
11-09-2008, 23:58
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
|
|
Preach
bana akil veya yön verecek konumda degilsiniz,
madem ben inaniyorum kurani kerime birakin hesabini size degil, sizin düsünceleriniz ile olusan fikirlere degil, iman ettigim allaha vereyim.
kimsenin hic birseyi degistirp degistirmedigi yok, sadece bahsi gecen ayet'den ne anlayip anlamadigi var.
hem yeri geldiginde denilcek ki, bu ayet genel manada zina ve fuhus ile ilgili diyeceksiniz, ve "neden allah kadinin zinasi icin dört sahid" istedi diye ititraz edeceksiniz, sonra bu ayeti benim adima "escinsellik" ile konumlandiracaksinz, siz kimsiniz benim adima bu karari verecek konumda görüyorsunuz kendinizi ?
|

12-09-2008, 00:06
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
-InVi-´isimli üyeden Alıntı
Preach
bana akil veya yön verecek konumda degilsiniz,
madem ben inaniyorum kurani kerime birakin hesabini size degil, sizin düsünceleriniz ile olusan fikirlere degil, iman ettigim allaha vereyim.
kimsenin hic birseyi degistirp degistirmedigi yok, sadece bahsi gecen ayet'den ne anlayip anlamadigi var.
hem yeri geldiginde denilcek ki, bu ayet genel manada zina ve fuhus ile ilgili diyeceksiniz, ve "neden allah kadinin zinasi icin dört sahid" istedi diye ititraz edeceksiniz, sonra bu ayeti benim adima "escinsellik" ile konumlandiracaksinz, siz kimsiniz benim adima bu karari verecek konumda görüyorsunuz kendinizi ?
|
İyi niyetli bir uyarıcı diyelim..
|

12-09-2008, 00:16
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
|
|
Sagolun
ben müslümanim, sizin kadar yetenekli niyet okuyucusu degilim, bilmemedim, allah amellerinize göre degil de niyetlerinize göre versin demek düser bize
|

12-09-2008, 00:29
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
-InVi-´isimli üyeden Alıntı
Sagolun
ben müslümanim, sizin kadar yetenekli niyet okuyucusu degilim, bilmemedim, allah amellerinize göre degil de niyetlerinize göre versin demek düser bize
|
sadakallahül-azim,,,,el-fatiha
|

12-09-2008, 01:19
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
|
|
pante´isimli üyeden Alıntı
İçinizden iki kişi, fuhuş yaparsa, onlara eziyet edin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlardan vazgeçin. Çünkü Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok esirgeyendir.
|
Dur bakalım iyi anlamış mıyım? Allah sevişmeyin, sevişenlere eziyet edin demiş. Sonra onları doğal sevişme yeteneklerinden mahrum ederek, çeşitli ruh ve sinir hastalıklarına yakalanmalarını sağlayın demiş. Sonra onunla bırakmayıp çeşitli metabolik hastalıklara yakalanarak, onların canlılık kalitesini düşürün demiş. Hiç birşeye isyan edemez, karşı gelemez, göğüs geremez hale getirin demiş. Onları kalp, damar, akciğer, böbrek, dalak, pankreas hastalıklarına yakalandırın demiş. Sonra da onunla da yetinmeyip, yakalandıkları hastalıkların fazla yemekten, virüslerden, bakterilerden, kimyasal maddelerden olur bunlar deyip kimsyasal madde sektörü(ilaç) geliştirip onları sömürün ve onların tanrısı olun demiş.
Allahacısın.
Konu Serdar tarafından (12-09-2008 Saat 01:25 ) değiştirilmiştir.
|

12-09-2008, 01:27
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
|
|
preach´isimli üyeden Alıntı
Eşcinsellik bir Zihinsel Hastalık mıdır ya da Duygusal bir Problem midir ? Bu konuları herkesin kafasına göre yorumlaması yanlış olduğundan , bilimsel ve günümüzün kabul edilmiş son bilgisini ayağınıza getiriyorum..Kıymetini biliniz ve okuyunuz..
Hayır.Değildir.. Psikologlar, psikiyatristler ve diğer sağlık uzmanları, eşcinselliğin hastalık, zihinsel bozukluk ya da duygusal bir problem olmadığında hemfikirdirler... 35 yıldan beri yapılan yansız araştırmalar eşcinsel yönelimle duygusal ya da sosyal problemler arasında herhangi bir bağın olmadığını göstermiştir.
