Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 26-07-2007, 16:22
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

ozgur_beyin";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Child afedersin ama'' KWEİ '' kimdir? Bir tanrımıdır? Yoksa başka bir şeymi ?Adını ilk defa duyuyorum.
Hindistan daki inançlardan birisinde ruh.
Bende sayın dilaver den duydum.
Ateizmin mantığı başlıklı topikte kullanmıştı.
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 26-07-2007, 17:36
NedimYilmaz NedimYilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

Sevgili ChildInTime;

* B şıkkını açıklamakta zorlanırız demişsiniz. Başlangıçta "B şıkkının kesin doğru" olduğuna kanaat getirdiğiniz için insanların da buna açıklama getirmekten yoksun olduğunu düşünüyorsunuz. Ya B şıkkı doğru değil ise? Yani ordaki tüm önermeleri neye göre doğru ya da yanlış kabul ediyoruz? Belki A doğrudur, belki de değildir. C şıkkı mantıklı olabilir, fakat başkasına göre B şıkkı mantıklıdır. Bu çelişkiden nasıl kurtulacağız ?

B: Varlığını aradığımız yaratan:Çıkış amacımız O nu bulmak.Bu yüzden çıktık yola.

1) Bir yaratan olmak zorunda mıdır? Yaratan olmak zorunda ise, Tanrı'ya da bir şey sebep olmuş olmalıdır. Örneğin Yunan Tanrılarının yaratıcısı ve baş Tanrı Zeus'tur. Ha Zeus nasıl mı yaratıldı? Yanıtı mitolojide.. Yani efsanelerde..

2) Bu yaratanın vasıflarını diğer yatratanlardan nasıl soyutlarız, hangi kavramlara, hangi kıstaslara göre adını Yehova değil de, Allah deriz? Neden bu yaratan varlık uzaydan gelen ve bizim algılayamadığımız bir peri olmasın?

3) Bu yüzden çıktık yola.. Ya yol yanlış ise?

4) Akıl ve yaşımız yetmez ise, burada tartışmamıza bile gerek yok kanımca. Ben sizin gibi düşünmüyor, dünyada olan her objenin bilimsel açıklamasının olduğunu (ya da olacağını) düşünüyorum.

5) Ruh kavramı tartışmalıdır. Çoğunluğu efsanede kalmıştır, fakat psikoloji adı altında incelememiz gerekir ise buyrun tartılaşım.

A: İnsanda doğaüstü varlıklara inanış eğilimi:Bu eğilimin varlığıyla arayışa çıkıyoruz.Bu eğilim içgüdülerimizin bizlere zorunlu olarak verdiği bir içsel davranış biçimidir.

İki insan düşünün, ikisi de ıssız bir adada doğmuş ve ordada bir şekilde büyümüş olsun. Hani filmlerde olur ya, maymun annesi babası olur. O türde bir şey hayal edelim. Bu insan büyüdüğünde elbet soracaktır ben neyim nereye gidiyorum diye. Felsefeye kayacaktır belki de. ( Tabi insanlığın kültürel mirası olan düşünmek bu tür insanda olmayacaktır, fakat olduğunu farzedelim) Bunların iki kesimde de düşünme olasılığı vardır, biri "Evet Tanrı vardır" diyebilir, diğeri "Hayır Tanrı gereksizdir" diyebilir..

Bunu biz bilemeyiz. Yani her yanıt Tanrı vardır olmayabilir..
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 26-07-2007, 20:16
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

NedimYilmaz";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili ChildInTime;

* B şıkkını açıklamakta zorlanırız demişsiniz. Başlangıçta "B şıkkının kesin doğru" olduğuna kanaat getirdiğiniz için insanların da buna açıklama getirmekten yoksun olduğunu düşünüyorsunuz. Ya B şıkkı doğru değil ise? Yani ordaki tüm önermeleri neye göre doğru ya da yanlış kabul ediyoruz? Belki A doğrudur, belki de değildir. C şıkkı mantıklı olabilir, fakat başkasına göre B şıkkı mantıklıdır. Bu çelişkiden nasıl kurtulacağız ?

B: Varlığını aradığımız yaratan:Çıkış amacımız O nu bulmak.Bu yüzden çıktık yola.

