Tesadüfler...Fizik kuralları...Yaratan Kavramı.
Merhaba slycako
Konu üzerinde düşündüğün için teşekkür ediyorum.
|
slycako Diyor ki
.... Nasil oluyor da cok küçük tesadüfleri bile kabul edemiyorken birden bire herseyiyle mükemmel, sinirsiz bir varliği bu kadar kolay kabul edebiliyorsunuz? .... Ondan daha yetkin bir yaratıcı tarafından yaratılmadığının kanıtı nedir?
Fizik kuralları nasıl oluştu diye bir soruyu gerçekten anlayamıyorum. .....
..... Bilim, ..... tanrıyı gitgide sınırlıyor.
|
Bazı noktalara yeniden bakalım :
TESADÜFLER : Matematık bir terim olarak; Olasılık hesapları ile birlikte alınırsa, somut bir anlam ifade eder. Ben de bunu yapmıya çalıştım. “Bilinçli bir güç tarafından” yapılan, Basit bir işlemin, olasılık hesabını verdim. Fizik kuralları ile; “Bilinçli bir gücün” müdahalesi olmadan, “Bilinçsiz tesadüflerle” oluştuğu iddia edilen; Muazzam oluşumun, “Olabilirliğinin(?) düşünülmesini sağlamaya çalıştım.
FİZİK KURALLARI : Evrimle, Bu muaazam oluşumu açıklayanlar(?); Olayı Big Bang’la başlatıyorlar. Daha öncesine gidildiğinde; Big Bang olayına temel olan; içine, sonsuz enerjinin sığdırıldığı Zerrenin ve Fizik kurallarının nasıl oluştuğu? Sorularının cevaplanması gerekecek. Mantıklı bir cevap verebilmek için de; “Bilinçli bir gücün” devreye sokulması gerecekecek. Ve bunun Yaratan olduğu gizlenemiyecek.
Evet; Fizik kuralları vardır. Fakat bunlar; “Kuralsız tesadüflerle” kolkola giren, “Rastgele ve Başıboş” Kuvvetler değildir. Bunları, Çok büyük bir Bilgisayar Progamının küçük parçalarına –sub’lara fonksiyon’lara- benzetebiliriz.
Küçük bir örnek, Yağmur / Kar olayı : Isı-Buharlaşma-Bulut-Rüzgar-Soğuk tabaka-Yağmur / Kar (Geri dönüş) Saat gibi işleyen bir devri-daim. Programlı bir kurallar dizisi olması dışında, bunun açıklanması mümkün mü? Hep dü-şeş gelmez ya “Aksi tesadüf” Rüzgarın, bulutları, düşük yoğunluklu gazlara dönüştürdüğünü, almosfer dışına çıkıp uzaya yükseldiğini ve dönme imkanlarının kalmadığını varsayalım. Ve Neticeyi düşünelim??
YARATAN KAVRAMI : Eğer, şartlandırılıp, bir kalıba hapsedilmemişse; İnsan Aklı Her şeyi sorgular. Yaratanın Varlığını da… Siz de sorguluyorsunuz: “Ondan daha yetkin bir yaratıcı tarafından yaratılmadığının kanıtı nedir?” Diyorsunuz. Fakat; Big Bang’tan öncesinin sorgulanması, galiba size doğal gelmiyor.
Big Bang olayını kim gördü? Genel de, bir (dizi) Filozof kendine göre tahliller yapıyor; Bir kuram getiriyor. Eğer tutarsa; “Genele yakın” kabul görüyor. Bazen, bir “Aksi Kuram” çıkıp onu iptal edip yerine geçiyor. Kuramlar da bile durum bu iken; Yaratanın “Görülüp Kanıtlanması” gerekmez herhalde. Yine İnsan Aklı, Düşünerek, Yarattıklarına bakarak, Sorgulayarak; Yaratanı bulmuştur-Bulmaya devam edecektir. Ve İlim ilerledikçe, “Daha az hatalı” tanımları yapacaktır.
Yazımda; “İnsan eselerinden” bahsetmiştim. Büyük bir eser görünce; dogal olarak ve zorlanmadan; Eser Sahibinin; Bunu yapacak, Güce ve Zakaya sahip olduğunu düşünürsünüz. İnsan Eseleri ile, kıyaslanamıyacak yücelikte olan; yaratılanları, Görüp-Düşünebiliyorsak; Doğal olarak; Yaratanın, güç ve ilmininde; İnsanınki ile, Karşılaştırılamıyacak yücelilikte olması gerekmez mi?
Yine, objektif İnsan aklı, Yaratanın; Önceki-Ardılı-Yardımcısı… olamıyacağını düşünmekte zorlanmaz. Bir ikincisi; Birinciye tabi ise; ona “Yaratan” vasfı veremezsınız. Tabi değil ve Eşit Güce-Vasfa da sahipse: O zaman, Netice; İki zıt ve eşit kuvvetın bileşkesi olur. Ki değeri (Sıfır’dır) Yani, ortaya hiç bir yaratılan konulamazdı. Bu durumda; Yaratanın : Tek, Benzersiz, Ondan öncesi ve sorası olmayan; Gücüne ve ilmine sınır düşünülemiyen; Bir varlık olması zorunluluğu vardır.
Bilim Tanrıyı git gide sınılamıyor. Büyütüyor ve yaklaştırıyor..
Saygılarımla