PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrensel-insan zihniyeti


Sayfa : 1 2 3 [4] 5 6

evrensel-insan
05-02-2010, 02:28
Saygideger arkadaslar;

Ben, bir konu uzerine bilinc, bilgi, birikim, gozlem ve tecrubelerimi yaziya dokerken; uc farkli butunu ya bir arada, ya ayri ayri, yaziya dokuyorum.

Her hangibir konu uzerindeki bu uc farkli yanasim butununun farklarini asagida bir ozet olarak veriyorum.

Evrensel-insan dusuncesi; Birey bilincinin evrensel/insansal/kavramsal/bilissel koklerini temel alan yanasim.

Evrensel-insan dusuncesinin, dogal dusunceyi ortaya koyusu;bireysel, epistemolojik gerceklik, notr algi, disaridan bakis acisi, bireysel hak ve ozgurlukler, insansal vicdan ve evrensel saygi, cikarsamasal, curutmesel, yanlislamasal, yalanlamasal, tum resim, dusunsel, farkindalik, farklarin esitligi, antiayrimci, sorgulamali, irdelemeli, cizimsel, sekilsel, yanlamasal

Evrensel-insan dusuncesinin algiladigi dogal dusunce; insandisi, insanlikdisi, yaratilissal (tanrisal,Allahsal, ilahsal, putsal, kutsal v.s.), metafizik, ideolojik, inancsal, dogrusal, determinist, tartismasal, cikmaz, varliksal, varsal, olsal, bireyci akilcilik, ayrimci, cikarci, bencil, etiksel (milli, dini, toresel, ahlaki, geleneksel, tabusal, verisel, degersel, dogaustu, dunya otesi, spekulatif, toplumsal, sosyal, siyasal, otoriter, gucsel, iktidarsal, totoliter, ikna olma/etme, mudaheleci, psikolojik, karsitli, celiskili, kulaktan dolma, sabit, sahiplenici, kisilik/ kimlik degerli, kesismeli, noktasal, ozdeslestirmeli,tikanik, tekduze,

Eger yaziya katki veya soru gelirse, hem bahsedilen kavramlar aciklanabilir, hem de yeni kavramlar eklenebilir.

Bir ornek; Tanri

Evrensel-insan dusuncesi; tanri insanoglu beyninin fonksiyonu dusuncesinin yarattigi bir kavramdir ve bu kavrama evrensel-insan dusuncesinde bir yer yoktur, ihtiyac yoktur, gereksinim yoktur.

Konu bilimsel degildir. Insan ozunu yok sayar ve insani ve insanligini geri plana iter ve verilen degerler temelinde de; insani kul eder, korku verir, dusunce ve davranis bagimsizligini kisitlar, olum korkusu isler, hatta insan ozellikleri verilirse de; insana her turlu rahatsizligi ve eziyeti mazur kilar. Bakis acisi serbest dusunurluktur.

Evrensel-insan dusuncesinin, dogal dusunceyi ortaya koyusu; dogal dusuncenin temelini teskil eden; en ust duzey bir guc, otorite ve teslim alan bir icerige sahiptir. Inancsal olarak olumlu ve olumsuz sahiplenilme ve sabitlenme temelinde cikmaz bir ikna olma/etme tartismasi rekabeti dogurur.

En ust tabu ve veridir. Kisinin yerine gore kimlik ve kisilik kutsalidir kisi bu konuda kisisel hak ve ozgurlugune sahip olmalidir, tanrisal olumlu ya da olumsuz yanasan herkes biribirinin degerine saygi duymalidir. Kimse kimsenin tanrisal yasam ve iliskilerine mudahele etmemelidir.

Evrensel-insan dusuncesinin, algiladigi dogal dusunce; maalesef; tanri konusu ve her turlu tanrisal yanasim, hem bilimi alet etmekte, emperyalist zihniyetin bir kullanim araci olmakta ve insanoglunu kutuplastirmada en buyuk rolu oynamakta, insanoglu tanrisi icin, terorizm uygulamakta, savasmakta ve her turlu insanlikdisi uygulamalara sahne olmaktadir.

Bu arada kendi kisiligini olusturamamakta, emir kulu olmakta, yasami yerine yasam sonrasini dusunmekte ve tanrisal yanasimi olumlu olumsuz ve tum dallari, budaklariyla, hem insanoglunu suru psikolojisine sokma olarak kullanmakta hem de tanri ugruna insanlikdisi kurallar, kaideler yasalar v.s. koymaktadir.

Tanrisal yanasim; mutlaka bir dini orgutlemeyi getirmektedir. Tanrisal dusunen bir beyin; hic bir zaman dusunce ozgurlugune erisemez.

Bu uc farkli yanasimin tanri kavrami uzerindeki kisa bir ozetidir, eger konuya deginilirse; konu detaylandirilabilir ve iceriklendirilebilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 03:24
yarım kaldığımız yerden devam edelim bari :) aslında bu konuyu bir süredir kafamda şekillendiriyorum ama ilk kez şimdi kelimelere dökeceğim. o yüzden yazı biraz doğaçlama olacak...:lol: ilk başta bir tanımla başlayayım:

tanrı: algılanılan varolanın (algılarla varolarak hissedilenlerin), varolma sebebi/sebepleridir.

tanımın, gördüğünüz üzere, hiçbir evrensellik iddiası yoktur. yazı boyunca da tanrıdan kastım: yukarıdaki tanım olacak.

i) tanrı gerek kavramsal olarak, gerek kavramdışı olarak vardır. çünkü varolarak algıladıklarımın varolmalarının bir sebebi/sebepleri olmalı ve ben buna tanrı diyorum. (burası tamamen inançtır çünkü algıladığım varolanın varolmasının bir sebebinin varolduğunu varsayıyorum.(ne kadar çok var dedim :)))


bir ateist için tanrı vardır çünkü bir ateist için algılanılan varolanın varolma sebebi maddedir. tanrı maddedir.

bir müslümanın zaten tanrının varlığı üzerinden sorunu yoktur.

bir panteist için tanrı evrenin ta kendisidir.

bir pananteist için tanrı: evrenin kendisi ve çok daha fazlasıdır.

vs. vs.

o halde şunları söyleyebiliriz:

bir ateiste göre: tanrı maddedir, tanrı bilinçsizdir, tanrı insanı farkında olmadan yaratmıştır, tanrı insanın farkında değildir.

bir müslümanın tanrısı ise: bilinçlidir, maddeden bağımsızdır, insanı farkında olarak yaratmıştır, insanın farkındadır.

bir takım deistlere göre tanrı: bilinçlidir, maddeden bağımsızdır, insanı farkında olmadan yaratmıştır, insanın farkında değildir.

vs. vs.

demek ki: insanların anlaşamadıkları nokta tanrının varlığı değildir. herkes tanrının varlığı konusunda hemfikirdir. fikir ayrılıkları ise: tanrının sahip olduğu özellikler üzerinden şekillenir. bazı insanlar tanrının bilinçsiz olduğunu düşünür, bazıları düşünmez; bazı insanlar tanrının maddeye bağlı olduğunu düşünür, bazı insanlar tanrının bir kısmının maddeye bağlı olduğunu düşünür, bazı insanlar tanrının tamamen maddeden bağımsız olduğunu düşünür; bazı insanlar tanrının insanı farkında olarak yarattığına inanır, bazı insanlar farkında olmadan yarattığına inanır; bazı insanlar tanrının insanın farkında olduğuna inanır, bazı insanlar inanmaz; ...


sonuç: tanrının varlığı bir gerçektir fakat tanrının sahip olduğu özellikler, onunla yüzyüze gelmeden bilinemez.

evet aşağı yukarı böyle. ne düşündüğünüzü merak ediyorum :) ve bunun sadece bir beyin fırtınası olduğunu da bilmenizi istiyorum :lol:

evrensel-insan
09-02-2010, 05:21
Saygideger Ivan Karamazov;

Senin dusunduklerin, senin acindan tutarli olabilir. Ama; mesela, bir ateist icin, tanrinin yoklugu; pozitivizme dayanir. Bir materyalistin tanrisi maddedir.

Ustelik, senin dediklerinin tutarliligi, kavramsal varlik algisiyla paraleldir.

Bir pozitivist, zaten kavramsal algiyi alamadigi icin, mustakil var olan varligi yok sayar. Bir ateistin de tanriyi yok saymasi, ayni dusunceye dayanir.

Eger tanriyi gercek yaparsan, o zaman nesnelolarak ortaya koyman, ya da oznel olarak ortaya koyman gerekir. Cunku kavramsal ortaya koyus, gercek degil; evrensel yapar.

Eger senin tanrin; sadece kavram olarak lugatta kalmaz, yasamina girerse; o zaman ona bir icerik vermen lazim. Birincisi, senin tanrinin insanoglu ozellikleri varmi?, yani dusunce, hareket, canlilik v.s. gibi.

Yani bir fonksiyonu, ya da bir islevi var mi? Varsa bu fonksiyon veya islev ne ve bu fonksiyon ve islevin ne ile ve nasil bir bagi var?, yani insanogluyla, baska canli/cansizlarla, evrenle, dunyayla, dogayla v.s.

Insanoglunun anlasamadigi nokta, tanrinin ne oldugu konusundaki ifadededir.

Cunku ateizmin, yok saydigi veya red ettigi karsi ciktigi, teizmin getirdigi tanri icerigidir.

Bu Turkiye ateistleri icin, Allah ve kuran olarak yansir.

Ama senin getirdigin orneklerdeki ortaya konan yaraticidir.

Yani muslumanin ki Allahtir,
Hristiyaninki Goddur,
Panteistinki evrendir
Materyalistin ki maddedir.

Cunku her bir yaratici; insanoglunun zamansal temelde degerlendirdigidir. Yani ya bir ilklik sorunu, ya da bir yaratilis sorunu vardir ve bu bir kisir dongudur.

Sen once, IVANUS'un ozelliklerini ortaya koy. Sonra da zannedersem o idareyi senden alir.:yo:

Cunku bir tanridan bahsedeceksek; bir fonksiyon veya islev yuklenmesi gerekir. :scared:

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 09:10
Eger tanriyi gercek yaparsan, o zaman nesnelolarak ortaya koyman, ya da oznel olarak ortaya koyman gerekir. Cunku kavramsal ortaya koyus, gercek degil; evrensel yapar.

Eger senin tanrin; sadece kavram olarak lugatta kalmaz, yasamina girerse; o zaman ona bir icerik vermen lazim. Birincisi, senin tanrinin insanoglu ozellikleri varmi?, yani dusunce, hareket, canlilik v.s. gibi.

Yani bir fonksiyonu, ya da bir islevi var mi? Varsa bu fonksiyon veya islev ne ve bu fonksiyon ve islevin ne ile ve nasil bir bagi var?, yani insanogluyla, baska canli/cansizlarla, evrenle, dunyayla, dogayla v.s.

evrensel hiç okumamışsın yazdıklarımı :) diyorum ki: tanrının varlığı, tanımı gereği açıktır ve sahip olduğu özellikler eldeki veriler doğrultusunda bilinemez... savunduğum iddia: "tanrının sahip olduğu özellikler bilinemez" iken, nasıl vereyim sana bu soruların cevabını?

evrensel-insan
09-02-2010, 20:23
Saygideger Ivan Karamazov;

Ozaman soyle sorayim. Sen bu ozellikleri bilinemez tanriyi; nasil veya nerede hissediyorsun, duyumunu veya duygusunu nasil aliyorsun?

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 20:33
evrensel-insan öncelikle bir şeyi belirtmek istiyorum. ben böyle bir tanrıya inanmıyorum sadece beyin fırtınası yapıyoruz burada. :)

soruna da şöyle cevap verebilirim: benim var olarak algıladığım birtakım algılar var. bu algıları benim için var eden sebep/sebeplere tanrı diyorum sadece. algıladığım var olanın varolmasında bir sebep/sebepler olsa gerek diye düşünüyorum. işte tanrı, bu sebep/sebeplerdir. onun hakkında söyleyebileceğim sözler sadece bu iddiadan yola çıkarak mantıksal çıkarımlarla ulaşılabilecek sonuçlardan ibarettir. bunların dışında onun hiçbir özelliğini bilmiyorum. canlı mı değil mi, ölü mü diri mi vs. vs. ona dair hiçbir iddiada bulunamam.

evrensel-insan
09-02-2010, 20:52
Saygideger Ivan Karamazov;

Seni bir butun olarak mi aliyorsun, yoksa sen ve algin baska seylermi. Yani sana algiyi veren sebep; senin vucut yapin ve algina yansiyan degil mi?

Baska ne sebep ariyorsun?

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 21:00
algılarım beni ben yapmaktadır ancak bende algılarımdan fazlası da var. yani algılarımın olmaması demek aslında benim de olmamam demek çünkü ben algılarımla birlikteyken benim. işte bende bu algıların oluşmasının sebep/sebepleri tanrıdır.

evrensel-insan
09-02-2010, 21:19
Saygideger Ivan Karamazov;

Yani kisaca, senin algilarina sebep olan bir akilli tasarimci var oyle mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 21:27
akıllı mı değil mi bilemem; dediğim gibi onun özellikleri bilinemez... belki bilinçlidir teistlerinki gibi, belki bilinçsizdir ateistlerinki gibi. benim algılarımın oluşmasının bir sebebi/sebepleri olmalı diye düşünüyorum ben sadece. işte tanrı bu sebep/sebeplerdir.

evrensel-insan
09-02-2010, 21:34
Saygideger Ivan Karamazov;

Sebep-sonuc iliskisi bunyesinde, eger alginin bir sebebini ariyorsan, bunu da bir tanri ile sonucluyorsun. Bu bir cesit panteizmdir. Ama, burada bir sorun var. Algi gibi, inandigin bu sebebi de somuta indirgemelisin, aksi inancsalligin gecerli olmaz. Cunku teistleri baglayan dini degerleridir, ya da dinsiz ama; her dini olmayan teistin bir tanriyi indirgedigi somutu vardir. Senin de bu sebeb-sonuc iliskisinde bir somutun olmasi gerekir. Olmazsa, yok kilarsan, o zaman ateizm; eger, bilinemez kilarsan, o zaman agnostisizm soz konusudur.

Sen de bir inanc olduguna gore; senin icin simdilik ateizm ve agnostisizm uzak ihtimal.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 21:39
bende bir inanç yoktur evrensel-insan. algılarımı oluşturan sebebe sadece tanrı ismini veriyorum... peki sence algılarımızın oluşmasının sebepleri nedir? bütün bu sebepleri bilip ortaya koyabilir miyiz? ben bütün bu sebeplerin bilinemeyeceğini iddia ediyorum fakat bir sebep/sebepler mutlaka vardır diyorum.

evrensel-insan
09-02-2010, 22:10
Saygideger Ivan Karamazov;

peki sence algılarımızın oluşmasının sebepleri nedir? bütün bu sebepleri bilip ortaya koyabilir miyiz? -I.K.

Sonucta, epistemolojik olarak, her sey bilgidir ve turevdir ve de insanoglu olmadan, ne bir bilgi olur, ne de bir bildiren olur. Bu temelde sey de dahil; sadece bilgisini bilebiliriz. Kendisini ortaya koyamayiz. Yani, konu "dedim oldu" dur.

Simdi bu temelde; Algilarin olusmasi icin; bir insanoglu ve onun fiziksel yapilanisi ve beynin fonksiyonu dusunce gerekir. Bitde ALGININ KAVRAMLASTIRARAK YANSITACAGI BIR YANSI GEREKIR.

Iste mgara adami piterosku, bunun en guzel ornegidir. Magaradan cikinca; kafasinin ustunde soru ve unlemler belirir ve bunlarin isareti "var" olarak yansir. Yani, soru/unlem isareti var demektir. Sonra soru/unlem isareti varin sorusu, yani yansisi gelir "ne var?" iste bu sorunun cevabi da kavramlastirilarak yansitilacak olan bir bilgidir ve turevdir.

Bunlar benim kendi adima yeterli olan epistemolojik izahdir. Bu da bilimsel baska veriler ortaya konana kadar benim icin yeterlidir.

Yani varlik, ki insanoglunun kendi ve her sey dahil; vari yansiyanin, algisinin kavramlastirilarak yansitilmisidir, bilgidir ve turevdir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 22:14
Simdi bu temelde; Algilarin olusmasi icin; bir insanoglu ve onun fiziksel yapilanisi ve beynin fonksiyonu dusunce gerekir. Bitde ALGININ KAVRAMLASTIRARAK YANSITACAGI BIR YANSI GEREKIR.

işte senin tanrın bu yaptığımız beyin fırtınasına göre budur evrensel-insan. çünkü tanrı, algının sebep/sebepleridir. fakat ben diyorum ki algının sebep/sebepleri tamamen bilinemez.

evrensel-insan
09-02-2010, 22:22
Saygideger Ivan Karamazov;

Epistemoloji zaten bilimin su anki siniri demektir. Bilimde negatif yoktur. Ya bir sey bilinir kilinir, ya da henuz bilinmemektedir. Ama; bilinemez negatif determinizmi ve kesinligi bilimde yoktur. Cunku bilimin seyi bilinemez kilmasi, o konuda dusunmemesini getirir. Halbuki bilim icin sadece bilinen ve bilinecek olan/henuz bilinmiyen vardir.

Sonucta yok gibi, bir seyi bilinemez olarak negatif kilma determinizmi de inancsallara girer. Cunku yanlislanamaz.

Eger bilimsel olacaksak; bilimsellikte bilinemez yoktur, henuz bilinmeyen ve bilinecek olan vardir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 22:27
S

Eger bilimsel olacaksak; bilimsellikte bilinemez yoktur, henuz bilinmeyen ve bilinecek olan vardir.

bugün biliminsanları bir elektronun aynı anda hem yerinin hem de hızının bilinemeyeceğini söylüyorlar. sizce bir elektronun aynı anda hem hızı hem de yeri bilinecek mi yani ileride?

evrensel-insan
09-02-2010, 22:36
Saygideger Ivan Karamazov;

sizce bir elektronun aynı anda hem hızı hem de yeri bilinecek mi yani ileride?
-I.K.

Bilgi, dusunce, teori, tez, hipotez, sentez, analiz, antitez, deney, gozlem, bulus v.s. dir. Yanlislanabilirliginin temelinde bu turev; surekli suregelen bir surectir.

Bu temelde bilinemez temelli bir kesinlestirmenin ve determinizm inancinin olmasini gerektiren bir neden var mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 22:42
Eger bilimsel olacaksak; bilimsellikte bilinemez yoktur, henuz bilinmeyen ve bilinecek olan vardir.


sorduğum soruya cevap vermemişsin ki evrensel-insan... ileride bir elektronun aynı anda hem hızı hem de yerini bilebilecekler mi biliminsanları? bugün bilmiyorlar. senin yukarıda kurduğun cümleden evet bileceklerdir sonucunu çıkarıyorum ben.

evrensel-insan
09-02-2010, 22:49
Saygideger Ivan Kromazov;

Cevabim gayet acik. Eger bilinemeyecek gibi kesin bir cevap veriyorsan, bana bu kesin cevabinin bilimsel nedenini goster. Gosteremez isen; bu senin bir inancindir.

Sonucta kesin cevabi veren sesnsin, ben degilim. Ben sadece epistemolojik gerceklikten bahsediyorum. Bunun otesi hakkinda da inancsal bir uretim yapmiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 22:54
Eger bilimsel olacaksak; bilimsellikte bilinemez yoktur, henuz bilinmeyen ve bilinecek olan vardir. -ei-

şimdi bu cümlede bir inanç yok mu? epistemolojik mi bu cümle?

evrensel-insan
09-02-2010, 22:59
Saygideger Ivan Karamazov;

Epistemoloji bilgi ve onun su an ki siniri demektir, yani bilginin degiskenligi demektir. Bilgi de iki turlu degisir, bilimsel olarak ya yanlislanarak degisir, ya da yeni bilgi eklenerek. Eklenti demek; bilimin su an bilinmeyeni bilinir kilmasi, yanlislanma demek te; su an bilinilen bir bilginin gozlem, deney, bulus yoluyla yanlislanmasi demektir.

Bilimsellik budur. O yuzden bilimsellikte negatif olmaz. Negatif felsefededir. Yani inancsallarda ve ideolojilerdedir. Cunku inancsallar ve ideolojiler, determininist ve sabitleyicidir. Bu sabitleme, ya pozitif, ya da negatif olarak uygulanir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 23:02
Eger bilimsel olacaksak; bilimsellikte bilinemez yoktur, henuz bilinmeyen ve bilinecek olan vardir. -ei-

şöyle sorayım: yukarıdaki cümlede bir inanç var mıdır yok mudur? bilimsellikte bilinemez yoktur demek bilimsel değildir. çünkü "yoktur" ifadesi negatiftir ve negatif de bilimsellikte olmazmış senin dediğine göre...

evrensel-insan
09-02-2010, 23:05
Saygideger Ivan Karamazov;

Herhangibir seyin, bilinebilirligini sabitlemek te, bilinemez kilmakta; bilimsel degil; ideolojik ve inancsaldir. Cunku dogru/yanlis karsitligini icerir.

Iste epistemolojinin degisimi ve su anki durumu; bilimin hem bilinerini yalanlanabilr/yanlislanabilir kilarken; hem de bilginin artabilecegini ve yeni bilgiler eklenebilecegini vurgular.

Oyuzden de bilimselligin; epistemolojik gercekligi; hem su an icindir, hem de degisime aciktir. yanlislanma ve eklenme temelinde.

Sana soyle soyliyeyim. Bilimsellik bilgiyi icerir. Bilgi de anlik yani epistemolojiktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
09-02-2010, 23:12
Saygideger Ivan Kramazov;

Bilimin epistemolojik olarak sorulan bir soruya cevabi yoksa, yoktur. Iste cevap meraki, aramasi, spekulasyonu, inancsalligi, ideolojik dogrusu v.s. hepsinin koken ve temeli bir yaraticiya dayanir.

Ya bilimin epistemolojik yapisini yeterli bulacaksin, benim gibi; ya da epistemolojinin ustune cikip, inancsal olacaksin. Secim senin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 23:12
Eger bilimsel olacaksak; bilimsellikte bilinemez yoktur, henuz bilinmeyen ve bilinecek olan vardir. -ei-

o halde siz bu cümleyi kurarak ideolojik ve inançsal yaklaştınız. çünkü bilimsellikte bilinemezin olmadığını söylüyorsun. nereden bilebiliyoruz ki bilimsellikte bilinemezin olamayacağını? "bilimsellikte bilinemez vardır" cümlesi ne kadar inançsalsa "bilimsellikte bilinemez yoktur" da o kadar inançsaldır.

evrensel-insan
09-02-2010, 23:15
Saygideger Ivan Karamazov;

Bilhassa Turkce dili cok lastiklidir. Eger o ifadem oyle algilandiysa, bir sonraki mesajimda yeni bir ifade verdim. Orda bir sorun veya ideolojik inancsal izlenimin ya da algin var mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
09-02-2010, 23:28
Saygideger Ivan Kramazov;

Birde soyle izah edeyim. Beni, epistemoloji otesi ilgilendirmiyor. Cunku epistemoloji otesi, zaten dogal dusunce yapilanisi ve isleyisinin temeli olan metafizik ve bilimsel olmayandir. Bu ayni zamanda insandisidir. Yani ya maddesel, ya da inancsal temelli herturlu ideolojik dogrusal, ki buna yaraticinin her turlusu ve etiksel her turlu tabular ve degerler dahil. Cunku bu degerler de insandisidir.

Henuz bilim ve bilimsellik bunyesindeki dogal dusunce dusunusunu ve onun metafizik unsurunu temizlememistir. Bkz- Bilimselligin bunyesindeki metafizik tehlike, bu baslikta.

O yuzden de evrensel-insan dusuncesinin evrensel/insansal/kavramsal/bilissel/bilimsel epistemolojik kulvari; epistemoloji otesine izin vermez. Bunun insana ve insanligina zararlarinin farkinda ve bilincindedir.

O yuzden ben gelecekten ziyade; su an bilimselligin bunyesindeki metafizik unsurlari temizlemekle ve dogal dusunce ile bilimsellik yapmamakla mesgulum. Iste bu da epistemolojik gercekligin baska bir yonudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 23:30
peki madem öyle kaldığımız yerden devam edelim. senin bir cevabına aşağıdaki yanıtı vermiştim:
işte senin tanrın bu yaptığımız beyin fırtınasına göre budur evrensel-insan. çünkü tanrı, algının sebep/sebepleridir. fakat ben diyorum ki algının sebep/sebepleri tamamen bilinemez.

sana cevap verdiğim cevabın da şu aşağıdakiydi:


Simdi bu temelde; Algilarin olusmasi icin; bir insanoglu ve onun fiziksel yapilanisi ve beynin fonksiyonu dusunce gerekir. Bitde ALGININ KAVRAMLASTIRARAK YANSITACAGI BIR YANSI GEREKIR.


algının oluşması için bunların gerekli ve yeterli olduğundan nasıl eminsin? belki bilmediğin bir şeyler daha vardır da farkında değilsindir? şimdi bu yanaşım inançsal değil midir?

evrensel-insan
09-02-2010, 23:39
Saygideger Ivan Karamazov;

algının oluşması için bunların gerekli ve yeterli olduğundan nasıl eminsin? belki bilmediğin bir şeyler daha vardır da farkında değilsindir? şimdi bu yanaşım inançsal değil midir? -I.K.

Asil inanc, gerekli ve yeterlilik dusuncesidir. Konuda emin olmak da dogrulamaktir. Benim dusuncemde dogrulamak, sabitlemek, sahiplenmek, ispat v.s. degil; cikarsama, curutme, yanlislama v.s. vardir.

Dolayisiyle,m konu yeterlilik gereklilik v.s. temelli dusunce degil; epistemolojinin geldigi anlik sinirdir. Farkinda oldugum da epistemolojik sinir ve gercekliktir.

Aslinda insanoglu bilim ve bilimselligi hala dogal dusunce temelinde degerlendirmektedir. Bu temelde de epistemolojik bilimsellik yerine, metafizik bilimsellik soz konusudur. Bunun en guzel ornegi, materyalizmdir ve onun diyalektigidir.

Bak bu konuda bilimsellik nedir, diye hodri meydan da yazilan mesajlari oku, daha iyi algilayacaksin.

Bu baslikta, bir mesaj once bahsettigim mesaj nosu;744

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 23:44
Simdi bu temelde; Algilarin olusmasi icin; bir insanoglu ve onun fiziksel yapilanisi ve beynin fonksiyonu dusunce gerekir. Bitde ALGININ KAVRAMLASTIRARAK YANSITACAGI BIR YANSI GEREKIR.

eğer doğru anlamışsam şunu diyorsun: "yukarıdaki ifade şu an için doğrudur. fakat gelecekte de doğru olacağı hakkında bir fikirde bulunamam. benim için bu cevap şu anda doğrudur."

böyle mi?

evrensel-insan
09-02-2010, 23:50
Saygideger Ivan Karamazov;

eğer doğru anlamışsam şunu diyorsun: "yukarıdaki ifade şu an için doğrudur. fakat gelecekte de doğru olacağı hakkında bir fikirde bulunamam. benim için bu cevap şu anda yeterlidir."-I.K.

Aynen ama, dogru degil de "yeterli" gelecek ise, epistemoloji otesidir, ben ne kahinim ne de kehanet yapmaya merakliyim.

Ustelik su an gelecekten ziyade, dogal dusuncenin; epistemolojik bilimsellige verdigi zarari telaffi etmek ve bilimselligin bunyesinde ki metafizik unsurlari temizlemekle mesgulum. Cunku bu temizleme olmadan ve dogal dusuncenin bilimselligi kirleten varligi surdukce, ortada ne bir bilim ne de bir bilimsellik vardir. Cunku, INANCSAL OGE ICEREN VE YANLISLANAMAYAN ve SORGULANMAYAN HIC BIR VERI, POSTULAT, MAXIM, AXIOM, BELGIT v.s. BILIMSEL DEGILDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
09-02-2010, 23:57
şu bilinemez dediğim mesajımda size katılıyorum şu anda. bilinemez demek inançtır. peki o zaman şu tanrı hakkında onun özellikleri bilinemez yerine onun özelliklerini şu anda bilmiyorum diye değiştirirsem ne olur? yani:

tanrı, algıyı oluşturan sebepler bütünüdür. ayrıca tanrının sahip olduğu özellikleri şu anda bilmiyorum(bu ileride de bilemeyeceğim anlamına gelmiyor; sadece şu anda bilmiyorum). şu halde tanrıya bu yaklaşım sonucunda, senin için tanrı da aşağıdaki bütünün ta kendisidir:

-ei- Simdi bu temelde; Algilarin olusmasi icin; bir insanoglu ve onun fiziksel yapilanisi ve beynin fonksiyonu dusunce gerekir. Bitde ALGININ KAVRAMLASTIRARAK YANSITACAGI BIR YANSI GEREKIR. -ei-

evrensel-insan
10-02-2010, 00:06
Saygideger Ivan Karamazov;

Sen bir tanri aramaya ve bulmaya karar vermissen, zaten bir sey yapmana gerek yok. Cunku BILIM VE BILIMSELLIK HER ZAMAN EPISTEMOLOJIK KALACAK ve USTU IDEOLOJI, INANC ve TANRI OLACAKTIR. Oyuzden bilimsel her yetersizlige verilecek epistemoloji ustu cevap, zaten inancsaldir ve yaratilissaldir.

Bak soyle bir ornek vereyim.

Bir lastigin belirli bir esneme ve gerilme siniri vardir. Eger sen bu siniri asarsan, lastik kopar ve lastiklik islevini yerine getiremez. Amac, nedir? Lastigi kullanmak mi, yoksa koparmak mi?

Eger lastigin gerilme ve esneme siniri yeterli degilse; ki degildir, o zaman bilimsel olarak daha esneyen ve gerilebilen bir lastik ortaya koyarsin.

Iste burada lastik, bilim; esneme/gerilme siniri epistemoloji ve lastigi koparma da epistemoloji ustu, inanc ve bilimi inanca dondurmektir.

Cunku amac; ne lastigi koparmak, ne de esnekligini/gerilimini yeterli bulmaktir. Iste epistemoloji budur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 00:13
evrensel-insan burada beyin fırtınası yaptığımı daha önceden de söylemiştim ancak tekrarlama gereği duyduruyorsun bana :)

en son değindiğim yanaşımın sorunlarını ortaya koyalım istiyorum ben ancak istersen devam etmeyiz :) sen bu yanaşımdaki sorunları ortaya koymaya çalışıyorsun ben de elimden geldiğince bu yanaşımı savunmaya çalışıyorum. daha öte bir şey yapmıyoruz yani...:)

evrensel-insan
10-02-2010, 00:37
Saygideger Ivan Karamazov;

Tamam iste. Senin metafiziksel bilimsellik olarak getirdigin seyleri, ben de epistemolojik bilimsellik olarak curutmeye calisiyorum. Sen benden baska bir sey mi istiyorsun?

Sen lastigi koparmaya calisiyorsun, ben de lastigin lastik olarak kullanimini surdurmeyi devam ettirmeye calisiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 00:44
tamam anlaştık o halde :)

peki benim yanaşımımda metafizk olan kısım neresi? "algıyı oluşturan sebepler bütününe tanrı denir." derken burada tanrı kelimesini kullanıyor oluşum mu? orada "tanrı" değil de "hebele" diye bir kelime kullansam yanaşımım yine metafizik mi olurdu?

evrensel-insan
10-02-2010, 00:50
Saygideger Ivan Karamazov;

Bilim ve bilimsellik, bir seyin ne oldugunu somutta, yani pratikte, deneyde ve gozlemde kanitlar ve yanlislamaya acar. Boyle iskembeyi kubreden atmaz. Ustelik, soyuta baglamaz.:croc::hug:

Once seninle bilimsel mi, yoksa inancsal mi bu konuyu tartisacagiz. Zaten inancsal tartisacaksak, benim; senin hebelunu yanlislama olanagim bilimsel olarak yoktur, zaten konu da bilimsel degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 00:59
tanrı: algının varolmasını sağlayan sebepler bütünüdür.

bu tanrının sahip olduğu özellikleri bilmiyorum. ancak düşünüyorum ki benim oluşan algılarım varsa bunun sebepleri vardır. işte tanrı bu sebeplerdir. bu bakış açısıyla olaylara yaklaştığımda aşağıdaki sonuçlara ulaşıyorum:

ateistlerin tanrısı maddedir. çünkü algılarının varolma sebebini madde ile açıklar. tanrılarını da bize bilim üzerinden tanıtırlar.
müslümanların tanrısı allahtır. çünkü algılarının varolma sebebini allah ile açıklar. tanrılarını bize kuran üzerinden açıklarlar.

vs. vs. bunları, kişi, algılarını oluşturan sebepleri neye bağlıyorsa ona göre çoğaltabiliriz.

bu sebepledir ki insanlar arasındaki tanrı ayrımının temelini: tanrının varlığı ya da yokluğu düşüncesi değil; bu insanların tanrıya vermiş oldukları özellikler oluşturur. işte bu yüzden tanrının sahip olduğu özellikleri bilmediğimi söylüyorum.

şimdi benim bu yanaşımımı kendi içinde değerlendirdiğimizde nedir yaklaşımım?

evrensel-insan
10-02-2010, 01:03
Saygideger Ivan Karamazov;

şimdi benim bu yanaşımımı kendi içinde değerlendirdiğimizde nedir yaklaşımım? -I.K.

Deist.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 01:06
deistler üstün bir tanrıya inanmıyor mu? ayrıca benim bildiğime göre tanrının kendilerinden ahlaklı davranmaları gerektiğini beklediğini iddia eden deistler de var. oysa ben tanrının özelliklerini bilmediğimi söylüyorum. neydir, necidir; hırlı mıdır hırsız mıdır; bilinçli midir değil midir bilmiyorum. hiçbir özelliğini bilmiyorum. yine deist mi oluyorum yani böyle yaklaşınca...

evrensel-insan
10-02-2010, 01:18
Saygideger Ivan Karamazov;

Deizm; sadece bazi sorulara inancssal cevaplar verme temelinde bir inanctir. Eger inancsalligin nedeni tanriya bir gorev yukleniyorsa, bu teizm olur.

