
01-03-2009, 03:36
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
|
|
sevgili placebo,
Bil-mek fiilinden bilim ve bilgi gibi kavramlar türemiş...
Bilmek kavramı bana göre insanlardan çok cansız varlıklar için kullanılan bir kavram.
Örneğin güneşin her gün doğacağını biliriz. Güneşe inanmamıza yada güvenmemize gerek yoktur. Çünkü Dünya'nın kendi çevresinde dönmesi 24 saat sürer...
Daha önce bir takım işlerle sınadığımız insana karşı içimizde bir güven hissi oluşur ve yeni vereceğimiz işlerde bu güven ile hareket ederiz. Diyelim, o insan verilen işi zamanında yerine getiremedi. Bu durum bizim o insana karşı güvenimizi kaybederiz.
Bu gibi insani ilişkilerde bilmek kavramıyla ölçülendirirsek ilk yanlışta o insan hakkında bildiğimiz şeyin yanlış olduğunu mu savunacağız ?
|

01-03-2009, 03:52
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger sinner;
Olusmus olan, guven hissinin; dogru olmadiginin farkina varacaksin. Bu ancak, guven hissi; inanca donusmemisse, mumkundur. Eger, inanca donusmusse; o zaman, bir rahatsizlik ve kafa karisiligi, hatta o kisi hakkinda, hicte insani olmayan yeni hisleri "yalanci, kandirikci, uckagitci v.s." ve kararlar almayi dogurur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

01-03-2009, 04:03
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
Sevgili ei ve sinner ,tamamda,bütün bunların bahsedilen konuyla alakaları nedir?Çözemedim de,bu sebeple sorup durmaktayım..
|

01-03-2009, 04:03
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
|
|
----------------------------
Konu sinner tarafından (01-03-2009 Saat 04:07 ) değiştirilmiştir.
Sebep: Fazla yazmışım upsss
|

01-03-2009, 04:06
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
|
|
placebo´isimli üyeden Alıntı
Sevgili ei ve sinner ,tamamda,bütün bunların bahsedilen konuyla alakaları nedir?Çözemedim de,bu sebeple sorup durmaktayım..
|
İyi okuyun anlarsınız
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger sinner;
Olusmus olan, guven hissinin; dogru olmadiginin farkina varacaksin. Bu ancak, guven hissi; inanca donusmemisse, mumkundur. Eger, inanca donusmusse; o zaman, bir rahatsizlik ve kafa karisiligi, hatta o kisi hakkinda, hicte insani olmayan yeni hisleri "yalanci, kandirikci, uckagitci v.s." ve kararlar almayi dogurur.
|
Çok haklısınız
Herkese iyi geceler by the way
|

01-03-2009, 04:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger placebo;
Alakasi sudur. Ogrenilenler sorgulamadan uygulanirsa; inanctir. Inanclar hisler, sezgiler ve duyumlardir. Eger his, sezgi ve duyum; sorgulanirsa; dusunce, sorgulanmazsa inanctir. Inaclar sabit ve kalicidir. Dusunceler ise; degisken ve gecicidir.
Guven, soyut bir histir. Dusunce olarak gelisirse; sorgulanir. Eger inanc olarak sabitlenirse; yeni hisleri dogurur. Guven, once ogrenilir, sonra uygulanir. Uygulamadaki yanlisligini gorebilmek; dusunmek, uygulamadaki dogrulugunu sabitlemek ise, inanctir. Bilmek, ise; ne oldugunu algilamak ve kavramaktir. Her iki yonuyle. HEM, INANC HEM DUSUNCE, HEMDE DEGISKENLIK.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

01-03-2009, 04:57
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Feb 2009
Bulunduğu yer: Gökyüzü
Mesajlar: 51
|
|
Zamanım olmadığı için bir örneğin yeterli olabileceğini düşünerek kısa cevap verdim. Siz de haklı olarak benim itirazımı reddettiniz.
Kabul.
Üç örnek daha vereyim. Sanırım bu defa yeterli olur.
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Eger, bir kisi; ogrendigini aynen uyguluyor ve onu sorgulamiyorsa; ya da sorguladigi ogrendigini, kendi icin gerceklestiriyor ve dogruluyorsa; bu inanctir.
|
İnanç bu değildir. Konuyu açarken tanımlamasını yaptığım için tekrar etmeyi gereksiz buluyorum ve inanç hakkında diğer yazdıklarınızı geçiyorum.
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Bilmek; ogrenilenin; ne oldugunu kendi sorgulamasi ve nedenlemesi temelinde, algilamak ve kavramaktir.
|
“Bilmek”, “Bilme” isimli kavramın edimsel halidir ve bunun da açılımını yaptığım için tekrar etmeyi gereksiz buluyorum.
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Buradaki tek fark, inanc ve dusunce farkini, bu temelde soyle acikliyabiliriz. "Ben, uzayda; dunya disinda bir yasam olduguna inaniyorum" ile "Ben, uzayda; dunya disinda bir yasam oldugunu dusunuyorum" arasindaki, en onemli ve tutarli fark; inancin; hissi kendini bu olguya dogruluk veya gerceklik temelindeki mahkumiyetidir.
|
Bold yaptığım yerlerde eylemlerinizin yazılışları farklı ama anlamları aynıdır. Sinonim olarak kullanmışsınız. Her iki cümle de uzayda, dünya dışında bir yaşam olduğu inancına yöneliktir ama düşüncesine yönelik değildir. Çünkü düşünce,hem de
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
DUSUNCE ISE; TAMAMEN OGRENILENIN, BILGI, BILINC, DENEY, BIRIKIM TEMELINDEKI BILINMESIDIR
|
şeklinde büyük harflerle yazıp vurgu yaptığınız ve kurduğunuz totolojik cümle gibi değildir. Düşünce, maddenin beynimizdeki yansımasıdır ve sadece budur.
Kısaca böyle... Buyrun, söz sizin.
Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir.
|

