
09-04-2011, 16:51
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 1.323
|
|
Militarizm ve antimilitarizm konusu hakikaten de tartışılması gereken 'ağır' konulardan biri. Militarizm, military sözcüğünden türüyor. Askerlik ve savaşa dair değerlerin sivil toplumda da egemen kılınması olarak kısaca tanımlanabilir. Örneğin, ''Biz Türkler, ordu milletiz'', ''Herşey vatan için!'' ya da ''Her Türk asker doğar!'' şeklindeki sözlerden militarist zihniyeti açıkça görebiliyoruz. Militarizm, kolayca tahmin edileceği üzere milliyetçilik ve ataerkillikle de yakından ilişkili. Otoriteye itatin yüceltilmesi, hiyerarşik yapıların kutsanması, aslında insanların mutluluğu için birer araç olan şeylerin amaçlaştırılarak 'uğruna ölünecek şeyler' olarak yüceltilmesi(vatan, bayrak v.b.), halkın emir-komuta zincirinde disipline edilmesi gibi temel başlıklar militarizmin özellikleri arasındadır. Karşılaşılan her sorunu, soruna taraf olanı yok ederek çözmeye çalışan hastalıklı zihniyet de militarizmin olmazsa olmazıdır. Halkın politikleştiği ya da ezilenlerin hak arama mücadelesinin arttığı dönemlerde de kontrgerilla veya darbelerle toplum militerize edilir ve egemenlerce dev bir koğuş haline getirilip disipline edilir. Militarizmin hizmet ettiği söz konusu disiplin, tümüyle egemenlerin çıkarlarını korumaya yöneliktir.
Antimilitarizm de, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım militarist zihniyete karşı çıkarak, insanların askeri tasalluttan kurtulması mücadelesinin adıdır. Fakat antimilitarizm söz konusu olduğunda, kendine antimilitarist diyen ve pek de az olmayan bir kesim ''her durum ve koşulda eline silah almayı, insan yaşamına son vermeyi reddeden'' bir anlayışı savunabiliyor. Bu noktada, yani şiddet ve öldürme karşıtlığı 'tarih üstü' bir hal alıp her zaman savunulan bir dogma haline geldiğinde, antimilitarizm de metafizikleştiriliyor demektir. Marksizmin, böyle kavranılan bir antimilitarizme taraftar olması da düşünülemez. İsrail tankının uyguladığı şiddet ile ona taş atan Filistin'li çocuğun şiddetini ''şiddete karşı olmak'' paravanası altında eşitleyen bir anlayış, son tahlilde İsrail tankının şiddetini temize çekmeye hizmet eden büyük bir yanılgıdır. Egemenlerin şiddeti ile buna karşı çıkmak için ortaya konan ezilenlerin şiddetini aynı kefeye koymak, egemenlerden yana sinsice taraf olmanın bir örneğidir. Bu yüzden, devrimci marksistler antimilitarizmin pek çok değerini savunmakla birlikte, ''her zaman ve koşulda savaş ve şiddet karşıtı olan'' bir takım 'sevgi tomurcuklarının' neye hizmet ettiğinin de bilincinde olarak, böylelerine karşı ideolojik mücadele verirler.
Toplumun askerileştirilmesi, karşıt görülen herşeyin yok edilmesi yoluna gidilmesi, hiyerarşi fetişizmi v.b. militarizme has özelliklerin tutarlı bir düşmanı olan marksizm, her koşulda orducu zihniyeti savunan militaristlere olduğu kadar her koşulda şiddet karşıtlığını savunan bazı 'antimilitaristlere' karşı da mücadele eder. Çünkü ikisi de şiddeti, onu doğuran maddi koşullardan soyutlayarak metafizik biçimde ele alma yanlışını paylaşmaktadır. Hayatta bazen öyle durumlar söz konusu olabilmektedir ki militarist devlet aygıtını değiştirebilmek için ezilenlerin de şiddete yönelmesi gerekebilir. Buna ''şiddete karşı olmak'' bahanesiyle karşı çıkanlar, mevcut militarist düzenin savunucusu pozisyonuna düşerler. ''Şiddetsizlik ve ordusuzluk'' düşüncesi, bir hedef olarak ele alınmalı, her durumda ne olursa olsun savunulan dinsel bir dogma gibi kavranmamalıdır.
Fakat militarizmde esas olan nokta, şiddet kullanılması ya da ordunun varolması değil, şiddet ve askeri değerlerin mutlaklaştırılarak her zaman ve herşeye dair bir numaralı ölçü kabul edilmesidir. Antimilitarizm de buna karşı çıkar. Yoksa şiddete ve orduya gözü kapalı bir karşıtlık haline getirilmemelidir. ''Kimin şiddeti?'', ''Ne için şiddet?'', ''Neden şiddet?'' soruları hayati derecede önemlidir. Bu noktaya dikkat edilmelidir.
|

