Orijinalini görmek için tıklayınız : Pedofilinin (sübyancılığın) Kuran'daki yeri - Talak/4
İslam'ın küçük, çok küçük yaştaki kızların evlen(diril)mesine müsaade etmesi çok tartışılan bir konu. Fakat her nedense bu tartışmalar genellikle, peygamber sünneti (Aişe meselesi) ve hadisleri etrafında yürütülüyor.
Oysa, İslam'a göre çok küçük yaştaki (büluğa bile girmemiş) kız çocuklarıyla evlenmenin meşru olduğu, bizzat Kuran'da açık seçik bir şekilde yer almaktadır.
1. Talak Suresinin 4. ayeti
2. Ayetin bağlamı, diğer ilgili ayetler ve fıkıhi hükümler
a. Bakara/228 ve İddet (Boşanmada bekleme süresi)
b. Ahzab/49
c. Talak/1-4
3. Sonuç
4. Talak/4'ün tefsirine örnekler
1. Talak Suresinin 4. ayeti
Talak/4 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=65&ayet=4)
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
(Ayetin Arapçasını ve diğer bütün Türkçe meallerini okumak için yukardaki linke tıklayınız.)
2. Ayetin bağlamı, diğer ilgili ayetler ve fıkıhi hükümler
a. Bakara/228 ve İddet (Boşanmada bekleme süresi)
Boşanma anlamına gelen ''Talak'' kelimesinden anlaşıldığı üzere >12 ayetlik bu sure (http://www.kuranmeali.com/sureler.asp?meal=diyanet&sureno=65)< boşanma konusunu işler. Nüzul sırasına göre daha önce gelmiş olan Bakara suresinin de bir ayeti bu konuda net bir hüküm getirmiştir.
Bakara/228 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=2&ayet=228)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Görüldüğü üzere, Bakara suresinin 228. ayeti, boşanmanın kesinleşmesi için ''üç ay hali'' müddetince bir süre belirlemiştir.
Bu ''bekleme süresi''ne İslam ıstılahında ''iddet'' denilir. İddet boyunca, kadın -boşanma henüz kesinleşmemiş olduğundan- bir başkası ile evlenemez. Erkek, bu mühlet içerisinde geri dönerse (barışırsa) evlilik devam eder, yani boşanma vuku bulmaz. İddet süresi, çift birleşmeden biterse boşanma kesinleşmiş olur. İddet süresi, yukardaki ayette kadının üç ay hali (adet hali = hayz hali) olarak belirlenmiştir.
İslam alimlerince ''iddet''in gayeleri şu şekilde açıklanır:
- Fevri boşanma kararları ile nikahın bitmesi önlenmiş olup, hukuken evliliği kesin olarak bitirmeden tekrar düşünme ve barışma imkanı verilmiştir. Böylece geçici öfke ve benzer durumlardan dolayı yuvanın yıkılması engellenmiş, evlilik müessesesinin önemi vurgulanmıştır.
- İddet olmasa idi, kadının boşanmasından kısa bir süre sonra hamile kalması durumunda, nesebin karışması ve dedikodu çıkması tehlikesi söz konusu olurdu. İddet sayesinde (ki kadınlar bu süre boyunca evlerinde tutulur) bu tehlike de önlenmiştir. Bu süre içerisinde kadının hamile olduğu ortaya çıkarsa, boşayan kocanın çocuğun babası olduğu anlaşılır.
b. Ahzab/49
Ahzab Suresi'nin 49. ayetinde ise, evli çift henüz cinsel temasda bulunmamışsa, boşanma durumunda, iddeti beklemeye gerek olmadığı açıklanır:
Ahzab/49 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=33&ayet=49)
Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
c. Talak/1-4
Şimdi gelelim asıl konumuz olan Talak Suresine ve bu surenin 4. ayetine.
Bu arada, surelerin gerçek nüzul sırası da bu başlıkta işlendiği gibidir (87. Bakara => 90. Ahzab => 99. Talak).
Talak/1 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=65&ayet=1)
Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde, onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.
Talak/2 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=65&ayet=2)
Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.
Talak/3 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=65&ayet=3)
Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.
VE:
Talak/4 (http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=65&ayet=4)
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
3. Sonuç
Toparlayalım:
- Bakara/228'de boşanmanın kesinleşmesi için bir bekleme süresi (iddet) şart koşuluyor ve bu süre kadının üç ''ay hali'' (adet hali = hayz hali) olarak belirleniyor.
- Ahzab/49'da eğer evli çift cinsel ilişkide bulunmamışsa, boşanma durumunda bu süreyi beklemeye lüzum olmadığı söyleniyor.
- Talak/1-3'de tekrar (Bakara/228'deki) boşanma süresine atıfta bulunarak, bu süre ile ilgili bir takım düzenleme ve tavsiyeler getiriliyor.
- Talak/4'de ise, bekleme süresinin (iddet'in), hayız görmeyen kadınlarda ne kadar olacağı bildiriliyor.
Hayız görmeyen kadınlar üç gruba ayrılıyor:
(a) Adetten kesilenler => üç ay
(b) Küçük olduğundan henüz adet görmeyenler => üç ay
(c) Hamileler => doğuma kadar
Ayetin bu açık lafzı, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızları da kapsamakta!
Aslında bu, ''meal kaynaklı'' bir sorun değil! Çünkü aşağıda örnekleyeceğim üzere, Arapça bilen (hatta Arap olan) müfessirler de, bu ayeti bu şekilde tefsir etmişlerdir. Ama yine de bunu teyid eden muhtelif meal örnekleri de verelim:
Diyanet İşleri Eski: ''Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda''
Diyanet İşleri Yeni: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda''
Ömer Nasuhi Bilmen: ''Ve o kadınlar ki, hayızdan kesilmişlerdir veya hayız görmeye başlamamışlardır''
Süleyman Ateş: ''(Yaşlılıklarından ötürü) Adetten kesilen kadınlarınızın (bekleme süresinden) şüphe ederseniz, (bilin ki) onların bekleme süresi üç aydır. Henüz adet görmeyenler de böyledir. ''
Ali Bulaç: ''Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri''
Suat Yıldırım: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir.''
Şaban Piriş: ''Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar eğer tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir.''
Ümit Şimşek: ''Hayızdan kesilmiş hanımlarınızın iddetinde şüpheye düşerseniz, onların da, henüz hayız görmemiş olanların da iddeti üç aydır.''
Bütün bunlardan zorunlu olarak çıkartmamız gereken sonuç:
Talak/4'te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen, yani büluğ çağına girmemiş olan kızların boşanma durumunda bekleme süresinin 3 ay olduğu yazmaktadır.
=>
Dolayısı ile, Kuran'a göre, bulüğ çağına girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir.
Ahzab/49'da cinsel temas olmadan boşanılırsa, bekleme süresi olmadığı söylenir.
=>
Dolayısı ile, Kuran'a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlarla sadece evlenmek değil, cinsel ilişkide bulunmak da (kocası için) caizdir.
Yukardaki ayetlerden çıkan zorunlu sonuç bu. Şimdi bir de, İslam alimlerinin konu ile görüşlerini alalım.
4. Talak/4'ün tefsirine örnekler
Bu konuda Mevdudi, oldukça açık sözlü bir şekilde ayetlerden zorunlu olarak çıkan sonucun adını koyuyor:
Mevdudi, Tefhimu'l Kuran, Talak/4'ün tefsiri (http://www.enfal.de/tefhim/index.htm)
Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
Kur'an'ın bu açıklamasına göre, burada "Mudhale" (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur'an'ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.
Diğer müfessierler, zorunlu sonucun adını koymaktan kaçınsalar da, en azından Talak/4'te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızların da kastedildiğini açıkça söylemekteler:
Seyyid Kutub, Fizilal'il Kuran, Talak/4-5'in tefsiri (http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm):
Boşanma sonrası bekleme döneminin süresine ilişkin bu sınırlandırma hayız görmeyen, bir de hamile olmayan kadınlar içindir. Hayız görmeme durumu hem hayızdan kesilmiş kocamış kadınlar hem de yaşının küçüklüğünden veya bir hastalıktan dolayı henüz hayız görmeyen kadınları kapsıyor.
Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran Tefsiri, Talak/4'ün tefsiri (http://www.tahavi.com/tefsir/065.html)
Ve o kadınlar ki, altmış veya elli beş yaşında oldukları için hayzdan kesilmişler veya pek genç oldukları için henüz hayz görmeğe başlamamışlardır, eğer bunların boşandıkları vakit iddetleri hususunda şüpheye düşmüş iseniz biliniz ki: onların iddetleri üç aydır. Bu kadar müddet bekleyince kendilerini boşamış olan kocaları ile bağları tamam kesilmiş olur, artık başkaları ile evlenebilirler.
Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini - Kuran Dili, Talak/4'ün tefsiri (http://www.enfal.de/telmalili/talak.htm)
Bunlar gerek on yedi yaşından küçük olup henüz büluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek büluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle büluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır.
İbn-i Kesir,
Hadislerle Kuran-ı Kerim Tefsiri (Çağrı Yayınları), çevirenler: Prof. Dr. Bekir Karlığa / Prof. Dr. Bedriddin Çetiner, Talak/4'ün tefsiri
Allah Teâlâ, yaşlılık nedeniyle âdetten kesilmiş olan kadınların iddet müddetinin âdet gören kadınlarla ilgili olarak Bakara sûresinde (228. âyet) belirtildiği gibi üç temizlik üzerine üç ay olduğunu belirti*yor. Henüz âdet yaşına erişmemiş olan küçük kızların da âdetten kesil*miş hanımlar gibi üç ay iddet bekleyeceklerini bildiriyor
Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kuran Tefsiri (Anadolu Yayınları), Talak/4'ün tefsiri
İniş Sebebi:
Ubey b. Kâb (R.A.), Peygamber Efendimize: «Ya Resûlellah! Kadınların iddetiyle ilgili âyet inince Medineli bazı kişiler, ayhalinden ümidi kesilenle henüz ayhali olmayan kadınların ve bir de hâmile kadınların iddeti hakkında Kur'ân'da bir açıklama ve hüküm yoktur, diyorlar. Bu hususta ne buyurursunuz?» diye sorunca, ilgili âyetler indi.< (...) Yaşı küçük olduğundan henüz ayhali görmüyorsa, o da boşandıktan sonra üç ay bekler; bu süre dolmadan başka biriyle evlenemez.
Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t Tefasir(Ensar Neşriyat), Talak/4'ün tefsiri
Aynı şekilde, küçüklüğünden dolayı hayız görmeyenlerin iddeti de üç aydır.
Ali Küçük, Besairu'l Kuran (Adım Yayınevi), Talak/4'ün tefsiri
Yaşlılıklarından dolayı hayızdan kesilmiş, hayızdan ümidi kesilmiş, hayız görme dönemi bitmiş ve henüz hayız görmemiş, hayız görecek yaşa gelmemiş kadınların iddetleri hususunda bir şüpheye düşerseniz, bilesiniz ki onların iddetleri üç aydır. Gebe olan kadınların iddetleri ise doğumları ile tamamlanmış olur.
Konyalı Mehmed Vehbi, Büyük Kuran Tefsiri (Üçdal Neşriyat), Talak/4'ün tefsiri
Vacip Tealâ kadınların hayız görenlerinin iddetini beyan buyurunca huzur-u risalette bulunan ashaptan (Müaz b. Cebel) ''Ya Resulallah! Hayız erbabının iddetini bildik. Erbab-ı hayızdan olmayanların iddeti nedir?'' ve diğer bir kimsenin dahi ''sabiyye olanların iddeti nedir?'' ve bir başkasının da ''karnında çocuk olanların iddeti nedir?'' demeleri üzerine şu suâl olunan hatunların iddetlerini beyan etmek üzere buyuruyor: ''Talâk verdiğiniz nisvandan sol hatunlar ki onlar hayızdan kesilmekle çocuk getirmekten me'yııs oldular. Eğer onların iddetlerinde şüphe ederseniz onların ve hiç hayız görmeyen sabiyye hatunların müddet-i iddetleri üç aydır ve üzerleri çocuklu olan hatunların gerek mutalleka olsun ve gerek kocaları vefat etmiş olsun iddetleri üzerlerinde olan çocukları doğuruncaya kadardır.
Yani elli-ellibeş yaşını tecavüz etmekle hayızdan ve çocuktan ümidi kesilmiş me'yus ve
yaşlı olan kadınlara ve henüz sinn-i rüşde baliğ olmamış sabiyye olanlara talâk verip de iddetinde şekkederseniz onların iddetleri eğer talâk ayın bidâyesine tesadüf ederse o ayın ibtidası ve ayın ortasına tesadüf ederse gün hesabiyle üç aydır.
saygılarımla
Sayın Ulpian,
Öncelikle tebrikler! Güzel bir konu ve harika bir anlatım. Benzer bir başlığı açmak istiyordum, ancak çok daha güzelini yapmışsınız.
Bir-iki ufak ekleme yapayım.
İddetle ilgili olarak bir araştırma yapmıştım. İstanbul Müftülüğü'nün web sayfasında bazı bilgiler buldum. Burada şöyle deniyor:
"Gerçi iddeti esas itibariyle evliliği sona eren kadın beklemekteyse de dört karısı olup da bunlardan birisini boşayan veya boşadığı karısının (onunla tek nikâh altında birleştirilemeyecek derecede) yakın bir akrabasıyla evlenmek isteyen erkek de evlenmeden önce boşadığı karısının iddetinin bitmesini beklemek zorundadır."
http://www.istanbulmuftulugu.gov.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=365&Itemid=320
Başlığı "T.C." ibaresi olan bir sitede "dört karı almaktan" bahsedilmesini takdirlerinize bırakıyorum.
Ve acı bir örnek daha:
Türk Medeni Kanunu Madde 132: Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
Doğurmakla süre biter.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
Müslümanlar bazen soruyorlar "İnsanların Allah'a inanmaları sizi neden rahatsız ediyor? Ne çıkarınız var? Bırakın isteyen istediğine inansın".
İsteyen istediğine inansın tabi. Ama İslam dini Allah ile kul arasında kalan bir inanç değildir. Tüm hayata sirayet etmek ve ona hükmetmek ister. Yukarıda verdiğim örnek, bunun en basit ve en ufak örneklerinden biridir.
Kadının iddet süresini beklemek zorunda oluşu, İslam'da kadın-erkek eşitsizliğini gösteren onlarca durumdan sadece biridir.
Saygılarımla.
matillda
05-11-2009, 15:51
Osmalı döneminde de cariyelik meselesi "pedofili" eğiliminin en sağlam örneklerindendir.
Onlarca hatta yüzlerce kız çocuğunun içinden tamamına yakınının- sadece sözümona gelenek görenek kuralı- çerçevesinde kullan at kadıncığına çevrilip ihtişamlı saraylarda dönen undergrand oyunların kapalı kapılar ardındaki pedofili gerçeğini açığa çıkarmaktadır. Bu sadece küçük kız çocuklarına has olmaktan öte küçük erkek çocuklarının da dönemin sultanı, padişahı ya da imparatorunun şehvet sofrasına o günkü menü olarak sunulması hiç bir izaha sığmaz..
Ha günümüze gelip ortalığa bir göz attığımzda misal; bir Hüseyin Üzmez ilahiyatcısının
kim vardı başka Halis Toprak zengin adamının (paranın insan etini satın alması) bir de bir şeyh miy di şıh mıydı Fadime Şahin' le basılan Müslüm Gündüz veya Anadolu' nun bir köyünde (diğer eşlerinden olan) çocuklarından bile küçük bir kız çocuğuyla cinsel ilişkiye imam nikahı üzerinden ya da başlık bedeliyle nail olan niceleri...Metropollerde gizli pedofili vakalarının olduğundan da neredeyse çoğumuzun kuşkusu yoktur.. Bu ya bir eğitimci kılığında, ya müşfik aile babası kılığında, ya da başka meslek-sosyal konumlar içinde ya da yarı açık işaretlerle ( duran bir araç içerisinde oturuyor gibi görünüp yoldan geçen öğrencilere organını gösterme hareketi vb..) dışa vurumlanmaktadır. Sözettiğim örneklerden ikisiyle ilkokul öğrenciliğim zamanında karşılaştım. Yaşattığı tiksinç tesir bugün bile sinirlerimi bozar...
Rahibinden, hahamına, padişahından, sultanına, şeyhinden ilahiyatçısından cami imamına kariyer-iş-güç sahibi üstüne de sekiz dil bilip ağzıyla da kuş tumayı 30 sn.de yapanından, köy ağasına..........v.b........vs... kadar pekçok insan görünümlü yaratığın;
erdemden yoksun b.ktan kişiliklerinin ortak hastalıklarından birisi de "pedofili" dir...
başka bi başlık altında bu iddaaları cevapladım.
olay öyle değildir.
henüz adet görmemiş kadın son ilişkiden sonra hamile olup olmadığını anlamak için adet görmesini beklemekle alakalıdır.buluğ çağı ile alakalı bi çağrışım yoktur kuranda bunu söyleyen sonra din adına söylemişler ama yanlış yapmışlardır.
bunlar islam adı altında yapılan en büyük yanlışlardandır.
başka bi başlık altında bu iddaaları cevapladım.
olay öyle değildir.
henüz adet görmemiş kadın son ilişkiden sonra hamile olup olmadığını anlamak için adet görmesini beklemekle alakalıdır.buluğ çağı ile alakalı bi çağrışım yoktur kuranda bunu söyleyen sonra din adına söylemişler ama yanlış yapmışlardır.
bunlar islam adı altında yapılan en büyük yanlışlardandır.
sayın mindar,
Allah sözü olduğuna inandığınız bir kitapta böylesi miğde bulandırıcı kelamların yer almasını kabullenemeyişinizi anlayışla karşılıyorum. Ne var ki, biraz da (kendi kendinize karşı) samimi olmanız gerekmekte. Diğer başlıkta da, burada yaptığınız gibi iddialarda bulundunuz sadece. Hiçbir şey açıklamadınız ve gerekçelendirmediniz.
Bakın Talak/4'ün lafzı gayet açık. Sekiz farklı muteber meal'le verdim yukarda. Ayrıca İslam aleminin en çok itibar ettiklerinin de içinde bulunduğu, dokuz farklı tefsir eserinden alıntı yaptım. Üstelik ayetin kurani bağlamını da diğer ilgili ayetlerle arasındaki ilişkiyi göstererek açıkladım.
Kabullenmeyişinizi, ''yok ya olamaz, Allah böyle birşeye müsaade etmez'' şeklinde düşünmenizi, anlıyorum. Fakat, eğer karşı iddianızı gerekçelendiremiyorsanız ve diyeceğiniz sadece ''Ben öyle düşünmüyorum ama'' ise, böylesi iddialar da savurmayınız. Yahut kendi iddianızın gerekçelerini ve dayanaklarını paylaşınız ki tartışabilelim.
saygılarımla
Talak 4
Kadınlarınızdan âdetten kesilenlerin iddetinde tereddüt ederseniz, onların iddet süreleri üç aydır. Henüz âdet görmeyenlerin de süreleri böyledir. Hamile olan kadınların iddetleri, çocuklarını doğurdukları vakit biter. Kim Allah'ı sayıp O’ na karşı gelmekten korunursa, Allah onun işinde bir kolaylık verir.
ayet bu aşağı yukarı aynı meali veriyorlar.
eğer hiç adet görmemiş buluğa ermememiş diye çeviren varsa yanlış gerçi çeviren yok sadece yorumlar öyle ben bu ayetten şunu anlıyorum
kalp gözüm açık çünkü :)
adetten kesilenler menapoz a giren kadınlar ama tereddüt ederseniz bu kadınları boşamak yol vermek için 3 ay bekleyin.
boşamaya karar verdiğinde yakın zamanda adet görmeyen kadın için de yukardaki kural geçerlidir 3 ay beklersin hamile olup olmadığını kontrol etmek için.
Sayın mindar,
tefsirlerdeki isimleri bir daha okuyun isterseniz:
Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, İbn-i Kesir, Celal Yıldırım, Elmalılı Hamdi v.s.
bu isimler için diyorsunuz ki:
buluğ çağı ile alakalı bi çağrışım yoktur kuranda bunu söyleyen sonra din adına söylemişler ama yanlış yapmışlardır.
Bu İslam Alimleri size göre yanlış tefsir etmişler, doğru olan sizsiniz!!!
Aslında İslam hep böyledir. Aynı konu üzerinde tüm islam inancına sahip olanların aynı düşündüğü, aynı inandığı görülmüş şey değil.
Allah tasviri ve inancı bile her müslüman için başka başka.
adetten kesilenler menapoz a giren kadınlar ama tereddüt ederseniz bu kadınları boşamak yol vermek için 3 ay bekleyin.
boşamaya karar verdiğinde yakın zamanda adet görmeyen kadın için de yukardaki kural geçerlidir 3 ay beklersin hamile olup olmadığını kontrol etmek için.
öbür başlıkta da sormuştum, başlığı takip etmediğim için cevabınızı bilemiyorum. Ayette "yakın zamanda adet görmeyen kadın" diye bir cümle geçmediği halde siz hangi ifadeden bunu anlıyorsunuz.
Ayetin ilk kısmında ihtilaf yok. menapoza giren kadınlar kastediliyor.
Sonra "ve" bazı tefsirlerde "veya" bağlacıyla yeni bir olguya geçiliyor.
"Henüz hayız görmemiş" kadından bahsediliyor ki pekçok tefsirci bunu yorumlarken küçük çocukların kastedildiğinde birleşmiş.
Sizin dediğiniz "yakın zamanda adet görmeyen kadın" oldukça anlamsız düşen bir yorum. Kadın hangi durumlarda yakın zamanda adet görmüyor sayılacak ve bu yorumun "henüz adet görmemiş" kadınla alakası ne?
şöyle şimdi kadını boşamak istiyorsun
ama kadın hamile ise boşayamazsın
hamile olduğunu nasıl anlarsın.
ozaman gebelik testi felan yok :)
adet günlerini hesaplayacaksın.
örnek ayın 5 inde ilişkiye girdin ve içeri boşaldın.
ayın 10 nda da bir nedenle boşamak istedin. işte burda
adet görmemiş durumuna düşüyor kadın eğer ayın sonunda adet görürse gene de 3 ay bekliyorsun ola ki hamile olabilir diye.
burdaki adet olmamış
ilişkiden sonraki bir sonraki adet zamanı diye düşünüyorum.
Sayın mindar,
tefsirlerdeki isimleri bir daha okuyun isterseniz:
Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, İbn-i Kesir, Celal Yıldırım, Elmalılı Hamdi v.s.
bu isimler için diyorsunuz ki:
Bu İslam Alimleri size göre yanlış tefsir etmişler, doğru olan sizsiniz!!!
Aslında İslam hep böyledir. Aynı konu üzerinde tüm islam inancına sahip olanların aynı düşündüğü, aynı inandığı görülmüş şey değil.
Allah tasviri ve inancı bile her müslüman için başka başka.
sizin dediğiniz gibi ağır itham etmiyorum
ama yanlış düşünmüşlerdir diye dşünüyorum.
bugün bile din adına eskilerden beri bilinen doğrular yanlış olduğu açığa çıkıyor. ozaman kuranın gerçek islamını ortaya çıkaranlar hep
biz eskilerden daha mı iyi biliriz havasına moduna girmiş mi oluyorlar.
bu olayların böyle olmasının en büyük
sebebi
kuranı hadisle rivayetlerle açıklamaya çalışmaları olmuştur.
şöyle şimdi kadını boşamak istiyorsun
ama kadın hamile ise boşayamazsın
hamile olduğunu nasıl anlarsın.
ozaman gebelik testi felan yok :)
adet günlerini hesaplayacaksın.
örnek ayın 5 inde ilişkiye girdin ve içeri boşaldın.
ayın 10 nda da bir nedenle boşamak istedin. işte burda
adet görmemiş durumuna düşüyor kadın eğer ayın sonunda adet görürse gene de 3 ay bekliyorsun ola ki hamile olabilir diye.
burdaki adet olmamış
ilişkiden sonraki bir sonraki adet zamanı diye düşünüyorum.
sayın mindar,
lütfen -bakın lütfen diyorum :)- başlığın ilk mesajındaki açıklamaların tamamını dikkatlice bir okuyunuz. Sizin bu anlattığınız zaten Bakara/228'de geçiyor: Adet gören kadının boşanma durumunda bekleme süresi, üç ay değil, üç ''adet hali''dir.
Talak/4'te ise adet/hayız görmeyen kadınlar için bekleme süresinin ne olduğu bildiriliyor. Bunlar da ayette üç gruba ayrılıyor: (a) Adet'ten kesilenler (b) henüz adet görmeyenler (c) hamileler.
(b)'nin, küçük kızları kastettiği bir YORUM DEĞİLDİR! Ayetin açık lafzı, mantığı budur! Zaten müfessirler de bunu kendi yorumları olarak değil, doğrudan ayetin manası olarak yazmışlardır.
saygılarımla
Bahsi gecen ayetlerden "pedofilik" cikarmasi yapan zihniyeti kiniyorum,
islam dinin caiz gördügü evlenme ile, gönül rizasinin sarti olmayan, ruhsal dengesizligin bozuklulugu sonucu cokca görülen pedofiligi es degerde görmeyi kiniyorum.
Doga'daki canlilarda, canlinin yasindan ve olgunlugundan ziyade biolojik konumu gözetilierek, bir cinsel birlesme olabildigini, islam dinine mensup insanlarin ise cinsel birlesmeyi belirli sartlara bagladigini bilmeyen bir zihniyet ancak böyle igrenc tefsir cikartabilir.
Kaldiki islam dininde evlilik farkli bir konudur, cinsel iliskiye girmek ayri bir konudur,
ama evlilik disi cinsel iliskiye girebilmekte sakinca görmeyenler icin bu farkliligin hic bir anlami olmaya bilir.
sizin dediğiniz gibi ağır itham etmiyorum
ama yanlış düşünmüşlerdir diye dşünüyorum.
bugün bile din adına eskilerden beri bilinen doğrular yanlış olduğu açığa çıkıyor. ozaman kuranın gerçek islamını ortaya çıkaranlar hep
biz eskilerden daha mı iyi biliriz havasına moduna girmiş mi oluyorlar.
Kur'an hükümleri her çağa her topluma uyum sağlayacak nitelikte değil.
kadınlarla bir alıp veremediği olmayan toplumlarda kadının statüsünü geriletecek hükümler içeriyor.
İnsan haklarıyla ilgili gelişmelerin yaşandığı çağlarda çağın gerisine sürükleyici hükümler içeriyor.
Hal böyle olunca, kur'an'ın statükocu anlayışını kendisini değiştirerek bertaraf edip toplumun ve zamanın ihtiyaçlarına göre yeniden yazamayacaklarından yorumlarını günün ve toplumun ihtiyaçlarına göre yapıyorlar.
Bunu yaparken de Kur'an'ın yahudiler için kullandığı tabiri "dillerini eğip bükerek tahrif etmek" aynen uyguluyorlar.
Kelimelerin şu anlamı da vardı, bu anlamı da vardı diye çeşit çeşit anlamları 1400 sene sonra hatırlıyorlar.
"aslında Allah onu değil de şunu kastetmiştir" vari yorumlarıyla Allah'ın niyet okuyuculuğuna soyunup peygamber dönemindeki sahabelerin bile kur'an'ı yanlış anlayıp yanlış uyguladığını iddia edebiliyorlar.
Kur'an'ın mevcut hali fazlasıyla tepki çektiğinden yorumları yumuşatarak kişileri aldatma yoluyla tavlamaya çalışıyorlar. Sanırım siz de yumuşak yorumları tercih edip gözünüzü kur'an'ın lafsından kaçıranlardansınız.
Biz bunlara TAHRİFAT diyoruz. Net bir şekilde kur'an tahrif ediliyor, lafsından uzaklaştırılıyor. Çünkü şu çağda ve şu toplumda çuvala sığmıyor mızrak.
... bilmeyen bir zihniyet ancak böyle igrenc tefsir cikartabilir.
Tefsir bana ait değil -InVi- İslam alimlerine ait.
Ben de, mesajları doğru düzgün okumadan, okuduysa da orada verilen kaynak ve dayanaklara değinme tenezzülünde bulunmadan, sadece gerekçesiz/kaynaksız iddialar savurmakla kalmayıp, bu iddiaları bir de ithamlarla pekiştirmeye çalışan zihniyeti kınıyorum.
Dediğim gibi, Kuran'ın Allah sözü olduğuna inananların, böyle birşeyi kabullenemeyişlerini psikolojik olarak anlıyorum. Fakat iddialarını hiçbir şekilde gerekçelendirmeden, üstelik karşı çıktıkları mesajda verilmiş onca kaynak hakkında da birşey söylemeye tenezzül etmeden, idda savuramayı anlayamıyorum.
Fiil ehliyeti olmayan, iradesi gelişmemiş, kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğuna karar verebilecek zihinsel gelişime, olgunluğa erişmemiş bireylerin yani çocukların tüm bu unsurları gerektiren nikah akitlerinin varlığı söz konusuysa bu eylem Allah'ın icazet verdiği eylem olacak,
ama çocuğa iradesi dışında (?) bir eylem uygulanırsa bu sübyancılık olacak, suç olacak öyle mi?
Nasıl bir mantıktır bu?
Çocuk nikahlanırken yetişkin bireyler gibi düşünebilecek ve iradesini ortaya koyabilecek bir birey midir ki nikahlı olarak cinsel ilişki yaşarsa bu sübyancılığa girmesin.
Hadi ordan derler adama..
Verilen kaynak ile pedofilik arasinda hic bir bagi yok,
bu bagi kuran zihniyet sahibi ise, idaa sahibinin yorumudur, hos bir zamanlar pante de bu tür sacmaliklar ile, kendi tutarsiz yorumlarini "gercek islam" dayatmalari ile kendince bir elestiri mekanizmasi gelistirmisti, hali ortada....
adet görmemis kadin ile evlenebilirsin mi diyor onca kayanklar
yoksa henüz hic adet görmemis kizlar ile cinsel iliskiye girebilirmisin diyor ?
Elestirilen dinin dogrulari hakkinda azami bilgiye sahip olmadan din elestirisi olur mu ?
adet görmemis kadin ile evlenebilirsin mi diyor onca kayanklar
yoksa henüz hic adet görmemis kizlar ile cinsel iliskiye girebilirmisin diyor ?
Yahu InVi,
cevap vermeye yeltendiğin mesajı hala okumadığını bu kadar açık seçik belli etmesen bari.
Neyse -niyetin gerçek tartışma ise- istersen adım adım tartışalım.
Sen şimdi tam olarak ne diyorsun, onu bir söyle: ''Kuran'a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlar evlenebilir. Fakat cinsel ilişki ancak büluğdan sonra mümkündür'' mü diyorsun...
... yoksa evlenilebileceğini de mi reddediyorsun?
adet görmemis kadin ile evlenebilirsin mi diyor onca kayanklar
yoksa henüz hic adet görmemis kizlar ile cinsel iliskiye girebilirmisin diyor ?
Elestirilen dinin dogrulari hakkinda azami bilgiye sahip olmadan din elestirisi olur mu ?
Eğer böyle düşünüyorsan durum daha da vahim ya İnVi,
Henüz adet görmemiş bir kızdan boşanmadan söz ediyor ayet. Bu durumda iddet ne olur sorusuna cevap veriyor ayet. (bunca kaynak dediğin aslında ayet, umarım farkına varmışsındır)
Eğer evlenmeye icazet yoksa bu boşanma neyin nesi?
Eğer cinsel ilişki yoksa, bu iddet neyin sebebi?
Eğer nikah yoksa tecavüz ettiğiniz küçük kızlar da 3 ay beklesin demeye mi çalışıyor kur'an.
Küçük kızlardan boşanma durumunda iddet müddetini düzenleyen Kur'an küçük kızlarla evlenmeyi hangi ayette yasaklamış?
Edit: K.C.
hep evlilik yasi ile örnek verilen hz aise müslümanlarin peygamberi ile evlenmeden önce "medeni" konumu ne idi ? nisanli degilmiydi ? yani bir baskasi ile bir sözünün olmasi, sonra bu sözün bozulmasi gercegi ortada iken, neden "bosanmak" gibi bir mevzu sorun olsun ?
evliliksiz cinsel iliskiye girebilmeyi bir sorun olarak görmeyenler, hem evliligi hemde cinsel iliskiyi bir düzen icinde ögütleyen din'i elestiriyorlar....varin halinize siz gülün...cünkü ben üzülüyorum....
şöyle şimdi kadını boşamak istiyorsun
ama kadın hamile ise boşayamazsın
hamile olduğunu nasıl anlarsın.
ozaman gebelik testi felan yok :)
adet günlerini hesaplayacaksın.
örnek ayın 5 inde ilişkiye girdin ve içeri boşaldın.
ayın 10 nda da bir nedenle boşamak istedin. işte burda
adet görmemiş durumuna düşüyor kadın eğer ayın sonunda adet görürse gene de 3 ay bekliyorsun ola ki hamile olabilir diye.
burdaki adet olmamış
ilişkiden sonraki bir sonraki adet zamanı diye düşünüyorum.
ozaman gebelik testi felan yok.
Şimdi gebelik testi var bu ayetler artık dikkate alınmamalı diyorsun yani.
Simdi gebelik testi var.....ama medeni kanunda yasal olarak ayrimadan önce, bir yil ayri ama evli kalmalarini uygun görebilmekte, buda bu zaman icinde tekrar verilen karar üzerinde ayrilmak isteyenlerin düsünmesini saglamak, belki sakinlesmis bir ortamda daha evliligi devam sürdürmek istemek gibi bir niyetleri olusabilir...
veya bu zaman diliminde, yasal ayrilik sonrasi icin daha rahat bir planlamaya gidebilinir....
Sorun bu degil,
sorun idaa makaminin islamin evliligi = cocuk yasta evilik = cinsel iliski olarak degerlendirdikten sonra
buna bir pedofilik olarak yorumlanmasi, din pedofilige izin veriyor düsünülmesinin saglanmasini....
halbuki ayetler ortada, peygamberin evlilikleri ortada......peygamber sonrasi uygulamalar ortada.....
aise örnegini verdik.... cocuk yasta sözlenmis, ve bu söz bozulmus...sonra peygamber ile evlenmis...evlendikten bir zaman geciktiten sonra cinsel iliskiye girilmis....
Doga'da "yas farki" gözetmeksizin cinsel birliktelikler oluyor....
Insanlarda ise, bunun farkli kültürlerde, farkli zamanlarda, farkli uygulamalari var, sizler islamin bu konu hakkinda ögütlerini tavsip etmeyebilirsiniz.....ama islam pedofilige izin veriyor diye bir sartlanmislik icinde bir sonuc cikarmak istemenin ise hic bir tutarliligi yoktur...
Ben arapça bilmiyorum eğer tam tercüme henüz adet görmemiş ise yani HENÜZ kelimesi doğru ise tartışacak birşey yok çok açık.
Bunu okuma yazmayı bilen akli dengesi yerinde herkes çocuk olduğunu anlar. Birara bir hastalığa sığınmışlardı adet görmeme hastalığı bu ifadeyi ona bağlamışlardı tabi kimse inanmadı şimdi başka şeyler uydurma çabaları var.
Bu kadar basit bir cümlede bile göz göre göre olayı saptırmaya çalışmayın Allah eğer sizin dediğiniz gibi ise başka birşey ifade etmek isteseydi öyle yazdırırdı Allah'ınızı aciz gösterdiğinizin farkına varın küfür gibi birşey bu.
Allah şöyle yazdıramıyor mu ? adet görmeyenlerden ise ( Bu kelimeye bayılıyorum özellikle yazdım )
ya da
adet görmeme hastalığı olanlardan ise
Şimdide evlenme olabilir cinsel ilişki olmaz deniyor peki niye evleniyor o zaman çocukla bana bunu bir açıklarmısınız sebebi nedir önceden kapmak mı ? Çocuk kaçıyor mu büyüsün evlenirsin böyle saçmalık mı olur ?
Aişe meselesine gelince 6 yaşında sözlü olması ne demek aklı başında olmayan bir çocuk neyin sözünü veriyor sözü bozmak ne demek ? 6 yaşında çocuklar evlenip 9 yaşında gerdeğe girmek ne demek 9 ? Bunları savunan sağlıklı bir insan olamaz.
Ayetlerde yazmasına gerek yok zaten sünnet peygamber yapmıştır aksi hüküm olmadığına göre ümmeti de yapabilir.
Aişe meselesine gelince 6 yaşında sözlü olması ne demek aklı başında olmayan bir çocuk neyin sözünü veriyor sözü bozmak ne demek ? 6 yaşında çocuklar evlenip 9 yaşında gerdeğe girmek ne demek 9 ? Bunları savunan sağlıklı bir insan olamaz.
ben onlara akılları imanla iğfal edilmiş diyorum. dininin ne denli iğrenç bir şeye cevaz verdiğini görmeden savunur bu tür beyni tecavüze uğramışlar.
Kendi küçücük beyinlerini görmezler de etrafa sataşıp alabildiğine çamur atarlar bir de arlanmadan.
evliliksiz cinsel iliskiye girebilmeyi bir sorun olarak görmeyenler, hem evliligi hemde cinsel iliskiyi bir düzen icinde ögütleyen din'i elestiriyorlar....varin halinize siz gülün...cünkü ben üzülüyorum....
Sen daha burada neyin tartışıldığından bi-habersin yahu.
-Din henüz adet görmemiş, yani bırak reşit olmayı henüz bulüğ çağına bile gelmemiş bir çocuktan boşanıldığında 3 ay beklenmesi gerektiğinden bahsediyorsa,
-kendisiyle cinsel ilişkiye girilmemiş kişiler için iddet müddeti de yoksa,
-yani bu durumda din, henüz bulüğ çağına gelmemiş çocuklarla cinsel ilişkiyi yasaklayacağına, çocukları koruyacağına, insan yazması çocuk hakları evrensel bildirgesi kadar olamamış, yarattıklarından bi-haber bir Tanrı böyle bir iğrençliğe cevaz veriyorsa,
bu cevazın adı ister nikah olsun (ki böyle bir sözleşme için insanın bulüğ çağına girmesi bile yeterli değildir) ister tecavüz olsun, aynı kapıya çıkar.
Allah icazet verdi diye onun adı da değişmez. Pedofilidir. Bu ise nikahla üstü örtülüp meşru sayılabilecek bir iğrençlik değildir.
Ağır geliyor,kabullenemiyorlar.Halbuki kelimler ve anlamları açık ve net.
Türk halkının % 99 u müslüman diye övünmüyorlarmı birde.
Hangi insan bu maddeleri kabul eder.
Hangi insan çocuk denecek yaşta kız evladını bu hallere düşürür.
Hangi baba yüreği kaldırır bunu.
Müslümanlığı bilmeyen müslüman çok.Eğer müslüman sayarsak.
Eğer birileri çıkıp bunları Türk halkına anlatsa bakacam o zaman bu oran nerelere inecek.
Yazıyor işte doğadaki canlılar,biyolojik gelişme.
Yahu sen hani maymundan yada diğer hayvanlardan evrimleşmedindi.
Sıkışınca hayvanların arkasına sığınmakda ne demek oluyor.
Gelin günümüze.
İnsanlar gelişiyor be kardeşim.
Akıllarıda,anlayışlarıda,kavrayışlarıda.
halen istediğiniz gibi anlıyorsunuz biz öyle değil diyoruz
halen sizin düşündüğünüz doğru.
bikaç islam adamı yazmışsınız yanılmış olabilirler.
olamazlarmı insanlar sonuçta
ama bunu kurana yamayamazsınız.
halen istediğiniz gibi anlıyorsunuz biz öyle değil diyoruz
halen sizin düşündüğünüz doğru.
bikaç islam adamı yazmışsınız yanılmış olabilirler.
olamazlarmı insanlar sonuçta
ama bunu kurana yamayamazsınız.
yani islam adamları yanlış mı anlamış sevgili mindar..
sen de islam adamısın belki sen yanlış anlıyorsun o doğruyu anlıyor... ne malum
Şaman Türksoy
06-11-2009, 19:00
Kusura bakmayın arkadaşlar, ama ben neyi tartıştığınızı anlayamadım. Sayın Ulpian çok dikkatli bir gözlem ile Kur'an'daki izi yakalamış, kendi aklı ile yorumlayıp manayı süzmüş. Sonra ulaştığı yargı konusunda ne düşünülüyor diye merak ederek İslami kaynaklara müracaat etmiş, kerli ferli İslam alimlerini taramış, eşelemiş, deşelemiş , sonunda da hiçbir yoruma izin vermeyecek kesinlikle durumu gözler önüne sermiş.
Her şey ayan beyan ortada iken bunun neresini tartışıyorsunuz? Avliye meselesinde olduğu gibi sözü oraya buraya çekince, gerçek değişecek değil.
Yapılmak istenilen 'güneşi balçıkla sıvamaya çalışmak' ise boşa gayret...
Sağlıcakla kalınız...
Konuyu bütünüyle okumadım. Ama çeviri desteği vereceğim.
Talak 4'teki ilgilendiğimiz bölüm "Wa İllaaii lem yuhidna". Geçmiş zamanla kurulmuştur. Yani adet görmeyenler diye değil "Henüz hiç adet görmemiş olanlar" diye çevrilmesi çok daha doğrudur; zira ötekisi kendisine Müslüman diyen ama namuslu da olan insanların kafasını bulandırabilmekte ve onların karşısında İslami ayıbı gizleyebilmektedir. Yani çocuk karılardır mevzuibahis olan. Arapça olmayan mealler sansürlüdür ve daha kaliteli bir dil kullanmaktadır ve de münafıklık eseri diyebileceğimiz bu çalışmalar daha yüksek bir ahlakı ya da daha az bir ahlaksızlığı veya gaddarlığı dillendirmektedir.
Alchindus
07-11-2009, 20:54
İslam'ın küçük, çok küçük yaştaki kızların evlen(diril)mesine müsaade etmesi çok tartışılan bir konu. Fakat her nedense bu tartışmalar genellikle, peygamber sünneti (Aişe meselesi) ve hadisleri etrafında yürütülüyor.
Oysa, İslam'a göre çok küçük yaştaki (büluğa bile girmemiş) kız çocuklarıyla evlenmenin meşru olduğu, bizzat Kuran'da açık seçik bir şekilde yer almaktadır.
Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor, görüyoruz!
Efendim üzüntü ve teessürle bu başlığı okudum, evvela belirtmeliyimki göründüğü kadarıyla din tenkidi yapmak adına hareket edenlerin heybelerinde başkaca taşlar olmadığı gibi malesef usul bakımından da birbirlerini taklit etmekteler, mukallidlik yapmaktan bir adım öteye geçememekteler!
ulpian sana bir sürü teşekkür edilmiş "dakik incelemen içün!" sanki bu meseleyi ilk tespit ve tefrika eden senmişsin gibi, amma çıkıp dememişsinki "şu mesele hemde birkaç senedir nette aynısıyla tefrika edilmektedir, onlar gibi benimkide aynı bahsin özünü alıp tekrarlamaktır!"
Türkçe bir çok adreste birbirinin neredeyse tıpkısının aynısı ile bu bahis vardır, tabi birde bunların esas menşei içün türkçe olmayan sitelere bakmak icab ederki o vakitde menşe olarak karşımıza pedofil papazlar içün tedbir alacağını beyan etmiş papa benedictin dindaşları çıkıverir!
Her bir şey, varılmak istenen netice içün birbirine karıştırılmış ve birde "ayetin lafzı" denmekden de imtina edilmemiş :)
Bu hal bir ara yazıştığımız pante de görmüş idim, muhterem çokça ayetlerin orjinalini latin harfleri ile yazıp yanlarınada türkçe meallerini ekleyip yazmış yazdıklarını, böylece okuyucuya "mevzunun künhüne vakıf bir münekkid" intibaı vermek isterdi!
Amma kendisi ile yazıştığımda görmüş idimki mevzunun künhüne vakıf değil idi, araçpa bilmez arap gramerindende anlamaz idi!
İmdi ulpianda benzer bir intiba içün ayetin açık lafzı demiş, imdi kendisine fazlaca müşkülde çıkarmadan soracağım, talak dört ayetinde meselenin geçtiği kısım
lem yehıdne
Buradaki açık lafız ne imiş!
Biliyormusun acaba ne demektir bu ifade ulpian! Bilmiyorsun muhterem ve meal yazım tekniği hususiyetlerinide nazara almıyor ve "henüz hayz görmeyenler" manasını işaret ediyorsun!
Bu ifade tam olarak hayız görmeyenlerdir, mesela "hiç hayız görmeyenler" denecek olsa idi "lem" değil "lemma" denir idi!
Bundan mütevellid ayetin açık lafzı "hayız görmeyenler"dir "henüz hayız görmeyenler" değil!
İmdi hayız görmeyenler kimlerdir diye sual edilince meali yazanda ayeti tefsir edende elbet burada bu hayız görmeyenleri sayacaktır, bunlar evvela adet görüp sonra bir sebeple adetten kesilenler, buluğ çağına gelip bir sebepten regl olmayanlar, istisnai de olsa görülen vakalar vardırki kadın hiç hayız görmemiştir bunlar da olabileceği gibi henüz hayz görmemişlerde olabilir denip mealci de zarureten en kısadan bütün manayı vermek muradında olduğundan yorum neticesi varılanıda zikredip "henüz" demiştir!
İmdi meseleyi fazlaca uzatmadan esasa gelelim, evvela bilinmelidirki islamda nikah içün asgari veyahut azami bir yaş tahdidi yoktur, alt veyahut üst sınır yoktur, islam nikah evlilik bahsinde eşlerin denkliğine nazar etmektedir, birde marufa! Bakara suresindeki ayeti kerimelerden marufluk sarahaten görülecektir! Maruf olan bilindiği gibi umumun bildiği umumca kabul görülendir!
Bu mana ile evliliğin maruf üzre bina edilmesi yaşanılan cemiyet ve telakkileri ilede alakadardır!
İmdi birde nisa suresinde altıncı ayette evlenme yaşı içün baliğ olma ve rüşd zikredilmiştir!
Vebtelül yetama hatta iza beleğun nikah fe in anestüm minhüm ruşden
Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar gözetin ve denetleyin. Onlarda bir olgunlaşma hissettiğinizde hemen mallarını kendilerine teslim edin
Bunlarla birlikte birde sık sık tefrika edilen aişe ile evlilik bahsi vardır, orada aişenin yaşı hususunda ihtilaf edilsede ittifak edilen husus nedir!
Hz. Muhammed aişe ile o baliğa olmadan zifafa girmemiştir!
İmdi meselenin birde coğrafya ve iklim ile olan münasebeti vardır, sıcak iklimlerde fertlerin gelişimi ve buluğa ermeleri daha çabuk olmakta, soğuk iklimlerde ise daha geç!
Arap yarımadasında bulunan iklim malumdur, bundan mütevellid erkek ve dişinin buluğa erişi orada daha hızlıdır, misalen norveçteki iklimde malumdur ve orada buluğa erme yaşlarının yirmili yaşlara kadar dahi vardığı, erkeklerde bunuda aştığı bilinmektedir!
İmdi bundan mütevellid, bir evliliğe ve taraflarına pedofil deme gibi bir cüret göstermeden evvel bu şartları nazara almak lazım tabi birde pedofil kimdir ona bakmak!
İmdi bilinen bir hususturki amr ibn asın oğlu abdullah ile arasında on iki yaş vardır, buda demektirki amr on onbir gibi bir yaşta evlenmiştir ve muhtemeldirki ya yaşıtı veyahut yaşca küçüğü ile evlenmiştir! İmdi bu pedofili midir!
Pedofili denen maraz yetişkinin cinsi tatmin içün yaşıtı veyahut erişkinlere değil çocuklara ilgi duymasıdır yani genelde pedofil olan erişkinle değil çocukla tatmin olan ona ilgi duyandır!
İmdi bir toplumda coğrafya ile birlikte adet gelenek görenek gibi hususlarla erken yaşta evlilikler yaygın olduğunda böyle sathi ve manasız benzetmelerle onları pedofil mi ilan etmek gerekmekte!
Misalen islam tebliğine ilk muhatap arap toplumunda içtimai yapı sebebiyle güçlü kuvvetli olmayan, savaşlarda baskınlarda düşman eline düşmesi halinde utanç ve zillet sebebi sayılmaktan ve çetin hayat şartlarında maişet ve harpte erkekten geride bulunan kadın, coğrafyanın iklimin tesiriylede fiziki gelişimde kadınlığa adım atmada yaşı erkende olsa biran evvel evlendirilip kocanın sorumluluk ve himayesine verilmekte idi!
Hatta zikredilen sebeblerden ötürü kız çocuklarını diri diri gömmek gibi deni bir adet dahi var idi islam öncesi! İmdi böylesi içtimai ve iklim sebepleriyle erken yaşta evliliklerin yaygın olduğu bir toplumu toptan pedofil ilan etme cehalettir!
Benzer haller türkiyemizde dahi kırk elli sene evveline kadar yaygın idi, oniki onüç yaşlarında evlenmiş hiçbir tanıdığınız yok mudur!
Meseleyi pedofili diye tesmiye etmenin ıstılahende mümkün olmadığının bir işareti o dönem araplarında bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocukları ile evlenme cari ve yaygın olsada bu evlilikleri yapanların sadece yaşları küçük kızlarla evlenmedikleri yani cinsi tatmin içün erişkinlere değil sadece bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocuklarına ilgili duymadıklarıdır! Onların yaşıtları erişkin eşleride olmakta idi ve bu halde göstermektedirki bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocukları ile evlenmek pedofili diye tesmiye olunan piskolojik rahatsızlıktan değil cemiyet hayatının icapları gereği idi!
Bir diğer husus esasta pedofil olanın diğerini istismarı vardır, halbuki burada rızaya bağlı evlilikten söz edilmektedir! Bu gün içün "küçük yaşta" diyebileceğimiz kız çocuklarının o gün rızası mı sorulmakta idi denir ise islam noktai nazarından şu misale nazar edilmesi icab eder!
Bir bakire kız Aişe’nin yanına geldi ve "Babam beni kardeşinin oğluyla evlendirdi ki, benimle kendi konumunu yükseltsin. Ama ben bundan hoşlanmıyorum." dedi. Aişe, "Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem gelinceye kadar otur." dedi. Allah’ın Elçisi geldi. Kız durumu ona anlattı. O, hemen babasına bir adam gönderip çağırttı. O konuda yetkiyi kıza verdi. Kız dedi ki:
"Ey Allah’ın Elçisi! Aslında ben babamın yaptığına izin vermiştim ama istedim ki, bu konuda kadınların bir hakkı var mı, onu öğreneyim"
Nesâî Nikâh 36; İbn Mâce Nikâh12; Ebû Dâvûd Nikâh 26; Ahmed b. Hanbel Müsned c. VI, s. 136.
Efendim tekrar talak dört ayetine gelir isek burada iddetin açıklanmasından hareketle ulpian demek istiyorki "iddet açıklandığına göre cima var" yani cinsi münasebet çünkü iddetin beklenmesi gebelikle alakalıdır!
İddetin hikmetlerinden birisi belki en başlıcası dediği gibi gebelik meselesidir amma iddetin tek hikmeti bu değildir, esasta evliliğin bilinen bilinmeyen bütün etkilerinden kurtulunması içün gerekli görülen suredir!
Bu bir kenera burada çok önemli ve gözden kaçırılan iki husus vardır!
-İddeti zaruri kılan tek hal cima yani cinsi münasebet değildir!-Buluğa ermemiş regl olmamış dişinin gebe kalması mümkün müdür!
İmdi halvet denen husus eşler arasında gerçekleşmiş ise, yani eşler kimsenin görmediği bir ortamda misalen evlerinde başbaşa kalmış iseler, boşanma halinde iddet gerekir!
Bir diğer husus buluğa ermemiş yani regl olmamış bir kadının cinsi münasebet ile gebe kalıp kalamayacağıdır!
İmdi ben her daim ihtisasa saygılı olduğumdan aklımın zaruri gördüğünü hakikat oymuş diye tartışmadan ortaya koymayacağım ve tababet ehline soracağım "regl olmamış bir kız cinsi münasebet sonucu gebe kalır mı!"
Bu sualin cevabı "hayır" ise o vakit bende muhterem ulpiana soruyorum "iddet ile gebelik arasında kurulması makul bağı kuruyorsun peki düşünmüyormusunki buluğa ermemiş kişi nasıl gebe kalır!"
Ayetteki "hayz görmeyenler"i küçük, çok küçük çocuk diye ele almak içün öylesi bir iştiyaka bürünmüşsünüzki, bu meseleyi tefrika eden diğer mukallidler gibi bu sual üzerine hiç düşünmemişsiniz!
İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!
İmdi meselenin gözardı edilen bir diğer hususuda islamın alemşumul oluşu, islamla hem arap yarımadasında hem kuzeyavrupada, hem ondört asır evvel hemde bu gün hem dünya duracak ise ondört asır sonra da amel edilebileceğidir!
Norveçten misal vermiş idim, orada dişinin regl olma yaşı bir hayli yüksektir! Sanmakta mısınızki cinsi hayatı regl olana kadar tehiretmektedir! İmdi farzedelim 19 yaşında iki norveçli müslüman evlendilerki burada kadın henüz regl olmamış olsun ve bir sene sonrada boşanmış olsunlar!
İmdi bu çift kuranın bu ayeti ile amel edebilir, burada kadın "lem yehıdne" ile ifade edilene dahil olur ve iddetini bekler! Yani ayet bu haldeki çiftler içünde düzenleme ihtiva etmektedir!
Esasta talak dört ayetinde evlilik ve evlenme yaşı içün hiç bir beyan yoktur, burada yapılan öyle bir deformasyondurki gerçeğe sadakati olanın vicdanı sızlar!
Bakınız her toplumda kültürde buluğ olma içün birde yaş haddi vardır, misalen yine norveç diyelim, burada bir erkek veyahut kadın onsekiz yaşına geldiğinde henüz fiziksel olarak buluğa ermesede aklen ruhen yetişkin kabul edilir, hukuk önünde durumu reşittir!
Başkaca toplumlar içünde bu hal geçerlidir ve bazen olurki, kişi baliğ olma içün maruf olan yaşa gelmiş amma buluğa ermemiştir! İşte bu ayetle bunlarda amel edebilir bu ayet onların halinide düzenler!
Fıkıhta buluğ yaşına yaklaşmış olsada baliğ olmamış erkeğe "murahık", kadına da "murahıka" denmekte çünkü böyleleri vardır ve onlar içünde ahkam olmalıdır!
Yani "lem yehıdne" maruf olan buluğ yaşına gelmiş bedeni fiziki olarak gelişmişde olsa bir sebepten regl olmayan kız içünde geçerlidir!
Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor!
Alchindus,
Geniş zaman çekimli bir fiilin başına lem koyarsanız o geçmiş zaman olur.
Çeviri "Henüz hiç adet görmemiş olanlar"dır.
Peygamber ve sahabenizin uygulamaları da bu ayete uygundur.
sayın Alchindus,
müslümansınız ve elbette her türlü din eleştirisine tepki vermeye kendinizi mecbur hissediyorsunuz. Ama çok garip bir yönteminiz var, üstelik sürekli dilinizden düşürmediğiniz ''gerçeğe sadakat'' ilkesine ha bire tecavüz etmektesiniz.
ulpian sana bir sürü teşekkür edilmiş "dakik incelemen içün!" sanki bu meseleyi ilk tespit ve tefrika eden senmişsin gibi, amma çıkıp dememişsinki "şu mesele hemde birkaç senedir nette aynısıyla tefrika edilmektedir, onlar gibi benimkide aynı bahsin özünü alıp tekrarlamaktır!"
''Bunu ben buldum'' gibi bir iddam şöyle dursun, en baştan beri ''bunu ben demiyorum, bizzat meal ve tefsir eden İslam alimleri böyle yazmış, naklediyorum'' diyorum. Sanırım siz de ilk mesajı ve o mesajdaki alıntıları okumayan, okusa da kabullenemeyenlerdensiniz.
Esasen benim yazdıklarıma değil, İslam alimlerinin yazdıklarına karşı çıkmaktasınız.
Bu arada yine birçok alakasız konulara girmişsiniz. Ayşe'nin evliliğinden, iklim ve coğrafya şartlarına kadar! Onlara değinmiyorum, çünkü konumuzla alakasız.
=> Talak/4'ün doğru tercümesi ''henüz adet görmeyenler''dir.
Bu konuda Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'i sizden daha muteber görmemi bağışlayınız. Hepsi de ayeti ''henüz'' olarak çevirmişlerdir ve ''henüz'' kelimesini de parantez içine almamış, ek bir açıklama yapmamış, yani yorum olarak değil, ayetin lafzı olarak vermişlerdir.
Aynı şekilde alıntı yapmış olduğum 9 Tefsir de ''henüz'' kelimesini kullanmışlardır ve burada küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen kızların kastedildiğini söylemişlerdir. Ve bunu kendi yorumları olarak değil, ayetin lafzı olarak vermişlerdir.
İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!
