Orijinalini görmek için tıklayınız : Pedofilinin (sübyancılığın) Kuran'daki yeri - Talak/4
Saygideger mindar;
o ayetten halen buluğa ermemiş küçük çocuklar ifadesini nasıl çıkartıyorsunuz anlamıyorum.-mindar-
Ben birsey cikartmiyorum. Sadece soru sordum. Madem evlilikte alt yas siniri yok.Cocuk yasta birisiyle evlenen bir erkek, yine cocuk yasta blug cagina ermis evlendigi cocukla, cinsel ilskiye girebilirmi?/giremezmi? Soru bu.
Evlendikten sonra blug cagina ermemis bir cocugu evlendigi erkekten Kurana gore cinsel taciz anlaminda koruyan bir ayet varmidir? Diger soru da bu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evlenebilir i kim söyledi onu nerden çıkartıyorsunuz da
sanki işin o kısmı tamammış gibi cinsel ilişkiye ne zaman girebilrller gibisinden soruyorsun başı yanlışki sonu doğru olsun.
evrensel-insan
12-11-2009, 16:29
Saygideger mindar;
"Kuranda evliligin alt yas siniri yoktur" demek, ne anlama gelir. "Kisi, istedigi her yasta evlenebilir" anlamina gelmez mi? Aksini savunuyorsaniz, ya da boyle bir yas haddi varsa, lutfen Kuran'a gore gosterebilirmisiniz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
benim anlamadığım kuranda geçen ifade
talak 4 de.
sadece kadınlardan boşanmayı anlatıyor nasıl
allem kullem edip de olayı saptırıyorlar şaşaırıyor insan halbuki orda ne çocuk geçiyor ne buluğa ermemiş geçiyor
tutmuşlar bir mevdudi tefsiri diye bişeyler.
arkadaş ben mecburmuyum mevdudi ye inanmaya aklım var okumam var.
kurana bakıyorum öyle bişey demiyor ozaman mevdudi de yanılmıştır diyebilirim. insanların kişilikleri beni ilgilendirmez
ama kurana yapılan yanlışta affetmem.
evrensel-insan
12-11-2009, 16:32
Saygideger mindar;
Mesaj 252'ye, sizden bir onceki mesaj; cevap verirmisiniz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.
NİSA 6
bu ayet bile akılca olgunlaşma olmadan evlenilmeyeceğini söylüyor
bu olay toplumsal fizki çoğrafi koşullara göre kimi yerde 18 kiminde 20 kiminde 25 dir. bunada gene gerekli yetkili uzmanlık içeren bir kurum karar verir.
yani belediye başkanı başbakan gibi vs..
artık iftiralardan vazgeçin
evrensel-insan
12-11-2009, 16:46
Saygideger mindar;
Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri -mindar-
Birincisi, Kuran'da nerede evlilik caginin ne oldugunu acikliyorsa, bir de onu rica edeyim. Bir de yetim, ne alaka. Normal evlenecek kisilerin, hepsi kurana gore yetim mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel-İnsan,
Yaktınız kendinizi. Mindar ile soru-cevap şeklinde bir tartışmaya girmek, havanda su dövmekle eşdeğerdir.
Sabırlar dilerim.
evrensel-insan
12-11-2009, 16:54
Saygideger AhbAp;
Aslinda en guzel yontem; kisilere hatalarini/yanlislarini kendilerinin gormesini saglamaktir. Cunku sonucta hata bir algidir ve sadece algilayan icin vardir. En iyi algilatma yolu da, kisinin kendi hatasini kendisinin gormesini saglamaktir. Bu da tartisma ile degil; kisinin dusuncelerini aciklamasini saglamak icin, onu konusturmak ve onun dusuncelerini yansitabilecek, sorulari ona yoneltmekle saglanir.
Sonucta verilecek cevaplar, yeni sorulari doguracak ve kisinin celiskisini ya ortaya cikaracak, ya da kisinin bilgi ve bilinci bir yerde iflas edecektir. Bu da en guzel kisinin yazi dili ve uslubundan anlasilir. Kisi eger, yazi ve uslubunda kisisellige yonelip, duygu somurusune ve cileden cikarmaya yonelirse; bu da zaten amaca ulasilmis anlamini verir. Bilmem izah edebildim mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
teşekkürler ahbap
kuran da şu yaşta evlen bu yaşta evlenme dye bişey yok sadece başka bi ayetten
olgunluk çağına gelince yani kişide akılca belli bi noktaya geldiğini anladığında diye bir ifade var burdan bu kişinin çocuk olmadığı anlaşılıyor
neyi zorluyorsunuz anlamadım.
Birde insanlığı aydınlatma telaşına düştünüz öyle mi ateistler.Önce kendinizi aydınlatın,tarafsız olun sonra bizede sıra gelir belki.Alchindus ve ulpian arasında ki tartışmaları okudum ve konuyu açan arkadaş ve saz arkadaşlarının kıvırma becerilerine hayranlığımı dile getirmek istiyorum ve tebrik ediyorum.Alchindus yurt dışından örnekler verince bunun konuyla ne alakası var diyen muhteremler hemen 1 kaç sayfa sonra kendileri resim vs koyarak bakın işte islam alemi bunu uygun görüyor gibi yansıtarak kendi egolarını tatmin ediyorlar.Dinci forumları eleştiren ateistler kendilerini farklımı sanıyor ? Madem burda kafanıza göre at koşturacaksınız
,inanana hakaret etmeyi kendinizce serbest göreceksiniz ve kibirden gözünüz birşeyi görmeyecek o zaman ne diye bu forumda müslüman olan üyelerin barınmasına izin veriyorsunuz ? Yazık.
Üstad arkadaş başlıktaki hiçbirşeyi okumamış nerden çıktı "evlilikte yaşın alt sınırı yoktur" diyor. Herşeyi tekrar anlatacaksınız o da ne alakası var yok öyle birşey diyecek vs.
evrensel-insan
12-11-2009, 17:01
Saygideger mindar;
kuran da şu yaşta evlen bu yaşta evlenme dye bişey yok sadece başka bi ayetten -mindar-
Benim bir seyi zorladigim yok. Yukaridaki ifadenizden de anlasildigi uzere, bir erkek bir kiz cocugu ile evlenebilir, cunku yas hatti yok. Bunun ornegi de coktur. Birincisi buna itiraziniz var mi? yoksa, geriye o cocugun blug cagina ermesi ve erdiginde bile hala cocuk olma durumu soz konusudur. Erkege de, belirli bir cinsel iliski yas yasagi getirilmedigine gore. Butun bunlar ne anlama gelir, oturup dusunun.
Daha dogrusu bu baglam da siz degerlendirin, subyanciligi, cinsel istismari, tecavuzu!
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideger AhbAp;
Aslinda en guzel yontem; kisilere hatalarini/yanlislarini kendilerinin gormesini saglamaktir. Cunku sonucta hata bir algidir ve sadece algilayan icin vardir. En iyi algilatma yolu da, kisinin kendi hatasini kendisinin gormesini saglamaktir. Bu da tartisma ile degil; kisinin dusuncelerini aciklamasini saglamak icin, onu konusturmak ve onun dusuncelerini yansitabilecek, sorulari ona yoneltmekle saglanir.
Sonucta verilecek cevaplar, yeni sorulari doguracak ve kisinin celiskisini ya ortaya cikaracak, ya da kisinin bilgi ve bilinci bir yerde iflas edecektir. Bu da en guzel kisinin yazi dili ve uslubundan anlasilir. Kisi eger, yazi ve uslubunda kisisellige yonelip, duygu somurusune ve cileden cikarmaya yonelirse; bu da zaten amaca ulasilmis anlamini verir. Bilmem izah edebildim mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel_İnsan,
Çok iyi izah ettiniz ve sizinle tamamen aynı fikirdeyim.
Ancak Mindar bir istisnadır. Kendisinin ciddi bir tartışma sürdürme gibi bir kaygısı yoktur. Yazdığı tüm başlıkları takip ederseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Onun amacı tartışmak değil, eğlenmek.
Yoksa sizinle aynı fikirdeyim. Amacı gerçekten tartışmak olan insanlarla her zaman tartışabilmek gerekir.
Saygılarımla...
evrensel-insan
12-11-2009, 17:05
Saygideger HayyaN;
Birde insanlığı aydınlatma telaşına düştünüz öyle mi ateistler.Önce kendinizi aydınlatın,tarafsız olun sonra bizede sıra gelir belki.Alchindus ve ulpian arasında ki tartışmaları okudum ve konuyu açan arkadaş ve saz arkadaşlarının kıvırma becerilerine hayranlığımı dile getirmek istiyorum ve tebrik ediyorum.Alchindus yurt dışından örnekler verince bunun konuyla ne alakası var diyen muhteremler hemen 1 kaç sayfa sonra kendileri resim vs koyarak bakın işte islam alemi bunu uygun görüyor gibi yansıtarak kendi egolarını tatmin ediyorlar.Dinci forumları eleştiren ateistler kendilerini farklımı sanıyor ? Madem burda kafanıza göre at koşturacaksınız
,inanana hakaret etmeyi kendinizce serbest göreceksiniz ve kibirden gözünüz birşeyi görmeyecek o zaman ne diye bu forumda müslüman olan üyelerin barınmasına izin veriyorsunuz ? Yazık.-hayyan-
Bu yaziniz, kime yada kimlere yonelik, ogrenebilirmiyim. Mesajlarda, yazilarin kime yonelik oldugu belirtilmezse; o mesajin kime hitabettigi de anlasilmaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideger mindar;
kuran da şu yaşta evlen bu yaşta evlenme dye bişey yok sadece başka bi ayetten -mindar-
Benim bir seyi zorladigim yok. Yukaridaki ifadenizden de anlasildigi uzere, bir erkek bir kiz cocugu ile evlenebilir, cunku yas hatti yok. Bunun ornegi de coktur. Birincisi buna itiraziniz var mi? yoksa, geriye o cocugun blug cagina ermesi ve erdiginde bile hala cocuk olma durumu soz konusudur. Erkege de, belirli bir cinsel iliski yas yasagi getirilmedigine gore. Butun bunlar ne anlama gelir, oturup dusunun.
Daha dogrusu bu baglam da siz degerlendirin, subyanciligi, cinsel istismari, tecavuzu!
Saygilarimla;
evrensel-insan
arkadaşım o yazının altında ayet verdim ya olgunluğa erişince diye ifade var kuranda..
çocukla evlenebilirsin kısmını siz çıkartıyorsunuz ne ben dedim. ne başkası
zati kuran çocuktan felan bahsetmiyor talalk4 de boşanmadan bahsediyor.
nisa6 da yetim(yetersiz) lerin nezaman evlenebileceğini mallarını onlara ne zaman verebileceğimizi söylüyor olgunluğa erişince.
Saygideger HayyaN;
Birde insanlığı aydınlatma telaşına düştünüz öyle mi ateistler.Önce kendinizi aydınlatın,tarafsız olun sonra bizede sıra gelir belki.Alchindus ve ulpian arasında ki tartışmaları okudum ve konuyu açan arkadaş ve saz arkadaşlarının kıvırma becerilerine hayranlığımı dile getirmek istiyorum ve tebrik ediyorum.Alchindus yurt dışından örnekler verince bunun konuyla ne alakası var diyen muhteremler hemen 1 kaç sayfa sonra kendileri resim vs koyarak bakın işte islam alemi bunu uygun görüyor gibi yansıtarak kendi egolarını tatmin ediyorlar.Dinci forumları eleştiren ateistler kendilerini farklımı sanıyor ? Madem burda kafanıza göre at koşturacaksınız
,inanana hakaret etmeyi kendinizce serbest göreceksiniz ve kibirden gözünüz birşeyi görmeyecek o zaman ne diye bu forumda müslüman olan üyelerin barınmasına izin veriyorsunuz ? Yazık.-hayyan-
Bu yaziniz, kime yada kimlere yonelik, ogrenebilirmiyim. Mesajlarda, yazilarin kime yonelik oldugu belirtilmezse; o mesajin kime hitabettigi de anlasilmaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Eğer yazımda kendinize pay bulduysanız sizede yöneliktir yok eğer rahatsız olmadıysanız kulak ardı ediniz.
evrensel-insan
12-11-2009, 17:13
Saygideger HayyaN;
Yani, "Ben yazdim, kim ustune alinirsa, o cevap versin" mi diyorsunuz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın evrensel insan,
neden özel konuşalım dediğimi şimdi anlamışsındır.
ahbap ve onun gibi bikaç kallavi arkadaş daima bböyle sataşmalarda bulunuyor yukardaki mesajlarına bakabilirsin. benim amacım burda onları dine imana getirmek felan değil onların yüzünden islamdan haberi olmayan veya şöyle diyeyim kuranla tanışmamış kulaktan dolma bilgilerle müslümanım diyenleri uçurumun kenarından elimden geldiği kadar çekmek ,
nacizane,
tabiki o kallavilerinden yola gelmesi Rabbbimin izni iledir. o dilerse herşey olur.
Sevgili evrensel-insan
Aynen öyle diyorum.
Saygılarımla
Hayyan
evrensel-insan
12-11-2009, 17:19
Saygideger mindar;
çocukla evlenebilirsin kısmını siz çıkartıyorsunuz ne ben dedim. ne başkası-mindar-
Hayir, ne sen cikartiyorsun, ne ben ne de baskasi. Kuran bunu boyle emrediyor. Yani; bir kisinin evlenebilmesi icin, Kuran bir alt/ust yas siniri getirmemis. Boyle bir ayet yok. O yuzden, ben;
"Kuranda evliligin alt yas siniri yoktur" demek, ne anlama gelir. "Kisi, istedigi her yasta evlenebilir" anlamina gelmez mi?-e.i.
diye sordum. Bu sorunun cevabi sizce ne anlama gelir?" Bir kisi cocuk yasta bir kizla evlenebilir" anlamina gelmez mi? Gelmezse, neden bir suru ornegi var ve Kuran cocuk yasta biriyle evlenmeyi, neden yasaklamamis?
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın evrensel insan,
neden özel konuşalım dediğimi şimdi anlamışsındır.
ahbap ve onun gibi bikaç kallavi arkadaş daima bböyle sataşmalarda bulunuyor yukardaki mesajlarına bakabilirsin. benim amacım burda onları dine imana getirmek felan değil onların yüzünden islamdan haberi olmayan veya şöyle diyeyim kuranla tanışmamış kulaktan dolma bilgilerle müslümanım diyenleri uçurumun kenarından elimden geldiği kadar çekmek ,
nacizane,
tabiki o kallavilerinden yola gelmesi Rabbbimin izni iledir. o dilerse herşey olur.
Mindar ben 30 yıl müslüman olarak yaşadım senin dediğine göre Rabbin beni yola getirmişti. Sonra Kur'an okudum özgür irademle artık Dinlere inanmıyorum. Ne oldu şimdi Rabbin beni yola getirmekten vaz mı geçti ?
Rabbine dua et gücü varsa herkesi yola getirsin 3000 sene uğraşmış kitap peygamber kimse yola gelmiş gözükmüyor hala ve insanlık gittikçe Dinlerden uzaklaşıyor.
sayın evrensel insan,
neden özel konuşalım dediğimi şimdi anlamışsındır.
ahbap ve onun gibi bikaç kallavi arkadaş daima bböyle sataşmalarda bulunuyor yukardaki mesajlarına bakabilirsin. benim amacım burda onları dine imana getirmek felan değil onların yüzünden islamdan haberi olmayan veya şöyle diyeyim kuranla tanışmamış kulaktan dolma bilgilerle müslümanım diyenleri uçurumun kenarından elimden geldiği kadar çekmek ,
nacizane,
tabiki o kallavilerinden yola gelmesi Rabbbimin izni iledir. o dilerse herşey olur.
:)
"Kallavi insan" ne demek acaba? Sorsam yanıt gelmez nasılsa.
Biz Kuran'ı bilmiyormuşuz. Bunu ancak Kuran'ı çok iyi bilen biri söyleyebilir. Sen Kuran'ı çok iyi bilen biri olarak bizlere Nisa Suresi 3. Ayetin mealini "kaynağı ile birlikte" anlatır mısın mesela?
Böylece Rabbinin mükafatına ulaşmamız yolunda senin de bizlere bir katkın olur.
(Mindar, bu 6 etti).
alıntıdır:
Mindar ben 30 yıl müslüman olarak yaşadım senin dediğine göre Rabbin beni yola getirmişti. Sonra Kur'an okudum özgür irademle artık Dinlere inanmıyorum. Ne oldu şimdi Rabbin beni yola getirmekten vaz mı geçti ?
Rabbine dua et gücü varsa herkesi yola getirsin 3000 sene uğraşmış kitap peygamber kimse yola gelmiş gözükmüyor hala ve insanlık gittikçe Dinlerden uzaklaşıyor.
alıntıdır :
evet öyle bu da bir sınav (biz öyle inanıyoruz)
işin esprisi de orda görmeden inanmak bilinmeyene inanmak.
gördükten sonra nenem de inanır :)
alıntıdır:
Mindar ben 30 yıl müslüman olarak yaşadım senin dediğine göre Rabbin beni yola getirmişti. Sonra Kur'an okudum özgür irademle artık Dinlere inanmıyorum. Ne oldu şimdi Rabbin beni yola getirmekten vaz mı geçti ?
alıntıdır:
Rabbine dua et gücü varsa herkesi yola getirsin 3000 sene uğraşmış kitap peygamber kimse yola gelmiş gözükmüyor hala ve insanlık gittikçe Dinlerden uzaklaşıyor.
evet öyle bu da bir sınav (biz öyle inanıyoruz)
işin esprisi de orda görmeden inanmak bilinmeyene inanmak.
gördükten sonra nenem de inanır :)
Bu nasıl görmeden inanmak iddaa ettiğinize göre sağlam deliller var Kur'an var Muhammed var şahitlik ediyor size sizde ona şahitlik ediyorsunuz.
Bu görmeden inanmak değil körü körüne inanmak.
Görmeden inanmak makbul ise Allah neden kitap gönderiyor peygamber görevlendiriyor.
Ayrıca şeytanla olan savaşında hile yapmış olmuyor mu ben şeytanın kitap gönderdiğini duymadım hiç ?
:)
"Kallavi insan" ne demek acaba? Sorsam yanıt gelmez nasılsa.
Biz Kuran'ı bilmiyormuşuz. Bunu ancak Kuran'ı çok iyi bilen biri söyleyebilir. Sen Kuran'ı çok iyi bilen biri olarak bizlere Nisa Suresi 3. Ayetin mealini "kaynağı ile birlikte" anlatır mısın mesela?
Böylece Rabbinin mükafatına ulaşmamız yolunda senin de bizlere bir katkın olur.
(Mindar, bu 6 etti).
kallavi sağlam demek
Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.
NİSA3
nikahlayın evlendirin anlamındadır.
sağ (sal) ellerinizin sahip olduğu da sorumlu olduğun bakmakla yükümlü olduuğun yetim(yetersiz) i evlendirin
Bu nasıl görmeden inanmak iddaa ettiğinize göre sağlam deliller var Kur'an var Muhammed var şahitlik ediyor size sizde ona şahitlik ediyorsunuz.
Bu görmeden inanmak değil körü körüne inanmak.
Görmeden inanmak makbul ise Allah neden kitap gönderiyor peygamber görevlendiriyor.
Ayrıca şeytanla olan savaşında hile yapmış olmuyor mu ben şeytanın kitap gönderdiğini duymadım hiç ?
görmesende bazı şeyleri hissedebilirsin
çoğu şeyi görmüyoruz çünkü görüş kabileyetimizin dışında şeyler
çoğu şeyi duymuyoruz frekanslarımız tutmuyor her görülmeyene duyulmayana yok dersek ooo işimiz var.
Allah neden kitap gönderiyor,
insanlar unutuyor çünkü hatırlatmasınmı
bizi yaratan o ise onun istediği gibi yaşamak zorunda değilmiyiz (sizin tabirnizle köle gibi ) ben onun istediği gibi yaşamaya çalışıyorum hiç kendimi köle gibi hissetmiyorum tersine çok özgür çok değerli hissediyorum kendimi.
şeytan kitap göndermiyor Allah izin vermemiştir herhalde.
sonuçta o da yaratılmıştır. tahminim Allah biraz işimizi zorlaştırmıştır :) şeytanı da kıyamete kadar boş bırakarak
kallavi sağlam demek
Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.
NİSA3
nikahlayın evlendirin anlamındadır.
sağ (sal) ellerinizin sahip olduğu da sorumlu olduğun bakmakla yükümlü olduuğun yetim(yetersiz) i evlendirin
Mindar,
Nisa 3 ayetinin mealini şöyle vermiştin:
Nisa 3- Yetimlere haksızlık etmekten korkuyorsanız size yetki veren kadınların ikişerini ve üçerini ve dörderini evlendirin. Ama bunda da adil olamamaktan korkuyorsanız yalnızca birini. Ya da yeminlerinizin sahip olduklarını. Darlığa düşmekten kurtulmanız için uygun olan budur.
Şimdi bu mealden vaz mı geçtin? Verdiğin bu meal kime aitti (etti 7)?
Nikahlayın ifadesinin evlendirin olarak anlaşılacağını neye dayanarak söylüyorsun? "İkişerini, üçerini, dörderini" ne demektir? Ben sana 20 tane meal gönderdim, hepsinde "evlenin" diyordu. Şimdi senin Kuran'ı çok iyi bilen bir kişi olarak, bir çırpıda tüm bunlara yanıt verebilmen gerekir.
Mindar,
Nisa 3 ayetinin mealini şöyle vermiştin:
Şimdi bu mealden vaz mı geçtin? Verdiğin bu meal kime aitti (etti 7)?
Nikahlayın ifadesinin evlendirin olarak anlaşılacağını neye dayanarak söylüyorsun? "İkişerini, üçerini, dörderini" ne demektir? Ben sana 20 tane meal gönderdim, hepsinde "evlenin" diyordu. Şimdi senin Kuran'ı çok iyi bilen bir kişi olarak, bir çırpıda tüm bunlara yanıt verebilmen gerekir.
verdiğim meal ben ve benim gerçek müslümanların,
kuranın orjinalinden okuyanların kolaylıkla görüp bilebileceği bişeydir.
ben o ayeti araştırdım ordaki kelimenin anlamı, manası evlendirin dir.
verdiğim meal ben ve benim gerçek müslümanların,
kuranın orjinalinden okuyanların kolaylıkla görüp bilebileceği bişeydir.
ben o ayeti araştırdım ordaki mana evlendirin dir.
Sen o meali, yine kaynaksız olarak nereden kopyala/yapıştır yaptığını çok iyi biliyorsun. Ama kaynağını burada gösteremiyorsun. Var olan ayetin anlamını tamamen değiştirdin, müslüman söylemle "Allah seni affetsin".
O halde Kuran'ı bizlerden daha iyi bildiğini iddia etme. Üstüne üstlük, kendini bir de "gerçek müslüman" ilan ettin. Seni alkışlıyor ve yürütmekte olduğun peygamberlik görevinde bir kez daha başarılar diliyorum (ancak sen kendi başarı şansını kendi kendine düşürüyorsun. Bir mağaraya çekilip biraz daha etraflıca düşünsen mi acaba söyleyeceklerini?).
Sen o meali, yine kaynaksız olarak nereden kopyala/yapıştır yaptığını çok iyi biliyorsun. Ama kaynağını burada gösteremiyorsun. Var olan ayetin anlamını tamamen değiştirdin, müslüman söylemle "Allah seni affetsin".
O halde Kuran'ı bizlerden daha iyi bildiğini iddia etme. Üstüne üstlük, kendini bir de "gerçek müslüman" ilan ettin. Seni alkışlıyor ve yürütmekte olduğun peygamberlik görevinde bir kez daha başarılar diliyorum (ancak sen kendi başarı şansını kendi kendine düşürüyorsun. Bir mağaraya çekilip biraz daha etraflıca düşünsen mi acaba söyleyeceklerini?).
30 yıl müslüman olarak yaşayan senmiydin yoksa uyar adlı arkadaşmıydı eğer o ise siz kaç yıl müslüman oldunuz veya müslümanlık varmı geçmişinizde.
30 yıl müslüman olarak yaşayan senmiydin yoksa uyar adlı arkadaşmıydı eğer o ise siz kaç yıl müslüman oldunuz veya müslümanlık varmı geçmişinizde.
30 yıl müslüman olmak gibi bir iddiam olmadı benim.
Evet, müslümanlık var geçmişimde. Neden müslümandım? Kuran'ı okumadığım için.
Neden müslüman değilim? Kuran okuduğum için.
Sen o meali, yine kaynaksız olarak nereden kopyala/yapıştır yaptığını çok iyi biliyorsun. Ama kaynağını burada gösteremiyorsun. Var olan ayetin anlamını tamamen değiştirdin, müslüman söylemle "Allah seni affetsin".
O halde Kuran'ı bizlerden daha iyi bildiğini iddia etme. Üstüne üstlük, kendini bir de "gerçek müslüman" ilan ettin. Seni alkışlıyor ve yürütmekte olduğun peygamberlik görevinde bir kez daha başarılar diliyorum (ancak sen kendi başarı şansını kendi kendine düşürüyorsun. Bir mağaraya çekilip biraz daha etraflıca düşünsen mi acaba söyleyeceklerini?).
ayetin manasını değiştirmedim o senin iddaan kuran yetimlerin malları ile alakalı yetimlerin olgunlaşması ile alakalı olayı anlatıyor olgunlaşınca mallarını verin diyor sonrada alın evlenin mi diyor tutarsızlığıa bak.
hem başka bi açıdan bakarsan ordaki ayette kız diye bahsetmiyorki genel bi ifade var eğer velisi erkekse erkek yetimse erkek erkeğe mi evlensin :) veya tam tersi kadınlar için :)
30 yıl müslüman olmak gibi bir iddiam olmadı benim.
Evet, müslümanlık var geçmişimde. Neden müslümandım? Kuran'ı okumadığım için.
Neden müslüman değilim? Kuran okuduğum için.
Neden sordum
çünkü çok dalga geçiyorsunuz değerlerimizle?
biz sizinle dalga geçmiyoruz ama siz diyeceksiniz ki
bizim kutsal değerimiz yokki :)
doğru orası da doğru..
ayetin manasını değiştirmedim o senin iddaan kuran yetimlerin malları ile alakalı yetimlerin olgunlaşması ile alakalı.
hem başka bi açıdan bakarsan ordaki ayette kız diye bahsetmiyorki genel bi ifade var eğer velisi erkekse erkek yetimse erkek erkeğe mi evlensin :) veya tam tersi kadınlar için :)
Bak Mindar, sen o ayeti kopyaladığın siteye geri dön. Kopyaladığın yoruma diğer müslüman insanların nasıl tepki verdiklerini tekrar oku.
Kuran, bu ayeti "bu böyledir" diye ortaya koyuyor, mealciler "bu böyledir" diye çeviriyor, müslümanlar "bu böyledir" diye kabul ediyor. Kabul edemeyen bir sen bir de kopyaladığın kişi (ikiniz aynı kişi değilseniz şayet). Peki, bu durumda çarpıtan kim? Diyorum ya, sen peygamber olmalısın, kimsenin bilmediğini sen biliyorsun.
Bak Mindar, sen o ayeti kopyaladığın siteye geri dön. Kopyaladığın yoruma diğer müslüman insanların nasıl tepki verdiklerini tekrar oku.
Kuran, bu ayeti "bu böyledir" diye ortaya koyuyor, mealciler "bu böyledir" diye çeviriyor, müslümanlar "bu böyledir" diye kabul ediyor. Kabul edemeyen bir sen bir de kopyaladığın kişi (ikiniz aynı kişi değilseniz şayet). Peki, bu durumda çarpıtan kim? Diyorum ya, sen peygamber olmalısın, kimsenin bilmediğini sen biliyorsun.
hiç merak etmeyin sadece ben değilim öyle düşünen
kuran talabesi olan kuran okuyup içtenlikle öğrenmeye çalışan görebilir anlamı.
sizler belki de atalar dininin sapkın davranışlarını gördünüz de ateist oldunuz bir zamanlar bende atalar dininin uydurma rivayetlerle dolu dininden şüphe ediyordum ama kuranla tanıştıktan sonra samimi, gerçek müslüman olmaya başladım.
Arkadaslar tabiki din elestirisi yapilacak ve yapilabilmeli,
yani hic kimse kurani kerimdeki bir sekilde ifade edilen evilik ve miras gibi konulari tavsip etmek zorunda degil ama bu müslümanlari baglamaz, müslümanlar bu bahsi gecen ayetleri okurlar, uygulamalara bakarlar ve nihayetinde KENDI kararlarini verirler.
Burada yanlis olan, olmayan bir olguyu bu dine dayatmak, idaa etmek, bu cirkin iftiranin da din elestirisi adina yapilmasi. Bu müslüman toplumun sübyancilara bakis acisi belli, kesin ve net'dir, bu toplumun islami cercevede evlilikden ne anladigi bellidir.
Daha öncede kisaca degindim, kendi toplumsal deger yargilari arasinda ELINE BELINE DILINE sahip ol düstürü kale gibi duran bir toplulugua, ruhsal hastaligin sonucu fiiliyata gecen cinsel sapkinliklar ile itham etmek icin, cidden insanin din karsitligindan ziyade, müslümana karsi duyulan kin ve nefretin bir göstergesidir....
Bu tevhid bizlerin ortalama 70 yillik ömrü icin degil, zaman ve mekan ile sinirli olmayan bir zaman dilimi icin teblig edilmistir, bizlerin kendi yasadigimiz "medinyet"in kendi dogrulari zaman ile bir degisime ugramakta, buradaki o toplumlarin yasal dogrulari da tabiki bununla orantilidir.
Ama bu din bizim ile ayni medeniyeti ve dogrulari paylasmayan topluluklar icin de uygulanabilir bir dindir, ve bu dinin ögütledigi evlilgi böyle degerlendirmek lazim.....
Islami uygulamada evlilik = cinsel iliski mi ? yani bu zorunlu mu ?
yoksa evliligin bir amac degil, arac olabilmisligi yok mu ?
denklik...riza olmadan evlilik olmaz...ve hormonal gelismislik olmadan cinsel iliski olmaz.....bunlar olmadan zaten bir evliligin islam adina bir mesruhiyeti yoktur.
Zaten Ulpiana "bild" gaztesinden bir haber verilmis, oradaki bilim adaminn bu konular hakkindaki görüslerini tekrar tekrar okumasini rica ediyorum....
Bugünün sartlarindaki denklik kavrami nasil olmali.....
Bir biri ile evlenecek olanlarin rizasinin bugünkü konumu nasildir ?
Bedendeki hormonal gelisim, evrim icinde nasil bir hal almisitir bugüne kadar, ve almaya devam etmektedir ?
Iklimin, besin aliskanliklarinin bu gelisime bir etkisi varmidir?
3cü yolun bu konu ile yazdigi yorumlar ise, türkiydeki dinsizlerin dini algilayis ve ahlak seviyesini temsil etmedigi gibi, sirf cinsel dürtüleri ile cocuk istismari yapan bir müslüman varsa, onlarda benim gibi milyarlarca müslümani ve islami temsil etmiyor...
vartor dayidan veya diger ex-hristiyan üyelerden ( halen hristiyan olan üyelerde tabi ! ! ) bir ricam,
eger bilgisi varsa ermeni hristiyan toplumu kendi dini ögelerine göre nasil bir evliligi uygun ve mübah görmekte, yani bundan 1000 yil önceki ermeni toplumu de insanin bugün bizim kabul etigimiz en azindan "resit" olmasinimi ögütlemislerdir ? bizleri bilgi ve tercübelerinden mahrum birakmamasini bu forumun "hristiyan dini elestirisi" forumunda bizleri aydinlatmasini ümit ederim....
evrensel-insan
12-11-2009, 18:17
Saygideger mindar;
270 nolu mesaj cevap bekliyor, hala.
atalar dininin-mindar-
Ayrica, nedir bu atalar dini?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ahbap, Allah sana sabır versin?
Aynı soruyu defalarca sorup, halen cevap alamamış olmak...
Mindar soruyu okuyamamış olabilir, defalarca okuyamamış olabilir.
Ahbap, Allah sana sabır versin?
Aynı soruyu defalarca sorup, halen cevap alamamış olmak...
Mindar soruyu okuyamamış olabilir, defalarca okuyamamış olabilir.
Amin K.C.! Teşekkür ederim. :)
Sayın Evrensel_İnsan'a anlatmak istediğim buydu işte. Böylece bir uygulamalı örnek daha vermiş olduk.
Ve umarım başlığı takip eden diğer arkadaşlar için Nisa 3 ve benzeri ayetlere yeterince parmak basmış olduk. Bunu sağladıysak, bu da yeter bize!
Saygideger mindar;
270 nolu mesaj cevap bekliyor, hala.
atalar dininin-mindar-
Ayrica, nedir bu atalar dini?
Saygilarimla;
evrensel-insan
atalar dini atalarımdan böyle gördüm şeklindeki atalara dayana din
yani kuranla alakası olmayan
hadis uydurmaları,rivayetler,mezhepler şeyhler şığlar vs. vs..
270 nolu mesajına cevap hep söylüyorum zaten
sen kuranda yok ozaman bunu böyle yapabilirim diyosun.
kuran ölçüleri verir, okuyan insan evladı da anlar ona göre düzenler olayı.
ben de o konu hakkında dedim ki evlenme çağı olarak olgunluğa erdiklerinde diyor kuran..
bu olgunluğa erme zamanını da toplumlar kanunlarla düzenler.
kuran olgunluğa ermiş olmasını kıstas olarak koyuyor.
evrensel-insan
12-11-2009, 18:32
Saygideger AhbAp;
Sayın Evrensel_İnsan'a anlatmak istediğim buydu işte.-AhbAp-
Hemen oyle pes etmek yok. Allah'tan umut kesilmez, Allah bilir. Dolayisiyle, Allah ne zaman mindar arkadasimizi mumkun kilarsa, o zaman cevap verecektir. Sonucta, kendi istemese de; Allah'in gucune/emrine karsi konulmaz, oyle degil mi?:rockon::typing:
Ayrica, Allah'in hikmetinden de sual olunmaz. Sahi hikmet ne demek?
Saygilarimla;
evrensel-insan
vartor dayinin siirini mi begenmedin? Ben de seni sanatsever sanirdim. :)
evrensel-insan
12-11-2009, 18:34
Saygideger mindar;
ben de o konu hakkında dedim ki evlenme çağı olarak olgunluğa erdiklerinde diyor kuran..-mindar
Kuran'in hangi ayetinde geciyor, bu olgunluga erme deyimi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideger AhbAp;
Sayın Evrensel_İnsan'a anlatmak istediğim buydu işte.-AhbAp-
Hemen oyle pes etmek yok. Allah'tan umut kesilmez, Allah bilir. Dolayisiyle, Allah ne zaman mindar arkadasimizi mumkun kilarsa, o zaman cevap verecektir. Sonucta, kendi istemese de; Allah'in gucune/emrine karsi konulmaz, oyle degil mi?:rockon::typing:
Ayrica, Allah'in hikmetinden de sual olunmaz. Sahi hikmet ne demek?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel-İnsan,
"Hemen öyle pes etmek yok" demeyin. Bir süredir Mindar'a Kuran'dan bir haber olduğunu göstermek için göbeğim çatlıyor. Hem pes de etmedim, etmem de. Sadece onun yaklaşımının bu olduğundan hemen hemen eminim, bunu göstermeye çalıştım. Kendisi de bunu yıkmak için birşey yapmıyor.
Neyse, Mindar'dan daha fazla söz ederek, onun bundan eğlenmesini sağlamak istemem. Kendisinden yeterince bahsettik, ziyadesiyle mutludur şimdi.
Saygılarımla...
evrensel-insan
12-11-2009, 18:44
Saygideger AhbAp;
Anlasildi. Yalniz, sorumu cevaplamamissin.
Sahi hikmet ne demek?-e.i.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartaküs68
12-11-2009, 18:47
Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.
NİSA 6
bu ayet bile akılca olgunlaşma olmadan evlenilmeyeceğini söylüyor
bu olay toplumsal fizki çoğrafi koşullara göre kimi yerde 18 kiminde 20 kiminde 25 dir. bunada gene gerekli yetkili uzmanlık içeren bir kurum karar verir.
yani belediye başkanı başbakan gibi vs..
artık iftiralardan vazgeçin
"Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var." (Nebe'/ 33)
memeleri tomurcuklanmış bir kız kaç yaşında sizce
Fethullah Gülen, 02.03.2007
Hz. Âişe Validemiz, bir peygamber hanımı, Hz. Ebû Bekir'in pâkize kızı ve mü'minlerin anası olmasına rağmen ahiretteki hesap endişesiyle ağlamaktadır. O, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ahirete irtihal buyurduklarında daha yirmi küsur yaşlarındaydı: 8-9 yaşlarında iken kadınlık âlemine bir mürşide ve bir muallime olarak İnsanlığın İftihar Tablosu'nun saadet hanesine girmiş ve vahyin sağanak sağanak boşaldığı bir hanede kendini bulmuş, duymuş ve yoğrulmuştu; dahası ümmet-i Muhammed'in terbiyecisi olmuş, kıyamete kadar gelecek kadınlık âleminin ihtiyaç duyacağı disiplin ve prensiplerin hiç olmazsa büyük bir kısmının nâkilesi hizmetini görmüştü.
http://tr.www.fgulen.com/content/view/13309/3/-
gelelim nisa 6.ayete
ayeti araştırıp ondan sonra bir yorumm yapın
evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri gözetin eğeronlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin.
elmalılı hamdi yazırın tefsiri
Nisa 6- yetimleri de deneyiniz, tecrübe ile tâlim ve terbiye ediniz, güzel idare etmeye alıştırınız nihâyet evlenme çağına geldikleri, yani baliğ oldukları vakit kendilerinden rüşd hisseder, akıllarının ve dini terbiyelerinin tamam olduğunu ve kendilerini güzel şekilde idare edebileceklerini yakından anlarsanız derhal mallarını kendilerine teslim ediniz. Şu halde erginlik zamanında rüşdünü ortaya koymazsa biraz beklenecek demek olur. Fakat bu durum devam ederse ne olacak? Bunda âlimler ihtilaf etmişlerdir. İmam-ı Âzam, yirmi beş yaşına kadar beklenir. O zaman mutlaka malı teslim edilir. Çünkü yirmi beş yaşı bir insanın dede olması mümkün olan bir yaştır demiş ve ondan sonra tasarruftan alıkoymayı kabul etmemiştir........
o yetime terbiyeyi velis veriyor kız evleneceği zaman velisinden rüşdünü istiyor velisi de eğer gerekli terbiyede olgunlaşmı ise kendini idare edebilecek güçte ise kabul ediyor ama yok sen sömürülecek yaştasın seni evlendirmem der
yani rüşt burada velinin insafına kalmış
bu arada baskılı yere dikkar br insan 25 yaşında dede olabiliyorsa
Sayın Evrensel-İnsan,
"Hemen öyle pes etmek yok" demeyin. Bir süredir Mindar'a Kuran'dan bir haber olduğunu göstermek için göbeğim çatlıyor. Hem pes de etmedim, etmem de. Sadece onun yaklaşımının bu olduğundan hemen hemen eminim, bunu göstermeye çalıştım. Kendisi de bunu yıkmak için birşey yapmıyor.
Neyse, Mindar'dan daha fazla söz ederek, onun bundan eğlenmesini sağlamak istemem. Kendisinden yeterince bahsettik, ziyadesiyle mutludur şimdi.
Saygılarımla...
kardeşim hangi soruyu sormuşunuz da yanıtlanmamış ezber yapmış gibi çoğu seferde soruyu görememiştir gibilerinden dalga geçiyorsun konu da sizin sorduğunuz soru bile yokki nerden çıkardınız şu sıralarda soru sorduğunuzu eğer varsa soru tekrar yazın lütfen.
bu arada eğlenmiyorum eğlence değil bu yaptığımız,
hem siz benle dalga geçin sonra dalga geçtiğinizi bastırmak içinde mindar eğleniyordur şimdi deyin. yok öyle..
kurandan ne haber varmış bana çatlayana kadar anlatmaya çalıştığınız?
Saygideger AhbAp;
Anlasildi. Yalniz, sorumu cevaplamamissin.
Sahi hikmet ne demek?-e.i.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel-İnsan,
Benim için bir yaratıcı olmadığından, hikmet gibi bir kavram da yoktur. Herşey emeğin bir sonucudur.
Saygılarımla...
"Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var." (Nebe'/ 33)
memeleri tomurcuklanmış bir kız kaç yaşında sizce
Fethullah Gülen, 02.03.2007
Hz. Âişe Validemiz, bir peygamber hanımı, Hz. Ebû Bekir'in pâkize kızı ve mü'minlerin anası olmasına rağmen ahiretteki hesap endişesiyle ağlamaktadır. O, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ahirete irtihal buyurduklarında daha yirmi küsur yaşlarındaydı: 8-9 yaşlarında iken kadınlık âlemine bir mürşide ve bir muallime olarak İnsanlığın İftihar Tablosu'nun saadet hanesine girmiş ve vahyin sağanak sağanak boşaldığı bir hanede kendini bulmuş, duymuş ve yoğrulmuştu; dahası ümmet-i Muhammed'in terbiyecisi olmuş, kıyamete kadar gelecek kadınlık âleminin ihtiyaç duyacağı disiplin ve prensiplerin hiç olmazsa büyük bir kısmının nâkilesi hizmetini görmüştü.
http://tr.www.fgulen.com/content/view/13309/3/-
gelelim nisa 6.ayete
ayeti araştırıp ondan sonra bir yorumm yapın
evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri gözetin eğeronlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin.
elmalılı hamdi yazırın tefsiri
Nisa 6- yetimleri de deneyiniz, tecrübe ile tâlim ve terbiye ediniz, güzel idare etmeye alıştırınız nihâyet evlenme çağına geldikleri, yani baliğ oldukları vakit kendilerinden rüşd hisseder, akıllarının ve dini terbiyelerinin tamam olduğunu ve kendilerini güzel şekilde idare edebileceklerini yakından anlarsanız derhal mallarını kendilerine teslim ediniz. Şu halde erginlik zamanında rüşdünü ortaya koymazsa biraz beklenecek demek olur. Fakat bu durum devam ederse ne olacak? Bunda âlimler ihtilaf etmişlerdir. İmam-ı Âzam, yirmi beş yaşına kadar beklenir. O zaman mutlaka malı teslim edilir. Çünkü yirmi beş yaşı bir insanın dede olması mümkün olan bir yaştır demiş ve ondan sonra tasarruftan alıkoymayı kabul etmemiştir........
o yetime terbiyeyi velis veriyor kız evleneceği zaman velisinden rüşdünü istiyor velisi de eğer gerekli terbiyede olgunlaşmı ise kendini idare edebilecek güçte ise kabul ediyor ama yok sen sömürülecek yaştasın seni evlendirmem der
yani rüşt burada velinin insafına kalmış
bu arada baskılı yere dikkar br insan 25 yaşında dede olabiliyorsa
nebe 33.
Genç ve yaşıt eşler...
kişilerin yorumları kuranı bağlamaz. kuran açıktır düşünmek anlamak isteyene.
olgunluk çağını da dediğim gibi bi ülkede kanunlarla düzenlersiniz kimse size itiraz etmez.
kardeşim hangi soruyu sormuşunuz da yanıtlanmamış ezber yapmış gibi çoğu seferde soruyu görememiştir gibilerinden dalga geçiyorsun konu da sizin sorduğunuz soru bile yokki nerden çıkardınız şu sıralarda soru sorduğunuzu eğer varsa soru tekrar yazın lütfen.
bu arada eğlenmiyorum eğlence değil bu yaptığımız,
hem siz benle dalga geçin sonra dalga geçtiğinizi bastırmak içinde mindar eğleniyordur şimdi deyin. yok öyle..
kurandan ne haber varmış bana çatlayana kadar anlatmaya çalıştığınız?
Eğer karşılıklı olarak yazıştığımız tüm başlıklara bakarsan Mindar, gayet iyi görürsün. Zaten biliyorsun, tiyatro yapmayalım, işi daha fazla kişiselleştirmeyelim. Sana kaç kişinin, "Sorduklarıma neden yanıt vermiyorsun" diye yazdığı ortada. Sümer ile ilgili başlıklarda sana sorduğum yığınla soru var, tek bir cevap yok. Senin açtığın çok eşliikle ilgili başlıkta da keza öyle.
Yani, sana kişisel bir takıntım yok. Ben senin iddialarını sorguluyorum. Derdim senin şahsi inancın da değil, Kuran'ı araştıran tartışmalar bunlar. Sen, sana mahsus ayetlerle ortalığı karıştırdığın için işin içine giriyorsun, yoksa benim senle derdim yok, olamaz da. Kuran'ın anlamını değiştirdiğin için işler bu kadar karışıyor, yoksa herşeyi çok açıklıkla tartışacağız.
Ama ben demiştim size soruyu defalarca görmedi diye...
bakın, görmemiş işte.
evrensel-insan
12-11-2009, 18:57
Saygideger AhbAp;
hikmet gibi bir kavram da yoktur.-AhbAp-
Onu biliyorum. Ben sadece senin dini bilgine dayanarak, sadece dinsel. anlamini sordum. Eskiden, bu tip dini sorulari, pante'ye sorardim. Simdi, bu konularda, seni sectim. Tabi ki, cevap verme durumunda degilsin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ensest ilişkiler ve eşcinselliğe bakışını birazda bu sebeple sordum amma cevap alamadık!
O suale cevap verse idin senin asıl karşı olduğun hususu daha bir sarih ortaya çıkacaktı!
Bu sorunuzda ısrarcı olduğunuz için cevap vereyim madem. Görüşüm şudur: İki yetişkin, akli dengesi yerinde, temyiz yetisine sahip insanın -herhangi bir zorlama, tehdit, kandırma olmadan- meselenin bilinci içerisinde karşılıklı rıza ile yaptıkları (dar anlamıyla, yani sadece) ''ahlak''a girer. Bir başkası, kendi değer yargıları ile bu eylemi eleştirebilir ve ahlaksız, iğrenç bulabilir. Fakat hukuken engellemesi, yasaklaması, cezalandırılması yanlıştır.
Diğer yandan, adam öldürme, hırsızlık, tecavüz gibi kişilerin karşılıklı rıza ile değil, bir tarafın diğer tarafa cebren, şiddet, tehdit veya kandırma yolu ile onun istemediği birşey yapması veya yaptırması, sadece (dar anlamıyla) ahlakı değil, aynı zamanda hukuku da ilgilendirir. Bu fiiller hukuken engellenmeli, yasaklanmalı, cezalandırılmalıdır.
Aynı şekilde bir kızın henüz 6-7 yaşında baba kararıyla evlendirilmesi ve kocasının evine verilmesi (cinsel ilişki için kızın büluğa girmesi beklense dahi ve koca ihtiyar değil de, mesela 19 yaşında bir genç olsa dahi) sadece (dar anlamıyla) ahlakı değil, aynı zamanda hukuku ilgilendirir. Bu fiiller hukuken engellenmeli, yasaklanmalı, cezalandırılmalıdır.
Bu şekilde 6-7 yaşında evlendirilen ve koca evine verilen bir kız ile, mesela 9-10-11 yaşında baliğ olduğunda, cinsel ilişkiye girmek sadece (dar anlamıyla) ahlakla alakalı değil, hukukla alakalıdır. Engellenmeli, yasaklanmalı ve cezalandırılmalıdır.
Bu ayırım çok önemlidir muhterem!
Bir tarafta sadece -dar anlamıyla- ahlak ile ilgili eylem ve konular. Diğer tarafta ise, evrensel ve objektif olarak geçerli olması gereken, çünkü bireyin hak ve özgürlüklerini alakadar eden hukuk kaideleri.
Birinci kategori belli bir ölçüde izafidir. Zaman ve mekanın şartlarına göre toplumdan topluma değişkenlik arzeder.
Fakat ikinci kategoridekiler yani hukuk ile (de) alakalı olan eylem ve konular -çekirdeği, özü itibariyle- bu şekilde izafileştirilemez, izafileştirilmemelidir. Elbette aslen bu alana giren konular da bazı toplumlar tarafından farklı algılanmıştır. Fakat buradan -o toplum için bile- herhangi bir objektif meşruiyet çıkmaz.
Örneğin, tarihte bazı toplumlar veya kavimler, kız bebekleri gömerek öldürmeyi adetten bilmişler. Bu eylem o zaman ve mekanda o kişiler için normal gözükmüş olabilir. Fakat bu yanlış bir eylemdir. Sadece bugün için değil, O GÜN İÇİN DE YANLIŞ İDİ.
Tarihte birçok toplum köleliği, cariyeliği normal görmüştür. Onlar için, hatta kölelerin kendileri için bile, bu zaten doğal bir durumdu. Fakat yine de O GÜN İÇİN BİLE BU YANLIŞTI.
(Münferit ve çok az da olsa bunun bilincine varan ve kendi toplumundaki hakim görüşe rağmen, hem de kendisi hür olmasına rağmen, köleliğe topyekun karşı çıkan onurlu bireyler olmuştur her asırda).
Şimdi siz diyorsunuz ki:
''Evet İslam, teoride ve genel olarak, 6-7 yaşında küçük kızların evlendirilmesini ve koca evine verilmesini, ayrıca kız baliğ olunca da cinsel ilişkiyi meşru görmüştür. Fakat İslam, aynı zamanda bu konularda -Kuran ve Sünnetin çizdiği sınırları aşmadıkça- somut toplumun örfüne de belli bir bağlayıcılık isnat etmiştir. Yani her ne kadar teoride yasak olmasa dahi, bugün yaşadığımız toplumda bu gibi evlilikler dinen de uygun değildir, çünkü örfe aykırıdır.''
Ben de diyorum ki:
=> Bu söyledikleriniz, İslam adına aslen doğru dahi olsa, İslam'ı evrensel hukuk kaideleri önünde müdafaa etmek için yeterli değildir.
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
Birincisi: Sizin bu söylediğinize katılmayan, farklı şeyler söyleyen İslam Alimleri de olmuş. Örneğin kimisi büluğ olmadan da cimayı meşru görmüş. Ama daha da önemlisi: ''Bunu İslam meşru görmüştür, dolayısı ile bunu bugün dahi kimse yasaklayamaz'' diyen, bu şekilde fetva veren alimler var.
İkincisi: Bugün hala birçok müslüman ülkede veya bölgede bu gibi eylemler örfe uygun gözükmekte. Kendiniz misal olarak Pakistan'daki peşkun kökenlikeri verdiniz, ''çocukların beden sıhhati el vermekteyse'' onlara göre henüz büluğa girmemiş kızlarla cinsel ilişkinin (onlar tarafından) meşru görüldüğünü.
Demek ki, İslam'a göre bugün dahi onlar bu gibi evlilikler yapabilir. Yani, mesela 6-7 yaşında bir kız baba kararı ile evlendirilebilir, koca evine verilebilir. Ve kız ''belli bir olgunluğa'' gelince ve ''eğer çocuğun beden sıhhati el vermekteyse'' (ki peşkun kökenlilere göre bunun için büluğa girmiş olması şart değildir,ama hadi büluğa girince diyelim) cinsel ilişkide de bulunulabilir.
Yani şu yukardaki cümle eğer bugün Pakistan'da gerçekleşiyorsa -ki zaten gerçekleşmektedir- bunda İslam'a göre bir sakınca yoktur. Bunu siz teyid etmektesiniz,çünkü ''teoride ve genel olarak meşru, fakat örf'e bağlı'' demektesiniz. Hem zaten Pakistanlı din adamları da bunu meşru görmekte.
Üçüncüsü ve En Önemlisi
Cinsel ilişki meselesini bir kenara bırakalım, 6-7 yaşında bir kızın BABA KARARI ile evlendirilmesi ve (mesela 19 yaşındaki) kocasının evine verilmesi, yani bu kızın bu adamla dört duvar arasında baş başa vakit geçirmesi YANLIŞTIR. Bu sadece bugün İstanbul'da değil, bugün Doğu-Anadolu'da da yanlış, bugün Pakistan'da da yanlış. 1400 sene önce Arapistan'da yanlıştı. Evet bu yapılıyordu ve hala yapılıyor. Ama yanlıştı. Yapılmamalıydı ve yapılmamalı. Evlilik gibi bir kararı, 6-7 yaşındaki kız için, babası vermemeli. Bu kızı kocasının evine verip, onunla aynı evde başbaşa olmasına izin verilmemeli.
Sadece bugün İstanbul ve Ankara'da değil, bugün Pakistan'da da verilmemeliydi. 1400 sene önce Arapistan'da da verilmemliydi.
İslam Dini (Muhammed), kendi toplumunda yaygın olan bazı şeyleri yasakladı, kaldırdı. Örneğin içkiyi, örneğin bazı kabilelerin uyguladığı kız bebekleri gömerek öldürmeyi.
Fakat işte yukardaki meseleyi kaldırmamış ve sizin görüşünüze göre bu gibi meselelerin ''teferruatını'' örfe bırakmış. Örf izin veriyorsa meşru, örfe aykırı ise meşru değil.
Cinsel ilişkiye gelince :
Kuran ve Sünnet ne bir yaş olarak ne de mesela ''büluğa girme'' gibi objektif tespit edilebilecek bir kriter olarak sınır belirlememiş. Kendi verdiğiniz kaynakta da geçtiği gibi, bazı alimler ''büluğa girdikten itibaren meşrudur'' demiş, diğerleri ''büluğ şart değil, 9 yaşına girince cima da meşru olur'' demiş (''eğer çocuğun beden ve ruh sıhhati el veriyorsa'').
Ayetle ''annenle evlenme'' diyen, ayetle eşcinselliği yasaklayan bir Kitap bu konuda açık ve kesin düzenleme yapmamış yani (sizin söylediklerinizin doğru olduğu varsayımı ile).
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
Tekrar edelim:
6-7 yaşındaki bir kızın baba kararı ile evlendirilmesi, koca evine verilmesi ve büluğa girince de cinsel ilişkide bulunulması -sizin görüşünüze göre- İslam'da ''teoride meşrudur''. Fakat ''pratikte meşru'' olması için, bir de somut zaman ve mekanın örfüne uygun olması gerekir.
