Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 23-07-2008, 09:09
amenofis amenofis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Jul 2008
Mesajlar: 200
Standart

aspendos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sizin aklınız başınızı aşmış . göğüsü tomurcuklaşmız denince sizlere sex mi geliyor aklınıza ?

annenizin kızkardeşinizin göğüsünü görünce aklınıza sex mi geliyor ?

ateizm olayları konuları bu şekil saptırır .

huriler insanlara hizmet etmek için oradadır .

ama gelelim ki ateizm gene şaşırmış inanmadığı cennet hakkında kuranı kerimi ispat olarak gösteriyor ve bana karşı kuranı kerimin doğruluğunu ispat ediyor .

koçlar hepiniz haklısınız kuran doğru söyler ben yanılmışım .

şimdik kurana inandınız mı ?

inanmadınız ise ben mi haklıyım ?

nasıl karmaşık bir durum meydana geliyor değilmi .

AMENOFİS : Sende dersenki göğüsü tomurcuklanmış ve ben olaya sex objesi olarak bakarım dersen sana cennet değil cehennemden zebanilerin ... müjdesini vereyim ...

bırakın boş işleri düşünmek güzel birşey ama yanılmak ise apayrı birşey ateizm çok düşünür ama radar ve antenleri frekansları algılamaz bu yüzden net anladığını gördüğünü sanır oysaki daha net daha düzgün görebilmen için frekanslar düzgün olmalı .

işte sizleri yokdan var edeni inkar etmekdeki en güzel örnek frekans bozukluğu ...

ama kuranı kerimde biz onları iri gözlü huriler ile evlendirmişsiz diyor bazı ayetlerde .

madem cennetde sex var ise sizlerdeki tek düşünce fesatlık kıskançlık .

hem benim cennete gideceğimi nereden biliyorsunuz ki ?

am insan meşgul olduğu yer ile mükafatlandırırlır veya cezalandırılır ...


AMENOFİS : Sende dersenki göğüsü tomurcuklanmış ve ben olaya sex objesi olarak bakarım dersen sana cennet değil cehennemden zebanilerin ... müjdesini vereyim ...

sen ne olarak bakarsın
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 23-07-2008, 10:03
ozedonus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Hz.Muhammed peygamber olmadan da tevhid inancına bağlıydı.O doktrinsel bir bilgiye sahip olmadığı halde evrenin tek bir yaratıcı tarafından yaratıldığını düşünüyordu.İslam tarihi kitapları,kendisinin henüz çocukken bile putlardan nefret ettiğini ve içki gibi insana zararlı olan kötü vasuflardan uzak kaldığını bildirmektedir.

Hz.Muhammedin peygamber olmadan önce ve özellikle hira dağına çekilirken ettiği dualar ve namazlar,o aralar sayıları çok az olan ve kendilerine hanif denilen insanların bulunduğu inanca göreydi.Onlar, hz.İbrahimin tevhid öğretisinin bozulmuş olduğunun farkındaydılar.Ama bunun nasıl bir şekilde eda edileceğini bilmiyorladı.

Yine bunlar yahudilik ve hıristyanlığın işlevini yitirdiğini düşünüyorlardı.Bu bakımdan hiç bir zaman hanifler yahudi ve Hıristyanlara sıcak bakamamışlardır.Hz.İbrahimden gelen hanif öğreti onlara daha yakın gelmiştir.Bu bize göstermektedir ki o insan daha küçüklüğünden beri insanların taş ve duvarları kutsamasını sevmemişti.Evrenin daha büyük gerçekler taşıdığına inanıyordu.İnsanların içinde bulunduğu sosyal hayatın adaletsiz yapısı onu üzüyordu.Kendisi,doğasında olan özellikler ile kalmıştı.Toplumun yaşayışı onun yaşam biçimine etki etmemişti.

Bunun için yaşının daha da olgunlaşmaya başladığı 35 yaşından itibaren tamamen insanlardan uzaklaşmış ve dağlarda yaşamaya başlamıştır.O yaşam biçimi ona daha sevimli hale gelmiştir.O evrenin anlamsız olmadığını düşünüyordu ve kaynakların anlattığına göre dağa her çekilişinde derin düşüncelere dalıyordu.