Bu sizin yorumunuz ve yanlış bir yorum. Çünkü İslam alimlerine göre iddetin tek sebebi gebe kalma durumunda dedikoduyu veya babanın kim olduğu sorusunu önlemek değil. Bunu ilk mesajda açıklamıştım. İslam alimlerince teşhis edilen diğer sebep de, kocaya iddet süresi boyunca tekrar düşünme ve barışma mühleti vermek.
Bu da zaten Bakara/228'de yazmakta:
''Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler.''
Bu süre içerisinde kadın başkasıyla evlenemez. Yani burada kocaya bir ''geri dönme'' hakkı tanınmıştır. Bu hak ise kadınla kurduğu ''sıkı ilişki'' sebebiyledir. Eğer nikah fiilen gerçekleşmemişse, hatta gerçekleşmesi mümkün olacak bir süre başbaşa bile kalınmamışsa, (kadının hamile olup olmaması sorusundan tamamen bağımsız olarak da) kocaya böyle bir hak tanıyacak kadar ''sıkı bir ilişki'' henüz yok demektir. Ortada sadece bir nikah akti vardır, fakat henüz başbaşa dahi kalınmamıştır. Bu yüzden koca eğer boşama kararını beyan ederse, kadını üç ay hali boyunca başka bir evlilikten menetmeye gerek yoktur.
Tekrar ediyorum:
=> İddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir!!!
Böyle olsaydı Talak/4'de yaşlılıktan dolayı hayız görmeyenler ve post-menopoz dönemini bile geçmiş olan ihtiyar kadınlar için neden iddet süresi ''üç ay'' olarak belirlensin.
Sayın Alchindus,
hiç boşuna ağdalı ve uzun laflarla gerçeğin üstünü örtmeye çalışmayınız. Talak/4'te ''küçük olduğundan dolayı henüz adet görmemiş kızlar'' da kastedilmiştir. Ayetin nüzul sebebi olarak rivayet edilen sual'de dahi bu geçmektedir.
İbn-i Kesir, Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi...
hepsi de ayeti bu şekilde açıklamışlardır!
Efendim tekrar talak dört ayetine gelir isek burada iddetin açıklanmasından hareketle ulpian demek istiyorki "iddet açıklandığına göre cima var" yani cinsi münasebet
Bunu da ben demiyorum!
Mesela muteber İslam alimi ve müfessir Mevdudi -Ahzab/49 ve Talak/4'ün zorunlu sonucu olarak- diyor:
Mevdudi, Tefhimu'l Kuran, Talak/4'ün tefsiri (http://www.enfal.de/tefhim/index.htm)
Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
Kur'an'ın bu açıklamasına göre, burada "Mudhale" (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur'an'ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.hörmetlerimle
Alchindus
08-11-2009, 00:28
Alchindus,
Geniş zaman çekimli bir fiilin başına lem koyarsanız o geçmiş zaman olur.
Çeviri "Henüz hiç adet görmemiş olanlar"dır.
Peygamber ve sahabenizin uygulamaları da bu ayete uygundur.
Bir hususda haklı, diğerinde pek bir haksızsınız!
Evvela haksız olduğunuz hususa gelelimki, sözün nihayetinde haklı olduğunuz hususu belirtelimde sözün nihayeti sizi mutlu etsin!
İmdi haksız olduğunuz sarih arapçaya ihanet edip "lem" ile "lemma"ya adeta yer değişrtirtmeniz ve birisinin manasını diğerine hamletmeniz!
Bunu yaparak arapça bilmeyen inanır olmayan bazı dostlarınızı kandırabilirsiniz amma arapçaya vakıf olan ister inanır olsun ister inanmayan gerçeğe sadakati olan herkesin indinde gerçeğe sadakatsiz olursunuz!
İmdi müzari fiiller ve nahivin ıstılahında kimseyi boğmadan herkesin tetkik edebileceği gerçeği yazalım!Lem ile yapılan olumsuzlama ile lemma ile yapılan arasında kati fark vardır, lemma ile yapılan geçmişi maziyi tamamen olumsuzlama amma istikbal için bir şey dememedir!
Misalen "lem yensur" dendimi bunun tam karşılığı "yardım etmedi" dir!
Amma "lemma yensur" dendimi bu "henüz yardım etmedi"dir çünkü burada mazi tamamen olumsuzlanmakla beraber istikbale dair ümit vardır "şu zamana dek, yani henüz yardım etmedi amma ileride edebilir" gibi bir mana olduğundan "henüz yardım etmedi" denebilir!
Hakikat budur, gerçeğe sadakat şarttır!
İmdi haklı olduğun hususa gelir isek oda peygamberin uygulamalarını nazara vermendir!
Hz. Muhammedin hayatında bakire tek bir eşi olmuştur, oda aişedir ve aişe ile baliğa olduktan sonra zifafa girmiştir!
Hakikat budur, gerçeğe sadakat şarttır!
1) lem yensur "hiç" yardım etmedi demek olur. Ayette de ilgili sözcük -söz parçası- henüz hiç adet görmemiş anlamında kullanılmaktadır.
Wa elleii (And the ones who) lem yuhdina (have never menstruated)
İlla ki bu kalıbına henüzün İngilizcesini koymamız gerekmez. Anlamı "ve henüz hiç adet görmemiş olanların"dır.
2) Ayşe 16-17 yaşında adet görmeye başlamıştır. Bir hac sırasında... Hadise göre ne olduğunu bilmediği için hüngür hüngür ağlamaktadır... Ayşe Ananız o vakte kadar oyuncaklarla oynayan Muhammed'in sırtında taşıdığı küçük bir kızdır. Yani iddia ettiğiniz üzere Arabistan'da kızlar öyle hoppaa serpilmiyor; aksine bu süreç gecikmeli yaşanıyor.
Gerçeğe sadakat gerçekten şarttır. İnançları gereği gerçeğe ihanet eden insanların bunu tekrarlayıp durmaları beni şaşırtmamakta ama artık midemi feci bir şekilde bulandırmaktadır.
Bu insanlar pedofil olmasalardı ve dediğin gibi kusursuz bir ahlak bırakmış olsalardı böyle tartışılan ayet ve hadisler bırakmazlardı ve de bunların avukatlığını yapmak zorunda kalmazdın. Hadi sen gerçeği gördün de 1400 yıl boyunca İslam aleminin yüzde doksan dokuzu delirdi de Muhammed başta olmak üzere bu apaçık ayetleri, kıpkısa hadisleri bizim anladığımız ve iddia ettiğin üzere "gerçek dışı" şekilde mi anladı? Bu nasıl oldu? Ergenekon İslam aleminin gazozlarına 1400 yıldır ilaç mı atıyor?
Cehennem korkusundan dürüstlüğü çöpe atmışsınız. Ama unutmayın dürüstlük namustur.
Önceden de söylemiştim. Humeyni'nin Vesilei Tahririnde "Bebek" karılarıyla Müslümanların nasıl anal seks yapabileceği anlatılır. Madem İslam sizin iddialarınız üzere bir inançtır da bu Humeyni nasıl oldu da bu ayetleri ve hadisleri bu kadar çarpık anladı?
Sizin derdiniz bellidir, alchindus. Cihat yapıyor, inancınızın kötülüklerini örterek, yalanlar söyleyerek İslam propagandası yapıyor ve memleketinizi asrısaadet cehennemine ulaştırmak için takıyyeden takıyyeye koşuyorsunuz. Bunun karşılığında da hem bu dünyada ganimet -Deniz Fenerivari de olabilir, gaspla da, kuracağınız düzenin koşullarına bağlı- hem de öldükten sonra Allah'ın işkencelerinden kurtulup sonsuza kadar bedava yemek ve harem ümidi içindesiniz. Bu deliliktir.
Alchindus
08-11-2009, 01:02
''Bunu ben buldum'' gibi bir iddam şöyle dursun, en baştan beri ''bunu ben demiyorum, bizzat meal ve tefsir eden İslam alimleri böyle yazmış, naklediyorum'' diyorum. Sanırım siz de ilk mesajı ve o mesajdaki alıntıları okumayan, okusa da kabullenemeyenlerdensiniz.
Esasen benim yazdıklarıma değil, İslam alimlerinin yazdıklarına karşı çıkmaktasınız.
ulpian sukut ikrardan gelir, başlık içinde bu meseleyi dikkati ile ilkkez gündeme getiren senmişsin gibi mesajlar yokmudur! Var muhterem! Pekiyi sen bu hale karşı herhangi bir izahat getirmişmisin! Hayır!
Biz bunu söylüyoruz!
"İslam alimleri böyle yazmış" sözünde tıpkı "ayetin lafzı" sözün gibidir, bir kere iktibas ettiğin metinlerden sadece mevdudi meseleye "buluğa ermemiş kızla cima" açısından yaklaşmakta, diğerleri "lem yehıdne" manası içine girebileceklerden olan "buluğa erişmediğinden hayz görmeyenler"den söz etmekte!
İslamda dediğimiz gibi nikah içün bir alt veyahut üst yaş sınırı yoktur, baliğa olmayan kızla nikah denklik ve marufa uyma var ise caizdir!
Bu başka "baliğa olmayan ile cima" başka bir haldir! Yaptığın "karıştırma" budur!
Bu arada yine birçok alakasız konulara girmişsiniz. Ayşe'nin evliliğinden, iklim ve coğrafya şartlarına kadar! Onlara değinmiyorum, çünkü konumuzla alakasız.
:)
Evvela bir toplumu sonrada bir inancı sırf evlilik yaşına bakarak pedofili ile itham ediyorsun sonrada o toplumlarda coğrafya ve iklimden mütevellid erkek ve kadınlarının erken gelişmesinin konu ile alakasızlığını iddia ediyorsun ulpian sen ne diyorsun!
Misalen amr ibn asın oğlu ile arasında oniki yaş olması örneği konu ile alakasız mıdır veyahut Hz. Muhammedin aişe ile baliğa olduktan sonra zifafa girmesi mi alakasızdır!
Bunlar mesele ile pek alakalıdır ve varmak istediğin sonuç içün can sıkıcıdır, yaşadığın sıkıntı bu olmalıdır!
Bu konuda Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'i sizden daha muteber görmemi bağışlayınız. Hepsi de ayeti ''henüz'' olarak çevirmişlerdir ve ''henüz'' kelimesini de parantez içine almamış, ek bir açıklama yapmamış, yani yorum olarak değil, ayetin lafzı olarak vermişlerdir.
Muhterem bak işte "lafzi tefsir" yapacak ehliyette değilsin, nakilde bulunuyorsun amma hala yorumumun yorumunu lafız diye takdim ediyorsun!
Meal yazım tekniği gereği bu isimler böyle meallendirme yapmış olabilir amma bu lafsın tam karşılığı değildir, lafsın ihtiva ettiği manalardan biridir!
Benim buna hususen işaret etmem, ehli olmadığın meselede hiç olmaz ise ihtiyatlı konuşmayı öğrenmen ve "lafzi tefsir" yapacak ehliyette olmadığın halde "ayetin lafzının açık manası" gibi bir kelamı kendi görüşün olarak etmemeye dikkat etmendir! Esasen "ayetin lafzı" ne demektir bunu dahi bilmemektesin, o vakit böyle konuşmayacaksın!
Gerçeğe sadakat şart!
Bu sizin yorumunuz ve yanlış bir yorum. Çünkü İslam alimlerine göre iddetin tek sebebi gebe kalma durumunda dedikoduyu veya babanın kim olduğu sorusunu önlemek değil. Bunu ilk mesajda açıklamıştım. İslam alimlerince teşhis edilen diğer sebep de, kocaya iddet süresi boyunca tekrar düşünme ve barışma mühleti vermek.
Muhterem sana her daim iddianıda mı biz hatırlatalım, bak iddetin sadece gebelikle alakadar olmadığı hususunun altını çizen esasta kim imiş nazar et!
İddetin hikmetlerinden birisi belki en başlıcası dediği gibi gebelik meselesidir amma iddetin tek hikmeti bu değildir, esasta evliliğin bilinen bilinmeyen bütün etkilerinden kurtulunması içün gerekli görülen suredir!
İmdi halvet denen husus eşler arasında gerçekleşmiş ise, yani eşler kimsenin görmediği bir ortamda misalen evlerinde başbaşa kalmış iseler, boşanma halinde iddet gerekir!
Pekiyi gelelim senin sözlerine!
Bütün bunlardan zorunlu olarak çıkartmamız gereken sonuç:
Talak/4'te, yaşı küçük olduğundan dolayı henüz adet görmeyen, yani büluğ çağına girmemiş olan kızların boşanma durumunda bekleme süresinin 3 ay olduğu yazmaktadır.
=> Dolayısı ile, Kuran'a göre, bulüğ çağına girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir.
Ahzab/49'da cinsel temas olmadan boşanılırsa, bekleme süresi olmadığı söylenir.
=> Dolayısı ile, Kuran'a göre, büluğ çağına girmemiş küçük kızlarla sadece evlenmek değil, cinsel ilişkide bulunmak da (kocası için) caizdir.
Yani demektesinki "cima yoksa iddet olmadığına göre talak dörtteki hayz görmemişler cima yani cinsi münasebet yaşamış buluğa ermemiş kızlar olmalı!"
Bununla birlikte iddetin ıstılahtaki manasınıda nazara vermişsin ilk mesajında bu doğru, amma muhim olan iddian içün takip ettiğin yoldur! Tekrar edeyimki şunu diyorsun "talak dörtte hayz görmemiş kızlar içünde iddet tayin edildiğine göre bunlarla cima edilmiş olmalı çünkü ahzap suresindeki ayete göre bu böyle olmalı o halde kurana göre baliğa olmayan kızla cima kocası içün caizdir"
Sen bunu diyorsun ve bu külliyen yanlış!
İmdi alıntı yapıp "sizin yorumunuz ve yanlış" dediğin sözlerim ne idi!
"İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!"
İmdi burada yanlış olan nedir!
-Regl olmayan gebe kalabilir kısmı mı
-İddet ile gebelik arasındaki alaka mı
-Yoksa regl olmayan gebe kalamayacağına göre ayetteki hayz görmeyenlerden cima edilmiş baliğa olmayan kızların kastedilmediği mi
Hangisi yanlış muhterem!
Sayın Alchindus,
hiç boşuna ağdalı ve uzun laflarla gerçeğin üstünü örtmeye çalışmayınız. Talak/4'te ''küçük olduğundan dolayı henüz adet görmemiş kızlar'' da kastedilmiştir.
Vallahi muhterem, gerçeğe sadakatimiz olduğundan bir hakikati perdelemek gibi maksadımız hiç olmamıştır! Ayetteki kapsamın "hayız görmemiş kızlarıda" ihtiva ettiğini zati söylüyoruz misallerde vererek amma bu ayetten pedofili çıkartmaya uğraşan art niyetleride aynı zamanda teşhis ediyor ve bu ayetten böyle bir mananın asla çıkarılamayacağını zikrediyoruz!
Yazdıklarıma hiç nazar etmediğin pek bir belli olmakta! Farazi norveçli müslüman çiftler içün yazdıklarımı tekrar oku!
İbn-i Kesir, Mevdudi, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi...
hepsi de ayeti bu şekilde açıklamışlardır!
Yine gerçeğe sadakatsizlik yapmışsın, mevdudi dışında senin arzuladığını diyen olmamıştır, yani bu ayetlerden "baliğa olmayan ile cima" sonucu çıkaran olmamıştır!
Muhterem zati fıkıh kitaplarına nazar eder isen ulema kahir ekseriyetle cima için baliğa olmayı şart görmüştür, bak nikah içün değil cima içün!
Bazı durumlarda ise buluğ çağına erişildiği halde bir sebeple regl olunmamış isede dişinin beden sıhhati açısından bir mahsur yok ise evliliği caiz görende olmuştur!
Mevdudiye sarıldığını görmekteyim, bu muhterem pakistanlıdır, peştun kökenli olması kuvvetle muhtemeldir! Onlarda bu hale meşru bakılmaktadır tabiiki kız çocuklarının beden sıhhati el vermekte ise!
İmdi vahiy insana ve aklına hitap etmektedir insanda zamanının cemiyetinin çocuğudur! Bundan mütevellid geleneklerinde olan bir hususa kurandan meşruiyet çıkarmaya çalışması mevdudiyi ve tefsirini sahih kabul edeni bağlar, alemi islamı ve bütün islam alimlerini değil!
İmdi toparlar isek muhterem, iddet ile gebelik, gebelik ile cinsi münasebet arasında da sahih bir rabıta vardır ve sende buna ayetler ışığında birinci mesajında değinip "cima olmasa iddete luzum olmaz idi" diyerek talak dörtteki "hayız görmemiş"leri baliğa olmamış ve kendileri ile cima edilmiş kızlar olarak kabul ettin, kuranın buna cevaz verdiğini vehmettin!
İmdi tekrar soruyorum, regl olmadan gebe kalmak tıbben mümkünmüdür!
Alchindus,
Ayette "içinizde şüphe varsa" iddetleri 3 aydır denilmektedir.
"Hamile kalmış da olabilir" şüphesi için seks gerekmektedir.
sayın Alchindus,
dediğim gibi, istediğiniz kadar ağdalı ve uzun uzun kelam edin. Okumasını ve düşünmesini bilen herkes için mesele gayet açık. Gerçeğin üstünü örtemeyeceksiniz.
Belki, hatta muhtemelen bunu kasten de yapmıyor, söylediklerinizin doğruluğuna gerçekten de inanıyorsunuzdur. Fakat bu durumda da kendi kendinize karşı gerçeğin üstünü örtmektesiniz.
Mesele gayet açık:
(1) Bakara 228'de boşanma durumunda hayız gören kadınlar için ''3 ay hali'' bekleme süresi (iddet) belirlenmiştir.
(2) Ahzab/49'da eğer cinsel ilişki olmamışsa, iddete de gerek olmadığı belirtilmiştir.
(3) Talak/4'te ise, yaşlılıktan dolayı adetten kesilen kadınlar ile küçüklükten dolayı henüz adet görmeyen kızların iddetinin ''3 ay'' olduğu söylenmiştir.
Buraya kadarı, sadece Mevdudi'nin değil, saymış olduğumuz bütün müfessirlerin ortak görüşüdür! ''Lafzi mana'', ''meal tekniği'' vs. gibi hususlarla mevzuyu bulandıramazsınız.
Buradan çıkan sonuç ise mantıken zorunlu olarak, henüz hayız görmeyen kızlarla evlenilebileceği ve cinsel ilişkiye de girilebileceğidir. Mevdudi de bir islam alimi olarak bunun adını koymuştur sadece.
İmdi alıntı yapıp "sizin yorumunuz ve yanlış" dediğin sözlerim ne idi!
"İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!"
İmdi burada yanlış olan nedir!
-Regl olmayan gebe kalabilir kısmı mı
-İddet ile gebelik arasındaki alaka mı
-Yoksa regl olmayan gebe kalamayacağına göre ayetteki hayz görmeyenlerden cima edilmiş baliğa olmayan kızların kastedilmediği mi
Hangisi yanlış muhterem!
Gayet açık ve net yazdım bu cümlenizde neyin yanlış olduğunu. Anlayamadığınız nokta neresi?
Siz diyorsunuz ki: (a) İddet gebelikle ilgilidir (b) Hayız görmeyen küçük kızlar gebe kalamaz => dolayısı ile ayetten kasıt hayız görmeyen küçük kızlar olamaz.
Kurmuş olduğunuz bu mantık YANLIŞ.
(1) Çünkü iddet gebelikle de ilgilidir, fakat sadece gebelikle değil! İddetin diğer önemli sebebi de, (gebe kalma ihtimalinden tamamen bağımsız olarak) halvet olmuş, yani ilşkisi sadece akitten ibaret kalmamış, belli bir ''sıkılık'' kazanmış çiftlerde, kesin boşanmayı zorlaştırmak, kocaya iddet süresince tekrar düşünme ve barışma mühleti vermektir (bu da zaten Bakara/228'de yazar). => ''Yani hayız görmeyen küçük kız zaten gebe kalamaz, dolayısı ile iddet gerekmez, dolayısı ile ayette hayız görmeyen küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' demek yanlıştır. Çünkü iddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir.
(2) Zaten Talak/4'te sadece henüz hayız görmeyen küçük kızlar değil, hayızdan kesilmiş ihtiyar kadınlar da geçmektedir, ki burada zaten hiçbir şüphe/ihtilaf yok. Ama hayızdan kesilmiş, postmenopozu geçmiş ihtiyar kadınlar da gebe olamaz. Fakat buna rağmen Talak/4 onlar için de bir iddet belirlemekte. Demek ki, iddet sadece gebe kalma ihtimali ile ilgili değil.
Mesela bir adam, hayızdan kesilmiş ihtiyar bir kadınla evlenir ve ilişkiye girmeden boşarsa Ahzab/49'a göre iddet beklemeden boşanma kesinleşir. Fakat ilişkiye girdikten sonra boşarsa Talak/4'e göre üç ay bekler. Her iki durumda da ''gebe olma ihtimali'' söz konusu değildir. Fakat birincide nikah fiilen gerçekleşmemiş, ilişki sadece akitten ibaret kalmış olduğu için iddete gerek görülmüyor. İkinci durumda ise ''sıkı ilişki'' kurulmuş olduğu için iddet konuluyor. => ''Yani hayız görmeyen küçük kız zaten gebe kalamaz, dolayısı ile iddet gerekmez, dolayısı ile ayette hayız görmeyen küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' demek yanlıştır. Çünkü iddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir.
(3) ''Talak/4'te henüz hayız görmemiş küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' derken siz, sadece Mevdudi'ye değil İbn-i Kesir, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi'nin açıklamalarına, ayrıca Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'in meallerine karşı çıkmaktasınız!
saygılarımla
Idaa makaminin islam dininin azami bilgilerine vakif olmaksizin, desteksiz ithamlarini alchindus layiki ile gözler önüne sergilemis...
Aslinda sorun idaa makam'nin islam dini hakkindaki tutarsiz ayet, hadis, tefsir yorumlari degildir, anlasildigina göre henüz pedofiligin ne olduguna iliskin ciddi bir bilgisinden de yoksundur...
http://tr.wikipedia.org/wiki/Pedofili
Bu ayet-ler islam Tanrısının sürekli puan kaybetmesine sebep olmakla beraber, gene ayetlerin altında (sözde) milyonlarca anlam aranması, basit bir cümlenin bile içinden çıkılmaması kur'an'ın apaçıklık iddiasına ters değil mi acaba? Sürekli bir çelişki, sürekli bir ayetleri kurtarma-yamama telaşı derken sanırım Talak-4 hakikaten kurtarılması zor bir ayet, resmen çöküş... Özellikle tefsirlerin ve ''uzman'' tefsircilerin açıklamalarına rağmen bu mide bulandırıcı olayı ört-bas etmeye çalışmak hakikaten endişe verici... İslamcıların kendi elleriyle, kendi özkaynaklarına yaptıkları bu yoksayma operasyonu hakikaten düşündürücü... Ayetin açılımını vakit gazetesi ve milli gazete adındaki iki ''medya'' kuruluşuna e.posta olarak attım ve verecekleri cevabı merak ettiğimi izah ettim, umarım bir cevap verirlerde burda paylaşırım.
Ayrıca ilk mesajı ve konuyu okumak oldukça üzücüydü(hazırlanış açısından gayet güzel olmuş, elinize sağlık sayın ulpian), çevremin ve sevdiğimin bir sürü insanın iman ederek sımsıkı bağlandığı kitabın içinde bunların yazması ve elinizin kolunuzun bağlı olması hakikaten çok üzücü ve düşündürücü, umarım insan ve aklı, inanıyorsa, kendine, bilime ve geleneksel insanlığa bağlı bir inanç sistemi geliştirir ve bu tamamen erkeğe hitap eden dinsel öğretilerin sonu gelir.
Şu an itibariyle Ömer Çelakıl, Hülya Avşar ile türlü hokkabazlıklarla Ku'an'da ki mucizelerden dem vuruyor, gene an itibariyle Hülya ablaya konuyu e.posta olarak atmaya karar verdim, bi'de o araştırsın bakalım bu hokkabazlıkları...
İmdi tekrar soruyorum, regl olmadan gebe kalmak tıbben mümkünmüdür!
Mümkündür sanırım.
İstisnadır ama mümkündür.
Bu konuyu uzman doktorları daha iyi bilir.Tam bilmesemde bazı kadınların,bazı durumlarda yumurta sayıları düşüktür,çok belirsiz olarakda gizli bir adet dönemi geçirmeleri mümkün galiba.
Birde şu soru var tabi adet görmek için önce yumurta oluşması gerekmiyormu ?
Tanrı isaya ol deyip oldurmadımı.Bu tür mucizeler inanıyorsan senin için herşey mümkün olmalı.
Konu oraya buraya çekmek yerine henüz adet görmemek kelimesi açık ve nettir.
Cümlenin başında ise adetten kesilenler yazmıyormu. Bu cümle adetten tamamıyla kesilmiş olabileceği gibi geçici bir adet kesilmesinide içerir.
Sorun olan cümle henüz kelimesidir.Varmıdır yokmudur.
İslam alimlerinin büyük bölümü henüz kelimesinde hemfikir.
Hadislere göre aişe ile 6 yaşında nikahlandığına göre ve bunu sünnet olarak algılayan islam aleminin takibi biz bu yönde anlamaya yöneltiyor.
Kuranda açık belirtilen bir konuyu saptımakta sizin üçün günah olsa gerek.
Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fasıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır).
Bakara26
Allah kalplerinde hastalık olanları saptırır
sivrisineği niye örnek verdi der.
bu ayette şunu demek istemiş aa ne kadar kötü diyerekten kuranla yani kuranı okudukça sapıtanların da olacağını Allah buyurmuş zaten bu Allahın lafzının zuhur etmesi diye düşünüyorum.
şunu da ifade etmek istiyorum bazı ilim adamlarına göre aişe muhammedle evlendiğinde en az 19 yaşında idi görüşü var
ben kuran karşıtları nasılki 6-9 diyorlar bende bu ilim adamlarının tezlerine itibar ediyorum en az 19 yaşında idi diyorum.
gerisi rivayet hiç bir kurani desteği yok..
cinsel ilişkiden sonra adet görmeyenleri kastediyor gebe kalıp kalmadığını izlemek için 3 ay bekleyin diyor
neyi anlamıyorsunuz anlayamadım.
sen çocuk olarak anlıyosun ayeti ben de ilişkiden sonra adet olmayan kadın için bekleyip gözetmek gerekir diye anlıyorum
ne olacak şimdi kim doğru.
mindar,
Allah denilen masal canavarı İslam tanrısı, sana göre şimdiye kadar milyarlarca Müslümanı cinsi sapıklığa sevk edecek olan ayetler ve peygamber hayatıyla, yani Müslüman olmayanların bu Müslümanları bu sapıklığa iten tiksindirici akıl karıştırıcı hükümlerle başta imansız ve de namuslu olanları saptırmakta ve böbürlenmektedir. Bu deliliktir.
Sivrisinek örneğine gelince. Kur'an'daki ayetlerden anlaşılmaktadır ki konu şudur: İnanmayanlar (başta Yahudiler ve ardından çoktanrıcılar) gözlerinin önünde bir şey yaratılırsa inanacaklarını söylerler. Makul bir istektir. Ayetler sıralanmaya başlar: "Ben herşeyi zaten yaratmışım, daha ne diye yaratayım ki? Hadi bakalım hepsi bir araya gelsin de bir sivrisinek yaratsınlar; ama bir sivrisinek bile yaratamazlar"... Sonra bu arsızlık uzun bir süre popüler bir dalga konusu olunca rabbin (Muhammed'in konuşan kuklası) bir halt olmamışçasına böbürlenir; amaç beyni yıkanmış Muhammed'in tarafdarı olan zavallı aptal kitleyi tatmin etmektir "Benim böyle salak bir laf etmedeki amacım bunları yoldan saptırmaktı, bahınız bean onları iyice inançsız yaptım, işte Allah adamı beyle saptırır, şüphesiz o ne güzel SAPTIRICIDIR". Bu sayede Allah'ın isimlerinden biri de saptırıcı gibi garabet bir isimdir...
Allah inancı sadce müslümanlara has değil
bir yaratıcı inancı dünyanın büyük bölmünde var
adları değişik sadece..
ama sizin gibiler az, haliylen özelsiniz tabi.
şimid diyeceksiniz çoğunluğun dinlere inanması onun doğru olduğunu göstermez diye
ama az çok bilirsinizki dinler en çaresiz en zor durumlarda bir kişinin çabası ile başlamıştır.
mindar,
Allah ile evrensel yaratıcı kavramı (Tanrı) farklı kelimelerdir. Allah İslami kullanımda Zeus, Mars, Katanga, Yehova gibi bir tanrı ismidir. Hepsinin bir özelliği vardır. Allah da "Müslümanlarca, alemleri Muhammed'in keyfi için yarattığına inanılan İslam tanrısının ismidir." Hoş, İslam'dan önceki anlamı evrenseldir. Bir farkla, Tanrı anlamında değil Tanrıça anlamındadır ve tektir. Öteki putlar şu tanrısı bu tanrıçası gibi ve aynı İslam tanrısı "Allah" gibi özel adlar taşıyan masal kahramanlarıdır.
İslami anlamıyla baktığımızda Allah inancı sadece Müslümanlara hastır ve bu bir kült inancıdır. 1) Muhammed için çalışıp çabalayan bir tanrı söz konusudur. 2) Kur'an ve Muhammed'e göre kıyamet kopmak üzeredir, ve bu son günlerde Muhammed'e iman edenler kurtulacaktır ki kültlerin en büyük özelliği budur. Bu iddialara göre en geç 1300 yıl önce kopması gereken kıyamet kopmamıştır.
Kısaca, kült inançların tanrıları Tanrı değildir. Allah da Tanrı değil, bir tanrıdır.
Ayrıca benim dinler hakkında bildiğim bedavacı insanların büyük gayretleriyle ortaya çıkardıkları acımasız ve arsız şarlatanlıklar olduğudur. Özellikle sizin din dediğiniz Deniz Feneri kültü inancınız bu şarlatanlığın en büyüğüdür. Hristiyanlık dini de şarlatanlıktır; ancak en azından devlet çıkarları için örgütlenmiştir ve kitapları ciddi bir kurulun 18 yıllık çalışmasıyla ortaya konmuştur; üç-beş kişinin arsız şahsi çıkarları için değil... Keza Tevrat da kurulların onayından geçerek 1000 ila 1200 yılda oluşturulmuş bir edebiyat belgesidir. Başlangıcının Musa'nın ve birkaç yakınının çıkarları için uydurulduğunu -yani yarı kült olduğunu- çok az da olsa hissettiren ama sonraki evrimiyle bir ulusun el kitabı haline dönüşen bir din kitabı (Bir çeşit masal kitabı ama kült talimatnamesi değil). Bir şekilde metinlerinin tutarlı olduğu Yahudi ulusunun Müslümanlar gibi acımasız kamplara bölünmediği olgusundan anlaşılabilmektedir.
Not: Allah ve Tanrı ile ilgili. Unutmayın ki Tanrı kelimesi uzunca bir süre Müslümanlarca lanetlenilmiştir. Artık Tanrı kelimesi bu gayretler sonucu kullanılmamaktadır. Bu nedenle Türkiye'ye dayattığınız bu dil değişikliğinden sonra Allah'ı sevimli göstermek için ona Tanrı demeyin, İslam tanrısı, Muhammed'in tanrısı olabilir, ama Tanrı değil. Her ne kadar Tanrı'ya inanmasam ve olmadığından emin de olsam bu yaptığınız hem Tanrı'ya saygısızlıktır -saygısızlıktan da öte hakarettir- hem de dayattığız inancınızla tutarsızlıktır.
laf karmaşasından başka bişey değil
sizin tesptirleriniz
Allah dünyayı muhammedin keyfi için yarattım demez size kim dedi ise sizi keklemiş.
biraz kuran okuyun
bilmeden uydurmalarla islama saldıtrmayın.
islam=kuran
Laf karmaşası siz müminlerin (bilinçli Müslümanların) işi.
Hadislere göre:
Allah alemleri Muhammed'in yüzü suyu hürmetine yaratmıştır. (Açık anlamı: Allah Muhammed'e yalakalık olsun diye sen dahil herşeyi yaratmıştır, yoksa bir şey yaratmazdı anlamına gelir)
Dünya'nın ve üstündekilerin sahibi Allah ve resulüdür; Muhammed istediğine istediğini yapar. (Açık anlamı: Allah ve Muhammed ortaktır. Şirk eylemi yani ortaklık putlardan Muhammed'e devredilmiştir.)
Kur'an'a göre:
Meallerde Muhammed'den habibiniz dostunuz diye bahsedilir. Aslı "sahibiniz"dir. Muhammed Müslümanların ve de diğer bütün insanların sahibi ilan edilmiştir. Başka diğer sahibi kimdir? Allah'tır... Ama Muhammed de sahiptir... Yani ortaktırlar...
Bütün kadınlar -Ahzab 50- sadece Muhammed'e has olmak üzere Muhammed'e helaldir. Bütün diğer kültlerde de kült liderlerinin böyle bir hakkı vardır. Kült dışı inançlarda liderlerin, kurucuların ya da masal kahramanlarının kat'i surette böyle bir ayrıcalıkları yoktur...
Bir ayette Allah (!) kendisi ve meleklerinin Muhammed'e namaz kıldığından bahseder. Bu arsızlığın doruğudur. İslami inanca göre Muhammed'e tapan bir İslam tanrısı söz konusudur. İslami inanca göre Muhammed'le Allah karşılıklı namaz kılmakta, melekler de her ikisine tapınmakta ve ilgili ayette ben nasıl Muhammed'e namaz kılıyorsam siz de Muhammed'e namaz kılın diye insanlara emredilmekte ama meallerinde ve de Arapça "Tefsirlerinde" iş bulandırılıp İslam kült değilmiş de bir dinmiş gibi salak kitlelere kaktırılmaktadır.
Biraz Arapça çalışıp, işin aslını kutsal metinlerinizden okuyun...
En son bahsettiğim ve de tarak kürek ayeti dediğim ayetler gibi ayetlerin yüzlercesini Arap diyarlarında duvarlarda gördüğümde İngilizce veya Türkçe bilen inançlı Arap arkadaşlara ayeti tam çevirmelerini istediğimde hemen panik halinde şu anlama gelen cevaplar veriyorlardı "Kur'an anlaşılamaz bir kitaptır ve orada yazan şimdiki anladığın ve anladığımız anlamda değildir! Anlamını anca öldükten sonra anlayacağız...". Adamlar en azından daha açık sözlü; orada bir rezaletin anlaşıldığını biliyorlar ve inandıkları dinin rezalet olamayacağını düşündüklerinden ilgili metindeki skandalın aslında başka ve ulvi bir şey anlattığını ama bunu anlayacak aklımızın bulunmadığını dile getiriyorlar... Bizim Arapça bilmeyen müminler gibi her şeyi çözmüş de sır taşıyormuş gibi numara yapmıyorlar.
islam=kuran...
anlatamadım herhalde
başka bişey yok diğer verdiğiniz kaynaklar
sizin islama saldırabilme kaynaklarınız
mindar,
Önceki yazdıklarımdan bir parçayı kesip yazıyorum. Kur'an'la ilgili.
Kur'an'a göre:
Meallerde Muhammed'den habibiniz dostunuz diye bahsedilir. Aslı "sahibiniz"dir. Muhammed Müslümanların ve de diğer bütün insanların sahibi ilan edilmiştir. Başka diğer sahibi kimdir? Allah'tır... Ama Muhammed de sahiptir... Yani ortaktırlar...
Bütün kadınlar -Ahzab 50- sadece Muhammed'e has olmak üzere Muhammed'e helaldir. Bütün diğer kültlerde de kült liderlerinin böyle bir hakkı vardır. Kült dışı inançlarda liderlerin, kurucuların ya da masal kahramanlarının kat'i surette böyle bir ayrıcalıkları yoktur...
Bir ayette Allah (!) kendisi ve meleklerinin Muhammed'e namaz kıldığından bahseder. Bu arsızlığın doruğudur. İslami inanca göre Muhammed'e tapan bir İslam tanrısı söz konusudur. İslami inanca göre Muhammed'le Allah karşılıklı namaz kılmakta, melekler de her ikisine tapınmakta ve ilgili ayette ben nasıl Muhammed'e namaz kılıyorsam siz de Muhammed'e namaz kılın diye insanlara emredilmekte ama meallerinde ve de Arapça "Tefsirlerinde" iş bulandırılıp İslam kült değilmiş de bir dinmiş gibi salak kitlelere kaktırılmaktadır.
Biraz Arapça çalışıp, işin aslını kutsal metinlerinizden okuyun...
İslam'a saldırmamızdaki asıl kaynak Kur'an'ın ta kendisidir. Kıvırmanız gerektiğinde hadislere hakaret edebildiğinizi ama hiç bir şekilde Kur'an'a laf edemediğinizi de bildiğimden İslam = Kur'an önermenizi kabul ediyorum.
Bir ayette Allah (!) kendisi ve meleklerinin Muhammed'e namaz kıldığından bahseder. Bu arsızlığın doruğudur. İslami inanca göre Muhammed'e tapan bir İslam tanrısı söz konusudur. İslami inanca göre Muhammed'le Allah karşılıklı namaz kılmakta, melekler de her ikisine tapınmakta ve ilgili ayette ben nasıl Muhammed'e namaz kılıyorsam siz de Muhammed'e namaz kılın diye insanlara emredilmekte ama meallerinde ve de Arapça "Tefsirlerinde" iş bulandırılıp İslam kült değilmiş de bir dinmiş gibi salak kitlelere kaktırılmaktadır.
Biraz Arapça çalışıp, işin aslını kutsal metinlerinizden okuyun...
diyorsunuz
ordaki salat destek olmak demektir
kim dedi size namaz kılmak demek olduğunu.?
güneşinzaptıyakın
08-11-2009, 18:57
islam=kuran...
..............
Önerme ters yapılmış Kur'an, İslamdan çıkmaz tam tersidir.
Kur'an=İslam
Önerme ters yapılmış Kur'an, İslamdan çıkmaz tam tersidir.
Kur'an=İslam
teşekkürler hatırlatman için
Arapça'da salat namaz demektir.
Arapça bilmeyen toplumlarda İslam'ı ayakta tutabilmek için meallerde hem Arapçası (salat) hem de Farsçası (namaz) kullanılır.
Bütün Arap toplumlarında namaz yerine sala(t) derler.
Bu ayeti gösterdiğimde -her duvara iliştirmişler-, Türkçe bilen Arap arkadaşlar (şeyhler de dahil) lafı eğip büküp en sonunda "Allah farklı bir şekilde namaz kılar" diye açıklama getirdiler.
Ben de "Ama Allah'ın Muhammed'e nasıl namaz kıldığını bilmediğimizden öldükten sonra bunu anlayacağız, değil mi?" diye sorduğumda da bu lafımı onayladılar.
O ayetteki sala(t) fiili çekimi ile namaz kılmaktaki sala(t) fiili çekimlerindeki kök aynıdır. Yani Arapça aslında Allah'ın Muhammed'e tapınmakta olduğu anlatılmaktadır. Bu size garip gelen (bize de garip gelen, ama asıl sizler inancınız gereği dehşete kapılmak zorundasınız) müşriklikten de bin kat daha korkunç bir inançtır. Müşrikler Allah'a küfretmezdi (hakaret anlamında) ama bu Allah'ın Muhammed'e tapınması küfürlerin en büyüklerinden. Ana avrat söversin, bu bile çok masum yanında, delilik anıdır. Ama sen Müslüman olarak "Rabbim Efendimi o kadar çok seviyor ki ona secde edip duruyor" diye yürekten inanıyorsun; hem de hormonal dengen yerindeyken. İnanan bu inancını 24 saat benliğinde taşıdığından Allah'ı sürekli aşağılamış oluyor. Allah bu yapar... Yakışır Allah'a... İyi ki Tanrı kelimesini Türkçeden kaldırdınız; Müslümanlar Tanrı demesin, Allah desin...
söylediklerin o bahsettiğin kişiyi bağlar
hanif müslümanlar bilirler salat ın ne demek olduğunu.
Sizin önermenize göre Arapların ve de Arapça bilen artniyetsiz insanların hiçbiri hanif Müslüman değil o zaman.
Bu durumda Arap düşmanısınız, değil mi? Olmuş bitmiş; saçma sapan kültürlerini zamanında dedeleri bize dayatmış olsa da ben bu adamlara düşman değilim... Yine de sinir tarafları var; lakin sinir tarafları gerçeklere zaman zaman tanıklık etmeleri değil... İslam inancı insan karakterini böyle ters düz ediyor. Hanif Müslüman değillermiş, peh!
mindar,
Ayrıca o kişi ve kişiler aynı benim anladığım şekilde anlamakta ve inandıkları için anlamını eğip bükerek farklılaştırmaya çalışmaktadırlar. Benim de onların da yaptığı çeviriler ise bire bir aynıdır. Beni senin gibilerin olması gerektiğini düşündüğün şeyler değil olanlar bağlar. O ayet öyledir, Arapçadır, Araplar da ne olduğunu bildiğinden kimi o ayete ve ayetlere uygun olarak manyaklık eder kimi de anca ne anlama geldiğini öldükten sonra anlayacağız ama orada yazdığından çok farklı bir anlamı vardır kesin diyerek saçmalayıp kendini manyaklığın dışında tutmaya çalışır.
kuranı değiştiremeyenler
anlamını tefsirini değiştirmişlerdir.
böylece kurana yanlış yapmışlardır.
ne zmaan tam kurana döneriz
o zaman doğruyu buluruz.
Tam Kur'an Kur'an'da yazanlardır. Tefsir eden, saptıran sensin. Hadislerde de tefsirin haram olduğu bildirilir ve lanetlenir. Kur'an'da da bu yasak var mı unuttum... Ancak, apaçık olduğu onlarca belki de birkaç yüz kere vurgulanır.
Allah'ın Muhammed'e taptığını söylüyor mu? Söylüyor... Bitti... İnkarı, tefsiri cehennemle ödüllendirilir.
Alchindus
08-11-2009, 21:24
Okumasını ve düşünmesini bilen herkes için mesele gayet açık.
Bak muhterem işte bu kelamında hakkaten haklısın hemde yerden göğe kadar! Zati okuyacak ve düşünecekler içün yazmıyormuyuz! Öyle! O vakit sıkıntı yok!
Akletmesini bilen, pedofili nedir bilen, evlilik nikah nedir bilen, regl ve cima nedir bilen meseleyi anlar!
Sıkıntı etme!
Gerçeğin üstünü örtemeyeceksiniz.
Efendim var ise çabamız, bırakınız gerçeğin üstünü örtmek aksine gerçek üzerine örtülmüş hilafı hakikat perdelerini kaldırmaktır!
Bunuda pek bir iyi bilmektesiniz!
Gerçeğin üzerini örtme muradında olan birisini bu başlıkta aramakta isen evvela kendine bakacaksın, sonrada hakkında hiçbir ihtilaf olmadığı halde aişenin baliğa iken evlendiğini inkar eden, onu birde Hz. Muhammedin sırtına yükleyen, bunlarlada iktifa etmeyip arap gramerine sırf varılmak istenen maksada ulaşmak içün takla attıran, yani gerçeğe birden fazla ihanet ve cinayet ile kast eden varmı yokmu oraya bakacaksın!
Var iseki var, gerçeğin üzerini örtme muradına olan diğer kişide odur!
(1) Bakara 228'de boşanma durumunda hayız gören kadınlar için ''3 ay hali'' bekleme süresi (iddet) belirlenmiştir.
(2) Ahzab/49'da eğer cinsel ilişki olmamışsa, iddete de gerek olmadığı belirtilmiştir.
(3) Talak/4'te ise, yaşlılıktan dolayı adetten kesilen kadınlar ile küçüklükten dolayı henüz adet görmeyen kızların iddetinin ''3 ay'' olduğu söylenmiştir.
İmdi evvela ahzab kırkdokuzda illet cima hikmet gebeliktir! Tabi sen şimdi sual edersin "illet nedir hikmet ne!" diye, amma bu sualleri soracakların etmemesi gereken kelamları edersin :)
İllet hükmün üzerine bina olunduğu vasıftır, varlığı ile hüküm varolur yokluğu ile yok! Ahzab kırkdokuzda illet "temessu hunne" dirki "dokunma"dır ki bundan murad da cimadır, hikmet ise gebeliğin menşeği ile neslin muhafazasıdır!
Bundan anlaşılır ki, kadınların iddet beklemesi esas itibarıyla kocaların hakkıdır. Onun sperminin korunması içindir. O sebeple şer'î bir haktır. Bu nedenle cinsel birleşme olmayınca o hak meydana gelmez.
Elmalılı
Bu ayette böyle bir bekleme dönemi geçirmenin gereksiz olduğu belirtiliyor. Çünkü boşayan erkek ile boşanan kadın arasında cinsel ilişki kurulmamıştır. Bekleme döneminin gerekçesi, boşanan kadının rahminin arınmasını sağlamak, sona eren evliliğin izini taşımadığından emin olmaktır. Amaç soy karışıklığına meydan vermemektir; yani ilerdeki kocanın soyundan olmayan çocuğun babası sayılmasına ya da eski kocanın soyundan gelen çocuğun babası sayılmasına yol açmamaktır. Ama eğer eşler arasında boşama öncesinde cinsel ilişki kurulmamış ise boşanan kadının rahminin boş olduğu bellidir. Bu yüzden bekleme süresi geçirmenin gereği yoktur.
Fizilal
İmdi görüldüğü üzre sarih olan cima ile iddetin vucuda gelmesinin başlıca hikmeti gebelik meselesidir, elbet iddetin tek sebebi bu husus değildir, bunu zati bizde söylüyoruz ve zati yapmak istediğin iftirayı çürüten husus da budur, amma burada ahzab kırkdokuzda açıklanan ve zaruri olan iddetin başlıca hikmeti gebeliktir!
Diğer husus ise talak dörtteki "hayz görmeyen"lerin geniş manada olduğu, içine evvela hayız görsede sonradan bir sebeple hayz görmesi kesilen, yaşı büyük olsada hayz görmeyenleri ihtiva ettiği, bunlar yanında henüz hayz görmemişleride ihtiva ettiğidir!
Ehlinin hemen anlayacağı şekilde gösterdiğimiz gibi ayette "henüz" denecek ve geçmişi tamamen olumsuzlayan bir ifade yoktur, zati böyle olmaması aklada uygundurki zikrettiğimiz kadınlarıda ayet içine alsın! Öyle olmasa idi sıhhi bir sorundan mütevellid hiç hayz görmeyenler veyahut evvelinde hayz görmüş olup, sonradan hayzdan kesilenler bu ayetin kapsamına girmez idi!
İmdi muhterem toparlar isek sen diyorsunki "ahzap kırkdokuz cima var ise iddeti zaruri kılıyor, talak dörtte de hayz görmemiş olanada iddet beklemesi söylendiğine göre demekki kuran buluğa ermemiş kızla cimayı meşru görüyor!"
Bu külliyen batıl bir yorumdur ve bu yorum ahzap kırkdokuza istinat ettirildiği içün bizde diyoruzki "mesele sandığın gibi ise hiç mi düşünmezsin regl olmayan gebe kalırmı!"
Yani talak dörtteki "hayz görmeyen"lere iddet isabet etmesinin sebebi hikmeti mutlak cima olamaz çünkü bu "hayz görmeyen"ler içinde buluğa ermediği içün hayz görmeyenlerde giriyorsaki onlarıda ihtiva etmektedir, o vakit regl olmamış gebe kalamayacağı içün ona iddet tahakkuk ettirilmez idi!
Buradan çıkan sonuç ise mantıken zorunlu olarak, henüz hayız görmeyen kızlarla evlenilebileceği ve cinsel ilişkiye de girilebileceğidir. Mevdudi de bir islam alimi olarak bunun adını koymuştur sadece.
Mantığın neyi zorunlu gördüğü mantığa göre değişmektedir muhterem :) İnsan azıcık tezekkür eder, "mesele benim sandığım gibi olsa niçün onca fakih açıkça baliğa olmayan ile cimanın caiz olmadığını söylesin!"
Birde insan bizim nazarınıza sunduğumuz nisa altı üzerinde az biraz tezekkür eder!
Vebtelül yetama hatta iza beleğun nikah fe in anestüm minhüm ruşden
Burada sarahaten evlenme yaşı içün baliğ olma ve rüşd zikredilmiştir!
Siz diyorsunuz ki: (a) İddet gebelikle ilgilidir (b) Hayız görmeyen küçük kızlar gebe kalamaz => dolayısı ile ayetten kasıt hayız görmeyen küçük kızlar olamaz.
Kurmuş olduğunuz bu mantık YANLIŞ.
(1) Çünkü iddet gebelikle de ilgilidir, fakat sadece gebelikle değil!
Pek bir güzel, zati halveti nazarına da evvelinden vermiş idik!
O vakit gür bir sada ile soruyoruz "madem iddet sadece gebelikle alakalı yani sadece cima ile alakalı değildir o vakit hayz görmeyenler içün takdir olunan iddetten ne akılla cima meşruiyeti sonucu çıkarmaktasın!"
Cevap ver muhterem!
(3) ''Talak/4'te henüz hayız görmemiş küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' derken siz, sadece Mevdudi'ye değil İbn-i Kesir, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi'nin açıklamalarına, ayrıca Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'in meallerine karşı çıkmaktasınız!
Yine gerçeğe sadakatsizlik etmişsin muhterem!
Ben "senin ahzap kırkdokuzdan hareketle cima olunca iddet olduğuna göre talak dörtteki hayz görmeyenle cima caizdir" batıl görüşüne karşı ezcümle dedimki "dediğin gibi olsa ahzab ayetinde hikmet gebeliktir, o vakit regl olmayanda gebe kalamayacağına göre talak dörtteki hayz görmeyenler buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz yani ahzab kırkdokuz ile bir münasebet kurulamaz! Bundan mütevellid bu ayetlerden regl olmamış kadın ile cimaya meşruluk çıkarılamaz!"
Hakikatte zati budur muhterem!
saygılarımla
Bu sefer hörmetlerini eksik bırakmışsın, bak alındım bilesin!
nerde söylüyor taptığını.
Alchindus
08-11-2009, 21:35
Aslinda sorun idaa makam'nin islam dini hakkindaki tutarsiz ayet, hadis, tefsir yorumlari degildir, anlasildigina göre henüz pedofiligin ne olduguna iliskin ciddi bir bilgisinden de yoksundur...
Muhterem iyi niyetlisin ve "bilgiden yoksunlar" demektesin! Başlangıçta bazı mevzularda bende böyle düşünmekte idim amma eğerki muhatap bilgi yoksunu olduğu mevzuda bilgi ile tesadüf ettiği halde tavrında ısrarcı ise o vakit tavrının bilgi yoksunluğu ile bir münasebeti olamaz, rahatsızlığı başka bir şey olmalıdır!
İmdi bu pedofili denen arazın ne olduğunu herkes tetkik edebilir! Pedofil denen yaşıtı erişkin ile değil cinsi tatmini küçüklerde bulacağını düşünendir! Bunlarda esas husus çocuğun istismarıdır! Çocuğun rızasına bakmaz pedofil!
Başka bir husus pedofili ile regl ve cima arasında mutlak ve zaruri bir münasebet yoktur!
İmdi ciddi bir mevzuyu konuştuğumuz için tafsilata gireceğim kusura bakılmasın, pedofil çokça sadece cinsel uzva temaz veyahut müşahade ile tatmin olandır, rahatsızlığı aşırı olan işi cimaya kadar götürmekte!
İmdi bütün bunlara topluca nazar edildiğinde sadece bu gün içün bize yaşları küçük gelen veyahut evliliğe müsait bulunmayanlarla evlilik bakınız dikkat buyrunuz evlilik yapılmasını pedofili diye tesmiye etmenin ne büyük bir bühtan olduğu iyice anlaşılır!
Bundan otuz sene evvelinde otuz yaşında olup halen evlenmemiş olan kıza evde kalmış nazarı ile bakılır idi! Amma bu gün bu bakış değişmişdir!
Niçün!
Çünkü cemiyetin icapları ve zaman değişmiş, evlilik yaşı içün üst sınır yukarlara çekilmiştir ve bu gün on iki onüç yaşlarında evliliğe iyi gözle bakılmamaktadır veyahut çok erken bulunmaktadır çünkü aynı sebeplerle evlilik içün alt yaş sınırıda yukarıya çıkmıştır amma otuz sene evvel bu halde farklı idi!
Demem o ki sosyoloji ve icaplarını bilmeden de din tenkidi yapılamaz hele islam gibi alemşumul bir din tenkid edilemez!
mindar,
Ahzab suresi 56. ayette diyor Muhammed'e taptığını. Rab olarak tapmıyor, ayrı mesele. Çok seviyorlar ya Muhammed'i, işte melekleriyle kapanıp Muhammed'e namaz kılıyor. İslam kültüne göre hadislerde açıkça denir ya "Her şey Muhammedçün yaratuldu"; aha Kur'an da onaylıyor.
Alchindus
08-11-2009, 21:41
Mümkündür sanırım.
İhtisasa saygılıyız amma bu iş sanmakla olmaz!
Var ise ilmi bir tespit karine yaşı küçük olup regl olmamışın cima ile gebe kalabildiği hususunda onu serdediniz!
Birde şu soru var tabi adet görmek için önce yumurta oluşması gerekmiyormu ?
:)
Sorun olan cümle henüz kelimesidir.Varmıdır yokmudur.
Yoktur!
Hadislere göre aişe ile 6 yaşında nikahlandığına göre
Efendim Hz. Muhammedin aişe ile evliliği bahsinde efradını cami ağyarını mani bir makale içün şuraya nazar ediniz!
http://www.yeniumit.com.tr/konular.php?TAB=YZ&sayi_id=79&konu_id=1104&yumit=bolum2
Gerçeğin üzerini örtme muradında olan birisini bu başlıkta aramakta isen evvela kendine bakacaksın, sonrada hakkında hiçbir ihtilaf olmadığı halde aişenin baliğa iken evlendiğini inkar eden, onu birde Hz. Muhammedin sırtına yükleyen, bunlarlada iktifa etmeyip arap gramerine sırf varılmak istenen maksada ulaşmak içün takla attıran, yani gerçeğe birden fazla ihanet ve cinayet ile kast eden varmı yokmu oraya bakacaksın!
Var iseki var, gerçeğin üzerini örtme muradına olan diğer kişide odur!
:D
Sayın El Kındi (r.a)
Hadi ben Ergenekoncuyum bu işi yaptım. Arapçaya hadislere takla attırdım. Yahu, Arabistan, İran devletleri de mi, Buhari, Tırmizi, Humeyni, Hüseyin Üzmez, Ebu Davud da mı Ergenekoncu, taklacı?
Hadi ben Ayşe'yi Muhammed'in sırtına bindürüb Allah'ın resulünü hoplatub zıplattum; zinhar Ergenekuni idüm; amma ve lakün Buhari (r.a) de mü Ergenekuni idü?
:D
Belki, hatta muhtemelen kasten yapmıyorsunuzdur, yazdıklarınızın doğruluğuna gerçekten de inandırabiliryorsunuzdur kendinizi demiştim ya... Gittikçe hakkınızda bu denli hüsnü-niyetle yaklaşamıyorum muhterem Alchindus.
Yazmış olduklarımı parça parça alıntılayarak, cevap veriyormuş intibasını oluşturuyorsunuz, ama aslında meseleyi sulandırmaktan başka birşey yaptığınız yok.
Bakın yine aynı şeyi söylemişsiniz.
"mesele sandığın gibi ise hiç mi düşünmezsin regl olmayan gebe kalırmı!"
İddetin (boşanmada bekleme süresinin) tek sebebi/illeti gebelik ihtimali DEĞİLDİR! Bunu kendinizin de söylediğini yazıyorsunuz, fakat hala aynı tutarsız itirazı getiriyorsunuz!
Bakın bir önceki mesajınızda da şöyle demiştiniz:
"İmdi regl olmayan gebe kalamıyorsa, iddette gebelik ile alakalı ise ayetteki hayız görmeyenlerden murad, buluğa ermeden evlenmiş ve cinsel ilişkiye girilmiş kızlar olamaz!
Ve ben de kurmuş olduğunuz bu mantığı çürütmüştüm. Argümanlara karşılık vermedeğiniz, veremediğiniz için, tekrarlamaktan başka yok bırakmıyorsunuz. Mühim değil, tekrar tekrar tekrarlarım. :)
(1) Bakara 228'de boşanma durumunda hayız gören kadınlar için ''3 ay hali'' bekleme süresi (iddet) belirlenmiştir.
(2) Ahzab/49'da eğer cinsel ilişki olmamışsa, iddete de gerek olmadığı belirtilmiştir.
(3) Talak/4'te ise, yaşlılıktan dolayı adetten kesilen kadınlar ile küçüklükten dolayı henüz adet görmeyen kızların iddetinin ''3 ay'' olduğu söylenmiştir.
Buraya kadarı, sadece Mevdudi'nin değil, saymış olduğumuz bütün müfessirlerin ortak görüşüdür! ''Lafzi mana'', ''meal tekniği'' vs. gibi hususlarla mevzuyu bulandıramazsınız.