1) Bir yaratan olmak zorunda mıdır? Yaratan olmak zorunda ise, Tanrı'ya da bir şey sebep olmuş olmalıdır. Örneğin Yunan Tanrılarının yaratıcısı ve baş Tanrı Zeus'tur. Ha Zeus nasıl mı yaratıldı? Yanıtı mitolojide.. Yani efsanelerde..

2) Bu yaratanın vasıflarını diğer yatratanlardan nasıl soyutlarız, hangi kavramlara, hangi kıstaslara göre adını Yehova değil de, Allah deriz? Neden bu yaratan varlık uzaydan gelen ve bizim algılayamadığımız bir peri olmasın?

3) Bu yüzden çıktık yola.. Ya yol yanlış ise?

4) Akıl ve yaşımız yetmez ise, burada tartışmamıza bile gerek yok kanımca. Ben sizin gibi düşünmüyor, dünyada olan her objenin bilimsel açıklamasının olduğunu (ya da olacağını) düşünüyorum.

5) Ruh kavramı tartışmalıdır. Çoğunluğu efsanede kalmıştır, fakat psikoloji adı altında incelememiz gerekir ise buyrun tartılaşım.

A: İnsanda doğaüstü varlıklara inanış eğilimi:Bu eğilimin varlığıyla arayışa çıkıyoruz.Bu eğilim içgüdülerimizin bizlere zorunlu olarak verdiği bir içsel davranış biçimidir.

İki insan düşünün, ikisi de ıssız bir adada doğmuş ve ordada bir şekilde büyümüş olsun. Hani filmlerde olur ya, maymun annesi babası olur. O türde bir şey hayal edelim. Bu insan büyüdüğünde elbet soracaktır ben neyim nereye gidiyorum diye. Felsefeye kayacaktır belki de. ( Tabi insanlığın kültürel mirası olan düşünmek bu tür insanda olmayacaktır, fakat olduğunu farzedelim) Bunların iki kesimde de düşünme olasılığı vardır, biri "Evet Tanrı vardır" diyebilir, diğeri "Hayır Tanrı gereksizdir" diyebilir..

Bunu biz bilemeyiz. Yani her yanıt Tanrı vardır olmayabilir..
Sayın Nedim Yılmaz

B nin varlığının kanıtı A dır.Zaten tartışılan noktada bu.Yani yaratıcının varlığının kanıtı,O nun insanın aklında varoluşudur.
Nasıl yani?
Şöyle ki,
Cinsellik içgüdüsü üreme gerçeğinin temel kaynağıdır değil mi?Bu içgüdü insana doğuştan gelen ve insanı zorunlu cinselliğe iten kaynaktır.Bu içgüdünün nedeni insanın üremesi ve neslini devam ettirmesi içindir.İnsanlar bu içgüdüden aldığı enerjiyle üreme işlemini gerçekleştirirler.
İnsandaki çoğalma eğilimine benzer ama onun kadar belirgin olmayan,içgüdüsel bir kaynaktan zorunlu oluşan doğaüstü güçlere inanma eğilimi de,bu cinsel içgüdü gibi insanda varolan bir gerçektir.Bu eğilim tek başına bir içgüdü de olabilir,temel içgüdülerin zorunlu sonucu da olabilir.Önemli olan insanın kendi tasarımından ve ürettiklerinden bağımsız varolan bir gerçek olması.Peki varlığını nerden anlıyoruz.İnsanlık tarihinden elbette.İnsanlık tarihinde doğaüstü güçlere inanma hep olmuştur.
Üreme gerçeğini ivmelendiren enerjinin kaynağı nasıl insanın kendi üretimi olmayan cinsel içgüdüsü(libido) ise,aklının sosyal ve kültürel evrimiyle değişen tanrı figürlerinin oluşmasındaki enerjinin kaynağı da ,insan ürünü olmayan inanma eğilimini doğuran kaynaktır.
Sonradan oluşan tanrı biçimleri bu eğilimin somutlaşmasıdır.Bu somutlaşma herzaman bir tanrı biçiminde olmaz.Doğaya tanrıymış gibi bakabilir insan.İdeolojilere tapınma derecesinde inanabilir.Herhangi bir kişiyi tanrılaştırarak sevebilir.Bu eğilim insanların hepsinde vardır .Örneğin herşeyin doğada kendiliğinden varolması inancı doğanın tanrılaştırılmasıdır.Bu doğanın tanrılaştırılması durumu insan zihinin sonradan doğa tarafından uyarılması neticesinde somutlaşır.İdeolojileri tanrılaştırma durumu da zihnin o ideolojiyle tanışması neticesinde somutlaşır.

