Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Ateizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 10-09-2012, 00:12
nebukadnezar nebukadnezar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 25 Jun 2008
Bulunduğu yer: Rift Valley
Mesajlar: 354
Standart

qlause´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Big bang hakkında kafama takılan sorulardan biri şudur aydınlatırsanız sevinirim:

En yüksek hız ışık hızı öyle değil mi? peki nasıl oluyor da biz milyarlarca ışık yılı ötedeki evrenin ilk halini görebiliyoruz yani öyle iddia ediliyor? bunun için evrenin ışık hızından çok daha hızlı bir hızda genişlemesi gerekiyor ki, biz şuanda evrenin başlangıcını görebilelim yani ışığı bize henüz yeni yeni gelsin.
Bunu şöyle açıklayabiliriz: Mesela A Galaxi'si bize 300 milyon ışık yılı uzaklıkta. Aynı sistem içinde 299 ışık yılı uzaklıkta süpernova oluşsun.süpernovadan gelen ışığın dünyamıza ulaşması 299 milyon ışık yılı sürer.

Evren'in yaşı da şimdiye kadar gözlemlenen en uzak Galaxi'ye göre belirlenir.
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 10-09-2012, 00:43
qlause - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qlause qlause isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 08 Aug 2012
Mesajlar: 1.085
Standart

Evet şimdi en uzak galaksiyi gördük, 13.6 milyar yıl öncesine dayanıyor ama kime göre bize göre? ve be tarafta bu 13.6 milyar yıllık galaksi? gök yüzünün 400/400 ünü tamamen taramışlar her yöne doğru bir harita çıkartmışlar ve 13.6 damı karar kılmışlar?

Bu durumda biz evrenin neresindeyiz mesela sonuna 1 milyar başına 12 milyar yıl uzakta mıyız?

Bunu baya bir araştırdım ve birbirinden çok bağımsız inanılmaz çelişkili şeyler okudum bir teori içinde bu kadar çok çelişki ve eleştiri olması doğal mı?


Hem deniyor ki zaman ve madde big bang ile meydana gelmiştir. hem diyorlar ki big bang tan öncede madde vardı.

hem diyorlar ki big bang bir boşlukta olmamıştır hem diyorlar ki olmuştur.


Bende soruyorum: ya hakikatten bu big bang bir boşlukta mı meydana gelmiş? geldiyse bu boşluk nereye kadar boşluk? sonsuza kadar boşluk ise nasıl olur da sonsuza kadar boşluk?

Yok big bang bir boşlukta meydana gelmedi ise nasıl oluyor da genişliyor boşluğu meydana getirendemi big bang idi?
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 10-09-2012, 01:06
nebukadnezar nebukadnezar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 25 Jun 2008
Bulunduğu yer: Rift Valley
Mesajlar: 354
Standart

qlause´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet şimdi en uzak galaksiyi gördük, 13.6 milyar yıl öncesine dayanıyor ama kime göre bize göre? ve be tarafta bu 13.6 milyar yıllık galaksi? gök yüzünün 400/400 ünü tamamen taramışlar her yöne doğru bir harita çıkartmışlar ve 13.6 damı karar kılmışlar?

Bu durumda biz evrenin neresindeyiz mesela sonuna 1 milyar başına 12 milyar yıl uzakta mıyız?

Bunu baya bir araştırdım ve birbirinden çok bağımsız inanılmaz çelişkili şeyler okudum bir teori içinde bu kadar çok çelişki ve eleştiri olması doğal mı?


Hem deniyor ki zaman ve madde big bang ile meydana gelmiştir. hem diyorlar ki big bang tan öncede madde vardı.

hem diyorlar ki big bang bir boşlukta olmamıştır hem diyorlar ki olmuştur.


Bende soruyorum: ya hakikatten bu big bang bir boşlukta mı meydana gelmiş? geldiyse bu boşluk nereye kadar boşluk? sonsuza kadar boşluk ise nasıl olur da sonsuza kadar boşluk?

Yok big bang bir boşlukta meydana gelmedi ise nasıl oluyor da genişliyor boşluğu meydana getirendemi big bang idi?
Sevgili qlause! Sorduğun sorular zaten benim kafamda da soru işareti.

Evrende en çok bulunan hal plazma halidir ve evrenin %96sından fazlası plazma halindedir. Plazma çok yüksek ısıda ortaya çıkar. Hal böyle olunca da, Çok büyük bir patlama olması ihtimali göz önüne alınarak Bigbang denmiştir. Tabi başka bir çok etken daha var. Bu sadece bir teori. Ama ben bu teoriye inanmıyorum.



