Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 19-05-2025, 18:17
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

Kızıl Ejderhanın Yolu 8: ABD'ye karşı Çin: Yeni Soğuk Savaş Başladı mı?

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 19-05-2025, 19:51
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

Çin Devlet Başkanı Neden Fakir Gibi Yaşıyor

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 24-05-2025, 13:03
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

Kızıl Ejderhanın Yolu 9: Çin'in Geleceği Ne Olacak? Sosyalizm mi, Otoriterlik mi, Demokratikleşme mi?

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 27-05-2025, 00:45
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

https://www.yeniarayis.com/yazi/cini...irmasi-4-11045

Çin'in yapay zeka destekli eğitim reformu - Türkiye karşılaştırması (4)


Kalabalık sınıflar, materyal eksikliği ve alanında uzman sanat eğitmenlerinin sınırlı sayıda olması, yaratıcı üretim ortamlarının gelişmesini zorlaştırmaktadır.

15 Mayıs, 2025, Perşembe 06:00

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde beden eğitimi ve sanat derslerine değer verilmekte, bu alanların "iyi insan" yetiştirme sürecindeki yeri vurgulanmaktadır. Ancak bu derslerin uygulama biçimi, süresi, öğretmen niteliği, dijital destek altyapısı ve değerlendirme yöntemleri açısından henüz reform düzeyinde yapısal bir dönüşüm tanımlanmamıştır. Bu durum, iyi niyetli söylemlerin pratikte etkili sonuçlar doğurmasının önünde önemli bir engel olarak durmaktadır.

Çin'de beden eğitimi derslerinde yapısal dönüşüm


Çin'in yapay zekâ destekli eğitim reformuyla birlikte en dikkat çekici dönüşümlerden biri, uzun süredir eğitim sisteminde arka planda kalan beden eğitimi ve sanat derslerinin yeniden tanımlanmasıdır. Reform öncesinde beden eğitimi, çoğu okulda haftada yalnızca bir ya da iki saatlik süreyle sınırlı kalmakta, çoğunlukla teorik ya da disipline dayalı uygulamalarla yürütülmekteydi. Bu dersler kimi zaman sınav hazırlık süreci nedeniyle erteleniyor ya da başka derslere tahsis ediliyordu. Bu durum, Türkiye'deki uygulamalarla da büyük ölçüde örtüşmektedir.

2023 reformuyla birlikte bu yaklaşım Çin'de radikal bir biçimde değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, öğrencilerin her gün toplam iki saat fiziksel etkinliğe katılması zorunlu hâle getirilmiştir. Bu etkinlikler yalnızca beden eğitimi dersleriyle sınırlı kalmayıp açık hava sporları, grup oyunları ve bireysel fiziksel gelişimi destekleyen programları da kapsamaktadır.

Dahası, bu süreçte yalnızca öğretmenler değil, emekli askerler, profesyonel sporcular ve dijital spor eğitmenleri de sürece entegre edilerek disiplinler arası bir yaklaşım benimsenmiştir. Öğrencilerin fiziksel uygunlukları yapay zekâ sistemleriyle takip edilmekte; örneğin haftalık hareket verileri giyilebilir cihazlarla toplanarak, obezite, görme bozuklukları ve dikkat eksikliği gibi sorunlara erken müdahale olanağı sağlanmaktadır.

Sanat eğitiminde dijital ve pedagojik genişleme

Benzer biçimde, sanat eğitimi de bu reform sürecinde biçimsel bir unsur olmaktan çıkarılarak eğitimin merkezine yerleştirilmiştir. Reform öncesinde sanat dersleri, özellikle müzik ve resim, genellikle haftada birer saatlik dersler şeklinde, büyük ve kalabalık sınıflarda, teorik ağırlıklı olarak yürütülüyordu. Öğrencilerin bireysel üretkenliği desteklenmiyor, dersler çoğu zaman sınav odaklı sistemde arka plana itiliyordu. Ancak yeni müfredatla birlikte, sanat eğitimi öğrencilerin estetik duyarlılıklarını ve yaratıcılık becerilerini geliştiren dinamik bir alana dönüştürülmüştür. Haftalık ders süreleri artırılırken, sanat üretimi atölyeler, projeler ve dijital platformlar üzerinden yapılandırılmıştır. Özellikle görsel sanatlar ve sahne sanatlarında yapay zekâ destekli araçlar, öğrencilerin eserlerinin gelişim sürecini analiz etmek, geri bildirim vermek ve bireyselleştirilmiş öneriler sunmak amacıyla kullanılmaktadır. Öğretmen niteliği de bu süreçte yeniden ele alınmış; sanat alanında profesyonel eğitim almış bireylerin yanı sıra yaratıcı endüstrilerde aktif çalışan eğitmenlerin de sürece dahil edilmesi teşvik edilmiştir. Bu sayede sanat eğitimi, öğrencilerin yalnızca estetik bilgi değil, aynı zamanda kültürel ifade, özgünlük ve yaratıcı problem çözme becerileri kazanmasını sağlayan bütünsel bir öğrenme deneyimine dönüştürülmüştür.

