Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 20-08-2008, 05:21
-InVi- -InVi- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
-InVi- - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Arkadaslar konumuza devam edelim
Tasci Ustaligindan bugünlere gelen Masonluk.....
Ricam konunun Atatürkün mason olup olmadigi konusunda dügümlenmemesi....
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 20-08-2008, 05:50
qw19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qw19 qw19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
Standart

Atatürk'e masonluğu masonlarla, dinciler yakıştırırlar, farklı menfaatler yüzünden. Yakıştırırlar diyorum çünkü Atatürk mason olmadığı gibi, masonluk karşıtıdır. Atatürk'e çok kereler masonluk teklif edilmiştir, fakat bu teklifleri kabul etmediği çok kereler kendi ağzından beyan edilmişitir.

Atatürk'e inanıyorum, çünkü mason localarını kapatması bile söylediklerinin doğruluğunun yeter kanıtıdır.

Kaldı ki masonluk böylesi düşman olunacak bir şey de değildir. Ama Türkiye'deki masonluğada dinlerden özgürlük temelinde karşı çıkılması gerekir. Çünkü Türkiye locası dinsizliği değil, dini pompalamaktadır.

Atatürk yabancı ülkelerle göbekten bağlı her oluşuma karşı çıkmış ve mücadele etmiştir. Milli mücadeleyi yapmış birinden başka şeyler beklemek, hayal dünyasında yaşamaktır. Masonluğa olan karşıtlığınıda bu mana da almak lazımdır. Masonluk dünyanın en iyi, en güzel örgütü dahi olsa Atatürk mason localarını gene kapatırdı, çünkü kökü dışarıda olan herşeye allerjisi var demek, durumu açıklamaya yeter.

Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 20-08-2008, 06:32
-InVi- -InVi- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
-InVi- - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Sayin Vgm
kismen dogru kismen yanlis yorum.....
Atatürk Mason degildi demek dogru degildir, Bir Mason örgütü mason olmayan birisini neden "üyemiz" diye ilan ettsin ? Atatürk masonlara o kadar karsi idi, etrafinda , kabinesinde ölüm yatagindaki dokturunun mason olduklarini mi bilmiyordu ?
Mason localarinin kapatilmasi diye birsey yok....Mason localarinin Atatürke "uykuya yatma" dönemi teklif etmesi vardir....
Iskoc Ritine bagli Mason localari Teizmi sart kosmak ile birlikte faailyet alanlarini "bu dünya olarak" görüler, yani ölüm sonrasi ile degil , ölmeden önceki hayat ile isler ile mesgul olurlar.
Tükiyedeki iki büyük loca vardir....biri Hür ve Kabul Edilmis Mason Locasi http://www.mason.org.tr/ digeri ise Ozgür Masonlar Büyük Locasi http://www.mason-mahfili.org.tr/main/ bu loca icindeki örgütlü masonlar'da ise LAIK'lik sarti aramaktadir ve bunlarin "din pompaladigi" söylenemez....

Masonluk tabiki düsman oluncak birsey degildir....ama Masonlarin tarihi olaylardaki konumu'da tarihi yorumlarken göz ardi etmemek lazim.

Atatürkün neden Mason localarina karsi cikip cikmadigini, Bir yandan Ulus Devetin kurmak icin temelleri atarken, diger yandan bir "uluslar arasi" ve Uluslar üstü bir dernegin bu kadar atif olmasi, cumhuriyet karsitlari tarafindan kötüye kullanabilecegini düsünmüstür Atatürk ki , bunda son derece haklidir.
Kapatma diye birsey yok Vgm ! bunu idaa edenler sadece sadece A.Dilipak ve onun gibi yazip cizenlerdir.
Masonlarin Atatürke kendilerinin teklif ettigi bir Uykuya yatma dönemi var.....Loca Kapanmadi sadece faaliyetini bir süreligine durdurdu...
Daha genis bilgi icin kendisi de bir Mason olan Seyhun Tunasar'in TÜRK ULUSAL MASONLUGUNDA 1935 UYKUYA YATMA OLAYI , kitabi önerilir .


http://nealsak.kitapyurdu.com/kitap/...yatmaolayi.htm


ve diger Calismalari
http://resim.kitapyurdu.com/yazar/29...huntunasar.htm

Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 20-08-2008, 07:06
-InVi- -InVi- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
-InVi- - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Bahsi gecen Kitap'dan bir kac alinti....