Tanriyi, bir seye adapte etmek baskadir. Bu adapte edilen tanriya insanoglu degerleri verip; ona bir sey yaptirma baskadir. Bunlarin ustune, bu birsey yaptirilan tanriya, kul, teslimiyet v.s. temelinde baglanmak ve bu bagliligi somut dusunce ve davranisa tasimak baskadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 01:20
Deizm; sadece bazi sorulara inancssal cevaplar verme temelinde bir inanctir.

peki ben hangi sorulara inançsal cevap veriyorum?

evrensel-insan
10-02-2010, 01:24
Saygideger Ivan Karamazov;

tanrı: algının varolmasını sağlayan sebepler bütünüdür.-I.K.

Su an uzerinde yazistigimiz konu bu, baska var mi?:spider::pray:

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 01:28
işte bu konu için soruyorum: hangi sorulara inançsal yaklaşıyorum diye? yaklaşımım deistse inançsal yaklaştığım sorular olmalı.. nedir bu sorular mesela?

algıyı oluşturan sebepler bütününe "tanrı" ismini vermiş olmam mı inanç? "tanrı" yerine buna "hebele" ismini verseydim yine inanç olur muydu?

evrensel-insan
10-02-2010, 01:31
Saygideger Ivan Karamazov;

Bilimin epistemolojik olarak verdigi cevapla yetinmeyip, epistemoloji ustu soru soran ve cevap arayanin kendine verecegi cevap inanctir.

Inanc, verilen cevabin iceriginde veya kavramsal adinda degil; bu cevaba yonelimdedir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 01:34
peki benim epistemoloji üstü sorum ne?

evrensel-insan
10-02-2010, 01:47
aygideger Ivan Karamazov;

Algiyi olusturan sebepler butununun , bugun bilimin acikladigiyle yetinmemek ve bu aciklamaya, merak tatminini gidermek icin, bilimsel olmayan bir icerik vermek ve merakini inancsal bir tatmin olma ile gidermek . Bilimin aninin ustu epistemoloji ustudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 01:50
bilim algıyı oluşturanın madde olduğunu söylüyor. bilime kalsa maddenin algılarımdan bağımsız olarak da varolduğunu kabul etmem gerekiyor. peki bu kabul doğru mudur? yani madde algı dışında da vardır demek...

evrensel-insan
10-02-2010, 01:53
Saygideger Ivan Karamazov;

Sana ne dedim. Bilim ve bilimselligin dogal dusunce temelli dusunusunun ve uygulamasinin insandisi ve metafizik ogeler icerdigini soylemedim mi?

Hatta bu konuda sana bir yazilmis iki mesaj verdim, okuyasin diye.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 02:01
Algiyi olusturan sebepler butununun , bugun bilimin acikladigiyle yetinmemek ...

evrensel-insan, hem bilimi metafizikten arınmadığı için eleştiriyorsun hem de metafizikten arınmamış bu şeye çok da tamah etmiyorum diye beni inançsallıkla eleştiriyorsun? ne demek oluyor bu? :pop2: bugün bilim; maddenin algı dışımdaki varlığını kabul etmemi de bekliyor benden, ben bunu kabul edemem ki. senin de dediğin gibi kahinlik değil ki bizim işimiz :)

evrensel-insan
10-02-2010, 02:17
Saygideger Ivan Karamazov;

Bilmiyorum, bahsettigim mesajlari okudun mu?

Bak ben sana benim dusuncemi ileteyim.

Bir algi varsa, insanoglu var demektir. Insanoglunun, algisini dile getirmesi icin; kendi ve her turlu yapilanisi da dahil; bir yansi gerekir, bu yansiyi veren seyde, insanoglunun soru isaretinin sorusudur, cevabi da kavramlastirilark yansitilandir.

Alginin kavramlastirilmis olan yansitilmasi iki turludur. Eger vari yansiyanin algisi bes duyu ise, bunun kavramlastirilarak yansitilmasi; madde, somut, nesnel, dissal ve gorunusseldir. Eger vari yansiyanin algisi duyum/his ise, bunun kavramlastirilarak yansitilmasi; dusunce, soyut, oznel,icsel, ozsel dir.
Herhalukardada yansitilan kavram ozel vea geneldir.

Var da dahil, sey de dahil hersey bir bilgidir ve turevdir. Cunku seyin kendisi yani vari ve yansisi, seyin kendi adina ortaya konamaz. Ortaya konan, algilananin kavramlastirilarak yansitilmis olani, yani turev ve bilgisidir.

Simdi istiyorsan bu temelde bakalim olaya, cunku burada hic bir metafizik unsur yok ve izah epistemolojik gercekci. Su an itibariyle de yeterli, kehanete, inanca, insandisiliga v.s. gerek te yok, benim acimdan.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 02:31
Alginin kavramlastirilmis olan yansitilmasi iki turludur. Eger vari yansiyanin algisi bes duyu ise, bunun kavramlastirilarak yansitilmasi; madde, somut, nesnel, dissal ve gorunusseldir. Eger vari yansiyanin algisi duyum/his ise, bunun kavramlastirilarak yansitilmasi; dusunce, soyut, oznel,icsel, ozsel dir.
Herhalukardada yansitilan kavram ozel vea geneldir.

algıyı oluşturan sebepler bütününe "tanrı" ismini veriyor oluşum, duyum/histir yani...

Var da dahil, sey de dahil hersey bir bilgidir ve turevdir. Cunku seyin kendisi yani vari ve yansisi, seyin kendi adina ortaya konamaz. Ortaya konan, algilananin kavramlastirilarak yansitilmis olani, yani turev ve bilgisidir.


yani bu tanımdaki tanrının varı ve yansısı, tanrının kendi adına ortaya konamaz. neden?

evrensel-insan
10-02-2010, 02:53
Saygideger Ivan Karamazov;

yani bu tanımdaki tanrının varı ve yansısı, tanrının kendi adına ortaya konamaz. neden? -I.K.

Iste bundan sonrasi evrensel-insan dusuncesinin, insansal, kavramsal, algisi ve bilissel, bilimsel yansisina girer.

Insanoglu algisi, kendi fiziksel ve dusunsel ozellikleri dahil; kendi kavramiyla, seyin kendisini, kendi turu icin donusturur. Yani yansiyi-yansitir, soruyu/unlemi var ile isaretler soru-cevabini da bu varin yansisi olarak kavramlastirir.

Tas "ne ben bir tasim" der, ne de "neden bana tas diyorsun, ben aslinda ...yim" temelli itiraz eder. Oyuzden tasin, kendisi ortaya konamaz. Cunku tas kendini ortaya koymaz, koysa bile tas ile insanoglu arasinda birbirini algilayacak bir dialog yoktur,ortaya koyan insanogludur. Oyuzden de; kavramlastirilmis yansitilan; vari yansiyanin kendisi degil, bir turevidir ve bir bilgidir.

Iste dogal dusunce bunun farkina varamaz ve bilincine eremez, yana herseyin insanoglu merkezli oldugunu algilayamaz, o yuzden de temelini insandisi olarak yapilandirir ve isleve koyar.

Isin acisi, bu tip bir kavramlastirma, tek taraflidir ve sadece iletidir. Ama insanoglu kendi arasindaki bu ileti, emirsel temelli kulak dili noktalamasiyla sorun yasar. Cunku insnoglunun ilettigi gene kendi gibi insanoglu ise, iste tartismanin temeli ortaya cikar. Cunku insanoglu, insanogluna "sen busun" dediginde, insanoglunun bu iletiye karsi cikma yetisi vardir, cunku ortada tur ici bir dialog soz konusudur.

Iste dogal dusuncenin bu temeldeki sorunlari da corap sokugu gibi bir biri ardina gelir.

Ben bunlari konu konu hem bu baslikta, hem de baska baslik ve mesajlarda isledim. Cunku vrensel-insan dusuncesi kulvarinda insandisi ve insanlikdisi bir oge bulunmaz. Hersey insanoglu merkezli ve temellidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 03:00
Cunku evrensel-insan dusuncesi kulvarinda insandisi ve insanlikdisi bir oge bulunmaz. Hersey insanoglu merkezli ve temellidir.

yani sen bu yüzden "tanrı: algıların var olmasını sağlayan sebepler bütünüdür" iddiasının inanç olduğunu savunuyorsun... işin inanç olan kısmı: bu sebeplerin algıdan bağımsız olarak var olduğunun kabul ediliyor olması yani öyle mi?

diye soracağım ama sormama da gerek yok sanıyorum ki öyle :)

evrensel-insan
10-02-2010, 03:07
Saygideger Ivan Karamazov;

işin inanç olan kısmı: bu sebeplerin algıdan bağımsız olarak var olduğunun kabul ediliyor olması yani öyle mi? -I.K.

Sana soyle izah edeyim. Neden magaradan cikan adamin kafasinda soru/unlem belirdi? Ya da soru/unlem nedir?, neden belirir?

Bunun disinda, temelin insanoglu olmasinin altinda algilayanin o olmasi ve bizimde ayni turden olmamizdir. Eger bu tur yeryuzunde yoksa zaten, bu turun algisi da kendisi de yoktur. Oradaki bir yansiyi ise, dinazorlar kendi algilariyla algilarlar ve kendi turleri icin. Insanogluna iletemezler, cunku ortak bir dialog yoktur. Dialog sadece ayni turun ogeleri icin gecerlidir. Insanoglu turunun kendi algisi da kendi icindir. Insanoglu oncesi sorusu ise, zaten mantiksal degildir. Sebebi, zaman ve zamansal kavramlar ve degerlerde insanoglunun bir soyut uretimidir.

Bu fark algilansa, zaten insanustu ve disi bir sey de aranmaz. Inancsal uretime de gerek kalmaz. Tanri veya madde gibi. Insanoglu, bildirir, belirler ve bilgi veteknik olarak yasar gider.

Saygilarmla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 03:11
fazlasıyla fırtına çıkardık sanırım evrensel-insan :) ilgilendiğin için teşekkür ederim...:)

evrensel-insan
10-02-2010, 03:13
Saygideger Ivan Karamazov;

Bir ise yaradi mi, bari?:lever::thumb:

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 03:15
düşünmeye gerek yok mutlaka yaramıştır... :) ama insanın desteklemediği bir düşünceyi savunması hiç kolay değil doğrusu :lol: çok seviyorum ben bu beyin fırtınalarını yine de :)

evrensel-insan
10-02-2010, 03:19
Saygideger Ivan Karamazov;

Uclu onerme konusundan sonra bu ikinci oldu. Aslinda senin savundugun ne ise, onu da konusabiliriz. Cunku sonucta dogal dusuncenin bir sorunu olarak, curutulmesi gerekir. O yuzden, en kisa zaman da yine beklerim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İvan Karamazov
10-02-2010, 03:32
düşüneceye filan gerek yok be evrensel-insan.. düşün düşün ne geçecek elimize :lol: mühim olan: bilebileceğin kadar çok şey bilip hepsinden de eşit miktarda uzak durmak. kendini gerçeği bulduğun yalanıyla kandırmaktan daha kötü bir davranış değil bence... ayrıca insana bilgiden zarar gelmeyeceğini düşünüyorum; bugüne kadar da insana ne zarar gelmişse bunların da insanın içselleştirdiği değerler yüzünden geldiği inancındayım. maddeymiş, tanrıymış, varmış, yokmuş benim çok umrumda değil. bu konular felsefecilerin işi :) şu anda içinde olduğum dönemde; bu sorunların cevabını bilmeden de rahat rahat yaşanabileceğini düşünüyorum... belki değişir ileride bu görüşüm; ben o zaman ziyarete gelirim :lol:

evrensel-insan
10-02-2010, 03:39
Saygideger Ivan Karamazov;

Ne zaman istersen, hangi konuda istersen, neyi konusmak istersen v.s. bu kose acik. Sonucta hersey epistemolojik zaten.:wave:

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
17-02-2010, 02:21
Saygideger arkadaslar;

Bilimselligin iki yonu vardir. Bunlardan birincisi, neyin bilimin ve bilimselligin kapsamina girip girmedigi, ikincisi ise; epistemoloji (Bilimsel Felsefe) sayesinde, bu bilimin kapsamina girmeyenlerin, ne oldugu, nasil olustugu v.s. temelli sentezini/analizini/sorgulamasini v.s. tum resmi ile hem konusunun iceriginde hem de genelde ortaya koymaktir.

Bilim ve bilimselligin tek bir icerigi vardir. ORTAYA KOYMAK. Bu ortaya koyus, ya bilimin ve bilimselligin ne oldugu, neleri icerip icermedigi v.s. ve de bilimsel olmayanin nasil olustugu, ne anlama geldigi v.s. dir.

Herseyden once; bilimsellik, dogal dusuncenin metafizik ideolojik inancsal dogrularindan ve konusundan hic birini icermez. Yani; yaratilis ve her turlu yaratici, varolusun ve varligin tartismasal insandisi ogeleri, madde ve dusunce.
Tum etiksel ayrimci ideolojik inancsal dogrularin dile getirdigi, ahlak, milli, dini degerler, politik, sosyal, siyasal one surulenler, tum epistemoloji ustu, spekulatif, dogaustu, dunya otesi, mistik, ideolojiler teoriler, ve de bilimin konusu olupta, epistemoloji ustu inancsallik iceren teorik ama somut olarak deneyde, gozlemde kanitlanmayan soyutlar ve yanlislanamayan tum ayrimci ve sadece, ideolojik inancsalligi temelinde ve sadece dogrulayani baglayan evrensel/insansal olmayan oneriler, ideolojiler, teoriler ve varsayimlar.

Epistemoloji temelinde ise; insanoglunun neden bu insandisi ve insanlikdisi oge ve soyutlara baglikaldiklari, tarihler boyu icinde bulundugu cografya ve tarihten gelen aktarmali dusunce ve davranis temelinde kendi kisilik ve kimlikleriyle ve de toplumsal olarak ozdeslestirdikleri degerler, veriler ve tabular, yaratici zihniyeti, ve yaratilis cikmazi; madde zihniyeti ve ilk cikmazi, sistemlesen, kaliplasan, alisilagelmis sistemlesme ve duzen kurmanin temeli ve gelisimi v.s. ise; BILIMSEL OLARAK tum resmi ile ortaya konabilir.

Yalniz bunun icin; notr algi, tum bu bilimsel olmayan olgulara disaridan bakis acisi ve epistemolojik grceklik sarttir.

Sonucta, bir seyin ortaya konumu; ancak o seyin disina cikarak ve icinde dusunce olarak yer almayarak mumkundur. Aksi yani icinden bakis, zaten evrensel/insansal olmayan bu insandisi ve insanlikdisi olgulardan birinin tarafi olup, diger tarafla yapilacak olan cikmaz ve kisir dongu icerikli tartismadir. Bunun da tum verdigi, taraf ustunlugunun ikna olma/etme mucadelesi, ispat, kesinlik, sahiplik ve sabitlik cekismesi, gerektiginde kisiye ve kisisel degerlere yonelme, mudahele, zorlama basik v.s. temelli kabul ettirme, kisaca TESLIM ALMA mucadelesidir.

Bu da ne bir bilgi alisverisi, bilinc ve farkindalik ortaya koyumu, ne de degerlerin sorgulanmasi ve irdelenmesi degildir.

Bir cesit "Benim ideolojim/inancim/dogrum v.s. senin ideolojini/inancini/dogrunu yener/dover v.s." mucadelesidir.

Bu temelde hem bilimin bilimsel sinirini, hem de bilimsel felsefenin bilim disiligi ortaya koyumunu cok iyi algilamak ve farkina varmak gerekir.

Aksi; bilimsel oldugunu zannedip, inancsalliga sapma; ya da inancsalligini bilimsel aciklama gaflet ve yanlisina dusmektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
20-02-2010, 23:53
Saygideger arkadaslar;

Buraya alintilanan mesaj,

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15763&page=286

Mesaj 3 'e cevaptir.

Saygideger shibumi;

Bu bakımdan ben; sabitlerden, inançsal bilimsellikten beslenen bir ateist ile din sahibi insan arasında fark olduğunu düşünmüyorum.-Shibumi-

Evet, evrensel-insan dusuncesi acisindan boyle bir fark yok. Cunku evrensel-insan dusuncesinin inancsallari, ideolojileri, metafiziksel yanasimi, yaratilissal, varliksal, olsal yanasimi ve yaraticinin yaratilis sorunu ile maddenin ilk sorunu yoktur.

Sadece epistemolojinin ya dogal dusuncenin konusal ya da evrensel sorununu ortaya koyar, ya da tamamen bilimsel yanasarak bilimin epistemolojik sinirinin ustune cikmaz.

Ama dogal dusunce bunyesinde teizm ile non teizm arasinda duzey farki vardir. Teizm tamamen inancsal bir yapi, ya da dinsiz teizm, inancsal yapisini bilimsellik ile avuturken; non teizm, ki ateizm de dahil; ilimsellige inancsalligi katma gafletindedir.

Tum bunlarin sebebi de; felsefenin varlik ile ilgilenen metafizik dalinin temel olarak bilhassa materyalizm eliyle bilimi ele almasindan kaynaklanir.

Ama bilimselligin yanlislanabilme ozelligini goz ardi eder ve sadece ispata yonelir.

Ateizm ise, metafizik olarak pozitivisttir, yani tanriyi yaraticiyi yok sayar.

Bahsettiğiniz evrensel/insansal duzey, benim kanaatimce biimselliğin bilimselliğini sürekli sorgulayarak besleyen bir düşünce yapısıyla mümkün olabilir. Bu da epistemolojinin tarifidir sanıyorum.-Shibumi-

Evet. Birey bilincinin evrensel/insansal duzeyi; ne maddeyi ne dusunceyi biribirine rakip alip, ustelik sadece birini otekine karsi savunmaz. Insanoglunu temel alarak; bilginin bir uclem oldugunu, yani madde dusunce ve kavram ortaya koyar. Insanoglu dahil herseyin bir insanoglu ortaya koyumu oldugunu ve seyin kendisinin ne sey tarafindan ne de insanoglu olmadan ortaya konamayacagini dile getirir. Seyi bir turev ve bilgi olarak ele alir.

Aslinda bu konular cok derindir ve bilhassa sitenin felsefe-psikoloji bolumunde basliklarda islenmektedir.

Epistemolojinin de birkac ozelligi vardir. Birincisi bilginin ve bil kokeninin ve de bilincin felsefesidir. Ikincisi bilimselligi yanlisanana kadar gecerli sayar. Bu gecerlilik metafizigin ideolojileri gibi, tartismasal degil; evrenseldir.

Epistemolojinin siniri; hem bunyesinde inancsal bir dogru icermez, hem de epistemolojinin ustune cikan teorileri, varsayimlari bilimsel olarak algilamaz.

Ucuncusu diyalektik yontem ve mantigin kendi icindeki teke indirgemesi tartismasinda yer almaz ve diyalektigi veren ucuncu ve degismez ogeyi ortaya koyar. Dogal dusuncenin sinirlari disina, bu uclemin disina cikarak ulasir.

Dorduncu ozelligide tartismanin disinda kaldigindan tartisan partileri; oldugu gibi algilar ve onlari sadece tanimaya yonelir.

Bu temelde de epistemolojik gerceklik, notr algi ve disaridan bakis acisi uygular.

Insanoglunun bir urunu olan dogal dusuncenin yapisini, isleyisini, islevini evrensel bir sabitlik, sahiplik ve de bunun getirdigi ayrimcilik, cikar, bencillik ve de bunlarin elde edilebilmesi icin basvurulan guc otorite olarak evrensel sorununu ortaya koyar.

Insanoglunu dusunce ve davranista insanlastirmak icin de; tum dogumdan itibaren verilen verilerin, degerlerin tabularin insandisi ve insanlikdisi oldugunu ortaya koyar ve yasamin nasil bu tabulara ya da olume tercihinin kisinin yasamini kontrol altina olmak oldugunu gosterir ve yasamin bir birey icin elindeki tek olgu oldugunu ve yasam bilincini ortaya koyar.

Cunku dogal dusunce de insanoglu ve yasamone cikmaz. Ya insandisi madde ve tanri ya da insanlikdisi dogumdan itibaren verilen dini, milli, ahlaki v.s. temelli etiksel degerler ve bunlarin sahiplenilme ve sabitlenilme mucadelesi one cikar.

Neyse, simdilik burada keseyim. Sen basliklari bir dolas, ilgini ceken bir konu oldugunda o basliktan da devam edebiliriz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-02-2010, 00:20
Saygideger arkadaslar;

"Bikkinlik" terimi, insanoglunun zaman zaman dusuncesinde yasadigi ve elinden gelen yontem ne ise onu kullanarak "bertaraf ettigini" dusundugu bir terimdir.

Isin ilginci genelde bikkinlik, birey bilincine ulasamamis kisilerin baskalari dusunceleri uzerine hissettikleri bir duyumdur.

Eger bir kisi, kendi algisiyla bazi konu ve bilgileri kafasina takar ve bu konu ve bilgilerle yasamda karsilastiginda da bu takinti one cikarsa, bikkinlik yasar.

Halbuki dogal dusuncenin dogumdan itibaren verdigi herturlu ideolojik inancsal tabu ve degerleri, bir kisi; ya omur boyu bilincine ve farkina varmadan dusuncesinde tasir ve bu tabu veya ideolojik inancsal temelinde mucadele verir ve bunun farkina ve bilincine varamadigi ve bunun sabitliginin ve sahipliginin de bilincine ve farkina varamadigi icin, bu tasidigi tabu ve ideolojik inancsaldan bikmaz.

Buradaki sabitlik ve sahiplik, hem kisiyi kendi dusunce degerlerini sorgulamaktan ali koyar, hem de bikkinlik sadece bu tabu ve ideolojik inanca karsi bir dusunce belirirse ona gore gelir.

Bu bir cesit caresizliktir ve caresizlik iki yonludur. Birincisi kendi sabitledigi ve sahiplendigi tabu veya ideolojik inancsalin farkinda ve bilincinde degildir, bunun yanlislanabilecegini ve kendisinin caga uyarak bu tabu ve inancsali degistirebilecegini goremez, hem de kendisine bikkinlik veren ve kendi ideolojik inancsal veya tabusuna ters gelen ve caga uyumlu dusunceye, kendi dusuncesi ile karsilik verecek bilgi ve birikime sahip olmadigindan da, onunla mucadele yerine onu yasamindan kendince silmeye calisir.

Bu hem dusunceden hem de kendi degerlerinisorgulamaktan bir kacistir. Cunku kisi istese de istemesede yasam ve gercekleri onundedir. Bundan bikmak veya kacmak, sadece duyumsal bir caresizligin tezahurudur. Ayni icki veya bir uyusturucu da aranan gecici rahatlik gibi.

Oyuzden baskasinin dusunce ve davranislarini degerlendirip, onlarla ugrasmak ve onlara karsi bikkinlik duymak yerine; once herkes kendi dusuncesini sorgulamali ve sabitledigi ve sahiplendigi tabu ve ideolojik inancsallarini gozden gecirmeli ve bunlarin ne kadar evrensel/insansal oldugunu olcup, bicmelidir.

Bir kisi eger bunun bilinci ya da farkinda degilse; o kisinin ne ilerlemesi, ne de degisen dunya ve dusunce sartlarina ayak uydurmasi mumkun degildir.

O yuzden baskalarinin dusuncesinden bikmak yerine, once kendi dusuncemizikendi akil sagligimiz, mantigimiz ve insanligimizin dusunce ve davranisa ne kadar yansidigini sorgulayarak degerlendirelim.

Bakarsiniz, bu degerlendirme, size; once kendi dusunce ve davranislarinizdan bikkinlik vererek, caga ve insanin insanligina uygun bir degistirmeye zorlar, tabi once butun bunlar icin birey bilinci ve farkindaligi gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
07-03-2010, 02:14
Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun duyumu ile algilayip, kavramlastirarak yansittigi, bir soyut ta korkudur.

Korkunun bir kisinin dusuncsine cikmasinin bir kac nedeni vardir. Bu konuya deginmeden once, korkunun nerden kaynaklandigina bakmak gerekir. Korkunun en buyuk kaynagi bilgisizlik, caresizlik, ne yapacagini bilmeme, ve savunuya gecmektir. Bunu giderecek olanda her turlu koruma ve korunma altinda oldugunu hissetmektir.

Bilgisizlikden gelen korkunun iki turlu cozum secimi vardir. Ya bilgilenirsin, ya da inanirsin. Cunku bu ikiside cevapsiz kalan sorularin cevaplanmasini saglayan eylemlerdir.

Korkunun insanogluna yansiyan iki farkli ucu; birincisi, kendisini fiziksel koruma, ikincisi ise korunmadir.

Fiziksel koruma; olumden baslayarak, yasam ve iliskilerdeki her turlu fiziki mudaheleye karsi kendini korumadir.

Korunma ise; kisinin kendi disindaki dunya da kendini emin hissetmesidir. Bunun cesitli yollari vardir. Aile, devlet ve kurumlari, kurallar ve hukuk v.s.

Insanoglu SOSYAL bir HAYVANDIR. Bu temelde; kendisini emin hissedecegi tek yer; yasam ve iliskisini surdugu toplumudur.

Buradaki ilk korku, yalnizlik, distalanma, yabancilasma, onemsenmeme v.s. temelli TOPLUM DISINA ITILME" korkusudur.

Bu korkunun duzeyi, icerigi, derecesi v.s. her kisinin kendine ait bilgi, bilinc, birikim temelinde degiskenlik gosterir.

Yalniz bu korku, kisinin direk degil; dolayli korkusudur ve psikolojiktir. En onemli sorunu da, diger korkulara nazaran; kisinin BIREY BILINCI ALMASINI, ILERLEMESINI, GELISMESINI v.s. engelleyen korku olmasidir.

Bir kisi; kendine ozel dusunce ve davranisi temelinde, toplumda "sivrilir", ya da topluma "ters duser" ya da toplumu "karsisina alir" v.s. duzeye gelince, bu korku baslar.

Soyle dusunelim. Bir yerde yasiyorsunuz ve herkes monoton, alisilagelmis, yerlesmis tabulariyla bir yasam suruyor ve siz bir konuda dusunce ve davranisiyla, toplumun bu monotonluguna "ters dusmeye" basliyorsunuz ve toplum bunu size hissettirmeye ve kendine gore uygulamalariyla sizi bir cesit "uyarmaya" basliyor. Ne yaparsiniz? Bu dusunce ve davranisiniza devam mi edersiniz, yoksa toplumun bu uyarisini dikkate alip, dusunce ve davranisiniza toplumun istedigi yonde "ceki duzen mi verirsiniz?

Iste bir kisinin boyle bir ikileme herhangi bir konuda dusmesi ve bu ikilemden kendine gore nasil "cikacagi" tamamen onun bir karari olacaktir.

Iste burada iki farkli bilinc farkli yol cizer. Eger ksi, hala toplumsal bir kisilik ve totoliter bir yasam ve iliski suruyorsa; mutlaka kendi dusunce ve davranislarini "frenleyecek" onlara "ceki/duzen" verecek ve boylece cikisi arayacaktir. Iste ilk psikolojik sorun da burda baslar. Cunku kisi, bu yaptiginin gerekcesini kendine kabul ettiremez ve yaptigindan bir cesit rahatsizlik duyarsa; iste bu psikolojik bir sorundur. Cunku kisi artik, kendi dusunce ve davranislarini degil de; sadece toplumun ondan istedigi sekilde bir yasam surmektedir. Bu kisi bu psikolojik sorununu cozene kadar da, bu ikircimli dusunce ve davranisi yasar. Ya bunu kendine kabul ettirebilir, ya da kabul ettiremeyip, normal kisilik ozelliklerine zarar verir ve konu zihinsel bir psikolojik icerik kazanir.

Ote yandan bir kisi eger birey bilincini almis ve kendini toplum icinde kendi dusunce ve davranisiyla oldugu gibi kabul ettirebilecek; bilgi, bilinc, birikim, gozlem, deneyim ve oz guven, ozsaygi oz direnc v.s. temelli oz karakterini guclendirmis ve ne yaptiginin ne dediginin bilincinde ve bunu savunabilecek bilgi ve birikimde ise; iste o zaman o kisinin yaptigi veya yapacagi; TOPLUMUN ISTEDIGI GIBI BIRI OLMAK DEGIL; TOPLUMA KENDISINI OLDUGU GIBI KABUL ETTIRMEKTIR.

Bu kisi, basta saydigimiz "yalnizlik, distalanma, onemsenmeme, kendini ortaya koyamama, algilanamama, yaancilasma" v.s. temelli duyumlarin birini ya da birkacinida yasayabilir ve yasamasi da buyuk olasidir.

Iste her turlu oz saglam ve guclulugu de bu duyumlari aldiginda lazimdir. KENDI KENDINE YETEBILECEK BIR BILINCE ULASMIS OLMASI buradaki kilit duzeydir.

Iste boyle bir duzeye gelmis bir birey bilincinin, kendini topluma kabul ettirme korkusu kalmaz cunku, bilirki; toplum onu kabul etmeyecek; o topluma kendini kabul ettirecektir.

Sonucta bir kisi, hem birdir hemde turunun bir parcasidir. Ama sonucta, bir bir olarak "korkusuz/endisesiz" bir yasami yoksa; iliskilerinde de bu korkusuzluk/endisesizligi yansitamaz.

Sonucta "boyle dersem anlamazlar, karsi cikarlar, kizarlar, terslerler" v.s. temelli bir dusunce; belki kisiyi topumunda rahat yasatir ama; bu fren kisinin kendi kendine zarar verir.

Oyuzden bir kisi once birey bilincinin birey ozgurlugunun bilgi, bilinc, birikimini saglamali ki; kendi saglamliginin topluma da bir faydasi olsun.

Eger bir kisinin kendisi boyle direk degil de; dolayli korkudan dolayi, kendi dusunce ve davranis ozgurlugune bir fren bir kisitlama getiriyorsa; bilmelidir ki, kendine zarar verenin; sonucta baskasina da bir faydasi olmaz. Belki tek kari toplumun icinde tutunmaktir ama; ne toplumda bir yeri olur, ne de kendine oz bir dusunce ve davranisi.

O yuzden secim sizin. Korkulariniz ve endiseleriniz yuzunden dusunce ve davranis ozgurlugunuzu topluma uygun frenleyecek ve kisitlayacakmisiniz?, yoksa birey bilinci ile; tum dusunce ve davranis ozgurlugunuz ve onun topluma ters dusen duzeyiyle kendinizi topluma kabul mu ettireceksiniz?

Unutmayin ki, sadece ikinci yol; sizin surekli bir sekilde, bilgilenmeniz, bilinclenmeniz, yenilenmeniz, ilerlemeniz ve gelismenizin yoludur.

Birinci yol ise; basta kendinizi psikolojik rahatsizliga sokma ve bu rahatsizligi baskalarina da empoze etme yoludur. Yani siin icin topluma ters gelenlerin dusunulup, davranilmasi; yapilmamasi gereken seyler olacak ve siz iliskide olduklariniza ayni kendinizi farenlediginiz ve kisitladiginiz gibi ve de bunun farkinda ve bilincinde olmadan; frenleme ve kisitlama getirecek, ustelik bu yaptiginizinda yararli bir sey oldugu dusunccesini kendinize bahane edeceksiniz.

"Bu dusunce/davranisi, toplum kaldirmaz; o yuzden uygulamamaliyim ve kimsenin de uygulamasina musade etmemeliyim, uygulamak isteyenleri de uyarmaliyim" Iste bu icerikteki korku/endise dusuncei, hem sizin gelisim ve bilinclenim freniniz, hem de iliskide olduklariniza "iyi niyetli" verdiginiz zarardir.

Zaten boyle bir mudahele, genelde birey bilincini almis kisilerden de karsilik gorur.

Tabi bu karsiligi onleyen geleneksel dusuncelerde yok degildir "buyugume karsi gelmeyeyim, o bu konuda benim iyiligimi istiyor, o benden daha bilgili/tecrubeli, dedigi dogru, hakli," v.s. temelli gelisimi frenleyici yerlesmis dusuncelerdir.

Oyuzden korku ve endiselerimizi sorgulayalim, kaynagini bulalim ve hem kendi hem de iliskide olduklarimizin sagligi ve selameti icin; bu "yersiz" korku ve endiselerimizden kurtulmaya, birey ozgurlugumuzu bilincli olarak yasamaya gayret edelim. Tabi ki bilinclenmek, gelismek, ilerlemek ve gelisen dunya ve dusunceye ayak uydurmak istiyorsak; yok tutucu ve muhafazakar ve geleneklerimize s1k1 s1k1 bagliysak, o zaman isimiz imkansiz ve bu imkansizi zora cevirmek icinde "kendini kendin yapma" bilinci dusunceye cikmali.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
12-03-2010, 19:54
Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun en kucuk birimi mustakil var olan varlik, bireyin; evrensel-insan dusuncesi bilinc ve farkindaligina ulasabilmesi icin, dogal dusunce de bulunmayan 7'li temeli vardir. Bunlar;

EVRENSEL; bireyin yasam ve iliskisini surdugu bilinen en genis mekan, bosluk, habitat.

INSANSAL;Bunun iki yonu vardir. Birincisi; evrensel mekandaki bir parca olan insanoglu turunun butunu; ikincisi de, bu turun insan oz ve birey gorunusunun dogal dusunceden arinip, tur temelli birliginin, butunlugunun ve beraberliginin dusunce ve davranista insanlasmis bilinci.

BILISSEL; Bu da iki turludur. Insanoglunun, soyut metafizik ve etiksel inancsal ideolojik, dogrusal temelli tabu, veri ve degerlerinin ogretisinin ne oldugunu ve nasil olusturuldugunun bilincinde ve farkinda olmak. Insanoglunun, somut bilimsel ve teknolojik verilerinin epistemolojik gercekliginin bilincinde ve farkinda olmak.

BILIMSEL; Insanoglunun her turlu inancsal ve ideolojik soyutlardan arinmis, evrensel ve yanlislanabilir, bil kokenli bilgisi ve epistemolojik birikimi.

