Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 31-10-2010, 19:52
burlap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
burlap burlap isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Sep 2010
Mesajlar: 160
Standart

Sangre,

Büyük çoğunlukla hemfikir olduğunuzu görünce sevindim. Çünkü otorite gibi yazıyorsunuz, konunun uzmanı olduğunuz belli.

Ancak birkaç husus var ki onlara değinmeden edemeyeceğim. Ama bu da normaldir. O kadar farklılık elbette olacak. Hele aslında – nedense – bu cins tartışmalarda herkesin kendi dediğini dedik olarak kabullenmesi – daha doğrusu bu hususta şartlanmış olduğu – düşünüldüğünde durum çok doğal geliyor. Seviyeli tartışmalar ne güzel.

Buhran öncesi- sonrası ayırımını yapmadan genelleme olarak kapitalist ekonomi gelişimi tanımı yaptığımı söylemiştim. Ama siz bana yeni bir şey öğrettiniz. Demek ki tüketim bazlı sistem 29 krizinin sonrasında oluştu. Ben ise bunun 70’lerde postmodern ve küreselcil gelişmesi sonucu devlet yetkilerinin azaltılmasıyla – müdahaleciliğinin engellenmesi ile - yeni otlakların ortaya çıkması sırasında oluşturulduğu şeklinde değerlendiriyordum. Belki kredi kartları bu durumun sadece son sıralardaki aşaması olduğundan böyle düşünmüş olabilirim. Ya da kavram eski de, uygulama - yani benim anladığım kadarı ile yasaların anlamsızca gevşettiği çok borçlanma vb durum - oldukça sonra olabilir mi? (Bana öyle geliyor, yazınızdan bunu anladım …)

Anladığım kadarıyla piyasaların serbestliğinin krizleri etkilemesi hususunda kararsızsınız. Ancak otlak bulamadığı zaman bunalan sistem, elbette karları maksimize etme gibi bir karşı konulmaz eğilimle zaten arsız olma durumundadır. Bunu sistemin iç çelişkisi olarak görürseniz (ben teorisini bilmediğim için öyle görüyorum) kriz tetikleyici olduğunda karar kılmak kolay oluyor.

Serbesti (özgürlük) – güven karşıtlığında ise insanların isteyerek, rızaları ile köle olduklarını anladım. Ne de olsa insanların içinde bu var. Yani Fromm’ın “Escape From Freedom’da dediği gibi sorumluluktan kaçma, veya dinsel inançlardaki gibi gönüllü bir kölelik durumu. Neyse, siz de zaten bu konuda kolayca istismar olacağını bilerek bir takım yasal önlemlerin gerekliliğini düşünüyorsunuz.

Yalnız yine aklıma gelen bir hususu söylemeliyim. “Adamın kredi aldıktan sonra işini kaybetmesi” olanağı da zaten güvensizliğin nedenlerinden değil mi? Yani işe girememesini bir risk olarak görüyorsanız, işi kaybetmeyi neden risk olarak görmeyelim? Zaten bu güvensizlik hususunda aslında hem fikiriz. Pek çok yasal düzenlemeler, önlemler düşünmüş sıralamışsınız.

Sorunun sistemde olmadığını düşünüyorsunuz. Neden olarak aktardığınız, ortaya çıkan sektörel yenilenmeler, düzenlemeler vs eskiye dönüş, bir cins tüketimi kısma anlamı mı taşıyor? Buna “düzeltme” diyebilir miyiz?
Ancak buradaki çelişkiyi gözden kaçırmayacağınıza eminim: “Şiddetli dalgalanma planlı bir ekonomide olmaz.. Serbest bırakılan piyasalarda olur.. Krediler de bu dalgalanmaları engeller.” demişsiniz. Ben de aynen bunu kastetmiştim. Zaten “Planlı bir ekonomide neden şiddetli dalgalanma oluyor?” söylemim yanlış anlaşılmış. Aslında o tümceyi olmaz anlamında yazmıştım. Belki de “Planlı bir ekonomide neden şiddetli dalgalanma olabilir ki?” şeklinde yazmalıydım. Özür dilerim.

.

Tanrının tek mazereti var olmamasıdır – Stendhal
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 01-11-2010, 12:21
TurkceRap TurkceRap isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Jan 2010
Mesajlar: 892
Standart

Sangre´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dostum, senin açtığın başlığı okudum.. Yazdıklarına da yüzde yüz katılıyorum.. Freddie'ye de orada yanıt yazacaktım, fakat daha sonra 2. iletisinde gördüm ki yeni bir başlık açmış.. Ben de yeni başlıkta yanıt vereyim diye düşündüm.