20-04-2011, 14:11
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2010
Mesajlar: 892
|
|
Genel olarak tartıştığımız konulara bakıyorum ve tek bir sonuca varıyorum.
Biz hep halkın kurban olduğu varsayımından yola çıktığımız için, tartıştığımız konuları da bunun üzerinden tartışıyoruz.
Peki ya halk kurban değil de sanık sandalyesine oturması gerekense?
ya o kadar masum değilse.
Kendi adıma sağlık sorunum sebebiyle askerlik yapma zorunluluğum olmamakla beraber, askerliğin kesinlikle gönüllü olması, devlet yarımyamalak getirdiği hizmetler karşılığında bile nasıl vatandaştan vergi alıyorsa, vatandaştan istediği şeyin de karşılığını ödemesi gerektiğini düşünüyorum.
Türk asker doğmak zorunda değildir, ressam da doğar, yazar da, müzisyen de, bilim insanı da, porno yıldızı da.
polisler nasıl ki iç güvenlik hizmeti karşılığında maaş alıyorsa askerler de alabilir ya ya da karşılığında onlara bazı faydalar sağlanabilir.
burada bazı papağanların söylediği gibi zorunlu askerliği kaldıran sadece dış güvenliğini abd'ye ihale etmiş avrupa ülkeleri değil, Rusya, Filipinler, Endonezya gibi ülkelerde de askerlik zorunlu değildir.
bu ülkede birsürü işsiz insan var, evi-barkı olmayan insanlar da var, (gönül rızaları olmak kaydıyla) bu insanlar pek alâ orduda çalışabilir.
Halk demiştim değilmi?
Nefes filmi yayınlandığında vicdan+i red meselesini tartışan iki genci otobüsten indiren hödüğe kaç kişi helal olsun demiştir dersiniz?
Perihan Mağden hakkında çok fazla bilgi sahibi değilim,ideolojisi, siyasî görüşü ne tam olarak bilmiyorum (sadece tahmin ediyorum), Peki vicdan-i reddi ortaya attığında milliyetçi hezeyanlarla kaç kişi kadını topa tutmuştur?
Atalarımız ne güzel söylemiş değilmi?
Sen eşek olursan sırtına semer vuran çok olur.
Konu TurkceRap tarafından (20-04-2011 Saat 14:19 ) değiştirilmiştir.
|

20-04-2011, 21:56
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
|
|
söz konusu yaşamsa devlet de millet de teferruattır... her türk bebek doğar; kimisi dişçi, kimisi kayıkçı, kimisi katil, kimisi de zalim olur... varlığım yalnızca kendime armağandır, belki biraz da anama... bayrakları bayrak yapan biraz pamuk biraz boyadır; toprak eğer uğurunda emek varsa tarladır... itaat beklemek allah'a mahsustur; itaat etmek köpeklere...
|