İşin ilginç yanı bu kadar doğal düşünmesine rağmen etrafta Allahtan geldiğine inanılan Tevrat ve İncil onu doyurmuyordu.Belki de hayatının çoğu çobanlık ve ticaretle geçtiği için zaten bu kitapları merak bile etmemişti.Çobanlık ve ticaret insanı mitolojiden peygamberli iddiasından uzaklaştırır.

İşte onun bu derin arayışlarından birinde peygamberlik vahyi olarak adlandırılan olayla karşılaşmıştır.Bunun nasıl bir şekilde meydana geldiğini bilemiyoruz.Ancak derin düşüncelerin tam ortasında bilincine birşeylerin okunduğunu farketmiştir ama bunun hastalık olmasından korkmuştur. Anlatılanlara göre bunun bir vahiy olduğunu eşinin dayısı olan Varak b.nevfelden sonradan öğrenecektir.Hz.Muhammedin bir korkuya kapılması gayet makul idi. Zira içinde yaşadığı toplumda benzer durumları yaşayan insanlar vardı. Bunların bir kısmı deli, bir kısmı kâhin olarak bilinirlerdi. Peygamberin normal bir hayat(çünkü o ana kadar kendinden geçmemişti) sürerken birden sıra dışı bir tecrübe yaşaması, kendisinin de bu deli ve kahinler gibi mi olduğuna dair bir zihin bulanıklığı yaşamasına sebep olmuştur. Bunun böyle olmadığına ilişkin vahyin bildirimi ve peygamberi bu kategorilerin dışında olduğu yönündeki ikna olması, Kur’an tarafından bir ‘beyyine’ üzere olduğu söylenerek sağlanmıştır.

Bu beyine peygamberin peygamber olduğuna, kâhin, şair, mecnun, vs.olmadığına kanıt olarak sunulmuştur. Zira, bir mecnun, şair veya kâhinin insanları uyarmak gibi bir sorumluluğu olmamıştı. Peygamberin ‘uyar’ emrini alması onu bütün bu diğer kategorilerden ayırmış ve ayaklarının yere sağlam basmasını sağlamıştır. Yaşadığı bu zihin halinin ardından, Hz. Muhammed’in peygamber olduğu ve bunun ilk olmadığı daha önce geçen peygamberlerin de bu şekilde bir tecrübe yaşadıkları söylenmiş ve ardından, peygamberliğin gereği olarak, insanları uyarmak için kalkması emredilmiştir:
“Ey örtüsüne bürünen (yalnızlığa sığınan)! Kalk ve uyar”.(müdessir 1-2)

Kuranı uydurmadığı ve beklemediğine dair bir örnek te şudur ki Hz. Peygamber yapı olarak çekingen olmasına karşın, Kur’an mesajı oldukça devrimci ve dışa dönüktür. Onun için de Allah, vahye ilk kez muhatap kıldığı Hira mağarasından Hz.Muhammed’i doğrudan toplumun içine çıkarmıştır.

Vahtyin niteliği konusunda arkadaşların temenni düzeyinde yaptıkları analizlerin hiçbiri tarihi ve sosyolojik geröekleri taşımamaktadır.Kendisi vahiyden sonra evrenin özü olduğuna inandığı bir varlıkla kendisini özdeş hissetmiştir.Bu evrensel özün insanlık vicdanında insanlara verdiği mesajları arada bir görsel figürün de(cebrail) yardımıyla aktarmaya çalışmıştır.Her yaptığını bu evrensel özün emri olarak yapmıştır.

Eğer kendisi işine geleni seçen ayetleri alır da diğerlerini kapatan bir çıkarcı olsaydı Kuranda yer yer kendisine karşı eleştiri almazdı.O,işinin çok zor olduğunu bilmişti ve ona göre davranıyordu..İşte bundandır ki öğretisine sahip insanlar insanlığın içinde en fedai en dik duruşlu insanlarından biri oldular.Evrensel özün mesajını vicdanlarında görsel bir figürle de anlamlandıran her bilge(peygamber) ve onlarla olan takipçileri de nunun verdiği aşk ve vicdan sorumluluğuyla davranmışlardır..

Sonraları ise tarihin akışına kendisini kaptıran her öğreti gibi bu evrensel öğretinin de anlam dünyası yozlaştırıldı böylece bu öğreti de tarihin mitoljileri arasına yerleşiverdi.Ama insanlık vicdanının bir yerde buna dur diyeceğini düşünüyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 23-07-2008, 10:57
gozeneli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gozeneli gozeneli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
Standart

Sayın Özedönüş,

Yazdıklarınızında kullandıgınız kaynak nerden?

