
17-05-2007, 11:30
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
seyyah3441";p="´isimli üyeden Alıntı
"Bizim *konumuz *Kürtdistan *değildir *Burada *bir *ırkın *tarihini *destanları *incelemk *değildir.
Asıl *amacımı *Hz *ibrahim'in *Kürtler *ile *olan *bağlarını *incelemektir."
Sayın *tewderi yukarıdaki tırnak içindeki alıntı sizi yazınız.Her ne hikmetse *diğer yazdıklarınız ile bu söyleminiz birbiriyle *taban tabana *zıt.
|
Ben o alıntıyı Şerefnameden yaptım .Makalede Fatih Sultan Mehmet Hanı kötülemesi gerçekte hiç hoş değil ve hiç bir temel dayanağı olmadan saldırdığını gördüğüm için Şerefnameden alıntı yaptım *..
Benim burada Kürt veya Türk ırkçılığı yapma gibi bir niyetim yok..
Asıl amacım
|
"Asıl amacım Kürtler'in Hz ibrahim *ile olan bağlarını incelemektir."
|
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 11:55
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
Bu yerleşim birimlerinin, il ve ilçelerin, dağ ve nehirlerin, bölgelerin eski gerçek adlarını incelediğimizde, toprağın altındaki zengin hazineyi "faltaşı gibi açılmış" gözlerimizle çok rahat bir şekilde görebiliriz. "Peygamberler diyârı" olan bu coğrafyanın *tarihi, insanlığın tarihiyle yaşıttır.
Şırnak vilâyetimizin gerçek ( eski ) adı "Şehr-i Nûh" olup, "Nûh’un Şehri" demektir. Bugün kullandığımız "Şırnak" ismi, bu "Şehr-i Nûh" isminin evrilmiş şeklidir. Şehir, binyıllar boyunca "Şehr-i Nûh" adıyla yaşadıktan sonra "Şırnak" adını almıştır.
"Şehr-i Nûh" ( Şırnak ), ismini Hz. Nûh ( as ) Peygamber’den alır. Hz. Nûh ( as ), tufanla birlikte dünyayı yeniden kurduğu, hayat O’nunla yeniden başladığı için "İkinci Âdem" olarak da anılır. Aynı zamanda Hz. Nûh ( as ), "en büyük beş peygamber" olarak anılan "Ulu’l- Âzm" peygamberlerin birincisidir. "Ulu’l- Âzm" olarak anılan peygamberler, sırasıyla Hz. Nûh ( as ), Hz. İbrahim ( as ), Hz. Musâ ( as ), Hz. İsâ ( as ) ve Hz. Mûhâmmed ( saw )’dir.
Tewrat’ta, dünyadaki hayatın Dicle ve Fırat nehirleri arasında başladığının yazılmasını da dikkate alırsak, yeryüzünde hayatın iki defa yeniden başladığını ( Hz. Âdem ve Hz. Nûh ) ve ikisinin de bu coğrafyada gerçekleştiğini kabullenmek durumunda kalırız.
Hz. Nûh ( as ), "İkinci Âdem" olarak anılır. Çünkü "Nûh Tufanı", yeryüzündeki tüm insanlığın ve canlıların yok olmasına sebeb olmuş, sadece Hz. Nûh ( as )’un gemisinde bulunan 80 kişi ile her cinsten birer çift hayvan, sağ olarak kurtulmuştur.
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 11:56
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
"O’nu yalanladılar. Biz de O’nu ve O’nunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar, kör bir kavim idiler." ( Â’râf, 64 )
"Yine de O’nu ( Nûh’u ) yalanladılar. Biz de hem O’nu, hem de O’nunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ( yeryüzünde ) hâlifeler kıldık. Âyetlerimizi yalanlayanları da ( tufanda ) boğduk. Bak ki uyarılanların sonu nasıl oldu! Sonra O’nun arkasından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi." ( Yunus, 73 – 74 )
Hz. Nûh ( as ), dünyayı yeniden kurduğu için "İkinci Âdem" olarak anılır. Zaten "Nûh", Kürtçe’de "yeni" demektir.
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 12:00
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
Yine Qûr’ân’daki âyet-i kerîmelere baktığımızda, yalnızca Nûh’a inanan ve O’nun soyundan gelenlerin tufandan kurtulduğunu, yeryüzündeki tüm insanların Hz. Nûh ( as )’un suyundan geldiğini, Nûh’un çocukları olduğunu görürüz.