20-04-2011, 22:09
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
|
|
Vicdani red kişisel bir tepkidir bunu savunan kişiyi eleştirmem. Ama dikkatli olunması gereken bir nokta vardır ki profesyonel ordu profesyonel bela haline dönüşebilir. Yeniçeriler gibi..... Herkesin belli bir dönem zorunlu olarak eğitim aldığı zorunlu bir askerlik sistemi gerçekten iç güvenlik için çok gereklidir diye düşünüyorum.
Bence askerlik zorunlu olmalı. Herkes askeri disiplinde belli bir süre bulunmalı. Askeri mantıkta esas olan savunmadır. Bu süre bence oldukça kısa tutulabilir. Askeri eğitimin bedensel ve zihinsel yararı oldukça fazladır. Özellikle eğitimlerde yapılan spor kişiyi dinç tutar. Askeri birliklerdeki silah eğitimi kişinin silahı sadece kendi savunmak için en son anda kullanması gerektiğini hatırlatan önemli bir disiplin eğitimidir.
Arkadaşlar ben savaş yanlısı militarist bir kişi değilim ama dünya gittikçe daha belalı bir yer olmaya doğru gidiyor. Askeri eğitimi herkes belli bir süre almalı. Ordumuza da sahip çıkarak onu halkın benimsediği tamamen siyasetten uzak bir kurum haline dönüştürebiliriz. Bunu ancak zorunlu askerlik uygulaması ile gerçekleştirebiliriz. Zorunluluktan kastım severek ve isteyerek gidilen bir eğitim. Hiç birimiz insan öldürmeyi istemeyiz ama gün gelir bir işgal durumunda ne yapmamız gerektiğini önce en yakınımızdaki askeri birlik söyleyecek. Büyük bir doğal felakette bu tip eğitimler hayat da kurtarıyor.
Daha fazla profesyonellik isteyen sıcak temas durumlarında daha elit ve çok daha eğitimli muvazzaf personel tercih edilecektir. Ama herkesin askerlik ortamını görmesinin ve bir deneyim olarak yaşamasının önemli olduğunu düşünüyorum.
|

20-04-2011, 22:32
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
|
|
askerlik özünde itaat'tir... oldukça pahalı ve zaman sarfiyatı olmasının yanında yayılmacı güdüleriniz yoksa hiçbir faydası da yoktur. spor yapmak isteyen kendi halinde yapar. askerliğin zinde tuttuğu da yalandır. travma sonrası stress bozukluğu gibi yaygın sorunlar yanında birçok gencin ruhsal dengesini bozup psikopatlaştırmaktadır.
|

23-12-2011, 14:38
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Dec 2010
Mesajlar: 2.384
|
|
Geçenlerde abi abim bu konu ile ilgili bir mesaj yazmıştı o aklıma geldi burayada ekliyim hani askerlik için vatan namus borçu derler ya o konuya değinmiş abim
|

23-12-2011, 18:06
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Gunumuzde harpleri ordularin sayi ustunlugu degil, teknoloji ustunlukleri kazandiriyor. Ordumuzun teknolojik guclenmesine bu tasari destek olabilir.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

21-02-2013, 03:23
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
Sayın forum katılımcıları
Siz de biliyorsunuz ki vicdani reddin açıklanması yada tercihi yönünde bir yönelime devlet baskısı, bireyi sindirme yönünde eğilimine devam etmektedir. Ben henüz askerlik yapmadım ve yapmayı düşünmüyorum. İnsanı ölmeye ve öldürmeye ZORLAYAN bu sistemin bir parçası edilmek insan hakkı ihlalidir. Evrensel insan haklarına aykırıdır.
Ben askere gitmeyeceğim ve zamanı gelince vicdani reddimi açıklayacağım. Eskiden aşırı baskı yapılıyor, hapis çezası veriliyor, insanlar aylaca yada yıllarca zindana atılıyordu. Durum son zamanlarda değişmeye başladı ve vicdani reddini açıklayan açısından çok büyük bir sorun olmuyor.
En fazla hapis yatarsınız kısa bir süre. İnsan hakları mahkemesine götürme olanağınız var ve bu konuda E N FAZLA ÜÇ AY da çözülüyor dava. Sonra davayı otomatikman kazanıyor ve yüklü miktarda para cezası kesiliyor. Yani zengin oluyorsunuz  Türkiye bunu bildiğinden biraz korkuyor bulaşmaya. Askerliğe karşı değilim aslında sivil bir hizmet olabilirdi. Ben militarizme karşıyım. Silah tüccarlarının oyununda piyon olup, en verimli çağımı harcamak ve savaş eğitimi almak yada savaşmak, insan öldürmek ve ölmek istemiyorum. Hepsi bu!
Bir Kilise Önderi arkadaşım ( Pastör) vicdani reddini açıkladı ve şuan gitmiyor askere. Üstelik bir polis memuru da korumalığını yapıyor. Eee, bu ülkede hem bir Hristiyan Kilse önderi hem vicdani redçi olmak kolay değil. Ama sorun yok hamdolsun 
Saygılarımla
R
Konu Natan tarafından (21-02-2013 Saat 03:30 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:10 .
|