Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 20-07-2008, 04:08
Cem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cem Cem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2004
Mesajlar: 2.478

Başarı Ödülü Başarı Ödülü Başarı Ödülü Onur Üyeliği 

Standart

Tüm çırpınışlar nafile. Takke düştü kel göründü. CHP, ülke içinde gittikçe yalnızlaştığı gibi uluslararası alanda da yalnızlaşmakta, içte ve dışta izole edilmektedir. En son olarak Ergenekon Çetesinin avukatlığını alenen üstlenerek ne olduğunu iyice göstermiştir.

Sosyalist Enternasyonel günümüzde varlığını sürüdürebilen üstelik dünyadaki beş kıtadan 160 kadar partiyi bünyesinde barındıran önemli bir örgüttür. Markist-Leninist, Troçkist vs. diğer her türden enternasyonaller pratik ve teorik dayanaklarını kaybederek tarih sahnesinden çekilmişken Sosyal Demokrat çizgideki Sosyalist Enternasyonal çeşitli eksiklikleri ve zaaflarına rağmen varlığını günümüzde de güçlü şekilde sürdürmektedir.

Hikmet Bila, Özdemir İnce gibi yazarlar neden sosyalist enternasyonelin ne kadar kötü olduğunu yeni keşfediyorlar? Acaba bunca yıldır CHP enternasyonale katıladururken neden itiraz etmiyorlardı?

Yanıt kanımca basit. Çünkü karşı çıktıkları aslında sosyalist enternasyonalin genel çizgisi değil CHP'yi dolayısıyla onun temsil ettiği Kemalist ve Ulusalcı siyasi çizginin enternasyonal tarafından mahkum edilmesidir. Canlarını acıtan budur.

CHP, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda 367 oy gerektiğine dair hukuk ucubesini geçen yıl anayasa mahkemesine taşımıştı. E-muhtıraya karşı hiç bir karşı tavır almadığı gibi adeta askeri darbeye davetkar konumda idi. Üniversitedeki kız öğrencilerin türban takmasına şiddetle karşı çıktı. K. Irak topraklarında askeri harekatın gerekliliği konusunda MHP den bile hararetli idi. Son olarak Eregenekon çetesinin avukatlığını da aldı. Sosyalist Enternasyonal ne yapmalıydı? El insaf.

Sosyalist Enternasyonalin uluslararası çatışmalardaki genel politikası diyalog ve barıştır. Bunu geçtiğimiz ay Atinada yapılan kongresindeki sonuç bildirgeleri arasında görebiliriz:

http://www.socialistinternational.or...clePageID=1262
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 20-07-2008, 05:20
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Barzani, Taşnak Partisi, Talabani... Bunlar enternasyonalistse haklısınız.

Yeri gelmişken CHP'yi desteklemem, AKP'yi de. CHP'yi savunma gibi bir derdim de yok. Fakat bu "Sosyalist Enternasyonal" Sosyalistse ben de yıllar yılı okuduklarımdan hiçbir şey öğrenememişim. Liberalizmle Sosyalizm ne zamandır aynı kazanda kaynar ve adı Sosyalist Enternasyonal konur oldu?
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 20-07-2008, 10:40
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart

''Despite the serious confrontations faced in Iraqevery day, the country continues on the path to national reconstruction. After 35 years of dictatorship, during which basic civil and political rights were denied and ethnic and religious persecution was carried out, as well as armed conflict with neighbouring countries, the path undertaken by Iraq today to advance and consolidate their democracy and political institutions, and regaining their full sovereignty should be supported. President Talabani´s efforts to move forward a modern agenda for a unitary, federal Iraq should be supported by the international community. The SI expresses its appreciation of the determination and persistence shown by the Iraqi people to advance their efforts.

The SI reiterates its call to the states of the region to abstain from undue interference in the internal affairs of Iraq and to respect its sovereignty. At the same time, underlines the need that the international community continues to be mobilised and give financial assistance and support to oppose the unacceptable acts of terrorism. The SI considers the withdrawal of foreign troops as a necessary step to allow the people of Iraq to undertake by themselves the construction of their future.