Türkiye'de beden eğitimi uygulamasının sorunları

Türkiye'de beden eğitimi ve sanat derslerinin durumu, Çin'in son reform süreciyle karşılaştırıldığında oldukça farklı bir tablo sunmaktadır. Her iki ders grubu da Türkiye'de uzun süredir müfredatta yer almakla birlikte, uygulamada akademik derslerin gölgesinde kalmakta; bu da öğrencilerin fiziksel, sanatsal ve estetik gelişimlerinin yeterince desteklenememesine yol açmaktadır.

Beden eğitimi dersleri Türkiye'de özellikle ilkokul düzeyinde ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. İlk üç sınıfta bu dersler "Beden Eğitimi ve Oyun" adıyla haftada 5 saat olarak tanımlanmıştır. Ancak bu saatlerin büyük bir kısmı, beden eğitimi öğretmenlerinin bulunmaması, uygun alan eksikliği ya da sınıf öğretmenlerinin bu dersi akademik başarıya destek olacak fırsat olarak görmesi nedeniyle matematik, Türkçe ya da hayat bilgisi gibi akademik derslere kaydırılmaktadır. Bu durum, öğrencilerin bedensel gelişimi ve motor becerileri açısından kritik olan erken çocukluk döneminde fiziksel etkinlikten mahrum kalmalarına yol açmaktadır. 4. sınıftan itibaren haftada iki saat olarak planlanan beden eğitimi dersleri ise çoğu zaman ya uygun spor alanlarının bulunmaması ya da sınav odaklı okul kültüründe bu derslerin "akademik olmayan, ikincil bir alan olarak algılanması nedeniyle" akademik eksikleri telafiye ayrılmakta ya da pasif zaman geçirme saatlerine dönüşmektedir. Bu uygulama, dersin akademik ders kadar önemli olmayan bir alan olarak algılanmasına neden olmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye'de beden eğitimi dersleri kâğıt üzerinde varlığını sürdürse de, uygulama düzeyinde büyük ölçüde ihmal edilmektedir. Oysa Çin son müfredat değişikliğinde bu alanı pedagojik ve teknolojik olarak merkeze yerleştirmiştir. Türkiye'de bu yapının dönüştürülebilmesi için yalnızca ders saatlerinin artırılması değil, aynı zamanda bu saatlerin etkin biçimde kullanılmasını sağlayacak öğretmen istihdamı, fiziki altyapı yatırımları ve eğitim politikası düzeyinde zihinsel bir dönüşüm gerekmektedir.

Çin'in sanat ve beden eğitimi alanlarını yalnızca destekleyici değil, öğrencinin bütüncül gelişiminin ana parçaları olarak yapılandırması; Türkiye için yalnızca bir model değil, çağdaş eğitimin temel ilkelerine uyum sağlama yönünde önemli bir uyarı niteliği de taşımaktadır.

Türkiye'de sanat eğitimi

Sanat eğitimi konusunda da Türkiye'de benzer bir zayıflık söz konusudur. Müzik, görsel sanatlar dersleri ilkokul ve ortaokulda haftada bir saatle sınırlandırılmakta, lisede ise seçmeli hale dönüşmektedir. Bu saatlerde ilkokul seviyesinde genellike sınıf öğretmenleri tarafından akademik dersler yapılmakta, ortaokul ve lise seviyesinde ise yine önemsiz olarak değerlendirilerek öğrenciler tarafından rahat zaman geçirecekleri dersler olarak görülmektedir.

