Nero´isimli üyeden Alıntı
Teşekkürler...
"Gel... gel..." sözü Mevlana'ya ait bir söz mü, değil mi?
|
Rica ederim.
Mevlana'da, Arabi'de, İsa'da, Muhammed'de vs. her bir ünlü kişide artık bugün insanların HAYAL ettiği gibi kişiler değildi emin ol.
Onlar olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi olduruldular.
Onlar bugün insanlığı geldiği bu noktada KÖPRÜ kişilerdi, başka bir şey değil, bir yerlere geçiş sağlayan köprü kişiydiler.
Ne olduklarının da çok bir önemi yoktu, birilerince ne olabiliyorlardı o önemliydi.
Tabi köprülerin altından çok sular geçti, çok devirler değişti, üçü beş, beşide milyon yaptılar. Nihayetinde insandılar, ama birileri onlara öyle anlamlar yüklediler ki bugün Mevlana gelse, Mevleviler hade oradan derler.
Necla Çarpan diye medyûm vâri bir kadın var yakın tarihimizde, bunun iki kitabı var, bir Nutuk, biride Mesnevî, Kadının dediği şu; bunu bana Mevlana ve Atatürk yazdırdı, ben sadece katiplik yaptım.
Ben o yeni Mesnevîye biraz göz atmıştım, kısa kısa hikayeler ama bir hikaye vardı ki bunu o kadının bilmesine de imkan yoktu, hakikaten Mevlana yazdırmışta dedim.
Diyeceğim, o kişiler bu gün gelseler hayaller çatırdar, kabulde edilmezler. Çünkü onlar artık başka dizaynlara malzeme oldular. Başkalaştılırdılar... Bu işler böyle.
Bardakçı hocaya gelince, tabi elit kesim pek halka paralel gitmezler, onlar başka pencereden bakarlar, bu işten bir çıkarıda yoktur eminim ama dediğim gibi başka pencereden bakarlar.
Bir köylünün ağaçlara çaput bağlanması gibi şeylerin filan, hiç bir anlamı yoktur mesela, oysa o köylünün umudu, hayali, beklentisi, geçmişi geleceği, çaresizliği, yokluğu vs. her şeyini de temsil eder. Alt tarafı bir çaputtur, basittir ama anlâm yükü büyüktür.
Sevgiler