Buradan çıkan sonuç ise mantıken zorunlu olarak, henüz hayız görmeyen kızlarla evlenilebileceği ve cinsel ilişkiye de girilebileceğidir. Mevdudi de bir islam alimi olarak bunun adını koymuştur sadece.
Siz hala diyorsunuz ki: (a) İddet gebelikle ilgilidir (b) Hayız görmeyen küçük kızlar gebe kalamaz => dolayısı ile ayetten kasıt hayız görmeyen küçük kızlar olamaz.
Kurmuş olduğunuz bu mantık YANLIŞ.
(1) Çünkü iddet gebelikle de ilgilidir, fakat sadece gebelikle değil! İddetin diğer önemli sebebi de, (gebe kalma ihtimalinden tamamen bağımsız olarak) halvet olmuş, yani ilşkisi sadece akitten ibaret kalmamış, belli bir ''sıkılık'' kazanmış çiftlerde, kesin boşanmayı zorlaştırmak, kocaya iddet süresince tekrar düşünme ve barışma mühleti vermektir (bu da zaten Bakara/228'de yazar). => ''Yani hayız görmeyen küçük kız zaten gebe kalamaz, dolayısı ile iddet gerekmez, dolayısı ile ayette hayız görmeyen küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' demek yanlıştır. Çünkü iddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir.
(2) Zaten Talak/4'te sadece henüz hayız görmeyen küçük kızlar değil, hayızdan kesilmiş ihtiyar kadınlar da geçmektedir, ki burada zaten hiçbir şüphe/ihtilaf yok. Ama hayızdan kesilmiş, postmenopozu geçmiş ihtiyar kadınlar da gebe olamaz. Fakat buna rağmen Talak/4 onlar için de bir iddet belirlemekte. Demek ki, iddet sadece gebe kalma ihtimali ile ilgili değil.
Mesela bir adam, hayızdan kesilmiş ihtiyar bir kadınla evlenir ve ilişkiye girmeden boşarsa Ahzab/49'a göre iddet beklemeden boşanma kesinleşir. Fakat ilişkiye girdikten sonra boşarsa Talak/4'e göre üç ay bekler. Her iki durumda da ''gebe olma ihtimali'' söz konusu değildir. Fakat birincide nikah fiilen gerçekleşmemiş, ilişki sadece akitten ibaret kalmış olduğu için iddete gerek görülmüyor. İkinci durumda ise ''sıkı ilişki'' kurulmuş olduğu için iddet konuluyor. => ''Yani hayız görmeyen küçük kız zaten gebe kalamaz, dolayısı ile iddet gerekmez, dolayısı ile ayette hayız görmeyen küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' demek yanlıştır. Çünkü iddetin tek sebebi gebelik ihtimali değildir.
(3) ''Talak/4'te henüz hayız görmemiş küçük kızlar kastedilmiş olamaz'' derken siz, sadece Mevdudi'ye değil İbn-i Kesir, Seyyid Kutub, Ömer Nasuhi Bilmen, Elmalılı Hamdi Yazır, Celal Yıldırım, Es-Sabuni, Ali Küçük, Mehmed Vehbi'nin açıklamalarına, ayrıca Diyanet İşleri, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Ali Bulaç, Suat Yıldırım, Ümit Şimşek'in meallerine karşı çıkmaktasınız!
Tekrarlamış olduğum (ve muhtemelen daha çok tekrarlamak durumunda kalacağım) bu gerekçelerin hiçbirisine -tek tek alıntılamış olmanıza rağmen- cevap vermiyor, veremiyorsunuz. Bu arada özellikle sondaki ikinci maddeye cevap veriyor intibası bile oluşturmaya çalışmamışsınız.
İsterseniz iki somut soruyu müstakil olarak cevaplandırarak devam edin:
- Talak/4'te bluğa girmemiş küçük kızlar için de iddet (boşanmada bekleme süresi) belirlendiğini kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz?
- Adet'ten kesilmiş, postmenopozunu geçmiş ihtiyar kadınlar, eğer kocalarıyla halvet olmuşlarsa, boşanma durumunda -gebe kalma ihtimali olmadığı halde- iddet olarak üç ay beklerler. Doğru mu, yanlış mı?
saygılarımla
Ya el Kındi,
Al sana hadis
Aişe der ki: "Bayram günü Sudanlılar kalkan ve hançerlerle oynuyorlardı. Ya ben, Resulullah'a (s.a.a.); "Onlara bakabilir miyim?" diye sordum, ya da Resulullah'ın kendisi bana; "Bakmak istiyor musun?" dedi. Ben de; "Evet!" dedim. Bunun üzerine Resulullah beni omuzuna aldı. O anda yanağı yanağıma değiyor -ALLAH'a sığınırız- ve "Ey Erfede'nin evlatları! Biraz yavaş!" diyordu. Benim yorulduğumu hissedince de; "Yeter mi?" dedi. Ben de; "Evet!" dedim. Bunun üzerine "Haydi git!" dedi." (Sahih-i Buhari, c. 4, s. 47; Sahih-i Müslim, c. 2, s. 609, h. 892. )
Zevcesünü sırtumübareğüne de almamuş; omuzuna çıkarmuş imuş alemlerün nuru! Ayşe koca bir kadun idü! Buna rağmen alemlerün nuru omzunda gezdürür idü. Onun içün, neyse...
Şaka bir yana benim bu hadislerin orjinallerinden anladığım Muhammed'in omzundaki karısıyla ordan oraya koşturarak Sudanlı dansçıları gaza getirmeye çalıştığıydı. Her zaman sansür çevirilere yansıyor... Neyse, Muhammed'in Ayşe'yi sırtından da beter omzunda taşıdığını böylece görmüş olduk...
Yine Buhari, Sahih'inin "Nikah Kitabı, Kadının Habeşlilere Bakması Babı"nda Aişe'den şöyle nakleder: "Resulullah beni abasına sarmış, ben de camide oynayan Habeşlilere bakıyordum. Ben yoruluncaya kadar Resulullah beni öylece tutmuştu. Öyleyse yaşı az olup da oynamayı çok seven kızların değerini bilin." (Sahih-i Buhari, c. 7, s. 47 - 48.)
Yaşı az olup da... Oynamasını çok seven kızlar... ?.. Ayşe'nin yaşı az, oyun seyretmek istiyor, Muhammed de izin veriyor karısına, şefkat gösteriyor... Bundan da şu dersi çıkarın: Muhammed yaşı az olup da oyun seyretmesini seven KARIsına şefkat gösterdiğine göre siz de gösterin...
Tabüü küna ben yek Ergunukuni olarak bu mübarek hadislerü saptırıyorum. Yoksa bilmez müyüm koskoca karısına Muhammed Efendümüzün sevgüsünden tıfletülesgar muamelesü ittüğünü, o kudretli omuzunda 100 okkaluk zevcesünü taşıduğunu! Bilürüm de nifak saçmaya, Müselmananu bet gostertmeye pek heves iderüm. Gozüm köör, gulağum sağur, cehennem ateşüne pek merahluyum. Dünya hayatu daha datlu...
Alchindus
08-11-2009, 23:35
İmdi teoloji bahsinde kelam etmeyi çocuk oyuncağı sanıp, tefsir içün translate araçlarını yeterli sananlara "salat" bahsinde el verip, daha evvelinden benzer kelamlar içün zikrettiğimizi nazarlarına sunalım!
http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=242885&postcount=808
Vahyi ele alma ciddi iştür, ilim ister, say ister!
Hepsinden muhimi gerçeğe sadakat ister!
Bundan mahrum olan bu sahada kelam eder ise kendini gülünç hale düşürür, bizede gülmek düşer!
Alchindus
08-11-2009, 23:40
İddetin (boşanmada bekleme süresinin) tek sebebi/illeti gebelik ihtimali DEĞİLDİR! Bunu kendinizin de söylediğini yazıyorsunuz, fakat hala aynı tutarsız itirazı getiriyorsunuz!
:)
Anlamamazlıktan gelme ulpian, ne dediğimiz zahirdir! Senin kurduğun rabıta şudur!
-Ahzab kırkdokuz cima ile iddeti zaruri kılar
-Talak dörtte hayız görmeyenlere iddet isabet ediyor
-O halde talak dörtte hayız görmeyenlerki sen bunları sadece küçüklüklerinden hayız görmeyenler olarak ele almaktasın bunlarla cima edileceğine bu husus karinedir!
Bunu diyorsun!
Haa işte bizde diyoruzki ahzab kırkdokuzdaki cimadan mütevellid iddetin hikmeti gebeliktir! Esasen aklende bu zaruridir, buna rağmen elmalılı ve seyyid kutubdanki bunlardan sen batıl iddianı teyit içün iktibaslarda bulunmaktasın, işte bunlardan ahzab kırkdokuz tefsiri nakledip bunu ortaya koyduk!
Arzu edersen başkaca tefsirlere de bakabilirsin!
Yani cima neticesi iddetin zaruret kesbetmesi gebelik ihtimali sebebiyledir, hikmet budur! Meselenin ahzab kırkdokuza bakan yönü budur! İşte bundan mütevellid eğer talak dörtteki iddeti cimaya bağlıyor isen o vakit orada gebe kalma ihtimali olanlar arasında buluğa ermemiş kızlar olamaz çünkü onlar gebe kalamaz!
Sarih gerçek bu ve bunu akil baliğ herkes idrak edebilir :)
Ve ben de kurmuş olduğunuz bu mantığı çürütmüştüm
Öylemi! Nazarı dikkatimizi celbetmemiş demek, pekiyi bu iş nasıl ve nerede olmuş idi!
Bir zahmet gösterir misin bize :)
Buradan çıkan sonuç ise mantıken zorunlu olarak, henüz hayız görmeyen kızlarla evlenilebileceği ve cinsel ilişkiye de girilebileceğidir.
Bir evvelki mesajımda belirttiğim gibi mantığın neyi zorunlu gördüğü mantığa göre değişmektedir muhterem!
İmdi sana sorduğum amma sukut ettiğin suali tekrar ediyorum!
İddetin tek hikmetinin gebelik ve bundan mütevellid cima olmadığını kabul ettiğine göre o vakit talak dörtte hayz görmeyenler içün takdir olunan iddetten ne akılla cima meşruiyeti sonucu çıkarmaktasın!
Şunu bir cevapla hele muhterem :)
Ben diyeceğini diyeyim!
Diyeceksinki "ahzab kırkdokuz sebebiyle"
İşte bizde bunun içün ahzap kırkdokuzdaki iddetin hikmetinin gebelik olduğunu ortaya koyup diyoruzki "madem öyledir o vakit talak dörtteki iddetin hikmetide gebelik ise buradaki hayz görmeyenlerden murad buluğa ermediklerinden hayz olmayanlar olamaz çünkü onlar gebe kalamaz!"
İşte gerçeğe sadakatin olmadığından itiraf edemediğin asıl batıl iddiayı çürütme tamda budur ve bizden sana dönük gerçekleşmiştir!
- Talak/4'te bluğa girmemiş küçük kızlar için de iddet (boşanmada bekleme süresi) belirlendiğini kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz?
- Adet'ten kesilmiş, postmenopozunu geçmiş ihtiyar kadınlar, eğer kocalarıyla halvet olmuşlarsa, boşanma durumunda -gebe kalma ihtimali olmadığı halde- iddet olarak üç ay beklerler. Doğru mu, yanlış mı?
Boş sualler sorarak meseleyi sulandırmaya çalışanın kim olduğu şu yazdığından zahirdir ulpian, bu suallerin benim içün cevaplarının ne olduğunu bilmek içün bu başlıkta yazdıklarımı okumak, bunun içünde türkçe bilmek kafidir!
Amma senin türkçe ilede biraz sıkıntın olmaklığından olmalı yine "anlamadım" demektesin, o vakit sarahaten tekrar zikredelimde birdaha “anlamadım" demeyesin!
-Talak dörtteki "lem yehidne"ye buluğa ermediği içün hayz görmeyenlerde dahildir! Böyle olanlar içinde hüküm oradakidir!
-Hayzdan kesilmiş kadın içünde iddet vardır ve talak dörtte bu üç ay olarak açıklanmıştır!
-Talak dörtteki "lem yehidne"ye buluğa ermediği içün hayz görmeyenlerde dahildir! Böyle olanlar içinde hüküm oradakidir!
Ya El-Kındi,
Bu durumda niçün sayfalarca çündür kü ammaa diye geveleyip duruyorsun? Aha sübyancılık meşru imüş Kur'anu Kerüm'de.
İlüm hububat ister, cefcüf ister, hür hür deyu deyu ikü kelümeyü bin kelümeyle çok şey yekuul itmüşçesüne bila mefhum itmek ister.
İlüm gerçeğe sadakat ister, e tabi bu lafubadıhevayı kim ekel iderse...
:)
Daha neyi tartışıyorsunuz o halde muhterem?
Sorduğum iki soruyu ve sizin vemiş olduğunuz -doğru olan- iki cevabı tekrar okuyun:
- Talak/4'te bluğa girmemiş küçük kızlar için de iddet (boşanmada bekleme süresi) belirlendiğini kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz?
- Adet'ten kesilmiş, postmenopozunu geçmiş ihtiyar kadınlar, eğer kocalarıyla halvet olmuşlarsa, boşanma durumunda -gebe kalma ihtimali olmadığı halde- iddet olarak üç ay beklerler. Doğru mu, yanlış mı?
-Talak dörtteki "lem yehidne"ye buluğa ermediği içün hayz görmeyenlerde dahildir! Böyle olanlar içinde hüküm oradakidir!
-Hayzdan kesilmiş kadın içünde iddet vardır ve talak dörtte bu üç ay olarak açıklanmıştır!
Demek ki Ahzap/49'da cinsel ilişki olmamışsa, iddetin (bekleme süresinin) de olmayacağının tek sebebi gebe kalma ihtimali değilmiş!
Çünkü hayızdan kesilen, postmenopozu geçmiş kadınlarda dahi -eğer cinsel ilişki olmuşsa- Talak/4'e göre üç ay iddet (bekleme süresi) var. Bunu siz de teyid etmiş oldunuz şimdi!!!
Demek ki, Ahzap/49'un tek sebebi gebe kalma ihtimali DEĞİL!
(1) Bakara 228'de boşanma durumunda hayız gören kadınlar için ''3 ay hali'' bekleme süresi (iddet) belirlenmiştir.
(2) Ahzab/49'da eğer cinsel ilişki olmamışsa, iddete de gerek olmadığı belirtilmiştir.
(3) Talak/4'te ise, yaşlılıktan dolayı adetten kesilen kadınlar ile küçüklükten dolayı henüz adet görmeyen kızların iddetinin ''3 ay'' olduğu söylenmiştir.
Bu üç madde hakkında tartışma zaten yok.
Ayrıca 2'inci maddenin (Ahzap 49'un) tek sebebinin gebelik ihtimali olmadığını da söylemiş bulunuyorsunuz.
Yani: Mesela bir adam, hayızdan kesilmiş ihtiyar bir kadınla evlenir ve ilişkiye girmeden boşarsa Ahzab/49'a göre iddet beklemeden boşanma kesinleşir. Fakat ilişkiye girdikten sonra boşarsa Talak/4'e göre üç ay bekler. Her iki durumda da ''gebe olma ihtimali'' söz konusu değildir. Fakat birincide nikah fiilen gerçekleşmemiş, ilişki sadece akitten ibaret kalmış olduğu için iddete gerek görülmüyor. İkinci durumda ise ''sıkı ilişki'' kurulmuş olduğu için iddet konuluyor.
O halde aynı sonuç küçük olduğundan dolayı henüz hayz görmeyen kızlar için de geçerli. Talak/4'te onlar için de iddet belirlendiğini yukarda teyid ettiniz. Onların da -tıpkı postmenopozu geçmiş kadınlar gibi- gebe kalma ihtimali yok. Fakat yine de: Eğer cinsel ilişkiye girmemişlerse Ahzap/49'a göre iddet (bekleme süresi) yok, girmişlerse Talak/4'e göre üç ay iddet var.
=> Dolayısı ile Kuran'a göre henüz blüğa girmemiş küçük kızlarla evlenmek ve cinsel ilişkiye girmek caizdir.
Buradan başka bir sonuç çıkmaz. Her ne kadar içiniz almasa da bu üç ayetten çıkan sonuç budur.
Mevdudi de işte bunun adını koyabilmiştir:
Mevdudi, Tefhimu'l Kuran, Talak/4'ün tefsiri (http://www.enfal.de/tefhim/index.htm)
Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
Kur'an'ın bu açıklamasına göre, burada "Mudhale" (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü mübaşeret olmasaydı eğer, iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden, henüz hayız görmeye başlamamış kızların, iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre, bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur'an'ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslümanın yasaklamaya hakkı yoktur.Boşa uğraşıyorsunuz muhterem.
saygılarımla
Alchindus
09-11-2009, 01:42
Daha neyi tartışıyorsunuz o halde muhterem?
Neyi mi tartışmaktayız!
Efendim tartıştığımız sizin gerçeğe sadakatsizlik yapıp "kuranda pedofilinin yeri" deyu iftira etmekliğiniz!
Talak dörtteki ayetten ne buluğa ermemiş hanımla cima cevazı çıkarılacağı nede bugün içün erken sayılacak yaşlarda evliliğin pedofili diye tesmiye olunamayacağı!
Bunları tartışıyoruz öyle değil mi!
Yoksa müddei iddiasından habersiz midir :)
Demek ki Ahzap/49'da cinsel ilişki olmamışsa, iddetin (bekleme süresinin) de olmayacağının tek sebebi gebe kalma ihtimali değilmiş!
Çünkü hayızdan kesilen, postmenopozu geçmiş kadınlarda dahi -eğer cinsel ilişki olmuşsa- Talak/4'e göre üç ay iddet (bekleme süresi) var. Bunu siz de teyid etmiş oldunuz şimdi!!!
Demek ki, Ahzap/49'un tek sebebi gebe kalma ihtimali DEĞİL!
:)
Muhterem islam aleyhine yazmak kişiyi her daim böyle zor ve sıkıntıda bırakır! Bak şimdi kurduğun rabıta da illiyet bağı yokktur! Ahzab kırkdokuzla talak dördü iddet manasına cem eden sensin muhterem unuttun mu!
Menapoza girmiş eşe de iddet tahakkuk etmesi başka ahzab kırkdokuzdan mütevellid senin "hayız görmeyen"lerden hassaten buluğa ermemiş eşle cima ruhsatı çıkarman başka bir hususus! Çünkü pek iyi bilmektesinki ahzap kırkdokuzdaki hükmün illeti cima yani cinsel birleşmedir!
Çocukların dahi anlayacağı bir hususturki ahzap kırkdokuz ayeti eşleri ile cinsel temasta bulunmuş iseler kadınlara boşandıklarında iddetlerini beklemelerini söylemektedir, bu hal ile başkaca hikmetlerden mütevellid iddet beklemesi icab eden menapozluluk halinin hiçbir alakası yoktur!
İmdi ne zor durumlarda kaldın ulpian, ahzap kırkdokuza göre cima var ise iddet vardır deyip, bundan mütevellid talak dörtte hayz görmeyenede iddet tahakkuk ettiğine göre demek onlarla cima serbest diyen sen, arada kurduğun illiyetin regl olmamış kızların gebe kalamayacağı sana gösterildiğinde çürüdüğünü anlayınca iddetin tek sebebi gebelik değildir yani cima değildir demeye başladın!
Elbette öyledir bu doğruda o vakit defaatle sorduğumuz şu suale cevap ver muhterem o vakit talak dörtte hayz görmeyenler içün takdir olunan iddetten ne akılla cima meşruiyeti sonucu ve pedofili çıkarmaktasın!
Şuna bir cevap ver hele :)
Ayrıca 2'inci maddenin (Ahzap 49'un) tek sebebinin gebelik ihtimali olmadığını da söylemiş bulunuyorsunuz.
Gerçeğe bu denli sadakatsizlik sana dahi fazla muhterem, bak ahzap kırkdokuz içün ne demişiz!
İmdi evvela ahzab kırkdokuzda illet cima hikmet gebeliktir! Tabi sen şimdi sual edersin "illet nedir hikmet ne!" diye, amma bu sualleri soracakların etmemesi gereken kelamları edersin :)
İllet hükmün üzerine bina olunduğu vasıftır, varlığı ile hüküm varolur yokluğu ile yok! Ahzab kırkdokuzda illet "temessu hunne" dirki "dokunma"dır ki bundan murad da cimadır, hikmet ise gebeliğin menşeği ile neslin muhafazasıdır!
Bundan anlaşılır ki, kadınların iddet beklemesi esas itibarıyla kocaların hakkıdır. Onun sperminin korunması içindir. O sebeple şer'î bir haktır. Bu nedenle cinsel birleşme olmayınca o hak meydana gelmez.
Elmalılı
Bu ayette böyle bir bekleme dönemi geçirmenin gereksiz olduğu belirtiliyor. Çünkü boşayan erkek ile boşanan kadın arasında cinsel ilişki kurulmamıştır. Bekleme döneminin gerekçesi, boşanan kadının rahminin arınmasını sağlamak, sona eren evliliğin izini taşımadığından emin olmaktır. Amaç soy karışıklığına meydan vermemektir; yani ilerdeki kocanın soyundan olmayan çocuğun babası sayılmasına ya da eski kocanın soyundan gelen çocuğun babası sayılmasına yol açmamaktır. Ama eğer eşler arasında boşama öncesinde cinsel ilişki kurulmamış ise boşanan kadının rahminin boş olduğu bellidir. Bu yüzden bekleme süresi geçirmenin gereği yoktur.
Fizilal
İmdi görüldüğü üzre sarih olan cima ile iddetin vucuda gelmesinin başlıca hikmeti gebelik meselesidir, elbet iddetin tek sebebi bu husus değildir, bunu zati bizde söylüyoruz ve zati yapmak istediğin iftirayı çürüten husus da budur, amma burada ahzab kırkdokuzda açıklanan ve zaruri olan iddetin başlıca hikmeti gebeliktir!
Gerçeğe sadakat şart!
Mesela bir adam, hayızdan kesilmiş ihtiyar bir kadınla evlenir ve ilişkiye girmeden boşarsa Ahzab/49'a göre iddet beklemeden boşanma kesinleşir. Fakat ilişkiye girdikten sonra boşarsa Talak/4'e göre üç ay bekler. Her iki durumda da ''gebe olma ihtimali'' söz konusu değildir. Fakat birincide nikah fiilen gerçekleşmemiş, ilişki sadece akitten ibaret kalmış olduğu için iddete gerek görülmüyor. İkinci durumda ise ''sıkı ilişki'' kurulmuş olduğu için iddet konuluyor.
O halde aynı sonuç küçük olduğundan dolayı henüz hayz görmeyen kızlar için de geçerli. Talak/4'te onlar için de iddet belirlendiğini yukarda teyid ettiniz. Onların da -tıpkı postmenopozu geçmiş kadınlar gibi- gebe kalma ihtimali yok. Fakat yine de: Eğer cinsel ilişkiye girmemişlerse Ahzap/49'a göre iddet (bekleme süresi) yok, girmişlerse Talak/4'e göre üç ay iddet var.
=> Dolayısı ile Kuran'a göre henüz blüğa girmemiş küçük kızlarla evlenmek ve cinsel ilişkiye girmek caizdir.
Gerçeğe o denli sadakatsiz olunmuşki, kurulan batıl rabıtaların aşikarlığı dimağlardan saklanmış!
Ahzab kırkdokuzda iddeti zaruri kılan cimadır, cinsel birleşme var ise iddette var diyor ayet, illet cimadır burada! İmdi buradan talak dörtteki hayz görmemişin iddetini ahzap kırkdokuza bağlamak icab ediyorsa işte o illetin hikmeti olan gebelik gündeme geliyor, bunu aramamız gerekiyorki bunu yapan bizzat senin varmak istediğin batıl sonuç içün takip ettiğin yoldur!
İşte bundan mütevellid regl olmayan gebe kalamayacağına göre ve ahzab kırkdokuzdaki hükmün hikmeti gebelik olduğuna göre talak dörtteki hayız görmeyenler kendileri ile cimada bulunulmuş buluğa ermemiş kızlar olamaz!
Sanmaktayımki ilkokul seviyesindeki bir öğrencinin sebep sonuç münasebeti ile hemen kavrayacağı sarahatte bir meseledir bu, amma ulpian hala "anlamadım" demekte!
İmdi hem kabul edilecekki iddeti zaruri kılan hallerden biriside halvettir hemde talak dörtteki iddetti illa cimaya hamledeceksin!
O vakit tekrar edelim eğer talak dörtteki iddetin hikmeti gebelik ise yani mesele ahzab kırkdokuz ise oradaki hayız görmemişler buluğa ermediği içün hayız görmemiş yani gebe kalamayacak olanlar olamaz!
İmdi tekrar soruyorum muhterem!
Madem iddet sadece gebelikle alakalı yani sadece cima ile alakalı değildir o vakit hayz görmeyenler içün takdir olunan iddetten ne akılla cima meşruiyeti sonucu çıkarmaktasın!
Cevap ver bakalım!
Ahzap kırkdokuz der isenki mahcup mahcup demektesin, o vakit şunca yazılanlardan hiç mi ders almadın :)
Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor!
Muhteremu'l-Kındi Biraderümüzün tahlülleründen akluma bir senaryo kelüp.
Senaryo Arabistan ve Yemende yaşanan boşanma davası denemesi trajedilerinin Türkiye'ye uyarlanmasıdır.
10 yıl sonrası Türkiye, devletin adı Anadolu İslam Federasyonu. El Kındi'nin komşusu olan bir hanımefendi El-Kındi'nin çün çünlü hür hürlü konuşmalarını duymuş ve büyük bir İslam alimi olduğunu da anlamış. Kadının derdi de şu: 3 yaşındaki kızlarını 4 yıl önce eşi 3000 dolar karşılığında 60 yaşında bir adama vermiş. Nikah kıyılmış. Ama kadın bu işkencenin bitmesi için mahkemede El-Kındi'nin ilmi dehasını konuşturmasını ve İslam'ı yanlış anlayan yasaların sonlandırılarak kızının bu sapık azabından kurtarılmasını istiyor. Tabi daha ilk başvuru yapılacak. Mahkemenin yapılabilmesi için konunun ciddiyetinin saptanması gerekiyor.
İlk heyetteki macera
El-Kındi: -Ya ekremü kerimü alayı vala fır fırullahı izme ve hatta ... allamei muhakeme hey'etü! Für für'i cef cüf ider imüş çündür ki ... gerçeğe sadakat şart olmuştur...
El Kındi kendinden emin bir şekilde konuştukça konuşuyor. 17 dakika sonra heyet başkanı kadı sert bir ifadeyle El Kındi'nin sözünü kesiyor.
-Beyefendi, kafi! Bu nikahın olamayacağını neye dayandırıyorsunuz? Kız başkasıyla mı nikahlı? Adamın torunu mu, yeğeni mi?
El Kındi kendinden emin bir şekilde gülümseyerek konuşmasını sürdürüyor.
-Muhakkaktür küne kimesne iddetün üç ay olmasıçündür ki ne...
-Be adam, sen kimsin?!
-Hür cür pür pür...
-Ne biçim isim bu!
-Efendim, ben ismimi söylemiyordum, olayı açıklıyordum.
-Bir gaita anladığımız yok be!
-İlüm cübeyriküsadaka ister, bakunuz rabbimüz, celle celalühu, ne buyuruyor kü o da Talak 4'tür kü oradakü "lem yehidne"ye buluğa irmedüğü içün hayız görmeyenler dahi dahildir! Böyle olanlarçün de hüküm oradakidür!" anlamuna gelür!
-Yani?.. Kızın babası mı baş vurdu? Başlık parasını geri vermiş mi damadına?
Not: 27 yaşındaki babanın damadı 64 yaşında.
-Çün çün çün...
-Ne?!
- ' (Muazzam bir 'ayn sesi)
-Ha?!
- ' ' ' ' ' çün '
-Ne öğürüyorsun be adam?! Yoksa sen Çin ajanı mısın?!
-Zinhar ve kat'a! Ammaa...
-Sus! Başvuru geçersizdir. Boşanma davasını kızın babası açabilir, başlık parasını iade etmediği sürece de kız evli ve kocasının evinde kalıp kadınlık vazifesini yapacaktır.
-Çün?
-Bak sus! Yoksa seni Allah'ın hükümlerini inkardan mahkum eder derini yüzdürürüm!
Her ne kadar komşusu kadıncağız yabancı bir erkekle mahkemeye geldiği için kırbaçlanmak üzere meydana sürüklenmeden önce suratına tükürse de El Kındi salonu terk ederken mağrur ve saiddir. Kapıda karısıyla oğlu beklemektedir. İslam aleminin pedofili cehaletinden kurtulacağından emin bir ifadeyle karısına hitaben konuşur.
-Yavaş yavaş nura gark olacağumuzçündür kü...
Tam o sırada entarili zencilerin kılıç dansı yaptığını fark eder. Burka içindeki 80 kiloluk karısını omzuna çıkardığı gibi zencilerin dansına müdahale etmeye başlar.
-Şöyle raks idün! Beyle raks idün!
Bu sırada da omzundaki zevcesi iki büklüm olmuş yanağını zevcinin yanağına kenetlemiş bir halde zencilerin kılıç raksını seyrü sefa itmektedür.
Mutlu Son
mindar,
Ahzab suresi 56. ayette diyor Muhammed'e taptığını. Rab olarak tapmıyor, ayrı mesele. Çok seviyorlar ya Muhammed'i, işte melekleriyle kapanıp Muhammed'e namaz kılıyor. İslam kültüne göre hadislerde açıkça denir ya "Her şey Muhammedçün yaratuldu"; aha Kur'an da onaylıyor.
salat namaz kılmak demek değildir sadece
ordaki salat Allah ve melekleri muhammede destek oluyorlar manasındadır
saçmalama namaz kılıyorlar felan diye..
salat kavramı
bozulmuş dinde zamanla sadece namaz olarak algılanmaya başlanmıştır
salatın içeriği boş kalmıştır.
geriye sadece namaz kalmıştır.
Kıvırma, Mindar...
Madem destek olma anlamında kullanıyor rabbin (!), o zaman başka kelime kullanırdı. Arapça'da başka kelime bol... Hem öyle yapınca rabbin kendini de küçük duruma düşürmezdi... Yüzlerce kez namaz kılma anlamında kullanılan bir kelimeyi tutup da destek olma manasında bir kerecik kullanacağını düşünmek "saftorozluk"tur. Salatın destek olma anlamı da yoktur. Çevirmenlerin kasden uydurdukları yeni bir anlamdır; zira İslami inancı fazlasıyla sarsan ayetlerden biridir. Salata destek olmak derler; böylece İslam uğrunda yalan söyleyerek de ya akıllarınca sevaba girerler ya da bilinçli bir şekilde sömürü düzeninin devamına katkıda bulunurlar.
Bu korkunç gerçekleri görün artık, günde en az 5 vakit namaz kılan inançlı Araplar bile bunun benim anladığım gibi olduğunu söyledikten sonra sana susmak düşer. Sana göre Allah nasıl anlatacağını beceremiyor ve Allah'ın senin gibi Arapça bilmeyen tercümanlara ihtiyacı var, değil mi?
Ayet açık. Yapılabilecek en iyimser doğru açıklama şudur: Allah Muhammed'i o kadar seviyor ki melekleriyle ona tapıyor. Muhammed de zaten habire Allah'a tapıyor. Karşılıklı süper bir muhabbetleri var.
Bu İslam'ın tarihteki en azgın putperestlik inancı olduğunu ispatlayan delillerden biridir.
muhterem, çok ciddi mantık zaaflarınız var!
Ziyanı yok, dediğim gibi, gerekirse bin defa da tekrarlarız.
Ahzab kırkdokuzda iddeti zaruri kılan cimadır, cinsel birleşme var ise iddette var diyor ayet, illet cimadır burada!
Ben de en baştan beri başka birşey demiyorum. Ahzap/49'un illeti cinsel ilişkidir, fakat sadece gebelik ihtimali DEĞİL!
Madem iddet sadece gebelikle alakalı yani sadece cima ile alakalı değildir o vakit hayz görmeyenler içün takdir olunan iddetten ne akılla cima meşruiyeti sonucu çıkarmaktasın!
Cevap ver bakalım!
:)
Çok komiksiniz muhterem. Ahzap/49'un illeti sadece cima ile alakalıdır. Fakat sadece gebe kalma ihtimali ile değil. Aradaki farkı gördüğünüzden eminin aslında.
Aynı yanlış mantığı defalarca tekrarlamışsınız.
İşte bundan mütevellid regl olmayan gebe kalamayacağına göre ve ahzab kırkdokuzdaki hükmün hikmeti gebelik olduğuna göre talak dörtteki hayız görmeyenler kendileri ile cimada bulunulmuş buluğa ermemiş kızlar olamaz!
Ahzap/49'daki hükmün tek hikmeti gebelik DEĞİL! Eğer öyle olsaydı, adetten kesilmiş postmenopozdaki ihtiyar kadınlar için de iddet gerekmezdi. Fakat Talak/4'e göre gerekiyor! Bunu siz teyid ettiniz!
Niye anlamamışlığa vuruyorsunuz ki? :)
Gebe kalma ihtimali olmayan, adetten kesilmiş yaşlı kadınlar için boşanma durumunda -eğer cinsel ilişki olmuşsa- Talak/4'e göre GEBE KALMA İHTİMALİ OLMAMASINA RAĞMEN üç ay iddet (bekleme süresi vardır). Bunu yukarda tasdiklediniz.
=> O halde, Ahzap/49'un tek hikmeti gebelik ihtimali değil. Çünkü gebe kalma ihtimali olmayan ihtiyar kadınlarda bile, eğer cinsel ilişki olmuşsa, iddet var.
Tekrar tekrar tekrarlıyoruz:
(1) Bakara 228'de boşanma durumunda hayız gören kadınlar için ''3 ay hali'' bekleme süresi (iddet) belirlenmiştir.
(2) Ahzab/49'da eğer cinsel ilişki olmamışsa, iddete de gerek olmadığı belirtilmiştir.
(3) Talak/4'te ise, yaşlılıktan dolayı adetten kesilen kadınlar ile küçüklükten dolayı henüz adet görmeyen kızların iddetinin ''3 ay'' olduğu söylenmiştir.
Bu üç maddenin kendi başına doğru olduğunu zaten kabul ediyorsunuz. Fakat mantıken çıkan sonucu içiniz almıyor.
Mesela bir adam, hayızdan kesilmiş ihtiyar bir kadınla evlenir ve ilişkiye girmeden boşarsa Ahzab/49'a göre iddet beklemeden boşanma kesinleşir. Fakat ilişkiye girdikten sonra boşarsa Talak/4'e göre üç ay bekler. Her iki durumda da ''gebe olma ihtimali'' söz konusu değildir. Fakat birincide nikah fiilen gerçekleşmemiş, ilişki sadece akitten ibaret kalmış olduğu için iddete gerek görülmüyor. İkinci durumda ise ''sıkı ilişki'' kurulmuş olduğu için iddet konuluyor.
O halde aynı sonuç küçük olduğundan dolayı henüz hayz görmeyen kızlar için de geçerli. Talak/4'te onlar için de iddet belirlendiğini yukarda teyid ettiniz. Onların da -tıpkı postmenopozu geçmiş kadınlar gibi- gebe kalma ihtimali yok. Fakat yine de: Eğer cinsel ilişkiye girmemişlerse Ahzap/49'a göre iddet (bekleme süresi) yok, girmişlerse Talak/4'e göre üç ay iddet var.
=> Dolayısı ile Kuran'a göre henüz blüğa girmemiş küçük kızlarla evlenmek ve cinsel ilişkiye girmek caizdir.
Buradan başka bir sonuç çıkmaz. Her ne kadar içiniz almasa da bu üç ayetten çıkan sonuç budur. Mevdudi ve diğer alimler dürüstçe bu sonucun adını koyabilmişlerdir. Adını koyamayan, sizin gibi zorlama ve mantıka aykırı yorumlarla durumu kurtarmaya çalışan alimler ise, bunu vicdanlarına sığmadığı için yapamamışlar.
saygılarımla
Bu ne dinmis, ne kitap?
Yazdiran(allah) tarafindan apacik, herkesin anlayacagi dilde ve sekilde yazdirdigina and ictigi halde, sanki patronu yalanlarmis gibi, her kafadan ayri ses cikmasi enteresan degiol mi? Apacik olan, buyuk bir yalan oldugu...Koruyacakmis bir de; sanki sozde diger kitaplari baska allahlar yazmis gibi, oncekileri neden korumadin demezler mi allah'a?
Demezler, diyemezler; defalarca goruyoruz forumlarda kimsenin gordukleri halde cesaret edip de diyemediklerini. Oyle bir terror ve yarattigi korku girdabinda ki muslumanlar, burunlarinin ucunu bile goremiyorlar; Basliktaki konunun bir din kitabinin icinde isi ne diye dusuneceklerine, sacmalik arttikca, iman gucu de direk oranda artirmakla ancak karsi koyabiliyorlar gercege.
Alchindus
09-11-2009, 17:33
Ahzap/49'un illeti cinsel ilişkidir, fakat sadece gebelik ihtimali DEĞİL!
:)
Çok komiksiniz muhterem. Ahzap/49'un illeti sadece cima ile alakalıdır. Fakat sadece gebe kalma ihtimali ile değil. Aradaki farkı gördüğünüzden eminin aslında.
Muhterem kendini düşürdüğün hale bak, hadi benim nezdimdeki yerini boş ver okuyucu indinde kendini ne hale soktuğuna bir nazar et!
İlleti cima olan hükmün hikmeti gebelik dışında ne olabilir :)
Kuran gibi soralım "hiç mi akletmezsiniz!"
Bu fakir alchindusun sözüne itibar etmediniz hadi anlayış gösterelim, pekiyi zaman zaman mürcat ettiğiniz müfessirinin açık izahlarına da nasıl gözlerini kaparsınız, bunlarıda geride bırakalım selim akla nasıl ihanet edersiniz!
Bakınız, işinize geldiğinde müracat ettiğiniz müfessirler ne diyor bu ayet içün!
Bundan anlaşılır ki, kadınların iddet beklemesi esas itibarıyla kocaların hakkıdır. Onun sperminin korunması içindir. O sebeple şer'î bir haktır. Bu nedenle cinsel birleşme olmayınca o hak meydana gelmez.
Elmalılı
Bu ayette böyle bir bekleme dönemi geçirmenin gereksiz olduğu belirtiliyor. Çünkü boşayan erkek ile boşanan kadın arasında cinsel ilişki kurulmamıştır. Bekleme döneminin gerekçesi, boşanan kadının rahminin arınmasını sağlamak, sona eren evliliğin izini taşımadığından emin olmaktır. Amaç soy karışıklığına meydan vermemektir; yani ilerdeki kocanın soyundan olmayan çocuğun babası sayılmasına ya da eski kocanın soyundan gelen çocuğun babası sayılmasına yol açmamaktır. Ama eğer eşler arasında boşama öncesinde cinsel ilişki kurulmamış ise boşanan kadının rahminin boş olduğu bellidir. Bu yüzden bekleme süresi geçirmenin gereği yoktur.
Fizilal
Lafzen, "onlar için hiçbir şekilde iddet hesaplamak zorunda değilsiniz" -yani, "ikinizin de hesaplamak zorunda olduğu süreyi": karş. 2:228'in ilk bölümü ve bununla ilgili not 215. Ama eğer evlilik fiilen gerçekleşmemişse bir hamilelik sorunu doğmayacağından boşanan kadının iddeti beklemesi anlamsız olur ve ne kendisine ne de boşandığı kocasına bir fayda sağlar.
Muhammed Esed
Misalleri çoğaltabiliriz amma herkes sen gibi gerçeğe sadakatsiz olmadığından, mesele vuzuha kavuştuğundan ve aklen zati ahzab kırkdokuzdaki illetin hikmetinin sadece gebelik olduğu sarih olduğundan bu misallerle iktifa ediyoruz!
Ahzap/49'daki hükmün tek hikmeti gebelik DEĞİL! Eğer öyle olsaydı, adetten kesilmiş postmenopozdaki ihtiyar kadınlar için de iddet gerekmezdi. Fakat Talak/4'e göre gerekiyor! Bunu siz teyid ettiniz!
Niye anlamamışlığa vuruyorsunuz ki? :)
Vallahi kimin neyi anlamamazlığa vurduğu zahirdir, görünmekte müsterih olasın!
Evvela yine bir mantık cambazlığı yaparak okuyucuyu yanıltacağını sanmaktasın, bak muhterem bırak müslümanları şu yazılanları okumuş olup inanır olmasada gerçeğe sadakati olanlar dahi bilirki hayızdan kesilmişin iddet beklemesinin sebebi mutlak manada ahzab kırkdokuz değildir!
Talak dörtteki hayızdan kesilmişin iddet beklemesini ahzap kırkdokuza bağlama cambazlığını okuyucu müşahade edemiyormu sanmaktasın!
İddet içün kurandaki genel hüküm bakara ikiyüzyirmisekinci ayette zikronulmuştur!
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç adet beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helal olmaz. Allah'a ve ahiret gününe imanları varsa gizlemezler. Kocaları da barışmak istedikleri takdirde o süre içerisinde onları geri almaya daha çok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Yalnız, erkekler için onların üzerinde bir derece vardır. Allah'ın izzeti var, hikmeti var.
Bakara 228
Bu genel hükümde dahi "rahimdekilerin gizlenmemesi"ne atıf yapılarak esas hikmete dikkat çekilmektedir!
Bundan mütevellid boşanmış kadın iddet bekler, ahzab kırkdokuzda kimin iddet beklemeyeceğini açıklamakla iddet beklemenin esas hikmetini nazarlara vermekte!
Bundan mütevellid talak dörtte hayızdan kesilmişin iddet beklemesi mutlak mana ile ahzap kırkdokuza değil bu genel hükme racidir çünkü iddet beklemenin tek sebebi cimada değildir!
Zati talak dörtte cima etmiş etmemiş gibi bir ayırımda yoktur! Fiiliyatta talak dörtten hareketle eğer boşanan hayızdan kesilmiş kimse ise zati oda gebe kalamayacaklar zümresindendir amma bu kişi evvela zati halvet olmuştur tabiiki iddet bekleyecektir!
Amma mevzubahis olan hayızdan kesilmişin hayızdan kesilmeden sonra birisi ile evlenip cima etmesinden sonra boşanması ise yine evvela halvet sebebi ile iddetini bekler çünkü onun gebe kalmayacağı bellidir bu sebeple ahzap kırkdokuzdaki hikmet sebebi ile o illetle iddet beklemez!
Yani muhterem, okuyucuyu yanıltmaya çalıştığın gibi iddet bekleyenler içün tek ayet ahzab kırkdokuz değildirki bütün iddetleri cimaya bağlayabilesin!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmuyor!
Mevdudi ve diğer alimler dürüstçe bu sonucun adını koyabilmişlerdir
Gerçeğe sadakat şart, mevdudi toplumunun geleneğine dinden meşruiyet bulma çabasında olabilir amma oda asla senin okuyucuyu kandırmaya çalıştığını meşru görüyor yani pedofiliye meşruiyet buluyor demek değildir!
Evvela pedofili nedir bunu bilmemektesin yada bile bile okuyucuyu kandırmaktasın ki ben bunu yaptığını düşünmekteyim!
İslam fıkıh ekolleri malumdur, ayetlerde ortadadır!
Evlilik içün denklik ve marufluğu arayan islam birde nisa altıda sarahaten evlenme yaşı içün baliğ olma ve rüşdü zikredilmiştir!
Fukahanın kahir ekseriyeti baliğa olmayan ile cimayanın caiz olmadığını beyan etmiştir!
Mevdudi gibi bunu caiz görenlerde senin okuyucuyu yönlendirmeye çalıştığın gibi sabi sübyanla cimayı değil baliğa olmasada beden gelişimini tamamlamış ve ruhende cimaya müsait eş içün bunu caiz görmüştür!
Muhterem, sözlerimizi toparlar isek
-Talak dört ayetinde boşanmış kadınlardan hayız gören ve görmeyenlerin iddet süreleri açıklanmıştır!
-"Hayız görmeyenler"den murat hem evvela hayız görüp sonra bir sebepten hayzı kesilenler, hem baliğa yaşına geldikleri halde hayz görmemiş olup belkide hiç göremeyecek olanlar ve baliğa olmamışlardır!
-Talak dörtte veyahut kuranın hiçbir yerinde evlilik içün şu yaşın altını bu yaşın üstünü esas tutun gibi bir emir veyayut yönlendirme yoktur!
-İddet emri kuranda evvela bakara suresinde boşanmış kadın içün mutlak manada ortaya konmuş sonra bu husus çeşitli durumlar içün detaylandırılmış, istisnalar belirlenmiştir!
-Bu meyanda ahzab kırkdokuz iddet ile cima arasında illiyet kurup cima sebebi ile iddet beklemenin hikmetinin gebelik olduğunu nazarlara vermiştir!
-Talak dörtteki hayız görmeyenler içün iddet tayin edilmesini bu sebeple o hayız görmeyenler arasında bulunabilecek "buluğa ermemiş kızlar"la cima meşruiyeti olarak ele almak batıldır çünkü buluğa ermemiş kız cima ile gebe kalmaz!
-Bakara suresindeki ayet ve sünneti seniyye ile iddetin başkaca sebep ve hikmetleri ortaya konmuşturki biriside halvettir!
-Bundan mütevellid buluğa ermemiş bir kız cima etmeden kocasından boşandığında da iddet beklemektedir!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmuyor ve konuşanı mahçup ediyor!
Alchindus
09-11-2009, 17:40
her kafadan ayri ses cikmasi enteresan degiol mi?
Muhterem her kafadan değil ana lisanlarını iyice öğrenmeden başka lisanlarda ahkam kesmeye kalkanlardan birde aydınlanmak ve aydınlatmaktan çok karartmaya tevessül edenlerden, vahyi bilgiyi kritize edebilecek mertebede olup olmadığında bakmadan ahkam kesenlerden garip sesler çıkmakta!
Tabiiki buda bize hayret vermekte :)
Basliktaki konunun bir din kitabinin icinde isi ne
Güzel bir sual, ümit ederim bunu ulpian cevaplar!
Gerçeğe nasıl bir ihanette bulunduda böylesine çirkin bir başlık attı kendisi ümid edelim bunu cevaplar!
Evlilik içün denklik ve marufluğu arayan islam birde nisa altıda sarahaten evlenme yaşı içün baliğ olma ve rüşdü zikredilmiştir!
Ya El Kındi
Nisa 6'da erkek yetümlerden zükredülmektedür.
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmuyor ve konuşanı mahçup ediyor!
Bir süz mahcub olmazsuz; ilmü pişkünlüğünüz üyunumuzu maukevser ilen toldurmaktadur.
Okumuyor ve anlamıyorsunuz muhterem! İnadınızı da anlamıyor değilim. İçiniz almıyor Kuran'dan çıkan sonucu. Üzülmeyin, dediğiniz gibi, sizden önce de nice müslümanın içi almamış ve türlü zorlama yorum ve tevillerle kurtarmaya çalışmışlar durumu. Yalnız değilsiniz. Ama madem üstelik bir de tartışmak istiyorsunuz, hem de böylesi iddialı, ithamkar bir üslupla, o halde mantık kurallarına sadık kalmalısınız.
İlleti cima olan hükmün hikmeti gebelik dışında ne olabilir :)
Birinci mesajımda da açıklamıştım, daha sonra da defalarca açıkladım. İddetin (boşanmaki bekleme süresinin) tek sebebi gebe kalma ihtimali değildir. Diğer sebebi de, fevri kararlarla boşanmanın kesinleşmesini önlemek, kocaya tekrar düşünmesi ve barışması için belli bir mühlet vermektir. Zaten Bakara/228'de bu yazar. Fakat eğer cinsel ilişki imkanı olmamışsa, yani ilişki salt akitten ibaret kalmışsa, bu durum için Ahzap/49'da iddet (bekleme süresi) gereksiz görülmüş.
Adam, adetten kesilmiş, postmenopozda yaşlı bir kadınla evlenir. Eğer ilişkiye girmeden tekrar boşarsa Ahzap/49'a göre boşanma hemen kesinleşir. Eğer ilişkiye girdikten sonra boşarsa Talak/4'e göre üç ay iddet bekler, hem de kadının gebe kalma ihtimali OLMADIĞI HALDE üç ay bekler.
Lafı oraya buraya çekmeye çalışmayın, şu somut soruya somut ve net bir cevap verin (verdiğinizi zannediyorsanız tekrar verin).
(1) Ahzap/49'a göre cinsel ilişki olmamışsa, iddet (bekleme süresi) de yoktur.
(2) Talak/4'e göre henüz adet görmeyen, büluğa girmemiş küçük kızların iddeti (bekleme süresi) 3 aydır.
Bu iki maddeyi kendiniz onayladınız defalarca!
Aynı zamanda diyorsunuz ki siz, büluğa girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir, fakat cinsel ilişki caiz değildir (yani kocası, kız büluğa girene kadar cinsel ilişki için beklemelidir).
=> Peki o zaman: Büluğa girmemiş küçük kızlarla cinsel ilişki eğer yasaksa, o halde zaten bunlar için her halükarda ve sadece Ahzap/49 geçerli olmalıydı (yani cinsel ilişki olmadığı için, iddet de olmamalıydı). Peki neden Talak/4'te bu büluğa girmemiş küçük kızlar için de bir iddet belirlenmiş?
İyi kasmalar... :)
saygılarımla
ulpian degil de tum imanlilara yoneltmistim soruyu. Bir din kitabinda, cinsellik derslerine, hele muhammed'e ozel ayetlerin isi ne? Evrensel bir kitapta, muhammed'in uvey evladinin karisinla evlenmenmesi fetvasi, veya aise'yle olan huzursuzlugunu giderici "sahit" ayarlamasi ayetlerinin bulunmasi hic mi suphenizi cekmiyor? Yoksa bunlar da arapca'dan yanlis tercumeler mi? bu arada alchindus, kurani cok iyi anladiginizi zannetmekte oldugunuz intubasina kapildim; herhalde arab orijininden olmalisiniz; gerci ben sizi osmanli hanedanindan zannederdim ama....
Arkadaşlar işi somutlaştıralım böyle alıntılar ile biryere varılmıyor bu konuda kendini iyi yetiştirmiş cevap vermiş GİBİ yapmayı öğrenmiş arkadaşlar var.
Karşı tezi savunanlara soruyorum ;
Diyelim ki bir ülke kurduk tamamen islam yasaları ile yönetiliyor
1 ) Bu durumda bir erkek diyelim yaşı 50 yaşında kaç yaşında bir kadın-kız-çocuk ile evlenemez ? Belirli bir yaş sınırı varmıdır ? ( Bunun cevabı verilmişti ama konu açısından teyid edelim )
şıklar ;
0 - 5
6 - 10
11-20
20-50
50 ve üzeri
Hepsi
2 ) İslama göre çevrenin ailelerinin rızasını alarak örneğin 6 yaşında bir kız çocuğu ile evlenilmesini engelleyen bir kural, yasa , ayet varmıdır ? ( Belki gözden kaçan bir ayet ya da satır arası mealler vardır teyid edelim )
3 ) 6 yaşında bir kız çocuğu ile evlenen başka kimi kimsesi olmayan yani bu çocukla aynı çatı altında kapalı kapılar duvarlar arkasında yaşayan bir erkeğe karşı, bu çocuğu koruyan gözeten cinsel amaçla yaklaşılmasını engelleyen bir ayet, kural , yasa varmıdır?
Sorular net lütfen cevapları da net olarak alalım burada ayet yorumu yapmıyoruz o yüzden lütfen sulandırmayalım.
NOT: Ben yazarken utandım bu yaşta çocukları örnek vermek zorunda kaldığımız için.
Sayın ozgurrr,
Sorularınıza cevap gelirse kibirli, pişkin ifadeli ve bol hürhürlü cürcürlü tefsirvari bir yazı gelecek. Ve o yazıdaki asıl amaç cevap vermek değil bir cevap vermediği halde cevap vermiş gibi görünmek olacak.
Şaman Türksoy
09-11-2009, 18:55
(1) Ahzap/49'a göre cinsel ilişki olmamışsa, iddet (bekleme süresi) de yoktur.
(2) Talak/4'e göre henüz adet görmeyen, büluğa girmemiş küçük kızların iddeti (bekleme süresi) 3 aydır.
Bu iki maddeyi kendiniz onayladınız defalarca!
Aynı zamanda diyorsunuz ki siz, büluğa girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir, fakat cinsel ilişki caiz değildir (yani kocası, kız büluğa girene kadar cinsel ilişki için beklemelidir).
=> Peki o zaman: Büluğa girmemiş küçük kızlarla cinsel ilişki eğer yasaksa, o halde zaten bunlar için her halükarda ve sadece Ahzap/49 geçerli olmalıydı (yani cinsel ilişki olmadığı için, iddet de olmamalıydı). Peki neden Talak/4'te bu büluğa girmemiş küçük kızlar için de bir iddet belirlenmiş?
İyi kasmalar... :)
saygılarımla
Bu kasmalar, kasılmalar olmasaydı, bir satırlık Kur'an hükmü için yüzlerce sahife laf salatası nasıl üretilebilirdi?
Kelam,Fıkıh uleması günün yirmi dört saatinde Kur'an'daki mucizeleri keşfetmek için mesai harcamaktalar. Tanıdığım en başarılı mucizeci ise -itiraf ederim- Adnan Oktar'dır. Bir de güzel temellendiriyor ki aklım şaşıyor. Big Bang için çalışan bilim adamlarının her yeni keşfi,Adnan Bey'i harekete geçiriyor. Kur'an'da bir ayetle örtüştürmek için yırtınıp duruyor.
Alchindus
09-11-2009, 19:04
İçiniz almıyor Kuran'dan çıkan sonucu. Üzülmeyin, dediğiniz gibi, sizden önce de nice müslümanın içi almamış ve türlü zorlama yorum ve tevillerle kurtarmaya çalışmışlar durumu. Yalnız değilsiniz.
:)
Muhterem kendini piskolojik telkinle rahatlatıp, üstüne birde okuyucuyu böyleliklede yanlış yönlendirme arzun olabilir amma bun eye delalet eder bir düşün!
Nice müslümanın yaptığı sahih yorum müslüman olmayan ulpian içün kıymetli değil amma varmak istediği batıl neticeye onu yaklaştırdığı zehabına kapıldığu mevdudinin yorumu zorlama değil hakikat :)
Ah muhterem ah, boşuna demiyoruz gerçeğe sadakat şart diye!
Kuranda bir müslümanın içinin almayacağı hiçbir husus yokturki müslümanlar zorlama yorum yapsın!
Diyoruz gerçeğe sadakat şart, olmadan olmuyor!
İddetin (boşanmaki bekleme süresinin) tek sebebi gebe kalma ihtimali değildir.
Muhterem seni mahcup etmek istemiyorum amma adeta "beni mahcup ediniz alchindus" deyu yazmaktasın! İddetin genel prensipleri değildirki mevzumuz, burada yine mantık cambazlığı yapmaktasın, sen ahzab kırkdokuz üzerinde durmakta ve bu ayet ile talak dörtteki iddeti birleştirmekte yani talak dörtteki iddetin illeti olarak ahzab kırkdokuzu nazara vermektesin! İşte bundan mütevellid diyoruzki ahzab kırkdokuzdaki iddetin hikmeti gebeliktir diğer hususlar değil! Bundan mütevellid talak dört ile ahzap kırkdokuzu birbirine bağlar isen ahzab kırkdokuzdaki hikmet gebeliktir ve bu sebeple talak dörtteki hayız görmeyenler buluğa ermemiş kızlar olamaz çünkü regl olmamış kız cima ile gebele kalamaz!
Çocukların anlayabileceği bir sebep sonuç münasebetidir bu, amma sen "hatalıyım, kurana iftira etmişim" dememek içün kendini dahada kötü hallere sokmaktasın!
İslam muhalifini hep böyle zor durumlarda bırakır muhterem çünkü onda güzellikten başka bir husus yoktur!
Aynı zamanda diyorsunuz ki siz, büluğa girmemiş, henüz adet görmeyen küçük kızlarla evlenmek caizdir, fakat cinsel ilişki caiz değildir (yani kocası, kız büluğa girene kadar cinsel ilişki için beklemelidir).
=> Peki o zaman: Büluğa girmemiş küçük kızlarla cinsel ilişki eğer yasaksa, o halde zaten bunlar için her halükarda ve sadece Ahzap/49 geçerli olmalıydı (yani cinsel ilişki olmadığı için, iddet de olmamalıydı). Peki neden Talak/4'te bu büluğa girmemiş küçük kızlar için de bir iddet belirlenmiş?
Gözlerini yumduğun husus defaatle seninde zikrettiğin iddetin diğer sebepleri ile talak dörtteki hayız görmeyenlerin sadece buluğa ermemiş kızlar olmadığıdır!