Geçmişte eşcinsellik hakkında ki bilgi,, terapi görmekte olan lezbiyen ve gaylerden elde edildiği için, toplum ve zihinsel hastalık uzmanları eşcinsellik ile ilgili taraflı ve gerçekdışı düşünceleri savundular... Ne zaman ki araştırmacılar terapi görmeyen lezbiyen ve gaylerden gelen bilgileri değerlendirdiler, eşcinselliğin zihinsel bir hastalık olduğu görüşünün yanlış olduğunu anladılar...
Amerikan Psikiyatri Birliği 1973 yılında yeni araştırmaların önemini tüm zihinsel ve ruhsal hastalıkları içeren resmi el kitabından “;eşcinsellik”; terimini çıkartarak onayladı. 1975 yılında ise Amerikan Psikoloji Birliği bu değişikliği destekleyen bir karar çıkarttı. Kimi insanlar eşcinsel yönelim ile zihinsel hastalıklar arasında bir bağ kurarak onları hasta olarak damgalamaktadır... Bunlar sadece ve sadece duygusallığa veya kutsal sayılan kişisel inançlara dayandırılmış yanlış bilgilerdir
|
Dünya 1950'lerden sonra yeni bir karanlık çağa girdi diyenlere hak vermeden edemiyor insan, biliyor musun dostum? Sen söyle bu karanlık çağın nedenini.
preach´isimli üyeden Alıntı
bilimsel ve günümüzün kabul edilmiş son bilgisini
|
de neymiş? Eskide kalmış doğru bilgiler. Sizler ne zamanki, "günümüzün bilimsel ve kabul edilmiş bilgileri" diye yutturulan şeyleri elinizin tersiyle ittiniz, işte o zaman kurtulacak dünya. Bu söylediklerinin hiç birisi bilimsel eğil, hatta biraz art niyetli ve günümüzde toplum mühendislerince, kürese emperyalizmin araçlarınca, psikolojik ve ekonomik bakımdan kölece bir toplum yaratmak için de kullanılmaktadır. Şimdi bir de "komplo teorisi bunlar yaaavvv" diye çıkışanlarınız olacak. Elbet olacak. Olmazsa zaten bir gariplik vardır. Çünkü emperyazlizmin işleri tıkır tıkır işliyor. Çook gördük bunları çook. Biz anlatacaz, siz yazacaksınız. Sonra tartışmanın konusu sapacak. Türkiye'de ve dünyada niye ılımlı-dindar bir burjuvazi üst tabaka başa yerleştirilmeye çalışılıyor sanıyosunuz?
Eşcinsellik köle toplumlarında olur ve köle toplumlarında daima "cinsel ahlak" anlayışı kol gezinir. Bu da genellikle o toplumda bir dini inanış ile birlikte paralel ilerler.
Yani siz diyorsunuz ki, eşcinsellik de doğal kadın erkek gibi değişik bir cins tür. Onu da alah yaratmış. Gayet sağlıklı, gayet doğal. İçlerinden öyle öyle geliyor, madem öyle olsun.
Birkere zihinsel hastalık diye birşey yoktur. Bütün zihinsl hastalıkların bedensel bir kökeni vardır. Ruh ve beden diye iki ayrı bağımsız bir alan yoktur dedik başta.
Eşcinselliğin nedeni, toplumsaldır, zorbacı, dinci, "doğaya aykırı ahlakçı" düzendir, ekonomiktir ve daha önceki iletilerimde saydığım gibi daha başka etkenlere de bağlıdır. Bu sorunların üstüne gidilmedikçe, eşcinsel insan kökü kesilmez. Ve sorunların üzerine gidilmedikçe yarın bir gün sizin çocuğunuz da veya çocuğunuzun çocuğu da eşcinsel olup çıkacak.
Kısacası eşcinsellik hastalıklı bir davranıştır, hastalıktır. Zorla insanlara kabul ettirilir.
