Orijinalini görmek için tıklayınız : Ergenekon Dosyasi
Sevgili pante;
İşte onun için de kimin ne dediği, ne yaptığı önemli değildir. Halkın desteğini alan ve işçi sınıfı ile kenetlenenler şartlar ve imkanlar uygunsa devrimi yapar. O yazılan taktiklerin, stratejilerin hepsi bakmışsın kağıt üzerinde kalmış ve atı alan Üsküdar'ı geçmiş.
Bolşevikler de öyleydi. Ne Marks'ın emperyalizm tahliline baktılar ne Kautski'nin teorilerine, en öfkeli zamanlarında yıkıp geçtiler. Hiç beklenmedik 10 günde devrimi gerçekleştirdiler.
Sevgili dilaver;
quote=dilaver;151383]
Ancak şu konuda hemfikiriz. Devrim için palavraya gerek yoktur. Devrim saksıda yetişmez, alanlarda sahalarda meydanlarda yapılır.
Dün Fransa da 1.600.000 işçi eylemdeydi. Yahu hangi güç bunu engelleyebilir ki. Yeterki örgütlülük olsun. 15-16 haziranda 2 gün süren işçi eylemlerinde işçiler barikatları yara yara ilerlediler. Kan da dökülmedi. Buna hiç kimse cesaret edemedi çünkü. Haliç köprüsü ile Beylerbeyi tünelini iptal ederek işçilerin birleşmesini engelleyebildiler ancak. Ki bu devrimci önderlikten yoksun, kendiliginden bir hareketti. Bir öfkeydi.
saygılarımla[/quote]
Ikinizinde katildigim düsünceleriniz var fakat bunu baska bir basliga tasiyabilirmiyiz? Yoksa Ergenekon basligi altinda bu konu hakkinda ki düsüncelerimizi aktarmamizda bir sakinca var mi?
Örnegin: sevgili dilaver SSCB dagilmadan önce cok hantal ve demode bir üretim icindeydi. SSCB ne bagimli ülkelerin durumlari ise icler acisi idi.
Saygilar.
Ikinizinde katildigim düsünceleriniz var fakat bunu baska bir basliga tasiyabilirmiyiz? Yoksa Ergenekon basligi altinda bu konu hakkinda ki düsüncelerimizi aktarmamizda bir sakinca var mi?
Sevgili Cigi;
Dilaver özlemiştir aşağıdaki başlığı.
Orada yazabilirsin istersen. Ama konular farklıysa yeni bir başlık açabilirsin.
Demokrasi ve Komünizm (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3551&highlight=sovyetler+stalin&page=25)
BİR NUMARA GATA’DA, DEMOKRASİ BOTAŞ’IN ÖLÜM KUYULARINDA YATIYOR!
Egemenlerin iç çatışmasının orta yere döktüğü kirli işlerin, sinsi planların, dehşet senaryolarının, suikast listelerinin gölgesinde yaşayan, korku ve terör sarmalına itilen bir ülkeyiz artık. Ergenekon destekçilerinin dezenformasyonuyla, darbecileri yargılıyormuş gibi yapanların ortamı bulanıklaştırması aynı hat üzerinde birbirinden beslenerek ilerliyor. Gerçeklerin çarpıtıldığı bir ortamda, bilgi kirliliğinin tozu dumanı içinde Ergenekon davası toplumda ve ilgili çevrelerde farklı tutumlara neden olan bir seyir izliyor. Örgütlenişi, bağlantıları, eylemleri itibariyle benzer darbe süreçlerinden farkı olmayan Ergenekon çetesini kimler, ne maksatla haklı görmeye ve makul göstermeye çalışıyor?
Diğer taraftan 12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğü’yle ülkeye, halklara ve insana karşı suç işleyenler hala özenle korunuyor. Faşizmin lanetli terörünün simgesi haline gelmiş 92 yaşındaki faşist cunta lideri Kenan Evren GATA’da tıbbın imkânlarıyla lanetli ömrünü daha da uzatmak, bir soluk daha fazla almak için yalvarıyor. Bir faşist diktatörden hesap sormayı beceremeyenler, şimdilerde yargılamak için isteri nöbetleriyle 1 numara arıyorlar.
Öte yandan, artık gizlenemez hale gelen ölüm kuyularının açılması için yüzlerce müdahilin savcılıklara koştuğu haberleri dolduruyor gazete sayfalarını. Sistem muhaliflerinin ve yüzlerce Kürdün yok edildiği, Botaş’ın asitli ölüm kuyularına atıldığı hesabı sorulmamış bir kirli tarih yavaş yavaş açığa çıkıyor. Fırat’ın öbür yakasında ve bu yakasında onbinlerce insan meydanları doldurup “Ölüm kuyuları açılsın.”diye sesleniyor. Ve diyorlar ki: “Ölülerimizin kemikleriyle yüzleşeceksiniz” Evet, İnsanlık suçlarını açığa çıkarmak için Fırat’ın öbür yakasına kazma vurmaktan kaçınanların gösterişli Ergenekon yargılamalarına kim ne kadar güvenir?
Devrimcilerin bu saflaşmada yeri yurdu bellidir. Bizler bütün darbelerin ilk ve son tahlilde emekçi halkların kurtuluş mücadelesine karşı yapıldığını bilen ve büyük bedeller ödemiş bir devrimci geleneğin sahipleriyiz. Darbe düzeniyle hesaplaşma ve gerçek niteliğini açığa çıkarma mücadelesinde 12 Eylülden Susurluk ve Ergenekon’a uzanan süreci aynı zincirin değişik halkaları ve devamı olarak görmekte ve mücadelemizi bu genel anlayış çerçevesinde yürütmekteyiz. İster 12 Eylül Faşizmine, ister Ergenekon denen cinayet şebekelerine, ister daha değişik bir darbe girişimine karşı olsun sürecin tamamında bir devrimci taraftır. Bir devrimci egemenlere, cinayet şebekelerine, katliamlar yapan faşist çetelere suç örgütlerine karşı sadece ve sadece emekçilerin ve örgütlü yapılarının yanında saf tutar, öncü olur, süreci belirleyecek devrimci bir eylemlilik hattı öngörür. Şimdilerde egemenlerin bataklıklarında sörf yapmaya soyunmuş kaşarlanmış, profesör unvanlı şarlatanların televizyon ekranlarından egemenlere biat yemini etmesine, ajanlaşmasına ve bunu da devrimcilik adına yaptıklarına tanık oluyoruz. Bu alçaklar bizden uzak dursunlar, bizi ve değerlerimizi ağızlarına almasınlar.
Ve 12 Eylül faşizminin eseri olan bu darbe düzeni ve eli kanlı darbeciler bugün kimler tarafından Anayasal güvencelerle korunup kollanıyorsa, önce onlarla hesaplaşılmalı. AKP’yle, CHP’yle, darbe düzeninin diğer kurum ve kuruluşlarıyla mücadeleyi göze alan bir eylemlilik şarttır. Ayrıca Ergenekon çetesine karşı mücadelenin yanı sıra, darbecilerin siyam ikizi sayılan, terör ve cinayet örgütü kontrgerillayla ve katliamlarıyla, kanlı suikastları ve faili meçhulleriyle, ölüm kuyularıyla yüzleşmeden ve hesabını sormadan bir adım ilerlemek bile mümkün değildir. Ve Ergenekon çetesinin 1 numarasını arayanlara bir ipucu veriyoruz. Darbe düzeni anayasal güvencelerle el üstünde tutulurken, 1 Numara GATA’da, demokrasi ise Botaş’ın asitli ölüm kuyularında, ölülerimizin kemikleriyle birlikte yatıyor. AKP gibi sahte demokratların çıkar hesapları ve iktidar nimetlerinden daha çok yararlanma niyetleri egemenler arasındaki bugünkü çatışkılı tabloyu yaratmış olsa bile, egemenlerden, darbecilerden hesabı er ya da geç, ama mutlaka emek ve demokrasi güçleri soracak..
Devrimci 78’liler Federasyonu
Sevgili Ugur Mumcu,
2000 li yillarda neler olabilecegini, cok güzel anlatiyor.Sade ve net.:)
Ergenekon dosyasi basligi altinda, hukuk kurallarinin Türkiye'de neden cignendigi tartismalarina aciklik getiriyor,
Ugur Mumcu'nun köy enstituleri konusmasi:
http://www.turan-dursun.com/forumlar/showthread.php?t=8818
Saygilar.
İP’li Akfırat, MİT şemasını hazırlayanları suçladı, Gülen, Eymür ve Güney’in ilişkili olduğunu savundu
‘Gülen, PKK’ye rüşvet verdi’
MİT şemasını hazırlamanın suç olduğunu söyleyen İşçi Partili Adnan Akfırat “Kıvrıkoğlu, Özkök’ün Genelkurmay başkanı olmasını sakıncalı buluyordu. Özkök’ün Genelkurmay başkanı olması için bu şema yaratıldı” dedi. Erbil’deki Işık Koleji’nin ABD’nin talimatıyla kurulduğunu anlatan Akfırat, Gülen’in okulu açabilmek için Güney aracılığıyla PKK’ye 15 bin dolar rüşvet verdiğini söyledi.
HATİCE TUNCER/HİLAL KÖSE
Ergenekon davasının 50. oturumunda savunma yapan tutuklu sanık İşçi Partisi (İP) Merkez Karar Kurulu üyesi Adnan Akfırat, MİT şemasının, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Türkiye’nin milli bütünlüğüne karşı bir tertibi açıkça ortaya koyduğunu belirterek “Davanın temeli olan bu MİT şemasını hazırlamak büyük bir suçtur” dedi. Akfırat, şemanın dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e gönderildiğini belirterek “Özkök’ün Genelkurmay başkanı olması için yalan dolan tertipler kuruldu. Bu şema arkasındaki tertip olmasa bugün Çankaya’da Nakşibendi müridi oturmayacaktı” diye konuştu. Fethullah Gülen’in Erbil’deki Işık Koleji’ni açabilmek için PKK ile anlaştığını ve Tuncay Güney aracılığıyla PKK’ye 15 bin dolar rüşvet verdiğini söyledi.
Ergenekon davasına Akfırat’ın savunmasıyla devam edildi. Güney’e el yazısıyla şema yaptırıldığını anlatan Akfırat, Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı Ahmet İhtiyaroğlu’nun “Kurulmuş gibiydi” sözlerine ve Adil Serdar Saçan’ın “Emniyet’te F tipi örgütlenme” olduğuna ilişkin sözlerine dikkat çekti. Akfırat “Genelkurmay başkanları ve orgeneraller İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Eşref Bitlis, Teoman Koman, Rasim Betir, Güven Erkal gibi paşaların bu örgütün içinde olduğu kayda geçirildikten sonra, bunlar rakiplerin bertaraf edilmesi için el altından kullanıldı” dedi. Bülent Ecevit başbakanlığındaki hükümetin Irak’a saldırıyı önlemek istediğini anımsatan Akfırat, şöyle devam etti: “Genelkurmay ve Dışişleri, ABD’nin Irak’a müdahalesini engellenmek için çalışma grubu oluşturdu. Kıvrıkoğlu’nu başında, Yaşar Büyükanıt’ın içinde olduğu çalışma grubu Irak’ın kuzeyinde güvenlik bölgesi oluşturmak istiyordu. Türkiye’nin bu kararlılığını bertaraf etmek için bu tertip düzenlendi. Kıvrıkoğlu, Özkök’ün Genelkurmay başkanı olmasını Türkiye’nin güvenlik politikaları açısından sakıncalı buluyordu. Özkök’ün Genelkurmay başkanı olması için bu şema yaratıldı.”
Akfırat “Ulusal Medya 2001” belgesini yazmakla suçlandığına dikkat çekerek, “Bu belge Cumhuriyet gazetesi aleyhinde, Uğur Mumcu’ya İlhan Selçuk’a düşman. Belgede Ulusal Kanal ve Perinçek’e suçlamalar var. Ancak tertibi düzenleyenler ya da aklından zoru olanlar bu metni benim yazdığımı ileri sürebilir” dedi. Akfırat, Onursal Başkanlığı’nı Gülen’in yaptığı Abant Platformu’nun, 15-16 Şubat’ta Irak’ın Erbil kentinde toplanacağını anımsatarak, “Erbil toplantısı Türkiye’yi parçalayan BOP haritasını hayata geçirmenin adımı olacak” dedi. Erbil’deki Işık Koleji’nin ABD’nin talimatıyla Gülen ve Mehmet Eymür tarafından kurulduğunu ve Güney’in getir götür işlerini yaptığını anlatan Akfırat, Gülen’in okulu açabilmek için PKK ile anlaştığını ve Güney aracılığıyla PKK’ye 15 bin dolar rüşvet verdiğini söyledi.
Gülen’in yoksul bir vaizken 200 ülkede 800 okulu olan bir imparatorluk kurmasının ‘gladyo’ ile açıklanabileceğini söyleyen Akfırat, “MHP’nin bölünmesi ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun Büyük Birlik Partisi’ni kurması, Gülen operasyonuydu. Tuncay Güney, mülakatında ‘Gülen, Yazıcıoğlu’na 10 bin dolar gönderdi’ dediği için özür diledi, bu bölümler makaslanmış” diye konuştu.
Hrant Dink’in öldürülmesi davasından yargılanan Ogün Samast, Yasin Hayal, Erhan Tuncel’in, Danıştay’a saldırı düzenleyen Alparslan Arslan’ın Nizamıalem Ocakları çevresinde örgütlendiklerine dikkat çeken Akfırat, “Nizamı-Alem Ocakları gladyonun Türkiye’ye karşı tertipleriyle anılır oldu” dedi.
Cumhuriyet
10.02.2009
‘Karargah Evleri’ soruşturmasında 5 subaya gözaltı
Askeri savcının talimatıyla Balıkesir’de iki, İstanbul’da üç subay ile işadamı İbrahim Aslan sor-gu için Ankara’ya götürüldü. Ankara’da İP Genel Başkan Vekili Gültekin de gözaltına alındı
http://haber.gazetevatan.com/Karargah_Evleri_sorusturmasinda_5_subaya_gozalti/222693/1/Gundem
“Allah da olsa tutuklanır”
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=38954
İşçi Partilileri takdir etmemek mümkün değil.
Her duruşmaları ses getiriyor, müthiş bir savunma yapıyorlar.
Savunma demek yanlış olur, hukuk dersi veriyorlar resmen.
Cumhuriyet 24.02.2009PENCERE
iLHAN SELÇUK
Bak Sen Kerataya, Liderini Tanımıyor...
Bizim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan (RTE) çok yaman...
Ne diyordu:
“Minareler süngümüz/camiler kışlamız/kubbeler miğferimiz/ müminler askerimiz...”
Bu sevdadan vazgeçti mi?..
Sanmıyorum...
Peki, şimdi ne diyor:
“- Ben Ergenekon savcısıyım...”
Daha dün ne dedi:
“- Ergenekon’un peşini bırakmayacağım...”
*
Ne demek bu?..
Demek ki RTE benim peşimi bırakmayacak...
Çünkü ben Ergenekon sanığıyım...
Hem de Ergenekon’un ikincil savcısı Zekeriya Öz’ün iddianamesine göre örgüt lideriyim...
*
Ne var ki iş bu kadarla bitmiyor...
Başbakan Recep Tayyip ve ben, Bedirhan Şimşek ile Ergenekon’da buluşuyoruz...
Bedirhan Şimşek kim?..
Ergenekoncu tutuklu...
Cezaevinden bana yolladığı mektuba savcılık el koymuş...
Bedirhan Şimşek mektubunda ne yazıyor:
“İlhan Selçuk,
Gazeteye bomba atıp seni öldürmem gerekiyordu... İsteseydim kolaylıkla seni öldürürdüm... Benim seni öldürmemem, öldürülmeyeceğin anlamına gelmiyor. Sana çok yakınız. Düğmeye basıldığında öldürüleceksin...”
Bu da yetmemiş Bedirhan Şimşek içerden arkadaşı Tufan Yücel’e yazdığı mektupta demiş ki:
“Bana bu işi (İlhan Selçuk’u öldürme işini) veren ağabeylerin canı sıkkın. Sana güveniyorum. İlhan Selçuk’u öldür. Verdiğim numarayı ara. Aradığın şahıs konuyu detaylı olarak anlatacak...”
Bak sen kerataya...
*
Neden kerata?..
Çünkü hem Ergenekoncu, hem de benim bu örgütün liderlerinden olduğumu bilmiyor...
Ben hem lider..
Hem kurban..
Öyle mi?..
Şimşek haddini iyice bilsin ki ben onun bildiği liderlerden değilim...
Beni tanımayanın gözünü patlatırım...
Beni öldüreceklermiş...
Nah öldürürler...
*
Peki, ben bu yazıyı neden yazdım?..
Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ve yardımcılarına delil olsun diye...
Çünkü Öz ve yardımcılarının birinci iddianamede tecessüm eden zekâ düzeylerine göre böyle yazılar mizah, şaka, matrak, gırgır sayılmıyor; ciddiyetle delil yerine konuyor...
Al sana delil...
*
Sonuçta bu Ergenekon tertibi dört başı mamur bir acıklı güldürüye dönüştü...
Tertip günden güne rezil kepaze olmakta, kargalara kahkaha attıracak güdümlü bir soytarılık yalaka medya tarafından ülkeye pazarlanmakta...
Ama, ne gam...
Sen bas evleri..
Al onurlu insanları gözaltına, tutukla...
İçerde gün saysınlar..
İddianameye ne gerek var?..
RTE arkanda..
Hukuk nerende?..
eh amaç ortada zaten
hükümete muhalefet edebilen kimse kalmayana kadar devam edecek bu tutuklamalar
amaaaaaaaa kriz kendini hissettirmeye başladı
vatandaş delirmek üzere
hergün okuyoruz ailesini katleden intihar edenler dolu
bakalım RTE efendi nereye kadar gündemi oyalayabilecek
adamın mitinglerde de söyledikleri komik
atacak yalan kalmadı ya
şiir okumaya başladı
mitinglerimize bindirilmiş kıtalar demişti
merak ediyorum onun mitinglerine gelenler hangi kamu kuruluşunun çalışanları????
Yenerer yeniden gözaltına alındı
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=39458
Niye konuşuyorsun kardeşim?
Kimden 11 ayın hesabını soracaksın?
Neden televizyonlarda çıkıp konuştun, basında yazıların yayınlandı.
Soruşturmanın amacına uygun davransana,baskı imparatorluğunun emrine girsene ,muhalif istenmiyor,çatlak ses çıkmayacak hala anlamadınmı.
DENİZ Feneri ile Başbakan arasında bir ilişki var mı?
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11095215.asp?yazarid=2&gid=61
Sevgili aydoe;
Son cümle söyle bitiyor;
Şimdi zıplayın hep birlikte:
"Türkiye seninle gurur duyuyor..."
-----------------------------------------
Tepiniyorlar, ne ziplamasi...:D
Ergenekon soruşturması çerçevesinde Şırnak'ın Silopi ilçesinde faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin atıldığı iddia edilen BOTAŞ kuyularıyla ilgili kazı kararı alındı.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=39986
Bu günlerde basinda Bekir Kalyoncu gündemde. Ibrahim Sahin'in hakkinda verdigi ifadelerle ilk olarak gündeme geldi. Irak'a yönelik yapilan kara harekatinin komutani ve "Musul ve Kerkük bizimdir, cünkü Misak-i Milli sinirlari icindedir" diyen meshur ve mümtaz bir komutanimiz.
http://www.haberaktuel.com/news_detail.php?id=112805&uniq_id=1235915385
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=923569&Date=27.02.2009&CategoryID=77
ve Kalyoncu pasamiza sahip cikalim kampanyasi, ne yazik ki biraz zayif..
http://www.sariyerhaber.org/news_detail.php3?id=1451
Ergenekon'da skandal !
Sanık Emin Gürses'in ifadesi herkesi güldürdü
İstanbul Valiliği, Ergenekon davasında örgüt üyeliği suçlamasıyla 1 yıldır tutuklu bulunan Doç. Dr. Emin Gürses’e koruma tahsis etti. Koruma komedisi, Emin Gürses’e cezaevinde iletilen "Kişiye Özel" yazıyla ortaya çıktı.
http://haber.gazetevatan.com/Ergenekonda_skandal_/226251/1/Gundem
Ergenekon, AKP kaç kaç?
Ergenekon'da AKP skor kaydettimi liboşlar seviniyor, bende bunu anlamıyorum, sanal kına icat olmadımı hala.
Tabi ya liboşlar şeffaflıktan yana, hukuk devletinden yana, insan haklarından yana, iyide AKP'nin yolsuzlukları noktasında niye hiç sesleri çıkmaz bunların, Irak konusunda niye konuşmaz bunlar, peki bu AB nin yılmaz savaşçıları gümrük birliğinin Türkiye'nin anasını bellemesine neden iki çift laf etmezler.
Neden AKP'nin muhalif herkesi susturmak için Ergenekon davasını kullandığını görmezden gelirler.
Ergenekon, AKP kaç kaç?
Ergenekon'da AKP skor kaydettimi liboşlar seviniyor, bende bunu anlamıyorum, sanal kına icat olmadımı hala.
Adam sanalını ne yapsın, gerçeğini yakıyor.
Bunların durumu Titanik batarken orkestranın çaldığı müzikle danseden aymazlarınkiyle aynı. Tayyip çalıyo bunlar dansediyo.
Bak şuraya yazıyorum ... bu krizin sonunda ihale-hortum-peşkeş para cukkalayanların tamamı beş parasız kalıp feleğini şaşacak.
Pardon biraz konu dışı oldu ...
Bence Ergenekon ya özelleştirilmeli, ya da iddia'ya devredilmeli.
A.
Avukatları istenildiği zaman Mustafa Balbay'ın gelip ifade vereceğini söylemelerine rağmen, Mustafa Balbay zorla ifade vermeye götürüldü. Özgürlükçü liboşlar nerde. Bu adamın kuyu ile ne ilgisi olabilir, ki Ergenekon'un kuruluş amacı solu çökertmeye yönelik değilmidir, Ergenekon, derin devlet, gladio vs. NATO'nun uzantısı değilmidir. NATO ya karşı olmadan, derin devlete karşı çıkılabilir mi. NATO'nun üyeleri aynı zamanda AB'nin üyeleri değilmidir, Amerika değilmidir. Liboşlar işte bu nedenle sahtekardır, onların kıçına takılanlarında bu nedenle aklı kıttır. Darbe yaptığı sabit 12 Eylül'cüler neden yargılanmıyor, madem özgürlükçüler 12 Eylül Anayasası neden değiştirilmiyor, meclis çoğunluğu onların elinde. Selamlar.
elcihanaferin
05-03-2009, 12:38
Bu başlık altında ne kadar çok mesaj var. Yazılanları şöyle bir tarayınca çıkan sonuç bu davanın siyasi olduğunu, hukuk usullerinde ise facialar yaşandığını gösteriyor.
Çok uzun süren anlamsız bir belirsizlik yaşanıyor. Herhangi bir dava nasıl bu kadar uzun sürer? Demek ki sürenin uzaması, belirsizliğin sürmesinde birilerinin menfaati var. Kimler onlar dersiniz?
karadenizli
05-03-2009, 12:55
Adamlara dokunamıyorsunki bir dokundunmu yandın yok saygıdeğer insanlar falan buna benzer zırvalar topraktan cephane çıkıyor yok onlarla darbe olmazmış.topraktan atom bombası çıksa yine darbe olmaz bunlara göre.medya arkalarında,siyasiler arkalarında.eee karşımızda normal bir örgüt yokki hukuki süreç normal işlesin.
Susurluk kazasında arabadan çıkan silahlar bir elin parmaklarını bile geçmez vikipediden kolayca ulaşabilirsiniz kaç tane olduklarına ama medya yeri göğü inletiyordu aylarca eylem yapıldı ışık açıp kapamalar falan..erbakanda bir gaf yapınca tamam hepten içini oydular...
Ama şimdi bir örgüt var cephaneleri susurluğun 10 katı belkide daha fazla ama kimseden ses çıkmıyor inanılmaz ilişkiler,inanılmaz telefon görüşmeleri ama buna rağmen olayın ağırlık noktası şu"niye telefonlar dinleniyo" çüş bumudur yani olayın ağırlık noktası adamlar resmen darbe planları yapıyor.suikaste uğramış kişiler hakkında bilgiler.ne oluyoruz yaa... kısaca şöyle diyelim
"Benim teröristim iyidir"
Çok uzun süren anlamsız bir belirsizlik yaşanıyor. Herhangi bir dava nasıl bu kadar uzun sürer?
McCarthy'nin Cadı Avı'nı inceleyin. Adamların 40 sene önce çevirdiği film bizde anca vizyona girebildi. Bu işin sonu iyi değil ...
A.
karadenizli
05-03-2009, 12:58
Bunlarla darbe olmaz çok saçma bir sözdür çünkü adamlar darbe yapmak değil darbeye ortam hazırlamak istiyorlar
Yani bırakın o silahları 10 tane kurşunla bile bu ülkeyi karıştırabilir darbeye zemin hazırlarsınız.
1 kurşunu bir görüşün duayenine öteki kurşunu beriki duayene atın bakın bakalım ülke karışıyormu karışmıyormu.2 kurşunla bile iş halledilir
Önemli nokta şu;"darbe yapmak değil darbeye zemin hazırlamak"
peki sen o silahları gerçekten ergenekon örgütünün gömdüğüne inanıyor musun?
ben inanmıyorum.
öyle olsa silahlar orduya ait çıkardı ama bildiğim kadarıyla hiçbiri orduya ait çıkmadı.
hepsini f tipi yapılanmış olan polisler oraya koydu bence.
ayrıca darbeye ortam hazırlanması filan saçmalık
ordunun o kişilere ihtiyacı mı var ki?
hem Tuncay Özkan Kemal Gürüz Doğu perinçek gibi insanlar mı darbe yapacak????
güldürme beni karadenizli
hem zaten darbe yapacak olan
silahlarını gömen kişiler gidipte bunların krokisini ortalık yerde bulunabileceği yerde bırakmaz bu kadar salak değiller herhalde
neden polis koydu dediğimi de açıklayayım
hatırlarsan Sinan Aygün de bi dönem ergenekondan tutuklandı
ama tutuklanmadan önceki bir zamanda
ofisin şohbeni bozulduğundan tamirci gelmiş
duvardaki şofbeni indirmiş ve ortaya bi silah çıkmıştı
şimdiiiiiiiiiii sana soruyorum
eğer o gün tesadüfen o silah bulunmasaydı
aygünün tutuklandığı gün bulunacaktı değil mi?
aynı o gömülen silahlar gibi.
karadenizli
05-03-2009, 14:01
Hepsi ordunun unbelieving seri numaraları belli bu tartışılmıyor zaten
Bu ülkede polisin silah,bomba üretmek gibi bir görevi yoktur o tsk nın işidir.
eğer polis koyduysa o polislere kim verdi bu silahları,bombalar falan. zaten geçen emniyetten bir kaç kişi daha içeri aldılar.kim koyarsa koysun iş sonunda döner dolaşır ergenekona gelir.çünkü böyle bir örgütü reddetmek için kör olmak lazım.ama bu sizin için bir sorun değil reddetmek sizin işiniz.
hrant dink,danıştay saldırısı
dinci,faşist saldırılar deyip işin içinden çıkmak yok artık o eskilerde kaldı.Ne işi var ogün samastın abilerinin tutuklanan kişilerle ne işi var alparslan arslan gibi "aşırı" bir militanın bambaşka görüşlerden olan insanlarla.
hani siz "din bu" diyorsunuz ya biz reddediyoruz şimdi sıra bize geldi "ergenekon bu" istediğiniz kadar reddedebilirsiniz.keser döner sap döner gün gelir hesap döner
hani siz "din bu" diyorsunuz ya biz reddediyoruz şimdi sıra bize geldi "ergenekon bu" istediğiniz kadar reddedebilirsiniz.keser döner sap döner gün gelir hesap döner
bunda haklısın bak bir gün hesap dönecek
kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak inancındayım
ama ergenekon diye bi örgüt varsa da
o zaman beni de içeri almaları lazım
çünkü tek yaptıkları hükümete muhalefet olanları ve vatanseverleri tutuklamak
kendilerine rakip gördükleri insanları içeri almak-siyasi anlamda-
bunu görmemek için kör olmak lazım.
keser döner sap döner gün gelir hesap döner
Bak işte bundan emin olabilirsin Karadenizli.
Birgün bu Ergenekon hikayesinin gerçek aktörlerinin kimler olduğu görülecek.
İşin kolayını bulmuşlar.
Her ne pislik varsa Ergenekon diyorlar.
Ali Kalkancı Ergenekon, Pkk Ergenekon, Üzeyir Garih cinayeti Ergenekon, Danıştay, Hrant, Malatya, Uğur Mumcu vs. her ne varsa Ergenekon.
Kim bu Ergenekon?
Cumhuriyet mitinglerini yapanlar, yaptıranlar, laikçiler, ulusalcılar.
Ne güzel bir proje değil mi?
Tüm kötülükleri Ergenekon'a, Ergenekon'uda şeriata karşı duranlara yamala.
Nereye kadar?
Toslayıp yıkılana kadar.
Biz diyoruz ki;
Vedat Demircioğlu, Taylan Özgür cinayetlerinden başlayarak, Ziverbey Köşkü dahil tüm işkenceler, Marmara yolcu gemisinin batırılması ve Kültür Sarayının yakılması gibi provakasyonlar, tüm faili meçhul cinayetler, 1 Mayıs katliamı, Çorum-Maraş- Sivas katliamları, darbe yapmış olanlar ve darbe teşebbüsçüleri, Jitem eylemleri, kayıp insanlar, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı vb. tüm karanlık olaylar aydınlatılsın. Derin devlet mensupları ve kirli işleri teşhir edilsin, yargılansın ve mahkum edilsin.
Bunun yolu da çok basit. Bunlar bugün dinlenen telefonlarla açığa çıkmaz.
Adres bellidir. Mit arşivleri ve bu olayların içinde, kenarında, köşesinde olanlar.
Peki ne yapıldı şimdiye kadar? Koca bir hiç.
Ortada büyük bir aldatma var. Tamamen iktidara karşı olan muhalefeti, muhalif basını susturmaya yönelik bir sindirme yöntemi.
Yargının durumu ise içler acısı. Mustafa Balbay'la, Vedat Yenerer'le, İlhan Selçuk'la, Tuncay Özkan'la, İP ile, ADD ile çözülmez bunlar.
Çözüleceğini sananlar kendilerini aldatır.
Uğraşsaydı bu saydıklarımla sol parti ve örgütler uğraşırdı. Konudan en mağdur ve konuya en vakıf olanlar onlardır. Onların dilinde Mit, kontrgerilla ve MHP-BBP vardı daima. Ama görüyoruz ki Ergenekon'un içinde bunlar yok.
Ne hikmetse Cumhuriyet mitinglerinde de bunlar yoktu. ;)
Selamlar,
Ayıp olacak ama İngilizce bilenler için filmin tamamı (sonu dahil) bu linkte:
http://en.wikipedia.org/wiki/McCarthyism
Açın okuyun ... "o gazeteyi okuma bunu oku" muhabbetine varana kadar hepsi var, 32 kısım tekmili birden. Linkin altında Cadı Avı sırasında tutuklanan, ifadesi alınan, kariyerini kaybeden, müthiş maddi zararlara uğrayan meşhurların listesi var.
Önemli not: Cadı Avı sırasında tanıdıklarını "sol eğilimli" olmakla suçlayanların tamamı sonradan bu iddialarının hiçbir temele dayanmadığını itiraf etmişlerdi.
A.
Karadenizli asıl suçlululara ne yapıldı, darbe yapmış olanlar var hala kıyıdan köşeden dolanıyon. Başbakan, Cumhurhurbaşkanı dahil bir sürü AKP li milletvekili hakkında dava var niye onlar yargılanmıyor. Unuttun kayıp trilyon davasını. Deniz feneri vs. gibi bir sürü bürokrat hakkında soruşturma açılmak isteniyor, bakanlar soruşturmaya izin vermiyor. Yav siz, sizin müslüman takım, hiç mi doğrudan yana olmazsınız, hep mi hırsız, uğursuz, yanında yer alırsınız. Selamlar.
Yav siz, sizin müslüman takım, hiç mi doğrudan yana olmazsınız, hep mi hırsız, uğursuz, yanında yer alırsınız. Selamlar.
Benim hırsızım, benim uğursuzum iyidir :mad:
Hayatlar kayıyor, adamlar intikam peşinde, bu gariplerim de tutturmuş gerçekler açığa çıksın ... he, tabi, siz dediniz diye çıkacak gerçekler ortaya. F. beslemesi kifayetsiz savcılarla anca bu kadar, herşeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar.
A.
Karadenizli'ye katiliyorum. Darbeye zemin hazirlamak isteyenler oldugunu gayet iyi biliyoruz. Bu adamlar bir dizi provokasyon tezgahladilar. Bu ülkede yapilan ilk icraat da degil bu üstelik. 12 Eylül öncesinde de cesitli provokasyonlar yaratmislardi. Maras, Corum, Sivas olaylarinin cetelerin, fasistlerin falan isi oldugunu yutturmaya calistilar bize. Bu operasyonlar direk olarak ordunun isiydi. Dincisi, fasisti, solcusu hepsi kullanildi. Ordu, bazen su grubu, bazen bu grubu kullandi. Solcusuna da sagcisina da silah sagladi. Burdaki amac acik degil mi? Darbeye zemin hazirlamak. 1970'de de 60'da da ayni seyi yapmislardi. Bunlari insanlara yillarca yutturdular, terör ortami olustu da müdahale ettik dediler, fasistlere karsi bilendik, halbuki onlari yürüten pasalar vardi.
90'larda bir dizi aydin cinayeti yasandi. Bu cinayetlerin kimisini radikal islamci örgütlere kimisini de PKK'ya yamadilar. Halbuki hepsinde ordunun parmagi vardi. Türkiye'de derin devlet ordudur. Iktidari bastan beri elinde tutmustur ve kimseye de birakmaya niyetleri yoktur.
Ergenekon davasi Türkiye'ye elbette demokrasi getirmeyecek. Kimsenin böyle bir iddiasi yok zaten. Ancak bu dava oldukca önemlidir. Ordunun yillardir yürüttügü beyin yikama kampanyasini ve provokasyonlarini ortaya cikarmak icin iyi bir firsattir. 12 Eylül'ün, 12 Mart'in aciga cikmasini istiyorsaniz 28 Subat'tan, yani en yakindakinden baslayabilirsiniz. Derin devlet gizli degil, aciktir, görmek icin orduya bakin. Eger kamuoyunda Ergenekon'uncularin bu kadar cok savuncusu olmasaydi, derinlik falan kalmazdi.
Yav siz, sizin müslüman takım, hiç mi doğrudan yana olmazsınız, hep mi hırsız, uğursuz, yanında yer alırsınız. Selamlar.
Sevgili qw19;
Ülkemin hukuk sistemi zaten yarim yamalak idi; onu mahvettiler...
Emniyet teskilati zaten düzensiz ve bilgisiz bir sistemle yönetiliyordu; onu köy koruculari düzeyine indirdiler...
T.S.K bir tek girip de bozamadiklari yerdi; Amerika ile anlastilar bu ergenekon savsatasini cikardilar, ordunun ahengi ve düzenini bozdular...
Yüzbin defa söylesem bile, gene bikmadan tekrar edecegim...:mad:
Yurdumun sokaklarinda dolasirken, uniformali veya uniformasiz insanlarin gorillalar sürüleri ile dolasmalarina, tahammül edemiyorum... Bu olaylar mesai saatleri disinda da oluyor ise, normal bir hukuk devletinde asla kabul edilemez...
Kardesim kaldir dokunulmazliklari, koy parti ici demokrasi yasasini, indir secim baraji oranini, degistir secim sisteminini, ayir yargi sistemini Adalet bakanligindan, yapin sivil anayasayi; ondan sonra gel tartisalim... Fakat önce sen kendi kapinin önünü temizleyeceksin.
Pencereyi acip oradan asagi, sokaga cöp atip pisleteceksin, sonrada car car bagirip, cagiracaksin.:mad:
Bir tek libos ciksin da bana desin ki; telefon dinlenme, basina servis edilerek insanlar kirletilmeye calisilir ve daha sonra mahkeme karsisina cikarilir. Birde bu telefon dinlenmesi kanit olarak mahkemede kullanilir, desinde alninin ortasini karislayayim.
T.H.Y. ucagi Amsterdam'da düstügünden bu yana bir tek kelime yazmiyorum, icim sizliyor... Bir ülkenin onuru ve serefi ile ancak bu kadar oynanilir. Bastaki A.K.P hükümetinden, medyasina kadar... Ben bu kisilerin insan olduklarindan artik süphe etmeye basladim.
Bu reziller sürüsümü hukuk ve ceteler adina ülkemde taslari yerine koyuyor?
Ortalikta ne tas kaldi, ne de toprak....
Heyelan oluyor, heyelan...
Saygilar.
ergenekon bir abd oyunudur bunu hep derim ama bu konuda çok can alıcı bir nokta vardır. Bu ülkede darbeye zemin hazırlamayı darbe yapmayı planlamayı bırakın bu ülkede dabeler yapıldı darbe yapanlar varken onları yargılamak varken planlıyanları yargılamak akıl karımıdır?? kenan evreni korudular okadar şimdi darbecileri yargılamak......