Ayetteki hayz görmeyenlerin ihtiva ettikleri hayız gördüğü halde sonradan görmeyenler yani baliğa iken hayzı kesilenler ve buluğ çağına eriştikleri halde hayz görmeyenlerdirde!
Bundan mütevellid sen orada sadece buluğa ermemiş kızlar olduğu zehabından evvela bir ricat edeceksin, bir çok hatan gibi bunuda bir düzelteceksin!
Sonrada tekrar bir önceki mesajımızda söylediğimize nazar edeceksin!
Ne idi o!
Bir kız baliğa olmadan evlenmişse ve halvet olmuş ise iddet bekler çünkü halvette iddet gerektirir!
İmdi idrak edebiliyormusun batıl rabıtanın çürüklüğünü!
İyi kasmalar... :)
:)
Muhterem kasan sensin amma bilesinki benimde muradım seni habire kastırmak değildir, belki hata edip gerçeğe sadakat göstermeni bekliyoruz hepsi o!
Amma kesin olan bir husus varki gerçeğe sadakatin olmadıkça kastırmaya devam edeceksin!
Ne diyor kuran!
Doğrusu insanın çalıştığından başkası kendinin değildir.
Necm 39
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmuyor!
Alchindus
09-11-2009, 19:09
ulpian degil de tum imanlilara yoneltmistim soruyu.
Soru yanlış yere tevcih edildiğinde bizde yanlış yere tevcih edilmiş suali doğru yere tevcih etmiş idik çünkü "başlıkta ne işi var" dediğiniz husu oraya kuranda yok iken yerleştiren muhteremin kendisi idi!
Bundan mütevellid sorunuzu imanlılara değil iman etmeyen ulpiana tevcih etmelisiniz!
Hakikaten yeter artık.
Talak 4. ayette şu ibare de vardır.
"şüpheye düşerseniz müddetleri, üç aydır"
"Belki de bu çocuğu hamile bırakmışımdır" diyen Müslüman koca 3 aylık bir iddete uymak durumundadır. Zorunlu da değildir. Şüpheye düşerse... Kızla cinsel ilişkiye girmiş ki şüpheye düşüyor. Bu kadar lafı eveleyip gevelemeye gerek yok. Bu kadar açık ve basit bir ayettir bu.
Alchindus
09-11-2009, 19:19
Ya El Kındi
Nisa 6'da erkek yetümlerden zükredülmektedür.
:)
Evvel yazdıklarından bilmekteyizki pek bir rahat yalan söyleyebilmektesin!
Vebtelül yetama hatta iza beleğun nikah fe in anestüm minhüm ruşden
Yukarıda dul kadınlara bile yetim denildiğini açıklamıştık. Âyetin inme sebebi gerek yalnızca küçük yetimler olsun ve gerekse kayıtsız olarak kendileri ile evlenilmiş kadınlarla da ilgili bulunsun, her şekilde âyetin mutlak surette kadınlara adaletli davranma hikmet ve gayesi ile ilgili bulunduğu da açıkça bellidir. Bundan dolayı âyetin iniş sebebinin özel oluşu, mânâ ve hükmünün de özel olmasını gerektirmeyeceğinden, da yetimler, delalet yolu ile olsa bile, dul kadınları da kapsayan genel bir mânâ ile ele alınırsa, âyetin hükmü ve hikmeti daha fazla bir açıklık ile düşünülebilecektir.
Elmalılı
Alchindus
09-11-2009, 19:24
Hakikaten yeter artık.
Talak 4. ayette şu ibare de vardır.
"şüpheye düşerseniz müddetleri, üç aydır"
Bencede yeter, çünki bu kadar da aleni yalan yazılmaz, oradaki şüphenin hem ayetin başındaki hayızdan kesilenler içün olduğu zahirdir hem bu şüphenin ne içün olduğu!
Amma maksat okuyucuyu illa yanlış yönlendirmedir!
Eğer şüphe ediyorsanız, buradaki "Eğer şüphe ediyorsanız" kaydı, ihtirazi (ilerisi için hesaba katılan bir kayıt) değil, bu meseleyi soranların veya soracak olanların meydana gelen veya gelecek olan sorularına göre vukuu (bir hadisenin cereyan tarzı)dur. Bu bir itiraz cümlesi demektir. Yoksa hayızdan kesilip kesilmediklerinde şüphe ediyorsanız demek değildir. Zira sığasıyla hayızdan kesilmenin bilindiği söylendikten sonra, "hayızdan kesilmede şüphe ediyorsanız" demek olmayacağı bellidir. Buna göre mânâ şöyledir: Bunların iddetlerinin nasıl olacağını kestiremeyip de müşkil görüyor, tereddüd ediyor ve soruyorsanız biliniz ki onların iddetleri üç aydır.
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!
kasmaya devam etmekte ısrarlısınız yani...
Peki o zaman, bir an için şöyle yapalım. Şu son dediğinizin doğru olduğunu varsayalım.
Bakın ''varsayalım'' diyorum, çünkü yanlış. Çünkü bu ayetlerden cimanın da meşruiyeti çıkar, sadece halvetin değil.
Ama neden yanlış olduğunu açıklamalara rağmen kabul etmiyorsunuz ya hani, işte bu yüzden sizin şu dediğinizin doğru olduğunu varsayalım:
Bir kız baliğa olmadan evlenmişse ve halvet olmuş ise iddet bekler çünkü halvette iddet gerektirir!
Yani diyorsunuz ki:
(1) Müslüman erkek, büluğa girmemiş küçük kızla evlenebilir.
(2) Ayrıca bu müslüman erkek, evlendiği yani hukuken KARISI olan, bu blüğa girmemiş küçük kızla ''halvet'' olabilir, yani dört duvar arasında baş başa zaman geçirebilir.
Bunu siz diyorsunuz!
Sonra da hiç sıkılmadan diyorsunuz ki:
Kuranda bir müslümanın içinin almayacağı hiçbir husus yokturki müslümanlar zorlama yorum yapsın!
(...)
İslam muhalifini hep böyle zor durumlarda bırakır muhterem çünkü onda güzellikten başka bir husus yoktur!
Şaka dimi? :)
saygılarımla
El Kındi,
İslam'da cezai ehliyeti olmayanlar çocuklardan sadece erkek çocuklardır. Böyle bir durumda kız yetimlerin başkalarının yanında koruma altına alınacağını filan düşünmek hatalıdır. Zira İslami inanca göre böyle bir ortam zinayı teşvik eder.
Ama anlaşıldığı kadarı ile burada olsa olsa erkek yetimlerden bahsedilmektedir. Zira evlilikleri kısıtlananlar sadece erkek çocuklardır. Küçük kızlar evlendirilebildiğine göre bunların buluğa ermeleri gibi bir şart söz konusu değildir. Evliler de zaten yetim değildir.
Unutma, cinsellik olsun olmasın Muhammed Ayşe ile Ayşe 6 yaşındayken evlendi mi? Evlendi... Demek ki cinsellik var ya da yok küçük kızlar evlenebiliyor; yani buluğa ermeleri beklenmiyor.
Talak 4. ayetten de çocuk karılarla Müslümanların cinsel ilişkiye girebildiklerini biliyor muyuz? Biliyoruz, yoksa çocuk karısını boşayan Müslüman neden "Acaba hamile kalmış mıdır?" diye şüpheye düşsün, değil mi?
Yalan söyleyen de sensin, İslam davası için her türlü yalan söylemenin ve iftira atmanın mümine vazife olduğu gerçeği de en büyük motivasyonun.
El Kındi,
Al bakalım bu da Diyanet çevirisi: Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır.
Hamile kalmışlarsa anlaşılması için 3 ay isteniyor ki hamile kaldılarsa artık fark edilir hale gelir. Boşadığın doğurgan kadınların iddeti ise bellidir, 3 adet kanaması oldu mu gönderirsin. İddetleri hakkında işte bu yüzden şüphe ediliyor ve 3 ay hamile kalıp kalmadıkları gözlemleniyor. Bu konu da herhalde pratikte 9 yaşından sonraki çocuklar için geçerli olur. Yoksa bir adam 3 yaşındaki zevcesini boşadığında hamilelik konusunda hiç bir şüpheye düşmez, 3 adet kanaması görme şartı nedeniyle aklı karışanlara kolaylık olsun diye açıklama yapan bir ayettir. Neyse, bu da bu ayetin aynı zamanda İslam'da pedofilinin meşruiyet ayeti olduğunu açıklıyor.
DÜZELTME NOTU:
Yaptığım hata nedeniyle herkesten özür diliyorum. Doğurgan hanımların iddeti 3 adet kanaması süresiymiş. 3 aydan fazla yani... Yine de hamile olmadığından emin olmak için konulmuş süredir. Daha vücut işleyişi hakkında tam bir bilgiye sahip olmadıklarından 3 kere adet kanaması görüp emin olmak istemişler.
demendor
09-11-2009, 20:25
konun çok iyi çok iyi anlatmışsın teşekkürler
Saygılar..
Idaa makaminin konunun anlatigi felan yok,
burada islam nikah ve bosanma hukuku ile ilgili ayetlerinden, zorlama bir sekilde iftira atma cabasi vardir, birde utanmadan "islam alimleri de böyle diyor" denilerek bir gerekce sunulmak istenilmektedir.
Islam alimlerin, müslümanlarin görüslerini destekleyen din hakkinda yorumlari oldugunda, onlarin bu islevini kabul etmeyenler, kücümseyenler, kendi zorlama cikarlari icin "islam alimlerini" kendi sapkin yorumlari icin onlarin görüslerine itibar etmekte.....
öncelikle karar verin.....
islam alimleri "matematik hatasinda" haksiz da
buradaki bahsi gecen zorlama iftira icin "hakli" mi oluyorlar ?
Invi,
Sen haklıysan İslam alemindeki uygulama neden senin anladığının tersi...
Daha da önemlisi bu ayetleri Muhammed de yanlış anlamış...
Muhammed dahil çoğu Müslüman cahil; sizler alimsiniz, öyle mi?
Ayıptır... Mehmetsalih gibi dürüst olun biraz; o en azından kendince bu işin aslında ne kadar erdemli bir gerçek olduğunu savunup Kur'an'ın namusunu kurtarmaya çalışıyordu... Apaçık ayeti yalanlamıyordu sizler gibi...
Cellist
ne bahsi gecen ayetlerde, ne bahsi gecen islam alimlerin görüslerinde, ulpianin sig ithamindaki "islam=evlilik =kuran=pedofilik" cikarimi mümkün degildir...
bu sadece bu dine karsi olan birisinin desteksiz bir ayet yorumudur ki, buda islami baglamaz...
mehmetsalih ile degil ben, bu dine düsmanligi misyon edinmis sizler ayni dili konusmaktasiniz...kendisinin yürütügü mantik ve islev birakin dine hizmet olarak algilanmasini, dinsiz olmus ama hümanist olmayi dogru bulmayanlarin degirmenine su tasimayi görev bilendir kendisi....
Sizin anlamadiginiz, veya anlayip kabul edemediginiz asil gercek sudur ki, islam arap cöllerinden bugün dünyanin her yerinde kök salmaktadir, dünyanin her yerinde her zaman bir ezan okunmaktadir, savunmak gibi bir özel derdi, misyonu olamaz, kök salabilmis toplumlarda, toplumsal hayata reaksiyoner degil, aksiyonerdir....
Ateist toplumlarda yetismis insanlar müslüman olmaktadir, mehmetsalihe ve sizlerin kin ve nefretlerinize ragmen !
ama siz bu gercekleri kabul etmeme gibi bir özgürlügünüz de var tabi
kardeş o devirlerde bize sadece kuran ulaşmış
ve öyle veya böyle kurana uymak zorundayız.
şu da var kuran anayasa değil çoğu kez tekrarladım bunu.
yani şunu görmeiyorum bu yok hesabı olan bi kitap değil.
çok kapsamlı çok geniş bir kitapta değil
mantık basit
iyi insan ol.
yaratanını bilerek yaşa şükret iyilik yap iyi ol öz bu..
kitapta başka şeyler aramaya ne hacet..
siz başka şeyler aradıkça işler böyle çetrefilli olmaya başlıyor.
basit mantıkla düşün.
yaratanı bil onun istediği gibi iyi ol .
bu kadar.
allah zaten insanın vicdanının aksi bişey söylemez istemez aklı olan allahın istediğini vicadanı ile bulabilir
bir yere kitap peygamber gelmemiş olsa dahi
insan az çok bunlara akıl erdirirse kurtuluşa erer.
yani allah onu yakıp azap etmez.
Mindar,
Bildiğim kadarıyla Kur'an kötülükten veya boş işten başka bir emir vermez. Evrensel ahlaka uygun tek bir ayet gösterebilirseniz minnettar kalırım.
Demek istediğim İslam tanrısına inanmak, Muhammed'e hayır dua okumak, Muhammed'e salat etmek, ibadet etmek gibi şeyler değil de insanlar arası ilişkiler için halen de geçerliliğini koruyan evrensel ahlaka uygun bir tanecik ayet görmek istiyorum.
evrensel-insan
09-11-2009, 23:34
Saygideger Alchindus;
Bir serbest dusunur olarak ve her turlu dogal dusunceye oldugu gibi; Kuran'a ve onun getirdigi Islam'a da disaridan bakan ve notr algilayan bir birey olarak; ve bu meselenin kokten ve yorumsuz, aynen Kuran'daki gibi ne oldugunu algilamak adina, bir onerim ve merakim var. Once bildiklerimi siralayayim ve yanlis ise siz duzeltin.
Birincisi, evlenmenin alt ve ust siniri yoktur, ama; bu tarih icinde zamanla belirli bir yas grubu olarak toplumda uygulanmistir. Su andaki yas alt sinir olarak, 16 ve ust sinir yoktur. Burada 16 koymamin sebebi, bir disinin bulug cagina ermesinin kesinlesmesini dusundugumdendir. Bu fizikidir.
Kendinden sorumlu olabilme temelinde ise yas, hem erkek hem kadin icin 18 olsun.
Soracagim soru sudur. Islam'da,m kuran'da belirtildigi sekilde cinsel iliskinin mahiyeti nedir? Yani, blug cagina ermemis bir kizla cinsi iliski serbestmidir?
Bu sorunun temeli, blug cagina ermemis bir kiz ile evlenilebilecegi temelindedir.
Ya da gebelik doneminde cinsel iliski serbest midir?
Kisaca, Kuran da; erkege bir "cinsel iliski yasagi" var midir? Varsa nedir?, yoksa; Eger evliligin amaci; annelik ise, o zaman blug cagina ermemis bir kizla iliskinin anlami nedir?
Bildigim kadariyla, Kuran disinin uretkenligi annelik ile; disinin cinsel yonu kadinligi ayirmaktadir.
Bosanma konusuna gelince; anladigim kadariyla, evliligin alt siniri olmadigindan; blug cagina ermemis bir kiz cocugu ile evlilik mumkundur.
Dolayisiyle, bosanma icin, 3 ay sarti gerekmez. Ama; blug cagina girmemis bir kizla, evlilik serbestse; cinsel iliski de serbest degilmidir? Ya da, bir erkek cinsel iliskiye girmeyecekse, blug cagina girmemis bir kizla neden evlenir?
Madem bosanma soz konusu; gebelik te sadece hamile kalabilen kadinlar icin soz konusudur.
Menapoz dan, ya da blug cagina ermediginden dolayi; bu durumda olan disilerin hamile kalmasi mumkun degildir. Ama; sonucta cinsel iliski olmussa, beklemek gerekir.
Gelelim subyanciliga; bunun temel anlami, blug cagina girmemis, ya da girmiste resit olmamis kizlarla cinsel iliski kuran/onlardan cinsi haz duyan, kisaca kadin olmaya henuz hazir olmayan kizlarla duyulan ve uygulanan erkegin cinsel arzusudur ve bunu dusunen/uygulayan erkek demektir.
Bu temelde bakildiginda; eger bir erkek, blug cagina ermemis bir kizla evlenmek isterse, bunun adi sizce ne olur? Bu evlilikte, erkegin, blug cagina ermemis kizi cinsel iliskiye zorlamasinin adi ne olur? Bu cinsel iliski de, kuran'a gore erkege bir ceza varmidir?, yoksa neden yoktur?
Son olarak cariyeler konusu. Bence Kuran'in erkek icin yaptigi disi uzeri annelik ve kadinlik ayrimi en guzel burda ortaya cikiyor. Cunku, bildigim kadariyle, cariyeler, ya da savas esir disileri, yaslarina bakilmadan bir cinsi kullanim araci olarak degerlendiriliyorlar ve yine zannedersem, cinsel iliski icin erkege gelen bir kisitlama yok. Yani, bir erkek, yasi kac olursa olsun bir cariye edindigini blug cagina ermemis olsa bile, cinsel iliskiye tabi tutabiliyor.
Eger subyanciliga bakarken, disiyi normal ve cariye diye ayirmazsak; blug cagina girmemis bir genc kizla cinsel iliski kurmanin adi nedir?
Ustelik, gunumuz dunyasinda cariye anlayisi bugun yoktur. Peki Kuran, buna nasil bir acilim getirmistir?
Sozun kisasi; Islamda, Kuran'a dayanarak; ERKEGE GETIRILEN BIR CINSEL MUNASEBET KISITLAMASI VAR MIDIR? Varsa, nedir ve nasil getirilmistir? Yok ise, bu konu erkek kadin esitligi olarak nasil aciklanabilir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Mindar,
Bildiğim kadarıyla Kur'an kötülükten veya boş işten başka bir emir vermez. Evrensel ahlaka uygun tek bir ayet gösterebilirseniz minnettar kalırım.
Demek istediğim İslam tanrısına inanmak, Muhammed'e hayır dua okumak, Muhammed'e salat etmek, ibadet etmek gibi şeyler değil de insanlar arası ilişkiler için halen de geçerliliğini koruyan evrensel ahlaka uygun bir tanecik ayet görmek istiyorum.
Göz görmek istemedikten sonra, kim gösterebilir ki o göze, bak bu doğru, bak bu eğri,
Bırakın ayetleri, Allah'ı göremedikten sonra, size bir değil binlerce ayet söylesek, yazsak ne farkeder ki?
Kalpte bu kadar kin, bu kadar öfke olduğu sürece, kim o kalbe sevgiyi sokabillir ki?
Umarım bir gün gelir, atarsınız içinizdeki bu kini, öfkeyi.
Buna yardımcı olacaksa, varın devam edin kusmaya, öfkenizi, kininizi.
Saygılarımla
EnvyMe,
Ucuz replikler yazmadan bana evrensel ahlaka uygun bir ayet ya da hadis gösterin. Kaynağı ile birlikte olsun. 15. yy ve sonrasında da yazılmış hadis istemiyorum; yalan oldukları besbelli... Neymiş efendim, Alim Cefcüfi felan Hazretleri rüyasında görmüş de, asla yalan söylemezmiş... Yok öyle yağma! :)
Kur'an'da hadiste bulamıyor anca rüyasında görüyor Muhammed'i düzgün laf ederken ya da iyi bir iş yaparken...
İçinde sizi düşünerek yazdığım şeye niye ucuz diyorsunuz?
Replik değildi o, sadece bir iyi niyetti. Siz orduda 20 senenizi geçirerek insanlara olan inancınızı yitirmiş olabilirsiniz ama ben 30 senede henüz bunu yitirmedim.
Kaynak gösterme olayına gelince, size daha önce bir kaynak söyledim. Karşılığında ne söylediğinizi buraya yazmayım isterseniz. O yüzden Diyanet'in sitesinde bulabilirsiniz istediğinizi.
Alchindus
10-11-2009, 00:32
Peki o zaman, bir an için şöyle yapalım. Şu son dediğinizin doğru olduğunu varsayalım.
Bakın ''varsayalım'' diyorum, çünkü yanlış. Çünkü bu ayetlerden cimanın da meşruiyeti çıkar, sadece halvetin değil.
Muhterem, benimle bir süredir yazışmaktasın hiçbir şey öğrenemedi isen mesnetsiz yazı yazılamayacağını öğrenmiş olman icab eder idi!
Bu meseleyi veyahut başka bir meseleyi konuşuriken alchindus veyahut ulpianın indi mütaalalarından evvel meselenin esas ehliyetlilerinin ne dedikleri muhimdir!
Biz bir hususu iddia ettiğimizdeki konu islama dair olmakta, bunu ayet ile hadis ile, sahabi sözü ile müfessirinin ve fukahanın reyleri ile bunu yapıyor, nazara bunları veriyoruz!
İmdi ulpiana diyoruzki onun indi mütaalaları bizi alakadar etmiyor, bize varolduğunu söylediği meşruiyeti talak dörtten çıkaran mevdudiden başkaca bir misal getirsin, bunu evvela bir yapsın amma buda yetmez ondan sonrada onca fukahanın cima içün baliğa olmaklığı şart görmesini bir izah ediversin!
Madem bu denli sarihtir iddia ettiği husus, niçün onca fakih baliğa olmayı şart görmüştür!
ulpianın izah etmesi icab eden başkaca bir husus daha vardır, oda mevdudi gibi düşünenlerin neyi kast ettiklerini anlayıp anlamadığı meselesi! Misalen o sanmakta mıdırki mevdudi "üç beş yaşındaki sabi ile cima edilir" demekte!
Mevdudi gibi düşünenler dahi cima içün eşin bedenen ve ruhen hazır olması gerektiğini ifade etmişlerdir!
İslam aleyhine yazmak içün o denli motive olunmuşturki, sarih gerçeklere dahi gözler kapatılmıştır!
Gerçeğe sadakatsizlik kişi içün ne hazinliktir!
Şaka dimi? :)
Vallahi konuşulan mevzuları çocuk oyuncağı bellemediğimiz içün bu bahislerde şakaya latifeye bizde yer yoktur!
Amma hakikatle, gerçeklikle rabıtası olmayan içün bu bahislerde latifeler yapmaktan çok daha ağır işlenmiş cürümler vardır! Keşke yaptıkların "latife" bahsinde değerlendirilebilseydi amma gel görki bu mümkün değil!
Hep diyoruz, gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor!
Derdin kendindendir bilmiyorsun
Derman yine kendindedir görmüyorsun
Koskoca alem içine yerleştirilmiş
Sen kendini hala küçük birşey zannediyorsun
Hadislere göre Ali, Benu Kureyza soykırımında esirleri koyun gibi yatırıp gırtlaklayarak ve kafalarını kopararak en az 300 kişiyi katletmiştir. Hadislerde de iyi bir halt etmiş gibi anlatılır... Demek bu işleri yaptıktan sonra bir de oturup tasavvufi "tuyku" dolu şiirler yazıyormuş. Vay be, ne çok yönlü adammış! yiğitlik onda, edebiyat onda, felsefe onda... Şeykspir'le Hegel halt etmiş yanında...
O talanda elde ettiği cariyelerden birine şöyle bir şey demiş olması çok muhtemel: "Çok tuykulandım yazdım, biliyon mu, aslında günaşı gordü mü ölen bir çöl çiçağı gaden naifimdir..." Bir de 2 saat önce babasını abisini gırtlakladığı kızı etkilemek için koparmıştır da bir uzun hava (çok yönlü ya): "Vadey vadey vadeyyy!"
Envyme,
Namusun karşılığı olarak kadın cinsel organının karşılığı bir kelime içeren ayet göstermiştiniz. Bu evrensel değil ki... Namus ayrıdır takım taklavat ayrıdır. Seks kölesi ticareti namus değil namussuzluktur. Siz ise çıkıyor kadınlık organına namus diyerek, mülkiyetinizdeki kadınlık organlarınızı koruyun diyen ayetteki ilkel tanımlamayı namus diye bana dayatıyorsun. Olmaz böyle saçmalık... Ben size uygun Kureyş adetlerini sormadım, Müslüman ya da değil bütün insanlığın hayrına -hayvanları da geçtim, onlar da evrensele girer de, hadi onlardan da vaz geçtim- evrensel değerde bir tanecik ayet varsa gösterin diye büyük konuştum. Gösteremeyeceğinizden de adım gibi eminim.
Bana genital bölgeli ayet yazmayın. Tekrarlıyorum size göre namus demek sadece mülkiyetinizdeki kadınlık organlarına başka erkeklik organ ya da organlarının temas etmemesi olabilir. Ama namus çok geniş ve yüce bir kavramdır. Pipi ve kukuyla bayağılaştırılıp dejenere edilecek bir kavram değildir.
Alchindus
10-11-2009, 00:44
Soracagim soru sudur. Islam'da,m kuran'da belirtildigi sekilde cinsel iliskinin mahiyeti nedir? Yani, blug cagina ermemis bir kizla cinsi iliski serbestmidir?
Bu sorunun temeli, blug cagina ermemis bir kiz ile evlenilebilecegi temelindedir.
Ya da gebelik doneminde cinsel iliski serbest midir?
Kisaca, Kuran da; erkege bir "cinsel iliski yasagi" var midir? Varsa nedir?, yoksa; Eger evliligin amaci; annelik ise, o zaman blug cagina ermemis bir kizla iliskinin anlami nedir?
Efendim kuranda baliğa olmamış eşle cima edilebileceğine dair hiçbir ifade, izin ruhsat yoktur!
Cinsel ilişki yasağı bahsinde ise ters ilişki diye tesmiye olunan anal birliktelik islamca kerih görülmüştür!
İyice temizlendikleri vakit, Allah'ın emrettiği yerden onlara varın.
Bakara 222
Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : Bakara Suresi
Ravi : Ümmü Seleme
Hadis : Resulullah (sav): "Kadınlarınız (çocuk yetiştirdiğiniz) tarlalarınızdır, tarlanıza dilediğiniz gibi gelin" ayetiyle ilgili olarak şöyle buyurdu: "Tek yoldan (ki o da çocuk yoludur) olmak kaydıyla dilediğiniz şekilde temas kurun"
HadisNo : 485
Fasil : HUDUD BÖLÜMÜ
Konu : Livata Ve Hayvana Temasın Haddi
Ravi : İbnu Abbas
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allahu Teala hazretleri, erkeğe temas eden veya kadınlara arka uzvundan temas eden erkeğe (kıyamet günü rahmet nazarıyla) bakmaz."
HadisNo : 1619
Hamilelik halinde cima hususunda ise açık bir yasak bildiğim kadarıyla yoktur amma genel kaide çerçevesinde sağlığa zararlı bir hal var ise oda caiz olmaz!
Bosanma konusuna gelince; anladigim kadariyla, evliligin alt siniri olmadigindan; blug cagina ermemis bir kiz cocugu ile evlilik mumkundur.
Dolayisiyle, bosanma icin, 3 ay sarti gerekmez. Ama; blug cagina girmemis bir kizla, evlilik serbestse; cinsel iliski de serbest degilmidir? Ya da, bir erkek cinsel iliskiye girmeyecekse, blug cagina girmemis bir kizla neden evlenir?
Madem bosanma soz konusu; gebelik te sadece hamile kalabilen kadinlar icin soz konusudur.
Menapoz dan, ya da blug cagina ermediginden dolayi; bu durumda olan disilerin hamile kalmasi mumkun degildir. Ama; sonucta cinsel iliski olmussa, beklemek gerekir.
Efendim din bir bütündür, ahkam şumulu ile ele alınmalıdır! Mevzubahis olan islam gibi kıyamete kadar cari hukuk nizamı tebliğ eden olduğunda bunlara dikkat etmek icab eder!
İnsanların halleri türlü türlüdür, bölgeler, adetler töreler gibi bir çok husus vardır, bir toplum kızçocuklarının erken evlenmesini maruf sayabilir, bunlar zaman içinde sosyolojik ihtiyaçlarla husule gelir! Alemşumul bir dinin bunlara dairde ahkamının olması pek tabiidir!
Size manalı gelmeyebilir amma bazı insanlar kızları buluğa ermesede uygun bir talip var ise nikah akdini yapıp baliğa oldunduktan sonra zifafın gerçekleşmesini uygun görebilirki böyle çokda misal vardır!
Hatta fıkıhta baliğa olmadan nikahlanmış kızın, baliğa olduktan sonra bu nikahı fesetme hakkı dahi vardır hanefi fukahasınca!
İmdi bir diğer husus başlıkta çokca zikrettiğimiz gibi iddetin tek hikmeti gebelik değildir, ahzab kırkdokuz açısından hikmet mutlak manada gebeliktir amma cima etmemiş çiftler veyahut menapozlu hanım içün iddet sözkonusu ise burada iddetin diğer hikmetlerine nazar etmek icab eder!
Eşlere tekrar düşünme fırsatı verme veyahut evliliğin görünür görünmez bütün tesirlerinden kurtulma gibi hikmet ve fırsatları vardır iddetin!
Anladığım kadarıyla ulpianın yaptığı hata ile sizde talak dörtteki hayz görmeyenleri tek bir zümre sanmaktasınız! Halbuki onlar içinde buluğ çağına geldikleri halde regl olmayanlar ve evvelinden hayz görmüş olsalarda bir sebeple hayzdan kesilenlerde ve sıhhi bir araz sebebi ile hiç hayız görmeyecek olanlarda vardır! Bundan mütevellid bu üç zümre içün gerek halvet gerek cima sebebiyle iddet isabet edebilir! Amma ulpianın yapmak istediği buradaki hayz görmeyenler içinde bulunabilecek buluğa ermemişlere cima meşruiyeti çıkarmaktır ayetten böyle bir şey çıkarmak mümkün değildir, ne lafzen ne yorum ile! Yorumlama bahsi üzerinde çokça durduk, eğer mesele ahzab kırkdokuza bağlanacak ise zikrettiğimiz gibi o ayetteki illet cima hikmet ise gebeliktir, bundan mütevellid o ayet sebebi ile iddet tahakkuk ettirileceklerin gebe kalabilecek olmaları icab etmektedir, onlarda regl olmamışlar olamaz!
Gelelim subyanciliga; bunun temel anlami, blug cagina girmemis, ya da girmiste resit olmamis kizlarla cinsel iliski kuran/onlardan cinsi haz duyan, kisaca kadin olmaya henuz hazir olmayan kizlarla duyulan ve uygulanan erkegin cinsel arzusudur ve bunu dusunen/uygulayan erkek demektir.
Bu temelde bakildiginda; eger bir erkek, blug cagina ermemis bir kizla evlenmek isterse, bunun adi sizce ne olur?
Efendim pedofilide zikrettiğimiz gibi kişinin erişkinle değil küçük çocukla haz arama dürtüsü vardır ve nadiren bu cimaya varır, pedofil genelde cinsel uzvu müşahade veyahut temas ile tatmin olmaktadır!
Burada verdiğiniz örnekte şu muhimdir, eğer kişi erişkinlere değil sadece küçüklere karşı cinsel ilgi duyuyorsa bu bir arazdır, sağlıklı makul bir insane davranışı değildir!
Amma bu meselenin islama bakan yönü nedir!
İslam "yaşıtlarınızla erişkinlerle değil cinsel hazzı küçüklerle arayın" mı demekte!
Dediğim gibi bir dinin evlilik içün bir alt yaş sınırı belirtmemesi nasıl pedofili diye tesmiye olunabilir!
İslam evlilikte denklik ve marufu öncelemiştir!
Yani eşler gerek yaş gerek akıl gerek sosyal statü gibi hususlarda mümkün mertebe birbirlerine denk olmalı ve evlilik marufa yani toplumlarında yaygın ve kabul görmüş telakkilere uygun olmalıdır!
İmdi bir din bunu dedikten sonra ona nasıl pedofili isnadında bulunulabilir!
Buluğa ermiş 13-14 yaşlarında bir erkek ve kıza "evlenebilirsiniz" dediği içün mü!
Efendim, bazı kişilerin uygulamada bazı insanların yaptığı hataları islama fatura etmeye çalıştığının sanırım sizde farkındasınızdır!
Sözünüzün nihayetinde cariyeler hususunda zikrettiklerinizinde yanlış olduğunu düşünmekteyim, düşünmekteyim demekteyim çünkü cariyeler hususunda özel bir tetkikim olmadı! Yani nikah ahkamında cariyeler içün bazı düzenlemeler olduğunu bilmekle birlikte cima içün baliğa olup olmama bahsinde hür ile bir ayrım olduğuna dair bir husus hatırlamamaktayım!
Bunu tetkik etmeliyim!
Amma şunu söylemeliyimki sanıldığının aksine cariye bir seks kölesi değildir! Her cariye ile cinsel yaşam olacak diye bir husus olmadığı gibi cariye ile cinsel yaşamın dahi hukuki statüsü, icapları ve sorumlulukları vardır!
Birde her caire ile cima olmaz, misalen cariyenin hayatta kocası var ise nikah devam ettiğinden onunla sahibi cima edemez!
Bir diğer hususda şudurki bu bahislerdeki bir çok husus, hakkında dinin açıkça nass ortaya koyduğu hususlar değildir, bir çok hüküm fukahanın içtihadı ile ortaya konmuştur ve bilinmelidirki fukaha fakih insandır, hata edebilir ve fukahada yaşadığı cemiyetin ve zamanının çoğudur!
İslam hukukunun dinamizmi buradadırki içtihad müessesesi ile yenilenen zaman içün icap eden yeni ahkam her daim ortaya konabilir!
Alemi islamın son asırlardaki problemlerinin başında bu işi yapacak ehliyetli fukahanın noksanlığıdır!
sayın alchindus,
bence islamı rivayetlerden değil kurandan anlatmaya çalışalım
bir öz eleştiri yapacağım
eğer desteklerinizi hadis (adına uydurulmuş sözler) veya rivayetlerden verirseniz,
iyi bir sonuç elde edemezsiniz.
sizin le şimdi burda çekişmeyelim :)
ama olayın özü bu. hadisler hakkında biliyorsunuz 1milyondan fazla hadis uydurulmuş yüzde 90 nından fazlası elenmiştir.
yüzde 90 ı yalan uydurma olan birşeyin yüzde 10 nuna da güvenilmez.
hakeza Allah bizi kurandan sorumlu tutmuştur.
ondan hesaba çekileceksiniz demiştir.
saygılar.
Madem bu denli sarihtir iddia ettiği husus, niçün onca fakih baliğa olmayı şart görmüştür!
Ben cevap vereyim,
Şunçündür kü
Onca fakih Muhammed ve sahabe gibi geniş mezhepli olamamış, bu konuyu vicdanlarına yedirememişlerdir. Herkesin kızı var torunu var... Onlar da hadislere ayetlere kırk takla attırıp Allah'ın (!) verdiği sapıklık iznini uygulatmamaya çalışmışlardır.
Konu bu kadar açık... Salağa yattıkları ve İslamen de münafıklık ettikleri açıktır...
Alchindus
10-11-2009, 00:58
Muhterem mindar, bu bahiste görüleceği üzre ben bizzat kuran ve mevzu bahis edilen ayet üzerinde durmaktayım!
Amma bir müslüman sünnetede sırtını dönemez çünkü kuran bizzat sünnete açıklama, örneklik olma gibi görevler yüklemiştir!
Hz. Muhammede yalan yanlış bir çok söz isnat edilmiştir bu doğrudur amma sahih sünnette elimizdedir, zati bizde onunla alakadar olmaktayız!
Gerçeğe sadakat şart, bu olmadıktan sonra siz kişiye sadece kurandan veyahut sadece hadisten misal getirmişsiniz çokda muhimdir değildir muhterem!
Zati bizde böyleleri içün değil, gerçeği arayan ve öğrenmek isteyen içün yazmaktayız!
Hayırlı akşamlar!
evrensel-insan
10-11-2009, 01:04
Saygideger alchindus;
Size manalı gelmeyebilir amma bazı insanlar kızları buluğa ermesede uygun bir talip var ise nikah akdini yapıp baliğa oldunduktan sonra zifafın gerçekleşmesini uygun görebilirki böyle çokda misal vardır!-Alchindus-
Iste benim sorumun bir tanesi buydu. Evlenen erkegin, blug cagina girmemis esiyle, blug cagina girmeden iliski kurmasyacagini, garanti eden nedir? Kurarsa, cezasi var midir?, varsa nedir?
Ya da evlenmeden bir erkek; bulug cagina ermemis bir kizla cinsel munasebet kurarsa; bunun Kuran'daki cezasi var midir?, varsa nedir?
Bir degindigim konuda Kuran da, disiye yapilan annelik/kadinlik ayrimiydi.
Asil sorum ise; Kuran da; erkege cinsel munasebet kisitlamasi getirilip getirilmedigiydi.
Sonucta, bir erkegin bulug cagina ermemis bir kizla evlenmesine izin verilmesi; o erkegin, blug cagina ermemis olan esiyle cinsel iliskiye girmesine yol verilis degilmidir? Bunu kontrol etmek mumkun degildir. Ya da boyle bir durumda kizin bir sikayetine karsi, erkege bir yaptirim uygulanir mi? Uygulanirsa, nasil bir uygulamadir, bu?
Ayrica bildigim kadar, kadinin cinsel secim/istek ozgurlugu de yok.
Bir de tecavuz konusunu aciklarsaniz, sevinirim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Birde her caire ile cima olmaz, misalen cariyenin hayatta kocası var ise nikah devam ettiğinden onunla sahibi cima edemez!
Haddi oradan çakma alim...
Al sana ayet:
Nisa Suresi 24. ayetten ilgili hüküm
"Sağ ellerinizin mâlik olduğu müstesna olmak üzere kadınlardan kocalı olanlar da size haramdır."
Ya El Kındi!
Takla atmaya hazır mısın?!
Müzik başlasın! (Cup pak cup pak cup pak ...)
Not: Meallerin en doğrusu ile daha az doğrusunu değiştirdim, değişiklik budur.
İmdi ulpiana diyoruzki onun indi mütaalaları bizi alakadar etmiyor, bize varolduğunu söylediği meşruiyeti talak dörtten çıkaran mevdudiden başkaca bir misal getirsin, bunu evvela bir yapsın amma buda yetmez ondan sonrada onca fukahanın cima içün baliğa olmaklığı şart görmesini bir izah ediversin!
Madem bu denli sarihtir iddia ettiği husus, niçün onca fakih baliğa olmayı şart görmüştür!
http://img193.imageshack.us/img193/7193/screenhunter2u.png
İbn Kesir Tefsirinden...
Sayın frodo,
Muazzam bir belge bulmuşsunuz.
Ancak size bir cevap yazılacaksa o cevabın içinde pişkin pişkin sırıtıldığının delili olan yüz ifadeleri ve "Gerçeğe sadakat esas işimüzdür!" cümlesi veya eşanlamlı cümleleri dışında anlamsız laf kalabalığından başka bir şey beklemeyin.
Bu beyefendinin ne zaman "Ya doğruysa o zaman haliniz nice olur?! O zaman da ben gayya kuyusuna seslenir dimemüş mi idüm deyu dirüm!" diye sinirli bir cevap yazacağını merak ediyorum.
Ey îmân edenler! Mümin kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan (yani, onlarla cima etmeden} onları boşarsanız, sizin için onlar aleyhi ne sayacağınız bir iddet yoktur. (Ahzâb/49) Bu durumdaki bir kadının iddet bekleme yükümlülü ğü yoktur. Arzu ettiği takdirde boşandığı gün evlenebilir. Hayız görmeyen ve kocasının kendisiyle gerdeğe girdik ten sonra boşadığı kadın da üç kur' [üç ay hâli] bekleme den istisna edilmiştir.
Talâk sûresinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
Hayızdan kesilmiş (yani, yaşlı olduklarından dolayi artık hayız görmeyen) ve (yaşlarının küçüklüğü sebebiyle henüz} hayız görmeyen kadınlarınıza gelinçe, -şüphelendinizse- onların iddeti üç aydır. (Talâk/4)
Görüldüğü gibi, hayız görme yaşma gelmemiş ve ken disi ile gerdeğe girildikten sonra kocası tarafından boşan mış kadının durumu da aynı şekildedir: onun da iddeti üç aydır. Şayet üç ay geçmeden önce hayız görmeye başlar sa, hayızı esas alarak iddet bekler ve ay hesa -1 ile iddet beklemeyi terke der.
Ahkam Ayetleri Tefsiri, El-Horasani; Talâk bahsi
Her nedense, muhterem Alchindus son mesajımın bir kısmına cevap vermiş, fakat asıl kısmını es geçmişsiniz yine.
Madem tartışıyoruz, o halde teyid etmenizde ısrarcı olacağım. Teyid etmenizi istediğim yeri kırmızı ile işaretliyorum:
Peki o zaman, bir an için şöyle yapalım. Şu son dediğinizin doğru olduğunu varsayalım.
Bakın ''varsayalım'' diyorum, çünkü yanlış. Çünkü bu ayetlerden cimanın da meşruiyeti çıkar, sadece halvetin değil.
Ama neden yanlış olduğunu açıklamalara rağmen kabul etmiyorsunuz ya hani, işte bu yüzden sizin şu dediğinizin doğru olduğunu varsayalım:
Bir kız baliğa olmadan evlenmişse ve halvet olmuş ise iddet bekler çünkü halvette iddet gerektirir!
Yani diyorsunuz ki:
(1) Müslüman erkek, büluğa girmemiş küçük kızla evlenebilir.
(2) Ayrıca bu müslüman erkek, evlendiği yani hukuken KARISI olan, bu blüğa girmemiş küçük kızla ''halvet'' olabilir, yani dört duvar arasında baş başa zaman geçirebilir.
Bunu siz diyorsunuz!
Önce bunu teyid ediniz, sonra dilerseniz bu ayetlerden cimanın da meşruiyetinin çıktığını tekrar izah edeyim.
saygılarımla
Corpse Bride
10-11-2009, 08:59
Muhterem mindar, bu bahiste görüleceği üzre ben bizzat kuran ve mevzu bahis edilen ayet üzerinde durmaktayım!
Gerçeğe sadakat şart, bu olmadıktan sonra siz kişiye sadece kurandan veyahut sadece hadisten misal getirmişsiniz çokda muhimdir değildir muhterem!
Zati bizde böyleleri içün değil, gerçeği arayan ve öğrenmek isteyen içün yazmaktayız!
Hayırlı akşamlar!
hem ayet üzerinde durmaktayım diyor, hemde kurandan ve hadislerden misaller çokta muhim değil diyorsunuz ne yaman çelişki. islam dunyası bu ikisi üzerinden yaşnırken sizin gerçek neyin gerçeği? adet gördü diye 9-10-11-12-13-14 yaşındaki çocuk ruhsal ve bedensel yönden bu işe hazırmı da 40-50-60 yaşındaki müslman erkekler bu çocukları kendilerine eş yapıyor bunlar yokmu diyeceksiniz bu adamlara subyancı denmezde ne denir. durun ben söyleyim "müslüman"
Arkadaşlar işi somutlaştıralım böyle alıntılar ile biryere varılmıyor bu konuda kendini iyi yetiştirmiş cevap vermiş GİBİ yapmayı öğrenmiş arkadaşlar var.
Karşı tezi savunanlara soruyorum ;
Diyelim ki bir ülke kurduk tamamen islam yasaları ile yönetiliyor
1 ) Bu durumda bir erkek diyelim yaşı 50 yaşında kaç yaşında bir kadın-kız-çocuk ile evlenemez ? Belirli bir yaş sınırı varmıdır ? ( Bunun cevabı verilmişti ama konu açısından teyid edelim )
şıklar ;
0 - 5
6 - 10
11-20
20-50
50 ve üzeri
Hepsi
2 ) İslama göre çevrenin ailelerinin rızasını alarak örneğin 6 yaşında bir kız çocuğu ile evlenilmesini engelleyen bir kural, yasa , ayet varmıdır ? ( Belki gözden kaçan bir ayet ya da satır arası mealler vardır teyid edelim )
3 ) 6 yaşında bir kız çocuğu ile evlenen başka kimi kimsesi olmayan yani bu çocukla aynı çatı altında kapalı kapılar duvarlar arkasında yaşayan bir erkeğe karşı, bu çocuğu koruyan gözeten cinsel amaçla yaklaşılmasını engelleyen bir ayet, kural , yasa varmıdır?
Sorular net lütfen cevapları da net olarak alalım burada ayet yorumu yapmıyoruz o yüzden lütfen sulandırmayalım.
NOT: Ben yazarken utandım bu yaşta çocukları örnek vermek zorunda kaldığımız için.
Bu sorulara cevap verebilecek biri yok mu çok basit sorular ?
Ayrıca şunu belirteyim savunduğunuz şey Kur'an'ın beşeri kanunlarıdır şeriattır hukuktur ahirete kadar geçerlidir ve Hukuk'ta eğer bir fiil yasaklanmamışsa cezası yoksa meşrudur. Evrensen-insan da sordu benim sorularımda da var lütfen varsa bu kız çocuklarını cinsel istismara tacize tecavüze etc. karşı koruyan bir ayet buyrun yazın bizde öğrenelim.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında, hukukunda yazmayan, yasak olarak gösterilmeyen, cezası olmayan herşeyi yapmak meşru mudur?
EnvyMe Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarını bırakın evrensel hukuk kurallarına göre tacizin istismarın tecavüzün her türlüsü suçtur. Bu kuralları insanoğlu oluşturdu gökten inmedi. Tüm varlığı yarattığını iddaa ettiğiniz Allah'ın böyle önemli bir konuyu insanlık suçunu yasaklamaması zorunuza gitmiş olabilir bizim gitmez çünkü biz o kanunlarrı kullanmıyoruz daha iyilerini kendimiz oluşturduk .
Ben size ne söyledim, siz ne söylüyorsunuz. Siz değilmisiniz bunu diyen,
"Hukuk'ta eğer bir fiil yasaklanmamışsa cezası yoksa meşrudur."
Ben size tecavüzü sormuyorum, bunu soruyorum. İstediğiniz kanun veya hukukta bir fiil yasaklanmamışsa meşru mudur? Eğer şunu yapmak suçtur diye yazmıyorsa ama bu kötü birşeyse yinede meşru mudur?
ateist ahlakçı arkadaşlar
pedofilinin yaş olarak limiti nedir.
genç hatunlara ilgi duymanın ne büyük şerefsizlik olduğundan dem vuruyorsunuz bu ahlakçılığın kökeni nerden hortladı böyle merak ettim.
genç kızlara ilgi duymak şerefsizlikmiş de sapıklıkmış da;
yok yaaa.
bırakın bu işleri.
sömürüsüz bir toplumda hiç bir genç kadın gidip kendini 70 lik ihtiyarın koynuna atmaz zaten.
ama sömürü varsa ekonomik eşitsizlik varsa daha güçlü olan her şeyin en iyisine sahip olmak ister.
doğal olarak da tazesi dururken kartına kimse bakmaz.
tabi ki krallar kaç yaşında olursa olsun 16 lik cariye ister.
pedofili bu değildir.
pedofili başka bir şeydir.
bu köleci sistemlerin doğurduğu bir başka sonuçtur hepsi bu.
böyle ahlakçı idealist demogojiler yaptığınız sürece sizle uğraşmaya devam edicem.
müslümanlar beceremez.çünkü ikiyüzlülükleri deşifre olur diye korkarlar.
Ben size ne söyledim, siz ne söylüyorsunuz. Siz değilmisiniz bunu diyen,
"Hukuk'ta eğer bir fiil yasaklanmamışsa cezası yoksa meşrudur."
Ben size tecavüzü sormuyorum, bunu soruyorum. İstediğiniz kanun veya hukukta bir fiil yasaklanmamışsa meşru mudur? Eğer şunu yapmak suçtur diye yazmıyorsa ama bu kötü birşeyse yinede meşru mudur?
EnvyMe burada hukuk sistemini tartışmıyoruz nereye varmaya çalıştığınızı anlamıyorum ama sürekli aynı şeyi yapıyorsunuz varsa söyleyeceğiniz birşey söyleyin varsa sorulara verecek bir cevabınız söyleyin konuyu saptırıp takiye yapmaktan başka birşey bilmiyorsunuz. Buyrun hodri meydan verin cevaplarınızı gösterin ayetleri hadisleri sünnetleri .
verecek cevabınız yok lafı döndürüp dolaştırıp duruyorsunuz bırakın bu işleri ilkokul münazarası yapmıyoruz burada.
VAR MI GÖZÜ DÖNMÜŞ BEBEKLE ÇOCUKLA NİKAH KIYAN SAPIK BEDEVİYE KARŞI SÜBYAN'I KORUYAN BİR AYET ?
EnvyMe burada hukuk sistemini tartışmıyoruz nereye varmaya çalıştığınızı anlamıyorum ama sürekli aynı şeyi yapıyorsunuz varsa söyleyeceğiniz birşey söyleyin varsa sorulara verecek bir cevabınız söyleyin konuyu saptırıp takiye yapmaktan başka birşey bilmiyorsunuz. Buyrun hodri meydan verin cevaplarınızı gösterin ayetleri hadisleri sünnetleri .
verecek cevabınız yok lafı döndürüp dolaştırıp duruyorsunuz bırakın bu işleri ilkokul münazarası yapmıyoruz burada.
Bakın önce, bulunduğunuz sitenin tüzüğüne uyun, ondan sonra konuşun. Daha bulunduğunuz sitenin tüzüğüne uymayıp, ardından evrensel hukuktan bahsediyorsunuz. Siz değilmisiniz, hukukta bir fiil yasaklanmamışsa cezası yoksa meşrudur diyen!
Hem meşrudur diyip, hakaret edeceksiniz, hemde nerede meşru, meşru değil deyince de, varsa söyleyeceğin birşey söyle, yoksa boş boş konuşma diyeceksiniz. Meşru diyen sizsiniz, bende size böyle böyle olunca meşrumu olur ki diyorum. Bu kadar basit, bu kadar net.
EnvyMe ,
Her zamanki gibi konuyu kişiselleştirerek sorulardan kaçmaya çalışıyorsunuz. Ben nerede tüzüğe uymamışım söylermisiniz ?
Hukuk konusunda gelince Hukuk Evrensel'dir bunu söyledim itirazınız mı var ?
Ayrıca Hukuk bir bütündür bizim gibi her ülkenin genel kuralları koyan anayasaları özel kuralları koyan ceza,medeni,borçlar-ticaret hukuğu ... vb vardır. Uluslarası hukuk kuralları vardır. Ayrıca gelenek, toplumsal vicdan ve içtihad gibi kavramlarıda kullanır.
Bunun dışında kalan herşey gayri-meşru yani hukuk dışı , uygun olan herşey ise meşru yani hukukidir.
Arkadaşım yahu söylediğiniz sözün arkasında durmak bu kadar mı zor. Çok açık ve net soruyorum size. Meşrudur diyorsunuz. Bende size, sizin söylediğinizi ortaya koyarak soruyorum.
"Hukuk'ta eğer bir fiil yasaklanmamışsa cezası yoksa meşrudur."
Bunu söyleyen sizsiniz.
Bu evrensel hukuk için geçerlimidir? Evrensel hukukta bir fiil yasaklanmamış cezası yoksa ama kötü birşeyse meşru mudur? Eğer kötü birşey olduğu için meşru değildir derseniz, yukarıda söylediğiniz bu cümle geçersiz olmuyor mu? Konuyu kişiselleştirdiğim falan yok, tüzük içinde Madde 45 e bakabilirsiniz.
Hukukta suç sayılmamış her şey ilgili hukukun geçerli olduğu yerde meşrudur.
"Kötü bir şey de mi olsa meşrudur?" sorusunun cevabı da "Meşru" olduğudur.
İslami mantığın yaratabileceği akıl karışıklıklarının da cevabı olmak üzere açıklamaya çalışayım:
1) Mümin: Manda sürüsünün ortasına öldürme niyeti olmadan şaka olsun diye 3 yaşındaki bir çocuğu fırlatmak meşru mudur? Kanunlarda öyle bir madde yazmıyor; demek ki meşruymuş siz ataistlerin gafasına gore!...
El cevap: Mandadır pandadır diye maddeler yazılmasına gerek yok. Çocuk istismarı, ölüme sebebiyet, öngörülebildiği halde zarara neden olma gibi veya benzeri tanımlamalar hukukta mevcuttur. Yani bu senaryodaki olay hukuka göre meşru değildir.
2) Kanunda yeni suç tanımlamasına örnek: Organ nakli hususunda bir hukuki düzenleme olmasa ve organ naklini de yasaklayan bir kanun bulunmasa herhangi birinin, ben böbrek yetmezliğinden muzdaripsem bana böbreğini satması ya da bağışlaması ve benim de bu alımı yapmam meşrudur. Ancak istismarlar tahmin edildiği veya yaşananlarla kötü durumların da meydana geldiği anlaşıldığı zaman -ki bu istismarlar zaten kanunda suç olarak belirlenmiştir, ölüme sebebiyet vs, zira yaşayan biri kalbini satamaz, cinayete girer- yapılan yeni düzenlemeler olursa ki (20 yıl önceden başladı) bu böbrek satış ya da bağış işlemi gayrimeşrudur. Ve düzenlemeye göre hafif ya da ağır cezaları konur. Ama gayrimeşru olduğunu anlamamız için kanunda belirtilmesi gerekir.
3) Mümin argümanı: İçki gotü. Ama yassah değil. O zaman da alkol de mi meşru, iyi bir şey?
El cevap: Alkolün fazlası karaciğere, sağlığa kötüdür. Ama kanunda aksi belirtilmediği müddetçe meşrudur. İçki sınırlaması getirilebilir ama gelinen mevcut hukuki noktada sadece içki içtiği için insanlara bir ceza verilmesini içeren alkol yasağı kanunları yüksek mahkemelerce iptal edilecek taslaklar olacaktır.
4) Pedofili hukukta her hal şart yer ve zamanda gayrimeşrudur. Evrensel hukukta yerini bulmuştur. Toplumların vicdanında yerini bulmuştur. "Rabbimiz helal etmiş, bu kanun Müslümanlara zulümdür! Hanı tenokraasi?!" demek de şaklabanlık ve ilaveten suçu ve suçluyu övmek olduğu için de suçtur.
5) Kur'an'daki pedofil evlilik düzenlemeleri ve Muhammed'le sahabenin hayatı İslam'da pedofilinin meşru olduğunun kanıtları ve İslam'ın kanunlarıdır. Ayrıca pedofili suçtur demesine gerek yoktur; zira var olan çelişki sayısını arttıracaktır. Hem yasak hem Ayşe, hem yasak hem de Talak 4... Saçma sapan... Ama Ayşe olmasaydı ve Talak 4 olmasaydı yine de bu yasak düzenlemesine ihtiyaç olacaktı. Zira zina ve çocukların cinsel istismarı apayrı konulardır. Tıpkı tecavüz suçunda olduğu gibi. Neden bulunmak zorundadır? Çünki, Ayşe ve Talak 4'ün yokluğunda ilgili düzenleme yoksa, yine ilgili İslam hukukunun geçerli olduğu coğrafyada istismarlar ve şimdiki tartışmalar yaşanacaktı. Sayısı daha az olacaktı; ama olacaktı...
Arkadaşım yahu söylediğiniz sözün arkasında durmak bu kadar mı zor. Çok açık ve net soruyorum size. Meşrudur diyorsunuz. Bende size, sizin söylediğinizi ortaya koyarak soruyorum.
"Hukuk'ta eğer bir fiil yasaklanmamışsa cezası yoksa meşrudur."
Bunu söyleyen sizsiniz.
Bu evrensel hukuk için geçerlimidir? Evrensel hukukta bir fiil yasaklanmamış cezası yoksa ama kötü birşeyse meşru mudur? Eğer kötü birşey olduğu için meşru değildir derseniz, yukarıda söylediğiniz bu cümle geçersiz olmuyor mu? Konuyu kişiselleştirdiğim falan yok, tüzük içinde Madde 45 e bakabilirsiniz.
Benim hangi yazımda kişi haklarını ihlal ve hakaret var ? Neyin meşru neyin gayrimeşru olduğunu anlattım hala aynı şeyi söylüyorsunuz ?
Gerçeklere sadakat değil gerçeklerden kaçış şart sizler için. yoksa zahmet edip cevap yazardınız ama ne yazarsanız yazın bunlar yaşanan gerçekleri değiştirmez Peygamberiniz yaptığına göre sünnettir kız çocuğu ile nikahlanmak herşeyini taklit ediyorsunuz bunu da taklit edin ama gidin bunu meşru gören bir ükede yapın yoksa sapık yazarlarınız gibi kodese tıkılırsınız beğenmediğiniz Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre.
Hukukta suç sayılmamış her şey ilgili hukukun geçerli olduğu yerde meşrudur.
"Kötü bir şey de mi olsa meşrudur?" sorusunun cevabı da "Meşru" olduğudur.
İslami mantığın yaratabileceği akıl karışıklıklarının da cevabı olmak üzere açıklamaya çalışayım:
1) Mümin: Manda sürüsünün ortasına öldürme niyeti olmadan şaka olsun diye 3 yaşındaki bir çocuğu fırlatmak meşru mudur? Kanunlarda öyle bir madde yazmıyor; demek ki meşruymuş siz ataistlerin gafasına gore!...
El cevap: Mandadır pandadır diye maddeler yazılmasına gerek yok. Çocuk istismarı, ölüme sebebiyet, öngörülebildiği halde zarara neden olma gibi veya benzeri tanımlamalar hukukta mevcuttur. Yani bu senaryodaki olay hukuka göre meşru değildir.
