
25-12-2009, 22:44
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
|
|
faran kardeş söylesene :
madem çift yaratmış kuran neden bir erkeğe dört kadın veriyor???
kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
|

25-12-2009, 23:01
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 16 Dec 2009
Mesajlar: 230
|
|
uyar´isimli üyeden Alıntı
faran kardeş söylesene :
madem çift yaratmış kuran neden bir erkeğe dört kadın veriyor???
|
çoklu evlenme sadece islamda yoktur islamdan önce de mevcuttur. mesela bugünkü tevratı açıp okursanız
tevratat Hz. Davud ( Aleyhisselam )'ın birden fazla eşi olduğu Hz. Süleymanın 700 eşi 300 cariyesi olduğu yazmakatdır. eski roma çin babil hindistanda çoklu evlenmek gelenekti.
islamiyet der ki:
4 eşle evlenebilirsin. fakat 4'ün dışı haramdır. 4 ile sınırlamıştır.
fakat birinci eşle evlendiysen ikinci eşle evleneceksen birinci eşden bu konuda razı olması lazımdır. ve hepsine adaletli davranacaksın
sizler dıştan konuşuyorsunuz içeriğe bakmıyorsunuz!!!
|

25-12-2009, 23:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
|
|
ozaman kuranda çift kavramı yok demekki... biredört kavramı var..
kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
|

25-12-2009, 23:12
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 16 Dec 2009
Mesajlar: 230
|
|
uyar´isimli üyeden Alıntı
ozaman kuranda çift kavramı yok demekki... biredört kavramı var..
|
hayır Kuran-ı Mucizil Beyan'da çift kavramı mevcuttur.
سُبْحَانَ الَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ وَمِنْ أَنفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ
Subhânellezî halakal ezvâce kullehâ mimmâ tunbitulardu ve min enfusihim ve mimmâ lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Arzın yetiştirdiği herşeyden, onların nefslerinden ve bilmedikleri şeylerden çiftler (eşler) yaratan, O (Allah), Sübhan'dır (herşeyden münezzeh).
1.subhânellezî (subhâne ellezî): o sübhandır, herşeyden münezzehtir
2.halaka: yarattı
3.el ezvâce: çiftler, eşler
eş yönünden ise fıkıh yönündendir yani 2 eşe birince eş izni olması gerekir.
|

25-12-2009, 23:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
|
|
ozaman neden bir erkeğe bir kadın değil de dört=4 kadın??? açıklar mısın??
kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
|

25-12-2009, 23:21
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 16 Dec 2009
Mesajlar: 230
|
|
uyar´isimli üyeden Alıntı
ozaman neden bir erkeğe bir kadın değil de dört=4 kadın??? açıklar mısın??
|
Bugün kü TEVRATTAN:
Gen.4:19 Lemek iki kadınla evlendi. Birinin adı Adâ, öbürünün ise Silla'ydı.
1 Chr.4:5Tekoa'nın kurucusu Aşhur'un Helah ve Naara adında iki karısı vardı.
2 Chr.13:21Aviya ise gitgide krallığını güçlendirdi. On dört kadınla evlenip yirmi iki erkek, on altı kız babası oldu.
1 Kg.11:3 Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onu, yolundan saptırdılar.
eskiden evlenme geleneği sadece islamda yoktu Eski babil, eski roma, çin hindistan da mevcuttur. eski iran da mevcuttur. fakat islamiyet 4 ile sınırladı.
diyorum ki anlamıyorsun:
islam der ki: birinci eş varken, ikinci eşi alacaksan birinciden rıza alman şarttır. ve ayrıyetten islam da hiçbir kimse sevmediği kimseyle evlenemz bunlar hadislerde islam tarihinde mevcuttur.
|