Yalnızca sermayeye Keynesyen liboşlar dinci, faşist işbirlikçisi olmayıpda soldan yana mı olacaklar, darbeye anti faşistlikleri yüzünden mi karşı çıkacaklar, hayır tabi ki bir başka tür faşizmi destekledikleri için karşılar, emperyalist kuklası hükümetleri destekledikleri için karşılar, en ufak anti-emperyalist (ulusalcılar) söyleme dayanamadıkları için darbe karşıtlığı adı altında ulusalcılara, sola saldırıyorlar.
Sol hiç bir zaman Ergenekon'da bahsi geçen derin devletin yanında yer almamış, ama Ergenekon adı altında gerçekleştirilen ulusalcıları sindirme operasyonunu da alkışlamamamıştır.
Sol Ergenekon davasının AKP, ABD ve AB oyunu olduğunun farkındadır, ancak kendine sol diyen ayrılıkçılar, şovenler ve liboşlar kafa karışıklığı yaratmaya çalışmaktadır.
Yav geçen Mehmet Altan, M. Ali Birand, Hulki Cevizoğlu'nun olduğu bir program izledim, neler çekmiş meğer bu insanlar, M. Ali Birand 28 Şubat sürecinde tatile çıkmak zorunda kalmış, Hulki Cevizoğlu bu dönem kanal kanal gezmiş, Mehmet Altan ha keza kendimi tutamadım göz yaşlarına boğuldum.
Meğer Mehmet Altan demokrasi savaşçısıymış, seçimle gelen seçimle gitmelidir şeklinde demokrasi dersi verdi, Hulki Cevizoğlu çoğunluk demokrasisi değil, çoğulcu demokrasisi gibi tarihi anti-tezini sundu. M. Ali abimize Aydın Doğan gel beraber CNN'i kuralım demiş ve askerden korkmadığını ispatlamış.
Bir tane gerçek solcu yok programlarda, SKY TV gerçekten güzel yayınlar yapıyor.
Diyeceksinizki neden liberal yerine liboş diyorsun, yav bunlar liberalizmi dahi bilmiyorlar ki, hadi Mehmet Altan bla, bla ile durumu biraz kurtarıyor ama ya sağda solda liberalim diye gezenler gerçekten acınası bir entellektüel seviyedeler.
Liberal tanımlamıyor bunları da ondan liboş diyorum.
Selamlar.
MUSTAFA BALBAY TUTUKLANDI !!!
GEREKÇE: ANAYASAL DÜZENİ DEĞİŞTİRMEYE TEŞEBBÜS
http://haber.gazetevatan.com/Balbay_tutuklandi_/226619/1/Gundem
Elbette tutuklarsiniz... Her pazar saat 11:00 de E.Cölasan ile ART tv de konusamiyacak.... Cumhuriyet gazetesinde yazamiyacak.:mad:
Buna, neresinden bakarsaniz bakin Mango Cumhuriyeti' nde olur böyle olaylar.
Saygilar.
Sevgili cigi evet %100 haklısın tüm mesele Mustafa Balbay'ın AKP muhalefetini susturmaktır.
Mustafa Balbay'ın darbeci olmadığını, olmayacağını zır cahil dahi bilir.
Ama gerek sitemizdeki, gerek Türkiye'deki zırcahiller o zırcahilliklerinin verdiği kurnazlıkla, sinsilikle, korkaklıkla ve çıkarcılıkla buradaki hukuk dışılığı, anti-demokratikliği görmezden gelirler.
Selamlar.
Sevgili cigi evet %100 haklısın tüm mesele Mustafa Balbay'ın AKP muhalefetini susturmaktır.
Mustafa Balbay'ın darbeci olmadığını, olmayacağını zır cahil dahi bilir.
Ama gerek sitemizdeki, gerek Türkiye'deki zırcahiller o zırcahilliklerinin verdiği kurnazlıkla, sinsilikle, korkaklıkla ve çıkarcılıkla buradaki hukuk dışılığı, anti-demokratikliği görmezden gelirler.
Selamlar.
qw19, bu sözlerin muhatabi ben miyim?
"Ergenekon'da bir 'GATA'kulli var" '
Sabah gazetesi yazari Mahmut Över'in yazisi.
http://www.sabah.com.tr/ovur.html
Lütfen okuyun bu yaziyi..
Okuyunda görün Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin, kimlerin akillarina kaldigini ve nasil idare edilerek yönetildigini!!!:mad:
Simdi ben bu gazeteci gecinen arkadasa nasil bir yazi yazmam gerekiyor, onu düsünecegim.
Saygilar..
Simdi ben bu gazeteci gecinen arkadasa nasil bir yazi yazmam gerekiyor, onu düsünecegim.
Bu aşağılık cahil sürüsüne cevap vermeye değer mi?
Ergenekon gerçek derin devletin organizasyonudur. Gerçek derin devlet kimin elindedir onu düşünün.
Darbeci, hele de bir genel kurmay başkanı ise planlamaz, yapar!
A.
sevgili Cigi
yazıyı okudum okumasına ama aklımda kalan kısım son cümleler oldu
Fethullah Gülen'in vatan hasreti çektiği söyleniyor bla bla bla
e arkadaş
bu adam affedilmide mi????
ülkesine dönmesine kim engel oluyor???
bana kalırsa cesareti yok türkiyeye dönmeye
çünkü dönerse bi daha kaçamaz kolay kolay
öylece milleti kandırıp vatan hasreti çekiyormuş numaralarına yatıyor ancak.
sargon
size de ne söyleyebilirim bilmiyorum gerçekten
türkiyede ikamet etmediğinizden olsa gerek
burda dönen dolapları yakinen takip edemiyor
ondan bu şekilde konuşuyorsunuz
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratılmaya çalışıldığını anlayamıyor musunuz?
TSK'nın bir avuç çapulcuya derin devlet safsatalarına ihtiyacı mı var sanıyorsunuz?Yanılıyorsunuz.
Ayrıca 90larda katledilen aydınları TSK niye neden katletsin?Bu dediğiniz tamamen akıldışı bişi bence saçmalık.
Son dönemde yapılan ama her nedense kamuoyuna açıklanmayan bir araştırma var
çok geniş kapsamlı nerdeyse türkiyenin tamamıyla yapılan
türkiyede hala en güvenilen kurum ordu
en güvenilmeyen kurum ise medya ve gazeteciler çıkmış
ciginin verdiği linkteki gibi gazeteciler ve sizler gibi türk ordusuna güvenmeyen onu yıpratmaya çalışan tipler oldukça emin olunuz ki
halk daha da çok ordusuna güven duymaya devam edecek.
siz rahat olun
darbe marbe olacağı yok
olsa da haklı yere olur
çünkü atamızın yarım bıraktığı işler tamamlanmış olur en azından
başta bu yönetim oldukça çünkü
ileri gideceğimize her an geriye karanlığa doğru son hız yol alıyoruz.
Simdi ben bu gazeteci gecinen arkadasa nasil bir yazi yazmam gerekiyor, onu düsünecegim.
Saygilar..
Bunlara cevap vermeye değer mi?
Ergenekon gerçek derin devletin organizasyonudur. Gerçek derin devlet kimin elindedir onu düşünün.
Darbeci, hele de bir genel kurmay başkanı ise planlamaz, yapar!
A.
Yalnızca sermayeye Keynesyen liboşlar dinci, faşist işbirlikçisi olmayıpda soldan yana mı olacaklar, darbeye anti faşistlikleri yüzünden mi karşı çıkacaklar, hayır tabi ki bir başka tür faşizmi destekledikleri için karşılar, emperyalist kuklası hükümetleri destekledikleri için karşılar, en ufak anti-emperyalist (ulusalcılar) söyleme dayanamadıkları için darbe karşıtlığı adı altında ulusalcılara, sola saldırıyorlar.
Sol hiç bir zaman Ergenekon'da bahsi geçen derin devletin yanında yer almamış, ama Ergenekon adı altında gerçekleştirilen ulusalcıları sindirme operasyonunu da alkışlamamamıştır.
Sol Ergenekon davasının AKP, ABD ve AB oyunu olduğunun farkındadır, ancak kendine sol diyen ayrılıkçılar, şovenler ve liboşlar kafa karışıklığı yaratmaya çalışmaktadır.
Diyeceksinizki neden liberal yerine liboş diyorsun, yav bunlar liberalizmi dahi bilmiyorlar ki, hadi Mehmet Altan bla, bla ile durumu biraz kurtarıyor ama ya sağda solda liberalim diye gezenler gerçekten acınası bir entellektüel seviyedeler.
Liberal tanımlamıyor bunları da ondan liboş diyorum.
Selamlar.
Ergenekonla ve ÖDP ile ilgili yazılarımı buradan okumaya başlayan, tüm liberallere ithaf olunduğunu anlar.
Ayrılıkçıların kuyruğuna takılan ve bunu savunan, sol sapmalarda üstüne alınabilir, işbirlikçilikçilerin her platformda maskelerinin düşürülmesi şarttır.
Kişisel olarak da iki kişilik kullananlara kızmakta, bunu zekice bulanlara da acımaktayım.
Eğer gerçekten üstüne alınman gereken bir yazı varsada yukarıdaki yazıma alınman gerekir.
Alındığın yazım ise psikanalizdi.
Selamlar.
sevgili Cigi
ülkesine dönmesine kim engel oluyor???
Sevgili unbelieving;
Bu adam bir samar oglani gibi kullaniliyor. Bu cok detayli bir konu. Elimden geldigince Gülen cemaati basligi altinda bunlari aciklamaya ve sizlere sunmaya calisacagim. Fakat cok agir bir calisma tempom var. Düzenli bir sekilde toparlamaya cailisiyorum.
Su andaki yasananlari baska örnekleri ile karsilastirirsan, sanirim anlamana biraz yardimci olur.
Humeyni'de ülkesinin disinda semirildi ve Iran adresli olarak geri postalandi. Bizim ülkemizdeki siyasetciler ve aydin takimi daha burunlarinin uclarini göremezler. Bu bir egitim ve vizyon meselesidir.
Emperyalist ülkelerin özel binalarinda, özel kisiler ülkelerinin yararlarina tasarim üretirler ve bu tasarimlar, onay alirlarsa uygulamaya konulur. 50 sene 100 sene sonrasi icin bile olabilir.
Onun orada olmasi ve bu tip haberler ile ara sira yayimlanmasi, gümdemde tutulmasi cok ince bir plan ve program cercevesinde yürütülmektedir.
Olayi birde tersine cevirelim. Neden? Beyinlerinizde ne kadar cok kapi acip kapatabilirseniz ve bunu yapmaya alisirsaniz, olaylari daha rahat cözersiniz diye düsünüyorum.
Söz gelimi bir insan; U.S.A nin altina dinamit koyacak sekilde, sistemini ve rejimini degistirmek icin ugras veriyor ve Türkiye'de bulunuyor. U.S.A da bulunan yönetimin T.C. ne tepkisi ne olurdu, bizim yönetimimiz ne yapardi?
Bunlari cok detayli yazmadan kisaca gecistiriyorum. Birakin U.S.A yi yani basimizdaki komsumuz Yunanistan icin böyle bir seye kalkisinda bakayim neler oluyor, nasil cayirtilar kopuyor.;)
Su anda Amerikan savcisinin 2000 sayfalik iddia belgelerinin, mahkeme ile onaylandigini biliyoruz. Bunun icinde neler var, neler. F. efendinin, C.I.A tarafindan kullanildigi belgelenmis durumdadir. Bu da oyunun bir baska parcasi.;)
Saygilar.
Bunlara cevap vermeye değer mi?
Sevgili azinlik;
Son nefesimi verecek durumda olsam bile gene cevap yazarim.... Yaziyorumda.
Buna devrimci ruhumu dersiniz bilemem, fakat herkes sunu iyi bilsin ki, bu ülkenin gelecegini karartmamak adina, ugrasanlar ve canini hice sayanlarda vardir...
Ayni sekilde, zamaninda bizler icin canlarini hice sayan insanlarin oldugu gibi...
Anadolu kardesligini ve topraklarini baskalarina peskes cekenlerin olacagi, daha önce Mustafa Kemal tarafindan uyarilmisti. Iste simdi bu yilanlar, kertenkeleler sürülerinin tekrar tirnaklari ve disleri uzadi...
Bizlere düsen görev; hep birlik olup bunlarin tirnaklarini törpüleyip, dislerini sökmektir... Hukuk ve demokrasi cercevesi icinde.
Hak, hukuk kimseye hediye edilmemistir... Herkes bir kenara oturup sinerse, bir gün evlerimizin icine girer, bu kertenkeleler...
Saygilar.
Su anda Amerikan savcisinin 2000 sayfalik iddia belgelerinin, mahkeme ile onaylandigini biliyoruz. Bunun icinde neler var, neler. F. efendinin, C.I.A tarafindan kullanildigi belgelenmis durumdadir. Bu da oyunun bir baska parcasi.;)
Bunu duymamıştım. Nette belge var mı bu konuda (İngilizce de olabilir)?
A.
değerli bilgilerin için teşekkürler cigi
bende elimden geldiği kadar gündemi takip edip geşmişe de bakmaya çalışıyorum
ama üstü örtülen çok şey var biliyorsun ki
ama sen ve sana benzeyen insanlar olduğu sürece rahat hissediyorum
böyle bir insan olduğun için teşekkür ederim.
sevgiler
sargon
size de ne söyleyebilirim bilmiyorum gerçekten
türkiyede ikamet etmediğinizden olsa gerek
burda dönen dolapları yakinen takip edemiyor
ondan bu şekilde konuşuyorsunuz
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yıpratılmaya çalışıldığını anlayamıyor musunuz?
TSK'nın bir avuç çapulcuya derin devlet safsatalarına ihtiyacı mı var sanıyorsunuz?Yanılıyorsunuz.
Ayrıca 90larda katledilen aydınları TSK niye neden katletsin?Bu dediğiniz tamamen akıldışı bişi bence saçmalık.
Son dönemde yapılan ama her nedense kamuoyuna açıklanmayan bir araştırma var
çok geniş kapsamlı nerdeyse türkiyenin tamamıyla yapılan
türkiyede hala en güvenilen kurum ordu
en güvenilmeyen kurum ise medya ve gazeteciler çıkmış
ciginin verdiği linkteki gibi gazeteciler ve sizler gibi türk ordusuna güvenmeyen onu yıpratmaya çalışan tipler oldukça emin olunuz ki
halk daha da çok ordusuna güven duymaya devam edecek.
siz rahat olun
darbe marbe olacağı yok
olsa da haklı yere olur
çünkü atamızın yarım bıraktığı işler tamamlanmış olur en azından
başta bu yönetim oldukça çünkü
ileri gideceğimize her an geriye karanlığa doğru son hız yol alıyoruz.
unbelieving, birincisi TSK'nin yipratilmaya calisildigi argümanini nedir? Bu ülkede hakkinda konusulamayan, nerdeyse tek tabu kurum TSK'dir. Söyledigim seyler birer sacmalik degil, bizzat bildigim seyler. Bir avuc capulcuya ihtiyaci var mi, yok mu bilemem, ama mafyacilarla, kacakcilarla, savas agalariyla, bir tür capulcu sayilabilecek korucularla is yaptirdiklari cok iyi biliniyor. Sayisiz katilin korundugu da bilinen baska bir gercek. Darbelerden önce cok sayida katliam operasyonunun dügmesine basan da ordu idi.
Bahsettiginiz arastirma (aciklanmis mi, aciklanmamis mi) nerdeyse her yil yapilir ve ordu en güvenilen kurum cikar. Bu sonuc, bunun gercek oldugunu degil, insanlarin buna inandigini yada inandirildigini gösterir. Halbuki bence en güvenilmez kurumlardan biridir ordu, cünkü gecmisi cok lekelidir, bu yüzden bir demokraside oldugu gibi yerine cekilmelidir.
Bizim gibiler yüzünden halkin daha cok ordusuna güvenecegi iddianiz ise bence bir dayanagi olmayan iddia. Sadece inanclariniza dayanarak argüman üretmissiniz. Eger gercekleri ögrenmek isterseniz ben size bir örnekten baslamanizi öneririm: Ali Oz adini internette taratin mesela. Bu albay nasil her cinayet ve katliamdan sonra yükselmis acaba? Hadi, ben size direk bir iki link vereyim:
http://www.tumgazeteler.com/?a=2655058
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=10544
TSK ile ilgili yapılan bu tarz haberler neden yapılmakta peki sargon?
acaba gerçekten TÜRK ordusu derin devlet gibi şeylerle uğraşıyor mu yoksa başka sebepten mi????
yapılan tüm darbeler amerikanın izniyle yapılmıştır zaten.
darbe olacak demokrasi elden gideceklerede kanamıyorum artık çünkü olmayan bişi nasıl elden gidebilir zaten
türkiyede demokrasi yoktur zaten
olsaydı hapishane kaçkını bi başbakan ortalıkta dilediği gibi fink atıp önüne gelene hakaret etmezdi
ordumuz türkiyeyi dış güçlerden koruyan tek kurumdur ve gerektiğinde ergenekon denen saçmalığı ortaya serecektir
şu an TSKnın sessiz kalmasının belli sebepleri vardır
seçim öncesi AKPnin eline koz vermemek için konuşmuyorlar bence
bu benim kendi fikrimdir.
hatırlarsanız 22 temmuz seçimlerinden önce konuştular RTE ağladı meydanlarda
c.başkanını seçtirmedileeeeeeeeeeer e- muhtıra verildi ordudan yok demokrasi elden gidiyo diyerek oyları topladı
fetullah takımının sızamadığı tek kurum ordu olduğundan bu kadar üstlerine gidiliyor ve seçim öncesi yaygaralar koprılmaya çalışıyor
RTE de önüne gelene laf atıyor ki ortalık kızışsın kimse ekonomiyi gündeme getirmesin
dolarda bu arada çaktırmadan 1.80leri gördü.
dolarda bu arada çaktırmadan 1.80leri gördü.
Ergenekon'un işidir. :D
Hükümeti devirmek için krizi körüklüyorlardır.
Kriz diyenin sorgulanması gerekir, Ergenekon mensubu olabilir. ;)
kriz, kriz, kriz :)
Derin devlet, gladyo, vs. tipi örgütlenmeler son derece kaypak bir zemin üzerinde iş görmeleri için oluşturulmuş örgütlerdir. Çünkü gerektirdiği hallerde bazı dokunulmazların yırtmaları sağlanmalıdır, çünkü bu dokunulmazların ağzından çıkabilecek en küçük söz tüm çatıyı çökertebilir.
Çiller hanımefendi niye yıllardır köşesinde oturup tek kelime etmiyor?
Mehmet Ağar niye içeri atılamıyor?
TSK'nın hakkında, hamdolsun, son zamanlarda gayet de konuşulabiliyor. Ama sinner'ın dediği gibi uzağa gitmeye gerek yok "our boys" hala aramızda ... niye yargılanmıyorlar?
TSK sonuçta insanlardan oluşan bir organizasyondur. Bu haliyle her zaman "öngörülemeyen aksaklıklar" oluşması mümkündür. Egemen güçler bugünkü komuta kademesi ile TSK'nın "Türkiye için öngörülen rol"e itirazı olacağını bilmektedirler ve bu itiraz dillendirilmiştir, bu nedenle TSK daha da kontrol edilebilir bir pozisyona konumlandırılmalıdır.
Ergenekon operasyonu bir taşla beş kuşun vurulmasının umut edildiği bir cadı avıdır.
A.
ee, madem ordu konusunca AKP oylari topluyor, demek ki bu en güvenilen kurum olma iddiasi cok anlasilir birsey degil.
Herneyse ben konuya döneyim. Konu ordu degil, Ergenekon davasi. Davayi AKP'nin siyasi hasimlarini sindirmek icin kullandigi iddialari son gözaltilarla giderek artti. Ancak bence daha önemli olan sey somut gelismeler. Bu konuda son cikan haber oldukca önemli.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=924843&Date=06.03.2009&CategoryID=77
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın seyir defteri
YÖK, Beşir Atalay’ı, Kırıkkale Rektörlüğü yaptığı dönemde Atatürk karşıtlığından dolayı görevden aldı.
YÖK, Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Atalay hakkında ‘üniversitede irticai kadrolaşmaya’ gittiği gerekçesiyle soruşturma açmış ve 15 Aralık 1997’de de görevden almıştı. Atalay, Türkiye tarihinde YÖK tarafından irtica gerekçesiyle görevine son verilmiş ilk ve tek rektör. Öğretim üyeleri disiplin yönetmeliğine dayandırarak Beşir Atalay’ı görevinden almakla yetinmeyen YÖK, daha sonra Atalay’ın hiçbir üniversitede görev yapamayacağına karar vererek, ‘meslekten men’ cezasını uygulamaya koymuştu. Atalay ise o dönemde YÖK Başkanı olan Kemal Gürüz’le yollarını “Nasılsa bir gün görüşeceğiz” sözleriyle ayırmıştı.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=1038
ee, madem ordu konusunca AKP oylari topluyor, demek ki bu en güvenilen kurum olma iddiasi cok anlasilir birsey degil.
Çocuğunu emanet ettiğin kuruma güven duymak bir ihtiyaç ...
Konuya dönelim: Allah'ın sopası yok, bilimin baz istasyonu var!
Daha önce McCarthy ve Cadı Avı ile ilgili verdiğim linke bakın, neler olduğu ve olacağı orada yazılı.
Bu gariban itirafçılar/tanıklar birer günah keçisinden ibaretler. Olan olmuş, adama işi zaten yüklemişsin şimdi ne desen "he" demek zorunda. Bence dava dosyasının dikişleri atmaya başladı. İkinci dosyayı piyasaya çıkartmaya nasıl cesaret edecekler acaba?
A.
Cumhuriyet 07.03.2009Ergenekon ve Hukuk...
Yazarımız ve Ankara Temsilcimiz Mustafa Balbay medyada ‘Ergenekon’ diye vurgulanan bir sorgulamada tutuklanmıştır.
Olayın anlam ve önemini bugünkü başyazımızda kamuoyuna, daha başka deyişle iç ve dış dünyaya duyurmak istiyoruz.
Ergenekon soruşturması 12 Haziran 2007 tarihinde başlamıştır.
2009 yılının 3’üncü ayındayız.
Demek ki aradan yaklaşık 2 yıl geçmiştir.
İki yıl insan yaşamı için çok değerli bir süredir.
Ne var ki bu süre içinde süregelen soruşturma ve yazılan birinci iddianame hukuk devleti kavramıyla asla bağdaşmayacak bir karmaşa, hatta kargaşa manzarası sergilemektedir.
*
2007 yılının ortasında (12 Haziran 2007) başlayan soruşturmanın 1’inci iddianamesi, içerde yatan, suçlu olup olmadıkları bilinmeyen sanıkların ve kamuoyunun dayatmasıyla ancak bir yılı aşkın bir süre sonra (10 Temmuz 2008) hazırlanabilmiştir.
*
1’inci iddianamenin mahkemesinde durum nedir?
Sanıkların sorgulamaları devam etmektedir.
Mahkeme, usulüne uygun olarak, hüviyet tespiti yapmak ve ilk ifadeyi alabilmek için tutuklu sanıklarla duruşmaları yürütmektedir.
Bugün 7 Mart 2009...
Daha 1’inci iddianamenin mahkemesinde tutuklu sanıkların sorguları tamamlanamamıştır.
Arkasından sıra tutuksuz sanıklara gelecektir.
1’inci iddianamenin sanıkları yargıç karşısında savcılığın suçlamalarına karşı ilk kez ne diyeceklerdir?
Soruşturma başlayalı 2 yıla yaklaşmaktadır; ancak daha bu soru bile boşluktadır.
*
Kısacası savcılığın soruşturması bitecek gibi görünmüyor.
Ek iddianamelerin sayısı da bilinmiyor.
Ankara Temsilcimiz ve yazarımız Mustafa Balbay’ın durumu bu derin belirsizliğin çarpıcı bir kanıtıdır.
Balbay, Ergenekon soruşturması diye anılan tertipte ilk kez 1 Temmuz 2008 tarihinde gözaltına alınmış, evinde arama yapılmış, tutuklanma talebiyle savcılık tarafından yargıç karşısına çıkarılmış ve serbest bırakılmıştı.
Aradan 8 ay geçmiştir.
2008 yılını geride bırakmış, 2009 yılının üçüncü ayına girmiş bulunuyoruz.
8 ay bir iddianamenin hazırlanması için gereğinden de uzun bir zamandır.
Ancak yeri, yurdu, mesleği, toplum içindeki konuşlanması belli Cumhuriyet’in Ankara Temsilcisi için iddianame hazırlanmıyor; tutuklama yoluna gidiliyor.
Bu konuda söylenecek her söz artık fazladır.
Tutuklama ceza olamaz...
Bir önlemdir.
Önlemin de Ceza Usulü Yasası’na göre adalet bilincini taşıyan vicdanlarda meşruiyet duygusu ve mantığı yaratması gerekir.
*
Ergenekon diye vurgulanan siyasal tertibin, özellikle soruşturması, hukuk devleti kavramını derinden yaralayan bir güdülenmeyle yürütülüyor.
Sürekli yeni iddianameler söylentileriyle beslenen, gözaltı, polis baskını, kanunsuz dinleme ve yandaş medya saldırısıyla donatılan sonu belirsiz ve açık bir süreç yaşanıyor.
Biz bu yazıyı, yazımızın başında altını çizdiğimiz tartışılmaz bir gerçeği yineleyerek bitirmek istiyoruz.
Evet, Ergenekon soruşturması 2007 yılının ortasında başlamıştır.
2009 yılının ortasına 3 ay kalmıştır.
İki yıl sonra bile iddianamelerini hazırlayamamış ve soruşturmalarını tamamlayamamış bir savcılığın Cumhuriyet yazarı ve Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın tutuklanmasıyla bir gerçeğe ulaşması olanaksızdır.
Mustafa Balbay’a ilişkin iddianamesini hukuk devletine yaraşır bir içerikle hazırlayabilseydi, Ergenekon savcısı görevini yerine getirmiş olurdu.
Ne var ki sorgulamanın güdülenmesi, zanlıların sayısı ve kimlikleri, artık bu işin hukuksal mantığın seyri dışına çıktığını göstermektedir.
karadenizli
07-03-2009, 19:43
http://www.haberalemi.net/86438_Neriman-Aydin:-Kafa-gerekiyorsa-kopartilmalidir.htm
İşte çağdaş bir kadın
mustafa balbayla beraber tutuklanmıştı neriman aydın
Neriman Aydın'ın yazıları
http://www.toplumsalhaber.com/yazar.php?id=1293
Ulusalcı Atatürkçü bir yazar ,ülkemizde ki karşı devrimin yapılmakta olan sivil darbenin önündeki bir engel, atın heryerekon çuvalına sesi çıkmasın.
http://www.haberalemi.net/86438_Neriman-Aydin:-Kafa-gerekiyorsa-kopartilmalidir.htm
İşte çağdaş bir kadın
mustafa balbayla beraber tutuklanmıştı neriman aydın
Yazinin altinda kaynak Zaman yaziyor.
Peki bu Zaman niye kaynak belirtmiyor?
Bu günkü zaman gazetesine gir bak bakalim, neler yaziyor?
Bu gizli bilgileri, belgeleri nasil elde ediyorlar?
Demokrasi ve evrensel hukuk kurallarinin oldugu bir ülkede bunlar asla olmaz...:mad:
Anlamamak icin mi direniyorsunuz, yoksa bunlari anlamak mi isinize gelmiyor?
Bu sekilde basin kurallarini hice sayan yalaka gazeteleri, onlara bu bilgileri verenleri, suclulugu kanitlanmamis insanlari teshir edenleri, haklarinda gereksiz yorum yapanlari, kanitlar bulunmadigi halde hapislerde yatiranlari, bu dava hakkinda ulu orta her kim olursa olsun konusanlarin tümünü;
Bir Avrupa Birligi ülkesinde yapsinlar da görelim bakalim, Dünya kac bucakmis, kac köseli imis...
Amsterdam'da meydana gelen ucak kazasi olduktan sonra:
Buraya geldiler, gördük bu agizlarindan salyalar akan vampirler ordusunu.
Hepsi süt dökmüs kedilere döndüler... Tipis, tipis Türkiye'ye döndüler, oradan basladilar; yalanlarini, pisliklerini saga sola sacmaya...
Kafalarinizi su yosun tutmus akvaryumun icinden cikartin biraz. Ne bu sekilde isleyen hukuk kurallari var, ne de böyle azmis bir sekilde her seye saldiran canavar gibi bir medya...
karadenizli
07-03-2009, 21:41
Zamanda başka bir gazeteyi kaynak gösterse onada bir kulp bulursunuz ama gazetecilikte şöyle birşey var doğru veya yanlış tartışılır ama gazeteciye haber kaynağı sorulmaz.
Zaten kadın itiraf etti bunu "fazla tepki vermiş olabilirm" dedi ama ben kanmadım tabi kesin ergenekon üyesidir çünkü bir kadın kolay kolay böylecümleler kurmaz
:DZamanda başka bir gazeteyi kaynak gösterse onada bir kulp bulursunuz ama gazetecilikte şöyle birşey var doğru veya yanlış tartışılır ama gazeteciye haber kaynağı sorulmaz.
Anlayisina hayran kaldim,
karadenizli kardesim.
Allah yardimcin olsun.:)
Zamanda başka bir gazeteyi kaynak gösterse onada bir kulp bulursunuz ama gazetecilikte şöyle birşey var doğru veya yanlış tartışılır ama gazeteciye haber kaynağı sorulmaz.
karadenizli,
Sana bir soru soracağım ama kıvırmak yok ... tamam mı?
Diyelim aradan 5 sene geçmiş, Zaman gazetesi biyerden bulmuş, "karadenizli" diye biri var; zındıkların forumlarına yazıyor demiş. Zamanın savcısı seni içeri tıkmış, aradan iki yıl geçmiş. Sen hapiste çürüyorsun ama ortada ne bir iddia var ne dava.
Ne hissedersin?
Kıvırtmadan cevap ver buna.
A.
Hocaefendi fena yakalandı :D
'Ergenekon'da bir GATA'kulli var' diyen Fethullah Gülen, 12 yıl önce ne düşünüyordu?
http://w9.gazetevatan.com/Hocaefendi_fena_yakalandi/226867/1/Manset
eylembaba
08-03-2009, 20:14
Osmanım'ın yalanları belgelendi. Savcı Öz yine fena çuvalladı.
Danıştay saldırısı ile Ergenekon örgütünü ilişkilendiren Osman Yıldırım’ın ifadelerini baz istasyonu kayıtları yalanladı.
Yıldırım’ın Ataköy’de 30 Nisan 2006 günü kendisine bomba verdiğini söylediği kişilerin cep telefonları farklı yerlerden sinyal veriyordu
İSMAİL SAYMAZ
İSTANBUL -
Osman Yıldırım ifadesinde: “30 Nisan 2006’da el bombalarını bize Ataşehir’de Muzaffer Tekin verdi. Bombaları başka bir odadan Rasim Görüm getirdi. Fikri Karadağ da oradaydı” demişti.
Ancak mahkemeye gelen baz istasyonu kayıtlarına göre; 30 Nisan’da Tekin ve Öztürk Kadıköy’de, Görüm Hendek’te, Karadağ ise Balıkesir’de; hiçbiri Ataşehir'de değil...
Alparslan Arslan’ın lideri olduğu grup Cumhuriyet Gazetesi’ne 5, 6 ve 10 Mayıs’ta üç kez el bombası atmıştı. Alparslan Arslan, 17 Mayıs’taysa Danıştay Suikastı’nı gerçekleştirmişti. Karara bağlanan bu dosya Ergenekon’la birleştirilmişti.
eylembaba
08-03-2009, 20:15
Daha fazla bilgi isteyenler için haberin ayrıntıları şöyle:
Bomba ve 500 bin dolar
Danıştay suikastı ve Cumhuriyet’e yönelik üç el bombalı saldırıyı Ergenekon’la ilişkilendiren veri, ilk iki eylemin hükümlüsü Osman Yıldırım’ın ifadeleriydi. Osman Yıldırım Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması olaylarının görüldüğü dava sonunda Danıştay’ı silahla basan avukat Alparslar Arslan ile birlikte müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Bundan sonra Ergenekon Davası’nda gizli tanık olarak ifade veren Yıldırım’ın iddiaları, iddianamede şöyle yer almıştı: “Danıştay olayı faillerinden Osman Yıldırım alınan ifadesinde özetle, 30 Nisan 2006 günü Ataşehir Migros önünde Alparslan Arslan’la buluştuğunu ve birlikte bir villaya gittiğini, villada Muzaffer Tekin, Alparslan Arslan, Oktay Yıldırım ile birlikte kendisinin tanımadığı 10-15 şahsın olduğunu, burada Muzaffer Tekin’in üç el bombası vererek 500 bin dolar karşılığında Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasını istediğini, kendisinin de bunu kabul ederek yanındaki adamları ile olayı gerçekleştirdiğini beyan etmiştir.”
Yıldırım sonraki ifadesinde fotoğraf üzerinden teşhis ettiği Kuvayi Milliye Derneği’nden Rasim Görüm’ün de villada bulunduğunu, Muzaffer Tekin’in talimatıyla odadaki el bombalarını getirdiğini iddia etmişti. Yıldırım, bu derneğin başkanı emekli Albay Fikri Karadağ’ın da yanlarında olduğunu öne sürmüştü.
Cumhuriyet avukatları
Bu iddialar üzerine, Ergenekon Davasın’da müdahil olan Cumhuriyet gazetesinin avukatları Akın Atalay ve Bülent Utku, 18 Kasım 2008’de bu iddianın araştırılmasını istedi. Dilekçede; Muzaffer Tekin, Rasim Görüm, Alparslan Arslan, Veli Küçük, Osman Yıldırım, Oktay Yıldırım, Fikri Karadağ ve Mehmet Zekeriya Öztürk’ün 29 Nisan - 12 Mayıs 2006 arasında telefon dökümlerinin, baz istasyonlarını gösterir şekilde alınması istendi. Dokümanlara göre; sanıklardan hiçbiri o tarihte Arslan ve Yıldırım’la görüşmedi. Baz istasyonları çizelgesiyse şöyle:
30 Nisan: Alparslan Arslan’ın telefonu Zeynepkamil, Üsküdar, Alemdağ, ve Balmumcu’da sinyal veriyor. Osman Yıldırım, 30 Nisan’da öğlene kadar Bursa ve Yalova’da görünüyor. Telefonu, 14.54’te Dudullu’da sinyal veriyor. O gün 23.24’te kadar Sultançiftliği’nden ayrılmıyor. Yıldırım ile Arslan, 30 Nisan’da beş kez görüşme yapıyor. Görüşmeler sırasıyla; 00.43, 12.49, 14.02, 14.54, 15.01, 15.02’de yapılıyor. Muzaffer Tekin, 30 Nisan’da Göztepe Park’ta, Maltepe’de, Pendik’te, Beykoz’da ve Ziverbey’de sinyal veriyor. Rasim Görüm, Adapazarı Hendek’te; Karadağ’sa Balıkesir’de görünüyor.
1 Mayıs: Arslan’ın telefonu Ataşehir’de 14.27’de sinyal veriyor ve Yıldırım’ı arıyor. Üç kez telefonla görüşüyorlar. Arslan’ın telefonu Ataşehir’de en son 15.05’te sinyal veriyor. Aynı anda Yıldırım’ın telefonu da Ataşehir’de sinyal veriyor. Yıldırım, 15.20’ye kadar burada kalıyor. Yıldırım’ın telefonu 16.02’de bir kez daha sinyal veriyor. Sekiz dakika sonra Samandıra’da sinyal veriyor. Tekin ve Öztürk o sırada Kadıköy’deydi. Görüm, Hendek’teydi. Karadağ’sa Acıbadem ve Sahrayıcedit’tedi.
3 Mayıs: Alparslan Arslan’ın cep telefonu 3 Mayıs’ta 15.31’de Ataşehir’de sinyal verdi. Fakat bundan yedi dakika önce Dudulu, beş dakika sonra da Kayışdağı’ndaydı. Osman Yıldırım, bu saatlerde İşkulesi’ndeydi. Muzaffer Tekin, Kadıköy’de; Görüm, yine Hendek’te, Fikri Karadağ ise Acıbadem’de ve Salacak’taydı.
eylembaba
08-03-2009, 20:16
Osmanım'ın suç dosyaları
Kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımaktan 9 yıl hapis
(Eyüp 1. Ağır Ceza 1995/78)
Ablasını öldürmekten 20 yıl hapis
(Akhisar Ağır Ceza 1989/32)
Nüfus kağıdında sahtecilik yapmaktan mahkumiyet
(Kırklareli Asliye Ceza 1998/215)
Öz yeğenini satarak fuhuşa aracılık etmekten 2 yıl 6 ay hapis
((Erzurum 1. Asliye Ceza 1998/391)
Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması
Danıştay suikastinden müebbet hapis
(Ankara 12. Asliye Ceza)
İşte, Atatürk'e "İngiliz piçi" diyen Osmanım'ın (Osman Yıldırım) suç dosyaları bunlar
İşte, Ergenekon Savcısı Öz'ün başının üzerinde gezdirdiği ve "Osmanım" dediği kişi bu.
