lionawar'dan alıntı:
|
Ya sen nerde yaşıyorsun, ortaçağ mı yoksa kutuplar mı ?
Hiç mi ntv okumuyorsun, hiç mi belgesel izlemiyorsun, hiç EMAR çektiren akraban olmadı mı senin ? Biraz kültürünü arttır.
|
Adam beni elektronik konularda kültürsüzlükle suçlamış.
Sebep? Kendisi insanoğluna elektronik varlıklardır demesi üzerine, kendisiyle dalga geçtiğim için... (. Üstelik beni ateist sanıyor.
Öncelikle ateist değilim. Agnostizme daha yakınım ve kendimi bildim bileli spiritualizm ile ilgileniyorum. Dolayısı ile senin bahsetmeye çalışıp da bir türlü bahsedemediğin(!) beyindeki elektrik akımları benim ve spiritualizmin ana ilgi alanlarıdır.
Şimdi, yorumumuza başlıyoruz sayın seyirciler, sıkı durun, kemerlerinizi bağlayın, yanınıza kola ve patlamış mısır alıp tarayıcınızı tam ekran yaparak okumaya başlayın (((.
Birincisi burada kimse beynin elektriksel faaliyetlerde bulunmadığını falan söylemedi.
Beyin sinirleri, nöronlar ve sinapslar arasındaki iletişimin
elektriksel ve kimyasal olduğunu
5'nci sınıfa giden çocuk bile biliyor günümüzde.
Matrix filminin ana konusu bile
yapay zekalı makinelerin çalışmaya devam edebilmek için,
insanoğlunu esir alıp, incan vücudunun ürettiği elektrik akımını kullanarak çalışmaya devam etmesidir.
Kısacası burada kimsenin insan ırkının vücudunda veya beyninde elektriksel akımlar olduğunu inkar ettiği falan yok.
Bizim dalga geçtiğimiz konu,
sırf beyindeki sinir hücreleri arasında elektriksel bir iletişim var diye
senin direk insan vücudunu
ELEKTRONİK BİR VARLIK olarak kabul etmendir:
bknz ne demiş lionawar:
|
o zaman bilimsel yazıları daha iyi takip ediniz.. İnsan ın aynı zamanda elektronik bir varlık olduğunu da görebilir ve sinyal yaydığını da duyarsınız belki..
|
Beni cahillikle itham ediyorsun, hiç akraban emar(!)a girmedimi diyorsun ama daha "elektronik varlık" tamlamasının anlamını bilmiyorsun. Elektronik varlık yoktur, elektronik cihaz vardır.
Elektronik cihaz ise elektrik ile çalışan, bir takım aletlerdir.
Sen insanoğlu elektronik bir varlıktır diyerek aynen şu resimdeki şeyi söylemiş oldun:

Doğal olarak da millet seninle dalga geçti. (:
Oysaki insanoğlunun beyninin çalışma prensibi,
günümüz elektronik aygıtlarına benziyor deseydin kimse seninle böyle dalga geçmezdi.
Bu işlerin adamı olarak
sana bir kaç manyetizma ve elektronik dersi vereyim,
cahil diye suçladığın adamdan,
savunmasını yaptığın şeyin doğru olanını öğrenmiş olursun:
oku bakalım şurada ne yazıyor:
|
Elektronik cihazların temel yapı taşlarında silisyum, germanyum, ve galyum elementleri kullanılarak imal edilir. Bu maddeler aralarında mikro veya nano boşluklar bırakılarak elektronların bu elementler arasında kuantum sıçramaları yani elektronların orbital(yörünge) değiştirmesi sağlanarak mantıksal işlemler yaptırılır. Bilgisayarın ve elektronik cihazların temel çalışma prensibi bu ilkeye dayanır.
|
Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Elektronik
Şimdi bir de şuna bak, yukarıda ki paragrafta geçen boşluklar nerede de varmış gör:
Bu çizim, insan beyninin sinapsları ile ilgili bir resim.
Tahmin ediyorum ki sinaps'ları ilk defa duymuşsundur (.
Bak resimde
sinaps boşluğu ve volta duyarlı caüzeri2 kanalları görülüyor.
Bu boşluklar arasında elektriksel sıçramalar meydana gelir insan beyninde. Çaktın mı olayı?
Aynı elektronik aletlerdeki mikro boyutlardaki mini parçacıklar gibi insan beyninde de elektrik akım sıçramaları yaşanır.