Yani bu yukardaki eylem, bugün İzmir'de dinen uygun değildir. Fakat Pakistan'ın bir bölgesinde bu örfe uygun ise, ki uygundur, dinen de caizdir. Ve 1400 sene önce Arap yarım adasında da uygun idi.
İşte biz de diyoruz ki:
Bu mesajın başından beri anlatmaya çalıştığım üzere, bu mesele yeme-içme, selamlaşma adabı gibi toplumdan topluma (objektif değer yargımız açısından) değişecek izafi bir konu değildir. Bu konu sadece ahlakla da ilgili değildir, evrensel hukukla ilgilidir.
Her zaman ve her mekanda objektif olarak yanlış idi. Bugün İzmir'de de yanlış, bugün Pakistan'da da (yapılıyor olmasına rağmen) yanlış, 1400 sene önce Arapistan'da da yanlıştı.
1400 yıl önce Arap Yarımadasındaki insanların bunu idrak edemeyişlerini normal karşılayabiliriz belki, fakat -iddiaya göre- sonsuz adalet sahibi Yaratıcı'nın bütün zaman ve mekanlara rehber olacak Din'inde bunun kaldırılmış ve tüm zamanlar için yasaklanmış olmamasını da anlayamayız.
Pakistan'ın bazı bölgelerinde BUGÜN bu eyleme, örfe uygundur diye, izin veren bir din, sonsuz bilgi ve adalet sahibi bir yaratıcıdan gelmiş olamaz.
saygılarımla
evrensel-insan
12-11-2009, 19:01
Saygideger mindar;
kardeşim hangi soruyu sormuşunuz da yanıtlanmamış ezber yapmış gibi çoğu seferde soruyu görememiştir gibilerinden dalga geçiyorsun konu da sizin sorduğunuz soru bile yokki nerden çıkardınız şu sıralarda soru sorduğunuzu eğer varsa soru tekrar yazın lütfen.-mindar-
ben de o konu hakkında dedim ki evlenme çağı olarak olgunluğa erdiklerinde diyor kuran..-mindar
Kuran'in hangi ayetinde geciyor olgunluga erme deyimi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideger mindar;
kardeşim hangi soruyu sormuşunuz da yanıtlanmamış ezber yapmış gibi çoğu seferde soruyu görememiştir gibilerinden dalga geçiyorsun konu da sizin sorduğunuz soru bile yokki nerden çıkardınız şu sıralarda soru sorduğunuzu eğer varsa soru tekrar yazın lütfen.-mindar-
ben de o konu hakkında dedim ki evlenme çağı olarak olgunluğa erdiklerinde diyor kuran..-mindar
Kuran'in hangi ayetinde geciyor olgunluga erme deyimi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
sen bu soruyu ahbap ın o itarzından sonra sordun onla alakası yok onunkisi başka bi soru
neyse kendisi sorar artık.
olgunluk alakalı ayeti istemiştiniz o mesajınızdan sonra diğer bir arkadaş alıntı ile ayeti gösterdi. ordan da bakabilirdiniz bakmadı iseniz bir daha yollayayım.
Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter.
Nisa6 Diyanet meali
Saygideger AhbAp;
hikmet gibi bir kavram da yoktur.-AhbAp-
Onu biliyorum. Ben sadece senin dini bilgine dayanarak, sadece dinsel. anlamini sordum. Eskiden, bu tip dini sorulari, pante'ye sorardim. Simdi, bu konularda, seni sectim. Tabi ki, cevap verme durumunda degilsin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel-İnsan,
Kusuruma bakmayın. Soruyu bu şekilde sorduğunuzu anlamadım. Sizi bilerek ve isteyerek cevapsız bırakmadım.
Hikmet, bildiğim kadarıyla, faydalı ilim ve salih ameller için kullanılan bir kelimedir. Kaynağı Allah'tır ve onu dilediğine verir:
Bakara 269: Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.
Diyanet İşlerinin mealinde olan bu ayette bir dipnotla hikmet için şöyle bir açıklama yapılmış: "Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber, yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah'tan bu dilekte bulunmuştur."
Umarım bu bilgiler, sorunuz için yeterli cevap olmuştur.
Saygılarımla...
evrensel-insan
12-11-2009, 19:17
Saygideger AhbAp;
Umarım bu bilgiler, sorunuz için yeterli cevap olmuştur.-AhbAp-
Tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
12-11-2009, 22:03
Muhterem ulpian, evvela ensest ilişkiler içün sorduğum sualin kıyısından köşesinden dolanmış ve kanaatini sarahaten ortaya koymamışsın, bundan imtina etmişsin!
Halbuki ben senin yargın ne idi ben bunu sormaktayım!
Mesela sen bunu ahlaksızlık, iğrençlik, akla tecavüz olarak görmekte misin!
Evet ise niçün, hayır ise niçün!
Yazdıklarından anladığım, ana oğulu ile karışılıklı rıza ile cima eder ise bu yaptırıma uğramamalı!
Amma yine sana göre karşılıklı rıza ile bile olsa senin içün küçük kabul edilen bir yaşta dişi ile cima akla tecavüz, ahlaksızlık!
İşte büyük ve izahı mümkün olmayan tenakuz burada!
Şimdi siz diyorsunuz ki:
''Evet İslam, teoride ve genel olarak, 6-7 yaşında küçük kızların evlendirilmesini ve koca evine verilmesini, ayrıca kız baliğ olunca da cinsel ilişkiyi meşru görmüştür. Fakat İslam, aynı zamanda bu konularda -Kuran ve Sünnetin çizdiği sınırları aşmadıkça- somut toplumun örfüne de belli bir bağlayıcılık isnat etmiştir. Yani her ne kadar teoride yasak olmasa dahi, bugün yaşadığımız toplumda bu gibi evlilikler dinen de uygun değildir, çünkü örfe aykırıdır.''
Ben de diyorum ki:
=> Bu söyledikleriniz, İslam adına aslen doğru dahi olsa, İslam'ı evrensel hukuk kaideleri önünde müdafaa etmek için yeterli değildir.
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
Evvela islamın alemşumul sandığın amma gördüğün gibi bir kaç kilometer karelik hükümferma sahası olan yasalar karşısında savunulmaya hiçbir ihtiyacı yoktur!
Gerçek alemşumul olanın, yapboz tahtası gibi daima değiştirilen ve meydana çıkan eksiklikleri sebebi ile daima yamananlar karşısında savunulmaya ihtiyacı olurmu :)
İkinci husus dediğini yapmış olsan, yani islamı bütün zaman ve mekanlarda cari olacak şekilde gönderilmiş bir hukuk nizamı olarak ele alsan ona anca takdirlerini sunman icab eder idi!
Muhterem bir an içün bütün şartlanmışlığından sıyrıl ve evlilik ve cinsellik gibi sanmakta olduğunun hilafına, zamana mekana ve cemiyetlere göre değişkenlik arzdeden bir mevzuda zamanlar üstü olan bir hukuk nizamının nasıl olması gerektiğini bir düşün ve sonra islamın şu hükmüne iyice nazar et!
Nikahta eşlerin denkliği ve nikah akdinin marufiyet üzere olması esas alınmalı, nikaha konu olanda rüşd ve baliğa olunmak aranmalıdır!
İmdi bu alemşumul bir prensiptir ve bununla ondörtasır evvelde, bu günde yeryüzü varolacaksa öndört asır sonrada, hem türkiyede hem kuzeyavrupada hem ekvatorda amel edebilirsin!
Alemşumullük budur!
Birincisi: Sizin bu söylediğinize katılmayan, farklı şeyler söyleyen İslam Alimleri de olmuş. Örneğin kimisi büluğ olmadan da cimayı meşru görmüş. Ama daha da önemlisi: ''Bunu İslam meşru görmüştür, dolayısı ile bunu bugün dahi kimse yasaklayamaz'' diyen, bu şekilde fetva veren alimler var.
İkincisi: Bugün hala birçok müslüman ülkede veya bölgede bu gibi eylemler örfe uygun gözükmekte. Kendiniz misal olarak Pakistan'daki peşkun kökenlikeri verdiniz, ''çocukların beden sıhhati el vermekteyse'' onlara göre henüz büluğa girmemiş kızlarla cinsel ilişkinin (onlar tarafından) meşru görüldüğünü.
İmdi yine sırayla gidelim! Evvela farklı fikirler insanoğlunun mevzubahis olduğu her sahada olacaktır, dinde olmasıda pek tabiidir ve birde bu meselede zaman ve coğrafya faktörü vardır!
Bak muhterem sana bir misal vereyim, misalen imam şafiiye göre sarık takmayan adamın şahitliği makbul değildir!
Niçün!
Çünkü imam şafii bu fetvayı verdiğinde yaşadığı cemiyette akil baliğ olan erkekler sarıksız gezmez idi, sarıksız gezmek bu manada bir eksikliğe dalalet etmekte idi, bundan mütevellid böylesinin şahadeti münasip değildir demiş!
İmdi bu fetva bu gün bu şekil şartı ile geçerlimidir!
Elbette değildir, amma burada fetvanın manası muhtevasından bir mana sesebiliriz!
Farazi bir misal verelim misalen bu gün türkiyede etek ile gezen erkeğin şehadeti makbul müdür diyelim!
Yukarıdaki fetvadaki manayı dikkate alır isek etek ile dolaşan adamın aklında veyahut cemiyet hayatındaki hattı harekatında bazı sıkıntılar olduğu düşünülüp bu şahsın şehadete pek münasip olmadığı hükmüne varılabilir!
Herhalde takdir edersinki bu mümkündür!
İmdi bir başka misal üzerinde daha düşünelim, farzedelim aynı hadise amma olay iskoçyada geçmekte ferd iskoçtur ve onlara has eteği giymektedir!
O vakit fetvamız ne olur!
Elbette bu halden ötürü bu kişi şehadete münasip değildir demeyiz değilmi muhterem!
İmdi gördünmü benzer bir hal, hemde aynı zamanda bir yerde farklı, başka bir yerde farklı bir hükme kaynaklık etmekte!
Bu misallere nazar eder isek muhterem, türkiyede entari giyen erkeğin bu davranışı türkiye şartlarında makul bir davranış değil iken, iskoçyada bir erkeğin entari giyinmesi pek ala makul ve meşru bir davranış olabilmektedir!
İşte zaman ve cemiyetlerin bazı halleri meşru bazı halleri gayrımeşru addetmemize vesile olması meselesini böylece anlayabilirsin!
Bu gün geçmişte yapılan erken yaşta evlilikleri veyahut halan devam etmekte olanları biz kendi cemiyet terbiyemiz ve örfümüz icabı veyahut zamanın şartları gereği münasip görmeyebiliriz amma bu hal o işin bizzat gayrı münasip olduğunu göstermemekte!
İşte islamın birkez daha niçün marufa işaret ettiğini anlamak içün bu bir fırsattır!
Demem o ki misalen bundan ondört asır evvel insanlar cinsi sapık oldukları içün küçük kızlarla evlenmiyorlardı bu gün veyahut geçmişte iskoç erkeklerinin delirdikleri içün etek giymedikleri gibi!
Her bir meseleyi zamanı ve şartları ile değerlendirmek icab eder!
İkinci hususa gelir isek zati bu gün bazı uygulamaları meşru görmediğimi sana ifade etmiş ve bana sorsan bunlara cevaz verilmemesi gerektiğini söylemiş idim!
Seninle ihtilaf ettiğimiz husus bu gün böyle uygulamalar olmasının faturasını islama kesemeyecek oluşumuzdur, kişiler eğer dini mübini islamın ahkamını tatbikte hata etmekte ise hata kişilerdedir, dini mübini islamda değil!
Üçüncüsü ve En Önemlisi
Cinsel ilişki meselesini bir kenara bırakalım, 6-7 yaşında bir kızın BABA KARARI ile evlendirilmesi ve (mesela 19 yaşındaki) kocasının evine verilmesi, yani bu kızın bu adamla dört duvar arasında baş başa vakit geçirmesi YANLIŞTIR.
Bak ben hiç bir hususu bu başlıktada boşuna yazmadım!
Daha ilk mesajımda Hz. Muhammedin bakire bir genç kızın gelip, babasının onu evlendirmesini şikayet etmesi üzerine söylediklerini ve uygulamasını gösterdim!
Bilirmisinki Hz. Muhammedin bisetin hemen akabinde ilk emirlerinden birisi kızlarınızı istemedikleri kişilerle evlendirmeyiniz, böyle vakalara engel olunuz meyanındadır!
Bu bahiste hanefi ekolü islamın özüne en münasip görüşü serdedip kızın rızası olmadan bir nikah sözkonusu olmuş ise, kız baliğa olur olmaz bu nikahı iptale ehliyetlidir demişlerdir!
Cinsel ilişkiye gelince :
Kuran ve Sünnet ne bir yaş olarak ne de mesela ''büluğa girme'' gibi objektif tespit edilebilecek bir kriter olarak sınır belirlememiş.
Cima içün baliğa olmaklığı şart gören ulemanın dayandığı umdeleri tetkik etttin mi ulpian!
Misalen verdiğim nisa altı misaline ve oradaki açık sarih nikah ile rüşd ve buluğ arasında kurulan rabıtaya nazar ettinmi!
Nazar etmedi isen tekrar nazar et ve nikah ile baliğa olunmak ve rüşd arasındaki rabıtayı gör ve sonra tekrar düşünki bir din nikah ve cinsellik gibi bir bahiste denklik ve marufluk ile beraber birde rüşd ve buluğdan söz etmiş ise daha başkaca ne demeli idi!
Gerçeğe sadakat şart!
Alchindus
12-11-2009, 22:07
vartor dayidan veya diger ex-hristiyan üyelerden ( halen hristiyan olan üyelerde tabi ! ! ) bir ricam,
eger bilgisi varsa ermeni hristiyan toplumu kendi dini ögelerine göre nasil bir evliligi uygun ve mübah görmekte, yani bundan 1000 yil önceki ermeni toplumu de insanin bugün bizim kabul etigimiz en azindan "resit" olmasinimi ögütlemislerdir ? bizleri bilgi ve tercübelerinden mahrum birakmamasini bu forumun "hristiyan dini elestirisi" forumunda bizleri aydinlatmasini ümit ederim....
Vartor türk kavmine mensup olmayan eski bir hıristiyan mıdır!
Eğer öyle ise kendisine benimde bazı suallerim olacak!
Averroes
12-11-2009, 22:26
Sayın Alchindus,
Vartor amcamız uzun soluklu tartışmalardan imtina etmesiyle tanınır. Dünya hareketinin aziziliğinden dolayı kendisi (bize göre) sabaha karşı forumlara uğrar, eksik kısımların durum değerlendirmesini yapar ve bazı önemli forum başlıklarının kapısına sonuç bildirgeleri bırakıp daha sonra "müslüman olmayan bir Türk" olarak gurur duyma hakkını kullanmak üzere Kanadalı ateist arkadaşlarına Kuran'ın kötücüllüğünü anlatır. Kendisi, Kanada hükümetinin hümanist para saçma politikalrından azami derecede istifade ederek, bol olan vaktini anti-kurancı tutumunu paylaşmak ve pekiştirmek üzere TD'ye kanalize eder.
Aaaah, ah, en büyük arzum amcamı müslüman görmek. Bu haliyle öldüğünde cehenneme gideceğini bilmek bana müthiş ızdırap veriyor. Oysa şimdi iman ederse (birkaç yıl sonra öleceğini farz edersek) çok kısa sürede çok büyük bir mükafat kazanmış olacak. Hadi be amca, ikra, ikra.
Muhterem ulpian, evvela ensest ilişkiler içün sorduğum sualin kıyısından köşesinden dolanmış ve kanaatini sarahaten ortaya koymamışsın, bundan imtina etmişsin!
Halbuki ben senin yargın ne idi ben bunu sormaktayım!
Mesela sen bunu ahlaksızlık, iğrençlik, akla tecavüz olarak görmekte misin!
Evet ise niçün, hayır ise niçün!
Yazdıklarından anladığım, ana oğulu ile karışılıklı rıza ile cima eder ise bu yaptırıma uğramamalı!
Amma yine sana göre karşılıklı rıza ile bile olsa senin içün küçük kabul edilen bir yaşta dişi ile cima akla tecavüz, ahlaksızlık!
İşte büyük ve izahı mümkün olmayan tenakuz burada!
Sayın Alchindus,
ben bu soruna burada işlediğimiz konu cihetinde gayet net bir cevap verdim. Enset ilişki de, eşcinsellik de eğer iki yetişkin, akli dengesi ve temyiz yetisi yerinde insan arasında herhangi bir zorlama, tehdit, kandırma olmadan, durumun bilincinde ve karşılıklı rıza ile gerçekleşmekteyse hukuken cezalandırılmamalıdır.
Bunun ötesinde, benim bir ateist olarak ensesti, eşcinselliği vs. ahlaken nasıl değerlendirdiğimi ve bu değerlendirmemi nasıl, neye istinaden gerekçelendirdiğimi soruyorsan, bu soru zaten biz ateistlere sürekli sorulan ve bir sürü (benim de dahil olduğum) başlıklarda tartışılan bir konu. Dilersen seninle de görüşürüz bu meseleyi, fakat bu başlıkta değil. Dilediğin an yeni bir başlık açabilirsin, dahil olurum. Bu başlıkta değil, çünkü konu ile alakasız.
Bu konu ile alakalı olan tek yanı şudur:
Ensest ve eşcinsellik (yetişkinler arasında, karşılıklı rıza ile) hukuken engellenmemeli, cezalandırılmamalı.
(Neden bu konu ile alakalı olan tek yanının bu olduğunu yukarda açıkladım, aşağıda tekrar açıklayacağım).
Şimdi muhterem, senin benim verdiğim somut örnek hakkında söylediğin şu:
(LÜTFEN YANILIYORSAM DÜZELT!)
Sen defalarca dedin ve diyorsun ki:
- 6-7 yaşında bir kızın (eğer kız itiraz etmiyorsa) baba iradesiyle 19 yaşında bir erkekle evlendirilmesi,
- koca evine verilmesi (yani kocasıyla dört duvar arasında başbaşa olması)
- ve kız misalen 9-10 yaşına geldiğinde büluğa girerse cinsel ilişkiye girmeleri
İslam'a göre teoride meşrudur, fakat pratikte de meşru olması için bir de o somut toplumun örf ve adetinin bunu meşru görmesi gerekir.
Pakistan'da (veya bazı bölgelerinde) yukardaki cümlede geçen olayı BUGÜNKÜ örf ve adet meşru görmektedir. Dolayısı ile bu olayın bugün Pakistan'da olması İslam'a göre caizdir.
İşte ben de diyorum ki, bu olay bugün dünyanın heryerinde -ensestin ve eşcinselliğin aksine- hukuken engellenmeli ve cezalandırılmalıdır. Doğru olanı budur.
Pakistan'da bugün bu olaya izin veren bir din, sonsuz bilgi ve adalet sahibi bir Yaratıcı'dan olamaz.
saygılarımla
evrensel-insan
12-11-2009, 22:55
Saygideger Arkadaslar;
6-7 yaşında bir kızın eğer kız itiraz etmiyorsa-ulpian-
6-7 yasindaki bir cocuk resitmidir ki, itiraz etsin? O yastaki cocuk; evliligin, cinsel iliskinin ne oldugunu bilirmi ki, itiraz etsin? Hersey, neyin ne oldugunun henuz idrakinda olmayan, 6-7 yasindaki bir cocuga kaldiysa, yandik!
Ustelik, ne zamandan beri, musluman kulturunde, evlendirileceklerin fikri soruluyor? hele hele o yasta! Ben buna hic sahit olmadim. Birak cocugu, yetiskin kisilerin evliligine bile bugun ebeveynleri karar verir durumdadir, hala!
Ayrica, bu nasil mantiktir. Rustunu almis bir ebeveyn, 6-7 yasindaki cocugunu evlendirecek yasta gorebiliyor, bunun ne anlama geldigini algiliyamiyor da; 6-7 yasindaki cocugu algilayip ta, itiraz edecek!
Bilmiyorum da, acaba bizler "cocuk mu kandirmaya calisiyoruz?" boyle dusuncelerle.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
13-11-2009, 00:36
Saygideger Alchindus;
Ahlak kurallarinin evrensel olamayacagini ve toplumlara gore degisebilecegini vurgulamissin. Cok guzel.
Peki hangi dusunceyle ve hangi uygulanamayan evrensel ahlak kurallariyla, Kuran'i evrensel yapmaya calismaktasin. Ahlakin evrensel olamayacagi bir yana; 14. yuzyilin Ahlak anlaysi ve uygulanisi ile; gunumuz ahlak anlayisi ve uygulanisi arasinda daglar kadar fark vardir.
Oyuzden de gunumuzde en azindan blug degil; resitlik onemlidir. Evlilikte bu resitlik yasiyla baslar. Bu yas toplumlara gore degisebilir ama; hic bir zaman cocuk yasina inmez. Oyuzden de cocuklar cinsel iliskiden arinmis olarak yetistirilirler. Birakin evliligi, insan ahlakina sahip olan; cocuga cinsel gozle bakmaz, cinsel dusunceyle yanasmaz bile. Ona yasina gore, kizi, kardesi, yegeni v.s. gozuyle bakar. Eger boyle olmazsa; cocuklarimizi, yetiskinlere nasil emanet ederiz? Dunya en azindan, bu 700 yiilda, bu duzeye girmistir.
Kuran'in ahlak ogretileri, belki 14. yuzyil ve icinde bulundugu toplum icin gecerli idi ama; gunumuzde, bence; Ahlak kurallarini ihlal eder durumdadir.
Oyuzden birilerinin inadi birakip; bu degisimi gorerek, en azindan Kurani gunumuz caginin ortalama ahlak yapisina tasimasidir. Bu da en basta cok aciktirki. Cinsel iliski konusundaki COCUK, YETISKIN farkidir.
Bu yapilmadikca ve Kuran ister oyle, ister boyle; cocuk yastaki bir kisiyle evliligi ve cinsel iliskiyi serbest kildikca, ben dunyadaki muslumanlari suclayamam. Ama; onlarin, bulunduklari, bilhassa yabanci toplumlardaki; "goze batar, guven telketmiyen, traji-komik" yasam ve iliskilerini gordukce de, dudaklarimdaki aci bir tebessumden baska bir sey elimden gelmez.
Zavalli, Somali'li cocuk. Ya 4, ya 5 yasinda, annesi basini baglamis. Sokak ortasinda, o basini aciyor, annesi ortmeye calisiyor. Acaba, ikisi de ne yaptiginin bilincinde mi? Hic sanmam.
Saygilarimla;
evrensel-insan
halen 6-7 yaşında kız dityorsunuz ya size şaşıyorum.
bu kadar edit olmaz..
halen 6-7 yaşında kız dityorsunuz ya size şaşıyorum.
bu kadar edit olmaz..
sayın mindar,
sizin İslam algınız ile Alchindus'un İslam algısı bir değil. Şu an onun savunduğu İslam'ı eleştirmekteyiz.
Sizin savunduğunuz İslam, zaten tamamen sizin hüsnü niyetlerinizin ürünüdür ve sadece Sünnetle değil, Kuranla da alakası yoktur. Yine de umulur ki, bir gün sizin savunduğunuz din, müslüman ülkelerde yaygınlaşır. O gün gelince, bizler de İslam eleştirisi yaparken, sizin savunduğunuz şekliyle ele alırız İslam'ı.
saygılarımla
Sn Mindar,
isin garibi odur ki, ensest iliskiyi kem küm edip, kabullenebilen "zamanin" bir insani, zaman ve mekan ile sinirli olmayan ögütleri, kendi dogrularinca carpitarak, iftira atarak, kurani kerim tefsir iliminden bi haber sekilde fetvalar keserek, islam icindeki evlilik ve bosanma ile ilgili ayetlerden, pedofilizm ile itham ediyor !?
yani ona göre ensest iliski nihayetinde kabul edilebilinir bir olgu, ama mesruh bir sekilde, karsilikli sorumluluk altinda evrensel bir sekilde uygulanabilecegi bir ögüt ise asla kabul edilemez....
diyorum ya, müslümana kin ve nefretin boyutlarini ögrenmek istiyorsaniz, bu tür ithamlari yazanlari takip edin, bunlarin degirmenin suyu nerden geliyor, akil hocalari kim ?
din mensubu insanlari "milli olmakak" ile suclayanlarin kulaklarina bunlari kimler fisildiyor ?
http://www.haber7.com/haber/20090620/Hz-Peygambere-hakarete-ikinci-tokat.php
peki pedofilzmi kim kurumsallastirmistir ? ve kurumsallasmasinda bir mahsur görmemistir ?
buyurun hep birlikte okuyalim...
http://www.haber7.com/haber/20060531/Sapikliklarini-yaymak-icin-siyasete-el-attilar.php
http://www.focus.de/politik/ausland/niederlande_aid_112061.html
ve partinin kisa tanitimi ( ingilizcesi de mevcut )
http://de.wikipedia.org/wiki/Partij_voor_Naastenliefde,_Vrijheid_en_Diversiteit
ulpian positif enerjisini olmayan bir olguyu zorla müslümanlara dayatmak yerine, nihayetinde cokca yasanan, kurumsallastirilmak istenilen gerceklerin hangi topraklarda filizlendigini görmesini bunlari bizimle paylasmasini beklerdim....
Bir yandan siyasi Partiler diger yandan kanunlar ve yasalar, bunlar bile bu elestirilen olgunun bati avrupada ne kadar yaygin oldugunun en bariz göstergesidir.....ama burada zorlama bir yorum ile elestirilmek istenilen kim ve ne ?
islam ve milyarlarca kiz cocugu babasi olan müslümanlar ! ! ! !
Demek anlamak istemezse karsindaki, ne desen bos.
Sanki muslumanlar kotu de diger dinler iyi deniliyor burada.
Devamli sorun yaratanlar kendi dinini elestirmekten ve dogru oldugunu bildikleri elestirileri, karsi elestirilerle gecistirmeye calisanlar.
Yuzlesmek halbuki o kadar zor degil.
Biraz akil ve cesaret isi. Cok basit inancinizin bir hayal oldugunu anlamak; sizin dinden olmayan ama sizden de guclu iman edenlere bir goz atmak kafi; her ne kadar onlarin sacmaligini rahatlikca goruyor bile olsaniz, kendi sacmaliginizi tanimakta direnmeye devam etmeniz, hic de mantikli dusunmediginizi gosterir. Invi adli uyenin, bir dinin, ve allahin temsilcisi sayilan peygamberinin, hic de evrensel ve gunumuz standartlarina gore ahllaki sayilamiyacak, kendisinden 45 yas kucuk bir cocukla olan evliligini bile savunma teknigi olarak, baska ulkelerin pedofillerini ornek gostermek, veya diger hristiyan toplumlarinda nasil oldugunu sorusturarak gecistirmeye calismalari da, bence nihayet yipranma ve yenilgi emareleridir. Hele hic de geregi olmadigi bir anda, vartor dayiya, sen ne karisiyorsun demege kadar alcalmanin, caresizlik gostergesinden baska ne anlami olabilir?
Vartor türk kavmine mensup olmayan eski bir hıristiyan mıdır!
Eğer öyle ise kendisine benimde bazı suallerim olacak!
Sn Alchindus,
Gercek Turkce'yi bilmedigimizden yakinmissiniz, Sn Nursi'yi okumadigimizdan dolayidir herhalde...
Ama benim bir itirafim olacak burada nacizane .....
Ben Turk kavminden degilim .....
Annennem rum ... kocasi yani dedem musevi ..... babannem ermeni ve kocasi yani dedem arap ..... arap dedemin annesi de kurtmus ..... Babasi da arap hiristiyanlarindanmis ....
Birakin Sn. Vartor'u....... bakin benim gibi satanist varken ...... sorun soracaginizi ..... hem ermeni doluyum hem sabeteyist .... hem de arap saci gibi karma karisigim ..... Ha bu arada ben de masonluk da var ..... gerci ABD'de guneyinde zencileri almadiklarini ogrenince biraktim ama olsun yine de Master Mason unvanim var kapi gibi ...... eski esimin babasi da rahip .....
Yani ben de hangi b.klugu ararsaniz var ......
Hatta aslinda ben bu mesajimi sn. Invi'ye yonelteyim ki.... ileride benim ne halt oldugumu inceden inceden yeni uyelere aktarir, bilsinler kanimin bozuk oldugunu .....
Kani bozulmamis Turklere selam yollarim......
Saygilar,
3.yol
Corpse Bride
13-11-2009, 09:40
peygamber sadece haticeyle evli kalsaydı halleri nice olurdu en az 20 yaş büyük kadınla evlenmek zorunda olma şartından etrafta müslüman kalmazdı bu dinin en cazip tarafı kadın. ama savunmada super, kötü niyet asla ve kat a yok tek sebebi korumak kollamak ne de olsa kadınlar gerizekalı kendi başına adım dahi atamaz hatice ölünce kadınlar aptallaştı kötü yola(ne yolmuş) düşmesinler diye üçer beşer almak zorunda kaldılar. birazcık düşünce birazcık kadına saygı olsaydı kadına fikri sorulurdu şu ana kadar islam dünyasında kadının onayıyla yapılmış bir uygulama varmı haşaaaa Allahın dediği olur erkekler onun vahiylerine tercüman. kadınlar taşınabilir mallardan alınıp satılır tepe tepe kullanılır.en iyi mal en genç olanı ayarlarıyla oynayabilirsiniz sesini kısabilir kimse görmesin diye kapatabilirsiniz arıza yaparsa kullanımdışı hemen yenisi alınır.ekvatora yakın yerlerde yetişen bu gazoz ağacı zihniyete verilecek cevap. ÇÜŞŞŞ.
Saygideger Psiko;
Başkasını bilemem ama benim kendi ailemden örnek vermem gerekirse,
Anneannemle 45 yıl evli kaldıktan sonra,
75 yaşında ölen dedem,
anneannemi aldığında 30,
anneannem 13 yaşında imiş.
Anneannemle dayımın arasında tam 13 yaş var.
Benim dedem sapık mıymış şimdi ?
Oysa tüm aile,tüm çevre,hepimiz ona hayrandık.
Eğer öyle ise,
büyük ihtimal bu başlıkta yazı yazan bir çok arkadaşın dedeleri de öyle olmalı-Psiko-
Herseyden once, dedelerimizin/ninelerimizin cocuk yasta evlendirilmesi, onlarin bir secimi degil; ebeveynlerinin secimi.
Ebeveynlere de, bu secimi mumkun kilan, izin veren, Kuran'in yonlendirmesi.
Dolayisiyle, bu konuda cocuk yasta evlilige mecbur tutulanlarin, hic bir rolu yok. Ebeveynler ise; kuran da ne yaziyorsa onu uyguluyorlar.
Eger bir suclu aramak gerekiyorsa; o da muslumanlara yol gosterici, rehber olan Kuran ve ve bu Kuran'i yazan kimse o.
Bugun hala, Turkiye dahil; tum Islam ulkeleri ve muslumanlar, bu cocuk istismarini ve cocuklarin erken yasta, cinsel iliskiye zorlanmasini, tecavuzu ve subyanciligi yasiyorlar.
Hangi vicdan, hangi kosulda cocugunu buyuk bir erkekle evlendirebilir? Hangi erkek hangi vicdanla, cocuk yasta bir kizla evlenir ve cinsel iliski kurabilir?
Bunu yapanlar, acaba hakikaten Kurani mi kullaniyorlar?, yoksa; cikarlarina mi boyle geliyor?, anlamak zor. Ama; anlasilan tek sey, bunu yapanlarin ne insanliga saygisi ne de bir vicdani oldugu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel hocam ;
O bilgiyi ironi olsun diye verdim.
Çünkü ha senin deden ha benim ha ulpian'ın ha da diğer arkadaşların dedeleri ve nineleri bu şekilde evlenmişlerdi.
Bu bilinmeyen bir keyfiyet değildi yani :)
"Kamışa su yürümek" şeklinde tabir edilen,
bir deyim vardır.
Bu deyim neden ve nereden çıkmaktadır.
Bizatihi yaşamın kendisinden değil mi ?
Bu işi kavramlar ve yansımalar üzerinden değil de,
en azından kendi yaşamımız ve gelişimimizi herkesten iyi bilenler olarak,
kendimizden de mi bilmemekteyiz ?
Cinsellik doğru yaşanmaz,
doğru kanalize edilmez ise,
ortaya nasıl tablolar çıkar ?
Bugün o tablolardan görünümler var mıdır ?
ki
oturmuş günümüzü değil de geçmişi kurcalamaktayız ?
Şunu da belirteyim de,
kazı koz anlamasın bazıları.
Bugün pedegoji bilim dalı
beden ve ruhsal gelişim açısından,
hangi yaş grubunu çocuk sayıyor ise,
o gruba yönelik cinsel arzu gösteren her kişi,
kliniğe yatırılıp tedavi edilmesi gereken bir sapıktır nezdimde.
1
Yazımda edit lenecek bişey yoktu diye düşünüyorum hakaret küfür içerikli birşey yoktu.
2
Anladımki siz benim ve birkaç gerçek müslümanın savunduğu dinle değil,
Atalar dini dediğimiz; rivayetlerle, hacı hocaların, din alimi adı altındaki sapkınların, yanlış din anlayışını eleştiriyorsunuz.
Aslında belki sizler de biliyorsunuz asıl din bu değil ben gerçek islamı anlatmaya çalışıyorum.
Biliyorum sizde malzeme bulmak için rivayetlerle dolu olan, atalar dinini eleştiriyorsunuz
Ama gayeniz o düşünce tarzını değil, kuranı dolayısıyla Allahı eleştirmek ve yokluğunu ispatlamaya çalışmak.
Bu yüzden size karşı konuşmaya devam ediyorum.
Şöyle anlasa idim.
Kuran bu değil Allah böyle dememiştir.
Anlatılan islam gerçek islam değil
Bende sizin yanınızda olurdum.
Ama anladım sizin gayeniz başka,veya ben öyle hissediyorum.
Alchindus
13-11-2009, 14:21
Sayın Alchindus,
ben bu soruna burada işlediğimiz konu cihetinde gayet net bir cevap verdim. Enset ilişki de, eşcinsellik de eğer iki yetişkin, akli dengesi ve temyiz yetisi yerinde insan arasında herhangi bir zorlama, tehdit, kandırma olmadan, durumun bilincinde ve karşılıklı rıza ile gerçekleşmekteyse hukuken cezalandırılmamalıdır.
Bunun ötesinde, benim bir ateist olarak ensesti, eşcinselliği vs. ahlaken nasıl değerlendirdiğimi ve bu değerlendirmemi nasıl, neye istinaden gerekçelendirdiğimi soruyorsan, bu soru zaten biz ateistlere sürekli sorulan ve bir sürü (benim de dahil olduğum) başlıklarda tartışılan bir konu. Dilersen seninle de görüşürüz bu meseleyi, fakat bu başlıkta değil. Dilediğin an yeni bir başlık açabilirsin, dahil olurum. Bu başlıkta değil, çünkü konu ile alakasız.
Esasen bu konu ilede ve içinde bulunduğun tenakuz halini göstermesi ilede pek bir alakalıdır!
Sen kendince küçük kabul ettiğin yaşta bir evliliği mademki akla ve vicdana tecavüz addetmektesin, o vakit bu vicdani tecavüzün umdelerini ortaya koymalısınki bizde görelim bunlar nasıl umdelermişki ana ile oğulun cimasına ses çıkarmaz iken karşılıklı rıza ile yapılmış evliliğe yaş küçük deyu itiraz etmekte!
Böyleliklede bahsedilen "vicdan"ın gerçekte "vicdan"mı olduğu yoksa islama taarruz içün tevessül edilmiş bir kelime oyunu mu olduğu sarahate kavuşsun!
İşte ben de diyorum ki, bu olay bugün dünyanın heryerinde -ensestin ve eşcinselliğin aksine- hukuken engellenmeli ve cezalandırılmalıdır. Doğru olanı budur.
Bende sormaktayım niçün!
Aradaki tefrik edici olan husus nedir!
Yani bedenen ve ruhen gelişimini tamamlamış ve rızası ile yaşca kendisinden büyük birisi ile evlenmiş bir kıza, böyle bir nikaha bakıp bu evlilikteki kocaya hukuki takibat yapılmalı o koca cezalandırılmalıdırda "birbirleri ile cima eden ana ile oğul, baba ile kız" niçün hukuki takibata uğramamalı ve ceza görmemeli!
Niçün!
Nedir tefrik edici olan!
Kaçma bu sualden!
Kaçmaki bizde bilelim esasen ulpian neye karşıdır!
Pakistan'da bugün bu olaya izin veren bir din, sonsuz bilgi ve adalet sahibi bir Yaratıcı'dan olamaz.
Eğer sen sonsuz ilim ve adalet sahibi yaratıcını bu tip hatalı tahlillerin sebebi ile reddetti isen muhterem gel kendine yazık etme, dön rabbine!
Çünkü o rabbin bu gün oralarda işlenen bir hata var ise bunu işlemeleri içün onlara bir ruhsat vermemiştir ve esasen rabbin kötü olan hiçbir şey içün cevaz vermemiştir!
Cemiyetleri kendi hususiyetleri içinde ele almalı şu suale cevap bulmalısın!
Bu gün piskoloji ve pedagoji ilimleri açısından mütehassız isimler misalen zikrettiğin topraklara gidip, orada çeşitli tetkikler yaptıktan sonra deselerki
"Burada cemiyet hayatının aldığı şekil ve coğrafya ile iklimden mütevellid kızçocukları evlilik olgunluğuna dünyanın diğer bölgelerindeki akranlarından daha erken kavuşmakta, bu meyanda eğitim almakta ve misalen sekiz dokuz yaşlarında bu hale uygun olmaktalar!"
İmdi farzedelimki bunu dediler o vakit senin itirazın ne olacak!
Misalen onsekiz olmadan olmaz mı diyeceksin!
Bunu neye dayanarak söyleyeceksin!
Bu yaşın veyahut başkaca bir yaşın dünyanın heryerinde cari bir yaş sınırı olduğunu ve her devirde geçer olduğunu ihlal edilmesinin sıhhi olmadığını ve anca o yaştan sonra evliliğin münasip olduğunu bildirir yanılmaz bir kaynaktan elinde bilgi mi vardır!
Yoktur muhterem!
Ha ama misalen bu mütehassızlar bunu demediler hatta aksini söylediler diyelim, işte o vakit kimsede kalkıp zikredilen kızların bu hazır oluşluğu, olgunluğu olmadan, beden ve ruhi gelişimlerini tamamlamadan evlendirilmesine "islam cevaz veriyor" diyemez, çünki defaatle zikrettiğimiz gibi dini mübini islamın bu bahiste ortaya koydukları sarihtir, nikaha evliliğe hazır olmak içün kurulan rabıtalar vardır!
Eğerki bazı insanlar binlerce yıllık geleneklerinin tesiri ile dinin sarahaten ortaya koyduğu kıstasları örseleyip bazı sınırları ihlal ediyor ise bu dinin değil bunu yapanların kabahatidir, biz onları kınarız, dini değil!
Gerçeğe sadakat bunu gerektirir!
Alchindus
13-11-2009, 14:28
Demek anlamak istemezse karsindaki, ne desen bos.
Sanki muslumanlar kotu de diger dinler iyi deniliyor burada.
Muhterem, size dair sual soruşum bir kaç sebepledir!
Evvela sizin pantenin başlığında ve diğer bazı başlıklarda islam aleyhine yazdıklarınızı gördümki bu başlıkların islam aleyhine yazılmış başlıklarda kendilerine ehemmiyet verilen başlıklar olduğu bariz idi!
Sonra birbaşka başlıkta esasen sizin islam dışında bir dine hiç bir eleştiri getirmediğinize dair size yöneltilmiş bir tenkit gördüm!
Ve şimdide muhterem InVinin sözlerini okuyunca sormayı düşündüğüm suali sorma meşruiyetim doğdu diye düşünmekteyimki bunu muhterem schopenhauerin yazdıklarıda iyice teyid etmiştir nazarımda!
Eğerki söylenenler doğru ise, siz esasen inkarınızdan evvelde müslüman değil idiyseniz ve şuanda da müslümanların çoğunlukta olduğu bir diyarda yaşamamakta iseniz niçün tenkitlerinizin tek hedefi islam olmakta!
Misalen siz eğerki bir ortodoks hıristiyan geçmişe sahip iseniz, niçün bu vakte kadar ortodoks kilisesi ve onun gerek dini gerek siyasi tarihi noktasında bir tenkit yapmamış bulunmaktasınızda, tenkitlerinizin hedefi daima islam olmakta!
Bu sual meşru bir sualdir çünkü yine haklı olarak bazı arkadaşlar şunu diyebilirler "efendim ben müslüman bir geçmişe sahibim, bundan mütevellid din diyanet denince aklıma islam gelir ben diğer dinleride pek bilmem bundan mütevellid benim din tenkitlerim islama dair olur!"
Amma sizin içün denilenler doğru ise siz bunu diyemezsiniz!
O vakit bizde sorarız!
İslama olan bu gayzın sebebi hikmedir ne ola!
Denilir iseki "benim gayzım tek islama değildir" bizde tekrar sual ederiz!
O vakit islam içün serdedilmiş tenkitlerinizin muadili olabilecek diğer dinler içün bize bir tenkidinizi gösteriniz!
Mesele budur, gerçeğe sadakat şarttır!
Alchindus
13-11-2009, 14:32
Sn Alchindus,
Gercek Turkce'yi bilmedigimizden yakinmissiniz, Sn Nursi'yi okumadigimizdan dolayidir herhalde...
Efendim alakası yoktur, said nursi bahsi cehillerini serdeden bazıları içündür, esasen eski lisanı ve o muhteremin hiç bir eserini tenkit etmediklerinden benim kelamımı onun eserlerine hamlediyorlar!
Tek bir eserini okumuş olsa idiler böyle bir kelam etmezler idi!
Size yardım davetimi tekrarlıyorum, müşkülünüz olan kelime ve kavramları lütfen zikredin, zira ben yazdıklarım içünde bu gün türkçe konuşmayı bilenlerin ekserisinin tanımadığı pek bir şey olduğunu düşünmemekteyim, belki bir iki kelime kavram, amma üç değil!
Haa amma tefsir fıkıh kelam bahislerinde mevzumuz bu bahisler olduğu içün, dini ıstılaha münasip konuşuyoruzki bu zarurettir! Mevzumuz elektronik olsa idi veyahut gurmelik veyahut mütehaitlik, o vakitde o ıstılahı konuşacak idik!
Bunlar dışında zikrettiğim gibi türkçe konuşmayı bilenlerin ekserisinin tanımadığı pek bir şey söylediğimi düşünmemekteyim!
Birakin Sn. Vartor'u.......
Vartorla ilgili mevzuda sualimin hikmetini bir evvelki mesajımda zikrettim!
Ondaki ahval aynısı ile sizdede cari ise o sualleri sizde üzerinize alınabilirsiniz ve cevap verir iseniz bizde memnun oluruz!
spartaküs68
13-11-2009, 14:42
Bende sormaktayım niçün!
Aradaki tefrik edici olan husus nedir!
Yani bedenen ve ruhen gelişimini tamamlamış ve rızası ile yaşca kendisinden büyük birisi ile evlenmiş bir kıza, böyle bir nikaha bakıp bu evlilikteki kocaya hukuki takibat yapılmalı o koca cezalandırılmalıdırda "birbirleri ile cima eden ana ile oğul, baba ile kız" niçün hukuki takibata uğramamalı ve ceza görmemeli!
Niçün!
Nedir tefrik edici olan!
Kaçma bu sualden!
Kaçmaki bizde bilelim esasen ulpian neye karşıdır!
hele şu düz mantığa bak hele
yahu hangi örf de ana-oğul ve baba-kız cinsel ilişkiye girmek serbestmiş?
bu tür ilişkiye girenler zaten cennetliktir çünkü zeka özürlü oldukları için
ama esas bu tür çirkinlileri sizler yapıyorsunuz hemde en pis bir şekilde "ikiyüzlü" olarak
diyorsunuz ki "bak bu senin amcan;onu sen baban gibi gör"
başka zamanda "oğlum sen amcanın kızıyla evleneceksin"deyip
oğlan,babası sayılan amcasının kızını beceriyor
diyorsunuz ki"bak bu senin abinin karısı ;o senin yengen olur yani namusun olur"
abi öldüğü zaman mal dışarıya kaçmasın diye "bak oğlum sen ölen abinin eşi ile evleneceksin"deyip oğlan,namusu olan yengesini beceriyor (livazet,kuran da yok ama
müslümanlarda sıkca var değerli amcaları yahudilerin tevratından örnek alarak)
ama merak etme medeni hukuk bunlara da ceza vermiyor
o yüzden bu ikiyüzlülüklerinizi rahatlıkla yapabilirsiniz
spartaküs68
13-11-2009, 14:50
Misalen siz eğerki bir ortodoks hıristiyan geçmişe sahip iseniz, niçün bu vakte kadar ortodoks kilisesi ve onun gerek dini gerek siyasi tarihi noktasında bir tenkit yapmamış bulunmaktasınızda, tenkitlerinizin hedefi daima islam olmakta!
sayın alchindus,
eğer ikimizde Yunanistan da yaşayan Yunanlı olaydık
ben ortodoks inancını eleştirecektim;siz ise ortodoks inancına sahip bir insan olarak burada ki yazılarınızı çeyrek latince dilbilginizle yazmış olup inancınızı savunacaktınız
bilmem anlatabildim mi?
sizden de bir ricam olacak
şu çeyrek arapca yazılarınızdan bir vazgeçseniz
Bende sormaktayım niçün!
Aradaki tefrik edici olan husus nedir!
Yani bedenen ve ruhen gelişimini tamamlamış ve rızası ile yaşca kendisinden büyük birisi ile evlenmiş bir kıza, böyle bir nikaha bakıp bu evlilikteki kocaya hukuki takibat yapılmalı o koca cezalandırılmalıdırda "birbirleri ile cima eden ana ile oğul, baba ile kız" niçün hukuki takibata uğramamalı ve ceza görmemeli!
Niçün!
Nedir tefrik edici olan!
Kaçma bu sualden!
Kaçmaki bizde bilelim esasen ulpian neye karşıdır!
Muhterem,
bu sorunun cevabını çok kez verdik bu başlıkta. Anlayamayışına veya yeterli kabul etmeyişine gerçekten de çok üzülüyorum.
Henüz 6-7 yaşında bir kızın evlendirilmesi ve (cinsel ilişki olmasa da) koca evinde, kocasıyla başbaşa kalması, çok tehlikeli bir durum. Yüz kişinin içinde bir pedofil koca çıkma ihtimali olsa dahi (ki aslında bu rakamın maalesef daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz sanırım), bu durum hukuken engellenmelidir. Ayrıca bundan bağımsız olarak 6-7 yaşında bir kızın henüz temyiz yetisi yoktur, evlilik gibi mühim bir akti değerlendirecek olgunlukta değildir.
Aynı şekilde, örneğin 9-10 yaşında büluğa giren bir kız çocuğu ile cinsel ilişkiyi (teoride de olsa) meşru görmek, hiçbir fiziki zorlama olmasa dahi, çocuğa yapılan bir zulümdür.
Ayrıca bu ''ahlakçı'' bir hüküm de değildir! Modern çocuk psikolojisi ve seksoloji bilimleri de ampirik gözlem ve araştırmalarla teyid etmektedir ki, çocuklar, büluğa girmiş ve cinsel arzu duyacak durumda olsalar dahi, (a) cinsellik algıları yetişkinlere göre çok farklıdır, (b) cinsel ilişki iradesi için yeterli temyiz yetisine sahip değillerdir, (c) özellikle bir yetişkinle ve yetişkinin inisiyatifi ile gerçekleşen cinsel ilişkiler -herhangi bir fiziki zorlama olmasa dahi- çocuklar üzerinde çok ciddi travmalara yol açmaktadır.
=> (örneğin bkz: bu dipnotlardaki eserler (http://de.wikipedia.org/wiki/Sexueller_Missbrauch_von_Kindern#cite_note-0)).
Bakın,
tekrar edelim: Talak/4'te henüz büluğa girmemiş küçük kız çocuklarının boşanma durumundaki bekleme süreleri hükme bağlanmış. Yani hadis ile, icma ile, kıyas ile, örf ile DEĞİL, KURAN AYETİ İLE büluğa girmemiş küçük kızların evlenmesi genel olarak meşrudur denmiş.
Yine bazı alimler, cinsel ilişkinin büluğdan önce de meşru olabileceğini, bazı alimler 9 yaşından itibaren meşru olduğunu, bazı alimler ise kızın büluğa girmesinden itibaren meşru olduğunu söylemiş.
Muhterem, bu durumu coğrafya ve iklim şartlarındaki değişiklikler ile açıklayamazsınız. 1400 yıl önce Arap Yarımadasında'da 6-7 yaşında bir kız çocuğu henüz küçük bir kız çocuğu idi ve evlenme kararı için gereken temyiz yetisine sahip değildi. 9 yaşında bir kız veya 10 yaşında bir kız o gün de, cinsel olgunluğunu tamamlamış değildi.
Netice itibariyle tekrar tekrar söyleyelim ki, forumdaki diğer müslüman arkadaşlar da şunu iyice görsünler:
Alchindus defalarca dedi ve diyor ki:
- 6-7 yaşında bir kızın (eğer kız itiraz etmiyorsa) baba iradesiyle 19 yaşında bir erkekle evlendirilmesi,
- koca evine verilmesi (yani kocasıyla dört duvar arasında başbaşa olması)
- ve kız misalen 9-10 yaşına geldiğinde büluğa girerse cinsel ilişkiye girmeleri
İslam'a göre teoride meşrudur, fakat pratikte de meşru olması için bir de o somut toplumun örf ve adetinin bunu meşru görmesi gerekir.
Pakistan'da (veya bazı bölgelerinde) yukardaki cümlede geçen olayı BUGÜNKÜ örf ve adet meşru görmektedir. Dolayısı ile bu olayın bugün Pakistan'da olması İslam'a göre caizdir.
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
saygılarımla
Alchindus, beni merak ediyorsaniz, ateist bir insanim. Bilmeniz gereken yegane bilgi budur.
Ancak siz ve avaneleriniz, dininizle ne kadar beyninizin yikandigini sanki ispat yarisina cikmis gibi, yazilanlari okumamakta ve anlamamakta israr ederek, bozuk plak gibi, gunumuzde alenen ahlaksizlik sayilan davranislari bile, inanciniz ugruna, apacik bir ondere, peygambere yakismayacak, hele kainati yaratanin da olaylara destegiyle daha da inanilmaz bir hale donusen, hic de evrensel olmayan hadiselere, kilif uydurma sanaatini icra etmektesiniz. Sizleri elestiren hicbir ateist uye, musluman degildir eger buysa ogrenmek istediginiz. Musluman olsa, zaten sizin gibi olurdu. Sorun bir diger uyenin kokeni veya inanci degil, bu baslikta ortaya konulandir.
Amma sizin içün denilenler doğru ise siz bunu diyemezsiniz!
O vakit bizde sorarız!
İslama olan bu gayzın sebebi hikmedir ne ola!
Denilir iseki "benim gayzım tek islama değildir" bizde tekrar sual ederiz!
O vakit islam içün serdedilmiş tenkitlerinizin muadili olabilecek diğer dinler içün bize bir tenkidinizi gösteriniz!
Mesele budur, gerçeğe sadakat şarttır!
Klasik bir İnvi çıkmasına bel bağlayıp gerçeğe sadakatsizliğe düşmenize şaşırmadım. Forumları biraz tarayıp saldırdığım üye nerde ne demiş diye bakınsaydınız bu garip duruma düşmezdiniz.
sevgili paolo,
demissin.
Iyice bir dusun, Bu sevecen, affeden sefkatli Rab, Nuh'un ailesi haric tum insanligi tufanla yok eden degil mi? Daha iki kisiyken sozunu dinletemedigi insanlarin, ne olacagini bilememis mi Rab?, Bu mu sana olumsuzluk vaadeden masal kahramani?
Bunlara Musa'yi dahil edememissin. cunku eski ahitte o da rabbin eli kanli elcisi.
Hakikaten algilama problemi yasiyorsun kardesim,
Ben ateistim, sen neye inanirsan inan benim kardesimsin,
Cunku benimle ayni hisleri, dertleri, sevincleri paylasansin.
Hristiyan, musluman, budist olman sana icinde yasadigin toplum tarafindan sartlandirilman sonucu, kizilderili olsaydin, Manitu diye tutturacaktin.
Zeus'a inanalar da zamaninda aynen senin rabbina inanlar gibiydi, simdi sen uyduruk diyebiliyorsun, hatta soylemesen de , buda, muhammede inanlara da uyduruk diyorsundur.
Aslinda haklisin, hepsi uyduruk, senin inandirildigin rab ve temsilcisi insan seklinde gorunen Isa da dahil olamak uzere.
Son olarak, insanlarin tumunu kardes sayan ve renk, dil, din gozetmeden hemcinslerini en cok sevebilen bence ateistlerdir. Hicbir dinin yapamadigini, birgun ateistler basaracak, sadece bir kere yasayip bir daha varolmayacagini bildigi bu dunyayi, asirlardir dinin yapamadigi yapacak, cennete cevireceklerdir.
Ben hamurabi kanunlarını (MÖ. 1760) çok seviyorum bakın ensest'e ne yapıyorlar :)
157. her hangi bir kişi babasından sonra annesi ile ensest ilişki suçunu işlerse her ikisi de yakılır.
154. bir adam kendi kızıyla ensest ilişki içine girerse bulunduğu yerden sürülür.
Evlatlığın eşi meselesi vardı.(Zeynep-Muhammed evliliği ) Tam kanununu bulamadım ama o devirde olsa bu kanunu uygularlardı herhalde
155. bir kişi bir kızı kendi oğlu ile nişanlarsa ve oğlu da o kızla ilişkiye girerse ve bundan sonra baba kızı kirletirse ve birlikte basılırlarsa baba bağlanarak suya atılır.
Sevgili frodo, bu tur insanlara muhatap bile olmak yanlis. inanclari ugruna, yapmayacaklari terbiyesizlik, densizlik yok gorunuyor. Battikca batmak biuna denir iste.
Evlatlığın eşi meselesi vardı.(Zeynep-Muhammed evliliği ) Tam kanununu bulamadım ama o devirde olsa bu kanunu uygularlardı herhalde
155. bir kişi bir kızı kendi oğlu ile nişanlarsa ve oğlu da o kızla ilişkiye girerse ve bundan sonra baba kızı kirletirse ve birlikte basılırlarsa baba bağlanarak suya atılır.