İşte A,insanı bir yaratan inancına götüren eğilimdir.

İnsanın evrimini incelediğimizde 3,5 milyon yıllık bir geçmişinden bahsedebiliriz.Bu bize şunu ifade eder.Doğadaki sınırsız işleyen sistemleri anlamak ve evrendeki tüm gerçekliği ortaya koymak adına düşünüldüğünde insan beyni daha çok çok gençtir.
Varlığına ait işareti A dan aldığımız yaratıcının mükemmel olması gerekir.Evrendeki sonsuz sistemleri yaratan varlık mükemmel olmalıdır.O halde ben aklı daha çok çok genç olan insan,bu mükemmel varlığı eksiksiz ortaya koyamam.Çünkü O nun özellikleri mükemmeldir .Ben ise o mükemmeliği tarif edecek beyne sahip değilim.
Ancak insan hiçbir sorusunun cevapsız bırakılmasını istemez.Her soyut şeyin bir şekilde somutlaştırılmasını ister.Bu nedenle kendisini ve herşeyi yaratanı da somutlaştırmak ister.Ama bu hiçbir zaman tam olamaz.Mükemmelleşmemiş aklıyla mükemmel bir varlığı somutlaştırarak tarif etmeye çalışır.İnsan aklı evrildikçe somutlaştırılmaya çalışılan yaratıcının imgeside değişerek evrimleşir.Aslında evrimleşen sadece insanın içindeki inanma eğiliminin yansıtıldığı tanrı figürüdür.Tabiki evrimsel dizgenin gerçekleşmesi için dışarıdan etkinin olması gerektiğini biliyoruz.İşte tanrı figürünü evrimleştiren etkenlerden biriside sayın dilaverin yukarıda anlattığı üretim ilişkileridir.Bunun yanında bir sürü etken vardır.İnsanın tasarımları sınırlıdır.Örneğin araba,ev,saat gibi aletler sınırlı tasarımların ürünüdür.Ancak doğadaki bir ağaç bile içine inildiğinde sınırsız sistemlerden oluşur.İnsan aklının bu sınırsız sistemleri kendi tasarımlarıyla kıyaslaması ve araştırarak bulup hayretlere düşmesi , daha çok öğrenerek insanın bilgisel evrimi oluşturur,bu da somutlaştırdığı tanrının evriminde etkili olur.
Ama evrilen hep figürdür.Öz herzaman aynıdır.Bir yaratıcı vardır ama nasıl.Aklı hiçbir zaman o mükemmelliği algılayamayacak olan insan,bunu asla bilemeyecektir.Ama ısrarla tanımlamaya çalışacak ve ortaya çıkan figürler değişerek evrilecektir.

İşte yukarıda size bahsettiğim B asla somutlaştıramayacağımız,tarif edemeyeceğimiz ve varlığını A dan anladığımız yaratıcıdır.C ise somutlaşan tanrı figürleri.

Peki ateizm ne yapar?

Ateizm insanoğlunun somutlaştırdığı tanrı imgesinin tanrı olmadığını söyler.Bunu tanrının yokluğunu bağlar.Ortaya konan tanrı imgesi mükemmel değildir.O halde tanrı yoktur,der.
Tanrı figürlerinin nasıl oluştuğunu kavraması, tanrının kavranılabilen ve dolayısıyla basit bir insan ürünü olduğu yanılgısını yaratır.Aslında ateizmi doğuran tanrının yokluğu değildir.Çünkü tanrıya yok diyemez.Ateist somutlaşan tanrı figürünü eleştirir hep.Nasıl eleştirir.Tanrı varsa mükemmel olmalıdır.(İnanma eğiliminin etkisi)Ancak bu ortaya konan tanrı figürü tanrı değildir,çünkü mükemmel değil.Eksikleri var.(Aklında bir tanrı var ve karşı tarafın somut figürü bu mükemmelliğe uymuyor.O yüzden bu figür tanrı olamaz.Tanrı figürünü, bilincinde olmadığı mükemmel varlıkla kıyaslayarak olumsuzlar.