Böyle bir kişinin "gizli tanık" olması, vicdanen ve hukuken kabul edilemez.
Danıştay suikasti davasının 27.6.2008 tarihli celsesinde Osmanım'ın söyledikleri:
"Türkiye Cumhuriyeti devletini tanımadığımdan suçlamalarla ilgili savunma yapmayacağım.
Ben Anadolu İslam devletinin bir vatandaşıyım.
Müslüman vatandaşlar üzerinde baskı kurmak isteyen Cumhuriyet Gazetesi'ni üç kez bombalattım.
Ayrıca Alparslan arkadaşıma Danıştay suikastini yaptırdım.
İddianameye konu edilen sözleri de sarf ettim.
İsim vermeden istinkaf ettiğim şahsı, "Kurtuluş savaşı vermemiş, satış savaşı vermiş" "İngiliz tetikçisi" ve "İngiliz piçi" olarak sıfatlandırdım.
Şimdi bu kişi gizli tanık olacak, tanık koruma programından yararlanacak.
Kendisine bir ev satın alınacak veya kiralanacak.
Kendisinin ve ailesinin tüm ihtiyaçları karşılanacak
İş kurabilmesi, için yüklü miktarda para ya da maaş verilecek
Geçici olarak başka bir ülkeye yerleşebilecek
Sizin vicdanınız buna razı oluyor mu?
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Aydınlık, 8 Şubat 2009
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
benimki razı olmuyor ama millet hala savunuyor bu tipleri işte.
İşte, Atatürk'e "İngiliz piçi" diyen Osmanım'ın (Osman Yıldırım) suç dosyaları bunlar
İşte, Ergenekon Savcısı Öz'ün başının üzerinde gezdirdiği ve "Osmanım" dediği kişi bu.
M. Kemal Atatürk'e "beton Kemal" diyebilmek alçaklığını gösterebilen bir Türkiye Cumhuriyeti savcısının bel bağladığı "tanık" ancak bu kadar olabilirdi.
Savcı efendi, sen bu işten yakanı nasıl kurtaracaksın bir de onu düşün.
A.
takip edenler bilir
şimdi 20 yıl önce olan gazi mahallesi olayları,
Sivas Katliamı da ergenekona yamanmaya çalışılıyor.
acaba arkadaşlar hala ısrar ediyor mu ergenekon vardır diye merak ediyorum.
sivas katliamını kimlerin yaptığını herkes biliyor.
gazi olaylarını kimlerin ne amaçlarla provoke ettiğini herkes biliyor.
ergenekonun bir saçmalıktan ibaret olduğunu ve sadece muhalifleri kapsadığını görün artık.
bana kalırsa bu ergenekondaki amaç hem muhalifleri susturup sindirmek,
hemde PKK'nın yaptığı herşeyi ergenekona maletmek ve PKKyı aklamak.
karşıt fikri olan varsa buyrun dinliyorum.
Ergenekon ‘Zirve katliamı’na bağlandı
12/03/2009
Ergenekon savcısı Öz Malatya katliamıyla ilgili bir ihbarda suçlanan eski Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger ve bir uzman çavuşu gözaltına aldırttı
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=925797&Date=13.03.2009&CategoryID=77
Silopi'de kuyudan yanmış giysi çıktı
Şırnak’ın Silopi İlçesi’nde 1990'lı yıllarda kayıpların öldürülüp cesetlerinin kuyulara atıldığı iddialarının ardından Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın izniyle başlatılan kazı çalışmalarında, bugün de yanmış elbise parçaları, bir tutam saç ile 9 ayrı kemik parçası bulundu.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11192247.asp?gid=229
Ikinci Ergenekon Iddianamesi geliyor:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11196161.asp?gid=229
Bekaroglu'ndan Ergenekon degerlendirmesi
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=43242&kn=6
elcihanaferin
15-03-2009, 00:35
Yeni haber (Hürriyet):
"Ergenekon operasyonlarının başlamasına neden olan Tuncay Güney'in MİT tarafından içinde bulunduğu casusluk faaliyetleri nedeniyle izlemeye alındığı öğrenildi"
İşte Ergenekon mizanseninin ve savcısının en önemli tanığı. Casus çıkması zaten beklenmez miydi? Bir türlü yakalanıp getirilemediğine göre arkası kuvvetli. Yani arkasında amerika, akepe olmasından kuşku duyulmuyor mu? Bu belirsizliği sürdürmekte yarar görenler kim?
tuncay güneyi ciddiye alanların akıllarında bir sorun olduğunu düşünüyorum.
İŞTE BALBAY'IN TARTIŞILAN GÜNLÜĞÜ
18.03.2009
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanması “gazetecilik gereği tutulan notlar, gazetecinin topladığı bilgiler tutuklamaya delil sayılır mı” tartışmasını doğurdu.
Tartışmadaki iki karşıt cephe de “gazetecilik faaliyetinin tutuklama gerekçesi sayılamayacağını” vurguladı. Ancak bu tutuklamanın sağlam hukuki dayanaklara sahip olabileceğini söyleyen taraf, Balbay’ın “gazetecilik faaliyeti sergilediği için değil, darbe girişimlerine adı karıştığı için cezaevinde olduğunu” iddia etti.
Bu tartışmanın sağlıklı bir zeminde yapılabilmesinin tek koşulu, Mustafa Balbay’a atfedilerek el konulan ve soruşturma makamlarının yanı sıra Cumhuriyet gazetesince de tutuklamanın temel dayanağı olarak görülen günlük düzenindeki notların taşıdığı içeriğin bilinmesiydi.
http://www.tempo24.com.tr/content/ozelhaber.aspx?cat=25&newscode=34804#
Bu arada, bu günlüklerde bir numara denilen kisinin Hilmi Ozkok oldugu söyleniyor. Yani Ergenekon'un 1 numarasi degil, o zamanki devletin 1 numarasi, yani Genelkurmay Baskani ifade edilmis oluyor. Ben bunu yeni ögrendim.
bakalım daha ne gibi saçmalıklar çıkartacaklar ergenekonla ilgili merakla beklemekteyim.
tabii asla ciddiye almıyorum herkesin bildiği gibi ergenekon diye bi örgüt olduğuna inanmıyorum çünkü....
Önce sosyalistleri topladılar
Sesimi Çıkarmadım,
Çünkü ben sosyalist değildim.
Sonra sendikacıları topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben sendikacı değildim.
Sonra çingeneleri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben Çingene değildim
Sonra Yahudileri topladılar
Sesimi çıkarmadım,
Çünkü ben Yahudi değildim.
Sonra beni almaya geldiler
Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.
bu türkiyedeki durumu anlatan bir yazı işte
yakında bizde böyle olucaz.
sevgili unbelieving
günlükleri okudunuz mu, biraz uzunlar da. Okuduysanız orada yazılıp çizilenlere hiç mi tepkiniz olmadı. Sizce normal mi orada konuşulanlar.
Bunun bir suç teşkil ettigi iddiasında degilim. Ama dikkatlice incelerseniz pek de normal konuşmalar, ya da notlar olmadıgını düşünüyorum.
saygılarımla
Dilaver
aynen krokiler ve kazılarak bulunan silahlar Sinan aygünün ofisindeki tabanca gibi bu günlüklerinde düzmece olmadığı ne malum?????Bu ergenekon denen şeyin düpedüz vatanseverleri ve hükümete muhalif şahısları tutuklaması ne demek????Madem darbe yapacaklardı ya da darbeye ortam hazırlıyorlardı en büyük darbeci nü resimler yapmakla meşgulken önce onu alsınlar o zaman bende inanabilirim böyle bir örgüt olduğuna .Ama hayır cumhuriyet mitinglerini düzenleyenleri bile alıyorlar demekki o mitinglere katılan herkes suçlu bu durumda.Bende katıldım o mitinglere şimdi ben ergenekoncu darbecimiyim?????
günlükleride okudum orda bir darbe planına rastlayamadım ben sadece memleketini sevenlerin birlik olması ve iktidara karşı olması gerektiği sonucunu çıkardım
eğer darbe planı yapılsa zaten gizli kapaklı olur ve pat diye darbe yapılırdı zaten.adamlar emekli olmuş görevdeyken darbe marbe olmamış ellerindeki iki tabancaylamı darbe yapacak??gülerim ben buna.
sevgili unbelieving
günlükleri okudunuz mu, biraz uzunlar da. Okuduysanız orada yazılıp çizilenlere hiç mi tepkiniz olmadı. Sizce normal mi orada konuşulanlar.
Bunun bir suç teşkil ettigi iddiasında degilim. Ama dikkatlice incelerseniz pek de normal konuşmalar, ya da notlar olmadıgını düşünüyorum.
saygılarımla
Sevgili dilaver;
Ben okudum, hemde hepsini.
Sizler bir seyleri ya anlamamak icin ayak diretiyorsunuz yada anlamak istemiyorsunuz.:)
1- Laik ve demokratik bir ülkede eger evrensel hukuk kurallari isliyor ve bagimsiz bir yargi var ise bu okuduklarimizi okuma olanagimiz olamaz.
2-Yönetime hakim bir demokratik ve hukuk devleti zamanini bekler ve suclulari suc üstü yakalar.
3- Telefon ile konusmalar ve bunlar gibi tututulmus notlar veya anilar seklinde ki bazi yazilar suc teskil etmez.
4-Üstelik bu bir arastirmaci gazeteci ise hic olmaz.
4-Bunlarin hic birisi mahkemede kanit olamaz.
Gercekten pes artik yani. Bu yapilanlarin hicbirisini AB ülkelerinde yapamazsiniz arkadaslar lütfen. Sizlerin anladiginiz demokrasinin ve hukukun nasil oldugunu, Türkiye'ye geldigim zaman görüyorum.:)
Yani bazi konularda evrensel-insan hocam dogru yaziyor. 100 sene gibi bir gerilik farki var bu gibi konularda ve algilamalarda.
Benim de telefon konusmalarim dinleniyormu acaba?;)
Tayyi-beyi ve ake-peyi öven sevgi dolu kelimelerimi hic eksik etmiyorum da.:D
Türkiye'ye geldigimde mutlaka benide iceri alip numaraliyacaklardir. Kimbilir?
Ya birnumara yada yüznumara hesabindan banada bir bilet keserler. Biiirrrrrrrrrrr cok korktum.
Sizlere kücük bir bilgi vereyim. F. amcamiz B. amcamizin yanina Texas'a yerlesmeye karar verdi. Tasi taragi toplamaya basladi:D
Saygilar.
günlükleri okudunuz mu, biraz uzunlar da. Okuduysanız orada yazılıp çizilenlere hiç mi tepkiniz olmadı. Sizce normal mi orada konuşulanlar.
Bunun bir suç teşkil ettigi iddiasında degilim. Ama dikkatlice incelerseniz pek de normal konuşmalar, ya da notlar olmadıgını düşünüyorum.
Dilaver, sen yapma bari ya!
Varsayalım ki bu günlük denen yazıların arasına hiç kelime katılmamış, hariçten bir tek cümle eklenmemiş, mümkün değil ya, öyle kabul edelim.
Bu adam bir gazeteci.
99 tarihinden itibaren olan bu görüşmeleri not tutarken darbe amacıyla tutmamış.
İlerde koşullar elverdiğinde yazıya dökmek amacıyla tutmuş.
Gazeteciler, terör örgütü ile görüşmeler de bulunuyor da, komutanlarla neden görüşmede bulunmasın?
Bu komutanlar içinde çareyi darbe yapmak olarak görenler de olabilir. Darbenin olanaksız olduğunu düşünenler de olabilir. Darbeyi demokrasiye aykırı bulanlar da.
Bunların konuşulmuş olması, toplantılarda çeşitli görüşlerin sunuluyor olması suç olarak görülebilir mi?
Hele bir gazetecinin bu notları tutmuş olması suç olarak görülebilir mi?
Şimdi biz burada din-felsefe-politika konularında yazıyoruz.
Bir çeşit toplantı sayılır bu.
Bu toplantıda her görüşten insan var.
Radikal düşünenler de var, ılımlı olanlar da, sohbet olsun diye katılanlar da.
Radikal düşünenler suçlansa, "Bunlar devleti yıkmaya çalışıyorlar, dini yoketmeye çalışıyorlar." diye operasyona girişseler, radikalin yanında ılımlıyı da alsalar. Bu ılımlının ya da sohbet için katılanın ne suçu var?
Elbette radikal olan da suçlu değil. Ama operasyoncular radikalleri güçlü gördüğünden onlara dokunamıyor, ılımlılara yöneliyor.
Düşüncenin suç olarak görülmesinden çoktan kurtulduğumuzu sanıyorduk.
Teşebbüse geçmemiş düşünceler asla suç olarak görülemez.
Kaldı ki bu notların ve görüşmelerin Ergenekon safsatasıyla hiç ilgisi yoktur.
12 Eylülden itibaren güçlenmeye başlayan teokrasi yanlısı şeriatçi akımın laik cumhuriyet için bir tehlike olarak görülmesi ve bunun önlenmesi yolundaki düşüncelerdir. 28 Şubat sürecinin devamındaki gelişmelere yönelik "Ne yapılmalı" yönünde fikirlerdir. İçinde darbe fikri de geçebilir. Darbeyi öngören de olabilir, karşı çıkanda. Ama notlardan çıkardığım ülkenin gitgide daha kötüye gittiği ve bunun karşısında birşeyler yapmak gerektiği düşüncesidir.
Herkesin liberal düşünmesi beklenemez. Herkesin "inceldiği yerden kopar, ister şeriat gelsin, ister Osmanlı" demesi beklenemez. Korkulan, demokrasinin elden gideceğidir. Bunlar madem ki gizli toplantıların notlarıdır, nerede hükümet aleyhine provakasyon planları, nerede derin devletin eylem planları, nerede kontrgerilla, Jitem vs.? O toplantıda Uğur Mumcu'nun ölümünden önce PKK hakkında bazı bilinmeyenleri ortaya çıkardığı, Mit'le ilişki kurduğu ama aydınlatamadan öldürüldüğünden yakınılıyor. Bu mudur Ergenekon?
Doğruysa eğer bu notlar nedeniyle Balbay eleştirilebilir. Darbenin sözünün geçtiği toplantılarda yer alması ve darbeyi kesinlikle doğru bulmadığını belirtmemesi nedeniyle tenkit edilebilir. Ama suçlanamaz.
Burada bütün olay geliyor, Cumhuriyet mitinglerine dayatılmaya çalışılıyor. Bir daha bu tür mitinglerin yapılmasının önü kesilmek isteniyor. Mitinglerin organizatörleri, önde gelenleri cezalandırılmaya, sindirilmeye ve halkın gözünde suçlu durumuna düşürülmeye çalışılıyor.
Halbuki dönüp baktığımızda en demokratik şekilde yapılmış eylemlerdi. Birilerinin eleştirdiği gibi darbe çığırtkanlığı değildi. Tamamen halkın tepkisiydi. Demokrasiyi asıl koruması gereken halktır. Eğer halk susturulur, sindirilirse, muhalifler örgüt üyesi diye toplanırsa, medya baskı altına alınırsa bunun adı faşizmdir. Bu durumda birilerinin de çareyi darbede görmesi gayet doğal olur.
Mersin'de AKP'nin mitingi öncesi "Ananı da al git!" denilen çiftçiyi yine eylem yapar diye gözaltına aldıran zihniyet, Adana'da metro'yu çalıştırmamak için elektriği kestiren zihniyet, kendi yandaşlarına el altından TC kimliği çıkarttırıp, konuyu gizli tutup son 15 günde 10 milyon insanı kimlik çıkartma paniğine sürükleyen zihniyet, pazar günü Kazlıçeşme'de 2 miting olmaz diyerek 3 partiyi Çağlayan'a mahkum bırakan zihniyet, muhalif gördüğü vergi rekortmeni medya grubuna cumhuriyet tarihinde eşine rastlanmayan bir ceza uygulayan zihniyet, 13 yaşındaki çocuğun boynunu sıkan, otobüsten hışımla inip kendisine söz söyleyen kadını azarlayan zihniyet faşist zihniyettir.
Bu faşist zihniyet karşısında susup, ses çıkaranı suçlamak ise anti-faşistlere yakışmaz.
karadenizli
18-03-2009, 16:45
Yahu ne hala savunma psikolojisindesiniz dilaver abi gibi objektif olmayı denedinizmi hiç
Doğru avrupa ülkelerinde böyle şeyler olmaz bir gazeteci gidip askerle darbe muhabbeti yapmaz,böyle gazeteciler barınamaz zaten avrupada s.ktir ederler bunları.
Yok çağdaşlık gidiyormuşda darbe yapacaklarmış ulan darbe olduktan sonra bu çağdaş hayatı yaşayın elinizi öperim sokağa bile çıkmaya korkarsınız hani kızsamda aziz nesin diyor ya;şu kadarcık beyin yokmu bunlarda diye.
Yerin altından atom bombası çıksa yine aynı şeyleri söylersiniz çünkü kafanıza koymuşsunuz.
İnkar politikaları bitmez tükenmez.....
karadenizli
18-03-2009, 16:50
pante bu konuşmaları askerlerin yapması normal değil.
Atatürkün zamanında bunların sesi bile çıkmıyordu
osmanlı niye yıkıldı
askerler başladı siyasete
atatürk diyorki;siyaset yapacaksan üniformayı çıkar.
Artık savunmayın şu örgütü nice masumların canını yakmışlar.
pante bu konuşmaları askerlerin yapması normal değil.
Atatürkün zamanında bunların sesi bile çıkmıyordu
osmanlı niye yıkıldı
askerler başladı siyasete
atatürk diyorki;siyaset yapacaksan üniformayı çıkar.
Artık savunmayın şu örgütü nice masumların canını yakmışlar.
Atatürk'ün kendisi darbeydi, devrimdi sizin gözünüzde yahu, askere ne hacet! :)
Atatürk'ün döneminde "Ya laik olacaksın ya müslüman!" diyen biri, Taliban liderinin önünde diz çökmüş biri "değiştim artık!" dese dahi başbakan olabilir miydi hiç?!
ne darbeler ne de darbeciler savunulamaz. Haklı gösterilemez.
Mustafa Balbay'ı gazeteci kimliğiyle yer almış olsa dahi eleştiririm ama suçlayamam. Çünkü o bir gazetecidir, katılabilir.
Benim gözümde darbe, bugünkü durum ve gidişattan daha tehlikelidir.
Darbeler ülkeye hiçbirşey kazandırmamıştır, 27 Mayıs hariç.
27 Mayıs'ın demokratik kazanımları olsa bile yolu-yöntemi yanlıştır.
Darbelere karşı olmak, anti-demokratik uygulamalara sessiz kalmayı getirmemeli. Darbe karşısında Ilımlı İslam adı altında dinci faşizm tercih edilmemeli. Kemalizm'i tasfiye edeceğiz diye devletin kadroları Fetullahçılara teslim edilmemeli. Balbay'ın günlükleri varsa, Fetullah'ın asıl emellerini ifşa eden konuşma kasetleri var. Ülkenin nasıl ele geçirileceği, şeriatin nasıl getirileceği yolunda nutukları var.
Darbe düşüncelerinin ortadan kalkması, bu düşünceye neden olan faktörlerin temizlenmesiyle mümkündür. Faktörlerin ise azalacağına, gitgide arttığını görmekteyiz. Bu da Balbay olmasa da bir başkası ile bu düşüncelerin devam edeceğini gösterir.
karadenizli
18-03-2009, 17:19
Atatürk'ün döneminde "Ya laik olacaksın ya müslüman!" diyen biri, Taliban liderinin önünde diz çökmüş biri "değiştim artık!" dese dahi başbakan olabilir miydi hiç?!
Ne alakası var şimdi,konumuz bu değilki,dağ fare doğurdu.
çağdaş bir darbe olmaz her darbe çağdışıdır,ilkeldir.
çağdaş bir darbe olmaz her darbe çağdışıdır,ilkeldir.
Bu dediğine şu an süregelmekte olan darbe de dahil mi acep?
A.
çağdaş bir darbe olmaz her darbe çağdışıdır,ilkeldir.
Aferin bak kafan calismaya basladi yavas, yavas.:)
Bizde sivil darbe yapiliyor bu ülkede diye yirtiniyoruz. Sen var ya yasadigin ülkendeki yasalarda ne yaziyor daha ondan haberin yok. Is oldun diye zirt pirt, oraya buraya cikislar yapiyorsun.
Fakat her yaptigin cikis senin bilgi ve birikimini biraz daha netlestiriyor.:)
İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217
A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve 9119 Sayılı
Bakanlar Kurulu ile "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Resmi
Gazete ile yayınlanması yayımdan sonra okullarda ve diğer eğitim
müesseselerinde okutulması ve yorumlanması ve bu Beyanname hakkında
radyo ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulması" kararlaştırılmıştır.
Bakanlar Kurulu Kararı 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 Sayılı Resmi
Gazete'de yayınlanmıştır.
Madde 9- Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve
sürgün edilemez.
Madde 10- Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine
bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir
mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı
vardır.
Madde 11
1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm
güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu
olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslararası hukuka göre bir
suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu
sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan
daha ağır bir ceza verilemez.
Madde 12- Kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da
haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz.
Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya
hakkı vardır.
Madde 19- Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu
hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu
205 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve
yaymak hakkını gerekli kılar.
Madde 20
1. Herkesin silahsız ve saldırısız toplanma, dernek kurma ve derneğe
katılma özgürlüğü vardır.
2. Hiç kimse bir derneğe girmeye zorlanamaz.
Madde 29
1. Herkesin, kişiliğinin serbestçe ve tam gelişmesine olanak veren
topluma karşı ödevleri vardır.
2. Herkes haklarını kullanırken ve özgürlüklerinden yararlanırken,
başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı
gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve
kamu düzeniyle genel refahın gereklerinin karşılanması amacıyla yalnız
yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olur.
http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhak/pdf01/203-208.pdf
Diger maddeleride bir zahmet sen oku cok bilmis karadenizli. AB ülkeleri konusunda ise hic sallama. Ne kadar cok seviyorsun bilmedigin konularda sallayip üfürmeyi öyle?
Simdi yukarida yazilanlari iyice oku bakalim. Simdiki hükümet veya bir baskasi hic farketmiyor benim icin, hangisi bunlari yerine getiriyor?
Devletin polisi, savcisi, hukuku, yönetimi bunlara uyuyormu?
Nasil yasiyorsunuz sokaklarda, evlerinizde?
Sallamadan önce, cuvalin bagli oldugu ipi iyice tut ki, cuval elinden kaymasin karadenizli.;)
Boslukta kalan ve senin sallamis oldugun cuval dönüp senin kafana düsmesin.:D
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=184247 (http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=184247)
Öncelikle yukarıdaki linki okumanızı öneriyorum, bana ilginç geldi size de gelebilir. İkinci olarak yukarıdaki iletimde kimseyi suçlamadıgımı belirttigim halde suçlanan olmuşum bunu da hayretle karşılıyorum.
Muhalif olanlara gözdagı verilmek istendigini kabul ediyorum, fakat Veli Küçük, Muzaffer Ertekin, Fikri Karadag vb bunları nasıl degerlendiriyorsunuz onu merak ediyorum. Aslında Ergenekon palavradır diyenler TC nin adalet mekanizmasını suçluyorlar buna kimse deginmiyor.
Aradan bir sene geçtikten sonra tutuklu sanıklar hala salıverilmiyorsa bu mahkeme açısından iki anlama gelir. Bu insanlar kuvvetle muhtemel ki suç işlemişlerdir ve alacakları cezayı henüz yattıkları süre karşılamamaktadır. KC bunu daha iyi bize anlatabilir. Hadi başbakan talimatı ile bu insanlar gözaltına alındılar ki böyle oldugunu düşünmüyorum, yahu bir senedir bu mahkemeye 50 tane itiraz yapıldı hala neden tutuklular. Ayrıca Balbay daha önce serbest bırakılmıştı, şimdi tutuklanması konusunda bu kuvvetli deliller nelerdir. O halde burada dogrudan dogruya CMUK eleştirlmelidir.
Bu başlıgın başından beri defalarca yazdıgımı hatırlıyorum. Devletin iki kligi arasındaki çatışmaya taraf olmam, ama pisliklerin ortadan kaldırılmasını da desteklerim. Faili meçhullere, kuyulara hiç deginmiyorsunuz. Bunları birilerinin yapmış olması gerekir degil mi. Peki ne amaçla yapmışlar. Bakın bu iddianamede bunlar da var. Bir başka başlıkta Tekirdag F tipi cezaevindemn gelen bir mektubu yayınlayacagım. Kararsızdım ama şimdi gerekiyor, onu da okumanızı dilerim.
Ergenekon iddianamesinin ve gelişiminin temelinin de Kürt Meselesi oldugunu bilmem kavrayabilir misiniz. Ama topluma biz ve ötekiler gözlügünden bakan bir anlayış için zor. Kürt meselesinde artık barış aranıyor ve çözüm aranıyor. Bunun için de eski şahin kligi tasfiye ediliyor. Tasfiye edilirken de biraz patırtı koparılıyor olay bu. Bunca zaman bebek katili edebiyatı yaptıktan sonra elbette başka türlü aşılamazdı mesele. O yüzden iş darbeye ve darbecilere havale edildi. Sulandırıldı ve bir sürü sansasyona yol açıldı. Millet darbeden başka bir şey konuşmaz oldu. Şimdi ise Pkk ile yapılacak barış konuşuluyor.
Dün Türkiye nin en büyük gazetesi genel yayın yönetmeni Ertugrul Özkök'ü okudunuz mu bilmem. Apo ile anlaşılmasından yana yazı yazmıştı. Apo yu takip edermisiniz onu da bilmem. Takip ediyorsanız aylardı görüşme notlarında barış ve konuşmadan bahsettigini okurdunuz. Abdullah Gül'ün Kürt meselesinde çok olumlu gelişmeler var tavrını nereye koyacagız. Talabani su forumunda çok mu önemli bir isimdir.
Bunları ve diger gelişmeleri alt alta koyun bakalım ne ortaya çıkacak. Ama siz gene kahrolsun Akp edebiyatına devam edeceksiniz.
Şimdiye kadar yazdıgım her yazıda devlet meselesinin altını çiziyorum bu konuyu demokrasi ve komünizm başlıgında ise ayrıntılarıyla, sosyal ve tarihsel temelleriyle işlemeye çalışıyorum. Akp ile Chp nin öz itibarıyla hiç bir farkı olmadıgını savunuyorum. Yaşananlar da beni dogruluyor. Bu partiler egemen sınıfların sadece ortaya koydugu senaryoyu uygularlar ve bizleri yönlendirirler. Ötekiler kavramını derinleştirerek toplumu kutuplaştırırlar. Kürt meselesinde barış çabaları için şahinler kanadının tasfiyesi gerekiyordu. İpligin bu kadar pazara çıkmasının nedeni de budur. Bunca kan edebiyatına ragmen başka türlü de olamazdı.
Emek tarafında yer alan bizler için bu klik çatışmasının zerre kadar önemi yoktur. Önemi pisliklerin ortaya çıkabilmesindedir ve taraf tutulacak bir yanı da yoktur. Devlet kendini temizlemiyor sadece saflardan biri birini safdışı ediyor ve bunun sonucunu da görecegiz. Kaldı ki develet bizatihi kendisi derindir. Bunu kavrayabilmek gerekiyor.
Peki ordu bunun neresindedir. Bizatihi içindedir ama fazla üst rütbelilere de dokunulmasına karşılar. Zannedersem Dolmabahçe toplantısında bunun mutabakatına varıldı. Önümüzdeki Kürt Meselesinde gelişebilecek yaklaşımları okurken bu iletimi de hatırınızda tutmanızı dilerim. Elbette bunu güçler dengesi belirleyecektir, biraz da Obama :D
saygılarımla
Ergenekon iddianamesinin ve gelişiminin temelinin de Kürt Meselesi oldugunu bilmem kavrayabilir misiniz. Ama topluma biz ve ötekiler gözlügünden bakan bir anlayış için zor. Kürt meselesinde artık barış aranıyor ve çözüm aranıyor. Bunun için de eski şahin kligi tasfiye ediliyor. Tasfiye edilirken de biraz patırtı koparılıyor olay bu. Bunca zaman bebek katili edebiyatı yaptıktan sonra elbette başka türlü aşılamazdı mesele. O yüzden iş darbeye ve darbecilere havale edildi. Sulandırıldı ve bir sürü sansasyona yol açıldı. Millet darbeden başka bir şey konuşmaz oldu. Şimdi ise Pkk ile yapılacak barış konuşuluyor.
ergenekonu kürt meselesiyle alakalı görmüyorum
ayrıca apoyla anlaşmak gibi birşey saçmalıktan ve hayalden başka birşey değildir
madem amerika avrupa bu kadar anlaşılmasını istiyor apoyla o zaman onlarda oturup paşa paşa usame bin ladinle anlaşacak
çünkü iki kişinin yaptıkları özünde aynı
terör terör terör
terörle anlaşılmaz
terör ortadan kaldırılır yok edilir
şahsen aponun bu kadar yıldır beslenmesinede karşıyım ben
geldiği gibi asılsaydı ne terör kalırdı ne pkk
hiçbir tane teröristte çıkıp eylem yapmaya değil cesaret etmek
aklından hayalinden geçiremezdi
öyle ya anlayana anladığı dilden konuşacaksın
terörist dediğin adam kan dökücüdür kıyıcıdır
o zaman sende ona kıyıp canını yakacaksın ki yapamasın bir daha.
Peki ordu bunun neresindedir. Bizatihi içindedir ama fazla üst rütbelilere de dokunulmasına karşılar. Zannedersem Dolmabahçe toplantısında bunun mutabakatına varıldı. Önümüzdeki Kürt Meselesinde gelişebilecek yaklaşımları okurken bu iletimi de hatırınızda tutmanızı dilerim. Elbette bunu güçler dengesi belirleyecektir, biraz da Obama
ordunun bana göre temel düşüncesi
türkiye cumhuriyetinin temellerine yerleştirilen dinamitleri kaldırabilmek
çünkü TSK cumhuriyetin ve laikliğin Atatürk devrimlerinin bekçisi ve koruyucusudur
eğer darbe bile yapsa bu anayasal hakkıdır
anayasa belirtiliyor çünkü
eğer düzen ve cumhuriyet laiklik tehlikeye girerse orduda onu korumak için elinden geleni yapacaktır yapmalıdırda
şayet Atatrük yeteri kadar uzun yaşasaydı zaten bunlar olmazdı
maalesef ömrü yetmedi bunların kökünü kurutmaya.
Ama siz gene kahrolsun Akp edebiyatına devam edeceksiniz.
Sevgili dilaver;
Yok böyle bir sey. AKP CHP ve diger P ler hepsi hukuk ve demokrasi olarak ayni kafadalar.
Ben bir tek sey savunuyorum. Bu yapilanlar hukuk ve insan haklari ile uyusmamaktadir.
Ne cete kalsin, ne darbeci, ne faili mechul cinayetler, ne de mafya...
Bunlari yapabilmek icin önce laik ve demokratik bir ülke, ardindan bagimsiz bir yarginin olmasi gerekir.
Parti ici demokrasisi ve dokunulmazliklarin kaldirilmadigi bir ülkede bunlara devlet kendini temizliyor denemez.
Devlet el degistiriyor baska olan bir sey yok.:)
Darbe yapilacak diye, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ici bosaltiliyor, yerlerine, F. tipi adamlar yerlestiriliyor. Peki bu ne?
Sizler devam edin devlet temizleniyor düsüncelerinize. Basbakanin agzi temizmi ki partisi bu devleti temizleyecek. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, ne bir Basabakani ne de Cumhurbaskani Amerika'ya gidince, salya sümük bir imami hemde protokol disi, asla ziyaret etmez.;)
Bu kafalar mi devleti temizleyecek?
Gercek laik demokrasi ve bagimsiz bir yargi olursa, herkesin avantasi kaybolacak Türkiye'de... Hemde her kesimin. O aydin gecinenleri görecegim ben o zaman...
Kibrit alevi gibi olacaklar..püfffff.:D
Saygilar.
Sizler devam edin devlet temizleniyor düsüncelerinize.
cigi nerede yazdım bunu belirtir misin. Şimdi ordudan bahsetsem vatan haini olurum.
İslam ya da siyasal İslam devlet kademelerine bizzat ordu tarafından getirlmedi mi. 12 Eylül'ün ürünü degil mi. Bizzat devlet tertibi degil mi.
Şimdi diyeceksiniz ki ordu degişti. O zaman ben de sizden ordunun 12 Eylüle yönelik eleştirilerini dile getirmenizi isteyecegim.
Devlet el degiştirmez. Devlet bir sınıf bileşenidir, yalnız devletin uyguladıgı şiddet biçimi degişir bu da devletin, gerici, faşist, demokratik vs gibi biçimler almasını saglar. Cezaevleri operasyonunun Ecevit zamanında yapıldıgını ve 28 kişinin hayata dönüş adına katledildigini hatırlatarak aşagıdaki yazıyı saglık veririm : Bakın devlet nedir ve bu öz hiç degişmemiştir.
Nevruz ve 1 Mayıs yaklaşırken Emniyet Genel Müdürlüğü, mühimmat ihalesine çıktı: 60 bin gaz spreyi, 20 bin yarı otomatik tabanca, 50 bin kelepçe
alınıyor
Emniyet Genel Müdürlüğü, 29 Mart'ta yapılacak yerel seçimler ile 21 Mart
Nevruz ve 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları öncesi gücünü artırıyor. Genel
Müdürlük, özellikle Çevik Kuvvet polislerinin, toplumsal olaylara
müdahalede kullandıkları mühhimat, araç ve ekipmanın yenilenmesi ve
takviyesi için ihaleye çıkma kararı aldı. İhalelerle alınacak yeni
malzemeler, 81 ilin Çevik Kuvvet Şube Müdürlükleri'ne gönderilecek.
Emniyet'in Dikmen Caddesi'ndeki binasında 16 Mart'ta başlayacak ihaleler,
15 Nisan'da son bulacak.
Neler alınıyor?
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, toplumsal olaylarda görev alan Çevik Kuvvet
polisleri için ihaleyle alacakları şunlar:
- 60 bin gaz spreyi
- 2 bin panzerci gözlüğü
- 2 bin maske
- 25 tane toplumsal olaylara müdahale aracı
- 10 bin çift görev eldiveni
- 40 bin yazlık şapka
- 20 bin 9X19 mm çapında yarı otomatik tabanca
- 20 bin kazak
- 50 bin metal kelepçe
- 30 bin panço yağmurluk
- 5 bin vücut koruyucu elbise
- Çevik Kuvvet, terör ve istihbarat şubeleri araçları başta olmak üzere,
çeşitli birimlere ait araçların kullanımı için 1 milyon 600 bin ton
akaryakıt.(Akşam)
saygılarımla
Şimdi ordudan bahsetsem vatan haini olurum.
İslam ya da siyasal İslam devlet kademelerine bizzat ordu tarafından getirlmedi mi. 12 Eylül'ün ürünü degil mi. Bizzat devlet tertibi degil mi.
Şimdi diyeceksiniz ki ordu degişti.
dilaver sen beni anlamiyorsun, ya da anlamak icin caban dahi yok.
Sana vatan haini filan diyen de yok. Yukaridaki düsüncelerinede katiliyorum.Ben yazmaktan usandim fakat sen ve senin gibi düsünenler anlamamak icin ayak diretiyorsunuz.
Son kez yaziyorum iyi oku.
Sokaktaki esitlik diye bas bas bagiriyorum degil mi?
Laik ve demokratik bir ülke?
Bagimsiz bir yargi?
Evrensel hukuk kurallari?
Birlesmis Milletler evrensel insan haklarini aynen uygulamak?
Din, dil ve düsünce özgürlügü?
Düzgün bir secim sistemi?
Parti ici demokrasisi?
Sivil anayasa?
Dokunulmazliklarin kaldirilmasi?
Üreten bir ülke ve gelir dagilimi?
Düzgün bir tarim ve enerji politikasi?
Düzgün ve oturmus bir egitim ve saglik sistemi?
Haklarinin neler oldugunu, halkina anlatacak sivil toplum örgütleri?
Toplum kurallarina uymasini bilen, bilincli ve saygili bir toplum?
Ya sen daha sokaktaki esitlik kavraminin ne demek oldugunu kavrayamamissin.:D
Onun icin ne demek istedigimi anlamadigin belli oluyor.Hic yorma kendini bos ver.
Saygilar.
cigi
anlaşamadıgımız ve birbirimiz anlayamadıgımız kesin. Ancak ben hayal görmüyorsam biz ergenekon olayını tartışıyoruz ve devletten bahsediyoruz. Onun için de burada bu başlıkta iki ana egilim var.
Biri ki esas itibarıyla sargon tarafından temsil ediliyor, akp yanlılar da buna destek veriyor ve ergenekon ile devletin temizlenecegi düşünülüyor. Bu egilime liberaller sahip çıkıyor. Digeri ise başta aydoe olmak üzere pek çok diger arkadaş tarafından temsil ediliyor ve ordunun ve laikligin altını oymak için oyun oynandıgını iddia ediyorlar. Buna da kemalizm deniyor. Bu Türkiye'nin şu andaki genel durumudur.