"Istiklal Harbi bitmistir ama kurulan Cumhuriyette, bilhassa ekonomik ve kültürel alanda yurtta yapilacak cok is vardi. Bu hizmetlerin götürülmesinde bir ekonomi ve kültür seferberligi halinde calismak gerekiyordu........

.....Düsündük , karsi cephe alip mücadeleyi sürdürmeyi yersiz ve zamansiz bulduk. Halk Partisi ve Halkevlerinin Mason ideallerini benimsemis olmasi karsisinda biz, inkilapci ve ilerici bir parti icinde ( yapilacak bir cok memlekt isleri varken ) cekismeye degmez dedik. Mecliste ve Kabine'de bulunanlar toplanarak uykuya yatma karari verdik ve bu suretle parti icinde birligi ve beraberligi zedeleyici gidisi önledik ve Atatürk'cü ekibin elele calismasini sagladik......".
T.Rüstü Aras Macedonia Rizorta Locasi Üyesi 13yil kesintisiz Disisleri Bakanini
(s.48-49)


Uykuya Yatis tarihinde Büyük Üstad Muhiddin Osman Omay kardesimizdir. Olayin icinde en üst kademede bulunan sorumlu kisidir...konu hakkinda .verdigi cevap...

....."O kapanis arafesinde bunlara ragmen Atatürk faaliyetlerimizi bir kanun cikartarak tatil ettirmek yoluna gitmemistir, ancak o zaman Mason olan Icisleri Bakani Sükür Kaya birader, Cemiyetimizin yöneticilerine münasip tavsiyelerde bulunarak Masonlugun kendi kendine tatil edilmesi hususunu telkin etmistir".
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 20-08-2008, 12:36
serüvenci serüvenci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 06 May 2008
Mesajlar: 917
Standart

arkadaşlar,

konunun dışına çıkılmış gibi görünüyor. masonluğun analizi ve eleştirisi yerine Mustafa Kemal'in mason olup olmadığı konusu ağırlık kazanmaya başlamış. konu başlığına riayet edilerek konunun derinliğine incelenmesi daha uygundur.

saygılarımla.
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 20-08-2008, 13:54
Ayejj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ayejj Ayejj isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Apr 2008
Mesajlar: 1.190
Standart

Benim bu düşünceme
kapecuk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Duvarcı ustası bağlantısnı şu açıklayabilir

Masonlar için geometri kutsaldır.Geometrik şekilleri soyut anlamda birçok şeyi açıklamakta kullanırlar.Mesala piramitin zirvesi hükümdarı, alt tabanı halkın en aşağı tabakasını temsil eder.Aralardakilerde yönetim kademelerini temsil eder.

Geometri şekiller bilimi,şekiller mimarlığın temel taşı,Hiram ustada bir eski çağ mimarı hepsi biribirlerini tamamlıyor.
Osmanlının modernleşme çabalarına ve Türkiye nin modernleşme çabalarına masonların faydalı hizmetleri olduğuna inanıyorum.
Kandahar şu cevabı vermiş.

kandahar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Öte yandan piramit sembolü de açıkça "Yehova'nın Gözü" olarak Yahudi mistisizimden alınmıştır.
piramitler dünyanın birbirinden çok uzak ve alakasız bölgelerindede inşa edilmişlerdir.Dolayısıyla piramitin sadece yehovayla ilgisi olamaz.Belki yehovacılar piramitlerle kendi tanrıları arasında bir sembolik iletişim kurmayı kendi dinlerinin yayılması için uygun görerek bağlantıyı uydurmaya çalışmış olabilirler.

mesela g. amerikada piramitler vardır ama yehova yoktur.Piramit şekli hükümranlığın,toplum düzeninin katmanlara ayrıldığının zirved ise tek bir adamın ifadesidir.