25-12-2009, 23:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
|
|
faran´isimli üyeden Alıntı
Bugün kü TEVRATTAN:
Gen.4:19 Lemek iki kadınla evlendi. Birinin adı Adâ, öbürünün ise Silla'ydı.
1 Chr.4:5Tekoa'nın kurucusu Aşhur'un Helah ve Naara adında iki karısı vardı.
2 Chr.13:21Aviya ise gitgide krallığını güçlendirdi. On dört kadınla evlenip yirmi iki erkek, on altı kız babası oldu.
1 Kg.11:3 Süleyman'ın kral kızlarından yedi yüz karısı ve üç yüz cariyesi vardı. Karıları onu, yolundan saptırdılar.
eskiden evlenme geleneği sadece islamda yoktu Eski babil, eski roma, çin hindistan da mevcuttur. eski iran da mevcuttur. fakat islamiyet 4 ile sınırladı.
diyorum ki anlamıyorsun:
islam der ki: birinci eş varken, ikinci eşi alacaksan birinciden rıza alman şarttır. ve ayrıyetten islam da hiçbir kimse sevmediği kimseyle evlenemz bunlar hadislerde islam tarihinde mevcuttur.
|
ozaman çift kavramı güme gidiyor.... demekki kutsal kitaplarda da kuranda da böyle bişey yok... demekki kuran evrensel bişeyler söylemiyor eski toplulukların benzeri eskilerde kalmış şeyler söylüyor.. nede olsa 1400 yıl öncesinin köhne düşünceleri...kuralları..
kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
|