Konu Serdar tarafından (12-09-2008 Saat 02:10 ) değiştirilmiştir.
|

12-09-2008, 01:51
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
Serdar´isimli üyeden Alıntı
Dünya 1950'lerden sonra yeni bir karanlık çağa girdi diyenlere hak vermeden edemiyor insan, biliyor musun dostum? Sen söyle bu karanlık çağın nedenini.
|
Ben onu bunu bilmem de siz o karanlık çağın tam orta yerine gömülüp kalmışsınız..Artık kimsenin sizi oradan kurtarabileceğinide sanmıyorum..Yeni bilimsel gerçekler peşinde koşup tezler ürettiğinize göre yakında okuruz tübitaktan falan sizi artık..
|

12-09-2008, 02:32
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
|
|
Eşcinsellik hormonal bir şey midir? Erkeklerde testesteron, kadınlarda östrejen (nelerde biliyorum) var. Gay lerde ve lezbiyenlerde tersi bir durum mu söz konusu?
Selamlar.
|

12-09-2008, 02:34
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 04 Sep 2008
Mesajlar: 47
|
|
Serdar bey'in ne kadar söylesek de eşcinsellik konusunda fikrinin değişeceğini sanmıyorum.Onun da bu konuda gözleri kulakları kapanmış.
En azından diğerleri okusunlar diye bir yazı ekliyorum.
Doç.Dr. Ebru Çakıcı - Psikiyatri Uzmanı
Eşcinsellik kesinlikle bir hastalık değildir. Biz eşcinselliği cinsel bir yönelim olarak görüyoruz. Genelikle bize bu konuda başvuran ailelere de durumu anlatırken, tercih yerine, "doğuştan gelen bir yönelim" demeyi tercih ediyoruz. Çünkü tercih dediğiniz zaman, "tercihse, değişebilir" diye düşünüyorlar. Oysa öyle değil. Nasıl bir kadının, karşı cinse bir yönelimi varsa ve bunu ne kadar uğraşsak da hemcinsine yöneltmek mümkün değilse, bu da böylel bir şey. Değiştirilemez, tedavi edilemez. Genellikle aileler durumu keşfettiklerinde, ilk bize başvuruyorlar. Neden diye sorguluyorlar. Bugüne kadar nedeni net bir şekilde açıklanamamış. Bazı durumlarda, çocuklukta yaşanan travmatik olaylar da belirleyici olabiliyor. Alınması gereken yeterli erkek modelinin olmaması da sebep olabiliyor. Ama temelde bu bir yönelimdir. Yapılan araştırmalarda, herhangibir biyolojik farklılık tesbit edilmemiştir. Toplumda, eşcinsellik genellikle cinsel sapıklık olarak algılanıyor ve "aman çocuğumdan uzak dursun" tepkisi veriliyor. Bu böyle değil. Biz toplum olarak, modern görünüyoruz, ama tutucuyuz ve dışlıyoruz. Bir eşcinsel için ise, bu bir depresyon ve travma sebebi. Onları en derinden etkileyen şey ise, aileleri tarafında dışlanmak. Oysa herhangibir kişilik özelliğini kabullenir gibi, cinsel yönelimini kabullenen herkes, çok daha sağlıklı yaşar.
-------------------------------------------------------------------------
Cinsel yönelim bir seçim midir?
Hayır. Cinsel yönelim birçok insanda henüz cinselliği yaşamamışken, ergenliğin ilk dönemlerinde ortaya çıkar. Bazı insanlar uzun süre eşcinselliğini heteroseksüelliğe dönüştürmeye çok çalıştığını fakat başarısız olduğunu belirtmiştir. Bu sebeplerden dolayı psikologlar cinsel yönelimin birçok insan için, istediğinde değiştirebileceği bilinçli bir seçim olmadığı görüşündedirler.
Eşcinsellik bir ruh hastalığı veya duygusal sorun mudur?
Hayır. Psikologlar, psikiyatrlar ve diğer ruh sağlığı uzmanları eşcinselliğin bir hastalık, ruhsal bozukluk veya duygusal sorun olmadığına karar verdiler. Son 35 yılda yapılan daha objektif çalışmalar bize eşcinselliğin duygusal veya sosyal sorunlarla ilgisi olmadığını göstermiştir. Eşcinsellik geçmişte bir hastalık olarak görülüyordu, çünkü ruh sağlığı uzmanlarının ve toplumun eşcinsellik konusunda önyargılı bilgileri vardı. Bunun sebebi de birçok çalışmanın sadece terapideki eşcinselleri kapsamasıydı. Hâlbuki araştırmacılar terapide olmayan eşcinselleri araştırdığında eşcinselliğin bir ruh hastalığı olmadığı anlaşıldı. 1973’te Amerikan Psikiyatri Derneği yapılan yeni araştırmaları önemli buldu ve eşcinsellik terimini ruhsal ve duygusal bozukluklar listesinden çıkardı. 1975’te de Amerikan Psikoloji Derneği de bunu destekleyen kararlar aldı. Her iki dernek de eşcinsellik ile hastalık ilişkilendirilmesini sonlandırmak amacıyla ruh sağlığı uzmanlarını uyardı. Bu karar yapılan yeni araştırmalarla her iki kurum tarafından tekrar onaylandı. Türkiye’deki psikiyatri de hastalık kategorisinden çıkarılmış halini, yani DSM 4’ü kullanıyor.