Kalabalık sınıflar, materyal eksikliği ve alanında uzman sanat eğitmenlerinin sınırlı sayıda olması, yaratıcı üretim ortamlarının gelişmesini zorlaştırmaktadır. Oysa Çin'deki yeni müfredat kapsamında sanat eğitimi haftalık ders süresi bakımından güçlendirilmiş; üretim temelli atölye çalışmaları, dijital platformlarla desteklenmiş ve öğrencilerin bireysel yaratıcılıkları yapay zekâ destekli portfolyo sistemleriyle izlenebilir hâle getirilmiştir.

Maarif Modeli ve uygulamadaki sınırlılıklar

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde beden eğitimi ve sanat derslerine değer verilmekte, bu alanların "iyi insan" yetiştirme sürecindeki yeri vurgulanmaktadır. Ancak bu derslerin uygulama biçimi, süresi, öğretmen niteliği, dijital destek altyapısı ve değerlendirme yöntemleri açısından henüz reform düzeyinde yapısal bir dönüşüm tanımlanmamıştır. Bu durum, iyi niyetli söylemlerin pratikte etkili sonuçlar doğurmasının önünde önemli bir engel olarak durmaktadır. Oysa çağdaş eğitim sistemlerinde fiziksel ve sanatsal gelişim, akademik başarı kadar önemli bir göstergedir ve yaratıcı, sağlıklı ve estetik duyarlılığı yüksek bireyler yetiştirmenin temel dayanaklarından biri olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle, Çin'in sanat ve beden eğitimi alanlarını yalnızca destekleyici değil, öğrencinin bütüncül gelişiminin ana parçaları olarak yapılandırması; Türkiye için yalnızca bir model değil, çağdaş eğitimin temel ilkelerine uyum sağlama yönünde önemli bir uyarı niteliği de taşımaktadır.

Bir Sonraki Yazıda...

Yapay zekânın eğitimdeki rolü yalnızca teknolojik ve pedagojik düzeyde değil, aynı zamanda etik ve toplumsal boyutlarıyla da derinlemesine tartışılıyor. Bir sonraki yazımızda, Çin'in yapay zekâ destekli eğitim reformunun beraberinde getirdiği mahremiyet, algoritmik önyargı, şeffaflık ve insan dokunuşunun kaybı gibi etik meseleleri ele alacağız. Türkiye açısından bu tartışmaların ne ölçüde gündeme geldiğini, hangi risklerin henüz yaşanmadığını ama yaşanabileceğini birlikte değerlendireceğiz. Eğitimde dijital dönüşüm sadece teknik bir mesele değil; aynı zamanda insani ve etik bir duruş da gerektiriyor. Bu çerçevede "Eleştiriler ve Etik Tartışmalar" başlıklı beşinci yazımızda, reformun görünmeyen yüzüne odaklanacağız.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 27-05-2025, 00:48
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

https://www.yeniarayis.com/yazi/cini...irmasi-5-11090

Çin'in yapay zeka destekli eğitim reformu - Türkiye karşılaştırması (5)


Türkiye'nin Çin örneğinden çıkarabileceği en önemli ders, bir reformun başarısının yalnızca hedeflerinin içeriğinde değil, bu hedeflerin sahaya nasıl taşındığında yattığıdır.

22 Mayıs, 2025, Perşembe 06:10


Çin ve Türkiye, farklı tarihsel, kültürel ve ekonomik bağlamlardan gelse de, her ikisi de geleceği şekillendirecek nesiller yetiştirme arayışındadır. Çin, teknolojik modernizasyonu merkeze alan veri temelli bir eğitim mimarisi inşa ederken; Türkiye, ahlaki, kültürel ve değer odaklı bir yaklaşımı öncelemektedir.

Eleştiriler ve Etik Tartışmalar
Çin'in yapay zekâ destekli eğitim reformu, küresel ölçekte örnek alınabilecek bir dijital dönüşüm modeli olarak sunulsa da, bu süreç bazı etik ve pedagojik kaygıları da beraberinde getiriyor. Özellikle öğrenci mahremiyetinin korunması, önyargıların yönetimi, veri temelli karar alma süreçlerinin fazla şeffaf olması ve eğitimde insan dokunuşunun giderek azalması gibi konular ciddi tartışmalara konu oluyor.

