su2prelude
Sabahleyin yazdıklarını okudum sabah siniri ile agresif bir yazı yazmıştım. Daha sonra ise düşündüm, aklıma verdiğin isimleri nereden bulduğun anıştırma yaptığın konusunda bir fikri geldi. *Arkadaş Zekai ÖZGER, Hasan Hüseyin KORKMAZGİL ve Orhan KOTAN isimlerini neden ve nasıl bir düşünce ile pkk nın kadrolu elemanları yaptığını düşünmeye başladım.. Sonrasında ise şu şekilde çözümledim;
A.Kaya'nın parçalarında bu şairlerin şiirleri bulunmakta idi. Yani söz yazarları bu şairlere ait, müzik A.Kaya'ya ait idi... Mesala Acılara Tutunmak şiiri Hasan Hüseyin'e, Gururla Bakıyorum Dünyaya adlı parçada Orhan KOTAN'ın bir şiiri idi.. Aşkla Sana parçası ise A.Zekai ÖZGER'e ait olan bir şiirdi. Dolayısıyla bu isimleri buralardan referans alırken pkk nın kadrolu üyeleri yapışın ise çok garipdi.
Oysa çok basit bir şey söyleyeyim; A.Zekai Özger 1973 de yaşamını yitirmiş bir şair. 1948 de doğmuş, devlet eliyle yapılan işkencelerden kaynaklı beyin kanamasından hayatını kaybetmişti. Yıl 1973...
http://www.siirgen.org/siir/a/arkadas_zekai_ozger/
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL ise hiç bir dönem milliyetçi yaklaşımda bulunmamış bir şairdir. O bir halk şairi idi ve halk dendiğinde o buna milli ayrımlarla bakmazdı, sadece toplum-halk olarak görürdü. 1970 yılında TRT ödülü almış bir şairdir ve 1984 yılında yaşama veda etti. Kızılırmak adlı şiirinden dolayı yargılandı, bu şiir aşağıda, bakalım dediğin gibi bir fikir babalığı yapıyormu?
http://www.siirgen.org/siir/h/hasan_...kizilirmak.htm
Burada dava tutanakları ve beraat gerekçesi
http://www.siirgen.org/siir/o/okuma_...ru_yikildi.htm
Hasan HÜSEYİN konusunda da yanılıyorsun, ama şimdi ne tek ele almaya yerimizi nede vaktim yok...
Orhan KOTAN'a gelince
Orhan KOTAN buda 1970 li yılların rüzgarlı sürecinde ortaya çıkmış bir şairdir. 1968 Gençlik hareketi içerisindedir. Daha sonralarda ise DDKO(Devrimci Doğu Kültür Ocaklarında) siyasi faaliyet yürüttü.. O dönemlerde Devrim modelleri Milli Devrim tezlerine dayanıyordu, dolayısıyla Kürt Halkınında milli devrim stratejisi ekseninde tam ulusal bağımsızlık söylemi doğuda da gelişti. Buradaki oluşumlar siyasi oluşumlar olup bu gün anıştırma yaptığın ile uzak yada yakından hiç bir alakası yoktur.
Sabah yazdığım yazımı sildim baya basit gördüğüm benzetmelerinden dolayı agresif bir tonla yazmıştım, sonrasında ise yaptığımı kendim doğru bulmadığım için bu şekilde editledim. Bu gün ayrım noktası oluşturamadığımız temel nokta şurasıdır, bir insanın Kürt olması ve kendisini halkı içinde ve onunla birlikte huzurlu ve mutlu, onun acılarında acı duyması, halkın vicdanının sesi olması, toplumsal ve sosyal olarak üzerindeki toplum baskısı ve milleti ayrı bir şey pkk ayrı bir şeydir. İnsanlar kürt olabilir, halkını sevebilir, halkının seside olabilir, sanatçısıda burada genel konuşuyorum bu tüm sanatçılar için geçerli ama bir sanatçıyı etnik kimliği ile yargılamak yada buradan yola çıkarak benzetim yada anırştırmalar yapmak objektif bir yaklaşım olarak değerlendirilemez...
Mesala A.Kaya ülkesinden uzağa düşünce geniş bir kürt kitlesince sevgiyle kucaklanmış olabilir.. Bu kucaklayanların umutla baktığı yönde onların ellerini tutmuş olabilir. O insanlar ister somut ama isterse soyut(kurgusal) nedenlerle olsun bir yerlere yada birilerine bir umut bağlamış olabilirler. Burada umut bağlayanların içsel bağlanışının altında yatan temel nedeni koşullarda aramak gerekir... Birilerince çok kötü bilinen birileri diğerlerince bir kahraman yapılabilir, önemli olan burada kimin neden kahraman-kötü oluşuna inmek değil, diğerlerinin bu bağlanışına yada aksi tavrına sebep olan koşulların kaynağına inmek gerekir... Tarihde kurtarıcılar var ise, tarihde insanlar iyi yada kötü, insan yada azman, gerçek yada sahtekar vs ayrımı yapmaksızın neden kurtarıcılara ihtiyaç duymuş yada bel bağlamışlardır, kökende bir ezilmişlik yok ise hiç bir insan topluluğu böylesi bir umuda yakalanmayacak ve bu umut bir zaafa dönüşmeyecektir. O halde bir sanatçıyı temelde ilgilendiren bir yerlerde içinden çıkıp geldiği ve alanında öyle yada böyle temsil ettiği toplumun ezilmişliğine bir ses olma sorumluluğu taşıyor olabilir diye düşünüyorum... Eğer gerçekten ortada bir ezilmişlik olmasa idi bu gün yada dün adı ne olursa olsun bu ezilmişlik üzerinde yükselen bir milliyetçiliğin prim yapması düşünelemezdi bile... Bu gün bazı şeyler için çok geçtir, bu gün bir toplumun ötekileştirmesi ve dışlanması, inkarı ve zorla etnik kimlik dayatımı sürdüğü sürece de yarın çok daha geç olacaktır...