Neden bazı eşcinseller için ‘cinsel yönelimlerini dışa vurmak’ zordur?
Eşcinsellerin üzerlerindeki tektipleştirme ve mazur olmayan önyargılar sebebiyle, açılmak, eşcinsellere duygusal rahatsızlık veren zorlu bir süreç haline gelebilmektedir. Eşcinsel bireyler hemcinslerinden hoşlandıklarını anladıklarında kendilerini ‘farklı’ ve ‘yalnız’ hissederler. Açıldıklarında da aile, arkadaş, iş arkadaşı ya da dini kurumlar tarafından reddedilmekten korkabilirler. Şiddet ve ayrımcılık tehdidi, eşcinsel bireylerin cinsel yönelimleri konusunda açılmalarına engeldir. 1989’daki ulusal bir araştırma, eşcinsel oldukları için erkeklerin %5’inin, kadınların da %10’unun küfre ve fiziksel şiddete, toplamın %47’sinin de ayrımcılığa maruz kaldığını raporlamıştır. Diğer araştırmalar da yüksek oranlarda şiddet ve ayrımcılığın varlığını belirtiyor.
Eşcinsellerin kendilerine karşı olan önyargı ve ayrımcılığı yenmelerinde nasıl yardımcı olunabilir?
Eşcinsellere karşı olumlu düşüncelere sahip kişiler, en az bir eşcinsel bireyi yakından tanıdıklarını belirtiyorlar. Bu sebeple psikologlar, eşcinsel gruba yönelik olumsuz tutumun sebebinin eşcinsellerle yaşanmış herhangi bir olayla oluşmadığına, sterotipler (kalıp yargılar) ve önyargılarla oluştuğuna inanıyorlar. Diğer azınlıklarda da olduğu gibi şiddet ve ayrımcılıktan korunmak çok önemlidir. Örneğin, ABD’de bazı eyaletler cinsel yönelim sebebiyle bir kişiye saldırmayı ‘nefret suçu’ sayıyor ve sekiz eyaletin de cinsel yönelim ayrımcılığına karşı yasaları bulunuyor. Türkiye’de ise maalesef cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı engelleyici ve LGBTT bireyleri koruyucu bir yasal düzenleme yok. Bunun için LGBTT örgütlerin kampanyaları sürüyor ve herkesin desteği bekleniyor. Bunun yanında, eşcinsellere yönelik önyargı ve ayrımcılığı yenmenin yolu, bireysel olarak da etrafımızı bilinçlendirmeye ve doğru bilgilendirmeye özen göstermek olabilir.
Terapiyle cinsel yönelim değişebilir mi?
Hayır. Eşcinsel yönelimin bir hastalık olmamasına ve eşcinsel bireyleri heteroseksüel bireylere dönüştürmenin hiçbir bilimsel gerekçesi olmamasına rağmen, bazı bireyler kendilerinin ya da başkasının (örneğin çocuklarının) cinsel yönelimini değiştirme arayışı içine girebilirler. Böyle bir terapi yapan bazı terapistler hastalarının cinsel yönelimini değiştirdiklerini (eşcinselden heteroseksüele) raporlamışlardır. Yakından ve detaylı inceleme bu raporların pek çok yönden şüphe yarattığını gösteriyor: pek çok yargı ruh sağlığı uzmanlarından çok cinsel yönelim hakkında ideolojik fikirlere sahip olan kurumlar tarafından öne sürülmüş; tedaviler ve getirileri zayıf belgelerle kanıtlanmış ve tedaviden sonraki hasta takip süresi çok kısa tutulmuş. 1990’da Amerikan Psikoloji Derneği, değiştirme terapisinin işe yararlılığı konusunda hiçbir bilimsel bulgunun olmadığını ve bu terapinin yarardan çok zarar verdiğini belirtmiştir. Bir kişinin cinsel yönelimini değiştirmek sadece cinselliğini değiştirme meselesi değildir; o kişinin duygusal, romantik ve cinsel hislerini, ayrıca sosyal kimliğini ve öznelliğini değiştirmeyi gerektirir. Bazı ruh sağlığı ilgilileri cinsel yönelimi değiştirmeye yeltense de diğerleri, hastalık olmayan ve tamamen insanın kişiliğine ait bu özelliğini değiştirme denemelerinin etik olup olmadığını tartışıyorlar. Eşcinsellerin hepsi cinsel yönelimlerini değiştirecek terapiye ihtiyaç duymuyor. Eşcinseller de herhangi biri gibi herhangi bir sebepten tedavi isteyebilir. Bununla birlikte açılmayla ilgili yardım veya önyargı, şiddet ve ayrımcılıkla baş etmeyle ilgili psikolojik destek isteyebilirler.