Bunun dışında marksistler de benim dile getirdiklerimi savunuyorlar. Biz de bu başlıkta bunları tartışıyoruz. Sen ne tartışıyorsun onu pek kavramış degilim. Senin de başlıgı kavramadıgın belli oluyor.
saygılarımla
cigi
anlaşamadıgımız ve birbirimiz anlayamadıgımız kesin. Ancak ben hayal görmüyorsam biz ergenekon olayını tartışıyoruz ve devletten bahsediyoruz. Onun için de burada bu başlıkta iki ana egilim var.
Sen ne tartışıyorsun onu pek kavramış degilim. Senin de başlıgı kavramadıgın belli oluyor.
saygılarımla
Sevgili dilaver;
Oooooffff, oooooooffff, oooooooffffff...
Yettin mevtime gari...:p
Saygilar.
''Devlet el degiştirmez. Devlet bir sınıf bileşenidir, yalnız devletin uyguladıgı şiddet biçimi degişir bu da devletin, gerici, faşist, demokratik vs gibi biçimler almasını saglar.''
Sevgili Dilaver 1979 da İran'da devlet nasıl bir değişime uğramıştır,halk iktidarımı kurulmuştur?
1980 de ülkemizde darbe olmuş ,sol yok edilmiş ve Özal takunyalarıyla Abd den teşrif etmemişmidir.(yeşil kuşak)
Türkiye'de tek parti tek adam dinci oligarşi kurulmamaktamıdır?
''Biri ki esas itibarıyla sargon tarafından temsil ediliyor, akp yanlılar da buna destek veriyor ve ergenekon ile devletin temizlenecegi düşünülüyor. Bu egilime liberaller sahip çıkıyor. Digeri ise başta aydoe olmak üzere pek çok diger arkadaş tarafından temsil ediliyor ve ordunun ve laikligin altını oymak için oyun oynandıgını iddia ediyorlar. Buna da kemalizm deniyor. Bu Türkiye'nin şu andaki genel durumudur.''
Akp'nin anayasaya karşı bir yapılanma içinde olduğuna ,Anayasa mahkemesi üyelerince karar verilmedimi ?(Hukukçu olmayan Özal devşirmesi Haşim Kılıç hariç)
Türkiye'de darbeyi kim yapıyor?
Meydanlarda at binenin kılıç kuşananın diyen kim?
Onu ata bindiren kimlerdir?
At hisli hayvandır ,onu üstünden atmışken biz neden atamamaktayız ?
İran'da ki solcularda şaha karşılardı da ne oldu?
Marksistlerinde nihai hedeflerini gözardı etmeden faşizme ve emperyalizme karşı doğru cephede yer almaları gerekliliktir.
Ergenekonda tabiki Çiller özel örgütünden 4-5 isim 3-5 mafyacı vardır,ama diğer tutuklananlar ve gözdağı verilenler,susturulanlar bu soruşturmanın bir sindirme ve baskı aracı olarak toplumsal muhalefeti yok etmek amaçlı kurgulandığını göstermektedir.
Kimse telefonda konuşamaz oldu,yukarıda vermiş olduğun emniyetin ihale listesindekiler emekçilere karşı kullanılmak halk muhalefetini bastırmak için alınacak. (Emniyette F tipi örgütlenme hakimdir)
Mustafa Balbay darbeye karşı olduğundan tutuklanmıştır.
Yandaş medya yok edilecek tek ses tek yürek Allah'ın izniyle ümmet olma kul olma yolunda ilerlenecektir.(orduda sesini çıkarmasın artık)
Demokrasi nasıl onlar için araçsa heryerekonda bir araç ve bunu korku sindirme ve baskı amaçlı kullanacaklar,çatlak ses çıkmayacak.
Durmak yok yola devam :)
Padişahım çok yaşa :D
evrensel-insan
19-03-2009, 02:03
Saygideger arkadaslar;
Oynanan tek bir oyun var. ki bu da bu sitenin bile gorus olarak; biribirine dusmesinden algilaniyor. O oyunda; mikroayrimcilik temelinde; TC. nin, hem bir ummet toplumu haline getirilmesi; ki bunun icin korku felsefesi ve suru psikolojisi; hemde; mumkun olabilecegi olcude; ulke butunlugunun ve birliginin bozulup; ulkenin parcalara bolunmesi ve her parcanin, biribirine dusman edilmesi. Hatta, mumkunse; bolunen parcalari ayri ayri destekleyerek, biribiriyle savastirip; ulkeyi bir Irak durumuna getirmek.
O yuzden; ulkenin ve aydinlarinin, bu oyuna gelmesi yerine; bu oyunu bozmasi adina; gercek tehlikeyi gorebilip; hepbirlikte, bu gercek tehlikeye ve onun emir kullugunu yapan iktidara ve ondan beslenen aydinlara karsi; tum farklarin mozaik bir butunlugunde ve tek bir amac olarak; bu farklarin bir uniter yapi butunlugunde korunmasi adina; dusunce uretmek ve davranista bulunmak.
GUN BIRLIK, BERABERLIK GUNUDUR.TURKIYE'YI; YINE TURKIYE'DEN BASKA BIR GUC YIKAMAZ, BOLEMEZ VE PARCALAYAMAZ. Bunun, bilincine varalim.
Birbirimizle didisip, amerikan idealizminin ekmegine yag surecegimize; ona ve onun felsefesi ve ideolojisine karsi; tek vucut olalim.
ERGENEKON BIR OYALAMA, DIKKATLERI BASKA TARAFA CEKME OYUNUDUR. SAG GOSTERIP; SOL VURMAKTIR. ERGENEKON'UN ARKASINDAKI BUZDAGINI GORELIM.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili Dilaver 1979 da İran'da devlet nasıl bir değişime uğramıştır, halk iktidarımı kurulmuştur?
sevgili aydoe
İran'da olan bir devrimdir ama daha sonra karşı devrime meyletmiştir. Devrim ile elbette devletin yapısı degişir.
Akp'nin anayasaya karşı bir yapılanma içinde olduğuna ,Anayasa mahkemesi üyelerince karar verilmedimi
Ben böyle bir şey bilmiyorum. Bildigim kadarıyla anayasa mahkemesi AKP yi kapatmadı. Anayasa karşıtı bir eylem içinde olsa mahkemenin kapatmaması onun da anayasa karşıtı oldugunu gösterir. Sence Anayasa mahkemesi anayasaya karşı mı ki anayasaya karşı olan bir partiyi kapatmıyor.
Marksistlerinde nihai hedeflerini gözardı etmeden faşizme ve emperyalizme karşı doğru cephede yer almaları gerekliliktir.
Bu cephe antikapitalist cephedir. Devlete karşı, devletin sınıf bileşimine karşı bir cephedir. Devletin dışında faşizm işbirlikçisi, faşist, emperyalizm işbirlikçisi bir kesim yoktur. Varsa sen söyle yoksa devletin haricinde bu kesim kimdir onu bana anlat. Biz zaten o cephenin içindeyiz ve bedel ödeyenlerdeniz.
Yani bu ülkede tüm muhalefetin başını çeken Balbay mı. İsmail Beşikçilere, Fikret Başkayalara, Sungur Savranlara ne oldu. :D
Attan bahsetmişsin, haklısın. At sadece ileri bakarmış, sagını solunu göremezmiş.
Sence bu ülkede Mustafa Balbay tek muhalif mi.
saygılarımla
''Akp'nin anayasaya karşı bir yapılanma içinde olduğuna ,Anayasa mahkemesi üyelerince karar verilmedimi
Ben böyle bir şey bilmiyorum. Bildigim kadarıyla anayasa mahkemesi AKP yi kapatmadı. Anayasa karşıtı bir eylem içinde olsa mahkemenin kapatmaması onun da anayasa karşıtı oldugunu gösterir. Sence Anayasa mahkemesi anayasaya karşı mı ki anayasaya karşı olan bir partiyi kapatmıyor.''
10 üyeden 6 sı kapatılsın demiş 4 üde hazine yardımı kesilsin demiş(suç olmadan ceza olurmu) 10 üyede cezalandırmış daha ne olsun,7 kişi kapatılsın dese kapanacak.
Attan bahsetmişsin, haklısın. At sadece ileri bakarmış, sagını solunu göremezmiş.
At sağınıda solunuda görür ,yalnız bazı atlara gözlük takarlar burnunun dikine gitsin diye :)
Sence bu ülkede Mustafa Balbay tek muhalif mi.
Yok değil içerde bir tek o mu var ?
Dışardakilerde sırasını bekliyor sesi fazla çıkanı alacaklar.
En son komünistleri alacaklarmış sen rahat ol :D
''Akp'nin anayasaya karşı bir yapılanma içinde olduğuna ,Anayasa mahkemesi üyelerince karar verilmedimi
Bu kararı gerekçeleri ile birlikte asabilir misin aydoe. Anayasa mahkemesi anayasaya karşı yapılanma içinde olduguna karar verecek ve kapatmayacak. Yahu bu düpedüz anayasaya karşı olmaktır. İşbirligi yapmaktır. Lütfen gerçeklerden bahsedelim.
10 üyeden 6 sı kapatılsın demiş 4 üde hazine yardımı kesilsin demiş(suç olmadan ceza olurmu) 10 üyede cezalandırmış daha ne olsun,7 kişi kapatılsın dese kapanacak.
sonuçta dememiş ve kapatılmamış ve de iyi olmuş. Parti kapatmak ilkelliktir çünkü. Hayallerle tespit olmaz. Anayasa mahkemesi kapatmış mı kapatmamış mı. Kapatmadıysa suç işledigine ikna olmamış demektir. Hukukta başka da bir izah yoktur ve olamaz.
Son olarak diger kemalist yazarlar, örnegin Emin Çölaşan falan neden dışarıda, onlar AKP taraftarı mı.
Şunu anlamanız lazım. Tutuklananlar mahkeme kararı ile orada tutuluyorlar. Demeniz gereken TC nin hukuk sistemi AKP lidir. Bunu diyebiliyor musunuz. Ya da Silivri mahkemesi AKP lidir. Bunu diyemiyorsan şimdiye kadar dediklerinin hiç bir kıymeti harbiyesi de yoktur. Lafı güzaftır. AKP tutuklattı diyelim, peki itirazlar var mahkeme onları neden degerlendirmiyor.
saygılarımla
Sevgili Dilaver
Sen faşizm nedir bilirsin.
Vedat Yenerer neden serbest bırakıldı ve 1 ay sonra tekrardan tutuklandı?
Mustafa Balbay neden 8 ay önce sorgulandı ve serbest bırakıldı ve bu sürede hakkında bir iddaname olmadığı halde tekrar tutuklandı?
Amerika'da ki ses bu işte bir Gatakulli var dedikten 3 gün sonra neden doktorlar soruşturmaya alındı?
Bu konuda yazmayacağım artık demiştim ve de yazmayacağım.
Sizler hukukçuların yazdıklarını okuyunuz ,hukuk çiğneniyor diyorlar.
saygılar
Sizler hukukçuların yazdıklarını okuyunuz ,hukuk çiğneniyor diyorlar.
Barolar birligi başkanının öyle bir yaklaşımı yok. Başka hukukçular kimler ola ki.
saygılarımla
http://www.barobirlik.org.tr/calisma/tv/video.aspx?video=200807-545074.flv
http://www.tumgazeteler.com/?a=4550914
http://www.1turk.net/haberler/h/1586
http://www.gunebakis.com.tr/haber.php?id=13778&t=Ergenekon+rahats%C4%B1zl%C4%B1%C4%9F%C4%B1
Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Özden, Ergenekon iddianamesinin açıklanma şeklinin hukuki olmadığını, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özok da iddianamede iki değişik terör tanımı yapıldığını söyledi.
sevgili aydoe
Birinci linki ciddiye almam. Yekta Güngör oldugu için onu geçelim. İkinci linkte şu var :
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası`ndaki kuralların uygulanmasını talep eden Özok, soruşturmayı sürdüren cumhuriyet savcısının değişik yayınlarla bu kadar çok gündeme gelmesinin de doğru olmadığını belirtti. Özok, şöyle devam etti: `Tabii Ergenekon davasıyla ilgili 8 Eylül 2008`de Başbakan, Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı ile aynı şeyleri söyledim. Kardeşim Türkiye`de kim suç işlemişse -Hakkari`den Edirne`ye kadar- devlet yakasına yapışsın. Hukuk gerekli cezasını versin.
Şimdi burada Baro davaya karşı çıkmıyor, ama anlayşı eleştiriyoer. Bunu ben de yazdım ama senin gibi önyargılı ve tarafgir olamdım. Diyorum ki Balbay için karar mahkeme kararıdır ve o tutuklamıştır. Peki sen ne diyorsun Balbay ı AKP tutuklatmıştır, aramızdaki fark da bu. Balbay ın üzerinde isnat olmasa dışarıda olurdu. Sorun şu, mahkemelere güveniyor muyuz, güvenmiyor muyuz.
Üçüncü linke gelince :
Ergenekon değil, hangi dava olursa olsun hukuk Türkiye'de herkesin yakasına yapışmalı. En sade yurttaştan en sorumlu kamu görevlisine kadar. Biz hepimizin bir anlamda reddedemeyeceği temel hukuk ilkelerini, uluslararası ve temel hukuk ilkelerini, ceza yargılaması hususlarına ilişkin ilkeleri reddetmeyen bir soruşturma
yapılmasını istedik, bunu dillendirdik. Nedir bunlar? Bir insan, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı oluncaya kadar masumdur. Gelin görün ki bir ay, iki ay, üç ay öncesine, hatta bugüne, düne. El insaf. Siz insanların bütün hayatını roman gibi yazıyorsunuz, bir noktasında duruyorsunuz. Kızım yaz, tak tak, geç, gereği düşünüldü. Yargısız infaz yapıyorsunuz. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil. Hukuk bir gün herkese lazım olacak. Onun için birisini suçlarken, hakkında iddialarda bulunurken, bunlara dikkat etmelisiniz savcı olarak, iddia makamı olarak, davayı açan kurum olarak.
Bunlara katılıyorum zaten yazılarımda da vardır. Ama baroların yaklaşımında ERgenekon'un reddi yok, hukuki durum var. Peki sen ne diyorsun. Olaya hukuki mi siyasi mi bakıyorsun. Sana göre ergenekon yok. Ya hukuka göre.
Dördüncü link çalışmıyor.
saygılarımla
bence de hukuk türkiyede herkesin yakasına yapışmalıdır
eğer suçluysanız tabii
ama adalet gitmiş artık hukuk gitmiş
genele baktığınızda eskiden bile
küçücük bir çocuk ekmek çaldığı için yıllarca hapse mahkum olurken
devleti ve bankaları hortumlayanlar dışarıda gezer ve yurt dışına kaçardı.
şu anda da yandaş medya ergenekonla ilgili bi ton yazı yazarken her nedense deniz fenerine yasak gelmiştir
bu türkiyede şu an hakim olan adalet anlayışı
ben artık hukuğa adalete olan güvenimi yitirdim
ergenekon mahkemesi AKPlidir taraflıdır.
Marksistlerinde nihai hedeflerini gözardı etmeden faşizme ve emperyalizme karşı doğru cephede yer almaları gerekliliktir.
Bu cephe antikapitalist cephedir. Devlete karşı, devletin sınıf bileşimine karşı bir cephedir. Devletin dışında faşizm işbirlikçisi, faşist, emperyalizm işbirlikçisi bir kesim yoktur. Varsa sen söyle yoksa devletin haricinde bu kesim kimdir onu bana anlat. Biz zaten o cephenin içindeyiz ve bedel ödeyenlerdeniz.
........
Sence bu ülkede Mustafa Balbay tek muhalif mi.
Devletin dışında faşist emperyalist işbirlikçileri arıyorsanız paranın izini takip edin: birkaç ipucu; AB fonlarını kimler kullanıyor, Soros'un paraları kimlere akıyor, AKP'yi ittire ittire hükümete getiren ve "istikrar" diye diye orada tutan (ama şimdi çarkeden) hangi örgüttü? "Bana da bana da" diye çığırarak AKP saflarına geçen Özal eskisi politikacılar kimler? Ekürisi Ahmet Altan ile TSK'nın altını oymaya çalışan kifayetsiz Amerika'lı kim?
Balbay tabi ki tek muhalif değil, ve o içerideki tek muhalif de değil. Bizler de içeride değilsek bu suçsuz olmamamızdan değil, henüz bu kadar insanı içeri tıkmaya cesaret edememiş olmalarındandır. 29 Mart'ta alınacak sonuçlara göre Arjantin'deki gibi muhalifleri stadlara dolduracakları günler uzak değil. Yaşadığımız karşı-devrimin bizlerden tek bir kişiyi bile sağ bırakmak gibi bir lüksü yok, bırakırlarsa hayatlarının en büyük hatasını yaparlar.
A.
Meğer şaçma sapan bir şeymiş
"ERGENEKON çetesi şeması"na nasıl girdiğim artık iyice anlaşılıyor.
Hani daha önce size anlattığım o malum "darbe şeması".
Beş üstümde Dinç Bilgin.
Dört üstümde Bekir Coşkun ve Enis Berberoğlu.
Üç üstümde, Fethullah Gülen'in sağ kolu.
İki üstümde Yeni Şafak Gazetesi'nin eski genel yayın yönetmeni.
En altta da ben.
Neredeyse Darbecilerin bile paryası.
İşte o belgenin sefaleti yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun önceki gün Mehmet Ali Birand ve Fatih Altaylı'ya konuşmuş.
Bakın Ergenekon Savcısı'nın dosyasına giren o şema için neler diyor:
"Devlet kurumlarının bir işleyişi vardır. O şema da o işleyişin sonucu olarak çıkmıştır. Bir istihbarat gelmiştir. Bu istihbarat, gelen birim tarafından değerlendirilmiştir. Sonra kademe kademe incelenmiştir. En sonunda da bana gelmiştir. Benim hazırladığım bir şema değildir."
* * *
Şimdi geliyorum işin çıldırtan tarafına.
Altaylı soruyor:
"Ama siz şemayı gördünüz."
Müsteşar bu şemayı görmüş ve ne yapmış, buyurun cevabı:
"Tabii ki gördüm. Gördüm ve güldüm. Bana göre saçma bir şemaydı."
Siz hayatınızda böyle bir şey işittiniz mi?
Ülkemizin güvenliğini emanet ettiğimiz en önemli kurumlarımızdan biri, birtakım insanlar hakkındaki "darbecilik" iddialarını içeren bir şemayı, "saçma" bulduğu halde, ülkenin başbakanına ve genelkurmayına iletiyor.
Merak ediyorum, acaba altında "Bu belge saçmadır" diye bir ifade var mıydı?
Olması mümkün mü?
Öyle bir ifade koysanız, adama "Kardeşim madem saçmaydı, bunu bana niye gönderdiniz?" demezler mi?
Bakın sizin o "saçma" dediğiniz belge bugün Ergenekon Savcısı'nın dosyasında duruyor ve kendini "demokrat" ilan etmiş birtakım gazetelerin manşetlerine "Sıra medya yöneticilerinde" diye çıkıyor.
Üstelik güya ismimizi vermeden bütün koordinatlarımızla.
"Büyük bir gazetenin genel yayın yönetmeni" ve "Büyük bir gazetenin Ankara temsilcisi."
Yani ben ve Enis Berberoğlu...
Böylece adımızın hanesine "Darbeci" diye yazılıveriyor.
Ama Allah'ın işine bakın ki, aynı gün bir başka gazetecinin tuttuğu notlarda bu defa "askerin hiç sevmediği" hatta nefret ettiği tipler olarak gösteriliyoruz.
Bu iş bu kadar basit mi?
İnsanların böyle "saçma" denilen belgelerle etiketlenmesi, bu belgeler üzerinden yargılanması doğru mu?
Ertuğrul Özkök - Hürriyet
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11232663&tarih=2009-03-18
Bir de bu açıdan bakın, enteresan bir okuma ...
http://www.heddam.com/index.asp?M=5197
A.
Bu hukuk yasasi ile carpik curpuk düzen düzeltilmedikce, bagimsiz bir yargi ve adalet sistemininin temelleri atilmadigi sürece bu kisir catismalar, tartismalar ülkemde hic sona ermeyecektir.
Bu gün A.K.P ile ergenekon...
Yarin C.H.P ile geldimkondum.
Her basa gelen parti, bu carpik sistemin bozuklugundan faydalanarak intikam duygularini tatmin ederken, arka tarafta ise devamli baska isler dönecek...
Evet ergenekon diye bir örgüt var....
Elinize bu firsat gecmisken, parcalayin hepsini.
Haaa... Elinizde bulunan hukuk kitaplarini ve yasalarin yazili oldugu kanun kitaplarinin hepsini kanalizasyona atmayi da unutmayin...
Cünkü yerlerinin orasi oldugu artik iyice belli oldu.
Saygilar.
Günlüklerle darbe olur mu olmaz mı, bu darbeci girişim olarak kabul edilebilir mi, darbe hazırlıgı nasıl ve kim tarafından yapılır. Eski bir darbecinin yazısını buraya alıyorum. Hasan Cemal bir dönem Dogan Avcıoglu önderliginde içinde Yalçın Küçük'ün de bulundugu bir hareket ile ilgili anılarını anlatmış. 9 Martta darbeyi gerçeklştiremediler, tam tersine 12 Martta karşı darbe oldu. İlgiyle okunması dilegiyle :
Önce bir noktayı belirtmekte yarar var. Tempo24.com.tr (http://tempo24.com.tr/)’de yayımlanan Mustafa Balbay günlükleri, Ergenekon olayında dönüm noktalarından biri olabilir.
Şu nedenle:
Günlüklerin içeriği bu haliyle, Ergenekon davasında kapıyı ister istemez asker içindeki ‘2003-2004 darbe tertipleri’ne de açacak.
Bundan kaçınmak artık zor...
Bu tertiplerin ya da ‘darbeye teşebbüs girişimleri’nin ayrıntılı biçimde yer aldığı, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı, emekli Oramiral Özden Örnek günlükleri ile Mustafa Balbay’ınki birlikte okunduğu zaman birçok taş daha da yerli yerine oturuyor.
Bu nokta çok önemli.
Hatta Ergenekon olayının özünü oluşturan bir nokta olduğu da söylenebilir.
Bugün yazı konum bu değil.
Farklı bir şey yazmak istiyorum. Mustafa Balbay günlüklerinin gündeme oturmuş olması gayet normal. Her kafadan bir ses çıkması da şaşırtıcı değil.
Konuyla ilgili bazı televizyon programlarında, basın açıklamalarında benim adım da geçti, “Hasan Cemal’in de günlükleri vardı” diye...
Evet vardı.
Ama Hasan Cemal günlükleri, 1980 yılı sonbaharında 12 Eylül askeri yönetimiyle başlar, bazılarının sandığı gibi 12 Mart’ta değil.
Hasan Cemal 1960’ların sonlarına doğru, 12 Mart ve öncesinde günlük tutmadı. Hatta o dönemde yaşadığı bazı şeyleri yıllarca kendi kendine bile tekrarlamadı, unutmayı tercih etti.
Nedeni açıktı.
Bir parçası olduğu cuntasal hareket, Türkiye’yi darbeye götürmek için çalışıyordu. Bunun için Türkiye’de darbe ortamı yaratmaya dönük eylemlerin odağı gibiydi.
Hasan Cemal’in de yazı işleri müdürlerinden biri olduğu ve Doğan Avcıoğlu’nun yönettiği, İlhan Selçuk’un yazarlığını yaptığı Devrim dergisinde yazıyla, çiziyle asker kışkırtılıyordu.
Devrimci gençler ses getirici eylemler için kaşınıyor, seferber ediliyor, bu arada sağa sola da bomba attırılıyordu.
Darbe tarihi de belirlenmişti:
9 Mart! (1971)
Bu tarihte asker darbe yapacak, parlamentonun kapısına kilit vuracak, siyasal partiler kapatılacak, yani o zamanki deyişle ‘cici demokrasi’ sona erecek ve Türkiye ‘demir yumruklu bir dikta’yla ‘aydınlanma ve devrim yolunda’ ilerlemeye başlayacaktı.
Ama olmadı, yapamadık.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler son anda karşı tarafa geçince, bizim 9 Mart darbesi yattı.
Yerine 12 Mart darbesi geldi.
Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları hiyerarşi içinde iktidara el koydular. Hem bizi, yani ‘Madanoğlu cuntası’sı temizlediler, hem Başbakan Demirel’i devirdiler.
Demokrasi ve insan haklarının da canına okudu 12 Mart. Daha acısı, Deniz Gezmiş’ler için idam sehpaları kurdu askeri yönetim...
Özellikle bu acıyla kafam duvara çarptı. 1960’larda tutmuş olduğum yanlış yolu, Türkiye’nin daha iyiye gitmesi için askeri darbelerden medet uman tavrımı Deniz Gezmiş’lerin idamıyla gözden geçirmeye, kendi kendimi eleştirmeye ve ‘demokrasi kültürü’ edinmeye başladım.
O günlerde günlük tutmadım.
Tutamadım.
12 Mart öncesi yaşadıklarım uzun yıllar kendi içimde kaldı. Yaralar iyileşirken, acılar da küllendi.
Aradan ancak 28 yıl geçtikten sonra içimi artık dökebileceğimi anladım. 1999’da ‘Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım’ adını taşıyan kitabım böyle doğdu.
Mustafa Balbay’ın günlüklerini okurken bir çok şey bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti gitti.
Bu arada günlüklerin iki yeri, İlhan Abi’yi tanıdığım için bana biraz eğlenceli geldi.
İlhan Selçuk, zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’la bir görüşme yapar. Sonra, otuz küsur yıl önceki 9 Mart-12 Mart tecrübesiyle komutanlar hakkında Balbay’a der ki:
“Ürktüm... Değişik bir şey var. Bunlar kendi içlerinde farklı düşüncelere sahipler. Böyle olur. Geçmişte Faruk Gürler, Muhsin Batur... Gürler birden öbür tarafa geçti... Bunlar böyle olur. Aman dikkat!”
Yine İlhan Selçuk, aynı uyarıyı Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’a yaparken, aralarından şöyle bir konuşma geçer:
“İS: Tabii biz sizinleyiz. Ama sizi bölünmüş göstermek isteyenler var. Bu çok önemli.
ŞE: Ne dediğinizi çok iyi anlıyorum. Ona dikkat ediyoruz.
İS: Ben çok şey yaşadım. 9-11 yaşadık, (9 Mart’la 12 Mart’ı kastederken, 1971’de KKK Komutanı Gürler’in son anda öbür tarafa geçip 9 Mart’ı yatırmasını anlatıyor, HC)Yani öyle bir şey olmasın isterim. Bir kez daha biz yenilen taraf olursak, hiç istemiyorum. Bundan korkuyorum.
ŞE: Korkunuzu anlıyorum, endişeniz olmasın. Ona dikkat ediyoruz.”
İşte böyle.
İlhan Abi hiç değişmedi.
Ben değiştim.
Dileğim, Cumhuriyet’te yıllarca birlikte çalıştığım Mustafa Balbay’ın da özgürlüğüne en kısa sürede kavuşması ve değişmesi...
saygılarımla
İşte böyle.
İlhan Abi hiç değişmedi.
Ben değiştim.
Dileğim, Cumhuriyet’te yıllarca birlikte çalıştığım Mustafa Balbay’ın da özgürlüğüne en kısa sürede kavuşması ve değişmesi...
Hasan Cemal gibi değişeceklerse hiç değişmesinler. Aynen devam!
Hasan Cemal darbeci devrimcilik anlayışını terketti de, daha doğru olan bir devrimci anlayışı mı benimsedi ki akıl veriyor?
Evet, Hasan Cemal değişti ama devrimciliği bırakarak değişti.
Devrimci kalsaydı belki darbeci devrimci anlayışı sürecekti.
Bir parçası olduğu cuntasal hareket, Türkiye’yi darbeye götürmek için çalışıyordu. Bunun için Türkiye’de darbe ortamı yaratmaya dönük eylemlerin odağı gibiydi.
Burada dikkate alınması gereken paragraf bu. Bu konuda Ömer Gürcan'ı takip ederseniz ya da süvari.net i (umarım dogru yazdım) 12 Mart ile ilgili degişik bulgulara rastlayabilirsiniz. Şimdi de bu yüzden içerde olan biri var, yeni girdi cezaevine. İsmi aklıma gelmedi şimdi.
Demek ki yazar ve çizer takımı ve ordu harici kesim orduyu darbeye yönlendirebiliyorlar ya da birlikte çalışıyorlar. Bu geçmişte yaşanmış ve yaşayanların agzından 40 sene sonra itiraf edilmiş. Kimse de karşı çıkmamış. Demek ki böyle bir egilim ve örgütlenme geleneksel olarak var.
Sol ya da kemalist bir darbe olsaydı Türkiye farklı bir noktada mı olacaktı, hiç zannetmiyorum. Darbelerin özü hep aynıdır.
saygılarımla
Bunun için Türkiye’de darbe ortamı yaratmaya dönük eylemlerin odağı gibiydi.
Eylemlerin odağı gibi falan değildi, "hiçbir şey değildi" abartı olur belki ama önemli bir şey değildi kesinlikle. Hasan cemal, olayı saptırmış.
Bu konularda sağlıklı fikir yürütebilmek ve doğru görebilmek için ABD'nin geçmişte ve bugün Türkiye üzerindeki etkisini iyi analiz edebilmek gerekir.
"Hem geçmişteki tüm darbe ve müdahalelerin arkasında ABD vardır" demek, hem de bugün ABD'siz bir darbe olasılığını düşünmek büyük çelişkidir.
27 Mayıs'ın, 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün azmettiricisi ve destekçisi ABD ise, sözde 99 tarihinden beri planlanıp görüşülen ve ne hikmetse bir türlü gerçekleştirilemeyen darbenin arkasında ABD var mıdır yok mudur?
ABD, gelişmelere karşı tarafsız olup kenara mı çekilmiştir? nerededir ABD?
Önce bunun yanıtı doğru tespit edilmelidir.
Burada dikkate alınması gereken paragraf bu. Bu konuda Ömer Gürcan'ı takip ederseniz ya da süvari.net i (umarım dogru yazdım) 12 Mart ile ilgili degişik bulgulara rastlayabilirsiniz. Şimdi de bu yüzden içerde olan biri var, yeni girdi cezaevine. İsmi aklıma gelmedi şimdi.
Ömer Gürcan'a ve daha başka bir çok eski tüfeğe göre MHP'yi kurduran ABD'dir. Ta 27 Mayıs öncesinden CHP'li subaylara karşı ABD'nin kozudur Türkeş.
Yerine Bahçeli geçmiştir.
Ergenekon derin devletse eğer, MHP'liler neresindedir bunun?
Neden Ulusalcılığı reddetmiştir? Neden Cumhuriyet mitinglerini reddetmiştir?
Neden Ergenekon karşısında susmaktadır?
ABD'nin bu konuda bir rolü var mıdır?
Ergenekon kapsamında olanların geneli ABD yanlısı mıdır, ABD karşıtı mı?
(Mostralıkları dikkate alırsanız yanılırsınız)
Bu sorular Liberalleri, İslamcıları ve DTP gibi siyaseten Ergenekon operasyonlarını destekleyenleri rahatsız etmeyebilir. Ama sol görüşlüleri düşündürmesi gerekir.
Gelelim asıl gerçeğe:
Osmanlı'dan itibaren devrimlerin, değişimlerin, yeniliklerin öncüsü Askerler olmuştur. 1909 devriminde, cumhuriyet devrimlerinde, 27 mayıs'ta ordu vardır. Bunlar ilerici yönü olanlar. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde de ordu var. Bunlar da gerici ve faşist karakterde olanlar. Gericiliği demokratik bir kazanım sağlamamasından, tersine demokratik hakları geriletmesinden dolayıdır.
Devrimlerin öncülüğü askerlerin elinden alınmalıdır. Ama halkın, işçilerin-köylülerin öne geçmesiyle, daha bilinçli ve daha tepkili olmalarıyla alınmalıdır. Askerleri karalayarak, aşağılayarak değil, zorlama ile devre dışı bırakarak değil.
Çünkü bu ters teper ve darbeleri engelleyelim derken darbeye neden olur.
Askerlerin darbelere meyilli olmasındaki nedenlerden biri de değerlerini önemsetmek ve kendilerini değersiz görenlere hadlerini bildirmektir. B.Arınç benzeri tavırlar, darbeyi düşünmeyen askeri darbeye yönlendirir.
ABD darbecidir. Bugün Türkiye'deki çizgisi tasfiye gereği darbe karşıtı gibiyse, bu daima öyle kalacağını göstermez. Ordu içinde de ABD için "keser döner sap döner" tekerlemesini söyleyenler mevcuttur. Onlar, yapılanın bir sivil darbe olduğunun farkındadır, yani onlarsız bir darbe. Ama onlar dimdik ayaktadır ve siyasete teslim olmamışlardır. Yarın kapılarının çalınacağından emindirler ve yarınlar daima değişimlere gebedir.
Cumhuriyet 06.12.2005PENCERE
İLHAN SELÇUK
Sayın Aydın Doğan'a Bir Soru...
Geçen cumartesi sabahı Milliyet'i gördüğüm zaman şaşırdım...
Gazetenin sürmanşeti şöyleydi:
'' İlhan Selçuk bir takiye ustasıdır''
'Takıyye' sözcüğü AKP iktidarıyla siyasal yaşama oturmuş, Recep Tayyip 'in sıfatına dönüşmüştü; gazete bana mı ihale ediyordu?..
Hem ne siyasal parti başkanı, ne devlette makam sahibi, ne politika lideriydim; Milliyet hangi amaçla beni sürmanşete çıkarıyordu?..
Meğer bu suçlamayı Hasan Cemal yeni çıkan kitabında yapmış...
Ama, iş bu kadarla kalmadı...
**
Ertesi gün, pazar günü, basın tarihimizde görülmemiş bir olay yaşandı...
Milliyet yayınını genişleterek sürdürürken, Doğan Medya Grubu'nun bütün gazeteleri, birinci sayfalarından başlayarak Pazar eklerini bu kitaba ayırdılar...
Bu gazetelerin sayfaları Cumhuriyet'e ve bana saldırı ve sövgülerle donandı...
Kitap önemli değil...
'Doğan Medya' Türkiye'de gerek satış ve gerek reklam açısından en büyük gruptur; medya dışındaki şirketleriyle bir 'dev' e dönüşmüştür.
Cumhuriyet'i neden hedef olarak seçmiştir?..
**
Hasan Cemal bizim gazetede 19 yıl çalıştı, bunun 11 yılında Genel Yayın Müdürlüğü'nü üstlendi, ayrılalı 13 yıl oldu...
Bu sürede Pencere köşesinde ne ondan, ne de ayrılan öteki arkadaşlardan -olumlu ya da olumsuz- söz açılmadı.
Zorunluk olmasa yine bir şey yazmayacaktım...
Ama, artık bu iş bir kitap olayı değil; Cumhuriyet sorunu... Tüm medyayı ve ülkenin yazgısını ilgilendiren bir dava...
Bu arada Hasan'la da ilişkili birkaç söz söyleyeyim; kitabı daha görmedim, okumadım, okumaya gerek var mı bilmiyorum; ama Doğan Medya'nın tüm gazetelerinde Cemal bana şu suçlamaları yöneltiyor:
**Komünist..
**Faşist..
**Darbeci..
**Askerci..
**Stalinci..
**TKP (Türkiye Komünist Partisi) ile ilişkili..
**Takıyyeci..
Eh, bunların tümünü bir araya getirmek kolay değil...
Aferin bana!..
Ancak bu konuda suç yine bendedir.
* Çünkü Hasan'ı gazeteciliğe Yön dergisinde ben başlattım..
* Cumhuriyet gazetesine girmesini sağladım.
* Cumhuriyet Genel Yayın Müdürü olmasını da Nadir Nadi nezdinde ben sağladım..
* Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başlamasını da ne yazık ki ben sağladım..
* Bu yoldaki rolümün ne olduğunu rahmetli Uğur Mumcu şöyle dile getirmişti:
''Herkes yazmak için ilham bekler..
Hasan ise İlhan bekler.''
Evet, suç bende!..
Hasan Cemal'in ruhundaki bana karşı birikimin nereden kaynaklandığını çok iyi anlıyorum..
Peki, ama, Hasan'ın Uğur Mumcu'ya, Nadir Nadi'ye, Berin Nadi 'ye kin ve nefreti nereden kaynaklanıyor?..
**Berin Nadi şirret bir kadınmış..
**Nadir Nadi tüm gericileri asmak isteyen bir cellat ruhluymuş..
**Uğur Mumcu bir ajanmış..
Sanırım ortada patolojik bir vaka var... Hasan bir ruh doktorunun muayenehanesindeki divana uzanmış hasta gibi konuşuyor...
Seviyesizliği de cabası..
**
Ama, bu iş yukarıda vurguladığım gibi Hasan sorunu değil..
O yalnız konu mankeni..
Tek başına bir gazete olan Cumhuriyet'e Türkiye'nin satış ve reklamda en büyük medya grubu olan Doğan Holding gazetelerinin ortaklaşa saldırı ve sövgü harekâtı ortadadır...