KAVRAMSAL; Insanoglunun, sorusunu var olarak isaretledigi ve yansisini algilayarak kavramlastirip, yansittigi ilkesi. Yani insanoglunun kendi dahil, herseyi ortaya koyumunun ogesi.

INSANMERKEZCILIK; Herseyi ortaya koyanin insanoglu oldugu, seyin kendisini ortaya koyamayacagi ve insanoglu olmadan seyin ortaya konamayacagi, ortaya konanin; somut ya da soyut kavram oldugu, turev oldugu ve donuserek ortaya kondugu.

Ayrica; insandisi temeller olan; madde ve dusuncenin de hem insanoglunun bir ozelligi, hem de ortaya konan bir kavram oldugu; adi gecenlerin, ortaya konan kavramla ozdeslestigi.

EPISTEMOLOJIK; Felsefi konularin, nasil olustugunu, dogal dusunceyi; notr algi ve disaridan bakis acisi ile tum resmini, icinde yer almadan ortaya koyabilme, bilimin anlik siniri, degiskenlik ve surekli suregelen surec, yontemi ve mantigi.

Tum bunlar, cok kisa izah edilmistir. Herbiri, istenirse kendi icinde ve bunyesinde detaylandirilabilir ve icerik verilebilir.

Goruldugu gibi, evrensel-insan dusuncesinde; insanoglu temelli, yaratilissal ve her turlu yaraticisal, inancsal, ideolojik, dogrusal yanasim ve ayrimci, cikarci, bencil icerik yoktur. Cunku bunlar insanoglu dogal dusuncesinin, insandisi ve insanlikdisi ogelerine aittir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
28-03-2010, 00:58
Saygideger arkadaslar;

Benlik ve bilinc kavramlari birbirlerinden farkli degerlendirilseler de, aslinda birbirlerini tamamlayan bir butundur.

Insanoglunu ele alalim. Insanoglu benligi, yani, dogal dusuncesinin bilincin ortaya koyabilecegi benlik; Anima temelli, yani HAYVANSAL bir benliktir.

Iste aslinda bilinci olmayan hayvan turunun, dogal yasam ve iliskisinin ortaya koydugu; insanoglunun ayni ortaya konulan benligi, dile getirmesi ve dogal dusuncesi ile sekillendirmesidir.

Cunku hayvan ve yasaminin ve de iliskilerinin sorgulanarak, olusturulan insanoglu dogal dusuncesi, tum bu ozellikleri tasir. Bencillik, ayrimcilik, cikar, gucun getirdigi otorite ve hakimiyet, ve kendi turu icindeki ust/alt temelli yonetim ve yonlendirim.

Buradan da zaten, insanoglu benliginin dogal dusunce bilincinin, insan ve insanlikdisi oldugu, ustelik inancsal bir icerige sahip oldugu, insanoglunu somutu ile degil de; soyutu ile yasatip, iliski kurdurdugunu ve tum sistemlesmenin de bu icerikte bir orgutlenmeye dayandigini ve soyut temelli tabu, veri ve degerlerin, insanoglunun yasaminin onune gectigi v.s. algilanmis olur.

Herkesin, ozunden gelen ve cogu zaman bilince cikan, bu insan ve insanlikdisi durum, kimsenin icinde bulundugu durumdan hosnut olmadigini ortaya koyar. Herkes, kendi ideolojik inancsal dogrusu temelinde de; baskalarini kendi dogrularina ikna etme mucadelesi gosterir.

Eger benligimiz, insan ozumuzu yansitamiyorsa, demekki; bu benlik insana ait bir benlik degildir. Iste bu bilincin baslangici, insanogluna yeni bir benlik aramasinin ve bu benligi sorgulamasinin baslangicini getirir.

Evrensel insan bilinci ve farkindaligi, iste insan oz ve birey gorunumlu, bireyin bilinc, farkindalik ve ozgurluk temelli bilincini, insanin ozunu ortaya koyan ve insanoglunun dogal dusunce bilinc temelli benliginden farkli kilan INSAN BENLIGI boyle ortaya cikar. Sonucta bir kisinin, dogal dusuncenin bu benlik sorununu algilamasi, her seyden once onun birey bilincine ve birey oldugunu farkindaligina varmasiyla mumkundur. Iste bu farkindalik ve bilinc, bireyin kendisinin her turlu insanligini sorgulamasi temelinde gelisir.

Bu da INSAN BENLIGININ, BIREY BILINCI demektir.

Sonucta insanoglu benliginin dogal dusunce bilincinin siniri, bireyci akilciliktir ve burada iflas eder.

Iste bundan sonrasi olan cikis noktasi, yepyeni bir bilincin ve benligin aydinligidir. Bu da insanoglunun dogal dusunce bilincinin sorunsal yapilanis ve isleyisinin farkindaligi ve bilinci ile mumkundur. Cunku birey bilinci, bireyci akilcilik gibi, bireysel degil; INSANSAL dir.

Insansal bilinc, bir bireyin benliginin bilincidir.
Hayvansal bilinc ise, insanoglunun bireyci akilciligidir.

Iste bu yuzden, insanoglu hayvan ile insan arasi ara gecis formudur. Cunku ne dogal benligi, ne de dusunce bilinci; INSANSAL degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

deran
28-03-2010, 01:34
Oyuzden korku ve endiselerimizi sorgulayalim, kaynagini bulalim ve hem kendi hem de iliskide olduklarimizin sagligi ve selameti icin; bu "yersiz" korku ve endiselerimizden kurtulmaya, birey ozgurlugumuzu bilincli olarak yasamaya gayret edelim.

Sayın evrensel-insan izninizle size şunu sormak istiyorum
Korku ve endişelerimizin kaynağını bulunca onlardan nasıl kurtulabiliriz?
Kendi adıma bazı korkularım var kaynağını da biliyorum ama onlardan nasıl kurtulacağım?
Çok teşekkürler saygılar...

evrensel-insan
28-03-2010, 01:52
Saygideger deran;

Korku ve endişelerimizin kaynağını bulunca onlardan nasıl kurtulabiliriz?

Once o korkularin dile getirilebilmesi lazim. Sonra da neden bunlarin "korkuttugunu" sorgulamak gerekir

Kendi adıma bazı korkularım var kaynağını da biliyorum ama onlardan nasıl kurtulacağım?

Bu korkularini dile getirebilir misin?, cunku korkularin, en buyuk kaynagi, korktugun eyin ne oldugunu ogrenmis oldugun halde, bilme asamasina tasimadigindandir. Sonucta seni korkutan sey; o korktugun seyden, nasil kurtulacagini ve korktugun seyin uzerine nasil gidip, sorgulayacagini bilmemenden ve korktugun sey karsisinda, caresiz kalmaktan ve ona teslim olmaktan kaynaklanmaktadir.

Eger konuyu ozelde getirebilirsen, o zaman seni korkutan syin ne oldugu uzerine ve seni nasil ve neden korkuttugu uzerine konusabiliriz.

Sana, ayrica bu baslikta bulunan mesajlarin linkini veriyorum.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=280176&postcount=743

Saygilarimla;
evrensel-insan

deran
28-03-2010, 02:02
Çok teşekkür ederim saygılar...

durmuş
28-03-2010, 03:24
Saygideger arkadaslar;

Benlik ve bilinc kavramlari birbirlerinden farkli degerlendirilseler de, aslinda birbirlerini tamamlayan bir butundur.

Insanoglunu ele alalim. Insanoglu benligi, yani, dogal dusuncesinin bilincin ortaya koyabilecegi benlik; Anima temelli, yani HAYVANSAL bir benliktir.

Iste aslinda bilinci olmayan hayvan turunun, dogal yasam ve iliskisinin ortaya koydugu; insanoglunun ayni ortaya konulan benligi, dile getirmesi ve dogal dusuncesi ile sekillendirmesidir.

Cunku hayvan ve yasaminin ve de iliskilerinin sorgulanarak, olusturulan insanoglu dogal dusuncesi, tum bu ozellikleri tasir. Bencillik, ayrimcilik, cikar, gucun getirdigi otorite ve hakimiyet, ve kendi turu icindeki ust/alt temelli yonetim ve yonlendiri
Buradan da zaten, insanoglu benliginin dogal dusunce bilincinin, insan ve insanlikdisi oldugu, ustelik inancsal bir icerige sahip oldugu, insanoglunu somutu ile degil de; soyutu ile yasatip, iliski kurdurdugunu ve tum sistemlesmenin de bu icerikte bir orgutlenmeye dayandigini ve soyut temelli tabu, veri ve degerlerin, insanoglunun yasaminin onune gectigi v.s. algilanmis olur.

Herkesin, ozunden gelen ve cogu zaman bilince cikan, bu insan ve insanlikdisi durum, kimsenin icinde bulundugu durumdan hosnut olmadigini ortaya koyar. Herkes, kendi ideolojik inancsal dogrusu temelinde de; baskalarini kendi dogrularina ikna etme mucadelesi gosterir.

Eger benligimiz, insan ozumuzu yansitamiyorsa, demekki; bu benlik insana ait bir benlik degildir. Iste bu bilincin baslangici, insanogluna yeni bir benlik aramasinin ve bu benligi sorgulamasinin baslangicini getirir.

Evrensel insan bilinci ve farkindaligi, iste insan oz ve birey gorunumlu, bireyin bilinc, farkindalik ve ozgurluk temelli bilincini, insanin ozunu ortaya koyan ve insanoglunun dogal dusunce bilinc temelli benliginden farkli kilan INSAN BENLIGI boyle ortaya cikar. Sonucta bir kisinin, dogal dusuncenin bu benlik sorununu algilamasi, her seyden once onun birey bilincine ve birey oldugunu farkindaligina varmasiyla mumkundur. Iste bu farkindalik ve bilinc, bireyin kendisinin her turlu insanligini sorgulamasi temelinde gelisir.

Bu da INSAN BENLIGININ, BIREY BILINCI demektir.

Sonucta insanoglu benliginin dogal dusunce bilincinin siniri, bireyci akilciliktir ve burada iflas eder.

Iste bundan sonrasi olan cikis noktasi, yepyeni bir bilincin ve benligin aydinligidir. Bu da insanoglunun dogal dusunce bilincinin sorunsal yapilanis ve isleyisinin farkindaligi ve bilinci ile mumkundur. Cunku birey bilinci, bireyci akilcilik gibi, bireysel degil; INSANSAL dir.

Insansal bilinc, bir bireyin benliginin bilincidir.
Hayvansal bilinc ise, insanoglunun bireyci akilciligidir.

Iste bu yuzden, insanoglu hayvan ile insan arasi ara gecis formudur. Cunku ne dogal benligi, ne de dusunce bilinci; INSANSAL degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan
üç semavi din üç ehram yanında yatan arslan kafası olsada insan beden kalmış hayvandan göstermiş bize yaptıran insan olunmaz sadece kafaylan. her sabah yeni umut elli asırlıktır bu lahit insan olmak isteyen geçmelidir bedenden.tanıdıkça kendini tanırsın sen rabbini kurtulursun büyüden insan olursun bedeninlen.

evrensel-insan
28-03-2010, 03:31
Saygideger durmus;

Yazmis oldugun cumlelerle, alintiladigin mesajim arasinda bir bag kuramadim. Sen mesajindaki cumlelerle, alintiladigin mesajim arasindaki bagi aciklayabilirsen, sevinirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

durmuş
28-03-2010, 20:52
Saygideger durmus;

Yazmis oldugun cumlelerle, alintiladigin mesajim arasinda bir bag kuramadim. Sen mesajindaki cumlelerle, alintiladigin mesajim arasindaki bagi aciklayabilirsen, sevinirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan merhaba evrensel.insanın benliyinin hayvansal olduğunu,anigma temeline dayandığını yazmışsınız. bende gün içinde bu tespiti yapmıştım çok geç olduğu için sadece hazır yazıları sizin yazınızı destekler amaçlı gönderdim .saygılar

evrensel-insan
28-03-2010, 21:54
Saygideger durmus;

insanın benliyinin hayvansal olduğunu-durmus-

Insanin degil; insanoglunun. Sonucta, insanoglunun dogal dusuncesinin, bu hayvansal iceriginin farkina varan, birey ve onun bilinci ve ozgurlugu, ona; insan benligini ve insan ozlu ve birey gorunuslu yapisini, birey bilincini, insansal duzeye tasiyarak kazandirir. Destegin icin de, tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
11-04-2010, 03:23
Saygideger arkadaslar;

Dogal dusuncenin en buyuk sorunu, kokeninin yapilanisini, islerliginin ortaya koydugu sekilde, mono, yani tek ile sonuclandirmasidir.

Felsefe de dogal dusuncenin kokeninde bulunan tum veriler, bu eke indirgeme tartismalarinin tarihsel aynasi olmustur.

Once monizmi veren uclemi ortaya koyalim.

Herhangibir monist yaklasimin, uc ozelligi vardir. Birincisi, SAYISAL, yani NICELIK ozelligi olan Birdir.

Ikincisi, kalite, deger olarak verilen ozellik, yani NITELIK olan POZITIFTIR.

Ucuncusu de, dogal dusunce dilinin kulaga hitabeden ve boyutsuz olarak dile getirdigi NOKTA dir.

Tum monist degerler, bu uc ozellige sahiptir. Yani her monist ortaya konum, BIR POZITIF NOKTA dir.

Iste burada monist ortaya koyumun, o ve karakterine bakacak olursak; Bir, ikilem'in indirgenmisi, pozitif, karsitligin indirgenmisi, nokta da bir ve pozitifin indirgenmisidir.

Iste dogal dusuncenin, bu dilsel yapilanisinin zorunlulugundan gelen NOKTALAMA zorunlulugu, dogal dusuncenin koklerinin hem gorunus, hem de karakter olarak TEK bir noktada noktalama sorunuyla sonuclanir.

Iste bu noktalananin, gecerliligini de saglamak icin; kisinin kendisini inandiracagi ve ideolojisini savunabilecegi DOGRU Gereklidir.

Demekki, her monizmin bir ideolojik inancsal dogrusu vardir. Ama sorun; bu dogrularin, dogrulanana duyulan inanc ve ideoloji cesitliligi temelindeki COKLUGUDUR.

Materyalizmin; ideolojik inancsal dogrusu madde iken
Idealizmin; ideolojik inancsal dogrusu dusunce,
Pozitivizmin de ideolojik inancsal dogrusu pozitiftir.

Bunlar taban bularak; realizmin, nesnelligi; subjektivizmin oznelligi ve isimciligin pozitivizmi ile ozdeslesirler.

Iste buradan dogal dusuncenin yapilanis ve isleyisinin ortaya koyumu da cikmaktadir. COKLUGUN TEKLIGI.

Yani materyalist, kendi ideolojik inancsal dogrusuna gore, madde de; idealist dusunce de ve pozitivist te pozitif te karar kilmistir.

Sonucta dogal dusuncenin yapilanis ve isleyis mimarinin insanoglu oldugu hatirlanirsa; zaten bu temeller, insanoglunda mevcuttur. Yani hem fiziksel yapisi, hem dusunsel yapisi hem de dil yapisi bu yukaridaki ideolojik inancsal teklemeleri, KOKEN olarak kapsar. Bu kokende, yine bir uclem olan, madde, dusunce ve kavramdir.

Demekki sorun; dogal dusunce kokeninde yer alanlardan sadece birini ideolojik inancsal dogru olarak kabullenmek ve digerlerini kabullenmemektir.

Iste bunun nedeni de; dilin yapilanis ve isleyisinden kaynaklanir. Halbuki GORSELLIK VE BOYUTLU YANASIM, bu sorunu cozecek ve monist teklemenin, neleri icerdigini ortaya koyacaktir.

Sonucta diyalektik, dualizmi ortaya atabilmis ama, bunu tartismasal olarak ta teke indirgemistir. Cunku diyalektik ve dualizm de, neyin ilk olacagi, neyin neyi ortaya koydugu sorunu vardir. Cunku gorselligin yanyanaligi dilin noktasal islerliginden dolayi mumkun degildir.

Oyuzden de; herkes kendi ideolojik inancsal dogrusu ile DOGRULARARASI bir tek secim yapmak durumunda kalmaktadir.

Halbuki bu noktalama dilini, gorsellik ve boyuta tasiyabilen bilinc, uclemi rahatca gorur ve teke indirgemenin zamansal ilkleme sorununu yasamaz.

Oyuzden de; metafizigin bu tekleme tartismasi, ne bir bilim icerir, ne de bilimseldir. Nedeni de; bu tekler arasinda; hangisinin ILK oldugu evrensel bir kabul gormez, yanlislanamaz ve hangisinin dogru oldugu, sadece ideolojik inancsal bir ortaya koyumdur.

Butun yapilmasi gereken, bu temelleri veren, kokenin uclemini algilayabilmek ve bu kokenin uclemini tek bir temele indirgeme tartismasindan arinmaktir.

Yoksa monizm, hangi temelin indirgenmesi olarak bir tartisma kisir dongusu olarak devam edecektir.

Sorun, dogal dusunce kokenini degil; sadece bu kokene ait temellerden tekini secme sorunudur.

Oyuzden de; her turlu ideolojik inancsal dogru; COKLU TEKLIKTIR. Iste tekligin, coklu temeli; teke indirgeyecek olanin ideolojik inancsal dogrusu ile paraleldir.

Yasamda da bu tekli indirgeme; hep pozitif alginin ideolojisi, inanci ve etigi temelindedir. Iste buradaki "YANLIS" dogru olmayan anlamindadir. Yani, bir seyi yanlislayan ve de tamamen negatifleyen kendi POZITIFI temelinde negatifler. Yani anlamin disinda NEGATIFLIK dogal dusunce de mevcut degildir. Herkes, kendi ideolojik inancsal dogrusu ile; kendisinin dogrulamadigi ideolojik inancsal dogrulari, yanlislar.

Bu temelde de yanlis "bana gore, benim dogrum olmayan" demektir. Cunku bana gore benim dogrum olmayani ortaya koyanda; kendine gore onu dogru olarak ortaya koyar. Iste burada uyusmayan DOGRULARIN sebebi; Dogru coklugu, goreceliligi ve degiskenligidir.

Cunku sonucta negatif anlam verme de; aslinda POZITIF yanasimdir. Cunku ne duygu, ne de duyum alim olarak negatif degil, pozitiftir.

Iste COKLU DOGRULARIN TEK DOGRULUGUNUN sorunu budur.

Buradaki cokluluk ve teklik, her konuya, tabuya, veriye, degere, ideolojiye, inanca hem etiksel hem de metafizik temelde uygulanabilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
20-04-2010, 02:50
Saygideger arkadaslar;

"Evrensel'in Kosesi'nin ilk mesajindan gunumuze kadar olan mesajlarinin toplam index-icindekiler-ini veriyorum. Boylece, tum mesajlarin basliklari, bu mesajdan bulunabilecek.

Evrensel'in Kosesi

Sayfa 1
1 - Tanri Nedir Kimdir?
2 - Bir Tanim Insanlik
3 - Insan Hak ve Hukuku-siir
5 (ve 37) - Adem Havva ve Ayrilmislik felsefesi, insanin evrensel sorunu
6 (ve 79) - Sey Nasil olusturulmustur?
9 - Bir Vecize
10 - TC Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek?

Sayfa 2
12 - Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek? (Devami)
13 - Tarihimizi kimler yaziyor?
15 - Turkiye'nin Guncel sorunu nedir?
16 (ve 38) - Insanlik mi, Insanlar arasi ustunluk yarisi mi?
19 - Birey ve dusunsel degisim
20 - Gunumuz aydinlari ve duzeyleri

Sayfa 3
21 - Sosyalism Neden Basarili Olamadi?
22 - Turkiye'nin Guncel Sorunu Nedir?
23 - Sevgi ve Cesitleri
24 (ve 54,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
26 - Bir Senaryo
30 - Disaridan Bakis Acisi

Sayfa 4
36 - AKP ve Anayasa Degisikligi
37 (ve 5) - Adam Havva ve Ayrilmislik Felsefesi, Insanin Evrensel Sorunu
38 (ve 16) - Insanlik mi Insanlar Arasi Ustunluk Yarisi mi?
39 (ve 51,52) - Sorun-Cozum Iliskisi

Sayfa 5

Sayfa 6
51 (ve 39,52) - Sorun-Cozum Iliskisi
52 (ve 39,51) - Sorun-Cozum Iliskisi
54 (ve 24,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
55 - Vatandas Birey Ikilemi
59 (ve 24,54) - Birey ve Dusunsel Degisim

Sayfa 7
61 (ve 75) - Eupraxsophy
63 - Insanlilik-Insancilik, Turluluk-Turkculuk, Dinlilik-Dincilik
65 - Tanri ve Bireyin Insanlik Bilinci
67 - Allah'in Varligina Inanc Hak ve Ozgurluk Siniri

Sayfa 8
71 (ve 76) - Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
75 (ve 61) - Eupraxsophy
76 (ve 71)- Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
79 (ve 6) - Sey Nasil Olusturulmustur?
80 - Cikis Felsefesi

Sayfa 9
81 - TC Zorlama Tarihi Donum Noktasi
84 - Amerikan Idealizmi Cevap

Sayfa 10
94 - XY Cevap
95 (ve 273) - Uc Bakis Acisi Cevap
99 - Notur Algilama Temelinde Islam'in Dogusu ve Gelisimi

Sayfa 11
102 - Vatandas Teriminin Tarihi ve Dil Kokeni
103 (ve 104) - Birey ve Bireycilik
104 (ve 103) - Birey ve Bireycilik
105 - Milli Tanimlar
107 - Bir Seslenis
108 - Benim Yasam Felsefem
109 - Vatandaslik Cevap
110 - Iki Turlu Dunya Gorusu

Sayfa 12
111 - Kavramlar ve Ne Olduklari
117 - Kurt Sorunu

Sayfa 13
122 - Korku Felsefesi
125 - Tanrililik ve Tanricilik
126 (ve 133/134) - Kant Sonrasi Modern Felsefenin Gelisim Semasi ve Diger Uc Sema
127 - Kararsizlik Semasi
129 - Romanya Tarihi Animasyon
130 - Osmanli Tarihi Animasyon

Sayfa 14
132 (ve 136) - Notur Algi
133/134 (ve 126) - Semalarin Turkcesi
136 (ve 132) - Notur Algilama

Sayfa 15
142 - Tanriya Ihtiyac Duymamak Ne Demektir?
143 - Dil ve Onemi
144 - Yabanci Kelimelerin Anlam Yetersizli
145/149 (ve 151/156) - Metafizik

Sayfa 16
151/156 (ve 145/149) - Metafizik
159 - Nihilizmin Evrensel Cikmazi

Sayfa 17
162 - Felsefi Analiz
166 - Dusunce Madde Soyut Iliskisi
167 - Dogan Musakil Varligin Evrensel Dogumu
168/170 - Tanri'nin Islevi

Sayfa 18
172 - Farkin Farkinda Olmak
179 - Ateizm'in Aciklanmasi
180 - Ufuktaki Iran Tehlikesi

Sayfa 19
181 - Enine Boyuna Ergenekon
182 - Ayrim, Fark, Uzlasma
183 - Hukuk Nedir?
184 - Din Mentalitesi

Sayfa 20
196 - Kavram
197 - Kavram Felsefesi
198 - Karam Nedir ve Nasil Olusturulur?
200 - Kavram Cevap

Sayfa 21
202/204/205/207/208/209 - Kavram Cevap

Sayfa 22
211/213/215/219/220 - Kavram Cevap

Sayfa 23
221/223/224/226 - Kavram Cevap
227 - Antiteizm ve Dini Mentalitesi
228 - Harflerin cizimsel Anlami
229 - Bir Butun mudur Parca midir?

Sayfa 24
236 - Insanoglu ve Bilginin Kokeni
237 - Saygi ve Bilinci
238 - Mustakil Var Olan Varlik ve Metaryelism
239 - Evrensel Insan ve Bireysel Kisi Farki

Sayfa 25
248 - XY Aciklama
250 - Euproxsophy Uzerine (Tercume)

Sayfa 26
251 - Kritik Dusunce
252 - Baslangic Noktasi ve Acilim
253 - Acilim Cizelgesi
257 - Euproxsophy Uzerine 2 (Tercume)
258/260 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 27
262/264/267/269 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 28
272 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular
273 (ve 95) - Uc Cesit Bakis Acisi

Sayfa 29
285 - Euroxsophy Tercume 3
286 - Euroxsophy Tercume 4 (Son)

Sayfa 30
296 - Kavram Nedir?
300 - Var Versiyonlari

Sayfa 31
304/306 - Insanoglu ve Oncesi

Sayfa 32
316 - Ana Fikir Bir Ozet
317 - X ve Y

Sayfa 33
323/325/328/330 - X ve Y

Sayfa 34
333 - X ve Y
334 - Iki Turlu Algi
339 - Kontrol Altina Alma Mucadelesi

Sayfa 35
344 - Metafizik Uzerine
345 - Bilinc Nedir?
347 - Alisilagelmis Kutlamalar ve Gecici Gercek Disilik
348 - Ozel-Genel
349 - Insanoglunun Marifeti
350 - Fark ve Qua Yanasimi

Sayfa 36
351 - X Y
352 - Degisimin Degismez Degiskenligi
356 - Felsefi Acilim
358 - Nihilizm Cevap

Sayfa 37
362/363/364/368/369 - Marxizm/Nihilizm Karsilastirma

Sayfa 38

Sayfa 39
385 - Dogal Mantik/Farkli Mantik
387 - Bireysel Toplumsal Cevap
388 - Inanc ile Ilgili Sorunlar
389 - Inanc ile Ilgili Sorunlar Tanitim/Giris

Sayfa 40
392 - Insanligi Elde Edilene Kadar Gereken Vazgecilmezleri
393 - Ctetoloji
394 - Serbest Dusunurluk

Sayfa 41

Sayfa 42
420 - Serbest Dusunur Listesi

Sayfa 43
422 - Ctetoloji Aciklama

Sayfa 44

Sayfa 45
444 - Tanri Cevap

Sayfa 46
455 - Inanc Dusunce Cevap
459 - Ctetolojik Inanc Yapilanmasi

Sayfa 47
464 - Serbest Dusunurluk Aciklama
465 - Dusuncenin Ctetolojisi

Sayfa 48
473 - Madde Isbat
476 - Gercek Nedir?

Sayfa 49
482 - Gercek Nedir Cevap
483 - Ben Neden DOG Uyesi Degilim?
485 - Insan Varligi

Sayfa 50
492 - Milli Ozgurluk Ne Demektir?
493 - Delalet
494 - Aykiri Dusunce - Kullanim Bilim

Sayfa 51
501 - Kullanim Bilim
502 - Kim Neyi Nasil ve Ne Yapmistir?
503 - Tarih ve Gercekler
505/506/508 - Tarih ve Gercekler Cevap
509 - Parca ve Butun - Kap ve Icerik
510 - Dogrular ve Yanlislar Uzerine

Sayfa 52
512 - Dogru Gercek Farki
514 - Dogru Gercek Farki Cevap
515 - Millet ve Milliyet Farki
516 - Axioloji Nedir?
517 - Ataturk Gercegi ve Turkiyenin Gelecegi
518 - Yonlendirme Nedir?
519 - Zeist Geist
520 - Zeist Geist ve Yeni Duzen

Sayfa 53
521 - Kisi Gercek ve Dogruluk Sorunu
522 - Iman Gercegi ve Arinma
523 - Insan Oz Aleyhtecilik
524 - Bireyin Evrensel Insanligi
526/527 - Bireyin Evrensel Insanligi Cevap
528 - Dusunce/Dusunme Devirimi
529 - Bilim ve Belirtim
530 - Iletim ve Iletisim

Sayfa 54
532/535/537 - Dusunce Devirimi Cevap
538 - Yasam ve Iliskinin Ozu

Sayfa 55

Sayfa 56
552 - Inanc ve Kullanim/Yanasim Cesitleri
553 - Erkeksel Disilik
554 - Dusunduren Dusunce Nasil Olmalirdir?
555 - Tartisma Uzerine Aciklama
556 - Insan ve Rakibi
557 - Rakip ve Bireysel Eliminesi
560 - Yer (Kap/Butun), Yer Tutan Sey (Parca/Icerik) ve Zaman

Sayfa 57
561 - Bir Aciklama
562 - Kavram Kargasasi
563 - Yasam ve Iliskinin Dokuzlusu
564 - Evrim Algisi
565 - Kavram Uzerine
570 - Dogumdan Bireye, Bireyden Insana

Sayfa 58
572 - Ahlak Cevap
573 - Yasam ve Iliskiye Hayat veren Ogeler
574 - Yasam ve Iliskiyi Ogrenmek ve Bilincle Yasamak
577 - Arkadaslik
580 - Dogal Dusuncenin Ctetolojik Yapisi

Sayfa 59
581/582 - Signak Psikolojisi

Sayfa 60
595 - Birey Olabilmek Ozet
596 - Tanimlar Ozet

Sayfa 61
602 - Guc ve Otorite Nasil Bir Degisim Yaratir?
603 - Gelen Bir Ozel Mesaj
604 - Ozel Mesaja Yanit
607 - Felsefede Cagi Yakalamak

Sayfa 62
614 - Dogallik Nedir?
615 - Dusunurluk Nedir?
616 - Dusuncenin Yoklugu ve Onemsizligi
617 - Toparlayici Ozet
618 - Epistemolojik Gercekcilik
619 - Gercek Disiligin Iki Yuzu

Sayfa 63

Sayfa 64
632 - Yaradilis-izm-Bilim-Bagi
633 - Kavram Uclemini Kavramak
634 - Kullanimbilimin Yontembilimi
635 - Duygusal-Mantiksal Yanasim Farki
636 - Insanoglu Birarada ve Beraberce Nasil Yasar?
637 - Ortaya Koymak ve One Cikarmak Farki
638 - Varin-Ol-Bil-Kavra Algisi
639 - Olunan Varin, Oldurulmasi
640 - Epistemoloji Nedir?

Sayfa 65
641 - Insanoglunun Ifadesi "Iliski midir?, Celiski midir"
642 - Ozelestiri
643 - Noumen Nedir?

Sayfa 66
656 - Insanoglu Dunya'ya Neler Ekledi?
657 - Bireysel Hak ve Ozgurlukler Ile; Bireyin Hak ve Ozgurlugu, Farki
658 - Soyut Kavram Nedir? ve Nasil Ifade Edilir?
659 - Ozelestiri Nedir?

Sayfa 67
661 - Index-Icindekiler-Aciklama 1
662- Ara Form Nedir?
663- Aciklama
666- Toplumsal Kisilik ve Kendine Gore Yonlendirme Aliskanligi
667- Tabu donemi-Tabunun yikilisi-Serbestlik/Rahatlik
668- Serbest Dusunurlugun Bireysel Tarihcesi
669- Yaklasim-Yanasim Nedir?
670- Dogal Dusuncenin Dusunduruncesi ve Disisel Bakis

Sayfa 68
671- Quiddity of Zi (XYxy)
672- Zi (XYxy) Nedir?
673- Zi(XY)'nin Sekilsel/Cizimsel Gorunusu
680- Evrensel-Insan/Ozgur Birey Bagi

Sayfa 69
681- Evrensel-Insan'in Avatari
682- Zi (XYxy)' nin Bolgeleri
683- Epistemology'nin Anlami

Sayfa 70
691- Siyaset Nedir?
692- Etioloji Nedir?
693- Bil Kokeni/Karsitliklarin Temeli
694- Index-Icindekiler 2
695- Evrensel-Insan Dusuncesinin, Dogal Dusunceyi Ortaya Koyusu
696- Gercegin Degisimi/Degistirimi
697- Onerme ve Uclu Karsi Onerme

Sayfa 71
708- Tek Onermenin Analizi
Sayfa 72
Sayfa 73

Sayfa 74
739- Bilim Felsefesi
740- Antropocentrism-Insanmerkezcilik

Sayfa 75
741- Uygulanabilirlik
742- Dogal/Evrensel-Insan Dusunce Farki: Ozet
743- Index-Icindekiler 3
744-Bilim/Bilimselligin Bunyesindeki Metafizik Tehlike
745- Bir Konunun (Evrensel Insan/Dogal Dusunce) Uc Farkli Butunu
746- Tanri Uzerine Karsilikli Spekulasyon
Sayfa 81
805- 746, Devami
806- Bilimselligin Iki Yonu
807- Shibumi'ye cevap
808- "Bikkinlik Nedir? ve Nezaman Gelir?
809- Bir Kisiyi, Bireysellestirmeyen "Fren" "Korku"
810- Birey Birimli, Evrensel-Insan Dusuncesinin 7'li Temeli

Sayfa 82
811- Benlik-Bilinc, Farki, Iliskisi
819- Monizm'in Inancsal, Ideolojik Ve Dogrusal "Sorunu"


Not: Mesaj numaralari belirtilmeyen, mesajlar; ya baska yazar arkadaslara ait mesajlar, ya da baska yazar arkadaslarin, mesajina gore verilen yanitlari kapsar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
20-04-2010, 23:54
Saygideger arkadaslar;

Etik; tamamen bir insanoglu urunu ve ortaya koyumu olup, sadece insanoglu mono dialogunun kendi turu icin/adina/eliyle/ait soyut degerler butunudur.

Felsefenin, metafizigi ile etigi, insanoglunun "birarada yasam" degerlerini, verilerini, tabularini, kanun ve kurallarini; icinde bulundugu cografyanin ve o cografyada yasayan toplumlarin tarihi sureci icinde nesillerden nesillere aktarilan bir yonlendirim ve yaptirim degerleridir.

Insanoglu yasam ve iliskilerinde kendisini yoneten ve yonlendiren bu verilerle, sistemini ve duzenini kurar. Sosyal, siyasal, toplumsal, dini, milli, ahlaki, geleneksel, toresel tum soyut degerler etigin konusudur.

Etik, ayni metafizik gibi; ne bilimin konusudur, ne de bilimseldir. evrensel ortak bir onayi olmadigi gibi, yanlislanamaz da. Sadece icinde bulundugu toplumun ideolojik inancsal dogrusu olarak o toplumu baglar.