Konu dini açıdan ise zirve en büyük tanrıyı ifade eder.

Konu Ayejj tarafından (20-08-2008 Saat 13:59 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 20-08-2008, 14:13
AKHENATON
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

1

Bu dünya tarihi 2 aşamalıdır, Süleymanın mabedi öncesi ve sonrası.Bu mabed öncesi ve sonrasında tüm düşünceler kamuoyu ile güdülen insanoğlu için değişmiştir.

Öncelikle Masonluk denilen itici sıfatlandırmanın yerine Kardeşlik kelimesi kullanıcam, Katolik kilisenin Hıristiyanlığın kuruluşundan itibaren yaptığı karalamalar konu ile ilgisi olamayan insanın beynine Masonluk/kardeşlik denen düşünce sisteminin şeytan olarak işlenmesine neden olmuştur.

Kardeşlik kültünün düşünce sistemini aldığı Ezoterik külte girmiyecem, sadece kardeşliğin ne olup olmadığı ve Yeryüzünün gerçek tarihi içerisinde , karanlık düşünceler karşısında kendini feda edercesine karşı duruşundan örneklemeler vereceğim.

Öncelikle bilinmesi gereken şey ; Kardeşlik , Yahudi , Siyonist kelimelerinin hepsinin anlamlarının ayrı olduğudur.Bu üç kelimenin birbirine karıştırılması sonucunda kardeşlik bir Yahudi siyonizmi olarak görülmektedir.Konuyla ilgili yazı yazan kalemlerin bunu yapmalarındaki en büyük neden Mısırda Tarihin hiçbir döneminde yaşamamış Yahudi varlığını doğrulama çabasıdır.Kısaca Hegelistik Teze anti tez oluşturarak bir nevi Yahudi varlığını olaylamak isterler.Fakat işin aslı Süleymanın mabedinde ırk oluşturmak için yazılan tevrata ait Tüm bilgilerin mısır ve babilden sentezlenip , Nietzcche nin Deccalda tanımladığı gibi kutsal olan kutsallığını süreç içerisinde Şeytan olarak adlandıracaktır.

İnsanlık tarihinde düşüncenin kırılma noktası Büyük Tufandır.Tufan sonrasında yaşanan medeniyet dalgalanmaları ve gezici yaşam biçimleri ve zorluklarla mücadele ata-erkil yapıların tarih sahnesinde öne çıkmasına neden olmuştur.Bu dönemde yöneten ve yönetilen sınıf ayrımları ve bunlara bağlı olarak bir dizi moneist dinler yazılarak yöneten sınıfın egemenliğini perçilemiştir.

Kardeşlik kültü , sınıfların olmadı ana-erkil bir yapıdır.Ana-erkil mevcut yaratılan düşünce sistemi içerisinde ata-erkilin tam karşılığı değil , sınıfsız ve kadın ve erkeğin eşit olduğu bir yapıdır.

Kardeşlik kültü ile ilgili milyonlarca kitap yazılmıştır, Asya , hint, yunan, roma ve tüm Avrupa ‘da düşünce değişimi yaşanmadan yayılan kült farklı toplumlarda farklı isimlerde anılmıştır.Kardeşlik idealinin tarih sahnesinde bir çok sembolü vardır, Bunlardan ilki Bozkurt’ tur.İlk sembolün Bozkurt olması oldukça önemlidir.Asyadan dağılan Kardeşlik Kültü eşitlik ve özgürlüğü simgeler.Romada ve tüm avrupada bozkurt sembolüne rastlanır, zaman içerisinde ata-erkil yapıların yerleşmesiyle , bozkurt kelime anlamı olarak avrupada fahişe anlamına dönüştürülmüştür.Romanın kuruluş efsanesi Kurt efsanesidir.Bugün tarih sahnesinde Bozkurt sembolü olan 2 millet kalmıştır. Türkler ve akrabaları Kızılderililer.