Dost bildiğim ve sevdiğim Aydın Doğan 'ın bu harekâttan haberi var mıydı?..
Yok muydu?..
Sorunun yanıtını dostum Aydın Doğan açıklarsa mutlu olurum; ama, açıklamasa da kendimi yanıtını almış sayacağım.
http://garildi.cumhuriyet.com.tr/cumhuriyet/0512/06/i/c020100.jpg
Cumhuriyet 11.12.2005PENCERE
İLHAN SELÇUK
Askeri Müdahale Üzerine!..
Eksik olmasın, Hikmet Çetinkaya asker üzerine eski yazılarımdan örnekleri arşivden çıkarıp köşesinde dün yayımladı.
Ordu üstüne neler düşündüğüm bu yazılarda ayan beyan...
Doğan Grubu'nun gazetelerinde ve TV'lerinde benim askeri müdahale istediğim üzerine iftira kampanyası çarşıda zerzevat satar gibi bangır bangır pazarlanıyor....
Hikmet'in yazısından birkaç satır aktarıyorum...
20 Mayıs 2003'te ne yazmışım?..
''Siz medyacıların Takıyye Partisi yalakalığında askere tavır alıyorlarmış gibi tatava yaptıklarına bakmayın!.. Hele bir müdahale olsun, gazeteci geçinen üçkâğıtçıların tümü herkesi sollayıp askerden çok askerci olurlar...
Mostrası meydanda..
İşte 12 Mart..
İşte 12 Eylül..
İşte 28 Şubat...
Hele 12 Eylül'de, adının başında gazeteci yazılı herif-i naşerifler omuzu yıldızlılara yalakalıkta birbirleriyle yarış ediyorlardı.
........
Asker gelirse muhalefeti yine Cumhuriyet gazetesi yapar.''
Yakın zamanlarda buna benzer nice örnek var yazılarımda... Askeri müdahale istediğim iftirası bilinçli bir ortak komplonun kirli tezgâhıdır.
**
Bizim 'Aydınlanma' tarihimiz Avrupa'dakine benzemez. Türkiye'de sanayi burjuvazisi olmadığı için akıl ve bilime dayalı çağdaşlaşma devrimini asker-sivil bürokrasiyle yürütmeye çalışmışız...
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da süregelen bu serüvende Ordu kimi zaman olumlu, kimi zaman da olumsuz rol oynadı...
Askeri bu açıdan değerlendiriyorum...
Ancak son yıllarda -halkta değil- dinci, entel, medya kesimlerinde başlayan asker düşmanlığının gerekçesi nedir?..
Asker düşmanlığı medyada ilginç bir politikaya dönüştü...
Sıkıyönetim dönemlerinde zulüm görmüş kimi 'Aydın' da geçmişin olumsuz mirasını yüreğinden söküp atamıyor...
Oysa askere düşmanlığın başında benim bulunmam gerekir, 'Ziverbey Köşkü' adlı kitabımı okuyan bunun gerekçesini bilir.
**
21'inci yüzyılın başında emperyalizm Ortadoğu'da Türkiye'yi bölmek ve Türkiye'yi İslam devletine dönüştürmek projesine sarıldı...
Sır değil, tüm boyutlarıyla apaçık bir tasarım bu...
Askere düşmanlık bu tasarımın ürünüdür; propaganda dışardan yönetilmekte, içerdeki -vatan hainleri demiyorum- yandaşlarınca desteklenmektedir...
Peki, bu durumda ne yapmalı?..
Asker yönetime el mi koymalı?..
Yok canım...
Asker müdahale ederse, dışardan ve içerden hemen kuşatma altına alınır; Bush yönetimi serçe parmağını oynatsa IMF'ye bağlı ekonomide kriz yaratır; PKK terörü dışardan daha çok pompalanır; AB sureti haktan görünerek tavır koyar; kısa sürede, yalnız müdahalecilerin değil, Atatürkçü askerin icabına bakılır...
Askeri bunca rizikolu koşullarda müdahaleye çağırmak için insanın aklını peynir ekmekle yemiş olması gerek...
**
Peki, ne olacak?..
Türkiye parçalanacak mı, yoksa İslam devleti mi olacak?..
Ne yapmalı?..
''Çılgın Türkler'' in yeniden çıldırmasını bekliyorum ben...
Çünkü emperyalizm ile içerdeki hizmetkârları Türkleri çıldırtmak için her şeyi yapıyorlar...
http://garildi.cumhuriyet.com.tr/cumhuriyet/0512/11/i/c020600.jpg
Sanırım ortada patolojik bir vaka var... Hasan bir ruh doktorunun muayenehanesindeki divana uzanmış hasta gibi konuşuyor...
Seviyesizliği de cabası..
Bu patolojik vakanın döneklikle bağlantısı var.
Onunkisi sıradan bir döneklik değil.
Döneğin saygıyla karşılanır olanı da vardır.
Düşünceler, fikirler, dünya görüşleri değişebilir.
Ama bu döneklik farklı diğerlerinden.
İçinde kin var, nefret var, narsistlik var.
Bizim 'Aydınlanma' tarihimiz Avrupa'dakine benzemez. Türkiye'de sanayi burjuvazisi olmadığı için akıl ve bilime dayalı çağdaşlaşma devrimini asker-sivil bürokrasiyle yürütmeye çalışmışız...
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da süregelen bu serüvende Ordu kimi zaman olumlu, kimi zaman da olumsuz rol oynadı...
Askeri bu açıdan değerlendiriyorum...
Önceki mesajımda değindiğim konu buydu.
Dolayısıyla Türk ordusunun komutanları Danimarka'nın komutanları gibi görülemez. Onlar gibi siyaset dışı, onlar gibi sönük olmaları için adam gibi siyasetçilere, doğruyu eğriyi gören, demokrasiyi ve laikliği sahiplenmiş bilinçli ve duyarlı topluma ihtiyaç vardır. Dünün keskin şeriatçilerinin devlet yönetimine egemen oldukları ortamda ve bunu alkışlayan, aldığı erzak yardımlarıyla oyunu pazarlayan, yolsuzluklar ve adaletsizlikler karşısında susan, laikliği ve demokrasiyi önemsemeyen bir toplum potansiyelinin karşısında "Kemalin askeriyim" diyen hiçbir subay, Danimarka'daki subay konumuna düşmek istemez, zorla da düşürülemez.
Görünen odur ki Türkiye'de demokratik devrim askerler içinde olmadan tamamlanamayacaktır. İlhan Selçuk'un dediği gibi bunun için biraz daha çıldırmamız gerekiyor.
Bugün bir yaşlı kadının Adalet Bakanından Deniz Feneri dosyasının hesabını sorması ilginçti. İki sevimli ihtiyarın, Muazzez Ilmiye Çığ ve Hayrettin Karaca'nın omuz omuza verdikleri mücadele de göz yaşartıyor. Elbette gençliğin de çıldırdığı an gelecek. Pek uzak gözükmüyor üstelik. Üniversite mezunu gençler işsizlikten çıldırmak üzereler, yakında bunlara diğer işsiz gençler eklenince hep beraber zeybek oynamaya başlayacağız. :)
zaten üniversitelerde olaylar çıkmaya başladı
haberlerde izledik
rektörlüğe yürümeye kalkan sol görüşlü öğrenciler yaka paça göz altına alındı
oysa ki sağ görüşlü öğrenciler bildiri dağıtmaya kalkışmıştı
ve ellerinde taşlar sopalar bıçaklar vardı
bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
silahlı olanl sağ gruba bişi olmuyo
bunları engellemek isteyen silahsız sol öğrenciler götürülüyor
polisin rolünede bakmak lazım burda
güçleri ancak üniversiteli genç kızlara memurlara yiteyor
yani hakkını arayanlara
ya da doğal olarak 1 mayısı kutlamak isteyen işçilere
ama bakıyorum ne zaman türbanlı şahıslar sakallılar eylem yapsa kimse dokunmuyor
polisimizin çoğunluğunun F-tipi yapılanması tamamlanmıştır bana kalırsa
Türkişe gittikçe hitler faşizmine doğru son hız gidiyor.
Ergenekon'un ikinci iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi. İddianamede, 1 numaralı sanık olarak eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur görülüyor. 'Yakamoz' , 'Eldiven', Sarıkız' ve 'Günışığı' isimli darbe planları da iddianameye girdi.
İkinci iddianamede emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'la ilgili şok suçlamalar yer alıyor. Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması eylemlerinden de sorumlu tutuldu. Tolon ve Eruygur'a yöneltilen suçlama şöyle: Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Askeri itaatsizliğe teşvik ve gizli bilgileri temin etmek, yasaklanan gizli bilgileri açıklama, devletin güveliğine ilişkin belgeleri temin etme, hile ile alma çalma, hukuka aykırı olarak verileri kaydetme, resmi belgede sahtecilik, ruhsatsız ateşli silahları taşıma ve bulundurma, silahlı terör örgütüne üye olma, TBMM ortadan kaldırmaya veya görevini yapmayı engelleme, T.C. hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmayı engelleme, uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama, özel hayatın gizliliğini ihlal etme.
Ikinci Ergenekon Iddianamesinin tam metni
http://www.radikal.com.tr/ergenekon/
Çiller hükümetini uyuşturucu parası mı kurtardı?
Umalim Ergenekon davas sayesinde halktan gizlenen bazi gercekler ortaya ciksin. Yillardir PKK'yi uyusturucu ticareti yapmakla suclayip duruyorlar ama asil en büyük uyusturucu isini devletin bizzat kendisi ceviriyordu.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=928098&Date=26.03.2009&CategoryID=77
Bu iki Mehmet hangileri acaba? Mehmet Agar'a da geliyor mu sira?
elcihanaferin
26-03-2009, 19:35
2. iddianame de tahmin edildiği gibi roman yazmaya kalksaydınız da hayal gücünüzü bu kadar zorlayabilmenize imkan olmayacak kurgulama ile dolu. Yine her zaman olduğu gibi delil adı verilenler delil denilemeyecek ve mahkemelerin kabul etmemeleri gereken ıvır zıvır ile dolu. Yani e-mailler, telefon görüşme kayıtları, kim idüğü (ve önemlisi hangi maksada hizmet ettiği meçhul) gizli tanık ifadeleri.
Bütün bu belli yönde zorlamanın nedeni belli, gündemde kalmasını sağlayarak dinci iktidarın kendi yaptığı darbenin gizlenmesi, yosuzlukların ve kötü ekonomik gidişin gizlenmesi.
Bu suçlamalar gerçek dahi olsaydı, adama neden bu kadar süre beklediğini sormazlar mı? 2003 - 2004 sıralarında banka soygunu yapmayı planladığınızı ve yapmadığınızı farzedin. Şimdi 2009'da "gel içeri, sen soygun planlamışsın" demek ne kadar geçersizse bu durum da o kadar geçersiz olur.
Dolayısıyla yapılan başka şeydir. Faşist baskının şekil değiştirmesidir. Nasıl ki komünistler emperyalizmin kapitalizmin son safhası olduğu yanılgısına düşmüşlerdi. Bu da faşist dinci baskının görüntü değiştirmesinden başka bir şey değildir. Mesele halkın koyun kalmasını sağlamaktan ibaret.
Ey bu sitede yazanlar dikkatli olun, yakında bu ateistliğiniz de suç unsuru haline getirip sizin de mobil vinç bomları ucunda sallandırılmanıza vesile olacaktır.
Bu dava neden bu kadar dallandırılıp budaklanıyor? Nasıl olabilir de bu örgüt bütün terör kuruluşlarını içine alabilecek, irtibat sağlayabilecek kadar güçlü? Nasıl oluyor da bu kadar fazla faaliyeti, araştırmayı vs yaparken devlet bu işi farketmemiş? İnsan bu kayıtsızlığa, bilgisizliğe inanamıyor. Eğer bunlar doğruysa, o zamanın güvenlik güçleri çok büyük sorumluluk altında. Burunlarının dibindeki olayları görememişlerse vatan hainliği ile itham edilmeleri gerekir.
Ama belki de bu belirsizlik bazılarımızca hoşa gidiyordur. Hani büyücüler var ya! Kim belirsizlikten medet umar? Bu dinci iktidarın başımızda kalmasını, Atatürkçülerin, ulusalcıların yok edilmesini kim ister? Hangi dönme amerikanofilciler?
Uğur Dündar'ı da isyan ettirdiler:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=25.3.2009&ArticleID=927995
Mehmet'leri merak ediyorsanız,biri Eymür biri de Ağar'dır.
Çiller özel örgütü ile ,mafya ile yurtsever kalemlerin ,sivil darbeye karşı duranların ne alakası vardır?
Emrinde ağır silahlar olan ordu komutanlarını ''ruhsatsız ateşli silahları taşıma ve bulundurma'' ile suçlamak bana çok komik geliyor :)
Dinci oligarşiye karşı birşeyler yapılmasın düşünmek istemek sivil darbenin önünü kesmek için çalışan yurtseverlerin geçmişte yaşanmış kirli ilişkilerle bağlantılanarak sorgusuz sualsiz tutuklanması ve savunma hakkı tanınmaması ,yargısız infazlar yapılması ve iktidar medyasına servis edilen haberler doğrultusunda yargının uygulamaları düşündürücüdür.
Uğur Dündar sonunda isyan etti,ne böyle saçma sapan dedikodularara dayalı iddaname olur ne de uygulamalar hukukla bağdaşır tam bir komedidir ve bu yaşananlar ancak ülkemizde olur,tam bir saçmalıktır ve bu yargılama süreci yargılanmaya mahkumdur.
http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1075484&Date=25.03.2009&Kategori=turkiye&b=Ugur%20Dundar%20isyan%20etti
Ergenekon korku imparatorluğu yaratmak ve Cumhuriyet'in tasfiyesine yönelik faşist bir uygulamadır,insanlarımızın konuşma özgürlüğü ellerinden alınmıştır.:mad:
Bu dava neden bu kadar dallandırılıp budaklanıyor? Nasıl olabilir de bu örgüt bütün terör kuruluşlarını içine alabilecek, irtibat sağlayabilecek kadar güçlü? Nasıl oluyor da bu kadar fazla faaliyeti, araştırmayı vs yaparken devlet bu işi farketmemiş? İnsan bu kayıtsızlığa, bilgisizliğe inanamıyor. Eğer bunlar doğruysa, o zamanın güvenlik güçleri çok büyük sorumluluk altında. Burunlarının dibindeki olayları görememişlerse vatan hainliği ile itham edilmeleri gerekir.
Tamamiyle katiliyorum. Et kokarsa tuzlarsin, tuz kokarsa neylersin??
Hint: Asagidaki linkte tuzlugun aciklamasi
http://www.zamane-sozluk.com/et_kokarsa_tuzlarsin_ya_tuz_kokarsa.html
Ergenekon korku imparatorluğu yaratmak ve Cumhuriyet'in tasfiyesine yönelik faşist bir uygulamadır,insanlarımızın konuşma özgürlüğü ellerinden alınmıştır.:mad:
Ergenekon, AKP-ABD darbesini tersine çevirme ihtimali olan karşı darbecileri imha operasyonudur.
Darbeciler ne yapar? Bugün Türkiye'de durum nedir? Bu iki sorunun cevabı darbenin çoktan olup bittiğini gösterecektir.
A.
Selamlar,
Biraz geç oldu ama daha önce okuduğum ancak burada ele alınmayan bir haberi aşağıya odatv.com'dan alıntılıyorum.
Yazıyı çok dikkatlice inceleyin, özellikle de Ergenekon'un gerçekten var olduğuna inanan arkadaşlar daha da dikkatli incelesinler:
http://www.odatv.com/index.php?id=15022
A.
elcihanaferin
27-03-2009, 17:52
Bir önceki mesaj aşağıdaki kanaatimi kuvvetlendirdi.
Kurgucu eski savcı Sarıkaya kurgu davada estetik cerrahiyle gizli kurgu tanık mı oldu?
http://w9.gazetevatan.com/Semdinli_savcisi_estetik_mi_oldu/230204/1/Gundem
Durmak yok, kurguya devam
Savci Sarikaya'nin kurgucu oldugu nerden cikiyor ki. Olay kabak gibi acikti. Semdinli'de kitabevini bombalamaya calisanlari halk yakaladi ve bu adamlarin ikisi astsubay biri de PKK itirafcisi cikti. Savci Sarikaya olayin üstüne gitti, isler büyüdü, Yasar Büyükanit astsubaylardan birisi icin "tanirim, iyi cocuktur" dedi. Savciyi Hakimler ve Savcilar Yüksek Kurulu meslekten men etti. Sonra da bir daha savcidan haber alinamadi. Adamlar mahkemeden ceza aldilar ama yargitay bozdu. Sonra dava tekrar görülürken davanin askeri mahkemeye gitmesi istendi, davayi göndermeyen hakimi de görevden aldilar. Sonunda dava askeri mahkemeye gitti ve bombacilar ilk durusmalarda tahliye edildi. Böylece Devlet-i Ali'nin serefi kurtarilmis, katiller serbest birakilmis, devlet icin kursun atanlar sereflendirilmis oldu.
Kurgu yok, tersine cinayetler, katliamlar ve katilleri koruyan bir devlet var ortada.
elcihanaferin
27-03-2009, 19:58
Ferhat Sarıkaya nerede şimdi? Neden 1 senedir ortada yok? Ailesi ile birlikte Amerika'da gününü gün mü ediyor? Hangi görevin karşılığı bu?
Davanın bir kısmını ne çabuk atlıyoruz? Bu adam yüzünden Van Ün. rektörü Yücel Aşkın aylarca tutuklu yatıp sonunda beraat etmedi mi? Önce tarihi eser kaçakçılığı ile suçladı. Tutturamayınca çetecilikle suçladı. Kanına dokunduğu için suçsuz Üniversite muhasebecisi intihar etmedi mi? Bunları neden yaptı? Çünkü Van'da bu rektör dincilere karşı çıkıyordu! İktidar maşaları böyle olur, böyle de taltif edilir. Bu adamın mağdur ettiği 4 kişi tazminat davaları kazandı. Bu adamı Savcılar ve Hakimler Yüksek Kurulu neden meslekten men etti? O zamanki iddianame de belki hala ulaşılabilir haldedir. Orada adam suçlamayı, belgeleri bırakın, 15-20 sayfa komünizm ideolojisi falan anlatılıyordu.
Bakın binlerce sayfa ve power point sunumlarıyla dedikodu vs haberlerle iddianame olmaz. Böyle şeyler romanda bile olamaz. Belge Fehmi Koru cinsinden tiplerin uydurma yazıları olamaz. O zaman ben de hemen Sargon'un mesela homoseksüel olduğunu, ihalelere arabuluculuk yaptığını, yazayım; hemen savcılar da (Türkiye'ye gelirseniz eğer) atsınlar sizi içeri, iddianame hazırlanıncaya kadar şöyle bir 15- 20 ay geçsin. Yapılan insanların faşist baskılarla korkutulmak susturulmak istenmesidir.
Bu 2. iddianame neden hemen seçim öncesine geldi zannediyorsunuz? Balbay neden iddianame öncesi tutuklandı? "Gerekirse hemen geliriz" demişlerdi. Avukatı bile isyan etmedi mi? İddianame sonrası tutuklansaydı, geçen defa olduğu gibi itiraz edilince 13. ağır ceza itiraza bakarak büyük olasılıkla salınıverilecekti. Ama seçim öncesi işleri sağlama almak gerekirdi!
Uğur Dündar diyor ki "Eşimin Brezilya'ya gittiği ispat edilsin, intihar ederim". Dedikodu, rivayet, sonuç ne: b e l i r s i z l i k !
Faydalanan kim? Büyücüler ve dinci faşist iktidar!
sarikay amerikada gununu gun etmiyor , en son okudugumda ailesini gecindirebilmek icin arkadasinin manav dukkaninda calisiyordu,
evini tarihi eser muzesine ceviren de ben degildim harhalde yucel askindi ,binin uzerinde ki eserden bahsediyoruz .ozel kasasindan cikan fisleme dosyalarini , usulsuz ihale belgelerini ise hic saymiyorum .
askinin yargilanma suresi YOK de kayboldu , YOK den izin bekleniyordu , devlete bakarmisin , olaya bakarmisin !!!
van unuversitesinde yapilan yolsuzlar oyle senin dedigin gibi dedikodular uzerine kurulmamisti. bir adam kemalist oldugunu ve ataturkcuyum dedimi desen ki evliya oluyor suc islemez para yemez , hepsinden otesi yargilanamaz...
ugur dundarin esinin brezilyaya gitdigini savci soylemiyor , saniklarin kendi aralarinda ki mail yazismalarinda geciyor , ayrica sadece bu kadarda degil . star tv yi darbecilere destek verecek sekilde ulusal tv yapma planlarida bu yazismalarda konu ediliyor . butun bu davayi ugur dundarin karisinin namusuna baglamak , bu isi sulandirmanin bir cesit yoludur bence..
Dune kadar jitemde yoktu , faili mechulde , aslinda turkiyede devletde yok , devletimsi bir sey var ama bu seye ne devlet diyebiliriz nede rejimine demokrasi ..!!
sarikay amerikada gununu gun etmiyor , en son okudugumda ailesini gecindirebilmek icin arkadasinin manav dukkaninda calisiyordu
Tayyipçiğinizin ağzıyla cevaplayayım: ince at da kargalar da yesin.
(Ferhat Sarıkaya'nın) "10 Şubat 2008 tarihinde eşi ve üç çocuğu ile birlikte THY’nin tarifeli uçağıyla Saraybosna’ya gittiği, 1 yılı aşkın bir süredir Türkiye’ye dönmediği" ...
Aç gazeteleri de oku. Gazete diyorum, yanılma, yani öyle Vakit, Nakit falan değil.
A.
Dune kadar jitemde yoktu , faili mechulde , aslinda turkiyede devletde yok , devletimsi bir sey var ama bu seye ne devlet diyebiliriz nede rejimine demokrasi ..!!
Devlet tam da budur ve işlevi de budur. İlgilenenler için :
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=161891#post161891
Buyrun devlet nasıl ortaya çıkmıştır irdeleyelim.
saygılarımla
sarikay amerikada gununu gun etmiyor , en son okudugumda ailesini gecindirebilmek icin arkadasinin manav dukkaninda calisiyordu,
Okuduğun kaynağı iletirsen biz de vakıf oluruz niveru.
Belki Fetullahçı olduğu iddialarını çürüten bilgilere de sahipsindir.
evini tarihi eser muzesine ceviren de ben degildim harhalde yucel askindi ,binin uzerinde ki eserden bahsediyoruz .ozel kasasindan cikan fisleme dosyalarini , usulsuz ihale belgelerini ise hic saymiyorum .
askinin yargilanma suresi YOK de kayboldu , YOK den izin bekleniyordu , devlete bakarmisin , olaya bakarmisin !!!
Bu tür suçlamaların doğruluğu yargıda anlaşılıyor değil mi?
Yücel Aşkın bu suçlamalardan beraat etmiş iken ve görevine iade edilmişken senin şu yazdıkların Fetoşların çirkefliklerini desteklemek oluyor.
ugur dundarin esinin brezilyaya gitdigini savci soylemiyor , saniklarin kendi aralarinda ki mail yazismalarinda geciyor , ayrica sadece bu kadarda degil . star tv yi darbecilere destek verecek sekilde ulusal tv yapma planlarida bu yazismalarda konu ediliyor . butun bu davayi ugur dundarin karisinin namusuna baglamak , bu isi sulandirmanin bir cesit yoludur bence..
Sulanmış doğru, fetoşların beyni sulanmış.
Böyle konuların iddiannamede ne işi var?
Kanıtı, belgesi olmayan iğrenç iftiralar nasıl ciddiye alınıp da çamur atma malzemesi olarak kullanılır?
Herkes bitti de sıra uğur Dündar'a mı geldi?
Bu Fetoşlar 15 yıl önce de Uğur Dündar aleyhinde dedikodu kampanyasına girişmişlerdi.
Havalarını aldılar.
Bu sulanmış beyinlerin her yaptığını desteklemeyi marifet sananlar var.
Bu marifetçiler sayesinde de ilgisi olsun olmasın iktidara muhalif olanları davaya bulaştırarak sindirme faşizanlığı sürüyor.
Bunlar daha önce "Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız" diye böğürürlerdi. Şimdi yöntem değişti. F tipi susturmaya dönüldü.
Sizi gidi F kulları sizi...
evini tarihi eser muzesine ceviren de ben degildim harhalde yucel askindi ,binin uzerinde ki eserden bahsediyoruz.
Doğu Beyazıt İshakpaşa Sarayı restorasyonunu gördükten sonra ben de tarihi eser bulsam evimde saklarım, kimse kusura kalmasın.
A.
Herkes bitti de sıra uğur Dündar'a mı geldi?
Sayın pante,
Bu soruşturma öyle tasarlanmıştır ki her istedikleri şeye hizmet eder: hem Balbay'ı alırsınız hem Uğur Dündar'a çamur atarsınız. Hem savcı dosyaya delil diye şemalar sokuşturur, hem aynı savcı demokrasi havarisi yapılır.
Arkadaşlar, bu soruşturma Mc Carthy Cadı Avı'nın tıpatıp kopyasıdır. Açın okuyun. Olan biten darbe önlemek değil süregelen darbeyi kesintiye uğratmamaktır. Bu darbenin sonunda bağımsız Kürdistan kurulacak, Apo serbest kalacaktır. TSK ise ABD kuklası hükümetin (dolayısı ile ABD'nin) emir eri yapılacak ve Afganistan ve Irak'ta (gerekirse İran'da) görev alması sağlanacaktır.
A.
pante demiski
"Bu tür suçlamaların doğruluğu yargıda anlaşılıyor değil mi?
Yücel Aşkın bu suçlamalardan beraat etmiş iken ve görevine iade edilmişken senin şu yazdıkların Fetoşların çirkefliklerini desteklemek oluyor." \
Beraat ettigini sen nerden bildin, Suan davasi yargitaydan donmus durumda , tekrar yargilanacak . Bu sucdan beraati ise muze mudurunun "isimiz cok yogundu o yuzden askinin bu eserleri kayit altina alma talebini yerine getiremedik" demesi sonucu olmustu !!! aklindan birden bin dokuza kadar saymani rica ediyorum ., bu kadar sayida tarihi eser kanunsuz bir sekilde evinde bulundu , bunlar bulunanlar !!!
Yolsuzluk davasi ise , yargilama izni icin YOK e gonderilmisti , orda kayboldu daha gecenlerde arsivden cikarildi simdi davanin surmesi icin YOK un izin verip vermiyecegi bekleniyor !!!! bakarmisin YOK izin verirse yargilanacak ohhh ne ala memleket !!
Ugur dundar konusunda yine soyluyorum , cimbizla cekilen verileri kullanarak davayi bambaska yerlere suruklemeye calismakda bir yontemdir .
28 subat doneminin tetikcilerindendir ugur dundar , daha o donemin gunahlari temizlenmis ortaya cikmisda degildir. durust gazeteci imaji altinda bu ulkenin darbecilerine yaptigi hizmetleride biliyoruz ,o kadar da degil yani!!
28 subat doneminin tetikcilerindendir ugur dundar , daha o donemin gunahlari temizlenmis ortaya cikmisda degildir. durust gazeteci imaji altinda bu ulkenin darbecilerine yaptigi hizmetleride biliyoruz ,o kadar da degil yani!!
Ne de güzel anlatmışsın ... bir Mars'lıya anlatsan Türkiye'de AKP'lilerden başka herkes darbeci sanır. Eğlencelisiniz valla!
A.
Ergenekon davasındaki konumumuz bilgiyi hangi kaynaktan aldığımıza göre değişiyor. Öyle bir "taraf" duruşumuz var ki sanırım resimin bütününü görmekten uzaklaşıyoruz.
Bir yandan AKP karşıtı olmanın devlet içerisinde kirli işlere bulaşmış insanları ve devletin kirliliğini bile savunmayı zorunlu kıldığını düşünenler, diğer yanda elleri temiz olmayanları demokrasi kahramanı gibi görme eğiliminde olan şaşkınlık var.
Nedense herkes bu davada "aydınlanmakla" meşgul ama kirli bir savaşın sürdüğününü farketmiyoruz.
Dava magazinleşti, magazinleştirildi. Kirli devlet artıklarıyla AKP muhalifleri aynı potada karıştırılıp önümüze konuyor ve yememiz bekleniyor.
Kim hangi tarafta, kimin eli kimi işaret ederken aslında neyi hedefliyor tam bir karmaşa var.
Şemdinli davasında eski G.K Başkanı'nı suçlarken bir savcı enterne ediliyor. Herkes sonradan ortaya çıkan Ergenekon karşısında hükümetin geri adım attığını düşünürken bir bakıyoruz Ergenekon iddiasıyla suçlanan başka generaller meğer suçlanan komutanı zehirlemekle uğraşıyorlarmış.
Taşlar yeniden diziliyor ve dün "parlak savcıyı" harcayan gücün meğer Ergenekon karşıtı olduğunu aslında Büyükanıt Paşanın da demokrasi kahramanı olduğu sonucuna ulaşıyoruz.
Ama sorular bitmiyor. 27 Nisan e-muhtırasını veren Paşa aynı paşa değil miydi ? Ve bu paşamız emekliliğinde kullanılmak üzere muhteşem bir arabayla muhtıra verdiği hükümet tarafından ödüllendirilmemiş miydi ?
Bu dava ve etrafında sürdürülen iktidar savaşının asla ve asla bir demokrasi kazanımı olmayacağını ve böyle bir hedefi başaracak gücün elinin temiz olması gerektiğini anlamak neden bu kadar zor ?
Beraat ettigini sen nerden bildin, Suan davasi yargitaydan donmus durumda , tekrar yargilanacak . Bu sucdan beraati ise muze mudurunun "isimiz cok yogundu o yuzden askinin bu eserleri kayit altina alma talebini yerine getiremedik" demesi sonucu olmustu !!! aklindan birden bin dokuza kadar saymani rica ediyorum ., bu kadar sayida tarihi eser kanunsuz bir sekilde evinde bulundu , bunlar bulunanlar !!!
Yolsuzluk davasi ise , yargilama izni icin YOK e gonderilmisti , orda kayboldu daha gecenlerde arsivden cikarildi simdi davanin surmesi icin YOK un izin verip vermiyecegi bekleniyor !!!! bakarmisin YOK izin verirse yargilanacak ohhh ne ala memleket !!
Nivuru buraya fetoş medyasından edindiğin çirkefleri getiriyorsun. Beslendiğin yer belli. Adalet anlayışları da ortada. Hakkında çete iftirası yapıldı, fos çıktı. Hakkında tek bir somut belge gösterilemedi. Ve beraat etti. Yargıtayın iptali, onun beraatine leke getirmez. Yeniden bilirkişi oluşturularak dava tekrarlanır. Suçu sabit görülene kadar da masumdur. Ama senin gibi adalet anlayışından mahrum, zihni Atatürk düşmanlığı nedeniyle körelmişler tarafından Atatürkçü olması yeterli görülür. Atatürkçüyse eğer, başka suça gerek yoktur. Uyuşturucu çamuru atarsın, kaçakçı çamuru atarsın, yolsuzluk çamuru atarsın ve neticede mahkum etmeye çalışırsın.
Adam 8 ay süründürüldü suçsuz yere yetmedi mi? Rektörleri koruma amacıyla konmuş bir kanun işine gelmiyor da, milletvekili dokunulmazlıklarına neden ses çıkarmıyorsun?
Sizin için Yücel Aşkın da aynıdır, Uğur Dündar da. Amaç, laikliğe destek verenleri silmek, bitirmektir. Laikliği savunan da Kemalisttir size göre. Partiye muhalif mi (Turhan Çömez gibi) yaz Ergenekon'a. Melih Gökçek'e mi laf etti, yaz Ergenekon'a. Partiden ayrılıp ayrı bir parti mi kurmaya kalkışıyor, yaz Ergenekon'a. Cumhuriyet mitinglerinde mi konuştu, yaz Ergenekon'a. Ne bu? Hangi demokratik ülkede böyle uygulama görülmüş? Derin devlet, Uğur Dündar'lar, Abdüllatif şener'ler karıştırılmadan çözülemiyor mu?
İddiannamede insanların telefon konuşmalarındaki belden aşağı, ağza alınmayacak küfürlerin yer almasının ardındaki maksat ne? O küfürler iki kişinin arasındayken, bunu kamuoyuna servis etmek yakışık alıyor mu?
Taşlar yeniden diziliyor ve dün "parlak savcıyı" harcayan gücün meğer Ergenekon karşıtı olduğunu aslında Büyükanıt Paşanın da demokrasi kahramanı olduğu sonucuna ulaşıyoruz.
Ama sorular bitmiyor. 27 Nisan e-muhtırasını veren Paşa aynı paşa değil miydi ? Ve bu paşamız emekliliğinde kullanılmak üzere muhteşem bir arabayla muhtıra verdiği hükümet tarafından ödüllendirilmemiş miydi ?
Bu dava ve etrafında sürdürülen iktidar savaşının asla ve asla bir demokrasi kazanımı olmayacağını ve böyle bir hedefi başaracak gücün elinin temiz olması gerektiğini anlamak neden bu kadar zor ?
Yoksam Büyükanıt da "our boys"dan mıydı?
Dustin Hoffman'ın "Wag The Dog" filmini yeniden izlemek ve "Egemen Devlet: ITT"yi yeniden okumak lazım.
A.
Yoksam Büyükanıt da "our boys"dan mıydı?
ourboys olmayan bir general olabilir mi. Olsa da o makamda kalabilir mi. Kalsa da kuvvete komuta edebilir mi. Etse de GKB olabilir mi. Bunun örnegi var mı.
saygılarımla
Bunun örnegi var mı.
... dı ... zamanında.
A.
ourboys olmayan bir general olabilir mi. Olsa da o makamda kalabilir mi. Kalsa da kuvvete komuta edebilir mi. Etse de GKB olabilir mi. Bunun örnegi var mı.
Son dönemde yaşananların sebebi de budur.
ABD, on yıllar boyunca ordu içindeki "Atatürkçü, laik, anti-komünist + ABD dostu ve müdahaleci" çizgide olanları destekledi. Bu çizgide başarılı olanlar yükseltildi. Ancak şimdi bu çizgi ABD'ye ters geliyor. ABD artık "Liberal, ılımlı İslamcı, ılımlı laik + ABD dostu" çizgiyi uygun görüyor. Fakat ordunun kademeleri önceki çizgiden olanlarla dolu. Askeri liselerden harp akademilerine, teğmeninden paşasına kadar eski çizgiye göre organize olunmuş. Bu yüzden de çelişki ve çekişme yaşanıyor.
Eski Ourboys'ları tasfiye edilip yenileniyor. Ama bu kolay olmuyor. Sıkıntı büyük.
evrensel-insan
28-03-2009, 00:27
Saygideger pante;
Ne guzel degilmi? Guzel olan ne mi?, ne olacak! insanoglunun kukla ve emir kulu yerine konulmasi.:eek:
Once, kisilerden; sunu, bunu onu olmalarini iste ve olanlara destek ver; sonra da; tam istediklerinin karsiti olmalarini iste, eski destek veripte yeni isteneni olamiyanlari tasviye et. Yeni kutuplasmalara yol ac ve butun bunlari; sirf kendi cikarin ve istemin dogrultusunda uygula.
Bundan daha guzel bir ornek olabilir mi, ayrimciliga, cikarciliga, egoizme ve guce taparak, gucu kullanmaya. Sonuc nedir?, sonuc; kargasa, kaos, bolunmusluk, kutuplasmislik, ayrilmislik. Kimin icin, kimin olacak; dusuncesini uretmeyen, verilen emirlere harfiyen uymaya calisan; baskalarinin kuklasi olmaktan cekinmeyen ve bunu sirf kendi cikari icin yapanlar icin.
Emirleri veren, ve cikari dogrultusunda verdigi emirleri alt yuz ederek yeni emirler verenlere mi ne oluyor?, Ne olacak! gucleri temelinde ve guclerinin sayesinde parseyi topluyor. Ha Ergenekon mu? Bosversene!
Oda, bizlerin oyalanmasi ve icinden cikilmamasi, gercekleri goz ardi etmemizi saglamasi ve biz onunla ugrasirken, yeni ergenokonlarin planlanmasi.
Bizler, elimize verilen oyuncaklarla oynamaya devam edelim. Bikarsak mi? uzulme, biz bikmadan elimize yeni bir oyuncak verirler.:mad:
Saygilarimla;
evrensel-insan
elcihanaferin
28-03-2009, 00:29
Sn. niveru,
Önce yazdıklarınıza kendiniz inanın ki, karşınızdakini de ikna etme kabiliyetiniz olsun.
Meslekten men sakıt savcıya çok acıdım doğrusu. Herhalde bahsettiğiniz manavda, kasada yardım ediyordur. Halbuki ben de en son okuduğuma göre Amerika'da Fethullah Gülen'in Türkiye'den topladığı vergilerin beraberce tadına bakıyorlardı.
