Bu forumda bir tartışma başlattım. 'Ortadoğulu olmayan bir peygamber var mı?' diye sordum. Ve
ensareo'dan bir yanıt geldi. Yusuf ve Zülkarneyn'in Ortadoğulu olmayabileceği şeklinde. Bunu yanıtladım. Tevrat ve Kuran'dan alıntılar yaparak gösterdim ki her ikisi de Ortadoğulu.
Bunun üzerine ensareo, madem öyle sen ispatla bütün peygamberlerin Ortadoğulu olduğunu dedi. Ve bunu da Kuran ve Tevrat'ın ortaya nasıl çıktığını, kaynakların nerden geldiğini yaparak gösterdim. Hala yanlışlama şansı var.
Bir tek peygamber adı yeterli olacak söylediğimin yanlış olduğunu göstermeye.
Bu noktadan sonra sunları söylemek anlamlı mı?
|
Ne kadar peygamber gönderildiğini bimiyoruz.. Dindeki amaçta zaten böyle teferruatlar değil,insanın ebedi saadetidir.onu uyarmak müjdelemektir.dileyen kabul eder dileyen etmez.
|
Ben burda dinlerin amacını mı tartışıyorum. Konuyla ne alakası var. Bu tümüyle ayrı bir tartışma ve diğer forum başlıklarında tartışılıyor.
Konuyla ilgili olan bölümden devam edelim. İnsan sosyal bir varlıktır. Ve şimşek, deprem, sel, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, nehirler insan beyninde binlerce yıl açıklanmaya çalışılan şeyler olmuştur. Yazının bulunmasından binlerce yıl önce bile bu tür tabiat varlıklarının arkasında bir takım bilinmeyen güçler olduğu şeklinde inançların olduğunu bulunan bir takım heykel ve resimlerden anlıyoruz. Şunu da artık biliyoruz ki, insanlar tektanrılı din inancına binlerce yıllık bir süreçte ulaşmıştır. Öncesinde çok tanrılı inançlar vardı. Bunun Ortadoğu bölgesinde böyle geliştiği de binlerce arkeolojik belge tarafından belgeleniyor.
Ama ensareo'ya göre başlangıçta tektanrılı din anlayışı var. Ama toplumlar bunları unutup 'aslından kopuk' olaylar durumuna getiriyor. Yani başta Adem tek tanrıya inanırken, sonra çok tanrılı inançlar oluşuyor. İnsanlar eski inançlarını unutuyor. Bu tarihin ve mantığın tepetaklak edilmesi demektir. Bunun bilimsel bir bakış açısından ne kadar uzak olduğu açık.
Ama ensareo şöyle demekte hiç sakınca görmüyor.
|
Ve Adem(a.s)'dan beri bütün peygamberler Allah'ın birliğini,ona eş koşulmamasını anlatmış,kavimlerini uyarmışlardır..Bu milletler arasında olaylar anlatılagelmiş,bazı olaylar insanların dillerinde değişe gelmiş aslından kopuk bir duruma gelmiştir..
halkın elinde gerçek efsanelere dönüşür,ona birşeyler katar.Bu destanların anlatılması bunlarda bir gerçek payı olduğunu gösterir..
|
yada
|
..Aslında başta doğru olan inanç halkın safsatalarıyla,şeytanın hilesiyle vesveseleriyle değişmiş başkalaşmıştır
|
ensareo'nun kafası Ortadoğu dinlerinin tarihsel gelişimi konusunda epey karışık. Ama bir o kadar da dünya dinleri konusunda karışıklık var. Mesela şöyle demiş
|
Dikkat edersen şöyle veya böyle her toplumda mutlaka bir ahıret inancı,ruh tanrı inancı doğru veya yanlış bir şekilde vardır
|
Evet, her toplumda ruh ve tanrı gibi inanışlar var ama ahiret kavramı Ortadoğu dinlerine özgü bir kavramdır. Dünyanın her bölgesinde oratya çıkan dinlerde bu anlayış yoktur. En bilineni Doğu dinleri. ahiret, cennet-cehennem kavramları Ortadoğu toplumlarının üretimidir. Bu da bize ensareo'nun söylediği gibi bu inanışların doğru olduğunu, sonradan bozulduğunu göstermez. Tersini gösterir. Yani İslam, Hıristiyanlık ve Musevilik tüm diğer dinler gibi yerel inanışların devamıdır. Kendilerinden önce Ortadoğu'da yaşamış toplumların inançlarının derlemeleridir.