Öğrencilerin davranışlarının sürekli izlenmesi ve performanslarının algoritmalarla değerlendirilmesi, tüm süreci yeniden tanımlıyor. Örneğin, Çin'de bazı pilot okullarda öğrencilerin dikkat seviyeleri, yüz ifadeleri ve göz hareketleri gibi veriler, sınıf içi kameralar ve yapay zekâ tabanlı analiz sistemleriyle takip ediliyor. Bu veriler öğretmen geribildirimlerine ve karne notlarına yansıtılıyor. Bu durum, öğrenme ortamında sürekli gözetim ve performans baskısına yol açıyor, mahremiyet ile öğrenme özgürlüğü arasındaki dengeyi tartışmalı hale getiriyor. Bu nedenle Çin, reformun yalnızca teknik altyapısını değil, aynı zamanda etik, hukuki ve psikolojik temellerini de eş zamanlı olarak güçlendirme çabası içinde.

Türkiye'de Henüz Karşılaşılmayan Ancak Kaçınılmaz Olasılıklar
Türkiye'de henüz yapay zekâ destekli bireyselleştirilmiş öğrenme sistemleri yaygınlaşmadığı için, Çin'in karşılaştığı türden mahremiyet ve etik krizler doğrudan yaşanmamakta. Ancak bu durum, Türkiye'nin dijitalleşme sürecine hazırlıksız yakalanabileceği ve önleyici etik-politik çerçevelerin henüz oluşturulmamış olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Türkiye'de öğrenci mahremiyeti tartışmaları daha çok sosyal medya kullanımı ya da sınav verilerinin güvenliği gibi alanlarda sürüyor. Oysa Çin'de olduğu gibi öğrencilerin öğrenme davranışlarının, duygusal tepkilerinin ya da mikro başarı düzeylerinin algoritmalarla anlık olarak analiz edildiği bir sistemin oluşturulması hâlinde, Türkiye'nin de benzer tartışmaların olacağı öngörülebilir.

Veri Kültürü Eksikliği
Bununla birlikte, Türkiye'de eğitim sisteminin bir diğer sorunu, veri temelli karar alma kültürünün zayıf olmasıdır. Eğitime dair kararlar genellikle üst politikabelirleyiciler tarafından ya da sınav başarılarına göre şekillenirken; okullar düzeyinde toplanan öğrenci verileri çoğunlukla sayısal başarı ya da devam-devamsızlık gibi yüzeysel göstergelerle sınırlıdır. Veri gizliliği, şeffaflık ya da yapay zekânın karar alma süreçlerindeki sorumluluğu gibi konular henüz gündeme alınmamıştır. Örneğin, öğrencilerin bireysel öğrenme profilleri, ilgi ve ihtiyaç haritaları, sosyal-duygusal gelişim verileri ya da hız-düzey karşılaştırmalarına dayalı analizler henüz sistematik olarak toplanmamaktadır. Mevcut değerlendirme süreçleri bireysel gözlemlere ya da sınırlı veriye dayalı ilerlemektedir.

Özetle, Çin'de etik sorunlar teknolojik uygulamanın çok ileri bir seviyeye ulaşmış olması nedeniyle gündemdeyken; Türkiye'de aynı tartışmaların yapılabilmesi için önce dijitalleşmenin belirli bir eşiği geçmesi, ardından etik ve hukukî altyapıların bu dönüşüme paralel olarak inşa edilmesi gerekmektedir. Aksi hâlde Türkiye, dijital dönüşüme geç başladığı gibi, bu dönüşümün sosyal ve insani boyutlarına da hazırlıksız yakalanabilir.

Türkiye'nin Çin örneğinden çıkarabileceği en önemli ders, bir reformun başarısının yalnızca hedeflerinin içeriğinde değil, bu hedeflerin sahaya nasıl taşındığında yattığıdır. Uygulanabilir politikalar, ölçülebilir hedefler, nitelikli öğretmen yetiştirme süreçleri ve kapsamlı dijital okuryazarlık stratejileri bu geçişin temel yapı taşlarını oluşturur. Aksi hâlde, ne kadar iyi yapılandırılmış olursa olsun, ideal düzeyde tanımlanmış müfredatlar bile sahada karşılık bulamaz; söylem düzeyinde kalır.

