Eyyyy yüce DK!
Sen nelere kadirsin!
Bana bu günleri de gösterdin ya...
Artık ölsem de gam yemem, yaşasam da.
Bana vahiy gönderip, türkü söylememe delalet oldun ya...
Bak sevgili spartacus seni bana, beni sana nasılda kavuşturdu.
Sen ne büyüksün ey ulu DK.
spartacus'a güzel ve sağlıklı günler geçirmesi dileğimi de kabul edersen var yaaaaa....
Ellerine sağlık spartacus. Sen benim yüreğime su serptin ya, DK'da senin tuttuğunu altın eylesin.
Teşekür ederim.
............................................
Bu arada anlatayım.
Yaşadığım şehirdeki kütüphaneye gidip bu kitabın alınması için tavsiyede bulundum. Aradan bir süre geçince de kontrol ettim. Ama ııııh. Almamışlar. Bunu bir kaç sefer tekrarladım. Hala almadılar. Kütüphanenein bu işlerden sorumlu birisiyle konuşmak istesem de, hep geri çevrildim şimdiye dek. Adama bir türlü ulaşamadım.
İsviçrede yaşayan yeğenime anlatmıştım bu olay.
O da aynı şeyi yapmış çevresindeki kütüphane ile. Kütüphane kitabı almış. Ama sakıncalıdır diye ayrı bir yerde koymuşlar. Herkese açık değil kitap.
Neyse uzatmıyayım.
Yeğenimin kocasının çenesi...
Nasıl desem?
Nah bu kadar!
Günün birinde, bağıra çağıra kütüphaneyi ayağa kaldırmış.

İleri geri kavga eder gibi konuşurken... En sonunda kütüphane müdiresi dayanamayıp, kitabı ona hediye etmiş. Al senin olsun diye. Yeğenimin kocası böyle bir hareket beklemediği için iyice apışııııp kalmış. Öyle ki, ancak müdire çekip gittikden sonra kendisine gelmiş.
Onun sesinin çıkmadığı, apışıp kaldığı sahneyi görmeyi çok isterdim doğrusu.

Sen ne büyüksün be ulu DK!
Sevgiler