Bu yüzden örneğin Tevrat yazılırken önceki toplumlardan alınan öyküler anlatılmış ama çok tanrılı inançları gösteren bölümler temizlenmiş, öyküler yeni tek tanrı inanışına uygun olacak şekilde düzeltilmiştir. Bu arada tanrılardan biri, en büyük Tanrı, RAB yada Allah yapılmış, diğer küçük tanrılar meleklere dönüşmüştür. Hatta yine eski inançlatdan kalan cinler, devler falan gibi bir takım gariplikler korunmuştur.
Kuran yazılırken de aynı şey tekrarlanmıştır. ensareo'nun kendisinin de itiraf etiği gibi
|
Tevratta peygamberin kızıyla zina yapma,karısını başkasına verme gibi yapılan iftiralardan peygamberler temizlenmiş ve Kur'an'da gerçek değerleri,durumları anlatılmıştır..Kur'an okuyarak onlara saygı ve sevgi duyuyoruz;çünkü bir peygamber ancak böyle olur..
|
Doğru, yapılan tam da budur, yeni geliştirilen anlayışa uymayan şeyler
temizlenmiştir daha doğrusu temizlenmeye çalışılmıştır.
Sonuç olarak, Ortadoğu dinleri kendi yerel kültürlerinin ifadesi olan metinlerdir. Bu kültürlerin değer yargıları, düşünüş biçimleri, inançları gibi pekçok şey Kuran ve Tevrat'tan görülebilir. Tevrat'ın İbranice karşılığı Torah sözcüğüdür ve gelenek, örf, adet anlamına gelir. Sümerce'den kalma bir sözcüktür ve Sümerce'nin Türkçe ile aynı dil ailesinden gelmesinden dolayı torah sözcüğü bizim bidiğimiz töre sözcüğü ile benzer. Sözcüğün kendisi bile ilahi, kutsal sayılan Tevrat'ın aslında ne olduğunu açıklamaktadır. Kuran da Tevrat'tan yararlanarak yazılmış, ama Arap tarzında bir başka Ortadoğu metnidir. Bu metinler benim için kesinlikle anlamsız değildir. Tarihsel olarak son derece değerli metinlerdir. Ama hiçbiri ilahi falan değildir, insanlar tarafından yazılmıştır.
ensareo'nun son sözlerini kendisine geri veriyorum.
|
Sargon karşılaştırma yap,aç oku İncilide tevratıda,Kur'an'ı da ve eleştirsel bak ama kendi içinde adil ol ve öyle değerlendir...
|
Sadece yukardaki Yunus tartışmasına bakması bile benim Tevrat ve Kuran'ı karşılaştırarak okuduğum konusunda yeterli olmalıydı. Orda Yunus hakkında Tevrat ve Kuran'da yazılan metinleri karşılaştırmalı olarak değerlendirdim. ensareo'nun Tevrat'ı okumadığı anlaşılıyor.Zülkarneyn için biraz daha esnek davranabilirim ama Tevrat'ı okumuş olsa Yunus Ortadoğu'lu olmayabilir demezdi. Yunus için Tevrat'ta kocaman bir kapital var ve açık açık nereli olduğu yazıyor.
Israrla tekrar soruyorum. Ve artık daha da iddialı şekilde söylüyorum. Bütün peygamberler Ortadoğu'lu ve hatta İbrahim'den İsa'ya kadar olanlar İbranidir. Bunun neden böyle olduğunu da yukarda gösterdim. Bir isim verin yeter.