The SI expresses its solidarity to its member party in Iraq and its leaders, in their efforts to advance towards a free and democratic society, to put an end to terror and to set the basis for a modern country, with inclusion and opportunities for all. The International trusts that their tireless efforts with allow for peace in Iraq, contributing to stability in the whole region.

The SI reiterates its commitment to continue its work in favour of peaceful and democratic resolutions to all international conflicts, including the Kurdish issue in the Middle East.

The SI welcomes the talks in Cyprus between the leaders of the Greek Cypriot and Turkish Cypriot communities within the framework and the decisions of the United Nations and declares that it remains committed to contribute to this process. The SI reiterates its commitment to its longstanding positions.''
''Bunu geçtiğimiz ay Atinada yapılan kongresindeki sonuç bildirgeleri arasında görebiliriz''
Ne görebiliriz sayın Cem?

Irak'ta Amerika işgaline son verilmelimidir diyor?Amerikan,İngiliz askerinin Irak'ta ne işimi var diyor?
Hayır, Talabani liderliğinde Birleşmiş Milletler desteğinde üniter ve federal bir Irak kurulmalı diyor.
Biz karışmayalım ,Amerika Irak'ı terketsin demiyor.

Kürt meselesini de içeren demokratik ,barışcıl çözüm için çalışmaya devam edeceğiz diyor.
Nedir demokratik çözüm,zaten Dtp de Pkk de demokratik çözüm istiyor.

Kıbrıs'ta iki toplumun liderleri arasında ki görüşmelerden memnunuz diyor. Kıbrıs'ı kaybetmemizden memnunlarmış,Allahrazı olsun
BM yan kuruluşumudur bu SE yoksa küresel sermayenin dünya egemenliğini tesis etme kuruluşu mu?

Evet Gül'ün Cumhurbaşkanı olması çok iyi olmuştur,hatta Arınç olsaydı daha iyi olurdu.
Türban heryerde serbest olmalı ,isteyende burka giyebilmelidir.
Ordu tasfiye edilmeli bütün üst düzey komutanlar derdes edilmelidir.
Ergenekon kapsamı genişletilmeli tüm yurtsever ,ulusalcılar tutuklanmalıdır.
Kemalizm yasaklanmalı ,Atatürk büstleri yıkılmalı ,resimleri toplatılmalıdır.
Kürt'lere istediği topraklar üzerinde devlet kurma hakkı verilmelidir.
Ermeni soykırımı kabul edilmeli tazminat ve toprak verilmelidir.
TBMM lav edilmeli BM'in atıyacağı bir yönetime ülke teslim edilmelidir.
O zaman bizden demokratik bir ülke kalmaz ,hatta ülke kalmaz sınırlarımız olmaz ne kadar iyi olur ve SE üye olacak partimizde olmayacağından problemler çözümlenmiş olur.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 20-07-2008, 17:12
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Cem'in de Sosyalist Enternasyonali hararetle savunup desteklemesinden anlaşılacağı üzere artık açıktır ki Sosyalist enternasyonal'in sosyalistliği kalmamıştır, Liberal Enternasyonali olmuştur.
Marksist-Leninistlerin benimsemediği ve yer almadığı, sözde sosyal demokratların da liberallerle kolkola olduğu, ne faşizme ne de emperyalizme karşı hiçbir düşünce ve eylem planının üretilmediği bir birlik halkların, ezilenlerin sorunlarına asla çözüm getirmez. CHP'de bu sözde sosyal demokrat partilerden biridir ve dedim ya "Tencere dibin kara, senin ki benden kara" misali uyuşmuşlardır. Uyuşmazlıkları sosyalist, sosyal demokrat fikir ve uygulamalardan değildir, keşke öyle olsa.

Yani, S.Enternasyonal, CHP'ye " Sen işçilerin, emekçilerin hakkını savunmuyorsun, doğru dürüst bir sosyal demokrasi projen yok, ilerici, reformcu, devrimci taleplerin, girişimlerin yetersiz, parti içi demokrasiye sahip değilsin, halktan kopuksun, kitlelerle kucaklaşamıyor, iktidara karşı yeterli muhalefet yapamıyor, gericiliğe, teokratlara tavizkar davranıyorsun, vurmalı-ses getirmelisin." dememiştir, demez.