Sonra siz şunları yazmışsınız
''Kuranı uydurmadığı ve beklemediğine dair bir örnek te şudur ki Hz. Peygamber yapı olarak çekingen olmasına karşın, Kur’an mesajı oldukça devrimci ve dışa dönüktür. Onun için de Allah, vahye ilk kez muhatap kıldığı Hira mağarasından Hz.Muhammed’i doğrudan toplumun içine çıkarmıştır''

Kuran'ı Muhamed'in yazdıgını kim söylüyor, siz herhalde ne Tevrat'ı nede İncil'i okumuşsunuz, kopyanın bu kadarı olmaz.

Siz haklı olarak Kuranın ögretileri yozlaşdırıldı diyorsunuz ama sonradan degil baştan beri. Peki varsayılan Tanrı bunları önceden görmedimi? Acaba Kuran'ı gelen son kitap yapmakla hata mı yaptı?

Ama o ...varsayılan 'Tanrı' hata yapar mı? Lütfen bir şeyler okuyup ezbere yazmayın biraz okuduklarınızı inceleyin araştırın ve sahib oldugunuz aklınızı kullanın.

İNANMAK BİLMEK DEGİLDİR.

Konu gozeneli tarafından (23-07-2008 Saat 11:09 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 23-07-2008, 11:22
ozedonus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

gozeneli´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Özedönüş,

Yazdıklarınızın kullandıgınız kaynak nerden?

Sonra siz şunları yazmışsınız
''Kuranı uydurmadığı ve beklemediğine dair bir örnek te şudur ki Hz. Peygamber yapı olarak çekingen olmasına karşın, Kur’an mesajı oldukça devrimci ve dışa dönüktür. Onun için de Allah, vahye ilk kez muhatap kıldığı Hira mağarasından Hz.Muhammed’i doğrudan toplumun içine çıkarmıştır''

Kuran'ı Muhamed'in yazdıgını kim söylüyor, siz herhalde ne Tevrat'ı nede İncil'i okumuşsunuz, kopyanın bu kadarı olmaz.

Siz haklı olarak sonraları Kuranın ögretileri yozlaşdırıldı diyorsunuz. Peki varsayılan Tanrı bunları önceden görmedimi? Acaba Kuran'ı gelen son kitap yapmakla hata mı yaptı?

Ama o ...varsayılan 'Tanrı' hata yapar mı? Lütfen bir şeyler okuyup ezbere yazmayın biraz okuduklarınızı inceleyin araştırın ve sahib oldugunuz aklınızı kullanın.

Sayın Gözeneli

Yazı benim başka forumda (yaziyaz)yazdığım bir makalemin konu ile ilgili bölümlerinin buraya aktarmasından ibarettir. Ben bilgilerimde başka kaynaklardan faydalanmakla beraber, yazının makale oluşunda etki eden eserleri veririm. Bu açıdan her cümlemin eskiden günümüze kadar yaygın hadis, islam tarihi ve diğer kitaplarında bulunmuş olduğunu bilmenizi isterim.

Siz Kuranı kendisinin uydurmadığını aksine Tevrat ve İncil’den kopya çektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak, Hz. Muhammed’in Mekke’de iken indirilen ve sizin de Yahudilikten devşirme olduğunu sandığınız bilgilerin hiçbirinden haberi yoktur. Yazıda da belirtmiş olduğum gibi kaynaklar, kendisinin 6–12 yaşları arasında çoban,12–35 yaşları arasında ise bir kervan ticaretçisi olduğunu göstermektedir. İşi gücü malların ticareti olan bir insanın mitolojik olaylara ve eski kutsal kitaplara yatkınlığı nasıl olabilir?

Yanı sıra kendisi istifade ettiği bu kitaplardan neden 40 yaşına kadar kopya çekmedi de 40 yaşından sonra kopya çekmek zorunda kaldı. Sakin, içine dönük ve kendi halinde yumuşak biri olarak yaşayan Abdullah’ın oğlu Muhammed,40 yaşına kadar neden etraftaki rahip, papazlar ve hahamların dizi önünde eski dinleri araştırmadı da dağ ve mağaralara çekildi?