Adam mahkemeden beraat etti, hala dedikodu ve rivayetlere dalmışsınız debeleniyorsunuz. Deniz Feneri'nin Almanya tarafından ortaya dökülmesiyle uçurulan para 42 milyon avroda kaldı; yoksa kim bilir hangi meblağa ulaşacaktı. Ama baş aktörün kovuşturulmasına başbakan izin vermedi. Bunu görmeyip YÖK'ün Yücel Aşkın için izin vermeyişini görürüsünüz. Eğer Yücel Aşkın gerçekten temiz olmasaydı Akepe onun peşini bırakır mıydı? Emekli generalleri, muvazzaf subayları ve astsubayları her tarafta toparlayıp götüren güç, orada mı sökmedi? İnsaf edin de biraz inandırıcı olun. Bu devirde Atatürkçü olmak cesaret işidir. Çünkü onları korkutmak için elden gelenin yapıldığı devirdir.
Sanıkların kendi aralarında geçen yazışmaların doğruluğunun kontrol edilmeden iddianameye alınması size normal geliyor demek. Oh ne ala memleket. Yapıştırın herkese ispatsız yaftaları sonra da kendiniz bunlara inanın.
Bazı aktardığım şeyleri anlamamazlıktan geliyorsunuz. Balbay'ın ikinci tutuklanışı aradan 8 ay geçtikten sonra yapıldı. Ama iddianamesi bu 8 ay süresince hazırlanmadı. Neden? Normal midir bu? Hangi maksatla iddianameden önce tutuklandı? Daha önce de 16 ay iddianamesini bekjleyen tutuklular vardı. Bunlara kurgu denmeyecek de ne denecek? Neden seçim öncesine 2. iddianame getirildi? Frodo'nun mesajı kurgulamayı açıkça göstermektedir. Türkiye'yi korkaklar ülkesi haline getirerek insanların itirazlarını, sorgulamalarını yok etmek istiyorlar. Sonuç özgür olmayan koyun sürüsü yaratmaktır. Bunun bir yolu da belirsizlik ortamı yaratmaktır. Bundan dolayı binlerce sayfalık iddianameler yapılıyor. Van duruşmasındaki kısacık (son iddianamelere bakarak) 80 sayfa civarındaki iddianamede 25-30 sayfa Komünizm, sosyalizm, kapitalizm açıklaması vardı. Neden? Sosyoekonomi dersinde miydik? Maksat bulanık ortam yaratmaktır. Dedikoduları, emailleri, telefon konuşmalarını al delil say. Bunların delil sayılamayacağını RTE bile yeni söyledi. Üzülüyormuş! Şimdi biz burada kalksak da "Bu Akepe'den nasıl kurtulsak, adamlar adım adım anayasayı değiştiriyor, sivil darbe yapıyorlar, bunlara da bir şekilde bir darbe vurmak gerekir" desek, hoop içerdeyiz.
Birinci iddianamenin okunması ne kadar sürdü; hatırlayın. Maksat insanları ümitsizliğe, korkuya sevketmektir. Daha başka iddianameler de olacaktır ve bu iş uzayacaktır. Maksat suçluları mahkum etmek değil, işi olabildiğince uzatıp korkuyu, ümitsizliği sıradan hale getirmektir.
evrensel-insan
28-03-2009, 00:48
Saygideger pante;
Buradan da, zaten Ergenekon'un ne oldugu ortaya cikmiyor mu? Ergenekon; eski emirleri yerine getiripte, yeni emirlere uymayanlarin tasviyesi. Kimler tarafindan? Eski emirlere zamaninda uyupta, simdi de yeni emirlere adapte olabilenler ya da; sadece eski emrleri bilmeyipte, yeni emirlerle tanisanlar ve onlari uygulayanlar tarafindan.
Zaten, bu konuya halk ve toplum dahil degil. Dahil olanlarda; sayiyla degil; kurumlarin baslarinin ele gecirilmesiyle belirleniyor. Cumhurbaskanligi, Basbakanlik yani yurutmenin sivil kolu tamam; yargimi? Bireyi olmayan, bireysel hak ve ozgurluklerin anlamini bilmeyen, bu konuda sivil kuruluslari olmayan ve vatandasinin devleti icin yasadigi bir zihniyete sahip TC' de; yargi kimin elindedir?
Yasamayi, zaten yurutme olarak yonlendirebilir ve yeniliyebilirsen; yargi o zaman kimi yargilar? Tabi ki, eski emre uyanlari ve yeni emirleri uygulamayanlari. Bu arada; ha eski emri uygulamis, ha yeni emri uygulamakta olanlar arasindaki fark nedir, acaba? Konu; guc, yetki ve iktidar degil mi?
Emir kullarinin; biribirini tasnifinden, kim zararli cikiyor, dersin?
Saygilarimla;
evrensel-insan
http://www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=53218
saygılarımla
Bazı aktardığım şeyleri anlamamazlıktan geliyorsunuz. Balbay'ın ikinci tutuklanışı aradan 8 ay geçtikten sonra yapıldı. Ama iddianamesi bu 8 ay süresince hazırlanmadı. Neden? Normal midir bu? Hangi maksatla iddianameden önce tutuklandı? Daha önce de 16 ay iddianamesini bekjleyen tutuklular vardı. Bunlara kurgu denmeyecek de ne denecek? Neden seçim öncesine 2. iddianame getirildi? Frodo'nun mesajı kurgulamayı açıkça göstermektedir. Türkiye'yi korkaklar ülkesi haline getirerek insanların itirazlarını, sorgulamalarını yok etmek istiyorlar. Sonuç özgür olmayan koyun sürüsü yaratmaktır.
Bu yeni birsey mi? Sanirim sen Türkiye'deki adalet sistemini ilk olarak Ergenekon davasi ile tanimissin. Gecmisinde solculuk olanlar mahkemelerin nasil calistigini bilir. Bazi hakimler mahkemeye bellerinde silahla kovboy gibi gelirlerdi. Hepsi de militan Kemalisttiler. Simdiye kadar normal sayilan ve son derece agir yürüyen toplu davalar simdi anormal sayilmaya basladi. Adaletsizlik ise hepsi adaletsizlik.
Bunun bir yolu da belirsizlik ortamı yaratmaktır. Bundan dolayı binlerce sayfalık iddianameler yapılıyor. Van duruşmasındaki kısacık (son iddianamelere bakarak) 80 sayfa civarındaki iddianamede 25-30 sayfa Komünizm, sosyalizm, kapitalizm açıklaması vardı. Neden? Sosyoekonomi dersinde miydik? Maksat bulanık ortam yaratmaktır.
RP hakkinda Vural Savas'in yazdigi iddianameyi okumus muydun? Nerdeyse tamami ideolojik idi. Hatta aslina bakilirsa o davadaki savcinin kullandigi bazi sözcükler 12 Eylül'ün gazetelerinde solcular icin yazilan sözlere benziyordu. Ben kendi davalarimdan da biliyorum, savci sayfalar dolusu sosyalizm, komunizm, kapitalizm üzerine aciklamalar yapar. Bunlarin amaci sudur, budur, böyle yikici, söyle bölücü der. Iddianamelerin böyle yazilmasi bizde anlasilmaz bir gelenektir.
elcihanaferin
28-03-2009, 09:47
Sn. Sargon,
Demek zamanında yanlış yapılmış şeyler şimdi sizde aynı şeylerin hala yapılması için yeteri sebep teşkil ediyor.
Eskiden size olanlar, sizde o kadar fazla kine sebep olmuş ki artık değişim geçirip bunları çok normal ve haklı, hatta olumlu sayıyorsunuz. Yani bu yanlışları, haksızlıkları bu kadar idrak ettikten sonra bunların yanlış olduğunu, "ben bunları geçirdim, yanlıştır, insanlık ayıbıdır" demek yerine büyük kininiz sonucu intikam duygularınız sizi başka yerlere taşıyor. Nerelere gelmişsiniz...
.
Cumhuriyet 28.03.2009TBB Başkanı Özok, Ergenekon soruşturmasında uyulması gereken 7 evrensel hukuk ilkesini açıkladı
Barolardan hukuk çağrısı
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Özdemir Özok, Ergenekon soruşturmasında uyulması gereken 7 evrensel hukuk ilkesini açıkladı. Özok, suç konusu olay ve kişilerle ilişkisi olmayan belgelere yer verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Toptancı ithamlar ile gereksiz ve tartışmaya açık konulardaki değerlendirmelerin, davalar ile korunduğu iddia edilen değerlere zarar verebileceği gözden uzak tutulmamalıdır” dedi. Özok, soruşturmanın toplumda baskı ve yılgınlık aracı olarak kullanılmamasını da istedi.
TBB Başkanı Özok, yaptığı yazılı açıklama ile Ergenekon iddianamesinde uyulması gereken ilkeleri değerlendirdi. Özok, Ergenekon soruşturmasında yargıya zarar verebilecek boyutlara ulaşabilecek uygulamalar karşısında, ilkelerin her dava için ısrarla savunulması gerektiğini bildirdi.
1-Mahkemeler, delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplanmasını özenle ve istisna tanımadan denetlemelidirler. Bu bağlamda ellerindeki yetkilere dayanarak verecekleri kararlar ile kolluk güçlerini ve savcılık makamını cesaretle yönlendirmelidirler.
2-İddianamelerde iddia konusu suç ve kişiler dışında olaylara ve suç konusu olay ve kişilerle ilişkisi olmayan belgelere yer verilmemesini sağlamalıdırlar. İddianamelerde yasaya ve hukuka uygun olarak olaylar ve deliller, şüpheli ve sanıklarla tek tek ilişkilendirilmelidir. Toptancı ithamlar ile gereksiz ve tartışmaya açık konulardaki değerlendirmelerin, davalar ile korunduğu iddia edilen değerlere zarar verebileceği gözden uzak tutulmamalıdır.
3- Makul sürede yargılanma hakkına ilk celseden itibaren özen gösterilmelidir.
4- Tutukluluk bir önlemdir. Her şüpheli ve her sanığın talepleri ve durumları, tek tek ve iddia olunan her suç dolayısıyla ayrı ayrı, gerekçeli olarak titizlikle değerlendirilmelidir. Bu konuda verilecek kararlar kamuoyunu tatmin etmelidir.
5- Tutuklama kararı verilmiş sanık ve şüphelinin varlığı halinde, soruşturma evresinin, kısa sürede dava açılması ile sonlandırılmasına özen gösterilmesi sağlanmalıdır. Mahkemeler bu konuda uzayan tutukluluk süresinde önlemler alarak savcılık makamını yönlendirme güç ve yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Bu yolla tutuklamaların yargısız infaz haline dönüşmesine engel olunmalıdır. Kovuşturma evresinde, tutuklama kararı varsa ilk duruşma gününün tayininden itibaren aynı titizlik, bizatihi mahkemeler tarafından gösterilmelidir.
6-Ceza soruşturma ve kovuşturmasının, toplumda baskı ve yılgınlık vasıtası olarak kullanılmasına yargı makamı mutlaka engel olmalıdır. Mahkemelerimiz bu tür emellere alet olmamalıdırlar. Davaların yılgınlık yaratabilecek biçimde algılanmamasına özen gösterilmesini sağlamalıdırlar. Toplumun tümünde yargıya güvenin temel koşulu bu konuda gösterilecek tarafsızlık ve bağımsızlığa bağlı bulunmaktadır.
7 -Gizli tanıklık gibi savunma hakkını ihlal ve bertaraf edebilecek uygulamalara zorunlu hallerde ve istisnai olarak başvurulmalıdır. Bu gibi durumlarda hüküm, hiçbir şekilde savunma hakkı kısıtlanarak elde edilen delillere dayandırılmamalıdır. Kamuoyunun bu yönde düşünmesine, yılgınlığa sevk edilmesine mahkemelerimiz izin vermemelidirler.
Sn. Sargon,
Demek zamanında yanlış yapılmış şeyler şimdi sizde aynı şeylerin hala yapılması için yeteri sebep teşkil ediyor.
Eskiden size olanlar, sizde o kadar fazla kine sebep olmuş ki artık değişim geçirip bunları çok normal ve haklı, hatta olumlu sayıyorsunuz. Yani bu yanlışları, haksızlıkları bu kadar idrak ettikten sonra bunların yanlış olduğunu, "ben bunları geçirdim, yanlıştır, insanlık ayıbıdır" demek yerine büyük kininiz sonucu intikam duygularınız sizi başka yerlere taşıyor. Nerelere gelmişsiniz...
.
Sn elcihanaferin,
söylemek istedigim seyi yanlis anlamissin, daha dogrusu tam tersinden anlamissin. Senin ifadelerinden anliyorum ki, Ergenekon davasinda özel olarak bir istisna uygulaniyor, simdiye kadar herkese adil yargilama yapiliyordu da Ergenekonculara adil olmayan bir yargilama yapiliyor. Bu gercek disi bir sey. Gercek olan Türkiye'deki adalet sisteminin fazlasiyla ideolojik ve adaletsiz bir sistem oldugudur. Ben bu sistemin tümünü elestiriyorum, siz ise sadece Ergenekon davasinda böyle bir uygulama yapiliyor, bu yapilmasin diyorsunuz. Böylelikle carpik bir sistemin devam etmesini, ama devlet icin adam öldüren, katliam yapan, sagi solu bombalayan, suikastler tertip edenlerin simdiye kadar oldugu gibi korunup kollanmasini, bunun disindakilere ise her tür adaletsizligin yapilmasini talep etmis oluyorsunuz.
Ergenekonculari savunanlar agizlarindan F tipi örgütlenme, F tipi düsünme gibi laflari düsürmüyorlar, ama F tiplerinde yatan devrimciler F tiplerinin kapatilmasini yada tecrit sisteminin kaldirilmasini talep ettiklerinde Ergenekon savunuculari destek vermiyor. Istediginiz sey sadece kendinize demokrasi. AKP kendisine demokrasi istiyor, siz de kendinize. Gerci AKP'nin hakkini yemis oluyorum, o sizden daha fazla demokrat, en azindan Kürtlere falan da biraz birseyler vermek yanlisi. Siz ise kendinizden baska herkese baski ve terörü, kendinize ise ayricalikli muameleyi talep ediyorsunuz. Bunun adi demokratlik midir? Degildir.
Herkes icin demokrasi talep edin, hemen size destek vereyim. Ornegin F tiplerinin kaldirilmasini yada cezaevlerinde tecritin kaldirilmasini isteyin, destekleyeyim. Yada Kürtlerin anadilde egitim alma hakkini savunun, destekleyeyim. Sadece basarisiz olan darbe girisimlerinin degil, 28 Subat, 12 Eylül, 12 Mart, 27 Mayis darbelerinin de yargilanmasi gerektigini söyleyin, destekleyeyim. Demokrasi adina en ufak bir talepte bulunun destekleyeyim. Siz baski rejimi talep ediyorsunuz. Bunun icin size verilecek en kücük bir destegim olamaz.
İddianamede Şener Eruygur’dan ele geçirilen belgeler arasında, işadamı Üzeyir Garih’in öldürülmesinin nedenine ilişkin bir belge de yer aldı.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=928264&Date=28.03.2009&CategoryID=77
Uzeyir Garih cinayeti oldukca karanlik bir cinayet. Bu cinayet davasi ile ilgili bazi bilgileri Wikipedi'den derlenmis halde bulanilirsiniz. Ergenekon iddialari kismini okumanizi öneririm.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Czeyir_Garih_cinayeti
Benim anladigim Uzeyir Garih'in zamaninda Ergenekonculara ödemeler yaptigi, sonra da RP'li belediyelere ödemeler yaptigi. Türkiye'de is yapan her isadami gibi devletin cesitli kademelerine ödemeler yapmak zorunda kaliyor. Veli Kücük ile baglantili oldugu ve ona düzenli ödeme yaptigi, sonradan bunu kestigi ilk iddianamede yaziliyordu. Ikinci iddianamede ise Sener Eruygur'un belgeleri icinde konu geciyor. Buna göre öldürülme nedeni Tayyip Erdogan'i desteklemeye baslamasi imis.
Ergenekoncularin para ile oyunlari:
Varan 1:
Eruygur’un “internet takip sistemi” kurdurduğu ortaya çıktı. Sistemi orduya satan Hakan Şanlı’ya paraları Jandarma İstihbarat’tan bir başçavuş verdi. Aytaç Yalman’ın Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde 1.5 milyon dolar para aktardığı Hakan Şanlı’nın aldığı paralar bununla da sınırlı değilmiş. Şanlı’ya 1.2 milyon dolarlık yeni ödemeyi yapan kişinin rütbesi ise şaşırtıcı. Faturalandırılmayan ödemeleri Jandarma İstihbaratı’nda görevli Recep Başçavuş yapmış. Ergenekon iddianamesine sanık olarak giren Hakan Şanlı’nın ismi, Atilla Uğur gibi bazı Ergenekon sanığı emekli askerlerin gizli ortağı olarak geçiyor
http://www.taraf.com.tr/haber/30660.htm
Varan 2:
Boğazlar komutanlığı döneminde yolsuzluklarda adı geçtiği için 2004 yılındaki Yüksek Askerî Şûra’da emekli edilen Ergenekon sanığı Tümamiral İlker Güven’in İngiltere’den Türkiye’ye sokulacak 35 milyon 500 bin dolar için 100 bin dolar komisyon karşılığı Oyak Bank’ta nüfuzunu kullandığı iddianamadeki görüşmelerde tüm açıklığıyla yer alıyor
http://www.taraf.com.tr/haber/30627.htm
Su en güvenilir kurum olan ordu icinde dönen islere bir bakin hele.
elcihanaferin
28-03-2009, 18:48
Sn. Sargon,
Söylemek istediğiniz şeyi hiç de yanlış anlamamışım; tersinden de anlamamışım. Nedenleri de çok belirli biçimde ortada:
1 - Bu başlığı siz açmışsınız. Ana neden, bahsettiğiniz şekilde çarpık sistemin ortadan kaldırılması, adaletin herkese eşit uygulanması, bu davadaki çarpıcı olayları aktarmak vs değil. Bu olsa olsa kısmi bir faktör olabilir. Ana neden size zamanında kötü davranan askerlere olan hıncınız. Bu hıncınızı bu başlıkta boşaltmayı düşünmüşsünüz. (Bunun örneklerini isterseniz mesajlarınızdan aktarırım)
2 - Bu kanaatime neden olan şey her yeni haberi derhal ve bakın neler oluyor diyerek ve özellikle askerlerle ilgilere dikkat çekerek vermenizdir.
3 - Gelişmeleri verirken sadece olayları aktararak, yanlışlıkları haksızlıkları ( hani size yapılanlar gibi) atlayıp, yani bu hususta yanlış yapıldığını hiç belirtmeden, kısa yorumlarda da niyetiniz yönünde suçlamalarla vermişsiniz. Tarafsız olma adına Ergenekoncu addedilen görüşleri verirken bile bu açıkça belli oluyor.
4 - Yani "sistemin tümünü eleştiriyorum" lafınız havada kalmıştır. Belki başka başlıklarda benzeri şeyleri söylemişsinizdir. Ama bu başlıkta göremedim. Bu başlığı bana son mesajınız sonrası taradım, 66 sayfa tutan 652 mesaj var, herhalde %25'i sizin; ama herkesten adalet sisteminin bozukluğu hakkında pek çok mesaj var, sizden çıt çıkmamış. Ancak 2 yerde size de aynı hukuksuzluk yapıldığını yazmışsınız. Yani yapılanları olağan, normal karşılıyorsunuz, işkence olmadığı kanaatinde intibaı veriyorsunuz. İsterseniz mesajlarınızı bir gözden geçirin.
Bunun yanı sıra beni sadece bu dava ile ilgili hukuksuzluğu yazdığım, kısmi demokrasi, ayrıcalık istediğim vb ile suçlamışsınız. Nereden çıkardınız bunları? Hangi yazımda böyle bir şey yazmışım? Bana bu atfettikleriniz saçmadır. Kendi açınızdan bakarken kendinizin baskıcılık yaptığını fark etmemişsiniz bile. Ama beni baskı rejimi talep etmekle suçluyorsunuz. Ama bu dinci faşist iktidarın korku ve belirsizlik yaratan baskısını onaylıyor, hatta demokratik bile buluyorsunuz. (Hiç bu dinci faşist iktidarı tenkit ettiğiniz oldu mu?)
Benim sizden hiçbir destek talebim falan olamaz. Neden destek isteyecekmişim?
Mesajınızda bahsi geçen ve benim istemediğimi, düşünmediğimi söylediğiniz şeylerin çoğunu, aksine istiyor ve düşünüyorum. Her nedense çok kızarak ve düşünmeden bana çok şey atfetmişsiniz.
Mesajların kişilikle ilgili olmasını uygun bulmuyorum. Son mesajınızda bana atfen yazdıklarınız olmasaydı bunları yazmazdım. Bu hususu da burada kapatıyorum.
Ergenekon davasının bitirileceğini zannediyor musunuz? Bu dava suçluları tespit edip, mahkum etmek için mi açılmıştır? Yani gerçek bir hukuk davası mıdır? Bunu iddia edebilmek zor. Seneyi geçen sürelerde iddianame olmaması, iddianamelerin ve ek iddianamelerin binlerce sayfa olması (duruşmalarda okunmasının bile haftalar sürmesi), daha hazırlanmakta olan iddianameler, her olayın bu davaya eklenmesi ile gittikçe artan kapsamı, davanın bitirilmeyeceğinin göstergesidir. Dolayısıyla dava siyasidir. Böyle olunca bu dava kimlere yararlı oluyor?
.
elcihanaferin
28-03-2009, 19:40
Bedrettin Dalan neden gözaltına alınacak?
Bedrettin Dalan'ın gözaltına alınmasının gerçek nedeni neredeyse deşifre oldu. Fethullah Gülen'in eğitim merkezlerine rakip yarattığı için Bedrettin Dalan'ın Ergenekon tertibine dahil edildiği ortaya çıktı.
Anlaşılan İstek Vakfının duruşu, Fethullah Gülen'e yaramıyor…
İstek Vakfı, asker ve polis ailelerinden gelen çocuklara % 25 ile 30 arası indirim uyguluyor. İşte Bedrettin Dalan'ın kuruculuğunu yaptığı İstek Vakfı'nın asker ve polis ailelerinin çocuklarına kaliteli hizmet sunup avantajlar sağlaması ABD'de yaşayan CIA referanslı Fethullah örgütünün işine gelmiyor. Çünkü bilindiği gibi Fethullah Gülen birçok defa polis teşkilatını ele geçirme planları yapmış, hatta kamuoyunda TSK içine sızmaya çalıştığı da su üstüne çıkmış bir gerçekti.
Sabah Gazetesi yazarı Hıncal Uluç'un 10 Ocak 2009 Tarihli yazısını baz alarak örneklendirirsek, Bedrettin Dalan ile Hıncal Uluç arasında ki konuşma bir çok gerçeği deşifre ediyor.
Yıllar geçti aradan… Geçen yıl, gene yemek yiyoruz.. "Ülke nereye gidiyor?.. Bize yeni bir parti gerek'" dedim.. "Bu Baykal, bu Bahçeli'yle bir şey olması mümkün değil.. Yeni bir lider, yeni bir parti, yeni bir umut gerek" dedim...
Lafı nereye getireceğimi anladı.
"Atatürkçü kesimin en büyük şikâyeti Fethullahçı okullar değil mi? Mücadele o okulları yıkma, yok etme yolları aramakla mı olur, yoksa, daha iyilerini yapmakla mı? Öyle liseler, üniversiteler kurarsın ki, buradan yetişen pırlanta gençler ülkenin geleceği olur, senin de 'Nereye gidiyoruz' diye endişe etmene, Fethullah Okullarından korkmana sebep kalmaz"
Dikkat, Bedrettin Dalan açık açık kendisi Fethullah Gülen'in eğitim kurumlarına rakip olduğunu söylüyor.
Bedrettin Dalan'ın İstek Vakfı ile ABD güdümlü Fethullah Gülen'in eğitim kurumları arasında ki çekişmede, Fethullah Gülen'in Devlet kurumları içerisine sızma planlarına çomak sokan Bedrettin Dalan'ın bu neden gözaltına alınacak.
Ergenekon operasyonu adı altında alınanların bir çoğu çeşitli nedenler ile Fethullah Gülen ve ABD güdümlü İslam projesine karşı çıkanlardı. Bedrettin Dalan'a verilen gözdağı ise Fethullah Gülen'in ve örgütünün Ergenekon operasyonunda ne kadar etkin olduğunun büyük bir göstergesi.
.
ne bu saka mi !! yoksa ciddi ciddi bunlara inanarak mi buraya yaziyormusunuz??!!
Sozun bittigi yerde oldugumuzu dusunuyorum artik , bu mantiga bu akil yurutmeye ne anlatacagiz ,ne soylesek bos!! ,,,
Savcıdan şok iddialar
Ergenekon’a gelir için bürokratlara kadın ikramı
http://haber.gazetevatan.com/newpics/news/280320092259222186083.jpg
1909 sayfalık 2. Ergenekon iddianamesi incelendikçe yeni iddialar ortaya çıkıyor. İddianameye göre emekli Albay Uğur, ihale alabilmek için bürokratları İstanbul’a getirtip lüks otel odalarında pahalı hayat kadınlarıyla buluşturuyordu
Ergenekon iddianamesinde, eski Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Teknik İstihbarat Daire Başkanı Atilla Uğur’un Ergenekon’a gelir getirici faaliyetlerde bulunduğu ve bu amaçla ihaleleri almak için yetkililere lüks otellerde pahalı hayat kadınları “tedarik ettiği” iddia edildi. İddianamede Zırh Güvenlik Şirketi adı altında bir şirket kuran Uğur’un askeri ve kamu ihalelerini takip ederek ihaleleri bir şekilde almaya gayret ettiği belirtilerek şöyle denildi:
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Savcidan_sok_iddialar&tarih=29.03.2009&Newsid=230405&Categoryid=1
Haberdeki en ilginc bölümlerden biri ise söyle:
Abdullah Öcalan’ı İmarlı’da sorgulayan ekipteydi
Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ı İmralı adasında sorgulayan ekibin başındaki emekli Jandarma Kıdemli Albay Atilla Uğur da İstanbul’a gözaltına alındı. Emekli Albay Atilla Uğur’un Şam’da askeri ateşe olarak görev yaptığı dönemde PKK lideri Abdullah Öcalan ile aynı apartmanda kaldığı da iddia edialar arasında. Ankara ve Diyarbakır’da Jandarma İstihbarat Teşkilatı grup komutanlığı yapan Uğur, Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı görevini de yürütmüştü. Muvazzaflığı sırasında istihbaratçı olan Uğur’un aralarında Mustafa Balbay’ında bulunduğu birçok kişiyle yaptığı görüşmeyi gizlice kaydettiği ileri sürülüyor.
elcihanaferin
29-03-2009, 14:22
Sn. niveru,
O da bir şey mi? Siz bir de şuna bakın: (odatv'den alınmıştır)
Samanyolu`nun yalanı gün yüzüne çıktı. Gazeteci Ayşe Önal: "Samanyolu Televizyonu'nda ana haber spikeri olan Tuncay Güney bizi Fethullah Gülen'le tanıştırdı"
Türkiye Tuncay Güney'i konuşmaya devam ediyor. Her gün hakkında çıkan yeni bilgilerle kamuoyunun gündemini sarsan Güney'in, MİT'in yanı sıra cemaatle de ilişkisi tartışılıyor.
Tuncay Güney, daha 20 yaşında bile değilken, Tevfik Yener'in desteğiyle Sabah'ta ofis boy olarak işe başladı. Daha sonra Milliyet gazetesinde görev aldı. Takvim yaprakları 1994 yılını gösterdiğinde ise Güney, cemaate yakınlığıyla bilinen Işık Prodüksiyon şirketine ve Samanyolu TV'ye (STV) girdi. Güney STV'de aylarca "Doruktakiler" adlı bir programı hazırladı, sundu. O zamanlar daha 22 yaşındaydı. Yani çok kısa bir süre önce "ofis boyluk" yapan Güney, cemaatin içinde artık program yapımcılığı ve sunuculuğu görevindeydi.
Tam da burada Samanyolu Yayın Grubu'nun Tuncay Güney'le ilgili Mart 2008 tarihinde yaptığı açıklamaya göz atalım. Ne diyordu o açıklama:
"Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında adı gündeme gelen Tuncay Güney adlı şahıs, 01 Mart 1994 tarihinde Işık prodüksiyon adlı şirkette yapımcı olarak göreve başlamış ve bu kurumla ilişiği 31.10.1994 tarihinde sona ermiştir. Söz konusu şahsın bu süre içinde dış yapımcı olarak hazırladığı röportaj türünde birkaç program Samanyolu TV'de yayınlanmıştır."
Peki, bu açıklama ne derece doğruydu?
Bakın Gazeteci Ayşe Önal 24 Temmuz 2008 tarihli Yeni Şafak'a ne demişti; hatırlayalım:
"Tuncay'la Samanyolu Televizyonu'nda ana haber spikeri olduğu 1994'ün Nisan ayında tanıştık. Başörtüsü konularında sıcak mesajlar verdiğim için sıcak davranıyorlardı. Hatta bir seferinde, Cengiz Çandar ve Nur Vergin'lerle birlikte bir iftara gittik. Bizi Fethullah Gülen'le tanıştırdı. Sanıyorum 22 yaşlarındaydı. Bu kadar genç ve deneyimsiz olmasına rağmen böylesine güçlü olması beni çok şaşırtmıştı"
Yani STV'nin "röportaj türünde birkaç program hazırladı" dediği; ki yaklaşık 8 ay sürdü bu program- Güney, kanalda ana haber spikeri olarak görev yapmıştı.
Odatv.com olarak tam da burada soruyoruz:
Türkiye'nin tartıştığı Tuncay Güney'in STV'de yayınlanan program bantları nerede? "Doruktakiler" programının ve Güney'in spiker olduğu ana haberin görüntüleri neden kayıplarda?
Yoksa cemaat tarafından bu görüntüler "kayıplara" mı karıştırıldı?
Ergenekon'la kim yakın ilişkili olabilir ki?
.
sargon
artık senin yazdıklarını okumuyorum
ciddi ciddi sen inanıyormusun ya bunlara????
sorun degil unbelieving, ben de seninkileri okumuyordum zaten. :)
Ergenekon bir parti baskanini daha düsürdü.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=928764&Date=31.03.2009&CategoryID=78
Gazi’de ilk kurşun Ergenekon’dan
Hollanda belgelerine göre, Gazi Olayları’nda ilk kurşunu Ergenekon sanığı Osman Gürbüz atmış. DHKP-C’ye yönelik olarak Türkiye ile eşzamanlı İtalya, Belçika, Hollanda ve Almanya’da yapılan operasyonlarda örgütten ele geçen belgeler ikinci Ergenekon İddianamesi’nde yer aldı. Belgelerde Necip Hablemitoğlu cinayetini de işlediği iddia edilen Ergenekon sanığı Osman Gürbüz’ün, arkadaşlarına Gazi olaylarında ilk kurşunu kendisinin attığını gururla anlattığı var. “Tutsak arkadaşlarımızdan Hakan K. ile görüşmemiz” başlıklı bir belgede de “Hakan bize Gürbüz’ün ilk kurşunu attığını söylemişti. Bu doğru. Kaynaklarına güveniyor” deniyor
http://www.taraf.com.tr/haber/30807.htm
Ergenekon bir parti baskanini daha düsürdü.
Şaka gibi bir haber!
Adam bu dakikaya kadar "%5'in altında kalırsak partiyi bırakırım" diyordu, şimdi "ergenekon" diyor. Başarısızlığa en uygun kılıfı bulmuş.
Üstüne üstlük neymiş? Partileri terörle mücadelede kullanılmış ... hadi ordan! Çiller ve Ağar'ın neyi niye yaptığını bilmeyen var mı? Bu isimler soruşturma içinde değilse bildikleri çok fazla olduğundandır. Bıçak kemiğe dayanırsa yok edilirler ama asla konuşturulmazlar.
A.
Gazi’de ilk kurşun Ergenekon’dan
Hala lafazanlık, hala dedikodu ... o buna söylemiş, kaynağına güvenirmiş, öbürü tasdiklemiş, beriki kurşunu ben attım demiş ...
A.
Gazi’de ilk kurşun Ergenekon’dan
Hollanda belgelerine göre, Gazi Olayları’nda ilk kurşunu Ergenekon sanığı Osman Gürbüz atmış. DHKP-C’ye yönelik olarak Türkiye ile eşzamanlı İtalya, Belçika, Hollanda ve Almanya’da yapılan operasyonlarda örgütten ele geçen belgeler ikinci Ergenekon İddianamesi’nde yer aldı. Belgelerde Necip Hablemitoğlu cinayetini de işlediği iddia edilen Ergenekon sanığı Osman Gürbüz’ün, arkadaşlarına Gazi olaylarında ilk kurşunu kendisinin attığını gururla anlattığı var. “Tutsak arkadaşlarımızdan Hakan K. ile görüşmemiz” başlıklı bir belgede de “Hakan bize Gürbüz’ün ilk kurşunu attığını söylemişti. Bu doğru. Kaynaklarına güveniyor” deniyor
http://www.taraf.com.tr/haber/30807.htm
yıllardır gazide oturan biri olarak bu haberin direkt atmasyon olduğunu söylüyorum.
bari biraz destekli atsınlar artık komik olmaya başladılar.
Osman Gürbüz'ün adi Gazi olaylarinda ilk olarak gecmiyor. Daha önce Gazi olaylarini baslatan tetikcilerden biri oldugu iddianamede gecince Gazi Mahallesinde yasayanlar Gazi ve Umraniye davasinin yeniden görülmesini istemislerdi.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&ArticleID=887943&Date=11.07.2008&CategoryID=77
Osman Gürbüz'ün CV'si oldukca kabarik. Susurluktan JIT'e, ordan Kuvayi Milliye Derneği’ne kadar uzaniyor. Her yerde tetikci.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=887142&Date=07.07.2008&CategoryID=98
2. iddianamede yeni olan sey bunlar degil. Yeni olan Hollanda belgelerine göre bu adamin DHKP-C’ye yönelik olarak Türkiye ile eşzamanlı İtalya, Belçika, Hollanda ve Almanya’da yapılan operasyonlarda kullanilmis oldugu ve bu operasyonlardaki belgelerle pozisyonunu gösteren bulunan yeni kanitlar.
daha önce de söylemiştim
gazi olaylarının ümraniye soruşturmasıyla anılması saçma olur diye
yirmi yıl önce ergenekon diye bişimi varmış?
madem vardı da bugüne kadar niye ortaya çıkmadı?
hala anlamamakta direniyorsunuz
ergenekon bizzat RTE ve amerika tarafından uyduruldu ve hükümete muhalif herkesi susturmak için öne çıkartıldı.
eğer gerçekten böyle bişi olsa idi
en azından delilleri biraz ciddi tuturlardı
ama yok saçmasapan deliller yasadışı telefon dinlemeleri vs.
delil derken açıklamasını yapayım
tuncay özkanın evinde süs eşyası olarak kullanılan kullanılmış el bombasından yapılmış kağıt ağırlığı silah mühimmat olarak delil diye yer aldı
bundan daha saçma bişi olur mu yaw?
ergenekonla alakalı herşey beni güldürüyor ve kesinlikle inanmıyorum.
madem vardı da bugüne kadar niye ortaya çıkmadı?
Ergenekon yoktu, Susurluk vardı. Niye üzerine gidilmedi? Güzel soru ... üstelik o zamanlar Erbakan hükümette, Gül ve birçok AKP'li meclisteydi. Acaba niye ...
A.
Ergenekon davası toplumu yapay bir gündemle oyalamak için ortaya atılmış bir olgu olmasa da sonuçta hemen her kesimin dahil olduğu bir tartışma başlatmış ve bu, toplam içinde sınıfsal bakış açısının zayıflığı oranında hem yanlış saflaşmaların hem de bir çeşit hegemonya kurmanın aracı olmuştur. Bu, aynı zamanda toplumu yönlendirme yöntem ve araçlarının gelişkinliğinin ve bu araçların sistem tarafından ne denli başarıyla kullanılabildiğinin göstergesidir.
http://www.devrimcihareket.net/index.php?option=com_content&task=view&id=843&Itemid=1
... Buna rağmen AKP, Ergenekon gibi bir dava ile kimi sol yapıların desteğini alacak denli demokratikleşme yönünde adım atmış kabul ediliyorsa; ...
Selamlar,
Yukarıdaki alıntıda ve bir yerde daha adı geçen bu "sol" unsurların işbirlikçi yarı-aydın lümpenler olduğunu, kendilerinin zamanında sol ile ilişkisi olsa bile bu ilişkiyi pastadan alınacak paylar karşılığı kendilerinin sabote ettiğini belirtmek gerekir diye düşünüyorum.
Şu anda süregelen davaya destek verecek AKP-ABD-BOP karşıtı gerçek bir aydın solcu olduğunu sanmıyorum.
A.
sevgili idrisi, bu yazi daha önce bu baslikta yayinlanmisti, ben linkini verdim.
sevgili sargon,
Yazi cok uzun oldugu icin ilgili kisimlari ozetlemistim.
elcihanaferin
31-03-2009, 19:30
Taraf Gazetesi yazarları Polis Akademisi Eğitmeni Önder Aytaç ile Emre Uslu gazetede İslamcılar içindeki Ergenekoncular’ı yazdı. Taraf yazarlarına göre İslamcı siyasetin içinde Ergenekoncu birikim vardı ve ayakları AKP’ye kadar uzanıyordu.