Söylediklerinin meali şudur:

"Irak'ta Barzani ve Talabani'yi destekleyin. Onlarla iyi ilişkiler içinde olun. Bağımsız Kürdistan Devleti oluşumuna karşı çıkmayın."

"Bırakın terör ülkeyi vursun. Ama teröre karşı mücadeleyi savunmayın. Hele ki sınırdışından gelen teröristlerin kamplarına kesinlikle harekata karşı çıkın."

"Kıbrıs'tan askerin çekilmesini, Türkiye'nin kıbrıs'a karışmamasını isteyin. Denktaş gibi şahinlere yüz vermeyin. Bırakın iki toplum kendi arasında ne yaparsa yapsın. Siz müdahale etmeyin, Yunanistan edebilir."

"Kürt meselesinin demokratik yollardan çözümüne destek verin. Gerekirse federasyon taleplerini olumlu karşılayın."

"Ermeni soykırımını kabul edin ve diğer partilere de kabul etmeleri yönünde telkinde bulunun."

"Orduyla ilişkilerinizde mesafeli olun. Orduyu her fırsatta eleştirerek halkın gözünde 1 numara olmasını engelleyin, gözden düşürün. Siyasete karışmasın, kışlalarında otursun. Askerlik yan gelip yatma, AB ve ABD isteyince kalkma yeridir. Sam amcaları istemedikten sonra darbeyi akıllarından dahi geçirmesinler."

"İktidarın olumlu (!) politikalarını destekleyin. Ilımlı İslam'a, BOP'a karşı tavır almayın. Ulusalcılardan, Kemalistlerden, milliyetçilerden, Marksist leninistlerden uzak durun. Atatürk tabusunu yıkmaya çalışın."



CHP suçludur. Ama ne açıdan suçlu?
Özdemir İnce'nin ve Hikmet Bila'nın dediği gibi böyle bir kuruluşta yer alan bir partiden aslında hesap sorulması gerekir. "Böyle bir ucube kuruluşta kalmaya devam ettiği için suçludur. O kuruluşa yakışan AKP'dir, DTP'dir.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 20-07-2008, 18:30
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger arkadaslar;

Bugun, amerikan idealizminin her yonde basini cektigi dunya da, sosyalizm den bahsetmek-ki bu terim SSCB'nin Afganistan ve Macaristan cikarmalari ve Stalin katliamiyla yeni bir boyut kazanmistir, ve SSCB'nin, birlik olarak tarihe gomulmesiyle de icerik degistirmistir -amerikan idealizmine destek vermekten baska bir sey degildir.

Bugun bu terim, ulkeleri disaridan gucle isgal, veya iceriden ideolojilerle teslim alma anlamina gelmektedir. Tabi butun bunlar "demokrasi, hak ve ozgurlukler, v.s." temelinde yapilmaktadir.

Bu temelde ise genelde, soros ideolojisinin, mikro ayrimcilik dusuncesi uygulanmakta " bol ve yonet (yonelt)" taktigi gudulmektedir.

Amac, sosyalizmi kendi cikari dogrultusunda kullananlarin, dunyayi kendi dusunceleri dogrultusunda idare etmek ve kendi cikarlarinin gucunu ayakta tutabilmek icin, kendilerine ekonomi saglamalari ve savaslari diri tutmalaridir. Bunun icin herturlu, terorist ve anarsik icerikli eylemleri orgutlemek, onlara destek vermek, korku yaymak ve sanki bunlari kendileri yapmiyormusta baskalari yapiyormus gibi gozukup; dunyanin korumaciligina soyunmak.

Demokrasiyi katlederek, demokratik olmak, sosyal yasami bolerek, parcalayarak, sosyal olmak, hak ve ozgurlukleri-ki kendilerine ters dusen duzeyde, gucle teslim alirken, hak ve ozgurlukleri savunur gozukmek. Kisaca hem sorunu koruklemek, hem cozumu sahiplenmek.

O yuzden, bugun dunya da o bilinen sosyalizmden ve onun enternasyonel birliginden eser kalmamistir.