Tanrının görevi, gönderdiği kitapları korumak değildir. Dahası, Tanrının evrende her şeyi sebep ve sonuç ilişkisine bağladığını, insani özellik taşımadığını, kişinin vicdani arayışının Tanrısal müdahaleyi harekete geçirdiğini ayrıca belirtmek isterim. Tanrısal müdahale ise özel olarak ele alınması gereken, çok yönlü bir kavramdır. İlgili başlık açılsa bu konudaki düşüncelerimi açıklamaya hazır olduğumu belirtmek isterim.

Bu forumda biraz daha paylaşım yaptığımızda eminim ki kimlerin ezberleri tekrarladığını, kimlerin yoğun bir sorgulama içerisinde olduğu anlaşılacaktır.
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 23-07-2008, 11:44
gozeneli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gozeneli gozeneli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
Standart

Sayın Özedönüş,

Kaynaklarınızı çok merak ediyorum. Bunlar bir Yunan, Çin.....kaynagımıdır yoksa Muhamed'in destekleyicileri mi?
O sakin, uysal, içine dönük dediginiz kişi savaşlarda başta gitmiştir. Bu bir tarihi gerçek.
Sonra Muhamed'in okuması yazması olmasa bile Yahudilerden ve Hrıstiyanlardan onların kitapları hakkında bilgi edinmedigide gerçekten uzak mı?

Asıl ezbere konuşmak bu 1300 yada 1200 yıldır zorla Müslümanlaştırılan (köleleştirilen kültür bakımından) Türklerin habire Muhamed şöyle iyi idi böyle iyi idi demesi.

Size tavsiyem birazda başka kaynaklar okuyun ama hemen inanın demiyorum şöyle güzelce bir düşünün.

Örnegin Prof. İlhan Arsel'i, Richard Dawkins'i okuyun. Zaten bu TD sitesine üye olmakla Aydınlanma yolunda büyük adım atmışsınız.

İNANMAK BİLMEK DEGİLDİR.
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 23-07-2008, 13:01
amenofis amenofis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Jul 2008
Mesajlar: 200
Standart

kuran cok derın analızlerle yazılmıs bır kıtaptır..

ben cagın onunde olan bır grup oldugunu dusunuyorum...

cunku pıskolojıde kı ogretme stratejılerı uygulanmıstır ödul ceza korkutma vs

edebı yonu agırdır...kafıyelerle suslenmıs şiirsel yonu one cıkarılmıstır..

tarıhı bır kıtaptı kendınden oncekı tum dınlerden alıntısır....tarıhı olaylara tanıklık eder...

cografı saptamaları vardır....


yanı kımse kuranı kerımı muhammed yazmıstır demıyo..

pıyon ve perde arkasındakılerle alakalı..

coban falan denmıs okudum...kureys kabılesıne mensuptu ve enguclu kabılelerden bırıydı kureys kabılesı o devırde..arkası cok saglamdı..sıradan bır ınsan olsaydı yalancı peygamber denerek oldurulur o seklıde tarıhte yerını alırdı
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 23-07-2008, 13:03
amenofis amenofis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Jul 2008
Mesajlar: 200
Standart

ozedonus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Gözeneli

Yazı benim başka forumda (yaziyaz)yazdığım bir makalemin konu ile ilgili bölümlerinin buraya aktarmasından ibarettir. Ben bilgilerimde başka kaynaklardan faydalanmakla beraber, yazının makale oluşunda etki eden eserleri veririm. Bu açıdan her cümlemin eskiden günümüze kadar yaygın hadis, islam tarihi ve diğer kitaplarında bulunmuş olduğunu bilmenizi isterim.

Siz Kuranı kendisinin uydurmadığını aksine Tevrat ve İncil’den kopya çektiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak, Hz. Muhammed’in Mekke’de iken indirilen ve sizin de Yahudilikten devşirme olduğunu sandığınız bilgilerin hiçbirinden haberi yoktur. Yazıda da belirtmiş olduğum gibi kaynaklar, kendisinin 6–12 yaşları arasında çoban,12–35 yaşları arasında ise bir kervan ticaretçisi olduğunu göstermektedir. İşi gücü malların ticareti olan bir insanın mitolojik olaylara ve eski kutsal kitaplara yatkınlığı nasıl olabilir?