Plazma hakkındaki şu yazıyı okuyabilirsin:
Plazma yüksek sıcaklıkta oluşabildiği gibi, yüksek basınç altında da oluşabilir. Yüksek basınçta atomların elektron kabukları çöker. Serbest elektronlar ve çekirdekten oluşan plazma meydana gelir. Lâboratuvar şartlarında bu basınca ulaşılamaz, ancak Jüpiter gibi büyük gezegenlerde bu mümkün olabilir. Yüksek sıcaklık ve basınçtaki plazmanın yanında, kibrit alevi, flüoresan lâmbadaki ışıldama gibi düşük sıcaklık ve basınç şartlarında da plazma ile karşılaşılır. Gazlardaki iyonlaşma nisbeti sıcaklıkla artar. Bir kaç on bin derece gibi bir sıcaklıktan sonra yalnız pozitif yüklü iyonlar ve elektronlar karışımı elde edilir.

Plazmayı daha iyi açıklıyor:
http://www.genbilim.com/content/view/8526/33/
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 10-09-2012, 01:09
qlause - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qlause qlause isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 08 Aug 2012
Mesajlar: 1.085
Standart

Plazma teorisi bana big bang tan çok daha mantıklı geldi üstelik laboratuvar ortamında da gözlemlenebilen bir kuram.

Evrende çok büyük patlamaların olduğunu ve bu patlamaların plazmayı yüksek hızlarda evrene saça bileceğini söylüyor yani, evrenin genişlediğinin sanılması bundan olabilir diyor.

Ancak evrendeki bu kadar maddenin tek ve gözle görülemeyecek küçük bir noktaya sığdırılmasının bir mantığı yoktur diyor size bulduğum bir yazıyı paylaşmak isterim.


“Plazma Evren” mi?

Standart evren modeli, bizi tam bir bilimsel, felsefi ve ahlâki çıkmaza sokmuştu. Teorinin kendisi gediklerle doludur. Ama yine de, en başta bir alternatifinin olmaması nedeniyle, kötü bir şekilde sallanmasına rağmen hâlâ ayaklarının üzerinde durmaktadır. Bununla birlikte, bilim dünyasında bir şeyler kıpırdanıyor. Büyük patlama teorisini reddetmekle kalmayıp, sonsuz ve sürekli değişen bir evren fikrinden yola çıkan yeni fikirler şekillenmeye başlıyor. Bu teorilerden hangisinin haklı çıkacağını söylemek için henüz çok erken. İlginç hipotezlerden biri olan “Plazma Evren” hipotezi, Nobel Ödülünü kazanan İsveçli fizikçi Hannes Alfvén tarafından ileri sürülmüştü. Teoriyi ayrıntılarıyla ele alamasak da, en azından Alfvén’in fikirlerinden bazılarından söz etmek gerektiği kanısındayız.

Alfvén laboratuvardaki plazma araştırmalarından kalkarak evrenin nasıl evrimleştiğini incelemeye başladı. Plazma* elektriksel olarak iletken sıcak gazlardan oluşur. Bugün evrenin %99’unun plazma olduğu biliniyor. Normal gazlarda, elektronlar bir atoma bağlıyken ve kolayca hareket edemezken, bir plazmadaki elektronlar çok büyük sıcaklıklar nedeniyle atomdan koparlar, böylelikle de serbestçe hareket etmeleri olanaklı olur. Plazma kozmologları, “muazzam elektrik akımları ve güçlü manyetik alanlar tarafından kesilen ve elektromanyetizma ile kütleçekimin kozmik kontrpuanıyla** düzenlenen”[8] bir evren tasavvur ederler. 1970’lerde, Pioneer ve Voyager uzay araçları, Jüpiter, Satürn ve Uranüs etrafında plazma filamanlarıyla dolu elektrik akımlarının ve manyetik alanların varlığını saptadılar.

Alfvén, Anthony Peratt ve diğerleri gibi bilimciler, statik değil dinamik olan, fakat zamanda bir başlangıç gerektirmeyen bir evren modeli üzerinde özenle çalıştılar. Hubble genişlemesi olgusu bir açıklama gerektirir. Fakat bu açıklama için büyük patlama zorunlu değildir. Büyük bir patlama şüphesiz bir genişleme yaratır, fakat bir genişleme mutlaka büyük bir patlamayı gerektirmez. Alfvén’in dediği gibi, aksini iddia etmek, “tüm köpekler hayvan olduğundan, tüm hayvanlar köpektir demek gibi bir şeydir.” Sorun, evrenin bir noktasında evrenin bir parçasının genişlemesine yol açan bir patlama fikrinde değildir. Bunda aslında inanılmaz olan hiçbir şey yoktur. Sorun, evrendeki tüm maddenin tek bir noktada yoğunlaştığı ve bizzat evren ve zamanın, büyük patlama adı verilen tek bir anda doğduğu fikridir.