Daha öncede yazmıştım.Diyalektiksel bir dizge

Tanrının varlığı (Tez)
İnsanın tanrıyı somutlaştırarak tanrıyı inkar etmesi(Anti tez)
Ateizmin bu somut figürün tanrı olmadığı mücadelesi ve somut tanrı figürünün evrimine katkısı.ve somut tanrı figürünün tanrı kavramı yanındaki eksiklerinin belirlenmesi.

Tanrı somutlaştırılamaz bir varlık(Sentez)

Yukarıda yazdıklarım kendi düşüncelerim tabiki.Eksikleri olabilir.Yanlış yönden de bakıyor olabilirim.Ortaya attığım fikirlerin dizgesinde hata da yapıyor olabilirim.Ancak emin olduğum şey şu ki, insanlık tarihinde hep var olan yaratanın gerçek olduğudur.
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 26-07-2007, 21:50
NedimYilmaz NedimYilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

1) Var olunan bilgiler doğanın tanrısallaştırılması değil, doğanın bir çok şeye neden olduğu sonucuna götürür.

Örneğin yıllardır din adamlarımız şimşeği Tanrı'nın bir cezası olarak gördüler. Ve Benjamin Franklin paratoneri bulduğunda Hristyanlar ve Müslümanlar ortalığı velvereye vererek "Bu, Tanrı'nın silahını yok etmeye çalışıyor" diye heyecanlanmışlardı.

Ya da IV. Murat zamanında bizzat padişah emri ile kaptan-ı derya tarafından gözlem evi topa tutulmuştur. Sebep Allah'ın işine karışmaktı.

Bilim, asla doğanın tanrısallaştırılması değildir, doğanın işlevini insanlara tanıtmak ve buna göre teknolojik olarak insanların yaşamını kolaylaşırmaktır.

Yüzyıllar ömce kadınların doğum sancılarının, Havva'nın Şeytan'a uyup yasak elmayı Adem'e yedirmesinden dolayı lanetlenen kadın soyunun çekmesi gereken ilahi bir ceza olduğuna inanan kilise ve İslami kesim, her türlü ağrı kesicinin doğumda kullanılmasını yasaklamıştı. Hala yasaklayan islami devletler mevcut.

Hazerfan Ahmet Çelebi kanat takıp uçtuktan sınra yere indiğinde idam kararı çıktı. Sebep Allah'ın kuralını bozmaya çalışmaktı. Bizzat şu laf geçti sarayda: "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelir, böyle kimselerin bakması caiz değil"

Resim çizmek İslamiyet'e göre yıllarca yasaktı.Oysa resim, çizim, plan, proje bilimin temelini oluşturur. Hala portre yaptırmayı haram sayan zihniyetler mevcut.

Bir daha söylüyorum. Doğa kanunlarını bulmak, doğayı tanrısallaştırmaz. Bu doğa kanunlarını olağanüstü bir varlığa bağlar iseniz de unutmayınız: Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.

2) Cinsellik, gözlerimizin önündedir, metafizik değildir. Fakat Tanrı'yı algılamak için felsefik öğelere girmemiz gerekir. Bir şahıs (Örneğin siz) Tanrı vardır kanaaine ulaşabilir, diğer bir şahıs (Örneğin ben) Tanrı olabilir de olmayabilirde kanaatine ulaşabilir, ötekisi ise ( örneğin ateistler) Yok kardeşim olamaz bir sürü kanıt Tanrı'yı yok sayıyor diyebilir.