2) Kanunda yeni suç tanımlamasına örnek: Organ nakli hususunda bir hukuki düzenleme olmasa ve organ naklini de yasaklayan bir kanun bulunmasa herhangi birinin, ben böbrek yetmezliğinden muzdaripsem bana böbreğini satması ya da bağışlaması ve benim de bu alımı yapmam meşrudur. Ancak istismarlar tahmin edildiği veya yaşananlarla kötü durumların da meydana geldiği anlaşıldığı zaman -ki bu istismarlar zaten kanunda suç olarak belirlenmiştir, ölüme sebebiyet vs, zira yaşayan biri kalbini satamaz, cinayete girer- yapılan yeni düzenlemeler olursa ki (20 yıl önceden başladı) bu böbrek satış ya da bağış işlemi gayrimeşrudur. Ve düzenlemeye göre hafif ya da ağır cezaları konur. Ama gayrimeşru olduğunu anlamamız için kanunda belirtilmesi gerekir.
3) Mümin argümanı: İçki gotü. Ama yassah değil. O zaman da alkol de mi meşru, iyi bir şey?
El cevap: Alkolün fazlası karaciğere, sağlığa kötüdür. Ama kanunda aksi belirtilmediği müddetçe meşrudur. İçki sınırlaması getirilebilir ama gelinen mevcut hukuki noktada sadece içki içtiği için insanlara bir ceza verilmesini içeren alkol yasağı kanunları yüksek mahkemelerce iptal edilecek taslaklar olacaktır.
4) Pedofili hukukta her hal şart yer ve zamanda gayrimeşrudur. Evrensel hukukta yerini bulmuştur. Toplumların vicdanında yerini bulmuştur. "Rabbimiz helal etmiş, bu kanun Müslümanlara zulümdür! Hanı tenokraasi?!" demek de şaklabanlık ve ilaveten suçu ve suçluyu övmek olduğu için de suçtur.
5) Kur'an'daki pedofil evlilik düzenlemeleri ve Muhammed'le sahabenin hayatı İslam'da pedofilinin meşru olduğunun kanıtları ve İslam'ın kanunlarıdır. Ayrıca pedofili suçtur demesine gerek yoktur; zira var olan çelişki sayısını arttıracaktır. Hem yasak hem Ayşe, hem yasak hem de Talak 4... Saçma sapan... Ama Ayşe olmasaydı ve Talak 4 olmasaydı yine de bu yasak düzenlemesine ihtiyaç olacaktı. Zira zina ve çocukların cinsel istismarı apayrı konulardır. Tıpkı tecavüz suçunda olduğu gibi. Neden bulunmak zorundadır? Çünki, Ayşe ve Talak 4'ün yokluğunda ilgili düzenleme yoksa, yine ilgili İslam hukukunun geçerli olduğu coğrafyada istismarlar ve şimdiki tartışmalar yaşanacaktı. Sayısı daha az olacaktı; ama olacaktı...
Sizin akıl yaşınız kaç?
Sizin akıl yaşınız kaç?
Neden sordunuz? Gerizekalı olduğumu düşünmenizi gerektiren noktaları açıklamazsanız terbiyesizlik yapmak için bunu sorduğunuz tescillenecektir.
En azından meşruiyet sorunuzdaki maksadınızı açıklayın ki ben de "Pardon, yanlış anlamışım" diyeyim. Ama eşeklik etmenizin de alemi yok, değil mi, Beyefendi?
Benim hangi yazımda kişi haklarını ihlal ve hakaret var ? Neyin meşru neyin gayrimeşru olduğunu anlattım hala aynı şeyi söylüyorsunuz ?
Gerçeklere sadakat değil gerçeklerden kaçış şart sizler için. yoksa zahmet edip cevap yazardınız ama ne yazarsanız yazın bunlar yaşanan gerçekleri değiştirmez Peygamberiniz yaptığına göre sünnettir kız çocuğu ile nikahlanmak herşeyini taklit ediyorsunuz bunu da taklit edin ama gidin bunu meşru gören bir ükede yapın yoksa sapık yazarlarınız gibi kodese tıkılırsınız beğenmediğiniz Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre.
İslam peygamberine sapık bedevi diyemezsin. Bu site tüzüğüne aykırıdır. Ama ne hikmetse, o kadar dil dökülmesine rağmen hala tek bir şey yapılmıyor. Bravo gerçekten.
Varmı sizde yürek soruma cevap verecek. 30 yaşımdayım, tek bir bayan ile cinsel ilişkim olmadı ve bekarım. Yaşınızı, evli olup olmadığınızı, cinsel ilişkiye hiç girip girmediğinizi söyleyecek cesaretiniz varmı? Madem ben dediğiniz gibi sapığım, niye 30 yaşıma kadar yapmamışım? Bol keseden atıp tutmak kolaydır zaten. Hüseyin Üzmez kim ki ya? kim ki. Ancak siz ve sizin gibiler için eğlenilecek adamın tekidir. Bizim için ise bir hiçtir. Hiç!
Yıllarca siz ve sizin gibi düşünenler yüzünden ülke bu noktalara geldi ya.
Neymiş vatan hainiymişiz, neymiş sapıkmışız....
Size bu hakaretleri ettiğiniz için, site yönetimine de hala bunlara SES ÇIKARTMADIĞI İÇİN HELAL OLSUN diyorum.
Dünya'nın en zeki Muhammedi'leri burada 1400 yılın iğrençliklerine meşruiyet kazandırmaya çalışıyor ama cevap vermeyerek geliştirdikleri saçma sapan reflekslerle.
Beğenmediğiniz islam alimleri bile bunları kabullenmiş ve açık açık yazmakta bir sakınca görmemiş siz hala neyi savunuyorsunuz.
Size bir başka soru bulmam zor olmadı google'la 2 sn. Resimdeki adamlar kimlerdir hangi inanca mensuptur ve yanındaki eşleri tahminen kaç yaşındadır ? Bu adamlar ve bu adamların yaşadığı memleket bu çocukla evliliği neye dayanarak meşru görmüştür ?http://img1.blogcu.com/images/s/a/g/sagunerm/zzzunicefphoto.jpg
http://www.ensonhaber.com/galeri/images/gallery/4247/1.jpg
NOT : VAR MI GÖZÜ DÖNMÜŞ BEBEKLE ÇOCUKLA NİKAH KIYAN SAPIK BEDEVİYE KARŞI SÜBYAN'I KORUYAN BİR AYET ?
Bu söz peygambere yönelik değildir kuralların hitab ettiği arap halkını kasdetmiştim. Ayrıca benim bütün ailem sülalem müslümandır bende 30 yıl boyunca müslümandım o yüzden sizden öğrenmiyeceğim kime nasıl hitap edeceğimi biliyorum yazılarımın hiçbirinde direkt olarak Allah'a peygambere hakaret aşağılama bulamazsınız.
İslam peygamberine sapık bedevi diyemezsin. Bu site tüzüğüne aykırıdır. Ama ne hikmetse, o kadar dil dökülmesine rağmen hala tek bir şey yapılmıyor. Bravo gerçekten. Varmı sizde yürek soruma cevap verecek. 30 yaşımdayım, tek bir bayan ile cinsel ilişkim olmadı ve bekarım. Yaşınızı, evli olup olmadığınızı, cinsel ilişkiye hiç girip girmediğinizi söyleyecek cesaretiniz varmı? Madem ben dediğiniz gibi sapığım, niye 30 yaşıma kadar yapmamışım? Bol keseden atıp tutmak kolaydır zaten. Hüseyin Üzmez kim ki ya? kim ki. Ancak siz ve sizin gibiler için eğlenilecek adamın tekidir. Bizim için ise bir hiçtir. Hiç! Yıllarca siz ve sizin gibi düşünenler yüzünden ülke bu noktalara geldi ya. Neymiş vatan hainiymişiz, neymiş sapıkmışız.... Size bu hakaretleri ettiğiniz için, site yönetimine de hala bunlara SES ÇIKARTMADIĞI İÇİN HELAL OLSUN diyorum.
Dediklerine ve sorduklarına binaen cevap yazıyorum:
1) 53 yaşında bir adam 9 yaşında bir çocukla hangi adla olursa olsun bir cinsellik yaşıyorsa sapıktır. Peygamberinin adını vermiyorum. Bu adamlardan bir sürü var. Ve bunlara da sapık denilir. Bedevi ise de sapık Bedevi, Japonsa da sapık Japon, Norveçli ise de sapık Norveçli, Türk ise de (yabancı ülkelerde) sapık Türk denilebilir. Sapık öteki ise ötekiliği de belirtmek amacıyla yapılır; şart değildir, ve göreceli kaba bir yaklaşımdır; ama göreceli...
2) 33 yaşındayım. Günümüze göre hiç zampara sayılmam. 15 yaşımdan beri 10 ila 15 bayanla birlikte oldum ve halen 25-26 yaşlarında iki hanım var, ara sıra görüştüğüm, çok güzel kızlar ve arkadaşlarım, profesyonel filan değiller yani. Düzenlilik arz etmiyor, ve 1. sınıf porno yıldızlarına kıyasla çok çok az şey yaşadığım için de biraz hayıflanıyorum. Ama içimde de hastalığa dönüşecek bir mahrumiyet kalmadı. Evli değilim. Maddi durumumu kurtarırsam -benim de hasbelkader işim gücüm var-, hemen evlenmeyi istiyorum; ama en az iki yılım var anlaşılan.
3) Sen şimdiye kadar algıladığımız kadarı ile sapık değilsin, sadece sapıklığın gönülsüz avukatısın. Gönülsüz de olsa bu işlerin avukatlığı çok çirkin bir şey...
4) 30 yaşına kadar bir erkek olarak cinsellik yaşamaman her ne kadar sapık olmadığını gösterse de fazla da normal olmadığını gösterir. Bunda utanılacak hiç bir şey yok. Ama övünülecek bir şey hiç mi hiç yok. Muhammed de bir halt etmedi, anası yaşında bir hanımla 25 yıl mı ne geçirdi. Ee, sonrası?.. Tam bir felaket... Herkes yaşının gereğini yapmalı, yaşına göre bir insanla birlikte olmalı. Namus, haysiyyet ve sağlıklı ruh hali bunu gerektirir. Sizi kesinlikle tenzih ederek söylüyorum; zira bu kadar Muhammed'in seks hayatı karşıtı eleştirilerin farkında birisi olarak ellisinden sonra, zaten, sapıtmanıza imkan yok.
5) Hüseyin Üzmez mahkum olana kadar müminlerin savunduğu, hem de hadislerle Kur'an'la savunduğu, mücahit olarak adlandırdığı, yediği haltın suçlusunun Kemalistler (Ergenekon) olduğu iddia edildiği, devlete yerleşmiş mümin güruhun onu kurtarmaya çalışmak için yırtındığı bir sapıktır. Müminler bu adama sahip çıkmasaydı, yediği haltı bile Kemalistlere yıkmaya çalışma zavallılığı göstermeseydi, adli tıptaki müminler bu adamı kurtarmak için namussuzca belgeler düzenlemeseydi, Meclis'teki müminler de bir ara bu herifi kurtarmak için bir kanun hazırlığına girişmeseydi bu sapık üzerinize kalmazdı... Bu sapık televizyonlarda da beyan etti, yandaşı müminler de köşe yazılarında yazdı. Olay tecavüz de olsa taciz de olsa İslam'a uygunmuş, imam nikanı filan olmuş, Muhammed Efendiniz'le Ayşe Ananızla şo kadarken zifaf etmiş felan, filan... Bu sapık artık siz müminlerin malıdır, madalyasıdır, utancıdır... Bu adam artık bütünüyle İslam'a mal olmuş bir insandır... Mahkum olana kadar müminlerce o kadar korunup kollandı ki iş bireysel bir adli konu olmaktan çıktı; iş çeteleşmeye, toplu tecavüze dönüştü; işte o yüzden suratınıza -bu çete faaliyeti içinde olun olmayın- Hüseyin Üzmez olur olmadık zamanlarda yüzünüze bir şamar gibi indirilecek. Çünki bu çete bütünüyle mümin; ve bu müminlerin argümanları ve motivasyonları da hadis ve Kur'an'dı...
6) Son cümlene binaen: Tamam, tamam... Sizler haklısınız... Habire gazozlarınıza biz ilaç atıyoruz, cin gönderip kulaklarınıza fısıldatıyoruz "Katliam yap" diye... Düşmanları da biz davul zurnayla vatana soktuk... Son yedi yılda da topraklarımızı fabrikalarımızı limanlarımızı üç otuz paraya biz gavura sattık, Deniz Feneri namussuzluğunu da Almanya'daki kardeşlerimiz Alman Ergenekonu yaptı, biz yaptık sayılır yani; siz değil... Biz olmasak gazoza ilaç olmayacak, cin olmayacak, sidik torbalarınıza düğüm atan Kemalist büyücüler olmayacak ve bu durumda da 1-2 yıla Mars'ta ezan sesleri okunuyor olacaktı... Çok haklısın, çok...
Alchindus
10-11-2009, 16:53
Iste benim sorumun bir tanesi buydu. Evlenen erkegin, blug cagina girmemis esiyle, blug cagina girmeden iliski kurmasyacagini, garanti eden nedir? Kurarsa, cezasi var midir?, varsa nedir?
Ya da evlenmeden bir erkek; bulug cagina ermemis bir kizla cinsel munasebet kurarsa; bunun Kuran'daki cezasi var midir?, varsa nedir?
Muhterem her bir günahın veyahut kerihin veyahut caiz olmayanın kuranda cezai yaptırımı yoktur! Misalen zayıfı ezmek, yetiminin hakkını gözetmemek, gıybet etmekde yasaklanmıştır amma bunları çiğnemenin yaptırımı olarak açık dünyevi bir ceza söz konusu değildir!
Kişi mümin ise günahtan sakınacaktır! Ona "baliğa olmayan veyahut baliğa çağına erişmemiş, beden ve ruhi gelişimi cimaya müsait olmayan ile cima caiz değildir" dendikten sonra o mümin ise buna riayet edecektir, etmelidir!
Bir degindigim konuda Kuran da, disiye yapilan annelik/kadinlik ayrimiydi.
Muhterem bu hususa dikkat etmemişim haklısın, burada tam olarak neyi murad edindiğini anlayamadım amma anladığım doğru ise kuranda kadını iki cüze bölen böyle bir telakkinin izleri yoktur!
Kadın ve ona dair haller vardır, bu hallerden biriside analıktır! Bundan mütevellid gebelik, çocuk emzirme gibi haller içün ahkam zikredilmiştir amma kadın bütünü böyle kastettiğiniz o ise ana ve cinsel obje diye ikiye ayrılmamıştır!
Asil sorum ise; Kuran da; erkege cinsel munasebet kisitlamasi getirilip getirilmedigiydi.
Buna cevap verdim muhterem, ters ilişki anal seks kerih görülmüş yasaklanmıştır! Ehli sünnetin kati kanaati budur! Hakkında açıkça bir hüküm olmasada buna kıyas ile oral seksinde kerih olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz!
İslam cinsi münasebetin tamamen doğal insani boyutta olmasını istemektedir!
Anüs ve ağızın yaratılış hikmeti cinsel tatmin değildir!
Bir de tecavuz konusunu aciklarsaniz, sevinirim.
Tecavüz der iken tam olarak neyi sormaktasınız! Bir erkeğin nikahında olmayan bir kadının zorla ırzına geçmesini mi yoksa evli erkeğin hanımını rızası olmadan cimaya zorlamasını mı?
Birinci halin ahvalinin islamda ne olduğunu sanıyorum sizde bilirsiniz, ikinci hale gelir isek islam esasta kadının kocasının cinsel taleplerini yerine getirmesini tavsiye etmiş ve sebepsiz yere bundan kaçınmasını yasaklamıştır!
Amma bu demek değildirki kadın sebebsiz yere cinsel birleşme arzu etmez ise yani dini açıdan bir hata ettiğinde bir hatada erkek yapmalı ve onu cimaya zorlamalı!
Evvelinden zikrettiğim gibi bu bahislerde marufluk çok muhimdir ve karı koca arasında maruf olan elbet böyle bir hal olamaz ve gündüz karısını dövüp gece yatağına gitmeyi kınayan bir peygamber ve getirdiği din bu hale iyi gözle bakmaz!
"Kadınlarını döven kimseler, sizin hayırlınız değildir" Hz. Muhammed
Amma der isenki afedersin bu hayvanlığı birisi yaptığında müşahhas bir yaptırım varmıdır bildiğim kadarıyla yoktur!
Site Yönetimine,
EnvyMe nickli Beyefendi sürekli site yönetiminden başta benim yazılarım olmak üzere bazı yazılara sansür uygulamasını ve de ben dahil bazı üyelere yaptırımlarda bulunmasını istiyor.
Benim milliyetçi tavrımın bahane olabileceğini sezdiğinden de en azından bana bir yaptırım uygulanacağından ümitli.
Ancak,
Ateizm bildiğim kadarıyla hiçbir siyasi görüşün ya da etnik kimliğin tekelinde değildir. Milliyeti yoktur. Pekala, benim gibi tutucu militarist bir insan da ateist, deist ya da din düşmanı olabilir. Ben ateizmin veya kardeşi düşüncelerin tutucu ve geleneksel olarak da tanımlanan daha geniş kitlelere yayıldığının bir örneğiyim. Bu kitlelerdeki namazında niyazında insanlar bile bu konuşmaları sakin bir şekilde ve hak vererek dinlemektedirler. Artık bu nedenle aile içindeki tartışmalar bu kesimde çok düşüktür. Ve bu kitle içinde hacı bile olsa babalar, amcalar, teyzeler oğullarının düşüncelerine sert tepki vermemekte, inançlarını yitirmese bile oğullarına sahip çıkmaktadır.
Artık milliyetçi söylevlerle din düşmanı görüşlerin bir arada bulunduğunun şahidiyim. Eminim sizler de buna birçok kere tanıklık etmişsinizdir... Artık milliyetçilik söylevlerinde bulunanlar feodalizmin avukatı değildir; artık Türk milli varlığının açık düşmanları feodalizmin temsilcileridir. Türkiye'deki feodalizmin de ideasız ideolojisi İslam'dır.
Tahmin ediyorum ki ben daha geniş bir kitlenin ateistiyim. Amaç dinlerden özgürlükse, benim gibilerin görüşleri din karşıtlığının daha geniş kitlelere yayıldığının göstergesidir. Bu durumda EnvyMe'nin rencide olduğunu tekrarlayıp durması sizleri fazla etkilemesin.
Zaten burada İslamcılar dışında kimse ile de tartışmadığım ortadadır. Her ne kadar görüşlerim reaksiyonist milliyetçiliğin ağır izlerini taşıyorsa da tek muhatabımın İslamcılar olduğunu düşündüğümüzde ırkçılık ya da faşist propaganda nedeniyle bana uygulanacak yaptırımlar haksızlık olacaktır.
Bırakın, 30'ların devlet ahlakını almış bürokrat ağzıyla konuşan paternal otokrat sağcı biri de bulunsun sitenizde.
Saygılarımla...
Alchindus
10-11-2009, 17:06
İbn Kesir Tefsirinden...
Muhterem, gösterdiğin resimdede tıpkı ulpianın mevdudi dışında iktibas yaptığı müfessirlerde olan var, yani talak dörtte hayz görmeyenler zümresine baliğa olmamışlarında dahil olmaklığı zikredilmekte!
Bunun "cima ruhsatı" ile ne münasebeti var veyahut burada "lem yehıdne" içine baliğa olmayanlar girmiyor diyen mi vardır!
Ahkam Ayetleri Tefsiri, El-Horasani; Talâk bahsi
Vallahi horasaninin eserini okumuşluğum yoktur, tercüme sahih ise oda mevdudi gibi geleneğine kurandan meşruiyet çıkarmaya çalışmıştırki horasani beni ezdden, beni ezdde kahtanilerden bir arap kabilesidir!
Bakınız bu bahsin esasen uzatılacak hiç bir ciheti yoktur, talak dörtten hareketle baliğa olmamışla cima ruhsatı çıkaran istisnaların oluşu benden iktibas ettiğiniz metindeki müşkülü çözmüyor!
Onca fukahanın cima içün baliğa olmaklığı şart görmesini izah etmek icab etmekte, madem sanmaktasınızki bu ruhsat bu denli sarihtir, niçün onca fakih baliğa olmayı şart görmüştür!
Fıkıhta nikah bahsinde daha çok ahvali şahsiyye bahsinde ele alınanlar malumdur, defaatle zikrettiğim gibi islam nikah bahsinde denklik ve marufu işaret etmektedir! Türkiyemizden konuşacak olur isek bu gün türkiyemizde erken yaşta evlilik bundan misalen otuz sene evvelinin aksine iyi karşılanmamakta bu sebeple bu gün maruf olan yaşca daha olgun olunduğunda nikahlanmaktır! İslam bir zamanın bir mekanın değil bütün zaman ve mekanların ahkamını ihtiva ettiği içün her devrin uygulayabileceği ahkamı vaaz etmesi pek tabiidir!
Muhim bir başka husus sanılanın hilafına baliğa olunmadan cimayı münasip bulanlar sabi sübyanı kastetmemiştirki! Yani sanki şöyle bir düşünce var sizlerde "üç beş yaşında bir çocukla bir yetişkin cima edebilir"
Efendim olurmu öyle şey!
Baliğa olunmamış iken dahi cimayı meşru görenler eşin beden ve ruhen cimaya hazır olmasını bittabi zaruri görmüşlerdir!
Bakınız fetevayı hindiyyeden mesele hakkında bir bölüm!
Nikâhlanmış bulunan küçük kıza ne zaman cima' edileceğî hususunda görüş ayrılığı vardır* Bazı âlimler: «Bulûğa erişinceye kadar ,ona cima' yapılmaz»; bazıları ise ; «Dokuz yaşına varınca, ona cima' edilir.» demişlerdir. Bahrü'r - Râık'ta da böyledir.
Âlimlerin ekserisine göre, bu hususta yaşa itibar edilmez; gücünün yetmesine itibar edilir. Eğer, kız -şişman, gelişmiş, cimâ'a tahammüİIü ve erkeğin kendisine cımâ' etmesinden dolayı "hasta olmasından korkulmaz ise; dokuz yaşına varmamış olsa faile, ona cima' edilebilir.
Ancak, kız zayıf ve cimâ'ya tahammülsüz olursa vaya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa; yaşı büyük olsa bile, ona cimâ' etmek helâl olmaz. Sahih olan görüş de budur.
Görüldüğü üzre eşin beden ve ruh sağlığı burada esastır ve baliğa olmaklık bu bakımdan bir gösterge olduğundan bir çok fukaha bunu şart görmüş, bunu şart görmeyende yine esasta eşin beden ve ruhen buna hazır olmasını şart görmüştür!
Burada görülen dokuz yaş bahside hem zamana hem örfe göre değişebilecek bir husustur, zikrettiğim gibi misalen türkiyemizde bu yaşta bir evliliğe erkeğin yaşı ne olursa olsun iyi gözle bakılmamaktadır o vakit bu yaş sınırı bizim içün daha yukarıdadır! Misalen norveç gibi kuzeyavrupa ülkelerinde bu yaş türkiyemizde olandan daha da yukarıya çekilecektir!
İslam bu bahiste bir alt veyahut üst yaş sınırı ortaya koymamıştır, buda alemşumullüğünün gereğidir, onunla ondört asır evvelde amel edilebilir bu günde yeryüzü duracak ise ondört asır sonrada! Ekvatora yakın muhittede kutuplarda da!
Alchindus,
Bilgilenmek amacıyla bir soru soruyorum.
Verdiğiniz "Kadınlarını döven kimseler, sizin hayırlınız değildir" hadisinin kaynağını da belirtebilir misiniz?
Site Yönetimine,
EnvyMe nickli Beyefendi sürekli site yönetiminden başta benim yazılarım olmak üzere bazı yazılara sansür uygulamasını ve de ben dahil bazı üyelere yaptırımlarda bulunmasını istiyor.
Benim milliyetçi tavrımın bahane olabileceğini sezdiğinden de en azından bana bir yaptırım uygulanacağından ümitli.
Ancak,
Ateizm bildiğim kadarıyla hiçbir siyasi görüşün ya da etnik kimliğin tekelinde değildir. Milliyeti yoktur. Pekala, benim gibi tutucu militarist bir insan da ateist, deist ya da din düşmanı olabilir. Ben ateizmin veya kardeşi düşüncelerin tutucu ve geleneksel olarak da tanımlanan daha geniş kitlelere yayıldığının bir örneğiyim. Bu kitlelerdeki namazında niyazında insanlar bile bu konuşmaları sakin bir şekilde ve hak vererek dinlemektedirler. Artık bu nedenle aile içindeki tartışmalar bu kesimde çok düşüktür. Ve bu kitle içinde hacı bile olsa babalar, amcalar, teyzeler oğullarının düşüncelerine sert tepki vermemekte, inançlarını yitirmese bile oğullarına sahip çıkmaktadır.
Artık milliyetçi söylevlerle din düşmanı görüşlerin bir arada bulunduğunun şahidiyim. Eminim sizler de buna birçok kere tanıklık etmişsinizdir... Artık milliyetçilik söylevlerinde bulunanlar feodalizmin avukatı değildir; artık Türk milli varlığının açık düşmanları feodalizmin temsilcileridir. Türkiye'deki feodalizmin de ideasız ideolojisi İslam'dır.
Tahmin ediyorum ki ben daha geniş bir kitlenin ateistiyim. Amaç dinlerden özgürlükse, benim gibilerin görüşleri din karşıtlığının daha geniş kitlelere yayıldığının göstergesidir. Bu durumda EnvyMe'nin rencide olduğunu tekrarlayıp durması sizleri fazla etkilemesin.
Zaten burada İslamcılar dışında kimse ile de tartışmadığım ortadadır. Her ne kadar görüşlerim reaksiyonist milliyetçiliğin ağır izlerini taşıyorsa da tek muhatabımın İslamcılar olduğunu düşündüğümüzde ırkçılık ya da faşist propaganda nedeniyle bana uygulanacak yaptırımlar haksızlık olacaktır.
Bırakın, 30'ların devlet ahlakını almış bürokrat ağzıyla konuşan paternal otokrat sağcı biri de bulunsun sitenizde.
Saygılarımla...
Sizi defalarca ikaz ettim, uyardım. Ben insanım ve siz de insanız ve hiç bir insan hiç bir insana haklı veya haksız hakaret edemez dedim. Bu bırakın site tüzüğünü insanlık adına ayıptır. Şimdi bunları yazmanız ne sizi haklı kılar, ne de sizin yaptıklarınızı hoş gösterir. Açık açık söylüyorum, ağır ithamlarda bulunmadığınız sürece, her hakaretinizi şikayet etmedim.
Siz, tutucu militarist bir insamısınız yoksa ateistmisiniz onuda anlamış değilim. Zira benim gibi tutucu militarist bir insan bile ateist düşmanı olabilir diyip ardından tahmin ediyorum ki ben daha geniş bir kitlenin ateistiyim demeniz cidden abes bir durum. İşin diğer bir yönü, ister tutucu militarist olun, ister ateist, beni ilgilendirmez, alakadar etmez. İstediğinize inanıp, istediğinize inanmamakta özgürsünüz. Benim tek derdim, insan olarak kimseye haraket etmemeniz ve müslümanları en azından beni düşman olarak görmemeniz.
Bakın, bir müslüman size, mesela evrime inanıyorsunuz diye, mesela Allah'a inanmıyorsunuz diye sapık diyebilir veya kafir diyebilir ama ben demem, demiyorum da. Denilmesinin veya denilmemesinin sebebi din değil, kişilerin kendi kişisel düşünceleridir.
Bu topluluk, bu ortam, bu site sadece ama sadece size ait bir platform değildir ve amacıda sadece sizlerin olduğu bir platform oluşturmak değildir. Bunun aksiyse söylesin yönetimden birisi. Ama siz ve sizin gibi bazı arkadaşlar bunun farkında değil.
Aydınlığa, her önünüze gelene istediğinizi söyleyerek kavuşamazsınız.
Alchindus
10-11-2009, 17:15
Her nedense, muhterem Alchindus son mesajımın bir kısmına cevap vermiş, fakat asıl kısmını es geçmişsiniz yine.
"Es" geçtiğimiz hiç bir husus yoktur, tam aksine sorulan suallere cevap vermeyen malesef sensin muhterem! Ne iddianın umdelerine vakıfsın nede bunun yanlışlığı sana gösterildiğinde "hata etmişim" deme erdemine!
Bana en son gayrı ciddiliğini nazara verir "şaka dimi" dediniz bende bu ciddi bahislerde latifeye yer olmadığını size hatırlattım!
Sanmaktayımki artık neyi yazıp neyi sual ettiğinizinde ayırdında değilsiniz!
Önce bunu teyid ediniz
Muhterem türkçe ile sıkıntın olduğuna artık eminim, "teyid ediniz" dediğiniz hususu zati yazan biziz fiiliyatta bu var diyerek!
Bakınız tanık olduğum bir hadiseden size misal vereyim!
İki yakın dost ailecede görüşmekteler, onaltı yaşında baliğ bir erkek babası olan baba, dostu gibi bir insanın eğitiminden terbiyesinden geçmiş kızını gelin olarak ve oğluna eş olarak pek münasip görmekte, kızın babasıda bunu uygun bulmakta ailelerin munasip görmesi ile birlikte birde aynı okulda amma farklı sınıflarda okuyan bu iki gençte birbirlerine alaka göstermekte!
Kız aslında buluğ çağında olmakla birlikte henüz regl olmamış, hıfzımda yanlış kalmadı ise yaşı onüç idi! Aileler nikahı kıydı hatta gelini evlerine aldılar, zati oğulları ile birlikte yaşıyorlar idi! Aradan altı ayı biraz geçmiş idiki düğünlerini yaptılar, yani kız regl olmuş idi!
Bunlar yaşanan hadiselerdir ve bunda anlaşılmayacak bir husus yoktur!
sonra dilerseniz bu ayetlerden cimanın da meşruiyetinin çıktığını tekrar izah edeyim
:)
Muhterem neyi izah edebildinki tekrar izah edecekmişsin!
Sen hala ahzab kırkdokuz ile talak dörtteki hayız görmeyenler arasında illiyet kurmanın gebeliği zaruri kıldığı hususunu ve bundan mütevellid ahzab kırkdokuz sebebi ile iddet isabet ediyor ise bunların gebe kalabileceklerden olması zaruretini birde iddette gebelik ve cimanın tek sebep olmadığı keyfiyetlerini zikretmekle birlikte o vakit hangi akılla talak dörtteki hayz görmeyenler zümresinden olan baliğa olmamışlara cima isabet ettirdiğini izah etmen gerektiğini idrak edemedin!
Esasen pedofili gibi bir ithamı kurana mal etmeye kalkarak baltayı taşa vurduğunun da farkındasın ve şu başlıktaki şeni bir çok kelamın bu manasız iftira sebebiyle vucuda geldiğinide bilmektesin amma uzatmaları oynamaktan başkada kendine çare görememektesin!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmuyor!
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258350#post258350)
Iste benim sorumun bir tanesi buydu. Evlenen erkegin, blug cagina girmemis esiyle, blug cagina girmeden iliski kurmasyacagini, garanti eden nedir? Kurarsa, cezasi var midir?, varsa nedir?
Ya da evlenmeden bir erkek; bulug cagina ermemis bir kizla cinsel munasebet kurarsa; bunun Kuran'daki cezasi var midir?, varsa nedir?
Muhterem her bir günahın veyahut kerihin veyahut caiz olmayanın kuranda cezai yaptırımı yoktur! Misalen zayıfı ezmek, yetiminin hakkını gözetmemek, gıybet etmekde yasaklanmıştır amma bunları çiğnemenin yaptırımı olarak açık dünyevi bir ceza söz konusu değildir!
Kişi mümin ise günahtan sakınacaktır! Ona "baliğa olmayan veyahut baliğa çağına erişmemiş, beden ve ruhi gelişimi cimaya müsait olmayan ile cima caiz değildir" dendikten sonra o mümin ise buna riayet edecektir, etmelidir!
Yukarıda evrensel-insanın sorusunu cevaplamış ve yanlış anlamadıysam bunun günah olarak tanımlamış ama her günahın kur'anda cezası yoktur demişsiniz ?
Alchindus buna günah diyebilmeniz için Kur'anda günahlar arasında tanımlanması gerekmezmiydi ?
Kız çocuğu ile evlenip onu cinsel ilişkiye girmye zorlamanın GÜNAH olduğuna dair bir ayet gösterebilirmisiniz ? Yoksa günah mı sevap mı nasıl karar verdiniz açıklarmısınız ?
Alchindus
10-11-2009, 17:20
hem ayet üzerinde durmaktayım diyor, hemde kurandan ve hadislerden misaller çokta muhim değil diyorsunuz ne yaman çelişki.
Tenakuz olarak gördüğünüz husus sizin okuduğunuz sözü yanlış anlamaklığınızdan kaynaklanmakta!
Ben "gerçeğe sadakati olmayan içün ayetlerden veyahut hadislerden getirilecek delillerin bir faidesinin olmadığını, çünkü gerçeğe sadakati olmayanın maksadının gerçeği öğrenmek olmadığını" zikrettim!
İktibas ettiğiniz sözlerim sarihtir!
Gerçeğe sadakat şart, bu olmadıktan sonra siz kişiye sadece kurandan veyahut sadece hadisten misal getirmişsiniz çokda muhimdir değildir muhterem!
Alchindus
10-11-2009, 17:26
Konuşur iken edep dairesi dışına çıkıp birde cehlini sergilemekten imtina etmeden ayet ve hadisler hakkında meselenin ehlini güldürecek kelamlar edeni, kısaca muhatap alınmayacakları muhatap almamak gibi bir adetim vardır!
Amma gerçeği örğenmek arzusunda olanlarada elimizden geldiğince yardımcı olmayı bir vazife addettiğimizden naklettiğimiz hadisi şerifi ilgilisinin nerelerde bulabileceğini zikredelim!
Ebu Davut, İbn Mace ve Dariminin nikah bahsine baktıklarında bu hadisi göreceklerdir!
Alchindus, keşke numarasını da verseydiniz...
Ebu Davud'dan başladım, çeviri yapmak da zor, sıkılıp bıraktım. Sizden hadisin numarasını istememin nedeni şimdiye kadar düzgün bir hadis bulamamamdır. Hoşuma gitti, bakayım neymiş bu işin aslı dedim.
Ebu Davut'tan Nikah bölümünü açtım. Başladım okuyup çevirmeye. Dediği veya anlattığı şeyleri not aldım.
2044)
- Benim karım başka adamlar elini uzattığında onlarla tokalaşıyor! Ne yapayım, ey Resulullah?!
- Başka adamlarla el sıkışan karını boşa.
- Ama tekrar göz koymaktan çekiniyorum...
- O zaman tadını çıkar.
2045)
Kısır hanımlarla evlenmeyi Muhammed yasaklamış.
2046)
Bir adam sevdiği bir fahişeyle evlenmek istiyor. Adam Muhammed'e bu evlilik uygun mudur diye sormaya gidiyor. Muhammed bir süre susup Allah'ın o anda kendisine bildirdiği ayetleri okumaya başlıyor: "Zina edenler anca müşriklerle ve başka zina edenlerle evlenebilir vs..." (Not: Burayı tam çeviremedim; ama böyle ayetler vardı ve bu ayetler bir adamın bir fahişe ile evlenmek istemesi üzerine yazılmış)
2050)
Muhammed diyor ki kardeşler arası evlilik ne kadar haramsa evlat edinme de o kadar haramdır.
2052)
Ayşe'yi emziren kadının kocasının kardeşi Ayşe'nin amcası konumundaymış.
2049)
Ayşe: Ya resulullah, beni bir çocuk büyütme vazifesinden ne kurtarır?
Muhammed: Bir erkek ya da kadın köle.
2062)
Peygamber hala ve teyzelerinin ve de iki halayla iki teyzesinin evlilik yoluyla akraba olmasından tiksinirdi. (Not: Halbuki Ahzab'da da bütün kuzenleri adama helal, demek ki nikahsız helal... Ayrıca bu çoğullamayı anlayamadım, birisi bu hadisi açıklarsa sevinirim.)
2068)
Peygamber muta nikahını yasakladı. (Başka hadislerde de serbest bırakıyor)
2070)
Başlık parası vermeden kızları değiş tokuş ederek evlenmek yasak. A kişisi B kişisine, B kişisi de A kişisine kızını vermiş. Yasak olan bu rezalet değil, yasak olan değiş tokuş usulü, para ödenmesi şart, yoksa evlenmelerinde mani yok... İşin tuhafı bu iş başka hadislerde de serbest...
2071)
Muhammed Kur'an'daki hülle kuralını uygulayanları lanetliyor. (Halbuki hülle Kur'an'da ilk defa dillendirilmiştir, Muhammed'in icadıdır. Demek ki Muhammed müminler kaçınılmaz olarak bu işi iyice karılarının muhabbet tellallığına dökünce öfkelenmiş. Ama nedense yeni bir ayet yazıp bunu da yasaklamamış.)
2073)
Bir köle sahibinden izinsiz evlenirse zina suçlusudur.
2098)
BOMBA HADİS
Kardam kızı Maymune anlatıyor.
Biri "Bana kim kılıç verirse ilk doğacak kızımı ona vereceğim" demiş. Bir adam da o adama bir kılıç vermiş. Aradan bir zaman geçmiş ve o kız vaadinde bulunan adamın sonradan bir kızının olduğunu öğrenmiş ve adamın kabilesine gidip kızla evlenmek istediğini söylemiş. Adam ekstradan başlık parası istemiş. Kızı isteyen Muhammed'e soruyor:
-Ne yapayım, ya Resulullah?
-Kız fazla büyümüş mü?
-Evet, büyümüş...
-O zaman boş ver; alma o kızı...
Not: Ne, lan, bu?!
Ve saire ve saire...
Hadisinizin numarasını verin. Bu kadar gereksizliği şaklabanlığı kötülüğü bana inceletmeyin. Dediğiniz hadis varsa ben de şöyle diyeyim: Acayip acayip şeyler emretmeyen anlatmayan 1 tanecik de olsa hadis varmış, İslam'ın günahını o kadar da almayalım!
Sayın EnvyMe,
Demişsiniz ki:
Siz, tutucu militarist bir insamısınız yoksa ateistmisiniz onuda anlamış değilim. Zira benim gibi tutucu militarist bir insan bile ateist düşmanı olabilir diyip ardından tahmin ediyorum ki ben daha geniş bir kitlenin ateistiyim demeniz cidden abes bir durum. İşin diğer bir yönü, ister tutucu militarist olun, ister ateist, beni ilgilendirmez, alakadar etmez.
Siz galiba yazılanları poponuzla okuyorsunuz... Her ne kadar bir cümle sizin anladığınız gibi anlaşılabilmektese yazının genelinden asıl anlamı çıkartabilirdiniz.
Demişim ki: Pekala, benim gibi tutucu militarist bir insan da ateist, deist ya da din düşmanı olabilir.
Daha anlaşılır hali: Pekala, benim gibi tutucu militarist bir insan da din düşmanı, ateist ya da deist olabilir.
Yazının gidişinden böyle anlamanız gerekirdi. Ancak bu işi kötü niyetinize verip eli şu ya da bu şekilde kalem tutan her mümin gibi bulandırmaya çalıştığınızı kabul ederek biraz sinirli bir ruh haliyle bu açıklamama son veriyorum.
evrensel-insan
10-11-2009, 20:55
Saygideger Alchindus;
Dediklerinden anlasilacagi uzere, Kuran'da evlilik alt siniri bulunmadigindan, blug cagina ermemis bir cocukla evlenmek serbest. Ustelik, evlenen erkegin esi olan blug cagina ermemis bir cocukla cinsel iliskiye GIRMEMESI ile ilgili kuranda bir aciklama da yok. Yani tamamen erkegin insiyatifine birakilmis.
Bu resmen, hem tecavuze, hem de subyanciliga bir izindir. Tecavuzdur, cunku; blug cagina ermemis bir cocukla cinsi munasebet YASAKLANMAMISTIR. Subyanciliktir, cunku; blug cagina ermemis bir cocukla evlik UYGUN GORULMUSTUR.
Dolayisiyle, bir erkegin hem blug cagina ermemis bir cocukla evlenebilmesi, hem de onunla cinsel iliski kurmasinin yasaklanmamasi, ne evrenseldir, ne de insan haklariyla bagdasir. Ustelik; bu normal bir cinsi iliski olarak ta degerlendirilemez. Bugunku adi, cinsi sapikliktir.
Tecavuz konusuna gelince; sartlar ve durumlar onemli degildir. Cinsel iliski kuranlardan biri, ki bu kadin da, erkekte olabilir, digerinin rizasi olmadan, zorla onunla cinsel iliski kurarsa bu tecavuzdur. Kuran da boyle bir YASAK da yok.
Zina da ise; cinsel iliskiye girenlerin ikisinin de cinsel iliskiyi onaylamasi, sadece bu onaylayanlarin birbiriyle evli olmamasi soz konusudur. Bu durumda da, erkegin, esi olmayan her cariye ile iliskisi zorla ise, tecavuz; kabullu ise, zinadir. Eger iliskiye gecilen cariye; blug cagina ermemis ise; bu hem subyancilik, hem de tecavuzdur.
Yani bir erkek, birincisi yasi ne olursa olsun evlenerek, ya da cariye edinerek; blug cagina ermemis bir kiz cocuguyla zorla (cunku cocuk ne cinsel iliskiye hazirdir ne de onun ne oldugunu anlayacak yastadir, o yuzden burada cocugun bu cinsel iliskiye rizaligindan bahsetmek, mantiksal degildir ve abestir) iliskiye girebilir ve bunun bir CEZA,GUNAH yaptirimi olmadigi gibi; Kuran da bu tip evlilige IZIN VARDIR. Bu da bize Kuran'da kadin mevhumunun bulunmadigini ve sadece erkegin bir ya uretim ya da cinsel tatmin araci oldugunu gosterir.
Butun bunlar 21. yuzyilin dunyasinda, pek gecerli olmasa gerek. Oyuzden birilerinin oturup, bu konuyu enine boyuna dusunmesi ve erkek kadin her turlu iliskisini, islam anlayisi olarak yeniden uyarlamasi gerekir. Aksi, erkek ustunlugu ve insan haklarini ihlal, cinsel sapiklik, subyancilik ve tecavuzu TESVIK olarak, kalir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın EnvyMe,
Siz galiba yazılanları poponuzla okuyorsunuz... Her ne kadar bir cümle sizin anladığınız gibi anlaşılabilmektese yazının genelinden asıl anlamı çıkartabilirdiniz.
Demişim ki: Pekala, benim gibi tutucu militarist bir insan da ateist, deist ya da din düşmanı olabilir.
Daha anlaşılır hali: Pekala, benim gibi tutucu militarist bir insan da din düşmanı, ateist ya da deist olabilir.
Yazının gidişinden böyle anlamanız gerekirdi. Ancak bu işi kötü niyetinize verip eli şu ya da bu şekilde kalem tutan her mümin gibi bulandırmaya çalıştığınızı kabul ederek biraz sinirli bir ruh haliyle bu açıklamama son veriyorum.
Çellist,
Orada, yanlış okuma sonucu yanlış bir çıkarımda bulunmuşum, özür dilerim.
Ben erdemli bir insanımdır. Hatamı görür kabul ederim. Sizin gibi devam ettirmem bunu.
Böyle bir erdem sizde bulunuyor mu acaba?
Hala kötü niyetten bahsediyorsunuz, hala. Buna gerçekten inanamıyorum artık. Forum izin verse, yönetim izin verse belki daha ağır ithamlarda bulunacaksınız ama yine benim karşılığımda bir değişiklik olmaz.
siparisci
10-11-2009, 21:47
Hz Aişe evlendiğinde 9 yaşında demek ne büyük cehalettir, ne büyük kendini bilmezlik, ne büyük provakatörlüktür.
Böyle Kuran'dan kıl tüy alıp karşımıza sunmakta usta olan Ulpian'a da yeniden söylüyorum. Okurlar at gözlüğü takmıyorsa şayet, bu ayetlerin başını ve sonuna da okur. Bunlarla taraf toplanmaz.
Bir kere;
Mişkât sahibi der ki: Hazreti Âişenin hemşiresi Esma, Hicret esnasında 27 yaşında idi. Aişeden on yaş büyüktü. Hazreti Aişe de, Esmadan on yaş küçük olduğuna göre, Hicrette onyedi yaşındaydı: (Asrı Scâdet, C: 2, S: 1010.)Rasül-i Ekremle evlendiği zaman, 18 yaşında bulunuyordu.Hazreti Âişenin altı yaşında nişanlandığı, dokuz yaşında nikahlandığı hakkındaki rivayetler doğru değildir, tarihî hakikitlere aykırıdır.Hz. Aişenin ablası Esma, ondan yaklaşık 10 yaş büyüktü. Hz. Aişe evlendiğinde Hz. Esma'nın yaklaşık 30 yaşında olduğu rivayet ediliyor. Buradan Hz. Aişenin evlendiğinde 18-20 yaşlarında olduğu sonucuna varılmaktadır.
O kadar geri kalmış bir milletten, anayasa çıkartıp kadın erkek eşittir demesini mi bekliyordunuz ? Bu 1400 sene önce bilgisayarın geleceğini müjdelemek gibi bir şey olurdu herhalde. Kur'an geleceğin sinyallerini verdiği gibi o anki halkın tabanına da yerleşmeyi başarmıştır.
Alchindus
10-11-2009, 21:59
Muhterem evrensel-insan, her kerihin kuranda açıkça zikredilmesine gerek yoktur, ahkam böyle olmaz!
İnsan azıcık tezekkür ederki baliğa olmamışla cima içün caiz değildir diyen fukaha neye göre karar vermiştir!
Elbet kuran ve sünnete göre!
Esasen meselenin özü içün yazdıklarımdan sonra hala islamda pedofili aramayı iyi niyetle bağdaştırmam mümkün değildir!
İmdi bir diğer husus regl ile cinsel yaşam arasında nasıl kurulduğunu anlayamadığım zaruri alakadadır!
Siz bir başlıkta yanlış hatırlamıyor isem yurt dışında yaşadığınızı söylemiş idiniz, londra idi sanırsam!
Bana söylermisiniz hiç araştırdınızmı londrada ingilterede kızların cinsel yaşamı regl ile mi başlamakta!
Eğer böyle değilse bu pedofili diyemi tesmiye olunmakta!
Pekiyi daha kuzeydeki ülkelerde misalen norveçte ahval nedir bilirmisiniz!
İmdi bana kalır ise sahte ahlakçılıkla bir yere varılamaz, evvela pedofili nedir bunu bileceksiniz sonrada bir ateistin veyahut bir vahye tabi olmayanın buna muhalefetini temellendireceksiniz!
Ben bir müslüman olarak sırasıyla
-Zina
-Eşcinsellik
-Ensest ilişki
-Pedofili
gibi mevzularda neyi niçün reddettiğimi temellendirebilirim!
Pekiyi ya siz bu hususlardan hangilerine niçün hayır dediğinizi temellendirebilir misiniz!
Alemşumul bir din evlilik içün alt ve üst yaş sınırı tayin etmedi diyeki o evlilik içün denklik ve marufuda emretmiş iken nasıl ona pedofili ithamında bulunulabilir!
Bunun akılla hüsnü niyetle alakası yoktur!
Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmuyor!
Mukatil der ki: (Bakara Süresindeki) "Boşanmış kadınlar üç hayız iddet beklerler..." (âyet: 228) âyet-i kermesi nazil olunca Hallâd ibnu'n-Nu'mân ibn Kays el-Ansârî: "Ey Allah'ın elçisi, peki hayız görmeyen, henüz hayız görmemiş ve hâmile kadınların iddeti nedir?" diye sordu da Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.[12] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/065talak/004.htm#_ftn12) Râzî, bu soruyu soranın Muâz ibn Cebel olduğunu Söyler.[13] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/065talak/004.htm#_ftn13)
Muhammed ibn İshâk el-Mukrî' kanalıyla Ebu Osman Amr ibn Salim'den rivayette o şöyle anlatıyor: Bakara Süresindeki boşanan ve kocası ölmüş olan kadınların beklemeleri gereken iddeti getiren âyet nazil olduğunda Übeyy ibn Ka'b: "Ey Allah'ın elçisi, Medine kadınları: "Hakkında bir şey zikredilmeyen kadınlar var." diyorlar." dedi. Hz. Peygamber (sa): "Hakkında hüküm olmıyan kadınlar kimlermiş?" diye sordu. Übeyy: "Henüz hayız görmemiş küçükler, hayızdan kesilmiş kadınlar ve hamile kadınlar." dedi ve işte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.[14] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/065talak/004.htm#_ftn14)
[11] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/065talak/004.htm#_ftnref11) Vahidî, age. s.310-311;İbnu'l-Esîr,Üsdü'I-Ğâbe,V,41.
Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/894.
[12] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/065talak/004.htm#_ftnref12) Vahidî, age. s. 3ii.
[13] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/065talak/004.htm#_ftnref13) Bak: Mefâtîhu'l-Ğayb, XXX,35.
[14] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/065talak/004.htm#_ftnref14) Vahidî, age. s. 311; İbn Kesîr, age. Vin,175.
Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/895.
Sayın alchindus,
Neyi tartıştığınızın farkında mısınız ? Talak 4'ün neden nuzul olduğu kimsenin üzerinde tartışmayacağı kadar açık ve net biçimde belli. Hala bu konuda ısrar edip aksini savunmaya çalışmanızı anlıyor ve takdir ediyorum. Çünkü bu karşı çıkış "hayız görmemiş" sübyanların evlilik ve cinselliğe zorlanmalarını insan olarak kabul edemediğinizi gösteriyor. Ama sıklıkla tekrarladığınız
"gerçeğe sadakat" düsturunuz eğer sadece kendinizi kandırma değilse bu gerçeklikle yüzleşmek zorundasınız. İslam ve onun kaynağı Kur'an doğduğu coğrafya ve kültürde var olan çocukların evlendirilmesi olgusuna karşı olmak bir yana bu olguyu kabul edip onu düzenlemektedir de.
El Horasani'yi beğenmedinizse başka tefsirlere de göz atın. Onlarda da göreceğiniz gibi hayız görmemiş çocuklar için "iddet" süresi vardır ve bu çocukların da cinselliğin (evlilik yoluyla) objesi olduğunu gösterir.
Alchindus
10-11-2009, 22:10
Çellist ömrühayatımda senin kadar rahat yalan söyleyenini görmedim!
Bak ben açık sözlü birisiyim, maraz derecesinde Hz. Muhammed düşmanlığı evvela yahudi alametidir!
Maksada ulaşmak içün ona atmayacakları iftira yoktur!
Açıp baktığını söylediğin ebu davuta herkes bakabilir ve sonra dönüp senin hakkında ne düşünürler!
Gerçi senin böyle gailelerin olmadığı belli :)
Dini ilimler, vahiy hakkında konuşma çocuk oyuncağı değildir, gerçeğe sadakatsizlerin işi hiç değildir!
Senin içün çok daha makul gaileler vardır!
2146. ...Iyâs b. Abdullah b. Ebî Zübâb'dan; demiştir ki: "Pey gamber (s.a.), "Allah'ın cariyelerini dövmeyiniz." buyurdu. Bu nun üzerine Ömer (r.a.), Rasûlullah (s.a.)'e gelip;
(Yâ Rasûlallah), Kadınlar kocalarına karşı kafa tutmaya başla dılar (diye şikâyet etti). Bunun üzerine (Rasûl-u zîşân efendimiz) de kadınları (hafifçe) dövmeye izin verdi, (Bu izinden) sonra Rasûlullah (s.a.)'in hanımlarının yanına kocalarından şikâyetçi olarak bir çok kadınlar geldi. Peygamber (s.a.) (bunu görünce şöyle) buyurdu: "-Gerçekten (bu gece) Muhammed ailesine kocalarından şikâyetçi olarak bir çok kadınlar geldi. (Şunu iyi bilin ki karılarını döven) bu kimseler sizin hayırlılarınız değil(ler)dir."[671]
Açıklama
Hadîs-i şeriften anlaşılıyor ki Rasûl-i Ekrem Efendimizin kadınlara merhametli davranmakla ilgili tavsiyelerini duyan bazı kadınlar bundan cesaret alarak kafa tutmaya başlamışlardır. Bunun üzerine Fahr-i kâinat efendimiz kocalarına karşı görevlerini yapmadıkları takdirde erkeklerin hanımlarım hafifçe dövmesine izin vermiştir. Ne var ki bu sefer de erkekler bu izni adetâ bir emir telakki ederek hanımlarını fecî şekilde dövmeye başladılar. Bunun üzerine Hz. Fahr-i kâinat, hanımlarım böyle fecî şekilde döven kimselerin hlayırlı kimseler olmadığım, hayırlı kimselerin haklı oldukları zamanlarda onları hiç dövmeden idare ve terbiye edebilen kimseler olduğunu hatırlatmıştır. İlim adamlarının bu mevzu ile ilgili görüşlerini bir önceki hadîsin şerhinde açıkladığımızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.[672]
evrensel-insan
10-11-2009, 22:14
Saygideger Alchindus;
Sana bir kac soru daha soracagim.
Birincisi ve tartismalardan da anlasilacagi uzre; Kuran neden,ACIK, NET, ANLASILIR olarak yazilmak yerine; TARTISMALARA ACIK yazilmistir?
Kuran gibi; insanogluna herturlu yol-yonten gosterici bir rehberin; SEVABA, INSANLIGA, IYILIGE, ESITLIGE v.s. yonelik olmasi gerekirken; neden GUNAHA, KOTULUGE, ERKEK USTUNLUGUNE yoneliktir.
Evet, sonucta; kimseye, "subyanci ol, tecavuz et, kadinlari ez" v.s. gibi acik bir yon gostermemistir. Ama; sonucta, KOYMADIGI YASAKLARLA erkekleri, subyanciliga, tecavuze, kadinlari insan yerine koymamaya, IZIN VERMIS ve adeta davetiye cikarmistir.
Sonrada "bunlari yapan cehenneme gider" v.s. temelli bir aciklamanin anlami kalmaz.
Kuran'in yonlendirme amaci, cennet ise; o zaman tamamen insan ozlu ve insanlik icerikli olmasi gerekmez miydi?
Kuran'in amaci insanogluna "dogru yolu gostermek" ise; nasil erkege insanlikdisi konularda IZIN VERILIR?
Dolayisiyle; Kuran, yol gosterici bir rehber olarak, degil, evrensel; insan olmaya ve onun insanligina da dusunce ve davranis olarak, terstir. Insandisiligi onleyecegi yerde; izin vermekte ve tesvik etmektedir.
Ama dersenki "olurmu, Kuran yap demiyor, yaparsan bu gunah olur" bu da o zaman Kuran'in insanligin onunde bir rehber olamayacagini gosterir. Cunku kuran "bunlar, bunlar YAPILMAMALI; cunku, bunlarin, sunlarin yapilmasi GUNAHTIR ve Allah katinda hos karsilanmaz" v.s. temelli bir icerikte olmasi gerekmezmiydi?
En basitinden " blug cagina ermemis bir kizla, cariye de olsa; bir erkegin cinsel iliski kurmasi Gunahtir" ve " Bir erkek, ne durumda olursa olsun, esinin ve kadinin rizasi olmadan zorla cinsel iliskiye girmemelidir. Girerse, GUNAH islemis olur" temelli yonlendiremez miydi?
Neden Kuranda, herhangibir GUNAH'in tarifi yok. Yani "Tecavuz,....demektir, zina....demektir," gibi.
Cunku, sonucta Gunah dediginiz seyin, ne oldugunu acik acik tarif etmezseniz; kimseyi o gunahi isledi diye suclayamazsiniz ve ondan iyiniyetle o gunahi islememesini bekleyemezsiniz. Acik, acik neyin, neden gunah oldugunu izah etmeniz ve tartismaya mahal birakmiyacak sekilde belirtmeniz gerekir.
Dolayisiyle, ortada bir GUNAH varsa; bu insanoglunun degil; insanogluna gunahi tartismaya ve kisisel insiyatife yer vermeyecek kadar aciklama getiremeyen Kurandadir.
Eger Kuran; Gunaha izin veriyorsa; suc gunahi bu izin temelinde isleyen de degil; bu izni veren Kurandadir.
Oyuzden ben; ne blug cagina girmemis bir kizla evleneni ve iliski kurani suclayamam. Buna izin veren Kuran'i suclarim.
Suclu da, gunah isleyende; insanoglu degil, buna izin veren ve BU SUCU VE GUNAHI ISLETMEYE SEBEP OLAN KURANDIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
10-11-2009, 22:19
Sayın alchindus,
Neyi tartıştığınızın farkında mısınız ?
Muhterem ben herşeyin farkındayımda siz ne iddianızın nede buna getirilen itirazın farkındasınız!
Veyahut gerçeğe sadakatsizliğin neticesi böyle bir hali sergilemekte ısrarlısınız!
Şu başlıkta ben "lem yehıdne" içinde baliğa olmamışlarında bulunduğunu reddettiğimi hatırlamıyorum, mesele bu değilki! Mesele baliğa olmayana iddet tahakkuk etmesinden "cima meşruiyeti" çıkarma cambazlığı!