Hannes Alfvén ve Oskar Klein tarafından ileri sürülen alternatif model, gözlenebilir evrenin küçük bir köşesinde büyük miktarlarda madde ve anti-madde bileşiminin neden olduğu ve muazzam sayıda yüksek enerjili elektron ve pozitron oluşturan bir patlamanın olmuş olabileceğini kabul eder. Manyetik alanlara hapsolan bu parçacıklar, plazmayı yüz milyonlarca yıl öteye sürüklemişti. “Yaklaşık olarak on ya da yirmi milyar yıl önceki bu patlama, içinden galaksilerin yoğunlaşarak oluştuğu plazmayı dışarı doğru –Hubble genişlemesi– fırlatmıştır. Fakat bu, hiçbir şekilde maddeyi, uzayı ve zamanı yaratan bir büyük patlama değildi. Bu sadece büyük bir patlamaydı, evrenin bir parçasındaki bir patlamaydı. Alfvén bu açıklamanın mümkün olan tek açıklama olmadığını da itiraf eden ilk kişidir. «Önemli olan nokta» diye vurgular, «büyük patlamaya alternatiflerin mevcut olmasıdır.»”

Hemen hemen bütün diğer bilimcilerin uzayın içinde hiçbir şey olmayan bir boşluk olduğuna inandığı bir zamanda, Alfvén durumun bu olmadığını gösterdi. Alfvén tüm evreni plazma akımlarının ve manyetik alanların sardığına işaret etti. Güneş lekeleri ve manyetik alanlar konusunda öncü çalışmalar yaptı. Daha sonra, laboratuvarda bir plazmanın içinden bir akım geçtiğinde, bu akımın manyetik alan çizgileri boyunca hareket edebilmek için bir filaman şeklini aldığını kanıtladı. Bu gözlemlerden yola çıkarak, aynı olgunun uzaydaki plazmada da gerçekleştiği sonucuna vardı. Bu, evrenin her yanındaki plazmanın genel bir özelliğidir. Bu yüzden, evreni çaprazlamasına kesen doğal olarak oluşmuş plazma filamanları boyunca ilerleyen uçsuz bucaksız elektrik akımları vardır.

Madde ve enerji, çok küçük ve çok büyük ölçeklerde gözlemlenen filamenter yapılar oluşturarak uzayda sıkıştırılabilir. Ancak açıktır ki enerji zamanda da sıkıştırılabilir; evren ani, patlamalı enerji çıkışlarıyla doludur. Alfvén’in iyi bildiği örneklerden biri, güneş parlamaları, yani güneş yüzeyindeki ani enerji tahliyeleridir. Bu parlamalar yeryüzünde manyetik fırtınalara neden olan parçacık akıntıları oluştururlar. Alfvén’in kozmik olaylara ilişkin “jeneratör” modelleri, enerjinin, parlamalardaki gibi patlayıcı bir şekilde değil, tıpkı akıllı uslu enerji santrallerindeki gibi tedricen nasıl üretilebileceğini gösterdi. Enerjinin patlamalı bir şekilde açığa çıkışının kavranılması kozmosun dinamiklerinin anahtarıydı.

Alfvén, Kant-Laplace Bulutsu Hipotezinin doğruluğunu kanıtlamıştı. Şimdi, eğer yıldızlar ve gezegenler devasa filamenter akımların etkisiyle oluşabiliyorsa, tüm güneş sistemlerinin de aynı yolla oluşmaması için hiçbir neden yoktur:

Süreç yine aynıdır, fakat bu sefer çok daha büyük ölçeklidir: bir ön-galaktik bulutsunun içinden geçen filamanlar plazmayı güneşin ve diğer yıldızların yapıtaşı haline sıkıştırırlar. Madde başlangıçta bir kez sıkıştırıldığında, kütleçekim bir kısım maddeyi bir araya getirecektir, bilhassa yavaş hareket eden toz ve buz parçacıklarını, ki bunlar daha sonra merkezi bir organın büyüyeceği tohumu oluşturacaktır. Dahası filamanların girdap hareketi, daha küçük topaklanmaların her birine bir açısal momentum sağlayacaktır, bu da filamanlar taşıyan yeni ve daha küçük bir akım kümesi ve güneş sistemini oluşturan yeni bir sıkışma döngüsü yaratır. (1989’da, bugün yaygın kabul gören bu hipotez kesin olarak doğrulandı; bilimciler, belirli bir buluttaki bütün yıldızların dönme eksenlerinin, bulutun manyetik alanıyla aynı doğrultuda olduğunu –yani açıkçası manyetik alan kontrollü bir yıldız oluşumunu– gözlemlediler.)