Ayni cografyanin ayni toplumunda bile, kisilerin; bilgi, bilinc, birikim, v.s. deneyleri temelinde; hem etiksel degerler, hem de bu degerlere verilen icerik ve baglar farklilik gosterir.

Etigin bu degiskenligi ve goreceliliginden dolayi, evrenselligi soz konusu degildir. Etiksel olarak bilhassa ideolojik inancsal dogrular kavram ve izm olarak evrensel olsa bile, bu izm ve inancsal dogrulara verilen icerik ve kurulan baglar; sadece parcasaldir. Yani insanoglu turunun butununu kapsayan herhangibir etik algisi yoktur.

Herhangibir insanoglu dusunce ve davranisinin, etiksel bir icerik alabilmesi icin, toplumu yonlendiren ve yapilandiran bir icerigi olmasi gerekir.

Bu da tarihler boyu, insanoglunun icinde bulundugu duzen ve sistemini yonetmek ve yonlendirmeye paralel olarak; hem icerik degistirir, hem de bag kurumu farklilasir.

Her bilinc duzeyinin kendi bunyesinde bir etiksel algisi vardir ve bu etiksel algilari; dogumdan itibaren kisiye ve topluma verilen degerler, tabular belirler.

Oyuzden etiksel yanasimda, onemli olan herhangibir soyut degere bir icerik verirken; negatif ya da pozitif bir icerikten ziyade notr algi temelli bir icerik vermektir.

Etiksel degerlerin mimari insanoglu oldugunu dusunur ve bu insanoglunun hem yonlendiren hem de yonlenen hem etiksel degerleri veren, hem de uzerine etiksel degerler verilen olan oldugunu algilarsak; etigin tek gordugu islev, toplumlari biribirinden ayirmaktan ve en onemlisi kisinin yasaminin onune bu degerleri koymasindan baska bir icerik tasimaz.

Oyuzden herkes kendi bilinc v.s. yuzeyinde bu etiksel degerleri uygularken, kendisine ters dusebilecek ayni etiksel degerlerin farkli uygulamalarini da notr algilamalidir.

Sonucta "bu konuda boyle dusunmeli/davranmalidir" icerikli bir mudahelenin kimseye bir yarari olmaz. Sonucta zaten boyle bir mudahele, bir ideolojik inancsal dogru gucu ve otoritesi anlamini tasir. Bu da farkli algiya sahip kisilerin, birbirleriyle "IDEOLOJIK INANCSAL ETIKSEL DOGRU" mucadelesine iter ki, bunun da bir sonucu yoktur ve kisir dongudur.

Toplumlarin cografi ve tarihsel yapilanisindan dolayi, kisinin ideolojik inancsal dogrusu ne olursa olsun, yani farkli dogrular tasisa bile; toplumda yerlesmis ve otomatiklesmis ortak etiksel algilarin dusunce ve davranislari mevcuttur.

Oyuzden metafizik ile birlikte, insanoglunun soyut yonlendiricisi, yaptirimcisi bu etiksel degerleri, iyi algilamali ve ONLARIN BIZLERI DEGIL; BIZLERIN ONLARI KONTROL EDEBILMESINI SAGLAMALIYIZ.

Sonucta insanoglunun en buyuk sorunu; kendi yarattigi soyutlari, kendisinin somutlastirmasi, sistemlestirmesi ve inancsal ideolojik dogrular eliyle ayristirmasi ve ustelik bu soyutlara yasam ve iliskisini teslim etmesi ve bunlara sahiplenip, sabitliyerek; insanoglu butunu bunyesinde ideolojik inancsal dogru ayrimciligi yapmasidir.

Ayrica bir kisinin kendi ideolojik inancsal etiksel dogrusunu baska birine empoze etmesi ve mudahelesi; bireysel hak ve ozgurluklerle de celisir. Insan haklarina da yapilmis bir mudaheledir.

Evet, etiksel degerlerimizle yasayip, iliski kuralim, ama; hic bir zaman bu soyutlarin bizleri idare etmesine ve bu soyutlara teslim olmamiza izin vermeyelim.

Madem bu soyutlari biz yarattik, o zaman onlarin kontrolunun de, bizlerin insiyatifinde olmasi gerekir.

Aksi; bir bakarsiniz, yasaminiz ve iliskileriniz size ait degil; deger verdiginiz etiksel verilere ait olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-04-2010, 18:41
Saygideger arkadaslar;

Nihilizm ile, insanoglu ilk defa kendi disindaki algilayipta, kavramla ozdeslestirdigi insandisi ogeleri (madde, nesne, dusunce, ozne) degil; Tm da insanoglunun en kucuk bolunmez butunu bireyi temel almistir.

Bu felsefi gorus eliyle, tum insandisi mustakil var olan varlik ve gercek varlik temelli metafizigin madde-dusunce ve nesne-ozne tartismasi; hem pozitivizmin, mustakil var olan varligi, bu temelde "hicleyerek/yokluyarak" hemde gercek varligi, bu temelde "hicleyerek/yoklayarak" isimcilik ideolojik inancsal dogrusunu ortaya atmistir.

Iste nihilizmin, insandisini metafizigin ve etigin bilhassa ahlak konusunda "hiclemesi/yoklamasi" bugunku emperyalist zihniyetin, onun felsefesi amerikan idealizminin e ideolojisi sorosun temelini teskil eder. Nihilizm sonrasi ortaya cikan, tum ideolojik inancsal izm dogrulari da; bu temeldedir ve iktidar cikari pesindedir.

Iste bu temelde, ateizmin temelinin metafizigin varlik ideolojik inancsal dogrusu olan materyalizm oldugunu soylyenler "yanilmaktadirlar.

Ateizm tanri dahil her turlu yaraticiyi "yok" lar, "Yok" lamak, mustakil var olan varlikta; pozitivist, gercek varlikta da isimcilik, nominalizmin ideolojik inancsal dogrusudur.

Simdi ateizme bakalim. Materyalist bir temelde herhangibir yaraticiya, somut bir taban bulamaz. Iste bu somut tabanin olmayisi, ateizmin; herhangibir yaraticiyi, hem mustakil var olan varlik, hem de gercek varlik temelinde "yok"lamasini getirir.

Iste ateizm; herhangibir yaraticiya materyalist bir somut taban ve temel bulamayan alginin, mustakil var olan varlik temelinde pozitivizmi; gercek varlik temelinde ise isimciligin, "yok" unu alan, ideolojik inancsal dogrusudur.

Gerci sadece materyalist temelinde ateizmi secen kisi, en azindan isim olarak bile tanri ya da ortaya atilan herhangibir yaraticinin varliginin bilincinde ve farkinda degildir. Cunku pozitivizm de tanri; maddesel, ya da dusuncesel degil; pozitif, isimcilikte de nesne, ya da ozne degil, sadece insanoglunun verdigi bir isimdir.

ISIMCILIK POZITIVIZMDIR.

Buradaki pozitivizmin ve isimciligin sorunu da, neyi pozitif kildiginin neye isim verdiginin bilincinde ve farkinda olunmamasidir.

Dogal dusuncenin teke indirgeme ve noktalama isleyisinden dolayi, pozitivizm kendi indirgemesini pozitivizme yaptigindan, madde ve dusunceyi de yok saymak zorundadir.

Halbuki tum bunlar, birer insanoglu ortaya koyumu olarak algilandigi, farkina varildigi zaman ve dusuncenin, beynin bir fonksiyonu kavraminda dusuncenin bir yaratimi oldugu algilanir ve; temelin SADECEBIRI YA DA OTEKI DEGIL; bir uclu oldugu algilanir. Bu uclu,madde/dusunce ve kavramdir. Bunlar biribirini tamamlar ve insanoglu bunlardan birini algilayamazsa, diger ikisini ortaya koyamaz ve o yuzden de madde-dusunce ideolojik inancsal dogrular olarak aralarinda tartisir, pozitivizm de bu ikisini "yok"lar.

Sonucta; yansinin anlami "var" dir ve bu varin algisi, kavramlastirilarak ve kavramla ozdeslestirilerek, somut ve soyut kavramlar ortaya atilir. Bu da madde ve dusuncenin de birer kavram oldugu anlamini tasir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-04-2010, 19:26
Saygideger arkadaslar;

Mustakil var olan varlik ve gercek varligin, metafizigin ideolojik inancsal dogru tartismasinda; deizmin, panteizmin, panenteizmin ortak noktasi dualizmdir.

Gerci bu uc dini olmayan, ideolojik inancsal dogrusal; sadece herhangibir yaraticiya verdikleri icerik ve kurduklari bag olarak farklilasirlar.

Ama ucu de dualisttir. Bunun nedeni Herhangibir yaraticiyi "yok" sayamamaktan kaynaklanir. Yani ateizmden farklari budur.

Her biri bir herhangibir yaraticinin olduguna inanc duyarlar ve bu inanclarini da dogrulamak icin, ya materyalizmin maddesini, "Madde tanridir/tanri maddedir", idealizmin dusuncesi ile birlestirirler, ya da, dogumdan itibaren bulunduklari cografyanin ve toplumunun onlara verdigi veri ve degerler temelinde; duygulari, tabulari, "mutlaka bir cesit tanrinin var oldugu" dusuncesini getirir. Iste buradaki tanrinin var olma" dusuncesi, ister istemez; onlara tanri soyutu disinda, bu tanriyi onlara algilatan bir TABAN getirmektedir.

Iste bu taban, tabani veren icin ya da bu tabanin ne oldugunu "bilmeyen" icin, dusunceye baska bir ogeyi ekletmektedir. Bu da onlari dualist yapar.

Mono teizm, ise; genelde algiladigi taban ile, metafizigin, ideolojik inancsal varliklari, madde veya dusunceyi bu tabana indirgerler. Mono teistlerin, bir dini inancinin olup olmamasi da, kisinin bu mono herhangibir yaraticisiyla kuracagi bag ve iliskiye baglidir. Ya bir dine bagimli olarak bu bagi kurar, ya da bagimsiz olarak.

Burada mono teistlerle, dualistlerin farki da; mono teistlerin, bagsal ve iliskisel TESLIMIYETI, dualistlerin ise "var ama, bana bir yaptirimi yok" dusuncesi ve davranisidir.

Yani, dualistler; inancsal olarak dogruladiklari yaraticilarina karsi bir yukumluluk, sorumluluk, gorev v.s. duymazlar, ama; mono teistler duyarlar.

Oyuzden monoteistler ve teistler; TESLIMIYETCI, dualistler, boyunduruk tutsagidir.

Aslinda teizmin algisinin da, dini bir teslimiyet mi tasidigi, yoksa yaraticiya yonelik mi kavramlastirildigi, tartisma konusudur. Cunku, religion, yani din ve tanri-god-lord, yani herturlu yaratici, farkli algilanan ve ortaya konan konulardir.

Agnostisizmin ise; gnostisizm ile, yani yaratici veya dini inanc temelli metafizigin ideolojik inancsal dogrusu ile bagi yoktur. O yuzden de tanri ya da herhangibir yaraticiyi, hem inancsal temelde hem de varlik temelinde, olumlu (var/inan), ya da olumsuz (yok/inanma) sahiplenmez ve sabitlemez.

Oyuzden inancsalliga karsit olan bilimsellige en uygunu agnostisizmdir. Gerci bu da kendi icinde (yumusak/guclu) diye farklilasir.

Butun bu aciklamalar ise, bir serbest dusunurun, yorumsuz ve notr algisidir

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-04-2010, 01:22
Saygideger arkadaslar;

"Evrensel'in Kosesi" basligi, genelde yazari tarafindan guncellenen ve ara ara konusuna gore, baska yazarlarin da katkisiyla renk kazanan bir basliktir. Ilk once bu basligin icinde index olarak ne gibi bir alt basliklarin bulundugunu, burdan;

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=300942&postcount=820

elde edebilirsiniz. Bu basligi okuyan ve ziyaret eden yazar arkadaslarinda konulara katkida bulunabilmeleri acisindan, okuyucu tarafindan index teki ilgi ceken konu hakkinda, bir dusunce, soru veya katki dile getirmek isteyen arkadaslar olursa, adi gecen konunun hangi tarihte olmasinin bir onemi yoktur. Okuyucu arkadas, eger mesajin ayni indexteki gibi sayfa ve baslik numarasini, basligin adi ile birlikte belirttikten sonra, o konu ile ilgili dusuncesini dile getirebilir.

Konunun yerinin belirtilmesinin onemi, baslik yazarinin yazilan mesaji hangi konu veya basliga bagli olarak yazdigini algilamasi ve ona gore yanit vermesi icindir.

Bu baslik, yazari tarafindan islenmektedir. Yalniz islenen konulain daha detayli ve icerikli islenmesi de, bir yerde siz okurlarin dusuncelerini dile getirme katkisina baglidir.

Bu katkilar oldukca, hem konu sadece yazarin tek dilinde kalmayacak, katki ile ve yazara bu katki sayesinde acilacak ve onun da konunun detaylanmasi ve icerik kazanmasi icin ufkunu acacaktir.

Boylece konular, sadece yazarin aciklamasiyla da sinirli kalmayacaktir.

Dolayisi ile, bu baslikta islenen konularin ya da gelecek yeni konularin, gelecegi, gelismesi, detay ve icerik kazanmasi, sizlerin katkilarina baglidir.

Sonucta konusu bunyesinde, bir mesaja sigdirilmaya calisilan aciklamanin genelde konunun ilgi/etki/onem bakimindan "yetersizligi" anlamini tasir.

Bu duyuru, bir aciklama ve hatirlatmadir, sadece. Sonucta bu basligin yazari, yine kendi bilgi, birikim, bilinc, gozlem ve algisi temelinde, hem konu bazinda, hem de genelde; insanoglunun dusunce ve davranista insan olmasini "engelleyen/onleyen" dogal dusunceyi, curutmeye, cikis yolu gostermeye ve dogal dusunceden, insan oz ve birey gorunumunun algilanmasini "engelleyici" soyut veri, deger ve tabulari yaziya dokup, gozler onune sermeye devam edecektir.

Bu baslik yazarinin, diger basliklarina, basliklara yazdigi mesajlara ve gruplarina da, burdan, isteyenler icin; ulasilabilir.

http://www.turandursun.com/forumlar/usercp.php

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
29-04-2010, 23:58
Saygideger arkadaslar;

Dogal dusuncenin evrensel yapilanisi ve isleyisi, notrlugu algilayamaz.

Dogal dusunce de notrluk, ya nihilizmin "hic" ligi, ya pozitivizmin, "yok" lugu, ya "belirsiz" ya da "0" olarak algilanir. Bunlarin hic biri notrunun algisini vermez. Cunku hepsi bir POZITIF anlam, icerik, ifade ve ortaya konus tasir.

Notrluk; NEGATIVITENIN TOPLAMININ, ALGI VE DISARIDAN BAKIS ACISI ILE, YANI ANLAM, ICERIK, IFADE V.S. NIN ICINDE YER ALMADAN VE POZITIVITEYE DONUSTURULMEDEN KAVRAMLA OZDESLESEN, SOYUT VEYA SOMUTUN OLDUGU GIBI ORTAYA KONMASIDIR.

Noturluk; pozitivite eklentilerinin soyut yada somutla ozdeslesen kavram uzerinden, hic bir anlam, ifade, icerik icermeyene kadar suregelen cikarsamasi ve tum negativitenin, pozitive donusmeden ortaya konmasidir.

Notrluge ulasabilmek icin, somutu veren; soyutu ve onun soyutlamasini ve soyutu veren, somutun soyutlardan hem soyut hemde soyutlama olarak cikarilmasidir. SOMUT VE SOYUTUN BIRBIRINI ELIMINE EDECEK SEKILDE ORTAYA KONMASIDIR. Iste tabulu rasa ve onun elde edilmesi, bu notrlestirme islemidir.

Bir cesit, AYNILIGI AYIRAN FARKLARIN CIKARIMI VE AYNILIGIN TUM AYRIMLARIN VE FARKLARIN ORTAK BILESKESI OLDUGUNU ORTAYA KONMASIDIR.

Buda ancak notrlestirmeyi gerceklestirecek olanin, uzerinde notrleme gerceklesecek olana disaridan bakabilmesi ve uzerinde notrlesme gerceklesecek olanin anlam ifade, icerik olarak pozitivizminin dogrulugunun veya dogrulanan pozitivizmin, yanlisla karsi dogrulanmasinin icinde yer almamak demektir.

Notrlestirme ve notrleme; dogal dusuncenin temellerini veren evrensel aynilik kokenine ulasmak icin ve sorunun ayniliginin bilincine ve farkina varabilmek icin gerekli olan cikarsama islemidir. Bunun uygulanmasinin sebebide tamamen dogal dusunce isleyisini isleyiste degilde; yapilanistan curutme ve elimine etme, yani yapilanisinin ortaya koydugu isleyisten arinma ve kurtulmadir.

Tum bunlar, anlam, icerik, ifade verilerek bag kurulan soyutlarin, soyut bir deger, ya da genel bazinda ortaya konmasinin verdigi sorunun algilanmasi ve bu sorunun verdigi "rahatsizligin" ortadan kaldirilmasi bilinc ve farkindaligi oldugunda mumkundur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
02-05-2010, 01:50
Saygideger arkadaslar;

Yeryuzunde ve evrende insanogu algisinin ortaya koydugu tum varliklar temelinde, soyut ozelligi olan tek tur, turumuz insanogludur. Soyutlama, insanoglunun monologuyla, hem kendi turunu, hem de algiladigi herseyi, soyutuyla ortaya koymasidir.

Burada ilk dikkat edilmesi gereken konu; insanoglunun ortaya koydugu, sey her ne ise; bunun kendi kendine insanoglu algisinin monologu disinda, insanoglu ile bir dialog kurarak ortaya koyamamasidir. Seyin kendisini kendi adinaortaya koymasinin, insanoglu monologunca mumkun olmamasi ve seyin ortaya konumunun insanoglu, eliyle/adina/ait/icin olmasinin bir anlamida, ortaya konanin, insanoglu monologuyla ortaya konumunda, bu ortaya konumda, bir rol ve yer almamasidir.

Insanoglu soyutlamasi, soyutuyla mumkundur. Eger insanoglu, bu soyutunu bes duyusu ile ortaya koyuyorsa, ortaya konan somut; eger bu ortaya koyum, duygu, sezi ye dayaniyorsa, ortaya koyum soyuttur.

Insanoglu soyutlamasini yerine getiren, insanoglunun yapilandirdigi ve sekillendirdigi dogal dusuncesidir. Nasil insanoglu, her seyi ortaya soyutuyla koyuyorsa, kendini de soyutuyla ortaya koymustur. Burada insanoglunun, kendini ortaya koyarken, daha once ortaya koydugu soyutlar, temel alinmistir.

Yani insanoglu kendisini ortaya, kendi disindaki yine algisiyla dile getirdigi, metafizik ve etik degerlerle ortaya koymustur. O yuzden de, insanoglunun ortaya koydugu dogal dusuncenin bu soyutlarinda, insanoglunun kendisi yer almaz ve sadece ortaya koydugu, degerler, tabular ve veriler yer alir. Iste tum bu degerler, insanoglunu degil; onu yoneten ve yonlendiren, insanoglunu toplumsallastiran ve insanoglunun birarada yasamasini "saglayan" ve insanogluna yon, yontem, yaptirim getiren; ideolojik inancsal dogru tabularidir.

Bunun evrensel bir onayi olmamasi, bilimsel olmamasi ve sadece dogrulayanin ideolojisi ve inanci temelinde dogrulanmasi, dogrularin inanc ve ideolojik farkliliklari temelinde, ayrimci, cikarci, guce ve otoriteye dayanan bir iceriktedir.

Iste insanoglu, bu kendi ortaya attigi soyutlarina, yine kendisi teslim olmus ve bu soyutlara verdigi iceriklerle ve kurdugu baglarla, kisilik ve kimligini olusturmustur. Bu tabulari, sahiplenen ve sabitleyen insanoglu, yine bunlarin dogrular arasi tartismasini surdurmektedir.

Soyutlamanin, bu temelden baska; iki farkli anlami daha vardir. Birincisi tecrit etme, yani ayirma, digeri de, azat etme, yani ozgurluge kavusturmadir.

Dogal dusuncenin yapilanis ve isleyis koken ve temelleri, soyutlamayi, ancak bir ayristirma olarak algilar.

Evrensel insanda ise, bu soyutlamanin icerik ve anlami, ozgurlestirme, yani tabulu rasadir. Iste bu seyin soyut veya somut, tabulu rasa haline getirilmesi ve tabulu rasanin tekrar ve yeniden insan ozu ve birey gorunusu koken ve temelinde ortaya konmasi, en azindan bugune kadar ortadaolmayan, ama kendi dahil, herseyi ortaya koyan, insanoglunun kendi kendini ortaya koyumuna, kendi ozu olan insan ve insanligi bilincli ve farkinda olarak evrensel tur butunlugu temelinde kazandirmak olacaktir.

Bu da ancak, insanoglunun ortaya attigi soyutlarin, kendi ortaya attiginin farkina ve bilincine varmak, onlara icerik vererek teslim olmak ve onlar tarafindan yonetilip, yonlendirilmek yerine; onlari sadece kullanip, paylasmak ve bunu yaparken de insaanoglu olarak, kontrolu, yonlendirme ve yonetimi kendi ustune almaktir.

Cunku, INSANOGLUNU, INSANOGLU YAPAN ONUN SOYUTLAMASININ SOYUT VE SOMUT ORTAYA KOYUMUDUR.

Iste onemli olan bu soyutlamanin ve ortaya koydugu somut ve soyutlarin, insan ozu icerikli olmasi ve insanoglunu insandisi ve insanlikdisi bir yasam ve iliski sunacagina, onu insanlastiracak icerik kazanmasidir.

Cunku bunun bilinc ve farkindaligi, insanoglunu yaratilissal, ideolojik, inancsal, metafizik ve etiksel tum ayrimcilik, cikar, ve de ayrimci yonlendirim ve yaptirimlardan kurtaracaktir.

Insanoglu o zaman, herseyin bilincinde ve farkinda olarak, bu soyutlamasinin yararini hem kendi turu adina, hem de monologu ile ortaya koydugu algiladigi herbirsey ve hersey adina tadabilecektir.

Bunun icin insanoglunun tek yapmasi gereken, KENDISINI BIR VE TUR OLARAK ORTAYA KOYABILMESIDIR.

Buradaki birin onemli olan kismi, bu birin bireyci akilci olmamasi ve sadece kendi birini one cikarmamasi, aksine bir olarak evrensellik ve insansalligini one cikarmasidir.

Bu birin bir onemide; ortaya attigi madde, tanri, dusunce, nesne, ozne ve bunlarin mentalitesini veren metafizik ve etik ideolojik inancsal dogrularla hareket degil; bu dogrulari ortaya atan kendi turunun temelinin bilinci ve farkindaligiyla harekettir.

Kisaca, insanoglunun soyutlamasi; insandisi ve insanlik disi degil, soyutlarina teslim olucu degil, bu soyutlarla turu icinde ayrimcilik, cikar, bencillik v.s. mucadelesi degil; tamamen kendi turunun ozu olan insan olma ve insanlik sunmayi icermelidir. Bu da soyutlamanin koken ve temellerini ortaya koyan, dogal dusunceden arinmak ve kurtulmak ve turunun adina yakisir insan oz ve gorunusunu ortaya koymak demektir.

Evet soyutlayacagiz, ama bunun bilincinde ve farkinda olarak ve soyutlayanin BIZLER VE TURUMUZ OLDUGUNU ALGILAYARAK.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
02-05-2010, 02:33
Saygideger arkadaslar;

Soyutlama, insanoglu (somut ve soyut birlikteligi, bolunmez ve ayrilmaz butunlugu) nun, soyutuyla (dili, kavrami, felsefesi, bilimi, inanci, ogretisi, bilgisi, ve bilimum dile getirdikleri) hem somutu (bes duyu ile algilanan ve algisina kavramla ozdeslestirilerek, bir isim, verilen-madde, nesne, varolus, evren, dunya v.s.), hem de soyutu (sezgi, duyum ile algilanan ve algilanisina kavramla ozdeslestirilerek, bir isim, karakter, oz ve icerik verilen-yaratici,m tanri, sevgi, demokrasi, butun izmler, butun etik ve metafizik veriler), kendi turu adina/icin/ait/eliyle monolog olarak ortaya koymasidir. Eger bu mono ortaya koyum, insanoglunun kendi turu arasinda bir soru&cevap temelli, tartismaya, kabule, redde acilirsa; bu da mono-dialogdur.

Soyutlama eger, somuttan, soyuta dogru ise ve somut taban tasiyorsa, bilimsel; soyuttan, somuta dogru ise ve somut taban tasiyorsa, inancsaldir.

Buradaki soyuta, somut taban bulma konusu, ideolojik inancsal dogrusallar temelindeki kisinin kendisi icin sahiplendigi ve sabitledigi dogrusudur.

Dolayisi ile, bir soyuta verilen icerik ve onunla kurulan bag temelindeki somut tabanlar, bu tabanin verenin dogrusuna gore degisken ve gorecelidir. Yani bir kisinin ayni soyuta verdigi somut taban ile,baska bir kisinin ayni soyuta verdigi, somut taban farklilik gosterebilir.

Bu da zaten, soyutlarin; somut taban temelindeki ideolojik inancsal dogrusal temelli dogrulari tartismasidir. Metafizik ve etigin tum ideolojik inancsal dogrulari bu temeldedir.

Ayrica, hic bir soyuta, somut tabani olmadan, inanimaz. Yani inancsallik, mutlaka soyutun bir somut taban bulmasi le mumkundur. Bu somut tabanin, dusuncede, ideolojide ve inancta olmasi bile yeterlidir. Cunku bu yaratilan ideolojik inancsal sout taban ugruna insanoglu, biribiriyle savasmakta ve mucadele etmektedir.

Butemelde de; hangi soyutlamanin soyutunun somut tabani oldugunu, ancak buna ideolojik inancsal dogru olarak sahip cikan ve sabitleyen kendine kanitlar.

Sonucta insanoglunun, soyutlamasinin ve soyut ve de somut tabaninin, mutlakligi, degismezligi, kesinligi, ispati v.s. bundandir. Yalniz, soyutun bu iceriginin "kesinligini" sadece kesinlestiren ortaya koyar ve sadece onun ideolojik inancsal dogrusudur.

Iste burada, bilimselligin; inancsal ogeler tasimasi ve inancsalligin "bilimsel" ogeler tasimasi ise; herseyi bir ezogelin corbasina donusturur.

Oyuzden ne inancsal, ne bilimseldir. Bunun tam kesin farkini ortaya koymak, metafizigin ve etigin ideolojik inancsal dogrulari ile ve var ve ol temelli soyutlamalar ile degil; bil kokenli, epistemoloji ve onun somutun (uzerinde deney, bulus, gozlem yapilabilen) somutu ortaya koyucu ve yanlislanabilir, soyutlarla (formul, tez, teori, antitez, hipotez, sentez, analiz v.s.) ve de evrensel onay kazanmis olmasi ile mumkundur. Buradaki tehlikede, bilimsel soyutun; ayaklarinin yere basmayacak duzeyde, yani epistemoloji ustu bir inancsal teori haline donusturulmesidir. Yani spekulatif, somuta dayanmayan bir teori haline.

Soyutlama; beynin, soyutu dusuncenin, yarattigi kavram ve kavramla algilananin ozdeslesmesidir.

Bu algilamanin temeli duyum, sezgi v.s. ise; soyutlama soyut; alglamanin temeli, bes duyuya dayaniyor ise, soyutlama somuttur.

Buradaki soyutlamanin, bir baska ifade edis sekli de; ortaya koymaktir. Burada da, dogal dusuncenin sessel/kulaksal yapilanisi ve noktasal isleyisinden dolayi, ortaya koyan, ortaya koyulan ve ortaya koyum tek bir nokta haline getirilmistir.

Nitekim soyutlama denince, akla; ne soyutluyan, ne de soyutlanan gelir. Sadece soyutlamanin bu iki ogeyide iceren kesismisligi gelir.

Oyuzden, ortada bir soyutlama var ise; mutlaka bir soyutlayan ve soyutlananin olmasi gerekir. Soyutlayan, her zaman insanogludur, soyutlanan insanoglu da dahil, algilanan ve kavram ile ozdeslesendir. Soyutlama ise, bir yon ve yontemdir, bu da dogal dusuncenin yapilanis ve isleyisinin insanoglu eliyle/adina/ait/icin hem kendine hem de, algilayarak kavramiyla ozdeslestirdigi herbir seye ve herseye uyguladigi, onu dile getirisidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
06-05-2010, 09:34
Saygideger arkadaslar;

Ben nedir?, bir parca mi/butun mu/ayrim mi/fark mi/ayni mi/farkli mi? aslinda bu sorular daha da cogaltilabilir, yalniz onemli olan bu ana sorularin ne oldugunu algilamak, bunlarin birbiri ile olan iliski/celiskilerinin bilincinde ve farkinda olmak.

En basta, en onemli ve farkina ve de bilincine bugune kadar varilmamis olan bir noktayi acikliga kavusturalim.

Hangi benden bahsediyoruz?, madde mi/ dusunce mi/ varlik mi/ varolus mu/evren mi/doga mi/ dunya mi/ hayvanlar ve de herhangibir turu mu/bitki mi/en kucuk canli mi/DNA mi/Gen mi/Atom mu/Atom parcacigi mi/ v.s. goruldugu gibi bu soru da uzar gider.

Peki bu sorulari, soran ben neyim? BIR INSANOGLU TURU.
Peki benim bu sorularimi okuyacak olan kim? BIR INSANOGLU TURU
Peki bu sorulari ve cevaplari ve de yukarida yazilan, yazilari yazan kim? BIR INSANOGLU TURU.

Demekki farkina varilmayan ve bilince cikmayan, benin ne oldugu degil; BEN'IN NE OLDUGUNU ORTAYA ATAN, ONUN NE OLDUGUNU ACIKLAYAN, ONUNLA ILGILI SORULAR SORAN VE CEVAPLAR VEREN INSANOGLU TURUNUN OLDUGUDUR.

Iste herseyden once neyin ne oldugu degil; neyi ne olarak ortaya koyanin kim/ne oldugunun algilanmasi, bilince cikmasi ve farkindaligina erisilmsi gerekir.

Eger bir kisi, bunun bilincine ve farkina varirsa; ve neyi ne olarak ortaya koyanin, temelinin bir insanoglu turu oldugunu algilarsa; herseyin ne oldugunu algilamak cok daha berraklasir ve acikliga kavusur.

Iste insanoglu; ne butunu, ne farki ortaya koyarken, ne ayirir, ne birlestirirken, ne de neyin ne oldugunu ortaya koyarken, HEP KENDISINI DISARIDA TUTAR ve SANKI BUTUN BUNLARI YAPANLARIN KENDI TURU OLMADIGINA KENDISINI INANDIRIR.

Insanoglunun bugunku geldigi nokta, ne seyin ne oldugunu ortaya koyabilmis olmak, ne seyin en kucugunu ortaya koyabilms olmak, ne seyin en buyugunu ortaya koyabilmis olmak, ne neyin zamansal; ilk/son/once/sonra v.s. oldugunu ortaya koyabilmis olmaktir.

Sadece ortaya koyduklarinin kendi turu icindeki farkliligindan tartisir, ve kendi turu icinde her bir kendi ideolojik inancsal dogrusuyla, hem kendini sabitler ve bu dogruyu kendine sahiplenir, hem de diger ideolojik inancsal dogrulara karsi cikar, onlari kendi dogrusuna uydurma mucadelesi verir ve tum bunlari da yaparken, bunlari yapanin kendisi ve kendi turu oldugunun farkinda ve bilincinde degildir. Saki kendi turu disinda, kendisinin dialog kurdugu baska turler varmis gibi, onlarin adina ve onlara kendi turunun ozelliklerini vererek ahkam keser. Bir de ustelik, butun bunlari, kesinlik, ispat, sabitlik, kanit v.s. temelli NOKTALAMA VE SONLANDIRMA ILE YAPAR.

Kendi ortaya attigi halde, kendi yoktur. Ya madde/dusunce/tanri/evren/dunya/doga/ v.s. vardir, ya da kendi icin kendi adina ortaya attigi; isim, soyad, cinsiyet, toplum, ulke, ahlak, din, milliyet, anane, gelenek, v.s. vardir.

Iste tum bu varlari adina, mucadele ederken, KENDISI YOKTUR.

Bu tamda Nasrettin Hoca'nin essek hikayesidir. Hoca essegine binipte, essekleri saydiginda, farkli; esseginden inipte essekleri saydiginda farkli sayi ortaya cikar. Iste insanoglu da "bu, budur/degildir" derken bunu diyenin kendisi oldugunun yani, Hoca'nin kendi essegini uzerindeyken saymayi unuttugu gibi, bilmediginin ve farkinda olmadiginin bilincinde degildir.

Iste bu temelde benin, butun mu/parcami/ayrim mi/fark mi/birlestirim mi/ v.s. oldugu degil; bu benin sadece insanoglu turunun beni oldugunun farkina ve bilincine varmak onemlidir.

Yani, insanoglu HEM KENDI TURU, HEM KENDI BIRI, HEM BASKA ALGILADIGI DIGER HERSEY VE HERBIRSEY, TUM SOYUT VE SOMUTLARIN KENDI KENDILERINI DEGIL; INSANOGLU ALGISI VE TURU TEMSILCILIGIYLE ORTAYA KONDUGUNUN BILINCINDE VE FARKINDA DEGILDIR.

Oyuzden ne dusunursek, nasil davranirsak davranalim bunun tek bir temeli vardir, bu ne madde/dusunce/tanri/yaratici/ozne/nesne/soyut/somut/izm/felsefe/bilim/bilgi/ogreti/tabular/degerler/veriler/kanunlar/ v.s. degil; bunlari dile getiren insanogludur.

Demekki, herseyden once ve hersey adina insanoglu turu vardir. "Bu budur/degildir-ben ...im/degilim, bu dogru/yanlis" v.s. temelli dusunce ve davranis uretirken; bu uretimin tek canlisinin insanoglu turu oldugunu asla unutmamak gerekir.

