
21-01-2013, 06:04
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
Bir onceki mesajinizda dolunaydan sonraki 10 gun diyen de sizsiniz.
Haklisiniz.
Dedim demesine... de
Fecr sûresindeki 10 gece degil
Bakara sûresindeki hac ve oruc vakitleri
ile ilgili olarak.
O yüzden
kanit olarak Bakara 189'u gösterdim.
O ayette vurgulanan, Allah'in belirlemis oldugu "vakitler"dir -mevâkit.
Sana hilalleri soruyorlar. De ki
onlar insanlar ve hac icin vakitlerdir -hiye mevâkitu lin nâsi vel hac...
Hac ve oruc icin belirlenen
vakit
elbet
gündüz + gece = gün
olacak.
Hacda ve oructa yapilmasi yasak olan, örnegin, saldirganlik yalnizca gündüz degil gece de yasak.
...ayin da yakindan bir iliskisi oldugunu dusunmeye basladim. Simdilik ayrimi net olarak ortaya koymus degilim belki ama dogru yol uzerindeyim.
Tamam. Arastirin.
Insallah hayirli sonuclara ulasirsiniz.
Ama sunu hep aklinizda tutun:
Kurân'daki "şehr"ler kamerî yilin aylari degil "dolunay"lardir yani gökteki aylar. Sonuc olarak kamerî yilin aylari günesten kopuktur; o yüzden vakit kavramina sahip degildir ve yil icinde habire kayarlar. Kurân'daki "şehr"ler ise günese bagli olup vakit kavramina sahiptir; yilin hep ayni mevsiminde görünürler. Zaten adlarini mevsimlerden almislardir. Örnegin sicak dolunay anlamindaki şehru ramazân 21 Hazirandaki yaz dönencesini izleyen 30 gün icinde görünür ve kavurucu yaz sicaklarini baslatir.
Bakara 185'te sizce "tekbir"den bahsedilmis olmasi da bir tesaduf muydu?
O ayette yalnizca
tekbir yok;
teşkür de var.
Tekbir: Allah'i yücelemek
Teşkür: Allah'a şükretmek
Kisacasi işlev acisindan teşkür ne ise tekbir odur.
Sizin bu yaptiginiz
öküzün altinda buzagi aramak.
Konu Hasan Akçay tarafından (21-01-2013 Saat 06:11 ) değiştirilmiştir.
|

21-01-2013, 06:50
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
Sn. Akçay,
ben size Bakara Suresi 185. ayetinde "ekber" köküden gelen bir kelimenin olduğunu söylememdeki maksat bu ayetin de "ekber"-"güneş(ay)"-ateş-"azap" birlikteliğini anlatan bir ayet olduğunu göstermem içindi.
Ayette geçen "ramazan" ne anlama geliyor?;
Ramazan “yanmak” demektir. “Ramaz” kelimesi güneşin sıcaklığının şiddetinden gayet kızmasıdır ki böyle pek kızgın yere “ramda” denir. “Ramazan” “ramda” masdarından “yanmak” ma‘nâsına gelir. Yani kızgın yerde yalın ayak yürümekle yanmak demektir..."
size göre "ramazan" sıcak yaz günlerini ifade eder bana göre ise burada anlatılmak istenen başka şeydir. Bu kelimenin bu manaya geliyor olması tespitlerime uygun. Ayetlerde geçen kelimeler öyle rast gele oraya buraya konmuş değil, hepsinin kendisinden önce söylenmiş olan cümlelerle bir alakası var. Çoğu insanın yaptığı gibi son söylenmiş sözleri genel hitap tarzının bir parçasıymış gibi fazla üzerinde durmamak yerine önce o sözlerin ayetin içeriğiyle olabilecek bağlantısına bakmak lazım.
Ben size bir bütünün parçasını göstermeye çalışıyorum siz bana "o kelime var ama bu kelime de var" gibi enterasan ve alakasız bir açıklamada bulunuyorsunuz.
Neyi bekliyordunuz arada bir benzerliğin kurulabilmesi için illa cümledeki bütün kelimelerin aynı kelime olmasını mı? böylesi bir yaklaşım doğru değil.
|