Çünkü felsefede tartışılıyordur, fiziksel ve doğasal bir kanıt mevcut değildir. Cinsellikle bu kıyaslanamaz. Bu tartışmayı "Kanıtın Yokluğu, Yokluğun Kanıtı mı?" başlığında tartışmaya açmıştım, ilgilenirseniz buyrun;

http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=5946


3) Ancak emin olduğum şey şu ki, insanlık tarihinde hep var olan yaratanın gerçek olduğudur

İşte bu emin olduğunuz kanıyı "Tanrı'yı ya da dini eleştiren" başlıklara da yazınız ki, gereken yanıtlar verilebilsin ya da alınabilsin.
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 26-07-2007, 22:42
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

Hindistan daki inançlardan birisinde ruh.
Bende sayın dilaver den duydum.


* * *yanlış yazdıgımı o zaman da farketmiştim ama düzeltme imkanım olmamıştı. Hindistan degil Çin inancında olacaktı. Aynı Mısırın ka sı ve ba sı gibi. Çin de de ana ruha kwei deniyor.

* * * Bir nevi iç ve dış ruh gibi yani. Maddi hayatı yaşayan bir ruh, bir de hiç ölmeyen ruh Geç düzelttigim için özür diliyorum.


* * * saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 26-07-2007, 23:38
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.680

Onur Üyeliği 

Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

Sevgili ChildInTime

Yazdıklarınızda şu anda çok detaya inmek istemiyorum.... Pragmatist bir yaklaşımınız var ve bunun için bir örnek vereceğim..

"B nin varlığının kanıtı A dır.Zaten tartışılan noktada bu.Yani yaratıcının varlığının kanıtı,O nun insanın aklında varoluşudur." diyorsunuz...

Bu sizin ulaştığınız çıkarsama yargı ile Pragmatist bir yaklaşımdır şöyle ki, B'nin varlığının kanıtı A değil her şeyden evvel B'dir ve A'da kanıtsal bir iddia yoktur, böyle bir iddia yükleyeceksek dahi bu olsa olsa A'nın kanıtı olabilir(böyle bir yaratıcı düşüncesinin varlığının kanıtı, bir yaratıcının kendinde olan varlığı ile aynı şeyler değil ki!?). Bakın örnek veriyorum.

Vampir gerçek bir varlıktır çünkü O insan kanı emiyor(? öyle mi?). İnsanı ve kanı somut A olarak ele alır isek bu durumda Vampir B dir ve A, B yi kanıtlamaktadır.... İşte sizin gerçekten aydın önermelerinizin gelip saplandığı, saplandığı yerden çıkamadığı bir çıkmaz sokakta Tanrıdır ibaresi ile kalakaldığınız yer burasıdır... Hangi iddia için hangi kanıtı arıyorsunuz sorun buradadır?

Pragmatistlik ise A, B'nin VARLIĞININ kanıtıdır noktasında ortaya çıkmaktadır.... O halde buradan çıkan sonuç B'nin kanıtı olan A'nın gelip dayanacağı C'nin kanıtı olan B'dir noktasıdır, o halde yolculuk nereye? B'de A'nın kanıtıdır -> Ters önerme. Yalnız bu önermede sakat olan şu, B olarak ifade edilen soyuttur, kurgusaldır, ilk paragrafta söylediğim gibi, A'nın aklında olan varoluş ile B'nin kendi gerçekliği ne aynı kefeye konabilir nede böyle elma ile armut hesabı ile birbirine denkleştirilip kanıt yapılabilir. Bu A'nın aklında varolan Vampirin varlığı ile kendi gerçekliğinde var olan Vampirin varlığı arasındaki farkı kavrayamamış olmaktır....


O halde A(insan düşüncesindeki yaratıcı güç imgesi), B'nin(düşüncede yaratıcı güç olan imgenin simgesi) kanıtı ise, C'nin kanıtıda KESİNLİKLE! B olsa gerekir mi? (Çok Tanrılı dinlere döndüğümüzde bunuda net bir şekilde görürüz, tabi sıfır Noktası sorunsalı her zaman kısır bir döngü oluşturmuştur)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 28-07-2007, 14:50
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

NedimYilmaz";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
1) Var olunan bilgiler doğanın tanrısallaştırılması değil, doğanın bir çok şeye neden olduğu sonucuna götürür.

Örneğin yıllardır din adamlarımız şimşeği Tanrı'nın bir cezası olarak gördüler. Ve Benjamin Franklin paratoneri bulduğunda Hristyanlar ve Müslümanlar ortalığı velvereye vererek "Bu, Tanrı'nın silahını yok etmeye çalışıyor" diye heyecanlanmışlardı.

