Birkaç yıl önce oğlumun, bir yakınımızın oğlunun sünnetinden sonra "Benim sünnet olmam şart mı? Herkes sünnet olmak zorunda mı? Ben istemiyorum." demesine kadar konu üzerinde pek düşünmemiş ve araştırmamıştım.Daha çok yaşatacağı ruhsal olumsuzlukları en aza indirmenin yolları üzerine kafa yormuştum.
Bu soru ile birden kafamda bir ışık çaktı ama bilmediğim bir konuda bir şey söylemek istemediğim için eveleyip geveleyerek konuyu geçiştirdim. Kısa süre sonra konunun tekrar gündeme getirileceğini bildiğim için araştırmaya başladım. Bu arada aile büyükleri sürekli bir bombardımana başladı "oğlum sana kız vermezler", "sünnet olmazsan erkek olamazsın" dedikçe çocuk her seferinde bana gelip "anne, böyle mi gerçekten, emin misiniz?" diyordu.
Çokça benzer kalıplarda ve pek de açıklayıcı olmayan sünnetin faydalarını anlatan, sünnet yapan doktorları okudum. Bir sürü forumda gündeme gelen bu konuya genellikle erkeklerin "ben oldum valla, çok da sağlıklıyım" tarzı yaklaşımlarını ya da sünnet karşıtlarına "ben doktorum, sen sus bakim, benden iyi mi bileceksin" türü doktor(!) yaklaşımlarını okudum. *Ama sünnetin zararlarını ve tarihçesini *anlatan yazıları okumaya başladığımda, kendime de kızmaya başladım. Ya oğlum "emin misiniz, şart mı?" türü sorularla gelmeseydi ne olacaktı? "Sorgulama, sorgulama" diye dolaşan bir ailenin, niyeyse bu konuyu hiç sorgulamamış sünnetli çocuğu olacaktı belki de.
Sünnetin bir faydası olmadığı hatta bir sürü de zararı olduğunu öğrendikten sonra hep geçmişe dönüp kendimi sorguladım. Küçük oğlum, bebekliğinden beri boğazını neredeyse tıkayan kocaman bademciklerle yaşar, her yıl götürürüm doktora, çocuk doktorları ısrarla "aldırın çocuk rahatlasın" der, konunun uzmanı olanlar ise "olmaz, o koruyucu, henüz zarar aşamasına gelmemiş" der ve almazlar. Şimdi düşünüyorum da, bir çocuğa kısmen zarar veren bir bademcik bile şıp diye alınmıyor, niye, ne akla hizmetle çocukların sağlıklı bir parçası kesilip alınabiliyor bu denli rahat bir şekilde. *Hatta bu konuda toplumsal baskı oluşturuluyor.
Öğrendiklerimi yakın çevrem ile paylaşmaya başladığımda, öğrenmeye, sorgulamaya açık olan bir çok arkadaşımda da gördüm ki, bu konuda aslında çok az şey biliniyor. *İlk tepkiler genellikle "yok canım, doktorlar yararlı diyor", "olur mu yahu, bilmem kimin oğlu sünnet oldu da kurtuldu" türü 'sen, ben, bizim oğlan' çerçevesinde yapılan *bir değerlendirme ve sonuca varma gördüm. Elbette bir anda kabullenmek çok zor gelebilir. Bir de, çocuğunu sünnet ettiren ya da ettirmeyi düşünen insan olunca. Hadi kendisi bu müdahaleye uğramış ise, kurban konumunda olduğu için daha kolay kabullenir ama çocuğuna yaptığı "kişinin kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkını kullanma" müdahalesini ve bunun yanlış olduğunu *kendisine nasıl açıklayacak?