Kısaca kardeşlik kültü ile dünya tarihinin ilk karşılaşması , Cumae kentinin kadın rahibesi roma hükümdarı Tarquinus ‘undan randevu talep eder ve görüşmeye çıkar.Görüşme esnasında elinde dokuz kitap vardır ve bunları bir ücret karşılığında vermeyi teklif eder.Fakat istediği ücret yüksektir.İmparator bunun bir şaka olduğunu düşünür ve alaycı bir şekilde teklifi red eder.Kadın imparatorun bu davranışı karşısında 3 kitabı yırtar ve kalan 6 ‘sı için yine aynı ücreti ister, imparator kadının deli olduğunu düşünerek yine red eder , kadın 3 kitabı daha yırtar, kalan son 3 kitabı tekrar aynı fiyattan imparatorun önüne koyar , sonunda imparator kalan son 3 kitabı alarak , koruma altına aldırır.Bu efsanevi anlatımla ilgili birkaç farklı anlatımda olsa konu aynıdır.
Roma ‘lı tarihçi Tacitus Sibyl denen bu kadınların varlığını anlatılarında doğrulamıştır. Tarih sahnesindeki Kardeşlik kültünün ilk yazılı kayıtları böyledir.
Kitapların içeri şuanki konumuz dışında olmakla beraber Roma devleti , Huristiyanlık adında bir din yazana kadar , başa gelen tüm iktidarlar bu kitaplardan yararlanmışlardır. Hristiyanlığın romada resmi ideoloji olmasıyla birlikte dünya kütüphanelerin yakılması ve kimin elinde bu kitaplar varsa Heretic ilan ederek yok etmişlerdir.

Asyadan dağılan Kardeşlik , şaman geleneğine sahip toplumlarda karşımıza Kurt olarak çıkar, Romanın kurucuları Remus ve Romulus, bu iki kardeş bakire bir vesta bakiresinden doğmuştur.Latince kurt anlamına gelen lupa , hirsitiyanlığın doğuşuyla Fahişe anlamına dönüştürülmüştür.aynı şekilde Britanya topraklarında Lıetyy-filiast adlı tanrıça , hristiyanlıktan sonra ingilizcede dişi köpek anlamına gelen bicce , aşağılayıcı bir sıfat olan fahişe anlamına çevrilmiştir.Aynı zamanda İbranice bir sözcük olan Zonah , bazen yosma bazende kadın peygamber anlamında kullanılmıştır.

Remus ve remulus efsanesinde , tanrıça yada rahibe çağrışımları , ilahi dişi kurt kavramıyla sınırlı değildir.İkizlerin adlarının dilbilimsel kökeni , Latin dilinde vahşi hayvan anlamına gelen Rumis kökünden türetilmiştir ve bu bağlantı doğada tek başına bırakılan bebeklerin vahşi bir hayvan olan Kurt tarafından emzirilmesi olayına göndermedir.Aynı zamanda Romanın kurulduğu andaki adı Ruma dır, tıpkı Rumina adının dilbilimsel kökeni gibi Göğüs anlamına gelir.

Bu yaklaşım ortadoğudaki Ugarit-Kenan kültüründe en yüce tanrı olarak El için kullanılan El-Şaday dır.