İBDA-C, Hizb-ut Tahrir, Gülen Cemaati ve Akepe içindeki Ergenekoncular...
http://www.gasteci.com/haber15038.htm
.
Taraf Gazetesi yazarları Polis Akademisi Eğitmeni Önder Aytaç ile Emre Uslu gazetede İslamcılar içindeki Ergenekoncular’ı yazdı. Taraf yazarlarına göre İslamcı siyasetin içinde Ergenekoncu birikim vardı ve ayakları AKP’ye kadar uzanıyordu.
İBDA-C, Hizb-ut Tahrir, Gülen Cemaati ve Akepe içindeki Ergenekoncular...
Taraf Gazetesi anti-Ergenekon tetikçisidir ve o amaçla kurulmuş besleme medyadır.
Amaçları; devlet kurumlarında, medyada, siyasette kendi çizgilerine ters olan ulusalcılara, Atatürkçülere ve anti-emperyalist solculara saldırmak, onları Ergenekoncu olarak göstermektir.
Bunların çizgisi liberal faşizmdir. Bunlar için anti-Ergenekonculuk; liberalizme karşı olanlara, AKP iktidarına muhalif olanlara, ABD ve AB karşıtı olanlara, Fetullahçı yayılmayı tehlike olarak görenlere karşı mücadele etmek, onları darbeci, Ergenekoncu olarak tanıtmak, teşhir etmektir.
Bunlara göre liberalizm ile AKP'nin liberal ve ılımlı İslam çizgisinin dışındaki tüm eğilimler Ergenekoncudur. Bu eğilimlerin temsilcilerinin üzerine X atmak da Taraf tetikçilerince görev edinilmiştir. Bunlar Fetullahçı gladyoyu korur, Nurettin Veren gibi F tipinin maskesini çıkaran ve çirkeflerini ortaya serenleri Ergenekoncu olarak X'lar.
Bunlar dinci faşizmin liberal faşist destekçileridir.
İlginç bir iddia. http://www.odatv.com/index.php?id=15463
Bu gün itibari yasanan olaylar ile; egenekon davasinin sadece Atatürk'cü düsünceye sahip olan insanlarimizin artik Türkiye Cumhuriyetinde yasama haklarinin ellerinden alindiklarinin kaniti olmustur.
Bu dinci fasistlere destek veren aydinlar, liberaller, sosylistler, komunistler artik cok dikkatli olmak zorundalar. Yavas, yavas sira kendilerine geliyor.;)
Asit kuyularinda kemiklerin bulundugunu aciklayanlar; her nedense bu kemiklerin hayvan kemikleri oldugunun kanitlandigini yazmaktan ve aciklamaktan kaciniyorlar.
Ülkemizde bagimsiz bir yargi ve hukukun olmasini devamli bu yüzden savunuyorum. Türkiye' de artik hukukun damlasi kalmamistir. Su anda ülkemizde orman kanunlari uygulayan bir hukuk sistemi vardir.
Doktorlarinin tibben yasamasinin mucize oldugu söylenen sn. Türkan Saylan gibi bir yasli bayana yapilanlari Türkiye'de normal görenlerin beyin IQ lerinden süphe etmek gerekir.
Yapilanlar ile insanlar tahrik edilerek, kargasa ve bir savas ortamina dogru hazirlik yapilmakta ve sivil darbe gerceklestirilmektedir.Bu dalganin Obama gelip gittikten sonrasina denk gelmeside cok düsündürücüdür.
Kona, kona konmadigi hic bir yeri kalmadi bu adi pisligin. Sira yurt disina konmaya geldi. Heryerekon Hollanda subesi üyesi de benim. Inceldigi yerden kopsun.
Bir de şu ATATÜRK'çü düşüncenin ne olduğunu iyice kavramamız lazım.
Bir taraftan laiklik çığlıkları atarken Hıristiyan misyonerliği yapmak mı?
Çağdaşlıktan dem vururken, askeri darbe özlemi duymak mı?
Demokrasiden bahsederken, göbeğini kaşıyanları göstermek mi?
Milliliği ve milli sermayeyi düşünürken, uluslararası sermayenin kucağına oturmak mı?
Ülke elden gidiyor çığlıkları atarken;
"Danone
Metro Grosmarket
Real
D&R
Turkcell
TNT Ekspres
Ericsson
Doğuş Grubu
Finansbank
İş Bankası
Garanti Bankası
Mercedes-Benz
Coca-Cola
AvivaSA Hayat ve Emeklilik
Petrol Ofisi
Filli Boya
Banvit
New Jersey Çağdaş Türk Cemiyeti
Bridge To Türkiye Fund
Amerikan Board"
Şirketlerinden yardım almak mı?
Sahi ATATÜRKÇÜLÜK neydi?
quote=mhmd;166521]Bir taraftan laiklik çığlıkları atarken Hıristiyan misyonerliği yapmak mı?
[/quote]
Hayir.
Çağdaşlıktan dem vururken, askeri darbe özlemi duymak mı?
Hayir.
Milliliği ve milli sermayeyi düşünürken, uluslararası sermayenin kucağına oturmak mı?
Hayir.
Şirketlerinden yardım almak mı?
Hayir.
Sahi ATATÜRKÇÜLÜK neydi?
Sahi ATATÜRKCÜLÜK neydi?;)
ÇYDD Başkanı Türkan Saylan, bir açıklama yapmış;
-Demokratik haklarını kullananlar cezalandırılıyor.
Kenan EVREN'e de sorsanız,
-İç hizmet kanununun verdiği, Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına!!! emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştuk. Der.
Esasen K. EVREN'in haklılığı daha fazla...
Bakın demek ki başarılı olmuşlar ki siz Atatürkçülük neydi diye soruyorsunuz.
Türkiye Cumhuriyetini tasfiyesindeki en önemli adımdır Atatürk'ün ve Atatürkçülüğün tasfiyesi.
Bu zamana kadar öğrenemediyseniz Atatürkçülüğün ne olduğunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı yerine kutlu doğum haftalarını(aslı astarı olmayan) kutlamaya devam ederiz.
Yukarıya yazmış olduğunuz neoliberal politikalar sonucu geldiğimiz yer değildir,Atatürk'ün göstermiş olduğu hedef.
Akıl tutulmasına uğramış bir toplum yaratmayı ise hiç hedeflememiştir.
Sn. aydoe,
Sorumuz, cevabı unuttuğumuz ya da bilmediğimize değildir.
Cevap verenlerin ya da verdiğini düşünenlerin samimiyetinedir.
Hacıyım diyerek; sütüne su katıp karına kar katan ile ATATÜRK'çüyüm diyerek kirli işlerine perde çekenlerin aynı kefede olduklarını söylemekteyiz.
Elhamdülillah çekerken elin namusundan gözünü ayıramayan ile ADD adı altında yolsuzluk yapanların aynı tarafta olduklarını söylemekteyiz.
Baş örtüsünden taviz vermezken baldırına kadar yırtmaçlı dolaşan ile ÇYDD görüntüsüyle Hıristiyanlık misyonerlerliği yapanların aynı renkte olduklarını söylemekteyiz.
Bilmem söylediklerimiz doğru alındı mı?
sayın Mhmd,
Algılamamızda bir hata yoktur, söyledikleriniz doğru alınmıştır.
Sizin doğrularınızın doğruluğundan şüphemiz vardır.
Tutuklananlar suçlu ,dışarıdakiler suçsuz gibi bir algılama içerisindeniz.
Davada henüz hiçbir mahkumiyet kararı yoktur,başka bir başlıkta sorduğunuz dışardaki isimlerede sıra gelecektir merak etmeyiniz.
Elhamdülillah çekerken elin namusundan gözünü ayıramayan ile ADD adı altında yolsuzluk yapanların aynı tarafta olduklarını söylemekteyiz.
Baş örtüsünden taviz vermezken baldırına kadar yırtmaçlı dolaşan ile ÇYDD görüntüsüyle Hıristiyanlık misyonerlerliği yapanların aynı renkte olduklarını söylemekteyiz.
Söyledikleriniz yanlış anlaşılamayacak kadar açık.
Yukarıdaki alıntıda lakırdısını ettiğiniz dernekler yabancısı olduğunuzu düşündüğüm çağdaşlık, aydınlanma, gelişme, modern eğitim yolunda çaba sarfeden "gönüllü"lerden oluşan TC kanunlarına göre kurulmuş derneklerdir.
Elinizde bu derneklerin faaliyetleri ile ilgili suç delili varsa sizi dinleyecek TC savcıları olduğu da (en azından bir tane savcı olduğu kesin) aşikardır. Bu tür delilleriniz varsa şikayetinizi savcılıklara iletebilirsiniz, aksi halde kendilerine (bu forum benzeri) kamusal alanda delilsiz isnatlarda bulunmak, sözkonusu derneklerin kişisel haklarına tecavüzdür ve o kamusal alanların yöneticilerini bağlayacak hukuki sonuçlar doğurabilir.
Pek hassas olduğunuz kişisel haklar konusunda sizi itinalı davranmaya davet ediyorum.
A.
Kesinlikle haklısınız.
Hatırlatma;
Daha önceki yazılarımızda yazdığımız hiçbir kelime ADD ve ÇYDD nin dürüst çalışanları, içten gönüllüleri, hakkında değildi, olamaz da.
Bu tip kurum ve kuruluşları pelesenk ederek kirli işlerini perdelemeye çalışanlar hakkındaydı.
Lafımız lakırdı olarak geçmiş.
Lakırdımız çok güvendiğiniz medya kuruluşlarının yansımasıdır.
Elimizde böyle bir kanıt yoktur. Olanlar da zaten gereğini yapmaktadırlar.
Herşeye rağmen hatırlatmanız için teşekkürler.
evrensel-insan
14-04-2009, 03:18
Saygideger arkadaslar;
12.Dalgada; Baskent Universitesi Rektoru, bilinen en ondeki Ataturk,cu ve laik duzen savunucusu Prof. Dr. Haberal da gozaltina alinmis, duyurulur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
14-04-2009, 04:51
Saygideger arkadaslar;
Butun bu tutuklamalarin odak noktasina baktigimizda, akla soyle bir soru geliyor
"Acaba, hala gozaltina alinmayan, aydin, ilerici, taninmis ve kamuoyuna mal olmus kisiler, kariyer sahibi kisiler, eski politikacilar, devlette ve hukumette her turlu duzeyde cesitli gorevlerde bulunmus kisiler, sivil toplum yetkilileri, baskanlari v.s. gozaltina aldiranlara gore; Ataturk'cu ve laik olmadiklari icin mi, goz altina alinmiyor?, yoksa henuz sira onlara gelmedi mi?"
Saygilarimla;
evrensel-insan
Mutezile
14-04-2009, 08:04
Soruşturma düzeninin, iddianamenin, fezlekelerin, sayın 'prosecutor'un bizatihi kendisinin seçiminin (ki cumhuriyet bu seçim sürecini tafsilatlı yazdı vaktiyle); 2000'li yılların başında amerikan merkezi haberalma tarafından önhazırlıklarının yapıldığını, boyalı basın dışındaki yayın organlarında defaatle okudum.
Sürecin laik cumhuriyetin bir takım değil; t ü m kazanımlarını hedef aldığını artık rahatlıkla idrak ediyoruz sanırım. Büyük bir hazırlığın eşiğindeler. Bir yandan ayrılıkçılık körüklenirken, bir yandan ulusalcılar sindirilmeye çalışılırken, bir yandan 'bağımsız-Amed' goygoycuları süreci körükleyip, cahil yığınları yüreklendirirken, bir yandan 'imralıdakine af' söylemi çok net bir şekilde dile getirilirken, bir yandan halkın vatanını ve milletini sahiplenme içgüdüsü törpülenip, sindirilirken, bir yandan ihanet-i vataniye'nin daniskası olan ''Petrol - yasası'' çıkarılırken; Bir yandan Bor hakkında bilinçli şaibe yaratma süreci körüklenirken...
Diğer yanda halk ekonomik sabotaj - neyin krizi; düpedüz sabotaj bu- ile sadakaya muhtaç hale getirilmektedir.
Yan sokaktaki bizim aktarda k ı n a bulunmaktadır
Prof. Dr. Türkan SAYLAN;
"-Biz, darbe isteyenlerden değiliz."Dedi.
arkadaşlar
bilmem dikkatinizi çekti mi?
alınanlar bide AKPnin belediyeleri alamadığı yerlerden
giresun filan.....
Yan sokaktaki bizim aktarda k ı n a bulunmaktadır
Sevgili Mutezile;
Yan sokaktakinde bitmis.
Toptancilarda da kalmamis.:)
Mekke'den ithal edecegiz artik.
Gerçi yazmayacaktık lakin, başkalarının dikkatini çeken şeylere karşı bizim de dikkatimizi çeken şeyler oldu.
"Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan rektörlerin, 2007 yılında tertiplenen ve şu an tutuklu bulunan Tuncay Özkan'ın başını çektiği Cumhuriyet mitinglerinin hızlı takipçileri arasında yer alması dikkat çekiyor.
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların talimatı üzerine sabah saatlerinde gözaltına alınan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) eski Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanvekili ve eski Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, Başkent Üniversitesi kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal ve İnönü Üniversitesi eski Rektörü Fatih Hilmioğlu, cumhurbaşkanlığı seçimini etkilemek amacıyla Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) tarafından Ankara Tandoğan Meydanı'nda 14 Nisan 2007 tarihinde yapılacak 'Cumhuriyet'e sahip çıkma mitingi'ne yüksek katılım sağlamak için her türlü yönteme başvurmuştu.
Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, mitinge öğrencileri götürmek için sınavları ertelemişti.
Mustafa Yurtkuran'ın başında bulunduğu Bursa Uludağ Üniversitesi, 14 Nisan 2007 tarihinde öğretim üyelerini Ankara Tandoğan Meydanı'nda yapılan mitinge götürmek için harekete geçmişti.
Öğretim üyeleri, özellikle uzun süredir akademik kadro bekleyen birçok öğretim görevlisi ve asistanın söz konusu mitinge katılmak zorunda olduklarını aktarmıştı.
Bu arada katılımlar için tek tip cüppe hazırlandığı ancak bunun için ödenen paraların nereden karşılandığı öğrenilememişti."
Kaynak, http://www.haber7.com/haber/20090414/Gozaltina-alinan-rektorlerin-ortak-yani.php
Haa, bir de arkadaşlar kına aramışlar.
27 Mayıs 1960 Tarihinden sonra ülkemizde kına kalmadı. Boşuna aramayın.
Sn. mhdm;
Benim anlamadigim bir konu var.Sivil toplum örgütü üyesi olmak ve demokratik olarak özgürce düsüncenizi aciklamak suc mu?
Kurnaz insanlarin bu cesit sivil toplum derneklerini kendi cikarlari icin kulanmasi asla kabul edilemez.Bu kedileri sevme dernegi dahi olsa.
Benim savundugum ana fikir: Ülkemizin parlementeri, bürokrati, askeri, medyasi ve diger köse baslarini tutanlarin her birisi; gerekli olan demokratik hukuk kurallarinin neler oldugunu ve bu sistemin hayata nasil gecirebilecegi konusunda mücadele etmeyerek, bu kargasa ortamindan yararlanmaktadirlar.
Eger ülkemizde oturmus bir sistem olursa, bunlara halkin gereksinimi kalmayacak ve gündemde olmayacaklardir.
Bu yapilanlarin hukuk kurallari ile kesinlikle bir ilgisi yoktur. Bir ulusal tv nin ana haber spikeri simdiye kadar bu sistemin bosluklarindan yararlanarak, köseyi döndü, söhret sahibi oldu. Fakat simdi ciyak, ciyak bagirmaya basladi.
Bu kisir döngünün sürüp gitmesi ve insanlarin birbirlerinden ayristirilmasinin kimlere faydalar sagladigini neden göremiyoruz?
Yasadigim AB ülkesinde ki demokratik haklari elestirirken, elestirdigim haklarin aynilarini, bir baslangic olarak ülkem icin arzu ediyorum. Su anda tv lerde gördüklerinizin hic birisi, gercek bir hukuk devletinde olamaz. Dünde ayni idi, bu günde...
Bu sistemi koymak, kisilere gereksinim olmadan isleyen carklari yerlestirmek, inanin cok zor degil.Halkimiza esas bunlari anlatacak sivil toplum örgütlerine ve gönüllülere gereksinim vardir.
elcihanaferin
14-04-2009, 11:32
Sn. Mutezile'nin mesajına aynen katılıyorum. Aslında yapılan şeriatçı bir darbedir. Bu sistematik bir eylem olarak yıllardır bazen gevşek bazen sıkı bir biçimde geliştirilen sivil bir darbedir ve sonu gelirse, şeriatle bitecektir. Askeri darbelerden bahsedenlerin dinci iktidarı tasvip havasında bunu görmek istememeleri de gayet anlaşılır bir davranıştır.
Ayrıca Sn. Aydoe'nın 681 numaralı mesajına da aynen katılıyorum.
Sn. cigi,
Yazdıklarınızdan anladığımız; şu an için ülkemizde sivil örgütlerin baskı altına alındığını düşündüğünüzdür.
Böyle bir baskı görseydik ilk başta biz yazardık. Hangi görüşten olursa olsun.
İki ayrı derneğin aktif kurucusu olarak bu tepkimizi hiç çekinmeden verirdik.
Hayır, biz öyle görmüyoruz.
Görevi ünivresite rektörü olan birinin, siyasi duruşundan, baskıcı ve antidemokratik görüşünden bahsetmekteyiz.
Çeşitli sitelerde bu duruşları okumuşsunuzdur.
Biz size, konu ile uzak kişi ile yakın, özel bir de bilgi aktaralım.
Dün, sorgulanmak üzere emniyete çağrılan en önemli şahsiyetin, Kızılcahamam'da bir oteli bulunmaktadır. Bu otelin ziyaretçileri değildir konumuz. Bizatihi otelin müştemelatı içinde yaptırılan bungalow ve eklerin kaçaklığıdır!
Bir akrabamız aynı bölgenin Orman Şefliğini yaptığı dönemde şu cümleyi sarf etmişti.
-Hukuku ve devleti de arkamıza alsak bu otele yaptırım yapmaya bizim gücümüz yetmiyor!!!
Devletin orman alanının içinde, kaçak bungalow!!!
Bu gün itibarı ile, üç kuruşunu bir araya getirip iki direk bir dam altına sığınmaya çalışan (gecekonduyu savunduğum anlamı taşımasın) yoksulun barakaları üzerlerine yıkılıyor iken, hanedanlara ulaşılamamak!!!
Olmadı.
Gerçek sivil örgütlenme ve bu örgütlerdeki kişiler için görüşlerimiz aynıdır.
Dün akşam bir televizyon kanalında Rauf DENKTAŞ'ı dinliyorduk.
Son gelişmelerden haberdar olduğunuzu düşünerek özet geçeceğiz.
Türkiye'deki Ergenekon yapılanmasının Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki uzantıları için şimdiki başbakanları, Cumhuriyet savcılığına soruşturma izni verdi!
Rum planı, Annan oyunu, seçimler üzeri bahaneleri bir yana Sn. DENKTAŞ'ın konuşmasını ve konu hakkındaki görüşlerini gerçekten merak ediyorduk.
Yanılmak isterdik, olmadı.
Büyük bir tepki ile bu soruşturmanın anlamsızlığından dem vurduktan hemen sonra! Kıbrıs Rum Yönetimi Liderinin ve Yunanistan'ın Kıbrıs Türkü üzerine döndürdüğü dolaplardan dem vurmaya başladı.
O zaman anladık.
Yaşasın düşmanım.
Ya olmasaydın...
Ülkemde de kirli işlerine kılıf arayanların uzun zamandır sığındığı bir liman ve gösterdiği bir düşman var.
Şeriat.
Biz değil onları dinler gibiyim.
-Yaşasın şeriat!!!
-Ya olmasaydın...
Mutezile
14-04-2009, 12:10
Bu kadar uzun bir topici okuyamadım, yer yer göz gezdirdim. O yüzden soracağım sorunun cevabı bir yerlerde zaten yanıtlanmış olabileceği ihtimalini göz ardı etmeyerek nazar-i dikkatimi celbeden noktaları vurgulamak istiyorum:
* Davaya adını veren destanın neden özellikle seçildiğini;
* Soruşturmayı yürüten, iddianameyi düzenlemekle görevli sayın savcı'nın neden bu göreve atandığı hakkında malumatı olan var mı?
Ben kısa bir araştırma yapmıştım vaktiyle; bulgularımı bir yere not almadım, aklımda kaldığı kadarı ile buraya yazmak istiyorum: Arzu edenler kendi görüşlerini şimdiden yazabilir.
Diğer taraftan sitedeki bazılarını daha yakınen tanıma açısından topic çok faydalı olmuş.
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=217480
Bu konuda Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi yazarlarımızın görüşlerini merak ediyoruz?
Ve gerçekten de, Sn. Mutezile'nin yazmış olduğu gibi;
"Diğer taraftan sitedeki bazılarını daha yakınen tanıma açısından topic çok faydalı olmuş."
sevgili mhmmd, aksam firsatim olursa daha ayrintili yazmayi düsünüyorum. Linkteki iddianin "laiklik elden gidiyor" cigliklarindan farki yok. Ikisi de ayni sey. Ortaya atilan belge bence tam bir sacmalik. Bir vatandas sormus da MIT de bagislarin CYDD tarafindan kiliseselere gönderildigini tespit etmis. Bu iddiaya cocuklar bile güler. Tespit edilmis bir sey de yok ortada. Kiliseler CYDD'nin yardimina muhtac degil ki, kiliseler CYDD'ye yardim ediyorlar falan deselerdi hadi neyse. MIT bununla ugrasacagina neden ortada belgeli Deniz Feneri olayi varken, onla ugrasmiyor.
CYDD ve Türkan Saylan'a saldirarak Ergenekon'u sulandirdilar. Halbuki bu ülkede darbe hazirlayanlar, katliamlar ve suikastlar yapanlar, kamuoyu olusturmak icin gazetecileri yönlendirenler var ve bunlarin beyni de ordunun icinde yer aliyor. Kamuoyunun bu kirli devlete olan tepkisini cagdas degerleri yasatabilmek icin mücadele eden kesimlere yöneltmeye calismak baltayi tasa vurmaktir. Türkan Saylan ve CYDD, Ergenekoncu degildir, darbe destekcisi degildir, irkci da degildir. Tersine cok anlamli ve yararli isler yapmaktadir. Ergenekon'un adresi sasmistir. Ergenekondaki 12. dalga, eminim benim gibi bircok kisinin düsüncesinin degismesine neden olacaktir.
......
Verdiğin haber ve işte o belge diye sunulan mit belgesi ile Türkan Saylan ilişkisini nasıl kuracağımı bir türlü bilemedim.
Yardımcı olur musun bize ?
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=217480
Bu konuda Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi yazarlarımızın görüşlerini merak ediyoruz?
Ve gerçekten de, Sn. Mutezile'nin yazmış olduğu gibi;
"Diğer taraftan sitedeki bazılarını daha yakınen tanıma açısından topic çok faydalı olmuş."
Iste bu sekilde bir yayin ve bu anlayisi destekleyenlerin hukuk kelimesinden bir sey anladiklarini sanmiyorum.
Hukuk zaten dogru dürüst islemiyordu. Artik sona erdi. Herkesin gözü aydin.
Su anda, Mekke'den tonlarca KINA ithalat yapanlar cok para kazanabilirler.
Kına muhabbetinden gına geldi.
Sn. cigi; kına Mekke'de üretilmez.
Esas vatanı ve üretim yerleri K. Afrika, Hindistan ve Sri Lanka'dır.
Tırnak, saç ve el ayak parmaklarının boyanmasında kullanılır. (Başkaca bir yerlere sürmek sağlık açısından önerilmez :) )
Yeşil ve esmer olanları varmış lakin yeşil olanları saf olmuyormuş. Bunu da Hz. wikipediadan alıntılayalım.
Şimdilik biz ara veriyoruz.
Dalgalar durulana kadar
Kına muhabbetinden gına geldi.
Sn. cigi; kına Mekke'de üretilmez.
Esas vatanı ve üretim yerleri K. Afrika, Hindistan ve Sri Lanka'dır.
Tırnak, saç ve el ayak parmaklarının boyanmasında kullanılır. (Başkaca bir yerlere sürmek sağlık açısından önerilmez :) )
Fakat nedense hep oradan alip geliyorlar.:)
evrensel-insan
14-04-2009, 19:06
Saygideger cigi;
Yarin birgun, yani yakin gelecekte; soyle birsey bekleyebilirmiyiz? Tum bilinen ve "tehlike arzeden" Ataturk'cu ve laik simalar; gozaltindayken ve gozaltina alanlarca, baska "alinacak degerde" bir kisi kalmadigi karari verilir ve "Simdi tam zamani; artik onumuzde hicbir engel kalmadi. Yasama-yurutme-yargi, hepsi zaten bizim kontrolumuzde, yarin resmi bir aciklamayla; seriat duzenini ilan ediyoruz, askerde kontrol altinda, bir cikisi mumkun degil" temelli bir gelecekmi bekliyor Turkiye'yi? Yoksa; RTE'nin tabiki gelecek emirler dogrultusunda, gelecek icin; belirsiz ve sekillenmemis olan bir durum mu var? ya da; tamamen Turkiye'nin nasil bir gelecege yonelecegi tum ayrintisiyla RTE'ye iletildi mi?, BOB esbaskani ya, o yuzden. Ya da...
Saygilarimla;
evrensel-insan
elcihanaferin
14-04-2009, 20:36
Sn. mhmd,
Gerçi yazmayacaktık lakin, başkalarının dikkatini çeken şeylere karşı bizim de dikkatimizi çeken şeyler oldu. Bizim dikkatimizi çeken, Sn. cigi'nin üzerinde durup da sizi bıktıran, "gına getirten" kına meselesinin bir sembolün belirtisi olduğudur.
Sizin tarzınızda şaibeden hareket edip, şaibeyi dallandırıp budaklandırmak, nedense bir ölçü olmuş. (Halim selim, ama bilgiç mesajlarınızla bunu çok güzel gösteriyor, hep imalarda bulunuyor, sanki her şeyde bir gizem varmış, hatta sizde gizem varmış zannediyor insan. Bu genellemem için beni mazur görün, sadece bakışımı mesajlarınızdan sezdiğimi anlattım, kötü bir maksat yoktur.) Bunu söylememin sebebi nedir diye düşüneceksiniz. Çok basit, aslında siz de biliyorsunuz. Verdiğiniz linkte (ki ayrıca orada yazılanların hemen tamamını yazmışsınız, çünkü başka bir şey yok) ciddi bir yazı var sanılıyor. Ama 10 -15 cümle sonunda yazı bitiyor ve yazarın adı CİHAN diye gösteriliyor. Siz bu kanala alışık olabilirsiniz. Ama ben CİHAN'ı bilmem. Soyadını bile yazmayan birinden de çok şüphe ederim. Yazı bir dedikodu niteliğinde; çünkü kaynak yok. Böyle bir yazıya inanacağımı herhalde beklemezsiniz.
Haber 7'deki bu yazı ayrıca aklıma başka bir şey getirdi. Bu husus KINA ile de ilgilidir. Bakın geçenlerde Hürriyet'te şöyle bir haber çıkmıştı: (Haberin kaynağı TC Ankara Başsavcılığıdır. Yani belgelidir.)
"ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusu üzerine, dosyası bir süre önce Almanya’dan gelen Deniz Feneri e.V. soruşturması için gizlilik kararı alındı. Başsavcılık, karar için önce sulh ceza mahkemesine başvurdu. Mahkeme gizlilik talebini reddetti. Başsavcılık bunun üzerine itiraz makamı olan asliye ceza mahkemesine başvurdu. Mahkeme bu kez başsavcılığın talebini olumlu buldu ve gizlilik kararı alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu, "Bu tür soruşturmalarda bazen spekülatif haberler yapılabiliyor. Bu nedenle böyle bir talebimiz oldu" dedi. Karara göre bundan sonra taraf avukatları da olsa dosyadan belge ve bilgi alınamayacak, gazeteciler haber yapamayacak. Soruşturmayı açtıran ve taraf konumunda olan İşçi Partisi’nin avukatı Mehmet Cengiz, karara tepki gösterdi. Cengiz şunları söyledi:
"Öncelikle gizlilik kararını 250. maddeye göre soruşturma yapan savcılıklar verir. Biz tarafız, gizlilik kuralları bize uygulanırsa karşı çıkarız, itiraz hakkımızı kullanırız. Bu soruşturmada Türkiye’nin, Almanya’dan gelen dosyaya ihtiyacı yok ki... Sermaye Piyasası Kurulu, 2004 yılında saptadıkları belgelerle bu soruşturmayı açmaya yeterliydi. Deniz Feneri bağlantılı başta Kanal 7 olmak üzere hesaplar incelendiğinde yurtdışında gizli hesapları bulunmuştu. Açıkça suç olduğu tespit edilmiş, bunu SPK saptayıp rapor hazırlayarak Başbakanlığa suç duyurusunda bulunulmuştu. Aradan yıllar geçmesine rağmen daha Alman savcılığı bu işe el atmadan bu işler ortaya çıkmıştı. Fakat görev yerine getirilmedi. Başbakanlık bu işi hasır altı etti. 2004 yılından 2009 yılına kadar deliller zaten yeterince karartıldı. Kamu davasında gizlilik olmaz. Bu süre içinde gizlilik kararıyla birlikte daha fazla karartılacak. Bu da Deniz Feneri yolsuzluğunun örtbas edilmesine yol açacaktır."
Buradaki KINA'yı gördünüz mü? Nerdeyse onbinlerce sayfaya varan "powerpoint" vs sunumlu (magazin) olayları hiç bitmeyecek bir mahkeme haline getiren bir mizansende, belirsizlikler icat ederek medet umma yolunda olanlar, işlerine gelmeyen hususlarda suskun kalıyorlar. Yayınlanması yasak olan (yani savcı mahkemede okumadan) iddianameler sayfa sayfa gazetelerde boy gösterirken deniz Fenerinde gizlilik kararı aldırılıyor. Buradaki hassasiyete bakın. Düşünün 5,5 ayda kaplumbağaya getirtilen dosyada gizlilik uygulanıyor, hem de şu sırada uzunca bir süredir dosyalar tercüme ediliyor! Buna ancak "ölme eşeğim, ölme" denir. Kimler ve neden korunuyor dersiniz? Eğer şaibe arayacaksınız burada aramalısınız. Çünkü öbür tarafta olay, bütün mizansenleri ile ortada. Ama Deniz Feneri koktukça kokuyor, hem de kına kokuyor!
.
ergenekonu destekleyen arkadaşlar bilim insanlarının gözaltına alınmasına ya da dtplilerin alınmasına
ve Türkan saylanın evinin aranmasına neden alkış tutmadı merak ediyorum.?
sanırım anladılar artık ergenekonun safsata olduğunu dicem ama......
Not:Cihan bir haber ajansıdır. Doğan haber ajansından on kat büyüktür.
Not:Cihan bir haber ajansıdır. Doğan haber ajansından on kat büyüktür.
Ihlas gibimidir?:)
.
Hayir...
.
Peki nasil bir haber ajansidir?
.
Cumeaat haber ajansidir.:)
Aynen Samanlikyol gibi, zamansiz gazete ve daha bir sürü internet ve diger yayin kuruluslari gibi...
.
Bir haber ajansi dogru, dürüst ve tarafsiz olur. Bir cemaatin veya toplulugun cikarlari dogrultusunda ne haber üretilir, ne de habercilik yapilir.
.
Dönüp dolasip hep ayni yere geliyoruz.
Demokratik bir ülkede bunlara degil habercilik yaptirmak, borazan bile caldirmazlar.:)
"Simdi tam zamani; artik onumuzde hicbir engel kalmadi. Yasama-yurutme-yargi, hepsi zaten bizim kontrolumuzde, yarin resmi bir aciklamayla; seriat duzenini ilan ediyoruz, askerde kontrol altinda, bir cikisi mumkun degil" temelli bir gelecekmi bekliyor Turkiye'yi? Yoksa; RTE'nin tabiki gelecek emirler dogrultusunda, gelecek icin; belirsiz ve sekillenmemis olan bir durum mu var? ya da; tamamen Turkiye'nin nasil bir gelecege yonelecegi tum ayrintisiyla RTE'ye iletildi mi?, BOB esbaskani ya, o yuzden. Ya da...
Sayin evrensel hocam;
Ülkemize seirat yönetiminin gelmesi cok zor.Cünkü dini siyasete ve kendi cikarlarina alet edenlerin Türkiye'de cok müreffeh bir yasantilari var. Bunlardan asla vazgecemezler.
Ayrica cocuklarini yurt disinda özel okullarda okutmalarininda cok cesitli avantajlari vardir.;)
Zaten basi bozuk bir düzene sahip olan ülkemizin ayarlarini bunlar daha cok bozarak kendilerinin önlerindeki engelleri kaldiriyorlar.Diger taraftan bunlara bazen destek, bazen köstek olan emperyalist ülkeler; kendi senaryolarinin gittice basariya ulastigini görüyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti asla AB üyesi olamaz. Bu konu üzerine cok uzun ve detayli bir yazi yazabilirim. Cünkü hem AB ülkelerinin hemde Türkiye'nin ic dinamiklerinin bu konu hakkinda degisik acilimlari vardir.
Olaylara birde bu sekilde bakarsan biraz daha isin icinden cikabilirsin diye düsünüyorum. Türkiye'de bulunan arkadaslarimizin cogu ekonomik ve diger problemleri yüzünden tam olarak resimi görememektedirler.
Ekonomoik olarak Türkiye su anda cok kötü bir durumdadir. Üretimi iyice baltalanmistir ve her konuda disa bagimlidir. Kapali kapilar ardinda büyük paralar karsilginda bazi tavizlerin verildigini tahmin ediyorum. Yoksa issizlik diz boyu ve üretimi nerdeyse yok denecek kadar bitmis bir ülkenin ayakta durabilmesi imkansizdir. Birde buna devamli icimizin bosaltildigi Istanbul borsasini eklersek; cildirmak isten degildir.
Öyle bir degisik sisteme dogru gidilmekteki anlatamam. Sokaktaki polis ve savcilar F. tipi olarak oldukca cogalmislardir. Yargi adalet bakaninin elinde bir oyuncak haline gelmistir.Anayasa mahkemesinin baskani ticaretten anlar, hukuktan degil.:)
Düsünebiliyormusun? Bir ülkenin Egitim Bakani yargi ve savcilar hakkinda cok rahatlikla yorum yapabiliyor. Yazili ve görsel basin, devletin kurumlari, sivil toplum dernekleri, herkes; hukuk devletinde olmayacak isleri mükemmel basariyorlar.:mad:
Bunlarin istedigi ici bosaltilmis bir Malezya düzeni...
Emperyalistlerin istedigi parcalanmis bir Yugoslavya düzeni.
Saygilar hocam.
evrensel-insan
15-04-2009, 16:49
Saygideger cigi;
Kendi oz ifadelerinle guzel bir sunum yapmissin. Benim bu konuda yazilmis yazilarim mevcut zaten.
Saygilarimla;
evrensel-insan
http://www.profesyonelhaber.com/images/news/10316.jpg
CHA herhangi bir gurubun olması garip mi?
DHA bağımsız mı? Herhangi bir gurubu yok mu?
ANKA bağımsız mı?
Anadolu Ajansı?
.
.
Ya;
CNBC Haber ajansı bağımsız mı?
The Guardian Haber Ajansı?
Independent Haber Ajansı bağımsız mı?
Yahoo Haber?
.
.
Kim bağımsız?
Ayrıca akreditasyonların dağ başında -15 derecede işe yaradığını da gururla söyleyebiliriz.
Mesele bağımsız ya da sivil olması mı? Akredite!!! olması mı?
Bu arada karikatür müthişti. :)
evrensel-insan
16-04-2009, 19:13
Saygideger arkadaslar;
Ergenekon'a ilginc ve baska bir bakis acisi vermek istiyorum. AKP' den once; Turkiye'de faili mechul cinayetlerin ardi arkasi kesilmezdi. Bugun bu faili mechul cinayetlerin yerini, bu gozalti ve tutuklamalar almistir. En azindan; tutuklananlar ve gozaltina alinanlar, faili mechul bir olumle karsilanmamaktadirlar.
Bu ,devam eden bir sistem ve duzenin iktidar bakis acisidir. Yalniz buradaki algilanmasi gereken nokta; bu iktidarda olupta, yine de "supheli bir sekilde" hakkin rahmetine kavusanlardir. Bu da bir ic hesaplasmadir.
Ic hesaplasmalar, faili mechul cinayetler; dis hesaplasmalar; gozalti ve tutuklamalardir. Her ikisinin de amaci aynidir. "Biz bir duzen kurduk ve bu duzeni ne olursa olsun yurutecegiz, engel tanimiyoruz. onumuze cikani acimadan sileriz, yok ederiz, bu boyle biline" icerikli bir mesajdir.
