Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Mitoloji & Esoterisizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 07-03-2012, 19:29
rastaman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
rastaman rastaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
Standart

LagaLuga´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet yanlis duymadiniz '' Parapsikoloji '' sirf dogaustu olgularla ugrasan bir bilim dali. 1967 de
bir bilim dali olarak resmen onaylanmis.

Böyle birşey yok,insanları yanlış bilgilendirmeyelim.

Parapsikoloji dünyada çoğunlukla sözdebilim(pseudoscience);en iyimser bakılan yerlerdeyse sınırbilim olarak değerlendirilir.Bu konuda araştırma yapan üniversiteler ve kuruluşlar az da olsa vardır,ama şu ana kadar herhangi bir ilerleme katedilemediğinden sayıları gitgide azalmaktadır.

En popüler ve saygın(!) dönemleri 60-80 arasıdır.

Bir zamanlar devlet destekli araştırmalarla oldukça popüler hale geldiği doğu bloku ülkelerinde günümüzde de etkisini sürdürür.

Bu şarlatanlar Rusya,Azerbaycan,Ukrayna gibi ülkelerden dönem dönem Türkiyeye ve değişik ülkelere seferler düzenler,tv.lerin kadın programlarında eğitim seviyesizlerini kandırıp alkışlanırlar.
Bir kısmıysa sözümona tıpta uzmanlaşır,umutsuz hastaların paralarını yerler.
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 09-03-2012, 12:57
rastaman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
rastaman rastaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
Standart

pante´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tüm zamanların en ünlü gemisi Titanic, herkes tarafından bir deniz faciası nedeniyle tanınır , oysa dev yolcu gemisinin ardında inanılmaz bir gizem saklı.

Hiç kimse onun dünyanın en büyük kehanetlerinden birisini yaptığını bilmiyordu. Hatta kendisinin dahi haberi yoktu. Adı ; Morgan Robertson´du , Amerikalıydı , 1861´de doğdu , gençken denizcilik yaptı, sonra ise bir elmas eksperi oldu ve New York´da kuyumculuk yaptı. Sonra Kipling´in bir öyküsünü okudu ve yazar olmaya karar verdi. İlk öyküsü 25 $´a satıldı , daha sonra yazdığı 10 öyküden ise 1000 $ kazandı. Yazmak ona artık kolay ve kazançlı geliyordu. 1897 yılının bir kış gecesinde 24.Caddedeki dairesinde yeni bir deniz öyküsü yazmayı planladı. Bu bir uzun öykü olacaktı Hayalinde dev bir yolcu gemisi vardı , asla batmayan bir gemi. Bir aşk teması üzerine kurulu olan öykünün kahramanları bu dev gemiye binip , İngiltere´den ABD´ye gidiyorlardı ve aşk hikayesi dünyanın en lüks gemisinde sürecekti. Ama öykünün hayali kahramanları beklenmedik bir sürprizle karşılaşacaklar ve bir deniz kazası batmaz denen gemiyi okyanusun dibine yollanacaktı. Robertson´un teması buydu , oturup yazmaya başladı ve öyküye iki isim verdi ; "Futility"yani "Nafile" ve "Titan Kazası"... Evet , yanlış okumadınız ; Titan... Şimdi beraberce Robertson´un romanından bİr bölümü ; "Titan"ın batış sahnesini okuyalım.

"Gözcü haykırdı ; ´buzdağı! Birinci subay , kaptana haber verdi ve derhal makine dairesine tornistan yani geri git emri verildi. Fakat dev gemi durmuyordu , hızını kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen buzdağı yaklaşıyordu. Aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların sesleri duyuluyordu. Sonra buzdağı gemiye ulaştı, bu arada gemi ters çalışan pervanelerin gayretiyle yan dönmüştü ama yetersizdi ve kaptanla yardımcılarının çaresiz bakışları arasında buzdağı Titan´ın sancak tarafına çarptı. Darbe hafifti hatta pek hissedilmedi , kaptan o anda ucuz atlattık diye düşünüyordu. Ama birkaç dakika sonra gemi birden yan yattı , buzdağı asıl yarayı su kesiminin altında açmıştı , yara öldürücüydü çünkü uğursuz buzdağı Titan´ın bordasını jilet gibi keserek , parçalamıştı."

Daha sonra Robertson öyküye; gemi hızla su aldığını, alarm verildiğini , filikaların indirilerek , önce kadınlar ve çocuklar bindirildiğini , yardım çağrıları yapılırken , Avrupa´nın en ünlü ve zengin ailelerinin mensuplarnın birbirlerine ebediyen veda ederken , dev yolcu gemisi Titan’ın buzlu kutup sularına hızla gömüldüğünü anlatarak devam ediyordu. Ve Robertson 1898 yılında öyküsünü küçük bir kitap olarak yayınladı. Kitap onu çok daha sonra ölümsüz yapacaktı , dünyanın en çarpıcı ve en dehşet verici kehanetini yazmıştı ama sonuç yayınladığı dönem için aynen kitabın adı gibiydi yani "Boşyere" Aradan 14 yıl geçti ve başka bir zamanda , başka bir gemi , asla batmaz denen dünyanın en lüks ve en büyük yolcu gemisi Titanic , İngiltere’nin Southampton limanından yeni dünyaya doğru denize açıldı. Sonra, 1912 yılında 14 Nisan´ı , 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler arasından birden ortaya çıkan bir buzdağı batmaz denen Titanik’in katili olacaktı. Yukarda okuduğunuz Robertson´un romanındaki batış sahnesi aynen gerçekleşti. Sadece o kadar mı? Bakın Morgan Robertson Titanik´den 14 yıl önce yazdığı romanında daha neleri bilmişti ;

Robertson´un romanındaki Titan adlı gemi Southampton limanından yola çıkıyordu ve 14 yıl sonra Titanic de aynı limandan yola çıktı.