"Biz yalnız Nûh’un soyunu kalıcı kıldık. Sonradan gelenler için de O’na iyi bir nam bıraktık. Bütün âlemlerden Nûh’a selâm olsun."( Saffat, 77 – 79 )
"Ey Nûh ile birlikte ( gemide ) taşıdığımız kimselerin nesli!" ( İsrâ, 3 )
"Şüphesiz bunda ( Nûh ve kavminin başından geçenlerde ) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz deneriz. Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirdik." ( Mü’mînun, 30 – 31 )
"Şehr-i Nûh", yanı şimdiki adıyla "Şırnak" vilâyetimiz, yeryüzünde kurulan ilk şehirdir, ilk yerleşim birimidir. Bizzat Hz. Nûh ( as ) ve O’na inananlar tarafından ( toplam 80 kişi ) tufandan sonra kurulmuştur.
"Şüphesiz bunda ( Nûh ve kavminin başından geçenlerde ) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz deneriz. Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirdik." ( Mü’mînun, 30 – 31 )
"Şehr-i Nûh", yanı şimdiki adıyla "Şırnak" vilâyetimiz, yeryüzünde kurulan ilk şehirdir, ilk yerleşim birimidir. Bizzat Hz. Nûh ( as ) ve O’na inananlar tarafından ( toplam 80 kişi ) tufandan sonra kurulmuştur.
Bazı kaynaklar, Nûh tufanından hemen sonra, Hz. Nûh ve inananların kurduğu bu ilk yerleşim biriminin, Şırnak’ın yakınında olduğunu söylerler.
Hayret vericidir: Bugün Şırnak’ın yakınında, eski adı "Heyştêyan" ( Kürtçe "seksenler" ) ve yeni adı "Seksenler" olan bir köy vardır. Ayrıca Hz. Nûh ( as 9 Peygamber’in kabri de bugün Şırnak’ın Cizre ilçesindedir.
Cizre’nin eski adı "Cezîra Botan" ( Botan Cezîresi ) olup, buradaki "Cezîre", Arapça’da "yarımada" anlamındadır. Dicle Nehri bu ilçenin etrafında hilâl gibi bir kavis çizerek aktığı ve ilçeye "yarımada" görüntüsü verdiği için ilçe bu adı almıştır.
Yine hayret vericidir ki, Qûr’ân-ı Kerîm’de Nûh Tufanı anlatılırken, bir yerde "nehir" olgusuna vurgu yapılır:
"Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık." ( Qamer, 11 )
Yüce kitâbımız Qûr’ân-ı Kerîm’de Nûh Tufanı anlatılırken, Nûh’un gemisinin Cûdi Dağı’na oturduğu belirtilmektedir ki, Cûdi Dağı, Şırnak ( Şehr-i Nûh ) vilâyetimizdedir:
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 12:04
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
"( Nihayet ) ‘ey yer suyunu tut ve ey gök tut’ denildi. Su çekildi, iş bitirildi ve ( gemi de ) Cûdi’ye oturdu. Ve ‘o zâlîmler topluluğunun canı cehenneme!’ denildi." ( Hûd, 44 )
Görüldüğü gibi Cûdi Dağı’nın adı Qûr’ân-ı Kerîm’de nominal zikredilmekte, anılmaktadır. Asıl hayret verici olan husus ise, bu dağın adıdır. Zira Cûdi adı bile, öyle açık ve net bir şekilde Nûh Tufanı’nı hatırlatmaktadır ki, gerçekten heyecan vericidir.
"Cûdi" adı, Kürtçe bir ad olup, "cû" ( yer, sığınılacak yer ) ve "di" ( gördü, buldu ) sözcüklerinden oluşmuştur ve "kendine sığınacak bir yer buldu" demektir. Evet, "Cûdi" kelimesi Kürtçe’de bu anlama geliyor ve bu isim bile, Nûh’un gemisinin, onca tufandan, su ve dalgalardan sonra bu dağın üstüne oturup batmaktan kurtulmasını anlatıyor. Cûdi Dağı’nın adı bile tek başına Nûh Tufanı’nı ve Nûh’un gemisini anlatıyor.
