Re: Laiklikçi
Sn. dilaver,
Değerli hocam.
"dogal koşullar altında" demişsiniz.
Aklıma iktisat hocam geldi. Bu açıklamayı terminolojik olarak yapmayı sever, her sorusunun içinde mutlaka CETERUS PARİBUS (Diğer şartlar sabitken)deyimini yerleştirirdi. Biraz ona benzedi. Demek ki Doğal Olmayan Koşullar da varmış ya, neyse.
Demogoji deyip okumaz bazıları o yüzden konuya gireyim.
Kurumsallaşma diye bir kelimemiz vardır biz işletmecilerin. Bu kelimenin özü, kişisel yetenek, istek, arzu gibi özelliklerden uzak, yazılı kurallar ve bürokrasi (ülkemizdeki negatif anlamını kullanmıyorum) içinde kurumun varlığını sürdürebilmesi, geliştirebilmesidir.
Devlet bir kurumdur. Daha doğrusu kurum olmalıdır.
Bizim gibi Anayasalarına, koca koca harfler ile Demokratik, Sosyal, Laik, Hukuk ibarelerini koyan ülkelerdeki makamların kişisel önemi olmaz. Olmaması lazım.
Ama öyle olmamaktadır.
Kurumsal kimliği olması gereken parti başkanları,
Kurumsal kimliği olması gereken bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları bizim ülkemizde kraldır.
Ve etki alanlarını test edin. Osmanlının son dönemindeki padişahlıktan bile daha fazla etki alanı olduğunu teşhis edersiniz.
En büyük yanlış budur.
Bu yanlışı teşhis ve tedavi ettiğimizde sizin sorunuza gerek kalmaz.
Bir hiramusta başbakan olabilir. (Gerçekten bunu isterim)
Bana göre hiramustanın aydınlık yüzü, dürüstlüğü, dinamikliği, düşüncesi koltuğunu doldurmaya yeter.
Ve inanın kurumsallaşmış bir Başbakanlıkta oturan hiramustanın eşi türbanlı, kendisi beş vakit namazlı dahi olsa, o artık T.C. bir başbakanı konumu ile davranmak zorundadır.
Yani;
Yazılı kurallar ve bürokratik olarak.
Olmaz ise ne olur.
Paul Wolfowitz in başına gelenler olur. Alttan gelen baskı onu yerinde tutamaz. Onu çıkaran Bush dahi olsa tutamaz.
Özet Cevap;
Kurumsallık, kurumsallık, kurumsallık, bürokrasi(Gerçi siz Weber i pek sevmezsiniz ya olusun *:wink: )
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
|