Zeyd Muhammedin oğlu değil
Muhammed ona babalık yapmış sadece,
ama babası değil,
Muhammed kadın ile, zeyd le evli iken evlenmiyor,
boşandıktan sonra evleniyor,
Muhammed boşanmak isteyen kadına boşanmamasını tavsiye ediyor,
kuran geçen bu,
bunda bi aksaklık yok.
burda sizi rahatsız eden ne?
Zeyd Muhammedin oğlu değil
Muhammed ona babalık yapmış sadece,
ama babası değil,
Muhammed kadın ile, zeyd le evli iken evlenmiyor,
boşandıktan sonra evleniyor,
Muhammed boşanmak isteyen kadına boşanmamasını tavsiye ediyor,
kuran geçen bu,
bunda bi aksaklık yok.
burda sizi rahatsız eden ne?
Bu konu çok tartışıldı tekrar girmeyelim ben tekrar okuyunca paylaşayım dedim.
Bizde evlatlık öz çocuk sayılır siz nerelisiniz nasıl görürsünüz evlatlığı tabi o sizin meşrebinizi gösterir.
spartaküs68
13-11-2009, 18:41
Bu konu çok tartışıldı tekrar girmeyelim ben tekrar okuyunca paylaşayım dedim.
Bizde evlatlık öz çocuk sayılır siz nerelisiniz nasıl görürsünüz evlatlığı tabi o sizin meşrebinizi gösterir.
bırak evlatlığın karısı ile evlenmeyi
evlatlığınızın kendisi ile bile evlenebiyorsunuz
Nisa-23 - Size şunları nikahlamak haram kılındı: Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek ve kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kızkardeşleriniz ve karılarınızın anneleri, ve kendileri ile zifafa girdiğiniz kadınlarınızdan olan ve evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz ve iki kız kardeşi birlikte nikahlamanız da haramdır. Ancak cahiliyyet devrinde geçen geçmiştir. Şüphesiz ki Allah gafur (çok bağışlayıcı) ve çok merhamet edicidir.
Alchindus
13-11-2009, 18:55
Muhterem,
bu sorunun cevabını çok kez verdik bu başlıkta. Anlayamayışına veya yeterli kabul etmeyişine gerçekten de çok üzülüyorum.
Biliyormusun sende hiç sevmediğim huy, şu yapmadıklarına "yaptım" demen muhterem, nerede o cevaplar!
Şimdi tekrar bakacağızki bakalım bari şimdi cevap vermişsin!
Henüz 6-7 yaşında bir kızın evlendirilmesi ve (cinsel ilişki olmasa da) koca evinde, kocasıyla başbaşa kalması, çok tehlikeli bir durum. Yüz kişinin içinde bir pedofil koca çıkma ihtimali olsa dahi (ki aslında bu rakamın maalesef daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz sanırım), bu durum hukuken engellenmelidir. Ayrıca bundan bağımsız olarak 6-7 yaşında bir kızın henüz temyiz yetisi yoktur, evlilik gibi mühim bir akti değerlendirecek olgunlukta değildir.
Aynı şekilde, örneğin 9-10 yaşında büluğa giren bir kız çocuğu ile cinsel ilişkiyi (teoride de olsa) meşru görmek, hiçbir fiziki zorlama olmasa dahi, çocuğa yapılan bir zulümdür.
Ayrıca bu ''ahlakçı'' bir hüküm de değildir! Modern çocuk psikolojisi ve seksoloji bilimleri de ampirik gözlem ve araştırmalarla teyid etmektedir ki, çocuklar, büluğa girmiş ve cinsel arzu duyacak durumda olsalar dahi, (a) cinsellik algıları yetişkinlere göre çok farklıdır, (b) cinsel ilişki iradesi için yeterli temyiz yetisine sahip değillerdir, (c) özellikle bir yetişkinle ve yetişkinin inisiyatifi ile gerçekleşen cinsel ilişkiler -herhangi bir fiziki zorlama olmasa dahi- çocuklar üzerinde çok ciddi travmalara yol açmaktadır.
Bumu cevap!
Bu cevap mı olmakta!
Senin erken yaşta evlilik içün düşüncelerini serdetmeni mi söyledik yoksa ensest içün neden hukuki takibat olmasın demenin hikmetini mi!
"Henüz 6-7 yaşında bir kızın evlendirilmesi ve (cinsel ilişki olmasa da) koca evinde, kocasıyla başbaşa kalması, çok tehlikeli bir durum."
Bu mu cevap, veyahut "6-7 yaşında bir kızın evlendirilmesi tehlikeli amma ana ile oğulun ciması tehlikesiz" mi demek istemektesin!
Desene şunu açık açıkda bizde niyet okuması yapmayalım muhterem!
Birşeyin muhtemel tehlikelerini mi sana sual ettik, evrensel hukuk diyorsun, muhtemel mahsurlardan söz ediyorsun, evrensel hukukta olmamışa mahsura olmuş gibi muamele mi olur be muhterem!
"Amma olabilir" diyeceksin, zati demişsinki "Ayrıca bundan bağımsız olarak 6-7 yaşında bir kızın henüz temyiz yetisi yoktur" sana o kadar söyledikki ahval o ise zate nikah meşru değildir!
Temyiz yetisi dediğin şey ayırt etme, tefrik etme becerisidir!
Neyi!
İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı!
Bu akil baliğ olma halidir bu olmadan nikah olacağını sana kim söylüyor muhterem!
Hep dediğim şey, zihninizde koca koca adamların bebelerle nikahını mı canlandırmaktasınız!
Bu kafanızda canlandırdığınıza islamın cevaz verdiğini nasıl ve nereden uyduruyorsunuz!
Meselemize dönelim, ensest niye takibata uğramasın!
Mesele kişilerin hür iradeleri ile yaptıkları tercih midir, bu zaviyeden mi yaklaşmaktasın!
O vakit itiraz ettiğiniz evliliklerde de bu vardır, olmazsa olmaz zati!
Bir bakire kız Aişe’nin yanına geldi ve "Babam beni kardeşinin oğluyla evlendirdi ki, benimle kendi konumunu yükseltsin. Ama ben bundan hoşlanmıyorum." dedi. Aişe, "Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem gelinceye kadar otur." dedi. Allah’ın Elçisi geldi. Kız durumu ona anlattı. O, hemen babasına bir adam gönderip çağırttı. O konuda yetkiyi kıza verdi.
Kız dedi ki: "Ey Allah’ın Elçisi! Aslında ben babamın yaptığına izin vermiştim ama istedim ki, bu konuda kadınların bir hakkı var mı, onu öğreneyim"
Nesâî Nikâh 36; İbn Mâce Nikâh12; Ebû Dâvûd Nikâh 26; Ahmed b. Hanbel Müsned c. VI, s. 136.
Görüldüğü gibi bizzat Hz. Muhammedin tatbikatıyla sabittirki bir kız zorla istemediğine verilemez, zati Hz. Muhammedin peygamberliğinin en başında ilk emirlerinden birisi budur!
Ensestte mesele sağlık sıhhat açısından problem olmaması iseki bu şenaat en başta toplum sıhhatini bozmakta nesebi karıştırmaktadır amma hadi bunu nazarı itibara almayıp sırf fertlerin sıhhatini nazara alalım, o vakitte zati nikah ile cima içün bununda gerekli olduğunu zikrettik, öyleki yaş büyükde olsa sıhhat bozulacak ise cima caiz değildir!
O vakit fark neredeki muhterem, birisine hukuki takibat yapılsın öbürüne değil demektesin!
Birini senin gözünde kerih yapıp, diğerini yapmayan nedir!
Yaş takıntısı mı yoksa islama saldırma ihtiyacı mı!
Bana modern piskolojinin genellemelerinden söz ediyorsun, muhterem onlar her onsekiz yaşı altında olan böyledirmi demekteler yoksa böyleleride olabilir mi demekteler!
Elbette ikincisini demekteler ve zati böyle olanlarla bizim konuştuğumuzun alakası yoktur!
Bak biz yasayı, hukuku kanunu konuşuyoruz, islamın ahkamını!
Zikrettiğim gibi bazıları fiiliyatta bu ahkama muhalif hareket ediyorsa suç onlarındır, dinin değil!
Muhterem son kez sual ediyorum sana, daha da sarih olarak!
Bir ilişki var, ana ile oğul arasında, bunların yaşı elli ile yirmi olsun!
Bu ilişkinin hukuken kovuşturmaya uğraması sence gereksiz midir!
Bir diğer ilişki var, bu karşılıklı rızaya dayalı bir evlilik!
Kadın eşin yaşı onüç erkek eşin yaşı otuz!
Bu ilişkinin hukuken kovuşturmaya uğraması sence gerekli midir!
Evet ise niçün!
Şuna mertçe cevap ver!
Muhterem, bu durumu coğrafya ve iklim şartlarındaki değişiklikler ile açıklayamazsınız. 1400 yıl önce Arap Yarımadasında'da 6-7 yaşında bir kız çocuğu henüz küçük bir kız çocuğu idi ve evlenme kararı için gereken temyiz yetisine sahip değildi. 9 yaşında bir kız veya 10 yaşında bir kız o gün de, cinsel olgunluğunu tamamlamış değildi.
Vallahi açıkladım billahi açıkladım!
Sana verdiğim kuzeyavrupa misali dahi buna tek başına kafiidir!
Ve senin ondört asır evvelinin insanının neye hazır olup olmadığını bu gün söyleyerek beni pek bir mütebessim hale soktun bilesin :)
Bırak ondört asır evvelini, türkiyemizde bundan daha otuz sene evveline kadar kız çocukları ondörtdünde onbeşinde kocaya gidecek deyu buna göre yetiştirilir, buna göre eğitim alır idi!
Cemiyetler ve yaşantıları bunun içün muhimdir!
Ondört asır evvelinin arap toplumuda cemiyet hayatının icabı gereği erken yaşta evlilik ve kızların koca evine ve onların sorumluluğuna bir an evvel geçmesine göre bir hayat nizamı oluşmuş idi!
Şartlar ne ise gelişim ona göre olur!
Bu gün evlilik yaşının yukarılara çıkması vesilesi ile bir genç kızın yuva kurduğunda ona lazım olacak eğitim, hazırlık gibi hususlar bu gün daha bir sonraki devirlerde verilmekte çünkü eskiden evlenilen yaşta bugün bunlar henüz okumakta!
Amma eskiden bu eğitim, yetiştirme erken başlamakta idi!
Bu gibi halleri nasıl nazarı dikkate almayıp, bu günkü ahvalden bakıp hemde ondort asır öncesinin insanı içün ahkam kesersiniz!
Sana tekrar kuzeyavrupayı düşün diyorum!
Regl olma yaşı yirmilere varıyor, bu kızın cinsel yaşamı yirmi yaşına kadar neden zaruriymiş gibi tehir edilsin!
İşte alemşumulluk budurki böyle hallerde dahi uygulanacak, böyle hallere mani olmayan bir ahkam vaaz edilmiş olsun!
Böyle bir kız norveçte islam ahkamı ile evlenip pekala güzel bir yuva kurabilir ve bunun pedofili ile hiçbir münasebeti yoktur!
Cemiyetler ve gelenekleri bahsinde hiç olmaz ise imam şafiiden verdiğim misale nazar et ve düşünkü "iskoç deli olduğu içün etek giymediğine göre arapda sapık olduğu içün erken yaşta evlenmiyor olabilir!"
Azıcık düşün muhterem, bu yeter!
Netice itibariyle tekrar tekrar söyleyelim ki, forumdaki diğer müslüman arkadaşlar da şunu iyice görsünler:
Alchindus defalarca dedi ve diyor ki:
- 6-7 yaşında bir kızın (eğer kız itiraz etmiyorsa) baba iradesiyle 19 yaşında bir erkekle evlendirilmesi,
- koca evine verilmesi (yani kocasıyla dört duvar arasında başbaşa olması)
- ve kız misalen 9-10 yaşına geldiğinde büluğa girerse cinsel ilişkiye girmeleri
İslam'a göre teoride meşrudur, fakat pratikte de meşru olması için bir de o somut toplumun örf ve adetinin bunu meşru görmesi gerekir.
En muhim bahsi bilmeden mi zikretmedin!
Eşin beden ve ruh sıhhatide buna müsait olacak!
Bu olmadan olmaz!
Netice itibariyle bende en baştan hasıl olan düşünce bu ensest bahsinde veremediğin cevaplardan mütevellid iyice muhkemleşmiştir!
Senin meselen pedofili filan değildir!
Alchindus
13-11-2009, 18:58
sayın alchindus
Ayıptır!
Bir evvelki mesajında dediklerine bak birde burada sayın demene!
Hangisinden utanıyorsun!
Bir evvelki mesajında dediklerini dediğin bir adama sayın dediğin içünmü, yoksa sayın dediğin adama bir evvelki mesajında dediklerin içün mü!
Hangisi içün utanmaktasın!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!
Alchindus
13-11-2009, 19:02
Alchindus, beni merak ediyorsaniz, ateist bir insanim. Bilmeniz gereken yegane bilgi budur.
Ancak siz ve avaneleriniz, dininizle ne kadar beyninizin yikandigini sanki ispat yarisina cikmis gibi
Evvela benim avanelerim yoktur, müslümanların tamamını veyahut bir kısmını benim avanem olarak görmek gibi bir yetkiniz ve haddinizde yoktur!
Muhterem bakıyorumda sabah akşam islama ve onun değerlerine taarruz edilmekte bu yapılır iken birde müslüman üyelere de şenii hakaretler yapılmakta ikenki birisi bendenizim, biz sinirlenmiyoruz amma ufacık bir tenkitleki o tenkitte "madem inkarcısınız gayzınızdan niçün sadece islam nasibdar olmakta" tenkididir, siz bu denli asabileşip çirkinleşebiliyorsunuz!
Pek bir manidar hal!
Sizleri elestiren hicbir ateist uye, musluman degildir eger buysa ogrenmek istediginiz. Musluman olsa, zaten sizin gibi olurdu.
Bu ne demektir, daha sarih konuşunuzki sarih yanıtlar verebilelim!
Bir diğer husus sorulan suale hiçbir cevap vermemişsiniz, amma gördümki bir dostunuz bir cevap verme gayretinde bulunmuş, o vakit cevabımızı onun üzerinden verelimki emeği zai olmasın!
evrensel-insan
13-11-2009, 19:02
Saygideger psiko;
Cinsellik doğru yaşanmaz,
doğru kanalize edilmez ise,
ortaya nasıl tablolar çıkar ?
Bugün o tablolardan görünümler var mıdır ?
ki
oturmuş günümüzü değil de geçmişi kurcalamaktayız ? -psiko-
Gecmis, gunumuzun aynasidir. Bugunler, gecmisin bir devamidir ve gecmisin izlerini tasir. Ama; herseyde oldugu gibi, bunda da mesele; algilayabilmek ve gercekleri oldugu ve yasandigi gibi gorebilmek ve kendi dogrularina uyarlamaya calismamaktir.
Bugunun cinselligi tablo olarak nasil cikardigi da, ortadadir. Aslinda, biliyormusun, hersey insanoglunun ne dusunup, nasil davrandigiyla ve neden oyle dusunup davrandigiyla ilgili.
Gecmisle bugun arasinda, bu konudaki belki tek fark; bilhassa buyuk kentlerde ve kentlesim olan yerlerde cinsellik, hala belki kadin acisindan doyumsuz, ama; insanliga uygun yasanmaktadir. Yani kimse Kuran daki cocuk evlliligini onaylamaz. Ama; hala kirsal kesimlerde bu gelenek suruyordur.
Sonucta, bizim dedelirimiz/ninelerimiz gibi; karsilikli buyume ve yetismenin yaninda bir birine destek olma olduktan, ve onlar anlasabildikten sonra da sorun yoktur.
Merakimdan soruyorum. Bugun Turkiye de musluman olarak yasam suren topluma, sorulsa; "siz kucuk yastaki cocugunuzu, yetiskin bir kisiyle evlendirirmisiniz?, ya da; kendiniz cocuk yasta bir kisiyle evlenirmisiniz?" diye, sence; Toplumun kacta kaci, bu sorulara evet der?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
13-11-2009, 19:08
Klasik bir İnvi çıkmasına bel bağlayıp gerçeğe sadakatsizliğe düşmenize şaşırmadım. Forumları biraz tarayıp saldırdığım üye nerde ne demiş diye bakınsaydınız bu garip duruma düşmezdiniz.
Evvela ben gerçeğe sadakatsizlik etmedim, "eğer bunlar doğru ise" dedimki hala onlar doğrumudur değilmidir sualin muhatabı cevap vermemiştir!
Saldırdığım bir üye yoktur, düştüğüm garip bir galde!
Biz meşru sualler sorduk, vartorun dediği "ben ateistim" demekten ibaret!
Oysa sualimiz "eğer siz geçmişte islamdan başka bir dinden inkara geçti iseniz ve şu an müslümanların çoğunlukta olduğu bir diyarda yaşıyor iseniz niçün tenkitleriniz sadece islama olmakta" idi!
İmdi bu sualin muhatabı değil amma siz cevap vermişsiniz, zati sualin muhatabı bizimle muhatap dahi olmamak icap ettiğini, çünkü bizim terbiyesiz ve densiz olduğumuzu söylemiş!
Bunları kendilerine aynısı ile iade etmekle birlikte sizin nazarınıza, sunduğunuz metinde vartorun paoloya hitabındaki rikkati ve islam ve müslümanlar bahsindeki şeceaatini veriyorum!
Görebilen içün yeterli işaret oradadır!
Bu muhteremi ben islama saldırılan bir çok başlıkta pek bir keyifli iştiraki ile gördüm, yine bu muhtereme "sen niçün islamdan başka bir dini eleştirmezsin" dendiğini onun sessiz kaldığınıda gördüm!
İmdi onun içün söylenenler doğru ise, yani kendisi hiç müslüman olmamış ve şuanda da müslümanların çoğunluk olmadığı bir memlekette yaşadığı halde tek gailesi islama taarruz ise, sizin bana gösterdiğiniz paoloya hitabı ortadaki sorunu halletmeye yetmiyor!
Çünkü bu muhterem misalen ortodoks hıristiyan geçmişe sahip ise bizde görmek isterizki kendisi filan yerde ortodoks kilisesi ve onun gerek dini gerek siyasi tarihi noktasında bir tenkit yapmıştır!
Ve genelde de görmek isterizki bu muhteremin islam içün serdedilmiş tenkitlerinin muadili olabilecek diğer dinler içünde tenkitleri vardır!
Bunlar olmadıktan sonra ve bu muhterem içün denenler doğru ise sizin mesajınız laf ola beri geleden başka bir iş değildir!
Bu akil baliğ olma halidir bu olmadan nikah olacağını sana kim söylüyor muhterem!
KURAN SÖYLÜYOR!
Büluğ çağına girmemiş küçük bir kızın ''akıl baliğ'' olması, nikah kararı için gerekli temyiz yetisine sahip olması muhaldir.
Fakat Talak/4'te -senin de kabul ettiğin üzere- henüz bulüğa girmemiş küçük kızların boşanma durumundaki bekleme süreleri düzenlenmiştir. Ayrıca yine senin de teyid ettiğin üzere, bu kızlar koca ile halvet olabilir, yani dört duvar arasında başbaşa vakit geçirebilir.
Bak muhterem, kendinle bu kadar çelişeceksen, ''gerçeğe sadakat'' diyip durma bari.
''Akıl baliğ olmadan, temyiz yetisine sahip olmadan nikah aktinin olabileceğini kim söylüyor sana?'' diye komik bir soru olur mu? Talak/4'e bak. Ondan sonra da İslam fıkhında, küçük kızların nikahlarında kimin iradesine başvurulduğuna bak. Zaten alimler de, bu kızların henüz küçük oldukları ve iradelerinin geçerli olmayacağı için, onlara vekaleten babalarının nikah akti için gereken beyanı yapması gerektiğini söylemişler.
Daha neyi tartışıyorsun?
Demek ki, İslam'a göre henüz temyiz yetisine sahip olmayan kızlar, baba vekaletiyle evlendirilebilir.
Ve senin ondört asır evvelinin insanının neye hazır olup olmadığını bu gün söyleyerek beni pek bir mütebessim hale soktun bilesin :)
Asıl sen 1400 sene önce Arap kızların, henüz büluğa girmemiş yaşta iken nikah kararı için gereken temyiz yetisine sahip olduğunu ima etmekle komik duruma düşmektesin. ''İklim ve coğrafya şartları'' ile böyle birşeyi izah edemezsin. Bak, gerçekten de komik duruma düşmektesin.
Hem zaten:
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
Bugün Pakistan'da ve daha birçok müslüman ülkede/bölgede, çocuk yaşta kızlar evlendiriliyorsa, oradaki müslümanlar, Alimler, Müfessirler bunun İslam'a göre caiz ve meşru olduğunu savunuyorsa, demek ki, sorun İslam'ın kendisinde demektir.
Burada ve başka başlıklarda bazı mümin arkadaşlar 1400 yıl önce arap çöllerinde yaşayan kız çocukları diğer ülkelerde yaşayanlara göre hemen olgunlaşıyor diyip duruyorlar.
Şimdi soruyorum 1400 yıl içinde arap çöllerinde iklim mi değişti o zamanlar iyi besleniyorladı çabuk büyüyorlardı şimdi petrol zenginliğinde az mı besleniyorlar ne değişti açıklarsanız sevinirim.
Ben söyleyeyim hiçbirşey değişmedi hatta çocuk ölümleri düştü ilaçlar besinler mamalar 1400 yıl öncesinden bin kat daha iyi. İklim mi çöl aynı çöl.
Şimdi insanlar gözü ile görmeden inanmıyor sahiplerinin affına sığınarak bir kaç arap kız çocuğu resmi yüklüyorum bu çocuklar hangi sapık görüşe göre olgun ve evlenilmeye müsaittir karar sizin.
http://www.wjff.pl/galeria/2006/096.jpg
http://i.ehow.com/images/GlobalPhoto/Articles/4969185/183975_Full.jpg
http://www.shevet.org/gaza/gazarun1.jpg
Soldaki israilli diğerleri arap
http://cache2.asset-cache.net/xc/1586244.jpg?v=1&c=IWSAsset&k=2&d=17A4AD9FDB9CF1939057D9939C83F106D62C6FBEDA4F6D06 B01E70F2B3269972
Averroes
13-11-2009, 21:46
Kendi ahlak anlayışlarına sadece kendilerini referans olarak gösteren ateist arkadaşlarımızın pedofili ve ufak yaşta evlendirilen kızlar konusunda ki bu duygusal sahiplenişlerini okurken, içlerinde bulundukları yaman çelişki hali için daha önce de sorduğum ve şimdi yine soracağım kritik sorular olacak.
Bir ateistin ahlak anlayışı nedir? Kaynağını nerden alır? (İnsanlıktan alır, gibi duygusal popülist cevaplar vermeyin) Pedofili neden kötüdür? Ulpian'ın, Vartor'un, Ahmet'in, Kemal'in şahsi görüşlerini istemiyorum, ateizm felsefesinin bu konu hakkındaki görüşlerini öğrenmek istiyorum. "Tanrı yoktur" deyince halloluyor mu ateistik süreç? Birden herşeye cevap verir gibi bir konuma mı giriliyor?
Moleküllerden, hücrelerden oluşmuş erkek cinsel organı, yine madde ve moleküllerden oluşmuş dişi cinsel organıyla (gayri meşru olarak tabir edilen durumlar dahilinde) ilişki haline girdi diye bir ateist neden sinirlenir? Niye? Vajinayı oluşturan hücrelerdeki stoplazma, mitokondri, lizozom, ribozomun yanına bir de "iffetozom" mu eklediniz? Maddenin ırzına geçilir mi? Tecavüze uğramış bir kadın sizi niye çileden çıkarır? Özü itibariyle her iki taraf için de zevkli bir aktivite olan seksi neden yine maddelerden aluşmuş aile bireylerimizden beklemeyiz? İğrendiren nedir? Maddeden cinsel motivasyonlu iğrenilir mi? İğrenilirse neden? Kızmadan cevap verirseniz sevinirim.
Yine Ahmet'in, Mehmet'in şahsi görüşlerini değil ateizmin bu konu hakkındaki görüşlerini isterim. Biz bu siteye ateistler var diye giriyoruz, Ahmet, Mehmet var diye değil.
Kendi ahlak anlayışlarına sadece kendilerini referans olarak gösteren ateist arkadaşlarımızın pedofili ve ufak yaşta evlendirilen kızlar konusunda ki bu duygusal sahiplenişlerini okurken, içlerinde bulundukları yaman çelişki hali için daha önce de sorduğum ve şimdi yine soracağım kritik sorular olacak.
Bir ateistin ahlak anlayışı nedir? Kaynağını nerden alır? (İnsanlıktan alır, gibi duygusal popülist cevaplar vermeyin) Pedofili neden kötüdür? Ulpian'ın, Vartor'un, Ahmet'in, Kemal'in şahsi görüşlerini istemiyorum, ateizm felsefesinin bu konu hakkındaki görüşlerini öğrenmek istiyorum. "Tanrı yoktur" deyince halloluyor mu ateistik süreç? Birden herşeye cevap verir gibi bir konuma mı giriliyor?
Moleküllerden, hücrelerden oluşmuş erkek cinsel organı, yine madde ve moleküllerden oluşmuş dişi cinsel organıyla (gayri meşru olarak tabir edilen durumlar dahilinde) ilişki haline girdi diye bir ateist neden sinirlenir? Niye? Vajinayı oluşturan hücrelerdeki stoplazma, mitokondri, lizozom, ribozomun yanına bir de "iffetozom" mu eklediniz? Maddenin ırzına geçilir mi? Tecavüze uğramış bir kadın sizi niye çileden çıkarır? Özü itibariyle her iki taraf için de zevkli bir aktivite olan seksi neden yine maddelerden aluşmuş aile bireylerimizden beklemeyiz? İğrendiren nedir? Maddeden cinsel motivasyonlu iğrenilir mi? İğrenilirse neden? Kızmadan cevap verirseniz sevinirim.
Yine Ahmet'in, Mehmet'in şahsi görüşlerini değil ateizmin bu konu hakkındaki görüşlerini isterim. Biz bu siteye ateistler var diye giriyoruz, Ahmet, Mehmet var diye değil.
sevgili schopenhauer,
küçük kızlarla evlilik ve cinsel ilişki salt ahlaki bir konu DEĞİLDİR! Bunu anlamanız, kabul etmeniz lazım. Neden salt ahlaki bir konu olmadığını, salt ahlaki konular ile arasındaki farkın ne olduğunu açıkladım.
Tekrarlamaktan başka çare kalmıyor:
Bu sorunuzda ısrarcı olduğunuz için cevap vereyim madem. Görüşüm şudur: İki yetişkin, akli dengesi yerinde, temyiz yetisine sahip insanın -herhangi bir zorlama, tehdit, kandırma olmadan- meselenin bilinci içerisinde karşılıklı rıza ile yaptıkları (dar anlamıyla, yani sadece) ''ahlak''a girer. Bir başkası, kendi değer yargıları ile bu eylemi eleştirebilir ve ahlaksız, iğrenç bulabilir. Fakat hukuken engellemesi, yasaklaması, cezalandırılması yanlıştır.
Diğer yandan, adam öldürme, hırsızlık, tecavüz gibi kişilerin karşılıklı rıza ile değil, bir tarafın diğer tarafa cebren, şiddet, tehdit veya kandırma yolu ile onun istemediği birşey yapması veya yaptırması, sadece (dar anlamıyla) ahlakı değil, aynı zamanda hukuku da ilgilendirir. Bu fiiller hukuken engellenmeli, yasaklanmalı, cezalandırılmalıdır.
Aynı şekilde bir kızın henüz 6-7 yaşında baba kararıyla evlendirilmesi ve kocasının evine verilmesi (cinsel ilişki için kızın büluğa girmesi beklense dahi ve koca ihtiyar değil de, mesela 19 yaşında bir genç olsa dahi) sadece (dar anlamıyla) ahlakı değil, aynı zamanda hukuku ilgilendirir. Bu fiiller hukuken engellenmeli, yasaklanmalı, cezalandırılmalıdır.
Bu şekilde 6-7 yaşında evlendirilen ve koca evine verilen bir kız ile, mesela 9-10-11 yaşında baliğ olduğunda, cinsel ilişkiye girmek sadece (dar anlamıyla) ahlakla alakalı değil, hukukla alakalıdır. Engellenmeli, yasaklanmalı ve cezalandırılmalıdır.
Bu ayırım çok önemlidir muhterem!
Bir tarafta sadece -dar anlamıyla- ahlak ile ilgili eylem ve konular. Diğer tarafta ise, evrensel ve objektif olarak geçerli olması gereken, çünkü bireyin hak ve özgürlüklerini alakadar eden hukuk kaideleri.
Birinci kategori belli bir ölçüde izafidir. Zaman ve mekanın şartlarına göre toplumdan topluma değişkenlik arzeder.
Fakat ikinci kategoridekiler yani hukuk ile (de) alakalı olan eylem ve konular -çekirdeği, özü itibariyle- bu şekilde izafileştirilemez, izafileştirilmemelidir. Elbette aslen bu alana giren konular da bazı toplumlar tarafından farklı algılanmıştır. Fakat buradan -o toplum için bile- herhangi bir objektif meşruiyet çıkmaz.
Örneğin, tarihte bazı toplumlar veya kavimler, kız bebekleri gömerek öldürmeyi adetten bilmişler. Bu eylem o zaman ve mekanda o kişiler için normal gözükmüş olabilir. Fakat bu yanlış bir eylemdir. Sadece bugün için değil, O GÜN İÇİN DE YANLIŞ İDİ.
Tarihte birçok toplum köleliği, cariyeliği normal görmüştür. Onlar için, hatta kölelerin kendileri için bile, bu zaten doğal bir durumdu. Fakat yine de O GÜN İÇİN BİLE BU YANLIŞTI.
(Münferit ve çok az da olsa bunun bilincine varan ve kendi toplumundaki hakim görüşe rağmen, hem de kendisi hür olmasına rağmen, köleliğe topyekun karşı çıkan onurlu bireyler olmuştur her asırda).
Şimdi siz diyorsunuz ki:
''Evet İslam, teoride ve genel olarak, 6-7 yaşında küçük kızların evlendirilmesini ve koca evine verilmesini, ayrıca kız baliğ olunca da cinsel ilişkiyi meşru görmüştür. Fakat İslam, aynı zamanda bu konularda -Kuran ve Sünnetin çizdiği sınırları aşmadıkça- somut toplumun örfüne de belli bir bağlayıcılık isnat etmiştir. Yani her ne kadar teoride yasak olmasa dahi, bugün yaşadığımız toplumda bu gibi evlilikler dinen de uygun değildir, çünkü örfe aykırıdır.''
Ben de diyorum ki:
=> Bu söyledikleriniz, İslam adına aslen doğru dahi olsa, İslam'ı evrensel hukuk kaideleri önünde müdafaa etmek için yeterli değildir.
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
Birincisi: Sizin bu söylediğinize katılmayan, farklı şeyler söyleyen İslam Alimleri de olmuş. Örneğin kimisi büluğ olmadan da cimayı meşru görmüş. Ama daha da önemlisi: ''Bunu İslam meşru görmüştür, dolayısı ile bunu bugün dahi kimse yasaklayamaz'' diyen, bu şekilde fetva veren alimler var.
İkincisi: Bugün hala birçok müslüman ülkede veya bölgede bu gibi eylemler örfe uygun gözükmekte. Kendiniz misal olarak Pakistan'daki peşkun kökenlikeri verdiniz, ''çocukların beden sıhhati el vermekteyse'' onlara göre henüz büluğa girmemiş kızlarla cinsel ilişkinin (onlar tarafından) meşru görüldüğünü.
Demek ki, İslam'a göre bugün dahi onlar bu gibi evlilikler yapabilir. Yani, mesela 6-7 yaşında bir kız baba kararı ile evlendirilebilir, koca evine verilebilir. Ve kız ''belli bir olgunluğa'' gelince ve ''eğer çocuğun beden sıhhati el vermekteyse'' (ki peşkun kökenlilere göre bunun için büluğa girmiş olması şart değildir,ama hadi büluğa girince diyelim) cinsel ilişkide de bulunulabilir.
Yani şu yukardaki cümle eğer bugün Pakistan'da gerçekleşiyorsa -ki zaten gerçekleşmektedir- bunda İslam'a göre bir sakınca yoktur. Bunu siz teyid etmektesiniz,çünkü ''teoride ve genel olarak meşru, fakat örf'e bağlı'' demektesiniz. Hem zaten Pakistanlı din adamları da bunu meşru görmekte.
Üçüncüsü ve En Önemlisi
Cinsel ilişki meselesini bir kenara bırakalım, 6-7 yaşında bir kızın BABA KARARI ile evlendirilmesi ve (mesela 19 yaşındaki) kocasının evine verilmesi, yani bu kızın bu adamla dört duvar arasında baş başa vakit geçirmesi YANLIŞTIR. Bu sadece bugün İstanbul'da değil, bugün Doğu-Anadolu'da da yanlış, bugün Pakistan'da da yanlış. 1400 sene önce Arapistan'da yanlıştı. Evet bu yapılıyordu ve hala yapılıyor. Ama yanlıştı. Yapılmamalıydı ve yapılmamalı. Evlilik gibi bir kararı, 6-7 yaşındaki kız için, babası vermemeli. Bu kızı kocasının evine verip, onunla aynı evde başbaşa olmasına izin verilmemeli.
Sadece bugün İstanbul ve Ankara'da değil, bugün Pakistan'da da verilmemeliydi. 1400 sene önce Arapistan'da da verilmemliydi.
İslam Dini (Muhammed), kendi toplumunda yaygın olan bazı şeyleri yasakladı, kaldırdı. Örneğin içkiyi, örneğin bazı kabilelerin uyguladığı kız bebekleri gömerek öldürmeyi.
Fakat işte yukardaki meseleyi kaldırmamış ve sizin görüşünüze göre bu gibi meselelerin ''teferruatını'' örfe bırakmış. Örf izin veriyorsa meşru, örfe aykırı ise meşru değil.
Cinsel ilişkiye gelince :
Kuran ve Sünnet ne bir yaş olarak ne de mesela ''büluğa girme'' gibi objektif tespit edilebilecek bir kriter olarak sınır belirlememiş. Kendi verdiğiniz kaynakta da geçtiği gibi, bazı alimler ''büluğa girdikten itibaren meşrudur'' demiş, diğerleri ''büluğ şart değil, 9 yaşına girince cima da meşru olur'' demiş (''eğer çocuğun beden ve ruh sıhhati el veriyorsa'').
Ayetle ''annenle evlenme'' diyen, ayetle eşcinselliği yasaklayan bir Kitap bu konuda açık ve kesin düzenleme yapmamış yani (sizin söylediklerinizin doğru olduğu varsayımı ile).
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
Tekrar edelim:
6-7 yaşındaki bir kızın baba kararı ile evlendirilmesi, koca evine verilmesi ve büluğa girince de cinsel ilişkide bulunulması -sizin görüşünüze göre- İslam'da ''teoride meşrudur''. Fakat ''pratikte meşru'' olması için, bir de somut zaman ve mekanın örfüne uygun olması gerekir.
Yani bu yukardaki eylem, bugün İzmir'de dinen uygun değildir. Fakat Pakistan'ın bir bölgesinde bu örfe uygun ise, ki uygundur, dinen de caizdir. Ve 1400 sene önce Arap yarım adasında da uygun idi.
İşte biz de diyoruz ki:
Bu mesajın başından beri anlatmaya çalıştığım üzere, bu mesele yeme-içme, selamlaşma adabı gibi toplumdan topluma (objektif değer yargımız açısından) değişecek izafi bir konu değildir. Bu konu sadece ahlakla da ilgili değildir, evrensel hukukla ilgilidir.
Her zaman ve her mekanda objektif olarak yanlış idi. Bugün İzmir'de de yanlış, bugün Pakistan'da da (yapılıyor olmasına rağmen) yanlış, 1400 sene önce Arapistan'da da yanlıştı.
1400 yıl önce Arap Yarımadasındaki insanların bunu idrak edemeyişlerini normal karşılayabiliriz belki, fakat -iddiaya göre- sonsuz adalet sahibi Yaratıcı'nın bütün zaman ve mekanlara rehber olacak Din'inde bunun kaldırılmış ve tüm zamanlar için yasaklanmış olmamasını da anlayamayız.
Pakistan'ın bazı bölgelerinde BUGÜN bu eyleme, örfe uygundur diye, izin veren bir din, sonsuz bilgi ve adalet sahibi bir yaratıcıdan gelmiş olamaz.
saygılarımla
güneşinzaptıyakın
13-11-2009, 22:16
Daha öncede forumda bu kaynağı ekledim, Buhari'den bir hadis, Kur'andan sonraki en güvenilir İslam kaynağı olarak zikreder müslümanlar...
http://1.bp.blogspot.com/_axYuBKOQ2VM/SgrMrJbEELI/AAAAAAAAAFU/UAKWFrbUyOs/s400/aise1.jpg
indirmek-için-linki (http://img687.imageshack.us/img687/4981/aise.png)
Beni altı (6) yaşımda nikahladı diye yazıyor, bunuda inkar edersiniz sizler, neden olsa Buhari yalan yanlış yazan bir din düşmanı değilmi?...
Averroes
13-11-2009, 22:30
Sevgili Ulpian,
Aslında bu sorularıma senden ziyade, "Hz Muhammed ve eşinin kertenkele kovalaması" gibi düşünsel hiçbir zorlayıcılığı olmayan başlıklara balıklama atlayan ve espri anlayışlarının master degree yaptığı insanlardan cevap bekliyordum. Yanlış anlama lütfen, seni küçümsediğim için değil, site açmanın sadece cezai işlemler kesmek olmadığını bilmesi gereken insanların da bu tip başlıklarda "Ateizmin evrenselliğine" dair (eğer varsa) birkaç kelam etmelerini isterdim.
Sevgili Ulpian,
Diyorsunuz ki,
"Bu söyledikleriniz, İslam adına aslen doğru dahi olsa, İslam'ı evrensel hukuk kaideleri önünde müdafaa etmek için yeterli değildir."
Evrensel hukuk kuralları kaynağını öznel ahlak anlayışına dayandırır. Bu her ülkenin hukuku için geçerlidir. Bir sabah uyanlıldığında hazır bulunan hukuk kuralları yoktur. Hukuk kurallarının cezai yaptırımlarından kaçmak için bir eylemi yaptığınızı saklayabilirsiniz. Ama benim burada asıl öğrenmek istediğim tekil olarak bireyin ilk tahlilde sorumlu bulunduğu "vicdani hukukudur."
Zaten ilk olarak bağlayıcı olan TCK değil KCK'dir. (Kişinin Kendi Ceza Kanunları). En büyük ceza da kişinin kendini idam etmesidir (intihar). Bu ülkenin değil kendi şahsi hukukuyla daha ziyade ilgilidir.
Bir ateist için yaşadığı ülkenin hukuk normları şahsi hukukunu da bağlıyor mu? Yani pedofiliyi TCK ya da Alman Ceza yasaları cezalandırdığı için mi karşı geliyor? Yani faraza ülkesinin yasaları pedofiliye ya da ensest ilişkiye ceza kesmese bu bir ateist için yine karşı gelinecek bir durum olur muydu? Olurduysa neden?
Bir ateist için yaşadığı ülkenin hukuk normları şahsi hukukunu da bağlıyor mu? Yani pedofiliyi TCK ya da Alman Ceza yasaları cezalandırdığı için mi karşı geliyor? Yani faraza ülkesinin yasaları pedofiliye ya da ensest ilişkiye ceza kesmese bu bir ateist için yine karşı gelinecek bir durum olur muydu? Olurduysa neden?
sevgili schopenhauer,
son mesajımdaki alıntıda bu sorduğunuz sorunun da cevabı olduğunu düşünmekteyim hala. Siz öyle düşünmüyor olmalısınız ki, tekrar sorma gereği duymuşsunuz. Oysa ben orada, pozitif hukuktan, yani belli bir coğrafyada belli bir zaman diliminde fiilen geçerli olan ve uygulanan bir hukuk sisteminden bahsetmemiştim zaten. Yani meselemiz TCK değil.
Bakın en azından aklen şu ortak paydada buluşmamız lazım. Eğer bu mümkün olmazsa bu konularda ortak bir tartışma zeminimiz yok gibi gözüküyor.
O da şu: Bazı fiiler ve konular salt ahlak, adap, örf ve adetle ilgilidir. Bazı fiiller ve konular ise sadece ahlak, adapla değil, aynı zamanda adalet/hukukla ilgilidir (tekrar altını çizeyim: burada kastedilen herhangi bir zaman ve mekanda fiilen geçerli olan somut bir hukuk sistemi değil).
Salt ahlak, adap, örf ve adetle ilgili olanlar büyük ölçüde izafidir, toplumdan topluma değişkenlik arzeder. Fakat en genel ve objektif anlamıyla adalet ve hukukla ilgili olan konular -çekirdeği, özü itibariyle- her zaman ve mekanda geçerli olması gereken, geçerli olmama durumu eleştiriye tabi olması gereken konulardır.
Örneğin hırsızlık, gasp, tecavüz, küçük kızları gömerek öldürme vs. sadece ahlak, adap, örf ve adetle ilgili konular değildir. Tarihte bu fiillerin bazılarını normal, örfe uygun görmüş kavimler olmuştur. Fakat bunlar yine de objektif olarak bütün zaman ve mekanlar için yanlıştır.
Mümkün olduğunca genel ve bu başlıkta tartışılan asıl konudan bağımsız olarak ifade etmeye çalıştığım şu yukardaki satırlara katılır mısınız, katılmaz mısınız?
Ancak katılma durumunuzda adım adım tartışmaya, birbirimizi muhtemelen ikna edemeyecek olsak da, en azından anlamaya çalışabiliriz.
saygılarımla
Alchindus
13-11-2009, 23:15
KURAN SÖYLÜYOR!
Büluğ çağına girmemiş küçük bir kızın ''akıl baliğ'' olması, nikah kararı için gerekli temyiz yetisine sahip olması muhaldir.
Birinci satır içün diyebileceğimiz yalan söylüyorsundur, ikinci satır içün diyebileceğimiz ise senin dar muhayyilen içün muhal olan gerçekte de muhaldir diye bir zaruret yoktur!
Bu nasıl bir mantıktırki regl ile akil baliğ oluş arasında mutlak, zaruri ve aşılmaz bir bağ görür!
Yirmi yaşında regl olup buluğa eren bir kız bunun hemen evvelinde akil baliğ değil miydi!
İşte islama saldıracağız deyu kişinin içine düştüğü hale bakınız!
Kuranın baliğa olmayan içün nikahı caiz görmesinden "akil baliğ olmadan da nikah ve cimayı caiz görme" çıkarma hali anca bu halin işi olabilir zati!
İslamı bilmeyenlerden saklayamayacağın şeyler yazıyoruz, göz var izan var, daha son mesajımda Hz. Muhammedin görüşüne başvurulmayan kızla ilgili uygulamasını nazara vermiş iken ve daha evvelinde hanefi hukukunun baliğa olmamış kız, rızası hilafına nikahlanmış ise baliğa olduğu anda nikahını iptal edebilir fetvasını zikretmiş iken sen hala nasıl böyle kelam edebilmektesin!
Nisa suresinin altıncı ayetine tekrar nazar et bakalım!
Vebtelül yetama hatta iza beleğun nikah fe in anestüm minhüm ruşden
Sadece tercümelerden anlayan, tefsir ilminden nasipsizler içün bu ayet bir manaya gelmeyebilir, amma bu işlerden anlayan yani konuştuğu mevzuda vukufiyeti olanlar görecektirki burada nikah ile buluğ, nikah yaşı ilede rüşd arasında sarih bir rabıta zikredilmiştirki kuranın nazara verdiğide budur!
Ondan sonra da İslam fıkhında, küçük kızların nikahlarında kimin iradesine başvurulduğuna bak. Zaten alimler de, bu kızların henüz küçük oldukları ve iradelerinin geçerli olmayacağı için, onlara vekaleten babalarının nikah akti için gereken beyanı yapması gerektiğini söylemişler.
Akil baliğ olmama ile neleri karıştırmaktasın ve hassaten maliki ve hanbeli fukahasının nikahta velinin rızası içün Hz. Muhammedin sözlerini kadının nikahta bir fail ve taraf olmasını gözardı edecek derecede ele almalarını nazarımıza vermektesin!
Hassaten sen bu farklarıda bilmemektesin!
Meşhur mezhepler, âyet ve hadislere önyargılı yaklaşmış ve farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Hanefî mezhebi, hürriyetçi yaklaşımla, velinin izni olmadan evlenilebileceğini ileri sürmüştür [10]. Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri ise gelenekçi yaklaşımla veliyi nikahı denetleme konumundan nikaha taraf olma konumuna çıkarmışlardır.
Doğru Bildiğimiz Yanlışlar, Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır Süleymaniye Vakfı Yayınları İstanbul 2006
''İklim ve coğrafya şartları'' ile böyle birşeyi izah edemezsin.
Edemezsin dediğim hususu ettim muhterem, bak görmekteyimki bu misallere hiç temas edememektesin!
Yani ne yirmi yaşındaki norveçli kıza baliğa olmadığı içün cinsel yasak getirmenin bir mantığı olabilirmi sualime nede iskoçlar deli olmadığına göre bazı yörelerde erken evlenenlerde sapık değildir dememe temas edemiyorsun!
Hani siz ilime kıymet verirdiniz, niçün iklim ve coğrafya ile cinsellik arasındaki münasebeti tetkik etmiyorsun!
Onuda mı biz yapalım ve nazarına sunalım!
=> Biz de zaten İslam'ı, 1400 yıl önce Arap yarım adasında hakim olan örf ve adetler olarak değil, Kainatın sonsuz bilgi ve adalet sahibi Yaratıcısı tarafından bütün zaman ve mekanlara ahlaki ve hukuki ışık tuttuğu iddiasına göre eleştirmekteyiz.
Hayır, bu dediğini yapsan bütün zamanlar ve mekanlar içün gönderilmiş islamı bu bahisteki ahkamı içün takdir etmen ve hayranlığını izhar etmen gerekir idi!
Çünkü dini mübini islam bu mevzuda öyle bir ahkam ortaya koymuşturki onunla ondört asır evvelde bu günde, ekvatora yakın yerlerdede kuzey avrupadada, sözün kısası dünya varoldukça her devir ve mekanda amel edilebilir, sıhhatli yuvalar kurulabilir!
Sözlerimi nihayetlendirir iken sana sorduğum suallere tekrar nazar edeceğim!
Muhterem son kez sual ediyorum sana, daha da sarih olarak!
Bir ilişki var, ana ile oğul arasında, bunların yaşı elli ile yirmi olsun!
Bu ilişkinin hukuken kovuşturmaya uğraması sence gereksiz midir!
Bir diğer ilişki var, bu karşılıklı rızaya dayalı bir evlilik!
Kadın eşin yaşı onüç erkek eşin yaşı otuz!
Bu ilişkinin hukuken kovuşturmaya uğraması sence gerekli midir!
Evet ise niçün!
Şuna mertçe cevap ver!
Bu sualler karşısında, ensest münasebetler içün ortaya koyduğun hazin sukut halinden sonra muhkemleşen bir husus vardır ulpian, oda gerçeğe sadakatinin olmadığıdır!
Dünyanın neresinde, hangi iklimde/toplumda ve çağda olursa olsun, orta yaşlı bir adamın 9 yaşında bir kızla evlenmesi trajedidir, “resmi” sübyancılıktır.Ebubekir cennetle müjdelenmiş, islam dininin önderlerinden, her işte Allah’ın rızasını arayan vs. biri değil mi ki, Mıhammed onunla ilişkisini güçlendirmek için kızı ile evlensin?
etiklik yada ahlaki değer sadece kuranda mı yazınca oluyor??
yada sizin gibi yazmadan inanmam diayenlerdenmiyiz??
ateistlerin kutsal kitabı yok orda burda aramayın ben kitap okumadım bu konuda ama ahlaki değerleri bilirim!!
siteye somalide yaşanan olayı yazdım müslümanlar çoğu kez olduğu gibi tuzla buz hesabı cevap veremıyorlar somalide şeriat yasalarıyla 4. karısını alan adamın yaşı 118tir!!!
evlendiği kızın yaşı 18 dir...
arap yarım adasında evlenmeniz için paranız olmalı kızın adet görmesine bile gerek yok!!
14 yaşında hamile olanlar var...
varmı aranızda bir ateistin böyle küçük bir eşi???
dünyada biliyorsunuz çocuk pornosu diye bi lanet var.
onlarda eminim müslümanlar değildir
değilmi?
ensest almış başını gidiyor
onlara söz yok
sadece müslümanlık şöyle böyle diyorsunuz
tamam islamda yok böyle bişey ama,
siz var diye tartıştığınız için,
diğer sapık ilişkileri de müslümanlar mı düzenliyor.
onlar dine inanmıyordur birçoğu,
değil mi?
dünyada biliyorsunuz çocuk pornosu diye bi lanet var.
onlarda eminim müslümanlar değildir
değilmi?
ensest almış başını gidiyor
onlara söz yok
sadece müslümanlık şöyle böyle diyorsunuz
tamam islamda yok böyle bişey ama,
siz var diye tartıştığınız için,
diğer sapık ilişkileri de müslümanlar mı düzenliyor.
onlar dine inanmıyordur birçoğu,
değil mi?
Ben hepsini lanetliyorum bu sitedeki aklı başında herkes eminim bunu yapar. Ama burda Dünya'daki çocuk pornosu sorunu tartışılmıyor o yüzden konuyu saptırmayın.
Takkiye ve saptirma sanat haline gelmis, siz ne derseniz deyin sadece duymak istediklerini duyar beyni muhurluler.
Takkiye ve saptirma sanat haline gelmis, siz ne derseniz deyin sadece duymak istediklerini duyar beyni muhurluler.
belki soruyu görmemişim veya anlamamışımdır öyle değil mi :)
dünyada biliyorsunuz çocuk pornosu diye bi lanet var.
onlarda eminim müslümanlar değildir
değilmi?
ensest almış başını gidiyor
onlara söz yok
sadece müslümanlık şöyle böyle diyorsunuz
tamam islamda yok böyle bişey ama,
siz var diye tartıştığınız için,
diğer sapık ilişkileri de müslümanlar mı düzenliyor.
onlar dine inanmıyordur birçoğu,
değil mi?
1) Çocuk pornosu en aşağılık suçlardan biridir. İdama karşı olmayan ateistler nezdinde cezası idamdır. Daha tutucu gelenekten gelen ateistler nezdinde de bu suçun cezası piyano teliyle idam gibi vahşi yöntemlerle idamdır...
(Halbuki İslam kurulduğnda fotoğraf yoktu ve seks kölesi olarak satılan çocuklar pazarlarda çırılçıplak sergilenirdi -bu açık pazarların son numuneleri 1950'lerin Arabistanın'nda görülmüş, ardından da yeraltına çekilmişlerdir-; hem alıcı hem de satıcı olarak seks kölesi ticareti yapanlar arasında alemlerin nuru da vardı)
2) Ensest ateist kişiler nezdinde büyük bir sapıklıktır. Ateistlerin hemen hemen tamamı aile içi evliliklere karşıdır ve bu 3. 4. dereceden kuzenleri bile kapsar. Aile içinde çocuk istismarı ise pedofilinin en ağır halidir; suçun cezası artar... Ensest yetişkinler arasında ve rızaya bağlı gerçekleşmekte ise ateistlerin bu konudaki görüşleri ayrılık arz eder: 1) Tıbbi gözetim altına alınmalılar 2) Adli cezalar uygulanmalı (Genel görüştür ve geleneksel olandır)
(Halbuki İslam'da genelde -her zaman değil- nikah kaydıyla ensest teşvik edilmektedir. Hem de pedofil ensest!.. Muhammed 6 yaşındaki kızı Rukiye'yi kendi yaşlarındaki amcaoğluna nikahlamıştır, Kur'an'da Muhammed'e helal olan kadınlar arasında kuzinleri özellikle vurgulanır.)
3) Bahsi geçen cinsi sapıklıkları düzenleyen hem de dini kural olarak düzenleyen tek inanç veya sistem İslam'dır. Bu bahsini ettiğiniz sapıklıklar heryerde her zaman sapıklıktır ve gayrimeşrudur... Ve de cezası (yaptırımı) vardır. İslam dışı yerlerde gayrimeşru olan bu olayların yaşanması bunu meşru kabul eden İslam'ı aklamaz. Aksine... Ayrıca suç ve ceza tanımı mevcut hak ihlallerini en aza indirmek için alınan önlemlerdir; İslam ise bunları en aza alma kaygısı gütmemektedir. Bu durumda hukuki düzenlemelerin ilgili suçları sonlandıramaması İslam'ın bunları teşvik etmesini de hiçbir şekilde sevimli hale getirmez.
Sonuç: Bilinçli insanlar İslam'ı sert bir şekilde eleştirirken sapıklıklara karşı olduğu için eleştirmektedirler; ve dünyada da sapıklığın usullerini belirleyip hakmış ve görevmiş gibi dünyaya dayatan tek sistem olan İslam'a karşı durmaktadırlar. Örneğin sadece cinsellik örneğinden yola çıktığımızda İsviçre'de yaşanan ensest veya pedofil sapıklıklar hakkında ahkam kesemeyiz; zira o sapıklıkların failleri yaptıklarını anayasa veya İncil'e dayandıramamakta ve haliyle ne yasal ne de toplumsal destek bulabilmektedirler. Halbuki İslam'da da meşru kabul edilen tiksinilesi eylemler İslami toplumlarda hem halktan hem de otoritelerden destek görmekte; işlenilen suç, suça karışmamış mümin kitlelerin de katılımı ile bir çete faaliyetine dönüşmektedir. İslam'ın antipati toplayan ve insanları tiksindirten ASIL FARKI budur. İlaveten İslam'ın bu suçlar dahil bir çok korkunç suçun mağdurlarına karşı takındığı tutum da -ki İslami ahkama göre genelde mağdurlar cezalandırılır- göz önüne alındığında, karşımızda tasavvur edilemeyecek boyutta gaddar ve sapkın bir kültün bulunduğunun farkında olduğumuzu ve bu durumun da devasa tepkiyi katmerlediğini belirtmem gerekmektedir.
siparisci
14-11-2009, 02:48
dünyada biliyorsunuz çocuk pornosu diye bi lanet var.
onlarda eminim müslümanlar değildir
değilmi?
ensest almış başını gidiyor
onlara söz yok
sadece müslümanlık şöyle böyle diyorsunuz
tamam islamda yok böyle bişey ama,
siz var diye tartıştığınız için,
diğer sapık ilişkileri de müslümanlar mı düzenliyor.
onlar dine inanmıyordur birçoğu,
değil mi?
