Bu adamlar sanıyor ki o şartlar biz konuşalım diye ortaya çıktı , Allah'ın kudreti felan üfür gitsin , o şartlar olduğu için varolabildiğinin farkında değil heralde
Bu derecede büyük bir evren 13.8 milyar yıllık bir zaman , atomlar ve moleküller arasındaki sayısız kombinasyon , enerjinin yoktan var vardan yok olamayacağı bütün bunları düşününce 10 üzeri 200 ' de 1 felan çok saçma geliyor az kafası çalışan adam g.tüyle güler bu Caner'e kendi felsefeciymiş ama herşeyden anladığını sanıyor fizikçiye fiziği , biyolojiciye biyolojiyi öğretiyor özgüven tavan , bilgisi fazla olan insan daha fazla tereddüt ediyor onu farkettim.Herhangi bir tanrı , tanrılar yok demiyorum , kim var kim yok bilmiyorum ilgilenmiyorum da ama bu da bir olasılıktır , ihtimali 10 üzeri 200'de 1 olan bir olasılık felan da değildir olması gayet mümkün olan bir olasılıktır.
İşte aynı safsatayı üretiyor... Evrenin başlangıcı diye de eşlediği varlığın başlangıcı, varlığa başlangıç diye gitmek hayli gülünesi bir safsatadır hemde bir değil bir kaç yönden, heps bir yana sebep/sonuç gibi zaman'da ancak varlığa bağlı anlam/hayat kazanabilir-SOYUTLANABİLİR-.
Sebep/sonuç ilişkisinin varlık düzelemini BELİRLEYİCİ bir zemini-ilgisi yok, zira bu ilişki hem dahili hem de ortam/çevre faktörlüdür. Demir paslanır, toprak kayar, mağma yukarı çıkar, rüzgar oluşur, soğuyan cisimler enerji salar böylelikle gezegenler döner, sıcak soğur, soğuk ısınır, cisimler ivmeye karşı direnç gösterir(kütle), peynir küflenir, yaprak çürür, gaz, sıvı, katı, plazma ........ Sebep sonuç ilişkisinin dahilisi bu çerçevelerdir, dışına yöneltilemez(mantık dışı, safsata olur)...
Mesela "Kuantum teorisi Felsefe ve Tanrı" kitabı neredeyse safsata önermelerin üzerine kurulu. Mesela Türkiyedeki "Belirsizlik İlkesi" adına dökülen kirin önemli sorumlularından birisidir kendisi... Mesela Belirsizlik İlkesi ile materyalizmin çöktüğünü söyleyebilenlerden! (Edebiyat)..
Din ile bilimi bağdaştırmak isteyen öncelikle materyalizmi hedef alacaktır, bunun lami, cimi yok, lakin Belirsizlik İlkesi materyalizmi çökertecek bir şey değil ki, aksine materyalizmin diyalektiğinin İSPATI durumunda. Yine de o biçimde örneklemek elma, amrmut, kel mahmut gibi bir şeydir
Mesela aynı kitabında sayfa 13 de diyordu ki "Bilimle din çelişir mi? Hangi din ve hangi bilimden bahsediyorsunuz."
Yuh, bu tarz taktikler edebiyatın kulvarında olabilir(onca bilimsel şeyden bahset, işine geldiği gibi örnekle sonrada hangi bilim diye sor!). hangi dini geçtik ama hangi bilim demek ne demek? Kendisi ise Sözdebilim yapar, bu sözdenilim öyle güzel tanımlanmıştır ki; https://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%B6zdebilim
Sözdebilim veya sahte bilim (İngilizce pseudoscience) bilimsel argümanlar kullanılarak ileri sürülen, ancak bilimsel çalışmaların gerektirdiği materyal, metot, test edilebilirlik (doğrulanabilirlik) gibi standartları taşımayan veya yeterli bilimsel araştırma ile desteklenmeyen iddia, inanç, bilgi ve uygulamalar bütününe verilen addır. Sözde bilim genellikle belirsiz, çelişkili, eleştirilere yönelik aşırı tepki ve kişiselleştirmeler, destekleyici verilerin abartılması, sonuçlara yönelik doğrulanması imkansız abartılı iddialar ile karakterize, kullanıcıları açısından da sosyal, maddi-manevi kazançlar sağladığı düşünülebilecek konular üzerinden yürütülür.
Neyse uzatmayayım, forumlarda Caner Taslaman yöntemli bir çok şeyi ele aldık... Olasılık hesaplarıda yanlıştır, idealizmin indirgeme metoduna sarılınmaktadır(yani ortamı, tüm şeyleri yok sayıp, tek bir özneye indirgemek, yalnız başınaymış gibi)..
Örnek; 1 sayısal Loto çekilişini 1 kişinin gözüyle(indirgeme) değerlendirirsek olasılık ne hale gelir? Peki 10.000.000 Kişi varsa ve oynamışsa, olasılık 10.000.000 kişiyi esas aldığımızda kaç olur? İdealizmin indirgeme metodu, 1 sadece 1 kişiyi esas alır, özü budur...