Ya da IV. Murat zamanında bizzat padişah emri ile kaptan-ı derya tarafından gözlem evi topa tutulmuştur. Sebep Allah'ın işine karışmaktı.

Bilim, asla doğanın tanrısallaştırılması değildir, doğanın işlevini insanlara tanıtmak ve buna göre teknolojik olarak insanların yaşamını kolaylaşırmaktır.

Yüzyıllar ömce kadınların doğum sancılarının, Havva'nın Şeytan'a uyup yasak elmayı Adem'e yedirmesinden dolayı lanetlenen kadın soyunun çekmesi gereken ilahi bir ceza olduğuna inanan kilise ve İslami kesim, her türlü ağrı kesicinin doğumda kullanılmasını yasaklamıştı. Hala yasaklayan islami devletler mevcut.

Hazerfan Ahmet Çelebi kanat takıp uçtuktan sınra yere indiğinde idam kararı çıktı. Sebep Allah'ın kuralını bozmaya çalışmaktı. Bizzat şu laf geçti sarayda: "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelir, böyle kimselerin bakması caiz değil"

Resim çizmek İslamiyet'e göre yıllarca yasaktı.Oysa resim, çizim, plan, proje bilimin temelini oluşturur. Hala portre yaptırmayı haram sayan zihniyetler mevcut.

Bir daha söylüyorum. Doğa kanunlarını bulmak, doğayı tanrısallaştırmaz. Bu doğa kanunlarını olağanüstü bir varlığa bağlar iseniz de unutmayınız: Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.

2) Cinsellik, gözlerimizin önündedir, metafizik değildir. Fakat Tanrı'yı algılamak için felsefik öğelere girmemiz gerekir. Bir şahıs (Örneğin siz) Tanrı vardır kanaaine ulaşabilir, diğer bir şahıs (Örneğin ben) Tanrı olabilir de olmayabilirde kanaatine ulaşabilir, ötekisi ise ( örneğin ateistler) Yok kardeşim olamaz bir sürü kanıt Tanrı'yı yok sayıyor diyebilir.

Çünkü felsefede tartışılıyordur, fiziksel ve doğasal bir kanıt mevcut değildir. Cinsellikle bu kıyaslanamaz. Bu tartışmayı "Kanıtın Yokluğu, Yokluğun Kanıtı mı?" başlığında tartışmaya açmıştım, ilgilenirseniz buyrun;

http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=5946


3) Ancak emin olduğum şey şu ki, insanlık tarihinde hep var olan yaratanın gerçek olduğudur

İşte bu emin olduğunuz kanıyı "Tanrı'yı ya da dini eleştiren" başlıklara da yazınız ki, gereken yanıtlar verilebilsin ya da alınabilsin.
Sayın Nedim Yılmaz.

Bilime taparlar şöyle der
Akılla herşeyi çözebilir insan.Bilim bizi gerçeklere götüren tek yoldur.
Evwt bir çoğu bunu söyler.
Oysa bilim gerçeklere yaklaşmaktır sadece.Doğadaki sistemler ve işleyiş sınırsızdır sayın Nedim.İnsan aklı ise yaptığı tasarımlar gözlendiğinde(saat,araba,uzay mekiği vs vs..) sınırlıdır. O halde sınırsız bir gerçeklik dizgesini tam anlamıyla kavrayabileceğini söyleyen bir akıl,aklını putlaştırmaktadır.İnsan aklı evrimi düşünüldüğünde kaç yaşındadır ki zaten.Şempanzeden 3 milyon yıl önce ayrıldığımız söyleniyor.Şimdi şempanzelere bir bakın.Yaptıkları aletlere bir bakın.Ne kadar basit şeyler dimi.Evrenin yaşına göre kıyaslandığında *biz 1sn önce öyleydik.Evrenin yaşına göre kıyaslandığında aklımızın yaşı yok gibidir.O zaman bu ben herşeyi anlayabilirim kibri nedir?Tapınma sayın Nedim.Aklın tanrılaştırılması.Bunun bilincinde olmayınca insan tabi inkar ediyor.
Bilimin tarihini bir gözleyin.
Ortaya atılan herşey bir şekilde çürütülüyor yada geliştiriliyor.Durağan hiçbirşey yok.Newton fiziği düne kadar kabul görüyordu ki Einstein herşeyin göreceliliğinden bahsedince Newton gerçekliği allak bullak oldu.Yani gerçekliğe doğru sürekli bir haraket halindeyiz.
Bu şunun gibi sayın Nedim
Bir fonksiyon düşünün;değişkeni sonsuza götürüldüğünde değeri sıfır oluyor. f(x) = 1/x *
x 1,2,3,4...10,11,12,.... şeklinde ilerleyen insan aklının gelişmesini ve hareketini temsil etsin.
X in aldığı her değer için fonksiyonun değeride o dönemim gerçeğini temsil etsin.Gerçekliğin ta kendiside sıfır olsun.