Ben bu konuda hala o eski dusunceyle sosyalizmi savunan ve hayata gecirmeye calisanlari disarida tutarim-dilaver bunlardan biri-

Ama bugun onlarin o eski getirmek istedigi sosyalizmden ne kadar bir eser kalmistir? bu tartisilir. Ama onemli olan, bugun cikarci zumrelerin sosyalizmi kendi cikar amaclari icin arac olarak kullandiklarini, cok iyi algilamak gerekir. Ki bu algilanmazsa, yapilan butun girisimler, onlarin ekmegine yag surmek olur.

Bugun Turkiye deki aydinlarin, CHP'nin durumuda budur ve icler acisidir. Sonucta; cennetin yolu, cakil taslariyla doludur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 20-07-2008, 22:02
Cem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cem Cem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2004
Mesajlar: 2.478

Başarı Ödülü Başarı Ödülü Başarı Ödülü Onur Üyeliği 

Standart

Marksist-Leninistlerin benimsemediği ve yer almadığı, sözde sosyal demokratların da liberallerle kolkola olduğu...
Sosyalist Enternasyonel sosyal demokrat bir çizgi izlediği için Marksist-Leninistlerin bu oluşumun içinde yer alması beklenemez. İki ideoloji arasında yüz yıldan fazla süredir çok önemli farklılıklar vardır. Marksizm-Leninizm bugün sadece SSCB ve diğer reel dayanaklarını kaybetmekten öte ideolojik dayanaklarını kaybetmiştir. En önemli yenilgisi çoğulcu parlamenter rejimin günümüzde tek partili ML yönetim modeline karşı üstünlüğünü ispatlamış olmasıdır. ML lerin çoğulcu sistemi kabulü ise onları sosyal demokratlığa oldukça fazla yaklaştırmaktadır.

Şu durumda ML lerin neden Sosyalist Enternasyonale alternatif bir oluşuma gidemediklerini anlamış bulunuruz. Bir yandan proleterya dikatatörlüğü fikrini devam ettirecek argümanları artık kalmamıştır. Diğer yandan ise çoğulcu parlamento içinde yer almayı kabul etmeleri onları sosyal demokratlığa çok büyük ölçüde yaklaştıracaktır ve sosyal demokrata dönüşeceklerdir. Marksizm-Leninizm günümüzde bu açmaz içindedir ve bence bunu aşmalarının bir yolu da yoktur.

1970 lerden itibaren dünyada marksist devrimler dönemi bitmiştir. Emperyalist zincirin en zayıf halkalarında gerçekleşen devrimlerin gittikçe emperyalizmi kuşatacağı yönünde ML beklenti boş çıkmıştır. Devrimlerin gerçekleştiği ülkelerde ne ekonomik refah ve gelişme ne de demokrasi ve özgürlükler sağlanabilmiştir.

Sömürüsüz bir dünyaya giden yol günümüzde devrimci değil evrimci yoldan, uzun süreli programlar içeren, geniş özgülükler ve sivil toplum eşliğinde gerçekleşeceği görünmektedir.

Liberalizm en fazla özgülükleri, sosyalizm ise en fazla eşitlik ideallerini ifade etmektedir. Aslında sosyal demokrasi sosyalist toplum hedefine liberalizmin ifade ve örgütlenme özgürlüğü, insan hakları ve çoğulcu parlamentı gibi araçlarla ulaşma gayretidir. Sosyalizm ve liberalizmin olumlu yönlerini sentezleme çabasıdır.

Sosyal demokrasiye sol yelpazede en büyük alternatif ML idi. ML 20. yy.'ı kan gölüne dönüştürdü. Sadece Kamboçya'da maocu Kızıl Kmerlerin yaptığı katliamlarda ölen insanların 2 milyon civarından olduğu tahmin ediliyor.

İfade özgürlüğünün en geniş olduğu batı ülkelerinde bile ML en güçlü zamnlarında genellikle %10 civarlarında gezindi. Günümüzde tek hanelerde geziniyor. Pek çoğu sosyal demokrat partiye dönüşmüş durumda.

Günümüzde ML ne dünya çapında ne de yerel olarak kendi ülkelerinde ciddi gelecek projeleri üretememektedir.

Liberalizm, sermaye birikiminin tüm topluma ileri götüreceği tezini ileri sürer. Sosyal demokratlar ise bunun doğru olmadığını ileri sürerler. Sosyal demokrasi ile liberalizm arasındaki az sayıda ama önemli farklılıklarından biri budur.