www.kaosgl.com alıntıdır.
|

12-09-2008, 02:38
|
|
|
(97) Ya şimdi şu köy, kasaba ahâlisi geceleyin uyurlarken azâbımızın kendilerine baskın halinde gelivermiyeceğinden emin mi oldular?
(97) O ülkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
ARAF 97 أفأمن أهل القرى أن يأتيهم بأسنا بياتا وهم نآئمون
(98) Yine o köy kasaba ahâlisi kuşluk vakti oynayıb eğlenib dururlarken kendilerine azâbımızın gelivermiyeceğinden emin mi oldular?
(98) Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu-azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler?
ARAF 98 أو أمن أهل القرى أن يأتيهم بأسنا ضحى وهم يلعبون
(30) Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihzâ ediyorlardı
(30) Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir peygamber gelmeyi görsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
YÂSÎN 30 يا حسرة على العباد ما يأتيهم من رسول إلا كانوا به يستهزؤون
(5) Bununla beraber Rahmandan kendilerine yeni bir zikir gelmiyor ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar
(5) Onlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler.
ŞUARA 5 وما يأتيهم من ذكر من الرحمن محدث إلا كانوا عنه معرضين
(6) Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek
(6) Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu edinmekte oldukları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.
ŞUARA 6 فقد كذبوا فسيأتيهم أنباء ما كانوا به يستهزئون
(202) Ki geliversin de kendilerine ansızın, hiç farkında değillerken
(202) Artık o (azab), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir. ŞUARA 202 فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون
(8) Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azâbı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihzâ ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır
(8) Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelersek, mutlaka: «Onu akılkoyan nedir?» derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
HÛD 8 ولئن أخرنا عنهم العذاب إلى أمة معدودة ليقولن ما يحبسه ألا يوم يأتيهم ليس مصروفا عنهم وحاق بهم ما كانوا به يستهزؤون
(11) Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar (11) Onlara herhangi bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
HİCR 11 وما يأتيهم من رسول إلا كانوا به يستهزؤون
(5) İşte en belli hak geldiği zaman da kendilerine yalan dediler, fakat yakında onlara ne ile istihza etmekte olduklarının haberleri gelecek
(5) Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya almakta olduklarının haberleri onlara gelecektir.
EN'ÂM 5 فقد كذبوا بالحق لما جاءهم فسوف يأتيهم أنباء ما كانوا به يستهزؤون
(7) Hiç bir Peygamber de gelmiyordu ki kendilerine onunla mutlak eğlenmesinler (7) Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi. ZUHRUF 7 وما يأتيهم من نبي إلا كانوا به يستهزؤون
(55) Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiği halde insanları iman etmekten ve günahlarının mağrifetini istemekten alıkoyan da başka değil, ancak kendilerine evvelkilerin sünneti gelmesi veya Âhıret azâbının gözleri önüne gelmesi kazıyyesidir
(55) Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak evvelkilerin sünnetinin kendilerine de gelmesi ya da azabın onları karşılarcasına kendilerine gelmesi(ni beklemeleri) dir.
KEHF 55 وما منع الناس أن يؤمنوا إذ جاءهم الهدى ويستغفروا ربهم إلا أن تأتيهم سنة الأولين أو يأتيهم العذاب قبلا
(45) Ya şimdi eman mı buldu o kimseler: o fenalıkları yapmak için hile kurup duranlar, Allahın kendilerini Yere geçirmesinden? veya hatır-u hayallerine gelmez cihetlerden kendilerine azâb gelivermesinden?