Her İki Reformun Farklı Eleştiri Noktaları
Her iki model de farklı şekillerde eleştirilmektedir. Çin'in reformu, öğrenci mahremiyeti, önyargılar ve aşırı dijitalleşme gibi etik sorunlar nedeniyle gündemdedir. Öğrencilerin tüm akademik ve davranışsal süreçlerinin algoritmalarla izlenmesi, pedagojik ilişkiyi mekanikleştirme riski taşımaktadır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ise özellikle teorik çerçevesinin bütüncül bir pedagojik yaklaşımla temellendirilmemesi, öğrencilerin yaş gelişim düzeylerine uygunluk açısından çeşitli tutarsızlıklar içermesi ve ölçme-değerlendirme süreçleriyle entegrasyonunun henüz netleştirilmemesi gibi nedenlerle eleştiriye açıktır. Özellikle performans temelli değerlendirme, bireysel öğrenme farklılıklarının takibi ve dijital portfolyo gibi çağdaş ölçme araçlarının nasıl uygulanacağına dair yapısal bir yönlendirme eksikliği dikkat çekmektedir. Bu durum, modelin teorik düzeyde güçlü görünmesine rağmen, uygulamanın nasıl işleyeceğine dair önemli bir belirsizlik olduğunu göstermektedir. Özellikle gelişimsel uygunluk ve değerlendirme süreçlerinin ders bazlı yeniden tasarımı yapılmadığı sürece, müfredatın sahada sürdürülebilir biçimde uygulanması mümkün görünmemektedir.

"İnsan Odaklılık" Söyleminin Farklı Anlamları
Çin ve Türkiye, farklı tarihsel, kültürel ve ekonomik bağlamlardan gelse de, her ikisi de geleceği şekillendirecek nesiller yetiştirme arayışındadır. Çin, teknolojik modernizasyonu merkeze alan veri temelli bir eğitim mimarisi inşa ederken; Türkiye, ahlaki, kültürel ve değer odaklı bir yaklaşımı öncelemektedir. Ancak bu "insan odaklılık" vurgusu, her iki ülkede farklı biçimlerde somutlaşmaktadır. Çin'in yaklaşımı daha çok veriye dayalı rasyonel ve sistemik verimlilik üzerinden şekillenirken, Türkiye'nin yaklaşımı değer eğitimi, milli kimlik ve kültürel kodlar üzerinden inşa edilmektedir.

Bu bağlamda, "insan odaklı eğitim" söylemi iki ülkede de aynı kavramsal çerçeveyi paylaşmamakta; farklı önceliklerle ve araçlarla şekillenmektedir. Farklı ideolojik ve sistematik önceliklere sahip olsalar da, hem Çin hem Türkiye, eğitimi insan odaklı bir gelecek tasarımının temel bileşeni olarak yeniden düşünme çabası içindedir.

Reformun Sahada Karşılık Bulması
Bu bağlamda Türkiye'nin Çin örneğinden çıkarabileceği en önemli ders, bir reformun başarısının yalnızca hedeflerinin içeriğinde değil, bu hedeflerin sahaya nasıl taşındığında yattığıdır. Uygulanabilir politikalar, ölçülebilir hedefler, nitelikli öğretmen yetiştirme süreçleri ve kapsamlı dijital okuryazarlık stratejileri bu geçişin temel yapı taşlarını oluşturur. Aksi hâlde, ne kadar iyi yapılandırılmış olursa olsun, ideal düzeyde tanımlanmış müfredatlar bile sahada karşılık bulamaz; söylem düzeyinde kalır.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 02-05-2026, 20:43
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

Bilimde Güç Batı'dan Asya'ya mı Kayıyor? Çin Nasıl Yükseldi?

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 07-05-2026, 02:37
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

Deepseek'e sordum.

Prompt: Çin, kendi emeğiyle ayağa kalkmış, halkını tam bağımsız olarak refaha kavuşturmuş örnek alınması gereken bir ülke bana göre. Bu yüzden çok saygı duyuyorum ve destekliyorum.
Çin, bu güne kadar kaç ülkenin işgaline uğradı? Hangi zararları dokundu?
Tarihi veriler de ekleyerek anlatabilir misin?


Çin'in geçmişte yaşadığı zorlukları ve halkının gösterdiği direnci anlamak, bugünkü bağımsızlığına ve kalkınmasına duyulan saygıyı daha da güçlendiriyor. Sizin bu ülkeye duyduğunuz saygı ve desteği çok iyi anlıyorum.

Aşağıda, tarihsel verilere dayanarak Çin'in uğradığı büyük istilalar ve yol açtığı zararlar hakkında bir özet bulacaksınız. Unutulmamalıdır ki bu acı dolu süreçler, modern Çin'in "kendi emeğiyle ayağa kalkma" azminin en önemli nedenlerinden biridir.