Bizim ülkemizdeki demokratların pek çoğunun en azından geçmişinde marksistlik olduğundan Sosyalist Enternasyonelin (SE) emperyalizme ve faşizme karşı savaşımını Komintern gibi bekleme eğilimi gözlüyorum.

Komünistler kapitalizme ve ABD'ye karşı uzlaşmaz bir savaş açmışlardır. Ancak sosyal demokratlar uzun vadeli mücadele+uzlaşma formülüyle ilerlerler.

ML lerin kapitalizme yönelik eleştirileri her ne kadar pek çok yerde haklı olsa da günümüzde halen burjuvazi olmaksızın büyüme ve gelişme imkansız görünmektedir. Çok farklı örnekleriyle ML sistem alternatif olmadığını gösterdi. O halde daha iyi bir alternatif bulunana kadar kapitalizm içinde, bujuvazinin varlığını tanıyarak ama emekçilerin haklarını gittikçe daha geliştirerek, insan haklarına dayalı çoğulcu bir sistem içinde geleceğe yürümekten başka çare görünmüyor.

Her türlü zaafına ve eksikliklerine rağmen sosyalist enternasyonal bugün dünya barışı ve global sorunlar üzerine etkinliği olan az sayıdaki siyasal kuruluştan biridir ve ilerici rolü vardır.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 20-07-2008, 22:39
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Evrensel amcanın Amerikan idealizmiyle ilgili saptaması meselenin bam teline vurmaktadır. Kendisini bu olguyu mufassal biçimde değilse de gündeme getirmiş olmasından dolayı tebrik ederim.

Evet. Bugünkü dünya politikalarını ve özellikle bölgemizde olup bitenleri anlamak için Amerikan idealizminin amaç ve politikalarını hiç değilse yüzeysel olarak bilmek şarttır.

Bir de sayın Cem; Sosyalizm ve Marksizm birbirinden uzaktır, doğru, hatta Marks sınıf çatışmasına gereken önemi vermeyen tip Sosyalistler'e "ütopik sosyalistler" diyerek dalgasını geçmiştir. Fakat Sosyalizm özünde Liberalizm'den de tamamen farklıdır. Bugün bazı kesimlerin Sosyalizm diye yutturmaya çalıştıkları işçi hareketlerini soğurmak için icad edilmiş Sosyalizm sosu katılmış Liberalizm'den başka bir şey değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 20-07-2008, 23:38
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger kandahar;

Kendisini bu olguyu mufassal biçimde değilse de gündeme getirmiş olmasından dolayı tebrik ederim.-kandahar

Ben bu konuyu, daha onceleri her yonuyle defalarca dile getirdim. Benim eski yazilarimi tararsan, seni tatmin edici cok yonunu bulabilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 21-07-2008, 17:54
Cem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cem Cem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2004
Mesajlar: 2.478

Başarı Ödülü Başarı Ödülü Başarı Ödülü Onur Üyeliği 

Standart

Sosyalist Enternasyonalin ideolojik duruşunu bir yukarıdaki makalemde açıklamaya çalıştım.

Şimdi de bazı somut politik konular karşısındaki tavrını inceleyelim:

Pante arkadaş şöyle demiş:

sözde sosyal demokratların da liberallerle kolkola olduğu, ne faşizme ne de emperyalizme karşı hiçbir düşünce ve eylem planının üretilmediği bir birlik halkların, ezilenlerin sorunlarına asla çözüm getirmez.

Pante gerçekten de SE nin kongrelerini, bildirgelerini inceleyerek mi bunları söylüyorsun yoksa bazı genel önyargılardan yol açıkarak mı?

Son SE kongresi sonuç bildirgeleri oldukça uzun olduğu için her kısmını ele alamayacağım incelemek isteyen yukarıdaki makalemdeki linkten takip edebilir.

SE dünyanın hemen her çatışmalı bölgesiyle ilgili düşüncelerini açıklamış. Örneğin Burma bölgesiyle ilgili ne demiş:

We demand the liberation of Aung San Suu Kyi and of all political prisoners. We call on the Burmese authorities to accept real dialogue with the democratic opposition, the representatives of ethnic communities and of Burmese society. Dialogue is the only way forward which can truly achieve national reconciliation and democratic transition with stability and we appreciate and support the efforts undertaken by the United Nations and its Secretary General.