21-01-2013, 07:18
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
Fecr 2'de
üzerine yemin edilmek suretiyle vurgulanan
10 gecedir;
10 gündüz ya da
10 gün degil.
O 10 gecenin vurgulanma nedeni ise
Kurân'in ilk muhataplari icin o gecelerde gökteki ayin
bir tür vakit belirleme araci olmasi.
Örnegin gecen yilin "sicak dolunay"i 3 Temmuzda göründü.
Simdi
ayin 11 Temmuzdaki ters "D"ye benzeyen sekline dikkat. 11 Temmuz, dolunaydan sonraki 9 ncu gün. Ve ertesi aksam o ters D karnini iceri cekip hilallesiyor. 10 gün. Iste bu.
Kurân'in ilk muhataplari
onlara vakti bildirecek
bir duvar takvimine, radyoya, televizyona, gazeteye sahip degil.
Vakti gökteki aya bakarak belirliyorlar.
3 Temmuz: sicak dolunay (şehru ramazân). O aksam dolunaya tanik olduktan sonra 4 Temmuz sabahi oruca basliyorlar. Ceyrek ayin karnini iceri cekip hilal halini almasina 12 Temmuzda tanik oluyorlar. O günü de oruclu geciriyorlar. Toplam 10 gün.
Hac da öyle.
Bakin, hac
2 gündür, 2 güne yemin yok;
hac, istenirse
10 güne yayilabilir, 10 güne de yemin yok.
Üzerine yemin edilen
10 gecedir;
2 ya da 10 gün degil.
Konu Hasan Akçay tarafından (21-01-2013 Saat 07:31 ) değiştirilmiştir.
|

21-01-2013, 11:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
Hasan Akçay´isimli üyeden Alıntı
Fecr 2'de
üzerine yemin edilmek suretiyle vurgulanan
10 gecedir;
10 gündüz ya da
10 gün degil.
O 10 gecenin vurgulanma nedeni ise
Kurân'in ilk muhataplari icin o gecelerde gökteki ayin
bir tür vakit belirleme araci olmasi.
Örnegin gecen yilin "sicak dolunay"i 3 Temmuzda göründü.
Simdi
ayin 11 Temmuzdaki ters "D"ye benzeyen sekline dikkat. 11 Temmuz, dolunaydan sonraki 9 ncu gün. Ve ertesi aksam o ters D karnini iceri cekip hilallesiyor. 10 gün. Iste bu.
Kurân'in ilk muhataplari
onlara vakti bildirecek
bir duvar takvimine, radyoya, televizyona, gazeteye sahip degil.
Vakti gökteki aya bakarak belirliyorlar.
3 Temmuz: sicak dolunay (şehru ramazân). O aksam dolunaya tanik olduktan sonra 4 Temmuz sabahi oruca basliyorlar. Ceyrek ayin karnini iceri cekip hilal halini almasina 12 Temmuzda tanik oluyorlar. O günü de oruclu geciriyorlar. Toplam 10 gün.
Hac da öyle.
Bakin, hac
2 gündür, 2 güne yemin yok;
hac, istenirse
10 güne yayilabilir, 10 güne de yemin yok.
Üzerine yemin edilen
10 gecedir;
2 ya da 10 gün degil.
|
Sn. Akçay;
Fecr Suresi'nde bahsedilenler ortada. Orada üzerine and içilen bir " kuşluk vakti" (fecr) ile " 10 gece" dir.
Sırf Fecr Suresi'nde "gecelerden" bahsediliyor diye buradan hareket edip bunun "sıcak dolunay" ile başlayan Ramazan ayındaki "10 gece" olduğu çıkarımında bulunuyorsunuz, farkındasınız değil mi?.
Eğer Ramazandaki 10 geceye ilişkin bahsettiğiniz gibi Fecr Suresi'nde de "sıcak dolunay" tarzı birşeylerden bahsetmiş olsaydı hadi yine anlardım ama iki anlatım arasında bir tek "gece" ile "dolunay" arasında bir ilişki kurulabilir ki o da dediğim gibi tek başına yeterli olmaz.
Ayrıca diyelim ki Fecr Suresi'ndeki "gecelerden" sıcak dolunayı anladık, sıcak dolunay dendi mi illa Ramazan mı aklımıza gelecek, Hac vakitleriyle de bunun bir ilgisi olamaz mıydı?
Konu cenkvarol tarafından (21-01-2013 Saat 11:07 ) değiştirilmiştir.
|