(Detaylı Kaynak . Tanrılar Kadınken / Merlin Stone)



------------------------------
------------------------------
EK BİLGİ ;




KURDUN EMZİRDİĞİ ÇOCUK

DÜNYADA KURDUN EMZİRDİĞİ ÇOCUK İLE İLGİLİ İKİ TANE EFSANE VARDIR... BUNLARDAN BİRİ Çin tarihlerine de geçmiş olan TUKYU DESTANI, DİĞERİ DE ROMA'YI KURAN ROMUS-ROMÜLÜS EFSANESİDİR!..
Biz deriz ki, bunların ikisi de TÜRKLER'le ilgilidir!..

Aslında Batılı bilim adamları da bizimle aynı fikirdedir. Christopher Hampton şöyle der:

"Tarihçilerin yaptığı tahrifat yüzünden Roma Tarihi yüzyıllar boyunca, yanlış bilinmiş, yanlış tanınmıştır."

Fransız Etrüskolog Alain Hus ise aynı gerçeği şöyle dile getirir:

"ETRÜSKLER'in epopeleri, efsaneleri, gelenekleri Romalı tarihçiler tarafından Romalılara mal edilmiştir."(11)

Kendi de bir ETRÜSK olan VİRGİL'in "ENEİD"inde, İtalya'nın doğusuna yerleşmiş olan ETRÜSKLER ile, batısına yerleşmiş olan TRUVALILAR savaşır. ETRÜSKLER'in kralı TARKHON'dur. Bu adın bizim Orta Asyalı TARKAN adına olan yakınlığı dikkat çekicidir.

TİTUS-LİVİUS ve PLUTARK'a göre Roma'yı, KURDUN EMZİRDİĞİ ikiz kardeşler Romus ve ROMÜLÜS'ten ikincisi kurmuştur. Ama gene bu yazarlara ve VİRGİL'e göre ROMÜLÜS, TROYALILAR'IN TORUNUDUR. Yani Roma'yı kuran kişi ANADOLU kökenli bir ETRÜSK'tür, TİRHEN'dir, (TROYAN)

Bu iki antik yazar yalnız değildir. Bizim tarihçilerimiz konuya ilgisiz kalırken, pek çok batılı yazar aynı gerçeği değişik şekillerde ifade ederler.

Alain Hus:

"ROMA BAŞLANGIÇTA BİR ETRÜSK ŞEHRİ İDİ!..YÜZYILDAN FAZLA BİR ZAMAN İÇİNDE DE BUNDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİ!.."(12)

diyor. Raymond Bloch ise:

"ETRÜSKLER'İN ROMA'SI, GÜNEY ETRURİA'DAKİ DİĞER ETRÜSK ŞEHİRLERİNDEN FARKSIZ İDİ," (13)

demekte.. Öte yandan H.H.Scullard:

"ROMA BİR ETRÜSK ŞEHRİ SAYILABİLİR," (14)

diyor. Nihayet Christopher Hampton sözü bağlıyor:

"ASLINDA 250 YILLIK İLK DÖNEMDE ROMA BİR ETRÜSK ŞEHRİ İDİ!.." (15)

Bütün bunlardan, TRUVA'dan İtalya'ya göç edenlerin, ETRÜSKLER ile aynı ırktan olduğu sonucu çıkar.

Eski tarihçiler de, bugünkü etrüskologlar da Roma'nın "ETRUSCO RİTU", yani ETRÜSK TÖRESİ'ne göre kurulmuş olduğunu itiraf etmek zorunda kalmışlardır. (Kuruluş tarihi M.Ö.753, 21 Nisan'dır. Yani eski Türk Bahar Bayramı... şimdi Kürt ayırımcıların sahip çıkmaya çalıştıkları Nevruz)

ROMÜLÜS, Roma'nın kuruluşunda kendisine yardımcı olanlara QUİRİS= KURUCULAR adını verdi, ve şehrin mütena bir semtinde onlara bir yer tahsis etti. Bu yere TUSCUS VICTUS denildi. Yani ETRÜSK BÖLGESİ...