Aung San Suu Kyi, Myanmar askeri diktatörlüğüne karşı barışçıl mücadele veren ve şu an hapiste olan demokratik muhalefetin lideri:

http://en.wikipedia.org/wiki/Aung_San_Suu_Kyi

SE bildirgesinde Suu Kyi'ye açıkça destek veriyor ve serbest bırakılmasını talep ediyor. Burma'da demokrasiden yana tavır alıyor. Benzeri tavırları dünyanın diğer pek çok bölgesi için de tekrarlıyor SE.

O halde gerek pantenin, gerekse aydoenin SE hakkındaki görüşlerinin gerçeklerle bağdaşmamaktadır. SE nin faşizme karşı bir duruş sergilemediği doğru değildir.

K. Irak konusunda ne demiş SE? 35 yıldır diktatörlükle yönetilen Irak'da demokrasiye yeterli ilgi gösterilmedi ve dinsel-etnik şiddet ağır bastı diyor ve buna çözüm olarak seçimle gelen resmi cumhurbaşkanı Talabani liderliğinde Irak uniter ama federatif bir şekilde demokrasiyi kurmalı ve bu demokratik Irak'a uluslararası destek gösterilmelidir diyor. Bunun neresi yanlış? Pozitif ve yapıcı bir çözüm önerisi sunuluyor. Ancak Marksistler sıklıkla yaptıkları gibi bir olayda çözüm önerisi sunmak yerine gene protest tavrı yani "go home yanki" mantığından öteye geçmeyen dar bir perspektif seçiyorlar. Amerika elbette evine dönmeli ve Irak'dan çıkmalı. Ama esas mesele bu mu yoksa Irak'da barış ve demokratik ortamı oluşturmak mı? Bence ikincisi ön planda ve Talabani ve Irakdaki demokratik güçler desteklenmeli. Mezhepsel ve etnik çatışma yok edilmelidir.

Ancak bizim ulusalcılarımızın Irakda demokrasi ve barış ortamı oluşması gibi bir dertleri yoktur. Onların dertleri Amerikanın Irak'dan çekilerek Irak Kürtlerini zayıflatmak ve Irakdaki Kürt devletinin önüne geçmektir. Bunu isterler çünkü Irakdaki bir Kürt devletinin Türkiyedeki Kürtler için model olacağını düşünürler ve korkudan iliklerine kadar titrerler. Bu nedenle Kıbrıstaki yüzbin Türkün kurduğu bir devleti tanırken Irakdaki milyonlarca Kürtün kurmak istediği devlete karşı çıkarlar. Bırakın devleti Kürdistan adında federatif bölgeye bile karşı çıkarlar.

Ulusalcılarımızın Irakdaki Amerikan varlığına çıkmaları anti-emperyalist olmalarından değil yukarıda bahsettiğim nedenden dolayıdır. Bunu doğrulayan pek çok olayı yakın tarihimizde görebiliriz: Örneğin İsrailin Filistin bölgelerini işgaline rağmen uzun zaman ortadoğudaki yegane müttefikleri Türk ulusalcıları olmuştur. Hatta en ulusalcı kurmumuz Türk Silahları Kuvvetleri İsrail ile çok uzun zaman yakın ilişkiler kurmuş ve askeri projeler yürütmüştür (örneğin F4 modernizayonu).

Bunun dışında 8 yıl süren İran-Irak savaşın bile ulusalcılarımız için önemli bir dert olmamıştı. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Hepsi açıkça gösteriyorki ulusalcı-militer cephemizin anti-emperyalizm maskesinin altında milli çıkarcılık adına insan haklarını ve demokrasiyi çiğneme vardır. Ulusalcı yazarlarımızın makalelerine dikkat ediniz, hangisinde Irak'da demokrasi ve barışın kurulmasına yönelik düşünceler ve projeler vardır? Belkide hiçbirinde. Çünkü gayeleri Irakda demokrasi ve barışın sağlanması değil her ne olursa olsun ama Irak Kürdistanı kurulmasındır. Bunun için de adeta komedi mahiyetinde bir gerekçe sunarlar: Irakda Kürdistan kurulursa ABD nin işbirlikçisi olurlar. Türkiye 1950 lerden beri ABD nin hem üssü hem de pazarı, Suudi Arabsitan gene öyle, Kuveyt'de öyle, İsrail de öyle. yani şimdi ortadoğunun yarısı ABD nin hem pazarı hem de üssü iken bir Kürdistanın da bu kervana katılması mı dert oldu. Buna gülünür.