Bunlar zaten zinaya, harama koşabilmek için ateistliği seçtiler. Çünkü onların da akıllarını kemiriyor ölüm korkusu. Sürekli İslam'a çamur atmasalar yaşayabilirler mi sanıyorsun ? Sürekli karşı çıkmasalar kendi düşünceleriyle başbaşa kalsalar nasıl azap çekerler biliyor musun ? Bu tamamen karşıt tepki savunma mekanizmasından başka bişey değil.
Bırakın kendilerini rahatlatsınlar.
Bunlar zaten zinaya, harama koşabilmek için ateistliği seçtiler. Çünkü onların da akıllarını kemiriyor ölüm korkusu. Sürekli İslam'a çamur atmasalar yaşayabilirler mi sanıyorsun ? Sürekli karşı çıkmasalar kendi düşünceleriyle başbaşa kalsalar nasıl azap çekerler biliyor musun ? Bu tamamen karşıt tepki savunma mekanizmasından başka bişey değil.
Bırakın kendilerini rahatlatsınlar.
Zİnayı da haramı da senin inancın belirliyor. İslam'a göre evli seks köleleri Müslüman'a helal, çok eşlilik helal, sübyancılık helal, ensest helal (Muhammed'e bütün akrabaları helal, Ahzab 50), küçük erkek kölelerin hadım edilip kullanılması helal, seks kölesi -hem de çocuk yaştakiler de dahil ve genelde onlar- alıp satmak (en korkuncundan muhabbet tellallığı) helal... Gerçek anlamıyla zina ve zinanın en rezil şekilleri İslam'da helal ama adına zina demediği için zina değil sanıyorsun.
Halbuki apaçık ki sizler akla hayale gelmeyecek ahlaksızlıkları kutsayıp ahlaksızlığa koşanlarsınız; üstüne üstlük bunlarla da yetinmeyip öldükten sonra yukarıda size helal kılındığına inandığınız namussuzluklar ve niceleri nedeniyle sonsuza kadar ödüllendirilme beklentisi içindesiniz.
Ayıptır... Hem de çok ayıptır... Utanın... Ama anımsadığım kadarıyla Kur'an'da utanma kavramı da geçmediği için zerre utanmazsınız... "Utanmah da ne imüş?! Peygamber Efendimiz zamanında utanma mı varımış?!" diye düşünüp en azgınından sapkın kibrinizi tatmin edersiniz...
siparisci
14-11-2009, 06:10
Zİnayı da haramı da senin inancın belirliyor. İslam'a göre evli seks köleleri Müslüman'a helal, çok eşlilik helal, sübyancılık helal, ensest helal (Muhammed'e bütün akrabaları helal, Ahzab 50), küçük erkek kölelerin hadım edilip kullanılması helal, seks kölesi -hem de çocuk yaştakiler de dahil ve genelde onlar- alıp satmak (en korkuncundan muhabbet tellallığı) helal... Gerçek anlamıyla zina ve zinanın en rezil şekilleri İslam'da helal ama adına zina demediği için zina değil sanıyorsun.
Halbuki apaçık ki sizler akla hayale gelmeyecek ahlaksızlıkları kutsayıp ahlaksızlığa koşanlarsınız; üstüne üstlük bunlarla da yetinmeyip öldükten sonra yukarıda size helal kılındığına inandığınız namussuzluklar ve niceleri nedeniyle sonsuza kadar ödüllendirilme beklentisi içindesiniz.
Ayıptır... Hem de çok ayıptır... Utanın... Ama anımsadığım kadarıyla Kur'an'da utanma kavramı da geçmediği için zerre utanmazsınız... "Utanmah da ne imüş?! Peygamber Efendimiz zamanında utanma mı varımış?!" diye düşünüp en azgınından sapkın kibrinizi tatmin edersiniz...
Asıl kibirden nevri dönmüş olanlar tam olarak sen ve senin gibilerdir. Kendinden büyük bir şeyin olamayacağı, hiç bir şeyin kendisini yaratamayacağını düşündüğünden, için için kendini kemirse de buna türlü bahanelerle karşı koymaya çalışan birinden kibirden başka bir şey beklenemez.
Eğer şimdi tacize tecavüze karşı çıkabiliyorsan bu müslüman çevrenin senin aklına soktuğu ahlâktandır. İçindeki fıtrattandır. Öyle olmasa Kur'anın iyi şeylerini de alır göz önüne koymaz mıydınız ? Harun Yahya'ya direkt olarak dinlemeden bilmeden göz ucuyla bakıp "hadi ordan len" demezdiniz. Herkesi at gözlüğü takmakla suçlarken, taassupun daniskasını yapmanın ne denli tezat olduğunu bile bile burada sadece kendi kendini rahatlatmak için (asla öğretici, eğitici olmak için değil) ona buna .ok atıp taraf toplamaya çalışırsınız.
Kur'an, "Sefiller" adlı eser gibi cilt cilt değildir. Temel konuları almış ve bu temel konuları bilen bir insanın kendine rehber olması, namuslu şerefli haysiyetli hayat sürmesi için pekâla yeter. Anlamak isteyene fazladır bile.
Her şeyi cinselliğe indirgeyerek içinizdeki derin yaraları burada açığa kavuşturursunuz. Psikolojiden az çok anlayan insan için saldırma hissiyatınızın nedenlerine inebilmek hiç de zor değildir.
Hayatında bir defa olsun dürüst ol ve içinden geçen gerçek düşünceleri söyle. Kızdırmak için, galibiyet için, alt etmek için, yermek için değil. Zinayı bu kadar aşağılayıp da onu yapmak herhalde çok ters bi durumdur. Kesinlikle eminim ki(!) sen de bunu yapmıyorsun.
Her şeyi çarpıtarak, incik boncuğu öne sürüp taraf toplamaya çalışarak bu iş yemez arkadaşım. Sen ancak böyle kendini tatmin edersin, bu işi çok ama çok iyi yaparsın. Yapabileceğin tek şey zaten budur. Zira İslam'da zira helaldir diyen biri için, fazla seçenek kalmamış demektir.
siparisci
14-11-2009, 06:23
Bir de söylemeden geçemeyecem.
Şu Alchindus'un yorumlarını okuyorum da Alchindus'a gelen cevaplar nasıl geçiştirme, nasıl kırpıklama örnekleri sergiliyor biraz iyi inceleyin.
Felsefe yapma adına sallayıp sallayıp aynı yere dönenler, bi süre sonra cevap bile yazmıyorlar. Ya da birileri bi yerlerden yakalayıp 1 cümlesine göre cevap yazıyorlar. Aynı Kur'anın ayetlerini kırpıkladıkları gibi.
Ne diyeyim Allah senden razı olsun Alchindus hocam, sayende biz de yeni bilgiler öğreniyoruz. Tüm samimiyetimle teşekkür ediyorum sana.
Saygideger psiko;
Cinsellik doğru yaşanmaz,
doğru kanalize edilmez ise,
ortaya nasıl tablolar çıkar ?
Bugün o tablolardan görünümler var mıdır ?
ki
oturmuş günümüzü değil de geçmişi kurcalamaktayız ? -psiko-
Gecmis, gunumuzun aynasidir. Bugunler, gecmisin bir devamidir ve gecmisin izlerini tasir. Ama; herseyde oldugu gibi, bunda da mesele; algilayabilmek ve gercekleri oldugu ve yasandigi gibi gorebilmek ve kendi dogrularina uyarlamaya calismamaktir.
Bugunun cinselligi tablo olarak nasil cikardigi da, ortadadir. Aslinda, biliyormusun, hersey insanoglunun ne dusunup, nasil davrandigiyla ve neden oyle dusunup davrandigiyla ilgili.
Gecmisle bugun arasinda, bu konudaki belki tek fark; bilhassa buyuk kentlerde ve kentlesim olan yerlerde cinsellik, hala belki kadin acisindan doyumsuz, ama; insanliga uygun yasanmaktadir. Yani kimse Kuran daki cocuk evlliligini onaylamaz. Ama; hala kirsal kesimlerde bu gelenek suruyordur.
Sonucta, bizim dedelirimiz/ninelerimiz gibi; karsilikli buyume ve yetismenin yaninda bir birine destek olma olduktan, ve onlar anlasabildikten sonra da sorun yoktur.
Merakimdan soruyorum. Bugun Turkiye de musluman olarak yasam suren topluma, sorulsa; "siz kucuk yastaki cocugunuzu, yetiskin bir kisiyle evlendirirmisiniz?, ya da; kendiniz cocuk yasta bir kisiyle evlenirmisiniz?" diye, sence; Toplumun kacta kaci, bu sorulara evet der?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel hocam ;
İster bu başlıktaki,
ister başka konulardaki bir çok tartışmanın nedenini bak nasıl tasvir ediyoruz :
"Akılcı ruh, sadece özel bir alanı işgal etmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumsal düzenin de aktif bir katılımcısıdır.
Her ne kadar büyük dinlerin kabul görmüş gerçekleri geçerliliklerini korusalar da yirmi birinci yüzyılda yaşayan bir bireyin günlük deneyimi, bu kılavuzluğun açığa vurulduğu çağlarda bilebileceği şeye göre hayal edilemez derecede farklılaşmıştır.
Demokratik karar mekanizması bireyin otorite ile ilişkisini temelden değiştirmiştir. Artan bir güven ve artan bir başarı düzeyi ile kadınlar, haklı olarak erkeklerle tam bir hak eşitliğinde ısrar etmektedirler.
Bilim ve teknolojideki devrimler toplumun sadece işleyişini değil, toplum kavramını da -daha doğrusu hayatın kendisini- değiştirmiştir.
Evrensel eğitim ve yaratıcılığın yeni alanlarındaki patlama, sosyal hareketliliği ve bütünleşmeyi teşvik etmekte ve hukukun üstünlüğünün vatandaşları tam bir şekilde yararlanmaya cesaretlendirdiği fırsatlar yaratmaktadır.
Kök hücre araştırmaları, nükleer enerji, cinsel kimlik, ekolojik vurgu ve zenginliğin kullanımı en basit örnek olarak, benzeri görülmemiş sosyal sorunları açığa çıkartmıştır.
Bunlar ve insan hayatının her yönünü derinden etkileyen daha sayısız başka değişimler, hem toplum için hem onun bireyleri için yeni bir günlük seçimler dünyası meydana getirmiştir.
Değişmemiş olan şey, ister daha iyi ister daha kötü olsun, böyle seçimleri yapmanın kaçınılmaz gerekliliğidir.
İşte çağın buhranının ruhani doğasının en belirgin odak noktası burasıdır, çünkü gerek duyulan kararların çoğu yalnızca maddi değil ahlakidir.
Bu nedenle, geleneksel dine olan inancın yitimi büyük ölçüde, modernlikle iç içe başarılı şekilde ve güven içinde yaşamak için gerekli kılavuzluğu inancın içinde keşfetmedeki başarısızlığın kaçınılmaz bir sonucu olmuştur."
Merak edip sorduğun sorunun yanıtı da bu paragrafda görülmekte.
Yani burada bazı şeyleri savunan arkadaşların dahi,
savundukları inanç sisteminden bunun böyle olduğunu çıkarmaları ve bilmelerine karşın-rağmen,
eğer sözlerde değil de,
gerçekte ve kendilerine yalan söylemeyecekler ise,
"Çocuk"larını "Çocuk" yaşta evlendirmeyeceği-leri "Gerçeği"dir.
sevgilerimle..
güneşinzaptıyakın
14-11-2009, 14:08
..........................
Merak edip sorduğun sorunun yanıtı da bu paragrafda görülmekte.
Yani burada bazı şeyleri savunan arkadaşların dahi,
savundukları inanç sisteminden bunun böyle olduğunu çıkarmaları ve bilmelerine karşın-rağmen,
eğer sözlerde değil de,
gerçekte ve kendilerine yalan söylemeyecekler ise,
"Çocuk"larını "Çocuk" yaşta evlendirmeyeceği-leri "Gerçeği"dir.
sevgilerimle.. Ne yazık ki pratik yaşam bize bu önermenin doğru olmadığını gösteriyor malesef. Özellikle İslam'i şeriat kurallarının yaygın olarak uygulandığı coğrafyalarda bu önermenin tam aksi bir yaşam var ve bizde bunu gözlemleyebiliyoruz. Kendisi için helal olan bir şeyin diğer müslüman kardeşi içinde helal olduğu bilinci ile yaşanıyor olay, sadece zengin azınlıklar evlenme yaşını biraz daha yukarıya çekiyorlar o kadar. Unutmayalım, bu tip evliliklerin en büyük nedenlerinden biriside o coğrafyalarda yaşanan fakirliğin had safhada olması ve kız çocuklarının bu fakirliği kırmada basamak olarak kullanılmasında yada sofradan bir boğaz eksilmesi anlamında olmasıdır. Aksine ben islam'cıların bu konudaki söylemlerinde ki samimiyete inanıyorum. Olayı sübyancılık olarak değilde 8-9 yaşında ki bir kadınla evleniyor olmak babında algılamaları sorunun vehametini görmelerine en büyük engel teşkil eder kanaatimce...
Alchindus
14-11-2009, 14:31
etiklik yada ahlaki değer sadece kuranda mı yazınca oluyor??
yada sizin gibi yazmadan inanmam diayenlerdenmiyiz??
ateistlerin kutsal kitabı yok orda burda aramayın ben kitap okumadım bu konuda ama ahlaki değerleri bilirim!!
siteye somalide yaşanan olayı yazdım müslümanlar çoğu kez olduğu gibi tuzla buz hesabı cevap veremıyorlar somalide şeriat yasalarıyla 4. karısını alan adamın yaşı 118tir!!!
evlendiği kızın yaşı 18 dir...
arap yarım adasında evlenmeniz için paranız olmalı kızın adet görmesine bile gerek yok!!
14 yaşında hamile olanlar var...
varmı aranızda bir ateistin böyle küçük bir eşi???
Muhterem evvela bilmelisinki ahlaki değerlerin kaynağı beşeriyet için vahiydir ve yine bilmelisinki vicdan dediğimiz husus icmalen insanın yaşadığı cemiyetin ahvali ile münasebettar olup kişide vucuda gelmesinde muhim bir amildir!
Yani eğerki sen veyahut bir başka ateist ahlak ve vicdan demekte ise bunda en önemli amillerden birisi yaşadığınız cemiyettir ve cemiyetteki ahlak ve vicdanın vucuda gelmesininde vahiy ile münasebeti aşikardır!
İmdi ateizm ve ahlak anlayışı bahsi ayrı bir bahistir ve ben hassaten bunu konuşmaya ehil olanlarla müzakere etmeyide ister idim amma bunu şimdilik bir kenera bırakıp şu verdiğin misale gelelim!
Evvela haber milliyette çıkmış anladığım kadarıyla, o milliyetki vakti zamanında yezidilerce müslüman olduğu içün öldürülmüş bir kadının haberini "müslümanların öldürdüğü kadın" deyu haberleştirmiş bir gazetedir!
Aynı haber içün farklı muhtevada zati yine bu gazetede!
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1156320
http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=5&ArticleID=1156155&Date=30.10.2009&b=112%20yasindaki%20adam%2017lik%20kizla%20evlendi
İmdi farzedelim bu haber doğru, somalide ömrünün ahirinde bir adam kalkmış evlenmek içün daha münasip bir eş bulacağına terütaze bu kızla evlenmiş!
Benim asıl merak ettiğim husus şudur!
Sen nasıl bir düşünce ile bir ateistin böyle bir eşi olabilemez demektesin!
Ateist hangi umdelerle böyle bir evlilik yapmaz!
Yazılı kitabımız yok demektesinki bu doğrudur ve bu bütün ateistlerin bağlı olduğu alemşumul umdelerimizde yok demektir, o vakit neye istinaden ateist böyle evlilik yapmaz diyebilmektesin ben bunu merak ediyorum!
Halbuki hem pedofil hem ensest münasebetlerde bulunmuş hemde yaşca aralarında büyük farklar bulunan dişilerle münsasebetleri olmuş ateistler biliniyor, bunlar sır değil!
İmdi kalkıp işte isimleri şudur fotoğraflarıda bu demiyelimki ozgurrr gibilerden farkımız olsun!
Ve yine benim naklettiğim haberlerden bilmekteyizki onbeş yaşın altında gebe kalınılan tek coğrafya arap yarımadası değildir, sadece almanyada ikibindört senesinde beyyüze yakın böyle anne vardır ve bunlar nikahsız münasebetlerdir, diğerleri gibi evlilik mahsülü değil!
Bundan mütevellid kuru ve boş hamaset yerine serdedersen memnun oluruzki bir ateistin böyle bir eşi neden olamaz imiş bir anlatıver!
Esasen sizlerin böyle konuşmaları beni memnun etmekte, bu minvaldeki sözlerinizin ateizmle hiçbir münasebeti yoktur çünkü bu sözler vahyi terbiyeye işaret etmektedir ve hala oradan aldığınız vicdani melekelerinizin faaliyette olduğunu göstermektedir!
Belki başlığa bu video daha önce eklenmiştir ama hatırlatmakta yarar görüyorum :
Suudi evlilik uzmanı Dr. Ahmad Al-Mubi'nin konu üzerindeki fetvası :
http://www.youtube.com/watch?v=sW7NxNd3lKw&feature=player_embedded
Corpse Bride
14-11-2009, 14:52
Kendi ahlak anlayışlarına sadece kendilerini referans olarak gösteren ateist arkadaşlarımızın pedofili ve ufak yaşta evlendirilen kızlar konusunda ki bu duygusal sahiplenişlerini okurken, içlerinde bulundukları yaman çelişki hali için daha önce de sorduğum ve şimdi yine soracağım kritik sorular olacak.
Bir ateistin ahlak anlayışı nedir? Kaynağını nerden alır? (İnsanlıktan alır, gibi duygusal popülist cevaplar vermeyin) Pedofili neden kötüdür? Ulpian'ın, Vartor'un, Ahmet'in, Kemal'in şahsi görüşlerini istemiyorum, ateizm felsefesinin bu konu hakkındaki görüşlerini öğrenmek istiyorum. "Tanrı yoktur" deyince halloluyor mu ateistik süreç? Birden herşeye cevap verir gibi bir konuma mı giriliyor?
Moleküllerden, hücrelerden oluşmuş erkek cinsel organı, yine madde ve moleküllerden oluşmuş dişi cinsel organıyla (gayri meşru olarak tabir edilen durumlar dahilinde) ilişki haline girdi diye bir ateist neden sinirlenir? Niye? Vajinayı oluşturan hücrelerdeki stoplazma, mitokondri, lizozom, ribozomun yanına bir de "iffetozom" mu eklediniz? Maddenin ırzına geçilir mi? Tecavüze uğramış bir kadın sizi niye çileden çıkarır? Özü itibariyle her iki taraf için de zevkli bir aktivite olan seksi neden yine maddelerden aluşmuş aile bireylerimizden beklemeyiz? İğrendiren nedir? Maddeden cinsel motivasyonlu iğrenilir mi? İğrenilirse neden? Kızmadan cevap verirseniz sevinirim.
Yine Ahmet'in, Mehmet'in şahsi görüşlerini değil ateizmin bu konu hakkındaki görüşlerini isterim. Biz bu siteye ateistler var diye giriyoruz, Ahmet, Mehmet var diye değil.
Yaman çelişkiden kastınız nedir?
Dini inancı ne olursa olsun vijdanın insana(akıl sağlığı yerinde) dair olduğunu bilseydiniz bu cümleyi kurmazdınız(3.parag). Tanrı sayesinde merhamete şefkate sevgiye sahip olunacağı düşünceniz(şüpheliyim öyle düşündüğünüzü varsayarak yazıyorum) görüş açınızı sıfırlamış. Karşınızdaki canlının "insan" yaşı dolayısıyle yaşayacağı bu olayı (cinselbirleşmeyi) algı ve haz olarak yetişkin arzularıyle karşılayacak bilince ve isteğe sahip olmadığını sapık haricinde insan olan herkes bilir, inanmaya gerek yok. Ama 9-10-11-12 13 yaşındaki(çocuk) kızınızın bu eylemi yapmasında sakınca görmüyorsanız yukarda yazdığınız gibi "Moleküllerden, hücrelerden oluşmuş erkek cinsel organı, yine madde ve moleküllerden oluşmuş dişi cinsel organıyla (gayri meşru olarak tabir edilen durumlar dahilinde) ilişki haline girdi diye doğal yazdığınız eylemi, çocuğunuz içinde(diğer çocukları anamanız için) doğal karşılarsanız enazından benim gözümde sapıksınızdır. Ne de olsa akıl bali oldu fiziksel olarak uygun kendı ısteğiyle yapabilme hakkına sahip(değilsede babası vekil olur) diyebiliyorsunuz(savunanlarınız). Sayfalardır savunduğunuz şeyi uygulamasında sakınca görmediğinizi ateistler neden sinirlenir"le şaşkınlık geçirerek tuhaf karşılamanız bizim için normal çünkü siz bunun sakıncalı olduğunu düşünmüyorsunuz nede olsa dinen yasak getirilmemiş karşınızdakini çocuk olarak yetişkin korumasına muhtaç aciz , görmüyor kendi isteği arzusu bilir diyebiliyorsunuz ama biz çocuk diyoruz popülist cevapla(insanlık). Bakıma korunmaya sevgiye ihtiyacı olan çocukları insanlık adına, yetişkin kendi kararlarını verecek yaşa gelene kadar koruma sorumluluğu ve bilinciyle bu olaya sapıklık diyoruz. İlk adet görmesini vucudundaki hormonal değişim ve o cennette vadedilen memelerinin tomurcuklanmasını kendi gelişimini korkuyla izleyen şaşkına dönen çocuk sizin nazarınızda cinsellık için gayet uygun, dinende sakıncalı olduğu yazmıyor nasılsa buyrun cenaze namazına. Öküz altında buzağı arar gibi ateist neden karşı çıkara entel cümlelerle savunma bekleyeceğinize çocuk kalbi nasıldır onu öğrenın korku heyecan anında, elinizi bir çocuğun kalbine koyun ve gözlerine bakın insanlığınızı merhametinizi(empatiden doğar) gerigetirir belki.velhasılı tek sebebi o popülists cevap "insanlık"
Ateizm bir din değil bu arada, sorduğunuz soruya kuran gibi belirlenmiş yasaları uygulamaları olsun. sorgulayan, mantık ve deneyimle yanıt arayan bulan , görunmeyene inananlardan olmayan(kabul etmeyen) kişi, anlamak bilmek için tanrıyı değil deneyimi seçer.
İnanamıyorum 9 yaşında ilköğretimde 3. sınıfa giden gerçekle düşü soyut ve somutu anlatsanızda anlamadığı çok kolay kandırılabildiği yaşta, yetişkin bir erkeğin, çırılçıplak vucuduyla "çocuk"la başbaşa kalıp ereksıyon olmuş halde vucudunu rahatlatmak için ona dokunması ve çocuğun algılarının üstünde hareketlerle çocuğun vucudunu kullanması karşısında, çocuktaki korkuyu heyecanı travmayı acizliği savunmasızlığı görmezden gelip ne var bunda adet gördüyse bunyesi uygun akıl balig değilse babası onun adına karar verir derken (insan değilde hayvandan bahseder gibi)deme gafletine düşmeleri sırf kuranda yazmıyor diyerek olabilirliğini savunmaya çalışmalarını cidden aklım almıyor. kuranda peygamberin evine girme suresıne kadar detaya giren ayet varken bunun olmaması, olmadığı içinde bu uygulamaların odönemden beri oluyor olmasını ve halaa şuanki bilinç ve bilgi birikiminizle savunmalarınız "sapık" lık. bunu savunan(inançları görüşleri ne olursa olsun) herkes "SAPIK" ve RUH HASTASI dır
Siparişçi,
1) İncik boncuk dediğin senin tapındığın masal kahramanının ayetleridir.
2) Herşeyi cinselliğe indirmiyoruz. Bu konunun başlığı cinsellikle ilgili. Ayrıca hemen hemen herşeyi cinselliğe indirgeyen de İslam. Ve İslam'ın oluşturduğu cinsel ahlak da tarihin gördüğü en dejenere cinsel ahlak. Ayrıca senin dininin zinanın en ağırı olan çok eşliliğe zina dememesi onu zina olmaktan çıkarmaz. İslam'da hak olarak düzenlenmiş tecavüz, pedofili ve seks köleleri alıp satmak ise zinanın dışında insanlık suçlarıdır...
3) Kur'an'daki kötü şeyleri hep öne sürdüğümü iyi şeyleri öne sürmediğimi söylemişsin. Çok güzel; demek ki İslam tanrısı kötü şeyler de öne sürmüş sana göre. Gerçeklerin bir kısmını görmeye başladığınıza sevindim... Ben iyi şeyleri göstermeyeyim; onu da sen göster; ama olmadığı için gösteremezsin. Benzer cümlelerle dile getirdiğim iddiamı tekrarlıyorum: Evrensel değerlere uygun bir tanecik hüküm gösteremeyeceksin -cinsellikle ilgili olsun ya da başka şeylerle ilgili olsun, hadi, hodri meydan!-.
İslamı bilmeyenlerden saklayamayacağın şeyler yazıyoruz, göz var izan var, daha son mesajımda Hz. Muhammedin görüşüne başvurulmayan kızla ilgili uygulamasını nazara vermiş iken ve daha evvelinde hanefi hukukunun baliğa olmamış kız, rızası hilafına nikahlanmış ise baliğa olduğu anda nikahını iptal edebilir fetvasını zikretmiş iken sen hala nasıl böyle kelam edebilmektesin!
Kızın rızası lazımmış... Doğru... Sayıca daha fazla olan kimi hadislerde de tam tersi söylenir, bu da doğru. Neyse, rıza alma durumuna örnek.
Babaya başlık parası verilir. Ardından da 6 yaşındaki kızın rızasına sıra gelir.
-Kızım, canım, bak, Amca seninle evlenmek istiyor, evlenir misin?
Kız sallanarak yere sırıtır bir halde bakarken karşılık verir.
-I ı...
-Ama bak evlenirsen sana çikolata alacakmış, bak elinde de getirmiş biraz... Evlenmez misin?.. Bak çikolata verecek...
-Olur...
Kızın adet kanaması başlayınca da boşanma davası açabilirmiş. Ne büyük incelik! Adet kanaması başlayınca mahkemeye gidecek -çünki o kanama ile birçok bilgi kafasına doluşuyor (!)- ve boşanacak... Boşanacak da boşandıktan sonra nereye gidecek?.. Tahsil yok bir şey yok... Kendisine sahip çıkacak ailesi yok; zaten babası satmış... E bakire değil, başka bir mümin de onu almaz... Falan filan...
Alchindus, bu hukukun övülecek tarafı ne?.. Böyle bir damada da babaya da burada yazılamayacak geçerli çok sıfat var ve bu sıfatlara meşruiyet kazandırma yolu da "Kızın rızası şart" yaklaşımı... Arsızlık resmen... İslam'ın onda biri kadar bile kötülükleri allayıp pullayan bir inanç, bir hukuk sistemi görmedim, duymadım, okumadım...
evrensel-insan
14-11-2009, 17:26
Saygideger psiko;
Guzel bir konuya temas etmissin ve aciklamalarin icin tesekkurler, yalniz;
Merakimdan soruyorum. Bugun Turkiye de musluman olarak yasam suren topluma, sorulsa; "siz kucuk yastaki cocugunuzu, yetiskin bir kisiyle evlendirirmisiniz?, ya da; kendiniz cocuk yasta bir kisiyle evlenirmisiniz?" diye, sence; Toplumun kacta kaci, bu sorulara evet der?-e.i.
Sorunun koyulastirdigim kismin cevabi gozden kacmis. Istersen , bu soruya da cevap verdikten sora, konuyu masaya tam yatiralim.
Yani; gelismis toplumlarda yasayan, islam ve Kuran'a gobekten bagli anlayislari; senin bu izahin ile, kendi Kuranlarinin onerdigi sekliyleki celiskileri; hangi yone ve neden cozmeye calistiklarini ortaya koyalim.
Ortada, hissedilen iki toplum boyutu var. Birincisi, Kuran'in onerisi ve alisilagelmis uygulama, digeri icinde yasadigi gelismis toplumun boyle bir anlayisi yadirgayacagi durum. Yani iki ucu b.klu degnek.
Ama, once sorunun ikinci ayagina cevap verelim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ve yine benim naklettiğim haberlerden bilmekteyizki onbeş yaşın altında gebe kalınılan tek coğrafya arap yarımadası değildir, sadece almanyada ikibindört senesinde beyyüze yakın böyle anne vardır ve bunlar nikahsız münasebetlerdir, diğerleri gibi evlilik mahsülü değil!
1) İslam coğrafyası dışındaki çocuk hamilelikleri yasa dışıdır. Hamile kalan çocuk genelde yine yaştaşı bir sıpadan hamile kalmaktadır. Gönüllü bir cehalet söz konusudur. Hamilelik ortaya çıktığında Kamu hem adli hem de sosyal olarak duruma müdahildir. Sorumlu erkek yetişkinse hapisle cezalandırılmaktadır.
2) İslam coğrafyalarındaki çocuk yaşta hamilelikler çocuğun cahilce arzularından değil haklarıyla ilgili cehaleti -bütün çocuklar birçok konuda olduğu gibi cahildir, sadece İslam aleminde değil- ve İslam'ın pedofiliyi nikah adı altında serbest bırakması ve başlık parası sonucundadır. İslam bunu teşvik etmektedir. Ayrıca İslam aleminde de bol sayıda çocuk yaşta kız nikah dışı bir ilişkiyle hamile kalmakta ve İslam'a uygun bir şekilde infazları yapılarak ailenin namusu (!) temizlenmektedir. Nikah özgürlüğüne rağmen nikahsız pedofili ve ensestin önüne geçilememiştir. Günümüzde doğu Anadolu'da genç kızların öldürülmeleri (intihar da deniliyor, yerseniz) aile içi istismarın ortaya çıkmasından korkulduğu için yapılan namus temizleme cinayetleridir.
Her hal ve karda İslam alemi medeni dünyayla bu konuda da aşık atamamaktadır. Maalesef...
Not: Evet, ben başta İslam olmak üzere bütün kültlere düşman olan bir adamım -zira en etkin kült İslam ve göbeğinde yaşıyoruz ve de nasıl bir yozlaşma ve kötülük kaynağı olduğuna da bire bir tanıklık ediyoruz-. O nedenle Budizm'le, Şintoizmle, Hristiyanlıkla ya da ve sairle de pek bir derdim yok. Hem İslam'ın aksine medeniyete muazzam katkıları da var.
Sevgili evrensel hocam ;
Sorunun yanıtı açık.
Eğer bu toplumda herhangi biri,
İslamiyet'in cevaz verdiği noktaları asl olarak ele alır ise,
Çocuğunu evlendirmekte ve çocuk yaşta biri ile evlenmekte beis görmeyecektir.
Ama günümüzün toplumunun ahlak anlayışı ile hareket edecek olur ise,
işte o zaman ne çocuğunu evlendirecek ne de kendi çocuk yaşta biriyle evlenecektir.
Bunun başka bir cevabı yok...
sevgilerimle.
Sorunun yanıtı açık.
Eğer bu toplumda herhangi biri,
İslamiyet'in cevaz verdiği noktaları asl olarak ele alır ise,
Çocuğunu evlendirmekte ve çocuk yaşta biri ile evlenmekte beis görmeyecektir.
Ama günümüzün toplumunun ahlak anlayışı ile hareket edecek olur ise,
işte o zaman ne çocuğunu evlendirecek ne de kendi çocuk yaşta biriyle evlenecektir.
Bunun başka bir cevabı yok...
Konu bu kadar basit... İslam'a benim gibi kimilerince de gösterilen tepkinin özünü oluşturan mantık budur.
Sevgili evrensel hocam ;
Deminki açıklamaların devamında da şöyle bir durum var :
"Bu nedenle bugün, geçmişteki yerleşik dini sistemlerin hiçbirinin insanlığa modern hayatın sorunları konusunda
ve
hatta birbirinden tamamen farklı mezheplerin bu amaç için bir araya gelmesi gerektiği gibi gerçekleşmesi muhtemel olmayan bir konuda en iyi kılavuz olma rolünü üstlenemeyeceği yanılgısına,
konu ile belli bir ölçüde tarafsız bir aşinalığı olan kimselerden ancak az bir kısmı hak verir gibi görünmektedir.
Dünyanın bağımsız dinler olarak kabul ettiği sistemlerin her biri,
kendi bağlayıcı kutsal yazıları ve kendi tarihinin yarattığı bir model üzerine kuruludur.
Bu din, Kurucusunun bağlayıcı sözlerinden bir meşruiyet türetme yoluyla kendi sistemini yeniden biçimlendiremediği için,
benzer şekilde toplumsal ve akli evrim sürecinin yönelttiği yığınla soruyu da yeterli ölçüde cevaplayamamaktadır.
Birçok kimse için sıkıntı verici görünse de bu, evrimsel sürecin kendi doğasında bulunan bir özellikten başka bir şey değildir.
Herhangi bir tersi hareketi zorlamaya yönelik girişimler, ancak dinin büyüsünün daha derin ölçüde bozulmasına ve bölücü çatışmaları şiddetlendirmeye yol açacaktır."
Bugün dünyada yaşanan sıkıntıların temel noktası budur.
evrensel-insan
14-11-2009, 22:26
Saygideger psiko;
Soruya verdigin cevabin ve aciklamalarin icin tesekkurler.
Peki sence bu islam inanci ile, cagdaslik arasindaki celiski; hangi yone meyillenecek? Cagdasliga dogru, uyum/asimiliye ve entegrasyon mu?, yoksa; tutuculuk/gericilik/sabitlik ve bunlarin getirdigi, mucadele/zorbalik/ ve her turlu insanlik disi girisim mi? gerci bu olanak, sadece islami toplumun kendi icindeki nesil farki celiskisidir.
Dunyayi takipte, bugun bu celiskinin genelde insanlikdisi davranislarla cozulmeye meyilli oldugunu gosteriyor. Katliam/oldurme gibi "carelerle" ki bu son durum sadece dinde degil; tore inancinda da gecerli.
Ayrica, bunun cagdasliga yonelisi; evrimci yoldan, yani nesillerin yenilenmesiyle mi oluruna birakilmali; yoksa, devrimci olarak; eski nesil de egitilmeye, bilinclendirilmeye v.s. mi calisilmali?
Birde, insanlik gorevi olarak; yeni neslin cagdaslasmasinin, eski neslin eliyle yok edilmesini, nasil onlemeli?, yani cagdaslasanlar, nasil kollama/korunma altina alinmali?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel hocam ;
İnsanlık alemi,
bugünlere nasıl geldi ise,
geleceğe de aynen gidecek.
İnsanlığın ilerlemesi,
yapay hiçbir engel tarafından engellenemeyecek kadar güçlü çağlamakta.
İnsanlık sözlerden bıkmış,
ameller beklemektedir artık.
Ve
"Yaşayan bir örnek gösteremeyen kelimeler,maddeci bir görünüme sahip ve hayalkırıklığına uğramış bugünün kuşağına umut verici olamaz."
İnsanlık alemi artık rüştünü ispat etmiş bir genç insan gibi.
Meşveret denilen kurum,
bireyler-kurumlar ve toplumlar arasında,
tam oturmamış ve henüz tam gelişememiş olsa da,
artık kaçınılmaz ve gerekli bir kurum olarak insanlığın olmazsa olmazı şekline bürünmüş durumda.
Meşveret kurumunun işlediği,
her birey,
her kurum,
her toplum,
istemese de gelişecek
ve
kendini koruyup kollayacak daha da gelişeceği her türlü etkinliğe imza atacaktır.
evrensel-insan
14-11-2009, 23:00
Saygideger psiko;
Insanoglunun, Insan ve insanligi adina; iyimser olman ve bu iyimserligi, bilgiye, bilince uyarliyabilmen ve gelecege cagdaslik adina bakabilmen ve de umutlu olabilmen, beni sevindirdi. Ben senin bu durumunu, epistemolojik gercekligin, hic bir ideolojik/inancsal dogruya dokunmadan, farkina varabildigin olarak algiliyorum. Simdiye kadar yanilmadim, bundan sonrada yanilmamayi umuyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Yanilacagin bir yonu yok psiko kardesimizin.
imanlilarda az gorulen tam bir humanisttir psiko.
Ne yazik ki, insan sevgisi, onlara guvenmeyi de ongordugunden, bazilari hakkinda cok yanildigini da dusunuyorum. Mesela invi gibi sinsilere.
Insan her gun ogreniyor iste...
evrensel-insan
15-11-2009, 03:34
Saygideger psiko;
Meşveret denilen kurum,-psiko-
Koyulastirdigim kelimeyi, daha detayli ifade edebilmen, mumkunmu?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili vartor ağabey ;
Hakkımdaki düşüncelerin için çok teşekkür ederim.
İman deyince bizim aklımıza gelen şudur :
"İman ; Kendini davranışlarda ortaya çıkaran bilinçli bilgidir."
Sözlerde herkes müşterektir.
Ancak aslolan sözler değil davranışlardır.
Dolayısı ile hümanistliğim herkese şamil olsa da,
Yukardaki anlayış ile bakarım herkese.
Bu anlayış benim mihengimdir.
Yani dünya üzerinde bakış ve anlayışı ne olursa olsun,
insanları seviyor olmam,
onların yanlışlarını görmüyor olmak anlamına gelmemeli :)
Niza,dalaş ve fesat bize ait davranışlar olmadığı için,
herhangi bir konuda,
doğru bildiğimiz fikirlerimizi bunlarsız beyan eder,
kabul görürse ne ala görmezse kimseyi incitmeden bir kenara çekiliriz.
Sevgili evrensel hocam ;
Meşveret ; Karşılıklı danışma dır.
Ancak karşılıklı danışıp sonra bildiğini okumak değil.
Meşveretin kurum olarak önemi şudur :
İnsanlar bir araya gelir ve herhangi bir konu için ortaya bir fikir atılır.
Bu fikrin lehinde ve aleyhinde olan tüm yönleri gösteren bilgi ve belgelerin eşliğinde,
tüm toplumu kapsayacak ve tüm toplumun kabul edeceği şekilde fikir olgunlaşır.
En sonunda toplumun kabulü ile o fikir yaşama geçirilmek üzere karar alınır.
İstenir ki bu karar oybirliği ile alınsın.
Ama bazen olmayabilir.
İşte o zaman oyçokluğu ile alınan karar da geçerlidir.
Bunun Bahai dünyasında bir de şu yönü vardır.
Karar alındığında karara katılmayan kişi-ler dahi,
o kararın hayata geçmesi için çaba sarfeder,
benim istediğim karar alınmadı "Ben küstüm-cicozlarımı isterim" şeklinde kapris yapmadığı gibi birliği bozacak hertürlü hal ve hareketten de kaçınır.
Elbetteki bunun böyle olmasının sebebi birbirimize olan güvenimizin had safhada olmasıdır.
Kararların 9 kişilik kurumlarda alındığını da belirtmek gerekir.
Tabi ki meşveret denince de illa 9 kişi olması gerekmez.
Aile içinde olur,karı koca arasında olur,
yani karşılıklı danışma ve alınan karara ortak omuz verme anlayışının kültür haline gelmesi işlemidir.
dinadina
15-11-2009, 12:41
merhabalar
sevgili mindar gayet güzel ifade etmiş..
burada belirlenen süre "3 ay"gebe olup olmadığının anlaşılması içindir.
kabul edilmesi gerekir ki aksini düşünenler sünni ateistlerdir ve bu kişiler olmazsa olmaz hadislere muhtaçtırlar:)
çünkü kuran'dan onlara malzeme çıkmaz.
Eğer maksad "Kabul" ise,
Dünyanın bağımsız dinler olarak kabul ettiği sistemlerin her biri,
kendi bağlayıcı kutsal yazıları ve kendi tarihinin yarattığı bir model üzerine kuruludur.
Bu din, Kurucusunun bağlayıcı sözlerinden bir meşruiyet türetme yoluyla kendi sistemini yeniden biçimlendiremediği için,
benzer şekilde toplumsal ve akli evrim sürecinin yönelttiği yığınla soruyu da yeterli ölçüde cevaplayamamaktadır.
Eh haili ile bu da sıkıntı yaratmaktadır :)
dinadina
15-11-2009, 13:01
Eğer maksad "Kabul" ise,
Dünyanın bağımsız dinler olarak kabul ettiği sistemlerin her biri,
kendi bağlayıcı kutsal yazıları ve kendi tarihinin yarattığı bir model üzerine kuruludur.
Bu din, Kurucusunun bağlayıcı sözlerinden bir meşruiyet türetme yoluyla kendi sistemini yeniden biçimlendiremediği için,
benzer şekilde toplumsal ve akli evrim sürecinin yönelttiği yığınla soruyu da yeterli ölçüde cevaplayamamaktadır.
Eh haili ile bu da sıkıntı yaratmaktadır :)
dinler elbette kendi tarihinin tarattığı model üzerine kuruludur..aksi düşünülemez zaten.
ben 600 lü yıllarda,mekke de yaşamıyorum,değil mi?
vahiy her dönemde her topluma gelmektedir.
içinde yaşadığınız toplumun sosyal yapısına göre düzenleyici kurallar(şeriat) mutlaka değişecektir..değişmeyecek olan şey ise amaçtır..yani adaletin,ölçünün dengenin sağlanabilir olması..
ayrıca,
inanan bir insan için her yeni bulgu onun imanını daha da arttırır.
evren fizik yasaları doğrultusunda işler ki bu yasalar sunnetullah yani allah kanunlarıdır.
Sayın dinadina ;
Elbetteki siz 600lü yıllarda Arabistan veya başka bir yerde yaşayan birisi değilsiniz.
Ancak,
"Bağlayıcı kutsal yazılar" ve "Kendi sistemini yeniden biçimlendirmek" dediğimizde,
sünni ateistlere malzeme çıkmaz dediğiniz Kur'andan nasıl bir meşruiyet devşirebilmektesiniz başlığın ana konusu üzerine ?
Meğerki iş kabuller ise,
Zamanında toplumun kabulü olan "Baliğ" olanın evlenmesi olgusu üzerine,
Hz.Muhammed'e "Pedofil"i isnatı doğru değil diye düşünüyorum.
Ancak günümüzde "Pedofil"i olan kişiler için bu ayetlerin kimsenin itirazı olamayacak şekilde meşruiyet sağladığı da yadsınamaz bir gerçek.
Hüseyin Üzmez olayı da bunun en muhteşem göstergesi.
dinadina
15-11-2009, 13:25
[QUOTE=Psiko;260447]Sayın dinadina ;
Elbetteki siz 600lü yıllarda Arabistan veya başka bir yerde yaşayan birisi değilsiniz.
Ancak,
"Bağlayıcı kutsal yazılar" ve "Kendi sistemini yeniden biçimlendirmek" dediğimizde,
sünni ateistlere malzeme çıkmaz dediğiniz Kur'andan nasıl bir meşruiyet devşirebilmektesiniz başlığın ana konusu üzerine ?[/QUOTE
sn psiko,
başlık, talak 4 ayeti ile pedofiliye kapı açan bir islamdan bahsediyor..
talak 4 ile böyle bir anlam çıkmaz..hiç alakası yok..
ama pedofil islam görmek isteyen hadislere başvurabilir..
sadece pedofilimi?
hayır,çok daha fazlası..mesela diyanet onaylı hadis kaynaklarında ölmüş bir hayvana yapılan tecavüz ile uykuda olan bir kadına yapılan tecavüz eşdeğer görülüp bu eylemlerin snucu şeri hükümlere bağlanmıştır..ve cezası oruç bozmanın cesazı kadar ağır değildir!
bu gibi sapkınlıkların israiliyat kaynaklı olduğunu çok iyi biliyoruz..
ama birilerini de çok iyi malzeme çıkıyor..
sözüm size ya da buradaki ateistlere değil,yanlış anlaşılmasın..ama genel olarak durum bu..
Sayın dinadina ;
Sözünüz bana veya buradaki ateist arkadaşlara olsa ne olur ki ?
Gerçek değişir mi ?
Bağlayıcı kutsal yazıları ve bunların yarattığı tarih üzerine kurulu bir inanç sistemi ve yaşam yansımaları,
zaten gözümüzün önünde değil mi ?
Yoksa
Kapalı kapılar ardında İslam olgusu mu var ? :)
Prof.Üstün Dökmen'in sözleri ile "Neden dışımızda bir amil" arama tutumumuz vardır ki ?
Cemel vakası olur "İbni Sebe"
Yaşamın vazgeçilmez kabul ve uygulamaları olur "İsrailiyat"
Etmeyin bu kadar Ya Hu
Biraz da olsa İnsaf lütfen.
Olanları kabul etmiyor olmak onları-olanları bir anda "Pufff" kaldırıyor mu gözönünden ?
dinadina
15-11-2009, 13:48
Sayın dinadina ;
Sözünüz bana veya buradaki ateist arkadaşlara olsa ne olur ki ?
Gerçek değişir mi ?
Bağlayıcı kutsal yazıları ve bunların yarattığı tarih üzerine kurulu bir inanç sistemi ve yaşam yansımaları,
zaten gözümüzün önünde değil mi ?
Yoksa
Kapalı kapılar ardında İslam olgusu mu var ? :)
Prof.Üstün Dökmen'in sözleri ile "Neden dışımızda bir amil" arama tutumumuz vardır ki ?
Cemel vakası olur "İbni Sebe"
Yaşamın vazgeçilmez kabul ve uygulamaları olur "İsrailiyat"
Etmeyin bu kadar Ya Hu
Biraz da olsa İnsaf lütfen.
Olanları kabul etmiyor olmak onları-olanları bir anda "Pufff" kaldırıyor mu gözönünden ?
anlaşmamız mümkün değil:)
sevgili psiko,
kapalı kapılar ardındaki islam kuran daki islam ise,o zaman haklısın..
şimdi hiç yorumumu katmadan kuranın hadisler hakkında ne dediğine bakalım..
Sadece Kur’an’ ı izlemekle emrolunduk.” (7:2,3; 17:46)
“Kur’an hidayetimiz için gerekli her şeyi içermektedir.” (16:89)
“Allah hiç bir şeyi Kur’an’ ın dışında bırakmamıştır.” (6:38)
“Hikmet, insan ürünü olan hadis kitaplarında değil, Allah’ ın kitabındadır.” (17:39; 36:2)
“Kur’an’ da emredilip yasaklanmayan her şey, kişisel ve toplumsal seçimimize bırakılmıştır.” (5:101)
“Kur’an’ dan başka hiç bir hadise inanıp kaynak edinmemeliyiz.” (45:6)
“Halkı bilgisizce Allah’ ın yolundan saptırmak için boş hadislere değer verenler için acı bir azap vardır.” (31:6)
“Uyduruk hadislere ihtiyacımız yoktur, çünkü Kur’an tam detaylıdır.” (12:111)
“En güzel hadis (söz) Kur’an’ dır.” (39:23)
“Tek geçerli sünnet, Allah’ ın sünnetidir.” (33:38,62; 35:43)
“Allah’ ın izni olmadan ortaya dini hüküm koyanlar ve onları izleyenler, müşriktirler yani putperesttirler.” (42:11)
“Kur’an mücmel değil detaylıdır, kapalı değil apaçıktır.” (30:28; 41:3)
“Kur’an bizzat Allah tarafından açıklanıp detaylandırılmıştır.” (11:1; 75:19)
“Kur’an inananlar tarafından anlaşılması kolay, putperestler içinse anlaşılması zor ve imkansızdır.” (54:17,22,32,40; 17:46; 18:57)
“Bizim için güzel örnek olan Muhammed Peygamber, Kur’an’ dan başka bir hüküm kaynağı kabul etmemiştir.” (5:48,49; 6:114; 10:15)
“Allah hadislerin (sözlerin) değil Kur’an’ ın korunmasını garantilemiştir.” (15:9; 36:69; 38:87)
“Allah’ ın kelimeleri tastamam ve mükemmeldir.” (6:115)
“Şüpheli rivayetlere uyanlar sapmışlardır.” (6:112)
“Allah unutkan değildir.” (19:64)
“Allah kelime sıkıntısı çekmez.” (18:109)
Ahiret hakkında kuşkusu olanlar Kur’an’ la yetinmezler veya onu başka kitaplarla değiştirmek isterler.” (10:15)
“Dinlerini mezhep mezhep ayırarak ihtilaf edenlerin Muhammed Peygamber ile bir ilişkileri yoktur.” (6:159)
“Allah elçisinin ahiretteki tek şikayeti, halkının Kur’an’ dan uzaklaşması hakkında olacaktır, hadisten uzaklaşması hakkında değil.” (25:30)
sizler gerçek islamı bilmeye devam edin!
bizlerse kapılar ardında kalalım:)
Sayın dinadina ;
Gerçekleri kabul ettikten sonra anlaşmak neden mümkün olmasın ?
Bu sözlerinizi bana değil,
Fakih nedir diye burada tarifini yapan sayın Alchindusa yönelteceksiniz :)
Keşfedilmiş Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok yani :)
dinadina
15-11-2009, 13:59
Sayın dinadina ;
Bu sözlerinizi bana değil,
Fakih nedir diye burada tarifini yapan sayın Alchindusa yönelteceksiniz :)
Keşfedilmiş Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok yani :)
sn psiko,
başlık pedofiliydi..ve bende doğal olarak kurandan böyle bişey çıkmaz,pedofilinin bir islam gerçeği olduğunu düşünenler hadislerden beslenmek zorundadırlar dedim..ve hadislere kuran'ın bakışını gösterdim sadece..
işte böyle zorla keşfettirirler keşfedilmiş ve her daim dünyayı kurtaran amerikayı..!:)
elbetteki sözüm size ya da herhangi bir şahsa değil..
sen yemek yediğin zaman benim karnım doymuyor ..değil mi?
selamlar
"Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir."
Gerçi bu da bir Hadis
ama
Ben yemek yiyince doyanlardan mısın değil misin ? ona sen karar vereceksin :)
de,
O ayetin fıkhi açılımları,
Sevgili ulpian ile sayın Alchindus (El Kindı) arasında geçen diyalogları oluşturan daha önceki sayfalarda yer alıyor,
Sana zahmet onları bir oku sonra devam edelim Amerikayı keşfetmeye :)
Sn dinadina,
Ben İslam toplumlarındaki küçük çocuklarla evlilik veya cinsel ilişkinin nedenini geçmiş zamanlarda bu sitede yazmıştım.
Kısaca yeniden yazayım.
İslam Hrisrtiyanlara karşı Yahudilerce kurulmuş bir dindir.
Savaş "cihat" namı ile bu dinin özüdür.
Ancak savaşlar geride dul kadınlar yetim çocuklar kalmasına neden olur.
Gerçek nedenini bilmedikleri savaşlarda öldürülenlerin geride bıraktıkları büyük bir sorundur.
İşte bu nedenledir ki..
İslamla..
Çok eşlilik ve çocuklarla evlenme teşvik edilmiştir.
Bu durum çeşitli nedenlerle savaşa katılmayan erkekler için zevk'ün cennet'ün tillah'ün..
Seve seve..
Savaşa katılmayan erkeklerden örnek vereyim..
Din adamları sınıfı..
Savaştan muaftılar.
Ve tabii..
Parayla cigaralarını yakanlar.
dinadina
15-11-2009, 14:13
"Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir."
Gerçi bu da bir Hadis
ama
Ben yemek yiyince doyanlardan mısın değil misin ? ona sen karar vereceksin :)
de,
O ayetin fıkhi açılımları,
Sevgili ulpian ile sayın Alchindus (El Kindı) arasında geçen diyalogları oluşturan daha önceki sayfalarda yer alıyor,
Sana zahmet onları bir oku sonra devam edelim Amerikayı keşfetmeye :)
ba bu konuda haklısın..başlıktaki bütün iletileri okumadım.
ama konu belli..talak 4 ve pedofili..neden başlıktan saparlar onu da anlamam hiç..
açlık tokluk meselsine gelirsek..bunun sorumlusu en büyük din olan kapitalizmdir..para azizdir..para tanrıdır.
şu an dünyadaki geçerli din budur.
benim dinim islam..komşum açken tok yatmamalıyım.ama sen benim komşum değilsin..sana sıra gelene kadar çok insan var..
önce yakının akraban der kuran..
:)
Hayal edelim..
Mahallede ne dilberler var..
Kızları baldan tatlı..
Bin bilmem kaç yılında bir camideyiz.
"Ey cemaat-ı Müslümin Padişah Efendimiz Hristiyan keferelere cihat açtı.Savaşta şehit olanlara cennette köşkler huriler..
Allahü teala..
Ü hüüüüüüü hüüüüü.. (Ağlama sesleri)"
Savaş sonunda yüz yirmi beş bin mümin şehadet şerbeti içmiş..
Bu şühedanın geride bıraktıkları ne olacak?
İşte öyle yapmışlar.
Başka ne yapabilinilir di acaba?
bak bu konuda haklısın..
başlıktaki bütün iletileri okumadım.
ama konu belli..talak 4 ve pedofili..neden başlıktan saparlar onu da anlamam hiç..
açlık tokluk meselsine gelirsek..bunun sorumlusu en büyük din olan kapitalizmdir..para azizdir..para tanrıdır.
şu an dünyadaki geçerli din budur.
benim dinim islam..komşum açken tok yatmamalıyım.ama sen benim komşum değilsin..sana sıra gelene kadar çok insan var..
önce yakının akraban der kuran..
:)
Madem haklıyım.
Önce konuları oku,
oku,
ki
"ama konu belli" gibi önyargılı yaklaşımlardan uzak konuyu meşveret edebilelim.