Yüzyıllar değil, binyıllar boyunca "Şehr-i Nûh" adını taşıyan şehre "Şırnak" adını verenler Türkler değil, Ermeniler’dir. Bu isim Ermenice ( Hayca)’dir ve ne anlama geliyor, biliyor musunuz? Söyleyeyim; "gemi şehri"... "Şırnak" ismindeki "nak" sözcüğü Ermenice’de "gemi" demektir.
Eğer şaşırmadıysanız ve "ne var bunda?" diyorsanız, size daha ilginç birşey söyleyeyim o zaman: 13.yy’a kadar Ermeniler de Nûh’un gemisinin Cûdi Dağı’na oturduğuna inanıyorlardı ve Ağrı Dağı ile ilgili iddiâlar Ermeni metinlerinde ilk olarak 13.yy’dan itibaren yer almaya başladı. Bu ise bilimsel değil, tamamen "siyasî amaçlı" idi.
Türkçe’de "Ağrı Dağı", Kürtçe’de "Ararat" ve Ermenice’de "Masis" denen dağa ne yazık ki Farsça’da çok hatalı bir şekilde "Kuh-i Nûh" ( Nûh Dağı ) denilmektedir.
Gaziantep ( Dîluk ) ilinin Nizip ilçesinin esli ( gerçek ) adı "Belqıs"’tır ve kraliçe Belqıs’ı çağrıştırıyor. Bu ilçeye bağlı Karkamış nâhiyesinin gerçek ( eski ) adı ise "Gılgameş" olup, adını en meşhur Kürt efsanelerinden biri olan Gılgameş Destanı’ndan alıyor. Gılgameş, Hz. Nûh ( as ) Peygamber’in beşinci kuşaktan torunudur.
Hz. İbrahim ( as ) Peygamber, bildiğimiz gibi Şanlıurfa ( Rîha )’lıdır ve bir mağarada doğmuştur. Şanlıurfa’nın gerçek ( eski ) adı olan "Rîha" adının "İbrahim" adından geldiği söylenir.
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 12:07
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
"Nemrûd" adı zaten Kürtçe bir kelime olup "ölümsüz" demektir. Açılımı şu şekildedir:
mır: ölüm
mırın: ölmek
nemrın: ölmemek
omır: ömür
mırî: ölü
mırûd: ölümlü, fani
nemrûd: ölümsüz
mırdar: murdar
Kürtçe bir isim olan "Nemrûd" kelimesi, "mır" ( ölüm ) sözcüğünden türemiştir ve "ölümsüz" demektir. Türkçe’de kullanılan "ömür" ( o-mır ) ve "murdar" ( mır-dar ) sözcükleri, Kürtçe’den Türkçe’ye geçmiş olan sözcüklerdir. Tıpkı, "İbrahim" adını konuşurken bahsettiğimiz ve Kürtçe’de "kardeş" anlamına gelen "bra" sözcüğünün, Kürtçe’ye akraba olan öbür Hint – Avrupa dillerinden Frasça’ya "birader", İngilizce’ye "brother" ve Almanca’ya "bruder" şeklinde geçtiği gibi.
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 12:08
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
Sahi, "Harran" adının nereden geldiğini biliyor musunuz? Söyleyelim: "Harran", Hz. İbrahim’in kardeşinin adıdır. Qûr’ân’da ve İncil’de anılmıyor, Ama Tewrat’ta zikredilmektedir.
Bitlis vilâyetimizin gerçek ( eski ) adı "Zûlqarneyn" olup, adını Qûr’ân’da da ismi zikredilen, ancak peygamber mi, yoksa bir veli mi olduğu bilinmeyen Zûlqarneyn’den alır. "Zûlqarneyn", Arapça bir isim olup "iki boynuzlu" demektir. Allâh-u Teâlâ, Zûlqarneyn’e doğunun ve batının hükümranlığını verdiği için bu isimle anılmıştır.
Batman ( Élîh ) vilâyetimizin Hasankeyf ilçesinin asıl adı "Hesenkehf" olup, adını Qûr’ân’da bahsi geçen Ashâb-ı Kehf’ten alır. Yedi kişiden oluşan Ashâb-ı Kehf, yanlarında Qıtmir adlı bir köpekle, Hasankeyf mağaralarında 309 yıl uyumuşlardır.