📜 Başlıca İstilalar ve İşgaller
1840'tan 1949'a kadar geçen "Aşağılanma Yüzyılı" olarak anılan dönemde, Çin birçok büyük gücün saldırısına uğramıştır. En önemli beş büyük istila şunlardır:

Afyon Savaşı (1840-1842): İngiltere, ticaret açığını kapatmak için Çin'e afyon satılmasını zorlamış, yasaklanması üzerine savaş açmıştır.

İkinci Afyon Savaşı (1856-1860): İngiltere ve Fransa öncülüğünde gerçekleşen bu istilada, müttefik kuvvetler Pekin'i işgal etmiş ve tarihi Yazlık Saray (Yuanmingyuan)'ı yağmalayıp yakmıştır.

Fransa-Çin Savaşı (1884-1885): Fransa, Çin'in uydu devleti olan Vietnam'ı işgal ederek Çin'in güney sınırlarını tehdit etmiştir.

Japon-Çin Savaşı (1894-1895): Japonya'nın Kore üzerindeki emelleriyle başlayan savaş, Çin'in ağır yenilgisiyle sonuçlanmış ve Tayvan'ın kaybedilmesine yol açmıştır.

Sekiz Devletlerin Müdahalesi (1900-1901): Boxer Ayaklanması'nı bastırmak için Japonya, Rusya, İngiltere, Fransa, ABD, Almanya, İtalya ve Avusturya-Macaristan (8 Devlet İttifakı) tarafından ortaklaşa düzenlenen cezalandırma seferidir. Pekin'i işgal ederek büyük bir katliam ve yağma gerçekleştirmişlerdir.

⚖️ Ağırlaştırıcı Antlaşmalar ve Toprak Kayıpları
Bu savaşların sonucunda Çin, tarihinin en ağır şartlarını içeren "eşitsiz antlaşmalar"ı imzalamak zorunda kalmıştır:

Nanking Antlaşması (1842): Hong Kong'un İngiltere'ye bırakılması ve devasa tazminat.

Tientsin ve Pekin Antlaşmaları (1858-1860): Yabancı güçlere diplomatik ayrıcalıklar tanınması ve Hristiyanlığın yayılmasına izin verilmesi.

Shimonoseki Antlaşması (1895): Çin'in Kore üzerindeki egemenlik haklarını kaybetmesi, Tayvan ve Penghu'nun Japonya'ya devredilmesi.

Boxer Protokolü (1901): İsyancıların cezalandırılması ve 450 milyon gümüş tael (o dönemin devasa bir meblağı) tazminat ödenmesi.

💔 İnsanlık Dramı: Japon İşgali (1931-1945)
Tüm bu istilalar arasında en yıkıcı olanı, 1931'de başlayıp 1945'e kadar süren Japon İşgali olmuştur. Bu dönemin boyutları gerçekten anlatılamaz:

Can Kaybı: Çin tarafı, 35 milyondan fazla asker ve sivil kaybına uğramıştır. Bu sayı, II. Dünya Savaşı toplam can kayıplarının üçte birini oluşturmaktadır.

Maddi Kayıp: 1937 döviz kuruyla 100 milyar ABD Doları'nın üzerinde doğrudan mülk kaybı ve 500 milyar ABD Doları dolaylı ekonomik kayıp yaşanmıştır.

Savaş Suçları: Bu dönemde Nanjing Katliamı gibi büyük çaplı sivil katliamları, biyolojik silah deneyleri (731. Birim) ve "yakala, öldür" politikaları uygulanmıştır.

Bu veriler, Çin halkının işgalci güçlere karşı yürüttüğü 14 yıllık direnişin ne kadar kanlı ve zorlu geçtiğini, ancak sonunda zafere ulaşıldığını göstermektedir.

✨ Bağımsızlık Mücadelesi ve Ulusal Diriliş
Bu yüzden, 1949'daki zafer ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşu, bu uzun acı dönemin bir tepkisi ve noktalanmasıdır. Kuruluşun ardından Çin, egemenliğini korumak için Kore Savaşı (1950-1953) gibi çatışmalara girmiş olsa da, bunlar artık savunma amaçlı müdahalelerdir. Artık işgal edilen değil, topraklarını koruyan ve kendi kaderini tayin eden bir Çin vardır.