25-12-2009, 23:57
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
Taberi: Yerin bitirdiklerinden, kendilerinden ve bilmedikleri daha nice şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir.
Bütün çiftleri yaratan Allah, her türlü eksiklik ve kusurlardan beridir. Bu çiftler, yeryüzünde biten bitkilerde, bizzat insanların kendilerinde ve insanların bilmediği daha nice şeylerde mevcuttur.
Allah teala bu âyet-i kerimede bitkileri, insanları ve bilinmeyen daha birçok şeyleri erkekli dişili olarak çiftler şeklinde yarattığını beyan ediyor. Bu hususta diğer bir âyette de şöyle buyuruluyor: "Düşünüp ibret alasınız diye biz herşeyi çift çift yarattık.’’ (zariyat/49)
Muhammed Esed: Toprağın verdiği her türlü ürünü, insanların bizzat kendilerini ve hakkında [henüz] bilgi sahibi olmadıkları şeyleri çift çift yaratan Allah ne yücedir! (18)
18- Lafzen, "O, yerin çıkardığı her şeyden ve kendilerinden ve hakkında hiç bilgileri olmayan şeylerden birer çift yaratmıştır": bu, canlı ya da cansız bütün varlıklarda mevcut bulunan çift kutupluluğa (polarity) bir işarettir. Bu durum insanlar, hayvanlar ve bitkilerdeki iki cinslilik, (tabiattaki) aydınlık ve karanlık, sıcak ve soğuk, artı ve eksi çekim ve elektrik gücü, atomun yapısındaki artı ve eksi yükler (proton ve elektronlar) vb. olduğu gibi, karşıt fakat birbirini tamamlayıcı güçlerin varlığında kendini gösterir. (Zevc isminin, 13:3 ile ilgili not 7'de açıklandığı gibi, hem "bir çift"i, hem de "çiftlerden biri"ni ifade ettiği hatırlanmalıdır.) "Hakkında bilgi sahibi olmadıkları şey", insan tarafından henüz keşfedilmemiş, fakat potansiyel kavrayış gücü içinde bulunan şeyleri veya olguları ifade eder: parantez içinde "henüz" kaydını koymamın sebebi budur.
İskender Evrenosoğlu: Arzın yetiştirdiği herşey çift olarak yaratılmıştır. Daima bir dişi bir de erkek vardır. İnsanlardan da bir dişi, bir erkek yaratan gene Allah'tır.
İnsanların bilmedikleri şeylerden de çift yaratan Allah'tır. İnsanlar, şeytanları ve cinleri bilmiyorlar, görmüyorlar. Allahû Tealâ, onlardan da çiftler yaratmıştır. Hayvanların bir kısmını biliyoruz, bir kısmını ise bilmiyoruz. Allahû Tealâ hayvanları da çift olarak yaratmıştır. Afrika'nın herhangibir ormanında hiç görmediğimiz herhangibir mahlûkun da hayvanın da mutlaka çift olması gerekir ki nesli devam edebilsin. Allahû Tealâ, sonsuz hayatı böyle devam ettiriyor. Çiftler yaratıyor. Çiftlerin çocukları oluyor. Çocuklar büyüyor, onların çocukları oluyor. O çocuklar büyüyor onların çocukları oluyor. Bu arada evvelkilerin hepsi sırayla ölmüş oluyorlar. Ama nesiller boyu insanlar ve hayvanlar yaşamaya devam ediyor. Hayat devam ediyor.
Seyyid Kutub: 33- Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarırız da ondan yerler.
34- Orada hurma ve üzüm bahçeleri yarattık; orada çeşmeler akıttık.
35- Ki, onun ürününden ve ellerinin emeğinden yesinler. Hala şükretmiyorlar mı?
36- Allah ne yücedir ki, toprağın bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden olan bütün çiftleri yaratmıştır.
Onlar peygamberi yalanlamakta, fakat yüz çevirenlerin akıbetlerini düşünmemekte ve onların gidip de dönmeyişlerinin ne anlama geldiğini idrak etmemektedirler. Peygamber onları sadece Allah'a çağırıyor. Çevrelerinde var olan her şey onlara yüce Allah'tan söz etmekte, onu göstermekte ve O'nun varlığına tanıklık etmektedir. İşte kendilerine yakın olan yeryüzü, onu cansız bir ölü halinde görmekteler, onda ne hayat var ne de hayatı oluşturan su... Sonra aynı yeryüzü canlı taneler bitirmeye başlamış, hurma ve üzüm bahçeleri ile süslenmiş ve içinden su kaynakları çıkartmış, kısacası her tarafından hayat fışkırmaya başlamıştır.
Hayat öyle bir mucizedir ki, insan eli ona ulaşamaz. Ancak yüce Allah'ın kudret elidir ki, mucizeler yaratabilir ve ölü olan şeylerde canlandırmayı sağlayabilir. Gerçekten yetişen bir ekini, hoş bahçeleri ve olgunlaşmış meyveleri görmek yüce Allah'ın yoktan var eden kudret elini görmek için insanın gözünü ve kalbini açar. Bu öyle bir eldir ki, özgürlüğe ve ışığa çıkmak isteyen tohumun önündeki, toprağı yaran bu eldir. Körpe dalları yaprak ve meyvelerle süsleyen, çiçeği açtırıp meyveleri olgunlaştıran ve "Ki, onun ürününden ve ellerinin emeğinden yesinler" koparılıp işlenmeye hazırlayan yine bu kudret elidir. İnsana çalışma gücü veren sadece yüce Allah'ın elidir. Nitekim ekinlere de hayat ve gelişme gücü bahşeden yine O'nun elidir. "Hala şükretmiyorlar mı?"
Bu yumuşak ve nazik dokunuştan sonra yüce Allah onları kendi vicdanları ile baş başa bırakıyor ki, çeşitli bitki ve bahçeleri gözlerinin önüne koyup bilgi sahibi yapan; ekinleri tıpkı insanlar ve hakkın da kendisinden başka hiçbir kimsenin bilgisi olmadığı daha nice varlıklar gibi çift çift yaratan Allah'ı tesbih etsinler diye...
"Allah ne yücedir ki, toprağın bitirdiklerinden, kendilerinden ve bilmedikleri nice şeylerden olan bütün çiftleri yaratmıştır."
Bu tesbih tam zamanında ve yerinde gelmekte ve kendisi ile birlikte şu varlık aleminin gerçeklerinden büyük bir realite ortaya çıkmaktadır. Bu realite yaratma kavramında "birlik"tir. Yasama ve otoritede "birlik"tir bu... Öyle ki, yüce Allah canlıları çift çift yaratmıştır... Bu konuda bitkiler de aynen insanlar gibidir. Ve bunun dışındaki öteki canlılar da hep çifttir. "Onların bilmedikleri nice şeylerden" İşte bu birlik, insana yaratıcı kudret elinin, bir olduğu izlenimini vermektedir. Sayısını ancak yüce Allah'ın bildiği bunca canlı yaratıklarda, şekilleri, hacimleri, türleri, cinsleri, özellikleri ve karakterleri ayrı ayrı olmasına rağmen, yaratma kurallarını belirleyen işte bu kudret elidir. Kim bilir bu kural belki de cansızlara varıncaya kadar tüm evren için geçerli bir kuraldır. Nitekim daha önceleri maddenin bölünebilen en küçük parçası olarak .bilinen atomun da çift, olduğu birbirine birleşen artı ve eksi elektrik yüklü iki zıt ışından oluştuğu artık bilinmektedir. Yine bunun gibi, birbirine bağlı, birbirini çeken ve sanki bir ritim doğrultusunda adım yürür gibi aynı yörüngede dönen binlerce yıldız çifti vardır.
Bu sıralananlar içinden hayat fışkıran ölü yerin yüce Allah hakkında delili idi. Buradan gökyüzünün deliline ve kulların gözleriyle gördükleri bu delil ile ilgili manzaralara geçilecektir. Bu olağanüstü şeyleri ve mucizeleri meydana getiren yüce Allah'ın kudret elidir.
Mevdudi: Yani, O her ayıptan münezzehdir. O'nda hiçbir zaaf ve eksiklik olmadığı gibi ortağı da yoktur. Müşrikler Allah'a ortak koştukları için bu deliller öne sürülmüştür. Çünkü şirk koşmak - Allah'a sığınırız- Allah'da bir zayıflık ve noksanlık var demektir. Güya o ortaklar, Allah'ın eksik yönlerini tamamlayacak ve O'na yardım edeceklerdir. Yine onlar, Allah'ı dünyadaki hükümdarlar gibi zannederek kendisinin vezir ve müşavirlere muhtaç olduğunu ve sevgili veliaht ve yakınlarının hükümranlığına karışabileceklerini tasavvur ederler. Böylesine cahilce tasavvurlar olmasaydı, şirk de olmazdı. Bu nedenden ötürüdür ki Kur'an'ın çeşitli yerlerinde Allah'ın müşriklerin iftira ettikleri tüm ayıp, zaaf ve noksanlıklardan, pak ve münezzeh olduğu bildirilmiştir.
Bunlar Tevhid hakkında öne sürülmüş delillerdir. Daha önce zikredilmiş olan bazı gerçekler, burada tekrarlanıyor. Çevrenizde gece gündüz sürekli gördüğünüz şeyler üzerinde dikkatle düşündüğünüz takdirde bile, tevhid akidesine ulaşabilirsiniz. Erkek ve kadının birleşmesinden insan meydana geliyor, hayvanların da dişili-erkekli yaratılmasından onların nesli devam ediyor. Bitkiler de aynı kanunlara bağlıdırlar. Hatta cansız maddelerde de, farklı unsurlar biraraya gelerek, mürekkeb varlıklar oluşuyor. Sözgelimi maddenin temel yapısında bulunan pozitif ve negatif elektronların biraraya gelişiyle birlikte elektrik ortaya çıkmaktadır. Nitekim kâinatın yapısında bulunan tüm maddeler pozitif ve negatif olmak üzere bir çiftten ibarettir. Yani kâinat o kadar hassas ve dengeli bir şekilde inşa edilmiştir ki, akıl sahibi hiçbir insan tüm bunların bir tesadüf sonucu meydana geldiğini söyleyemez. Ayrıca bunca sayısız çiftin biraraya gelerek oluşturduğu bu muazzam nizam, birkaç yaratıcının eseri olamaz. Bu çiftleri biraraya getirmek suretiyle çeşit çeşit mahluku yaratmak, Allah'ın birliğinin apaçık bir ispatıdır.
|