21-01-2013, 13:49
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2013
Mesajlar: 13
|
|
bu konuyla alakalı şu bilgi gözden kaçmamalıdır. gunumuzde muslumanların Allaha ekber yakıştırması kurana terstir cunku kuranda Allah kendi sıfatlarını sayarken ekber ismini kullanmamıstır yani kendi için ben ekberim dememiştir. bunun nedeni ekber kelimesinin ''daha buyuk'' anlamına gelmesidir. cunku bir seye daha buyuk dediğinde ondan daha kucuk yada kucuklerin oldugunu bi nevi kabul etmektir. ekber kelimesinin gectiği ayetlerde kıyaslama vardır ve Allah kesinlikle kendisi için ekber demez bunun yerine aynı kökten gelen ve buyuk anlamına gelen kebir i kullanır. kurana göre Allah ekber değildir. Allah kebirdir. gunumuzdeki muslumanların Allahın kendi kitabında kendini tanımlamadıgı bir sıfatla Allahı anmaları kurana terstir. zaten kurana ters olupta islamın içinde olan bişi kesinlikle doğru değildir. bu tarz durumlar, muslumnaların atalardan dedelerden mezheplerden rivayetlerden gelen inanışı esas alıp kurandan uzaklastıklarının delilidir. bu yuzden islamı eleştirirken ele alınan konuların oncelikle cok ii inclenmesi lazım, kuran dısı bir bilgiyi her kadar muslumanlar islamın içine cekmişlersede o bilgiyi eleştirmek kurana değil, uydurulmus islama karsı yapılan eleştiridir. bu duurmlarda zaten kişi islamı haksız cıkarmaya calısırıken aslında islamın içine girmiş mantıksız seyleri ayıklaması anlamına gelir.
|

21-01-2013, 14:12
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Aug 2011
Mesajlar: 1.160
|
|
tribal´isimli üyeden Alıntı
bu konuyla alakalı şu bilgi gözden kaçmamalıdır. gunumuzde muslumanların Allaha ekber yakıştırması kurana terstir cunku kuranda Allah kendi sıfatlarını sayarken ekber ismini kullanmamıstır yani kendi için ben ekberim dememiştir. bunun nedeni ekber kelimesinin ''daha buyuk'' anlamına gelmesidir. cunku bir seye daha buyuk dediğinde ondan daha kucuk yada kucuklerin oldugunu bi nevi kabul etmektir. ekber kelimesinin gectiği ayetlerde kıyaslama vardır ve Allah kesinlikle kendisi için ekber demez bunun yerine aynı kökten gelen ve buyuk anlamına gelen kebir i kullanır. kurana göre Allah ekber değildir. Allah kebirdir. gunumuzdeki muslumanların Allahın kendi kitabında kendini tanımlamadıgı bir sıfatla Allahı anmaları kurana terstir. zaten kurana ters olupta islamın içinde olan bişi kesinlikle doğru değildir. bu tarz durumlar, muslumnaların atalardan dedelerden mezheplerden rivayetlerden gelen inanışı esas alıp kurandan uzaklastıklarının delilidir. bu yuzden islamı eleştirirken ele alınan konuların oncelikle cok ii inclenmesi lazım, kuran dısı bir bilgiyi her kadar muslumanlar islamın içine cekmişlersede o bilgiyi eleştirmek kurana değil, uydurulmus islama karsı yapılan eleştiridir. bu duurmlarda zaten kişi islamı haksız cıkarmaya calısırıken aslında islamın içine girmiş mantıksız seyleri ayıklaması anlamına gelir.
|
Sn. Tribal;
yazdıklarınızda ne yazık ki elle tutulur bir cevap verememişsiniz sadece kendinizce bir taktik geliştirmeye çalışmışsınız. bu cevabınız sizin kendinizi öncelikle kitaba "inanmak" üzerine şartlandırmış olduğunuzun da bir göstergesi olabilir.
"Allahu Ekber" söyleminde belirttiğiniz şekilde bir sıkıntının olduğunu biliyorum. Benim konuyu ele alışım belki de bu sıkıntının farklı şekilde dile getirilişiydi. Yalnız "allahu ekber" söylemini çok fazla hafife almışsınız. Daha önce "tekbir"lerin namaz, hac, kurban gibi temel ibadetlerdeki yerinden bahsetmiştim. Tüm namazlar başlangıç tekbiriyle başlar. Yani "bu sözde zaten birşey vardı", "İslamın içine girmiş mantıksız birşeydi" demekle işin içinden sıyrılınmış olunmaz.
İslam ibadetlerinin göbeğinde yer alan bu söylemin onun özünden gelmeyip de dışardan içine sokulmuş bir yanlışlık olduğuna dair tespitiniz neye dayanıyor? Bir dayanağınız olduğu için mi bunu söylüyorsunuz yoksa "bu işin içinden ancak bu şekilde sıyrılınır" diye böylesi bir mantık mı yürüttünüz?
|