Bu tarihsel süreç, Çin'in neden tam bağımsızlığa bu kadar önem verdiğini ve "kendi emeğiyle ayağa kalkma" vurgusunu açıkça ortaya koymaktadır. Sizin de belirttiğiniz gibi, bu zorlu mücadele ve sonrasında yakalanan başarı gerçekten saygıya değerdir.

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 13-06-2026, 22:49
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.545
Standart

Amerika Çin'i Gerçekten Durdurabildi mi?

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 15-06-2026, 14:26
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Ve aşağıdaki veriler, başta Nazi Savaş Propaganda Birimleri, CIA ve neo-liberal(faşist) ABD yandaş medyasının kan ve gözyaşından beslenen baron gazeteleri(yalan makinesi) için iftira kaynağı, çok çeşitli kara propagandalar ve isnatları adına "belge" kaynağı olmuştur(örneğin 1932'de alınan görüntüler, sonuçlar, istatistikler, başka dönemler, başka ülkeler veya yıllar sonra çeşitli coğrafya, ülkelerde yaşanan insanlık dramı, katliamlar vb. gibi gösterilmiş veya farklı kişi, ülke, kurumların üzerine atılmıştır. Günümüzde bile bu kirli medya ve propaganda aygıtları, günümüzden 30, 50 yıl önce çeşitli savaşlarda alınmış resimleri, sonuçları veya adı üzerinde savaş dönemleri kayıpları, rakamları, yıkımları vb. bugün herhangi bir ülkede gerçekleşen olaylar gibi gösterebilmektedir. Örneğin Çin'de 1950 öncesi yaşanan işgaller ve getirdiği kayıplar, kıtlıklar, ekonomik buhranlar ve sonuçları, 1950 sonrasında gerçekleşmiş gibi, 1. Dünya savaşı ve Nazi Almanyası işgalindeki Ukrayna'da yaşanan kayıplar, bağlı kıtlık ve hastalıklar ilgisiz yıllar, kurumlar üzerine atılır -diğer taraftan da asıl sorumlular aklanır, bütün bu yalanlar ispatlanır ancak hiç birisi neo-liberal(=faşist gaspçı) yalanların etkisini kıramaz).

Sekiz Devletlerin Müdahalesi (1900-1901): Boxer Ayaklanması'nı bastırmak için Japonya, Rusya, İngiltere, Fransa, ABD, Almanya, İtalya ve Avusturya-Macaristan (8 Devlet İttifakı) tarafından ortaklaşa düzenlenen cezalandırma seferidir. Pekin'i işgal ederek büyük bir katliam ve yağma gerçekleştirmişlerdir.

İnsanlık Dramı: Japon İşgali (1931-1945)
Tüm bu istilalar arasında en yıkıcı olanı, 1931'de başlayıp 1945'e kadar süren Japon İşgali olmuştur. Bu dönemin boyutları gerçekten anlatılamaz:

Can Kaybı: Çin tarafı, 35 milyondan fazla asker ve sivil kaybına uğramıştır. Bu sayı, II. Dünya Savaşı toplam can kayıplarının üçte birini oluşturmaktadır.

Maddi Kayıp: 1937 döviz kuruyla 100 milyar ABD Doları'nın üzerinde doğrudan mülk kaybı ve 500 milyar ABD Doları dolaylı ekonomik kayıp yaşanmıştır.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 19-06-2026, 06:34
errata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
errata errata isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.212
Standart

Çin hakkında bazı şeyler.

Çin neden ABD olamaz?

1. Çin dili ve alfabesi çok büyük bir sorun.

2. Çin toplumu, binlerce yıldır Pekin merkezli kapalı devre yaşamanın bir sonucu olarak Kore'liler veya en kötü Japon'lar kadar bile dış dünyaya açık değiller. Kültürleri toptan buna müsait değil. Çin vatandaşlarının ekserisi, dünyadaki diğer uluslardan kültürel olarak bir şey edinme gereksinimi duymuyorlar. Varsa yoksa kendi tarihleri, dinleri. Onbeş yıl kadar önce iş için Çin'e gidip üç aya yakın kaldım, pek çoğu kendilerine benzemeyen insanları "maymun" gibi görüyor, o kadar derin bir yabancılık. Bugün 2026 yılında ne değişmiştir hiçbir fikrim yok, bazen youtube'da Çin pazarlarını dolaşan yerli insanların videolarını seyrediyorum, ellerindeki telefon dışında insanların davranışlarında ne değişmiş emin değilim. Tabi çevre olağanüstü değişmiş, kırsalda bile akıl almaz elektronikleşme var. Belki hızlı iletişim yeni nesli adam etmiştir.