Ayrıca,
komşu dendiğinde,
"Fiziki" komşusunu algılayan bir anlayış,
batıni bazı anlamları nasıl anlamlandırabiliyor merak ettim doğrusu :)
Alchindus
15-11-2009, 14:41
Sayın dinadina ;
Gerçekleri kabul ettikten sonra anlaşmak neden mümkün olmasın ?
Bu sözlerinizi bana değil,
Fakih nedir diye burada tarifini yapan sayın Alchindusa yönelteceksiniz :)
Keşfedilmiş Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok yani :)
Muhterem ben başlık içinde fakihin tarifini yaptığımı hatırlamamaktayım!
Fakihin tarifi malumdur, sır değildir!
Fakih delillerden hüküm istinbat edebilen islam hukukçusudur!
Bence böyle kinayelere falan gerekde yoktur!
Ben bu başlıkta ve bu forumdaki pek çok başlıkta konu kuran ve islami hükümler olduğunda asgari gerekliliklere haiz olmayanların ahkam kesmelerine dikkat çektim!
Bunda haksız mıyım!
Mesele kurandan hüküm çıkarmak olduğunda kişi kuran lisanını kuranın iç bütünlüğünü Hz. Muhammedin sözlü ve fiili sünnetini ve onun arkadaşlarının bu mevzulardaki söz ve fiillerini bilmeli değil midir!
Öyledir!
Bunlar olmadan yapılandan maksat bir şeyi açıklamak veyahut aydınlatmak değil karartmak demektir!
İmdi konunun özünden yine sapılmakta, talak dörtten veyahut başkaca bir ayetten ne pedofiliye cevaz çıkar nede baliğa olmamışla cimaya!
Pedofili nedir evvela bunu bilmek gerek!
Bir din nasıl olurda evlilik içün denkliği, marufu ve erkek ve dişi içün beden ve ruh sıhhatini gerekli zaruri görüp bunlar temin edildikten sonra evliliğe cevaz verdiği içün pedofiliyi teşvik ile itham olunabilir!
Bu gerçeğe sadakat işi midir!
İslam bir devrin ve mekanın dini değildirki bu cari olup bir asır evvel olmayan ve muhtemelen bir asır sonrada değişebilecek bulunan onsekiz yaş gibi bir yaş sınırı tayin etmiş olsun!
Bunun yerine her devirde ve her mekanda cari olacak alemşumul ahkamı vaaz etmiştir!
Fiiliyatta meydana gelen suistimaller var ise bu faillerin suçudur, hukukun değil!
İmdi türkiyemizden bir misale bile nazar edilse yeridir!
Vakti zamanında anayasa mahkemesinin meclisin anayasa değişikliklerini iptal cihetine gitmesinden mütevellid anayasa hazırlayıcı irade bir daha böyle bir hal olmasın deyu açıkça anayasa mahkemesinin meclisin anayasa değişikliklerini anca şekil bakımından denetleyebileceğini kararına varmış idi!
Amma en oldu!
Geçtiğimiz sene anayasa mahkemesi bir anayasa değişikliğini şekil yönünden hiçbir sıkıntı olmamasına rağmen iptal etti!
İmdi anayasa hazırlayıcı bu noktada tenkit edilebilirmiki "sen yeterli tedbiri almadın bu oldu" deyu!
Halbuki
Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.
148. MADDE
yazılmış daha ne densin!
Demem o ki fiiliyatta beşer iradesi o yönde tecelli etmiş ise kanun yasa ihlal edilebilir! Muhim olan kanun ve yasa temelde bu suistimali meşru mu görmekte veyahut teşvik mi etmektedir!
Kim diyenilirki islam piskolojik bir araz olan pedofiliyi meşru görmüş ve teşvik etmiştir, diyen delilini göstermelidirki bu din "yetişkinlere değil küçüklere ilgi duyun" demiş olsun!
Bu büyük bir bühtandır!
Son olarak sünnet bahsinde de ifrat ile tefrit arası gidilip gelinmekte!
Sünnete bizzat kuranın yüklediği fonksiyonlar vardır, sünnet Hz. Muhammedin islamı müşahhaslaştırması fiili örnekliği ve açıklamalarıdır, islamdan koparılamaz!
Sayın Alchindus ;
386 nolu iletideki yazımı okumuş iseniz,
konuya nasıl baktığımı anlarsınız.
Ancak,
sözlerim
siz ve sevgili ulpianın tüm yazdıklarını okumadan konuya müdahil olan sayın dinadinaya ima yollu gönderme idi,
ki görmüşünüz zaten.
evrensel-insan
15-11-2009, 17:10
Saygideger psiko;
Mesvereti acikladigin icin tesekkurler. Bu aciklamalarinin isiginda, gordugum kadariyla; mesveret toplumu; Aristo'nun tek duze ve dayatmaci mantigindan kurtulup; diyalektik mantigi algilamis, katilimci ve de bilincli demokrasiyle uygulamaya gecirmis.
Ben sana biraz kritik dusunceden bahsedeyim. Kritik dusuncenin en buyuk ve onmli ve de dusunduren ozelligi, evet/hayir, dogru/yanlis.iyi/kotu v.s. gibi diyalektik mantigin aristo mantiginin tek dayatmaci cevaplarina, yani bir ornek verirsek," Muslumanmisin, Turk musun?" v.s. gibi tek duze ve dayatmaci sorularina, acilim ve dusunce getiren; bir dusunce ve davranis seklidir. Yani, "Neden muslumansin?, Turk olman, yasamina nasil yansiyor?" temelli sorulari sorabilmektir. Goruldugu gibi bu tip sorular, hem soru sorani hem de cevap verecek olani dusundurtmekte ve basit "evet/hayir" cevabindan ve sorusundan kurtarmaktadir.
Kritik dusunce, gelismis ulkelerde okullarda egitim olarak verilmekte ve cocuklar, Aristo mantiginin dayatmaci zihniyetinden kurtarilmakta ve hem soru, hem de cevap olarak; bilinclenmekte ve dusunmeye sevkedilmektedir.
Burda bir onemli nokta da, senin toplumsal olarak yapilani; kritik dusunce, kisisel olarak yapar. Yani diyalektigi bir kisi kendinde tartisir.
Bunun anlami sudur. Bir kisi kendinle konunun her iki yonunu diyalektik olarak tartisir.
Ben bundan belirli bir zaman once bu tartismayi siteye yansitmistim. Ornek olarak yine muslumanligi ele alalim. Ayni kisi kendisiyle " Neden musluman olmam lazim ile neden musluman olmamam lazim"i tartisir. Hem musluman olmasinin gerekcelerini, hem de musluman olmamasinin gerekcelerini siralar.
Kritik dusuncenin buradaki en onemli rolu, kisinin muslumanligi tam olarak algilamasina ve verecegi kararda, bilincli ve bilerek bir karar almasina yarar.
Son olarak, kritik dusunce; diyalektik mantigi bir kiside kullanimi ogretir ve kisinin alacagi her kararin kisi adina bilgili ve bilincli olmasini saglar. Birey olma ve bireysel bilinc kazanma yolunda bir kisinin kendi kendine yapmasi gereken en onemli dusunce jimnastigidir.
Bu kisiyi, dogumdan itibaren kendisine verilen degerlerden/verilerden/tabulardan/ haberdar eder ve kisi, butun bu kendisine verilen degerleri, kritik dusuncenin dayatmaci olmayan diyalektik mantigiyla, kendi kendine ve kendi oz iradesiyle, sorgulayarak algilamaya calisir ve bilgili ve de bilincli olarak kendisine verilen bu degerleri, ya kendi degeri yapar, ya da onlara karsi cikar ve tum bunlari bilincli yapar.
Son bir nokta; ki bu da bana ait, iste evrensel-insan dusuncesi, dogal dusuncenin tum sorununu evrensel duzeyde aciga cikaracak olan kritik dusunce ve diyalektik mantiginda disina cikarak ve onlari notr algilayarak; epistemolojik mantigin kendi iradesinden bagimsiz gercegine ulasir.
Iste bu gercek, onu dogrularin degisken ve goreceliginden de kurtarir ve degerleri/tabulari/ kendi oz iradesiyle kabullenmek, ya da karsi cikmak yerine; onlarin insan olma ve insanlik sunma yolundaki bireyin yasam ve iliskisinde ne gibi bir yarar veya zarar verdiginin bilincine varir.
Bu bilinc bireye o degerden/tabudan kurtulma/arinma olanagi saglar. Bu arinma bireyseldir, sonucta epistemolojik gerceklik te diyalektigi ortaya koyar ve birey arinamayanlari zorlamaz ve onlarin bu tabularina kisi adina saygi duyar. Sadece tabunun dusuncesini ve insan olma onundeki engelini dusunce olaak ortaya koyar. Cunku, epistemolojik gerceklik olarak; bu tabunun kisinin kisilik ve kimlik degeri oldugunu bilir. Kendisi o yoldan gelmistir.
Iste bir bireyin, evrensel-insan dusuncesine ulasabilmesi boyle baslar.
Biraz, uzun ve karmasik oldu ise, kusura bakma. Yeri gelmisken izah edeyim, dedim. Tabi istersen ve acik olmayan yerler varsa, bana bildir, daha detayli acmaya calisirim. Umarim okurken canin s1k1lmaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel hocam :
Doğayı çok severim.
Yalındır.
Istanbulda ikamet etmekteyim.
Anadoluya iş seyahatlarım esnasında,
köylülerle konuşmayı inanılmaz severim.
Düşünce ve duygularında tıpkı doğa gibi yalındırlar.
Meyve ; Bir ağacın nihai amacıdır.
İnsanoğlunun meyveleri de "Davranış"larıdır.
Biz bunu "Olmak ve yapmak" olarak niteliyoruz.
Hani Mahatmas Gandhi'in
"Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; Duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür..
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür..
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür..."
şeklinde düzenlediği aforizması gibi,
Bu benim kargamdır.
Hani "Kargadan başka kuş tanımam" denilir ya.
İşte o hesap.
Şahsen sözlere çok değer verdiğim söylenemez.
Ama
Davranışlara ise taparım.
Tabiki taptığım davranışlara gelince,
birileri için bazı kavramlar "İzafi"dir şeklinde tarif edilse de,
bunu söyleyenler taraından dahi* ;
adaleti,sabrı,şevkati,cömertliği,vefayı yani kısacası,
Dinin,
künhünde bilinemez-tanınamaz ama,
isim ve sıfatları ile bilinir-tanınır dedikleri,
Tanrının bilinmesi ve tanınması demek olduğuna her zerremle iman ettiğim,
ki
"İman ;Kendini davranışlarda açığa çıkaran bilinçli bilgidir."
dediğim budur,
"Görülür" *
hem içsel göz ve hem de dış göz ile.
Şevki efendinin,
Bir Bahai için tartışılmayacak kadar açık olan şu sözleri belki birşeyleri daha iyi anlatabilir :
Bahai öğretileri başka her şeyden çok bir konu üzerinde önemle durur.
Bu da başkalarında kusur aramak ve kuyusunu kazmaktan sakınmak
ve
bunun yerine kendi kusurlarımızın köklerini arayıp bulmak ve kendi başarısızlıklarımızı yenmek için çalışmak baslıca amaç olmalıdır.
Eğer biz Hz. Bahaullah 'a, Abdülbaha 'ya ve sevgili Velisi 'ne bağlılığımızı göstermek istiyorsak bu açık öğretilere karşı olan sevgimizi ve itaatimizi de belirtmemiz gerekir. Bağlılığı belirtmek için ne yaltaklanma ne de sıcak sevgi gösterileri bu öğretilerin ruhuna uygun yaşamanın yerini alamaz.
Onların istediği kelimeler değil işlerdir.
En büyük şey "Hayatı Yaşamak" tır.
Öyle yaşamak ki; tüm yaşantımızı Bahai Ruhu ve Bahailiğin kutsal öğretileri ile dopdolu tutmak, gerek karakterimiz, gerek çalışmamızla bizde herkesten farklı bir sevinç, güç, sevgi, temizlik, parlaklık ve verimlilik bulması ve madde dünyasının insanlarından ayırt etmesi ve tüm insanlardan bizdeki bu yeni hayatın tılsımını merak etmelerini sağlamaktır. Bencillikten tamamıyla sıyrılıp kendimizi Allah 'a adamalıyız ki her gün ve her anımızla yalnızca Allah 'ın arzuladığını O 'nun arzuladığı şekilde yapmayı isteyelim.
Bunu samimiyetle yapabilirsek tam bir birlik, beraberlik ve uyum içerisinde oluruz. Uyumun olmadığı yerde gerçek Bahai Ruhu eksik demektir.
Kendi hayatlarımızda bu değişikliği, bu yeni güç, bu karşılıklı sevgi ve uyumu göstermedikçe Bahai öğretileri sadece bir isimden ibaret kalır."
Hz.Ali'nin "Görmediğim Tanrıya inanmam-tapmam" sözünün batıni anlamının açılımı budur :)
evrensel-insan
15-11-2009, 18:12
Saygideger psiko;
Bu da başkalarında kusur aramak ve kuyusunu kazmaktan sakınmak
ve
bunun yerine kendi kusurlarımızın köklerini arayıp bulmak ve kendi başarısızlıklarımızı yenmek için çalışmak baslıca amaç olmalıdır.-psiko-
Konunun ozu de bu olsa gerek. Tek sorun da, koyulastirdigim kelime. Yani, neyin kusur, neyin kusur olmadiginin ortaya konabilmesi, farkindaligi, bilgisi ve bilinci. Tabi bir de neye, kime gore Kusur? Bu da, dusunce ve davranista insan olmaya ve insanlik sunmaya gore olmali. Kisiye veya kisinin ideolojik/inancsal dogrularina gore olursa; yine ayni sorunlar basgosterir.
Oyuzden herhalde, sizin grubunuzda; kusurun ne oldugu ve nasil ortaya ciktigi ve ondan da nasil kurtulunacagi, katilimci demokrasiyle karar veriliyor.
Bir de biliyorsun, kusura teslimiyet gosteren bir atasozumuz var;
"O kadar kusur, kadi kizinda da bulunur" diye. Aslinda bilmiyorum, bu atasozunun tarihcesi nedir? Herhalde, kadinin kizi en az kusura sahip bir kisilige sahipmis. Neyse!
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel hocam ;
Biz insanoğulları,
yaratıldık mı ?
evrim yolu ile mi var olduk ?
tartışmasına girmeden,
konu adına bakacak olur isek,
"Aynı" gelişe sahip olduğumuz sanırım teist-ateist veya başka bakış ve anlayışa sahip herkesçe kabul edilebilir.
Dolayısı ile "Kusur aramak"
dediğimiz kavramı biraz açacak olur isek,
"Ben insanın sırrıyım.İnsan da Benim sırrım"
"Nefsini tanıyan Rabbini tanır"
sözleri ile bakacak olduğumuzda,
"Kendimizi okuduğumuz"da,
aslında varoluş olarak bizimle aynı-bir olanı tanımış ta oluruz.
Dolayısı ile ayrılıkları tetikleyici bencil düşüncelerimizin kaynağına inebildiğimizde,
başkası olarak nitelediğimiz,
bizimle aynı köke sahip hemcinsimiz insanoğlunu tanır,
bu nedenle de,
belki kendimize karşı empati konusunda sıkıntı yaşamamış oluruz.
evrensel-insan
15-11-2009, 18:44
Saygideger psiko;
Tum bunlar, dogal dusuncenin; yaratilissal/tanrisal/ideolojik/inancsal/dogrusal temelli; ayrimci/bencil/iktidar-guc-otorite uygulamali, insandisi, tanri veya madde ve insanlikdisi zihniyetinin bir urunudur.
Tartisma acmak icin soylemiyorum ama; tum bu dogal dusunce zaten insan olmaya veya insanlik sunmaya yonelik degildir. Dogal dusunce de insanoglu her yonuyle kullanilan bir aractir. Amac ta zaten, dogal dusunce, onun emperyalist zihniyeti ve dini orgutlenmesidir.
Evrensel-insan dusuncesi ve onun dogal dusunce ile bagini saglayan, epistemolojik gercekcilik ise, tamamen insanozlu, insanlikyuklu, insani her seyin ilki, basi yapan, insani insanlastirmayi ve evrensel/insansal degerleri amac yapan bir icerige sahiptir.
Sonucta, bu dunya ve herturlu soru-cevap ve yonetim-yonlendirim, egitim/ogretim/ogrenim insan turu, yani bizim icin. Dolayisiyle, her sey bizim urunumuz. Biz bu budur/bu degildir diyoruz.
Yoksa ne kavramlastirdigimiz madde, ne de kavramlastirdigimiz tanri, bizlere "merhaba, benim adim madde/tanri, siz insanogluyla tanistigima memnun oldum" dememistir.
Sonucta karar verilecek olan, ki bu evrensel-dusunce ile tanisanlar icin ve epistemolojik gercekligi algilayanlar icin gecerlidir, soru sudur. INSAN HER YONUYLE BIR ARAC MIDIR/AMAC MIDIR?/ ARACSA, NEYIN/KIMIN ARACI; AMACSA/AMAC NEDIR?
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
15-11-2009, 19:58
Saygideger psiko;
Yukaridaki mesaja, daha icerikli bir anlam katmasi amaciyle, sunlari da eklemek istiyorum.
Nihilizm ile birlikte, emperyalist zihniyet hem tanriyi, hem de maddeyi sifirlayarak; kendi, dogal dusunce cikarinin temelinde insanoglunu; cesitli/karsitli ideolojik inancsal dogrusallarin dogrulariyla savastirarak/kutuplastirarak ve biri birine kirdirarak ve de her iki ucu da "besleyerek" halka da kendini, bu kargasaya karsi "korur, kollar" gozukerek; kendi dini orgutlenmesini duzen ve sistem olarak surdurmekte ve her turlu insanoglu kullanimiyla, nemalanmakta ve ellerini ogusturmaktadir.
Bu temelde; ya emperyalist zihniyetin, dini orgutlenmesi altinda, onlarin; tanrisal/maddesel karma bir araci olacagiz ve bu dogal dusuncenin canavarini besleyip, buyutmeye ve yasatmaya devam edecegiz; ya da evrensel-insan dusuncesi sayesinde, bu dogal dusunceyi; zihniyeti ve orgutlenmesiyle birlikte, insan ve onun insanligi adina tarihe gomecegiz.
Bunu yapabilmekte, once birey bilinci alabilmekten, epistemolojik mantigin gercegini kavramak ve algilamaktan ve de bu canavar zihniyetin, ipini pazara cikarmaktan geciyor.
Bu da ancak; bu zihniyetin, disina cikabilmek ve bu zihniyetin, insanoglunu birbirine dusuren hic bir ideolojik/inancsal dogrusuna tutunmamaktan ve notr olarak; bu zihniyeti, tum insandisi, inanlikdisi ve insanozaleyhteciliginin tum resmini ortaya koyaraktan yapilir.
Tabi bu, yapmak isteyenler ve insanoglunun ve kendinin arac olarak kullanildiginin farkina ve bilincine varanlar icin gecerlidir.
Iste, emperyalist zihniyetin ve onu yonetip, yonlendirenlerin korkulu ruyasi da budur. Bilhassa son zamanlarda, bilimi de bu konuda kullanarak; ayrimciligi koruklemekte ve insanogluna, bunun dogal/kacinilmaz/degistirilmez, kisaca biryerde kader oldugunu gosterme cabasindadir.
Biz insanoglunun elinde, bir tek yasami ve iliskisi var. Iste onemli olan, bunun kontrolunu ve yonetim ve yonlendirimini, emperyalist zihniyete ve onun ideolojik orgutlenmesine, kaptirmamak ve kontrolunu ve yonetim-yonlendirimini teslim etmemek gerekir.
Ben, ve dusuncem; bunun icin cabaliyoruz. Baskalarina da en azindan boyle bir dusuncenin varligini haber veriyoruz. Cunku, emperyalist zihniyet, rakipsiz/kalici ve tek basina digildir. Bunu gostermeye calisiyoruz.
Oda bunu gordugu ve hissettigi icin, 20. yuzyildan itibaren, bireyci akilciligi sayesinde, dunya da teror estiriyor ve iyice gemi aziyi aldi.
Tum insani ve onun insanligini teslim almadan; bu zihniyetin rakipsiz olmadigini ve teslim olmayacagimizi bireyler olarak; evrensel/insansal haykirmamiz gerekiyor. Iste ben bunu yapiyorum. Sesimi, dusuncelerimi yansitarak, duyurabildigim kadar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel hocam ;
Elden geldiğinin üzerinde,
isimler ve şekillerden kaçmaya çalışırım.
Şevki efendiden aldığım pasajda da bunu belirtiyordu.
Mesela nasıl izah edeyim.
Şöyle diyeyim.
Birine sorduk
-Adın ne ?
-Cömert
Bunu çoğaltabiliriz.
-Adın ne ?
-Dürüst
-Ama sen yalancısın !!
-Adın ne
-Rahim
-İyi de sen en yakınlarına dahi merhametli,esirgeyici değilsin !!
vb vb vb
İşte burada kişinin davranışının da, isimle müsemma olması gerekiyor benim anlayışımda.
Yani adı cömert,kendi cimri ise,
bu benim için sözlerle ameller arasındaki "Fark"ı görmeme
ve
"Sözleri ile amelleri aynı olmayanların izinde"
yürünemeyeceği anlayışına yol açmakta.
Yani hocam yaşam bu kadar yalın bende :)
Neyse konu özünden çok saptı.
Konumuz Talak 4 ve "Fedofili"
Bence bu konunun en önemli argümanı,
Hüseyin Üzmez olmalı.
Çünkü yaptığı şeyi savunurken (Hem kendi hem de dinci çevre)Kur'anı baz alarak savunma yaptılar.
Oysa "Maruf" onların savunularına uygun değildi.
Now as for such of your women as are beyond, the age of monthly courses, as well as for such as do not have any courses, their waiting-period - if you have any doubt [about it] - shall be three [calendar] months; and as for those who are with child, the end of their waiting-term shall come when they deliver their burden. And for everyone who is conscious of God, He makes it easy to obey His commandment:
(5) [for] all this is God's commandment, which He has bestowed upon you from on high. And unto everyone who is conscious of God will He pardon [some of] his bad deeds, and will grant him a vast reward.
وَٱلَّٰٓـِٔى يَئِسْنَ مِنَ ٱلْمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمْ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشْهُرٍۢ وَٱلَّٰٓـِٔى لَمْ يَحِضْنَ ۚ وَأُو۟لَٰتُ ٱلْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مِنْ أَمْرِهِۦ يُسْرًۭا ﴿٤﴾
ذَٰلِكَ أَمْرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ ۚ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا ﴿٥
Ay hali görmekten kesilen ve hiç ay hali görmeyen (10) kadınlarınıza gelince, onların iddeti, -eğer [onun süresiyle ilgili] bir şüpheniz varsa- üç [takvim] ay[ı] olacaktır; hamile olanların iddetleri ise, doğum yaptıklarında sona erecektir.Allah, kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyan herkese, buyruklarına uymayı kolaylaştırır: (11)
10 - Yani, herhangi bir fizyolojik sebepten dolayı.
11 - Lafzen, "durumundan kolaylık verir" -yani, durumunu kolaylaştırır. Bunun anlamı şudur: Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olması, mümini Allah'ın her türlü buyruğuna kalp huzuruyla teslim olmaya teşvik eder.
Islam`da Kuran disinda, her sozunun oldugu gibi kabul edildigi dini istismar edebilecek bir olgu yoktur. Kuran ve Hadis`i ornek gosteren herkes, Islam`da alimdir.
Yasadigi yer, zaman ve sartlar dolayisi ile Kuran`i dogru yorumlayamayan alimler olabilir ve bir cok ornegi de vardir.
Yukarida ornek olarak gosterdigim tefsir ve meal Muhammed Esed`e aittir. Benim benimsedigim bu meale gore bahsedilen, yasi kucuk oldugu icin degil, herhangi bir fizyolojik sebepten, kadinsal bir hastaliktan veya gebelikten dolayi hayiz gormeyen kadinlardan bahsetmektedir.
Mevdudi ve diger ornek gosterdiginiz herkes bu meselede yaniliyor olabilir.
Ornek gosterdiginiz ayette, Allah Teala, `erkekler hala erismemis kizlarla evlensin` diye bir telkin ve ya emir vermiyor, bosanma durumunu anlatiyor. Bosanma durumunda kadin 3 ay beklesin diyor. Kadinin hakkini erkege karsi korumak icin.
Eger siz bu ayetten, Islamda `erkekler kucuk cocuklarla evlenmeli sonucunu cikariyorsaniz`, helal olsun hayal gucunuz baya bir kuvvetli derim.
hiç ay hali görmeyen
Yanlış çeviri. Orada geçmiş zaman kullanılıyor. Yani hiç adet görmemiş olan diye çevrilir; daha iyi çevirisi de henüz hiç adet görmemiş olandır.
Ornek gosterdiginiz ayette, Allah Teala, `erkekler hala erismemis kizlarla evlensin` diye bir telkin ve ya emir vermiyor, bosanma durumunu anlatiyor. Bosanma durumunda kadin 3 ay beklesin diyor. Kadinin hakkini erkege karsi korumak icin.
Eger siz bu ayetten, Islamda `erkekler kucuk cocuklarla evlenmeli sonucunu cikariyorsaniz`, helal olsun hayal gucunuz baya bir kuvvetli derim.
Sayın Iman,
41. sayfalık başlıkta böyle bir sonuç çıkartan olmadı zaten. Talak/4 ve ilgili ayetlerden, büluğa girmemiş küçük kızlarla evlenmenin zorunlu olduğu değil, dinen mümkün/meşru olduğu çıkmaktadır.
Sizin de içinize sinmemiş olacak ki, Muhammed Esed'in tercümesine sarılmışsınız. Oysa, diğer meal ve tefsirciler arasında bu konuda herhangi bir ihtilaf yok. Ayrıca ayetin nüzul sebebi de açıkça göstermekte ki, bu ayette henüz büluğa girmemiş küçük kızların boşanma durumu düzenlenmiş.
Başlığın ilk mesajındaki alıntıları (hem de Mevdudi'yi dışarda bırakarak) tekrarlıyorum:
Diyanet İşleri Eski: ''Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda''
Diyanet İşleri Yeni: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda''
Ömer Nasuhi Bilmen: ''Ve o kadınlar ki, hayızdan kesilmişlerdir veya hayız görmeye başlamamışlardır''
Süleyman Ateş: ''(Yaşlılıklarından ötürü) Adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresinden) şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. ''
Ali Bulaç: ''Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri''
Suat Yıldırım: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir.''
Şaban Piriş: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar eğer tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir.''
Ümit Şimşek: ''Hayızdan kesilmiş hanımlarınızın iddetinde şüpheye düşerseniz, onların da, henüz hayız görmemiş olanların da iddeti üç aydır.''
Seyyid Kutub, Fizilal'il Kuran, Talak/4-5'in tefsiri (http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm):
Boşanma sonrası bekleme döneminin süresine ilişkin bu sınırlandırma hayız görmeyen, bir de hamile olmayan kadınlar içindir. Hayız görmeme durumu hem hayızdan kesilmiş kocamış kadınlar hem de yaşının küçüklüğünden veya bir hastalıktan dolayı henüz hayız görmeyen kadınları kapsıyor.
Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran Tefsiri, Talak/4'ün tefsiri (http://www.tahavi.com/tefsir/065.html)
Ve o kadınlar ki, altmış veya elli beş yaşında oldukları için hayzdan kesilmişler veya pek genç oldukları için henüz hayz görmeğe başlamamışlardır, eğer bunların boşandıkları vakit iddetleri hususunda şüpheye düşmüş iseniz biliniz ki: onların iddetleri üç aydır. Bu kadar müddet bekleyince kendilerini boşamış olan kocaları ile bağları tamam kesilmiş olur, artık başkaları ile evlenebilirler.
Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini - Kuran Dili, Talak/4'ün tefsiri (http://www.enfal.de/telmalili/talak.htm)
Bunlar gerek on yedi yaşından küçük olup henüz büluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek büluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle büluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır.
İbn-i Kesir,
Hadislerle Kuran-ı Kerim Tefsiri (Çağrı Yayınları), çevirenler: Prof. Dr. Bekir Karlığa / Prof. Dr. Bedriddin Çetiner, Talak/4'ün tefsiri
Allah Teâlâ, yaşlılık nedeniyle âdetten kesilmiş olan kadınların iddet müddetinin âdet gören kadınlarla ilgili olarak Bakara sûresinde (228. âyet) belirtildiği gibi üç temizlik üzerine üç ay olduğunu belirti*yor. Henüz âdet yaşına erişmemiş olan küçük kızların da âdetten kesil*miş hanımlar gibi üç ay iddet bekleyeceklerini bildiriyor
Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kuran Tefsiri (Anadolu Yayınları), Talak/4'ün tefsiri
İniş Sebebi:
Ubey b. Kâb (R.A.), Peygamber Efendimize: «Ya Resûlellah! Kadınların iddetiyle ilgili âyet inince Medineli bazı kişiler, ayhalinden ümidi kesilenle henüz ayhali olmayan kadınların ve bir de hâmile kadınların iddeti hakkında Kur'ân'da bir açıklama ve hüküm yoktur, diyorlar. Bu hususta ne buyurursunuz?» diye sorunca, ilgili âyetler indi.< (...) Yaşı küçük olduğundan henüz ayhali görmüyorsa, o da boşandıktan sonra üç ay bekler; bu süre dolmadan başka biriyle evlenemez.
Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t Tefasir(Ensar Neşriyat), Talak/4'ün tefsiri
Aynı şekilde, küçüklüğünden dolayı hayız görmeyenlerin iddeti de üç aydır.
Ali Küçük, Besairu'l Kuran (Adım Yayınevi), Talak/4'ün tefsiri
Yaşlılıklarından dolayı hayızdan kesilmiş, hayızdan ümidi kesilmiş, hayız görme dönemi bitmiş ve henüz hayız görmemiş, hayız görecek yaşa gelmemiş kadınların iddetleri hususunda bir şüpheye düşerseniz, bilesiniz ki onların iddetleri üç aydır. Gebe olan kadınların iddetleri ise doğumları ile tamamlanmış olur.
Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kuran Tefsiri (Üçdal Neşriyat), Talak/4'ün tefsiri
Vacip Tealâ kadınların hayız görenlerinin iddetini beyan buyurunca huzur-u risalette bulunan ashaptan (Müaz b. Cebel) ''Ya Resulallah! Hayız erbabının iddetini bildik. Erbab-ı hayızdan olmayanların iddeti nedir?'' ve diğer bir kimsenin dahi ''sabiyye olanların iddeti nedir?'' ve bir başkasının da ''karnında çocuk olanların iddeti nedir?'' demeleri üzerine şu suâl olunan hatunların iddetlerini beyan etmek üzere buyuruyor: ''Talâk verdiğiniz nisvandan sol hatunlar ki onlar hayızdan kesilmekle çocuk getirmekten me'yııs oldular. Eğer onların iddetlerinde şüphe ederseniz onların ve hiç hayız görmeyen sabiyye hatunların müddet-i iddetleri üç aydır ve üzerleri çocuklu olan hatunların gerek mutalleka olsun ve gerek kocaları vefat etmiş olsun iddetleri üzerlerinde olan çocukları doğuruncaya kadardır.
Yani elli-ellibeş yaşını tecavüz etmekle hayızdan ve çocuktan ümidi kesilmiş me'yus ve
yaşlı olan kadınlara ve henüz sinn-i rüşde baliğ olmamış sabiyye olanlara talâk verip de iddetinde şekkederseniz onların iddetleri eğer talâk ayın bidâyesine tesadüf ederse o ayın ibtidası ve ayın ortasına tesadüf ederse gün hesabiyle üç aydır.
saygılarımla
Islam`da Kuran disinda, her sozunun oldugu gibi kabul edildigi dini istismar edebilecek bir olgu yoktur. Kuran ve Hadis`i ornek gosteren herkes, Islam`da alimdir.
Nası yani ??
He tamam anladım :) şunun
Mevdudi ve diger ornek gosterdiginiz herkes bu meselede yaniliyor olabilir.
için diyor bunlarıııı
ayrıca şunun içinde galiba :
Yasadigi yer, zaman ve sartlar dolayisi ile Kuran`i dogru yorumlayamayan alimler olabilir ve bir cok ornegi de vardir.
Sayın iman buradaki anlatımınız adına,
yaşanan yer,yaşanan zaman ve yaşanan şartlar ne olmalı
veya
nasıl olmalı ki,
"İman etmiş" hem de alim olmuş birileri iman ettikleri bir kitabı bu yüzden doğru yorumlayamasınlar ?
Bakın sayın Alchindus'un en önem arzeden şey dediği,
ki benim de katıldığım şey "Gerçeğe sadakat-sıdk"
(Kendi doğrularımıza değil elbette)
Yani bu sözlerinizle,
bir takım-bazı alimlerin gerçeğe sadakatları olmadığını mı beyan etmektesiniz ?
Muhterem ben başlık içinde fakihin tarifini yaptığımı hatırlamamaktayım!
Fakihin tarifi malumdur, sır değildir!
Fakih delillerden hüküm istinbat edebilen islam hukukçusudur!
Bence böyle kinayelere falan gerekde yoktur!
Ben bu başlıkta ve bu forumdaki pek çok başlıkta konu kuran ve islami hükümler olduğunda asgari gerekliliklere haiz olmayanların ahkam kesmelerine dikkat çektim!
Bunda haksız mıyım!
Sayın Alchindus ;
Bir zamanlar Yahudiler ve müşrikler tarafından Hz.Resulallaha "Ruh nedir ?" "Hilal-ler nedir ?"
şeklinde sorular sorulmuş,
"Ruh Rabbimin emrindendir.Size ondan az bir bilgi verilmiştir"
"Hilaller,insanlar için tayin olunan vakitlerdir."
şeklindeki cevaplar yüzünden,
"Daha ruh'un ne olduğunu bilmiyor"
"Hilallerin ne olduğunu bilmiyor ama kendini ledünni ilminin alimi sanıyor"
şeklinde,
Hz.Resulallah'ı "Cahil" tesmiye etmişlerdir.
Şimdi,
"Gerçeğe sadakat-sıdk" dediğimizde,
bunu başarabilmek "Bilgi" ile mi oluyor ?
yoksa
başka bir anlamı var mı ?
Daha doğrusu sadece bilgili olmak "Gerçeğe sadakat-sıdk"a yetiyor mu ?
Alchindus
16-11-2009, 13:51
Sayın Alchindus ;
Bir zamanlar Yahudiler ve müşrikler tarafından Hz.Resulallaha "Ruh nedir ?" "Hilal-ler nedir ?"
şeklinde sorular sorulmuş,
"Ruh Rabbimin emrindendir.Size ondan az bir bilgi verilmiştir"
"Hilaller,insanlar için tayin olunan vakitlerdir."
şeklindeki cevaplar yüzünden,
"Daha ruh'un ne olduğunu bilmiyor"
"Hilallerin ne olduğunu bilmiyor ama kendini ledünni ilminin alimi sanıyor"
şeklinde,
Hz.Resulallah'ı "Cahil" tesmiye etmişlerdir.
Şimdi,
"Gerçeğe sadakat-sıdk" dediğimizde,
bunu başarabilmek "Bilgi" ile mi oluyor ?
yoksa
başka bir anlamı var mı ?
Daha doğrusu sadece bilgili olmak "Gerçeğe sadakat-sıdk"a yetiyor mu ?
İmdi evvela bir tashih yapalım!
Ruhla ilgili sual içün üzerinde durulan rivayette yahudilerden başkaca iki sual daha geliyorki birisi ashabı kehf diyeride zülkarney içündür!
Bunlardan aldıkları cevaplar ve ruh içün zikronulan isra seksenbeş ayeti karşısında sukut ediyorlar çünkü zati eğer bu minvalde bir cevap alırlar ise sual yönelttikleri zatın nebi olması icab ettiğini suali sormadan evvel aralarında müzakere ediyorlar!
Diğeri içünde ben zikrettiğiniz gibi bir tenkit görmedim, bakara suresindeki ayet içün müslümanların veyahut yahudilerin sualleri üzerine veyahut yahudilerden bazılarının sahabiye onlarında Hz. Muhammede sormaları üzerine bu ayetin indiği hakkında rivayetler vardır amma bunlarda bu ayetten sonra böyle dediler deyu bir nakil bildiğim kadarıyla yoktur!
Hem nasıl olsun, "vakit ölçüleri" bu meselede hakikatın beyanı değil midir!
İmdi diğer bahise gelir isek bilgi ile gerçeğe sadakat göstermek arasında zaruri bir bağ yoktur, cehli izale ile olmadığı gibi!
Yani bilgi kişiyi her daim cehaletinden kurtarmadığı gibi gerçeğe sadıkda yapmaz!
Bizim "gerçeğe sadakat" dediğimizde hassaten işaret ettiğimiz husus, ferd içün bir şeyin "gerçek" diye tesmiye olunmasını, öyle kabul edilmesini netice veren şartlar ne ise bütün bunlara haiz bir mevzunun vakıanın haberin, sırf ferdin nefsine hevasına veyahut bayağı çıkarlarına giran gelmesi, bunlara muahlif olması gibi meselelerden mütevellid reddolunması onun "gerçek" oluşunun kabul kabul ve beyan edilmemesidir!
"Gerçeğe sadakat" göstermek demek, gerçek olduğu idrak edilmiş şeyin "gerçek" diye tesmiye olunması, öyle kabul edilmesidir, bu husus nefsimize çıkarlarımıza giran gelsede!
Yani bilgi kişiyi her daim cehaletinden kurtarmadığı gibi gerçeğe sadıkda yapmaz!
Sualimin cevabı bu.
Teşekkür ederim.
Sayin Ulpian,
Bahsedilen adet gormemis kadinin keisnlikle baluga ermemis kiz olduguna nasil emin oluyorsunuz?
Bahsi gecen hic ve ya henuz hayiz gormemis fakat balug cagina ermis kadin da olabilir. Hic regl donemi gecirmemis ama balug cagina ermis kadin yok mudur?
Sizin cikardiginiz sonucun dogru olabilmesi icin, Qur`an ve ya hadis ile, Musluman bir erkegin, balug cagina ermemis bir kiz ile evlenebilecegi sabit olmus olmali.
Kesin bir dil ile `Musluman erkek balug cagina ermemis bir kiz ile evlenebilir` seklinde bir ayet veya hadis gosterebilir misniz?
Neden Allah Teala`nin onca acik ve secik anlasilan ayetleriyle bildirdigi mucizesi dururken, yanlis ve esksik tercumelerle icinden saptirilmis anlamlar cikarilan ayetlerle ugrasiyorsunuz? Neden Allah`a iftira ediyor sunuz? O bunun hesabini elbet soracaktir.
Ali Imran Suresi 7. Ayet, Tefsiri (Yorumu) ile beraber:
İlahî kelâmın özü olan açık ve kesin hükümlü mesajlar ile müteşabihleri kapsayan bu ilahî kelâmı sana bahşeden O'dur. (5) Kalpleri hakikatten sapmaya meyilli olanlar, sırf kafaları karıştır[acak şeyler bul]mak (6) için ve ona [keyfî] anlamlar yüklemek amacıyla ilahî kelâmın müteşabih olarak ifade edilen kısmına (7) uyarlar; oysa Allah'tan başka kimse onun kesin anlamını bilemez. (8) Bu yüzden bilgide derinleşenler şöyle derler: "Biz ona inanırız: tümü Rabbimizdendir; derin kavrayış sahipleri dışında kimse bundan ders almasa da.
5[I] - Yukarıdaki pasaj, Kur'an'ın anlaşılmasında bir anahtar olarak görülebilir. Taberî, âyâtun muhkemâtun ("açık ve kesin hükümlü mesajlar") ifadesini, fukahânın ve dilbilimcilerin nass olarak tarif ettikleri şey, yani, ifade tarzları itibariyle açık ve açıklayıcı (zâhir) olan emir ve beyanlar (karş. Lisânu'l-Arab, nass maddesi) ile özdeş görür. Sonuçta Taberî, yalnızca Kur'an'ın birden fazla yorumu kabul etmeyen emir ve beyanlarını muhkem ayet sayar (ki bu, tabiatıyla, belli bir muhkem âyet'in anlam ve sonuçları konusundaki görüş farklılıklarını dışlamaz). Ancak bana göre, yukarıdaki tanıma uymayan herhangi bir Kur'an pasajını müteşâbih (allegorical) olarak görmek, çok dogmatik bir düşünce tarzı olur. Çünkü Kur'an'da, birden çok yoruma müsait olduğu halde, müteşâbih olmayan birçok ifade/beyan vardır -tıpkı, müteşâbih ifade tarzlarına rağmen, araştırıcı akla tek bir anlam ilham eden pek çok ibare ve pasaj bulunduğu gibi. Bu sebeple, müteşâbih âyetler, mecazî olarak ifade edilen ve doğrudan birçok kelime ile anlatılma yerine istiâre yoluyla işaret edilen anlamı yansıtan Kur'an pasajları olarak tanımlanabilir. Muhkem âyetler, "ilahî kelâmın özü" (ummu'l-kitâb) olarak tanımlanmıştır. Çünkü bunlar, mesajın temelini teşkil eden ana ilkeleri ve özellikle ahlakî ve sosyal öğretileri kapsar. İşte müteşâbih âyetler, ancak bu açık şekilde ifade edilen ilkeler ışığında doğru olarak yorumlanabilirler. (Kur'an'daki sembolizm ve müteşabihat konusu ile ilgili daha detaylı bir tartışma için bkz. Ek I.)
6 - Burada işaret edilen karışıklık, müteşâbih (allegorical) bölümleri "keyfî şekilde yorumlama"nın bir sonucudur (Zemahşerî).
7 - Lafzen, "ona".
8 - İlk müfessirlerin çoğuna göre, bu, ğayb kategorisine, yani, insan kavrayışının ve tahayyülünün ötesindeki gerçeklik alanına giren ve bu yüzden müteşâbih (allegorical) terimler dışındaki bir yolla insana anlatılamayan metafizik konulara -mesela, Allah'ın sıfatları, zaman ve sonsuzluğun kesin anlamı, ölünün yeniden dirilmesi, Hesap Günü, cennet ve cehennem, melek olarak tanımlanan varlıkların veya güçlerin mahiyeti vb.- değinen müteşâbih pasajların yorumuna işaret etmektedir. Ancak klasik müfessirlerin bu görüşünün, metafizik konularla ilgili olmadıkları halde maksadı ve ifade tarzı tamamiyle müteşabih olan birçok Kur'an pasajını dikkate almadığı görülür. Bana göre, bu şekildeki müteşabihatın mahiyetine ve fonksiyonuna gerekli dikkat gösterilmeden yukarıdaki pasajın doğru şekilde anlaşılması mümkün olmaz. Gerçek bir müteşabih, doğrudan ve açık terimlerle aynı kolaylıkla anlatılabilecek olan bir şeyin bambaşka renkli ifadelerle tasvirinden farklı olarak, karmaşıklığından dolayı doğrudan ve açık terimler yahut önermelerle yeterli biçimde ifade edilemeyen ve bu karmaşıklık sebebiyle, detaylı bir "ifadeler" demeti olarak değil de genel bir zihinsel imaj olarak ancak sezgi yoluyla kavranabilen şeyleri mecazî bir şekilde ifade etmeyi kapsar: Ve sanıyorum, "Allah'tan başka kimse onun kesin anlamını bilemez" ibaresinin anlamı budur.
"Gerçeği bile bile gizleyen-ler"
olarak ifade edilenler,
Ruh için alınacak cevap şu olursa,
bu cevabı verenin Nebi olduğu hususunda,
suali sormadan evvel aralarında müzakere ediyorlar.
Sonra ne oluyor ?
Nebiliğini "Kabul" mü ediyorlar red mi ?
Reddediyorlar ise,
ki öyle,
"Cahil" isnadı yapmama-yapamamalarının karinesi nedir ki ?
Sizin duymamış olmanız mı ?
Yoksa rivayetleri yazanların Müslüman oluşları mı ?
Bu konuda size bir soru.
Hz.Hüseyin'in,
başının vurulması olayı ile ilgili rivayeti de anlatabilir misiniz ?
sizin duyduğunuz gibi,
ki,
bakalım rivayetler nasıl başkalaşım geçiriyor.
Neden Allah Teala`nin onca acik ve secik anlasilan ayetleriyle bildirdigi mucizesi dururken, yanlis ve esksik tercumelerle icinden saptirilmis anlamlar cikarilan ayetlerle ugrasiyorsunuz? Neden Allah`a iftira ediyor sunuz? O bunun hesabini elbet soracaktir.
sayın Iman,
hala içinize sinmeyişini saygı ile karşılıyorum. Ama içinize sinmediğinden dolayı, var olan gerçeğe gözünüzü yummanız sıhhatli değil.
- ''eksik tercümeler''den bahsetmişsiniz. Oysa, sadece bir sürü meal örneği değil, bir sürü tefsir örneği de sundum. Ve bunların bir kısmı zaten Arap veya Arapça dilinde yazan alimler. Yani sorun tercüme kaynaklı bir sorun değil!
- Kuran ve Sünnetin büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesini genel olarak meşru gördüğü konusunda zaten herhangi bir tartışma da yok. Bu başlıkta da tartışılan bu değildi (cimanın hangi yaşta meşru olduğu konusu tartışıldı). Başlıkta gerek benim gerek bana karşı çıkanların alıntıladığı bütün tefsir ve fıkh eserleri, büluğdan önce evliliğin genel olarak meşru olduğunu zaten söylemekte.
Hala kabul edemeyişiniz güzel birşey. Fakat ''yok yok, İslam'da böyle birşey olamaz'' demekten öteye gitmiyorsunuz.
saygılarımla
sayın Iman,
hala içinize sinmeyişini saygı ile karşılıyorum. Ama içinize sinmediğinden dolayı, var olan gerçeğe gözünüzü yummanız sıhhatli değil.
- ''eksik tercümeler''den bahsetmişsiniz. Oysa, sadece bir sürü meal örneği değil, bir sürü tefsir örneği de sundum. Ve bunların bir kısmı zaten Arap veya Arapça dilinde yazan alimler. Yani sorun tercüme kaynaklı bir sorun değil!
- Kuran ve Sünnetin büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesini genel olarak meşru gördüğü konusunda zaten herhangi bir tartışma da yok. Bu başlıkta da tartışılan bu değildi (cimanın hangi yaşta meşru olduğu konusu tartışıldı). Başlıkta gerek benim gerek bana karşı çıkanların alıntıladığı bütün tefsir ve fıkh eserleri, büluğdan önce evliliğin genel olarak meşru olduğunu zaten söylemekte.
Hala kabul edemeyişiniz güzel birşey. Fakat ''yok yok, İslam'da böyle birşey olamaz'' demekten öteye gitmiyorsunuz.
saygılarımla
kırmızı yerleri
kurana yamayamazsınız.
kuran böyle bişey demez.
demediği de açıktır zorlama bi anlamla yanılmış islam alimleri ! ile bişeyler ispatlayamazsınız.
Allah akıl vermiş, biz kendimiz uğraşıp çaba sarfedip ilgilenip kuranı anlayacağız.
açık bi kitap ama anlamak isteyen ve önyargısız yaklaşana.
spartaküs68
19-11-2009, 14:48
kırmızı yerleri
kurana yamayamazsınız.
kuran böyle bişey demez.
demediği de açıktır zorlama bi anlamla yanılmış islam alimleri ! ile bişeyler ispatlayamazsınız.
Allah akıl vermiş, biz kendimiz uğraşıp çaba sarfedip ilgilenip kuranı anlayacağız.
açık bi kitap ama anlamak isteyen ve önyargısız yaklaşana.
sekiz tane islam aliminin tefsirini verdi bir arkadaş sanırım sayın ulpian adlı üye
hepsi mi yanılabilir?pes yani bizde sıkılmaya başladık
o zaman sizde böyle olmadığına dair kaynak verin
bu tarz yazılarla gerçekten tartışma sıkıyor artık
kapatalım o zaman
alcinudus,o muazzam çeyrek osmanlıcası ile bu durumu kabul etti zaten
o çeyrek osmanlıcasından anladığım kadarı ile muhteşem bir karşılaştırma yapmış"küçük bir kızla cinsel ilişkiye suç varda anne-oğul ve ya baba oğul ilişkisine niye suç yok"
bak sayın mindar diğer bütün islam ülkeleri bir kızın 9 yaşında evliliğine "evet" diyor,kuranda ilgili sürede de bu konuya değinildiğini açıkca söylüyorlar ve bunu çok normal karşılıyorlar (Tunus hariç)
ama sen Türkiye'de bunu kabul etmeyip küçük bir kızın evliliğinin kuranda olmadığını söylüyorsun aslında bu çok normal nedeni ise sen Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu çağdaş değerler içinde yaşadın anormal karşılaman tabii ki çok normal bunu aslında dinine değil Mustafa Kemal Atatürk'e borçlusun
hala Osmanlının şer'i değerleriyle yaşamış olsaydınız küçük kızla evlenmeyi çok normal kabul edecektin tabii ki bu durumdan en karlı çıkanda Alcinidus adlı üyemiz olacaktı nedeni ise şimdi ki gibi çeyrek osmanlıca konuşmayacaktı aksine süper osmanlıca dil yapısına sahip olacaktı
işin gerçeğide biz bu muhabetleri yapamıyor olacaktık hapislerde kırbaç yiyerek çürümemek adına
Nasil ki asik bir insan sevdiginin hatalarini, cirkinliklerini gozune de soksaniz anlamazsa, iman etmis bir beyinin de fonksiyonlari kisitlanmistir. Yalniz bu konuda degil, her baslikta ayni sonuca varmamiz mumkun. Imanli kardeslerimizin, gunun birinde silkinip bu ruya aleminden uyanmasi tek umidimizdir; yuzlerce sayfa da yazissak, gozleri var goremezler, kulaklari var duyamazlar, beynin tutsagi olmuslardir artik.
Cunku:
Alchindus
19-11-2009, 17:08
alcinudus,o muazzam çeyrek osmanlıcası ile bu durumu kabul etti zaten
o çeyrek osmanlıcasından anladığım kadarı ile muhteşem bir karşılaştırma yapmış"küçük bir kızla cinsel ilişkiye suç varda anne-oğul ve ya baba oğul ilişkisine niye suç yok"
Gerçeğe sadakati olmayan, bir hususu bilmeden konuşan, hevasının kendisini kontrol ettiği ve anlamaması ile övünen bir insandan sadır olabilecek kelamlar bunlar!
İki kelimeyi yan yana getirip sahih bir telaffuz melekesine sahip olmadan başkalarının lisanına çekyrek osmanlıca derler, sanki bir sözün osmanlıca olup olmadığını anlayabilecek birikimleri varmış gibi ve sanki kamil osmanlıcaya vukufiyetleri varmış gibi!
Tebessüm ediyoruz!
Sonra mevzuya dönüyoruz, iktibas ettiğimiz metinde söylenenin aksine bizim dediğimiz şudur!
"Lem yehıdne" hayz görmeyenler demektir!
Bu sözün kelime manası içine girenler bellidir!
-Buluğa erip hayız görsede sonradan bir sebeple hayzdan kesilmiş olan!
-Buluğa ermiş amma sıhhi bir araz sebebi ile hiç hayz görmemiş olan!
-Buluğa ermediği içün hayz görmemiş olan!
Belki buna düzenli hayz görmeyenlerde dahil olunabilirki birinci zümreye bunlarda dahil olunabileceğinden zikretmedim!
İmdi işte bu ahvaldekinin iddeti açıklanıyor kuranda!
Bunu niçün reddedelim!
Reddettiğimiz bu ayetlerden buluğa girmemişe cima meşruiyeti çıkaran buradan da pedofili istnat eden batıl yorumdur!
Defaatle zikretsekde gerçeğe sadakati olmayanlar nazar etmiyor, islam beşer aklının ihata ettiği sınırlı alanlara hapsolunamaz, bu ahkam indirildiği zaman ve mekandan itibaren bütün zaman ve mekanlara hitap etmekte!
Bu ayette herhangi bir yaş zikri veyahut "filan evsaftaki ile evlenin" gibi bir yönlendirme felan yoktur, ayet sarihtir!
İmdi defaatle zikrettiğimiz gibi kuranın islamın ortaya koyduğu evlilik ahkamında çok büyük hikmetler ve alemşumulluk gizlidir! Evlilik ahkamı içün bütün zamanlarda ve mekanlarda cari olacak alemşumul prensipleri islam bildirmiştir!
Eşlerin denkliği, nikah akdinin marufa uygun olması!
Bununla bütün zaman ve mekanlarda amel edebilirsin amma misalen onsekiz yaşın altındaki kız evlenemez cima edemez ile her yerde ve devirde amel edemezsin çünkü böylesi bir emir heryerde uygulanabilir değildir insan fıtratına muhaliftir!
İmdi kadınlık adına mütekamil hale gelmiş onyedi yaşındaki bir kızı böylesi bir yasakla evlilikten ve cimadan men etmek istesende o buna itibar etmeyecektir batı ve kuzeyavrupada çok daha alt yaşlardakilerin etmediği gibi!
Bu gün bluğ çağına erişsede regl olmayan yetişkinler vardır hassaten kuzey avrupada!
İmdi onsekizi geçmiş hatta yirmi yaşlarına gelmiş bu insanlar içün asla tatbiki mümkün olmayan bu beşeri yasaların yapamadığını işte islam yapmıştır ve nikah ahkamını vaaz etmiştir!
Norveçli regl olmamış amma yaşca buluğ çağına girmiş bir genç kız islamın bu ahkamına göre evlenebilir boşanabilir! Yani bu hukuk onun halinide düzenlemiştir!
Mesele budur!
Bizim enseste dair verdiğimiz örneğide gerçeğe sadakatsiz ve bilmemesi ile iftihar eden arkadaş çarpıtmış ve bunda esasen islamda pedofili arayanların ikiyüzlülüğünü gösterir hikmeti setretmiştir!
Biz ensesti misal verir iken erken yaşta nikaha niçün hangi umdelerle karşı çıktığınızı ispatlamanızı arzu ettik!
Mesele ahlak mıdır, ferdlerin tercihleri midir yoksa nedir!
İki insanın hür iradeleri ile gerçekleştirdikleri bir evliliğe karşı çıkanların yine hür iradeleri ile birlikte olan ana ile oğula ses çıkarmamalarının hikmeti ne olmalıdırı sorduk!