Kısacası insan: yüksek manyetik bir alana sahip olduğu tahminlenen,
beyninde yarı elektronik-kimyasal iletişim yolu kullanan ve
beyin dalgaları yayan bir canlıdır.
Bu dalgalar spiritualizmde aura olarak geçer.
Fakat tüm bunlar insanı elektronik bir varlık yapmaz! "insan elektronik bir varlıktır" diye tv'de konuşsan bilimciler, fizikçiler, meslek lisesi okumuş elektronikçiler sana zötüyle gülerler ekran başında.
İnsan oğlunun yaydığı beyin dalgaları ise manyetizma ile alakalıdır. Ona da spiritualzimde aura denir. Hatta Kirilian fotoğçıları vardır, insan vucudunun yaydığı elektromanyetik alanın fotoğrafını çektiklerini ve auranın bir kanıtı olduğunu söylerler.
Tüm bunlar 1940'lı yıllardan beri bilinen şeylerdir. O dönemlerde zirveye geçmiştir.
Sayın Adolf Hitler'in de bu konuda insanoğlu üzerinde, yani nazi askerleri üzerinde yaptığı uçuk kaçık deneyler vardır.
Amerikanın yine aynı konu üzerine gerçekleştirdiği phidelphia deneyi vardır...
Dur istersen sana
aura'nın katmanlarından,
kişide astral zincir dediğimiz bağdan veya
manyetik alanlar arasındaki yolculuk esnasında kişilerde oluşan teşevvüs hallerinden bahsedebilirim.
Hatta bu konuda yazdığım bir yazıda var bu forumda, buyur linkini atayım:
İstihale Alanlar ve Sistemler
Savunmaya çalıştığın şeyleri yalamış yutmuş insanım ve sen bana gelip cahil diyip birde komikçe "EMAR'a girmedimi hiç bir akraban" diyip, insanoğlu elektronik bir varlıktır yazıyorsun. ahahahaha (: Bir de gelmiş bana artis artis medyadan haberler paylaşıyor sanki bilmiyormuşuz gibi... (: Ulen ne günlere kaldık. Dimi sevgili Neva? (:
Dur sana medyadan daha kral bir haber paylaşayım, merak etme bu işlerin adamı olan bir agnostik spiritualist olarak bende benzer içerikli haberleri takip ediyorum:
fotoğrafı çeken benim, gazeteleri takip ediyorum bu tip haberler için:

Nasıl? Haber hoşuna gitti mi?
*****************************************
Ders yetmediyse eğer bir ara sana insan vücudunun aurası üzerine meditasyon dersi verebilirim.
Hatta dur kıyak geçeyim, aura'nı görmeyi öğreteyim, gerçi çok bilinen bir şeydir ama konuyu takip eden diğer üyelerde öğrenmiş olur:
bak şimdi akşam vakti ışıkları kapalı olan karanlık bir odaya geçiyorsun, bir adet boy aynası lazım, bir metre önünde bir sandalyeye oturacaksın, oda karanlık olmalı fakat antreden veya yan odadan aynadaki vücudunun hatlarını görebileceğin kadarda ışık girmeli. yani aynada sanki bir gölge varmış gibi ayarlamalısın ışığı. Mum ışığı falan olmaz, aşırı aydınlatır. antrenin ışığını yakıp içinde olduğun odanın kapısını 3-4 cm kala aralarsan gerekli ışığı yakalayabilirsin.
Yapacağın şey şu:
Aynadaki gölgene bakıp, tahminen kaşlarının tam ortasını bakacaksın. Gözlerini hiç kırpmaman gerekiyor, bu çok önemlidir. Tamamen odaklanmalı, zaman durmuş gibi o noktaya gözlerini kırpmadan hareketsiz bakmalısın. Yaklaşık 30-40 saniye sonra aynadaki gölgenin hatlarına yapışık, mavi bir parıltı göreceksin. 2-3 görürsün, sonra kaybolur, incelip kalınlaşır gibi görürsün zaten. ne kadar çok aralıksız odaklanırsan o kadar net görürsün. İşte o gördüğün auranın 2'nci katmanıdır.
D&R'dan aldığı 3-5 kitap sayesinde az buçuk bu tip spiritual kavramları okumuş Newage'ci müslümanlar ona allahın nuru diyor, ahahaha (:
Sende heralde elektrik falan dersin?
eee hala bu konularda kültürsüz, cahil olduğumu düşünüyor musun?
