THORSTEN SCHMITZ*
İsrail Başbakanı Ehud Olmert görev süresi boyunca ikinci kez bir hafta sonu savaş ilan etti. Bu sefer Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı. İlk savaşta, 33 gün süren Lübnan Savaşı’nda 1300 Lübnanlı ve 160 İsrailli öldürüldü. Bu savaş sonuçsuz kalan BM kararı dışında hiç bir şey getirmedi.
Lübnan savaşından sonra, İran’ın desteklediği Hizbullah tekrar silahlarını doldurdu, yeraltı barınaklarını onardı ve yeni kuşak savaşçıları silah altına almayı başardı. Hizbullah’ın ne zaman tekrar İsrail’e kısa ve orta menzilli roketlerini fırlatacağı an meselesi. 2006 yazındaki savaş Şii milislerini etkisiz hale getirme amacına ulaşılamamışken İsrail bugün bir kez daha benzer amaçla Gazze Şeridi’ni bombalıyor.
Kutsal Cumartesi günü beklenmedik biçimde meydana gelen “Kurşun Dökme” adı verilen ve okuldaki çocuklar, pazar yerindeki kadınlar ve and içme törenindeki polisleri de öldüren İsrail saldırısı, 1967’deki ‘6 Gün Savaşları’ndan bu yana ilk kez 1 gün içinde en çok insanın öldüğü saldırı oldu. Güçlü İsrail Ordusu Hamas’a korkmayı öğretmeye çalışıyor ama Gazze gerillalarının ölümden bile korkusu yok. Gazze’den ateşlenen roket yağmurundan başka İsrail şimdi tekrar intihar saldırısı tehdidi altında. Buna rağmen İsrail devletinin stratejisi bugüne kadar hiç değişmeden hep aynı kaldı: Şiddete başvuran Filistinli grupları şiddetle devre dışı bırakmak. Politikanın yapamadığını ordu yapabilir yanılgısının tek istediği şu: Sükûneti sağlamak. Ağır İsrail saldırıları sükûnet değil yalnızca daha fazla kargaşa yaratır. Bu saldırılar sonunda 3. intifadanın başlaması mümkün.
SALDIRI YOKSA HAMAS DA YOK
Ağır cumartesi bombardımanının ardında aslında İsrail’in güçsüzlüğü yatıyor. Ağustos 2005’ten beri Gazze’den çekilen İsrailli yerleşimcilerin ardından Filistinli militanlar İsrail tarafına 7 binden fazla roket ve bomba fırlattı. Her geçen gün İsrail askeri saldırısı daha da ağırlaştı ve ordu 1,5 milyon Filistinlinin sıkışık biçimde yaşadığı bölgeyi tamamen çembere aldı. Hamas tam da bu çemberi kırmak için İsrail’e bomba ve roket fırlatıyor. İsrail’in yaptığı askeri operasyonlar 1987’de kurulan Hamas’ın yaşam iksirini oluşturuyor. İsrail ordusunun her operasyonu Hamas’a var oluş hakkı taşıyor. Karşılaştırma yapmak çok basit: Gazze Şeridi’nde barış ve refah olsaydı güçlü bir Hamas olamazdı. İnsanlar Ortaçağ’dan kalma İslamın peşinden koşma yerine geleceklerini planlarlardı. İsrail, terör saldırısını provoke eden ve kin eken bombalama yerine, El Aksa Tugayı’na yaptığı gibi Hamas’ı da yeniden yapılandıracak bir yol bulmak zorunda.
İsrail, El Fetih’in militan grubu El Aksa Tugayı için bir politik süreç başlattı ve bunun sonucunda da terör grubu gereksiz hale geldi. Dünün El Aksa teröristleri İsrail’in affından sonra silah bıraktı ve bugünün düzenli Filistin güvenlik güçlerinin elemanları haline geldi. Bu konsept ve süre. Hamas için de hayata geçirilebilir.
ORTADOĞU BİR BOŞLUKTA
Bu tür bir politika uygulamak cesaret gerektirir ve bugünkü Ortadoğu siyasi boşluğunda ve belirsizliğinde bunun hayata geçmesi mümkün değil. İsrail’de şubatta seçim var ve yeni hükümet en erken nisanda işbaşı yapar. Bu günlerde ABD arabulucuları ve temsilcileri de ortalıkta yok. Yeni ABD Başkanı Barack Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton 20 Ocak’ta göreve başlıyor ve ülkesinin kendi sorunlarıyla ilgilendikten birkaç hafta sonra Ortadoğu sorunlarıyla ilgilenebilirler. Geriye bir tek bu zamana kadar Ortadoğu sorunu konusunda ortak bir politika izlememiş olan Avrupa Birliği kalıyor.
Bu boşlukta Hamas burnunun dikine gidiyor ve yol haritasını belirliyor. İnsan hayatını hiçe sayan Hamas terörü, çok büyük bir olasılıkla İsrail’de sağcı Likud bloğunun adayı Benjamin Netanjahu’nun ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturmasına yardım edecek.
İsrail bombardımanın fotoğrafları bütün Arap dünyasını nefretle dolduracak. Daha şimdiden Lübnan, Suriye ve Ürdün’deki Mülteci Kamplarındaki Filistinliler bombalamayı protesto ediyor. Bu zamana kadar İsrail’le Hamas arasında arabuluculuk rolünü üstlenen Mısır’a anahtar rolü düşüyor.
* Süddeutsche Zeitung,
http://www.sueddeutsche.de/
Alıntı: Birgün Gazetesi