İmdi muhterem, bana tefsir nuzuli esbab örnekleri verecek olan bir kere bu işler içün hiç olmaz ise benim kadar zaman vermiş olmalı, meseleden anlamalı!
Talak dört içün mevcut nuzuli esbab rivayetlerinin tamamını bilen birisiyim ben!
1- Mukatil dedi ki: "Boşanan kadınlar kendi kendilerine üç kuru’ beklerler" (Bakara: 2/228) âyeti nazil olunca Hallad b. Numan b. Kays el-Ensarî dedi ki:
"Ey Allah'ın Rasulü, hayız olmayan, hayizdan kesilen ve hamile olan kadının iddeti ne kadardır?" Bunun üzerine Allah Teala bu âyeti indirdi."[19]
Râzî, bu soruyu soranın Muâz ibn Cebel olduğu*nu söyler.[20]
2- Ebû İshak el-Mukri', Muhammed b. Abdillah Hamdun'dan, o Mekkî b. Abdan'dan, o Ebu'I-Ezher'den, o Esbat b. Muhammed'den, o Mutarrıf’tan, o da Ebû Osman Amr b. Salim'den şu haberi vererek dedi ki:
"Bakara Sûresi'ndeki kadınların iddetleriyle ilgili âyet indiği vakit, (ki.bu âyet, boşanma ve kadının kocasının ölümü ile ilgili idi.) Ubeyy b. Ka'b dedi ki:
"Ey Allah'ın Rasulü, Medine'nin kadınları "Hakkında söz söylenmeyen hiçbir kadın kalmadı" diyor*lar," Rasulullah (s.a.v.):
"O nasıl oluyor?" Ubeyy b. Ka'b dedi ki:
"Yaşı küçük olanlar (hayız oluyorlar) büyükler (hayızdan kesilenlerin üç ay bekleme süreleri vardır,) ve hamileler." Bunun üzerine bu âyet nazil oldu."[21]
Suyuti “İsnadı sahihtir.” dedi. [22]
3- Mukâtil tefsirinde: “Hallâd İbni Amr Îbni Cemûh, hayız görmeyen kadının iddetinden sordu, bunun üzerine bu âyet indirildi.” dedi. [23]
Zikrettiğim gibi, mesele "lem yehıdne" içine baliğa olmamışların girip girmediği değil buradan cima ruhsatı devrişme cambazlığıdır!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmaz!
O zaman neden iddet süresine gerek olduğunu bir açıklasanız ?
Alchindus,
Bana kaynak gösterdin ama numarasını vermedin ben de karman çorman yazılardan Ebu Davud'un nikahını tekrar okumaya başladım. 10 hadis geçti geçmedi karşıma pedofilinin en dehşetini teşvik eden bir peygamber hadisi çıktı. Senin dayandığın hadis kaynağı Ebu Davud'un Nikah kitabından.
2098 numaralı hadisin özeti
Kardam kızı Maymune anlatıyor.
Biri "Bana kim kılıç verirse ilk doğacak kızımı ona vereceğim" demiş. Bir adam da o adama bir kılıç vermiş. Aradan bir zaman geçmiş ve o kız vaadinde bulunan adamın sonradan bir kızının olduğunu öğrenmiş ve adamın kabilesine gidip kızla evlenmek istediğini söylemiş. Adam ekstradan başlık parası istemiş. Kızı isteyen Muhammed'e soruyor:
-Ne yapayım, ya Resulullah?
-Kız fazla büyümüş mü?
-Evet, büyümüş...
-O zaman boş ver; alma o kızı...
Eleştiri ve soru:
Sen bu hadislere bakarak pedofili İslam'da haramdır diyor ve arada da küçük kızlar nikahlanabilir kocası da onunla cima ederse bir yaptırımı yoktur diyip Hacivat tarzında da kelamlarla konuyu dağıtıyorsun. Ne dediğin belli de, acaba yukarıdaki hadis hakkında da her zamanki gibi ilgili metne takla attırdığını sanarak bir şeyler yazabilir misin? Biz de nurlara gark olalım.
Alchindus
10-11-2009, 22:24
O zaman neden iddet süresine gerek olduğunu bir açıklasanız ?
Zahmet edip yazdıklarımı okusanız!
Veyahut itiraz ettiğiniz kişinin yazdıklarını okumadan ona itiraz etmeseniz!
evrensel-insan
10-11-2009, 22:26
Saygideger Alchindus;
Bana söylermisiniz hiç araştırdınızmı londrada ingilterede kızların cinsel yaşamı regl ile mi başlamakta!
Eğer böyle değilse bu pedofili diyemi tesmiye olunmakta!-Alchindus-
Britanya'da bu konu gayet aciktir. Bir kizla 16 yasinddan once iliskiye giren her erkek; cinsel istismar sucundan yargilanir. Burada kizin bu iliskiye razi olup olmadigina bakilmaz. Cunku 16 yasindan kucuk bir kiz cocugu, cinsel iliski kurabilecek yasta ve algida degildir. Dolayisiyle, hic bir erkek akil bagli yasi olan 18 yasindan once bir kizla evlenemez ve evlenecegi kiz da o yasta olmasi gerekir.
Tecavuz ise; cinsel iliski kuran ciftlerden birinin, digerini zorla bu iliskiye zorlamasi ve cinsel iliskiyi, kurdugu kisinin rizasi olmadan gerceklestirmesidir.
Zina konusu da; eslere baglidir. Eger eslerden biri, esinin; baska bir kisiyle cinsel munasebetini ispatlarsa, bosanma hakki vardir.
Cinsel iliski icin ise; sadece alt yas siniri vardir. Baska bir sinir yoktur.
Dolayisiyle, tecavuz, zina, subyancilik, cocuk yasta evlilik kanun onunde suctur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
"Yaşı küçük olanlar (hayız oluyorlar) büyükler (hayızdan kesilenlerin üç ay bekleme süreleri vardır,) ve hamileler." Bunun üzerine bu âyet nazil oldu."[
Parantez içindeki hayız oluyorlar filan gibi ibareler sonradan çeviren ya da el Kındi tarafından eklenmiş fazlalıklar... Ayıptır yaa...
Dolayisiyle, tecavuz, zina, subyancilik, cocuk yasta evlilik kanun onunde suctur.
Türkiye'de de, Meksika'da da, Çin'de de, Uganda'da da, Tunus'ta da, Macaristan'da da suçtur... (Ortak bir kültür var mı? Yok...)
İran'da, Arabistan'da, Yemen'de, Afganistan'da, Malezya'da, Endonezya'da suç değildir... (Ortak bir kültür var mı? Var)
evrensel-insan
10-11-2009, 22:34
Saygideger Alchindus;
Pekiyi ya siz bu hususlardan hangilerine niçün hayır dediğinizi temellendirebilir misiniz!-Alchindus-
Bu sorunun cevabi iki turludur. Birincisi, tecavuz ve subyancilik insan haklarina ve bana aykiridir. Yapanlar cezalandirilir.
Ben tek eslilikten yanayim. Heterosexuel iliskiden yanayim. Normal iliskiden yanayim.
Ama; kimsenin de cinsel tercihine karisamam. Homosexuellerin, anal iliski kuranlarin, zina yapanlarin kendi tercihleridir. Onlarin iliskileridir ve beni ilgilendirmez. Dolayisiyle, karsi cikis/kabul edis gibi bir dusunceye girmem. Sadece ben yapmam, yapanlarinda "kendi tercihleridir" derim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
10-11-2009, 22:35
Muhterem ben sana regl öncesi münasebetten söz ediyorum, yaş bahsinden değil!
Amma sen londrada yada ingilterede her kız regl olmadan cinsel deneyim yaşamıyor diyor isen onu bilemem, sana kaynağın nedir diye sualde etmem :)
Muhim bir başka husus ise esabu nuzlul için verdiğim abdulvahit metinin esbabı nuzulundendir, biz metinlere müdahale etmeyiz!
evrensel-insan
10-11-2009, 22:43
Saygideger Alchindus;
Amma sen londrada yada ingilterede her kız regl olmadan cinsel deneyim yaşamıyor diyor isen onu bilemem, sana kaynağın nedir diye sualde etmem -Alchindus-
Yazdigimin neresi acik degil; bir erkek, 16 yasindan kucuk bir kiz cocugu ile iliski kurarsa; bu cinsel istismardir ve erkek suc islemistir ve ceza alir. Bu ceza da tecavuze girer. Kiz cocugunun rizasina bakilmaz.
Dolayisiyle, 16 yasindan kucuk bir kiz cocugunun cinsel iliskisinde suclu ve ceza alacak olan, iliskiye girdigi erkektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
10-11-2009, 23:39
Buda eski bir haber, ulpianında ikamet ettiği almanyadan!
http://www.abendblatt.de/hamburg/article383926/Luiza-12-Deutschlands-juengste-Mutter.html
Oniki yaşında bir anne, onyedi yaşında bir baba!
Evet muhteremler, bu nikah dışı ve küçük yaşta ilişkileri ve çocuk edinmelerini pedofili olarak görmekte misiniz!
Görmekte iseniz bunu temellendiriniz!
Görmemekte iseniz islamın nikah akti altında karşılıklı rıza ile aile yuvası içün beden ve ruh sağlığı müsait ise bir yaş sınırı getirmemesini nasıl eleştirebilmektesiniz!
Gerçeğe sadakat şart, olamdan olmuyor!
Alchindus
10-11-2009, 23:39
İmdi muhterem anlaşılmayan şudur!
Ben diyorumki farzedelim kızın yaşı 16 veya üstü amma regl olmamış!
Bu kızın cinsel yaşamı varsa erkek arkadaşı pedofil midir!
Bu suale cevabın evet ise senin içün pedofil olmayan yoktur, hayır ise regl ile pedofili arasında mutlak bir münasebet olmadığını kabul etmiş olursun!
İmdi bir başka hususu sana soracağım, oralarda ikamet ediyorsun, olayı bilirsin!
Bu senenin başlarında bir hadise patladı! Chantelle Stedman namında onbeş yaşında birisi onüç yaşında birisi ile cima edip gebe kaldığını söyledi!
http://www.thesun.co.uk/sol/homepage/news/article2233878.ece
Sonradan bebeğin babasının onüç yaşındaki genç olmadığı anlaşıldı amma bu onbeş yaşındaki ana ortadadır!
İmdi bana söylermisin bu hanım cinsel ilişkisi içün hukuki bir takibata uğramış mıdır!
O ve erkek arkadaşı, arkadaşları!
Alchindus
10-11-2009, 23:44
Şurayada bir göz atınız muhteremler, faideli olacaktır!
http://www.bild.de/BTO/news/aktuell/2006/03/04/juengste-mutter-interview/juengste-mutter-interview.html
evrensel-insan
10-11-2009, 23:45
Saygideger Alchindus;
İmdi muhterem anlaşılmayan şudur!
Ben diyorumki farzedelim kızın yaşı 16 veya üstü amma regl olmamış!
Regl olmamaktan kastin, blug cagina ermemis mi, yoksa resit mi olmamis? Konu yastir. Eger kiz ve erkek ikisi de, 16 yasi ustuyse ve cinsel iliskiye isteyerek girdiyse, bir sorun yoktur. Burada eslerden birinin evli olup olmamasi ve evli olanin da esinin davaci olup olmamasi soz konusudur.
Bu kızın cinsel yaşamı varsa erkek arkadaşı pedofil midir!
Eger erkek evli ise veya gec yasta ise; olay subyancilik olarak degerlendirilebilir. Ama erkek te kiz gibi genc ise ve 16 dan buyuk ise, sorun yoktur. Kiz 16 yasini gecmis ise ve cinsel iliskisinde erkegini sikayet etmemis ise, kanuni bir durum yoktur.
Bu suale cevabın evet ise senin içün pedofil olmayan yoktur, hayır ise regl ile pedofili arasında mutlak bir münasebet olmadığını kabul etmiş olursun!
Cevabimi verdim. Bana gore; evli bir erkek, kendinden yasca cok kucuk ama 16 yasi ustu kizlarin pesinde cinsel iliski icin kosuyorsa; o erkek subyancidir.[ Bu iliskide, kizin sikayeti varsa da, bu tecavuzdur./B]
İmdi bir başka hususu sana soracağım, oralarda ikamet ediyorsun, olayı bilirsin!
Bu senenin başlarında bir hadise patladı! Chantelle Stedman namında onbeş yaşında birisi onüç yaşında birisi ile cima edip gebe kaldığını söyledi!
http://www.thesun.co.uk/sol/homepage...cle2233878.ece
Sonradan bebeğin babasının onüç yaşındaki genç olmadığı anlaşıldı amma bu onbeş yaşındaki ana ortadadır!
İmdi bana söylermisin bu hanım cinsel ilişkisi içün hukuki bir takibata uğramış mıdır!-Alchindus-
[
B]Kiz ugramaz. Cunku 16 yasindan kucuktur. Onunla cinsel iliskiye giren ve onu hamile birakan erkek ise; cinsi istismardan ceza alir ve hapse girer.
O ve erkek arkadaşı, arkadaşları!
Daha once de aciklamistim. Cinsel iliski kurabilme yasi, 16 dir. Bunun altindaki bir iliski de, iliskiyi kuran kisilerden, yasi 16 dan buyuk olan sorumludur, 16 dan kucuk olan degil. Bu cinsel iliski, ister rizali olsun, ister cinsi istismara ugrayan erkek veya kadin olsun, farketmez. Cunku bu kural; yetiskin bir kadinin, 16 yas alti bir erkekle de cinsi iliski kurmasinda gecerlidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-11-2009, 23:58
Saygideger Alchindus;
Bilmem bir seyin farkinda misin? Kuran gibi, rehber yol gosterici bir kitabin; blug cagina ermemis bir kizla, evlilik ve cinsel iliskiye IZIN VERMESI ve YASAK KOYMAMASI baska; Avrupa'da topluma yansiyan ve normal olmadigi icinde haber olan olaylar baskadir.
Genel Ahlak anlayisi; Tecavuz; cinsel iliskideki iki kisiden birinin (kadin/erkek farketmez) digerini cinsel iliskiye zorlamasi ve iliskiyi rizasiz zorla uygulamasidir.
Zina; evli ciftlerden birinin, evlilik disi baska bir kisiyle cinsel iliski kurmasidir.
Subyancilik; evli ve yasi gecmis bir erkegin/kadinin; daha yeni 16 yasina girmis, kiz/oglan ile cinsi iliski kurmasi ve bu iliski icin caba harcamasidir.
Cinsel istismar/sapiklik; Erkek veya kadinin 16 yasina gelmemis ve blug cagina ermemis bir kisi ile cinsel iliskiye girmesi.
Anlasilmayan bir yer var mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
11-11-2009, 00:04
Regl olmamaktan kastin, blug cagina ermemis mi, yoksa resit mi olmamis?
Muhterem kusura bakmayasında henüz bunu tefrik edemiyorsan niçün bu konulara müdahil olmaktasın!
Daha once de aciklamistim. Cinsel iliski kurabilme yasi, 16 dir. Bunun altindaki bir iliski de, iliskiyi kuran kisilerden, yasi 16 dan buyuk olan sorumludur, 16 dan kucuk olan degil.
Muhterem bu çarpık bir hadise değilmi!
İmdi onbeş yaşında bir kız onbeş yaşında bir erkek ile cima eder ise her ikiside hukuki takibata uğramaz yani yapılan meşrudur!
Amma erkek misalen onyedi olur ise suçludur!
Bu mudur yani ölçü!
İmdi onbeş yaşında bir kız ile onbeş yaşında bir erkeğin ciması problemli olmayacak amma iki yaş büyük erkeğin ciması problem olacak veyahut islamın bu hadiseyi nikah akdi altında meşru görmesi pedofili olacak!
Efendim biraz gerçeğe sadakat istiyorum fazlası değil!
Şunlara bir nazar ediniz!
In den letzten zehn Jahren hat sich am Alter und dem Einsetzen der Geschlechtsreife nichts geändert", widerspricht Inka Baus, Kinder- und Jugendärztin an der Kieler Uni. "Die Mädchen bekommen ihre erste Regel im Schnitt mit zwölfeinhalb Jahren. Das schwankt natürlich, die Bandbreite reicht von 9 bis 16 Jahren", erklärt die Expertin. Das die Zahlen der Geburten drastisch gestiegen seien, kann sie nicht sagen: "Das bleibt seit Jahren ungefähr stabil."
Nicki B. aus Wiesbaden ist mit 15 schwanger geworden und mit 16 Mama. Seitdem wohnt sie in einer Mutter-Vater-Kind-Gruppe. Ihr 19-jähriger Freund Marcus
http://www.hr-online.de/website/fernsehen/sendungen/index.jsp?rubrik=9014&key=standard_document_35880514
http://www.helle-promenade.de/121.0.html
http://www.stern.de/tv/reportage/reportage-vox-wenn-kinder-kinder-kriegen-teeniemuetter-624513.html
Alchindus
11-11-2009, 00:11
Bilmem bir seyin farkinda misin? Kuran gibi, rehber yol gosterici bir kitabin; blug cagina ermemis bir kizla, evlilik ve cinsel iliskiye IZIN VERMESI
Gerçeğe sadakatiniz olsun, birşeyin öyle olmasını istemeniz onun öylece varolduğu manasına gelmez!
Gerçeğe sadakat şarttır!
Subyancilik; evli ve yasi gecmis bir erkegin/kadinin; daha yeni 16 yasina girmis, kiz/oglan ile cinsi iliski kurmasi ve bu iliski icin caba harcamasidir.
Muhterem anlamadığınız konularda kelam ediyorsunuz, anlayana kadar öğrenmeyi deneyiniz!
Pedofilinin böyle bir tarifi yoktur, pedofili cinsel tatmini erişkinlerde değil çocuklarda arama arazıdır!
Bir diğer husus, evlilik gibi karşılıklı rızaya dayanan erken yaşta evliliklere sahte bir ahlakçılıkla karşı çıkılır iken, yine karşılıklı rıza ile oniki onüç yaşlarında çiftlerin zinasına ferdi hürriyet nazarıyla bakılmakta!
Buda gerçeğe sadakatsizlik olmakta!
Alchindus
11-11-2009, 00:16
Almanyada erken yaşta ana olmuşlardan örnekler verelim!
http://www.stern.de/tv/reportage/reportage-vox-wenn-kinder-kinder-kriegen-teeniemuetter-624513.html
Ve böylece gerçekten ahlaki tasaları olanlarla olmayanları tefrik edelim, gerçeğe sadakatsizleri iyice belli edelim!
Subyancilik; evli ve yasi gecmis bir erkegin/kadinin; daha yeni 16 yasina girmis, kiz/oglan ile cinsi iliski kurmasi ve bu iliski icin caba harcamasidir.
Farkında olmadan gramatik hata yapıyorsunuz. Demek istediğiniz şey 16 yaşından küçükleri kapsıyor olmalı.
Ayrıca 2 gruba ayırma olduğunu da biliyorum. Sübyancılık modern hukukta pedofili ve paderastfili olarak ayrılıyor. Hüseyin Üzmez'in yaptığı sapıklık 2. gruba giriyor; Hüseyin Üzmez yine sünnete uyup 6 yaşındaki bir kızın ırzına geçseydi, bu sefer alacağı ceza ciddi bir oranda artacaktı. 16 yaş öncesi bireylerin yaş aralıkları da iki grupta belirleniyor... Tam bilmiyorum, ama örnek olarak söylersem mağdur 12 ila 16 yaşındaysa 20 yıl, 12 yaşından küçükse idam gibi... Ayrıca erkeğin yaşı da önemli. Galiba erkeğin yaşı da 3 gruba ayrılıyor. Ve birkaç basit ve vicdana uygun şemayla olay formüle ediliyor. Erkek de aynı yaştaysa ve tecavüz söz konusu değilse konu adliyeye değil başka makamların ilgisine sevk ediliyor gibi...
Alchindus,
Kız 16 yaşındaymış delikanlı da 19... Ne dedin sen şimdi?
Ben de 53 yaşında bir adam 9 yaşında bir çocuğu hamile bıraktı sanmıştım...
3-4 basit cümleyle önermeni açıklayabilirsin. Senin iddian ne? Artık dediklerinin çoğu anlaşılmıyor.
Pedofili İslam'da serbesttiri mi savunuyorsun? Yasaktır mı diyorsun? Kısmen helaldir mi diyorsun? Kısa ve doğal bir Türkçe ile söyle, lütfen. Cüf cüf hür hür etmeden.
Alchindus,
Kız 16 yaşındaymış delikanlı da 19... Ne dedin sen şimdi?
Gerçeğe sadakatiniz olsun
Gerçeğe sadakat şarttır!
Ben de 53 yaşında bir adam 9 yaşında bir çocuğu hamile bıraktı sanmıştım...
Gerçeğe sadakatiniz olsun
Gerçeğe sadakat şarttır!
3-4 basit cümleyle önermeni açıklayabilirsin. Senin iddian ne? Artık dediklerinin çoğu anlaşılmıyor.
Pedofili İslam'da serbesttiri mi savunuyorsun? Yasaktır mı diyorsun? Kısmen helaldir mi diyorsun? Kısa ve doğal bir Türkçe ile söyle, lütfen. Cüf cüf hür hür etmeden.
Gerçeğe sadakatiniz olsun
Gerçeğe sadakat şarttır!
:) Alchindus'un ve islam hoşgörüsüne sığınarak ,
gelen cevaplar genelde böyle oluyor kusura bakmayın.
evrensel-insan
11-11-2009, 02:06
Saygideger cellist;
Farkında olmadan gramatik hata yapıyorsunuz. Demek istediğiniz şey 16 yaşından küçükleri kapsıyor olmalı.-cellist-
Hayir. 16 yasindan kucukleri kapsarsa, tecavuz ve cinsi sapiklik olur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
11-11-2009, 02:13
Saygideger alchindus;
Pedofilinin böyle bir tarifi yoktur, pedofili cinsel tatmini erişkinlerde değil çocuklarda arama arazıdır!-alchindus-
Tarifler, kime ve neye goredir. Senin anlamak istemedigin, Kuran'in verdigi IZIN ve Tesviktir. Aksi; 16 yasina gelmemis bir cocugun cinser istismarini onlemek olurdu. Nerde bu onlem?
En azindan 16 yas bir sinirdir, alti cocuktur.
Sen ustelik, cinsi istismar ile, subyanciligi da biribirine karistiriyorsun. Cinsi istismar; bir suctur. Subyancilik ise, cinsi sapikliktir.
Dedigin yaslar ve verdigin ornekler, daha once de dedigim gibi, istisna oldugundan, gazetelere haber olmuslardir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Almanyada erken yaşta ana olmuşlardan örnekler verelim!
http://www.stern.de/tv/reportage/reportage-vox-wenn-kinder-kinder-kriegen-teeniemuetter-624513.html
Pes be Alchindus,
bu kadar da olmaz! Almanya'da çocuk yaşta anne olmuş kızların medyada yer almasını örnek göstererek neyi savunmaya çalışıyorsunuz?
Almanya'da halihazırda geçerli olan Ceza Kanunu'nun 176. maddesine göre, 14. yaşından küçük çocuklarla cinsel ilişkide bulunanlar 6 ay ile 10 yıl arası hapis cezası almaktadır. => § 176 StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__176.html)
Medyada haber olan cinayet haberlerini örnek göstererek cinayeti meşrulaştırmaya çalışmak kadar saçma bir girişime tenezzül etmişsiniz.
Şimdi tekrar bir toparlayalım.
Sizin görüşüze göre (benim değil, sizin görüşünüze göre)
(1) İslam'a göre henüz büluğa girmemiş küçük kızla evlenilebilir.
(2) Evlenen adam, karısı olan büluğa girmemiş küçük kızla halvet olabilir, yani dört duvar arasında baş başa vakit geçirebilir.
(3) Blüğa girince de cinsel ilişkide bulunabilir.
Bütün bunları Alchindus zaten kabul ediyor ve kendisi diyor. Tartıştığımız tek nokta, İslam'a göre henüz büluğa girmemiş küçük kızlarla cinsel ilişkinin meşru olup olmadığı. Bu tartışmaya daha sonra tekrar girelim, başlığın bir sayfa sınırı yok ne de olsa.
Ama önce şu hususu tekrar tekrar vurgulayalım:
Alchindus diyor ki:
İslam'a göre yetişkin bir erkek henüz büluğa girmemiş mesela 7 yaşında bir kızla evlenebilir. Kocası olan adam bu 7 yaşındaki kızla dört duvar arasında baş başa vakit de geçirebilir. Ve mesela bu kız 10 yaşında büluğa girerse, bu andan itibaren cinsel ilişkide de bulunabilir. Bu İslam'a göre caizdir.
Biz de diyoruz ki:
Bu zaten başlıbaşına sübyancılıktır. Yani sizin İslam adına söylediklerinizin doğru olduğundan hareket etsek bile bu pedofilinin din ile meşrulaştırılmasıdır.
Hiçbir insan evladı, sırf dini bunu meşru görmüş diye, yetişkin bir erkeğin, 9-10 yaşında bir kızla (büluğa girmiş olsa bile) cinsel ilişkide bulunmasını savunmamalıdır. Bu akla ve vicdana tecavüzdür.
Ayrıca bu ''ahlakçı'' bir hüküm de değildir! Modern çocuk psikolojisi ve seksoloji bilimleri de ampirik gözlem ve araştırmalarla teyid etmektedir ki, çocuklar, büluğa girmiş ve cinsel arzu duyacak durumda olsalar dahi, (a) cinsellik algıları yetişkinlere göre çok farklıdır, (b) cinsel ilişki iradesi için yeterli temyiz yetisine sahip değillerdir, (c) özellikle bir yetişkinle ve yetişkinin inisiyatifi ile gerçekleşen cinsel ilişkiler -herhangi bir fiziki zorlama olmasa dahi- çocuklar üzerinde çok ciddi travmalara yol açmaktadır.
=> (örneğin bkz: bu dipnotlardaki eserler (http://de.wikipedia.org/wiki/Sexueller_Missbrauch_von_Kindern#cite_note-0))
Yetişkinlerin, çocuklarla cinsel ilişkide bulunması, eğer çocuk
Almanya'da 14 yaşından küçük (§ 176 StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__176.html)),
Avusturya'da 14 yaşından küçük (207 (http://www.sbg.ac.at/ssk/docs/stgb/stgb201_221.htm#207) ve 74 (http://www.sbg.ac.at/ssk/docs/stgb/stgb68_74.htm#74) StGB),
İsviçre'de 16 yaşından küçük (187 StGB (http://www.admin.ch/ch/d/sr/311_0/a187.html)) ise cezalandırılmaktadır.
Ayrıca bunlar sadece en alt sınırlardır, fakat özel durumlarda daha yüksek sınırlar geçerlidir. Yani örneğin Almanya'da bir yetişkin, 14 yaşından küçük bir çocukla cinsel ilişkide bulunmuşsa, bu her halükarda, çocuk yaşına göre fiziken ve aklen gayet gelişmiş ve ilişkiyi kendisi istemiş olsa bile suçtur ve cezalandırılır (§ 176 StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__176.html)). Fakat çocuk henüz ruhen yeterince gelişmemişse, bir yetişkin, 18 yaşından küçükle girdiği ilişki yüzünden bile cezalandırılır (182 III StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__182.html)).
Bütün bu ülke meclisleri bu yasaları çıkartırken, salt ahlakçı bir zihniyetten hareket etmemiş, farklı bilim alanlarının temsilcilerinin sunduğu bilirkişi raporlarını da dikkate almışlardır. Bu yasalara aykırı hareketler de pedofil fiiller olarak değerlendirilmektedir.
Yani sayın Alchindus,
İslam adına söylediklerinizin doğru olduğunu varsaysak dahi, bu söylediklerinizden İslam'da sübyancı fiillerin meşru olduğu çıkmaktadır.
saygılarımla
Medyada haber olan cinayet haberlerini örnek göstererek cinayeti meşrulaştırmaya çalışmak kadar saçma bir girişime tenezzül etmişsiniz.
...
...
İslam adına söylediklerinizin doğru olduğunu varsaysak dahi, bu söylediklerinizden İslam'da sübyancı fiillerin meşru olduğu çıkmaktadır.
saygılarımla
Bence bu iki cümle birbirine tezat oluşturan iki cümledir.
Saygılarımla
muhammed ve aişe nin evlendiğinde yaşları hakkında net bir bilginiz yok sizin aksi söyleyenlerde var.
kuran da açık bi beyanla yaşlı lar çocuklar evlenebilir sözü de olmadığına göre
bu kural yaşayan insanların toplumlar içinde bir şekilde değerlendirip koyacaklar yasa kurallar ile oluşturulur.
talak4 deki ifade çoğunluğun söylediği gibi buluğa ermemiş kızlar değil,
evlendikten sonra cinsel ilişkiye girdikten sonraki bi boşamada kadının gebe olup olmadığını öğrenme açısından 3 ay onları gözlemeyle alakalı normalde. 1 ay sonunda adet görmüyorsa hamiledir büyük ihtimal.
ama Allah işi garantiye alın diyor. 3 ay bekleyin. hem bu bekleme sürecinde umulurki belki ayrılmak istemezsiniz iyi niyeti de var..
Medyada haber olan cinayet haberlerini örnek göstererek cinayeti meşrulaştırmaya çalışmak kadar saçma bir girişime tenezzül etmişsiniz.
...
...
İslam adına söylediklerinizin doğru olduğunu varsaysak dahi, bu söylediklerinizden İslam'da sübyancı fiillerin meşru olduğu çıkmaktadır.
saygılarımla
Bence bu iki cümle birbirine tezat oluşturan iki cümledir.
Saygılarımla
Sevgili EnvyMe,
sanırım sabah çok erken olduğundan mesajı dikkatlice okuyamamışsınız. :)
Bu dediğiniz ne zaman geçerli olurdu: Ben İslam ülkelerinde olanları örnek göstererek İslam'da birşeyin meşru olduğu çıkarımını yapsa idim. Fakat böyle birşey yapmadım.
Sayın Alchindus'a göre:
İslam'a göre yetişkin bir erkek henüz büluğa girmemiş mesela 7 yaşında bir kızla evlenebilir. Kocası olan adam bu 7 yaşındaki kızla dört duvar arasında baş başa vakit de geçirebilir. Ve mesela bu kız 10 yaşında büluğa girerse, bu andan itibaren cinsel ilişkide de bulunabilir. Bu İslam'a göre caizdir.
Bu Alchindus'un İslam adına savunduğu görüştür ve işte bu görüş eğer doğruysa, İslam'a göre sübyancı fiiller meşrudur. Bu fiillerin neden sübyancı olarak değerlendirildiğini yukarda açıkladım.
Şimdi siz sayın EnvyMe -madem konuya dahil oluyorsunuz- LÜTFEN CEVAP VERİN: Bir müslüman olarak Alchindus'un görüşüne katılıyor musunuz? Katılmıyorsanız neden katılmıyorsunuz? Lütfen bu sefer, ''ben bu konuları bilmem'' diyerek geçiştirmeyin. Çünkü tartışmaya dahil olmaktasınız.
saygılarımla
Eyvah eyvah
Başkasını bilemem ama benim kendi ailemden örnek vermem gerekirse,
Anneannemle 45 yıl evli kaldıktan sonra,
75 yaşında ölen dedem,
anneannemi aldığında 30,
anneannem 13 yaşında imiş.
Anneannemle dayımın arasında tam 13 yaş var.
Benim dedem sapık mıymış şimdi ?
Oysa tüm aile,tüm çevre,hepimiz ona hayrandık.
Eğer öyle ise,
büyük ihtimal bu başlıkta yazı yazan bir çok arkadaşın dedeleri de öyle olmalı :(
Sayın ulpian, tartışmaya dahil olmak için söylemedim. Dahil olmayı isterdim ama sizinde söylediğiniz gibi bu kadar bilgim yok. Ama Alchindus'un söylediklerine katılıyorum. Sizin, Alchindus'un söylediğine göre dediklerinize değil, Alchindus'un yazdıklarına katılıyorum.
Tam anlayamadım şimdi, Alchindus'un söylediklerinden sonra mı böyle bir çıkarıma girdiniz yani meşru olduğu çıkmaktadır dediniz? Ben sizin başından beri İslam'da bunun meşru olduğunu söylüyorsunuz diye biliyorum.
Alchindus Almanya ile ilgili bir örnek söyleyince meşru olduğunu çıkarmanız saçma diyip, ardından sizin İslam'da bu meşrudur çıkarımını yapmanıza saçma diyenlere karşı çıkmanız. Bu yüzden tezat oluşturduğunu düşündüm bilmiyorum doğru mu yanlış mı.
Belki diyeceksiniz, ben bir İslam ülkesinden örnekler koymadım, Kur'an dan ayetleri koydum diye. İkisi farklı bu yüzden tezat oluşturan bir durum yok diye.
Bende diyeceğim ki, Alchindus'un bunlara açıklama yapmış, bildiğiniz gibi yada düşündüğünüz gibi olmadığını açıklamış. Bunlardan sonra hala meşrudur demenizin, Almanya örneği verilmesi ile meşru olduğunu çıkarmanız saçma demeniz tezat oluşturdur benim gözümde. Sizin İslam için söylediklerinize karşılık, bizim söylediğimiz, sizin Almanya örneğine karşılık söylediğiniz ile birdir. Bu da bence tezat bir durum. Çünkü, eğer farklı düşüncelerde isek, nasıl aynı şeyleri söyleyebiliyoruz ki?
Eyvah eyvah
Başkasını bilemem ama benim kendi ailemden örnek vermem gerekirse,
Anneannemle 45 yıl evli kaldıktan sonra,
75 yaşında ölen dedem,
anneannemi aldığında 30,
anneannem 13 yaşında imiş.
Anneannemle dayımın arasında tam 13 yaş var.
Benim dedem sapık mıymış şimdi ?
Oysa tüm aile,tüm çevre,hepimiz ona hayrandık.
Eğer öyle ise,
büyük ihtimal bu başlıkta yazı yazan bir çok arkadaşın dedeleri de öyle olmalı :(
sevgili Psiko,
elbette kesin bir yaş sınırı belirlemek zor ve biraz da keyfidir. Her zaman ''neden 13 değil de, 14?'' şeklinde sorulabilir. Dedenizin yapmış olduğuna sapıklık demek kolay değil.
Fakat üçüncü kez tekrarlayacağım şu fiile sapıklık dememek de zordur:
Sayın Alchindus'a göre:
İslam'a göre yetişkin bir erkek henüz büluğa girmemiş mesela 7 yaşında bir kızla evlenebilir. Kocası olan adam bu 7 yaşındaki kızla dört duvar arasında baş başa vakit de geçirebilir. Ve mesela bu kız 10 yaşında büluğa girerse, bu andan itibaren cinsel ilişkide de bulunabilir. Bu İslam'a göre caizdir.
Evet, birçok şey zamana ve mekana göre değişkenlik arzeder. Bir toplumun ''sapık'' olarak gördüğü başka bir zaman ve/veya mekandaki toplumda normal olabilir. Fakat bazı şeyler de vardır ki, bu anlayıştan hareketle izafileştirilemez, meşrulaştırılamaz. Örneğin kız bebekleri gömerek öldürmek gibi, veya insan kurban etme ritüelleri gibi, veya da 7 yaşında bir kızın babası tarafından yetişkin bir erkekle evlendirilmesi, bu kızın bu adamla birlikte kalması ve mesela 9-10 yaşında baliğ olunca cinsel ilişkide bulunmak gibi.
Bu saydığım üç örnek de, bazı zaman ve mekanlarda bazı toplumlar tarafından normal olarak görülmüş. Fakat sırf bu yüzden bunların objektif ve evrensel anlamda yanlış, sapkın olduğunu inkar edemeyiz.
saygılarımla
sevgili EnvyMe
sanırım tartışma biraz budaklandığından tam takip edemediniz. Şu iki mesajıma bakarsanız tekrar ipin ucunu yakalayabiliriz sanırım => şurada (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258231#post258231) ve şurada (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258831#post258831)
Kısaca:
Ben diyorum ki, İslam'a göre henüz büluğa girmemiş kızlarla sadece evlilik değil, (kocaları için) cinsel ilişki de caizdir/meşrudur.
Alchindus diyor ki: ''hayır, İslam'a göre henüz büluğa girmemiş mesela 7 yaşında kızla evlenilebilir, bu kız kocasıyla dört duvar arasında baş başa vakit de geçirebilir, fakat cinsel ilişkide bulunmak yasaktır. Kız, mesela 10 yaşında büluğa girince, bu andan itibaren cinsel ilişki de caiz olur. Dolayısı ile İslam pedofil fiillere izin vermez.''
Ben de cevaben diyorum ki:
Sizin bu görüşünüz yanlış, çünkü İslam'da aslında büluğa girmemiş kızlarla da cinsel ilişki (kocası için) meşrudur. Fakat bu tartışmayı bir an için bırakalım (sonra yine döneriz) ve sizin dediğinizin doğru olduğunu varsayalım.
Sizin söyledikleriniz doğru olsa bile, bu, İslam'da pedofil fiillerin meşru olması demektir. Çünkü mesela 7 yaşında bir kızla evlenmek, bu kızla aynı evde kalmak ve kız mesela 10 yaşında iken büluğa girince cinsel ilişkide de bulunmak pedofil eylemdir ve bütün gelişmiş ülkelerde yasaktır. (tıkla (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258831#post258831))
saygılarımla
Alchindus
11-11-2009, 14:50
Almanya'da çocuk yaşta anne olmuş kızların medyada yer almasını örnek göstererek neyi savunmaya çalışıyorsunuz?
Bir şeyi savunmak değil, sizlere pedofili nediri anlatmaya çalışıyorum ve bunun içün gözünüzde "pedofil ilişkilere müsamaha gösterilmez" addedilen ülkelerden misaller veriyorumki pedofili nediri anlayınız!
Medyada haber olan cinayet haberlerini örnek göstererek cinayeti meşrulaştırmaya çalışmak kadar saçma bir girişime tenezzül etmişsiniz.
Vallahi böyle bir niyetim olmadığı gibi, bu ancak gerçeğe sadakatsizlerin ve varmak istedikleri maksad içün gerçeği deforme edenlerin tevessül edebileceği bir husustur!
Bizden sadır olmaz muhterem!
İmdi verdiğim örnekleri inceledi isen bana söylermisin, oniki onüç yaşında cima etmişler veyahut bunlarla cima eden erkekler içün buralarda "pedofil" dendiğini gördün mü!
Ve yine bunların hukuki takibata uğradığına dair bir ibare!
Belki benim nazarımdan kaçtı, sen gördün mü!
Ben çok aksi şeyler gördüm, misalen kız ve erkeklerin almanyada cinsel hayatlarına ortalama olarak ondört onbeş yaşlarında başladıkları söyleniyor bu haberlerde ve bu husus pedofil vakaları olarak zikredilmiyor çünkü zati pedofil bu değildir!
Sizlere göstermek istediğim husus budur!
Bu verdiklerimden birinde profesör norbet kluge diyorki bu gün kızlar onbir oniki yaş arasında regl olmakta amma kırk sene evvel onyedi onsekiz idi bu yaş, yüz sene evvel ise onaltı idi diyor ve ekliyor ikibinonda regl olma başı on olacak diyor ve bunu değişen beslenme alışkanlıklarına bağlıyor! Erkekler içün baliğa olmayı ise yedi yaşında bile görülebilir diyor!
İmdi mesela evrensel-insan münferit demiş bunlara ve gerçeğe sadakatsizlik etmiş! Aynı yerde ikibindört senesinde onbeş yaşın altında anne olmuşların sayısı içün verilen rakam dörtyüzdoksanaltı muhterem!
Bunun neresi münferit hal!
İmdi tekrar pedofiliye döner isek bu araz erişkinin cinsel tatmin içün küçüklere yönelmesi ve onu istismar etmesidir, pedofili vakalarında rıza yoktur, erişkin küçüğü istismar eder, ilmi konuştuğumuzdan ayrıntıya girmekte beis görmüyorum, pedofil çok kere kendi veyahüt küçüğün cinsel organına temas veyahut müşahade ile tatmin olandır!
Bunları bilmeden sırf bir ilişkide ilişki yaşı küçük olduğu içün taraflar pedofil diye tesmiye olunamaz!
Alchindus diyor ki:
İslam'a göre yetişkin bir erkek henüz büluğa girmemiş mesela 7 yaşında bir kızla evlenebilir. Kocası olan adam bu 7 yaşındaki kızla dört duvar arasında baş başa vakit de geçirebilir. Ve mesela bu kız 10 yaşında büluğa girerse, bu andan itibaren cinsel ilişkide de bulunabilir. Bu İslam'a göre caizdir.
Biz de diyoruz ki:
Bu zaten başlıbaşına sübyancılıktır. Yani sizin İslam adına söylediklerinizin doğru olduğundan hareket etsek bile bu pedofilinin din ile meşrulaştırılmasıdır.
İşte seni iyi niyetli bulmamam ve gerçeğe sadakatsiz olduğunu belirtmem bu sebepledir!
Çünkü sen çeşitli hikmetlerle meşru görüleni teşvik edilen addetmekte, bu meşru görülenin sınırlarınıda keyfince tayin etmektesin!
İmdi nazariyede yedi yaşındaki kızla nikahlanabilir ve yine nazariyede o baliğa olduktan sonra eğer bedenen ve ruhen hazır ise onunla cima edilebilir amma en başından bu yana vurguluyoruzki nikahın başlıca hususiyetleri islamda denklik ve maruftur!
İmdi misalen kırk yaşında bir adam ile yedi yaşında bir çocuk denk midir!
Faraziye yapıyoruz eğerki bir toplumda bu adamın evlenebileceği başkaca münasip dişi kalmamış ise o vakit bu yedi yaşındaki kız ile nikahlanmasında belki denklik aranmaya bilir, zaruret vardır denir, amma misalen böyle bir sıkıntı yok ise bu çift denk midir birbirine!
Tabiiki değildir, o vakit daha en başında nikahta aranacak hususiyetlerin en muhimlerinden birisi burada yoktur!
Bir diğer husus marufluk!
Misalen türkiyemiz!
İmdi bu cihetten de böyle bir izdivaç talebine cevaz verilmesi münasip olmamakta!
E peki o zaman burada siz neyi tenkit etmektesiniz!
Farazi veyahut modern tabirle ekstrem misallerle islama saldırmak gerçeğe sadakat midir!
Bak muhterem sen bana desenki alchindus amma bak afganistana pakistana veyahut bazı afrika ülkelerindeki uygulamalara ben sana derimki muhterem haklısın aslında bu o toplumların örfüdür ve islamla meselenin alakası yoktur, örflerine dinden meşruiyet devşirmeye çabalamaktalar amma işte görüyorsunki bu mümkün değil derim yani tasvip etmediğimi belirtirim, verilen misal gibileri!
Yani kırk yaşında bir adamın evlenecek başkaca bir kadın yokmuş gibi gidip yedi yaşında birisini nikahlamasını eğer bu nikah içün makul sebepleri yoksa dini mübini islam bunu hoş karşılamaz bende karşılamam!
Amma siz dini mübini islamın bu hoş karşılamama meselesini adeta böyle akil baliğ olmayan ahmakların dahi anlayacağı sarahatte zikretmesini istemektesiniz!
Din "eşler denk olacakki bu denklik yaş zeka ahlak ve sosyal statü gibi hususları kapsar ve evlilik marufa yani yaygın ve kabul görmüş bilinen geçerli esaslara mütenasip olacak" dedikten sonra başkaca ne demelidirki!
İmdi misalen afrikada ve ekvatora yakın yerlerde kişiler erken buluğa giriyorsa, beden gelişmeleri erken oluyor ise ve o toplumların örfü ve yüzlerce senelik birikimlerle oluşmuş gelenekleri gereği erken yaşta evlilikler yaygın ise misalen amr bin as örneğinde olduğu gibi on yaşında bir erkeğin yaşıtı veyahut daha küçüğü bir kızla evlenmesini nasıl pedofili diye tesmiye edebilirsiniz!
Bu düpedüz gerçeğe sadakatsizliktir!
Ve bir din bu noktada toplumdan topluma değişen hususiyetler olacağından kesin sınırlar yerine ana esasları ve marufu nazara verdikten sonra nasıl olurda pedofiliyi teşvik etmekle itham edilebilir!
Kuran evlilik içün ideal olanın buluğ ile rüşd olduğunu zati nisa altıda ortaya koymuştur, sizler tefsir usullerini bilmeden tercümelerle münekkidcilik yapmayı marifet saymaklığınızdan bu hususlara dikkat etmezsiniz amma bir araştırın bakalım kuranda buluğ rüşd ve nikah kavramları nerelerde ve hangi bağlamlarda zikredilmiştir!
Bütün bu hususiyetleri gözlerinizin önüne sermemize rağmen kişi eğer hala islamda pedofiliye cevaz vardır diyor ise bizde bunu diyeni hakikatle alakası olmayan gerçeğe sadakatsiz ve islama saldırmak içün hülyalarını rehber edinmiş bir müfteri diye tesmiye edebiliriz!
Son olarak ahlakçılık bahsine gelir isek, pedofiliye ahlak açısından karşı çıkmadığını piskolojik açıdan karşı çıktığını söylemek istemişsin!
Esasen bu kelime ve kavramlarla oynamadır!
Ben ise bu hususa aynı zamanda ahlaken de karşı çıkmaktayım!
O vakit sormak lazım sana, misalen ensest ilişkiye, eşcinselliğe de karşı çıkmakta mısın!
Çıkmakta isen bunun umdeleri nelerdir ne içün karşı çıkmaktasın!
Çıkmamakta isen çıkmamanın umdeleri nedir!
Bu suallere yanıt verdiğinde esasen neye niçün itiraz ettiğini gün ışığına çıkarabileceğiz!
Alchindus Almanyadan örnek vermişsiniz ama bu gönderdiğim soru ve resimlere bir yorum gelmedi. Bakın bu tür konulara açık kapı bırakırsanız neler oluyor ?
Resimdeki adamlar kimlerdir hangi inanca mensuptur ve yanındaki eşleri tahminen kaç yaşındadır ? Bu adamlar ve bu adamların yaşadığı memleket bu çocukla evliliği neye dayanarak meşru görmüştür ?http://img1.blogcu.com/images/s/a/g/sagunerm/zzzunicefphoto.jpg
http://www.ensonhaber.com/galeri/images/gallery/4247/1.jpg
Savunduğunuz düzen bunu meşru görüyor bununla yüzleşmeniz sizin ahlak anlayığınızı ve erdemleriniz ortaya koyma açısından önemli.
evrensel-insan
11-11-2009, 15:16
Saygideger Alchindus;
İmdi mesela evrensel-insan münferit demiş bunlara ve gerçeğe sadakatsizlik etmiş! Aynı yerde ikibindört senesinde onbeş yaşın altında anne olmuşların sayısı içün verilen rakam dörtyüzdoksanaltı muhterem!-Alchindus-
Bazi seyleri birbirine karistiriyorsun. Birincisi dunyanin cesitli cografyalarindaki erkek-dini cinsi iliskilerindeki, normali ve anormali.
Ikincisi; Kuranda; disiyle cinsel iliski kurabilmek ve evlenebilmek icin yas hatti konmamasinin; islama inanan toplumlari ve fertlerine hem blug cagina ermemis kiz cocuklariyla evlilige, hem de bu evlilikteki cinsel iliskiye blug cagina erene kadar yasak koymamakla, cinsel sapikliga, hem de blug caginin cocuk denecek yasta olabilmesini goz onune alarak; evlilikte cocuk yasta bir kiz cocuguyla cinsel iliskiye, IZIN VERILMEKTE ve TESVIK edilmektedir.
Ucuncusu benim bireysel bakis acim ve bu konudaki ahlak anlayisimdir.
Bir kiz ya da erkek 16 yasini doldurmadan, cinsel iliski kuramaz. Kurar ise; kuranlardan hangisi 16 dan buyukse, o cinselligi istismardan suclu duruma duser.
Eger cinsel iliski kuranlar, 16 yasinin altinda ise; ikiside cocuk muamelesi gorur.
Bir kisi 16 yasini doldurmadan evlilik yapamaz.
16 yasindan buyuk bir erkegin/kadinin, 16 yasindan kucuk bir oglanla/kizla cinsel iliski kurmasi suctur ve cezasi vardir.
Bir erkegin/kadinin, 16 yasini doldurmamis bir kiz/oglan ile cinsel iliski kurmasi, cinsel su istismardir.
Subyancilik ise; yetiskin bir erkegin, kendisinden cok kucuk yaslardaki kiz cocuklariyla cinsel iliski kurmasi veya cinsel haz duymasidir.
Bu arada, kuranda; disi icin, hic bir sart ve yas hakki getirilmemistir. Ne evlilik yasinin bir alt siniri vardir, ne de cinsel iliski yasinin. Ustelik cinsel iliski, yasla degil; blug cagina girmekle belirlenir. Yani, bir erkek 6 yasinda bir kiz cocugu ile evlenebilir. Onunla cinsel iliski kurup kurmamak erkegin insiyatifindedir, kurarsa da bir yaptirim yoktur. Diyelim, erkek kurana uydu. Kurana gore, evlendigi 6 yasindaki kiz cocugu, 9 yasinda blug cagina ererse, erkege kurana gore cinsel iliski IZNI CIKAR.
14. yuzyilda olan bu durum, bugun 21. yuzyilda gecerli degildir.
Birincisi, 16 yas alti bir kisi kanunen cinsel iliski kuramaz ve evlenemez. Bu kanunen kisilerin 16 yasina kadar bir cinsel iliskiden muaf kalmalari anlamini tasir.
16 yasini gectikten sonra, kiz da erkekte cinsel iliski acisindan serbesttir.
Bu serbestlik, cinsel iliskiye girecek olan her ikisinin de 16 yasini gecmesini gerektirir.
Bunun disindaki butun durumlar; ya subyancilik, ya tecavuz, ya cinsel sapiklik, ya da cinsel istismar sinifina girer.
Eger 16 yasini gecmis bir kisi; cinsel iliskisinin zorla ve ya yas haddinden, ya da riza almadan bir kisi ile cinsel iliski kuruyorsa, bu da tecavuzdur.
Dedelerimizin/anneannelerimizin evlilik yaslarindaki duruma gelince; ben daha oncede soyledim, bu onlarin bir sucu degil; buna izin veren ve tesvik eden kuran'in sucudur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Çünkü sen çeşitli hikmetlerle meşru görüleni teşvik edilen addetmekte, bu meşru görülenin sınırlarınıda keyfince tayin etmektesin!
Ben teşvikten filan bahsetmedim. Sadece meşruluktan bahsediyorum. Ne olur Alchindus, bu kadar sağa sola sıçrama.
İmdi misalen kırk yaşında bir adam ile yedi yaşında bir çocuk denk midir!
Faraziye yapıyoruz eğerki bir toplumda bu adamın evlenebileceği başkaca münasip dişi kalmamış ise o vakit bu yedi yaşındaki kız ile nikahlanmasında belki denklik aranmaya bilir, zaruret vardır denir, amma misalen böyle bir sıkıntı yok ise bu çift denk midir birbirine!
Tabiiki değildir, o vakit daha en başında nikahta aranacak hususiyetlerin en muhimlerinden birisi burada yoktur!
Yanu neyi savunuyorsunuz, neye karşı çıkıyorsunuz. Bir karar verin!
Birincisi: Ben 40 yaşından filan bahsetmedim zaten. İlla sayı üzerinden örnek istiyorsanız, mesela 19 yaşında bir erkekle 7 yaşında bir kızı alın.
İkincisi: Muhammed, Ayşe'yle evlenirken kaç yaşlarında idiler?
Bakın, gerçekten komik kaçmakta artık bu çıkışlarınız.
Amma siz dini mübini islamın bu hoş karşılamama meselesini adeta böyle akil baliğ olmayan ahmakların dahi anlayacağı sarahatte zikretmesini istemektesiniz!
Yanlış mı yapmaktayız?
Kuran'da ''ANANLA EVLENME'' yazıyor!!!
Dikkat ediniz, böyle bir konu bile Kuran'da yer almış. Allah kullarına diyor ki, ''ananızla evlenmeyin''.
Bununla da kalmıyor ''KIZINLA DA EVLENME'', ''BACINLA DA EVLENME'' diyor.
Kuran böyle bir meseleyi dahi ''ahmakların dahi anlayacağı sarahatte'' zikretme ihtiyacı duymuş. => Nisa/23 (http://kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=4&ayet=23)
Fakat hiçbir ayetinde ''Büluğa girmemiş olan küçük kızlarla cinsel ilişkide bulunmayın'' dememiş. Kuran'ı da geçtik, bu açıklıkta tek bir hadis bile yok.
=> Yani Kuran ''ananla, kızınla, bacınla evlenme'' demeyi gerekli bulmuş.
=> Fakat Talak/4'te küçük kızlarla da evlenmenin meşru olduğunu söylemesine rağman bu konuda özel bir ayetle ''bakın evlenin dediysek, büluğ olmadan cimas etmeyin ama'' dememiş. Ve Peygamberin de böyle bir hadisi yok. Nitekim, bazı İslam alimleri de, büluğa henüz girmemiş kızlarla da cimas olabileceğini savunmuş işte bu yüzden. Oysa ''ananla evlenme bak'' diyen Kuran, bu konuda da iki laf etseydi, mesele açığa kavuşmuş olurdu.
TUHAF DEĞİL Mİ?!
Ayrıca somut ve net sorulara somut ve net cevaplar vermekte hiç sizin kadar sıkılanı da görmemiştim:
Tekrar ve daha net soruyorum sayın Alchindus. Lütfen net bir cevap verin (verdim diyorsanız, rica ediyorum, bir daha verin):
Sizin düşüncenize göre, 19 yaşında bir müslüman erkeğin 7 yaşında ve büluğa girmemiş bir müslüman kızla evlenmesi, bu kızla dört duvar arasında baş başa vakit geçirmesi, ve kız mesela 10 yaşında büluğa girerse, bu andan itibaren cinsel ilişkide de bulunması İslam'a göre meşrudur. => DOĞRU MU, YANLIŞ MI?
saygılarıla
spartaküs68
11-11-2009, 15:50
sayın alchindus,
ben kendi adıma yazılarımda hep belirttim
"1400 yıl önce 9-10 yaşında bir kızla evlenmek normaldir" diye
kur'an da zaten bunu o şartlara göre tasdikliyor
ama 21.yüzyıl dünyası kabul etmiyor ve hatta 9 yaşında br kızla bir insan zifafa girmiş ise direk tecavüzle hukuk içeriye atıyor ya da pedofilidir diye ruhsal muayeneye götürür
pedofili, parafili çeşitlerinden biridir
mesela köyde bazı insanlar ilk cinsel ilişkiye eşek ile başlar
şimdi bu adam parafili çeşitlerinden biri olan zoofilimidir?tabii ki hayır
bu adamların yapmış olduğu düpe düz bir masturbasyondur
adam kadın bulamıyor eşekle idare ediyor ne yapsın kadın bulamıyor (bunu da tasdiklemiyorm baştan yazayım)
zoofili ise kadından çok hayvanlara ilgi duymaktır
yani adama "ya hayvanla ilişkiye gireceksin ya da güzel bir kadınla ilişkiye gireceksin" diye bir seçenek sunulsa işte burada zoofili kafadan hayvanı seçer
ben soruyorum size günümüzde etrafında o kadar çok erişkin bir insan var iken niye adam 9-10 yaşında bir küçükle nikah basıp gerdeğe giriyor?
cinsel sapmalar olan parafili çeşitlerinden pedofili olduğu için
geçmişte bu hastalık olmayabilir ama şimdi hastalık
bilim dünyası böyle söylüyor
http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/308_free/79/7990.jpghttp://www.fotografya.gen.tr/cnd/content/images/1_6616_LlgZSR4L8i-300x300.jpghttp://sheikyermami.com/wp-content/uploads/childbride2.jpg
Bu ne ya
http://roguejew.files.wordpress.com/2009/01/muslim-kiss.jpg
güneşinzaptıyakın
11-11-2009, 16:07
Yuuuhhhhh yani o nasıl ahlak anlayışıdır? yahu sabi sübyandan ne istersiniz? Fotograflara baktıkça kan beynime sıçrıyor resmen. Hala bu rezillikleri meşru göstermeye çalışan bebruhi tipli şahısların olması ayıp bir şey... Bunlar pedofili değilde ne pedofilidir? bu fotograflar Mars'ta çekilmedi herhalde? Bu fotograftakiler başçavuşun dininden değiller herhalde? Bu cesareti ve meşruiyeti elbet Kur'andan bularak yapıyorlar... Hala bu rezilliklerimi savunursunuz???
ayet yorumlayarak sıyrılmaya çalışan arkadaşlar o ayetler veya olmayan ayetler yüzününden neler oluyor gözleri ile görsünler belki vicdanları ortaya çıkar diye resimleri koydum.
NOT : Beni bu görüntüler her vicdan sahibi insan gibi çok üzüyor ve midemi bulandırıyor. Ama GERÇEĞE SADAKAT diyenlerin GERÇEĞİ GÖRMESİ ŞART OLDU.