ETRÜSK kralları M.Ö.753-509 yılına kadar, yani 244 yıl Roma'da hüküm sürmüşlerdir. Bu kralların adları sonradan Latinler tarafından deforme edilmiş, sonlarına "US" takısı, bir de Latince ad eklenmiştir. Ayrıca Avrupalı tarihçiler, Roma hükümdarları arasında hangisi sönük, sevimsiz kral ise ETRÜSK saymışlar; hangi kral başarılı ise ona da Latin ve Sabin demişlerdir.

Roma krallarının adlarını aslına uygun, ve "S"leri atarak yazarsak, sırası ile şu isimleri elde ederiz:

RUMULU(S), NUMA, TULLU(S), ANKU(S), TARKHUİN(US) (bundan daha TÜRKÇE bir ad olabilir mi: TARKAN!..), 2. TULLU(İUS), 2. TARKHAN...

2. TARKAN'ın bir komplo ile M.Ö.509'da sürgüne gönderilmesiyle Roma'da Latinlerin devri başlamıştır. Tarihçi Attilio Gaudio bu konuda şöyle der:

"509'da Grekler tarafından desteklenen nasyonalist Latin ayaklanması, ETRÜSKLER'e Roma'yı kaybettirdi!.."

O tarihe kadar Romalılar ETRÜSKÇE yazmış, ETRÜSKÇE okumuşlardı... Roma tapınaklarında ETRÜSK DİNİ hakim olmuştu... ETRÜSK MÜZİĞİ Romalıların kulağını şenlendirmiş, onlara bugünkü müzik zevkini vermişti... AT YARIŞLARI Romalılara ETRÜSKLER'den miras kalmıştı... Yazar Aldo Massa'ya göre ETRÜSK MİLLETİNDEN HAYATİYET FIŞKIRIYORDU!..

Bugün ROMA KURDU olarak sergilenen antik heykel, hiç te Roma kurdu değildir. Romalılar tarafından savaş ganimeti olarak bir ETRÜSK şehrinden alınıp getirilmiştir... Heykeli yapan ETRÜSK heykeltraşın adı bile bilinmektedir!..

TUKYU EFSANESİ'ne göre bu halk önceleri BATI DENİZİ'nin veya HAZAR DENİZİ'nin BATI kenarlarında oturuyorlardı. (Bu yerin DOĞU ANADOLU olduğu ve ERGANİ'ye yakınlığı ortadadır.) Komşu bir kavim bunları yendi ve halkın tümünü yok etti. Yalnız kolunu bacağını yitirmiş bir tek delikanlı nasılsa sağ kaldı... Genci bulan bir kurt onu yiyeceğine besledi, iyileştirdi ve ondan gebe kaldı. Bir mağaraya yerleştiler. Kurt orada on tane oğlan doğurdu... Bunlardan ASENE ŞANE hepsinin lideri oldu. Kurdun iyiliğini unutmamak için de çadırın önüne KURT BAŞLI bir bayrak dikti.

HUN EFSANESİ'nde ise HİYANG-HU hükümdarı iki güzel kızını TANRI'ya sunmaya karar verir. Kızlarını kapattığı kulenin önüne bir kurt gelir ve bunu işaret sayan küçük kız kurttan hamile kalır. Çocuklar doğurur. HÜVEY-HÜLER (DOKUZ OĞUZLAR) bu çocukların soyundan gelir.

ERGENEKON DESTANI'ndaki dağ bize göre ERGANİ yakınlarındaki MADEN DAĞI'dır. Demircinin erittiği dağdan önlerine düşen BÖRTEÇİNE'nin (BOZKURT)yardımı ile kurtulurlar. (16)

Dünyada KURT efsaneleri olan, kurdu atası bilen ve kurdu bayrak yapan bir tek millet vardır: TÜRKLER!..

Latinlerin Roma şehrinin kuruluşu ile ilgili efsaneleri, TÜRK kökenli ETRÜSKLER'den alınma bir efsanedir!..