Evreni matematikle izah (KURGU-SPEKÜLATİF) etmek biraz aptalcadır... Kaldı ki bu tür olasılıksız hesaplarıyla heleki indirgeme ile düşünmek tam bir beyin ölümü... Mesela Zenon paradoksu vardır, çözmek o kadar basittir ki ama insanlık bir kaç bin yıldır kafayı takıp uğraştı! Bir delinin kuyuya attığı taş hesabıdır bu
Zenon'a göre
|---->(3,3333....n--------------------------|
İlk çizgi soldaki ok'un atıldığı nokta, sağdaki ise düştüğü hedef noktası. Diyor ki, ok, bu noktadan, diğer noktaya varana kadar sonsuz sayıda rakam var aşılamaz, mesela 3,33333333333333.....n gibi, o halde diyor hareket yoktur...
Ben bir tane de altına resim çizeceğim, Zenon paradoksu da idealist indirgme metodunun yanlışından ileri gelir özünde bir mantık hatası vardır...
Bu Paradoks
|---->(3,3333....n--------------------------|
Bu da çözüm,
|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|....n
sonsuz sayıda başlangıç, sonsuz sayıda da hedef var... Ok nereye düşmüş olursa olsun farketmez! Mesela "0" noktasından ok atıldı ve gitti bir yere düştü. Ölçtük 30 metre diyelim ve arada sonsuz sayıda nokta var. İyide bazı noktalar tam bölünebiliyor bazıları da matematiksel olarak sonsuz rakamlı! Olabilir Ok'un doğrultusunda da sonsuz sayıda hedef vardı! Tam o sonsuz rakamlı düştüğü yer 30 metreye değilde, 40 metreye göre idi, sonuçta okun düştüğü her nokta hem sonsuz hem de sonludur. DİYALEKTİK daha kaç kere ifade bulacak. her nokta hem sonsuzdur hem de sonlu, yani öyle absürt olasılık hesaplarıyla(indirgeme) böyle absürt rakamlarla, yok belirsizlik İlkesiyle zerre alakası olmayan çıakrımlarla yapılan akıl oyunları bilimsel değildir, kurgusaldır(spekülatif).
Nokta hem sonlu, hem de sonsuz bir rakama tekabül eder, çünkü nokta sayısı kadar, hedef sayısıda sonsuzdur, 30'a tam bölünemeyen bir nokta 40'ın tam bölenidir, 40'a tam bölünemeyen nokta 50'nin tam bölenidir,hedefe doğru hareket açısından bununda sonu yok. Yani hareket eden bir ok bile olsa, doğrultusunda da sonsuz sayıda nokta gibi sonsuz sayıda hedef vardır...
|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|.|....n
Kısaca matematiği bu kadar absürt noktalarda kullanmamak gerekir, heleki idealist indirgeme ile o kuyuya bir kez düşen bir daha zor çıkar, Caner Taslaman tarzında akıl oyunu ve kurgu yapanlara gıda oluverir... Yukarıdaki basit şekili, Zenon paradoksunu bile anlamak için bir kaç bin yıl uğraş verilir(her paradoksta bakılması gereken ilk nokta MANTIK'dır, çünkü paradoks ancak insan zihninde KURGULANIR şeyleri kapsar ve evvela kurgunun mantıksızlığı-mantığı çözülmelidir). haliyle Caner Taslaman'ın çıakrımalrıda özünde aslında tamamen mantıksızdır ve önyargıya bağlı paradokslar üretir, amacı mantığı kilitlemektir, tamda o kilidi ise tanrı ile açmak. yani odaklılığı bilinç değildir, baştan şartlı olduğu kapıya çıkmak için labirentler oluşturmaktır, kitaplarını okuyanlar az biraz dikkat ile bunu görebilir...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (25-06-2015 Saat 02:50 ) değiştirilmiştir.
Gibi seçimlerde beyin gizlice oranı hesabı yapıyor ve insana en faydalı olana yöneliyor. Bu konu hakkında yapılmış çalışma ve araştırmalar internette varlar.
Bu nedenle ihtimali düşük olan olaylarda, mucize veya doğa üstü arayışına yöneliyorlar.
Caner Taslaman'ın kendisi aslında Tanrı yanılsamasının cevabını veriyor videoda.
Dünyadaki 1 kişi hariç, diğer bütün insanların üstüne şimşek çakıp ölseler, o 1 kişi açısından kavraması zor bir durum. Bu nedenle kavrayamadıkları için Tanrı diyorlar zaten.
Aslında o çok küçük dediği oran, Tanrı'nın var olma ihtimalinden çok çok daha yüksek bir oran.
Konu Boolean tarafından (25-06-2015 Saat 11:02 ) değiştirilmiştir.
Gibi seçimlerde beyin gizlice oranı hesabı yapıyor ve insana en faydalı olana yöneliyor. Bu konu hakkında yapılmış çalışma ve araştırmalar internette varlar.