Yani "bu, budur/degildir" yerine "buna bu/degil diyen insanogludur" cumlesi bize temelin ne olarak alinmasi gerektigini hatirlatir.

Iste bu temelde hersey, insanoglu ben'inin bu uc celiskisinin disa, yani kendi turune yansisidir. Bu temelde de, tum mucadele, insandisi ve insanlikdisidir. Cunku mucadeleyi yapan, mucadele icinde kendini gorememekte ve degerlendirememektedir. Izm savasi verirke, bu savasi kendi verdiginin farkinda ve bilincinde degildir. Cunku onun icin, kendi degil; verdigi izm savasi ondedir. Butun bunlarda, insanoglu turu birinin yasam ve iliskisinin hic bir zaman en on planda olmamasini getirir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
17-05-2010, 19:59
Saygideger arkadaslar;

Evrensel insan hipotez ve doktrininin, en onemli kokenlerinden biri de, insanlasmaktan sonra, insanoglunun evrensellesmesidir. Herseyi soyutlamasiyla ortaya koyan insanoglunun, bu da bir soyutlamasidir. Her soyutlasmada oldugu gibi, ne anlama geldigi, ona verilen icerik ve kurulan bag ile paraleldir.

Evrensel insan'in evrensellesmeye verdigi icerigi burada aciklayacagim. Kurulacak bag ise, her bir birin; kendi duzey bilgi, bilinc, birikim, gozlem v.s. temelli yasam ve iliskisindeki algisina ve evrensellesmeyi bu yasam ve iliskisinde ne kadar onemsedigine, ilgilendigine, etkilendiginde ve gerekli gordugune baglidir.

Kavramimiz evrendir, neden evren; evren, gunumuzde insanoglunun epistemolojik temelde en genis olarak ortaya koydugu, mekan, habitat, yasanacak yer v.s. dir.

Eskiden, en genis mekan olarak kullanilan terimler; dunya, doga temelli kavramlar ile ortaya konuyordu. Yine eskiden, bazi okurlar hatirlayacaktir "dunya vatandasi" temelli bir kavram turemisti, bu bugun de gecerlidir.

Gerci komunizm, ya da diyalektik materyalist, marxizm "Tum dunya proleterleri birlesin" temelli bir acilim getirmis olsa da, bunun tum insanoglu turunu iceren bir cagri oldugu soylenemez. Ayrimciligi ise, ideolojik inancsal bir dogru olmasi, sistemlesmeye yonelik olmasi ve siyasi bir icerik tasimasidir.

O zaman; insanlasmanin, mekansal ayrimciliginin tum turunu icermeyisi ortadadir. Cunku insanlasmak, sadece insanoglunun o veya bu ideolojik inancsal dogrusu temelli ayrimci bir kismina degil; tum insanoglu turunun birligi, butunlugu ve beraberligine yoneliktir.

Iste dogal dusunce koken ve temelleriyle dogumundan sonra yetisen ve buyuyen insanoglu, sadece dogdugu cografyanin tarihsel ve etiksel deger ve tabularini alarak ve onlara sahiplenerek ve de onlari sabitleyerek buyur ve bolgesel, ayrimci bir savasim verir.

Hem insanoglunun tarihini, hem de farkli cografi yerlesmisligini goz onune getirirsek ve bu gunun yetistirilen insanoglu birini dikkate alirsak, neredeyse her bir kendi kisilik ve kimlik degerlerini savunacak kadar, turu butunlugunde ve bunyesinde ayrilmistir.

Insanoglu sosyal bir varliktir ve tek degil, turun bir tek biridir. Yani mekan olarak nerede yasarsa yasasin, yasam ve iliskilerini kendi turunun diger birleri ile birlikte kurmak ve sistemlestirmek, yani turu ile birlikte yasamak zorundadir.

Iste insanoglunun boyle bir yasami, bir olarak gerceklestirebilmesi icin, hem dogal dusuncenin koksel ve temelsel, dogumdan itibaren verdigi, her turlu ayrimci, cikarci ve bolgesel, toplumsal deger veri ve tabularin ne oldugunu, neden verildigini ve bunlarin karsisinda kendinden ne istendigini algilamak ve bilincine varmak durumundadir.

Bunlarin yasam ve iliskilerinde, tek alaninin kendi yasaminin onunde bir savasim olarak kullanma oldugunun bilincinde ve farkinda olmak durumundadir.

O zaman diyecegi sudur " Ben bir birey olarak A cografyasinda dogdum, bu cografya da bana bir suru etiksel ideolojik inancsal deger veri ve tabular dogru olarak verildi ve benden bunlara kisiligim ve kimligim temelinde sahip cikmam, bunlar icin mucadele etmem ve bunlari yasamimin onune koymam isteniyor.

Neye karsi, ya benimle ayni cografyada dogupta, farkli; ya da baska bir cografya da dogupta farkli etiksel ideolojik inancsal deger, veri ve tabulari dogru olarak sahip cikan, benim gibi; onlari yasaminin onune bir kimlik ve kisilik degeri olarak koyan ve onlar ugruna mucadele verip, yasamlarinin onune koyan kisilere karsi.

Peki yapilan ne, ideolojik inancsal bir dogru farkinin, "hangisi dogru?, benim ki dogru/seninki yanlis" temelli ve dogrulugu hic bir zaman bilimsel olarak kanitlanamayan bir ne icin mucadele edildigi izah edilemeyen bir mucadele.

Bu mucadele, ne bana ne de mucadele eden baskasina, bir insansal deger vermedigi, kazandirmadigi gibi, tum insansal degerleri de alip goturuyor. O zaman ben neden boyle bir mucadeleye gireyim.

Peki ne yapayim, birincisi, herkesin, kendi kisilik ve kimligi icin olusturdugu farkli degerleri algilayayim, kendi kisilik ve kimlik degerlerimin farkini algilayayim ve kendi degerlerime sahip cikarken, baskalarinin da degerlerine saygi gostereyim ki, onlarda benim degerime saygi gostersinler.

Yani, degerler icin mucadele etmeyeyim. Herkesin farkli degerini, notr ve disaridan bakis acisi ile algilayayim. Ustelik basarabilirsem de, tum bu hem bana verilen ve insanoglu turunu bolen, ayiran, cikarci v.s. degerleri sorgulayarak onlardan kurtulayim/arinayim, hem de kurtulamayanlari notr algilayayim.

Yani insanoglunun en genis mekaninda her farkli cografyasinda, her farkli tarihinde verilen tum bu etiksel, ideolojik inancsal ve dogru ile sahiplenilen, sabitlenen ve dogru mucadelesi verilen tum bu degerlerin, insanoglunun hem insansal, hemde tursel butunluk olarak yasamasinin onunde bir engel oldugunu algilayayim.

Iste mekanin, neresinde dogulursa dogulsun, verilen bu tabularin kendi aralarinda icerik farki olsa da, insanligin onunde bir engel olma farki yoktur.

Demekki, bu etiksel, ideolojik inancsal tabular, mekanin her cografyasinda, her tarihinde veriliyormus. O zaman benim mekan olarak hangi cografyada yasarsa yasasin, bir insanoglu turu ile birlikte, beraber ve butunluk icinde yasayabilmem, bu degerlerin ortadan kalkmasina, ya da en azindan, disaridan bakilarak notr algilanmasina baglidir.

Ozaman evrensellesmek; mekanin hangi cografyasi ve tarihi olursa olsun, hangi icerikte bir etiksel ideolojik inancsal dogru savunursa savunsun, bunlarin hepsi, insanoglunu ayiran, cikarci tabulardir ve bunlardan arinmak gerekir oldugunu algilamaktir.

Ayni zamanda da sahiplenen ve sabitleyen insanoglunu bu konuda notr algilamak ve hic bir sekilde, hic bir kimseyle, etiksel ideolojik inancsal dogru savasimina girmemek gerekir. Hic bir ideolojik inancsal etiksel dogruyu da sahiplenmemek ve sabitlememek gerekir.

Iste insanoglu birinin, insansal icerik olarak, mekansal anlamda kendi turunun baska bir biri ile birlikte ve butunluk icinde yasam ve iliski surebilmesinin icerigi ve kurulan bagi bu EVRENSELLIK algisi, bilgisi, bilinci, farkindaligidir."

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
19-05-2010, 01:24
Saygideger arkadaslar;

Daha once harflerin, dilini cizimsel olarak aciklamistim.

Sayfa 23
Mesaj 228 - Harflerin cizimsel Anlami.

Simdi de harflerin dilini aciklayacagim.

Mono-M'in yuvarlanmis uste konanlari: Matter, madde, mesele; Mind, dusunce; mean, anlam; means, arac/gerec; main,ana/esas/asil v.s.
One-yuvarlanmisin disari cikarimi
two-twist, burkulmus, ic ice gecmis
Duo-bolunmus kullanimin yuvarlanmisi
Tri-toplam, yukseltim
Four; fonksiyonun karakteri
five- Fonksiyonun egilimi
six-kendisi(y) x
seven-se (kendisi) nin maximum sinirlanisi
eight-disari cikanin, yerlesmis toplami
nine-doganin/dogalligin disari vurumu
ten-elde tutulabilir maximum toplam.

Bunlarin algilanabilmesi, harflerin dilinin algilanabilmesi ile paraleldir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-05-2010, 02:07
Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun, kendi adina/eliyle/ait/icin ortaya koydugu, dogal dusuncesinin en buyuk sorun ve cikmazlarindan biri teslimiyet kavrami/olgusu/konusudur.

Teslimiyet, kendi bunyesinde; teslim olmayi/almayi ve etmeyi; teslimiyeti uygulayani/uzerine uygulanani/teslim olus yon ve yontemini icerir.

Eger ortada bir teslimiyet var ise; bir guc/otorite/iktidar/insandisi bir deger (her turlu yaratici, madde, varolus, metafizik ideolojik ve etiksel inancsal dogrular) vardir.

Tarih sureci icinde, inasanoglunu tarihler boyu kendi turu icinde birbirine teslim etmis ve teslim alanlar ile, teslim olanlar arasi bir mucadele vermistir.

Bu mucadele, genelde insanoglu turunu kendi icinde ikiye bolmus; teslim alma zihniyetini ortaya atanlar ve uygulayanlar (kanunlar, yasalar, yaptirimlar, yonlendirmeler, kurulan etiksel sistemler ve pesinde kosulan ve ugruna mucadele verilen ideolojik inancsal izmler, kisaca insanoglunun bir arada, cografi ve tarihler ayrimci yasam ve iliskisini saglayan soyut ve somutlasan olgular, degerler, veriler ve tabular) ile, uzerine teslim olmasi uygulananlar( kendilerinden ortaya tarihsel olarak konulan, yasalar, kanunlar cercevesinde dusunup, davranilmasi istenenler)

Burada teslim alma/olmayi saglayanda, teslimiyetin yon ve yontem olarak sistemlesmesi ve duzen haline getirilmesidir.

Insanoglu, 1430 lar sonrasi, bilhassa bilim ve bilimsellige yonelmesi ve bilim ve bilimsellige tarihsel olarak hiz ve ivme kazandirmasi, bu felsefeden gelen ve genellikle nancsalliga dayanan teslimiyete bir alternatif olmustur.

Yalniz, bu alternatifle de teslimiyetci zihniyet devam ederek, teslimiyeti; kendi tur bunyesinden disariya, yani insandisina tasimistir. Bunlar, onceleri madde ve doga olarak deger almis ve sonralari evrim ve evren olarak devam etmistir.

Butun bu teslimiyet zihniyeti, nihilizm ile yeni bir boyut kazanarak; tamamen insanoglu eliyle/adina/ait/icin ortaya konumunun "hiclenmesi" temelinde (bu hiclenmeye, her turlu soyut ve somut ideolojik inancsal metafizik ve etiksel degerler dahildir, yok temelli izmler, nihilizmin; pozitivizm, ateizm, isimcilik temelli metafizikleri ve yukumsuzluk temelli ahlaksal etigidir), yeni bir teslimiyet yon ve yontemini getirmistir.

Iste dogal dusuncenin bu akilci teslimiyet olan son duraginin da insandisi teslimiyeti, akilli tasarimci temelli, madde, her turlu yaratici, evrim, varolus v.s. dir. ya da akilli tasarimci olan insanoglunun en kucuk bolunmez biri bireydir.

Bunlarin her ikisi de, kendi cikar ve bencillikleri temelinde verdikleri insaoglu ozellikli icerik ve kurduklari baglarla, ya teslim almakta, ya da teslim olmaktadir.

Bu teslimiyetin isleyisi de iki turludur. Ya bireyci akilcilik cikisli, sirf kendi cikar ve bencilligini dusunen ve her seyi bu yolda kullanim araci haline getiren ve her turlu insan ve insanlikdisi dusunce ve davranisi kendi cikar ve bencilligi icin sahiplenen ve sabitleyen, amerikan idealizmi, emperyalist zihniyet, soros ideolojisi ve evengalist orgutlenmedir.

Bunun butun amaci, biryerde insanoglunu ortacagin karanlik donemine cekmek ve teslim almayi, uzerinde teslimiyet uygulananlar temelinde, bilim ve bilimselligi de buna alet ederek, kalicilastirmak ve dogalsallastirmaktir.

Birey ayagi ise iki turludur. Ya bireyci aktif cikisin hem kendi turu hemde herseyi sirf kendi cikari icin var saymak ve bu bencil cikar temelinde dusunce ve davranis ureterek kendine teslim almaktir.

Pasif cikis ise, ikna olma/etme temelli "gonulluluktur", "Banane, ben kendi hayatimi yasarim, baskasi beni ilgilendirmez" temelli, bananecilik, ya da kendisini tamamen benligi ile yok ederek, tamamen insandisi bir degere ona icerik vererek ve onunla bag kurarak teslim etmektir. Bu da genellikle mono temelli bir deger icerigini tasir. Felsefenin varolusculuk akiminin varolusu ve monoteizm en bilinen ve belirgin olanlardir.

Butun bu aciklamalardan sonra insanoglu bir tur ve turunun biri olarak neden bu teslimiyeti kendine ve turune ayrimci temelde layik gormekte, ustelik teslim oldugu ne ise, ya da teslim almak istedigi ne ise, onun icin hemde yasamini feda ederek bir mucadele vermektedir?

Iste butun bu ve buna benzer sorularin cevabida; insanoglunun kendi eliyle/adina/ait/icin ortaya koydugu ve hic sorgulama geregi duymadigi veya sorgulamayi sadece yapilandiris ve isleyis bunyesinde yaptigi dogal dusuncesidir.

Iste insanoglu DOGAL DUSUNCESINDEN ARINAMADIKCA/KURTULAMADIKCA NE TESLIMIYETTEN, NE DE ONUN ZIHNIYETI, SOYUTLAMASI SOYUTU VE SOMUTUNDAN DISARI CIKAMAZ.

Kendi kendini de bir tur olarak, herzaman bir mucadeleye, savasima, ayrima ve ayristirima, bencillige, cikara, guce, otoriteye, iktidara ve bunlari saglamak adina da, her turlu insandisi ve insanlikdisi, ustelik kendi ortaya attigi her turlu; metafizik ve etiksel; ideolojik inancsal veri, deger ve tabularinin dogruluguna ihtiyac duyacak ve bunlari sabitleyip, sahiplenecek ve bu ugurda canini verecek ve verdirecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
22-05-2010, 22:02
Saygideger arkadaslar;

Daha once harflerin, dilini cizimsel olarak aciklamistim.

Sayfa 23
Mesaj 228 - Harflerin cizimsel Anlami.

Simdi de harflerin dilini aciklayacagim.

Mono-M'in yuvarlanmis uste konanlari: Matter, madde, mesele; Mind, dusunce; mean, anlam; means, arac/gerec; main,ana/esas/asil v.s.
One-yuvarlanmisin disari cikarimi
two-twist, burkulmus, ic ice gecmis
Duo-bolunmus kullanimin yuvarlanmisi
Tri-toplam, yukseltim
Four; fonksiyonun karakteri
five- Fonksiyonun egilimi
six-kendisi(y) x
seven-se (kendisi) nin maximum sinirlanisi
eight-disari cikanin, yerlesmis toplami
nine-doganin/dogalligin disari vurumu
ten-elde tutulabilir maximum toplam.

Bunlarin algilanabilmesi, harflerin dilinin algilanabilmesi ile paraleldir.

Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili Evrensel-insan,

Mesaj 228 ile birlikte bu mesajını rica etsem biraz daha açabilirmisin?
"Bunlarin algilanabilmesi, harflerin dilinin algilanabilmesi ile paraleldir"demişsin.
Mesela 7 neyin kendisi?

Saygılarımla...
UlUl

evrensel-insan
22-05-2010, 22:12
Saygideger UlulElbab;

Mesaj 228 ile birlikte bu mesajını rica etsem biraz daha açabilirmisin?
"Bunlarin algilanabilmesi, harflerin dilinin algilanabilmesi ile paraleldir"demişsin.
Mesela 7 neyin kendisi?-UE-

Oncelikle, koseye hosgeldin. Cogu kisi, bu koseye girince carpilacagini, ya da "aklini oynatacagini" dusunur.:pound::mad2:

Oncelikle, sayilarin dilini algilayabilmek, harflerin dilini de algilayabilmekten gecer. Cunku ikisi de pozitiftir. Eger istedigin bir harf var ise, onu ilet; ben de aciklayayim.

Mesela Turkce bir-Born&Raised-Yani dogmus ve yukselmis(yukseltilmis) demektir.

7 diminished seven-yani kucultulmus 7'li (X-4+Y-3=7) demektir. Bu 7'li insanoglunun her hangi bir kavrami aciklamadan, herhangibir algiya ad veya isim icerigi vermeden, olusturulmus, yapilanis ve isleyisinin, ctetolojik ve evrensel AYNISIdir. Bu ayni, adlanan ya da isimlenenin, soyut, somut, ozne nesne v.s. olmasini etkilemez. Yani bu 7'li NEYI SEY YAPAN NOKTALAMADIR, HER TURLU NOKTALAMANIN ACILIMIDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
22-05-2010, 23:04
Saygideger UlulElbab;

Mesaj 228 ile birlikte bu mesajını rica etsem biraz daha açabilirmisin?
"Bunlarin algilanabilmesi, harflerin dilinin algilanabilmesi ile paraleldir"demişsin.
Mesela 7 neyin kendisi?-UE-

Oncelikle, koseye hosgeldin. Cogu kisi, bu koseye girince carpilacagini, ya da "aklini oynatacagini" dusunur.:pound::mad2:

Oncelikle, sayilarin dilini algilayabilmek, harflerin dilini de algilayabilmekten gecer. Cunku ikisi de pozitiftir. Eger istedigin bir harf var ise, onu ilet; ben de aciklayayim.

Mesela Turkce bir-Born&Raised-Yani dogmus ve yukselmis(yukseltilmis) demektir.

7 diminished seven-yani kucultulmus 7'li (X-4+Y-3=7) demektir. Bu 7'li insanoglunun her hangi bir kavrami aciklamadan, herhangibir algiya ad veya isim icerigi vermeden, olusturulmus, yapilanis ve isleyisinin, ctetolojik ve evrensel AYNISIdir. Bu ayni, adlanan ya da isimlenenin, soyut, somut, ozne nesne v.s. olmasini etkilemez. Yani bu 7'li NEYI SEY YAPAN NOKTALAMADIR, HER TURLU NOKTALAMANIN ACILIMIDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Sayın Evrensel-insan,
Benim çarpılma korkum yok:) Bilirsin cinlere ve perilere de inanmam.

Ancak sen "dolu" bir insansın ve bu doluluğunun sonucu olarak binlerce mesaj asmış bir düşünce sistemi geliştirmişsin.
İnsanoğlu bu tür bir Beyin karşısında ürkebilir.Tartışmaya girmekten kaçınabilir.Çünkü Bilgi birikimine güvenen azdır.
Benim için sorun değil çünküben "BilMEdiğini bilen" bir insanım.
Aynı zaman "ne Bildiğini bilen" bir insanım.
Bildiğin gibi insanlar dört gruba ayrılırlar;
1-Bildiğini Bilenler
2-Bilmediğini Bilenler
3-Bildiğini Bilmeyenler ve
4-Bilmediğini Bilmeyenler
İşte bu dört Grup insan arasında keskin hatlar yoktur...Geçişler vardır.
En zor olan "Bilmediğini Bilmiyen" insan tiplemesidir.
Bu tür bir insanoğlu bireyine laf anlatamazsın.Çünkü Bilmediğini bilmiyordur.Diğer bir deyişle Herşeyi Bildiğini zannediyor,kendisini yeni bilgiye kapatıyordur.
Bilmediğini Bilen insan ise sorduğu isabetli sorulardan tanınır.
Bilgiye açık,eleştiriye açık ve komplekslerden arınmıştır.

Saygıdeğer Evrensel-insan,
diminished seven aynı zamanda bir Müzik terimi değil mi?
Sen toplamEvrensel-insan felsefesinin kökenini neye dayandırıyorsun?
Nereden kaynağını alır bu felsefe?
Uzak-doğu mu? Yoksa sıfırdan sana mı ait? Bu düşünce sistemini ilk olarak nereden duydun,gördün ve sahiblendin?Kaç yıldır üzerinde kafa yoruyorsun?
Hangi aşamadan aldın ve nereye ulaştırdın? Senden sonra ne olacak=?

Saygılarımla...
UlUl

evrensel-insan
22-05-2010, 23:17
Saygideger UlulElbab;

diminished seven aynı zamanda bir Müzik terimi değil mi?

Evet, ayni zamanda muzik terimi.

Sen toplamEvrensel-insan felsefesinin kökenini neye dayandırıyorsun?

Insanoglunun, dusunce ve davranista (yani fiziksel gorunum de degil) insanlasamamasina ve evrensellesememesine, herseyin sey oldugunu ortaya koyan olmasina v.s.

Nereden kaynağını alır bu felsefe?

Gozlem, arastirma, irdeleme, sorgulama, nedenselleme, cikarsama, curutme, bilissellik, epistemoloji, bilgi, birikim, bilinc v.s.

Uzak-doğu mu? Yoksa sıfırdan sana mı ait? Bu düşünce sistemini ilk olarak nereden duydun,gördün ve sahiblendin?Kaç yıldır üzerinde kafa yoruyorsun?
Hangi aşamadan aldın ve nereye ulaştırdın? Senden sonra ne olacak=?

1994'ten beri. Tamamen bana ait, yalniz, takibettigim kadariyla, benden once orasi/burasi dogal dusunce bunyesinde (disari cikamadan, buna x ve y de dahil) ortaya konmus.

Benden sonra, birey bilinci ve bunun evrensellesmesi ve sonrada insansallasmasi, yeni bir dil yapilanisi ve isleyisi, yeni bir algilama sistemi v.s.

Bunlar kisa cevaplar, seninkide is yani; 11000 kusur yaziyi, bir mesaja sigdirayim, istiyorsun:caked::peep::loco:

Ki bunlar sadece burada yazili olanlar, 1994-2008 arasi, hep kendime yazdim. Bunlar da toplansa bir kac kalin cilt eder. Bu arada yapilmis sekiller de var.

Oyuzden konu konu gidersek, daha net izah edebilirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
23-05-2010, 00:21
Saygıdeğer Evrensel-insan,
Vaktin olduğunda lütfen bana insanın neden monoloğu olabileceğini ve insandışı hiçbirşeyle dialoğa giremeyeceğini detaylı olarak anlatırmısın?
Lütfen bana mesaj no ve Link verme...Biraz zahmetli olacak biliyorum ama daha önce deklarasyon şeklinde yazdıklarından ziyade bana özel anlatım olsun istiyorum:)
Sonuç olarak orada sana soran oldumu yada kim sordu bilemem...Ben UlulElbab olarak soruyorsam,cevabıda bana özel olsun isterim.:first:
Eee peygamberleri düşün,onlarda bir yeni düşünce sistemi getirmişler,onlarla alay eden,anlattıklarını dinlemeyen hatta eziyet eden insanoğlu,sana mı acıyacak ve inanacak:whoo:
Birde yine konuya ilişkin, uzaylıların varlığı kanıtlanırsa ve insanla iletişime geçerlerse veya hatta şuan bile geçiyorlarsa senin bu iddian çökmez mi?

Saygıarımla...
UlUl

evrensel-insan
23-05-2010, 01:31
Saygideger UlulElbab;

Vaktin olduğunda lütfen bana insanın neden monoloğu olabileceğini ve insandışı hiçbirşeyle dialoğa giremeyeceğini detaylı olarak anlatırmısın?-UE-

Birde yine konuya ilişkin, uzaylıların varlığı kanıtlanırsa ve insanla iletişime geçerlerse veya hatta şuan bile geçiyorlarsa senin bu iddian çökmez mi?-UE-

Onc ikinci cumlenden baslayayim. Uzaylilar, nerden gelecek, uzaydan, yani evrenden; o yuzden evrensel, eger kendileri bizlerle bizim dilimizle dialog kurabilip te, evrendisindan geldiklerini soylerler se, o zaman da; en genis, mekan, bosluk, habitat v.s. olarak evren yerine onun ...sel'ini kullaniriz.:target:

Gelelim birinci soruna; bu konu cok detayli ve bu baslikta her bir detaya ait mesaj mevcut. O yuzden ben ana hatlariyla ve kisa kisa deginecegim. Sen sonra herhangibir kisminin acilimini istersen, bakariz.:nod:

Monolog, karsilikli ayni tur mustakil var olan varligin arasinda, ortak bir dialog, iletisim, karsilikli iletim icin gerekli olan bir yapilanmadir. Bu yapilanmanin temeli, linquistik, yani dilin kurallari ve kaideleri, etimoloji, dilin tarihsel sureci ve language, konusulan/yazilan dildir.

Insanoglu bu monologu, yansiyanin, duyum veya duyusuyla algiladigini kavramlastirarak, yansitmasi, donusturmesidir. Yani yansiyanin turevi olan yansitmasidir.

Elimize bir sey aldik, bu sey ile ilgili, once bir ?! isareti belirdi, iste bu isaretin anlami var demektir ve bir pozitif noktadir. Ya da bir sey dusunurken bu ?! isareti belirebilir. Sonra bunu algilamak icin sorduk, ne var?, iste bu isaretin sorusudur. Sonra da cevap verdik tas, iste bu da isaretin cevabidir.

Simdi burada dikkat edilmesi gereken onemli bir nokta, bu elimize aldigimiz seyin, bizle bir dialog kuramamasidir, yani "merhaba, ben tasim" dememesidir. Aksine bizim ona "sen tassin" dememizdir, ikinci onemli nokta da bir itirazin gelmemesidir, yani "sen bana tas dedin ama, ben aslinda tas degil, ...im" seklinde bir itirazin gelmemesidir.

Yani tas; insanoglunun varladiginin yansisini, algilayip, kavramlastirarak, bu kavrami, algiladigi var ile ozdeslestirip, "tas" demesidir. Bunun en onemli nedeni, insanoglunun bu tas diye adlandirdigiyla, kuracak oldugu iliski ve bu tas diye adlandirdigiyla, kendi turu arasindaki ortak bir hitabedis kullanimidir.

Iste bu temelde, insanoglu kendi dahil; monologuyla herseyi ortaya koyar, ortaya koydugu sey, kendisini ortaya koyamaz ve ortaya konan sey, insanoglu olmadan ortaya konamaz.

Yani, insanoglu olmadan eger ortada bir sey varsa, bu insanoglunun monologu degildir.

Bu monologun insanoglu disi algilananlar icin, bir sorunu yoktur, cunku algilama/yansitma tek tarafli ve insanoglu taraflidir.

Asil sorun insanoglu turu icinde baslar, cunku ben sana "sen busun" dedigimde, senin hem kendini ortaya koyabilme, hem de itiraz edebilme olanagin vardir. Ne yazikki, insanoglu bu dil yapisinin monologunda ve dilin, kesinlik, sonlama, noktalama, sabitleme, sahiplenme v.s. ozelliginden ve de emirsel yapilanisindan dolayi, bu tek tarafli monologun, iletisim icin degil de; TEK TARAFLI BIR ILETI oldugu ortaya cikar. Iste tartismanin temeli de budur. Cunku sen, benim dedigim mi/yoksa kendi dedigin misin?, ustelik, kesismesel, kulaksal ve sessel temelli boyutsuz dil, iki seyin de yanyana gelmesine izin vermez, cunku ses sadece tekini ortaya koyar. Istte bu dialogu olmayan, mono iletinin gecerliligi, dogru ile percinlenmeye calisilmis, yani soyut dilin, soyut bir ispatina yonelinmistir. Bu yuzden de, ayni tasin ortada olmadigi gibi, insanoglunun kendisi ortaya cikamamistir. Cunku sey, kendisini ortaya koyamaz.

Eger index sayfasina bakarsan, bu konu ile ilgili, yazilmis mesajlar var ve hepsi, bu konuyu detayiyla acikliyor. O yuzden simdilik, burada kesiyorum. Acilmasini istedigin yrler var ise, bildir, detayina inebilirim.

Son olarak, insanoglunun erkegi; "ben erkegim, sen disisin, ikimiz birden insanOGLUYUZ" demistir. Bu da dilin, karakterinin erkeksel oldugunu kanitidir.

Bunu soyle de aciklayabiliriz "Ben, hem beni, hem seni ortaya koyuyorum, ama ortaya koyan ben, ortada yokum, ortaya konani benim karakterim belirliyor ve benim ortaya koydugum aslinda sensin, ama sen de ortaya konani benim karakterim ile belirliyorsun"

Yani, xin fonksiyonu olan y sadece x eliyle ortaya konur. Bu da ne ortadaolanin, x ne de y nin kendisi olmadigi demektir, cunku y x karakteri tasir ve y nin kendisi yoktur. O zaman ortaya konan ne olursa olsun, x karakterli, y gorunuslu, sekilli, sekillenislidir. Yani x, kendisinin tersini, kendi karakteriyle ortaya koyar. Ortaya konan da, x karakteri tasir, ama x in tersinin, yani y nin kendisi ortada yoktur.

Yani tas, ne x ne de y dir. X karakterli ve y sekillenisli, goruntuludur. Ya da soyle soyliyeyim. Tas hangisidir, tasi ortaya koyan mi, tas olarak ortaya konanmi, yoksa linquistik olarak ortaya koyum mu, yani t-a-s- Iste bu ucu, bir noktada kesismistir.

Ben ile senin farki, y nin tek olan ucunun kimi isaret edecegidir. Eger y yi bana dogru tutarsan beni, sana dogru tutarsan seni isaret eder, ama; ben ya da sen; ortaya koyan mi, ortaya konan mi, yoksa ortaya koyum mudur?

Iste dogal dusunce, dil yapilanisi ve isleyisi ile bunlari cevaplayamazsin.

Neyse, burada kesiyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
24-05-2010, 08:47
Saygideger arkadaslar;

Birin, turumuz adina ifadesi, bireydir. Bir bireyin yasam ve iliskisinde bir uclem vardir. Bu uclem, birin kendisi, birin turu ve bir ve turunun ortaya koyduklaridir.

Birin kendi adina dusunce ve davranisi: BIREYSEL
Birin turu adina dusunce ve davranisi: INSANSAL
Birin kendisinin ve turunun ortaya attiklari adina dusunce ve davranisi:KAVRAMSAL

Demekki, bir ne hakkinda dusunup, davranirsa; bu bir uclemdir.

Birin, "ben" olarak dusunup davranmasi, "benim dusunce ve davranisim" demesi, bu uclemi icerir.

Biri cogullastirir ve birler olarak algilarsak; Iste BIRIN YASAM VE ILISKISI BU UCLEMDIR.

Birlerin BIREYSEL dusunce ve davranislari, sadece o biri ilgilendirir ve her bir BIREYSEL duzeyde aralarinda olan her farkli dusunce ve davranisi saygi ile karsilamalidirlar. Buna birin, adi, milliyeti, cinsiyeti, tum etiksel (dini, ahlaki, geleneksel, tarihsel olarak kendisiyle ozdeslestirdigi, kisilik ve kimligini olusturan degerler v.s.) degerleri, tum Dusunce sistemi (metafiziksel olarak kendisine inancsal dogruladigi ideolojisi), BIREYSEL yasam ve iliski tarzi, hoslandiklari, kisaca kendi adina sectigi ve yasadigi yasam ve iliskisi.

Iste basta her bir, biribiriyle olan iliskisinde BIREYSEL her turlu onun kisilik ve kimligini olusturan ve kendi icin sectigi ve uyguladigi yasami; tum farklariyla birlikte algilamali, saygi duymali, mudahele etmemeli, karismamalidir. Yani, her bir kendi BIREYSEL YASAM SECIMINI, baska bire mal etmemeli, kendi bireysel yasam bicimini, nasil yasamak istiyorsa, baskalarinin da kendinden farkli yasam bicimini saygi ile karsilamalidir ve mudahele etmemelidir.

Iste birlerin, olusturdugu bireylerin BIREY TOPLUMU BUDUR.

Birin Turu adina olan dusunce ve davranisina gelince, bu rada her bir kendi birinin sectigini ortaya koymaya hakki vardir, yalniz, eger turumuz insan ise; o zaman bu konudaki saygi ve ortaklik, INSANI ONE CIKARMAK olmalidir. Yani hic bir birin turu adina dusunce ve davranisinda, bencillik, cikar, ayrimcilik olmamali ve tum birler, turu adina birligi, beraberligi, butunlugu; tum bireysel yasam bicimi farklariyla, bir ahenk halinde yasamalidir. Yani tartismanin ortak karari, her bir birin bireysel yasam biciminin, insan turu butunlugu, birligi ve beraberligine yakisir, uygun temel ve icerikte olmalidir.

Iste birlerin olusturdugu bireylerin bu toplumu INSANSAL TOPLUM dur.

Simdi gelelim en onemli konuya; bireyler, bir arada yasarken, hem kendilerini, hem turlerini, hemde algi ile dile getirdigi herseyi, KAVRAMSAL ifade ederler. Iste bu da birlerin, ve de birler tur butunu insanin ortaya koydugu, dili, felsefesi, inanci, tum bilim dallari, teknigi, birlikte yasam kosullari, ustunde yasadigi dunya, algiladigi evren, dogasi, diger canli ve cansiz varliklar ve de bunlarin, ne oldugu, nasil olustugu v.s. temelli ortaya koyumlar.