Yoksa tek hikmet birisini islamın meşru, diğerini gayrı meşru görmesi midir!
Farzı muhal, islam ensest gibi bir çirkinliği meşru gorse idi burada enseste ses çıkarmayanlar "bu akla ve vicdana tecavüzdür" mü diyecekler idi!
İşte bunu ortaya koymak için sorduk bunu ve cevabımızı aldık!
Gerçeğe sadakat şart, bu olmadan olmuyor ve asıl maksadınız gizli kalmıyor!
hala Osmanlının şer'i değerleriyle yaşamış olsaydınız küçük kızla evlenmeyi çok normal kabul edecektin
Acaba bu meselelerde kaç osmanlı şeriye sicili tetkik ettinizde devri osmanlıda olunsa idi bunların pek tabii karşılanacağını kelam etmektesin!
Bilmeden konuşmak ortak şiarınız olmalı!
Aşağıda hicri 1330-32 yani miladi 1911-13 senelerini ihtiva eden şeriye sicili kayıtlarında rize içün yapılmış bir araştırmadan meseleye dair bir iktibas var!
Şüphesiz burada, ister istemez, buluğa ermeden evlendirilen kız çocuklarının kocalarıyla birlikte yaşayıp yaşamadıkları sorusu akla gelmektedir. Ömer Nasuhi Bilmen’e göre, bir çocuğun nikâhı akdedilmekle hemen zifaf icrası gerekmeyeceği aşikârdır. Zira İslâm, bu şekilde akdedilmiş evlenmenin esas hüküm ve neticelerini, kızın buluğa ermesine kadar askıda bırakmıştır. Bunun sebebi, küçüğün fiziki bakımdan olgunlaşmasını beklemek ve sonuçta evliliğin kadının sıhhatine zarar vermesini önlemektir. İşte bu noktada, buluğ çağına gelmemiş gençlerin evlendirilmesiyle alâkalı uygulamaları Rize ailesinde görmek mümkündür.
Örneğin, 8 Recep 1331’de Rize’nin Sahor (Sinekli) köyünden olan Hacer bint Şaban isimli kızı, annesi, aynı köyden olan Mehmet ile nikâhlamış; fakat kız ergenlik yaşına girer girmez itiraz etmiş ve nikâhını feshettiğini açıklayarak mahkemeye tescil ettirmiş ve mahkeme de nikâhını iptal etmiştir.
Petroz (Kututaş) köyünde yaşayan ve vasisi tarafından küçük yaşta nikâhı yapılan Hacer bint İshak isimli kız, vekili olan Abdulhamid Efendi aracılığıyla 23 Muharrem 1332’de mahkemeye gelerek, akıl-baliğ değilken 13 yaşında kendisinden küçük Yusuf ile nikâhlandığını, akıl-baliğ olduğunda (15 yaşına geldiğinde) ise, nikâhını istemeyip iptal ettiğini beyan ederek mahkemeden evliliğin iptalini istemiş, mahkeme de nikâhın geçersizliğine karar vermiştir.
Neticede, söz konusu dönemde Rize’de küçük yaşta olduğu halde; velileri tarafından yapılan nikâh akitlerinin iptali istenen dava sayısı sadece ikidir. Bu miktar aile ile alâkalı davalar arasında küçük bir oranı teşkil etmektedir.
1509 No'lu Rize Şer'iyye Sicili Işığında Rize Ailesi İle İlgili Bazı Bulgular, Arş. Gör. Ümit ERKAN, Osmanlı Araştırmaları
Bilmeden konuşmak ortak şiarınız olmaktan çıkmalıdır!
Gerçeğe sadakat şart!
sekiz tane islam aliminin tefsirini verdi bir arkadaş sanırım sayın ulpian adlı üye
hepsi mi yanılabilir?pes yani bizde sıkılmaya başladık
o zaman sizde böyle olmadığına dair kaynak verin
bu tarz yazılarla gerçekten tartışma sıkıyor artık
kapatalım o zaman
alcinudus,o muazzam çeyrek osmanlıcası ile bu durumu kabul etti zaten
o çeyrek osmanlıcasından anladığım kadarı ile muhteşem bir karşılaştırma yapmış"küçük bir kızla cinsel ilişkiye suç varda anne-oğul ve ya baba oğul ilişkisine niye suç yok"
bak sayın mindar diğer bütün islam ülkeleri bir kızın 9 yaşında evliliğine "evet" diyor,kuranda ilgili sürede de bu konuya değinildiğini açıkca söylüyorlar ve bunu çok normal karşılıyorlar (Tunus hariç)
ama sen Türkiye'de bunu kabul etmeyip küçük bir kızın evliliğinin kuranda olmadığını söylüyorsun aslında bu çok normal nedeni ise sen Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu çağdaş değerler içinde yaşadın anormal karşılaman tabii ki çok normal bunu aslında dinine değil Mustafa Kemal Atatürk'e borçlusun
hala Osmanlının şer'i değerleriyle yaşamış olsaydınız küçük kızla evlenmeyi çok normal kabul edecektin tabii ki bu durumdan en karlı çıkanda Alcinidus adlı üyemiz olacaktı nedeni ise şimdi ki gibi çeyrek osmanlıca konuşmayacaktı aksine süper osmanlıca dil yapısına sahip olacaktı
işin gerçeğide biz bu muhabetleri yapamıyor olacaktık hapislerde kırbaç yiyerek çürümemek adına
nasıl ben bir insan, bir müslüman, bir kul isem
ve siz bana inanmıyorsanız bu konuda,
8 tane dediğin islam alimine(!) de bu konuda inanmıyorum
sizde inanmayabilirsiniz
ama bu iş,
yürek ister, önyargısızlık ister, anlamak ister, emek ister, samimiyet ister
en önemlisi inanmaya engel olmadan düşünmeye çalışmayı ister,
yani inanmamak için değil
önyargısız, objektif düşünmek gerekir.
en önemlisi inanmaya engel olmadan düşünmeye çalışmayı ister,
yani inanmamak için değil
önyargısız, objektif düşünmek gerekir.
Madem onyargisiz dusunebiliyorsunuz, yine onyargisiz bier zamanlar "zeus"a inanan tapanlar
hakkinda ne dusunuyorsunuz? Sizce zeus diye bir tanri var miydi Olimpos daginin tepesinde oturan. Eminim size gore yoktu. O devirde yasamis olsaydiniz, yine yok diyebilecek miydiniz? yoksa butun kainati ve insanlari idare eden diger tanrilarin en babasi Zeus'u, aklinizla, onyargisiz dusunerek, tanri olarak gorecek miydiniz?
Bir ateiste yapilacak en buyuk hakaret onu onyargili ve dusunmeden hareket ettigini vurgulamaktir. Dunyanin en durust insanini, hirsizlikla itham etmek gibi birseydir bu. Onyargili olan, dinlere inancli olanlardir; degisik insanlarin, degisik dinlere inandigini gore gore, ve herkesin kendi dinini en dogrusu oldugunu devamli olarak vurgulamasina ragmen, onyargili olarak, cocuklugunda ogrendigi dogma ve hurafeleri, gercek diye tuturmasi onyargi degil de nedir?
Arkadaşlar,
doğal olarak konu çok fazla dallandı ve budaklandı.
Meseleyi tekrar toparlamaya çalışacak olursak, sanırım iki ayrı kategoriye ayırmak uygun olur.
(A) İslam'a göre büluğa girmemiş küçük kızlarla nikah meşru mudur?
(B) İslam'a göre büluğa girmemiş küçük kızlarla cima (cinsel ilişki) meşru mudur?
Bu mesajımda (şimdilik) sadece birinci hususa değinmek istiyorum.
(A) İslam'a göre büluğa girmemiş küçük kızlarla nikah meşru mudur?
Burada bütün yazılan çizilenleri tekrarlamaya gerek yok sanırım. Netice itibariyle başlıkta benim ve bana karşı çıkanların alıntıladığı bütün tefsir ve fıkh eserlerinde nikahın meşru olduğu yazmakta zaten. Buna bile (içleri almadığı için ve hiçbir argüman getirmeden) karşı çıkan müslüman arkadaşların itirazlarını -kusura bakmasınlar- ciddiye alamıyorum, daha doğrusu herhangi bir gerekçe sunmadıkları için itirazlarına cevap veremiyorum, çünkü söyledikleri ''Yok ya İslam'da olamaz böyle birşey''den öteye gitmiyor.
Alchindus ise, Talak/4'te büluğa girmemiş küçük kızların da boşanma durumunun düzenlendiğini, dolayısı ile İslam'a göre büluğa girmemiş küçük kızların baba rızası ile nikahlandırılmalarının genel ve teorik olarak meşru olduğunu kabul ediyor.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus: Nikah'dan kasıt nişan, beşik kertmesi gibi uygulamalar değil. Tam manasıyla ''evililik akti''. Bu ayırım önemli, çünkü -Alchindus'un da kabul ettiği üzere- nikahlanan küçük kız kocası için artık mahremdir, onunla halvet olabilir, yani dört duvar arasında başbaşa vakit geçirebilir.
Fakat Alchindus şu ilaveleri/itirazları/açıklamaları getiriyor:
(1) Kız küçük de olsa, istemiyorsa zorlanmaz.
(2) Kız büluğa girince nikahı feshetme hakkına sahiptir (baliğ olduğunda hemen itiraz etmezse nikah kesinleşir)
(3) Büluğa girmemiş küçük kızın evlendirilmesi genel ve teorik olarak meşru olsa da, pratikte somut olarak meşru olması için iki şart daha vardır (a) Örf ve Adete Uygunluk ve (b) Denklik
(1) ve (2) ilavelerinin benim eleştirim açısından bir ehemmiyeti yok. Yani bu maddeler, aynen Alchindus'un söylediği gibi, İslam'a göre kesin bağlayıcılık arzetse bile, eleştirim açısından önemsiz. Çünkü büluğa girmemiş mesela 7 yaşında bir kızın itiraz etme olasılığı pek yok, etse bile kendisini bir şekilde ''ikna etme'' olanakları (zorlamadan da) mevcut. Aynı şey mesela 10 yaşında büluğa girdiğinde feshetme hakkı için de geçerli. Evlilik gibi bir konuda 7-10 yaşında bir kızın, itiraz hakkının, feshetme yetkisinin hukuken bulunması pratikte pek bir anlam ifade etmez.
Gelelim Alchindus'un çok üstünde durduğu ve defalarca tekrarladığı ÖRF VE ADETE UYGUNLUK ve DENKLİK bahsine.
(a) Örf ve Adete Uygunluk (''marufa'' uygunluk)
Alchindus bu maddeyi şu açıdan dile getirmekte:
''Büluğa girmemiş küçük kızın evlendirilmesi genel ve teorik olarak meşrudur. Fakat pratikte de meşru olabilmesi için bir de sözkonusu somut toplumun güncel örf ve adetince de meşru olarak değerlendiriliyor olması gerekir. Bugün Türkiye'de büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesi örf ve adete uygun olmadığı için, bugün Türkiye'de böyle bir evlilik İslam'a göre de uygun olmaz.''
Şimdi Alchindus'un bu argümanının -bizim eleştirimiz açısından- ne denli güçlü olduğunu inceleyelim.
Bu argümana karşı iki itirazım var.
(1) İslam Hukukunda Kuran, Sünnet, İcma (ve kıyas) haricinde diğer bazı dellillerin/kaynakların da olduğu ve bunlardan birisinin de (bilhassa hanefi ve malikilerde) örf olduğu doğrudur. Fakat fıkh usulünde görüş birliği ile sabittir ki, örf ancak nass'ın (Kuran ve Sünnet'in) açıklamadığı, düzenlemediği konularda delil teşkil eder.
(bkz. Hasan Karakaya, Fıhıh Usulü, 2. Bölüm ''şeri deliiler.
veya Muhammed Ebu Zehra, Fıhık Usulü, 2. Bölüm ''Hakim ve Hükümlerin Kaynakları (Deliller)'').
Fakat burada işlenen konuda Talak/4'le ve Talak/4'ün nüzul sebebini teşkil eden Hadis ile zaten bir düzenleme var. Ayette büluğa girmemiş küçük kızların boşanma durumu düzenlenmiştir. Ve ayete nüzul sebebi olan, Peygambere yönelik soruda özel olarak, büluğa girmemiş küçük kızların durumu sorulmuştur. Örf ise, islam hukuku açısından ancak Kuran ve Sünnetin düzenlemediği alanlarda delil/kaynak olabilir.
Şu konuda fakihler hemfikir: Kuran ve Sünnet'in haram kıldığı şeyler (faiz, alkol vs.) örfe uygun olsa dahi İslam'a göre caiz olamaz. Fakat Kuran ve Sünnetin meşru saydığını, örf ve adet gayri-meşru görüyorsa, ne olacağı hakkında farklı görüşler savunulabilmekte. Örneğin Ahzab Suresi'nin ilgili ayetlerinde kişinin evlatlığının boşanmış karısıyla evlenebileceği yazmakta. Oysa bu, günümüzün örf ve adetine (ayrıca medeni hukuka) göre yasaklı. Bu durumda, Kuran ve Sünnet'in meşru kılması mı önceliklidir, yoksa örfün yasaklaması mı, farklı görüşler savunulabilir ve savunulmuştur da.
Yani kısacası, bir alim, fakih, müfessir ''Bunu Allah meşru kılmıştır. Dolayısı ile örf ve adete bakmak yanlış olur. Allah'ın müsaade ettiğini, kul yasaklayamaz. Dolayısı ile, bugünkü örf ve adet ne derse desin, bu fiil İslam'a göre meşrudur'' diyebilir. Ve nitekim -başlığın ilk mesajındaki ve daha sonraki bazı alıntılardan görebildiğiniz gibi- bunu diyen alimler günümüzde de olmuştur zaten (ve bu alimlere uyan yüzbinlerce, milyonlarca müslüman)
(2) Alchindus'un ''örf ve adet'' (kendisi ''maruf'' diyor) argümanına karşı ikinci itirazım ise, -daha önce de defalarca getirdim bu itirazı- çok daha temel bir itiraz.
Yukardaki itirazımda örf ve adet'in (İslam açısından) bu konuda zorunlu olmayabileceğini, aksi yöndeki fetvaların da hem mümkün hem de vakıa olduğunu söyledim.
Fakat bu itirazımda şunu diyorum:
Örf ve adet -bu konuda da- kesin bağlayıcı olsa bile, yani aksi görüşler tamamen İslam-dışı olsa bile, bu yine de benim İslam'a (bu konudaki) eleştirim açısından çok fazla ehemmiyet arzetmez.
''İslam'a göre büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesi, teoride meşrudur, pratikte de meşru olabilmesi için, somut toplumun güncel örf ve adetine göre de meşru olması gerekir'' demek, BUGÜN mesela Pakistan'da (veya bazı bölgelerinde) büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesi dinen meşru demektir, çünkü orada BUGÜN dahi bu fiil örf ve adete uygunluk arzetmektedir. Bu da bizim eleştirimiz açısından kafidir.
=> Sonuç olarak Alchindus'un örf ve adet (''maruf'') argümanı başlıkta dillendirilen eleştiriye herhangi bir cevap vermiyor.
(b) Denklik
Şimdi gelelim Alchindus'un dilinden düşürmediği ''DENKLİK'' şartına. Anlayabildiğim kadarı ile, Alchindus aşağı yukarı şunu söylemek istiyor bu argümanla:
''İslam'a göre nikahın bir şartı da eşlerin denkliğidir. Bu olmazsa zaten nikah olmaz. Dolayısı ile henüz bulüğa girmemiş küçük kız mesela 40 yaşında adamla evlendirilemez.''
Bu argüman birçok açıdan sakat.
Birincisi: Zaten benim dile getirdiğim eleştiri açısından, kocanın 40 yaşında olması filan şart değil. Özellikle ve altını çize çize şu somut örneği verdim tartışmalarda: ''mesela 7 yaşında büluğa girmemiş bir kızın, mesela 19 yaşında bir delikanlı ile evlendirilmesi''
İkincisi: Madem örf ve adet'i bu denli vurgulamaktasınız, o halde en azından şunu da kabul etmeniz gerekir ki, eşlerin denkliği de örf ve adete göre değişkenlik arzeder. Mesela BUGÜN Pakistan'ın bazı bölgelerinde küçük kız 40 yaşındaki adama ÖRF VE ADET açısından ''denk'' ise, o halde dinen de meşru olması gerekir.
ÜÇÜNCÜSÜ VE EN ÖNEMLİSİ
Ortaya atılan ''EŞLERİN DENKLİĞİ ŞARTI''nın -İslam hukuku açısından- burada tartıştığımız konu ile bir ilgisi yok.
Sanırım bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği söz konusu. Fıkıh kitaplarından alıntılıyorum:
5- NİKÂHDA KEFÂET (= DENK OLMA)
Nikâhta, erkek tarafında kefâet aranır. Yani, erkeğin —aşağıda açıklanacak olan hasletlerde— alacağı kadına denk veya ondan daha üstün bulunması, nikâhın lüzumu bakımından gereklidir. Serah-sî'nin Muhiyt'inde de böyledir.
Fakat, —koca, küçük yaşta olmadığı müddetçe— kadın tarafında kefâet, (= küfüv olma hali = denk ve mümasil olma) aranmaz. Bedâi'de de böyledir.
Kefâet (= Denklik) Esasen Şu Altı Yerde Aranır
1- Nesebte Denklik
2- İslâmiyet'te Denklik
3- Hürriyette Denklik
4- Malda Denklik
5- Diyette Denklik
6- Hırfette (= San'at, Ticâret, Ziraat Gibi Geçim Vâsıtalarında) Denklik
Fetavayi Hindiyye
Evlenmede Tarafların Denk Olmaları
Nikâhda denklik esasdır: Denklik kadınlar hakkında lâzım olduğu için, erkeğin kadına denk olması esasdır. Zira şerefli kadın hakir bir erkeğin yatağına girmekle utanç duyup öfkelenir.Ama erkek böyle değildir. Çünkü kadını yatağına alan odur. Bunun dayanağı da şu hadîs-i şerîfdir: "Bilesiniz ki, kadınları ancak veliler (i) evlendirebilirler ve kadınlar da ancak denkleri olan erkeklerle evlensinler." Umumiyetle nikâhın maslahatları ancak denk olan eşler arasında tamamlanır. Nikâhın maksadının tamamlanması için erkeğin kadına denk olması şarttır.
Erkeğin kadına denk olması şu beş yerde aranır:
1- Soyda denk olmak
2- Din ve takvada denk olmak
3- Sanatta denk olmak
4-Hürriyette denk olmak
5-Malda denk olmak
el-Mavsili, el-ihtiyar
Nikâhda, denklik nesep yönünden itibar olunur. (Bu da velinin hakkıdır, kadının hakkı değil). Binaenaleyh Kureyş Sülâlesinin bâzis (kendilerinden) diğer bazısına denktir. Kureyşten başka Araplar Kureyşlere denk olamaz, belki Kureyşîn bazısı bazısına denk olurlar. Beni Bâhile (kabilesi) kendilerinden başka Araplara denk değillerdir. Acemlerde (Türk, Fars vesaire) islâm ve hürriyete sahib olmak ciheti ile (denklik) itibar olunur. Binaenaleyh babası kâfir veya köle olan müslüman ve hür adam, babası müslüman veya hür olan kadına denk değildir
(...)
(Denklik) mal cihetinden de itibar olunur.
(...)
İmam'ı Ebû Yûsuf ve Muhammed (R.A.) a göre denklik san'at yönünden de itibar olunur.
(...)
Kadın dengi olmayanla evlenirse, velînin ayırma hakkı vardır.
Mülteka El Ebhur
Evlenmede, eşler arasında denklik (küfüv) le ilgili bazı hususlar vardır:
(...)
Hanefîler, küfüvlüğü "bazı özel durumlarda erkeğin kadına eşit olmasıdır" şeklinde tanımlamışlardır. Bu özel durumlar altı tanedir: Soy, İslâmiyet, hürriyet, diyanet, mal ve sanat.
Kadın, küfüvlüğün altı halinden birinde kendisinden aşağı seviyede bulunan bir erkekle evlenirse, velîsi nikâh akdine itiraz etme hakkına sahip olur. O razı olmadıkça nikâh akdi geçerli olmaz. Razı olmadığı takdirde kadı, akdi fesheder.
Camisab Özbek, Dört Mezhebe Göre İslam FıkhıAlchindus ''büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesi'' bahsinde, -sanırım bir nebze daha kabul edilebilir kılmak için- kulağa hoş gelen ''Eşlerin Denkliği'' şartını ortaya attı ve yaklaşık 10 sayfadır sürekli tekrarlamakta.
Ancak söz konusu şartın İslam Hukukundaki yeri ve konumuna baktığımızda ortaya çıkan tablo şu:
=> Denklik şartı, erkeğin ''bazı alanlarda'' kadından aşağı olmamasını içeriyor. Ve bu alanlar içerisinde EŞLERİN YAŞI YOK! Ama bizim tartıştığımız konu eşlerin yaşı ile ilgili.
=> İslam hukukuna göre bu ''denklik'' kadının velisine verilmiş bir haktır. Yani kadın, (sözü geçen alanlarda) kendisinden ''aşağı'' bir adamla evlenirse, kadının babasının nikahı feshettirme hakkı vardır. Fakat kadının babası razı ise, nikah geçerlidir. Bizim tartıştığımız meselede, küçük kız zaten babası tarafından evlendirilmekte.
Sonuç olarak, büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesinin İslam'a göre GÜNÜMÜZDE DE meşru olmasının eleştirilmesine karşı getirilen ''açıklama''ların -dillendirilen eleştiri açısından- hiçbir geçerliliği yoktur.
saygılarımla
spartaküs68
20-11-2009, 13:22
gerekli net açıklamayı sayın ulpian yaptı
bana da bir şey söylemek nasip oldu
Bizim enseste dair verdiğimiz örneğide gerçeğe sadakatsiz ve bilmemesi ile iftihar eden arkadaş çarpıtmış ve bunda esasen islamda pedofili arayanların ikiyüzlülüğünü gösterir hikmeti setretmiştir!
sayıın vatandaş T.C. kanunları baba-kı,ana-oğul ,teyze-yeğen-amca-kız v.s. v.s. ilişkisine izin veriyor mu?nikah akdi şeklinde açta oku medeni kanunu
ama bir kaç sapık bu işi yapıyorsa ne yapalım yani?gitsin evinde her türlü sapıklığı yaşasın bana ne?
islam küçük yaşta bir kızın evlenmesine meşru bakıyor sizde bunu tasdikliyorsunuz
yani yaptığınız karşılaştırma abeste iştigal
Bu gün bluğ çağına erişsede regl olmayan yetişkinler vardır hassaten kuzey avrupada!
İmdi onsekizi geçmiş hatta yirmi yaşlarına gelmiş bu insanlar içün asla tatbiki mümkün olmayan bu beşeri yasaların yapamadığını işte islam yapmıştır ve nikah ahkamını vaaz etmiştir!
Norveçli regl olmamış amma yaşca buluğ çağına girmiş bir genç kız islamın bu ahkamına göre evlenebilir boşanabilir! Yani bu hukuk onun halinide düzenlemiştir!
minareyi çalıp ne güzelde kılıfını hazırlıyor
sanki norveçte 20 yaşında regl olmamış kız evlenemez diye bir kural varmış gibi işkembe-i kübradan sallıyorsun
yahu iyi bir düşünseydinde bari norveçten örnek vermeseydiniz bir insan 21 saat nasıl oruç tutsun
ya kutuplar 700 yıl önce orada nası oruç tutulacaktı bak islam bunun önüne geçememiş maalesef
1911 yıllarında 3-5 örnek ile bu iş olmuyor geneli öyle değil
bir çok hadiste babanın rızası olacak diyor
sayın ulpianda zaten söylüyor 10 yaşında bir kızın isteği olamaz ki her şey babaya kalmış nisa 6.ayetde bunu söylüyor zaten
Alchindus
20-11-2009, 22:43
Alchindus ise, Talak/4'te büluğa girmemiş küçük kızların da boşanma durumunun düzenlendiğini, dolayısı ile İslam'a göre büluğa girmemiş küçük kızların baba rızası ile nikahlandırılmalarının genel ve teorik olarak meşru olduğunu kabul ediyor.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli husus: Nikah'dan kasıt nişan, beşik kertmesi gibi uygulamalar değil. Tam manasıyla ''evililik akti''. Bu ayırım önemli, çünkü -Alchindus'un da kabul ettiği üzere- nikahlanan küçük kız kocası için artık mahremdir, onunla halvet olabilir, yani dört duvar arasında başbaşa vakit geçirebilir.
Fakat Alchindus şu ilaveleri/itirazları/açıklamaları getiriyor:
(1) Kız küçük de olsa, istemiyorsa zorlanmaz.
(2) Kız büluğa girince nikahı feshetme hakkına sahiptir (baliğ olduğunda hemen itiraz etmezse nikah kesinleşir)
(3) Büluğa girmemiş küçük kızın evlendirilmesi genel ve teorik olarak meşru olsa da, pratikte somut olarak meşru olması için iki şart daha vardır (a) Örf ve Adete Uygunluk ve (b) Denklik
(1) ve (2) ilavelerinin benim eleştirim açısından bir ehemmiyeti yok. Yani bu maddeler, aynen Alchindus'un söylediği gibi, İslam'a göre kesin bağlayıcılık arzetse bile, eleştirim açısından önemsiz.
:)
Demek senin açından ehemmiyeti yok bir ve ikinin!
Niçün!
Ferdin hür iradesi ile akdedilmiş bir akit senin iddianı çürütecektirde ondan mı!
Bak diyorumya pedofili nedir ve pedofil kimdir bilmiyorsun, malesef görüyorumki bilmeden konuşmak ortak şiarınız!
İmdi pedofili vakalarının kahir ekseriyeti çocuğun istismarından müteşekkildir, pedofil çocuğu istismar eder, bunuda yine en genel olarak onun cinsel organını görme veyahut temas ile yapar!
Pedofil vakalarında cima ender görülür, pedofil cima olmadan yukardaki şekillerde çokça tatmin olur, araştırınız bu hususları, hakikat olduğunu göreceksiniz! Pedofili pisikolojik bir arazdır!
Bundan mütevellid karşılıklı rıza ile nikahlanma, bak altını çiziyorum mevzu bahis olan evlilik yuva kurma, işte bu taraflardan birisi cinsi kemalata ermemiş ve rızası ile evlenmemiş ise pedofili diye tesmiye olunamaz!
Sadece yaşa bakarak böylesi bir şey söylemek yaş hususunu başkaca meseleler desteklemiyorsa cehalettir!
Misalen erkekten bahseder isek bu kişi erişkin olgun dişilere değilde sadece küçüklere alaka duyuyorsa işte o vakit böylesi birinin böylesi bir nikahı içün pedofili ithamı mevzu bahis olabilir amma burada pedofiliyi mevzu bahis eden dişinin yaşından evvel erkeğin karşı cinsine beslediği duygudur, o erişkini değil küçüğü arzulamaktadır!
Bu farkları tefrik etmek çok zor değildir, aklı kullanmak kafi!
Çünkü büluğa girmemiş mesela 7 yaşında bir kızın itiraz etme olasılığı pek yok, etse bile kendisini bir şekilde ''ikna etme'' olanakları (zorlamadan da) mevcut. Aynı şey mesela 10 yaşında büluğa girdiğinde feshetme hakkı için de geçerli. Evlilik gibi bir konuda 7-10 yaşında bir kızın, itiraz hakkının, feshetme yetkisinin hukuken bulunması pratikte pek bir anlam ifade etmez.
Bu nasıl bir mantık!
Senin bir hususu mümkün görebilmen veyahut görememen halinin meselenin esasta mümkün olması veyahut olamaması ile münasebeti nedir, bu hal kimi niçün ilgilendirsin ve bunun esasa bakan ne gibi bir yönü olsun!
Bak yukarıda osmanlı şeriye sicillerinden "pek mümkün değil" dediğin husus için sadece o dönemde iki örnek var!
Şunu anlamalısın, islamın kadınlar içün getirdiği belkide ilk şey onları istemedikleri ile evlendirilmekten kurtarmak olmuştur!
Mevzu bahis olan islam ailesi olduğundan aile zati islamı yaşamakta ise çocuklarını zorla kimseye vermemelidir! Verecek olan olur ise islam hukuku bunun içinde gerekli düzenlemeyi yapmıştır!
O vakit ulpiana itiraz edecek hiç bir şey kalmamıştır!
Gelelim Alchindus'un çok üstünde durduğu ve defalarca tekrarladığı ÖRF VE ADETE UYGUNLUK ve DENKLİK bahsine.
(a) Örf ve Adete Uygunluk (''marufa'' uygunluk)
Baştan tashih edelimde işe başlar iken yapılan hata sonradan katmerlenmesin!
Maruf sadece örf değildir, örfün geçerli ve kabul görenide marufa dahildir amma maruf daha geneldir, kuşatıcıdır!
Misalen bir husus gelenekte olabilir amma herkesce kabul görmüş olmayabilir, veyahut bir başka husus herkesce kabul gördüğü halde gelenekte bulunmayabilir!
Birincisi maruf değildir amma ikincisi maruftur!
Maruf icmalen söylemek icab eder ise haza hayr olan, aklı selimin kabul ettiğidir, şöyle diyebilirizki maruf olan moda tabirle evrensel olandır!
Bazen örf kelimesi maruf yerine kullanılsada bu hatalıdır, maruf olmaya muhalif olmayan örfde marufa dahildir, yani örf marufun cüzü olabilir!
Bu argümana karşı iki itirazım var.
(1) İslam Hukukunda Kuran, Sünnet, İcma (ve kıyas) haricinde diğer bazı dellillerin/kaynakların da olduğu ve bunlardan birisinin de (bilhassa hanefi ve malikilerde) örf olduğu doğrudur. Fakat fıkh usulünde görüş birliği ile sabittir ki, örf ancak nass'ın (Kuran ve Sünnet'in) açıklamadığı, düzenlemediği konularda delil teşkil eder.
(bkz. Hasan Karakaya, Fıhıh Usulü, 2. Bölüm ''şeri deliiler.
veya Muhammed Ebu Zehra, Fıhık Usulü, 2. Bölüm ''Hakim ve Hükümlerin Kaynakları (Deliller)'').
Fakat burada işlenen konuda Talak/4'le ve Talak/4'ün nüzul sebebini teşkil eden Hadis ile zaten bir düzenleme var.
Muhterem yine bir cambazlık girişimi ile tesadüf etmiş bulunmaktayız!
Burada maruf, nassın düzenlediği bir şeyi değiştirmiyor, ortadan kaldırmıyor, ve nassın yerine ikame olmuyor, tam tersi burada maruf nassdan aldığı meşruiyet ile şekil şartlarını düzenliyor!
Bunu düzenleyen nass, evlilik akitlerinde marufun gözetilmesine amir olan nass!
Bundan mütevellid içinde hiçbir şekil şartı ihtiva etmeyen talak dörtten hareket edip evlilik bahsinde maruf ile amel etmenin geçersizliğini nazara vermeye çalışmak yeni bir cambazlıktır!
Talak dörtteki "lem yehıdne" içindeki bir zümre olan baliğa olmamışlara nikah meşruluğu tanımak başka bir meseledir, bu nikahın şekil şartları ise başka!
Esas içün nassa şekil şartları içün yine nassın işaret ettiği marufa bakacaksın!
Bunları birbirine karıştırmak ya meseleleri bilmemektir veyahut meseleyi bilmeyenleri taammüden kandırma teşebbüsüdür!
(2) Alchindus'un ''örf ve adet'' (kendisi ''maruf'' diyor) argümanına karşı ikinci itirazım ise, -daha önce de defalarca getirdim bu itirazı- çok daha temel bir itiraz.
Yukardaki itirazımda örf ve adet'in (İslam açısından) bu konuda zorunlu olmayabileceğini, aksi yöndeki fetvaların da hem mümkün hem de vakıa olduğunu söyledim.
Fakat bu itirazımda şunu diyorum:
Örf ve adet -bu konuda da- kesin bağlayıcı olsa bile, yani aksi görüşler tamamen İslam-dışı olsa bile, bu yine de benim İslam'a (bu konudaki) eleştirim açısından çok fazla ehemmiyet arzetmez.
''İslam'a göre büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesi, teoride meşrudur, pratikte de meşru olabilmesi için, somut toplumun güncel örf ve adetine göre de meşru olması gerekir'' demek, BUGÜN mesela Pakistan'da (veya bazı bölgelerinde) büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesi dinen meşru demektir, çünkü orada BUGÜN dahi bu fiil örf ve adete uygunluk arzetmektedir. Bu da bizim eleştirimiz açısından kafidir.
Evvela maruf konusundaki hatanı tekrar tashih edelim, örf ve adete maruf demiyoruz, maruf örfde dahil genel kabul görmüş ve aklı selime muhalif olmayan, islami esaslarla tenakuzu olmayanları ihtiva eder!
Yukarıdaki izahata bakılabilir!
Sonra meseleye geri döner isek anlatır mısın niçün bu husus sizin eleştiriniz içün kafi olmakta imiş!
Pedofili nedir bilmemekliğinizden olabilir mi!
İki insan kendi hür iradeleri ile nikah akti yapıyorlar, benim canlı cahidi olduğum misali düşünelim hani ailelerinde arzu ettiği onaltı yaşındaki erkek ile onüç yaşındaki kızımızın izdivacı!
İmdi bu yada buna benzer bir evlilik erkeğin yaşı daha da büyük olsa bile niçün tenkid mevzusu olmakta!
Baskı yok ise, yuva kuracak dişi erkeğini beğenmiş sevmiş ve bu evliliğe evet demiş ise nikah aktinin yapılmasında ne gibi bir mahsur var imiş!
Şunu akli temellere dayandırarak bir söyleyinizde anlayalım!
Yine böyle bir evlilikte dişi kadınlığa tam olarak adım attığında cima içün lazım olan beden ve ruh sağlığına haiz olduğunda bununda meşru olması niçün, hangi akli sebeplerle caiz olmasın!
Sağa sola yalpalamadan, kuru ve mesnetsiz hamaset yapmadan, insanların ensest münasebetlerine ses çıkarmayan birisi olarak şunu şu fakir alchindusa bir izah ediver Ulpian!
(b) Denklik
Şimdi gelelim Alchindus'un dilinden düşürmediği ''DENKLİK'' şartına. Anlayabildiğim kadarı ile, Alchindus aşağı yukarı şunu söylemek istiyor bu argümanla:
''İslam'a göre nikahın bir şartı da eşlerin denkliğidir. Bu olmazsa zaten nikah olmaz. Dolayısı ile henüz bulüğa girmemiş küçük kız mesela 40 yaşında adamla evlendirilemez.''
Senin daima "sana göre" anlayışlarını düzelterek mi ilerleyeceğiz!
Evvela eğer islam nikahta aranmalıdır diyorsaki demekte ben elbet denklikten bahsedeceğim!
Denklik ile neyin murad edildiğinide defaatle zikretitm, icmalen bu aklen, ahlaken içtimai haller gibi ahvali ihtiva ederki evliliğin sağlıklı temeller üzerine bina edilmesini böylece sağlar!
İkincisi: Madem örf ve adet'i bu denli vurgulamaktasınız, o halde en azından şunu da kabul etmeniz gerekir ki, eşlerin denkliği de örf ve adete göre değişkenlik arzeder.
Tabiiki kabul edeceğiz çünkü hakikat budur!
ÜÇÜNCÜSÜ VE EN ÖNEMLİSİ
Ortaya atılan ''EŞLERİN DENKLİĞİ ŞARTI''nın -İslam hukuku açısından- burada tartıştığımız konu ile bir ilgisi yok.
Sanırım bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği söz konusu.
Evvela yine gerçeğe sadakatsizlik edip bu hususun tartıştığımız mevzu ile bir alakası yok demişsin sonrada naklettiğin fıkıh kitaplarındaki malumata bakıp bu mevzuları hiç bilmeyenin dahi çok rahatlıkla diyebileceğini deyip "sanırım bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği söz konusu" demişsin!
Evet durum budur, amma senin için :)
Naklettiğin eserlerde zikredilenler nedir!
Neseb, dinü diyanetki buna akıl ahlak edep vb hususlar girer, içtimai mertebe, maddi güç ve zanaat sahibi olmakta gibi haller!
Bütün bunlar neyi ortaya koyuyor, icmalen söylediğimizi!
Nedir o!
Denklik aklen, ahlaken içtimai nazardan olacakki evlilik sağlıklı temeller üzerine bina edilsin!
İmdi sen eğer bu naklettiklerinin bir kısmında geçmiş, tıpkı nikah aktinde örflerinin tesiri ile islamın açık nasslarını zorlama yorumlayarak nikahın gözetmeni olan ana babayı nikahın tarafı haline getiren mezheplerin yaptıklarını denklik bahsinde de yapıp kadını ihmal etmelerine nazar edip "konumuza münasip değil" demekte isen yine meseleyi bilmediğini ortaya koymaktasın!
Çünkü açık nassın hiçbir tahsis yapmadığı bir hususta bazı fukahanın denkliği erkek içün araması meselenin esası açısından kıymetli değildir!
Netice itibariyle evlilik bahsinde nesebden başlayıp, zanaat sahibi olmaya değin bir çok hususta kurulacak yuvanın sıhhati içün eşlerin denkliği nazara verilmiştir! Burada bazı fukahanın nasslardan açıkça alamayacakları bir tefrik etme ile erkek kadından bazı hasletlerde daha üstün olabilir bunun sakıncası yoktur demesini eşler arasında açılmış fersah fersah farklılığa hamledip "konumuzla münasebettar değil" demek gerçekten ciddi bilgi eksiğin olduğunu göstermekte!
Alchindus ''büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesi'' bahsinde, -sanırım bir nebze daha kabul edilebilir kılmak için- kulağa hoş gelen ''Eşlerin Denkliği'' şartını ortaya attı ve yaklaşık 10 sayfadır sürekli tekrarlamakta.
Esasta tekrarlanan husus gerçeğe sadakatsizliğin!
Bir çok fıkıh eserinden nakilde bulunarak nikah bahsinde denklik içün ahkamı sen zikrediyorsun, sonra da "kulağa hoş gelsin deyu zikretti" diyorsun!
İkiyüzyedi ("http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=258981&postcount=207" ) numaralı mesajda ortaya koyduğuma benzer bir hal bu, sahibi içün utanç verici!
=> İslam hukukuna göre bu ''denklik'' kadının velisine verilmiş bir haktır. Yani kadın, (sözü geçen alanlarda) kendisinden ''aşağı'' bir adamla evlenirse, kadının babasının nikahı feshettirme hakkı vardır. Fakat kadının babası razı ise, nikah geçerlidir. Bizim tartıştığımız meselede, küçük kız zaten babası tarafından evlendirilmekte.
Şu sathi yorumlarına gittikçe hayran olmaya başladım :)
Elbette meselelerin künhüne vakıf olmadan, batıl bir iddiayı ispat içün zarureten internet ortamında bazı fıkıh kitaplarına müracat ile mesele ile alakadar kısımları hızlıca okunursa kişi böyle savrulmalar yaşar!
Misalen hala velayet altında olup rüşde ermemiş bir kız içün söz konusu olan bu hali ulpian böyle geneller sonra da bunu öyle bir yorumlarki sanırsınız kadının dengi olmayanı red hakkı yoktur :)
Muhterem bak el-ihtiyarda ne deniyor!
Dengi Olmayan Erkekle Evlenmiş Kadının Durumu:
Bir kadın dengi olmayan birisi ile evlenirse, velisinin onu kocasından ayırmaya hakkı vardır: Üzerindeki utanç lekesini gidermek için, onu dengi olmayan kocasından ayırır. Velileri tarafından küçük yaşda evlendirilenlerin bulûğa erdiklerinde evliliği devam ettirme veya sona erdirme muhayyerliği bahsinde de anlatıldığı gibi, bu durumda ayırma işi hâkim kararı ile olur. Ayrılmazlarsa, nikâh sabit olur.
Bu bahsin mezhepler arasında farklı değerlendirilmeleride vardır amma hassaten el-ihtiyarı seçtimki bu eserde senin pek bir hoşuna giden örfün nazara alınıp ana babanın nikahtaki konumu mübalağa edilmiş olan mezheplerdeki durumun dahi sandığın gibi olmadığını göresin!
Diyorumki artık yarım yamalak malumatlarla ortaya çıkıp böyle mahcup olmasan!
Sonuç olarak, büluğa girmemiş küçük kızların evlendirilmesinin İslam'a göre GÜNÜMÜZDE DE meşru olmasının eleştirilmesine karşı getirilen ''açıklama''ların -dillendirilen eleştiri açısından- hiçbir geçerliliği yoktur.
Savruluşların beni endişelendirmeye başladı! Evvela sen bir eleştiri getirmemekte düpedüz iftira etmektesin! Sonra gerçeliliği olmayanlar tamda senin sözlerindir!
Evvela bu son mesajın ile sen şu noktaya geldin!
"Ben islamın nikah ahkamını beğenmiyorum!"
Bu senin hakkın, beğenirsin beğenmezsin o ayrı bahis amma bununla kurana pedofili iftirası atmak ne olmakta!
Sen bilmeyebilirsin amma doğal hayatta cinsellik ve üreme insana verilmiş ve iradide olmayan bir dürtüdür ve bunun her devirde cari bir yaş tahdidine sığmasıda mümkün değildir!
Kimisi içün bu ondört onbeş yaşlarıdır kimisi içün daha ilerileri!
Hayat akıp gitmekte, bir zaman ve mekana bağımlı olmayan islamda her zaman ve devirde bu insani doğal dürtünün sahih dairede sağlam esaslar ile tatmini içün ahkamını vaz etmiş bulunmakta!
İnsanı ve islamı tanımayanlarda ahkam kesip pedofili aramakta!
Tabi bunlar hem pedofili nediri bilmemekte hem enseste rıza göstermekte!
Bu kadar tenakuzla nasıl hayatınızı idame ediyorsunuz cidden anlamakta sıkıntı çekmekteyim!
Alchindus
20-11-2009, 22:51
sayıın vatandaş T.C. kanunları
Ben türkiye cumhuriyeti kanunlarını değil siz ateistlerin meseleye bakışını soruyorum!
Ne kadar zorlanıyorsunuz cevap vermeye!
Ensest münasebetler sizler içün meşru mudur değil midir!
Meşru ise size göre hangi umdelerle meşrudur değil ise hangi umdelerle değildir!
Sual bu kadar sarih!
Amma kırk dereden su getiriliyor cevap bir türlü gelmiyor!
Niçün!
Çünkü cevap verildiğinde ateistin derdinin ne olduğu zahir olacak :)
İyi amma o dert zati zahir oldu, samimiyetsizliğiniz aşikardır!
sanki norveçte 20 yaşında regl olmamış kız evlenemez diye bir kural varmış gibi
Siz ilkokula gider iken hocanız kara tahtaya "ali topu tut" diye yazdığında da topun aliyi tutması icab ettiğinimi düşünürdünüz :)
Anlamadığınız konularda kelam etmek zorunda değilsiniz!
her şey babaya kalmış nisa 6.ayetde bunu söylüyor zaten
Dedimya anlamadığınız konularda kelam etme mecburiyetiniz yok, niçün kendinizi böyle hallere sokmaktasınız!
Vebtelül yetama hatta iza beleğun nikah fe in anestüm minhüm ruşden fedfeu ileyhim emvalehüm ve la te'küluha israfev ve bidaran ey yekberu ve men kane ğaniyyen felyesta'fif ve men kane fekıyran felye'kül bil ma'ruf fe iza defa'tüm ileyhim emvalehüm fe eşhidu aleyhim ve kefa billahi hasıba
Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar gözetin ve denetleyin. Onlarda bir olgunlaşma hissettiğinizde hemen mallarını kendilerine teslim edin, büyüyüp ellerine alacaklar diye o malları israfla yemeye kalkmayın. İhtiyacı olmayan tenezzül etmesin. Muhtaç olan da örfe uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman karşılarında şahit bulundurun. Hesabınızı doğru tutmak için Allah'ın hareketlerinizi hesaba çekmesi yeter!
Nisa 6
İmdi sana zahmet şu ayetten baliğa olmamış kız çocuğunun evliliği ve babasının muaffakiyeti bahsi nerede nasıl geçmekte imiş bir gösteriver!
Anlamadığınız konularda kulaktan dolma malumat ile ahkam kesmeyin, mahcup olmayın!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!
Alchindus,
şimdi şöyle bir sakinleş, koltuğuna yaslan. Benim bu sayfada yukarda yazdığım mesaj ile senin bana cevaben yazdığın mesajı bir oku.
Birincisi, ve hepsinden önemlisi, üç cümlenden biri itham, kişisel tahrik içermekte. En baştan beri bu üslubunu görmezden gelmeye çalışarak, konunun özüne yoğunlaşmaya çalışmaktayım. Fakat üslubun, insanı çok geriyor. ''Niçün'' böyle birşeye gerek duymaktasın? Bundan vazgeçersen, hem mesajların çok daha kısa ve okunabilir olacak, hem de bu denli itici olmayacaksın.
İkincisi, akıl almaz bir laf kalabalığı ile yine yazdıklarımı ıskalamışsın. Bak muhterem, cevap verdiğin kişinin yazdıklarını parça parça alıntılıyor ve her bir parçaya uzun uzun birşeyler yazıyorsun. Fakat cevap vermiyor, sadece cevap veriyormuş gibi yapıyorsun. Dahası cevap verdiğin mesajın bütünlüğünü ve parçalar arasındaki bağlantıyı tamamen görmezden geliyorsun.
Yukardaki mesajımın daha en başında dedim, bu mesajda şimdilik cima'yı, yani pedofiliyi değil, sadece nikahı ele alıyorum diye. Konuyu neden dağıtıyorsun? Önce şu nikah mevzuunda belli bir anlaşma/tartışma zemini sağlayalım. Ondan sonra cima, pedofili meselesine geleceğiz.
Şimdi, mümkünse her zamanki minberden ithamlarını lütfen tekrarlamadan, kısa, net ve öz bir cevap ver?
BUGÜN Pakistan'da, büluğa girmemiş 7 yaşında bir kızın, 19 yaşında bir delikanlı ile, kız itiraz etmiyor ise, veliler de evlenecekler de tam bir mutabakat içerisinde ise, aileler ve eşler neseb, mal, diyanet gibi konularda somut toplumun örf ve adeti açısından da birbirine denk ise, -genel ve teorik olarak değil, somut olarak- İslam'a göre evlendirilebilir mi, evlendirilemez mi?
saygılarımla
Corpse Bride
20-11-2009, 23:46
konu dağılmadan arada bahsi geçtiği için,
Araf-189.O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."
bu durumda ilk insan Ademse insanlığın çoğalması için kardeşlerin birlikte olması ensest ilişki değilmidir. sonradan cahiliye döneminde yapılanlar adıyla yasaklanması yaratıcıyada hakaret olmuyormu muhammet zamanına kadar düşünememişmi yanlış olduğunu.
Alchindus
20-11-2009, 23:52
Muhterem beni kendinle karıştırmayasın, suhulet bizim temel şiarlarımızdandır!
Yazdıklarımız tahlillerimizin sonucudur hatalı hıfzlarımızın değil!
İmdi her daim yaptığın bir şeyi yapıp, tenakuzların serdedildiğinde yine mevzuyu değiştirip birde aslında tam olarak yazdıklarınla alakalı olan sözlerimizi kendi kendine "alakasız" olarak tesmiye etmekle geçersiz kılabileceğini sanmaktasın!
Yanılmaktasın :)
Maruf ve denklik bahsinde yaptığın hataları tashih edip sonra esasta yine sorduğun suale hem cevap verip hem sana dedikki
"İki insan kendi hür iradeleri ile nikah akti yapıyorlar, benim canlı cahidi olduğum misali düşünelim hani ailelerinde arzu ettiği onaltı yaşındaki erkek ile onüç yaşındaki kızımızın izdivacı!
İmdi bu yada buna benzer bir evlilik erkeğin yaşı daha da büyük olsa bile niçün tenkid mevzusu olmakta!
Baskı yok ise, yuva kuracak dişi erkeğini beğenmiş sevmiş ve bu evliliğe evet demiş ise nikah aktinin yapılmasında ne gibi bir mahsur var imiş!
Şunu akli temellere dayandırarak bir söyleyinizde anlayalım!
Yine böyle bir evlilikte dişi kadınlığa tam olarak adım attığında cima içün lazım olan beden ve ruh sağlığına haiz olduğunda bununda meşru olması niçün, hangi akli sebeplerle caiz olmasın!
Sağa sola yalpalamadan, kuru ve mesnetsiz hamaset yapmadan, insanların ensest münasebetlerine ses çıkarmayan birisi olarak şunu şu fakir alchindusa bir izah ediver Ulpian!
Buna hiçbir şey demiyip yine defaatle sorduğun ve esasta defaatle bebelerin anlayacağı sarahatte cevapladığım suali sormaktasın :)
İkiyüzyedi numaralı mesaja tekrar nazar etmelisin ve biraz hicap duymalısın!
Senin burada sorduğun türden bir nikah teoride tabiiki kıyılabilir!
Bak muhterem daha ilk mesajımızda dedikki nikah içün bir yaş sınırı yok!
Bırak yedi yaşı teoride bir yaşındaki çocukda birisine nikah edilebilir amma bu nikahın bütün cüzleri ile tam olduğu manasına gelmez!
Akil baliğ olunmadan mütekamil bir nikah mevzu bahis değildir!
Bu kişi kalkar akil baliğ olduğunda "bana mı sordunuzda beni birisi ile evlendiridiniz" der ve bu nikah iptal olur!
Haa bu kişi kalkarda akil baliğ olduğunda ailesinin kendisi içün münasip gördüğü eş adayını kendide münasip görüp nikah tamamda olabilir!
Sana bana burada bir söz düşer mi!
Düşmez!
Pekiyi bunun pedofili ile münasebeti nedir!
Hiç!
Koçaman bir hiç!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!
Tamam Alchindus,
anlaşılan o ki, senin, bu minberden hutbe okuyan ve ithamlar savuran üslubundan vazgeçeceğin yok. Zorlayacak değiliz. Konunun özüne sadık kalmaya çalışarak devam ediyorum.
Maruf ve denklik konusundaki itirazlarına cevap vermediğimden yakınmışsın. Oysa yukarda da dedim, benim bu iki konuda yazdıklarıma ve alıntıladıklarıma herhangi bir kale alınacak itiraz göremiyorum son yazdıklarına. ''Sen cahilsin, bilmeden konuşuyorsun, gerçeğe sadakatsizsin, bir iki fıkh eserinden anlamadan aktarmışsın, niyetin bozuk'' gibi sürekli tekrarladığın ithamların herhangi bir argüman değeri yok.
Bırak yedi yaşı teoride 1 yaşındaki çocukda birisine nikah edilebilir amma bu nikahın bütün cüzleri ile tam olduğu manasına gelmez!
Akil baliğ olunmadan mütekamil bir nikah mevzu bahis değildir!
Bu kişi kalkar akil baliğ olduğunda "bana mı sordunuzda beni birisi ile evlendiridiniz" der ve bu nikah iptal olur!
Tamam. Şimdi şurada biraz duralım.
Kızın baliğ olduğunda feshettirme yetkisinin olduğunu ve bu yetkiyi aktif olarak kullanmaz da sükut ederse, nikahın kesinleşeceğini zaten yukarda ben de yazdım. Ve eleştirim açısından bir önemi olmadığını söyledim.
Şimdi bak, lütfen sorduğum somut soruya somut ve net cevap vermeye devam et.
=> İslam'a göre (maruf, denklik, velilerin rızası vs. gibi şartlar yerine geldiğinde) BUGÜN mesela Pakistan'da 7 yaşında büluğa girmemiş bir kız, mesela 19 yaşında bir erkekle evlendirilebilir.
Buraya kadar ''ok''.
Şimdi şu soruya lütfen cevap:
=> 7 yaşında BUGÜN evlendirilen bu kız, İslam'a göre (eğer somut toplumun marufuna aykırı değil ise) nikahtan itibaren kocasının evinde kalabilir mi, kocasyıla halvet olabilir mi, yani dört duvar arasında başbaşa vakit geçirebilir mi?
saygılarımla
güneşinzaptıyakın
21-11-2009, 00:10
Konuya açıklık getirmek için araya giriyorum, bahsedilen genel İslamı kapsamayan sadece bazı coğrafyaları ve tarikatları kapsayan hükümler üzerinden genellemeler yapılıyor çoğunlukla, buda konuyu takkıyye noktasına götürüyor çoğu zaman...
Alchindus
21-11-2009, 00:23
Muhterem sözlerimi devamlı teyit ettiğin içün, "itham" dediklerinin haza hakikat olduğunu ortaya koyduğun içün sana teşekkür etmeliyim!
Gerçeğe sadakatsiz oluşun, konuştuğun konulara vukufiyetsiz oluşun o kadar aşikarki bunu benim müşahaslaştırmama fırsat vermeden kendin yapıyor ve "Şimdi şu soruya lütfen cevap:" dediğin suali sorarak ikiyüzyedi numaralı mesajımda gösterdiğim senin içün utanç vesilesi olan hali tekrar ifa ediyorsun!
Halbuki o suale cevap verdiğimi sen bizzat bir müslümanı aklınca köşeye sıkıştırmak içün ifade etmemiş miydin :)
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=258954&postcount=201
Bunu yaptığın halde gerçeğe sadakatsiz olmaklığından esasen verilmiş bir cevap olduğu halde, bunu bir müslümana gösterdiğin halde sonra kalkıp bana böyle bir cevap verilmemiş gibi davrandığını gördüğümde bunu yüzüne vurmadım mı!
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=258981&postcount=207
İmdi aynı hali tekrar ederek "bana kıymet verme" mi demek istiyorsun!
Böyle demek istesende istemesende ben böyle birisine zati kıymet veremem!
Böyle yapıp "uzatmaları" oynamak muradında olabilirsin amma okuyucu nezdinde düştüğün hal nedir bir düşün!
Geçeğe sadakatsizsin!
Esasen baltayı taşa vurduğunun, islama atamayacağın bir iftirayı attığının ve karşında bulunan şahıs var iken bu iftirayı temellendiremeyeceğininde farkındasın!