Modern bilim, tarihin arkeolojik kanıtlarla bilinen en eski yerleşim biriminin M. Ö. 7800 yıllarında kurulan Filistin’deki Eriha ( Jericho ) kenti olduğunu söylüyordu, ancak 1991 yılında Batman’da yapılan arkeolojik kazılarda, Newalê Çori mıntıkasında M. Ö. 9000 yılına ait bir şehir ortaya çıkartılmıştı.
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 12:42
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.701
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
Sevgili Tewderi, dur biraz CP boğdun, tarih amuda kalktı, bu kaynakların aradaki hariç şu şekilde bakan kaynaklar...
Tarihi kendisi ile-aidiyeti- ile başlatıp bugüne oradan gelen... Bunların tarihsel bir yeri yoktur, yöntemi yok çünkü... Kalıplaşmış bir çıkarsama bakışı bunlar, öyküleme... Deki Tewderi'de Nuh'un ilk oğluydu...
Kürtler Araptır çünkü zaten İbrahim araptı, Nuh'da araptı, Adem'de araptı aslında herkes Araptı....
İbrahim ismi ve yerleşkeler Semitik(Sami) dil olarak ele alınıyor olbilir, ama Abraham kelimesinde nerede bu, neye göre belirledik?
Sami, yani Nuh'un Sam oğlundan gelenler desin efsane, sonrada bu efsaneye bakarak kendilerini Sami ilan etsin bir uygarlık ama efsane döneminde böyle bir adlandırma ile bir halk yok iken, dönüpde aradan atıyorum 2000 yıl geçtikten sonra birisi çıkıp efsaneye bakıp, hah işte biz Sam'dan geliyoruz demişse, ve incelenirkende artık bundan sonrası için Sami denmişse, döneme ve gerçekliğine inmek gerekmiyor mu? Mesala Emeviler,i Abbasiler, Seçluklular, Osmanlılar, iyi bakılsın adlandırmalar nerden geliyor....
Mesala bir yer eski bir yerleşim birimidir demek ne anlatıyor olabilir... Bak o kaynaktan gidersen İbrahim bir Kızılderiliydi, şimdi Kızılderililerde Mayaların Urfa için çok şeyler söylediği bilinir... demek yeridir...
İbrahim'den sonra o bölgelerde çok sular akmıştır... Çok şeyin ismi değişmiştir o yüzden isimlerde bakılması gereken ikinci temel önerme hangi döneme ait olduğudur... *Ne zaman kullanıldığıdır... Ne zaman kime yada kimin kenisine mal ettiğidir... Senin alanın MÖ 9-6. Yüzyıldır ama İbrahim(Abraham) MÖ 20. Yüzyıldır ve İbrani diyede bir halk yoktur... Bir üstteki ülke isimleri gibi, adlandırmalar aslında soy adlandırmalarıdır, başka bir şey değildir...
Nuh ise bir efsanedir, binbir efsaneden biridir..
Bir yerde geçmişti şimdi dönemeyeceğim, Gılgamış, Utnapiştim(Ziusudra) den sonra değildir, çağdaştırlar... Yani tabletlerde çıkan yazılı ve bir çok bölgede kral kütüphanelerinde farklı coğrafyalarda çıkartılan yazılı belgeler ile birilerinin kafasına göre kurguladığı şeyler aynı şeyler değildir...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

17-05-2007, 12:51
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2006
Mesajlar: 635
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
Sevgili Tewderi, dur biraz CP boğdun, tarih amuda kalktı, bu kaynakların aradaki hariç şu şekilde bakan kaynaklar...
Sparta abim,
Cp yamak benimde hoşuma gitmiyor elimin altında neredeyse aynısını anlatan kitaplar mevvcut fakat alıp yazma çok zor oluyor. ..
İsim benzerliklerine bakıp konuyu değerlnedirmek hata olur.
Kürtçede pek bozulma yoktur dışardan alınan kelime sayısı çok azdır sebebi ise *hep dağlık kesimlerde yaşamış olmalarıdır . Edebiyat ile pek ilgilenmemeleridir.(1900 yılardan sonra işler biraz değişmiş)
Hz İbrahim Araptır *biraz açıklarmısın...