Burada da onemli olan, herseyden once insansal yapi ve isleyisinin birlikteligi ve butunlugunun korunmasi ve bunu bozan her tur, ayrimci, cikarci, bencil, yasami geri plana iten soyutun ve somut sekillenmenin eliminesi, insansalliga yakisir uygun, diger canlilari ve dunyayi, dogayi, evreni, koruyup, kollayacak, teknik ve bilimsel gelisimi saglayacak, dusunceler, oneriler, tartismalar uretebilmek.

Simdi, bu yaziyi okuyacak olan her yazar arkadas dusunsun; bir mesaji dile getirmeden once, o mesajin iceriginin ne oldugunu ortaya koyabiliyor mu?, yani dile getirmek istedigi mesaj, BIREYSEL MI?, INSANSAL MI?, yoksa KAVRAMSAL MI?

Yani, dile getirecegi mesajinda, sadece kendi ile ilgili dusuncelerimi dile getiriyor?, Turu ile ilgili, onlarin yasam ve iliskilerinin duzeni, sistemi, her turlu etiksel degerleriyle ilgili goruslerini mi dile getiriyor?, yoksa; turunun ortaya koydugu, herhangi bir soyut degeri, ya da somut bir veriyi mi dile getiriyor?, mesela, bilim, inanc, izm, evren, evrim, yaratici, varolus, madde v.s. ile bunlarin ne oldugu, nasil olmasi gerektigi v.s.

Iste buradaki sorun, birin mesajinda bu uclemin hangisinin yada hangilerinin dile geldiginin algilanmamasi, hatta dile getiren birin, bunubilincinde olmamasidir. Cunku, birinci tekil sahis veya karsiti 2. tekil sahis dil ve usluplu mesajlarda, hitap edilenin, ne oldugu sorunu vardir. Yani, hem dile getiren, BIREYSEL, TURSEL, KAVRAMSAL farkini verememekte ve algilatamamaktadir, hem de okuyan, dile gelen mesajin BIREYSEL MI, TURSEL MI, KAVRAMSAL MI? oldugunu algilayamamaktadir. Zaten bu uclem hem ortaya konabilip, hem farklariyla algilanabilse, neye saygi gosterilecegi, neyin tartisilacagi, neyin ortaya konacagi, neyin gorus, neyin yorum oldugu, neyin kabul, neyin red oldugu, neyin bilgi, birikim, bilinc v.s. paylasimi oldugu, neyin suclama, satasma, elestiri v.s. oldugu iste o zaman daha net ve acik algilanir.

En son bunu bir ornekle belirtelim. Ben diye baslayan bir cumlede, anlatilmak istenen, BIREYSEL MI/TURSEL MI/KAVRAMSAL MIDIR?

Yani "benim ahlakim" ornegindeki verilmek istenen mesaj, bireysel mi, tursel mi, kavramsal midir.

Iste bu baglamda, benim hem bireysel, hem de evrensel-insan olarak tursel ve kavramsal mesajlarimin farkinin algilanmasi veya ortaya konan mesajda verilmek istenenin bireysel mi, yoksa tursel veya kavramsal mi oldugunun algilanmasi, en azindan o mesaja cevap verirken, neye cevap verildiginin bilincinde ve farkinda olmasini getirir.

Eger mesajlarimizdaki, birin bu ucleminin mesaj olarak hangisinin verildigi farkini ortaya koyabilirsek, mesajlar, hem yazari, hem de okuru adina daha bir netlik ve algilama kolayligi kazanir ve belkide boylece, satasmalar, atismalar ve kisilik kimlik degerlerine yoneltilen ithamlar, elestiriler v.s. ortadan kalkar. Cunku tartisma hakkimiz, sadece tursel ve kavramsal konularda vardir, bireysel konuda yoktur, bireysel konudaki bir tartisma, sadece mudaheledir, zorlamadir, iknadir kisaca saygisizliktir. Hak ve ozgurluk ihlalidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
30-05-2010, 23:14
Saygideger arkadaslar;

Ben evrensel insan algisiyla, nihilizmi; hem bu baslikta, hem de diger basliklarda ve de actigim grupta v.s. ara ara ve yer yer dile getirdim.

Bu mesajimda nihilizmin insanoglu tarihindeki yer alisinin ne oldugunu ve neler getirip/goturdugunu isleyecegim.

Herseyden once nihilizm, insanoglu tarihinde bir ilke imza atmistir. Bu ilk insanoglu dogal dusuncesinin, hem hicligini, hem de bu dusunceye teslimiyeti, yani dogal dusuncenin insanoglu eliyle ortaya konan en temel celiski/sorununu ortaya koymus ve CIKISI, INSANOGLUNUN KENDI KENDINI, KENDI MAHKUMUYETINE BIRAKMISTIR.

Nihilizm oncesi, insanoglu hem kendi turu bazinda, hem de insandisi bazindaki temel sorun ve celiskiyi ortaya koymustu. Bunlardan insanoglu eliyle yaratilani (emek-sermaye, ezen-ezilen, uretim celiskisi, uretim-tuketim v.s.), yani insanoglunu enternasyonel icerikte tam bir kutuplamayi ve yine insanoglunun insandisi celiskisi (madde-dusunce, evrim-yaratim, var-yok ) ni varlik ve olusumu (varolus) temelinde de ortaya koymustu.

Yalniz bir seyi ortaya koyamamisti, o da insandisi (kah insanoglu eliyle ortaya konan etiksel tabular, kah insanoglu eliyle ortaya koyan metafizik ideolojiler) dogrunun karsitini.

Iste nihilizmin, hiclemesi; aslinda ortaya konan seyin, tamamen bir insanoglu urunu oldugu ve insandisinin hicligiydi. Buradan da yeni bir karsitlik ortaya cikiyordu, insanoglunun en kucuk, bolunmez butunu birey ile, bu bolunmez butunlerin geldigi yer yani insanoglu turu. Iste insandisi sey temelli herseyi hicbir seye donusturen nihilizm, insanoglunuda turu ve biri olarak karsi karsiya getiriyordu.

Eger dogal dusuncenin, kokenini olusturan temellerini hatirlarsak, nihilizmin yaptigi, bu temelleri insanoglu turu ile biri arasinda birbirine karsit kilmakti. Yani, nihilizm bir yerde insanoglunun insandisiligini hiclerken, insanoglunu kendi bunyesinde biri ve turu olarak INSANLIKDISILIGA MAHKUM EDIYORDU.

Iste nihilizmin basaramadigi, INSANOGLU BIRI ILE TURUNU BIRLESTIREMEMESI, ARALARINDAKI ILISKIYI KURAMAMASI VE BIRINI DIGERINE "DUSMAN KILMASIYDI" Bu da zaten nihilizm eliyle iflas etmis, dogal dusuncenin son duragiydi.

Insanoglu yeni bir dusunce sistemi, yolu, yontemi, yapilanisi ve isleyisi arayip, bulacagi yerde; tarihinde gorulmemis bir IC CELISKI VE SORUNUN ICINE DUSTU.

Nihilizm, insandisiligin hem etiksel hem de metafizik ideolojilerini, inanclarini ve dogrularini hicleyerek, insanoglu turune degil; aksine onun biri olan bireye tam da dogal dusuncenin insanlikdisi temelleriyle kapi aciyordu.

Iste bireyci akilcilik olan ve dogal dusunce aklinin son duragi olan bu dusunce ve davranis tarzi, dunya ve insanoglunu herseyiyle birlikte yeni bir kaosun kucagina atiyordu. Birey bilincini, turu ile birlestiremeyen bireyci akilcilik, insanoglu tarihinde gorulmemis yeni bir insanlikdisi doneme giriyordu.

Bunun en belirgin uzantisi, nihilizmin yarattigi ideolojik inancsal dogru temelli izmlerin, bireyler eliyle, insanoglu turune getirdigi, baski, siddet, savas, zulum, iskence, diktatorluk, katliam, yani "benim dogrum icin ben herseyi yaparim, bana hersey mubah" anlayisinin, cikari, bencilligi, iktidari, gucu ve otritesiydi. Bu birey duzeyden, toplumsal, kitlesel ve dunya duzeyine eristi. Egitim olarak, bireyler biribiriyle yaristiriliyor, herkes "en dogru benim, benim dusuncem, izmim, yasamim, dusunduklerim" v.s. savasina tutusuyordu.

Insansal/evrensel bilinci alamamis ve bilincsiz birey, insandisi etiksel ve metafizik tabu, veri ve degerlerin hiclenmesiyle, yukumluluk ve sorumluluk olarak kendi kendini buyuk bir boslukta, ozgurlukte, sinirsizlikta v.s. gormeye basladi. Insanoglu tarihinde, insanoglunun bu en kucuk birimi, deyim yerindeyse, canavarlasti, toplumsallasti, kitlesellesti, sistemlesti ve buyuk bir guc ve otorite haline geldi.

Bunun yansisi, ana olarak iki turluydu, aktiflik ve pasiflik. Kisi eger bulundugu cografyanin sartlarindan ve dusunce yapisindan dolayi, birey olamamis ve birey olarak yetismemisse, genellikle, insandisi bir tabu, Ideoloji, inanca dogru olarak sarilarak ve kendi kisiligini bu ugurda hicleyerek, dogrusuna teslim oldu ve bu ugurda savasim verdi ve veriyor. Buna tum etiksel ideolojik inancsal dogrulari katabiliriz. Siyasal, dini ve milli konu etigin bunyesindedir.

Aktifligin, birey yonu ise, birey olarak yetisen fakat birey bilinci alamayan toplumlarda, bireylerin ceteler kurmasi, saga sola saldirmasi ve kendi bireyci cikari icin, topluma her turlu insanlik disi dusunce ve davranisla zarar vermesiydi, serial katiller, kovboylar, eline silah alip, okul, hastane v.s. basanlar, yolda kisilere silah zoruyla her turlu zarari verenler v.s.

Bunun disindaki aktif cikis, amerikan idealizminin, soros ideolojisinin evengalist orgutlenmesi, adalet, hak hukuk v.s. hice sayilarak ulke isgalleri, olum kamplari v.s.

Nihilizmin pasif yansisi da ulkelerin gelismisligine gore degisiyordu. Genelde birey yetisen ulkelerde bir bananecilik ve robotsallik hakim olurken, birey yetismiyen ulkelerde, kisiler ya "ben kendi hayatima bakarim, gerisi beni ilgilendirmez" temelli, ya da bosluga dusulmuslukten kaynaklanan bir psikolojik bunalim ve ne yaptigini bilmemezlik, ya da insandisi metafizik ve etiksel ideolojik inancsallara yeni bir icerik vermek suretiyle, pasif olarak bu verilen iceriklere teslim oluyordu. Bu da genellikle, dini ya da inancsal iceriklibir yeni tanricilik anlayisiydi. Cunku bu tanri ve inanc, kisiye bir gorev yukumluluk ve sorumluluk yuklemiyordu. Sadece kisiyi, pasif kiliyor ve kisi bu pasifligini, kendini inandirdigi bu insandisi tabu ile besliyor ve onu bahane ediyordu.

Aslinda butun bu gecmis zaman olarak ifade ettigim cumleler, gecmiste baslamasina ragmen bugunde ayni temelde ve geliserek devam ediyor.

Nihilizm, insanoglunun kendi kendine yapilandirdigi, sekillendirdigi ve isleme koydugu ve de "dogal" olarak kendi kendine algilattigi, dogal dusuncenin; hem aktif, hem de pasif icerigi olarak son duragidir. Yani akil bencilliginin, cikarinin son duragidir.

Ya nihilizm oyle veya boyle bireyin insanoglu turu yani kendi turu ile olan cikarci, bencil v.s. dusunce ve davranisini, herhangibir insandisi tabuya, ya da kendi egosuna, aktif veya pasif TESLIM ALARAK/OLARAK, yasamini surdurecek, ya da yepyeni bir ufukla; kendi birey bilincini, kendi turu ile butunluyerek ve birlestirerek, evrensel/insansal bilinc duzeyine eristirme/ulastirma savasini, kendi adina ve kendi icin, kendi devrimini yaparak kazanacaktir.

Oyuzden her bir kisinin, kendisine dogumdan itibaren verilen ve onu yasatan tum etiksel, metafizik ideolojik inancsal tabu, veri ve degerlerin dogrularini sahiplenip, sabitleyip onlar ugruna yasamini da hice sayarak, bir savasim vermek yerine; insan olmak ve insanlik sunmak adina, bu insandisi ve insanlikdisi degerleri sorgulamali v.s. ve de insan olmak ve insanlik sunmak ile mukayese etmeli ve insan olmak ve de insanlik sunmak adina ihtiyac temelinde degerlendirmelidir. Insan olmaya ve insanlik sunmaya engel olanlari da, kendi adina elemeli, onlardan kurtulmali/arinmalidir.

Tabi butun bunlar, icinde bulundugu dusunce ve davranis yapi ve isleyisinden insan ve insanligi adina rahatsiz olanlar ve zarar gorenler icindir.

Bu rahatsizligi duyanlar ve zarar gordugunun farkinda ve bilincinde olarak algilayanlar, kendi birlerini turleri ile birlestirebilirler ve butunlestirebilirler, iste birey bilincinin, yasami boyu yol aldigi bu hedef evrensel insandir. BIREYIN EVRENSEL INSANLIGIDIR.

Nihilizm "belasindan ve tikanmis dogal dusuncenin temellerinden ve kokeninden kurtulmanin/arinmanin yolu ve yontemi de budur.

Oyuzden nihilizmin neyi hicleyip, neyi seyledigini cok iyi algilamak gerekir. Cunku nihilizmin hiclediginin yerine koydugu sey,

INSAN VE ONUN INSANLIGI ADINA DEGIL; ONUN SADECE BIRI ADINADIR. BIRIN INSANDISI VE INSANLIKDISI TESLIMIYETI/CANAVARLIGI/BANANECILIGI/ ROBOTLUGU/PSIKOLOJIK BUNALIMIDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
07-06-2010, 18:06
Saygideger arkadaslar;

Nihilizmin actigi kapidan ilk gecen yazarlardan biridir. Buradaki "ben" bencilligin, ya da egoizmin degil; benin ne oldugunu ortaya koymaktir.

Oyuzden ben ile bencilligi lutfen, birinirine karistirmayalim.

Ben'in bencil olup olmamasi ile, benin kendi icin yasamasi farkli konulardir.

Ben, benin kendi icin yasamasi konusuna, birey bilincinde deginmistim. Ben, insanoglu turu birinin kendisini kendi adina kendi degerleriyle ortaya koymasi, yani birey bilincidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ovidius
07-06-2010, 20:46
Saygideger arkadaslar;


Ben'in bencil olup olmamasi ile, benin kendi icin yasamasi farkli konulardir.


Saygilarimla;
evrensel-insan

Mesela? Sevgili evrensel insan?

Bilmediğim için soruyorum.Bencillikle,kendi için yaşamayı nasıl ayırt edebiliriz?

evrensel-insan
07-06-2010, 21:01
Saygideger canip atay;

Bilmediğim için soruyorum.Bencillikle,kendi için yaşamayı nasıl ayırt edebiliriz?-c.a.-

Benin, bir kac yansi sekli vardir. Bu once ikiye ayrilir, bireyci ve bireysel. Bireyci demek, cikarci demektir, bireysel demek, kendi adina demektir.

Bencilligin ne oldugunu algilayabilmek icin; birey bilinci gerekir. Bizim toplumdan ornek verirsek; toplumsal kisilik sahibi birinin, ideolojik inancsal dogru savunusu ve bu dogruya baskasini kazandirma mucadelesi,bencillik degildir. Oyuzden, BIREY EGITIMI ALMAMIS BIR KISI BENCIL OLAMAZ. Yani konu, genin bencilligi degildir. Yani, bir birin kendini beslemesi, yasatmasi, korumasi, kollamasi v.s. bencillik degildir. Bencillik, kendi cikari icin, baskalarini kulanmak ve onlari kendi cikarina alet etmektir. Oyuzden de toplumsal kisilik sahibi, bir kisi; bencil olamaz.

Dolayisiyle, birey bilincli bir kisi, ya sirf kendini ve kendi cikarini dusunur ve bunun icin her turlu dusunce ve davranisi "mubah" sayar; ya da, sadece kendi bireysel kisiligini ortaya koyma mucadelesi verir. Yani, ona dogumdan beri verilen ve onu baskasi olarak yasatan degerleri; kisi kendi bireysel degerlendirmesiyle, kendi oz dusunce ve davranisi yapar. Yani, dogumdn itibaren verilen degerlerle yasamak yerine, bunlari degerlendirerek kendi degerleriyle kendini yasatmaktir.

Toplumsal kisilik; yasaminin onune bir etiksel veya metafizik temelli ideolojik inancsal bir dogru koyabilir ve bunun icin kendini feda edebilir. Birey olan, yasaminin onune baska bir deger koymaz, kendi yasamini kendi yasar. Bireyci ise; kendi yasaminin duzeyi icin, baskasinin yasamini hice sayar.

Iste bu temelde "gen, benseldir" diyebiliriz.

Saygilarimla;
evrensel-insan


EDİT:

Arkadaşlar,

''Ayn Rand'' başlığında, Ayn Rand'ın felsefesini görüşebiliriz. Fakat her başlıkta ''evrensel insan''ın felsefesinin yazılması konuları dağıtmakta. Dilenirse yukardaki mesajları ''evrensel'in köşesi''ne de taşıyabilirim.

saygılarımla
ulpian

evrensel-insan
07-06-2010, 21:51
Saygideger ulpian;

Actigim baslik haric, diger iki mesajimi, bu basliga tasima ricami "kirmayip" tasidigin icin, tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
07-06-2010, 21:53
Saygideger canip atay;

Eger istersen "ben/bencillik" konusuna, buradan devam edebiliriz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
08-06-2010, 21:26
Saygideger arkadaslar;

Genelde birbiri ile, kavram anlam, ifade ve icerik olarak "karistirilan bu uc kelimenin, aciklanmasi; kendi aralarindaki farklarin farkina varilmasi, Tarihte yapilan, Darwin'in "guclu olan ayakta kalir" aciklanmasinin, ters algilanip; sosyal Darwinizmi ve hatta fasizmi yaratmasinin sonucunu, bir yerde onlemek icin; Dawkins'in "Gen bencildir" aciklamasini ve Ayn Rand'in "Ben" aciklamasini ve Nihilizmin Birey aciklamalarini, cok iyi algilamak ve Darwin'de dusulen yanlis algilamasina dusulmemek gerekiyor. Cunku bir insanoglunun yaptigi bir aciklama, hele hele yanlis ve ters algi ile degerlendirilip, kitlesellesince; toplumsal insandisi ve insanlikdisi dusunce ve davranislar kacinilmaz oluyor.

He seyden once, bu uc kelimenin birlestigi ortak bir yapiyi ortaya koymak gerekir. Bu yapi, mustakil var olan varlik olarak DOGAN bir yapidir.

Her bebek, tabulu rasa olarak, yani 0 dusunce ile dogar. Dogan bir bebegin neden agladigi, onun mustakil var olan varlik olarak YASAMINI DEVAM ETTIRMESININ bir isaretidir. Yani, bir mustakil var olan varlik, YASAMAK ICIN DOGAR. Iste dogan bir mustakil var olan varligin, beslenmesi en basta onun yasamasinin geregidir. Yine bir bebek, mustakil var olan varligi bu yasamsal anlamda bir rahatsizlik duyarsa, aglar. Mesela, genirmek istediginde, yani gaz cikariminda, altini kirlettiginde, susadiginda, aciktiginda, bir yerinde agri hissettiginde v.s.. Iste bebegin, mustakil var olan varlik olarak; yasamsal rahatsizligini dile getirmesi ve bunun giderilmesi; BEBEGIN BENCIL, BIREY VE BEN oldugu anlamina gelmez. Istersek, mustakil var olarak dogan bir canlinin, bu yapisini, DOGAL/EVRIMSEL YASAMI olarak telaffuz edebiliriz.

Eger biz bu duruma "bencillik kavrami eklersek, bebegini yasatmak icin, ona karsiliksiz bakan annesinin, ya da baska canlilarin baska bir canliya karsiliksiz YASATMA YARDIMINI aciklayamayiz.

Dolayisi ile, mustakil var olarak dogan bir canlinin yasamini surdurmesi ve yasamini surdurmek icin rahatsizlikarini dile getirmesi, beslenmesi v.s. BIR BENCILLIK DEGIL; DOGUMUN YASAMIDIR.

Yukarida basligi olusturan uc kelime de, insanoglu mustakil var olarak dogan varligi adina, yasamda ogrenilen, anlam ve icerik yuklenen soyutlama eliyle, soyut/somutlastirilan kavramlardir.

Bu uc kelime de, insanoglu tarihi acisindan nihilizm sonrasi, felsefe ve psikoloji de anlam ve icerik kazanmistir.

Peki nihilizm oncesi, ben/birey ve bencillik yok muydu? Bunu soyle aciklayabiliriz.

Birincisi, mustakil var olan varligin dogarak yasamini surdurmesinin bencillik olmadigini belirtmistik.

Soyle bir soru soralim. Eger bir mustakil var olan varlik, dogumuyla birlikte yasamini surdurmek icin yasiyorsa; nasil oluyorda, toplumsal olarak bir etiksel ve metafizik ideolojik inancsal dogru icin canini feda edebiliyor, nasil oluyorda yasaminin onune etiksel, metafizik inancsallari koyabiliyor?

Iste bu sorular bile, mustakil var olan varligin, ne kendi mustakil varliginin bilincinde oldugunu, ne yasamin onemini algiladigini, ne de kendi yasamini kendisinin yasayip, yonlendirdigini acikliyor.

Cunku eger oyle olsaydi, hic bir mustakil var olan varlik; kendi yasamini, kendisine verilen bu etiksel ve metafizik inancsal degerler icin feda etmezdi.

Iste, insanoglunun bu toplumsal yasam olarak ortaya attigi bu etiksel ve metafizik inancsallar eliyle kurulan duzenler, sistemler v.s. olamazdi.

Dolayisi ile, insanoglu nihilizme kadar; sadece kendisini dil olarak ortaya koyabilmek icin, 3. tekil sahis zamiri "ben" i kullanmistir. Tum yaptigi da, kendi turu arasinda, yine kendi yarattigi bu etiksel ve metafizik ideolojik inancsallar ugruna arasinda dogru savasi vermis, kendisini bu degerlerle yonetmis ve yonlendirmistir.

Yani nihilizm oncesi, bilincli ve farkindalikli olarak, ne bir ben, ne bir bencillik, ne de bir birey bilinci yoktur.

Simdi gelelim, bu uc kelimenin, nihilizm sonrasi nasil bir anlam ve icerik farki kazandigina.

Eger, mustakil var olan varligin, dogumu, yasamak ise; bu bencillik degildir.

Peki bencillik nedir? Bencillik, mustakil var olan bir varligin, bilincli olarak BASKA BIR VARLIGIN YASAMINA, MUDAHELESI VE KENDI CIKARI ICIN BASKA BIR VARLIGI KULLANMASIDIR.

Yalniz, buradaki, cikar; etiksel veya metafizigin getirdigi ideolojik inancsal dogrularin, dogrular arasi savasimi degil; direk, BEN'IN KENDI BIREYSEL CIKARIDIR.

Sonucta, etiksel ve metafizik degerler icin dogruluk savasimi veren, zaten bu savasim adina, yasamini ikinci plana almistir ve ne beni, ne de bir birey olmasinin bilincinde ve farkinda degildir. Oyuzden de bencillik soz konusu degildir.

Oyuzden herseyden once, bir kisi, ben ve birey bilinbcini almis olmali ve farkinda olarak bencillik yapmalidir. Yani MUSTAKIL VAR OLAN VARLIGININ HEM BILINCINDE, HEM DE FARKINDADIR. Dolayisiyle, bu mustakil var olan varligi, yani ben'i kendi yasatacak ve kendi yasamina yon verecek bilinc ve farkindaliga sahiptir. Iste bir mustakil var olan varligin, bu bilinc ve farkindaligi, BENIN BIREYSELLIGIDIR.

Bencilllik ise; benin bireyselliginin farkinda ve bilincinde olan bir birin; sirf kendi beni ve bireysel cikari icin, baskasinin ben ve birini kendi beninin bireyselligine alet etmesi, kullanmasi ve kendi beni icin, "herseyi mubah" kilmasidir, yani bireyci akilciliktir.

Iste bu temelde, mustakil olan varligin, ben ve birey bilinci; onun bencil oldugu anlamina degil; sadece kendi benini bireysel olarak kendi yasattigi anlamina gelir. Kendi dusunce ve davranisiyla. Iste bu bilinc ve farkindaligin, sirf bir cikar ugruna, baska benlere mudahelesi, yani onlarin hak ve ozgurluklerini, kendi bireysel beni icin, kullanmasi ve harcamasi, bencilliktir ve bireyci akilciliktir.

Iste bu temelde "genin bencilligi" ve Ayn Rand'in "Ben" i cok iyi algilanmalidir. Tum bunlar, ayrica, ego, super ego, alter ego, v.s. temelli insanoglu algi gelistirimini icerik olarak ta ne oldugunu algilamaya yardimcidir.

Birey bilincinin, iste bu baska benlere mudahele etmeme bilinci ise olmasi gereken evrensel insansalliktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
12-06-2010, 02:33
Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun bilinc, birikim, bilgi, deneyim, egitim, ogretim v.s. duzeyi ne olursa olsun, yasam ve iliskileri; ihtiyac ve giderim uzerinedir.

Yalniz benim bu konuya deginmekteki amacim, bu ihtiyac ve giderimin bilinc, birikim, bilgi, deneyim, egitim, ogretim v.s. farkina gore, yani kendisine dogumdan itibaren verilen, her turlu metafizik ve etiksel ideolojik inancsal deger, veri tabu dogrularini, sorgulaa, degerlendirme, bilmeye yonelme v.s. gore, ters orantilidir.

Bir milliyetci, milli duygulara, bir teist, kendini inandirdigi yaraticiya, bir dinsiz teist, kendini inandirdigi yaraticiya, bir nonteist, kendini inandirdigi, maddeye, evrime, evrene, varliga veya bir demokrat demokrasiye, bir sosyalist sosyalizme v.s. IHTIYAC DUYAR ve bu duydugu ihtiyaci da, dogruluguna inandigi seye kendini yasamini ve iliskilerini vererek giderir.

Ilginc olan, bir milliyetcinin, milli duyguya duydugu ihtiyac ve giderimi, bir enternasyonalin duymamasidir.

Iste ilginc olan, bir milliyetcinin, henuz sorgulamadigi milli duygularina bagimliligindan gelen ihtiyac ve giderimi, bir enternasyonelin, milli duygularini sorgulayip, bu milli duygulara ihtiyac duymamasindan dolayi giderim de gerektirmez. Ama; enternasyonel bilinc duzeyine ulasamamis bir milliyetci de, ayni nedenlerden enternasyonalizme bir ihtiyac duymaz ve giderime yonelmez.

Iste tum tartisma, bu iki bilinc farki arasindaki, ihtiyac ve giderim farkidir. Biribirilerinin ihtiyac ve gereksinimini algilayamadiklarindan da, her biri kendi ihtiyac ve giderimini, birbirine kabul ettirme mucadelesi verirler.

Aslinda, enternasyonelist bilinc duzeyinin, milliyetcilikten "ustun" oldugu dusunulurse, sizce bu tartismada, olgunluk, anlayis, kavrayis, algilama v.s. hangisinden gelmelidir?, ya da neden bu kisir dongu tartismasinin, ikisi de farkinda ve bilincinde degildir.

Buradan iki onemli nokta cikar, insanoglu kendisine dogumdan itibaren verilen tum deger, veri ve tabulari, sorguladikca ONLARA DUYDUGU IHTIYACTAN KURTULUR ve bir giderime yonelmez. Cunku bu ihtiyacini zaten sorgulayarak gidermis ve bilinc asamasini gerceklestirmistir.

Eger bir kisi, IHTIYAC YOKSA GIDERIM DE YOKTUR'u algilar, kavrar bilincine ve farkina varirsa, mesela bir teisti, non teist yapmaya ugrasmaz. Cunku teistin, ihtiyacinin teizm oldugunun bilincine ve farkina varir.

Bir teistin, zaten non teist olabilmesi, teizm ihtiyacini giderirse mumkundur. Cunku o zaman teizme ihtiyac duymaz.

Iste sorun-cozum ikilemi de, bu paraleldedir. Yani, bir kisi sizin sorun olarak gordugunuzu, sorun olarak gormuyorsa; sizin ona gostereceginiz cozumun hic bir anlami yoktur. Cunku o sorunu goremediginden, cozume de yonelmez.

Iste bir teistin, teizmini sorun olarak gormesi, onun teizm ihtiyacini gidermeye basladiginin bir isaretidir ve eger bu giderimi istiyorsa, giderme/cozum paralel gidecektir.

Cunku o durumdaki ihtiyac, teizm degil; teizmin giderilmesi ihtiyacidir. Iste bu durumda olan kisi, bir nonteisti daha net kavramaya, algilamaya baslar, hele hele nonteistin degindigi konular, onun sorguladigi konular ise.

Iste bu temeldeki saglikli bir bilgi, bilinc, birikim, deneyim v.s. alis verisi; birinin sorguladigi, digerinin o sorgulamaya yardimci oldugu durumdur.

Bu durum, her deger, veri tabu, her izm, her ideoloji ve her inancsal icin gecerlidir. Cunku bu durumda, bilinc verenin verdigini algilayabilecek, kavrayabilecek, degerlendirip, sorgulayabilecek, verilen bilince acik bir alan vardir.

Zaten bu durumda, her bir kisinin yasam ve iliskilerinde, kendisine verilen yanitlardan, sorulan sorulardan, konusma ve yazismanin, dil ve uslubundan v.s. algilanir.

Oyuzden, ancak IHTIYAC GIDERIMINE ACIK BIR KISI, IHTIYACINI GIDEREBILIR. Yoksa, sadece IHTIYACINI BESLER VE TATMIN/MEMNUN EDER. Cunku o ihtiyaci gidermek degil; korumak, savunmak, kollamak v.s. durumundadir.

Eger ihtiyac giderimi yoksa, sorun gorumu ve cozum de yoktur, sadce kisinin icinde bulundugu duzeyin ihtiyacinin tatmini, memnuniyeti v.s. vardir.

Buda IHTIYACIN AFYONUDUR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
12-06-2010, 04:30
Sayın Evrensel-insan,

"İhtiyacın Afyonu" ifadesini biraz daha açarmısınız?

Birde geçişler konusuna değinmek gerek diye düşünüyorum...

Benim tesbitime göre bir teistin inancını "en ateşli" veya "hiddetli" savunmaya başladığı dönem "Afyonunun patladığı" dönemdir.
Yani artık kendi iç dünyasında sorgulama başlamıştır.
Bu dönemde içeride ki "karmaşa-kaosu" bastırabilmek için daha yüksek hassasiyet söz konusudur.Siz ne dersiniz?
Mesela bir Milliyetci Enternasyonalizme geçerken daha sessiz ve sakin bir geçiş yapar.Ancak sürekli ırkcı veya Milliyetci tacizlere maruz kalırsa Milliyetciliğe rucu etme/irtica etme (geri dönme) olasılığı vardır.
Bu çoğu zaman geçici/temporal bir irticadır.O taciz/saldırı karşısında takılınan bir tavır olabilmektedir.
Örneğin size İngilterede TÜRK olduğunuzu varsayarak Ayrımcılık yapsalar,
sizde zaman içinde evet ben Türküm vurgusunu Tepki olarak gösterirsiniz.
Benzer bir yaklaşım Kürtler için geçerli...Avrupada Kürtler her ne kadar Türklerden ayrı olduklarının altını çizmeye çalışsalarda,Avrupalının dışlayan Algısı bu ayrımı yapma gereği görmemekte ve hepiniz/topunuz aynısınız diyerek Birleştirici rol üstlenmekte.
Bunu bir gözlem olarak ifade etmek istedim.Umarım bu güzel yazı serisinin ahengini bozmamışımdır.
Saygılarımla...
UlUl

evrensel-insan
12-06-2010, 04:57
Saygideger UlulElbab;

"İhtiyacın Afyonu" ifadesini biraz daha açarmısınız?

Kisi hangi dogal dusunce bilinc duzeyinde olursa olsun, bu bilincinin benligi olan kisilik ve kimlik degerleri, verileri tabulari eger onun ihtiyaci ise, sadece o ihtiyaca sarilacak, onu sabitlestirecek, sahiplenecek, savunacak ve onun icin yasaminin da onune koyarak mucadele verecektir. Burada bir ihtiyac giderimi olmadigindan, sorunu goremiyecek ve bilinc yukseltimi temelli cozume yonelemeyecek ve kendisine sunulan sorunu algilayamayacak, kavrayamayacak, dolayisiyle sadece karsi cikacak, elestirecek, gerekirse satasacak, alaya alacak, belki de fiziksel kuvvete bas vuracaktir. Cunku bu konudaki ihtiyac, onun boyunduruk tutsakligi ve bu ihtiyacini korumak, kollamak ve kendini bu temelde, mutlu kilmak ve tatmin etmek istemesi de onun afyonudur. Buradaki afyon, dusuncenin bu konudaki dusunmesini, sorgulamasini, arastirmasini onleyen ve onune set ceken anlamindadir, buna kalbi muhurlu, gozleri kor v.s. temelli, bence pekte hos olmayan terimlerde yukleyenler vardir.

Birde geçişler konusuna değinmek gerek diye düşünüyorum...

Gecisi, ben mesajimda ihtiyacin giderimine yonelim, yani diyelim ki milliyetciligi sorgulamaya baslama. Ama bunun ihtiyaci giderecegi garantisi yoktur. Sonucta benlikten birakma ve benlikte tutma, koruma ikilemi, kisilik ve kimlik degerleri acisindan, kisinin her turlu duzey durumuna gore farklilik gosterir. Oyuzden ateizmden teizme, enternasyonelizmden, milliyetcilige (ulusalcilik) donus olmasi mumkundur. Bu aslinda bilincin geri gitmesi degil; benligin kisilik, kimlik sahipliginin galip gelmesidir.