Ben anladım sizin neden ateist olduğunuzu şimdi...
Aslında ateist falan da değilsiniz. Çünkü size göre ateist olmak bir kolaylık. Buradaki gerçek ateistleri bile kötülüyorsunuz aslında.
Önce olmayan birşeyi İslam'da meşru diye lanse et. Sonra bunun kendi yorumunuz olduğunu inkar et. Sonra nette resim koy, hakaret et. Binlerce resim koyarım, ateistin yaptığı iğrençlik diye. Ama yakışmaz bize...
Ama üzülüyorum insanlığın bu haline
güneşinzaptıyakın
11-11-2009, 16:18
........................
Ama üzülüyorum insanlığın bu haline Bunlara İnsan bile denmez aslında üzülmeye gerek yok... Bu fotograftakilerin savunulacak bir tarafı yok, bu zihniyete ne yapılsa meşrudur...
Önce olmayan birşeyi İslam'da meşru diye lanse et.
Bakın sevgili EnvyMe,
kusura bakmayın ama artık bir karar vermeniz lazım, böyle ''vur kaç'' yaparak olmuyor. Eğer böyle bir iddiada bulunuyorsanız (''islam'da olmayan birşeyi meşru diye lanse etmek''), o zaman iddianızın arkasında durmanız, itirazlara cevap vermeniz, gerekçe, kaynak ve delil getirmeniz gerekir. Ama siz hep böyle bir iddiada bulunuyor, ondan sonra da, ''ben bu konularda yeterli bilgiye sahip değilim'' deyip çekiliyorsunuz. Bu durumda tartışmaya hiç dahil olmamak daha tutarlı olmaz mı?
saygılarımla
evrensel-insan
11-11-2009, 16:19
Saygideger EnvyMe;
Neden olaylara bir karsilikli atisma olarak bakiyorsun, Ateistlerin boyle davranmalari; islami temize cikarmazki. Bak ben ateist te degilim. Ben tamamen insan ve onun insanligi adina yaziyorum.
Sence, blug cagina ermemis bir kizla evlenmek ve 16 yasini doldurmamis bir kizla evli oldugun icin ve kiz akil bagli oldugu icin cinsel iliski kurmak normal mi? Cocuk kime denir?, yetiskin ile farki nedir? Bir yetiskinin cocuk ile evliligi ve cinsel iliskisi normal midir?
Bu sorulara cevap verirken; baskalarinin ne yaptigina gore cevap verme, kendi kisisel bakis acinla cevap ver.
Saygilarimla;
evrensel-insan
EnvyMe hoşuna gitmeyen herkese ateist her düşünceye iftira demek asıl kolay. Ben kendimi ateist olarak tanımlamam bu yüzden sizin bu ithamınız iftira. ( Ateistlik kötü birşey değil iftira olarak görmüyorum kesinlikle)
Varsa ateistlere ait bu konuyla ilgili bir resim koy bakalım hep beraber kınayalım. Bu resimlerdeki insanlar Müslüman mı değil mi sen ona cevap ver ? Müslümansa kimi örnek alıyor hangi kanuna göre bunu meşru görüyor buna cevap ver ? Biraz vicdanlı olun peygamberinizi ve saçma sapan eksik gedik kanunlarını savunacağım derken resimdeki sübyancıları da savunmuş oluyorsunuz bunun farkına varın.
Muhammed Ümmü Gülsüm'ü Kaç Yaşında Evlendirdi? (http://aytanrisi.blogspot.com/2009/11/muhammed-kz-ummu-gulsum.html)
İslamcılar Muhammed'in Ayşe ile evlendiğinde Ayşe'nin yaşının 9 veya daha küçük olduğunu kabul etmek istemezler.
Ben şimdi Muhammedin kızlarını örnek vereceğim. Muhammed kızlarını kaç yaşında evlendirdi?
Muhammed, 25 yaşında iken, Hatice ile evlenmiştir.
Muhammed Hatice'den iki erkek ve dört kız çocuğu dünyaya gelmiştir. İlk çocuğu Kasım'dı.
Zeyneb: Muhammed'in ikinci çocuğu ve kızlarının en büyüğüdür. Muhammed 30 yaşında iken dünyaya gelmiştir.
Diğer kızları Rukıye, Ümmü Gülsüm ve Fâtıma'dır.
Sırasıyla
Zeynep doğduğunda Muhammed 30 yaşındadır.
Rukiye doğduğunda 31 yaşında olsun (Rukiye dünyaya geldiğinde Muhammed'in otuz üç yaşında olduğu kaydedilir)
Ümmü Gülsüm doğduğunda da 32 yaşında olsun.
Muhammed 40 yaşında kendini peygamber ilan ettiğinde kızı Ümmü Gülsüm 8 yaşında oluyor.
Muhammed 40 yaşında iken amcası Ebû Leheb'in oğlu Uteybe, Ümmü Gülsüm ile evlimiydi?
Tabiki Evet,
Yani Ümmü gülsüm 8 yaşından daha küçük bir yaşta evlendirilmişti.
Muhammed kendi kızını 7-8 yaşlarında evlendirdirebiliyorsa
Muhammed'in 9 yaşındaki Ayşe ile evlenmiş olması ne kadar gerçek dışıdır?
( Muhammed 610 yılında kendini peygamber ilan ediyor.
622 yılında hicret ediyor. Ümmü gülsüm hicretin 9. yılı olan 631 tarihinde 27 yaşında ölüyor.
631-27= 604 yılında Ümmü Gülsüm'ün yaklaşık doğum tarihi oluyor.
muhammed 610 yılında peygamber ise Ümmü gülsüm 6 yaşındaydı ve evliydi.
Muhammed 6 yasındaki Ümmü Gülsüm'ü Uteybe'ye vermişti.)
Sonra ne oluyor peki,
Muhammed 40 yaşında kendini peygamber ilan edince amcası Ebu Leheb ile arası açılıyor.
Bunun üzerine Muhammed Tebbet sûresini Allah'n ayeti olarak sunuyor.
Muslüman kişinin namazlarda okuduğu duanın anlamı
Tebbet Duası:
Ebû Leheb'in elleri kurusun, Kuruda da!). Ne malı fayda verdi ona, ne de kazandığı. O, bir alevli ateşe girecek. Karısı da odun hamalı olacak. Boynun da bir ip ile.
(Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebbe. Mâ agnâ anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyaslâ nâren zâte leheb. Vemraetühû hammâletelhatab. Fî cîdihâ hablün min mesed.)
Bu duruma Ebu Leheb ve karısı Ümmü Cemil tabiki kızıyor,
Ümmü Cemil oğullarına şöyle diyor, "Rukayye ve Ümmü Külsûm dinden çıkmışlardır. Onları boşayın, ayrılın onlardan!"
Ebu Leheb de, oğullarının her ikisine:
"Muhammed'in kızını boşamazsan, başım başına haram olsun!" diyerek yemin ediyor.
Bunun üzerine, Uteybe Ümmü Gülsüm'ü boşuyor. Ümmü Gülsüm'ü Muhammed'e geri veriyor.
Ebu leheb ile Muhammed arasındaki sürtüşme bu olayın doğmasına neden oluyor.
Bu durum karşısında Muhammed, amcası Ebu Leheb’in oğlu Uteybe'ye çok kızıyor. (Ya Rabbi! Buna köpeklerinden birini musallat eyle!) diyor.
Uteybe, Şam’a ticaret için giderken bir gece arkadaşlarının arasında yatarken bir aslan gelip arkadaşlarını koklayıp bırakıyor Sıra Uteybe’ye gelince, onu parçalıyor.
Müslüman kişi bu aslan parçalama hikayesini Muhammed'in mucizesi olarak kabul eder.
Merak ettiğim Uteybe'yi parçalayan bir aslan mıydı. Uteybe arkadaşlarıyla yatarken aslan arkadaşlarını kokluyor ama onlara saldırmıyor da Uteybe ye saldırıyor.
Arkadaşlarını kokladığını kim görmüş? Onları koklarken kimse bir şey yapmamış mı? Aslan kokladığı ilk kişiyi neden parçalamıyor? Uteybe'ye saldırıp parçalama fırsatı zamanı bulabiliyor. Kimse onu kurtarmak için bir şey yapmıyor.
Aslan Uteybe'ye saldırırken arkadaşları kaçıyor mu?
Uteybe'yi kendi aralarındaki sorundan dolayı arkadaşı(ları) öldürmüş olamaz mı?
Sonuç olarak;
Yukardaki hikayeden benim anladığım, Üteybe, babasının emri altında bir kişi. Ümmü gülsüm'ü boşuyor. Kendi verdiği kararla değil babasının kararıyla bunları yapıyor.
Muhammed'in bu durumda Uteybe'ye birinci dereceden sorumlu tutması ve ona şiddetle kızmasını ve kötü dua etmesini çok garipsiyorum.
Pekii, Örnek insan Muhammed Diğer kızı Rukayye'yi kaç yaşında evlendirdi?
Bunun cevabını da siz bulun.
Her zaman olduğu gibi sayın ulpian.
Birşeyi ortaya atan sizsiniz, biz değil. Öyle olmadığını söyleriz, buna ister inanır, ister inanmazsınız. İnandırmak zorunda değiliz ki sizi. Herşey yeterince yazılmışsa ki sayın Alchindus yazmış. O zaman herkes oradan okur, anlamak istediğini anlar. Ben istesem size daha detaylı bilgide yazarım önemli değil. Ama neticesi değişmeyeceğini ikimizde çok iyi biliyoruz.
Tekrar söylüyorum, iddia atan siz, olmadığını söyleyen biziz.
Siz ispatlayın, yok biz ispatlarız olayına girmem ben. Bir kere girsem ispat olmaz, çünkü zaten daha önceden söylenmiş birşey.
Benim üzüldüğüm, tutarsızlık niye sadece bize lanse ediliyor. Yazın google'da sapık ateist diye, sapık müslüman diye, koyun resmini buraya sonra tutarlı olun öyle mi? Bu mudur tutarlı olmak?
İstediğiniz bilgiye sahip olun, istediğiniz ünvana sahip olun, benim için farketmez. Haşa Allah yok diyorsanız, Allah'ın söylediklerini farklı algılıyorsanız, bunlara cevap vermek için bilgiye ihtiyacım yok.
EnvyMe hoşuna gitmeyen herkese ateist her düşünceye iftira demek asıl kolay. Ben kendimi ateist olarak tanımlamam bu yüzden sizin bu ithamınız iftira. ( Ateistlik kötü birşey değil iftira olarak görmüyorum kesinlikle)
Varsa ateistlere ait bu konuyla ilgili bir resim koy bakalım hep beraber kınayalım. Bu resimlerdeki insanlar Müslüman mı değil mi sen ona cevap ver ? Müslümansa kimi örnek alıyor hangi kanuna göre bunu meşru görüyor buna cevap ver ? Biraz vicdanlı olun peygamberinizi ve saçma sapan eksik gedik kanunlarını savunacağım derken resimdeki sübyancıları da savunmuş oluyorsunuz bunun farkına varın.
Kimseye iftira attığım yok ozgurrr, google a girip iki kelime yazıp sonra onun resmini buraya koymak mağrifet mi? Asıl bu iftira atmaktır. Çevrenizde bir sürü müslüman var ki yanlış hatırlamıyorsam ailenizin birçoğu belki hepsi müslüman diye söylemiştiniz. Hangisi böyle? Hangisi yapmış bunu? Eğer hiçbirisi ise, hiç insan elini vicdanına koyup demez mi, demek ki kişilikleri farklı diye.
Yukarıda, Alchindus'un bir tane mesajı yok ki, 50 yaşında birisi 7 yaşında, 10 yaşında birisi ile isterse evlenebilir diye.
Herkesin alnında mı yazıyor müslümandı, hristiyandı diye. Ateist değilim diyorsunuz, inancı bu kadar kötülüyorsunuz. Varsa başka inancınız haksız yere böyle kötülense ne tepki verirdiniz?
sayın EnyvMe,
hiçbir açıklama, gerekçelendirme vs. yapmadınız. Şimdi de diyorsunuz ki, Alchindus yazmış işte. :)
Peki, öyle olsun. O halde Alchindus'un görüşlerine katılıyorsunuz. Yani sizce de mesela bir kızın 7 yaşında evlendirilmesinde ve kocasıyla dört duvar arasında baş başa zaman geçirmesinde hiç bir sakınca yok!!!
Bakın bunu uydurmuyorum. Alchindus bunu teyid etti:
(...)
Yani diyorsunuz ki:
(1) Müslüman erkek, büluğa girmemiş küçük kızla evlenebilir.
(2) Ayrıca bu müslüman erkek, evlendiği yani hukuken KARISI olan, bu blüğa girmemiş küçük kızla ''halvet'' olabilir, yani dört duvar arasında baş başa zaman geçirebilir.
Bunu siz diyorsunuz!
Önce bunu teyid ediniz, sonra dilerseniz bu ayetlerden cimanın da meşruiyetinin çıktığını tekrar izah edeyim.
saygılarımla
Muhterem türkçe ile sıkıntın olduğuna artık eminim, "teyid ediniz" dediğiniz hususu zati yazan biziz
EnvyMe bakın şunu anlamıyorsunuz ben kendi adıma olaya insan olarak bakıyorum ve böyle birşeyi yapan ister teist ister ateist olsun benim için fark etmez.
Bana kalsa ve gücüm olsa bu heriflerin hepsini Taksim meydanında sallandırırım gözünün yaşına bakmam.
Buna izin veren yasaklamayan yol açan görmezden gelen sümen altı eden meşru gören her ne varsa karşısına dikilirim insan, kanun, din , tanrı , güç , teist ateist fark etmez.
Bu kadar basit.
Son yazdığınıza istinaden şunu söyleyeyim BABAM OLSA TANIMAM. Ben böyle bir inancı savunacak olsam zaten müslüman olarak devam ederdim hayatıma.
sayın EnyvMe,
hiçbir açıklama, gerekçelendirme vs. yapmadınız. Şimdi de diyorsunuz ki, Alchindus yazmış işte. :)
Peki, öyle olsun. O halde Alchindus'un görüşlerine katılıyorsunuz. Yani sizce de mesela bir kızın 7 yaşında evlendirilmesinde ve kocasıyla dört duvar arasında baş başa zaman geçirmesinde hiç bir sakınca yok!!!
Bakın bunu uydurmuyorum. Alchindus bunu teyid etti:
Ben sizi tutarlı olmaya davet ediyorum asıl sayın ulpian.
Alchindus'un, 7 yaşında evlendirilmesinde bir sakınca yoktur söylediğini söylüyorsunuz. Halbu ki, Alchindus bunun içinde açıklamasını yaptı, üste kendi mesajınız alta Alchindus teyit ederiz mesajını değil, Alchindus açık mesajını yazın, bende altına imzamı atayım.
Böyle bir şeyi sizinle daha önce de konuşmuş ve anlaşamamıştık, hatırlarsanız.
Ben sizi tutarlı olmaya davet ediyorum asıl sayın ulpian.
Alchindus'un, 7 yaşında evlendirilmesinde bir sakınca yoktur söylediğini söylüyorsunuz. Halbu ki, Alchindus bunun içinde açıklamasını yaptı, üste kendi mesajınız alta Alchindus teyit ederiz mesajını değil, Alchindus açık mesajını yazın, bende altına imzamı atayım.
Böyle bir şeyi sizinle daha önce de konuşmuş ve anlaşamamıştık, hatırlarsanız.
Siz ayrıca niye başkasının arkasına sığınıyorsunuz yok mu evinizde Kur'an-ı Kerim açın bakın bize bir ayet getirin bunu yasaklayan men eden hoş görmeyen bizde inanalım özür dileyelim.
Ben sizi tutarlı olmaya davet ediyorum asıl sayın ulpian.
Alchindus'un, 7 yaşında evlendirilmesinde bir sakınca yoktur söylediğini söylüyorsunuz. Halbu ki, Alchindus bunun içinde açıklamasını yaptı, üste kendi mesajınız alta Alchindus teyit ederiz mesajını değil, Alchindus açık mesajını yazın, bende altına imzamı atayım.
Böyle bir şeyi sizinle daha önce de konuşmuş ve anlaşamamıştık, hatırlarsanız.
Sayın EnvyMe,
peki neden her defasında başkalarının mesajının arkasına sığınma, başka yerlere imza atma peşindesiniz. Bakın bu tartışmaya dahil oluyor ve iddialarda bulunuyorsunuz. Fakat size bunca soru sorulmasına rağmen hiçbirine cevap vermiyorsunuz hep aynı mazaretlerle: ''Ben bu konularda bilgisizim'', ''ara google'den bul'', ''bak X yazmış zaten'' veya da ''anlatsam da ikna olmayacağınızı biliyorum''.
Böyle yarım yamalak tartışma olmaz. Ya tartışın, ya tartışmayın.
Lütfen bırakın Alchindus'u veya bir başkasını, siz bu başlığa yazma ihtiyacı hisseden bir müslüman olarak kendiniz kendi bilgi ve görüşlerinizi açıklayın:
(1) İslam'a göre evliliğin alt yaş sınırı var mıdır? Kaçtır veya nedir?
(2) İslam'a göre cinsel ilişkinin alt yaş sınıdır var mıdır? Kaçtır veya nedir?
Kısaca iki cümle, bir iki kaynak... çok mu fazla şey istiyoruz sizden.
saygılarımla
Alchindus
11-11-2009, 17:23
Ben teşvikten filan bahsetmedim. Sadece meşruluktan bahsediyorum. Ne olur Alchindus, bu kadar sağa sola sıçrama.
Muhterem tekrar sual edeyim ana lisanın nedir senin!
Sağa sola sıçarayan sen misin yoksa ben mi!
Bütün maksadın tamda "yapmıyorum" dediğin şeyi yapmak, başlık bunun şahidi! Sen kendi kelamlarına dahi sahip çıkamayacak isen neden müddei olma hevesindesin!
Birincisi: Ben 40 yaşından filan bahsetmedim zaten. İlla sayı üzerinden örnek istiyorsanız, mesela 19 yaşında bir erkekle 7 yaşında bir kızı alın.
İkincisi: Muhammed, Ayşe'yle evlenirken kaç yaşlarında idiler?
Açıkça bir yaş zikretmen gerekmiyor, herhalde 16 yaşında bir erkek ile 13 yaşındaki bir kızın evlenmesini sapkınlık olarak görmeyeceğine göre ve sapkınlık diye tesmiye ettiğin evliliklerde erkek yaşının ne olması icab ettiği ve "Yetişkin bir erkekle yedi yaşında bir kız" misalinin arkasında yatan mantık malumdur!
Amma benim verdiğim kırk yaş misali "sen bunu açıkça misal verdin" manasınada değil, meseleyi tamda istediğin ekstrem bir örnek üzerinen ele almak içündür!
Hz. Muhammedin aişe ile evlilik bahsine gelir isek zati bu başlıktada bu noktadaki kanaatimizi nazara verdik şu makale ile!
http://www.yeniumit.com.tr/konular.php?TAB=YZ&sayi_id=79&konu_id=1104&yumit=bolum2
İkinci husus zikrettiğimiz "denk görmeme" kanaatimiz elbet bizim yaşadığımız zaman ve ait olduğumuz cemiyetten beslenmektedir ve üçünüc husus bahsettiğimiz "denklik" noktainazarından Hz. Muhammedin evliliklerine bakar isek esasen hiçbir kadın Hz. Muahmmede denklik bakımından mutlak manada mutabıktırda diyemeyiz!
Bundan mütevellid nübüvvetin icaplarını nazara almadanda peygamber evliliklerini idrak etmek zordur, bu sadece Hz. Muhammed içün değil diğer peygamberler içünde caridir!
Yanlış mı yapmaktayız?
Kuran'da ''ANANLA EVLENME'' yazıyor!!!
Elbette yanlış yapmakta ve kendinizi akıl açısından pek bir hoş olmayan derekeye indirmektesiniz!
Kuranda annen ile nikah etme diyor amma anne annen ile nikah etme, veyahut halan ile nikah etme deniyor amma babanın halası ile nikah etme denmiyor!
İmdi bu durumda kalkıp aklın usul ve füru ile çok bariz anlayabileceği bir husus, yani anne anne ile nikah olmayacağı, babanın halası ile nikah olamayacağı gibi hususları kuran açıkça zikretmiyor diye tenkit edilebilir mi!
Bunun gerçeğe sadakat ile bir münasebeti olabilir mi!
Bir evvelki mesajımda zikrettiğim gibi islam "eşler denk olacakki bu denklik yaş zeka ahlak ve sosyal statü gibi hususları kapsar ve evlilik marufa yani yaygın ve kabul görmüş bilinen geçerli esaslara mütenasip olacak" dedikten sonra başkaca ne demelidirki!
Ve bir din bu noktada toplumdan topluma değişen hususiyetler olacağından kesin sınırlar yerine ana esasları ve marufu nazara verdikten sonra nasıl olurda pedofiliyi teşvik etmekle itham edilebilir!
Kuran evlilik içün ideal olanın buluğ ile rüşd olduğunu zati nisa altıda ortaya koymuştur, bu ayeti birkaç kez nazarınıza verdim ve bir önceki mesajımda sizden birde kuranda buluğ rüşd ve nikah kavramları nerelerde ve hangi bağlamlarda zikredilmiştir diye bir bakmanızı salık vermiş idim!
Bu tetkiki yaptınız mı!
Gerçeğe sadakat şart!
=> Yani Kuran ''ananla, kızınla, bacınla evlenme'' demeyi gerekli bulmuş.
=> Fakat Talak/4'te küçük kızlarla da evlenmenin meşru olduğunu söylemesine rağman bu konuda özel bir ayetle ''bakın evlenin dediysek, büluğ olmadan cimas etmeyin ama'' dememiş. Ve Peygamberin de böyle bir hadisi yok. Nitekim, bazı İslam alimleri de, büluğa henüz girmemiş kızlarla da cimas olabileceğini savunmuş işte bu yüzden. Oysa ''ananla evlenme bak'' diyen Kuran, bu konuda da iki laf etseydi, mesele açığa kavuşmuş olurdu.
Güzel amma gecikmiş bir itiraf!
Bu sözlerinle açıkça kurandan ve Hz. Muhammedin sözlerinden hareketle "baliğa olmayanla cima" meşruiyeti çıkarılamayacağını amma aksi noktada sana göre açık sarih bir men olmadığı içün bazı alimlerin bunun caiz olduğunu söylediğini söyleyerek bizzat iddianın batıllığını itiraf etmiş bulunmaktasın!
Bazı ulemanın üstelik "beden ve ruhi yapısı müsait olmalı" diyerek baliğa olmamışa cima caizdir demesi niçün islama fatura edilebilsinki!
Bunun bunu diyenlerin zamanı, yaşadıkları cemiyetle olan münasebetleri nazara alınmadan, bu gün kerih görülen bu hususun vebali nasıl islama yüklenebilir!
Bu mudur gerçeğe sadakat!
Ayrıca somut ve net sorulara somut ve net cevaplar vermekte hiç sizin kadar sıkılanı da görmemiştim:
Tekrar ve daha net soruyorum sayın Alchindus. Lütfen net bir cevap verin (verdim diyorsanız, rica ediyorum, bir daha verin):
Muhterem okuduğunu mu anlamıyorsun yoksa sen karşındakinle böyle dalga gecebileceğini mi sanıyorsun!
Şu suale üstelik birkaç kez cevap verdiğime göre ya türkçe bilmiyorsun veyahut aklınca bizimle eyleniyorsun!
Şunu bilesinki bizim nezaketimiz anca hak edenedir! Eğerki bu çocukça tavrın devam eder ise sana lazım Helen konuşma biçimini telaffuz edeceğimizden bir şüphen olmasın!
Sorduğun sualin benzeri yaşanmış bir misali sana ben nakletmiş iken ve yine nazariyede neyin meşru olduğunu söylemiş iken bu sualin manası nedir!
Bak, bebelerin anlayacağı sarahatte tekrar ediyorum!
Ahkamdan neşet etmiş fıkıha göre nazariyede ondokuz yaşında bir erkek yedi yaşında baliğa olmamış bir kızla nikahlanabilir ve onunla halvet olabilir ve kız baliğa olduktan sonrada onunla cima edebilir!
Nazariyede mümkün ve meşru olan bu hususun pratikte denklik ve marufluk gibi ihmal edilemez iki kıstası daha vardır!
Yani bu bahsedilen çift denk midir ve bu evlilik marufa uygun mudur!
Bu suallerin cevabıda evet ise islamın böyle bir evliliğe itirazı yoktur, cevap hayır ise itirazı vardır!
Yine "anlamadım" deyecek yüzün kaldı ise çekinme söyle anlayabileceğin şekilde tekrar izahtan çekinmeyiz!
Alchindus
11-11-2009, 17:28
Ayrıca somut ve net sorulara somut ve net cevaplar vermekte hiç sizin kadar sıkılanı da görmemiştim:
Tekrar ve daha net soruyorum sayın Alchindus. Lütfen net bir cevap verin (verdim diyorsanız, rica ediyorum, bir daha verin):
Bakın bunu uydurmuyorum. Alchindus bunu teyid etti:
Alchindus´isimli üyeden Alıntı
Muhterem türkçe ile sıkıntın olduğuna artık eminim, "teyid ediniz" dediğiniz hususu zati yazan biziz
Gerçeğe sadakatsiz olduğunu, esasen verilmiş bir yanıt olduğu halde verilmemiş gibi davrandığını bu denli sarih ortaya koyduğun içün, yani sahibi içün utanç verici olan bu halden ötürü seni tebrik mi etsek muhterem!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan olmuyor ve kişiyi böyle mahcup ediyor!
Alchindus
11-11-2009, 17:35
sayın alchindus,
ben kendi adıma yazılarımda hep belirttim
"1400 yıl önce 9-10 yaşında bir kızla evlenmek normaldir" diye
kur'an da zaten bunu o şartlara göre tasdikliyor
ama 21.yüzyıl dünyası kabul etmiyor ve hatta 9 yaşında br kızla bir insan zifafa girmiş ise direk tecavüzle hukuk içeriye atıyor ya da pedofilidir diye ruhsal muayeneye götürür
Muhterem spartaküs68
Zati bizde defaatle bu işin zamana, toplumlara bakan vechine, marufiyete bu sebeple temas etmekteyiz!
Biz diyoruzki bundan otuzsene evvel pekbir meşru makbul olan haller bu gün meşru makbul görülmeyebilmekte!
Din, islam bir devrin bir mekanın değil bütün zaman ve mekanların ahkamını vaaz etmekte, bundan mütevellid ondan sadece bu zamanın telakkilerini sarahaten beklemek meseleyi anlamamaktır!
Bir diğer husus zati islam bu bahiste bu devrin telakkisine mutlak manada ters hiçbir şeyde söylememiştir!
Evlilikte denkliğeki bu denklik yaş zeka ahlak ve sosyal statü gibi hususları ihtiva etmektedir ve marufa yani yaygın ve kabul görmüş bilinen geçerli esaslara mütenasiplik arayan bir din nasıl olurda bu meselede tenkid edilir anlamak kabil değil!
İslamın evlilik bahsinde cemiyetten cemiyete ve zamanla değişen hususiyetler bulunmasından mütevellid bu bahiste kesin sınırlar yerine ana esasları ve marufu nazara vermesi alemşumullüğü ile mütenasiptir ve bu olduktan sonra nasıl olurda bu din pedofiliyi teşvik etmekle itham edilebilir!
Pedofili ve parafili birde zoofili bahsinde verdiğiniz örnek pek bir yerindedir ve sorduğunuz sual mucibince zati daha evvel verdiğim örnektende anlayabileceğiniz gibi erişkin bir ferdin kendisine münasip erişkin eş adayları variken hassaten çocuk diyebileceğimiz kızlara ilgi göstermesi elbet bir arazın nişanesidir!
Bunu azda olsa bildiğimi düşündüğüm islamda hoş görmüyor ve denkliğe marufa bu sebeple işaret ediyor!
Amma burada bazı arkadaşlar, ondört asır evvelinden çok başkaca haller sebebi ile kızçocuklarının bir an evvel sorumluluklarından çıkmasını arzu eden bir toplumda erken yaşta evlendirme geleneğine sahip olmalarını, o toplumda erkekler sadece çok küçük yaşta kızlarla evlenmedikleri halde pedofili diye tesmiye etmekte, birde bu tarzdaki evlilikleride ahkam ile düzenleyen, yani bunu hukuki normlara bağlayan bir dine pedofiliyi teşvik ediyor diye suçlayabilmekte!
Bunun gerçeğe sadakat ile, hakkaniyet ile hiçbir münasebeti olmadığını sanmaktayımki sizde teslim edersiniz!
Sayın EnvyMe,
peki neden her defasında başkalarının mesajının arkasına sığınma, başka yerlere imza atma peşindesiniz. Bakın bu tartışmaya dahil oluyor ve iddialarda bulunuyorsunuz. Fakat size bunca soru sorulmasına rağmen hiçbirine cevap vermiyorsunuz hep aynı mazaretlerle: ''Ben bu konularda bilgisizim'', ''ara google'den bul'', ''bak X yazmış zaten'' veya da ''anlatsam da ikna olmayacağınızı biliyorum''.
Böyle yarım yamalak tartışma olmaz. Ya tartışın, ya tartışmayın.
Lütfen bırakın Alchindus'u veya bir başkasını, siz bu başlığa yazma ihtiyacı hisseden bir müslüman olarak kendiniz kendi bilgi ve görüşlerinizi açıklayın:
(1) İslam'a göre evliliğin alt yaş sınırı var mıdır? Kaçtır veya nedir?
(2) İslam'a göre cinsel ilişkinin alt yaş sınıdır var mıdır? Kaçtır veya nedir?
Kısaca iki cümle, bir iki kaynak... çok mu fazla şey istiyoruz sizden.
saygılarımla
Siz tutarsız davranmaya devam ettiğiniz sürece, bende bilgim olmasa bile araştırıp yazmam sayın ulpian. Ne konuda tutarsız olduğunuzu önceki bir mesajımda söylemiştim ama alıntı yapar iken onu çıkartmışsınız.
İlk kez size karşı böyle bir tavır sergiliyorum. Umarım anlarsınız sebebini.
Kur'anda yaş yazmıyor ama bundan dolayı alt yaş sınırı yok diye çıkarmak ne kadar anlamsızsa alt yaş sınırı varmıdır diye sormanızda açıkcası anlamsız. Detayını açıklamış Alchindus.
Cinsel ilişki içerisinde aynı şey geçerli. Yaş sınırı değil, durumu izahı yapılmış. Bundan da alt yaş sınırı yok diye çıkarım yapmanız anlamsız. Siz bu durum izahını kabul edemiyorsunuz anladığım kadarı ile.
Saygılarımla
Bu sözlerinle açıkça kurandan ve Hz. Muhammedin sözlerinden hareketle "baliğa olmayanla cima" meşruiyeti çıkarılamayacağını amma aksi noktada sana göre açık sarih bir men olmadığı içün bazı alimlerin bunun caiz olduğunu söylediğini söyleyerek bizzat iddianın batıllığını itiraf etmiş bulunmaktasın!
Bak muhterem,
rica ediyorum, kasten laflarımı evirip çevirme. Daha ilk mesajımda vermiş olduğum 9 tefsir örneğinde, demiştim ki, (bu dokuzun içinde) sadece Mevdudi sonucun adını koyabilmiş. Daha sonra da sık sık teleffauz ettim, birçok alimin içi almadığından dolayı -senin gibi- zorlama yorumlarla ve kendi gerekçeleriyle büluğdan önce cimayı yasakladığını. Yani en baştan beri, alimlerin çoğunluğunun açıkça ''büluğdan önce de cima meşrudur'' demediğinin zaten bilincindeyiz hepimiz. ''İtiraf'' filan söz konusu değil.
Şunu bilesinki bizim nezaketimiz anca hak edenedir! Eğerki bu çocukça tavrın devam eder ise sana lazım Helen konuşma biçimini telaffuz edeceğimizden bir şüphen olmasın!Alchindus, üslubu sertleştirmenin alasını biz de biliriz, merak etme sen. Sen bunu dememiş ol en iyisi, germeylim durduk yere başlığı.
Esasen asabileşmeni anlamıyor değilim.
=> Ordan oraya sıçrayarak da olsa, öyle veya böyle, netice itibariyle kabul etmek zorunda kalıyorsun ki, bugün evrensel hukuk normlarına göre ''çocukların cinsel istismarı'', ''pedofil eylemler'' olarak görülen ve bu şekilde pozitif ceza hukuku tarafından cezalandırılan fiilleri İslam MEŞRU GÖRMEKTEDİR.
Tekrarlıyalım:
Sizin görüşünüze göre, mesela 19 yaşında bir erkeğin, mesela 7 yaşında bir kızla evlenmesi, bu kızın evlilikten itibaren kocasının evinde kalması ve büluğ çağına girdiğinde (mesela 10 yaşında) cinsel ilişkide bulunmaları İslam'a göre meşrudur ya hani. İşte bu dediğiniz, pedofil eylemdir, çocukların cinsel istismarıdır. Gelişmiş bütün hukuk devletlerinde cezaya tabidir.
Bu böyledir muhterem. Dahaca kasmayınız, siz kasıldıkça bizi de baymaktasınız.
Sevgili EnvyMe,
tekrar ediyorum: Lütfen başkalarının mesajlarını değil, kendi gerekçelerinizi arkasına koyabileceğiniz iddialarda bulununuz. Her tartışmaya girmek zorunda değilsiniz. Fakat girdiğiniz tartışmada somut bir iddiada bulunuyorsanız, bu iddianın arkasını doldurmanızı, SİZİN doldurmanızı istemekte haklı oluruz.
saygılarımla
Kur'an işinize geldiğinde insanlığı ahirete taşıyacak, kapsamlı, detaylı, başka kılavuz gerektirmeyen, açık, evrensel bir kitaptır. İşinize gelmeyince en temel kanunları o döneme ait diye terk edilebilinir dersiniz.
Bu kadar islam alimi var oturup ayırsınlar hangi kurallar evrensel ve zamansız hangileri dönemsel ve yerel bizde ona göre tartışalım.
İNSAN OLMAK İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALMAK ŞARTTIR. O KADAR YAZI YAZILDI BİRİ ÇIKIP BEN BU ÇOCUK EVLİLİKLERİNİ ŞİDDETLE KINIYORUM DEMEDİ.
ŞÖYLE DESENİZ SİZE VE YAZDIKLARINIZA SAYGI DUYARDIM.
BEN KENDİ ADIMA BU EVLİLİKLERİ YANLIŞ BULUYORUM KINIYORUM ASLA MEŞRU GÖRMÜYORUM VE ENGELLENMESİ İÇİN GEREKEN HERŞEYİN YAPILMASINI SAVUNUYORUM. ÖZELLİKLE BUNU DİNDEN DESTEK ALARAK YAPMAK TÜM İNSANLIĞA VE TANRIYA HAKSIZLIKTIR. ÇÜNKÜ ......... der istediğiniz gibi savunurdunuz.
Ama özellikle bunu yapmıyorsunuz çünkü biliyorsunuz bunu derseniz peygamber ve onun takipçilerinin uygulamaları bu yönde ve dolaylı da olsa onları kınamış olursunuz haşa.
Şimdide denklik diye birşey uyduruldu nerede bu denkliğin kriterleri hangi ayette ?
Adam kendini denk görmüş ki evleniyor ailesi denk görmüşki nikahlıyor çocuğun zaten birşeyden haberi yok olsa da itiraz edecek gübü yok. Bu mu denklik ?
Bu sübyanın hakkını hukukunu kim koruyacak ? İslam öğretisi ve vicdan mı peki olabilir. Hukuk extreme örneklere göre yapılır içki içmek faydaları olsa da günahtır diye kötü örnekleri ve aşırılıkları dikkate alarak topyekün içkiyi yasaklayan adabı ile içen sosyal bir insanı günahkar yapan hukuk burada neden bu çocukları istismar edebilecek kötü niyetli hasta ruhlu insanları göz önünde bulundurmadan hüküm veriyor buna zemin hazırlayarak men etmiyor yasaklamıyor ceza hükmü vermiyor ?
spartaküs68
11-11-2009, 18:01
Sayın alchindus,
hadislerde yazsa anlarım ama kur'an da niye yazıyor?
Kur'an her devre örnek değil mi?
olaya bu yönüyle bakalım sitede ki arkadaşlardan biri 8 adet tefsir verdi talak 4.ayete ilişkin her halde sayın ulpian adlı üyemizdi hatırladığım kadarı ile
açık açık tefsirler destekliyor küçük yaşta evliliği
tamam o zaman normaldi ama şimdi normal mi?
nerede kaldı kur'anın her zamana uygun olduğu?
ben bunu anlatmaya çalışıyorum
şimdi insanlar küçük yaşta evliliklere kesinlikle karşılar ama kur'an" evlenebilirsin" diyor
ilahiyatçılarımız hep demiyorlar mı?"Kur'anın bir ayetine karşı çıkanlar dinden çıkmış olur" diye
Sevgili EnvyMe,
tekrar ediyorum: Lütfen başkalarının mesajlarını değil, kendi gerekçelerinizi arkasına koyabileceğiniz iddialarda bulununuz. Her tartışmaya girmek zorunda değilsiniz. Fakat girdiğiniz tartışmada somut bir iddiada bulunuyorsanız, bu iddianın arkasını doldurmanızı, SİZİN doldurmanızı istemekte haklı oluruz.
saygılarımla
Ulpian, anlatamıyorum sanırım kendimi.
Burası bire bir tartışma yeri mi? Her mesaj yazandan beklentiniz ölçüde cevap isteyeceksiniz? Ben size tutarsızlıktan bahsediyorum, siz iddianız varsa kendi düşüncenizi yazın, bırakın başkalarının mesajlarını diyorsunuz. Bıraktık zaten, ortada mesaj kalmadı ki, mağdur da olduk. Netice nedir?
Tutarsız olmakla suçlanmak, başkalarının mesajları arkasına sığınılmakla suçlanmak...
Yinede, sorduğunuz soruya kendimce cevap vermeye de çalıştım.
Ben artık ne diyeceğimi şaşırdım size karşı.
Saygılarımla
Alchindus
11-11-2009, 18:29
Bak muhterem,
rica ediyorum, kasten laflarımı evirip çevirme. Daha ilk mesajımda vermiş olduğum 9 tefsir örneğinde, demiştim ki, (bu dokuzun içinde) sadece Mevdudi sonucun adını koyabilmiş. Daha sonra da sık sık teleffauz ettim, birçok alimin içi almadığından dolayı -senin gibi- zorlama yorumlarla ve kendi gerekçeleriyle büluğdan önce cimayı yasakladığını. Yani en baştan beri, alimlerin çoğunluğunun açıkça ''büluğdan önce de cima meşrudur'' demediğinin zaten bilincindeyiz hepimiz. ''İtiraf'' filan söz konusu değil.
Lafı evirip çevirmek, denmemişi denmiş gibi nazara vermek bu başlığı okuyanlarca sarahaten görüleceği üzre bizzat senin şiarındır, bizim değil!
İktibas ettiğim lafların çok sarih bir şekilde, kurandan baliğa olmamışla cimaya meşruiyet çıkarılamayacağını söylediğini gösteriyor!
İmdi bu hal ortaya çıktığında yine aynı cambazlığı yaparak "sonucun adını koymamışlar, içleri almamış" diye geçersiz indi mütaalalarını nazara veriyor ve pek iyi bildiğin bir hususu tekrar işliyor, gerçeğe sadakatsizlik yapıyorsun!
İktibas ettiğin mevdudi dışındaki hiç bir tefsirde cima kelamı geçmediği halde ve onca fukaha "buluğa ermeden cima meşrudur dememekle" kalmayıp "buluğa ermeden cima caiz değildir" dediği halde sen, varmak istediğin sonuca varmamış ulemanın görüşünü "içleri almamış" diye çocukça ve hakkaniyetsizce karalayacak ve mevdudi varmak istediğini söylediği içün "bak bu pek bir isabetli görüş" diye nazara vereceksin :)
Yani bundan evvel çokça yaptığın gibi bu dinin esas kaynaklarının ne dediğine ve bunları en iyi anlamaya ehil olanların ne dediğine değil, keyfine en münasip olan ne ise onu diyecek eskaza bu keyfine uyan birde müslüman telakkisi var ise ona yapışacaksın!
Bunun adıda din tenkidi olacak veyahut gerçeğe sadakat olacak!
Vahki ne vah!
Alchindus, üslubu sertleştirmenin alasını biz de biliriz, merak etme sen. Sen bunu dememiş ol en iyisi, germeylim durduk yere başlığı.
Vallahi muhterem, "dememiş ol" dediğini dedim ve lafımın arkasındayım, ikiyüzyedi numaralı mesajımda ortaya koyduğum gibi sahibi içün utanç verici bir hali bana karşı sende tekrar görür isem zati sözümün arkasında durup durmadığımı aynel yakin anlayabileceksin!
Esasen asabileşmeni anlamıyor değilim.
=> Ordan oraya sıçrayarak da olsa, öyle veya böyle, netice itibariyle kabul etmek zorunda kalıyorsun ki, bugün evrensel hukuk normlarına göre ''çocukların cinsel istismarı'', ''pedofil eylemler'' olarak görülen ve bu şekilde pozitif ceza hukuku tarafından cezalandırılan fiilleri İslam MEŞRU GÖRMEKTEDİR.
:)
ulpianın her darda kaldığında başvurduğu kendi kendisine piskolojik telkin seanslarından bir yenisidir yukarıdaki sözler!
Evvela asabileşmem söz konusu değildir, söz konusu olan eğerki karşımızda kendi aklının sınırlarını nazara almadan karşısındakinin aklı ile veyahut edebi ile münasip olmayacak bir kelamlaşma ve cedelleşme cehdinde birisi var ise, izzeti nefis sahibi her müslüman gibi gerekli ihtarı yapma zaruretidir!
Sonradanda yine bir başka gerçeğe sadakatsizlik ile bizim "pedofiliyi islamın meşru gördüğünü kabul ettiğimizi" söylemişsinki şu başlığı başından sonuna okuyanlar bunun üzerine "ulpianın malum hilafı hakikat sözlerinden bir yenisi" demiş ve yaptıkları eğer sana ait tuttukları bir "yalan yanlış kelam sayacı" var ise, bunun değerini bir artırmak olmuştur!
Gerçeğe sadakat şart, bir evvel dediğini bir sonra nakzeden ve bunlar hiç olmamış gibi davranan, pedofili nediri bilmeyen, yaşadığı ülkede üstelik bu zamanda yaşanmış onca vaka nazarına verildiği halde sukut eden, kuran hadis ve fıkıh eşliğinde islamın nikah ve cinselliğe bakışı ortaya konmuş iken, yani attığı iftira tam olarak berhava edilip iddia sahibi içün erdemli bir "özür" dışında hal çaresi kalmamış iken daha hala gerçeğe sadakatsizlik yapılıyor oluşu, ikiyüzyedi numaralı mesajda serimlememe benzer daha pek çok kabahatin meydana geleceğini göstermekte!
Gerçeğe sadakat şart, olmadan kişi rezilü rüsva oluyor!
Muhterem tekrar sual edeyim ana lisanın nedir senin!
Hani derlerya hacı yatmaz.Sürekli bi otarafa bi bu tarafa yalpalanır ama genede yatmaz.Ayrıca hacı yatmaz dikte durmaz.
Burda herkesin nece konuştuğu bellide bi sizin nece konuştuğunuzu konusunda ittiribiye vaatırrmak tatahi e hayli zorlanıyorum.
Bu nasıl mantıktır tam İslamcılara yakışan hareket.Hem yaylan biiiiii o tarafa biiiii bu tarafa hemde başkalarını suçla.Bravo sana.Sen bu dille bizim yazdıklarımızı anlamaman,sorduklarımıza cevap verememen doğal tabii.
Denk görüyorsan sorun yok diyorsunuz.Onlarda denk görmüş ve sübyancı olmuşlar.Tabi kendilerine göre deil bize göre sünyancılardır.
Kuranda alt yaş sınırı yoktur.Bebeğe bile nikah kıyarsınız.Cima zamanıda marufluk geldi dersiniz 7 yaşında girersiniz.
Birileride sübyancılar deyince alınırsınız.
6-7 yaşlarında kız almayı gelenek haline getirirsiniz.Sorada henüz adet görmeyenler demek kelimesinin üzerine çizgiler atarsınız.
Muhterem tekrar sual edeyim ana lisanın nedir senin!
Hani derlerya hacı yatmaz.Sürekli bi otarafa bi bu tarafa yalpalanır ama genede yatmaz.Ayrıca hacı yatmaz dikte durmaz.
Burda herkesin nece konuştuğu bellide bi sizin nece konuştuğunuzu konusunda ittiribiye vaatırrmak tatahi e hayli zorlanıyorum.
Bu nasıl mantıktır tam İslamcılara yakışan hareket.Hem yaylan biiiiii o tarafa biiiii bu tarafa hemde başkalarını suçla.Bravo sana.Sen bu dille bizim yazdıklarımızı anlamaman,sorduklarımıza cevap verememen doğal tabii.
Denk görüyorsan sorun yok diyorsunuz.Onlarda denk görmüş ve sübyancı olmuşlar.Tabi kendilerine göre deil bize göre sünyancılardır.
Kuranda alt yaş sınırı yoktur.Bebeğe bile nikah kıyarsınız.Cima zamanıda marufluk geldi dersiniz 7 yaşında girersiniz.
Birileride sübyancılar deyince alınırsınız.
6-7 yaşlarında kız almayı gelenek haline getirirsiniz.Sorada henüz adet görmeyenler demek kelimesinin üzerine çizgiler atarsınız.
Sözünün altı boş olan üstünü süsler karadut. Gülenin - Said-i Nursinin taktiği bunlar her kelimeye -i ekler cümlelere alakasız anlamı değiştirmeyen sadece zenginleştiren kelimeler sıkıştırarak kafa karıştırma insanlara vay be ne yazmış pek bişi anlamadım ama vardır bir hikmeti dedirtme çabası düpedüz sözlü ilüzyon laf kalabalığı.
forumdasimiz ulpian henüz buraya sundugu ayetlerin manasini anlamaktan yoksun, verdigi tefsir örneklerinde ise, "pedofilizmi" mesruh gören hic birsey yok, tüm bu yöndeki cikarmalar ise ulpianin karsi oldugu din hakkindaki kendi yorumlari....
cocuk istismari ile cinsel olgunlugun bir biri ile alakasi olmadigi gibi,
islam dinine kiyilan nikahin karsilikli gönül rizasina dayanan bir sözlesmedir...
bugünün medeni kanunlari o günün insanina ve toplumun dogrularina göre uyarlanmakta, halbuki sizlerin elestirdigi dini ögütler ise zaman ve mekan ile sinirli degil....
yani bugünlerde cinsel olgunlugun, bedensel gelismisligin konumu ile bundan 1500 yil önceki cinsel olgunluk ve bedensel gelismilik aynisimi dir ki, bundan 1000 yil sonra aynisi olsun....
kaldiki ulpianin verdigi linklerden de görülecegi gibi, pek ala resit olmayan insanlar cocuk sahibi olabiliyor, bunlari korumaya alan bir yapilanma mevcut, ve cocuk sahibi olan "genc annelerine" sosyal yardim ve destek saglaniyor...
Kaldiki bati avrupada cocuk istismarina karsi yapilan yasalar bile göstermektedir ki, bu olgunun batida aslen ne kadar yaygin oldugunu, bizim toplumlarda ise cok evlilikler olabildigini, ama sirf sapik cinsel dürtülerini tatmin edebilmek adina "cocuklar" ile cinsel iletisime girmek isteyenlerin müslüman toplum tarafindan "düskün" ilan edildigidir.
eline, beline ve diline sahip ol düstürü ile hayatlarini sürdürenlere bu tür sacma ithamlar hakaretin ta kendisidir...
Bir sübyanciyi bu müslüman halka teslim edin ve görün bu müslüman halk bu sübyanciyi nasil "kinadigini"...
ulpianin alman ceza kanunundan verdigi örnekleri gün gelecek yeniden uygulanmak zorunda kalinacaktir, cünkü gelisen toplumsal hayat degismektedir...atmosfer, insanlarin hormonal gelisimi, bedendeki yag oranlarin zaman ile artmasi, bunlar sizlerin benden daha iyi bilmesi gerken "evrimin" olmazsa olmazlarindandir...
ama allahin evlilik ile tüm ögütleri dünyanin her yerinde rahatlik ile uygulanabilir...
bugün müslümana sapiksiniz diyen bir zihniyet, önce kendi atalarinin nikah düzenlerinden baslayarak elestirilerini yapsin...
bahsi gecen pedoflizm ise bunlardan uzaktan yakindan alakasi olmayan,
olgun bir insanin, cocuk yasta bir kiz ile sirf cinsel dürtülerini tatmin etmek adina, cinsel iliski ve haz endeskli bir hastalik, burada ne bir karsililkli sorumluluk altina girmek gibi bir unsur vardir, nede bu dürtüleri olan birisinin dinsel mesruhiyeti....
Alchindus
11-11-2009, 18:49
Sayın alchindus,
hadislerde yazsa anlarım ama kur'an da niye yazıyor?
Kur'an her devre örnek değil mi?
olaya bu yönüyle bakalım sitede ki arkadaşlardan biri 8 adet tefsir verdi talak 4.ayete ilişkin her halde sayın ulpian adlı üyemizdi hatırladığım kadarı ile
açık açık tefsirler destekliyor küçük yaşta evliliği
tamam o zaman normaldi ama şimdi normal mi?
nerede kaldı kur'anın her zamana uygun olduğu?
ben bunu anlatmaya çalışıyorum
şimdi insanlar küçük yaşta evliliklere kesinlikle karşılar ama kur'an" evlenebilirsin" diyor
ilahiyatçılarımız hep demiyorlar mı?"Kur'anın bir ayetine karşı çıkanlar dinden çıkmış olur" diye
Muhterem spartaküs68 evvela şunu tekrar sarahate kavuşturalımki talak dörtte geçen "lem yehıdne" hayz görmeyenler demektir!
İmdi bunlar arasına baliğa olmayanlarında dahil olduğunu bu ayet içün zikredilmiş nuzuli esbab rivayetlerinden bilmekteyiz!
Yani demem o ki kuran hassaten baliğa olmamışla nikah akdi yapılabileceğine dair bir ayet ihtiva etmemektedir, talak suresi boşanma hükümlerinin zikredildiği bir suredir, bu surenin dördüncü ayetinde iddet bekleyecekler arasında hayız görmeyenlerin suresi açıklandığından, bu kuran metni içinden bu hayız görmemişler zümresine dahil olan baliğa olmamışlarlada evliliğin caizliğine karine olmakta!
İmdi diyorsunuzki tamam o vakit normal karşılanmakta idi amma bu zaman karşılanmıyor!
Pekiyi tezekkür ediniz kuran onüç asır daha normal karşılanacak ve esasen bu gün hala bazı yörelerde normal karşılanan bu hususa dair ahkam vaaz etmemiş olsa idi her devre hitap eden bir kitap olurmu idi!
Yada şöyle sual edelim, bu hususun kuranda düzenlenmesi ile kuranın zamanlar üstü oluşu arasında münesabeti görmemekte misiniz!
Bakınız kuran illa evleniniz demiyor :)
Böyle evlilikleride düzenliyor!
İmdi bazı arkadaşlar içün diyorum, sizin içün değil lütfen tenkit ettiğiniz dini tetkik ediniz, misalen deniyorki denklik nereden çıktı!
Birazcık fıkıh öğrenirseniz görürsünüz marufun ve denkliğin hangi ayetler ve hadislerle tenbih edildiğini!
İmdi birde şu var, bu devirde diyelim türkiyemizde küçük yaşta evliliğe karşı olmak kesinlikle kurani bir emre karşı olmak değildir, çünkü kuran küçük yaştakilerle evlenin diye emretmemiştirki, bu olsa olsa bir ruhsattır ve zikrettiğim gibi evlilikte evvela denklik ve marufluğa bakılmaktadır!
İmdi bu sebeplerle bu gün bunlara cevaz verilmemesi kurana muhalefet değildir!
Bir diğer husus meseleye zamanımız açısından bakar isek misalen kuzey avrupa ülkelerini düşünün, regl olma yaşlarının yirmili yaşlara vardığını görürsünüz!
İmdi bu insanlara cinsel yaşamınızda bu yaşlarda başlayacak ve anca o vakit yuva kurabilirsiniz demek evrensellik midir!
Amma işte görüyorsunuzki bu insanlar bu gün kuranla amel edebilir!
İşte alemşumulluk budur!
İktibas ettiğin mevdudi dışındaki hiç bir tefsirde cima kelamı geçmediği halde
muhterem,
bu başlıkta cima'yı büluğdan önce meşru gören Mevdudi haricinde alim görüşlerinden de alıntı yapıldı. Birisini frodo verdi, diğerini kendin verdin. Ne olursun yapma böyle. :)
Bu görüşlerin neden Kuran'ın metnine daha sadık olduğunu, bunu kabullenmeyenlerin ise ''içleri almadığından'' dolayı Kuran dışı argümanlarla bunu yasaklamaya çalıştıklarını defalarca izah ettim. Tamam anladık, bu izahları sen de kabullenemiyorsun bir türlü, çünkü senin de için almıyor.
O yüzden ben dört-beş sayfadır zaten demekteyim ki, ''tamam senin dediğinin doğru olduğunu varsayarak tartışmaya devam edelim''.
Bu yüzden artık lütfen şu aşağıdaki noktaya yoğunlaş, kaçma. Bu gerçekle yüzleş.
yaşadığı ülkede üstelik bu zamanda yaşanmış onca vaka nazarına verildiği halde sukut eden
Bakın, işte gerçekten gülünç olduğunuz nokta burası.
Tekrarlayalım:
Yetişkinlerin, çocuklarla cinsel ilişkide bulunması, eğer çocuk
Almanya'da 14 yaşından küçük (§ 176 StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__176.html)),
Avusturya'da 14 yaşından küçük (207 (http://www.sbg.ac.at/ssk/docs/stgb/stgb201_221.htm#207) ve 74 (http://www.sbg.ac.at/ssk/docs/stgb/stgb68_74.htm#74) StGB),
İsviçre'de 16 yaşından küçük (187 StGB (http://www.admin.ch/ch/d/sr/311_0/a187.html)) ise cezalandırılmaktadır.
Ayrıca bunlar sadece en alt sınırlardır, fakat özel durumlarda daha yüksek sınırlar geçerlidir. Yani örneğin Almanya'da bir yetişkin, 14 yaşından küçük bir çocukla cinsel ilişkide bulunmuşsa, bu her halükarda, çocuk yaşına göre fiziken ve aklen gayet gelişmiş ve ilişkiyi kendisi istemiş olsa bile suçtur ve cezalandırılır (§ 176 StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__176.html)). Fakat çocuk henüz ruhen yeterince gelişmemişse, bir yetişkin, 18 yaşından küçükle girdiği ilişki yüzünden bile cezalandırılır (182 III StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__182.html)).
Bütün bu ülke meclisleri bu yasaları çıkartırken, salt ahlakçı bir zihniyetten hareket etmemiş, farklı bilim alanlarının temsilcilerinin sunduğu bilirkişi raporlarını da dikkate almışlardır. Bu yasalara aykırı hareketler de pedofil fiiller olarak değerlendirilmektedir.
Size göre ise:
Mesela 19 yaşında bir erkeğin, mesela 7 yaşında bir kızla evlenmesi, bu kızın evlilikten itibaren kocasının evinde kalması ve büluğ çağına girdiğinde (mesela 10 yaşında) cinsel ilişkide bulunmaları İslam'a göre meşrudur.
=> Sizin dinen meşru gördüğünüz bu fiil, gelişmiş bütün hukuk devletlerinde ''cinsel çocuk istismarı'', ''pedofil eylem'' olarak değerlendirilip cezalandırılmaktadır.
Bu yorum değil, objektif bilgi. Yukarda linkleri var.
Lütfen daha da fazla gülüçleşmeyin artık. En azından deyin ki, ''o zaman bu ecnebi ülkeleri halt etmişler, ''pedofili''nin de ''çocuk istismarı''nın da doğru tanımını ancak biz müslümanlar yaparız.''
Ama sizin dinen meşru gördüğünüz fiilin, işte bu ülkelerde ''cinsel çocuk istismarı'' ve suç olarak görüldüğünü lütfen daha fazla inkar etmeyin.
saygılarımla
evrensel-insan
11-11-2009, 19:03
Saygideger Psiko;
Başkasını bilemem ama benim kendi ailemden örnek vermem gerekirse,
Anneannemle 45 yıl evli kaldıktan sonra,
75 yaşında ölen dedem,
anneannemi aldığında 30,
anneannem 13 yaşında imiş.
Anneannemle dayımın arasında tam 13 yaş var.
Benim dedem sapık mıymış şimdi ?
Oysa tüm aile,tüm çevre,hepimiz ona hayrandık.