"Yeryüzünde hic bir insan toplulugu, biribirinden daha asagi, daha önce ve daha antik degildir. Tümü de insanin dogaya yüksek uyumunu geleneksellesmis kültürel yasamin binlerce yillik ürnünü temsil eder." Gordon Schild.
|

17-05-2007, 13:45
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.701
|
|
Re: Kürtler ve Hz İbrahim
Sevgili tewderi;
Kürtçede pek bozulma yoktur dışardan alınan kelime sayısı çok azdır sebebi ise *hep dağlık kesimlerde yaşamış olmalarıdır . Edebiyat ile pek ilgilenmemeleridir.
Burada hem bir pozitif duruma ama hemde negatif bir duruma değinmiş oluyorsun...
Hep dağlık kesimlerde yaşamış, zaten bak ben ilk yazılarımda kürt yada başka bir isim belirtmeden ifade ettim, Paleolitik, Neolotik.. Kısaca dağlık kesimler dediğin Yerleşik olmayan yaşamdır... Yerleşik olmayan yaşamda yazılı kaynak, tapınak, miras, mülkiyet öyle kalıcı bir yerde olabiliecek bir durumda bulunmaz, o nedenle edebiyat dediğin şey birikim sağlayamaz ok. Bunun Kürtler le yada başkaları ile alakası yoktur, yaşam biçimi ile alakalıdır..
Toplayıcı Avcı toplumlar dağlık bölegelere çekilmek zorunda kalmışlardır ha dersinki çakilmek mi hayır, tam terside olmuştur, yerleşkeler nehir kenarlarına dağlık bölgelerden inmiş olmalılar... Çünkü Paleolitik dönem insanlığın doğa ile olan mücadelesinde fazlasıyla fiziki güce dayandığı dönemdir.... Neolotik çağ ise doğayı evcilleştirme dönemidir diyebiliriz, kısa olsun...
Şimdi aldığın CP ler, hangi döneme ait, bırak kurguyu, kahraman isimlerini, bende Tepegözden geliyorum, o halde bende tepegözlü halkındanım, yani böyle tarih başlatan açı onlar... Yani efsaneler bunlar, evet kökeni kaynağı küçücük bir avuc insanın dünyaya açılan macerası olabilir, ama toplumlar kaynaştıkça, yerleşkelerde *geliştikçe dünyaya açılan macerada o bir avuçda çoğalmıştır, macera büyüdükçe efsanede doğru orantılı olarak abartı noktasında büyümüştür, yoksa bir avucun küçük efsanesi milyonlara nasıl mal olabilir...
Senin kaynakların malesef salt efsane kaynakları, evet bir ölçüt kabul edilebilir ama tarihsel araştırma böyle salt bir efsaneye bakıpda, işte biz oyuz demekle yapılamaz, her şeyden önemlisi bakış açısıdır, Siz tarihe ne diyorsunuz bu değil, tarih size ne anatıyor budur....
İbrahim araptı mı dedim, ben böyle düşünüyorum demedim, senin CP kullandığın yazı bu minvalde, arap değilde yerine din koy...
Nuh'un oğlu Sam de, sonrada biz Sam boyundan geliyoruz desin birisi, sonrada bunu diyen egemen soy olsun bir toplum adı, Sami... Olsun bir Osman, gelsin bir Osmanlı ok... *Bu bakış ümmi bir bakıştır, zaten insanların milletlere, bir yığın dinlere ayrışmasının kökeninde bu farklı coğrafyalarda farklı yerleşkeler oluşturan, kaynaşan bir avuc ailevi toplulukların tanımlanması ile oluşmuştur...
Paleolotik çağda mağaraya resim yapıyorsun... Neolotik çağda, yerleşik bir hayata geçiyorsun ve dolayısıyla yerleşik bir kültürde diğerleri ile belirli farklılıklar oluşturuyorsun sonra bu doğal farklılıkları aidiyet olarak işliyorsun, sonra toprağı çitlerle çevirip Benim malım, benim malım diye diğerlerinede öteki diyorsun, ha bir koyun hada diğerini evcilleştirmişsin... Din dediğin de işte insanın *insanlarca evcilleştirilmesidir başka bir şey değildir.. Yani yapay olgudur, bir mülki egemenlik, bir sahiplik ölçütüdür.