Benim tesbitime göre bir teistin inancını "en ateşli" veya "hiddetli" savunmaya başladığı dönem "Afyonunun patladığı" dönemdir.
Yani artık kendi iç dünyasında sorgulama başlamıştır.
Bu dönemde içeride ki "karmaşa-kaosu" bastırabilmek için daha yüksek hassasiyet söz konusudur.Siz ne dersiniz?

Bence bu jilet gibi iki tarafli keser. Bence ne tarafinin kazanacagi, kisinin baskasi ile degil; kendi ile olan mucadelesine baglidir. Tatmin mi/giderim mi?

Mesela bir Milliyetci Enternasyonalizme geçerken daha sessiz ve sakin bir geçiş yapar.Ancak sürekli ırkcı veya Milliyetci tacizlere maruz kalırsa Milliyetciliğe rucu etme/irtica etme (geri dönme) olasılığı vardır.
Bu çoğu zaman geçici/temporal bir irticadır.O taciz/saldırı karşısında takılınan bir tavır olabilmektedir.

Tabi ki, mumkundur Bu aslinda bilinclenme surecinin, ne kadar bilincli ve farkindalikli yapilmasi ile paraleldir. Bir de kisi bu bilinclenme de tikanmadan yol alabilirse, daha kolay olur..

Örneğin size İngilterede TÜRK olduğunuzu varsayarak Ayrımcılık yapsalar,
sizde zaman içinde evet ben Türküm vurgusunu Tepki olarak gösterirsiniz.

Benim, bilgi, birikim, bilinc, farkindalik ve tecrube duzeyim, buna izin vermez. Cunku ben bu konulari toplumsal degil; bireysel alirim. Bu cok onemli bir farktir, ustelik ne kisilik, ne de kimlik tabu temelli benliklememisimdir. Konu eger, kisisellige indirgenirse, o zaman da bireysel hak ve ozgurlukler devreye girer.

Benzer bir yaklaşım Kürtler için geçerli...Avrupada Kürtler her ne kadar Türklerden ayrı olduklarının altını çizmeye çalışsalarda,Avrupalının dışlayan Algısı bu ayrımı yapma gereği görmemekte ve hepiniz/topunuz aynısınız diyerek Birleştirici rol üstlenmekte.

Benim gozlemlerim pek bunu dogrulamiyor, cunku bir kurt milliyetcisinin, ilk "nefreti" Turk' karsi oluyor. Ayni bir Japon'un Cin'liye, ya da bir K. Korelinin, G.Koreli'ye oldugu gibi. Eskiden, Turk/Kurd degil; Turk/Yunan'di.

Mesela, Turkiye'den kendi tuttugu taki degil de, rakibi bir takim, Avrupa kupasinda ise, milliyetcilik benligi temelinde destekler. Avrupa' da ise, milliyetcilik bile rekabetin onune gecemez.
Bunuda bir gözlem olarak ifade etmek istemiştim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
12-06-2010, 05:18
Saygideger UlulElbab;

Konu daha net algilansindiye, insanoglunun BILINCSIZ YASAYABILECEGINI, AMA BENLIKSIZ YASAYAMAYACAGINI vurgulamakta yarar var.

Iste dogal dusuncenin de en kokensel sorunu bu. Cunku BU BENLIK INANCSALDIR. Birincisi, kendi tur benligi en sonda, birey benligi ondan bir oncedir. Bunlar ustelik dogal dusunce ile algilanamaz.

Kisinin kisilik ve kimligini olusturan benlikler ise, dogumdan verilen ve cografi tarihi, etiksel yapiya gore sekillenir. Once milli veya dini benlik gelir, sonra etiksel (ananevi, kulturel, toresel, ailevi, siyasal, sosyal v.s. ) benlikler gelir.

Bu etiksel benliklere, bir de metafizigin varsal ve olsal izmleri eklenir, materyalizm, benlii maddedir, idealizm, benligi dusuncedir, pozitivizm, benligi pozitivitedir. Marxizm, benligi emektir, panteizm, benligi evrendir, kiminin ki evrimdir, kimininki varolustur, kiminin ki her turlu ve hercesit, yaratici/programlaici/tasarlayici v.s. dir. Yani ortada olmayan iki benlik vardir, biri insanoglu turu, digeri birey. Para, olum, de benlik olabilir, bazan da donem donem psikolojikkavramlar benliklesir, nefret, sevgi, katliam, cinayet, gurur, hirs, intikam v.s.

Bir tek bil kokenini algilayasn ve onun ne oldugunun bilincine ve farkina varan, benlik edinmez. Cunku benligini zaten dogustan alir ve bunu kendinin ve turunun YASAMINA adar, BU BENLIK BILISSELDIR, bil koken ise, bilincin besleyicisidir. Iste sana birey olmuslugun evrensel/insansal/kavramsal/epistemolojik/bilissel/insanmerkezci bilinc ve farkindaligi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

arkhetip
15-06-2010, 06:14
Sosyalizm neden basarili olamadi?

Saygideger arkadaslar;

Kapitalist uretim iliskilerinin tarihsel gelisiminde once Ingiltere ic savasi ve sonraki Fransa Ihtilali'nden sonra,hem kapitalist iliskiler,hemde milli bilinc birlikte yukseldi.

Bu sirada feodal koyluler-isciye,feodal beyler-burjuvazi(sehirli) ye donusunce;Marks ve Engels Kapital ile birlikte diger kitap ve yazilariyla Insanlik tarihinin ilk ve en uc iki ayrimini ortaya koydu.(emek-sermaye) boylece yine tarihte ilk defa evrensel temelde ayni toprak altinda yasayan topluluklar iki buyuk kutuba bolunmeye basladi.

Bu bolunmeyi de ilk defa Lenin o zamanki carlik Rusya'sinda iyi orgutluyerek,Carlik Rusya'sini yikarak kendi deyimiyle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi'ni kurdu.Iki ana sorun vardi;

1)Devrim ust yapida gerceklesmis,ulke henuz kapitalist uretim iliskilerine hem fiziksel hem de dusunsel bakimdan hazir degil,

2) Cumhuriyetler Birligi,yani milli bilincin gelismeye tarihsel hiz verdigi zamanda bir sinir altinda birbirlerinden farkli dil ve kultur yapisina sahip topluluklar var.

Butun bunlar olurken.Kapitalizm de kendi ic sinirlarina sigmaz duruma gelmis,bilhassa Afrika kitasina yayilarak kapitalizmi dis somuru-sermaye ye donusturerek emperyalizme gecmis.

Tekrar Lenin'e donersek, o birseyin farkindaydi.ulke halki kapitalist uretim iliskisi yasamazsa ust yapi devrimi alt yapiya tasinamayacak ve devrim uzun omurlu olmayacakti.Bu yuzden ulke icinde kapitalist uretim iliskilerini gelistirmeye karar verdi.Dusuncesinde"ben ulkeyi sosyal yapiyla idare ettigim olcude kapitalizm ust yapiyi ele geciremez"vardi.Bu dusunce temelinde kimsenin zengin olmasina izin vermeyecekti.Bunun icin herkesin ana ihtiyaclarini karsiliyor,ekstra parasi olanlar bu nu para ustune cevirmesin diye paralari belirli araliklarla degistiriyor,elde biriken paralari gecersiz kiliyordu.Boylece devlet ekonomik olarak guclenmis,ve dunya artik emperyalistlerin at kosturdugu eski dunya degildi.Artik ciddi bir rakipleri vardi.

Stalin,Nihilizm'in de etkisiyle ulkesinde katliam yapmis (kendine gore belki hakli nedenleri var) ve halkinin cogunun nefretini kazanmisti.Bu arada parti uyeleri daha rahat ve ferah yasamaya baslayinca toplum icinde ister istemez ekonomik yasam farki dogdu.

Bu arada emperyalistler bos durmuyor ulke icinde bolucu milli ayrisma propagandasi yurutuyordu.Kendi toplumunu bir arada tutmakta zorlanan SSCB birde sinir disindaki ulkeleri kendi gibi yapma hevesine katilinca,-ki bu sozde marxist girisimi amerikan idealizmi Afganistan ve Irak ta uyguladi ve baska ulkelerde de uygulayacaga benzer.(Amaclar farkli olsa bile SSCB ve ABD'nin yaptiklari ayniydi) Afganistan'i isgal ederek kendiside emperyalistlerin yontemini uyguladi.

Stalin den sonra artik ust yapidakiler Lenin gibi dusunmemeye basladilar.Boylece alt yapiyi hazirlayayim derken ust yapi degisiyordu.Afganistanda basarili olamadiklari gibi,kendi ulkelerinde de geriye donus baslamisti.

Tabi bu arada emperyalistlerin hem terorismi dunyaya tanitisini,hemde ulke icindeki soros calismasini goz ardi etmemek lazim.Sonrasi corap sokugu gibi geldi once SSCB parcalandi ve gercek (arzulanan,kitaplara yansiyan) sosyalizm alt yapiya yayilamiyarak olusamadan bitti.Kominizm onun ust ve kendi kendisine gelecek asamasiydi.

YERYUZUNDE SOSYALIZM YA DA SOSYALIST URETIM ILISKILERI HIC GERCEKLESMEMISTI.KALDIKI KOMINIZM.

Aslinda Osmanli Imparatorlugu ve Carlik Rusya'si o kadar cok benzerlikler tasiyordu ki,ikisinde de feodal uretim iliskileri hakim surmekteydi ve ikiside milli yukselisi ve onun getirdigi toprak kaybini durdurmayi bilmiyorlardi.Tek fark rusya ilk basta toprak kaybina ugramadan SSCB ne donusebilmis,osmanlilarda boyle bir gelisme olmadigi icin topraklarini tutamamisti.

Lenin'in devrimiyle Ataturk'un devrimi de benzerlikler tasiyordu.Ikiside ust yapi devrimiydi.Ikiside ust yapi devrimini alt yapiya tasimak icin toplumsal uretim iliskilerini kapitalist yapmak zorundaydilar.Lenin'in Ataturk'e yaptigi silah ve ekonomik yardim dayanismasi bu yuzdendir

.Lenin SSCB'ni cok toplumlu ulke yapisini bilerek kurdu.

Ataturk cok toplumlu yapiyi tek toplum altinda toplamayi tercih etti.

Bir yerde SSCB'ni parcalayan soros ve terorizm oldu.Turkiye Cumhuriyeti uzerinde ayni terorist (ustelik icsel-PKK) ve soros calismasi var.SSCB parcalandi,Rusya kaldi.Umarim Turkiye Cumhuriyeti Sevr'e gore parcalanip yerine Ilimli Islam Cumhuriyeti kalmaz.Bunun boyle olmamasi yani tarihin tekerrur etmemesi icin ne yapacaksak,nasil yapacaksak,kimlerle yapacaksak v.s. yapalim.Inanin vaktimiz kalmadi,tarih aleyhimize isliyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Damdan düşer gibi oldu ya neyse
Soros genç sivilleriyle Türkiye'ye de el attı. genç sivillerin finansörlüğünü üstlenen soros, turuncu devrim vb lerinde de aynı herzeyi yedi. ,

Konuyla ilgili haber http://haber.sol.org.tr/serbest-kursu/otpor-kmara-pora-ve-genc-siviller-mert-uzun-haberi-21345

evrensel-insan
15-06-2010, 06:35
Saygideger arkhetip;

Taaa gerilerde kalmis msajimi, one cikarip; yaptigin katki icin tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-06-2010, 02:34
Saygideger arkadaslar;

Insanoglu, tarihin bir doneminde kendince ihtiyac duyarak, dusuncesinde sezgisi ile yarattigi ve TEKLESTIRDIGI, inancsal kavram; yaraticiya, bilimin bilhassa evrim icerikli gelismesi temelinde, yeni bir oznel icerik vermistir.

Eskiden, "ol" deyince olan varlik, icerikli inancsal kavram yaratici; iki yuzyildir, nesnenin, oznel icerigi olan harekete de el atarak, nesnenin oznel hareketini "uslenmistir"

Insanoglunun, "programlayici/tasarlayici" v.s. dedigi bu oznel icerik; evrimsel degisimin, donusumun, baskalasimin ve olusumun, islevini; bir oznel icerik veren Kim, sorusuna cevap olarak cikmistir.

Goruldugu gibi, bilim ve bilimselligin; felsefeye biraktigi, var ve ol kokenli, varlik, madde, v.s. yi "ol" temelli sahiplenen yaratici; insanoglunun vedigi bu yeni oznel icerigiyle, felsefenin, varliginin, maddesinin hareketini de programlayan, tasarlayan v.s. olma cabasi icindedir.

Burada, bilim ve bilimselligi, var ve ol kokenli turetilen kavramlarla ilgilenmese bile, evrenin, evrimin, dunyanin, doganin her turlu hareketinin getirdigi, degisim/donusum/baskalasim/olsum adina, bu yeni oznel icerikli programlayici/tasarlayici yaraticiya, bir cevap vermek durumundadir.

Bu cevapta, su an itibariyle, madde, nesne temelli; evren, doga, dunya ve bunyeside barindirdigi her turlu canli/cansiz parcanin, IC DINAMIGI oldugudur.

Aslinda, evrim, evren, doga, dunya hareket halinde ve durmadan, kendi bunyesindeki, her turlu canli/cansiz parcalarin degisimini, donusumunu, baskalasim ve olusumunu evrimsel hareket olarak aciklarken, gerek dogal secilim, gerekse, mutasyonu bir IC DINAMIK olarak aciklamalidir.

Sonucta, oznel icerigi, ya insandisi bir programlayici, tasarlayici, ya insandisi bir nesnel kavram, madde, varlik, evren, doga, dunya, evrim, ya da INSANOGLU VERECEKTIR.

Iste bu oznelicerigi, kendinin verdiginin bilincinde ve farkinda olmayan insanoglu, bu oznel icerigi veren, kendi disinda bir kaynak arayacaktir. Bu kaynakta, ya bir inacsal kavram olan programlayici/tasarlayici yaratici, ya da nesnel kavram olan; evren, dunya, doga, evrim, madde, nesne, varlik olacaktir.

Gunumuzde, en azindan bu oznel icerigin vereninin, nesnel kavram oldugunu bilimsel olarak ortaya koymak, IC DINAMIGI ortaya koymaktir.

En azindan, bu ortaya koyus; bugun yeni oznel icerik kazandirilan yaraticinin programlayiciligi ve tasarlayiciligina bir rakip durumundadir. Ya inanc/inancsalligi, felsefeyi guclendirecek, ya da bilim/bilimselligi, epistemolojiyi one cikaracaktir.

Taki, tek bir oznel icerik veren parcanin insanoglu turu ve biri oldugu algilanana kadar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
29-06-2010, 18:30
Saygideger arkadaslar;

"Evrensel'in Kosesi'nin ilk mesajindan gunumuze kadar olan mesajlarinin toplam index-icindekiler-ini veriyorum. Boylece, tum mesajlarin basliklari, bu mesajdan bulunabilecek.

Evrensel'in Kosesi

Sayfa 1
1 - Tanri Nedir Kimdir?
2 - Bir Tanim Insanlik
3 - Insan Hak ve Hukuku-siir
5 (ve 37) - Adem Havva ve Ayrilmislik felsefesi, insanin evrensel sorunu
6 (ve 79) - Sey Nasil olusturulmustur?
9 - Bir Vecize
10 - TC Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek?

Sayfa 2
12 - Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek? (Devami)
13 - Tarihimizi kimler yaziyor?
15 - Turkiye'nin Guncel sorunu nedir?
16 (ve 38) - Insanlik mi, Insanlar arasi ustunluk yarisi mi?
19 - Birey ve dusunsel degisim
20 - Gunumuz aydinlari ve duzeyleri

Sayfa 3
21 - Sosyalism Neden Basarili Olamadi?
22 - Turkiye'nin Guncel Sorunu Nedir?
23 - Sevgi ve Cesitleri
24 (ve 54,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
26 - Bir Senaryo
30 - Disaridan Bakis Acisi

Sayfa 4
36 - AKP ve Anayasa Degisikligi
37 (ve 5) - Adam Havva ve Ayrilmislik Felsefesi, Insanin Evrensel Sorunu
38 (ve 16) - Insanlik mi Insanlar Arasi Ustunluk Yarisi mi?
39 (ve 51,52) - Sorun-Cozum Iliskisi

Sayfa 5

Sayfa 6
51 (ve 39,52) - Sorun-Cozum Iliskisi
52 (ve 39,51) - Sorun-Cozum Iliskisi
54 (ve 24,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
55 - Vatandas Birey Ikilemi
59 (ve 24,54) - Birey ve Dusunsel Degisim

Sayfa 7
61 (ve 75) - Eupraxsophy
63 - Insanlilik-Insancilik, Turluluk-Turkculuk, Dinlilik-Dincilik
65 - Tanri ve Bireyin Insanlik Bilinci
67 - Allah'in Varligina Inanc Hak ve Ozgurluk Siniri

Sayfa 8
71 (ve 76) - Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
75 (ve 61) - Eupraxsophy
76 (ve 71)- Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
79 (ve 6) - Sey Nasil Olusturulmustur?
80 - Cikis Felsefesi

Sayfa 9
81 - TC Zorlama Tarihi Donum Noktasi
84 - Amerikan Idealizmi Cevap

Sayfa 10
94 - XY Cevap
95 (ve 273) - Uc Bakis Acisi Cevap
99 - Notur Algilama Temelinde Islam'in Dogusu ve Gelisimi

Sayfa 11
102 - Vatandas Teriminin Tarihi ve Dil Kokeni
103 (ve 104) - Birey ve Bireycilik
104 (ve 103) - Birey ve Bireycilik
105 - Milli Tanimlar
107 - Bir Seslenis
108 - Benim Yasam Felsefem
109 - Vatandaslik Cevap
110 - Iki Turlu Dunya Gorusu

Sayfa 12
111 - Kavramlar ve Ne Olduklari
117 - Kurt Sorunu

Sayfa 13
122 - Korku Felsefesi
125 - Tanrililik ve Tanricilik
126 (ve 133/134) - Kant Sonrasi Modern Felsefenin Gelisim Semasi ve Diger Uc Sema
127 - Kararsizlik Semasi
129 - Romanya Tarihi Animasyon
130 - Osmanli Tarihi Animasyon

Sayfa 14
132 (ve 136) - Notur Algi
133/134 (ve 126) - Semalarin Turkcesi
136 (ve 132) - Notur Algilama

Sayfa 15
142 - Tanriya Ihtiyac Duymamak Ne Demektir?
143 - Dil ve Onemi
144 - Yabanci Kelimelerin Anlam Yetersizli
145/149 (ve 151/156) - Metafizik

Sayfa 16
151/156 (ve 145/149) - Metafizik
159 - Nihilizmin Evrensel Cikmazi

Sayfa 17
162 - Felsefi Analiz
166 - Dusunce Madde Soyut Iliskisi
167 - Dogan Musakil Varligin Evrensel Dogumu
168/170 - Tanri'nin Islevi

Sayfa 18
172 - Farkin Farkinda Olmak
179 - Ateizm'in Aciklanmasi
180 - Ufuktaki Iran Tehlikesi

Sayfa 19
181 - Enine Boyuna Ergenekon
182 - Ayrim, Fark, Uzlasma
183 - Hukuk Nedir?
184 - Din Mentalitesi

Sayfa 20
196 - Kavram
197 - Kavram Felsefesi
198 - Karam Nedir ve Nasil Olusturulur?
200 - Kavram Cevap

Sayfa 21
202/204/205/207/208/209 - Kavram Cevap

Sayfa 22
211/213/215/219/220 - Kavram Cevap

Sayfa 23
221/223/224/226 - Kavram Cevap
227 - Antiteizm ve Dini Mentalitesi
228 - Harflerin cizimsel Anlami
229 - Bir Butun mudur Parca midir?

Sayfa 24
236 - Insanoglu ve Bilginin Kokeni
237 - Saygi ve Bilinci
238 - Mustakil Var Olan Varlik ve Metaryelism
239 - Evrensel Insan ve Bireysel Kisi Farki

Sayfa 25
248 - XY Aciklama
250 - Euproxsophy Uzerine (Tercume)

Sayfa 26
251 - Kritik Dusunce
252 - Baslangic Noktasi ve Acilim
253 - Acilim Cizelgesi
257 - Euproxsophy Uzerine 2 (Tercume)
258/260 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 27
262/264/267/269 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 28
272 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular
273 (ve 95) - Uc Cesit Bakis Acisi

Sayfa 29
285 - Euroxsophy Tercume 3
286 - Euroxsophy Tercume 4 (Son)

Sayfa 30
296 - Kavram Nedir?
300 - Var Versiyonlari

Sayfa 31
304/306 - Insanoglu ve Oncesi

Sayfa 32
316 - Ana Fikir Bir Ozet
317 - X ve Y

Sayfa 33
323/325/328/330 - X ve Y

Sayfa 34
333 - X ve Y
334 - Iki Turlu Algi
339 - Kontrol Altina Alma Mucadelesi

Sayfa 35
344 - Metafizik Uzerine
345 - Bilinc Nedir?
347 - Alisilagelmis Kutlamalar ve Gecici Gercek Disilik
348 - Ozel-Genel
349 - Insanoglunun Marifeti
350 - Fark ve Qua Yanasimi

Sayfa 36
351 - X Y
352 - Degisimin Degismez Degiskenligi
356 - Felsefi Acilim
358 - Nihilizm Cevap

Sayfa 37
362/363/364/368/369 - Marxizm/Nihilizm Karsilastirma

Sayfa 38

Sayfa 39
385 - Dogal Mantik/Farkli Mantik
387 - Bireysel Toplumsal Cevap
388 - Inanc ile Ilgili Sorunlar
389 - Inanc ile Ilgili Sorunlar Tanitim/Giris

Sayfa 40
392 - Insanligi Elde Edilene Kadar Gereken Vazgecilmezleri
393 - Ctetoloji
394 - Serbest Dusunurluk

Sayfa 41

Sayfa 42
420 - Serbest Dusunur Listesi

Sayfa 43
422 - Ctetoloji Aciklama

Sayfa 44

Sayfa 45
444 - Tanri Cevap

Sayfa 46
455 - Inanc Dusunce Cevap
459 - Ctetolojik Inanc Yapilanmasi

Sayfa 47
464 - Serbest Dusunurluk Aciklama
465 - Dusuncenin Ctetolojisi

Sayfa 48
473 - Madde Isbat
476 - Gercek Nedir?

Sayfa 49
482 - Gercek Nedir Cevap
483 - Ben Neden DOG Uyesi Degilim?
485 - Insan Varligi

Sayfa 50
492 - Milli Ozgurluk Ne Demektir?
493 - Delalet
494 - Aykiri Dusunce - Kullanim Bilim

Sayfa 51
501 - Kullanim Bilim
502 - Kim Neyi Nasil ve Ne Yapmistir?
503 - Tarih ve Gercekler
505/506/508 - Tarih ve Gercekler Cevap
509 - Parca ve Butun - Kap ve Icerik
510 - Dogrular ve Yanlislar Uzerine

Sayfa 52
512 - Dogru Gercek Farki
514 - Dogru Gercek Farki Cevap
515 - Millet ve Milliyet Farki
516 - Axioloji Nedir?
517 - Ataturk Gercegi ve Turkiyenin Gelecegi
518 - Yonlendirme Nedir?
519 - Zeist Geist
520 - Zeist Geist ve Yeni Duzen

Sayfa 53
521 - Kisi Gercek ve Dogruluk Sorunu
522 - Iman Gercegi ve Arinma
523 - Insan Oz Aleyhtecilik
524 - Bireyin Evrensel Insanligi
526/527 - Bireyin Evrensel Insanligi Cevap
528 - Dusunce/Dusunme Devirimi
529 - Bilim ve Belirtim
530 - Iletim ve Iletisim

Sayfa 54
532/535/537 - Dusunce Devirimi Cevap
538 - Yasam ve Iliskinin Ozu

Sayfa 55

Sayfa 56
552 - Inanc ve Kullanim/Yanasim Cesitleri
553 - Erkeksel Disilik
554 - Dusunduren Dusunce Nasil Olmalirdir?
555 - Tartisma Uzerine Aciklama
556 - Insan ve Rakibi
557 - Rakip ve Bireysel Eliminesi
560 - Yer (Kap/Butun), Yer Tutan Sey (Parca/Icerik) ve Zaman

Sayfa 57
561 - Bir Aciklama
562 - Kavram Kargasasi
563 - Yasam ve Iliskinin Dokuzlusu
564 - Evrim Algisi
565 - Kavram Uzerine
570 - Dogumdan Bireye, Bireyden Insana

Sayfa 58
572 - Ahlak Cevap
573 - Yasam ve Iliskiye Hayat veren Ogeler
574 - Yasam ve Iliskiyi Ogrenmek ve Bilincle Yasamak
577 - Arkadaslik
580 - Dogal Dusuncenin Ctetolojik Yapisi

Sayfa 59
581/582 - Signak Psikolojisi

Sayfa 60
595 - Birey Olabilmek Ozet
596 - Tanimlar Ozet

Sayfa 61
602 - Guc ve Otorite Nasil Bir Degisim Yaratir?
603 - Gelen Bir Ozel Mesaj
604 - Ozel Mesaja Yanit
607 - Felsefede Cagi Yakalamak

Sayfa 62
614 - Dogallik Nedir?
615 - Dusunurluk Nedir?
616 - Dusuncenin Yoklugu ve Onemsizligi
617 - Toparlayici Ozet
618 - Epistemolojik Gercekcilik
619 - Gercek Disiligin Iki Yuzu

Sayfa 63

Sayfa 64
632 - Yaradilis-izm-Bilim-Bagi
633 - Kavram Uclemini Kavramak
634 - Kullanimbilimin Yontembilimi
635 - Duygusal-Mantiksal Yanasim Farki
636 - Insanoglu Birarada ve Beraberce Nasil Yasar?
637 - Ortaya Koymak ve One Cikarmak Farki
638 - Varin-Ol-Bil-Kavra Algisi
639 - Olunan Varin, Oldurulmasi
640 - Epistemoloji Nedir?

Sayfa 65
641 - Insanoglunun Ifadesi "Iliski midir?, Celiski midir"
642 - Ozelestiri
643 - Noumen Nedir?

Sayfa 66
656 - Insanoglu Dunya'ya Neler Ekledi?
657 - Bireysel Hak ve Ozgurlukler Ile; Bireyin Hak ve Ozgurlugu, Farki
658 - Soyut Kavram Nedir? ve Nasil Ifade Edilir?
659 - Ozelestiri Nedir?

Sayfa 67
661 - Index-Icindekiler-Aciklama 1
662- Ara Form Nedir?
663- Aciklama
666- Toplumsal Kisilik ve Kendine Gore Yonlendirme Aliskanligi
667- Tabu donemi-Tabunun yikilisi-Serbestlik/Rahatlik
668- Serbest Dusunurlugun Bireysel Tarihcesi
669- Yaklasim-Yanasim Nedir?
670- Dogal Dusuncenin Dusunduruncesi ve Disisel Bakis

Sayfa 68
671- Quiddity of Zi (XYxy)
672- Zi (XYxy) Nedir?
673- Zi(XY)'nin Sekilsel/Cizimsel Gorunusu
680- Evrensel-Insan/Ozgur Birey Bagi

Sayfa 69
681- Evrensel-Insan'in Avatari
682- Zi (XYxy)' nin Bolgeleri
683- Epistemology'nin Anlami

Sayfa 70
691- Siyaset Nedir?
692- Etioloji Nedir?
693- Bil Kokeni/Karsitliklarin Temeli
694- Index-Icindekiler 2
695- Evrensel-Insan Dusuncesinin, Dogal Dusunceyi Ortaya Koyusu
696- Gercegin Degisimi/Degistirimi
697- Onerme ve Uclu Karsi Onerme

Sayfa 71
708- Tek Onermenin Analizi
Sayfa 72
Sayfa 73

Sayfa 74
739- Bilim Felsefesi
740- Antropocentrism-Insanmerkezcilik

Sayfa 75
741- Uygulanabilirlik
742- Dogal/Evrensel-Insan Dusunce Farki: Ozet
743- Index-Icindekiler 3
744-Bilim/Bilimselligin Bunyesindeki Metafizik Tehlike
745- Bir Konunun (Evrensel Insan/Dogal Dusunce) Uc Farkli Butunu
746- Tanri Uzerine Karsilikli Spekulasyon
Sayfa 81
805- 746, Devami
806- Bilimselligin Iki Yonu
807- Shibumi'ye cevap
808- "Bikkinlik Nedir? ve Nezaman Gelir?
809- Bir Kisiyi, Bireysellestirmeyen "Fren" "Korku"
810- Birey Birimli, Evrensel-Insan Dusuncesinin 7'li Temeli

Sayfa 82
811- Benlik-Bilinc, Farki, Iliskisi
819- Monizm'in Inancsal, Ideolojik Ve Dogrusal "Sorunu"
820-Index-Icindekiler Guncelleme-4

Sayfa 83
821- Etik Nedir?
822- Duyuru
823- Notrluk Nedir?
824- Soyutlama Nedir?
825- Soyutlamanin Tanimi
826- Ben'in "Ic Celiskisi-Disa Yansisi"
827- Evrensellesmek Nedir?
828- Sayilarin Dili
829- Teslimiyet-Teslim Olma/Alma/Etme Nedir?

Sayfa 84
831- Sayilar-Yanit
833- Sayilar-Yanit
835- Monolog-Yanit
836- Birin Y-Uclem Bilinci/Farkindaligi
837- Nihilizm nedir? Sorunu/Celiskisi/Actigi yol

Sayfa 85
843- Ben/Birey/Bencillik, Bagi-Farki ve Fark Algisi
844- Ihtiyac ve Giderim
846- Ihtiyac ve Giderim-Yanit
850- Yaraticinin "Yeni" Oznel Icerigi

Not: Mesaj numaralari belirtilmeyen, mesajlar; ya baska yazar arkadaslara ait mesajlar, ya da baska yazar arkadaslarin, mesajina gore verilen yanitlari kapsar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
01-07-2010, 02:31
EDİT: Bu ve devamındaki iletiler şu başlıktan (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=316494#post316494) buraya aktarılmıştır. - ulpian


Saygideger ulpian;

Gayet insansal ve evrensl alinmis kararlar. Bu arada, laik yerine sekuler kelimesini kullanman, herhalde laiklik ile sekulerlik farkina da artik bir aciklik getirir.

Sonucta bu kararlar, birey bilincine ulasmis, insanoglunun evrensel birlikteliginin farkina varmis ve insanoglu tur butunlugunun, herhangibir ayrimciligina, karsi kararliligini ortaya koymustur.

Oyuzden bu kararda, gercek bir ateist dusunce belirten ve davranis oneren, antiteist bir icerige prim vermeyen toplanti katilanlarini ve aldiklari kararlari; insanligin evrenselligi adina saygiyla karsiliyor ve kutluyorum.

Sonucta inancsalliga gosterilen sayginin, ideolojik icerik tehlikesini de cok guzel dile getirmis. Notr algi bilinci ise, taktire sayan.

Saygilarimla;
evrensel-insan

ulpian
01-07-2010, 02:42
Saygideger ulpian;

Gayet insansal ve evrensl alinmis kararlar. Bu arada, laik yerine sekuler kelimesini kullanman, herhalde laiklik ile sekulerlik farkina da artik bir aciklik getirir.

Sonucta bu kararlar, birey bilincine ulasmis, insanoglunun evrensel birlikteliginin farkina varmis ve insanoglu tur butunlugunun, herhangibir ayrimciligina, karsi kararliligini ortaya koymustur.

Oyuzden bu kararda, gercek bir ateist dusunce belirten ve davranis oneren, antiteist bir icerige prim vermeyen toplanti katilanlarini ve aldiklari kararlari; insanligin evrenselligi adina saygiyla karsiliyor ve kutluyorum.

Sonucta inancsalliga gosterilen sayginin, ideolojik icerik tehlikesini de cok guzel dile getirmis. Notr algi bilinci ise, taktire sayan.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Sevgili evrensel,

tam olarak doğru yorumladığını sanmıyorum. Bu insanların kendileri (senin kastettiğin anlamda) 'nötr' değiller, ateistler. Fakat devletin 'nötr' olması gerektiğini savunuyorlar. Bunların ikisi çok farklı şeyler.

Laiklik ile sekülerlik arasındaki fark şöyle ifade edilebilir:

Sekülerlik (devlet/hukuk düzleminde), devletin her alanda tüm inançlara ve inançsızlığa eşit mesafede olması demek.

Laiklik ise (yine devlet/hukuk düzleminde), ayrıca devletin kurumsal olarak tüm inanç topluluklarından kati olarak ayrı tutulması demek.

Örneğin:
Farz edelim ki, bizim diyanetimiz değişse, ve yine devlet kurumu olarak, fakat bütün inançlara nüfus oranları nisbetinde eşit hizmet verse, bu sekülerizme uygun, fakat yine de laikliğe aykırı olur.

(Tabii bu arada Türkiye'de her türlü 'kamusal' alandan, alanın kendisinde veya devlet adına hizmet veren memurda değil, hizmet alan vatandaş bireyde bile hiçbir dini sembol olmaması gerektiği gibi çarpık ve gülünç bir laiklik anlayışı var, ama bu ayrı mesele)

saygılarımla

evrensel-insan
01-07-2010, 03:04
Saygideger ulpian;

tam olarak doğru yorumladığını sanmıyorum. Bu insanların kendileri (senin kastettiğin anlamda) 'nötr' değiller, ateistler. Fakat devletin 'nötr' olması gerektiğini savunuyorlar. Bunların ikisi çok farklı şeyler.

Bende onlarin notr oldugunu soylemedim, notrlugu algiladiklarindan bahsettim. Devletin notrlugunden bahsettim. Zaten kendileri notr bilince erismis olsalardi, ateist olmazlardi. Yani, tanrisal bir yanasimda bulunma ihtiyacini hissetmezlerdi.