Şimdi örnekleme dikkat ediniz.
Newton fiziğinin kabul gördüğü zamanda insan aklına örneğin 5 değerini verelim
f=1/5 *gerçeklik sıfır,Newton 0,2 diyerek gerçeğe küçük farklarla yaklaştı.
Akıl biraz daha gelişti ve evrimleşti Einstein zamanına geldik.Einstein zamanındaki aklın değerine de Newtondan daha büyük ve gelişmiş bir değer olan 10 u verelim
f=1/10 gerçek sıfır değeri iken biraz daha yaklaştık ve 0,1 değeri elde ettik .Ama fonksiyon akıl ne kadar gelişirse gelişsin hiçbir zaman sıfır olmayacaktır sayın Nedim

Burada gerçeklik diye nitelendirdiğim şey,evrenin tüm gerçekliğidir.İnsanoğlunun aklı ne olursa olsun asla evrenin tüm gerçekliğini kavrayamaz. (1/12654789654122333 eşitdeğildir 0)

Yani insan aklı tüm gerçekliği çözemez ve çözemeyecektir.

Bu durumda bilim herşeyi çözer demek insan aklını tanrılaştırmaktan başka birşey olmuyor.

Şunu söylemiyorum.Bilim insanın vazgeçilmez olgusudur ve gereklidir.Herşeyin gerçekliğine ulaşamasak bile hayatımızı kolaylaştıran ve toplumsal yaşayışa olumlu etkiler yaratan insancıl bir olgudur bilim.Bunu inkar edemeyiz.Bilimin gerekliliğini ve önemini iddia etmek farklı şeydir,bilimi tanrılaştırmak farklı şeydir sayın Nedim.
Bunu karıştırmayınız sayın Nedim.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 28-07-2007, 15:28
NedimYilmaz NedimYilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

Sayın Nedim Yılmaz.

Bilime taparlar şöyle der
Akılla herşeyi çözebilir insan.Bilim bizi gerçeklere götüren tek yoldur.


Ben de böyle diyorum, şimdi bilime tapmış mı oluyorum? Neye tapıp tapmadığımı benden iyi kim bilebilir ?

Siz gerçeklere götüren yolun başka şeyler olduğunu mu düşünüyor sunuz? Son paragrafınız beni tatmin etmedi açıkçası. İnsnalar bilimden medet ummayacaklarda hacı hocalardan mı medet umacaklar ?

En hakiki mürşit nedir sayın ChildInTime?
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 28-07-2007, 16:23
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

NedimYilmaz";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Nedim Yılmaz.

Bilime taparlar şöyle der
Akılla herşeyi çözebilir insan.Bilim bizi gerçeklere götüren tek yoldur.


Ben de böyle diyorum, şimdi bilime tapmış mı oluyorum? Neye tapıp tapmadığımı benden iyi kim bilebilir ?

Siz gerçeklere götüren yolun başka şeyler olduğunu mu düşünüyor sunuz? Son paragrafınız beni tatmin etmedi açıkçası. İnsnalar bilimden medet ummayacaklarda hacı hocalardan mı medet umacaklar ?