25-12-2009, 23:58
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
Özellikle yenilikçi ve geleneksel din adamlarından tefsirler aldım örnek olarak. Dikkat edileceği gibi geleneksel din adamları (Taberi gibi oldukça eski zamandan ve Evrenosoğlu gibi yakın zamandan) Kur’andaki genel anlamdan ve kullanımdan yola çıkarak ikili eş (dişil-eril) anlamında yorumlamışlardır. Özellikle bilinenden yola çıkarak yorumlamışlardır. En geniş açıklamayı yapan Seyyid Kutub ayetin öncesine de dikkat çekerek konunun anlam bütünlüğünü göstermiştir aslında, aueti tek başına ele alırsak çift çözcüğünden günümüz din adamlarının çıkardığı bir anlam çıkarılabilir elbette ama öncesine baktığımızda görüyoruz ki bize ölümü ve doğumu yani yaradılışı anlatıyor ayet. Yenilikçi denilen günümüz din adamları ise tefsirlerinde geleneksel anlayışa değinip (küfre düşmemek adına) birde günümüz bilgilerine göre de bilinen gerçekleri sunuyorlar yorumları arasında. İlginçtirki mucize olarak gösterilen şeyler aslında bilimin mevcut kullanımında olan şeylerdir hep, yani mucize hiçbir zaman yenilikçi din adamlarında kelime anlamında kullanılmaz, mesela İnsanlığın hala bilgi dağarcığında olmayan bir şeyi Kur’anda bulupta işte mucize dememişlerdir. Bilindiği gibi mucize olması imkansız bir şeyin olmasıdır ve doğmatik dinler ile masallarda vardır böyle iddialar. Birde şimdi yenilikçi denilen din adamlarının yeni dini yorumlarında vardır artık ama dediğim gibi nedense hep gavur bilim adamlarının buldukları bilimsel verileri onlarca yıl sonra ele alıp işte sana Kur’anda mucize demektedirler nedense. Bunu yaparken belli bir ayeti almakta hatta içindeki tek bir sözcüğü almakta ve ona istediği anlamı yükleyerek istediği sonuca varabilmektedir bu din adamları. Tüm bunları yaparken surenin bütünü içindeki anlamı, ayetin öncesi ve sonrasındaki anlamı, surenin teblig nedeni vb. gibi bir çok detay yok sayılmakta ve istenilen anlam seçilen sözcüğe yüklenebilmektedir. Bütün bunlar İslamı yüceltmek adına yapıldığı söylenmektedir ama öte yandan bu mucize haberleri ve ardından gelen kitap vb. Dünya malı kazançlarla yedi sülalerine yetecek paraları kazanmaktadırlar öte yandan, bir mucize sektörü doğmuş durumdadır.
|

