndaki yalisinda öldü.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 05-04-2009, 02:21
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Bu yaziyi ne yazik ki tamamlayamadim. Ali Riza Bey'i isleyip ilerde Abdullah Cevdet'e gececektim, olmadi. Ama tarihimizin ilk laik yazari sayilabilecek olan Abdullah Cevdet'in meshur bir yazisini buraya aktarayim. Bu yazi Atatürk devrinde yapilacak olan reformlarin adeta özetidir. Siteden kaldirirlar, maldirirlar, ben buraya tamamini aktarayim da güvende olsun.

Pek Uyanık Bir Uyku


Abdullah Cevdet, Cumhuriyeti ve Atatürk’ü çok etkileyecek olan radikal Batılılaşma programını, 1912′de kendi çıkardığı İçtihad dergisinde “Pek Uyanık Bir Uyku” adlı iki makalesinde bir “rüya” olarak şöyle anlatmıştır:

1. Bütün şehzadelerle veliahtların tedris ve terbiyelerine son derece dikkat edilecek, zencilerin ve harem ağalarının aptalca telkinlerine nihayet verilecek, genç şehzadeler umumiyetle orduya sokulup orada terakki edecekler.
2. Padişahın tek bir zevcesi olacak, cariye istifraş etmeye hakkı olmayacaktır.
3. Fes kamilen defedilip yerine yeni bir serpuş kabul olunacaktır.
4. muhtelif mezheplerin söz sahiplerinin bir araya gelerek yeni bir mezheb kabul edilecektir.
5. Kadınlar diledikleri tarzda giyinecekler, yalnız israf etmeyeceklerdir. Polisler, softalar ve arabacı makulesi kimselerle külhanbeyler kadınların giyimlerine katiyen müdahale edemeyeceklerdir. Şeyhülislâm efendiler de çarşaflara dair beyannameler imlâ ve imza etmeyeceklerdir. Polisler kadınların işine, ancak ve ancak münasebetsiz ve adab-ı umumiyeyi muhil ahvalde müdahale ve bu vazifeleri büyük bir nezaketle ifa edeceklerdir. Kadınlar, vatanın en büyük velinimeti sayılarak kendilerine erkekler tarafından o yolda hürmet ve riayet gösterilecektir.”
6. Kadınlar ve genç kızlar, Müslüman Boşnak ve Çerkezlerde olduğu gibi, erkekten kaçmayacaklardır. Her erkek gözüyle gördüğü, tetkik ettiği, beğendiği ve seçtiği kızla evlenecektir. Görücülük âdetine son verilecektir.
7. Kızlar için diğer mekteplerden başka bir de tıbbiye mektebi açılacaktır.
8. Birer tembellik yuvası olan bütün tekkeler ve zaviyeler ilga olunarak varidat ve tahsisatları kesilip maarif bütçesine ilâve edilecektir. Babadan kalma birkaç beylik kelime ve tabirle “hu, eyvallah erenler” den ibaret sözlerle şimdiye kadar halkı fikren ve ilmen zarara sokanlara hiçbir şey verilmeyecek, kendileri çalışıp kazanmaya mecbur tutulacaktır. Bunlardan üfürükçülük edenler, kalleşlikle ötekini berikini dolandıranlar cezaya çarptırılacaklardır.
9. Bütün medreseler ilga edilecektir. Süleymaniye Medresesi yerine College de France tertibinden bir ulûm-u edebiye medresesi yapılacağı gibi Fatih Medresesi yerine Ecole Politechnique tarzında diğer bir medrese-i
âliye vücuda getirilecektir.
10. Sarık sarmak ve cübbe giymek yalnız ulema-yı kirama tahsis edilecek, mekatibi âliye-i diniyeden şahadetnamesiz olanlar, tefsir ve hadis-i şerif gibi sair din bilgilerinden haberi olmayanlar bu kisvelere bürünemeyeceklerdir.
11. Evliyaya nezirler yasak edilecek, bu gibi teberrular Donanma ve Müdafa-i Milliye Cemiyetleri kasalarına girecektir.
12. İçtihat kapısı yeniden açılacak, Kur’an ve hadisler Türkçe’ye çevrilecektir.
13. Ahalinin şer’i şerife mugayir bazı itikatları tashih olunacaktır. Meselâ softaların ve cahil şeyhlerin söyledikleri “Canım, dünya fanî değil mi ya? aza kanaat edip cem-i mal etmeyiniz, Ahirette o altınlar hep derinize yapışacaktır.” gibi herzelere ve maskaralıklara kimsenin inanmaması, bilâkis, israf etmemek şartıyla çalışıp kazanması, zengin olması ve para sarf etmeye alışması temin olunacaktır. Binaların üstüne asılan “Ya hafız” levhası altına bir de herhangi bir sigorta kumpanyasının levhası asılacak ve yangından kurtulmak için bundan böyle hep kagir evyaptırılacaktır.
14. Her mahallede mektebe gitmemiş veya gidememiş yaşlılar için amelî (yani ağızdan öğreten) mektepler açılacaktır.
15. Osmanlıca’nın olduğu gibi korunması için bir sözlük yazılması ve dilin Arapça ve Farsça’nın yanında Türkçe’ye karşı da korunarak mevcut olduğu gibi kalması isteniyor.
16. Osmanlıların özel teşebbüsçü olmaları ve hükümet ile yabancılardan fazla bir şey beklemeyerek kendi işlerini kendilerinin yapmaları isteniyor.
17. Arazi ve Evkaf kanunlarından başlanarak bütün kanunlar ıslah edilecektir. (İçtihat mecmuası, Sayı. 55-57) Garpçıların … neşriyatına ve münakaşalarına bakılırsa bu programa şu birkaç maddenin de katılması lâzım gelir:”
18. Şer-i mahkemeler ilga ve nizamî mahkemeler ıslah edilecektir.
19. Mecelle ilga veya o derecede tadil edilecektir.
20. Mevcut elifba-yi Osmanî atılarak yerine Lâtin harfleri kabul edilecektir.
21. Avrupa kanun-u medenisi kabul edilerek bugünkü evlenme ve boşanma şartları tamamıyla değiştirilecektir. Birden fazla kadınla evlenmek ve bir sözle karı boşamak usulleri kalkacaktır”
22. Hutbelerin Türkçe ve asrın ihtiyaçlarına göre irad edilecektir.
KAYNAK 1 İçtihat Mecmuası, Sayı. 55-57
KAYNAK 2: Peyami Safa, Türk İnkılâbına Bakışlar, Atatürk Araştırma Merkezi Yay. Ankara, 1988, s.33-35

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 25-09-2009, 13:22
Sarı Zeybek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sarı Zeybek Sarı Zeybek isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2009
Mesajlar: 65
Standart

Fetullahçı, kabalist mardinden yine derinliksiz bir yazı.Klasik dünya siyasi tarihini bilmeden felsefe tarihi yrumlaması yapmış.Turkçülük hareketinin doğuşunu ilk olarak nitelendirmeside Türk tarihine ne kadar hakim olduğunun göstergesidir. Tabi ki şakşakçılarıda olacaktır.

Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:22 .