En hakiki mürşit nedir sayın ChildInTime?
Sayın Nedim
Olaya farklı açıdan yaklaşıyorsunuz.
Ben hacıdan hocadan medet umulsun demiyorum.Dünyayı algılayıp yaşamımızı yönlendirmelerimiz elbette akıl yoluyla olacaktır.
Size söylemek istediğim bilimi terkedelim gibi absürt bir fikir değil.
Belki insanoğlu milyarlarca yıl daha yaşarsa evrenin tüm sırrını çözebilecek duruma gelecek.Belkide hiç gelemeyecek.
Belkide şu anda ortaya atılan big bang,evrim,kuantum vs vs kuramlardan çok farklı bir gerçek var.Gerçek nedir bunun arayışı içindeyiz sürekli ve buna bilim diyoruz.Hayatı anlamak ve gerçekliği arayışın en sağlam yolu elbette bilim zaten bunun adı bilim.Ama bilim herşeyi çözecektir demek tanrılaştırmaktan başka bir şey değil.Evrenin işleyişi o kadar sınırsız ki bir hücrenin bile işleyişini tam olarak kavrayamadık.Evrenin içinde bir noktadan çok çok daha küçük bir ağacın işleyişine baktığımızda o kadar çok sistemle karşılaşıyoruz ki taklit bile edemiyoruz bunları.Ki evrenin sınırsız duruşuna göre insanoğlunun bilim dediği şey herşeyi çözer demek biraz kibirlilik olmuyor mu sizce.İşte" bilim herşeyi çözer" mantığı "herşey dünya etrafında dönüyor" mantığıyla aynıdır çünkü her iki mantıkta insanı ve onun aklını tanrılaştırmıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 29-07-2007, 02:56
NedimYilmaz NedimYilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
Standart Re: Tanrı'nın Evrimi

İnsanlar araştırarak, gerçeği bulurlar, bu yüzden insanoğlu laboratuarlara giriyorlar, deneyler yapıp sonuca ulaşıyorlar.

Fakat siz hemen "Çamurdan yaratıldık" mantığını kabul ediyorsunuz, yanılıyor muyum?

Demişsiniz ki;

Belkide şu anda ortaya atılan big bang,evrim,kuantum vs vs kuramlardan çok farklı bir gerçek var

Size hak veriyorum, bunu neden bu çamurdan yaratma eylemi üzerine düşünmüyorsunuz? Belkide biz çamurdan yaratılmadık? Bunun üzerine araştırma yapmadan inanmak da neyin nesi o halde?

Ayrıca yukarıda verdiğim örnekler *"Bunlar bilmi Tanrısallaştırıyorlar, bunlar kafirdir!" mantığıyla uygulanmış cezalardır. YAni;


* Yıllardır din adamlarımız şimşeği Tanrı'nın bir cezası olarak gördüler. Ve Benjamin Franklin paratoneri bulduğunda Hristyanlar ve Müslümanlar ortalığı velvereye vererek "Bu, Tanrı'nın silahını yok etmeye çalışıyor" diye heyecanlanmışlardı.

* Ya da IV. Murat zamanında bizzat padişah emri ile kaptan-ı derya tarafından gözlem evi topa tutulmuştur. Sebep Allah'ın işine karışmaktı.

* Yüzyıllar ömce kadınların doğum sancılarının, Havva'nın Şeytan'a uyup yasak elmayı Adem'e yedirmesinden dolayı lanetlenen kadın soyunun çekmesi gereken ilahi bir ceza olduğuna inanan kilise ve İslami kesim, her türlü ağrı kesicinin doğumda kullanılmasını yasaklamıştı. Hala yasaklayan islami devletler mevcut.

* Hazerfan Ahmet Çelebi kanat takıp uçtuktan sınra yere indiğinde idam kararı çıktı. Sebep Allah'ın kuralını bozmaya çalışmaktı. Bizzat şu laf geçti sarayda: "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelir, böyle kimselerin bakması caiz değil"

* Resim çizmek İslamiyet'e göre yıllarca yasaktı.Oysa resim, çizim, plan, proje bilimin temelini oluşturur. Hala portre yaptırmayı haram sayan zihniyetler mevcut.

Bana sorsalar bu insanların yobaz tanrısı mı, yoksa bilim mi diye, ben elbette bilim derim. Tanrısallaştırılmış bile olsa!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:04 .