Yanı sıra kendisi istifade ettiği bu kitaplardan neden 40 yaşına kadar kopya çekmedi de 40 yaşından sonra kopya çekmek zorunda kaldı. Sakin, içine dönük ve kendi halinde yumuşak biri olarak yaşayan Abdullah’ın oğlu Muhammed,40 yaşına kadar neden etraftaki rahip, papazlar ve hahamların dizi önünde eski dinleri araştırmadı da dağ ve mağaralara çekildi?

Tanrının görevi, gönderdiği kitapları korumak değildir. Dahası, Tanrının evrende her şeyi sebep ve sonuç ilişkisine bağladığını, insani özellik taşımadığını, kişinin vicdani arayışının Tanrısal müdahaleyi harekete geçirdiğini ayrıca belirtmek isterim. Tanrısal müdahale ise özel olarak ele alınması gereken, çok yönlü bir kavramdır. İlgili başlık açılsa bu konudaki düşüncelerimi açıklamaya hazır olduğumu belirtmek isterim.

Bu forumda biraz daha paylaşım yaptığımızda eminim ki kimlerin ezberleri tekrarladığını, kimlerin yoğun bir sorgulama içerisinde olduğu anlaşılacaktır.
“Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür. Ölen fenâ olur. Olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter. Çocuklar doğar, analarının babalarının yerini tutar. Sonra hepsi mahvolup gider. Hadiselerin ardı arkası kesilmez. Hemen birbirini takib edip kovalar. Kulak veriniz, dikkat ediniz! Gökte haber, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir ferş-i eyvân, gökyüzü bir yüksek tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur... “Yemin ederim Allah’ın indinde bir din vardır ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir ve Allah’ın gelecek olan bir peygamberi vardır ki, gelmesi pek yakın oldu. Gölgesi başınız üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki, ona imin edip de o dahi ona hidayet eyleye. Vay ona isyan ve muhalefet eden bedbahta. Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere!
“Ey İyad halkı! Hani dedeler, nerede babalar, hani hastalar ve ziyaretçileri. Nerede o bina kurup yükselten, yaldızlayıp süsleyen Âd ve Semûd kavimleri? Hani, mal, hani evlat? Nerede o haddi aşıp azan, mal toplayıp biriktiren, hani dünya varlığına mağrur olup da kavmine: ‘Ben sizin tanrınızım!’ diyen Firavun ile Nemrud? Onlar sizden daha zengin ve kuvvetli değil miydiler? Bu kara toprak onları değirmeninde öğütüp toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın onlar gibi gaflet yoluna gitmeyin. Her şey fanidir. Baki olan ancak Allah’tır ki, mabud ancak O’dur. O’nun eşi, benzeri ortağı yoktur. O doğmamış ve doğurtulmamıştır. Evvel gelip geçenlerde bize ibret alacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var ama, çıkacak yeri yoktur. Büyük, küçük hep göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Katiyetle anladım ki, herkesin başına gelen benim de başıma gelecek, ben de öleceğim.”
KUS BİN SAİDE bu cümleler vesilesiyle halka hakkı tebliğ ederken bir yardımcı onu devesinin üzerinden düşmemesi için belinden tuturak dik durmasına yardımcı oluyordu... Müjdelediği din İsalm&Peygamber (sav) geldi ve Asr-ı Saadet yaşandı... Lakin yüreğimi burkan hakikat; ne kadar da benziyor bahsettiği gaflet profili bizlerin şimdiki ahvaline..



Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 23-07-2008, 13:04
amenofis amenofis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Jul 2008
Mesajlar: 200
Standart

o bılgılerın hıcbırınden haberı yoktur..

bı daha dusunun yukardakı kasıdeyı peygamberlıgını ılan etmeden once dınlemıstır...

ve kuranı kerımın ozetı kus bın saıdenın kasıdesıdır..

bu şiirden alıntıdır kuran
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 23-07-2008, 14:07
ozedonus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Sayın Gözeneli
Kaynaklarım, Hz. Muhammed’in hayatını anlatan, dönemin olaylarını günümüze aktarmaya çalışmış İslam tarihi(siyer) ve hadis kitaplarıdır. Yani Sizin deyişinizle Muhammed’in destekleyicileridir. Bu kitapların her söylemlerinin gerçekte yaşanmış birebir kesin haber niteliği taşıdığını söylemiyorum. Ama bu kitapların tamamını irdelediğinizde elinize genel bir bakış açısını yakalama şansı geçmektedir. Fakat bu kitaplardan kesin bir yargı çıkarma konusunda sizin kadar cesaretli değilim.