Yazının çıkmamasına da üzüldüm.. Uzun uzun yazılan bir iletinin kaybolmasını da iyi bilirim.. En çok da verilen bir emeğin boşa gitmesi insanı üzüyor.. Bu yüzden ilk iletimdeki yazıyla yüzde yüz mutabık olmana sevindim.

Evet, tek bir Neo-Liberalizm elbette yok.. Bu akımın gelişmesine katkı sağlayan, Hayek/Mises gibi, Friedman gibi ekonomistler var.. Ama Neocon diye tabir edilen muhafazakarların ekonomik sistemleri de bu Neo-Klasik geleneğe dayanıyor.. Yani muhafazakar kesim bireysel özgürlük alanında kısıtlayıcı, ekonomik özgürlük konusunda ise mümkün olduğu kadar Friedman, Ayn Rand gibi isimlerle benzeşiyorlar.

Mesela hem bireysel, hem de ekonomik özgürlük alanında en esnek akım Libertarianizm'dir.. Onların savunduğu özgürlüğü hiçbir akım savunmuyordur sanırım.. Ama onların muhafazakarlarla benzeştiği tek nokta ekonomidir.. İkisi de devletin mümkün olduğu kadar küçülmesini savunurlar.. Ben de bu yüzden Neo-Liberalizm derken, hem Friedman'ın temsil ettiği Chicago okulunu, hem de 'Burkeian' çizgide devam eden Muhafazakarları bir tuttum.. Bunda da amacım sadece ekonomik olarak benzeştiklerini göstermek yönündeydi.

Ben bu aralar ekonomide 'sosyal adalet, sosyal seçim teorisi' gibi konuları okuyorum.. Friedman'ın temsil ettiği Chicago okuluna nazaran, 'Kamu tercihi okulu'nu temsil eden ekonomistleri biraz daha doğru buluyorum.. (Ekonomi yönünden) Neo-Liberalizm'e yönelik bazı eleştirilerim de, bendeki bu değişimin (Sosyal Liberalizm'e yönelmemin) yansımasıdır zaten


Dostum sanırım daha önce söylemiştim, Ben zaten kendimi daha çok Liberteryenizme yakın görüyorum, Devletin Güvenlik ve ticarî mahkemeler dışında büyük ölçüde bireyin hayatına müdahale etmemesi taraftarıyım, Ayn rand'ın fikirlerini beğeniyorum, Mesela, Thomas Jefferson'ın yaklaşımları da bana gayet mantıklı geliyor.

vatandaşlarımıza devlete bağımlı olmadan da kendi ayakları üzerinde durabileceklerine dair bilgi ve teoremleri, Pratik hayattaki uygulamalarını eğitim-öğretim hayatında yapılandırılamıyor.

Yüzyıllardan beri süre gelen devletçi-merkeziyetçi anlayıştan da bir türlü kurtulamadığımız için, devlet babamızın evlatları olmaktan öteye geçemiyoruz.

Mesela, düşünün ki, Valilerimiz bile atanarak göreve geliyor, Yani halka diyorlar4 ki, Sen valini seçemezsin ama biz senin yerine birtane atarız.

Vatandaş kendini devlete bağımlı hissedince de, 3-5 sözüm ona fayda sağlamak uğruna ipleri devletin eline veriyor, Ama bilmiyor ki devlet ona getirdiği yarım-yamalak hizmetin bedelini yine ondan fazlasıyla almak bir yana sorumsuzluğu yüzünden aldığı vergileri çarçur ediyor.

Konuyu açan arkadaşın çizdiği mükemmel kamusal tablonun olması mümkün değildir, olmayacaktır da, çünkü kişinin özel mülkiyetine gösterdiği özeni tüzel kişi ve kurumlar hiçbir zaman göstermeyecektir.

Konu TurkceRap tarafından (01-11-2010 Saat 12:27 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yeni Global Değerler; Liberal Ekonomik Düzen (3) Sangre Politika 10 03-04-2017 19:15
Iki Farkli Ozgur Algisi: Liberal ve Free evrensel-insan Politika 11 06-09-2010 01:33
Kriz ve Yeni Liberal Politika’lar güneşinzaptıyakın Politika 0 15-10-2009 17:37
Mine Kırıkkanat'ın Ezberleri aspartam Konu-dışı 0 14-03-2006 12:27

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:20 .