Bütün bunları gördüğünde erdemli bir tavır ile gerçeğe sadakat göstereceğine hala karşında bu mevzuları bilmeyen cahiller varmış gibi hareket etmektesin!
Karşında olsa idi şöyle kurandan gafil, sünnetten habersiz, bunları yeni yeni öğrenmeye çalışan samimi müslümanlar, onları bir güzel kandırabilir idin!
Veyahut bu konuları derinlemesine bilmeyen münkir arkadaşlarını islam aleyhine daha bir şevkle kin ve nefretle doldurabilir idin!
Amma şimdi birisi çıkıyor bu tekere çomak sokuyor değil mi!
Ah gerçeğe sadakat, neredesin!
Ah Alchindus ah, :)
inan ki, şu üslubundan vazgeçsen hem mesajların daha okunaklı ve kısa/öz olacak, hem de bu kadar itici olmayacaksın. Bak herşeye rağmen, hala ve hala konunun özüne sadık kalarak ''devam etmeye devam edeceğim''.
Hem sabırsızlanma, cima ve pedofili bahsine elbette tekrar döneceğiz. Ama önce nikah ve halvet konularında bir tartışma zemini oluşturmamız lazım.
Soru sordum, cevap istiyorum.
Diyorsun ki, ''Ben bunlara zaten cevap verdim''. Doğru. Fakat daha sonra ''ben bunu genel ve teorik olarak söyledim, maruf ile denklik şartları burda çok mühimdir'' dedin ve verdiğin cevabı relative ettin. Bu yüzden aynı soruyu ''BUGÜN'' diye altını çizerek ve soyut olarak değil, somut mekan ve durum örneği getirerek sormak zorunda kalıyorum.
Tartışmaya devam etmek istiyorsan, net, kısa, öz bir cevap:
=> İslam'a göre (maruf, denklik, velilerin rızası vs. gibi şartlar yerine geldiğinde) BUGÜN mesela Pakistan'da 7 yaşında büluğa girmemiş bir kız, mesela 19 yaşında bir erkekle evlendirilebilir.
Şimdi şu soruya lütfen cevap:
=> 7 yaşında BUGÜN evlendirilen bu kız, İslam'a göre (eğer somut toplumun marufuna aykırı değil ise - mesela Pakistan'da) nikahtan itibaren kocasının evinde kalabilir mi, kocasıyla halvet olabilir mi, yani dört duvar arasında başbaşa vakit geçirebilir mi?
saygılarımla
evrensel-insan
21-11-2009, 07:21
Saygideger alchindus;
Ferdin hür iradesi ile akdedilmiş bir akit senin iddianı çürütecektirde ondan mı!-Alchindus-
Bu basliga yazmayim, diyorum. Yazilanlari okuyorum, bir arpa boyu yol alinmamis, ama carsaf carsaf sayfalar asilmis. Allahini seversen, elini vicdanina koy. Bak ben ne kurandan ne de onun dilinden anlamam. Ayni mistik efsanelerdeki, mantiksal olmayan yazilarsan anlamadigim gibi. Ama, bu kadari da olmazki.
Yahu, evlenecek olan kiz cocugu ortadami ki, de; hur iradesi olsun. Ebeveyniyle evlendirecegi kisi anlasiyor ve kucuk kizcagiz bir mal gibi veriliyor. Sen kalkmis hur iradeden bahsediyorsun. Kiz cocugu hur mu ki iradesi hur olsun. Sen 7 yasindaki bir cocuga sor bakalim, hur irade nedir? diye, sana ne cevap verecek?
Bir kisi suc islediginde bile, eger yetiskin degilse; sucu islemesinden, sorumlu bile tutulmuyor.
Baba, veriyor, karsidaki erkek aliyor? BU BIR MAL SATISI DEGIL MI?, zavalli cocuk, insanmuamelesi bile gormuyor. Hadi baba sordu diyelim. Kiz cocugunun verecegi cevap BILINCLI MI olacak?
Acik konusalim. Senin kiz cocugun olsa kac yasinda evlendirirsin? Evlendirirken, kizina danisirmisin?
Sen kendin, kac yasinda bir kisi ile evlenirsin?
Sen bu sorulara cevap verirken, Kurana; orf nedeninden uymaz isen, neden baskalari uysun?
Ya da madem kuran da yeri var, uyanlarimi sucluyacaksin?
Lutfen, net, acik ve anlasilir cevap ver. Uzun uzun anlatima gerek yok.
Mal gibi alinip satilan bir kiz cocugunun hur iradesini aciklarmisin?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
21-11-2009, 12:38
Ah Alchindus ah, :)
inan ki, şu üslubundan vazgeçsen hem mesajların daha okunaklı ve kısa/öz olacak, hem de bu kadar itici olmayacaksın.
Bir mesaj içine onca hatayı sıkıştırıyorsun, şu başlıkta her bir mesajında bu var, senenin her bir gününe bir tane düşecek kadar hatan var şu başlıkta, sonra bu hataların tashih babında biz yazdığımızda "mesajların çok uzun" diyorsun!
Vallahi ben buna bir isim koyarım amma bu seni incitir, serdetmiyelim!
Bendenize görede sen gerçeğe sadakat göstersen daha inandırıcı olup daha az itici olacaksın!
Bak herşeye rağmen, hala ve hala konunun özüne sadık kalarak ''devam etmeye devam edeceğim''.
Muhterem ne zaman konunun özüne girdinki, kandırmayasın kendini!
Daha maruf nedir bunu bilmiyorsun, marufu örften ibaret sayıyorsun, sonra bir cambazlıkla "örf nassın olmadığı yerde geçerli" diyerek esasen nassın "maruf"u işaret etmesini setretmeye çalışıyorsun!
Bumudur öze dokunmak!
Pek iyi biliyorsunki eğer bir din "nikahta maruf olana uyun, denkliğe dikkat edin" demiş ise bu dinde pedofili aramak cehalettir!
Bu sebeple nasıl olada ortaya çıkmış bu marufluk ve denklik bahsi hakkında kafaları karıştırsam derdindesin!
Amma bunuda becerememektesin!
Hem sabırsızlanma, cima ve pedofili bahsine elbette tekrar döneceğiz.
Ben sabırlıyımda ah o dediğin bahse bir gelsen!
Kırkdört sayfa olmuş sen hala nikah ile buluğ ve rüşdlük arasında açık rabıta kurmuş, ahkamından hukuçuların "cima içün ruhen ve bedenen sıhhatli olunmalıdır" hükmü çıkarmış bir dinde pedofiliyi nasıl devşirdin izah edemedin!
Maksat çamuru atalım izi kalır olunca tabiidirki böyle yapacaksın!
Diyorsun ki, ''Ben bunlara zaten cevap verdim''. Doğru. Fakat daha sonra ''ben bunu genel ve teorik olarak söyledim, maruf ile denklik şartları burda çok mühimdir'' dedin ve verdiğin cevabı relative ettin. Bu yüzden aynı soruyu ''BUGÜN'' diye altını çizerek ve soyut olarak değil, somut mekan ve durum örneği getirerek sormak zorunda kalıyorum.
Muhterem lafı fazla eğip büküyorsun, o dediğini hiçde zikrettiğin sebepten yapmamaktasın, çok belliki "uzatmaları" oynamaktasın!
Ben elbet teoride mümkün olanı söyleyip ayrıca luzumatıda ifade edeceğim!
Yani marufluk ve denklik muhimdir diyeceğim çünkü böyledir!
Şimdi şu soruya lütfen cevap:
=> 7 yaşında BUGÜN evlendirilen bu kız, İslam'a göre (eğer somut toplumun marufuna aykırı değil ise - mesela Pakistan'da) nikahtan itibaren kocasının evinde kalabilir mi, kocasıyla halvet olabilir mi, yani dört duvar arasında başbaşa vakit geçirebilir mi?
İdrak edebileceğinden şüpheliyim amma defaatle "teoride mümkündür" dediğim bu husus için yine aynı şeyi söylüyorum "evet teoride mümkündür!"
İnsan biraz tezekkür eder, bende sana bizzat türkiyede tanık olduğum misali verdim!
Kız onüç yaşında idi ve aile kızı yanına aldı nikahtan sonra, aradan bir zaman geçtikten sonra da düğünleri yapıldı, kız regl olduktan sonra!
İmdi ben bunu söymişken buradaki örneğin sadece yaş bahsinden farklı, birde mekan Pakistan!
Ben orada yaşamıyorum, amma diyorumki dini mübini islam bu yaşlarda gerekli şartlar yerine getirilmiş ise bir nikaha cevaz veriyor!
Ha bu erkek islamın askıya aldığı hususlara riayet ettikten sonra nikahına aldığı dişi ile aynı evde de kalabilir, halvet olabilir!
Bunu birisi istermi veyahut ailesi buna izin verirmi o ayı bahis, faraziye yapıyoruz, çünkü soru teorik farazi!
İslam gerekli sınırları çektikten sonra ve bunlara riayet edildikten sonra fiiliyatta bu haldeki uygulama kişilerin terchine bağlıdır!
Bir diğer husus sen halveti de galiba sadece aynı evde kalmak sanmaktasın!
Misalen bu koca nikahlısı ile babasının evinde bir odada baş başa görüşür isede halvet olmuş olur!
Yani halvet olmak içün o dediğin, eşlerin aynı evde yaşamaları zaruri değildir!
Öğren bu hususları!
Teorik bir sual soruyorsun bende sarahaten diyorumki teoride eğer erkek islamın askıya aldığı hususlara riayet edecekse bunda bir şüphe yoksa böyle bir halvet olabilir!
İmdi lafı dolandırmayı bırakda konunun özüne gel, kırkdört sayfadır yapamadığını yapda nikah ile buluğ ve rüşdlük arasında açık rabıta kurmuş, ahkamından hukuçuların "cima içün ruhen ve bedenen sıhhatli olunmalıdır" hükmü çıkarmış bir dine pedofili iftirasını nasıl atmaktasın onu izah ediver!
Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor!
Alchindus
21-11-2009, 12:53
Yahu, evlenecek olan kiz cocugu ortadami ki, de; hur iradesi olsun. Ebeveyniyle evlendirecegi kisi anlasiyor ve kucuk kizcagiz bir mal gibi veriliyor.
Diğer arkadaşınıza dediğimi size de söylüyorum!
Anlamadığınız konularda kelam etmek zorunda değilsiniz, kendinizi böyle bir konuma niçün düşürmektesiniz!
İslamın kadına dönük belkide ilk emri onun istemediği ile evlendirilmesinin engellenmesidir!
Buna rağmen kalkmış hala mal gibi alınıp satılmaktan bahsetmektesiniz!
Okuduklarınıza nazar dahi etmiyor musunuz!
İslamın cevaz verdiği şey ebeveynlerin çocukları içün uygun eşler bulmalarına yardımcı olmalarıdır!
Düşünün bir babasınız ve kızınıza çok münasip bir talip var, onun mutlu mesut bir yuva kurmasını arzu ediyorsunuz ve bunun içün bu talibin çok uygun olduğunu düşünmektesiniz!
İşte islam diyorki bu halde iken bir nikah akti yapılabilir amma kız rüşdünü ispat ettiğinde ebeveynin münasip gördüğünü münasip görmemekte ise bu akti feshedebilir!
Hadise budur!
Acik konusalim. Senin kiz cocugun olsa kac yasinda evlendirirsin? Evlendirirken, kizina danisirmisin?
Tabiiki kızıma soracağım, bu islamında istediği bir husustur!
Bu din konusunda bu kadar bilgisiz oluşunuzu anlayamıyorum!
Sizler eğer bazı uygulamalara bakıp bunları sual ediyorsanız lütfen araştırınız, bunlar islam ile ne kadar örtüşmekte!
Ben diyorumki Hz. Muhammedin arkadaşlarına ilk emirlerindendir "kızları istemedikleri ile evlendirmeyin" emri!
Sen bana sual ediyorsunki kızını evlendirir isen ona sual edecek misin!
Garip, acayip!
Benim bir kızım olurda o henüz rüşde ermeden ona bir talip olur ise ve bunu bende münasip görür isem elbet kızıma soracağım böyle bir talibin var ve hususiyteleri şunlardır ne dersin!
Alacağım cevaba görede hareket edeceğim, cevap müspet ise kızım rüşdüne erene dek onların birbirlerini daha iyi tanımalarına ve kızımın rüşdüne erdiğinde sıhhatli karar vermesine yardımcı olacağım!
Kızım rüşdüne ermiş ve ona bir talip var ise o vakit asıl suali sorması gereken kızım olacaktır baba böyle bir talibim var sen ne demektesin diye!
İslamı tanımadan hakkında ahkam kesmeyiniz!
Tenkit ettiğiniz dini birazcık öğreniniz!
Bilmediğiniz konularda da bilene dek konuşmayınız!
evrensel-insan
21-11-2009, 16:47
Saygideger Alchindus;
Kusura bakma ama; seninki bilgi degil; sadece "bu kuranda yapilan hatayi, nasil yapsam da duzeltsem" dusuncesiyle, yapmaya calistigin, bindereden su getirmek ve akil oyunlaridir. Benim boyle akil oyunlarina ve konuyu uzatmaya ihtiyacim yok ve de karnim tok, isteyen devam etsin.
Kuranda bicilmis bir evlenme yasi yoktur.
7 yasindaki bir kiz cocugu, babasinin istegi uzerine, bir erkege esi olarak verilebilir, erkegin yasi onemli degildir.
Eger kiz cocugu, evlendiginde akil bagli degilse; akil bagli olabilene kadar; "sevkatli" erkeginin eline tslim edilir, cinsel iliskiye kiz cocugunu zorlamamasini umut ederek.
Orf ve zaman sartlarina gore de uyarlansa; bu durum kurana gore musaittir ve bugun dunyanin cesitli ulkelerinde ve Turkiye'nin hala kirsal kesimlerinde uygulanmaktadir.
Bugunku dunya anlayis, orf ve kadin-erkek iliskilerine genelde bakildiginda; cocuk ile yetiskin, yas olarak ayrilir. Bir cocuk kendinden sorumlu degildir. bir cocuk ile cinsel iliski kuran yetiskun, kanun onunde sucludur. Bir yetiskin bir cocukla ne evlenebilir, ne de cinsel iliski kurabilir.
Bir cocugun, genelde dusunce ve davranislarinda, bilinc aranmadigindan, cocuga yetiskin muamelesi yapilamaz.
Cocukluk ve Ergenlik; her yonuyle insanoglunun farkli iki evresidir. Cocuk, yetiskinler tarafindan, egitilir, kollanir, korunur; bir yetiskin bir kiz cocuguna evlenecegi, cinsel iliski kurabilecegi kisi gozuyle bakamaz.
Kisaca, koyulastirdigim bolum kuran da yoktur, olamazdi da; o yuzden kuran, gunumuz dunyasi genel ahlak kurallarini, erkek-disiye bakis acisi ve iliskisi konusunda CIGNEMEKTEDIR. Kuran'a oldugu gibi bu konularda uygulayanlarda suc islemekte ve potansiyel suclu durumuna dusmektedir. Acikcasi, kuran bilhassa erkekleri, disiye yanasim konusunda suca tesvik etmektedir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Yani kizin 7 yasindayken bir talibi cikarsa "tabi ki" ona soracaksin. Nasil soracaksin merak ediyorum. Bir amca var, seninle evcilik oynamak istiyor, guzel oyuncaklari da varmis, seni evine goturmek istiyor, ne dersin/ mi diyeceksin kiizina?
Devamli sorulanlara, sorularla cevap veren bir demagoji uzmani oldugun malum, Bunu bir de osmanlica mi arapca mi, kelimeleri herkesin anlamadigi bir dilden yapman da, 2009 senesinde yasadigina, ve modern turkiye'de ikamet etmekte olduguna gore, tartismalarinda bu lisani kullanman, sadece demagojik amacla yaptiginin ispati. Herkes birbirinin ne sordugunu ne dedigini anliyor ve sen bundan tek istisna kendin isen, biraz oz elestiri yapman gerekmez mi? Eger kendini elci filan saymiyorsan, bu farkin farkindaligina coktan varmis olman gerekir.
Hayat kuranin incilin tevratin dedigi gibi degil; bunun boyle olmadigini sizler de cok iyi biliyorsunuz, aksi taktirde aramizda, her ne kadar itiraz da etseniz, bulunmaz, merak ettiginiz esas hayati insanligi tanimaya calismazdiniz.
Alchindus
22-11-2009, 01:24
Benim boyle akil oyunlarina ve konuyu uzatmaya ihtiyacim yok ve de karnim tok, isteyen devam etsin.
Söyledik, anlamadığınız konularda kelam etmek zorunda değilsiniz!
Kendinizi zorda bırakmayın, anladığınız meselelere kafa yorun!
Hatta gerçeğe sadakatiniz yok ise forumlarda zaman kaybınada luzum yoktur, gerçek nasıl olsa sizin arzu ettiğinizdir sizin içün!
Akıl oyunu mantık hilesi ve bütün bunlardan cambazlıkla islama pedofili isnadı sizlerin fiilleri olmakta muhterem, imdi kalkmış akıl oyunlarına karnım tok diyorsun, duyda inanma!
İslam hakkında asgari malumatınız dahi yok amma iflah olmaz bir peşin kabulle gayz pek bir bol!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!
evrensel-insan
22-11-2009, 01:34
Saygideger arkadaslar;
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Benim boyle akil oyunlarina ve konuyu uzatmaya ihtiyacim yok ve de karnim tok, isteyen devam etsin.
Söyledik, anlamadığınız konularda kelam etmek zorunda değilsiniz!
Kendinizi zorda bırakmayın, anladığınız meselelere kafa yorun!
Hatta gerçeğe sadakatiniz yok ise forumlarda zaman kaybınada luzum yoktur, gerçek nasıl olsa sizin arzu ettiğinizdir sizin içün!
Akıl oyunu mantık hilesi ve bütün bunlardan cambazlıkla islama pedofili isnadı sizlerin fiilleri olmakta muhterem, imdi kalkmış akıl oyunlarına karnım tok diyorsun, duyda inanma!
İslam hakkında asgari malumatınız dahi yok amma iflah olmaz bir peşin kabulle gayz pek bir bol!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!-Alchindus-
YORUMSUZ. Yorumu okuyan arkadaslar, yapsin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
22-11-2009, 01:38
Yani kizin 7 yasindayken bir talibi cikarsa "tabi ki" ona soracaksin. Nasil soracaksin merak ediyorum. Bir amca var, seninle evcilik oynamak istiyor, guzel oyuncaklari da varmis, seni evine goturmek istiyor, ne dersin/ mi diyeceksin kiizina?
vartor sende okulda hocan kara tahtaya "ali topu tut" diye yazdığında topun aliyi tutması icab ettiğini düşünenlerdensin anlaşılan!
"Top aliyi tutmalı" diyerek gerçeğe sadakatsizliğinizi perdeleyemezsiniz!
Devamli sorulanlara, sorularla cevap veren bir demagoji uzmani oldugun malum
Bunu yapan esas siz ateistlersiniz!
Müddei sizsiniz bizde diyoruz ve açıkça zikrediyoruzki lafı dolandırmayın konunun özüne gelin, kırkdört sayfadır yapamadığınızı yapında nikah ile buluğ ve rüşdlük arasında açık rabıta kurmuş, ahkamından hukuçuların "cima içün ruhen ve bedenen sıhhatli olunmalıdır" hükmü çıkarmış bir dine pedofili iftirasını nasıl atmaktasınız onu izah ediverin!
Amma ses seda yok!
Zati olamazda, iftira ispat olunabilir mi!
Sonra iddianızı temellendirmekten aczde olmaklığınızdan durmadan sorular soruyorsunuz, bunlarada sarih cevaplar veriyoruz!
Alınan cevaplar karşısında ilk yaptığınız sukut etmek, sonra yaptığınızda aradan bir sure geçince dönüp tekrar aynı suali sormak!
Niçün!
Ah gerçeğe sadakat, bunun noksanlığından!
Sonra bakıyoruz böyle olmayacak sizin mecaliniz yok, esas meramınızı anlamak içün diyoruzki derdiniz pedofili değil bunu anlamak içün deyi verin ensest münasebetlere nasıl bakmaktasınız!
Yine ses seda yok, manidar bir sukut hali cari!
Ondan sonrada böyle çıkıp hala "bazı sorular soruldu sen niçün soru sormaktasın" deyivermiyor musunuz :)
Feriniz mecaliniz yok neyleyelim, iddianızı temellendiremiyorsunuz, sorulan sorulara sarih cevaplar vermemize rağmen bunu yapamıyorsunuz ve size sorulmuş hiçbir suale sarih cevap veremiyorsunuz!
Bunu bir de osmanlica mi arapca mi, kelimeleri herkesin anlamadigi bir dilden yapman da, 2009 senesinde yasadigina, ve modern turkiye'de ikamet etmekte olduguna gore, tartismalarinda bu lisani kullanman, sadece demagojik amacla yaptiginin ispati.
Vartor sarih türkçe konuşuyorum, anlamamak namümkün!
Anlamak işe gelmeyince böyle kelamlar arkasına saklanılması ise pek bir mümkün!
Evvela belirteyim, bazı yabancı lisanlara vakıfın amma bunlar arasında senin ana lisanın yok, olsa idi çekinmeden sana ana lisanından da yazar idim yeterki sen anla!
Sonra benim konuşma lisanım budur, böyle konuştuğum içün böyle de yazarım!
Daha da sonra benden size açık tahaahhüt, anlamadığınız hangi kelimelerdir belirtin anlama ihtimaliniz bulunanları ile bunları size izaha da hazırım amma bir görelim misalen neyi hangi kelimeyi anlamıyormuşsunuz!
Herkes birbirinin ne sordugunu ne dedigini anliyor ve sen bundan tek istisna kendin isen
Böyle bir istisna yok vartor, ben sizin neyi diyip neyi diyemediğinizi, neyi murad edinip neyi başaramadığınızı pek bir iyi anlıyorum, anlamama sıkıntısı bende değil sizde zati "anlamama" sıkıntı izharıda sizden gelmekte benden değil, "anlamıyoruz" diyenler sizlersiniz ben değil!
Eger kendini elci filan saymiyorsan
Ben yaradanın basit sade ve aciz bir kuluyum, başkaca bir şey değilim!
Kendimde vehmetmediğimi bende vehmetmeyiniz!
Hayat kuranin incilin tevratin dedigi gibi degil; bunun boyle olmadigini sizler de cok iyi biliyorsunuz, aksi taktirde aramizda, her ne kadar itiraz da etseniz, bulunmaz, merak ettiginiz esas hayati insanligi tanimaya calismazdiniz.
Vartor hakikatten ne kadar kopmuş gerçekten ne kadar uzakta yaşamaktasın!
Bilinçli bir müslüman bu forumda yazıyorsa bunun başlıca sebebi sahip olduğu güzelliklerden habersiz ve nasipsiz olanlara da bu güzellikleri ulaştırmak onlara bunları tanıtmaktır!
Bir başka sebepte bazı art niyetlilerin ateizmi perde yapıp inançları içün islama saldıranların hilafı hakikat sözlerine yalan ve iftiralarına cevap vermek ve bu sayede islamın yanlış tanınmasına kendi kararınca mani olmaya çalışmak olabilir!
Belki bir başka sebepde iman ile neleri kazandığını buna sahip olmayanların neleri kaybettiğini bizzat görerek anlamak arzusu olabilir!
Esas hayata gelince :)
vartor yaşanmaya değer hayatı yaşayan inananlardır, kendilerini boşlukta hisseden sizler değil!
İçinde hissettiğin boşluğu boş sözlerle dolduramazsın, bu forumda tanıdığın inanırlar senin içün büyük nasiptir, bunlardan istifade et!
Onların senden çok daha mutmain gönlü gani ve emin insanlar olduklarını sana senden daha iyice kimse anlatamaz!
Boşuna kandırmayasın kendini ve içinden gelen sese kulak veresin!
Bunu kendi iyiliğin içün yapasın!
Gerçeğe sadakat ile!
evrensel-insan
22-11-2009, 02:38
Saygideger alchindus;
Gerçeğe sadakat ile! -alchindus-
Gercek nedir, sizce? ve vereceginiz cevabi, hangi akil yurutme metodu ve hangi bakis acisiyla veriyorsunuz ve neden o bakis acisi ve metodu kullaniyorsunuz?
Sen en iyisi bunlara bir cevap ver, once. Verirsen, senin once gercegin ne oldugu konusundaki fikrini ogrenmis olurum ve ona gore cevap yazarim. Bana gore sen, pragmatist bir bakis acisiyla yaziyorsun yazdiklarini. Cunku, herseyi kendi dusunce kalibina uyduruyor ve GERCEKLERI CARPITIYORSUN.
Once gercegin ne oldugunu ortaya koyalim ki, sonra bakalim kim gercege sadakat, duyuyor/duymuyor ve neye/kime gore?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bir başka sebepte bazı art niyetlilerin ateizmi perde yapıp inançları içün islama saldıranların hilafı hakikat sözlerine yalan ve iftiralarına cevap vermek ve bu sayede islamın yanlış tanınmasına kendi kararınca mani olmaya çalışmak olabilir!
Alchindus, burasi dinlerden ozgurlugu, onlarin dogmatik palavralarindan siyrilip beyini hurriyete kavustumayi amaclayanlarin sitesi. sadece Islam karsiti bir yer degil, bunu boylece bir kafana sok. Hicbir baska din mensubu islama da laf etmez, cunku semavi dinler ufak tefek farkliliklar da gosterse, sonucda dogmalari aynidir. Esas sizin gibi beyni yikanmislar, sanki musa'nin dininden pek farkliymis gibi, neredeyse dusmanca tavir takinir digerlerine. Oncekiler tahrif edilmis derken, allahin, sozde indirdigi kitabi korumaktan aciz oldugunu soylemis olmazlar mi? O kadar karanliklara gomulmussunuz ki, esas sen, alchindus, bu siteye gelip, birseyler ogrendigin icin kendini sansli saymalisin.
Dinlerin sacmaliigini tartisirken, sadece eski musluman atyeistler tartisabilir diye bir kural oldugunu kim soylediyse yalan soylemis; onun bunun sozunden gaz alarak, sazan gibi dalmak icin ancak beyni yikanmis olmasi gerekir bir insanin. Islami biliyor olabilirsin ama insanligi hayir! Bana dinin insaniyetinden bahsedebilmen icin once o beynini zincirlerden koparabimelisin. yoksa senin humanistligin, kuraninkinden, incilinkinden, tevratinkinden, bir adim oteye gidemez, onun da ne oldugunu belki sen bimiyor olabilirsin ama cumle alem biliyor.
Alors, si vous voulez. on peut continuer en francais; oubien, if you're ready, we could discuss all this in english. yete guzes, hayeren al girnank hosil.
Imdi yukaridaki lisanlardan herhangi birine vakif isen o dilde devam edebiliriz tartismaya, Kus dili de bilir idim de unuttum, velakin, siz baslayin ben hatirlarim...
Ve acı bir örnek daha:
Türk Medeni Kanunu Madde 132: Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
Doğurmakla süre biter.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
Bu maddenin koyulma gerekçesini ve tarihini bilmeden yazmışsınız.
Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 95 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin "2. Müddetler" "a. Kadın için" şeklindeki konu ve kenar başlıktan "2. Kadın için bekleme süresi" şeklinde tek başlık hâline getirilmiştir. Zira bunu takip eden eski 96 ncı madde 3444 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış olup, artık boşanan kadın için bir cezaî bekleme süresi söz konusu olmadığından, madde bir tek bekleme süresiyle sınırlı hâle getirilmiştir.
Maddenin birinci fıkrası yeniden ve daha uygun bir ifadeyle kaleme alınmıştır.
Yürürlükteki 95 inci maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ikinci fıkra hâline getirilmiştir.
Maddenin son fıkrasında kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya önceki eşiyle yeniden evlenmek istemesi hâlinde hâkime süreyi kısaltma yetkisi verilmemiş, hâkimin bu süreyi kaldırması öngörülmüştür. Zira bu iki hâlde de kadının evlenmesini engelleyen süreyi kısaltmanın bir anlamı yoktur. Bu gibi hâllerde mahkemece sürenin tamamen kaldırılması gerekir.
evrensel-insan
22-11-2009, 03:49
Saygideger vartor;
Ben sana iki kusdili ornegi vereyim. Eger istersen de, ogretebilirim. :yo: Ogretmenligim var.
Nagasigilsigin?-Nasilsin?, bu ge, ga li kusdili.
Napcasipcilsipcin?-Nasilsin?, bu epce, apca li; ya da parali kusdili.
Saygilarimla;
evrensel-insan
milomanara
22-11-2009, 04:41
Şimdi efendim, pedofili rahatsızlığı henüz cinsel organında tüylenme başlamamış çocuklara duyulan ilgidir(prepubescent)[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Pedophilia)]. Adetle falan ilgisi yok. Ruhsal bir hastalık olduğundan tanımı böyle. Bu anlamda, zaman zaman 4~5 yaşında bile tüylenme olabilmekte olduğu göz önüne alımalıdır[2 (http://abcnews.go.com/Health/story?id=2610353)]. Sonuç olarak Muhammed(ve ümmeti) büyük ihtimalle pedofili değildir.
Fakat ortada çok ciddi ahlaki bir çelişki vardır. Dönemin bedevi kültürü ve adetleri, zamandan ve mekandan bağımsız bir yasa olarak (Kuran) dikte edilmiştir. Ve bu adetler, insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı, vahşi hatta barbarikdir. 6 yaşında bir çocuğun kendi rızasından bahsedilemez. Ortada bir akıl hastalığı olmasa da, tam anlamıyla çocuk istismarı vardır.
Yazdıklarımdan sevgili ulpian'a katılmadığım anlaşılmasın. Her kelimesine tam anlamıyla ve sonuna kadar katılıyorum. Sadece "pedofili" tanımı doğru değil bence.
Toparlayacak olursak, her zaman söylediğimiz gibi, islam kötüdür, zararlıdır, düşmanınıza bile tavsiye etmeyiniz, iyi ahlaklı bir insan değerlerini KESİNLİKLE Kuran'dan alamaz. Bu başlık da bunun harika bir örneği daha olmuş. Ellerine sağlık sevgili ulpian.
Yazdıklarımdan sevgili ulpian'a katılmadığım anlaşılmasın. Her kelimesine tam anlamıyla ve sonuna kadar katılıyorum. Sadece "pedofili" tanımı doğru değil bence.
Toparlayacak olursak, her zaman söylediğimiz gibi, islam kötüdür, zararlıdır, düşmanınıza bile tavsiye etmeyiniz, iyi ahlaklı bir insan değerlerini KESİNLİKLE Kuran'dan alamaz. Bu başlık da bunun harika bir örneği daha olmuş. Ellerine sağlık sevgili ulpian.
Benim okuduğum kadarıyla (http://www.turandursun.com/forumlar/newreply.php?do=newreply&p=262484) ''pedofili'' psikolojide henüz ergen olmayan küçük çocuklara duyulan cinsel ilgi anlamına gelmekte. Ergen olmanın ise (http://de.wikipedia.org/wiki/Geschlechtsreife#Geschlechtsreifung_des_Menschen) bir takım göstergeleri var. Adet görme, cinsel organda tüylenmenin başlaması vs. gibi.
Fakat bunun yanısıra ''pedofili'' sadece duyulan ilgi için değil, ergen olmayan küçük çocuklarla fiilen gerçekleşen cinsel ilişkilerin de vasıflandırılmasında kullanılmakta (pedofil eylemler). Literatürde pedofil eylemler için Pedoseksualite terimi de kullanılıyor.
Terim her ne kadar aslen psikoloji biliminden gelse de, hukuk terminolojisinde de ''pedofil eylemler'' veya ''çocuğun cinsel istismarı'' gibi ifadelerle yerini bulmuştur. Daha önce de bu başlıkta kanun maddeleri ile örneklediğim üzere, gelişmiş Batı ülkelerinde asgari alt sınır 14 yaştır. 14'ten küçük çocuklarla cinsel ilişkiye giren yetişkinler her halükarda bu suçtan dolayı cezalandırılmaktadır. Fakat bu sadece ''mutlak alt sınırı'' teşkil etmektedir. Çocuk eğer -yaşıtlarına göre- zihnen gelişmemişse veya söz konusu şahısa bir bağımlılık ilişkisi içerisinde ise (veli, öğretmen gibi) 18 yaşından küçüklerle cinsel ilişkiye giren yetişkinler dahi cezalandırılabilmektedir. Bunun da yanısıra çocukları cinsel pozlarda gösteren pornografik fotoğrafların yayınlanması da yine ''pedofil pornografi'' başlığında cezalandırılmaktadır.
Sözün kısası, ''pedofil eylemler'' veya ''çocuğun cinsel istismarı'' terimleri aynı zamanda hukuk terimleridir. Ve bu başlıkta da zaten buraya atıfta bulunulmuştur.
Hukuken ''pedofil eylem'' yaşının alt sınırı hakkında tartışılabilir elbette. Ama bir yere kadar. 15'de mi çizmek lazım sınırı, 14'te mi, 13'te mi, 12'de, 11'de mi. Ama genel ve objektif bir sınır çizmek lazım.
OLAY ASLINDA ÇOK BASİT!
(1) Bir yetişkinin, 11 yaşından küçük bir çocukla cinsel ilişkide bulunması bugün, her türlü eksikliklerine, zaaflarına rağmen, öyle veya böyle medeni bir devlet diyebileceğimiz bütün ülkelerin hukukunda ''pedofil eylem'' veya ''çocuğun cinsel istismarı'' başlığı altında cezalandırılmaktadır
(Büyük çoğunluğunda bu yaş sınırı 11'in çok üstündedir. Ve bu sınırlar her durumda geçerli olan mutlak sınırlardır. Yoksa çocuk mesela zihnen gelişmediyse veya yetişkin kişiyle bir bağımlılık ilişkisi içerisindeyse -veli, öğretmen vs. gibi- sınır daha da yukarılardadır.).
(2) İslam ise bu sınırın altındaki kızlarla evlenilmesini ve cinsel ilişkide bulunulmasını meşru görmektedir.
=> Dolayısı ile İslam, ''pedofil eylemlere'' veya ''çocuğun cinsel istismarına'' müsaade etmektedir.
Kuran'dan, Sünnet'ten örnekler getiriyoruz, farklı yorumlarla itiraz ediliyor. Tefsir ve fıkh eserlerinden alıntılıyoruz, ''onlar yanlış yorumlamış'' deniliyor.
Bu yüzden Alchindus'un kendi getirdiği (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535) bir fıkh eseri alıntısına bakalım:
Fetevayı Hindiyye'den:
Nikâhlanmış bulunan küçük kıza ne zaman cima' edileceğî hususunda görüş ayrılığı vardır* Bazı âlimler: «Bulûğa erişinceye kadar ,ona cima' yapılmaz»; bazıları ise ; «Dokuz yaşına varınca, ona cima' edilir.» demişlerdir. Bahrü'r - Râık'ta da böyledir.
Âlimlerin ekserisine göre, bu hususta yaşa itibar edilmez; gücünün yetmesine itibar edilir. Eğer, kız -şişman, gelişmiş, cimâ'a tahammüllü ve erkeğin kendisine cımâ' etmesinden dolayı "hasta olmasından korkulmaz ise; dokuz yaşına varmamış olsa bile, ona cima' edilebilir.
Ancak, kız zayıf ve cimâ'ya tahammülsüz olursa vaya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa; yaşı büyük olsa bile, ona cimâ' etmek helâl olmaz. Sahih olan görüş de budur.Yani Alchindus'un kendi getirdiği (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535) fıkıh eserine göre İslam Alimleri arasında üç farklı görüş savunulmakta:
(1) Büluğa girince, yani adet görünce -yaşı kaç olursa olsun- cinsel ilişki meşrudur (bu 8 veya 9 da olabilir).
(2) 9 yaşına girince, adet görse de görmese de, cinsel ilişki meşrudur.
(3) Kız ''şişman'', ''dayanaklı'' ise 9 yaşından küçük olsa bile cinsel ilişki meşrudur.
(NOT: Bu büyük fıkıh eseri 1.400 sene önce değil, bir alim heyeti tarafından 300 sene önce ve mümkün oldukça bütün görüşlere yer vererek kaleme alınmıştır.)
Bu üç görüş de günümüzün hukuk sistemlerinin pedofil eylem veya cinsel çocuk istismarı başlığı altında yasakladığı ve cezalandırdığı fiilleri meşru görmektedir.
İslam pedofil eylemlere, yani çocuğun cinsel istismarına müsaade etmektedir.
saygılarımla
milomanara
22-11-2009, 12:45
Ben akıl hastalığı olarak pedofiliyi kastettim. Elbette Muhammed'in(ve ümmetinin) bilinçli olarak çocuk istismar ettiği ortadadır.
İslam'ın çocuk istismarını engellemeye yönelik hükmü olmadığı ortada. Hatta çocuk istismarı İslam'da meşru. Hemen hemen bütün din adamları henüz(hiç) adet görmemiş çocukların kastedildiğini söyleseler de, görüyoruz ki, müslümana işine gelmeyen "bileşik kaplar kanunu" bile kabul ettirilemez. "Yuh artık!" dedirten inkar, kendini kandırma, gerçekleri çarpıtma.
"Teorik olarak mümkün"müş!!! YUUUHHHH!!!
Bir öyle bir güzel(!) ahlak kuralları bütünü ki bu İslam, bir yaşında kızla evlenebiliyorsun, hatta istismar edebiliyorsun(ama bir yaşında istismar etme sünnete aykırı, dokuz yaşında et!). Kelimeler kifayetsiz!
Bir de, onlar gerçek müslüman değil savunması var. Nedense İslam aleminin yüzde 90'ı bu dini kıçından anlamış!!! Nasıl sade ve açık mesajsa bu Kuran![1 (http://www.guardian.co.uk/commentisfree/andrewbrown/2009/jan/19/religion-islam-saudi)]
http://www.youtube.com/watch?v=Ak0_UvzjgnU
-Musluman-
22-11-2009, 13:39
kuranda sübyancılık yoktur.eğer yaşı küçük olan kız evlenmek istiyorsa ise 50 yaşındaki adamla 9 yaşındaki kız gayet güzel evlenir.alan razı veren razı size ne oluyor? ama kız evlenmek istemezse bu günahtır ve rabbim zorla iş yapanlara cehennemi hazırlamıştır.
Yaklaşık iki ay kadar evvel,
bir akşam,
karşı komşu zilimizi çaldı.
Hanımla kapıda pısır pısır konuştular.
Hanım içeri girdi birşeyler aldı ve
-Ben yarım saat kadar komşuya gidiyorum
dedi ve gitti.
Geldikten sonra,
-Hayırdır
dedim.
Komşumuzun 12 yaşında bir kızı var.
Regl olmuş.
Anne ve babası çocuğu hazırlamadıkları için de,
çocuk ağlayarak annesine koşmuş,büyük bir korku ve telaş içerisinde
-Anne bana birşeyler oldu kanıyorum
demiş.
Kadıncağız da bizim hanıma gelmiş ped almış.Meğer o pısır pısır konuşma da ondanmış.
Sonrasında da hanım ve komşu hanım kızı bir kenara çekip ellerinden geldiği kadar regl'in ne olduğunu kıza anlatmış ve onun korku ve heyacanını gidermişler.
Şimdi,
Bu anlattığım ne ?
Hani denilir ya
-Bu ne ?
-Perhiz
-Peki bu
kuranda sübyancılık yoktur.eğer yaşı küçük olan kız evlenmek istiyorsa ise 50 yaşındaki adamla 9 yaşındaki kız gayet güzel evlenir.alan razı veren razı size ne oluyor? ama kız evlenmek istemezse bu günahtır ve rabbim zorla iş yapanlara cehennemi hazırlamıştır.
ne ?
-Musluman-
22-11-2009, 13:50
sözlerim kuran gibi apaçık.anladığınızı umuyorum.
Ya Hu,
El İnsaf be birader.
Anlattığım anektoddaki kişi adı üzerinde 12 yaşında çocuk.
Altından akanın ne olduğunu,
neden olduğunu bilmiyor.
sen kalkmış "İstiyorsa" şeklinde,
abesle iştigal bir yorum getirmiş
ve
"sözlerim kuran gibi apaçık.anladığınızı umuyorum." gibi absürd bir açıklama yapıyorsun.
De get işine Ya Hu
-Musluman-
22-11-2009, 14:04
zaten istiyorsa onun artık çocukluğu kalmamıştır.bu sebeble sübyancılığa girmez.
Sn. Musluman ,umarım 10-12 yaşındaki çocuklardan bahsedildiğinin farkındasınızdır..
Yazdıklarınzı tekrar gözden geçirmeniz dileğiyle..
zaten istiyorsa onun artık çocukluğu kalmamıştır.bu sebeble sübyancılığa girmez.
"Dilden gelen elden gelmiş olaydı,o feleğin........ kolaydı."
"El'deki yara,duvardaki delik."
"El el'in eşeğini türkü çığırarak arar."
Sözlerde-TEORİDE kolay olan bir durum bu.
İş pratik safhaya dönüştüğünde,
10 veya 12 yaşındaki kızınızı-çocuğunuzu-evladınızı "Çocukluktan çıktı" şeklinde absürd bir bakış ve anlayışla,
herhangi bir erkeğe eş olarak veremeyeceğinize,
ruhuma,
bedenime iddiaya girerim.
Sanaldan sallamak kolay.
-Musluman-
22-11-2009, 14:26
procaz,farkındayım ve diyorumki çocuk eğer evliliği istemezse kesinlikle evlilik işlemi yapılmaz,yapılmasıda caiz değildir.ama eğer çocuk evliliği istiyorsa artık bazı şeyler için çağı gelmiştir ve nikah kıyılabilir.herhangi bir ilişkide günah değildir.alan razı veren razı hesabı.
-Musluman-
22-11-2009, 14:28
psiko,tabiki çocukluktan çıkmıştır.yoksa neden evlenmek istesin?
.herhangi bir ilişkide günah değildir
Hayır bu olayı (http://tr.wikipedia.org/wiki/Pedofili)gerçekten tasvip edeceğinize inanmıyorum.. Yaşınız çok genç olmalı..
-Musluman-
22-11-2009, 14:32
bencede bu bir ruh hastalığıdır.sapıkça bir şeydir iğrençtir ama iki tarafta isteyince bir sorun teşkil etmez.ayrıca yaşım genç falan değildir.
Yahu hocam ;
Anektoddaki çocuk,
altından akanı BİL Mİ YOR,
Sen kalkmış "İstiyorsa" diye kayıt düşüyorsun.
Tarihte olanlar,
ki bir tanesi de dedem ve anneannemdir.
Bedeni olarak regl olmuş,
ancak akli melekelerini,
henüz tam olarak kullanma yetisine sahip olmadığı için,
bilim (Pedegoji) tarafından "Çocuk" diye anılan-tabir edilen kişinin "İstemesi" de ne olaki ?
nasıl olaki ?
Aklın harbiden yatıyor mu Ya Hu ???
Aklını işletmeyenlerin üzerine ne yağacağını söylememe gerek var mı ?
-Musluman-
22-11-2009, 14:39
çocuğa bazı şeyler öğretilmelidir.öğretilmeden olmaz!
Ya Hu mübarek adam,
sen ben o biz siz onlar,
yaşımız kaç olursa olsun hala öğrenme süreçlerindeyiz.
İllaki birşeyler öğretilecektir "Çocuk"lara da,
Çocuk yaşta,
bilmediği,
bilemediği,
öğrense de,fark etmeyecek bir husus olan,
cima'ya maruz edilmesi durumu öğretilse ne olur öğretilmese.
Hayy Allah müstehakkını versin emi !!!
-Musluman-
22-11-2009, 14:51
bunu konuyu uzatmayacağım düşüncelerimi belirttim.allah sizin kalbiniz mühürlümiş umarım doğru yolu bulursunuz.
Gözler,
"Görmek" içindir.
Kulaklar,
"İşitmek" için.
Bir de
"Yüz çevirmek"
ve
"Kulak tıkamak" var :)
Senin ve senin gibi düşünenler için dua edeceğim aziz ve mübarek !! adam :)
Not :
Bilirsin sormuşlar
-Mümin cimri olur mu ?
-Olabilir.
-Mümin korkak olur mu ?
-Olabilir
-Mümin yalancı olur mu ?
-Olamazzz.
Eğer bir kızın var ise,onu nasıl evlendireceğin veya evlendirdiğini,
bu konunun ışığında,
bizlere değil,önce kendine anlat.Sonra bize de anlatırsın.
Alchindus
22-11-2009, 16:16
Alchindus, burasi dinlerden ozgurlugu, onlarin dogmatik palavralarindan siyrilip beyini hurriyete kavustumayi amaclayanlarin sitesi. sadece Islam karsiti bir yer degil, bunu boylece bir kafana sok. Hicbir baska din mensubu islama da laf etmez, cunku semavi dinler ufak tefek farkliliklar da gosterse, sonucda dogmalari aynidir. Esas sizin gibi beyni yikanmislar, sanki musa'nin dininden pek farkliymis gibi, neredeyse dusmanca tavir takinir digerlerine.
Evvela "beyni yıkanmışlar" ifadesi ve mesajındaki diğer hakaretleri sana iade ediyor sonrada bunun içün seni şikayet ettiğimi bilmeni istiyorum vartor!
Gerçi işgal ettiğin makam icabı bu pek netice verici bir eylem olmasada biz yapılması lazım geleni yapalım!
İmdi ben kalkıp bana göre esasta aklını perdeleyenlerin kim oldukları bahsinde görüşlerimi serdetmeyeceğim, sanıyorum bu noktada ne düşündüğümü sen dahi idrak edebilirsin o sebeple malumu ilan etmeye hacet yok!
Sonradan ise söylediğin "hicbir baska din mensubu islama da laf etmez" sözünün hilafı hakikat olduğunun farkında olmana rağmen bunu nasıl söylediğiniisual edeceğim!
Hıristiyan olduğu halde islam içün nahoş sözler söyleyen üye ben burada gördüm, gıyabında adını zikretmek hoş olmaz amma sorulursa söylerim!
Sonra histeri derecesinde Hz. Muhammed düşmanlığı evvela yahudinin alametidir, ben burada böylede çok kişi gördüm!
Neticede internet ortamında esasta kişi ne olduğunu rahatlıkla setredilebilir, bunu pek iyi bilirsiniz!
esas sen, alchindus, bu siteye gelip, birseyler ogrendigin icin kendini sansli saymalisin
vartor burada zati bildiğim "küfrün mahiyeti" hakkında teyid edici bilgiler haricinde öğrendiğim yeni birşey olamadı!
O birikimde kendisi ile yazışmaktan yeni ve faideli şeyler öğrenebileceğim inanır olmayan birisi ile henüz tesadüf edemedim, bu zaviyedende forumunuzun irtifası gerçekten çok düşüktür!
Dinlerin sacmaliigini tartisirken, sadece eski musluman atyeistler tartisabilir diye bir kural oldugunu kim soylediyse yalan soylemis
vartor esas sıkıntı şurdadır ve bunu gizleyemezsinki, sen hıristiyanlık içün değil daima islam içün tenkid yazmaktasın! Aslında tenkid de deği gayz dolu çirkin sözler yazmaktasın!
Şu anda ateist olman pek bir şeyi değiştirmez, geçmiştede hiç müslüman olmamış birisi olduğun halde kendi inancınla alakalı değil hep islam ile alakalı gayz izharında bulunuyorsan, bunu istikrar halinde dillendiriyorsan söylediğin sözün hilafı hakikat olduğunun en bariz delili bizzat sen olmaktasın!
Bana geçmiş mesajlarıma bak demiştin, baktım!
İslam forumlarında bolca tahkirini gayzını görmeme mukabil misalen diğer dinlerlerle alakalı forumda tesadüf ettiğim nadir mesajlarında dahi Hz. Muhammede gayz gördüm!
Bir misali şudur!
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=41769&postcount=8
Bu hal ateistin kimliğine bakılınca makul bir hal değil çünkü biliyoruzki ateist ekseriya terkettiği inanç ile ceddeleşmektetir!
Sen hem müslümanların çoğunlukta olmadığı tam aksi hıristiyanların çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyorsun hem eski bir hıristiyansın amma sadece islam aleyhine büyük bir gayzla yazıyorsun!
Sonrada "hicbir baska din mensubu islama da laf etmez" diyorsun!
Duyda inanma!
onun bunun sozunden gaz alarak, sazan gibi dalmak icin ancak beyni yikanmis olmasi gerekir bir insanin. Islami biliyor olabilirsin ama insanligi hayir! Bana dinin insaniyetinden bahsedebilmen icin once o beynini zincirlerden koparabimelisin.
Bunca hakaret etme selahiyetini sen kimden almaktasın vartor, bu nasıl bir hal!
Kamilen bu sözleri sana iade etmekle birlikte öfkelenmenide manidar buluyorum, bu halde bana bazı hususları telkin ediyor!
Daha serin kanlı olmalısın, yaşının geçkin olduğunu yazdı bazı arkadaşlar, asabiyet o yaşlarda adama hayır getirmez bir bardak soğuk su iç derince nefes al!
yoksa senin humanistligin, kuraninkinden, incilinkinden, tevratinkinden, bir adim oteye gidemez, onun da ne oldugunu belki sen bimiyor olabilirsin ama cumle alem biliyor.
Birşeyleri bilmeyenler olabilir amma sen çok şeyleri bilmiyorsun!
O bilmediklerinin en başındada insaniyet adına beşeriyetin bildiği ne var ise topyekün hepsini vahye borçlu olduğudur!
Vahiy olmasa idi insan sizin esasta olduğunu sandığınız halden, "hayvanı natık"tan ibaret kalırdı!
Amma öyle değildir ve bunu fıtratı ve o fıtrata uygun vahyi bilgiye borçludur!
Imdi yukaridaki lisanlardan herhangi birine vakif isen o dilde devam edebiliriz tartismaya
İngilizcede biliriz almancada, fransızcamız yoktur son yazdıkların ise ermenice olmalı onu ise hiç bilmem vartır!
Sen yeterki anlamak iste bildiğim lisanların hangisinden istersen yazarım sana amma daha evvelinden şu "anlamıyorum" dediğin türkçe kelime ve kavramlar ne idi bir onları zikret!
Zikrette görelim gerçekte anlamıyor musun yoksa anlamak mı istemiyorsun!
Ah gerçeğe sadakat, vartorun muhitine de bir uğra!
Alchindus
22-11-2009, 16:24
Bu yüzden Alchindus'un kendi getirdiği (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535) bir fıkh eseri alıntısına bakalım:
Fetevayı Hindiyye'den:
Yani Alchindus'un kendi getirdiği (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535) fıkıh eserine göre İslam Alimleri arasında üç farklı görüş savunulmakta:
(1) Büluğa girince, yani adet görünce -yaşı kaç olursa olsun- cinsel ilişki meşrudur (bu 8 veya 9 da olabilir).
(2) 9 yaşına girince, adet görse de görmese de, cinsel ilişki meşrudur.
(3) Kız ''şişman'', ''dayanaklı'' ise 9 yaşından küçük olsa bile cinsel ilişki meşrudur.
(NOT: Bu büyük fıkıh eseri 1.400 sene önce değil, bir alim heyeti tarafından 300 sene önce ve mümkün oldukça bütün görüşlere yer vererek kaleme alınmıştır.)
Gerğeçe sadakatsizliğin her bir mesajında o kadar zahirki, iktibas ettiğin metindeki esas fikri nazara veren hususu utanmadan kulak arkası edip üç görüş arasında zikretmemektesin!
Neydi o husus!
Ancak, kız zayıf ve cimâ'ya tahammülsüz olursa vaya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa; yaşı büyük olsa bile, ona cimâ' etmek helâl olmaz. Sahih olan görüş de budur.
Yani esas olan dişinin cima içün hazırlığıdır, ruhen bedenen bu işe hazır değilse yaş müsaitde olsa cima helal değildir!
İmdi muhterem artık savrulmalarınız garip haller aldı, bak ne güzel söylüyorsun bu eser üç asır evvelinindi diyede!
Biz ne diyoruz!
İslam zaman ve mekana bağlı olarak değişebilecek hususlar olan cinsellik bahsinde bir yaş zikretmek yerine alemşumul bir dinde olması icab ettiği gibi esas ölçüyü vermiş, nikah ile buluğ ve rüşd arasında rabıta kurmuş, marufa ve denkliğe riayet edilmesini istemiştir!
Bundan üç asır evvelini bırak elli sene evvel onbir oniki yaşında türkiyemizde dahi evlilikler tabii karşılanmakta idi amma bu gün karşılanmıyor!
Bu gün senin nazarında misalen onsekiz yaşından küçük evlilikler tabii değildir amma belki elli sene sonra onsekiz bile bu iş içün erken yaş telakki edilecek ve senin gibi birisi çıkıp onsekiz yaşında yapılan evlilik pedofilidir diyebilecek!
Bu sebeple bu gün senin içün elzem olan yaş tahdidi dahi geçicidir yukarı çekilebilir veyahut anlayış değişip aşağı indirilebilir!
İslam yapboz tahtası değildir, alemşumul bir dindir!
O ondört asır evvelde bu günde yeryüzü kalacaksa ondört asır sonrada herkesin ihtiyacına cevap verecektir vermektedir!
Hem arap yarımadasında hem türkiyede hem kuzeyavrupada!
Bundan mütevellid bu dinin "nikahta marufa ve denkliğe riayet edin" demesi, nikahta buluğ ve rüşde işaret etmesinden hareketle fukaha asırlar evvel o devrin icabı içün nasıl yukardakini demiş ise aynı alemşumul prensiplerden hareket ile bu günde fukaha oradaki nazari ve itibari dokuz yaşı "bu onbeştir, onaltıdır, on yedidir ilanihaye" diye tespit edebilirki zati bu gün türkiyemizde gidin bir hocaefendiye bu hususu danışın size bunu diyecektir!
İşte bu islamın alemşumulluluğudur!
Anlamak istemediğiniz, anlasanızda kabul etmek istemediğiniz hakikat budur!
Gerçeğe sadakat şarttır!
phoenix317
22-11-2009, 16:52
Yaw bırakın onu bunuda islam bu dünyaya ne getirmiştir ne götürmüştür onu anlatın bana. İslam alemşumulmudur muşmulamıdır bilmem. kadınların ne zaman cinsel ilişkiye gireceğini neden anlatır bu kitap. İnsanlar kendileri bunu anlayamazlar mı.