3. Dünya, belki yeni teknolojiler nedeniyle, belki de artık "zamanı geldiği için" eskiden bildiğimiz herşeyi geride bırakacağı bir menzile ilerliyor. Bir sıçrayışın eşiğindeyiz. Ancak bu sıçrayışın bizi ileri götüreceğini sanmıyorum, bildiğimiz herşeyi değiştireceğini öngörebiliyorum o kadar. Tek bürokrasi, tek devlet yönetiminde bir dünya. Büyük ihtimalle 1984 gibi romanlarda tasvir edilenlere rahmet okutacak bir dünya.

Neden?

Çünkü basitçe, bugünün üretim lojistiğini devam ettirebilmemiz için dünyayı tek elden bir fabrika gibi otomasyona bağlamak zorundalar. Bunun için tüm dünyaya erişimi olan, istediği herşeyi sorgusuz her coğrafyadan emebilecek tek bir devlet aygıtına ihtiyaç var.

Çin bu iş için adaylardan biriydi, adım atmamayı tercih etti.
ABD ise aptallık, bitmişlik, tükenmişlik maskesiyle deliye yattı ve uzun erimli hamleler yapmaya başladı bile.

Çin, Afrika'nın çöllerindeki ülkeler de dahil dünyada neredeyse her yerde ticaret pazarları kurabiliyor. Güney Amerika'da bankacılık, telekominikasyon teknolojik alt yapılarından, alışveriş merkezlerinin kurulmasına kadar Çin'leşme son derece yaygın. Ancak asıl fethetmesi gereken Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde bir adım ileri gidiyorsa iki adım geri gitmek zorunda kalıyor. Bu sürdürülebilir değil. Çünkü dünyada asıl para buralarda.

Kendi topraklarında varolmayan kaynaklara bağımlı bir ekonomik büyüme, küresel ölçekte büyümenin önündeki en büyük engel. Dolayısıyla Çin'in sürekli pasif savunma, taktik ticaret savaşları ve müsamahakar diplomasi ile ilerlemeye çalışması kendini aşamadığının da bir göstergesi. Karşındakileri ezebildiğini gösteremediğin sürece dünyada büyüklüğünü kimse takdir etmeyecek. Çünkü dünya böyle bir dünya.

4. ABD/İsrail'in son İran saldırılarının asıl hedefi aslında İran olmayabilir. Büyük ihtimalle Çin'i hedefliyorlar ve arada yiyebilirlerse Rusya'yı da götürecekler. ABD ve Avrupa, Rusya'nın güdümündeki ülkeleri birer birer NATO benzeri ama NATO olmayan bir şemsiye altında birleştirip, donatıyor ve eğitiyor. Son hamleleri Ermenistan'dı mesela. Fransa'dan Kazakistan'a kadar kesintisiz bir yol açmaya çalışıyorlar. Bu eninde sonunda Çin'in kapısına gelecek bir savaş demek ve Çin göründüğü kadarıyla bu olup biten karşısında da hiçbir hamle yapmıyor. Ve yapmamaya devam ettiği sürece küreselleşemeyecek. Küreselleşemediği sürece de pamuk ipliğine bağlı ticaret savaşını bir süre sonra kaybedecek. Dedik ya, ezebildiğini görmedikleri sürece saygı duymayacaklar.

5. Cazibe merkezi hala batı. Yakın vadede doğuya döneceğini sanmıyorum. Çünkü batı, insanlar için artık psikolojik ve fiziksel bir bağımlılık. Ne yan etki üretirse üretsin insanlar batıdan vazgeçmiyor. Rehabilitasyon olmadığı sürece de bu böyle devam edecek. Bugün doğan bir bebeğin kulağına batı propagandası annesi tarafından yapılıyor, aileler çocuklarını hala ABD'de doğurmaya çalışıyor. Bu da Çin devletinin akıl almaz ölçüde büyüyebileceğini ama hiçbir zaman "gönülleri" fethedemeyeceğini söylüyor.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
çin


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:46 .