(45) Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?
NAHL 45 أفأمن الذين مكروا السيئات أن يخسف الله بهم الأرض أو يأتيهم العذاب من حيث لا يشعرون
(1) Haberiniz olsun ki biz Nuhu kavmına gönderdik, kavmını inzar et diye, gelmezden evvel onlara bir azâbı elîm
(1) Hiç şüphesiz, biz Nuh'u; «Kavmini, onlara acı bir azab gelmeden evvel uyarıp-korkut» diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik.
NUH 1 إنا أرسلنا نوحا إلى قومه أن أنذر قومك من قبل أن يأتيهم عذاب أليم
(44) Hem inzâr ile haber ver insanlara o azâbın geleceği günü, o vakıt diyecek ki o zulmedenler yarabbenâ! Bizi yakın bir ecele te'hır buyur, da'vetine icabet edelim ve Peygamberlerin izince gidelim, hani ya bundan evvel yemin etmiş değil miydiniz: Sizin için zeval yoktu ya?
(44) Azabın kendilerine geleceği gün (ile) insanları uyarıp-korkut ki, (o gün) zulmedenler, şöyle diyecekler: «Bizi yakın bir süreye kadar ertele ki, Senin çağrına cevap verelim ve peygamberlere uyalım.» Oysa daha önce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler sizler değil miydiniz?
İBRÂHİM 44 وأنذر الناس يوم يأتيهم العذاب فيقول الذين ظلموا ربنا أخرنا إلى أجل قريب نجب دعوتك ونتبع الرسل أولم تكونوا أقسمتم من قبل ما لكم من زوال
(2) Rablarından kendilerine gelen her yeni ıhtarı mutlak eğlenerek dinliyorlar (2) Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, onlar bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinlemektedirler.
ENBİYÂ 2 ما يأتيهم من ذكر من ربهم محدث إلا استمعوه وهم يلعبون
(55) O küfredenler de kendilerine o saat bağteten gelinciye veya akîm bir günün azâbı gelinciye kadar ondan bir şekk içinde kalır giderler
(55) Küfre sapanlar ise, kıyamet-saati onlara apansız gelinceye ya da kesintiye uğramış (akîm, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür-git kalacaklardır.
HAC 55 ولا يزال الذين كفروا في مرية منه حتى تأتيهم الساعة بغتة أو يأتيهم عذاب يوم عقيم
(210) Onlar sade gözetiyorlar ki Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle geliversin de kendilerine iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allaha götürülür (210) Onlar, bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve işin bitirilivermesini mi gözlüyorlar? Oysa bütün-işler Allah'a döner.
BAKARA 210 هل ينظرون إلا أن يأتيهم الله في ظلل من الغمام والملآئكة وقضي الأمر وإلى الله ترجع الأمور
..................
Yukarıya ilgili kelimenin genel anlamda kullanıldığı Kuranda geçen ayetlerin aldım.
Öncelikle sorunu tespit edelim.
Deniyorki,
Nisa 15 de Fuhuş yapan kadınlar zaten zikr edilmiş, Nisa 16 da fuhuş yapan erkeklerden söz ediyor.
Burada Yaşar Nuri cinlik yaparak, Fuhuşu her iki cinsin arasındaki fiil olarak tanımlayarak kadın seviciliğine kadar işi götürüyor.
....
Nisa 15 Elmalı eski Meali...
(15) Kadınlarınızdan fuhşü irtikâb edenlerin aleyhlerine sizden dört şahid getirin, eğer şehadet ederlerse o kadınları evlerde hapsedin tâ ölüm kendilerini alıb götürünceye veya Allah haklarında bir yol açıncaya kadar
Nisa 16 Elamlı Eski Meali..
(16) Sizlerden onu irtikâb edenlerin ikisini de eziyyete koşun eğer tevbe edib ıslâh olurlarsa onlardan vaz geçin, çünkü Allah tevvab, rahîm bulunuyor
........
Nisa 16 dan başlarsak, Elmalı buradaki Yaşar Nuri'nin yapacağı cinliği görerek nisa 16 ya fuhuş belirtecini koymamış. Zira ayetde geçen fuhuş kelimesi yok. Ancak konunun fuhuş olduğpuda bir açık olduğu için güya gizlemiş.