Alfvén’in teorileri, sadece standart modeli kabul etmediği değil, o zamanlar çok moda olan kara deliklerin varlığından bile kuşku duyduğu için, kozmologlar tarafından elbette reddedildi. Alfvén, kozmik ışınları, büyük patlamanın kalıntıları olarak değil, elektromanyetik ivmelenmenin ürünü olarak doğru bir tarzda açıklamıştı.

Böylece, Alfvén ve Klein’ın senaryolarında, evrenin sadece –gördüğümüz– küçük bir bölümü ilk önce çökmüş ve daha sonra da patlamış olacaktı. Patlama tekil bir noktadan kaynaklanmaktan ziyade, yüz milyonlarca ışık yılı genişliğindeki çok büyük bir bölgeden kaynaklanır ve gelişmesi yüz milyonlarca yıl sürer; “evrenin başlangıcı” gereksizdir.[9]

Bu özgün teorinin doğru olup olmadığını ancak zaman gösterecektir. Alfvén’in kendisinin de işaret ettiği gibi, asıl önemli olan, büyük patlamaya alternatif başka hipotezlerin de mümkün oluşudur. Her halükârda, bilim tarafından en sonunda doğrulanacak evren modelinin, bir uçta bir büyük patlama diğer uçta da bir büyük çatırtının bulunduğu kapalı bir evrenle hiçbir ortak yanının olmayacağından eminiz. 1609’da teleskobun keşfi astronomi tarihinde kesin bir dönüm noktasıydı. O zamandan beri evrenin ufuk çizgisi giderek daha ileriye ötelenmiştir. Bugün güçlü radyo teleskoplar uzayın derinliklerini araştırıyor. Her geçen gün görünürde kesinlikle hiçbir sonu olmayan daha büyük ve daha uzak nesneler keşfediliyor. Ancak insanlığın sonlu olana tutkusu her şeye “son bir sınır” koymak için inatçı bir dürtü yaratıyor. Bu olgunun astronomi tarihinde tekrar tekrar yinelendiğini görüyoruz.

Teknolojinin, evrenin enginliğine hiç olmadığı kadar dalabilmemizi sağladığı bir çağda, Yaratılışla başlayan ve uzay, zaman ve maddenin tamamen yok oluşuyla son bulan bir sonlu evren düşüncesine, bu Ortaçağ düşüncesine psikolojik bir gerileyişe tanıklık etmemiz gerçekten de ironiktir. Bu noktada geçilmez bir sınır çizgisi çizilmektedir, bunun ötesini insan aklı soruşturmamalıdır, çünkü orada ne olduğunu “bilemeyiz”. Bu anlayış, eski haritaların 20. yüzyıldaki eşdeğeridir, bu haritalarda dünyanın kenarları sert uyarılarla mimlenirdi: “Burada Canavarlar var.”
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 10-09-2012, 01:10
qlause - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qlause qlause isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 08 Aug 2012
Mesajlar: 1.085
Standart

nebukadnezar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili qlause! Sorduğun sorular zaten benim kafamda da soru işareti.

Evrende en çok bulunan hal plazma halidir ve evrenin %96sından fazlası plazma halindedir. Plazma çok yüksek ısıda ortaya çıkar. Hal böyle olunca da, Çok büyük bir patlama olması ihtimali göz önüne alınarak Bigbang denmiştir. Tabi başka bir çok etken daha var. Bu sadece bir teori. Ama ben bu teoriye inanmıyorum.



Plazma hakkındaki şu yazıyı okuyabilirsin:
Plazma yüksek sıcaklıkta oluşabildiği gibi, yüksek basınç altında da oluşabilir. Yüksek basınçta atomların elektron kabukları çöker. Serbest elektronlar ve çekirdekten oluşan plazma meydana gelir. Lâboratuvar şartlarında bu basınca ulaşılamaz, ancak Jüpiter gibi büyük gezegenlerde bu mümkün olabilir. Yüksek sıcaklık ve basınçtaki plazmanın yanında, kibrit alevi, flüoresan lâmbadaki ışıldama gibi düşük sıcaklık ve basınç şartlarında da plazma ile karşılaşılır. Gazlardaki iyonlaşma nisbeti sıcaklıkla artar. Bir kaç on bin derece gibi bir sıcaklıktan sonra yalnız pozitif yüklü iyonlar ve elektronlar karışımı elde edilir.