İmdi ben kalkıp bana göre esasta aklını perdeleyenlerin kim oldukları bahsinde görüşlerimi serdetmeyeceğim, sanıyorum bu noktada ne düşündüğümü sen dahi idrak edebilirsin o sebeple malumu ilan etmeye hacet yok!
Ben anlayamadim ne demek istedigini, biraz aciklar misin? Goruslerin cok muhim benim icun, hakkimda iyi birseyler dusunseydin kendimden suphe ederdim dogrusu, tahminen dusuncelerinin yine akil ve mantik disi oldugu kanaatindayim; esas senin gibilerein elinde kuran, insanlik iicin degil, sadece muslumanlik icin ugras verdigin ortada ve her sozunden belli.
O bilmediklerinin en başındada insaniyet adına beşeriyetin bildiği ne var ise topyekün hepsini vahye borçlu olduğudur!
Vahiy olmasa idi insan sizin esasta olduğunu sandığınız halden, "hayvanı natık"tan ibaret kalırdı!
Amma öyle değildir ve bunu fıtratı ve o fıtrata uygun vahyi bilgiye borçludur!
Bu masal sana ogretilen, tam da aksine, insanlik vahiylerle yonetilmekten kurtulduklari anda insan olmaya baslamislardir; kurtulamayanlarin hali ortada...subyancilara kilif hazirlamaktan,gercegi goremiyorlar ki sadiki kalabilsinler:)
Hayvan natik'tan ibaret kalanlar hala var bu ulkelerin dini inancini git de bir arastir,
Son olarak, bir hristiyan misyoneri oldugumu ispatladigini zannettigin iletimle de anlasiliyor, ve dahi ispatliyor ki, iman adamin hakikaten beynini muhurlermis.
Komik adamissin vesselam:)
Alchindus
22-11-2009, 21:53
kadınların ne zaman cinsel ilişkiye gireceğini neden anlatır bu kitap. İnsanlar kendileri bunu anlayamazlar mı.
Bak güzel bir söz söylemişsin muhterem!
Zati alemşumulluk gereği islamda bunu yapmış marufa işaret etmiştir!
Nikahta marufluğa bak, yani aklı selimin kabul edeceği herkesce bilinen ve kabul görmüş esaslara uy demiş!
Cima içünde beden ve ruh sağlığını nazara vermiş!
Bundan sonrada kişilere yaşadıkları cemiyetlerdeki telakkiler kendi tercihleri ve sıhhatleri neyi el veriyorsa ona göre amel etmek düşmüş!
Bundan mütevellid bazı arkadaşların sözlerinin hilafına islamın "illa şu yaşta evlenin" veyahut "anca şu yaşta evlenin" diye bir emri yoktur!
Bunlar gerçeğe sadakatsizlerin sözleridir!
evrensel-insan
22-11-2009, 21:57
Saygideger alchindus;
Mesaj 441 gozunuzden kacti herhalde, hala cevap bekliyorum, tabi lutfedip, cevap verirseniz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
22-11-2009, 22:09
Ben anlayamadim ne demek istedigini, biraz aciklar misin? Goruslerin cok muhim benim icun
Eksik olmayasın!
Amma sende endişe verici vaziyette galiba bu anlamama hali!
Anlaşılmayacak bir husus yok sözümde, diyorumki "imdi benim kalkıp nazarımda esasta aklını perdeleyenlerin kim oldukları bahsinde görüşlerimi serdetmeme luzum yok çünkü bu zahirdir!"
Bunu demiş iken birde "sanıyorum bu noktada ne düşündüğümü sen dahi idrak edebilirsin o sebeple malumu ilan etmeye hacet yok" da dedim amma hata etmişim, baksana anlayamamışsın :)
Senin içün daha da sarih zikredelim!
Diyorumki akıllarını perdeleyenler senin gibilerdir!
Gayz ile inanma melekelerini köreltip esas ve üstün vasıflarını kullanmayarak, akletmeyerek insanlık bahsinde ısraf eden, yani insana kullanması içün verilmiş hasletleri atalet ile körelten ve kaybedenlerdir!
Ümit ederim hiç olmaz ise bunu anlamışsındır!
Bu masal sana ogretilen, tam da aksine, insanlik vahiylerle yonetilmekten kurtulduklari anda insan olmaya baslamislardir
Vartor kendinden küçüklere masal anlatmayı sevebilirsin amma bizim karnımız bunlara toktur!
Gençleride kandırmayasın :)
Senin vahiyden kurtulunan dediğin dönem pozitivizmin insanlığı zehirlemesi ile başlar!
Bu zaman dilimi öyle bir vakte tekabül etmekteki bu dönemde beşeriyet birbirini kesmiş, bütün beşeriyet tarihinde yapılan savaşlarda ölen insanlardan çok daha fazlası sırf bu mahdut dönemde cereyan etmiş iki cihan harbinde ölmüştür!
İnsanlar hala birbirini kesmeyede devam etmektedir!
Pekiyi bu kadar mı!
Bunlar dünyayıda bu vakitte kirlettiler, geçen bir uzman zikrediyorduki "sanayi devrimine kadar dünya bir derece ısınmıştır, sanayi devriminden bu yanada dünya bir derece ısındı! Yani binlerce senede meydana gelen ısınma takriben bir asırda meydana geldi ısınma bundan sonra daha da hızlanacak!"
Sıkıntılar bunlardanmı ibaret değil tabiki!
Pekiyi bütün bunlar niçün olmakta!
İnsanları insan yapan dusturlara savaş açıldığı içün olmakta!
Hangi dönemde olmakta!
Senin "insani" dediğin dönemde olmakta!
İnsanın unutulduğu istikbale birşeyler bırakmayı değil sadece tüketmeyi bitirmeyi çürütmeyi esas tutan bir döneme senin "insani" dönem demende tabii beni şaşırtmadı!
İnsanlığın içine düştüğü bu hal içün uyarılarını yarım asırdır yapan çok düşünür vardır vartor, azıcık bunlara nazar et!
Misalen foucaulta webere bakıverki onlar ne demekteler senin "insani" dediğin bu dönem içün!
Hayvan natik'tan ibaret kalanlar hala var
Bak şükürki arasırada olsa doğru kelamlar edebilmektesin, buna sevindim!
Son olarak, bir hristiyan misyoneri oldugumu ispatladigini zannettigin
Böyle bir ispat gayretim yok amma senin hala kültürel zaviyeden bir hıristiyan olduğun kendi halinden bellidir!
İslamı tenkit içün bunca gayret sarfeden arada sırada da olsa yahudiler içünde hafif dokunmalarda bulunan birisi hıristiyanlık bahsinde ağzını açmıyor ise o bir hıristiyan inanırı olmasada kültürel hıristiyanlığı devam eden birisi demektir!
Bundan gocunmana bunu setretmene luzum yok, bu ahlaklı bir tavırda olmaz!
"Ateistim her inanca eşit mesafedeyim" sözünü fiiliyatta fiillerinle teyit edemiyorsan bu halin sende cari olduğunuda iddia edemezsin, bunu "bu hal sende yok" tenkidine "hayır" diyerekde yapamazsın!
Gerçeğe sadakat şart, senin içün olmasada "anlayabilenler" içün bu böyle!
Gerçi görmekteyimki ufak kıpırdanmalar sende başlamış http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=262691&postcount=13
Hadi hayırlısı diyelim başka ne diyelim vartor!
Alchindus,
artık iyiden iyiye saçmalamaya başladın. Madem üslubunu düzeltmiyorsun, bari herhangi bir argüman yazmaya çalış.
Senin örnek verdiğin fıkıh eserine göre İslam Alimleri arasında üç farklı görüş savunulmakta:
(1) Büluğa girince, yani adet görünce -yaşı kaç olursa olsun- cinsel ilişki meşrudur (bu 8 veya 9 da olabilir).
(2) 9 yaşına girince, adet görse de görmese de, cinsel ilişki meşrudur.
(3) Kız ''şişman'', ''dayanaklı'' ise 9 yaşından küçük olsa bile cinsel ilişki meşrudur.
Bu büyük fıkıh eseri -Fetevai Hindiye- 1.400 sene önce değil, bir alim heyeti tarafından 300 sene önce ve mümkün oldukça bütün görüşlere yer vererek kaleme alınmış.
Şimdi sen 300 sene önce bu doğru muydu diyorsun? Ne diyorsun? 9 yaşından küçük kızlar 300 sene önce cinsel ilişkiye tam manasıyla hazır mıydılar yani? Kimi kandırmaya çalışıyorsun?
Bugün hala bu fetvaların geçerli olduğunu savunan din adamları ve onlara uyan milyonlarca müslüman var. Örneğin Pakistan'da aynı fetvaları veren alimler sence hata mı yapıyorlar, sence İslam'ı senden daha mı az biliyorlar?
Kendi alıntıladığın fıkh eserinde yazan işte bu yukardaki üç görüş. Daha neyi tartışıyoruz.
evrensel-insan
22-11-2009, 22:28
Saygideger Alchindus;
Anlasildi, cevap veremiyeceksin. Ben sana yardimci olayim. Gercek; herkesin algisi temelinde ve iradeden bagimsiz olarak vardir.
Bu temelde, Kuran'in varligi bir gercektir. Alir eline okursun.
Kurandaki yazilarda gercektir, bakar gorursun.
Ama; Kuran'in kimin taafindan yazildigi ve Kuranda yazanlarin ne anlama geldigi ise, YORUMDUR. Bu temelde; Kuran'i her okuyan; kendi ideolojisinin inanci dogrultusunda yorum yapar. Birinci soru, senin yorum ideolojin nedir?
Ikincisi, eger Kuran'i yazan konusunda bir yorum itilafi varsa, ki vardir. Bana gore, insanoglu; sana gore Allah yazmistir. O zaman; Kuran'in hem yazari; hem de yazarin, kuran'i yazarken neyi anlatmak istedigini yazara sorma olanagi yoktur.
Ben Kuranda yazanlari, etik,hak- hukuk ve her turlu bireysel haklar ve ozgurlukler ve de cagimizin getirdigi yasam ve iliskiler temelinde degerlendiriyor ve yorumluyorum. Ya sen?
Saygilarimla;
evrensel-insan
milomanara
22-11-2009, 22:36
Hmm, kitap işi aklı selime bıraktı demek pek de akıllıca olmaz...
Lakin, adam öldürmek, hırsızlık yapmak, birinin gözlerini oydurup ellerini kestirip ölüme terk etmek(B.1587), ölü kardeşinin etini yemek(49:12) de aklı selim değildir. Lakin bunlara dair hükümler vardır(ve olmalıdır da!). Yasa koyucu, "toplum aklı selim sahibidir zaten" diyemez, muhtemel madur(e)'nin haklarını gözetmeyen yasa, en iyi niyetli tanımıyla eksiktir, kusurludur. Kaldı ki, burada bir ihtimalle pedofili rahatsızlığı ve kesinlikle çocuk istismarı(ya da fetişizmi) vardır.
Çaresiz halde batılı devletlerden gazete küpurları verilmesi de manidardır. Adamlarda çocuk istismarı MEŞRU ve YASAL DEĞİLDİR! Diğer taraftan şeriat ülkelerinde bunlar haber bile değildir çünkü meşru ve yasaldır.
Kemikli olmaya, gerçeğe sadık olmaya davet ederim...
Yahu Müslüman kardeşlerim buluğ çağına giren bir kızla cinsel ilişkiye girmek İslam Fıkıhına göre caizdir..Ve bunda anormal bir durum yok..!
Anormal olan evlilik dışı her türlü ilişkidir..fuhuştur,sapıklıktır..!
Ateistler bu konuda ki amaçları buluğ çağına eren bir kızla cinsel ilişkinin İslam'da caiz olduğunu sizlere kanıtlayıp arkasından'da işte İslam'da çocuklarla ilişkiye izin veriliyor siz sapıksınız,islam sapıklığı teşvik ediyor diyebilmek..!
Halbuki sapıklık evlilik dışı olan ilişkiler,tacizler ve tecavüzlerdir buluğ çağına ermiş bir kızla evlenip cinsel ilişkiye girmenin sapık bir yönü asla yoktur ve olamaz..! Burda ateistlerin anlayamayacağı evlilik bağı var evli birini evlendiği kızın yaşı küçük diye kimse sapıklıklan suçlayamaz..
Ayrıca hiç bir inancı,hiç bir kutsalı olmayan ateistler nasıl bizi sapıklıkla suçlayabilir ki..? Onlara her şey serbest hiç bir şey sapıkça değil...
Bizim dinimiz buluğ çağına eren kızlarla cinsel ilişkiye girebilirsiniz diyerek bize bir sınır çizmiş iken hiç bir şey kabul etmeyen ateistlerin böyle bir sınırı bile yok o zaman onlar 1 yaşında ki bebekle ilşikiye girmeye iyi yada kötü diyemezler neye göre diyecekler...? özgür değil mi bunlar..?
Bunlara göre ahlak ve adalet insanların uydurduğu batıl inanışlar değil mi..?
O zaman kimlen ilişkiye girersen gir ahlaksızlık,namussuzluk değil bunlara göre..
Bu tür şeylere kanmayın ilk önce bize sapık diyenler kendi sapıklıklarına bir açıklama yapsın ondan sonra sıra bize gelsin (;
Alchindus
23-11-2009, 00:26
Alchindus,
artık iyiden iyiye saçmalamaya başladın. Madem üslubunu düzeltmiyorsun, bari herhangi bir argüman yazmaya çalış.
"Saçmalama" sözünü sana iade ederim, vartor sanada kötü emsal oldu yada artık heybende bütün taşlar bittide işi hakarete döktün!
Ben kimseye "saçmalama" demedimki uslubumun düzelmeye ihtiyacı olsun!
Birde argüman dedimişsin gerçeğe sadakatsiz arkadaşım :)
Evet bende senin argüman yazmanı kırk küsür sayfadır beklemekteyimki sen nasıl olurda nikah ile buluğ ve rüşdlük arasında açık rabıta kurmuş, ahkamından hukuçuların "cima içün ruhen ve bedenen sıhhatli olunmalıdır" hükmü çıkarmış bir dine pedofili çamuru atmaktasın!
Amma maksadın çamuru atalım nasıl olsa izi kalır olunca tabiidirki bunları zikredemiyorsun!
Ben ise aleni inkarının aksine hem talak dört içün yaptığın hatalı tefsiri hem bu evlilik bahsinde islamın çizdiği çerçeveyi sahih olarak nazarlara sunup "bu dine pedofili çamuru atamazsın" dedim sayfalar dolusu argümanlar ile ile birlikte, kuru sıkı atmak ile değil!
Sen pedofili nedir bunu bile bilmeden bu dine ve müntesiplerine çamur atmakta iken "saçmalama" ithamını nasıl olurda başkasına yaparsın, gerçeğe sadakatsiz olduğundan olabilirmi bu hal!
İslam "erkekler gidin yaşı küçük kızlarla evlenin" demiyor, veyahut "kişi anca şu yaşlardakilerle evlenilebilir" demiyor pekiyi ne diyor!
Evliliği nikahı maruf ile yapın, yani herkesin bildiği kabul ettiği genel prensiplere riayet ile yapın!
Eşler arası denkliğe riayet edin!
İslamın dediği bunlar!
Sen ne diyorsun!
İçi boş laflardan, anlamadan yapıştırdığın metinlerden başka ne sözün var sesin!
Senin örnek verdiğin fıkıh eserine göre İslam Alimleri arasında üç farklı görüş savunulmakta:
Fetevayı hindiyyede esas zikredileni yine söyleyemiyorsun!
Nedir o!
Cima içün beden ve ruh sıhhatinin elzem oluşu!
Âlimlerin ekserisine göre, bu hususta yaşa itibar edilmez; gücünün yetmesine itibar edilir. Eğer, kız -şişman, gelişmiş, cimâ'a tahammüllü ve erkeğin kendisine cımâ' etmesinden dolayı "hasta olmasından korkulmaz ise; dokuz yaşına varmamış olsa bile, ona cima' edilebilir.
Ancak, kız zayıf ve cimâ'ya tahammülsüz olursa vaya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa; yaşı büyük olsa bile, ona cimâ' etmek helâl olmaz. Sahih olan görüş de budur.
Ekseriyetin görüşü bu olunca diğeri ne olmakta!
Azınlıkta kalanların görüşü!
Fıkıhta bir çok farklı görüşler olabilir ve olmuştur, birilerinin şaz görüşleri veyahut ekseriytin paylaşmadğı görüşleri hele birde kuran ile mütenasip değil ise biz müslümanları niçün bağlasın!
Ulemanın ekserisi ne diyor!
Yaş itibaridir, esas olan kişinin cimaya hazır olmasıdır!
İmdi bu dendikten sonra sen bunu nasıl pedofili diye tesmiye edebilmektesin!
Hiç sıkılman yok mu!
Şimdi sen 300 sene önce bu doğru muydu diyorsun?
Ben bu orada "sahih olan görüş de budur" diye söylenenin üçyüz sene once değil her zaman doğru olduğunu söylüyorum!
Yani dişi veyahut erkek cimaya ruhen ve bedenen hazır ise bu dişi ve erkek kendi rızaları ile bir evlilik yapmış ise nikahlarıda meşrudur cima etmeleride!
Bu bahiste kimseyede söz düşmez!
Amma benim üç asır evveline mahsus dediğim şey nazari ve itibari olan dokuz yaş bahsidir!
Bunu bal gibi anladığın halde anlamamazlıktan gelmektesin!
Bu gün fetevayı hindiyye gibi bir eser kaleme alınsa bu bahiste yaş içün zikredilecek şey dokuzun çok üzerinde olur çünkü zaman ve cemiyet hayatı değişmiş ve bu yaş yukarılara çıkmıştır!
Belki elli sene sonra bu gün sizin içün dahi makul olan yaşlar o devrin insanına makul gelmeyecektir!
İşte bir kez daha islamın niçün bir yaş zikretmek yerine marufa işaret ettiğinin hikmeti zahir olmakta ve alemşumul bir dinin kemalatı anlaşılmakta!
Tabi gerçeğe sadakati olanlar içün!
Alchindus
23-11-2009, 00:34
ölü kardeşinin etini yemek(49:12) de aklı selim değildir.
Ey iman edenler, zannın bir çoğundan çekinin, çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin! Sizden biriniz kardeşinin ölü halindeki etini yemek ister mi hiç? Demek tiksindiniz! O halde Allah'tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok bağışlayıcıdır.
Hucurat 12
GIYBET, bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı bir şey söylemektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Bilir misiniz gıybet nedir?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dediler. "Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır." buyurdu. "Ya söylediğim kardeşimde varsa?" denildi. "Eğer söylediğin onda varsa gıybet etmiş olursun ve eğer onda yoksa o vakit ona iftira etmiş olursun." buyurdu ki bu, Müslim, Ebu Davûd, Tirmizî, Nesaî ve diğerlerinde geçmiştir. Demek ki bundan önce ki âyette yüzüne karşı ayıplamak yasaklandığı gibi burada da gıybet yasaklanmıştır.
......................................
[U]Hiç biriniz kardeşinin ölü olarak etini yemesini sever mi? Gıybetin tabiî olarak, aklen ve şer'an kötülüğünü ve çirkinliğini tasvirdir. Gıybet edilen, kimse orada bulunmayıp söylenen sözü bilmemesi ve o anda savunacak durumda olmaması dolayısıyla bir ölü, hem de kardeş olan bir ölü ve o vaziyette onun kötülüğünü söyleyerek gıybet ile şerefine saldırmak bir ölünün etlerini parçalayıp yemek ve özellikle o saldıranın zannınca da fena ve bundan dolayı kurtlu birleş halinde bulunan bu etleri hırs ve iştah ile seve seve yemek şeklinde bir canavarlık olmak üzere tasvir buyuruluyor ki ifadedeki bir kaç kez yapılan mübalağalar da dikkatten kaçmayacak kadar, açıktır. Bir taraftan takrire, bir taraftan da inkara ihtimali olan soru, son derece iğrenç bir şeye sevgi ile alaka, fiili genelleme ile bir'e dayama, hem yalnız insan eti ile değil, kardeş eti yemekle, hem de sağ değil, ölü leş halinde yemekle temsil ediliyor. Ve insanın namus ve haysiyetinin eti ve kanı gibi ve belki daha önemli olduğuna işaret ediliyor. Demek ki gıybet, böyle sefil bir canavarlık, gıybet eden öyle alçak bir canavar derecesindedir.
Elmalılı
Bu dini çocuklar kadar dahi bilmiyorsunuz!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!
milomanara
23-11-2009, 00:42
Kuran'ın yamyamlığı yasaklamadığını mı söylüyorsun Alchindus? Ne alakası var?
Alchindus
23-11-2009, 00:52
:)
Bir vakit hodri meydanda yazmak içün lazım olan ikiyüzelli mesaj sınırını geçmek içün olsa dahi gereksiz mesaj yazmamış birisi olarak söylüyorum laf olsun torba dolsun diye niçün konuşuyorsunuz!
Anlamadığınız konularda kelam etmek zorunda değilsiniz, sizi kim icbar ediyor!
"Ne alakası var"
Evet, alakayı kurabildiğin gün bu konularda kelam edebileceğin gün gelmiş demektir!
O vakte kadar çalışman gerekecek!
Kuran'ın yamyamlığı yasaklamadığını mı söylüyorsun Alchindus? Ne alakası var?
Azizim Kur'an'da sebepsiz insan öldürmek yasaklandığına göre yamyamlık kabul edilebilir mi? Müslümanlar ayetleri kesin ve evrilebilir hükümler olarak ayırmışlar. İnsan öldürmekle ilgili ayet de evrilebilen yani içtihadi ayet olarak alınabilinir.
milomanara
23-11-2009, 01:05
Yahu biraderler,
Konu çocuk istismarı, yamyamlığa bile değinilmişken(misalen dahi) çocuk istismarına değinilmemesi durumu!
Tekrar, ne alakası var?
Evet bende senin argüman yazmanı kırk küsür sayfadır beklemekteyimki sen nasıl olurda nikah ile buluğ ve rüşdlük arasında açık rabıta kurmuş, ahkamından hukuçuların "cima içün ruhen ve bedenen sıhhatli olunmalıdır" hükmü çıkarmış bir dine pedofili çamuru atmaktasın!
Alchindus
konuya gel konuya!
Başlıkta birçok farklı alim ve müfessirlerin görüşü geçti, itiraz ettin.
Bu yüzden senin itibar ettiğin Fetevai Hindiye'den -senin yapmış olduğun (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535)- alıntıyı getiriyoruz:
Nikâhlanmış bulunan küçük kıza ne zaman cima' edileceğî hususunda görüş ayrılığı vardır* Bazı âlimler: «Bulûğa erişinceye kadar ,ona cima' yapılmaz»; bazıları ise ; «Dokuz yaşına varınca, ona cima' edilir.» demişlerdir. Bahrü'r - Râık'ta da böyledir.
Âlimlerin ekserisine göre, bu hususta yaşa itibar edilmez; gücünün yetmesine itibar edilir. Eğer, kız -şişman, gelişmiş, cimâ'a tahammüllü ve erkeğin kendisine cımâ' etmesinden dolayı "hasta olmasından korkulmaz ise; dokuz yaşına varmamış olsa bile, ona cima' edilebilir.
Ancak, kız zayıf ve cimâ'ya tahammülsüz olursa vaya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa; yaşı büyük olsa bile, ona cimâ' etmek helâl olmaz. Sahih olan görüş de budur.
Bu hükümler çocuğun cinsel istismarını meşru görmektedir. Bu (eserin yazıldığı) 300 yıl önce de böyleydi. Bugün de böyle.
Bunda tartışılacak birşey yok! 9 yaşından küçük kızlar hiçbir zaman cinsel ilişkiye hazır değildi.
Bugün hala bu fetvaların geçerli olduğunu savunan din adamları ve onlara uyan milyonlarca müslüman var. Örneğin Pakistan'da (oranın örfüne de uygun olarak) aynı fetvaları veren alimler sence hata mı yapıyorlar, sence İslam'ı senden daha mı az biliyorlar?
Yahu adam akıllı bir cevap ver şuna:
- 9 yaşından küçük kızlar cinsel ilişkiye fetevai hindiye'nin yazıldığı dönemde (300 sene önce) hazır olabilir miydiler?
- 9 yaşından küçük kızlar bugün Pakistan'da cinsel ilişkiye hazır olabilirler mi?
Lütfen Alchindus. Cevap veriyormuş gibi yapma. Cevap ver.
Yahu biraderler,
Konu çocuk istismarı, yamyamlığa bile değinilmişken(misalen dahi) çocuk istismarına değinilmemesi durumu!
Tekrar, ne alakası var?
Azizim Çocuk istismarına değinilmemesi konusunda yazmadım. Konuyu yamyamlık çerçevesinde ele aldım. "Ne alakası var?" yazdığınız kısmı ilk cümlenize göre değerlendirdim. Çocuk istismarına değinilmemesi Allah'ın o sırada Amnezi geçirmesinden kaynaklanıyordur.
Merakım mazur görüle.
"Ancak, kız zayıf ve cimâ'ya tahammülsüz olursa vaya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa; yaşı büyük olsa bile, ona cimâ' etmek helâl olmaz. Sahih olan görüş de budur." Fetevai Hindiye'
Bu :
"veya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa"
durum nasıl saptanabiliyor-du acaba ?
Hani "Kavun mu ki koklayalım ?" şeklinde veciz bir söz vardır ya.
Eksik olmayasın!
Amma sende endişe verici vaziyette galiba bu anlamama hali!
Anlaşılmayacak bir husus yok sözümde, diyorumki "imdi benim kalkıp nazarımda esasta aklını perdeleyenlerin kim oldukları bahsinde görüşlerimi serdetmeme luzum yok çünkü bu zahirdir!"
Bunu demiş iken birde "sanıyorum bu noktada ne düşündüğümü sen dahi idrak edebilirsin o sebeple malumu ilan etmeye hacet yok" da dedim amma hata etmişim, baksana anlayamamışsın :)
Senin içün daha da sarih zikredelim!
Diyorumki akıllarını perdeleyenler senin gibilerdir!
Gayz ile inanma melekelerini köreltip esas ve üstün vasıflarını kullanmayarak, akletmeyerek insanlık bahsinde ısraf eden, yani insana kullanması içün verilmiş hasletleri atalet ile körelten ve kaybedenlerdir!
Ümit ederim hiç olmaz ise bunu anlamışsındır!
Vartor kendinden küçüklere masal anlatmayı sevebilirsin amma bizim karnımız bunlara toktur!
Gençleride kandırmayasın :)
Senin vahiyden kurtulunan dediğin dönem pozitivizmin insanlığı zehirlemesi ile başlar!
Bu zaman dilimi öyle bir vakte tekabül etmekteki bu dönemde beşeriyet birbirini kesmiş, bütün beşeriyet tarihinde yapılan savaşlarda ölen insanlardan çok daha fazlası sırf bu mahdut dönemde cereyan etmiş iki cihan harbinde ölmüştür!
İnsanlar hala birbirini kesmeyede devam etmektedir!
Pekiyi bu kadar mı!
Bunlar dünyayıda bu vakitte kirlettiler, geçen bir uzman zikrediyorduki "sanayi devrimine kadar dünya bir derece ısınmıştır, sanayi devriminden bu yanada dünya bir derece ısındı! Yani binlerce senede meydana gelen ısınma takriben bir asırda meydana geldi ısınma bundan sonra daha da hızlanacak!"
Sıkıntılar bunlardanmı ibaret değil tabiki!
Pekiyi bütün bunlar niçün olmakta!
İnsanları insan yapan dusturlara savaş açıldığı içün olmakta!
Hangi dönemde olmakta!
Senin "insani" dediğin dönemde olmakta!
İnsanın unutulduğu istikbale birşeyler bırakmayı değil sadece tüketmeyi bitirmeyi çürütmeyi esas tutan bir döneme senin "insani" dönem demende tabii beni şaşırtmadı!
İnsanlığın içine düştüğü bu hal içün uyarılarını yarım asırdır yapan çok düşünür vardır vartor, azıcık bunlara nazar et!
Misalen foucaulta webere bakıverki onlar ne demekteler senin "insani" dediğin bu dönem içün!
Bak şükürki arasırada olsa doğru kelamlar edebilmektesin, buna sevindim!
Böyle bir ispat gayretim yok amma senin hala kültürel zaviyeden bir hıristiyan olduğun kendi halinden bellidir!
İslamı tenkit içün bunca gayret sarfeden arada sırada da olsa yahudiler içünde hafif dokunmalarda bulunan birisi hıristiyanlık bahsinde ağzını açmıyor ise o bir hıristiyan inanırı olmasada kültürel hıristiyanlığı devam eden birisi demektir!
Bundan gocunmana bunu setretmene luzum yok, bu ahlaklı bir tavırda olmaz!
"Ateistim her inanca eşit mesafedeyim" sözünü fiiliyatta fiillerinle teyit edemiyorsan bu halin sende cari olduğunuda iddia edemezsin, bunu "bu hal sende yok" tenkidine "hayır" diyerekde yapamazsın!
Gerçeğe sadakat şart, senin içün olmasada "anlayabilenler" içün bu böyle!
Gerçi görmekteyimki ufak kıpırdanmalar sende başlamış http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=262691&postcount=13
Hadi hayırlısı diyelim başka ne diyelim vartor!
Ben diyorum ki, haddini asmaya ve kisisellestirmeye basladin bu konuyu. senin sacmaliklarina ilelebet musamaha edecegimizi zannetme. Ona buna dalasarak, konuyu saptirmaya calisarak, direk cevap vermekten kacinarak ilelebet yurumez bu baslik. Invi'den ogrendin herhalde insanlari kiskirtip hakarete zorlayip sonra da annee diye aglamayi.
Sonucta korumaya calistigin, kendisi 52 yasinda, dunyaya ornek diye ortaya atilan bir sahisin 9 yasinda gerdege girdigi, torunu yasindaki bir cocukla olan munasebeti. O zaman yanlis olmamasi, bugunku anlayisla yanlis olmasina mani degildir. Tabi ki yanlis oldugunu bile bile korumaya calisman senin sucun degil, sana cocuk yasinda ogretilen, verilen dini telkinin sonucudur.
Sizin zannetiginiz gibi degil gercek, , her muslumanim diyenin kabul edemiyecegi bir durum soz konusu. Dinini arastirmadan sadece guzel ahlak ogretisi olarak algilayan milyonlarca insan var ulkemizde. bunlarin bir coguna, isterseniz deneyin, peygamber 52 yasinda 9 yasindaki Aise'yle gerdege girmistir deyin ve hic de sizin gibi olumlu karsilamiyacagina bahse girerim. benim etrafimda boylelerine cok rastladim, tabi ki sizin etrafiniz sizin gibilerle doludur ama biraz disina cikinca goreceksiniz.
Fazla uzatmaya , demagoji ve laf salatasi yapmaya gerek yok, musluman doktriniyle buyutuldugunuz icin gercegi goremiyorsunuz imani butun dostlarim, unutmayin ki, aileniz ve icinde buyudugunuz toplum sekillendirmistir imaninizi, kendiniz secmediniz. Tabi ki, bir defa iman hastaligina tutulunca gozleriniz korelip, beyniniz muhurlenir; bundan tek kurtulus, korku ve cennet vaadlerini bir yana atip, bir an hur dusunceyle dusunebilmektir, bizler sizlere yardim icin buradayiz, uzattigimiz eli alin ve kullugu birakip insan olun.
Ateistlerin de, zannetiginin aksine guclu inanci vardir; bu insanliga faydadan cok zarar getiren, adina din denilen inanc sistemlerinin, daha oncekiler gibi cokecegi ve insanlari kulluktan kurtarip birbirlerini daha iyi anlamalarina, musamaha gostermelerine, neden olacak bilgi caginin baslamis olmasidir; bundan en buyuk zarari gorecek olan din tacirlerinin son cirpinmalari da yakin bir gelecekte sona erecek ve dunyayi belki de ilk defa, insanlar el ele ozlenilen cennete cevirecektir. allahi yaratan insan, ondan kurtulunca, cenneti nihayet yaratabilecektir..
Her muslumanim diyenin kabul edemiyecegi bir durum soz konusu.
Dinini arastirmadan sadece guzel ahlak ogretisi olarak algilayan milyonlarca insan var ulkemizde.
bunlarin bir coguna, isterseniz deneyin, peygamber 52 yasinda 9 yasindaki Aise'yle gerdege girmistir deyin ve hic de sizin gibi olumlu karsilamiyacagina bahse girerim. benim etrafimda boylelerine cok rastladim,
Konu hakkındaki görüşüm açık.
Hz.Muhammed ile Aişe'nin evlenmesi durumunu pedofili olarak asla kabul etmiyorum.
Ancak,
insanlığın bugün geldiği noktada,
"Pedofili" olanların,
Kur'anın bu cevazı ile hastalıklı ruhlarının isteklerini yeryüzüne dökebilecekleri de son derece açık.
Hüseyin Üzmez olayı da bunun en ibret verici bir örneği.
Yani Pakistan-Afganistana dahi gerek yok.
52 Yaşındaki birinin,
9 yaşındaki bir kız çocuğu ile evlenmesi durumunu,
Hz.Muhammed ve Aişe demeden,
çevremde (Müslüman olan kişiler)kime sordu isem,
büyük bir çoğunlukla tepki aldı.
Denemesi bedava.
(Hatta öyle tepkiler ki nerede ise sinkaf olacaktı.Bu evliliği Hz.Muhammed yaptı dediğimde öğretmenlerine giden bir çok genç ve din adamlarına giden birçok kişi oldu.Bu fotoğraf ta bana yukardaki paragrafı alıntılama ve bu bizzat yaşayıp şahit olduklarımı yazma gereği hissettirdi.)
Alchindus
23-11-2009, 14:21
Alchindus
konuya gel konuya!
Vallahi ben konudayım amma meseleye bir türlü dahil olamayan, esasta batıl iddiasını ispat edemeyeceğini bilen ve aklınca muhatabını soru-cevap mülakatına çekebileceğini sanıp hatalı soruları ile alacağı cevaplardan attığı çamuru muhkemleştirebileceğini sanan sen olmaktasın!
Batıl iddianı ve hatalı suallerini cevaplamamıza rağmen esas çürütmelerimize ve sorduğumuz suallere yani konuya mevzuya bir türlü dahil olamayan sensin!
Başlıkta birçok farklı alim ve müfessirlerin görüşü geçti, itiraz ettin.
Bu yüzden senin itibar ettiğin Fetevai Hindiye'den -senin yapmış olduğun (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535)- alıntıyı getiriyoruz:
Yine gerçeğe sadakatsizlik!
Bir çok farklı alim değil senden bir frododan iki iktibas, hepsi bu!
Senin mevdudi dışında zikrettiğin hiçbir müfessir regl olmamışla cima bahsine dahi girmemiştir!
Senin dışında frodo el-horasani ve taberiden iki iktibas yaptı ve zati bende ona fukahanın ekserisi gibi bu iki tefsire katılmadığımı belirttim!
Fetevayı hindiyyeden iktibasıda zati frodonun yazdıklarına cevabımda şu minvalde yaptım!
Muhim bir başka husus sanılanın hilafına baliğa olunmadan cimayı münasip bulanlar sabi sübyanı kastetmemiştirki! Yani sanki şöyle bir düşünce var sizlerde "üç beş yaşında bir çocukla bir yetişkin cima edebilir"
Efendim olurmu öyle şey!
Baliğa olunmamış iken dahi cimayı meşru görenler eşin beden ve ruhen cimaya hazır olmasını bittabi zaruri görmüşlerdir!
Bakınız fetevayı hindiyyeden mesele hakkında bir bölüm!
Bu iktibas bu sebeple yapılmış ve orada fukahanın kahir ekseriyetinin görüşü zikredilmiştir, oda cima içün eşin bu işe hasır olması lazım geldiğidir!
Hukuk normlar meselesidir, temel olan kuran uyulması zaruri ana çerçeveyi belirledikten sonra normlar ile hareket edecek hukuk nikah cima gibi mevzularda yaş bahsinde elbet bir hareket noktası tayini içün kafa yoracak görüş açıklayacak!
Bunu yapar iken temel aldığı esasın ona telkin ettiği marufa bakarak devrinin zamanının icapları ile itibari bir yaşı elbet zikredecekler amma en muhimi belirterek, oda beden ve ruhen hazır olma meselesi!
Bundan mütevellid zikredilen fetvada üzerinde durulması icab eden o kısımdır, zamana ve mekana göre değişebilecek itibari yaş değil!
Bunda tartışılacak birşey yok! 9 yaşından küçük kızlar hiçbir zaman cinsel ilişkiye hazır değildi.
Türkçede sıkıntın olduğu belli, oradan denenden çıkan sarih mana ne idi!
"Hazır değil ise yaşı büyükde olsa bu iş olmaz!"
Amma sen çamur atacaksınya, önce yaşa odaklanmakta sonrada kerameti kendinden menkul bir hal ile "hiçbir zaman hazır değillerdi" de demektesin!
Bu dokuz yaş bahsi sence nasıl gündeme gelmiş hiç düşündün mü!
Daha doğrusu düşünebilmeyi bu meselede hiç denedin mi!
Sana seni mahcup edecek sarahatte iki misal vermiş idim imam şafiinin sarık takmayanın şehadetini kabul etmeyişi ile iskoçyalının etek giymesi bahsini!
Bu iki misal bir coğrafyada çok farklı karşılanacak bir halin başka bir coğrafyada makul ve meşru karşılanabileceğinin ve bir coğrafyadaki hakim telakki ile başka bir coğrafyadaki bir halin mahkum edilemeyeceğinin tabii delilini ihtiva etmekte bunu anlamanı akla yaklaştırmakta idi!
İskoçyalı aklından zoru olduğu içün etek giymediği gibi dünyanın bazı bölgelerinde de geçmişte veyahut bu gün insanlar sapık oldukları içün küçük yaşlarda evlenmiyorlar!
Tekrar sorayım bu dokuz yaş bahsi sence nasıl gündeme gelmiş hiç düşündün mü!
Sakın bu noktada bir yaş sınırı zikreden fukaha yaşadığı coğrafyayı ve bu coğrafyada kızların kadınlığa adım atma yaşlarını gözlemlemiş olmasın!
Sakın müşahade edilmiş olmasınki genelde o yaşlarda kadınlığa adım atılıyor ve fukahada bu sebeple bir alt sınır olarak bu yaşı zikrediyor olmasın!
Bırak üçyuz sene evvelini sana türkiyeden elli sene öncesine bak diyoruz, on onbir yaşlarında evlenen nice insan göreceksin belki yakın akrabaların arasında bile bu var!
Bak Psikonun birkaç sayfa evvel verdiği bir misal var idi, oniki yaşında olan komşusunun kızı hakkında!
Bu kızın regl haline hazırlıksız yakalandığından bahsediyordu orada! İmdi bundan elli sene evvel o yaşlarda bir kız bu hale böyle hazırlıksız yakalanmaz idi türkiyemizde!
Çünkü cemiyet hayatının o vakitlerdeki ahvali gereği bu yaşlar evlilik çağlarının başları olduğundan bu kızımız o yaşa gelmeden ailesince bu mevzularda bilgilendirilir yetiştirilir idi!
İşte bu meselenin zamana cemiyete coğrafyaya bakan ciheti budur!
İmdi bundan mütevellid senin bundan üçasır evveli bırak bütün zamanlar içün "dokuz yaşta kızlar hiçbir zaman bu işe hazır olmamıştır" demen sadece mesele hakkındaki cehlini ele veriyor!
Bugün hala bu fetvaların geçerli olduğunu savunan din adamları ve onlara uyan milyonlarca müslüman var. Örneğin Pakistan'da (oranın örfüne de uygun olarak) aynı fetvaları veren alimler sence hata mı yapıyorlar, sence İslam'ı senden daha mı az biliyorlar?
ulpian gerçeğe sadakatin olsa benim alemi islamda bu bahiste hatalı uygulamalar yapıldığını zati söylediğimi, bunları tasvip etmediğimi ve buradaki hatanında islama değil faillere fatura edilmesi gerektiğini söylediğimi bildiğinden böyle bir kelam etmez idin!
Sana yine türkiyemizden misal verdim!
Çocukların anlayacağı sarahatte anayasaya, meclisin anayasa değişikliklerini anayasa mahkemesinin anca şekil yönünden tetkik edebileceği yazılmış iken daha dün diyebileceğimiz bir vakitte anayasa mahkemesi bu sarih hükmün hilafına karar almıştır!
İmdi kabahat anayasa mahkemesinde midir yoksa anayasayı hazırlayanlarda mı!
Diğer bahise gelir isek yani islamı bilme bilmeme bahsine!
Evvela kesin olanı sonrada mümkün olanı yazayım!
Kesin olan islamı senden çok daha iyi bildiğim!
Mümkün olan ise fıkıh mevzusunda hukukun her dalında ve her zamanda ilmi olanın dahi hata edebileceğidir!
Her verilmiş her fetva yapılmış her içtihad doğru ve isabetli olacak diye bir kaide yoktur!
İslamı bilmek ve fakih olacak derecede ilme sahip olmak başka, bir içtihadda yada verilecek bir fetvada hata etmek başka bir mevzudur!
Bunları dahi tefrik edemeyen birisi olarak sen bu bahisleri ele alabilecek birisi zati değilsin!
Lütfen Alchindus. Cevap veriyormuş gibi yapma. Cevap ver.
Hay hay yine vereyim amma bu iş nereye kadar gidecek! Sen sana sorulmuş hiçbir suale cevap veremez iken vermeye yanaşmaz iken daima hatalı tahlillerini biz tashih etmek durumunda kalır iken birde böyle devamlı cevapladığımız sualleri tekrar cevaplamak içün önümüze çıkar isen bu hal neye işaret eder :)
Bak daha bir önceki mesajımda dedimki fetevayı hindiyyenin "sahih olan budur" dediği görüş bana göre her devirde cari olabilecek bir görüştür!
Bu gün pakistanda dokuz yaşında bir kız cimaya hazır olabilirmi sualine ben cevap veremem, böyle bir gözlemlemem orada olmadı! Yani senin gibi boşa konuşamam!
Benim verebileceğim cevap şudur!
Ölçü bellidir, eğer cimaya hazır ise ve bu kız islamın nikah içün belirlediği şartlara riayet edilerek birisi ile nikahlanmış ise karı kocanın cimasında bir mahsur yoktur ve bunun pedofili ile hiçbir alakası yoktur!
Eğer cimaya hazır değilsede kocası ile ciması meşru değildir!
Bu kadar sarih!
Artık senin meseleye gelmen lazım!
Yoksa atmaya çalıştığın çamur senin üzerinde kuruyacak ve lekesi hiç çıkmayacak!
SteveHarris
23-11-2009, 15:09
Arabistan dediysen onlar uzayda yaşamıyor 9 yaşında kadın olsun
Alchindus,
bu forumda kimse, kimsenin, eski dini, kökeni, ikamet ettiği ülke, saçının rengi vs. gibi konular yüzünden İslam'ı eleştirme veya İslam'ı savunma hakkını tartışmaya açamaz. Yeterince, hatta yeterinde üstünde müsamaha gösterildi sana bu başlıkta. Bundan böyle bu gibi salt kişisel itham içeren mesajlar kaldırılacaktır.
Lütfen herkes başlık konusuna sadık kalsın.
saygılarımla
Başlıktaki konu ile ilgisiz olan son mesajlar kaldırıldı. Bundan sonra konunun dışına çıkan ve sadece üyelerin kişilik haklarına saldıran mesajlar hemen kaldırılacak.
Gelelim konumuza muhterem Alchindus:
Yukardaki her zamanki uzun mesajını okudum. Şimdi lütfen kaç sayfadır rica ettiğim gibi, şu iki soruya net ve öz birer cevap ver, öyle devam edelim:
- 9 yaşından küçük kızlar cinsel ilişkiye fetevai hindiye'nin yazıldığı dönemde (300 sene önce) hazır olabilir miydiler?
- 9 yaşından küçük kızlar bugün Pakistan'da cinsel ilişkiye hazır olabilirler mi?
saygılarımla
Sayın Ulpian
Alan razı veren razı, kız küçük yaşta evleniyo çoluğa çocuğa karışıyo işte, bizim ülkemizdede okuma yazma derken evde kalıyolar, sonra sigara içki, uyuşturucu,intihar filan.
bizden daha özgür hristiyan ve yahudilkte yada müslüman olmayan devletlerde zten cinsel ilişki yaşı 9- 10 civarında, özgür olan diğer yetişkin diyebileceğimiz 17- 18 yaş ve yukarısı zaten porno sektöründe yada o yaşam tarzıyla yaşıyo, gayri meşru çocuklar dünyaya geliyo, sonrada o çocuklar büyüyünce hiç bir ahlaki değer ölçüsünü ebeveyninden almadığı için gidip okullarda arkadaşlarını tarıyor, yada arkadaşının kız arkadaşıyla yatıyor, değişik veryasyonlar ortaya çıkıyor.
Bu bağlamda rızası alınmadan kocaya verilen kız aslında daha iyi bir hayat yaşıyor, daha iyi bir aile olabiliyor. çocuklarıyla eşiyle iyi kaynaşabiliyorlar.
ozgur_beyin
23-11-2009, 21:59
arkadaşlar dinsiz dinli herkese sesleniyorum.
bazı zamanlarda örf dinin önüne geçer . çünkü yıllardır toplumda ortak hafıza olmuş şeyler.
kötü olsada normalleşir muhammedin yaşadığı dönemde bu tür evlilikler normaldir ve örftür.
isalmdan önceki hac'da bir örftür kurban örftür ama islama girmiştir .
muhammmedde arkadaşı osmana iki kızını vermiş ve kendine damat yapmıştır.
trakyalı olanlar bilir .oralarda yedi göbek dışarı olmadan evlenme olmaz halbuki anadoluda
teyze kızıyla dayı kızıyle evlenmek sonderece normaldir .
anadolu coprafyasında bile iki farklı örf vardır.
ayrıca yine anadoluda karısı ölen adama ölen kadının kız kardeşini kocasına karı olarak verirler. burda yapılan insancıl ! bir yapıdır var olan çocuklara teyze daha iyi bakar yetimlik yaşatmaz.
bu yüzden muhammedin ayşeyle evliliği pedofili grubuna girmez.
ama bugünkü mantık la pedofili olabilir
ama bugünkü mantık la pedofili olabilir
Zaten sevili ozgur_beyin,
bu gibi konuları tartışırken sürekli vurguladığım gibi, amaç 1400 sene önce Arap Yarımadasında hakim olan örf ve adeti bugünün bakış açısıyla eleştirmek değil. İslam'ı eleştirirken, o zaman ve mekanın örf ve adeti olarak değil, bütün zaman ve mekanlar için en doğrusunu, en güzelini getirmiş olduğu iddiası açısından eleştiriyoruz. Yoksa bize ne 1.400 sene önce Arapların hangi geleneklere sahip olduğundan.
saygılarımla
ozgur_beyin
23-11-2009, 22:15
sevgili ulpian derdim zaten birine cevap vermek değil durum tesbiti yapmak
SteveHarris
23-11-2009, 22:38
Benim görüşümce tanrının bir elçisi 9 yaşında biriyle evlenmesi benım için islami bitiren noktadır. örf adet ne olursa olsun.
Allah'ın elçisi ilk evliliğini 25 yaşındayken, 40 yaşında olan hz. Hatice ile evlenmiştir.
Benim görüşüme göre de konunun örf ile açıklanacak bir tarafı yoktur. İmdi:D sene 1400 sene önce olsa da bakalım. peygamber peygamberlik vasfına ulaşmadan hemen önce kiminle evlilik kurumuna adım atmıştır daha sonraki eşlerinin yaş ortalaması kaçtır,peygamberin etrafındaki diğer müslümanların eş seçim hikayelerinde bahse konu yaş ile ilgili göze çarpan başka bir ibareye rastlanmaktamıdır? beşik kertmesi anlaşılabilir,nikah sonrası büyüyünceye kadar kız çocuğu erkek tarafına teslim edilebilir de sonrası hikayedir kim hangi gerekçeyi sunarsa sunsun!! kendisinden önce gelen kitap sahibi diğer kişiliklerin bu tür bir uygulaması varmıdır? musa isa ve havarileri ile ilgili yeni oluşan islam çevresi bilgi sahibi midir değilmidir? veya gelmiş geçmiş 124.000 olacaktı galiba sayıyı doğru hatırlıyor isem bu sayılanlar içinde tanrı hangisine bu yaşta biri ile evliliğin onayını vermiştir!?
Ayrıca mutlaka Ebubekirin kızı ile evlenmesi gerekliliği söz konusu olmuş olsa adamın Ayşe'den önce ilk müslümanlardan olan Esma adında kızı var. Esma ki anlatılardan çıkan sonuç çok fakir biri ile evlidir ve babasının yardımları ile yaşamaktadır. evlatlığının eşi ile ayet aracılığı ile evlenebilen peygamber esma için bir ayet indirip fakir eşinden boşanmasını sağlayıp Ebubekir ile dünür olamazmıydı? Şeyhim bu durum tespitine ne diyorsunuz:smash:
Alchindus
24-11-2009, 00:40
Zaten sevili ozgur_beyin,
bu gibi konuları tartışırken sürekli vurguladığım gibi, amaç 1400 sene önce Arap Yarımadasında hakim olan örf ve adeti bugünün bakış açısıyla eleştirmek değil. İslam'ı eleştirirken, o zaman ve mekanın örf ve adeti olarak değil, bütün zaman ve mekanlar için en doğrusunu, en güzelini getirmiş olduğu iddiası açısından eleştiriyoruz. Yoksa bize ne 1.400 sene önce Arapların hangi geleneklere sahip olduğundan.
Duyda inanma!
Sanki islam evlilik bahsinde taraflara eş seçiminde bir yaş tayin edip "bu yaştakilerle evlenin" demiş, sanki islam "marufa uyun" dememişte sen dün yada bu gün fiiliyatta yapılan yanlışları değilde islamı eleştiriyorsun öyle mi :)
Duyda inanma!
Bunun içün ortaya ne koyabildin!
Talak dört bahsinde yaptığın batıl tefsiri tabir caiz ise sana iade ile okutmadık mı!
İddetin tek hikmetinin cima olmadığını ortaya koyup, talak dörtte "lem yehıdne" zumresine dahil olabilecek baliğa olmamışlara iddet isabet etmesinin ahzab suresindeki ayet olamayacağını "baliğa olmamış gebe kalamaz" diyerek ispatlamadık mı!
Bütün bunlardan sonra islamın nikah çağı hakkında nisa altıda buluğ ve rüşd ile açık rabıta kurduğunu ve yine islamın nikahta maruf ve denkliğe riayet edilmesini nazara verdiğini göstermedik mi!
Bütün bunlardan sonra islama aleyhine yapılacak hiç bir tenkit yoktur, zati bu sebeple sende fukahanın devirleri ve telakkileri ile şekillenecek itibari "dokuz yaş" bahsine saplanıp kalmadın mı!
Halbuki onun nazari ve itibari olduğunu, zaman ve coğrafyaya bağlı olarak hem değişebileceğini hem ifade ettiği mananın farklı olduğunu birçok misalle ortaya koymadık mı!
Bunların hepsini yaptık!
Ve sen bunlardan sonra esasta batıl iddian ile baltayı taşa burduğunu idrak ettiğin halde belki bir çıkış yolu olarak sana kalan "ben islam dünyasındaki bazı uygulamaları eleştirmekteyim" demek yerine "ben islamı tenkit ediyorum" diyerek yine gerçeğe sadakatsizlik etmektesin!
Hayır sen islamı tenkit etmiyorsun, fiiliyatta bazı yanlışları nahak yere islama fatura ederek islama çamur atıyorsun, yaptığın budur!
Amma ortaya koyduklarımızdan sonra bu çamur sana döndü ve üzerinde de yapışıp artık kurudu!
Ah gerçeğe sadakat, eksikliğin kişiyi ne hallere düşürmekte!
Sn. Alchindus nedir sizin gerçeğe sadakat tarifiniz? allahın bir muhammedin onun elçisi olduğu mu? bendeniz de islam inancından gelmiyorum. sorun nedir? etrafımızda dönen düzeni yorumlamak için ille de bir zamanlar o düzene iman etmemiz mi gerekiyor? görüyoruz, etrafımızda yaşananlara şahitlik ediyoruz, okuyoruz ve de yorumluyoruz sadece.Şimdi ulpian ve vartor biraz dinlensin konuya dönmek adına yukarıdaki iletim hakkında birkaç satır yorumda bulunmayı düşünüyormusunuz?
Alchindus
24-11-2009, 00:54
Muhteremler yorulmuş mu!
Dinlensinler tabi!
İmdi herbir mevzunun ilgili başlığında ele alınması icab eder, gerçeğe sadakatin esasta ne olduğu başkaca bir başlığın mevzusudur buranın değil!
Bundan mütevellid bunun burada müzakeresi belki dostlarınızın dinlenme zamanını uzatabilir amma makul bir hareket değildir!
Sorduğunuz suali başka bir vesile ile başka bir üyede sormuş bende kısaca cevap vermiş idim!
Nazarınıza bu cevabı vermekle yetiniyorum!
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=260766&postcount=411
Sn. Alchindus şimdi sizin gerçeğe sadakatsizlik tarifinizden yola çıkarak sormak istiyorum. Yüzyıllar öncesinde yaşamış olduğunu bildiğimiz ve de Allahtan aldığı ilahi emirleri toplumuna yayma, kabul ettirme görevi üstlenmiş peygamberin eş olarak seçtiği kadının yaşının konu edilmesinin bize ne gibi bir menfaati olacaktır? ya da sizin gerçekliğine katti olarak ikna olduğunuz eş seçimindeki yaş hadisesi ile ilgili bir uygunsuzluğun olmadığını konu etmeniz bize neyi kaybettirecektir? bu konuda ne tür bir çıkar gözetiyor olabiliriz ki gerçeğe sadakatsizlik belirtileri sergiliyoruz? Muhammed böyle bir evlilik yapmamış olsaydı bütün islami değerleri baş tacı mı etmiş olacaktık. Diğer din önderlerinin bu tür bir uygulamasına kaynaklarda rastlanmamış olması onların yaymış olduğu kurallar silsilesini aklamaya yetiyor mu ki?