*****************************************
Günümüz müslümanları, kapitalizmin yeni para kapısı olan newage akımının yaygınlaşması sonucu spiritualizmdeki bir takım argüman ve bulguları islama yoğunlayarak yeni bir sentez oluşturmaya başladılar. Biz spiritualistler tarafından bu olay şaşkınlık ile izleniyor gerçekten. Özellikle bülent kısa gibi şaklabanların türkiyede kurmaya çalıştıkları bir takım yeraltı cemiyetlerinin medyaya ve topluma sızdırdığı kimi çarpık ezoterik bilgiler milletin kafasını allak bullak etmekte.
Melek çağırma metotları, özel meleğiniz ile iletişim yolu, koruyucu meleğiniz ile nasıl irtibata geçersiniz, gibi salak sallama kitaplar sayesinde etrafta, lionawar gibi insanoğlunun elektronik birer varlık olduğunu, ayda meleklerin elektronik cihazlar başında durarak insanoğlunun yaydığı sinyalleri ayın içinde kayıt ettiğini idda eden üyeler filizlenmeye başlıyor ((:
Kapitalizm, hem para kazanıyor hemde etkisini kaybeden din yüzünden özgürleşmeye başlayan insan aklını yeni saçmalılar ile uyuşturuyor...
**********************************************
Dur sana biraz da MR'den bahsedeyim lionawar, o konuda da aydınlanırsın. Senin EMAR(!) diye yazdığın şeyden yani...
Senin EMAR(!) diye yazdığın şey
MR veya
MRG şeklinde yazılır, ingilizcede ise em-ar şeklinde okunur. Tabi bizim millet her zaman ki cahilliği ile onu hastanelerde EMAR(!) şeklinde yazar.
Bakalım MR, pardon EMAR(!) neymiş:
|
Manyetik Rezonans Görüntüleme:
MR cihazı dev bir mıknatıstan oluşmaktadır x ışınları kullanmaz, elektromanyetik ve radyo dalgaları ile görüntüleme yapar. İnceleme sırasında hasta cihaz masasına yatırılmakta ve dev mıknatısın içinde bulunan tünele masa ilerletilmektedir. Hasta güçlü elektromanyetik içeren bir silindirin içinde yatarken vücuttaki hidrojen atomlarının enerji salmasına yol açan radyo dalgaları gönderilerek görüntüleme işlemini gerçekleştirir. Mıknatıs etkisi ile hareket eden binlerce atoma ait bilgi bir bilgisayara gönderilir ve çekilen alanın oldukça kaliteli resmi elde edilir.
|
Kaynak:
http://www.bilgimanya.com/emar-nedir...ir-mr-mrg/2941
Sen şimdi buradaki yazılardan da çıkar insanoğlu mıknatıssal bir varlıktır, ne kadar ikiye bölsen mutlaka 2 ucu yüklü olur falan dersin (.
***********************************************
Gelelim din konusuna:
Önce yaratılış konusunda kendinden emin bir şekilde "allah orada gün değil aşama-devir demek istemiştir" dedin, şimdi kıvırdın "orada 3'ünüde demek istememiştir, oradaki kelimeler arapçadır tefsir ilmine girmen gerekiyor" diyorsun. Kırk yıllık turandursun.com forumu üyesiyim böyle kıvıran üye görmedim.
üstüne bir de demişsin ki:
|
Ya inanmıyorsan inanma ama bir de O nun anlamı bu değil bu şekilde deyip kendince bir açıklama uydurma. açıklaması nı yapdım, sana göre açıklama yok. bana göre de yok. Diyeceksin ki elmalılı hamdi yazıra göre, mesela böyle. Ondan sonra açıklaması üzerinden konuşuruz. Kafaya göre sallama olmaz.
|
Madem öyle neden ilk başta kafana göre kurandaki kelimeyi önce devir olarak kabul edip sonra da mealciye göre değişir diyorsun. Al sana bir çelişki daha...
Adet konusunda da öyle. Önce allah bir alışkanlık edinmiş öyle davranmış dedin, ben bir takım mantık yürütmeler ile bu iddianın saçmalığını açığa çıkarınca şimdide olayı adetullaha bağladın. Bırroo bırrooo (bkz vizontele repliği) ((.
Saygılarımla
VraeL
(son harfi büyük L'li) :P Neva anladı onu :P