Plazmayı daha iyi açıklıyor:
http://www.genbilim.com/content/view/8526/33/

Evet bende bunu düşünüyorum yani big bang diye bir patlama var tamam ama evrenin çeşitli yerlerinde her gün böyle patlamalar olmadığı söylenemez.
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 10-09-2012, 01:30
qlause - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qlause qlause isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 08 Aug 2012
Mesajlar: 1.085
Standart

http://www.evreninsirlari.com/sayila...mber=69&page=2


Burada güzel bir açıklama buldum.


Ayrıca evrende yoğun miktarda plazma olduğunu bildiğimize göre wolf etkisi doppler etkisini çöpe atıyor.

Konu qlause tarafından (10-09-2012 Saat 01:39 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 10-09-2012, 03:10
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

qlause´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrenin_geni%C5%9Flemesi


Evrenin genişlediği tüm bilim adamları kabul ediyor çünkü kanıtlanmış bir şey, ha genişlemiyorsa bunu ortaya atan kim? incelemeleri nerede? savunanları kimler?
Evet, cogunluk evangelizme hizmet eden tum bilimadamlari bunu bir gerceklik olarak kabul ediyor.

Ozgur ve bagimsiz , bilim etigine saygili olan bilimadamlari ise kabul etmiyor ne yazik ki.

Akilli tasarim'in, yan urunudur big bang.
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 10-09-2012, 08:56
qlause - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qlause qlause isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 08 Aug 2012
Mesajlar: 1.085
Standart

Neva´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet, cogunluk evangelizme hizmet eden tum bilimadamlari bunu bir gerceklik olarak kabul ediyor.

Ozgur ve bagimsiz , bilim etigine saygili olan bilimadamlari ise kabul etmiyor ne yazik ki.

Akilli tasarim'in, yan urunudur big bang.
Ben konuyu saatlerce araştırdım ve plazma teorisi laboratuvar ortamında test edilebildiği ve varlığını ispatlamak için değişik parçacık ve olmayan cisimlere ihtiyaç duymadığı için bana mantıklı geldi.

Big bang hiç birşey açıklayamıyor gerçekten.
Alıntı ile Cevapla
  #39  
Alt 10-09-2012, 09:26
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

Big bang deki eksik ve kusurlar diğerlerinde de var.
Evrenin başlangıcına yönelik sağlam bir teori yok.

Big bang den öncesi hakkında net bir şey söylenemiyor. Ama big bang den öncede enerji olması lazım, bu şu an evrendeki enerji gibi olmasa da, muhakkak bir enerji olması lazım.

Ama ben yine de, diğer teorilerin öne çıkmasını daha çok isterim.Hiç alakası olmamasına rağmen, big bang inançlarının sömürü alanı olmuş durumda.


Big bang ile yoktan varoluşun bir alakası yok ama maamelsef inançlılar her haltı alet ediyorlar kendilerine.
Alıntı ile Cevapla
  #40  
Alt 10-09-2012, 16:41
kursat76 kursat76 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2012
Mesajlar: 49
Standart

qlause´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben konuyu saatlerce araştırdım ve plazma teorisi laboratuvar ortamında test edilebildiği ve varlığını ispatlamak için değişik parçacık ve olmayan cisimlere ihtiyaç duymadığı için bana mantıklı geldi.

Big bang hiç birşey açıklayamıyor gerçekten.
Bence cok yanlis bir mantik kuruyorsun.Labaratuvar ortaminda test edilebildigi icin sana daha mantikli geliyormus.Ancak evrenin olusumu gibi akil almayacak derecede enerjinin ve sicakligin sozkonusu oldugu bir seyin labaratuvar ortaminda test edilemiyor olmasi lazim.Benim mantigima gore de evrenin olusumu labaratuvar ortaminda test edilebiliyorsa,o teori kafadan yanlistir.
Ayrica bingbangin evangelistlerin destekleigi ve onlarin himayesinde olusmus bir teori olduguna dair bir komplo teorisidir gidiyor.Ancak Lawrence Krauss da (something from nothing kitabinin yazari,ve astronom) tum dunyayi dolasarak tanri var mi yok mu tartismalarina katiliyor ve israrla tanri falan yoktur diyor.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
''İnsanın (Evrimle) Yaratılışı'' mehmetsalih İslam 69 05-12-2016 17:00
Ateizmin İki Türü: Negatif Ateizm ve Pozitif Ateizm ALKA Ateizm 14 14-07-2012 00:18
Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı ulpian Kur'an'da Mucize Yoktur 1 07-02-2010 01:20

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:33 .