Bugün çok rahatlıkla kadın sünnetinin bir ilkellik olduğunu söyleyebilen bir çok insan, hiçbir farkı olmadığı halde erkek sünnetini desteklemeye devam ediyor. * Bir gün erkek sünnetine de aynı şekilde bakılacak bence ama yaygınlaşması ne kadar zaman alır bilmem. Bildiğim, kendi çocuklarıma bunun yapılmasına izin vermeyeceğim. Elimden geldiğince de bir çeşit sakatlanma olduğunu çevremdeki herkese anlatacağım, karar kendilerinin sonuçta. Ancak herkesin böyle bir kararı vermeden önce durup düşünmesi gerekiyor, "bu çocuk benim çocuğum, davetiye göndermedi, ben istedim onu, ona karşı sorumluluklarım var ancak bu sorumluluklar onu sakatlama yetkisini vermez bana, kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkı ona aittir ve bunu aile büyükleri ve topluma karşı korumaktır benim görevim." diye. *Sünnet endüstrisini, dini de yanına almış toplumsal baskıları, *farklı elbiseler giyerek cinselliği bastırmaya çalışan anlayışı aşmak mümkün olacaktır elbette, diye düşünmek istiyorum.
Sünnetin değişik kültürlerde değişik gerekçelerle yer alması bir yana, hep "bu kadar gelişmiş(!) bir ülkede bile yapılıyorsa..." diye başlayan savunularla aşağıdaki tabloyu yan yana koyup düşünmek bile oldukça aydınlatıcı olsa gerek.
Beş Cümleyle ABD'de Sünnetin Tarihi
"Sünnet ilk Defa 1860 yılında mastürbasyonu önlemek amacıyla kabul edildi.
1860: ABD erkek nüfusunun 0.001% 'i sünnetli
"Mastürbasyon konusunda yapmamız gereken bence şu : ilgili vücut organlarını öyle bir hale getirmeliyiz ki, alışkanlığa devam etmek ağrı verici olsun, bu durum da vazgeçirici olsun. Bu amaçla, eğer penis üst derisi uzun ise, erkeği bugün için ve belki de gelecek için mahrum bırakacak şekilde sünnet etmeliyiz. Operasyon ayrıca, kloroform altında yapılmamalı, öyle ki hissedilen acı çocuğun zihninde, yok etmeye çalıştığımız alışkanlık ile hatırlansın ."
Athol A. W. Johnson, "Çocuklarda karşılaştığımız hastalıklı bir alışkanlık hakkında", The Lancet, vol. 1 (7 April 1860)
1887: ABD erkek nüfusunun 10%'u sünnetli
"Mastürbasyonun yaralayıcı etkileri hakkında şüphe olamaz, gelişmemiş beyinleri olan çocukların da buna yatkın olduğu konusunda şüphe yoktur. Sünnet her zaman yapılmalıdır. Cinsel organları o kadar yaralamalayız ki, onlara dokunmaktan dolayı acı hissedilsin."
Angel Money, "Çocuklarda Hastalıkların Tedavisi". Philadelphia: P. Blakiston. 1887, p. 421.
1971: ABD nüfusunun 90% 'ı sünnetli
"Yenidoğan döneminde, sünnet için herhangi bir tıbbi neden yoktur." Fetus ve Yenidoğan Hakkında Komite . Standards and Recommendations for Hospital Care of Newborn Infants, 5th edition. Evanston, IL: American Academy of Pediatrics. 1971. p. 110.
1994: ABD'nde yeni doğanların 60% 'ı sünnetli
"Sünnet acı ve travmaya, ayrıca koruyucu ve erojen dokunun geri dönülemez bir biçimde kaybına yol açar... Normal, sağlıklı ve işlev gören bir dokunun çıkarılması, bazı ahlaki sonuçlar doğurur: Sünnet, Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesinin 5. maddesini, ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Antlaşmasının 13. maddesini ihlal eder."
Leo Sorger, To ACOG [American College of Obstetrics and Gynecology]: Stop Circumcisions, Ob Gyn News, 1 Nov. 1994, p. 8.
Mart 1, 1999: ABD'de yenidoğanların yalnızca 57%'si sünnetli (33% Kaliforniya)
İki yıllık bir araştırmadan sonra , Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) sünnetin "potensiyel tıbbi faydalarının yeterince açık olmadığına" ve rutin bir operasyon olarak tavsiye edilemeyeceğine karar verdi."
kaynak:
http://www.sicsociety.org/
http://www.geocities.com/tabibler/sunnet_tarihi