01-03-2009, 05:14
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger Onur Caglar;
Birincisi, ben sizin yazdiklariniza yonelik, ne destekleyici, ne de karsi cikici bir yazi yazmak icin, yazdiklarimi yazmadim. Sadece, dusuncelerimi dile getirdim. Aciklanan, terimlerin hepsi degisken ve gorecelidir. Cunku soyuttur.
O yuzden, herseyden once siz, yaptiginiz aciklamalarin, dogruluk hissine kapiliyorsaniz, zaten yazdiklariniz; sizin INANCINIZDIR. Neyin, ne oldugunun aciklanmasi; aciklayanin; bilgi, birikim, deneyim ve gozleminin disinda; bakis acisiyla da belirlenir.
Dolayisiyla, sizin tanimlariniz ve o tanimlari hissinizin dogrusuyla teyit etmeniz, sadece sizi baglar ve bu teyite gerek duymanizda; inancinizi gosterir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

01-03-2009, 06:14
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger Onur Caglar;
Düşünce, maddenin beynimizdeki yansımasıdır ve sadece budur.-O.C.
Yukaridaki, klasik tanimlamaniza, bir soruyla cevap verecegim. Kendisi madde olmayan ve soyut olarak nitelendirilen, ve yansisi olmayanlarin; kavramlarini nasil aciklayacaksiniz?
Bu soyut kavramlar da; bir dusunce urunu degil mi? Ornekmi? Dogru, yanlis, iyi, kotu, guzel, cirkin, sevgi, demokrasi, hak, hurriyet v.s. bu kadar ornek yeterli sanirim. Bu kavramlar, birer inancmi, yoksa dusuncemi? ve neden? Siz bu kavramlari, bilirmisiniz; yoksa inanirmisiniz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

01-03-2009, 08:04
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
bilmek-inanmak kavramlarının daha iyi anlaşılabilmesi için değişik bir görüş açısı getireyim..
günlük yaşamımızdaki olaylar için bilmek-inanmak konusu tabii ki değişik görüşlere sahip olabilir ve tartışılabilir..
bu sitenin anateması üzerinde yoğunlaşırsak konu daha netleşir.. dinlerin ortaya çıkış sebebi insanoğlunun hiçbir zaman bilemediği ama her zaman kafasını zorlayan 3 tema vardır...
1.. tanrı olgusu
2.. ölüm sonrası
3.. evrenin varoluşu
bu 3 konunun hiç bir zaman bilinememesi ve bunun verdiği boşluk rahatsızlık inanç kavramını beraberinde de dinleri ortaya çıkarmıştır..
bu 3 konuyu baz alırsak bilmek-inanmak arasında çok net bir şekilde kalın bir duvar olduğunu görürsünüz..
tanrı, ölüm sonrası, evrenin varoluşu net bir şekilde bilinemez.. ama inançlar dinlerin verdiği uyku hali ile insanoğlu körkütük sarhoş bir yaşam sürmekte ve bu konuları bildiğini zannetmektedir.. bir inanırda o kalın duvar kaybolmuştur.. hangi inanca, hangi dine inandığının hiçbir önemi yoktur..
o yüzdendir ki inançlı bir insan inancını hakikatmiş gibi yaşar..
bu konularda tüm insanlık tartışmasız kabul etmediği sürece her görüş bir inanç, bir rüya olarak kalmaya devam edecektir..
bu sarhoşluk uyku haline neden olan sizin özbenliğiniz üzerine katman katman giydirilen zihninizdir.. zihin denen illetten hastalıktan kurtulmadığınız arınmadığınız sürece gerçekleri değil rüyanızı yaşarsınız...
zihinden arınmanın yolu da meditasyondur.. Muhammedin mağara da kaldığı dönemde büyük olasılıkla bilinçsizce yaptığı şey de meditasyondur.. özüne inip uyanmış ve dinini kurmuştur..
özde inanç denen bir kavram yoktur.. dünyanızı yaşamınızı siz kendiniz kurarsınız..
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:11 .
|