Turkiye gibi; korku felsefesinin ve suru psikolojisinin hakim surebilecegi toplumlardaki politika ve sistem anlayisi budur. Bu anlayis, batinin 18. ve 19. yuzyil anlayisidir. Maalesef TC bu anlayis uzerine kurulabilmis bir ulkedir.
Rakibini, ya yok edersin; ya da korkutarak sindirirsin. Cunku bu politika senin toplumunun suru olarak yasam ve iliski surmesini saglar. Bu suru idaresinide; iktidarla yonetir ve yonlendirirsin.
Iste olan tarihin bu aci gercegidir ve devam etmektedir. Bunun sona erdirilmesi de; herseyden once dusunce tarzi ve yapisinin guncellestirilmesi ve egitim-ogretim'in daha bireyselce bilince donusmesi ile mumkundur. Birey bilinci suruyu dagitir. Yine birey bilinci; korkunun ecele faydasi olmadiginin da bilincindedir. Oyuzden suru icinden tek tek ayrilanlarin toplanmasi ve surunun korunmasinin yerini; surunun tamamen dagilmasi alir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
karadenizli
16-04-2009, 19:47
Ya adam danıştayı basıyor
Hukukçu
götüne don alamıyor
glock marka silahla dolaşıyor
Şeriatın gelmesini istiyor,
beğenmediği bir anayasanın hukukçusu oluyor,
Bu kadar aşırı bir insan veli küçük amcasının arkasında foto çektiriyor,
Arabanın içinde vakit kupürü-o Allahın emri zaten-
Birde ulusal kanal basın kartı-Perinçek amcamızın-
bu yaman çelişkiler içinde elbette örgüt aramak gerekir
Kim bağımsız?
Ayrıca akreditasyonların dağ başında -15 derecede işe yaradığını da gururla söyleyebiliriz.
Mesele bağımsız ya da sivil olması mı? Akredite!!! olması mı?
Bu arada karikatür müthişti. :)
Bagimsiz ve tarafsiz olmasi gerekir sn. mhmd. Ben bunu savunuyorum.
Nedense bu konular Türkiye'de hep degisik algilaniyor ve cok keyfi, karman corman bir sistem ortma hakim olmus durumda.
Hakimler, yargiclar bagimsiz mi? Degil.
Bagimsiz bir hakim nasil tarafsiz karar verebilir?
Bu kokusmus sistemden bir sürü kesim faydalanmaktadir. Bir kisi adam öldürmüs, parasi veya saglam tanidigi birisi var ise; sonucun ne olacagini herkes bal gibi biliyor.
En az 5 tane sehir degistirilir ve isin icabina bakilir.
Peki doktorluk yapan insanlarimizda kamplasir ise ne olacak?;)
Bu konuda cok net bir konuya deginmek istiyorum. Su anda ülkemdeki basin kuruluslarinin ve basin mensuplarin hemen, hemen hepsi; insan haklari, izleyici ve okur haklarini yerden yere vurmaktadirlar. Hukuk ise ayaklar altinda.
Hollanda'da THY ucak kazasinda buraya dolusan basin mensuplari neden ayni sekilde yayin yapamadilar dersiniz?:)
Biraz daha ileri gitseler tutuklanacaklardi. Bunlari biliyormusunuz?
Türkiye'de birisi gecer kameranin karsisina; cakkudu, cukkudu öterek, saga sola hoplayip, ziplayarak haber verdigini sanar ve rezilligin son perdesini oynar. Bu cakkudu cukkudu yu, agizinin icine düserek izleyen millette haber dinledigini ve izleyerek bir seyler ögrendigini sanir. :D
Karikatürleri seviyorum.Tesekkür ederim.
Gülerek elestiren insanlarimiz keske daha cok olsa.
Saygilar.
Sn. cigi,
Doktorlara getirmiş olduğunuz soru işaretiniz çok da mesnetsiz bir gülmece değildir ülkemde.
http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Actuel&id=O1239967072950&date=17Nisan2009
Bunun için değil ama, her ne hikmetse devletin hastanesinde olmayan alet! bulunmayan doktor! GATA da bulunmakta.
Sevkler konusunda kınama cezaları da cabası.
Bu tarafta durum nasıl?
14 Yaşında bir kıza asılan, kulağı kesik kart zımpara, Adli Tabiplikten tastikname alabilmekte!
Türk Tabipler Birliği A derken, İl Sağlık Müdürlüğü B, Bakanlık C, Çalışan doktorlar D, Emekliler E diye düşünmekte.
Gerçi; AKP Hükümetinin Sağlık politilalarından sonra Fakültenin birinci sınıfından emekli olmuş doktorlarımıza kadar yelpazenin tüm renklerinin aynı tondaki diş gıcırtıları da ayrı bir gerçek ya neyse.
Şimdiye kadar etliy sütlüye karışmayan, önüne gelen hastasından başkası ile ilgilenmeyen doktorlarımız için çok yakında tam gün yasası Meclisten geçecek. O zaman bu gıcırtıların şekli nasıl olur bilemem.
Sahi Heryerekonda hekimlik etiği ne alemde?
Türk Tabipler Birliği A derken, İl Sağlık Müdürlüğü B, Bakanlık C, Çalışan doktorlar D, Emekliler E diye düşünmekte.
Gerçi; AKP Hükümetinin Sağlık politilalarından sonra Fakültenin birinci sınıfından emekli olmuş doktorlarımıza kadar yelpazenin tüm renklerinin aynı tondaki diş gıcırtıları da ayrı bir gerçek ya neyse.
Şimdiye kadar etliy sütlüye karışmayan, önüne gelen hastasından başkası ile ilgilenmeyen doktorlarımız için çok yakında tam gün yasası Meclisten geçecek. O zaman bu gıcırtıların şekli nasıl olur bilemem.
Sahi Heryerekonda hekimlik etiği ne alemde?
Sn. mhmd;
Ne güzel ifade etmisiniz iste. Eger bir ülkede saglik konusunda dahi her kafadan ayri sesler cikiyorsa; o ülkenin sistemi bozuk ve yerli yerine oturmamis demektir.
Bu oturmamis sistemi düzeltmek ve iyilestirmemek icin bir savas verilmektedir.Ben bu konuda cok iddaliyim. Lütfen söyle akillica birlikte düsünelim ve kafalarimizi bu konuya yoralim.
AB birligi ülkesi olmak ve AB ülkelerinin standartlarini yakalamak istiyoruz degil mi? Kim istemez, ülkesinin sokaklarinda esit ve ayni haklara sahip olarak dolasilmasini. Nereye giderseniz gidin, her yerde esit muamele görmeyi. Insanlarin birbirlerine güler yüzler ve iyi dileklerle ilk temasin olmasini... Kim istemez?
Iste bunlarin olabilmesi icin önünüzde hazir örnekler var. Yirtinip duruyorlar AB ne girebilmek icin. Neden bu ülkelerdeki sistemleri ülkemizde uygulamiyorlar dersiniz?:)
Saygilar.
elcihanaferin
19-04-2009, 04:13
Kısa süre önce gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti sırasında Anıtkabir özel defterine Atatürk için yazdığı aşırı övgü dolu sözleri şüpheli bulunan Barrack Hussein Obama bu sabah Washington saatiyle 03.32 sularında gözaltına
alındı. Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamındaki operasyon, Türkiye'den giden Terörle Mücadele ekipleri tarafından yapılırken Çevik Kuvvet Beyaz Saray'ın etrafını koruma çemberine aldı. Aynı zamanda İstanbul Emniyeti'ne bağlı özel donanımlı polisler Beyaz Saray'ın bahçesinde silâh ve kemik aradılar. Çıkan birkaç silâhın çocuklarının oyuncakları olduğunu söyleyen ve yüzünün korkudan bembeyaz olduğu gözlenen Barack, kemikleri de köpeklerinin sakladığını, hiç bir suçu olmadığını defaatle söylemesine rağmen
derdest edilerek Aksaray'daki İst. Emn. Md.'ne götürüldü. Bu arada Beyaz Saray arşivleri ve özellikle de Oval Office didik aranıp Barack'ın dizüstü bilgisayarıyla çocuklarının game boy'larına ve köpeğinin elektronik tasmasına el konuldu. Operasyon emrini özel ve güzel Savcı Öz'ün verdiği bildiriliyor.
Bakan Günay'dan Ergenekon değerlendirmesi: 12 Mart gibi..
'İşi sulandırmak için özel gayretleri olanlar mı var?'
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=931857&Date=19.04.2009&CategoryID=77
elcihanaferin
19-04-2009, 15:30
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'ın evinde "Ergenekon araması"nın yapıldığını öğrenince önce çok şaşırdım. Ama sonra nedense şaşkınlığım birden geçmiş bir şekilde televizyonları seyrederken, sağolsun Mehmet Altan yardıma geldi. CNN Türk'e gelişmeleri değerlendirirken, "Darbeciler elbette yargılanmalıdır" dedi. Daha sonra bir de baktım ki, Samanyolu da başka bir suçunu yakalamış. Meğerse toplanan yardımları da PKK'ya aktarıyormuş!
Elbette yahu, işte esas olan bu. Darbeci ve terörist bunların hepsi! Hele Prof. Dr. Türkan Saylan'ın darbeciliği yıllar öncesine dayanıyor. Fethullah bile teröristliğini teslim etmiş. Saymakla bitmez yaptığı darbeler:
İlk darbesini lepra hastalığına karşı yaptı bu kadın! Toplum tarafından dışlanan, doktorların bile ellerini sıkmaktan korktuğu cüzzam hastalarını bağrına bastı. Tıptaki bütün gelişmeleri ülkemize getirerek, binlerce cüzzamlıya hayat verdi. 25 yıl boyunca ülkenin gezilmedik bir karış toprağını bırakmadı ve gittiği her yerde cüzzamlı aradı. Sonunda cüzzama karşı inanılmaz bir darbe yaptı!
Cinsel yolla bulaşan Behçet hastalığını da unutmadı. Onlarca poliklinik kurdu; Behçet'e darbe yaptı!
Bu hastalıklarla mücadele etmek için dolaştığı Anadolu'da bir büyük hastalık daha keşfetti: Aileler kız çocuklarını okutmuyorlardı. Hemen kendisi gibi "darbeci" birkaç arkadaşıyla birlikte bir dernek kurdu ve "Anadolu'da Bir Kızım Var, Öğretmen Olacak" kampanyası başlattı... Kızlarını okutmak istemeyen babalara DARBE YAPTI! "Kardelenler Kampanyası"nı başlattı, tutuculuğa darbe yaptı! "Bilgi Toplumu Kızları"yla, cahilliğe darbe yaptı!
"Her Kızımız Bir Yıldız" diyerek, kaderciliğe darbe yaptı! "Geleceği Taşıyan Kızlar" la, geçmişe darbe yaptı! "Bir Işık da Siz Yakın"la, karanlığa darbe yaptı!
"Geleceğin Doktorları"na destek verdi, tüm hastalıklara darbe yaptı!Yardımseverlerden topladığı paralarla onlarca okul, yurt yaptırdı; Milli Eğitim Bakanlığı'na darbe yaptı! Yetişkinler için okuma yazma, meslek edindirme kursları düzenleyerek, işsizliğe darbe yaptı! Anadolu'daki okulları müzik aletleriyle donattı, sessizliğe darbe yaptı! Bugüne kadar 70 bine yakın çocuğa burs vererek, yoksulluğa darbe yaptı!
Yakalandığı "amansız hastalığa" aldırmadı, doktor arkadaşlarının birkaç ay ömür biçmelerine inat yaşama sarıldı; kansere darbe yaptı! O hasta haliyle ülkede olup bitenlere sessiz kalmadı; Atatürk devrimlerine ihanet edenlere darbe yaptı! Hastalıktan konuşamayacak haldeyken bile meydan meydan dolaşıp tehlikeye dikkat çekti; "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" partiye darbe yaptı! Şimdi bir de teröristliğe özenmiş, terörist gruplara yardım ediyor!
Bütün bunları yaparken çağdaşlıktan, çok seslilikten, demokrasiden taviz vermedi. Gittiği her yerde, "Ne şeriat, ne darbe" diye haykırdı; darbecilere darbe yaptı!
İşte bu yüzden gayet rahat anlatıyorum ki; darbecinin, teröristin kralıdır Türkan Saylan!
Onun evini aratan, derneğinin hesaplarına el koyduran, 70 bine yakın öğrencisinin burslarını ödenemez hale getirenler de, onları ayakta alkışlayan Mehmet Altan, Samanyolu gibi "demokrasi kahramanları" da haklı!
Hastalığına aldırmayın - nedense bunlar hep hasta çıkıyor - gözünün yaşına bakmayın. Kaldırılmış olan idam cezasını, sırf onun için yeniden getirin, yoksa şimdiye kadar devirdiği karanlıkların, savaştığı hastalıkların hatırı kalır...
Haydi; "Ergenekon Tatili"ne çıkmış Sn. Başbakan, dön Ankara'ya, topla Meclis'i ve bitiriverin şu işi! ASIN BU DARBECİ ve TERÖRİST KADINI!
.
karadenizli
19-04-2009, 16:14
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan'ın evinde "Ergenekon araması"nın yapıldığını öğrenince önce çok şaşırdım. Ama sonra nedense şaşkınlığım birden geçmiş bir şekilde televizyonları seyrederken, sağolsun Mehmet Altan yardıma geldi. CNN Türk'e gelişmeleri değerlendirirken, "Darbeciler elbette yargılanmalıdır" dedi. Daha sonra bir de baktım ki, Samanyolu da başka bir suçunu yakalamış. Meğerse toplanan yardımları da PKK'ya aktarıyormuş!
Elbette yahu, işte esas olan bu. Darbeci ve terörist bunların hepsi! Hele Prof. Dr. Türkan Saylan'ın darbeciliği yıllar öncesine dayanıyor. Fethullah bile teröristliğini teslim etmiş. Saymakla bitmez yaptığı darbeler:
İlk darbesini lepra hastalığına karşı yaptı bu kadın! Toplum tarafından dışlanan, doktorların bile ellerini sıkmaktan korktuğu cüzzam hastalarını bağrına bastı. Tıptaki bütün gelişmeleri ülkemize getirerek, binlerce cüzzamlıya hayat verdi. 25 yıl boyunca ülkenin gezilmedik bir karış toprağını bırakmadı ve gittiği her yerde cüzzamlı aradı. Sonunda cüzzama karşı inanılmaz bir darbe yaptı!
Cinsel yolla bulaşan Behçet hastalığını da unutmadı. Onlarca poliklinik kurdu; Behçet'e darbe yaptı!
Bu hastalıklarla mücadele etmek için dolaştığı Anadolu'da bir büyük hastalık daha keşfetti: Aileler kız çocuklarını okutmuyorlardı. Hemen kendisi gibi "darbeci" birkaç arkadaşıyla birlikte bir dernek kurdu ve "Anadolu'da Bir Kızım Var, Öğretmen Olacak" kampanyası başlattı... Kızlarını okutmak istemeyen babalara DARBE YAPTI! "Kardelenler Kampanyası"nı başlattı, tutuculuğa darbe yaptı! "Bilgi Toplumu Kızları"yla, cahilliğe darbe yaptı!
"Her Kızımız Bir Yıldız" diyerek, kaderciliğe darbe yaptı! "Geleceği Taşıyan Kızlar" la, geçmişe darbe yaptı! "Bir Işık da Siz Yakın"la, karanlığa darbe yaptı!
"Geleceğin Doktorları"na destek verdi, tüm hastalıklara darbe yaptı!Yardımseverlerden topladığı paralarla onlarca okul, yurt yaptırdı; Milli Eğitim Bakanlığı'na darbe yaptı! Yetişkinler için okuma yazma, meslek edindirme kursları düzenleyerek, işsizliğe darbe yaptı! Anadolu'daki okulları müzik aletleriyle donattı, sessizliğe darbe yaptı! Bugüne kadar 70 bine yakın çocuğa burs vererek, yoksulluğa darbe yaptı!
Yakalandığı "amansız hastalığa" aldırmadı, doktor arkadaşlarının birkaç ay ömür biçmelerine inat yaşama sarıldı; kansere darbe yaptı! O hasta haliyle ülkede olup bitenlere sessiz kalmadı; Atatürk devrimlerine ihanet edenlere darbe yaptı! Hastalıktan konuşamayacak haldeyken bile meydan meydan dolaşıp tehlikeye dikkat çekti; "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" partiye darbe yaptı! Şimdi bir de teröristliğe özenmiş, terörist gruplara yardım ediyor!
Bütün bunları yaparken çağdaşlıktan, çok seslilikten, demokrasiden taviz vermedi. Gittiği her yerde, "Ne şeriat, ne darbe" diye haykırdı; darbecilere darbe yaptı!
İşte bu yüzden gayet rahat anlatıyorum ki; darbecinin, teröristin kralıdır Türkan Saylan!
Onun evini aratan, derneğinin hesaplarına el koyduran, 70 bine yakın öğrencisinin burslarını ödenemez hale getirenler de, onları ayakta alkışlayan Mehmet Altan, Samanyolu gibi "demokrasi kahramanları" da haklı!
Hastalığına aldırmayın - nedense bunlar hep hasta çıkıyor - gözünün yaşına bakmayın. Kaldırılmış olan idam cezasını, sırf onun için yeniden getirin, yoksa şimdiye kadar devirdiği karanlıkların, savaştığı hastalıkların hatırı kalır...
Haydi; "Ergenekon Tatili"ne çıkmış Sn. Başbakan, dön Ankara'ya, topla Meclis'i ve bitiriverin şu işi! ASIN BU DARBECİ ve TERÖRİST KADINI!
.
Neler saçmalıyorsun anlamadımki
Nedir bu telaş
İşi sulandırmak diye buna derler
Zaten beğenmediğiniz bir olay olunca şeriat geliyor bunu şeriatçılar yapıyor
Zaten ahmet altan ateist değil takiyye yapıyor oda şeriatı istiyor:)
hey Allahım muhatap olduğumuz kişilere bak,EDİT yazarların söylediklerini tekrarlıyorlar
Saptırma-sulandırma yoktur.
Ergenekon Davası amacı doğrultusunda işletilmektedir.
13,14,15... 45. operasyonda sıranın kimlere geleceği malumdur.
Saptırma-sulandırma yoktur.
Ergenekon Davası amacı doğrultusunda işletilmektedir.
13,14,15... 45. operasyonda sıranın kimlere geleceği malumdur.
keklikler düz ovada avlanıyordu , kahvaltılarda 7elevende yapılıyordu
son trend oymuş bakalım nolacak
Hay Ergenokon'u Umre yolunda öpeyim.
Ergenekon davasında yapılan haksızlıkların 100 katı DTP'ye yapılmaktadır, biriniz de çıkıp bir kelime etsin aslan parçaları, bu yürekle nasıl yaşıyorsunuz anlamıyorum.
Mücadele etsin demek kolayda hangi zeminde, hangi yürekle.
Ergenekon davası karşıtlarının en cesur hamlesi orduyu göreve çağırmak ve Anıtkabir ziyaretlerinde ruh çağırma seansları düzenlemek olacaktır. Atam geldiysen mozoleyi iki kere tıklat.
Ergenekon davası yanlıları zaten her anasını düzene baba diyenler, onları hepten geç bi kalem.
qw19 çok dogru bir şeyin altını çizmiş. Bu ülkede bir siyasi partinin üyeleri sudan gerekçelerle terörist oldukları iddiası ile göz altına alınıyorlar. Bir parti yok edilmeye çalışılıyor, buna hiç kimseden tepki gelmiyor. Elbette bu konudaki bazı aydın girşimlerini bu sözlerimin dışında tutuyorum.
İşte kemalist demokrasi anlayışımız da bu. Yalnız kendim için demokrasi. Şayet bana ve benim yandaşlarıma bir şey olursa o zaman tepki veririm.
Bu sözlerimden Türkan Saylan'ın falan göz altına alınmasını destekledigim düşünülmesin. Ama kendimiz için demokrasi istersek olacagı budur. Yıllardır söylüyorz. 12 Eylül anayasası ile , kanunları ile, hukuku ile varılacak yer bundan farklı olamazdı.
Gözaltılardan, ergenekondan daha tehlikeli bir sürece dogru gidiyoruz. Barışçı Kürt partisi daga dogru yönlendirilmeye çalışılıyor. Zorla daga çıkın deniliyor. Zorla meydanlara daha fazla inin deniliyor. Aslında Ergenekon ve Kürt Meselesi içiçedir, birbirinden ayrılması mümkün degil. Sulandırılmadıgı ölçüde derin devlet bunun için vardır ve faili meçhuller esas olarak bununla ilgilidir.
Bugüne kadar ben hiç bir taraftan ülkede demokrasinin ilerletilmesi için bir kanun teklifi okumadım. Yargılama, gözaltı, sanık hakları konusu ile ilgili yaşananlardan ders çıkaran ve düzeltmeye yönelik öneriler görmedim. Sadece şikayet ama çözüme yönelik hiç bir şey yok. Sıradan bir kahrolsun edebiyatı ve karşı tarafı karalama.
12 Eylül hukukuna karşı çıkmadan hiç bir söyleminiz, teziniz savınız gerçekçi olamaz ve anlamı bana dokunmayan yılan bin yaşasın dır.
saygılarımla
Burada kimsenin derin devlet karşıtlığı falan yok, benim derin devletim daha iyidir tartışılıyor.
Ergenekon derin devlettir, aradaki fark ise sudur. ABD, bütün Avrupa ülkelerinde olusturdugu Gladio/Kontrgerilla örgütlenmelerini soguk savastan sonra dagitti. Cesitli ülkelerde bu sürec sonuclandi. Türkiye'de ise bir Kürt savasi sürüyordu ve bu örgütlenmenin dagitilmasi yerine, örgütlenme ABD'den bagimsizlasti. Ordunun üst kademelerinden bu konuda destek alindi. JITEM dagitildi denilip ardindan JIT kuruldu. Uyusturucu trafigi bu örgüt tarafindan kontrol edilip, maddi kaynaklar yaratildi. ABD'den bagimsizlasmis bir gizli teskilatin dogal olarak bir tür anti-ABD'ci, anti-AB'ci anti-emperyalist olmasi gerekiyordu. Ulusalci ideoloji denilen sey devletin derinlerinde üretilip cikarildi. Epey de sahiplenen oldu.
ABD bu örgütlenmeyi yok etmek icin kime yaslanabilirdi. Ordu icindeki bu bagimsizlasan gruba karsi cikanlara, AKP'ye ve sivil teskilatlara (MIT, emniyet gibi). Tabii ki bu operasyon ile derin devlet temizlenmis olmayacak. Bir kere bircok derin devletci bu özerklesmis derin devlet girisimine dahil olmadi. Bunlar pacayi yirtti. Mehmet Agar, Yazicioglu gibi. Ikinci olarak Kürt hareketinin ortak düsman olmasindan dolayi catismalar ancak bir sinira kadar gelebilir. Daha Hizbullah ile ordu isbirligi bile gizli tutuluyor. Ucuncusu de asil operasyonun ordunun icine yapilmasi gerekirken, ordunun disina dogru yapilmasi bunun sadece ordu icinde birilerini iknaya yöneldigi izlenimi veriyor. Demirel, derin devlet ordudur diye bosuna demiyor.
Bütün bunlara ragmen bu sürecin ordu bürokrasisinin devlete olan tam hakimiyetini bir parca kirmis olmasi, ordunun tartisilabilir hale gelmesi olumlu seyler. Olaya Kürt hareketi acisindan bakinca degisen birsey yok. Cünkü zaten kabak her kosulda Kürtlerin basina patlayacakti. Bunun Ergenekon ile pek fazla ilgisi yok.
Tarih : 20.04.2009
Kaynak :http://www.aa.com.tr/
Sonuç :Baş örtüye dokunanı keserim!!!
Ergenekon hükümeti bölüyor. Sahin'den Günay'a Ergenekon cevabi
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11471686.asp?gid=229
Tarih :20.04.2009
Kaynak : http://www.kanalahaber.com/haber_detay.asp?Pro=nEo3_1&haber=26637&G=21_g
Sonuç : Dumanın izi
Tarih :20.04.2009
Kaynak : http://www.kanalahaber.com/haber_det...r=26637&G=21_g
Sonuç : Dumanın izi
Bunlar hala Türkan Saylan'la falan uğraşsınlar.
Çiller'lerin dönemindeki 10-15 kilit isme şimdiye kadar çoktan operasyon yapılmalıydı.
Ama amaç farklı olunca yapılmıyor tabi.
Akhenaton
20-04-2009, 16:37
Ergenekon Kürt-islam faşizminin Kemalist Türklerden intikamıdır.
"Kürt-islam faşizminin Kemalist Türklerden"
Dilin kemiği yok derler.
28 Subat sürecinde Bati Calisma Grubunun belgelerini ortaya cikarip Demirel'e bildirdikten sonra hapse atilan Emniyet Istihbarat Dairesi eski Baskani Bulent Orkaoglu ile Nese Düzel'in röportaji.
Türkan Saylan icin söyledikleri:
Ergenekon operasyonunun yürümesini engelleyen güçler, devletin en üst katlarına girmiş ve Ergenekon örgütü lehine devletin yetkilerini kullanabilen güçlerdir. Çünkü henüz deşifre olmadılar. Ergenekon operasyonunu zayıflatmak amacıyla bunlar savcıları yanlış yönlendirebilirler. Bunu raporlarla da yapabilirler. Savcılar dikkat etmeliler.
Türkan Saylan’a yapılan operasyon, Ergenekon sürecine yönelik bir tuzak olabilir mi diyorsunuz?
Türkan Saylan’ın evinin ve başkanı olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin aranması için elde çok ciddi bilgi ve belge var mı? Yoksa bu operasyon internet sitelerine düşen misyonerlik iddiaları gibi haberlere ve düz bir istihbarat raporuna mı dayanıyor? Bu sorunun cevabı önemlidir. Mesela Tuncay Güney’in ifadesinin işkenceyle alınmış olduğunun görüntüleri sonradan ortaya çıktı ve bazı gazetelerde Ergenekon bitti diye manşetler atıldı. Oysa iddianamede, Tuncay Güney’in ifadeleri delil olarak kullanılmıyor.
Operasyonun önümüzdeki sürecine dair söyledikleri:
Mesela 28 Şubat’ta adli müşavir olan emekli tümgeneralin evinde bulunan belgeler, bilgiler çok vahim.
Bu emekli general ifade verdikten sonra, “savcının bana gösterdiği belgelerden dehşete düştüm. Böyle olduğunu bilmiyordum” demedi mi?
Onun şimdi gizli tanık olduğuna dair iddialar var. Eğer bir tümgeneral de gizli tanık olmuşsa bu iş bitmiştir zaten! Beyne doğru gidildikçe yabancı istihbarat örgütlerine çalışanlar da ortaya çıkacak.
Ergenekon örgütünden yeni bir eylem bekliyor musunuz?
Her türlü eylem kapasiteleri mevcut ama... Bunlar içeriye alındı ve eylemler durdu intibaı verilmeye çalışılıyor. Çünkü eylem yaparlarsa, esas ucun hâlâ dışarıda olduğu anlaşılacak. Demek ki gövde ya da beyin dediğimiz kısım, bu içeriye alınanları zaten feda etmiş durumda. Bu yüzden de güçleri olduğu halde eylem yapmamayı tercih ederler. Ama çok tahrik edilirlerse eylem yaparlar, onu da söyleyeyim!..
http://www.taraf.com.tr/makale/5135.htm
Sargon selam,
Alıntıladığın yazının anafikri "Ergenekon Soruşturması'nı ve davasını bizzat Ergenekon Örgütü düzenlemiş" havası veriyor. Bu tür saçmalıkları inanarak anlatanların aklından şüphe etmek lazım.
Ergenekon savcısının ne olduğu biliniyor, kim tarafından etkilenebileceği ortada.
A.
Ergenekon savcısının ne olduğu biliniyor, kim tarafından etkilenebileceği ortada.
Kim kimi etkiliyor, kim kimi kolluyor ... istesen olmaz, buyrun taze taze gazetevatan.com'un haberi:
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Ergenekon soruşturmasının gizliliği ihlalden dolayı Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın hakkında yaptıkları suç duyurusunda, Adalet Bakanlığı’nın soruşturma izni vermediğini bildirdi. Kart, “Adalet Bakanlığı’nın görev ve yetkisini en hafif deyimiyle kötüye kullanma anlamına gelen bu işlemlerine karşı Ankara İdare Mahkemelerine tarafımızdan iptal talebiyle dava açılmıştır” dedi.
Haberin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11479922.asp?gid=229
A.
selam azinlik, röportajin tamaminda bu hava yok. Ben sadece Türkan Saylan ve operasyonun gelecegi ile ilgili kismi aktardim. Röportajin tamamini okursan farkli iddialari oldugunu göreceksin.
Hocam,
Röportajı okudum. Orakoğlu "yalan içi az gerçek" yapmış, aralara gerçekleri sıkıştırıp bir sürü kanıtlanmamış iddiayı gerçekmiş gibi atmış ortaya. Bana sorarsan biraz zorlama bunlar. Söylenti ve dedikoduları gerçek olarak kabul edip fikir inşa edersek sonuç bu olur.
Ben bu soruşturma ve yargılamanın yansızlığından şüphedeyim, şimdiye kadar okuduklarım ise bu şüpheleri giderecek hiçbir şey ortaya koyamadı, üstüne üstlük bu röportaj benzeri zorlama yorumlar şüphelerimi daha da arttırdı.
A.
28 Şubat olunca Orakoğlu'nun ilk işi Amerika'ya gitmek oldu.
Amerika'da kendini güvende hissetti.
Fetullah Amerika yolcusu oluyor.
Eymür de öyle..
Orakoğlu da öyle..
Tüncay Güney de...
gercekisim
23-04-2009, 23:16
Son olaylarda bir gariplikle daha karşılaştım ve onu buraya eklemek istiyorum.
http://www.samanyoluhaber.com/haber-146666.html bu haberde Haberal'ı Ecevit'i devre dışı bırakmak için kullanılan,onu daha da hasta eden birisi olarak gösteren bir saçmalık yazıyorlar ama başkalarını sazan olmakla itham edenler esas sazanın kendileri olduğunu görmüyorlar.
Aynı kirli zihniyetlerin görmesi gereken şey kendi yayın organlarında çıkan şu röportaj:
http://arsiv.zaman.com.tr/2003/12/07/roportaj/butun.htm
Aşağıda alıntıladığım bölümde görüleceği gibi yazarları çok çabalıyor Ecevit'e istediği şeyleri söyletmek için ama Ecevit bu numaraları yutmuyor.
Ecevit'in kendi ağzından konuya dair verdiği cevap:
N.A---Uygulanan birtakım tedavilerle, kasıtlı olarak sizde bir güçsüzleşme yaratıldığı yolunda bazı haberler okuduk, doğru muydu?
B.E---Hayır, hiç öyle bir iddiam yok.
N.A---Hiç kuşkulanmadınız mı, size uygulanan tedaviden?
B.E---Hayır. Ben doktorlara inandım.
N.A---Neden Başkent Hastanesi’nden tedaviniz bitmeden ayrıldınız?
B.E---Ben bel ağrısı sıkıntısıyla geldiğimde acele bir hastaneye gitmem gerekti. Genel Merkez’e en yakın hastane de Başkent Hastanesi. Oraya gittim. Daha sonra, tedavinin gereği kalmadığını düşündüm. Ve ayrıldım Başkent’ten.
N.A---Size iş göremez raporu verdireceklerine dair bir kuşkunuz olmadı mı?
B.E---Bu basında işlendi, bazı tıp çevrelerinde öyle kuşkular ileri sürüldü ama ben öyle bir kuşkuya kapılmadım. Çıktıktan sonra, Rahşan’ın sağlık durumu dolayısıyla bir hastaneye gitmemiz gerekti. GATA’ya gittik ve kısa sürede, ikimizin sağlık durumuna çok olumlu katkılarda bulundular.
N.A---Başkent’e devam etseydiniz, tam tersi mi olacaktı?
B.E---Ne bileyim, bunu söyleyemem. Uzunca bir tedaviden sonra, artık hastaneden ayrılabileceğim umudunu duydular doktorlar. İşte şu tarihte gelin duruma bakalım dediler. Fakat aylardan beri, öylesine baskıyla karşı karşıyaydık ki, evin önünde karargahlar kurulmuştu. Önce ben haber verseydim, yine birtakım söylentiler çıkacaktı. Onun için böyle ansızın bıraktım. Çünkü artık iyileştiğime inanıyordum.
N.A---Hangi ilaçları alıyorsunuz şimdi?
B.E---İsim vermek istemiyorum. Şimdi iyiyim.
Şimdi tutup bunların üzerine birilerini hala suçlamak nasıl bir şeydir,anlayan var mı?
geçmişimden bilgisizim yarınıma tutkusuzum
Özkök'ten sekiz saatlik Ergenekon ifadesi
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=933244&Date=27.04.2009&CategoryID=77
Eveeet. Sıra yavaş yavaş sola, sosyalist örgütlere geliyor.
Meğer aşırı sol Ergenekon'un ta kendisiymiş. :rolleyes:
Bugünden itibaren izleyelim görelim bakalım.
Sn gerçekisim
Ecevit'in o dönemde hastanede öldü ölecek haberleri ve Sn Haberal'ın verdiği beyanatları ve bel ağrısından hastaneye giden bir insanın bu kadar üzün süren tedavisinde ve hemen akabinde Sn Ecevit'in hastaneden çıktıktan sonra iyileşmesini ve hatta redbull ile ayakta duıruyor diye, adamcağız hemen ölsün diye Redbull'u yasaklayanları bir araya getirirseniz, beyanın ne kadar da gerçeği yansıttığını sanıırm siz de anlayacaksınız.
Tarih böyledir işte. Resmiler kalır, gerçekler halkta kar topu gibi büyüyerek mitleşir ve efsane haline gelir.
Öyleyse resmi tarih %100 yalanı barındırabilirken; mitlerin kaynağında hep bir hakikat vardır.
Selamlar
gercekisim
28-04-2009, 01:30
Sn gerçekisim
Ecevit'in o dönemde hastanede öldü ölecek haberleri ve Sn Haberal'ın verdiği beyanatları ve bel ağrısından hastaneye giden bir insanın bu kadar üzün süren tedavisinde ve hemen akabinde Sn Ecevit'in hastaneden çıktıktan sonra iyileşmesini ve hatta redbull ile ayakta duıruyor diye, adamcağız hemen ölsün diye Redbull'u yasaklayanları bir araya getirirseniz, beyanın ne kadar da gerçeği yansıttığını sanıırm siz de anlayacaksınız.
Tarih böyledir işte. Resmiler kalır, gerçekler halkta kar topu gibi büyüyerek mitleşir ve efsane haline gelir.
Öyleyse resmi tarih %100 yalanı barındırabilirken; mitlerin kaynağında hep bir hakikat vardır.
Selamlar
Nasıl böyle kesin bir yargıya varabiliyorsunuz? Ne demek"Öyleyse resmi tarih %100 yalanı barındırabilirken; mitlerin kaynağında hep bir hakikat vardır." mitlerin kaynağında bir hakikat olduğu doğrudur ama resmi olanın da % 100 yalanı barındırdığı doğru değildir. efsanelerin % 1'i gerçekse,resmi tarihin % 1'i yalandır,dersem bunun aksini nasıl ıspatlarsınız?
Adam kendisi mantıklı şekilde izah ediyor,söylüyor,ona mı inanalım yoksa eşeğe mi? (nasrettin hoca fıkrasını bilirsiniz heralde)
Ha ha ha ha,
Ergenekon savcıları şimdi de çapulcudan kahraman yaratmak peşinde:
İkinci iddianamenin ekleri arasında Hisar kod adlı bir başka gizli tanık şu iddiayı ortaya atıyor: “Erdoğan, Pınarhisar Cezaevi’nde yattığı sırada öldürülecekti. Bu suikast için Remzi ve Fadıl adlı iki gardiyan Pınarhisar’a tayin edildi. Ancak son anda suikasttan vazgeçilmiş. Erdoğan’ı kendileri mi öldürecekti yoksa katillere yardımcı mı olacaklardı, bunu net olarak bilemiyorum...” gazetevatan.com
Haberin tamamı: http://w9.gazetevatan.com/Erdogan_hapiste_vurulacakti_/235722/1/Manset
A.
Sayın Gerçekisim;
Cümleyi bir kez daha okumanızı öneriyorum. Selamlar
Öyleyse resmi tarih %100 yalanı barındırabilirken; mitlerin kaynağında hep bir hakikat vardır."
bu ergenekon savcıları artık tamamen saçmalamaya başladı yahu
ne kadar eski püskü cinayet suikast girişimi varsa sanırım yıkacaklar
buna insan güler
güler ama ağzıyla değil başka tarafıyla.:D:D:D
Geçmişimizin karanlık dehlizleri aydınlansın, diyen var mı?
Bunun için biryerleri ile gülmekten daha ciddi iş yapan?
Ya da düşünen?
Ya da soran?
Ya da ....
Yok mu?
Geçmişimizin karanlık dehlizleri aydınlansın, diyen var mı?
Aydınlatmak için ciddi bir girişim içinde olan var mı?
evrensel-insan
29-04-2009, 20:43
Saygideger pante;
Ciddi bir girisimde olmanin, olana veya olacak olana "bir cikari" varmi?
Saygilarimla;
evrensel-insan