haci´isimli üyeden Alıntı
Putlara taptıkları için kendi halkının ilkelliğine üzülüypor ve bu soruna bir çözüm getirmenin gerekli olduğuna inanıyordu. Ama bu nasıl bir çözüm olacaktı?
Araplar yüzlerce puta tapıyorlardı. Putların anası Al-lah idi. Diğerleri de vardı ve onlar Al-lah'ın kızlarıydı.
|
"Puta tapmak" iddiası "Câhiliye" diye bir devr-i sâbık üreterek, bunun üzerinden İslâm'ı temellendirmeye çalışanların ürettiği bir şehir efsânesidir. Bizim toplumun en büyük zaafiyeti de İslâm ilâhiyatçıları ya da Câmi Hocalarından duyduklarını hiç düşünmeden, sorgulamadan "Allah emri" gibi alıp kabul etmeleridir. Tembellik, âdetâ genlerimize kadar işlemiş durumda. Birkaç yüz sayfa kitabı didik didik edip okumaktansa, mevzû ile alâkalı bir kaç cümleyi "sâhibinin sesinden" duyup satmak; daha kolay ve ilginç gelir çoğumuza. Bunu yaparken de aslında inandıklarını iddia ettikleri Kur'an'a muhalefet ettiklerinin, hattâ verilen bâzı fetvâlara göre de dinden çıktıklarının farkında bile değilleridir. Misâl; İslâmiyet öncesi Araplar putlara tapmaz, Allah ile aralarında şefa'atçilk etmelerini umarlardı. Bu, benim iddiam değil. Bizzat Kur'an söylüyor:
"...O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: 'Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz' derler..." (Zümer: 3)
Müslümanların "müşrik" olarak niteleiği Araplar tek yaratcı olarak da Allah'ı kabul etmişler.
Kanıtları yine Kur'andan:
"And olsun ki onlara: 'Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?' diye sorarsan, şüphesiz 'Allah'tır' derler..." (Ankebut: 61)
"And olsun ki onlara: 'Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?' diye sorarsan, şüphesiz, 'Allah'tır' derler..." (Ankebut: 63)
- De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"
- "Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.
- "Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.
- "Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
- "Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"
- "Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de. (Mü'minûn: 84, 85, 86, 87, 88, 89)
"And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: "Allah" derler..." (Zuhruf: 87)
Görüleceği üzere İslâm Peygamberi kendi toplumuna ismi-zikri ve niteliği farklı vir İlah dayatmıyor. Arapların zaten inandıkları, saygı gösterdikleri Allah üzerinden, "Ben O'!nun elçisiyim" diyerek kendini kutsayıp meşrûlaştırıyor. "Tevrat ve İncil'i tasdik" geyiği de aynı amaca mâtufutur. "Sen hangi yetkiyle kendini 'tasdik makâmı olarak gördün ?' diye sormazlar mı adama Ya Hu ?Zâten; bu gün İslâm'ın temel ibâdetleri olarak bilinen namaz, oruç, hac gibi ibâdetler, İslâm öncesinde de vardı. İslâm Peygamberi bunları olduğu gibi almış, uygulamada bazı rötuşlar yaparak, kendi kurguladığı inanca uygun hâle getirmiştir.
haci´isimli üyeden Alıntı
Çok ilginç olarak Hristiyanlık ve Yahudilikten bile daha sağlam temellere dayanan bir din ortaya koydu. Ortaya biraz sert bir din çıktı ama, artık o kadar kusur kadı kızında da olurdu.. keh keh keh
|
Müslümanların "Hz. İsâ" olarak kabul ettikleri kişiliğin Tevrat'ta çok sağlam ve net dayanakları yoktur. Hristiyanlar, bâzı Tevrat pasajlarını kendi inançlarına paralel olarak yorumlarlar. Özellikle mezmurlardan alınan "kanıt"(!)lar tamâmen şekli benzerliklere dayanan yorumlarla üretilmiş "gerekçe"(!)lerdir. Bu bakımdan yukarıdaki tesbitiniz belki Hristiyanlık için geçerli sayılabilir. Ama; Tanah için aynı şeyi söylemek abesle iştigâl olur. İşin inanç faslını bir tarafa bıraksak bile, en azından Yahudi Tarihini yansıtması hasebiyle Tanah önemli bir 'külliyat'tır.
haci´isimli üyeden Alıntı
Bu davranışları Muhammed'in, sinsi ve kurnaz olduğu kadar, son dererce akıllı ve ileri görüşlü biri olduğunu göstermektedir. Allah ve Tanrı kavramlarından korksaydı ve onlara inansaydı, İslam'ı başlatamazdı. Kendini putperstlikten bile kurtaramazdı.
Muhammed gerçek bir ateisttir.[/b] Sonradan kendi yarattığı İslam'ı seçmiş ve diğerleri gibi Müslüman olmuştur. Çünkü İslam kendi eseridir. Ama sünnet olup olmadığı hakkında yeterince bilgi mevcut değildir.
|
Her ne kadar ateizm'in köklerinin antik Yunan'a kadar indiği belirtilse de Orta Çağı'ın din egemen kültüründe insanların Tanrı tanımazlığı açıkça dillendirmeleri mümkün değildi. Orta Çağda, hele hele dışa kapalı Arap Kültüründe yaşamış Muhammed'in, ateist düşünceden haberdar olması biraz zor görünüyor. Arap Tüccarların en uzak gittikleri yer Şam. Bu şehir de Bizans kültürü etkisinde o zaman. Eski Arap inancından ayrılıp İslâm'a geçenlerin guslettiklerine, tek tek ya da toplu olarak sünnet olduklarına dâir elimizde bir bilgi yoktur. Hattâ; Arapların önceki inançları doğrultusunda sünnet oldukları, cünüp olunca da guslettikleri bilgisi vardır.