21-01-2013, 14:33
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2013
Mesajlar: 13
|
|
cenkvarol´isimli üyeden Alıntı
Sn. Tribal;
yazdıklarınızda ne yazık ki elle tutulur bir cevap verememişsiniz sadece kendinizce bir taktik geliştirmeye çalışmışsınız. bu cevabınız sizin kendinizi öncelikle kitaba "inanmak" üzerine şartlandırmış olduğunuzun da bir göstergesi olabilir.
"Allahu Ekber" söyleminde belirttiğiniz şekilde bir sıkıntının olduğunu biliyorum. Benim konuyu ele alışım belki de bu sıkıntının farklı şekilde dile getirilişiydi. Yalnız "allahu ekber" söylemini çok fazla hafife almışsınız. Daha önce "tekbir"lerin namaz, hac, kurban gibi temel ibadetlerdeki yerinden bahsetmiştim. Tüm namazlar başlangıç tekbiriyle başlar. Yani "bu sözde zaten birşey vardı", "İslamın içine girmiş mantıksız birşeydi" demekle işin içinden sıyrılınmış olunmaz.
İslam ibadetlerinin göbeğinde yer alan bu söylemin onun özünden gelmeyip de dışardan içine sokulmuş bir yanlışlık olduğuna dair tespitiniz neye dayanıyor? Bir dayanağınız olduğu için mi bunu söylüyorsunuz yoksa "bu işin içinden ancak bu şekilde sıyrılınır" diye böylesi bir mantık mı yürüttünüz?
|
ben kurandaki dine inanıyorum. ataların dedelerin yıllardır dini yasarken yaptıklarının delilini kuranda ararım, kuranda olmayıp dinde olan her bilgi benim gormezden geleceğim uymayacağım bir bilgidir. bu sebeble ekber kelimesinden cıkardıgım sonuc olarak delilim kurandır. kuranda Allah kendine onlarca sıfat sayarken ekber dememesi ustelik ekber kelimesini kendi dısındaki şeylerde kullanması benim için yeter. Allahın kendi için kullanmadıgı bir sıfatı ustelik aynı kökten gelen ve onu aynı zamanda birleyen kebir kelimesi varken inatla ekber demek sakıncalıdır bana gore. bu sayfaki ekber ve gunes ilişkisi ilginç bir konu ve arastırılması gerekir diye dusunuyorum. en kısa zamanda bu konuyla ilgili arastırma yapmayı dusunuyorum. şartlanma kesinlikle soz konusu değil, 2008den sonra musluman olmaya basladıgımı dusunuyorum. eğitim fakultesi mezunuyum ve eğitim psikoloji vb. konularda az cok bilgim var. yani içinde bulundugum durumu cözebilecek yeterlilikte goruyorum kendimi.
|

21-01-2013, 17:25
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Allahin kendi icin kullandigi sifatlar nelerdir? Eger hakikaten kuranin tanrisi allahi yaratici olarak goruyor isen, boyle bir iradenin kendine sifatlar takmasi sacma degil mi? Ihtiyaci mi var evreni yaratanin boyle sifatlara.
Inandigin kuran, neresinden bakarsan bak, insan urunu kokuyor; celiskili ayetler, hesap yanlisliklari, kadina ayirdigi yer, siddet ve vahset, melekler cinler, ve daha yuzlercesi. Kendi indirdigini, apacik ve herkesin anlayacagi bir dilden oldugunu iddia ettigi bu kitabi okuyup tefsir edene alim dendiginin de mi farkinda degilsin? Soyler mi boyle bir sacmalik senin inandigin tanri?
Bence biraz daha objektif bakmasini ogrenmen lazim; diger dinlerin sacmalaigini gorebildigine eminim; kendininkinin de, onlar gibi olabilecegi ihtimalini dusunmelisin; tabi ki sana cocuklugundan beri ogretilen dogmalardan ve sende yarattigi cehennem korkusundan siyrilabilirsen.
Bu baslik bile seni uyarmali: dunya hastaliklar care, kansere tedavi, marsa seyahat gibi komularla ilgilenirken, surada tartisilan konuya cekerim dikkatini.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