Dağlardan açlıktan sefaletten ailenin en büyüğü olan A(bu ahrfi kullanacağız) tüm aileyi toplayarak, ihtiyarlığından dolayı *elinede bir odun alarak(sonra asa olacak) düşüyor yola, güzelim evi olan mağarasını terk eyliyor, az biraz doğayı çözmüş, su kenarlarında yemişleri topluyor, oralarda yerleşiyor barakalar yapıyor ve o toplumun hafızası işte O A ile başlıyor... O A Tanrılaşıyor, hatta oralara gelene kadar o toplumu düzene çıkartana kadar o ile büyüğü ejderlerle savaşmıştır, yere asasını vurmuş bin bir çeşit pınar fışkırmıştır... Böyle uzar gider... İnsanlığın gelişimi var ortada ve ayrışmaların kökeninde soy yatar.. Aile yatar.
Daha sonra ise toprağın işlenmesi onun mülki sahipliği var, ve işte burada devreye A dediki, sizler B ve C insanları çalıştıracak onları yöneteceksiniz. Sizleri benim düzenimin temsilcisi büyük adamlar seçtim(kral). A çok yücedir, A nasılki yere vurdu su, ejdere üfledi yol açtı bize, şimdi A bizden bunu istiyor... Biz ise O'nun temsilcileriyiz ve A sizlerin bu buyruklara kesin uymasını istiyor..... Böyle bir sürü kurt kapanı teorisi çünkü insan koyunu evcilleştirmiştir, Kurt avlanmaya çıkmayacaktır artık! Ok olay budur, kurt kapanıda böyle kurulmuştur, kölelik başlamıştır ve aslında burada adını andığımız tüm toplumlar, yok krallar köleci toplumlardır..... Toplum köledir ve düzen kutsaldır ve temsilcilerde Büyük A'nın kutsal temsilcileridir.........
A ne kadar yüceltilir etkisi o kadar büyük olur... Evvel Tanrı inançlarında ise tanrılar konuşmaz, öyle buyruk muyruk vermez, Tanrı toprağın kendisidir, sudur havadır tanrı, Tanrıyı içersin, tanrıyı yersin, tanrı avucuna alırsın, tanrı sensin... Ne zamanki bu mülki dönem ve yerleşkeler başladı, işte o ilk Ailenin büyüğü olan A iradesine yönelindi nasılki o mağaradan çıkarttı yol gösterdi, şimdi yine odur önder, ama öleleli 2000 yıl olmuştur ne gam, o Tanrıdır ve emretmektedir, kurtuluş için buyruklarına harfiyen uymak gerekir, artık A emretmektedir, irade göstermekte ve topluluk içinden Yüce temsilcilerini seçip diğerlerini ona hizmet ettirmekte ve böylelikle toplamda insanlar A için hizmet etmektedir, yüksek ihtişamlı tapınaklar istemekte ve tapınakların en geniş yerini ambarlar olarak ayırtmaktadır... Efsaneler mi, yine bu temsilcilerin elinde bir oyuncaktan ibarettir... Nerede başlar bu oyun oynayanların etkisi efsanelere Kutsallık giydirildiği anda başlar, önce bunu bir ayıklamak gerekir, onlar ayıklandığında geriye o basit gerçek, küçük ailenin dünyaya açılan macerası kalır....
Bu A dan gelenleriz biz derler, oldumu şimdi O toplum A toplumu.. 100 Km ötede ise bir Başka B vardır, o toplumda oldumu şimdi B toplumu... C toplumu, D toplumu...
Sonra ise A ile B ile C yada D o topraklar için savaşaklardır ve kutsal metinlerde savaş, efsanelere dönüştürülecek, savaşan bir yerde Tanrılar olacaktır...
Oysa o bir avucun, küçük ailenin o ilk büyüğü olan A yada B yada C yada D, hiç bir zaman birbirlerini görmemiş, sadece dönemin şartları ve koşulları gereği, aile büyüklüğü yapmış insanlardan başka bir şey olmayacaklardır...
Şimdi bize bu konuda o ilkin, o küçük ailenin dünyaya açılan macerası lazım Ondan sonra yaşamış, aradan bin yıllar geçmiş düzeneklerin değil...
Kısaca tek din ve tek bir ırk var, insan.. başka yok... gerisi hikaye.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:15 .
|