Örneğin tek bir hadisi alıp, o hadis üzerinde İslami bir hüküm çıkarmak daha çok antiislam olan arkadaşlarımızın başvurduğu bir yoldur.Yalnız bu Muhammedin destekleyicileri konusunda net bir bakış açınız da bulunmamaktadır. Kiminiz, bunların islamın resmi kiralık tarihçileri olduğunu söyleyerek, bunların söylemlerine güvenilmemesi gerektiğini söylerken, kiminiz ise bu kaynakların söylemlerini kesin yargı ve hüküm olarak kabul etmektedir. Bu konudaki son yargınızın ne olduğunu anlamak isterdim. Ama bu tarihçiler elinize islamı lekelemek için kullandığınız haberleri de (Ayşe’nin yaşı gibi) aktardıklarına göre, islamı temize çıkarmaya çalışan kiralık tarihçiler olmadıkları gözküyor. Böyle olunca, onların aktardıklarını birebir oluşmuş kesin haberler olarak görmesek de en azından, genel analizini yaptıktan sonra bir yargıya varabiliyoruz.

O sakin,uysal ve içedönük insanın peygamberlik vazifesi ile değiştiğini söyledim zaten..Eğer kendisine rağmen ona verilmiş bir görev ile görevlendirilmeseydi,kendi kafasından olaylara hüküm bulmaya çalışsaydı,bu onun uydurduğu ayetlere de yansırdı.Nitekim ayetin gelmediği zamanlarda kendisinin yaptığı içtihatlarda bu yumuşak huyluluğu ortaya çıkmıştır.

Hz. Muhammed’den daha bilgili ve Yahudi ile Hıristiyanların kaynaklarına daha yakın isimler vardı.Ümeyye b.Ebi Salt,Kus b.Saide,Varaka b.Nefvel,vb..kendisini yetiştirmiş,tapınaklarda büyümüş şuurlu insanlar da vardı.Bunlar dururken,ömrünün uzun bir bölümünü ticari eşya nakliyatında geçen bir insanın bu bilgileri bulması ne kadar mümkün idi.Kanaatime Allah yok ve bazı uyanık insanlar da insanları aldatarak böyle bir hayale çağırdığını varsayarsak,bunu bu bilge insanlarının yapması gerekirdi.

Ezber konuşma meselesine gelince; ben bu alanlarda yeni değilim.2 yıldır ateist forumlardayım. Bu forumların bana kazandırdığı geniş bakış açısını ve bana bozdurdukları ezberlerinin sayısını sayamam.
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 23-07-2008, 14:13
ozedonus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Sayın Amenofis

Kuranı en azından kendi başına uyduran bir tarihi kişiliğin olmadığı konusunda hemfikiriz. Peki, eğer dediğiniz gibi ortada bu kitabı uyduran bir kurul varsa, bu kurulun bu ayetleri uydurtacakları daha keskin, daha bilgili kimseler yok muydu? Ümeyye b.Ebi Salt,Kus b.Saide,Varaka b.Nefvel, çok geniş halk yığınları ve tapınaklarda ömürleri geçirmiş bir insana yazdırmaları gerekmiyor muydu? 20 yıllık ticari eşya nakliyat memuru ve 5 yıllık dağ başlarında hayat geçiren bu kendi halinde insandan başka dini uydurtacakları kimseyi bulamadılar mı?

Çoban oluşunu “kimsesizliği” bağlamında dile getirmedim. Onun bilge kişilerden olmayan ve sade bir hayatı yaşayan kişiliğine bağladım. Kaldı ki kureyş kabilesine mensup oluşuna rağmen, defalarca suikasta uğradığı bilinmektedir. Kabilesine rağmen kendisine işkenceler yapılmış hatta bunun başını da amcası Ebu Lehep çekmiştir. Onu koruyan Ebu Talibin desteğini çektiği esnada bile ”güneşi sağıma ayı soluma koyacak kadar bu işi bana ağırlaştırsalar yine bu davadan vazgeçmem” demiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:58 .