Bu kurdun altına sonradan Romus ve Romülüs'ün heykelleri eklenmişti. Bugün ikisi de kaldırılmıştır, dişi kurt heykeli tek başına şergilenmektedir.

Bugünün YAKUT TÜRKLERİ, milli destanlarının birinde şöyle bir olaydan söz ederler: Büyük yararlıklar göstermiş olan bir kahramanı mükafatlandırmak için bir TANRIÇA KURT, ona emsin diye sağ memesini uzatır... Aynı olay 2500 yıl önce ETRÜSKLER tarafından aynaların arkasına resmedilmiştir!

(11) - "Gli Etruschi, popolo segreto" (çeviri) 1959, sf. 137
(12) - "Gli Etruschi, Popolo Segreto", sf.149

(13) - Origins of Rome, Milano 1961, sf.17

(14) - "Prelydiens, Hittites, Acheens", Paris, 1958

(15) - The Etruscans and The Survival of Etruria

(16) - Gökalp Ziya, TÜRK Töresi, Toker Yayınları, İstanbul, 1990,


Beni kırmayarak resimleri çeken Bycene'ye Teşekkürler.

Konu AKHENATON tarafından (20-08-2008 Saat 14:20 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 20-08-2008, 17:06
serüvenci serüvenci isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 06 May 2008
Mesajlar: 917
Standart

akhenaton,

bu bilgiler başka bir sitede mevcut mu?

saygılarımla.
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 20-08-2008, 17:50
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

-InVi-´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
herkezi sana camur atiyor diye kabul ediyorsun, macedonyadaki veritas locasi bir yangin sonucu kullanilamaz hale gelmistir, yangin ile bütün evraklar yanmistir, siz kabul etmeye bilirsiniz, sizi cok rahatsiz edebilir, Mustafa Kemalin bir mason olmasi / olabilmesi....
Önce tutarlı atacağız. Veritas Locası yanmış kullanılamaz hale gelmiş madem, siz ya da bu iddiaları yapanlar neye dayandırıyorlar iddialarını? Ayrıca Atatürk'ün döneminde mason olduğu bilinen ve bu özellikleri o kişilere karşı itham olarak kullanılan Celal Bayar, Talat Paşa, Fethi Okyar gibi kişiler de vardı, ki bunların masonlukları öyle gizli saklı falan da değildi, hatta Talat Paşa mecliste bizzat açıklamıştı bu durumu. Diğer kişiler için bile durum buyken Atatürk'ün masonluğu neden kıyıda köşede kalmış, unutulmuş, bilinmeyen bir şey olsun? Yahut Atatürk mason olsa neden mason localarını kapatsın, o tek adam değil miydi?

Mustafa Kemal mason olsaydı, bunu bir tarihi veri kabul eder, değerlendirmesini de ona göre yapardım. Fakat Mustafa Kemal'in mason olduğuna dair hiçbir belge yoktur. Varmış ama yanmış diyorsunuz zaten siz de. Bu bana "inek nerde dağa kaçtı dağ ne oldu yandı bitti kül oldu" tekerlemesini hatırlatıyor, siz tekerlemelere inanmaya devam edin. Ben belgesi olmayan iddiaları çamur ve iftira kabul etmeye devam edeceğim; siz etmeyin, zaten sizin mezhebin geleneksel tavrıdır bu, yakışır.

ama sunu bilin ki Dünya Mason Localari onu Mason zaten Mason olarak kabul ediyor.....düsünün kurdugu kabinenin hemen hemen tüm üyeleri mason, sadece Atatürkün mason olmasi mi sizi rahatsiz ediyor ?
Ne yapalım? Şimdi Scientoloji tarikatı çıkıp Atatürk Scientologist idi dese buna da mı inanacağız? Bu iddiaları yapan locaların da elinde hiçbir belge olmadığı gibi, Atatürk'ün yaşamı da bu iddialara itibar etmemeyi gerektirecek ayrıntılarla dolu. En basitinden VGM'nin verdiği locaların kapatılma hadisesi. Atatürk istese locaları resmi kurum bile yapardı, kim itiraz edebilirdi? Ayrıca konu kabine üyeleri değil, Atatürk'ün mason olup olmaması, evet bir dönem Türk elit kesimleri arasında masonluk çok popülerdi (padişahın V. Murad da masondu mesela), bunun doğal neticesi de kabinede pekçok mason olmasıdır, fakat burada konu Atatürk, kabine değil.