Romandaki gemi ile , Titanik arasında sadece 4 metre fark vardı. Titan 248 metre , Titanic 252 metreydi.

İki geminin ağırlıkları da çok yakındı. Robertson romanında Titan´ı 70.000 ton ağırlığında yazmıştı; Gerçek Titanic ise 66.000 tondu.

Her iki geminin de üç pervanesi vardı ve her ikisi de 3000’er yolcu taşıyorlardı. Gerek romandaki hayali Titan´a gerekse de gerçek Titanic´e Avrupa´ nın sayılı zenginleri ve ünlü aileleri binmişlerdi.

Robertson´un romanındaki dev Titan , New Foundland yakınında ; Kuzey Atlantik´ de bir buzdağına çarparak battı ve işte inanılmaz ama gerçek ; Talihsiz Titanik de 14 yıl sonra aynı koordinatta , aynen romandaki benzeri gibi bir buzdağına çarparak okyanusa gömüldü.

Ve her iki gemide de ; yeterince cankurtan filikası yoktu; Robertson romanındaki gemide 24 filika bulunduğunu yazıyordu; Titanik´de ise 22 filika vardı ve bu yüzden can kaybı büyük oldu.

Sonra... Gerçek kazanın sonucunda 1513 yolcu boğularak öldü ve kayboldu. Aynen 14 yıl önceki romanda yazıldığı gibi... Robertson´un romanındaki Titan´da ise 1500 kişi ölüyordu. Her iki gemi de 3000 kişilikti ve Titanik´e 2224 kişi binmişti.

Aynı asla batmaz denen gemi ,

Aynı yerden aynı yere yolculuk ,

Aynı tarihte , aynı yerde kaza ,

Aynı buzdağı ve aynı tür batış ,

Aynı yolcu ve ölü sayısı ,

Hatta iki gemi de batarken orkestranın ilahi çalmasına kadar...

Morgan Robertson başarılı olamadı , kitabı satmadı , daha sonra yazdıkları da ilgi görmedi. Bunalıma girerek , bir hastanede psikolojik tedavi gördü. Sonra yeni bir öykü yazdı , bir Fransız dergisinde yayınlanan bu öyküde de, denizaltılardan söz ediyor ve periskopu tarif ediyordu. Ama yine ilgi görmedi. Başarısız bir yazar olarak , Mart 1915´de bir otel odasında ayakta geçirdiği bir kalp kriziyle yaşama veda etti. Asıl inanılmaz olay burada , çünkü Robertson mart 1915´de öldü. Yani gerçek Titanic´ in batışından üç yıl sonra...Ve hiç kimse Robertson´la ilgilenmedi , yine kimse farketmedi ve hiç kimse onun 14 yıl önce Titanic´i aynen nasıl anlatabildiğini merak etmedi.

Kimse onu anımsamadı , ta ki 1980´lerde inanılmaz olaylarla ilgili araştırmalar yapılıncaya kadar...
Bunu atlamışım;harika bir hikaye,önce yukarıyı okuyun derim.

Ama eğer bu kadar tesadüfün birarada olamayacağına inanırsak evrime de inanmayalım.

Şöyle bir hesap yapalım;

Sadece Türkiyede,az satan,çok satan toplam kaç roman ve hikaye yazılmıştır;adı bile duyulmamış,neredeyse hiç satmamışları da sayarsak en az 50.000'i bulmuştur,hatta geçer diye düşünüyorum.

Tek başına 1000'den fazla hikayesi(kitabı değil) olan yazarlar var,Aziz Nesin'in bile hikayelerinin sayısı 700-800'i buluyor.

Her bir Avrupa ülkesini,Amerikayı ve tüm dünyayı düşünün;milyonlarca hikaye ve roman.

Bu hikayeleri gelecekte spesifik bir olayla bağlandırma gibi bir zorunluluğumuz yok;milyonlarca hikayenin gelecekteki herhangi bir olayla benzeşme olasılığı tahmin edebileceğimizden çok daha yüksektir.Aradığımız özellikle Titanik'e benzeyecek olan bir olay olmadığı için şansımız kat be kat artacaktır.

Ben araştırılırsa buna benzer yüzlerce benzerliğin ortaya çıkacağına eminim.

Bir elli yıl sonra,yaşlandığımızda bunun gibi bir sürü hikaye gerçekleşmiş olacak,doğaüstü olaylara inanma eğilimindekilere de buradan iyi malzeme çıkacaktır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:42 .