Hele en çok gülünecek olan ABD nin PKK yı destkelediği iddiası. 24 yıllık eylemlerinde hep Rus veya uzakdoğu silahları kullanan PKK nın sadece şu son birkaç yıldır Irak ordusuna dağıtılan M-16 tüfeklerinin bazılarına sahip olması nedeniyle "ABD PKK yı destekliyor" tezine kanıt yapılmaya çalışıldı. PKK yuvaları Amerikan malı F-16'lar, Apache ve Skorsky tipi helikopterler ile yok edililir ve PKK lılar Docka tip Rus veya uzakdoğu malı silahlarla yanıt veririken "ABD PKK yı destekliyor" gibi absürd iddialar ortaya atıldı ulusalcılarımızdan.

Bu dayanaksız iddialar ve militer zihniyetle ayakta durmaya çalışan ulusalcılarımız en sonunda dünyada müttefiksiz kaldı. Ne sosyalist enternasyoneli beğenir oldular ne de Nobel Ödülleri'ni, ne de AB'yi. Kendilerindne başta hiçbir şeyi beğenmez oldular. İçte ve dışta müttefiksiz ve yalnız kalan ulusalcılarımız ayakta kalabilmek için mecburen darbelere, Ergenekonlara bel bağlamak zorunda kaldılar.

Konu Cem tarafından (21-07-2008 Saat 18:02 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 21-07-2008, 20:59
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart

Birleşmiş Milletler silah müfettişlerinin eski şefi Hans Blix, 6 Nisan 2004 tarihinde, Irak savaşı ve sonuçlarının, hem Iraklılar hem de bütün dünya açısından Saddam Hüseyin diktatörlüğünden daha kötü olduğunu söyleyerek, ABD işgalinin Irak’ta tam bir kaos ortamı oluşturduğunu vurgulamıştır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Irak_%C...e_T%C3%BCrkiye

İşgal altında demokrasi,BM(Bushlaşmış Milletler) desteğinde kurulacakmış demokrasi
Ulusalcılar yalnız kalmışlar,vah vah ne yapsalardı küresel sermayenin desteğinimi almaları gerekiyordu
SE(sosyal emperyal)örgütünün solla sosyalizmle ilgisi kalmadığı gibi küreselleşmenin merkezine oturmuş ve küreselleşmenin ,yeni emperyalinmin sözcüsü olmuştur.
BOP kapsamında etnik ve dini ayrılıkları desteklemektedir.
Kürtleri kışkırtmaktadır.
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=288643

Bağımsızlık verilmez kazanılır.
Tam bağımsız Türkiye'yi bizler kuracağız ,dış destekle olmaz,demokrasi ithalatı ile de olmaz.
Abd veya Ab mandasını savunanlar eskiden de vardı şimdi de var.
Ab ye girsek ne olur ,SE ye girsek ne olur,girmesek ne olur?
Onlar için biz hep ötekiyiz,onalr küreselleşmenin merkezinde biz dışındayız ve pazarız.
Düdük onlarda istedikleri gibi öttürüyorlar.
Atatürk BM girme konusunda ki soruya ;
Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” Mustafa Kemal’in cevabı aynen şöyle :


Şartlarımızı koyarız. Kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Eğer davet gelirse düşünürüz”. Evet, Birleşmiş Milletler sadece Türkiye’yi davet edebilmek için yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke olur Mustafa Kemal’in ülkesi.


Şimdi, de aşağılık kompleksi içinde vize kuyruğunda,AB kapısında ,yok efendim SE davet edilecekmiymişiz.
Düdüğü almanın da çalmanın da zamanı geldi de geçiyor ,ama herkesin Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni bugünleri görerek yazmış olduğunu bilmesi gerekir.
Büyük adammış ne kadar ileri görüşlüymüş ve halkını ne kadar iyi tanıyormuş.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:34 .