25-12-2009, 23:59
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
Konumuza tekrar dönecek olursak; İslam ilk önce kendi içinde anlaşamaz, her biri istediği biçimde yorumlar hemde işine gelecek şekilde, sadece tarikatlar ve diğer ayrımlar değil bunlar, mesela Diyanet’in son 50 yılnda bastığı Kur’anlara bakın, birkaç ayet seçin mesela kadınlar hakkında olanlardan, eskiden yeniye doğru sözcüklerin ve anlamların değişltiğini görürüz, hep yaşanılan zamana uydurma çabası vardır Kur’an yoruklarında, hadislerden değil dikkat edin bizzat Kur’andan söz ediyoruz burada. Her gün bir başkası tarafından Kur’andaki sözcüklere yeni yeni anlamlar yüklenmekte ve bilinen gerçekler mucize diye pazarlanmaktadıri halbuki gene Kur’an ne der?
(Kehf /54; Andolsun ki; Biz, bu Kur'an'da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş ise, tartışmadır.)
(Ali İmran/118: Ey iman sahipleri! ………………………... Eğer aklınızı işletirseniz Allah size ayetlerini açık-seçik göstermiştir. )
(Kamer/17: Andolsun biz, Kuran`ı öğüt almak için kolaylaştırdık. (ondan) Öğüt alan yok mudur?)
(Kamer/ 22: Yemin olsun ki, biz, Kuran`ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var? )
(Enam/115 : Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.)
(Ahzap/62: Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın.)
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:09 .
|