Bakin kandahar, siz desteksiz atiyorsunuz diye, herkezi desteksiz salliyor sanmayin, benim bu idaami destekleyen harun yahya tipi yazarlar degil, ALMANYA HÜR VE KABUL EDILMIS MASON LOCASI ki alman ve avurupa masonlarin en güclü örgütlenrinden birisidir.....
Almanca bilmiyorum, internette her şeyi bulmanın mümkün olduğunu biliyorum. Verdiğiniz tercümeye göre bu yazı biraz fazla kısa ve desteksiz olmamış mı? Yani ben mesela Abdülhamid II masondu desem bu konuda en az 20-30 sayfalık bir makale yazmam gerekir, çünkü çok ciddi bir iddiadır bu. Dolayısıyla verilen linkte belge yok, veri yok, bilgi yok. Neden tartışmasız belge gibi kabul edeyim bunu?

Bakin bunu sadece almanlar demiyor....Türkiye Hür Ve Kabul Edilmis Masonlari da diyor.....
Demiyor ima ediyorlar bazı yazılarında bildiğim kadarıyla, masonları açıkladıkları hiçbir listede de Atatürk'ü görmedim. Kendilerine tavsiyem madem durum buydu bunu localar kapatılırken Atatürk'e söylemeleriydi. Öldükten sonra ismini kullanmak böyle aydınlık bir örgüte hiç yakışmıyor.

Ne demek masonlar kendi yazip cizdiklerini anlamiyorlar ?
Evet anlamıyorlar, nasıl ki meleklerin kaç kanadı olduğundan ve evrenin sırlarından bahseden şeyhleriniz bahsettikleri şeyler hakkında en ufak fikirleri yoksa mason tarikatları da neden bahsettiklerini bilmiyorlar. Bugün tıpkı diğer tarikat yapılanmaları gibi çıkar örgütünden başka bir şey de değiller. Yok "Yüce Mimar", yok "Hiram Usta", yok "Süleyman mabedinin sütunları"... Böyle aptalca şeyler.
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 20-08-2008, 17:58
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

kapecuk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
piramitler dünyanın birbirinden çok uzak ve alakasız bölgelerindede inşa edilmişlerdir.Dolayısıyla piramitin sadece yehovayla ilgisi olamaz.Belki yehovacılar piramitlerle kendi tanrıları arasında bir sembolik iletişim kurmayı kendi dinlerinin yayılması için uygun görerek bağlantıyı uydurmaya çalışmış olabilirler.

mesela g. amerikada piramitler vardır ama yehova yoktur.Piramit şekli hükümranlığın,toplum düzeninin katmanlara ayrıldığının zirved ise tek bir adamın ifadesidir.

Konu dini açıdan ise zirve en büyük tanrıyı ifade eder.
Ben piramit şekli sadece Yehovayla ilgilidir demedim Sayın Kapecuk. Masonluğun kullandığı piramit-Yehova'nın Gözü sembollerinin Ortadoğu'dan, ve hemen hemen kesin olarak da Yahudi mistisizminden alındığını söyledim. Masonluğun kökü de Templier Şovalyeleri vasıtasıyla Ortadoğu-Filistin bölgesine gittiğine göre piramit sembollerinin keşfi tarikatın kuruluşundan birkaç yüz yıl sonra yapılan G. Amerika yahut Asya piramitleri ile alakası olamaz.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:06 .