Eğer öyle ise,
büyük ihtimal bu başlıkta yazı yazan bir çok arkadaşın dedeleri de öyle olmalı-Psiko-
Herseyden once, dedelerimizin/ninelerimizin cocuk yasta evlendirilmesi, onlarin bir secimi degil; ebeveynlerinin secimi.
Ebeveynlere de, bu secimi mumkun kilan, izin veren, Kuran'in yonlendirmesi.
Dolayisiyle, bu konuda cocuk yasta evlilige mecbur tutulanlarin, hic bir rolu yok. Ebeveynler ise; kuran da ne yaziyorsa onu uyguluyorlar.
Eger bir suclu aramak gerekiyorsa; o da muslumanlara yol gosterici, rehber olan Kuran ve ve bu Kuran'i yazan kimse o.
Bugun hala, Turkiye dahil; tum Islam ulkeleri ve muslumanlar, bu cocuk istismarini ve cocuklarin erken yasta, cinsel iliskiye zorlanmasini, tecavuzu ve subyanciligi yasiyorlar.
Hangi vicdan, hangi kosulda cocugunu buyuk bir erkekle evlendirebilir? Hangi erkek hangi vicdanla, cocuk yasta bir kizla evlenir ve cinsel iliski kurabilir?
Bunu yapanlar, acaba hakikaten Kurani mi kullaniyorlar?, yoksa; cikarlarina mi boyle geliyor?, anlamak zor. Ama; anlasilan tek sey, bunu yapanlarin ne insanliga saygisi ne de bir vicdani oldugu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Birazcık fıkıh öğrenirseniz görürsünüz marufun ve denkliğin hangi ayetler ve hadislerle tenbih edildiğini!
Şimdi de fıkıh ve hadislere sığındınız güzel demek ki Allah'ın gönderdiğini iddaa ettiğiniz Kur'an-ı Kerim'de denklik tanımı yok. Yani diyorsunuz ki bırakın Kur'anı Fıkıh öğrenin. Ama Allah diyorki ben size herşeyi apaçık söyledim şimdi ben Allah'ın dediğine mi nazar edeyim ULEMA'nın oluşturduğu Fıkıh'a mı nazar edeyim ? Fıkıh nedir ? Ulemanın Kur'an ve Hadisleri inceleyerek oluşturduğu din hukuku değil mi ? Yani onlar Kur'anı inceleyerek varmışlar bu sonuçlara biz Kur'an da bulamadığımızı fıkıhta arayacağız.
Buna biz top-u tacca atmak diyoruz halk dilinde.
Jolly Joker
11-11-2009, 19:11
Sevgili evrensel-insan,
Birşeyi merak ediyorum;
Acaba sülaleniz birkaç kuşak öncesinden beri ateist olsa, yine kuranımı suclayacaktınız?
Yoksa sizin ailenizin ve ebeveynlerinizin aklına yatmadığı ve inanmadığı için,akıllarını kullanıp akıllıca hareket ettikleri için, suçu yine müslümanlara atıp, aciz ve akılsız müslümanlar mı diyecektiniz?
lütfen alınmayın sadece merak ettiğim için sordum. tartışma konusu olsun istemiyorum. şahsınıza ise kesinlikle kötü bir niyetim yoktur.
Saygılarımla, Joker..
evrensel-insan
11-11-2009, 19:33
Saygideger Jolly Joker;
Oncelikle, sitemize hos geldiniz.
Acaba sülaleniz birkaç kuşak öncesinden beri ateist olsa, yine kuranımı suclayacaktınız?
Siz olsaniz neyi suclardiniz? Islam ve muslumanlik Kurana gore islemiyor mu? Konunun ateistlikle bir ilgisi yok. Ben serbest dusunurum ve beni insan hak ve ozgurlukleri ilgilendirir.
Yoksa sizin ailenizin ve ebeveynlerinizin aklına yatmadığı ve inanmadığı için,akıllarını kullanıp akıllıca hareket ettikleri için, suçu yine müslümanlara atıp, aciz ve akılsız müslümanlar mı diyecektiniz?
Ayrica, muslumanlar icin "aciz ve akilsiz" sifatlarini nerede kullandigimi gosterebilirmisiniz? Cunku benim yazilarim, kisilere yonelik degil; kisileri yoneten ve yonlendiren ve insanlik disi dusuncelere yoneliktir. Oyuzden suclu kurandir. Kurani uygulayanlar degil.
Dedigim gibi; suc muslumanlarda veya onlarin uyguladiklari insandisi olgularda degil; onlara rehber olan ve yol gosteren Kurandadir. Benim muslumanlarin kisisel olarak yasam ve iliskileriyle bir sorunum yok. Yalniz bu yasam ve iliskilerini yonlendiren ve yasam ve iliskilerine yon verdiklerine inandiklari, dusunce ve davranis belirten ve dusunce ve davranisi yonlendiren Kuran ile sorunum.
lütfen alınmayın sadece merak ettiğim için sordum. tartışma konusu olsun istemiyorum. şahsınıza ise kesinlikle kötü bir niyetim yoktur.
Rica ederim. Eger yazilanlardan tatmin olmadiysaniz, ya da yazilanlar yeteri kadar acik degilse, tekrar sorabilirsiniz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Alchindus
11-11-2009, 19:44
muhterem,
bu başlıkta cima'yı büluğdan önce meşru gören Mevdudi haricinde alim görüşlerinden de alıntı yapıldı. Birisini frodo verdi, diğerini kendin verdin. Ne olursun yapma böyle. :)
:)
Evet, eğerki birileri senin içün "yalan yanlış kelam etme" sayacı tutmakta ise bunda birkez daha artırıma gitmeleri icab etmekte çünkü doğrudur frodo horasaniden böyle bir iktibas yapmakla birlikte ben bunu söyleyen hiçbir tefsirden böyle bir iktibası bu başlıkta yapmadım!
İmdi ben mi desem "ne olur yapma böyle" diye!
Bu görüşlerin neden Kuran'ın metnine daha sadık olduğunu, bunu kabullenmeyenlerin ise ''içleri almadığından'' dolayı Kuran dışı argümanlarla bunu yasaklamaya çalıştıklarını defalarca izah ettim.
Azıcık gerçeğe sadakatin olsun, ikiyüzyedi numaralı mesaj ortada iken gerçi senden bunu nasıl bekleyebiliriz oda ham hayal ama biz yinede söyleyelim!
Sen hiçbir şeyin farkında değilsinki bir şeyi izah etmiş olasın! Misalen sen "baliğa olamdan cima caiz değildir" diyen fukahanın hangi delillere dayandığını bilmektemisinki bunu kurana uygun bulmamaktasın!
Muhterem senin kuranla aranda bir idrak rabıtası bile yokki :)
Olsa idi, çocukların anlayacağı sarahatte ahzab kırkdokuzdan illiyet ile talak dörtte iddet tahakkuk ettirilir ise, bunların anca gebe kalabilecekler olması lazım geldiğini yani bu sebeple talak dörtteki hayızdan kesilmişler içinde olan baliğa olmayanlarla cima meşruiyetinin bu ayetlerle çıkarılamayacağını çünkü baliğa olmayanın gebe kalamayacağını ortaya koymamızı anlar idin!
Bundan mütevellid ahzab kırkdokuz dışındada cima içün bir işaret mevzubahis olmadığından kurandan baliğa olmayan ile cima meşruiyeti çıkarılamayacağını gösterdik!
Zati bu ve benzeri sebeplerle, nisa altı ve nikah ahkamına dair diğer ayetlerden mütevellid fukaha "baliğa olmayan ile cima caiz değildir" demiştir!
Amma sen bilmediğin, esasen vukufiyetinde olmayan bir mevzuda, keyfin öyle istediği içün bir sonuca varmakta, bunu teyid eden bir görüşü ise onu anlayacak vukufiyetin olmasada "kurana daha uygun" diye tesmiye etmektesin!
Muhterem artık seni nasıl ciddiye alabiliriz!
Yetişkinlerin, çocuklarla cinsel ilişkide bulunması, eğer çocuk
Almanya'da 14 yaşından küçük (§ 176 StGB (http://bundesrecht.juris.de/stgb/__176.html)),
Avusturya'da 14 yaşından küçük (207 (http://www.sbg.ac.at/ssk/docs/stgb/stgb201_221.htm#207) ve 74 (http://www.sbg.ac.at/ssk/docs/stgb/stgb68_74.htm#74) StGB),
İsviçre'de 16 yaşından küçük (187 StGB (http://www.admin.ch/ch/d/sr/311_0/a187.html)) ise cezalandırılmaktadır.
Sana iddialarınıda biz mi öğreteceğiz, pedofili halleri ile nazara verdiklermizi mukayese edecek kapasiten yok mudur cidden!
İmdi sana örnek verdiğim oniki yaşında anne olmuş kız ve bunu gebe bırakan içün ne gibi bir takibat yapılmış!
Veyahut başkaca bir sual, burada sıraladığın yaş sınırlarında ondört değilde onbeş yaşında olunca kız mahsur yokmu!
Yani bu mudur o kalın sınır!
Almanya ve avusturya içün ondört amma bak isviçre içün onaltı neden bu fark!
Çünkü her cemiyetin bu manada örfü, coğrafyası gereği insanının beden gelişimi farklıdır!
Azıcık aklını işlet ve şu sual üzerinde düşün!
Almanya içün verdiğin meşruluk sınırı bakımından meşru olan isviçrede gayrı meşru olmakta!
Pekiyi bu hal neye delalet etmekte!
O vakit almanyadaki farazi bir vakıa, almanyada pedofil değil, amma isviçrede pedofil!
Bumudur anladığınız sizin!
Hiç boşuna meseleyi hala setretmeye çalışmayın, pedofil erişkinin çocuktan cinsel haz alması ve onu istismar etmesidir!
Bir ilişkinin pedofili olarak tesmiye olunması içün tek kıstas yaş değildir!
İşte buradan basit bir misalle misalen almanyada 30 yaşında bir adam 15 yaşındaki ulrike ile cima eder ise bunda bir beis yok amma bu iş isviçrede olur ise bu suç olmakta buda bu hususlarda cemiyetlerden cemiyetlere, zamandan zamana farklılık husule geldiğini sarahaten göstermekte!
Muhim olan bir hukuk sisteminin çocukların cinsel istismarını meşru görüp görmemesidir, islam bırakınız çocukların yetlişkin hiçbir ferdin dahi cinsel istismarını meşru görmemektedir!
=> Sizin dinen meşru gördüğünüz bu fiil, gelişmiş bütün hukuk devletlerinde ''cinsel çocuk istismarı'', ''pedofil eylem'' olarak değerlendirilip cezalandırılmaktadır.
Evvela bu sözlerinin hemen evvelinde ettiğin bir kelamı hatırlatalım!
Fakat çocuk henüz ruhen yeterince gelişmemişse, bir yetişkin, 18 yaşından küçükle girdiği ilişki yüzünden bile cezalandırılır
İmdi bizimde fetevayı hindiyyeden daha evvel yaptığımız bir iktibası tekrar nazarlara verelim!
Ancak, kız zayıf ve cimâ'ya tahammülsüz olursa vaya cima' sebebi ile 'hastalanacağından korfkulursa; yaşı büyük olsa bile, ona cimâ' etmek helâl olmaz. Sahih olan görüş de budur.
Benzerlik dikkat çekici değilmi!
Amma ne hikmetse bunlara göz yumulmakta birde din açısından nazariyede mümkün olanın denklik ve marufluğada uygun olması gerektiği nazara verildiği halde "sizin meşru gördüğünüz pedofilidir" denmekte!
Halbuki biz, sarahaten bir erkeğin münasip yaşıt dişi eş adayları var iken küçük kızlara ilgi göstermesinin bir araz alameti olduğunu bunu islamında hoş görmediğini amma toplumların örfünden kaynaklı hatalı bazı uygulamaların islama da fatura edilemeyeceğini söylüyoruz!
Fakat maksat gerçeği anlamak öğrenmek değil islama saldırmak olduğu içün aynı hatalı kelamlar tekrar edilmektedir!
Neticede karşımızda evlilik ve cima içün yaş sınırı farklı olabilecek isviçre ve almanya gibi birbirine yakın ülkeler dahi bulunduğunu görüp, amma kutuplardan ekvatora kadar heryerde cari olacak bir hukuk sisteminde bu manada bir yaş tahdidi değil cemiyetlerin ve zamanın gereklerinin nazara verildiğini anlayamayan veyahut anlamak istemeyen, ikiyüzyedi numaralı mesajda ahvali serimlenmiş birisi olunca sonucada şaşırmamak gerekmektedir!
Gerçeğe sadakat şarttır, bu itibarlı olunabilmek içünde geçerlidir!
Alchindus
11-11-2009, 19:51
Birazcık fıkıh öğrenirseniz görürsünüz marufun ve denkliğin hangi ayetler ve hadislerle tenbih edildiğini!
Şimdi de fıkıh ve hadislere sığındınız güzel demek ki Allah'ın gönderdiğini iddaa ettiğiniz Kur'an-ı Kerim'de denklik tanımı yok. Yani diyorsunuz ki bırakın Kur'anı Fıkıh öğrenin. Ama Allah diyorki ben size herşeyi apaçık söyledim şimdi ben Allah'ın dediğine mi nazar edeyim ULEMA'nın oluşturduğu Fıkıh'a mı nazar edeyim ? Fıkıh nedir ? Ulemanın Kur'an ve Hadisleri inceleyerek oluşturduğu din hukuku değil mi ? Yani onlar Kur'anı inceleyerek varmışlar bu sonuçlara biz Kur'an da bulamadığımızı fıkıhta arayacağız.
Buna biz top-u tacca atmak diyoruz halk dilinde.
Efendim hassaten çok özür dilerim, size "fıkıha müracat ediniz" dediğim içün!
Zira benim size evvela "iyi türkçe öğrenin, okuduğunuzu iyice anlayınki sonra yaptığınız tenkidde kendinizi bir kaç kez tekzip etme gibi bir ayıba düşmeyin" demem icab eder idi!
Hakkaten kusuruma bakmayınız :)
Evet, eğerki birileri senin içün "yalan yanlış kelam etme" sayacı tutmakta ise bunda birkez daha artırıma gitmeleri icab etmekte çünkü doğrudur frodo horasaniden böyle bir iktibas yapmakla birlikte ben bunu söyleyen hiçbir tefsirden böyle bir iktibası bu başlıkta yapmadım!
İmdi ben mi desem "ne olur yapma böyle" diye!
Ah şu ithamkar üslubundan bir vazgeçebilsen. İyi oku, ben sana, sen ve frodo ''tefsir''lerden örnek getirdiniz demedim, genel olarak ''alim görüşleri'' dedim. Nitekim sen >şu mesajında (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535)< fetevayı hindiyyeden alıntı yapmışsın ve orada da diyor ki:
Bazı âlimler: «Bulûğa erişinceye kadar ,ona cima' yapılmaz»; bazıları ise ; «Dokuz yaşına varınca, ona cima' edilir.» demişlerdir. Bahrü'r - Râık'ta da böyledir.
>şu mesajında (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=258535#post258535)<
Vermiş misin, vermemiş misin, ''büluğdan önce cimayı meşru kabul eden alim görüşü''? Neye sadakat ediyorduk hani? :)
Veyahut başkaca bir sual, burada sıraladığın yaş sınırlarında ondört değilde onbeş yaşında olunca kız mahsur yokmu!
Yani bu mudur o kalın sınır!
Almanya ve avusturya içün ondört amma bak isviçre içün onaltı neden bu fark!
Çünkü her cemiyetin bu manada örfü, coğrafyası gereği insanının beden gelişimi farklıdır!
Azıcık aklını işlet ve şu sual üzerinde düşün!
Almanya içün verdiğin meşruluk sınırı bakımından meşru olan isviçrede gayrı meşru olmakta!
Pekiyi bu hal neye delalet etmekte!
O vakit almanyadaki farazi bir vakıa, almanyada pedofil değil, amma isviçrede pedofil!
Bumudur anladığınız sizin!
Buna daha önce cevap verdim. Okumuyorsun. Zararı yok alıştık seninle tartışırken ha bire kendi mesajlarımızı tekrarlamaya:
sevgili Psiko,
elbette kesin bir yaş sınırı belirlemek zor ve biraz da keyfidir. Her zaman ''neden 13 değil de, 14?'' şeklinde sorulabilir. Dedenizin yapmış olduğuna sapıklık demek kolay değil.
Fakat üçüncü kez tekrarlayacağım şu fiile sapıklık dememek de zordur:
Sayın Alchindus'a göre:
İslam'a göre yetişkin bir erkek henüz büluğa girmemiş mesela 7 yaşında bir kızla evlenebilir. Kocası olan adam bu 7 yaşındaki kızla dört duvar arasında baş başa vakit de geçirebilir. Ve mesela bu kız 10 yaşında büluğa girerse, bu andan itibaren cinsel ilişkide de bulunabilir. Bu İslam'a göre caizdir.
Evet, birçok şey zamana ve mekana göre değişkenlik arzeder. Bir toplumun ''sapık'' olarak gördüğü başka bir zaman ve/veya mekandaki toplumda normal olabilir. Fakat bazı şeyler de vardır ki, bu anlayıştan hareketle izafileştirilemez, meşrulaştırılamaz. Örneğin kız bebekleri gömerek öldürmek gibi, veya insan kurban etme ritüelleri gibi, veya da 7 yaşında bir kızın babası tarafından yetişkin bir erkekle evlendirilmesi, bu kızın bu adamla birlikte kalması ve mesela 9-10 yaşında baliğ olunca cinsel ilişkide bulunmak gibi.
Bu saydığım üç örnek de, bazı zaman ve mekanlarda bazı toplumlar tarafından normal olarak görülmüş. Fakat sırf bu yüzden bunların objektif ve evrensel anlamda yanlış, sapkın olduğunu inkar edemeyiz.
saygılarımla
muhterem,
sen
(a) bir kızın 6-7 yaşında babası tarafından evlendirebileceğini ve kızın evlilikten itibaren kocasının evinde kalabileceğini dinen meşru görmektesin.
=> Bu akla ve vicdana tecavüzdür. Bunu zaman ve mekanın şartları ile izafileştiremezsin. 6-7 yaşında bir sabinin ergin bir erkeğe verilmesi ve onunla birlikte kalmasında sakınca görmüyorsun!
(b) bu kız mesela 9-10 yaşında büluğ olur olmaz, cinsel ilişkinin de meşru olacağını savunuyorsun.
=> Birşey tarih boyunca bazı toplumlarda normal görülmüş diye, bu şeyin haddizatinde, aslen kötü birşey olmadığını söyleyemezsiniz. Kızlarını gömen toplumlar da vardı, insanları öldürüp etini yiyen toplumlar da. Fakat bunlar evrensel ve objektif anlamda YANLIŞ, SAPKIN hareketlerdir.
Kusura bakma, ama bu dediklerin akla ve vicdana tecavüzdür.
güneşinzaptıyakın
11-11-2009, 20:19
Baliga olsa ne olur olmasa ne olur? konuşulan çocuğun yaşı 8-10...
Bu yaştaki ''sübyan=çocuk'' ile cinsel ilişkiye girmek günümüzde sapıklıktır, bir tek İslam coğrafyası hariçtir bu sapıklıktan, çünkü Kur'an 8-10 yaşındaki ''sübyan=çocuk'' ile cinsel ilişkiye girilebileceğini yazar...
Çocuk ile cinsel ilişkiye girene ise ambiyane tabirle sübyancı, bilimsel tabirle pedofili denir...
8-10 yaşındaki bir çocukla cinsel ilişkiye girmenin neresini savunursunuz?
Sübyancılığı meşru kılan bir din yüzünden, günümüz toplumu göz mü yumacak sübyancılığa???
Kur'an hükümleri sonsuza kadar geçerli ise İslama göre, elbette 8-10 yaşındaki sübyanla cinsel ilişkiye girmekte sonsuza kadar geçerlidir...
Hala 8-10 yaşındaki sübyana seks yapmayı İslam izin veriyor diye, bunun meşru olduğunu sapıklık olmadığını iddia etmekte sapıklığa arka çıkmaktır unutmayalım...
Baliga olsa ne olur olmasa ne olur? konuşulan çocuğun yaşı 8-10...
''Sübyan=çocuk'' adı üstünde çocukla seks yapmayı onaylayan bir din var karşımızda, yok pedofili'de dışında gezdirirsen, yok kenardan oynarsan, felan fişmanların gar gargarası arasında, 8-10 yaşındaki çocukla seks yapmayı meşru kabul etmenin nesi sağlam bir akıl gerektirir???
Bırakın bu sübyancılığı, bırakın sapıklığı, evet yasal olarak 8-10 yaşındaki bir çocukla seks yapmak suçtur ve tanımıda sapıklıktır bunun her yerde, dünyanın neresine gidersen git (İslam hariç) bu sapıklıktır...
"Şimdi boşanan kadınların iddetleri, âdetleri yani hayızları hesabıyla Bakara Sûresi'nde geçtiği şekilde üç âdet sayılacak olursa, hayızdan kesilmiş olan yahut hayız görmeyen veya gebe bulunan kadınların iddeti nasıl sayılabilecek denirse onların iddetlerinin de miktarını beyan için buyuruluyor ki hayızdan kesilmiş, yaşı ilerlemiş olup da artık hayız görmekten ümidini kesmiş, "iyas" halin e gelmiş kadınlarınızdan boşanmış olanlar, çoğu defa örfe göre hayızdan kesilme yaşı elli beş ve altmış olarak takdir edilmiştir. (Bakara Sûresi'nde bulunan (2/228) âyetinin tefsirine bkz.) Eğer şüphe ediyorsanız, buradaki "Eğer şüphe ediyorsanız" kaydı, ihtirazi (ilerisi için hesaba katılan bir kayıt) değil, bu meseleyi soranların veya soracak olanların meydana gelen veya gelecek olan sorularına göre vukuu (bir hadisenin cereyan tarzı)dur. Bu bir itiraz cümlesi demektir. Yoksa hayızdan kesilip kesilmediklerinde şüphe ediyorsanız demek değildir. Zira sığasıyla hayızdan kesilmenin bilindiği söylendikten sonra, "hayızdan kesilmede şüphe ediyorsanız" demek olmayacağı bellidir. Buna göre mânâ şöyledir: Bunların iddetlerinin nasıl olacağını kestirem e yip de müşkil görüyor, tereddüd ediyor ve soruyorsanız biliniz ki onların iddetleri üç aydır. Üç ay beklerler, bu müddet zarfında hamile oldukları ortaya çıkmazsa sonunda diğer hususlarda olduğu gibi "Ya iyilikte tutun, ya da iyilikle ayrılın." (Ta l ak, 65/2) âyetine göre hareket edilir. Hayız âdeti görmeyenler de öyle üç ay beklerler. Bu yukarıda geçen mübtedasına müfredin atfı suretiyle bağlanıp haberi de "Onların iddeti üç aydır." cümlesinin olması caiz ise de, buna o karine ile başka bir haber takdir edilerek "Âdet görmeyenlerin iddeti de aynı şekilde üç aydır." şeklinde cümleyi cümleye bağlamak da caizdir. Miktarda iştirak itibariyle önceki, hükümde müstakil olma itibariyle de ikincisi daha uygundur. Bunlar gerek on yedi yaşından k ü çük olup henüz büluğa ermemiş olduklarından dolayı hayız görmemiş olanları ve gerek büluğ yaşının en üst sınırı olan on yedi yaşını geçmiş, binaenaleyh yaş itibariyle büluğa ermiş oldukları halde âdet görmeyenleri kapsamaktadır. Bir veya iki kere hayız g örüp de sonra görmeyenlerde de sahih olan budur. Çünkü âdet düzgün olduğunda muteber olur ki bunun da en azı üçtür. O halde üç defa hayız görüp de sonra sürekli olarak hayızdan kesilmiş olanlara hayız âdeti görmemiş denemeyeceğinden "temizlik süresi uzamış" denilir ki böylelerinin iddeti müşkildir. Hanefiler bunun, hayız iddetine tabi olarak hayızdan kesilme yaşına kadar beklemesinin gerekli olduğu görüşündedirler. Çünkü buna hayız âdeti görmemiş denemeyeceği gibi hayızdan kesilme haline geldiği de söylenem e z. Ancak iddetten asıl kasdedilen, gebelik şüphesini kesin olarak ortadan kaldırmak olduğuna göre, bunu gebelik müddetinin en fazlasından daha ziyade bekletmek, hüküm koyucunun hikmetine uygun olmasa gerektir."
Elmalılı Tefsiri....
Boşanma sonrası bekleme döneminin süresine ilişkin bu sınırlandırma hayız görmeyen, bir de hamile olmayan kadınlar içindir. Hayız görmeme durumu hem hayızdan kesilmiş kocamış kadınlar hem de yaşının küçüklüğünden veya bir hastalıktan dolayı henüz hayız görmeyen kadınları kapsıyor. Buna göre daha önce Bakara suresinde açıklanan süre hayız gören kadınlar içindir (Bu da üç hayız görme dönemidir veya üç defa hayızdan temizlenmedir. Bu farklılık fıkhi görüş ayrılıklarından kaynaklanır.) Fakat adetten kesilmiş olanlar ve hiç adet görmeyenlerle ilgili hüküm biraz karışıktı. Bu süre neye göre ve nasıl hesaplanacaktı? işte bu ayet indi ve meselenin üzerindeki kuşku havasını ve karışıklığı giderdi. Ve her ikisinin de bekleme süresini üç ay olarak belirledi. Çünkü her ikisi de ötekilerin bekleme sürelerinde esas alınan hayızı görmüyorlardı. Fakat hamile kadınların bekleme süreleri doğumla sınırlandırıldı. Boşanmadan sonra bu surenin uzun veya kısa olması fark etmez. Doğumdan sonra kırk gün loğusalıktan temizlenme dönemi olsa da doğum boşanmış kadının bekleme süresinin sonu olarak kabul edilir. Çünkü doğumla birlikte ana rahminin boş olduğu kesinlik kazanmıştır, Dolayısıyla beklemeye gerek yoktur.
Seyyid Kutub Fi Zilal-il Kur'an
Tabari Tefsiri
Hasan KARAKAYA,Kerim AYTEKİN tarafından yapılan tercümesinde - ki yazarlar
bunu tam tercüme değil “zübde” olarak tanımlamaktadır- tabariye atfen denmektedir ki :
“Zira bu âyet gelmeden önce, akıl baliğ olmayan küçük çocukların, âdetten kesilen kadınların ve hamile olan kadınların iddetlerinin neye göre hesaplanacağı bilinmemekte idi. Âyet-i kerime geldi ve âdet görmeyen bu kadınların iddetlerinin aylarla hesap edileceğini beyan etti ve bunun üç ay olduğunu bildirdi. Taberi de bu görüşü tercih etmiştir.
Katade'ye göre ise burada hakkında şüphe edilen kadın, âdetleri düzenli olmayan kadınlar. Bir ayda bir kaç kere âdet gören veya bir kaç ayda bir âdet gören kadının iddeti üç aydır. Âdeti muntazam olmadığından iddette âdete itibar edilmez. Âyet-i kerimede geçen "Âdetten kesilen" ifadesi bu görüşün tercihe şayan bir görüş olmadığını göstemıektedir.
Âyet-i kerimede: "Hiç âdet görmeyenler de böyledir." buyurulmaktadır. Bundan maksat, küçük yaşta evlenen ve zifafa girdikten sonra boşanan kadınlardır. Bunlar âdet görmedikleri için iddetleri aylarla ölçülür. Bu da üç aydır. Nitekim Süddi, Katade ve Dehhak bu kısmı aynı şekilde izah etmişlerdir.”
Efendim hassaten çok özür dilerim, size "fıkıha müracat ediniz" dediğim içün!
Zira benim size evvela "iyi türkçe öğrenin, okuduğunuzu iyice anlayınki sonra yaptığınız tenkidde kendinizi bir kaç kez tekzip etme gibi bir ayıba düşmeyin" demem icab eder idi!
Hakkaten kusuruma bakmayınız :)
Siz cevap vermemek için konuyu saptırmakta ustalaşmışsınız. Anlama özürlü iseniz ben nasıl anlatayım. Madde madde yazayım belki anlarsınız.
Kur'anda hükmü olmadığı için fıkıha bakın diyorsunuz.
Fıkıhçılar ne yapıyor kur'anı tahlil edip hüküm vermeye çalışıyor.
Madem kur'anda hükmü yok fıkıhçılar nasıl hüküm verebiliyor. Allah'ın işine karışmak değil mi bu ?
Ben nasıl hüküm verdiklerini anlatayım siz zahmet etmeyin farklı ayetleri örnek alıp benzerliklerden faydalanıp Kur'anın ruhu budur deyip içtihad yapıyorlar. Doğru mu ? ( + Hadis + Sünnet onlara girmiyorum bile )
Siz şimdi bu konuda denklik kavramına ortaya atarak hangi yetki ile içtihad yapıyorsunuz bunu açıklayın Kur'an da içtihad kapısı sevgili islam alimlerince kapanmıştır bunu bilmeniz lazım.
Varsa fıkıhta çocuk evliliğinin karşılığı buraya yazarsınız ama kendi dogmalarınıza karşı gelerek burada hüküm vermeye kalkarsanız siz komik duruma düşersiniz.
Herkesi etrafınızdakiler gibi bilgisiz sanmayın. Ayrıca Hristiyanlıkta Kibir günahtır müslümanlıkta sınırsız serbest galiba.
Alchindus
12-11-2009, 00:01
İyi oku, ben sana, sen ve frodo ''tefsir''lerden örnek getirdiniz demedim, genel olarak ''alim görüşleri'' dedim.
Muhterem mevdudi deyip birde frodonun verdiği misalden söz edinceki oda bir müfessirden söz etmiştir, benimde bir müfessirden böyle bir kanaat naklettiğimi söylediğini düşündüm!
Amma kastının bu olmadığını zikdediyorsan bunu muteber sayacağız, hernekadar ben fetevayı hindiyyeden iktibası baliğa olunmamış iken cimayı meşru gören fukahanın dahi eşin beden ve ruhen cimaya hazır olmasını zaruri gördüklerini ifade etmek içün zikrettim isede, madem "sen tefsirden örnek verdin demedim" dediğin içün senden özür dilemekteyim, yanlış anlamışız muhterem!
Buna daha önce cevap verdim.
Hayır muhterem, Psikoya yazdıklarında benim sana sual ettiklerime bir cevap yok!
Ben sual ediyorumki verdiğim adreslerde almanyada cima yaşının ondörtlere düştüğü, onbeş yaşın altında yüzlerce ana olduğundan bahsedilir iken bunlar içün pedofil ilişkiler denmemesi, bunların hukuki takibata uğrandığından söz edilmemesine ne demektesin!
Yine diyorumki almanya ve avusturya içün ondört olan yaş sınırı isviçre içün onaltı bu farkın hikmeti nedir!
Diyemiyorsunki "alchindus her cemiyetin bu manada örfü, coğrafyası gereği insanının beden gelişimi farklıdır bundan mütevellid cima içün meşru görülen maruf olan yaş sınırıda değişmektedir!"
Çünkü bunu desen zati en başından bu yana dillendirdiğin hususun yanlışlığını ve bizim söylediklerimizin doğruluğunu teyit etmiş olacaksın, amma bunu alenen yapmak yerine Psikoya verdiğin yanıtta bulunan "Dedenizin yapmış olduğuna sapıklık demek kolay değil" sözünü nazarımıza veriyorsun!
Pekiyi muhterem o vakit hala neyi iddia ediyorsun!
muhterem,
sen
(a) bir kızın 6-7 yaşında babası tarafından evlendirebileceğini ve kızın evlilikten itibaren kocasının evinde kalabileceğini dinen meşru görmektesin.
=> Bu akla ve vicdana tecavüzdür. Bunu zaman ve mekanın şartları ile izafileştiremezsin. 6-7 yaşında bir sabinin ergin bir erkeğe verilmesi ve onunla birlikte kalmasında sakınca görmüyorsun!
(b) bu kız mesela 9-10 yaşında büluğ olur olmaz, cinsel ilişkinin de meşru olacağını savunuyorsun.
Pek sık yaptığın gerçeğe sadakatsizliklerden birisi daha!
İmdi defaatle nazariyede olan ile fiiliyatta olanı hem birbirine karıştırıyorsun sonrada biz kırklı yaşlardan bir misal getirdiğimizde "ben kırk demedimki" diyorsun! Halbuki yaptığın daima uçlarda dolanmak!
Zor mudur senin için tutarlı olmak!
İmdi kaç kez söyleyeceğizki nikah içün denklik ve marufiyete bakmak icap eder diye!
Sen bana nazari teorik bir sual soruyorsun, ben buna nazari planda cevap vermek durumundayım!
Buna nazari cevabı verdikten sonrada ihtimamla da ekliyoruzki
Nazariyede mümkün ve meşru olan bu hususun pratikte denklik ve marufluk gibi ihmal edilemez iki kıstası daha vardır!
Yani bu bahsedilen çift denk midir ve bu evlilik marufa uygun mudur!
Bu suallerin cevabıda evet ise islamın böyle bir evliliğe itirazı yoktur, cevap hayır ise itirazı vardır!
Bunu bu sarahatle ortaya koyduğumuz ve sonrada
Yine "anlamadım" deyecek yüzün kaldı ise çekinme söyle anlayabileceğin şekilde tekrar izahtan çekinmeyiz!
dediğimiz halde yine sen ekstrem bir örnek ile "altı yedi yaşında bir kız ve ergin erkek" diyerek kafandaki hülyalarını tekrar nazarlara sunmaktasın!
=> Birşey tarih boyunca bazı toplumlarda normal görülmüş diye, bu şeyin haddizatinde, aslen kötü birşey olmadığını söyleyemezsiniz. Kızlarını gömen toplumlar da vardı, insanları öldürüp etini yiyen toplumlar da. Fakat bunlar evrensel ve objektif anlamda YANLIŞ, SAPKIN hareketlerdir.
Elmalar ile armutlar birbirine karıştırılmış! Evlilik ve cinsellik bahsi zaman ve toplumlara göre tarih boyunca hep değişmiştir ve bu hususlarda bizatihi kötülük veyayut iyilik tanımları ancak fıtrat eksenli yapılabilir amma cana kıyma zaman ve mekana bağlı olmayan bir husustur!
Fıtrat eksenli bir tahlil ise fıtrata muhalif onca husus ihtiva eden ateizmin işi değildir, zati ateistlerin genelde bu bahislerde de meşguliyeti yoktur!
Ensest ilişkiler ve eşcinselliğe bakışını birazda bu sebeple sordum amma cevap alamadık!
O suale cevap verse idin senin asıl karşı olduğun hususu daha bir sarih ortaya çıkacaktı!
Tekrar sözüne gelir isek tarihte geçmişte kerih görülmeyen ve bu gün görülen bahsine gelir isek işte islamın nikahta marufuda araması bu bakımdan muhimdir!
Bu sebeple fiiliyatta toplumlar ve değişen zamana göre uygun kararlar verilebilir!
Yani fiiliyatta ahkam bu hususlarda donmuş değildir ve misalen türkiyemiz içün konuşur isek islam noktai nazarından nazara verdiğin türden bir nikah girişimine bu dini bilen ve kendisine danışılan bir din bilgini rahatlıkla "bu husus marufa uygun değildir, bu nikahı münasip görmüyorum" der!
Kusura bakma, ama bu dediklerin akla ve vicdana tecavüzdür.
Akla ve vicdana tecavüz olan, islamın beri olduğu bir hususu ona mal etmeye çalışmaktır, bu başlıkta yaptığın gibi!
Alchindus
12-11-2009, 00:05
Tabari Tefsiri
Muhterem frodo, zati üzerinde konuştuğumuz ve bahsedilen cima meselesi ile hiçbir münasebeti bulunmayan elmalılı ve fizilalden iktibas yapmışsınız!
Bakınız bilerek mi bilmeden mi yapıyorsunuz artık tefrikde müşkil çekmekteyim, elmalılıdan yaptığınız iktibasta onun söylediği tabii olarak "lem yehıdne" içine buluğa ermemişlerinde girdiğidir!
Bunu bizde söylüyoruz!
Kırmızılaştırdığınız diğer bölümde ise iddet ve gebelik arasında ulpianın kurmakta zorluk çektiği bağa işaret var, amma bu ulpianın bu başlıktaki iddiasını değil tam aksine benim ahzab kırkdokuzdan mütevellid talak dörtteki hayız görmemişlere cima taalluk ettiriyorsan o halde bunlar gebe kalabilecekler olmalıdır sözümü teyit eder yani buradaki cima edilenler buluğa ermemişler olamaz çünkü onlar gebe kalamaz!
"Lem yehıdne" içine hayz görmüş amma sonradan kesilmiş veyahut sıhhi bir sebepten hiç hayız görmemiş ve göremeyecekler de dahil olduğundan, bunlara cimanın ve ondan mütevellid iddetin tahakkuk etmesi pek tabiidir!
Sözün kısası oradaki ifadenin bliğa olmamışla cima edilmesi bahsi ile bir alakası yoktur!
Aynı husus fizilalden yapılan iktibas içünde geçerlidir!
Taberiden yapılan iktibas ise sizin iddia ettiğinize uygun, fetevayı hindiyyede de müşahade edebileceğiniz fukahanın ve benim katılmadığım bir görüştür!
Zati iktibastada görebileceğiniz gibi misalen katade de bu görüşte değildir!
Alchindus
12-11-2009, 00:09
Anlama özürlü iseniz ben nasıl anlatayım. Madde madde yazayım belki anlarsınız.
Kur'anda hükmü olmadığı için fıkıha bakın diyorsunuz.
Fıkıhçılar ne yapıyor kur'anı tahlil edip hüküm vermeye çalışıyor.
Madem kur'anda hükmü yok fıkıhçılar nasıl hüküm verebiliyor. Allah'ın işine karışmak değil mi bu ?
Anlama özürlü olanın kim olduğu zahirdir muhterem, bak sen cidden türkçe öğreniver!
İmdi benden iktibas ettiğin söz nedir!
Birazcık fıkıh öğrenirseniz görürsünüz marufun ve denkliğin hangi ayetler ve hadislerle tenbih edildiğini!
İmdi nasıl bir türkçe ve tahlil kaabiliyetidirki bu, bu sözlerden evvela kuranda hüküm olmadığını çıkarmakta, sonrada fıkhı tarif eder iken hükümlerin kurandan çıktığını teslim etmekte!
Tenakuz üzerine tenakuz!
Size dönüp "kurana bakın" dememin çok bir manası olmadığından, mealleri dahi idrakte zorlandığınızdan fıkıha bakın dedim çünkü zikrettiğim gibi fıkıh eserlerinde hükümlerin kaynağı geçer böylelikle sizde "kuranda nerede marufluk denklikten söz ediliyormuş" sorusunun cevabını bulabilirsiniz!
Bakınız yardımcı olayım!
Kadınlar kocalarıyla Mârufa uygun olarak anlaştıkları zaman evlenmelerine engel olmayın.
Ve iza tallaktümün nisae fe belağne ecelehünne fe la ta'duluhünne ey yenkıhne ezvacehünne iza teradav beynehüm bil ma'ruf
Bakara 232
Açın bir fıkıh kitabı, diğer kurani dayanaklarıda görün!
Madem islama taarruz içün bu denli motivesiniz hiç olmaz ise işinizi iyi yapınız, bilmeden konuşmayınız!
Basim dondu bu osmanlica uslup ve cima tartismalarindan.
bu ne apacik kitapmis yaw; bence de apacik ama cinsel yonden.
Omer Hayyamin dedigi gibi;
Yaratiysan erkegi cinsel organi ile,
V e kadini cogalsinlar diye
Nedir bu yasaklar, kurallar?
Cekip koparsaydin erkeginkini keske
Durmadan kitaplar gonderecegine...
Not; ben uydurdum siiri, aramaya kalkismayin.:)
Walla, ben de sizle ayni fikirdeyim Vartor ustad ....
Alchindus arkadas galiba ulema dediklerinden ....uslubunu anlamak icin muridi olmak gerekiyor. Ah bir Osmanlica sozlugum olsa belki anlayip cevap verirdik .....
Zavalli Ayse, dedesi olacak yasta bir adama bas goz edilmis ..... kesin boynuzlamistir diye tahmin ediyorum ..... O donemde viagra da yokki durum idare edilsin ..... Tabiiki Allah'in mucuzesi olabilir diye tekrar dusunmem gerekiyor bu durumu .... :D
güneşinzaptıyakın
12-11-2009, 10:10
Osmanlıca'dan bozma bir çarpık Türkçe kullanılıyor, kerameti kendinden menkul bir uyduruk yazım dili, bu üslup bilindiği gibi Said Nursi'de var ilk olarak, Akıl hastanesinden çıkıp sürgün yıllarında yazdığı makalelerde geliştirmiştir bu uyduruk dili, hep öykündüğü ulema sınıfına atfen yapılan sonraları ise bu ampirik bilgi ve üslubun mucize olduğunu savunan bu zat'ın, ardıllarıda şartlanmış refleks babında bu uyduruk bozuk Osmanlıca'yı kullanmayı bir keramet sanmaktadırlar. Kullanılan bir çok sözcük sokak Osmanlıca'sında kullanılan sözcüklerdir, o yüzden bir kısmını sözlüklerde bulmak olası değildir. Bu üsluba Osmanlı temaşa sanatında Beberuhi tarzı denir...
Neyimi savunur bu üslup? elbette sübyancılığı savunur, neden savunur? Tanrısı emrederde ondan. Neyi meşru kabul eder bu yüzden İslam? sübyancılığı? Sübyancılık her yerde sapıklıktır ama İslam hariç, neden sübyancılık meşrudur İslam'da? Kur'an serbest bırakmıştır da ondan. 8-10 yaşındaki sübyanla evlenip seks yaptığın sürece hiç bir müslüman itiraz edemez, neden edemez? Tanrı'ları sübyancılığa izin vermiştir de ondan. Kim karışabilir buna? kimse karışamaz. Her yerde sekse başlamanın bir alt yaşı vardır çünkü. Arabistan da kadınlar erken serpilip ele avuca geldikleri için sübyancılık yaşı orda daha aşağıya çekilmiştir, bu kadar bilimseldir sübyancılık İslam da.
8-10 yaşındaki sübyanlarla seks yapmak, sübyancılık değilde nedir?
Sevgili ulpian ile,
sayın Alchindus arasındaki bu muhteşem diyaloğu,
onlara bırakabilir,
arada bilgi vermek veya konuya uygun soru yöneltmek yerine,
amiyane ve argo tabiri ile işin b..unu çıkaracak katılımlar olmazsa ;
-hem de yönetici sıfatı-titri taşıyanlar tarafından-
Daha önceleri bir kaç yerde,
Rahmetli Turan Dursun'un kullateyn isimli kitabında,
babasının,annesini dövmesini,
nisa 34.ayete bağlama gayretlerini nasıl boşa çıkarıp,
"Kendi nefsi"nin emrettiğini yaptığını vurgulamasını serdetmiştim.
Tıpkı bunun gibi,
Bu diyalog,
inanç adına da,inancın yaşamdaki yansımaları adına da önemli bir bilgi kaynağı olacak
ve
sevgili A.Einstein'ın
"Ne hazin bir çağda yaşıyoruz bir önyargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha zor."
aforizmasındaki atomu parçalamaktan daha zor olan bir takım önyargıları ortadan kaldırabilecek gibi durmakta.
(Tabidir ki eğer gerçekten istiyor isek.)
Alchindus efendi
Dilime küfreden türkçe konuşsa. Size daha fazla cevap yazma gereği duymuyorum, herkes okuyor okuduğunu anlıyor.
İki cilt risale okumakla kendiniz bilgili sayıp ahkam kesmeye başladığınıza göre bunlarla yatıp kalkan ulemanın bu işleri bu hale getirmesine şaşırmamalı.
Biz kovboy filmi izleyip evde ata biner gibi gezen çocuklar gibi her okuduğu kitabın tesirinde kalıp gözünü, gönlünü, vicdanını teslim edenleren değiliz.
İslama hücum etmek gibi bir derdim yok benim derdim insanlık ve o ufacık sübyanların hakkı hukukudur.
Size yabancı gelebilir ama bizim bunlara duyarlı olmamız için Allah'ın emretmesi gerekmez.
dogruluk
12-11-2009, 13:58
kuran başlı başına muhammed in
uydurması oldugu için herşey onun
uçkurum un keyfine göre düzenlenmiş ve yazılmıştır
kuran = seks=pedofilin= muhammed
Herşeyi rezilde, vezirde eden,
insan=insan=insan=insan
Bunu kabullenmeyen,
insan=insan=insan=insan
Saygılarımla
dogruluk
12-11-2009, 14:09
eee o zaman din adı altında sömürülmeye mahkumsunuz.
Alchindus
12-11-2009, 14:10
Not; ben uydurdum siiri, aramaya kalkismayin.:)
kesin boynuzlamistir diye tahmin ediyorum
Efendim gerçeklerle münasebet olmayınca, birde edep noktasında sıkıntı olunca şiirde uydurulur, boynuzda ağza alınır, şaşılacak durum yok!
Gerçeğe sadakatsizliğin insanı düşürdüğü haller pek bir acıdır!
Ah bir Osmanlica sozlugum olsa belki anlayip cevap verirdik
Anlamadığınız kelime veyahut kavramları zikreder iseniz size yardımcı olmaya hazırım!
Ha birde said nursi bahsi var, öz lisanlarını bilmeyen ve ömrü hayatlarında said nursinin tek bir çalışmasına nazar etmedikleri cehillerinden belli olanların osmanlıcadan ne haberi olabilir!
Bu insanlar bilmemektedirki türkçemiz evvela fransızca sonradanda ingilizcenin istilasına uğramadan arapça ve farsça ile zenginleşmiş hatta zaman ve mekana ait bütün kavramlarını arapçadan almış idi!
İmdi bu sebeple yaklaşık bin senelik bir geçmiş ile türkçeleşen çekim kalıpları, kavramlar ve kelimelere yabancılık çeken var ise evvela özlisanı ile tanışması gerektiğini düşünüp kendine baksın!
İmdi bu başlıkta söyleyeceklerim esasta nihayete ermiştir, zaruri olmadıkça bu batıl iddia içün tekrar meseleye dahil olmayacağım!
İslamın alemşumul bir din olduğu nikah ve cinsellik bahsindeki ahkamından bir kez daha sarahate kavuşmuştur!
Görüldüğü gibi birbirlerine yakın memleketlerde dahi cinsellik yaşı içün farklı yaşlar sözkonusu olmakta iken bütün zamanlara ve mekanlara hitap eden bir dinin bu bahiste kati bir yaş belirlemek yerine marufa, yani toplumun yaygın ve bilinen kabul görmüş telakkilerine ve çiftler arasında denkliğe işaret etmesinin hikmetini takdir etmemek mümkün değildir!
Bu kıstaslarla her devirde ve her toplumda sıhhatli yuvalar kurulup ahkam tatbik edilebilir buda alemşumulluğun güzel bir nişanesidir!
Sözlerime nihayet verir iken bu başlıkta sorduğum ve ulpianın taammüden cevap vermediği sualleri cevaplayabilecek kişiler içün hassaten ateistler içün tekrar sual ediyorum!
-Ensest münasebetler içün ne düşünmektesiniz!
-Eşcinsel münasebetler içün ne!
Bunlardan "münasip" bulduklarınız var ise bu münasip olmanın umdeleri nedir, "münasip" bulmuyor iseniz bunun umdeleri nedir!
Bu başlıkta alakasız münasebetleri pedofili ve sapkınlık olarak değerlendirenlerin bundaki gerçek umdelerini ve esas niyetlerini böylece bir görüverelim!
Gerçeğe sadakat şarttır, olmadan olmaz!
spartaküs68
12-11-2009, 14:20
8-10 yaşında bir sabi kızla cinsel ilişkiye girmeyi normal sanan bir adamla ne muhabbet edilir ki vatandaş birde son yazısıyla zaferini kutluyor aklıca
kendi kendine zafer kutlayanı ilk defa şahit burada olmuş oldum
hadi koçum sen git arabistana ve ya irana istediğin yaşta kızlarla gönlünü eğlendir
aman bizim kızlara bulaşma kanun yakana yapışır öyle Hüseyin Üzmez kadar da şanslı olamazsın hapishanede atarlar seni damat koğuşuna halvet etmek nedir alasını görürsün orada böylece ilk eşcinsel deneyimini pasif de olsa yaşarsın
8-10 yaşında bir sabi kızla cinsel ilişkiye girmeyi normal sanan bir adamla ne muhabbet edilir ki vatandaş birde son yazısıyla zaferini kutluyor aklıca
kendi kendine zafer kutlayanı ilk defa şahit burada olmuş oldum
hadi koçum sen git arabistana ve ya irana istediğin yaşta kızlarla gönlünü eğlendir
aman bizim kızlara bulaşma kanun yakana yapışır öyle Hüseyin Üzmez kadar da şanslı olamazsın hapishanede atarlar seni damat koğuşuna halvet etmek nedir alasını görürsün orada böylece ilk eşcinsel deneyimini pasif de olsa yaşarsın
Bu forumda artık, edepsizleşmek, aşşağılamak, kötülemek, yermek, hakaret etmek ne kadar KOLAY oldu böyle, ne kadar. Önceden böyle değildi.
evrensel-insan
12-11-2009, 15:02
Saygideger Alchindus;
Cocuk ne demektir? Ister Kuran'a gore isterseniz kendi tarifinizi yapiniz.
Cocuk evlenmesi, sizce insan ahlakina aykiri mi?
Cocuk ile cinsel iliski kurmanin anlami nedir?
Blug cagina ermis kisine anlama gelir?
cocuk blug cagina cocukken erebilirmi?
Sizce evlilik yasi ne olmalidir?
Yetiskin ne demektir?
cocuk ile yetiskin farki kuranda nasil belirtilmisti?
Kuran'a gore. kimler yetiskin, kimler cocuktur?
Kuran'a gore tecavuz nedir?
Kuran'a gore subyanciliknedir?
Kurana gore cinsel somuru/suistismar nedir?
Kuran da kadin ile kiz arasinda bir fark belirtilmismidir?
Escinsellik, Kuran'a gore ne anlama gelir?
Evet buyrun, Kuran'in ahlak anlayisini sergileyin.
Eger bu sorulara; anlasilir, acik fazla laf kalabaligi yapmadan ve herkesin anlayacagi turkce kullanarak cevap verirseniz, memnun olurum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartaküs68
12-11-2009, 15:12
Bu forumda artık, edepsizleşmek, aşşağılamak, kötülemek, yermek, hakaret etmek ne kadar KOLAY oldu böyle, ne kadar. Önceden böyle değildi.
"Şimdi okullu olduk ,sıraları doldurduk"diye şarkı söyleyerek okula giden kız
son zil çaldığı zaman evine "öğretmenim ,canım benim canım benim"diyerek eve geliyor bir de ne görsün 40 yaşında kocası
ee tabii ki kocası da "benim küçük sevgilim "şarkısını söyleyecek
kız da kocasına da "bandır bandır ye beni,doyamazsın tadıma"diyecek değil mi?
ve bunlar insanlığa hakaret olmuyor değil mi?
size anlatamadık bari başka türlü anlatalım dedik
o ayetten halen buluğa ermemiş küçük çocuklar ifadesini nasıl çıkartıyorsunuz anlamıyorum.
bilerek ve kasıtlı yaptığınızı düşünrek
sizlere yalancı ve bozguncu vasıflarını layık görüyorum.
sizler yalancı ve bozguncusunuz..
ayette öyle bi ifade yokken inat ettiniz böyledir diye..
beni mevdudi bağlamaz benim dinimin kaynağı kuran.
güneşinzaptıyakın
12-11-2009, 15:45
Osmanlıca ile Beberuhi ağzını bilmeden lafazanlık yapmak sübayancılığı övmeye benzemez efendi kendine gel. Bir dili o şekilde terennüm edemezsin ilk önce onu öğren, istersen Osmanlıca gramer konsundan başlıyalım arkasını getirelim bir başka konuda, Türkçe ile Osmanlıca'yı karıştırma birincisi, Nursi'nin bozuk ve uyduruk dilini Osmanlıca diye yutturamazsın bu iki. Türkçe'nin ne olduğunu bilmeden, günümüz Anadolu Türkçe'sinin şu anki kullanımı ile osmanlı dönemi Türkçe kullanımı arasındaki farkı bilmeden daha önce Arapça-Farsça etkisindeydi şimdide Fransızca-İngilizce etkisinde gibi ampirik bilgi kırıntıları ile Türkçe dersi verdiğini sanma. Sitede yeteri kadar Türkçe ve diğer dillerde eğitimci var unutma. Osmanlıcaymış atma, kullandığın dil uyduruk Bebruhi ağzıdır. Günümüz Türkçe'sini kullanmak istemiyorsan bari anlaşılacak bir uyduruk dil kullan...
evrensel-insan
12-11-2009, 15:46
Saygideger mindar;
o ayetten halen buluğa ermemiş küçük çocuklar ifadesini nasıl çıkartıyorsunuz anlamıyorum.-mindar-
Ben birsey cikartmiyorum. Sadece soru sordum. Madem evlilikte alt yas siniri yok.Cocuk yasta birisiyle evlenen bir erkek, yine cocuk yasta blug cagina ermis evlendigi cocukla, cinsel ilskiye girebilirmi?/giremezmi? Soru bu.
Evlendikten sonra blug cagina ermemis bir cocugu evlendigi erkekten Kurana gore cinsel taciz anlaminda koruyan bir ayet varmidir? Diger soru da bu.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartaküs68
12-11-2009, 16:07
o ayetten halen buluğa ermemiş küçük çocuklar ifadesini nasıl çıkartıyorsunuz anlamıyorum.
bilerek ve kasıtlı yaptığınızı düşünrek
sizlere yalancı ve bozguncu vasıflarını layık görüyorum.
sizler yalancı ve bozguncusunuz..
ayette öyle bi ifade yokken inat ettiniz böyledir diye..
beni mevdudi bağlamaz benim dinimin kaynağı kuran.
sayın mindar,
sayın evrensel-insanın aşağıda ki sorusuna net bir cevap verirmisiniz lütfen
Ben birsey cikartmiyorum. Sadece soru sordum. Madem evlilikte alt yas siniri yok.Cocuk yasta birisiyle evlenen bir erkek, yine cocuk yasta blug cagina ermis evlendigi cocukla, cinsel ilskiye girebilirmi?/giremezmi? Soru bu.
bu kadar basit ya!!! esas uzatan sizlersiniz
o ayetten halen buluğa ermemiş küçük çocuklar ifadesini nasıl çıkartıyorsunuz anlamıyorum.
bilerek ve kasıtlı yaptığınızı düşünrek
sizlere yalancı ve bozguncu vasıflarını layık görüyorum.
sizler yalancı ve bozguncusunuz..
ayette öyle bi ifade yokken inat ettiniz böyledir diye..
beni mevdudi bağlamaz benim dinimin kaynağı kuran.
İnanmamak yetmiyor bazı kişilere. Bilerek ve kasti yapıldığıda aşikar artık. Dünyada bir sürü din var. O kadar absürd, enteresan dinler var ki, kimse çıkıp onlara laf etmez ama söz İslam'a gelince, milyarlar inanıyor kendisi inanmıyor ya, illa ki kendini milyarlardan üstün görme çabasına girecek ve bunuda beyefendi kendine gel şeklinde dile getirecek. Milyarlarca insan bu tek kişiyi kendinden küçük görmediği halde hala kibir ön plana çıkıyor.
Sayın evrensel-insan, sorduğunuz sorulara sayın Alchindus cevap vermiş.
Dünyanın en kolay şeyi, çamur at izi kalsın. Hem İslam'da çocuklarla evlenme, cinsel birlikte olma var diyeceksiniz, meşrudur diyeceksiniz. Hem de öyle birşey yok denildiğinde karşı çıkacaksınız. İyicene çirkinleştiğinizin farkında değilsiniz.
Hayır burada böyle müslümanlara bağırıp, çağırmak, aşşağılamak ne kadar kolaymış böyle ya. Eminim ki etrafınızda hatta ailelerinizde müslüman kişiler vardır. Hiç çıkıp karşısına, seni gidi sübyancı diyormusunuz çok merak ediyorum gerçekten. Çünkü eğer inandığınız, doğru bulduğunuz bu ise demelisiniz demezseniz kendinize ihanet etmiş olursunuz. Soruyorum, diyor musunuz? Mesela yanlış hatırlamıyorsam sayın evrensel-insan'ın babası müslüman hatta imam veya müezzindi. Eğer yanlış hatırlıyor isem lütfen düzeltin. Eğer öyle ise, hiç dediniz mi sayın evrensel-insan, baba sen sübyancımısın diye? Demiyorsanız niye?
Burada müslümanlara hakaret edince, plaketmi veriyorlar size?
Sayın Alchindus, gerçeğe sadakat şart der hep. Benim de bu foruma sadakatim, güvenim vardı. Bir kaç kere sarsmaya çalışan oldu ama forum buna izin vermedi. Şimdi görüyorum ki, artık forumda umursamıyor.
Aynı ülkede yaşadığım insanların, bana bunları söylemesi gerçekten içimi acıtıyor.