21-01-2013, 20:44
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2013
Mesajlar: 13
|
|
vartor´isimli üyeden Alıntı
Allahin kendi icin kullandigi sifatlar nelerdir? Eger hakikaten kuranin tanrisi allahi yaratici olarak goruyor isen, boyle bir iradenin kendine sifatlar takmasi sacma degil mi? Ihtiyaci mi var evreni yaratanin boyle sifatlara.
Inandigin kuran, neresinden bakarsan bak, insan urunu kokuyor; celiskili ayetler, hesap yanlisliklari, kadina ayirdigi yer, siddet ve vahset, melekler cinler, ve daha yuzlercesi. Kendi indirdigini, apacik ve herkesin anlayacagi bir dilden oldugunu iddia ettigi bu kitabi okuyup tefsir edene alim dendiginin de mi farkinda degilsin? Soyler mi boyle bir sacmalik senin inandigin tanri?
Bence biraz daha objektif bakmasini ogrenmen lazim; diger dinlerin sacmalaigini gorebildigine eminim; kendininkinin de, onlar gibi olabilecegi ihtimalini dusunmelisin; tabi ki sana cocuklugundan beri ogretilen dogmalardan ve sende yarattigi cehennem korkusundan siyrilabilirsen.
Bu baslik bile seni uyarmali: dunya hastaliklar care, kansere tedavi, marsa seyahat gibi komularla ilgilenirken, surada tartisilan konuya cekerim dikkatini.
|
Allah kuranı kendine değil insanlara indirmiş. kendine sıfatlar koyması yine bizler içindir. kendini baska turlu nası tanıtacak. heralde ben cömertim, adilim kahredicim, cezalandırıyıcıyım dicek. sen bile sana nası birisin diye sorarlarda kendini nası tanıtırsın. yine sıfatlarla tanıtırsın değilmi. bana cocukluğum beri öğretilen dini reddettim 5 senedir. o din ile kurandaki din bambaska. ön yargılarından kurtul. yaratıcı varmı yokmu sorusuna yok cevabını veriyosun. yok cevabı verenler hep var diyenleri sorgular kendince mantıklı bakarak. peki neden yok?
|

22-01-2013, 04:25
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
bana cocukluğumdan beri öğretilen dini reddettim 5 senedir. O din basaka, kurandaki din bambaska. (tribal)
Gercek basittir. Kurân'daki din de basit. Koca koca bazi insanlar onu o yüzden akledemiyor. Gercegin basitligine razi degiller. Istiyorlar ki şunun bunun dini gibi Allah'in dini de hurafelere dayansin; Allah ta horus morus akalâçi makalâçi desin.
Örnegin (Tevbe 36):
Allah'a göre
aylarin sayisi 12 aydir.
Bu kadar basit. Özgür akil "Ne güzel!" der ve yetinir bununla. Ama geleneksel kabullerin kulu kölesi olan akil, yetinmiyor. Ille horus morus hurafesine bogacak onu. Ya da baska bir hurafeye, örnegin KAMERÎ YIL safsatasina.
Allah'in Kurân'daki sözüne
YIL kelimesini ekliyorlar:
(bir yildaki) aylari sayisi 12 aydir.
Gercek disi ve, o yüzden,
Kurân disi bir uydurma.
Bir yili
12 aya bölen, insanlardir.
51 aya da bölebilirlerdi
cünkü keyfîdir.
Nitekim Cahiliyede ve Muhammed nebinin yasadigi dönemde Araplarin kullandigi iki takvimden biri olan "yildiz takvimi"nde ay kavrami yok; bir yil 28 "menâzil"den ibaret. Bunlardan 27’si 13 gün, 1’i 14 gün sürüyor. (1 yil = 27 * 13 = 351, 351 + 14 = 365 gün.)
Basit gercek ne?
Bir ayin
ilk kez dogmasi ile ikinci kez dogmasi arasindaki sürede
aylarin sayisi 12 aydir.
Tevbe 36’da
o "süre"ye Allah IDDET diyor.
Dikkat.
YILIN süresi (iddet es-SENE) degil
AYLARIN süresi (iddet eş-ŞUHÛR)
Her hangi bir ay alalim.
Örnegin icinde bulundugumuz ay.
Bu ayin bizim dolunay dedigimiz "şehr"i 27 Ocak 2013’te doguyor (bu foruma onun fotografini koymaya calisacagim, Allah isterse); bir sonraki kez 16 Ocak 2014’te dogacak.
Bu süredeki aylarin sayisi:
1.27 Ocak 2013
2.25 Sub
3.27 Mar
4.25 Nis
5.25 May
6.23 Haz
7.22 Tem
8.21 Agu
9.19 Eyl
10.18 Eki
11.17 Kas
12.17 Ara.
…..16 Ocak 2014
Toplam
12 ay.
Iste bu.
Bu kadar basit.
Konu Hasan Akçay tarafından (22-01-2013 Saat 04:39 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:42 .
|