Yaşar Nuri de balıklama atlamış.
Bakalım öylemi.
Öncelikle uzunca verdiğim ayetlerdeki ي أتيهم kelimesinin genel anlamda hangi manalarda kullanıldığını merak eden araştırabilir.
Nisa 16 da ise bunun erkleri tarif ettiği de doğrudur.
Şimdi okuyalım,
Nisa 15: Kadınlarınızdan fuhşü irtikâb edenlerin aleyhlerine sizden dört şahid getirin, eğer şehadet ederlerse o kadınları evlerde hapsedin tâ ölüm kendilerini alıb götürünceye veya Allah haklarında bir yol açıncaya kadar
Fuhşu irtikap etmek : Kadının dini kurallar dışında bir başka erkek ile cinsel birleşmede bulunması.
Fuhuş: Erkek ile kadının din kuralları dışında birlikte olmaları. Bu ister para ile kadının geçimini sağlamak olsun isterse evli bir erkek veya bekar bir erkekle birlikte olması demektir.
Yani nisa 15 de kadınların fuhşu yapması demek. erkek ile din kuralları dışında birlikte olması demektir.
Nisa 16: Sizlerden onu irtikâb edenlerin ikisini de eziyyete koşun eğer tevbe edib ıslâh olurlarsa onlardan vaz geçin, çünkü Allah tevvab, rahîm bulunuyor
Sizlerden onu irtikap edenlerin : Yani siz erkelerden de fuhşu yapanların.
Fuhuş: Erkeğin dini kurallar dışında, evli veya bekar bir kadınla birlikte olmasıdır.
........
Peki Oki neden kafalar karışıyor.
Aslında karışan birşey yok burada. Fuhşun tanımını kasıtlıolarak yanlış yapmak var.
Bence burada kadınların eşcinsellik aramaktan ziyade itiraz etmeleri gereken konu; aynı fiili kadın yapınca ayrı ceza verilirken erkek yapınca neden farklı ceza verildiği olmaldır.
...
Oki,, Yaşar Nurinin verdiği gibi meal verilemez mi, sonuçta adam alim. 7dilde Kuran okuyor
Yaşar Nurinin alimliğine bişey demem. Benim bilgim de bukonuda yoktur. Ama şunu bilirimki kim neyi nasıl görmek isterse öyle görür.. Demekki Yaşar Nuride de ****lik had safhadaki bu ayeti böyle görmüş.
Gelelim Lut kavmi konusuna;
Yaşar Nuri kendine delil olarak sanıyorum elfuhşiyat kelimesini delil seçmiş.
Demişki Lutun yaptıkları da elfuhşiyat olarak anlatılmış, nisa 15 de de el fuhşiyat var.
Oysa kuranda fuhuş kelimesi geçen yerlere baktığımızda fuhşun dini kurallar içinde olmayan birliktelik olduğunu rahatlıkla anlıyoruz. Livatada kural dışı olduğu için bir fuhuştur zaten.
Yani aynıkelime iki ayette birbirine delil olamaz. Zira fuhuş genel kavramı içeren bir kelimedir.
........
Velevki öyle olsa,
Yani Yaşar Nuri'nin dediği gibi olsa;
Bu sizce dinin topluma kazandırdığı bir ahlaki faziletmidir. Yoksa gericilik mi?
Bugün eşcinselliğin toplumların kanayan bir yarası olduğunu kabul etmeyen gelişmiş topluluk yok diye tahmin edyorum.
Eğer eşcinselliği bir kişisel özgürlük olarak ele almak isteyen varsa; bu tamamen kendi kişisel cinsi eğilimlerinin dışa vurumu olarak kabul edilemelidir. Zira toplumsal bir eğilimin tarih boyunca sürekliliği olmamıştır. Briz örnek olarakta zaten Lut kavmi verilerek bunun ahlakı yok eden bir kötülük olduğu belirtilmiştir.
İlla da ben ****lik yapacam diyenleride Kuran , yine hoşgörü ile yaklaşarak bunları terbiye edin diyerek topluma bu konuda bilinçlenme görevini tevdi etmiştir.
Sözün özü olarak diyebilirimki,
Nisa 15 ve nisa 16 ayetlerini eşcinsel ayetler olarak değerlendirmek okuyucunun kendi kişisel tercihidir.
Selamlar
Konu okinono tarafından (12-09-2008 Saat 02:45 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:38 .
|