Laiklik ile sekülerlik arasındaki fark şöyle ifade edilebilir:

Sekülerlik (devlet/hukuk düzleminde), devletin her alanda tüm inançlara ve inançsızlığa eşit mesafede olması demek.

Sekulerlik, devletin degil; kisinin dusunce ve davranisidir. Devlet notrdur. Sekulerlik, kisinin yasam ve iliskiye dunyevi bakis acisidir. Devletin sekulerligi, tarafliliktir Devlet herhangibir hukuksal karar aliminda kisinin sekulerligine veya dini inancina bakmaz, notrluk budur, ikisine de ayni mesafededir ve bu mesafe insanlik mesafesidir. Sonucta, sekulerluikte bir yasam ve iliski seklidir, ayni dini yasam ve iliski sekli gibi..

Laiklik ise (yine devlet/hukuk düzleminde), ayrıca devletin kurumsal olarak tüm inanç topluluklarından kati olarak ayrı tutulması demek.

Laiklik ise; devletin, dini uygulamalari devlet isleyisine katmamasi dini inanislardan devleti sorumlu/yukumlu tutmamak demektir. Taraflidir ve dini ozgurlukler bir cesit baski altindadir. O yuzden bir devletin laik olmasi ile seriatci olmasi taraf tutma acisindan farkli degildir. Toplumu kutuplastiricidir. Biz-oteki yaratimcidir.

Örneğin:
Farz edelim ki, bizim diyanetimiz değişse, ve yine devlet kurumu olarak, fakat bütün inançlara nüfus oranları nisbetinde eşit hizmet verse, bu sekülerizme uygun, fakat yine de laikliğe aykırı olur.

(Tabii bu arada Türkiye'de her türlü 'kamusal' alandan, alanın kendisinde veya devlet adına hizmet veren memurda değil, hizmet alan vatandaş bireyde bile hiçbir dini sembol olmaması gerektiği gibi çarpık ve gülünç bir laiklik anlayışı var, ama bu ayrı mesele)

Turkiye ile ilgili yorumlarina cevap vermiyorum, cunku ben ulusal devlet anlayisinda degilim. Notr devlet anlayisindan yanayim. Bu da toplumun ferdinin birey bilinci demek. Turrkiye bundan su an itibariyle cok uzak. Ulkede, toplumsal kisilik ve kutuplasma ve toplumsal, siyasal kendi ideolojik inancsal dogruna cekme tartisma ve savasi var. Oturmus, sivil ve normal bir toplum, idare, hukuk ve hak ve ozgurlukler yok.

Saygilarimla;
evrensel-insan

ulpian
01-07-2010, 03:44
Sekulerlik, devletin degil; kisinin dusunce ve davranisidir. Devlet notrdur. Sekulerlik, kisinin yasam ve iliskiye dunyevi bakis acisidir.

sevgili evrensel,

her kelimede olduğu gibi 'seküler' kelimesinin de alemşümul tanımlarını vermişsin, teşekkür ederim.

Fakat senin bilinç seviyene ulaşamamış diğer bütün insanlar şimdilik 'seküler' kelimesini sadece bireysel alanda değil, toplum ve devlet düzleminde de kullanmaktalar...

Bak, yukardaki deklarasyonda da (bilinçsiz ateistler tarafından) bu şekilde kullanılmış.

Ayrıca örneğin Almanya devlet olarak anayasası gereği (Alman Anayasa Mahkemesinin de aynen bu şekilde ifade ettiği üzre) laik değil, fakat seküler bir devlet. Yani yukarda açıkladığım anlamda sekülerdir, çünkü tüm inançlara ve inançsızlığa eşit mesafede. Fakat laik değil, çünkü kurumsal olarak Kiliseyle hukuki içiçelikler var.

saygılarımla

evrensel-insan
01-07-2010, 03:55
Saygideger ulpian;

Benim laiklik, sekulerlik farki uzerine acilmis bir basligim var. Eger istersen, bu konuyaordan devam edebiliriz. Ben bu kelimelerin icerik ve anlamlarini tarihsel ortaya cikis temelinde degerlendiriyorum.

Bu temelde, birisi toplumsal duzen/sistem; digeri de bireysel yasam ve anlayis icerir.

Yani bir musluman laik duzeni savunabilir, ama; sekuler olamaz.
Devlet, ve herhangibir kurulusu, laik olamaz. Sadece icinde calisanlari, ya sekuler dunya gorusunu, ya da inanci savunabilir.

Mesela, TSK' da askerler arasinda, dini inanca sahip olan da, sekuler olanda vardir. Ama, bu kisiler laik olamaz, ancak laik bir duzeni savunabilir/isteyebilir.

Oyuzden kisinin laikligi soz konusu degil; sekulerligi soz konusudur.
Devletinde sekulerligi degil; laikligi soz konusudur. Eger tarafliysa.

Iste o yuzden, devletler; eger iktidarlarinin ayrimci, cikarci v.s. ideolojik inancsal dogrularina teslim olmazlarsa; notr kalabilirler.

Yani, HUKUMET, KENDI IDEOLOJIK GORUSU ILE, DEVLETE HUKMETMEZ ISE.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
01-07-2010, 04:16
Saygideger ulpian;

Kisa bir not daha. Sekuler anlayis, tanrisal yanasim ile direk baglantili degildir. Cunku sekulerlik dunyevilik demektir. Yani bir yerde dini olarak getirilen, dunya otesi degerlere inanmayistir. Mesela, cennet/cehenneme, olum sonrasi yasama, oteki dunyaya v.s.

Oyuzden pekala, bir deist panteist, panenteist, ateist, anti ve nonteist ve bilimum tanrisal bakis acilarindaki dinsel teizm disi her ideolojik inancsal, sekuler olabilir. Cunku konu, dunyeviliktir ve beseriliktir.

Oyuzden sekulerlik, bir yerde, dini olmayan (non religious), bireysel yasam ve iliski seklidir.

Yani sekulerlik, dinilik ile mukayeselidir, tanrisal yanasim ile degil.

Saygilarimla;
evrensel-insan

uyar
01-07-2010, 11:46
sevgili Eİ sizin tanımlamanıza göre devlet seküler olmazmış...

halbuki birçok devlet sekülerim diyor.... demiyor mu??

wikipedia : Secularity (adjective form secular) is the state of being separate from religion

bakın wikipedia daki seküler devlet haritasına : http://en.wikipedia.org/wiki/Secularity

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/c/cc/SecularStates.png

evrensel-insan
01-07-2010, 18:22
Saygideger uyar;

Ozaman bana laik devlet ile, sekuler devlet farklarini maddeler halinde siralar misin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
01-07-2010, 19:03
Saygideger uyar;

is the state of being separate from religion -uyar-

Yukardaki ifade, sekulerligin degil; laikligin tanimidir. Sekulerlik, dunyevi (non religious) demektir.

Dolayisiyle, senin sekuler olarak bahsettigin, laiklik ile ozdeslestirilmistir. Hata da buradadir.

laik Fr. laïque
sf. (l ince okunur) huk. Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan:

Sana soyle izahedeyim. Laik bir duzenin yurutulebilmesi icin, sekuler bir anlayis gereklidir. Eger dini ve dunya otesi bir zihniyete sahipsen, laik bir duzen/sistem kuramazsin.

Yani sekuler zihniyet, laik duzenin/sistemin guvencesidir. Yani, ancak sekuler bir yasam ve iliski zihniyetine sahip olan sistem; din ile devlet islerini bir birinden ayirabilir.

Eger zihniyet sekuler degilse; zaten sistemin de laik olmasi beklenemez.

Yani SEKULER OLMAYAN BIR ZIHNIYET, LAIK BIR DUZEN/SISTEM KURAMAZ.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
01-07-2010, 19:32
Saygideger arkadaslar;

Laik bir duzen kurmak ve istemek icin, sekuler dunya gorusu ve zihniyeti sarttir.

Burada cumhuriyet zihniyeti ile (halkin idaresi), sekuler zihniyet farklilasir (dini olmayan, din icermeyen zihniyet). Iste bu temelde; eger ortada cumhuriyet varsa, ve bu cumhuriyeti kuran/isteyen zihniyet sekuler degilse, TC nin basina gelen gelir. Yani halki one cikarip, sekuler zihniyeti uygulayamazsin (yararci zihniyet), iste sirf bu nedenden, Ataturk'un cumhuriyet anlayisi sekuler degil; yararci (pragmatik) zihniyettir.

Dolayisiyle, haritasi verilen ulkelerin devlet yapilanis ve isleyisleri tek tek incelenmelidir. Eger devlet, sekuler zihniyetine sahipse, zaten yapilanisi ve isleyisi laiktir (din ve devlet bagi/iliskisi, farki v.s.)

Buradaki en buyuk "Tehlike" ya Ataturk'un yaptigi, devleti dinden "kurtaramamak/arindiramamak" dir. Ya da SSCB'nin yaptigi, dini tamamen distalamak ve dine karsi taraf almaktir. Oyuzden bu iki zihniyette, biri din karsiti olmasindan dolayi, digeri dini devlete bulastirdigindan dolayi; laik bir duzen kuramamislardir.

Eger sekuler zihniyet, bilincli e dini gercekligin farkinda bir yapida ise, iste o zaman devlet notr olarak; her turlu vatandasina esit mesafededir. Yani ne dini one cikarir, ne de karsisina alir, ne de devletin yapilanis ve isleyisine bulastirir.

Oyuzden bu temelde, ne Turkiye, ne de SSCB' sekuler zihniyet bilincine ulasamamis, biri dine prim vermis (Cumhuriyet, halk idaresinden dolayi), digeri dini tamamen karsisina almistir (Sosyalist zihniyet burada, halki dusunmemistir) ve Laik bir duzen kuramamislardir.

Yukaridaki haritada sekuler, yani laik duzen olarak gosterilen devlet yapilanis ve isleyisleri gercek sekuler zihniyeti temelinde, incelenmelidir. Eger bir din distalamasi/karsiya alimi ve dine prim varsa; o devletler, cumhuriyetci/demokrat olabilir ama; sekuler olamaz. Cunku sekulerligin islerligi ve gecerliligi, ancak devletin notr yapilanis ve isleyisindedir. Iste gercek bireysel hak ve ozgurlukler de, burda soz konusudur. Cunku devletin tarafi yoktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

uyar
01-07-2010, 19:52
sevgili Eİ dostum

ben wikipedia nın yalancısıyım...

bu arada ingilizcede laik kelimesi var mı? sanmıyorum

sizin çok sevdiğiniz sesli sözlüğe göre türkçe laik ingilizce secular diye belirtilmiş...

laik = secular

laik = laic sıfat

laik = civil sıfat

laik = profane

laik = secularist

laik = unclerical

fransızcada ise laique var tabii de ama séculaire = yüzyılda bir olan; yüzyıllık; çok eski demek...

sevgiler saygılar..

bu arada "dıştalamak" sözcüğünü hangi ingilizce sözcük yerine kullanıyorsunuz???

evrensel-insan
01-07-2010, 20:13
Saygideger uyar;

Daha once de acikladigim gibi, sekuler zihniyet tanrisal yanasimi, pozitif veya negatif icermez. Sadece non religious anlam temelinde, dunyevi demektir.

Sorun da zaten non'un anti algisidir. Yani anti-religious, din karsiti. Iste SSCB' ndeolan budur.

Diger bir ucu da non-religious, yani dini olmayan olamamaktir. Bu da Turkiye ornegidir.

Bu anlamda, notr devlet anlayisi demek; non religios temeldeki anlayis demektir. Yani, devlet dini icermez, ama ayni zamanda dini karsisina da almaz.

Iste boyle bir notr zihniyette, ulkenin vatandasi, ister non religious temelde; ateist, deist, panteist, panenteist v.s. olsun ister herhangibir dine bagli olsun; her ikisinin de bireysel hak ve ozgurlugunu tanir ve birini digerine tercih etmez ve taraf tutmaz.

Nasil SSCB'de inanirlarin ustune gidildiyse, Turkiye'de de nonreligious temelde, ateistlerin, v.s. ustune gidilmis ve gidilmektedir.

Bu temelde devlet "bir samar oglani" durumundadir. Kim idareye gelirse, onun borusu oter. Maalesef, TC tarihinde Ataturk dahil, non religious bir zihniyet, hic bir zaman devletin yapilanis ve isleyisinde yer almamistir. Ya muslumanlik dinive islam agirliginda one cikarilmis, ya da muslumanlik islama baglanmadan serbest birakilmistir. Yani devlet, her zaman TARAFLI OLMUSTUR.

Iste o yuzden, non religious ve de farkli dini inanclar, Turkiye de hic bir zaman hak ve ozgurluklere sahip olamamislardir.

Oyuzden sekulerligin gozlem olarak islerligini cogu ulke uygulayamamaktadir. Cunku devletleri notr degil; taraflidir.

Beni de teori/tanim v.s. degil; gozlemledigim gercek dunya ilgilendirir. Cunku neyin ne oldugunu tanimini TEORI/TANIM DEGIL; YASANAN PRATIK YAPAR.

Oyuzden de sekuler zihniyet ile, bunun islerlikteki devlet algi ve uygulanisini cok iyi algilamak gerekir.

Zaten sekuler zihniyet yesermeseydi, laik duzen/sistem kurulamazdi.

Yani LAIK DUZEN/SISTEM SEKULER ZIHNIYETIN NOTR ALGIYA VE BILINCE SAHIP; DEVLET ANLAYISI/ISLEYISIDIR.

Sekuler zihniyet, teori; laik duzen/sistem pratiktir. Gecerliligi de notr algi ve isleyis/yapilanis ile mumkundur. SSCB veya Turkiye gibi TARAFLILIKla degil.

Bu arada, literaturde laikligin degilde; sekulerligin one cikmasinin nedeni, konunun zihniyetinin one cikmasidir, islerliginin, duzeninin, sistemlenisinin degil.
Cunku sekuler zihniyetin getirdigi algi farki; demokrasi/cumhuriyet algisina paralel ve de cografi anlamda toplumlarin duzeyine paralel devlet yapilanis ve isleyisini getirmistir. O yuzden laiklik yerine zihniyeti sekularite one cikmistir. Bu one cikis da zaten, ister istemez biri zihniyet, digeri duzenleme olan iki farkli kavrami zihniyet temelinde ozdeslestirmistir. O yuzden laik kavrami kullanilmaz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

uyar
01-07-2010, 20:42
konumuza dönersek...



- ''Herkes için aynı yasa'' ilkesini savunuyor, ve azınlıklar için özel hukuk alanlarını, dini mahkemeleri reddediyoruz.

- Seküler eğitim hakkını savunuyor ve eleştirel düşünmeye, akıl ile inanç arasındaki farkı görmeye yönelik eğitimin zaruriyetini vurguluyoruz.

Ben en önemli diğerlerinden farklı bu iki maddeyi gördüm... özellikle ilk maddede "özel hukuk reddi" bence çok doğru.... ikincide eğitimde "eleştirel düşünce"ye vurgu çok doğru...

sevgiler sygılar

evrensel-insan
01-07-2010, 20:47
Saygideger uyar;

laicism: control of political and social institutions by secular elements-

Goruldugu gibi, laiklik; politik ve sosyal yapilanmalarin sekuler, elemanlar, temel ilkeler/esaslar eliyle/yoluyla kontrolu demekmis.

Iste ben sana yukaridaki mesajlarimda, bu sekuler elemanlarin temel ilke ve esaslarin ne oldugunu kisaca ve ozet olarak aciklamaya calistim. Iste devlet notr olabilirse, hukumetin politik ve sosyal yapilanisinin din karsiti ve din yanlisi olmasina izin vermez. Bu aynizamanda, din disiligin da notrlugu bozan politik ve sosyal yapilanisina izin vermemek demektir. Bu da birey bilincinin insansal/evrensel duzeyidir. Yani hak ve ozgurluklerin hukuki taniminin hic bir konuda, hic bir sekilde bir ayrimciliga/yasaga izin vermemesi ve her vatandasinin, birey olarak kisilik ve kimlik degerleri ne ise, onu yasam ve iliskilerinde, dusunce ve davranis olarak uygulama hak ve ozgurlugu. Baskasinin hak ve ozgurlugune karismadan, kendi hak ve ozgurlugunu empoze etmeden. Bu da zaten insan haklaridir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

uyar
01-07-2010, 21:11
Saygideger uyar;
laicism: control of political and social institutions by secular elements-
Goruldugu gibi, laiklik; politik ve sosyal yapilanmalarin sekuler, elemanlar, temel ilkeler/esaslar eliyle/yoluyla kontrolu demekmis.

sevgili dostum argumanınızı gayet iyi kavradım... ancak bu açıklama -ism ekinden dolayı yapılıyor olmasın...

neyse "seküler eğitim" mi yoksa "laik eğitim" mi demek daha doğru ? dostum...

evrensel-insan
01-07-2010, 21:28
Saygideger uyar;

Laiklik zaten bir izmdir, bir ideolojik inancsal dogrudur.

Tabi ki sekuler egitim. Cunku egitim bir zihniyeti, dusunce sekillenisini yansitir. Onemli olan bu egitimi notr verebilmek. Yani din karsitligi ve din dusmanligi yapmadan, sadece dini orgutlenmenin zihniyetinin nasil insanoglunun ayrimciligini, cikarini v.s. aciklayarak ve bu dunyada dinlerin oldugunu, dini inanislarin oldugunu ve hatta her dini ana hatlariyla bir ders olarak ogreterek. Bu dunyada yasamak isteyen bir birin de, hic bir zaman ne kendi herturlu deger ve tabusunu empoze etmemesini, ne de her turlu deger ve tabuyu karsisina almamasini kendi hak ve ozgurlugu icin, baskasinin da hak ve ozgurlugunu tanimasi gerektigini ogreterek. Herkesin, hukuk onunde esit oldugunu, kendi ayrimi dahil, hic bir ayrimciliga prim verilmemesi gerektigini ve toplumun bir mozaik cesitligi icinde ve antiayrimci temelde yasam ve iliski surmesini ogreterek, iste notr devlet budur. Bu zihniyet ve algiya da en yakin zihniyet, sekuler zihniyettir.

Gordugun gibi, konu Tanri ve her turlu her bir yaraticiya yanasimi olumlu/olumsuz icermez. O da bilimsel egitimin konusudur. Yine ayni sekilde tanri karsiya alinmadan ve tanriya inancsallik distalanmadan.

Cunku bugun henuz, insanoglunun zihniyet olarak ortaya atabildigi, bir non god bilinci, farkindaligi ve algisi yoktur. Cunku insanoglu henuz kendisini teslim edecek bir somut/soyut kaynak aramaktadir. Daha henuz kendisini ortaya koyasmamis ve kendine donmemistir.

Hala metafizik ve etik ideolojik inancsal dogrular ve bunlarin insanoglunun yasaminin onunde olusu ve daha degerli olusu gundemdedir. Bu da once birey bilinci egitimi ile, ben ve benligin bireyci akilcilik, bananecilik ve bencillik tehlikesi bertaraf edilerek egitilmelidir.

Ben de mesajlarimda, her konuda bunu dile getirmekteyim. Kisinin, hem kendi birinin, hem de toplumun icinde bulundugu cografya bunyesinde evrensel/insansal/kavramsal/epistemolojik/bilissel egitimi. Ayrimsiz, cikarsiz, ideolojisiz v.s.

Saygilarimla;
evrensel-insan

uyar
01-07-2010, 21:33
"dıştalanmak" nedir dostum??

evrensel-insan
01-07-2010, 21:49
Saygideger uyar;

Non anlaminda mi soruyorsun. Non olmayan, icermeyen demek. Neyi?, kavramimizin koku ne ise onu. Din ise dini.

Demek istenen din disi olmak, yada dini icermeyen bir dusunce davranisa, yasam ve iliskiye sahip olmak. Yani dine, yasam, iliski, dusunce ve davranisinda yer vermemek demek. Ama bu dini karsina almak veya dine karsi cikmak anlamina gelmez. Gelirse, iste o zaman senin din icermeyen dusunce ve davranisini, baskasina empoze etmeanlamina, onun dini uygulayan hak ve ozgurluklerine mudahele etme anlamina gelir. Bu da notr degildir.

Notrluk ise, tamamen dinden arinmak ve kurtulmak ile mumkundur. Yani din kavramina senin tarafindan bir oznel icerik verilmemesi demektir. Bu da ihtiyac ile paraleldir.

Tanri disida ayni iceriktedir. Yani tanri kavramina olumlu/olumsuz bir oznel icerik verme ihtiyaci duymamak ve tum tanrisal yanasimlari yasam ve iliskilerinden dusunce ve davranisindan soyutlamak.

Bir seyin disi demek; senin kendini ondan her turlu soyutlamis olman demektir. Bu da o seyin tum resmini verebilip, resmi disaridan gorebilme ile mumkundur. Yani resmin icinde yer almama ile. Iste ancak o zaman notr algi mumkundur.

"Distalanmak" ise, edilgendir. Yani, senin herhangi bir yerden, topluluktan uzak tutulusun, senin o topluma yere alinmaman demektir. Kisaca, etken degil; edilgendir. Yani senden degil; karar karsidan gelir. Yani seni bir yerden uzak tutmak, soyutlamaktir. Toplumun seni istememesidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

uyar
01-07-2010, 21:52
"dıştalanmak" nedir dostum??

hangi ingilizce kelimenin karşılığı olarak kkullanıyorsunuz ??

evrensel-insan
01-07-2010, 21:56
Saygideger uyar;

hangi ingilizce kelimenin karşılığı olarak kkullanıyorsunuz ?? -uyar-

Benim, bu fiili nerde kullandigimi gosterir misin?

Ingilizcesi: "to be excluded" dir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
01-07-2010, 22:54
Iste sorun-cozum ikilemi de, bu paraleldedir. Yani, bir kisi sizin sorun olarak gordugunuzu, sorun olarak gormuyorsa; sizin ona gostereceginiz cozumun hic bir anlami yoktur. Cunku o sorunu goremediginden, cozume de yonelmez. -Evrensel
Bu aşamada ne yapılmalı peki evrensel hocam ? Kişinin algısında bir problem var ve gerçekleri ( öznel değil nesnel ) görmek yerine fantezi boyutuna varmış felsefe yada dünya görüşlerine kapılmış. Oradan nasıl çıkacak yada bahsetmiş olduğunuz bilinç aşamasını gerçekleştirecek ?

Mesela teism içinde boğulacak mı ? Yada sormayan,sorgulamayan bir zihniyette kalıplaşmış fikirlerin kölesi mi olacak ?

saygılarımla

evrensel-insan
01-07-2010, 23:01
Saygideger arkadaslar;

Not: Bu basliktaki 852 no lu mesajdan itibaren (son mesaj haric) tasinmis mesajlarin ana konu olarak, asagidaki linkteki baslikla direk bir bagi vardir, yani ayni konudur. Eger gerekirse, okuyucularin; konunun daha detayli algilanmasi acisindan asagidaki baslikta yazan mesajlari da okumasini oneririm. Ayrica bu konuda gorus belirtmek isteyen, yazarlar; asagidaki linkten de gorus belirtebilirler.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7766

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
01-07-2010, 23:24
Saygideger Natan;

Bu aşamada ne yapılmalı peki evrensel hocam ? Kişinin algısında bir problem var ve gerçekleri ( öznel değil nesnel ) görmek yerine fantezi boyutuna varmış felsefe yada dünya görüşlerine kapılmış. Oradan nasıl çıkacak yada bahsetmiş olduğunuz bilinç aşamasını gerçekleştirecek ?

Mesela teism içinde boğulacak mı ? Yada sormayan,sorgulamayan bir zihniyette kalıplaşmış fikirlerin kölesi mi olacak ?-Natan-

Iste birey bilincinin ve onun evrensel/insansal duzeyinin kavranmasi ve algilanmasi da burda onem kazaniyor.

Cunku, herseyden once insanoglu turunun birinin, kendi kendiyle olan mucadelesi onemlidir. Eger bu mucadele, su an oldugu gibi ve dogal dusuncenin islerlige koydugu gibi, baskasina yonelirse; iste bunun sonucu, ortaya guc, iktidar, otorite, yonlendirme, yonetme v.s. temelli ve ayrimci, cikarci, bencil ve de metafizik ve tik; ideolojik inancsal dogrulara dayanan kendi dogruna cekme, ikna olma/etme, teslim olma/alma, zorlama, karisma v.s. ortaya cikar.

Bence bir kisinin bu konuda yapmasi gereken, kendi adina kendi degerlerini, tabularini degerlendirmek ve sorgulamak; insandisi ve insanlikdisi olanlarindan arinmak ve kurtulmaktir. Bunu kendi biri adina yaptigi gibi, kendi turu adina da yapmaktadir.

Iste birey bilincini almis bu insanoglu turunun birini, dile getirdikleri, ortaya koyduklari, yasam ve iliski cevresi v.s. ister istemez bu dile getirislerden kendilerine pay cikaracaktir.

Zaten su an itibariyle, icinde bulundugu bilinc duzeyinde, kendisine verilen ve elde edip, sahiplendigi, sabitledigi degerlerle toplumsal kisilik temelinde etrafndakilerini kendi ideolojik inancsal dogruya cekme mucadelesi veren bir kisinin; kendi kendisini sorgulamasi, kendi degerlerini degerlendirmesi ve kendisine yonelmesi zordur. Cunku KENDISI ORTADA YOKTUR. Sadece mucadelesini verdigi ve sabitleyip, sahiplendigi metafizik ve etik ideolojik inancsal degerleri, tabulari vardir ve bunu icin yasar. Yasamini bu ugurda harcar.

Iste bu durumdaki toplumsal kisilik tasiyanlarin, kendi dusuncelerinde, sahiplenip, sabitledikleri her turlu tabu icin bir acaba, suphe belirmesi ve/veya bu dogruluklarindan rahatsiz olmasi ve zarar gormesi gerekir. Iste ancak kisi o zaman, kendi degerlerini kendi adina sorgular, korkuya kapilir, bosluga duser, hatta hazir degilse de psikolojik bunalima girebilir, bananeci olabilir.

Iste butun bu yasam ve iliski gercekleri; bilincli, birikimli, bilgili v.s. birey bilincli kisilerin, genel veya konulari ortaya koyumuyla, en azindan bir kapinin varligina isaret eder. Ama; o kapidan girmesi icin, kimseyi zorlayamaz. Sadece "bak, kardesim/arkadasim; burada bir kapi var, yarin bir gun ihtiyac duyarsan, bu kapi acik ve seni bekliyor" der.

Sonucta, birey bilincli olanlarin, o kapiyi dile getirmesi bir acilimdir. Cunku o kapinin varligi dile gelmezse, zaten dogal dusunce kendi yapilanis ve isleyisi bunyesinde kendi sinirlarini asamaz.

Bunun zorlanmasi da, zaten bir ayrimcilik, cikar, ideolojik inancsal dogruya cekme savasi olur. O yuzden birey bilincli birisinin notr algisi ve disaridan bakis acisi farkindaligi ve bilinci gereklidir. Hem iceridekilerin resmin neresinde yer aldiklarini gorebilmek ve yorumsuz algilayabilmek, hem de tum resmi konu veya genel temelde ortaya koyabilmek icin.

Iste bugunku dunya ve insanliginin geldigi en alt ve en ust dogal dusunce duzeyi bize, saygi ve vicdani, hak ve ozgurlukleri, antiayrimciligi ve bunlarin hukuk ve sivil kuruluslar guvencesini gerekli kilmaktadir.

Bunlarin kavram iceriklerini ben daha once aciklamistim.

Iste bu temelde, hem kisinin kendi adina, hem de turu adina ne yapacagi ortaya cikmaktadir. Yeterki, kendi varliginin bir bir ve bir tur olarak farkina ve bilincine varsin.

Ben yine bu baslikta; bireyin uclemi olan, bireysel, tursel ve kavramsalligi acikladim. index'ten bulabilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
02-07-2010, 01:02
Merhaba

Yanıtınız için teşekkür ederim . Kişi coğrafyasındaki yaygın olan kanıyı yada ailesinden devraldığu tabularını tek gerçek/ hakikat sanıp sormaya kapanınca kendi türü adına farkın farkındalığına varamıyor sanırım.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran bir özelliğidir düşünmek . Halbuki düşünmekten korkan ve düşünmenin getireceği "günah"ın altında ezilip , sonsuza dek ıstıraplarda kalacağına yönelik paranoyası ve sağlıksız düşünce sistemini bir an önce tekrar değerlendirmeli ,olayları rasyonel çerçevede ele almalıdır. Bugun çevremde gördüğüm pek çok kişi örneğin. İlk aşama merak etme ve sormadır. Belki de şüpheyle başlamalıdır. Şüphe etmeden nasıl sorabilir ki !

saygılarımla

uyar
02-07-2010, 01:08
Saygideger uyar;

hangi ingilizce kelimenin karşılığı olarak kkullanıyorsunuz ?? -uyar-

Benim, bu fiili nerde kullandigimi gosterir misin?

Ingilizcesi: "to be excluded" dir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Neden "dışlanmak" veya hariç tutulmak değil de "dıştalanmak" sevgili dostum Eİ???? veya saymamak !!!!

Gordugun gibi, konu Tanri ve her turlu her bir yaraticiya yanasimi olumlu/olumsuz icermez. O da bilimsel egitimin konusudur. Yine ayni sekilde tanri karsiya alinmadan ve tanriya inancsallik distalanmadan.

evrensel-insan
02-07-2010, 01:11
Saygideger Natan;

Bence bu konuda senin gelisimin, hem site de, hem de denilenleri ortaya koymada canli bir ornektir.

Rica etsem, bu kendi kendine gelistirmeni ve teizm bilinc duzeyinden, bu bilinc duzeyinin sorunsal farkindaligina vararak ve sorgulayarak, su an icinde bulundugun (anti teist mi/non teist mi?) duzeye ve bu bilince nasil ulatigini ve bu bilincinden sorunlarinin farkina varma ve bilinclenme adina, dusunmeden hic bir zaman vaz gecmedigini, kendi dil ve uslubunla, ya bu baslikta; ya da kendi kararini verecegin, ya da acacagin bir baslikta dile getirirsen, cok memnun olurum.

Cunku senin bu guncel ve canliornek olusun, bir suru yazar arkadasin, hem onunu acacak, hem de onlarda en azindan bir !? isaretleri dogurtacaktir.

Zaten, istenen de bu !? isaretlernin, sabitlenilen, sahiplenilen ve ugrunda mucadele verilen her turlu ayrimci tabulari "sarsmasidir"

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
02-07-2010, 01:22
Saygideger uyar;

Tantiya olan inancsalligin distalanmasi demek; bireysel hak ve ozgurlukler olarak, her tanrisal yanasim gostereni, olumlu ya da olumsuz karsina alman demektir.

Yapilmasi gereken, birey bilinci almis bir dusunce ve davranisa sahipsen, ve tanri kavramina yasam ve iliskilerinde hic bir ihtiyac duymuyorsan, tanrisal yanasimda; tanriya oznel icerik vererek bir ihtiyac gideriminde degilsin demektir.

Iste bu duzeye gelmis bir birey; dogal dusuncenin, tanrisal sinirlarindan cikilamaycaginin bilincinde ve farkinda olarak, notr bir algi ile, sadece tanrisal/inancsal/varliksal yanasimin sorunsal esmini vermekle ve sorunu icine girmeden, disaridan gostermekle yetinecektir.

Oyuzden, sekulerlik zaten tanri konusunu islemez, islese bile, bu konu ihtiyac temelinde zaten dini bir uygulama olarak yansimaktadir. Bu da notr bir devlet algi ve yapilanisinin, tanri temelli dini inanc uygulamasi isteyen bireye hak ve ozgurluk vermesidir, ayni hak ve ozgurluk non religious temeldeki, birey icinde gecerlidir.

Verilecek egitim de, tanriyi distalamak yerine, tanrisal/varliksal/inancsal/ideolojik v.s. dusunce uretimlerinin, insanoglunu nasil ayrimci, cikarci ve birbiriyle carpistiran yaptigini ortaya koymandir. Kisiler zaten, bunun hem kendilerine, hem de turlerine toplumsal olarak zarar verdigini ve rahatsiz ettigini algilarlarsa, o zaman zaten tanrisal yanasimin olumlu/olumsuz bir ortaya konum ve oznel icerik verim ihtiyaci da kalmaz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
02-07-2010, 01:23
Önerin için teşekkür ederim evrensel .
Bu konuda uygun bir zamanda bir yazı hazırlayacağım.

saygılarımla

evrensel-insan
02-07-2010, 01:42
Saygideger Natan;

Herkes gibi, ben de; bir birey olarak sana has bu gelisim/degisimden kendi adima bir pay cikaracak ve kendime, kendi adima ve turum adina bir seyler katacak algiyi almak icin yazdiklarini okuyacagim. Buyuk bir sabirsizlikla ve "dort gozle" bu "yol gosterici" yazini bekliyorum.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
09-07-2010, 04:07
Saygideger arkadaslar;

Daha once dogal dusuncnin evrensel icerikteki ctetolojik yapilanis ve isleyisinin kokeninin, inanca ve cinsiyete dayandigini, aciklamistim.

Bu mesajimda da, insanoglunun Tanrisal zihniyetinin, soyut uzerinde degil de; bir somut (evren, dunya, doga, madde v.s.), nesne uzerinde nasil gerceklestigini ve teizmin, soyut tanrilastirmasina paralel olarak, non teizmin, ya da antiteizmin, hem metafizik, hem de etik ideolojik inancsal temelde, nesneyi nasil tanrilastirdigini isleyecegim.

Aslinda ilginctir. Insanoglu tarihinin baslarinda, daha tek tanrili ve soyut tanrilastirmaya gecmeden once ve hatta disisini tanricalastirmadan once, yani tanri figurleri, pitoreskleri cizmeden ve ortaya atmadan once, algilayipta, hakkinda sordugu sorulara cevap alamadigi nesneleri tanrilastirmisti. Bunlarin baslicalari, gunes, ay ve yeryuzundeki dogal olusumlardi.

Aslinda insanoglu o zaman belki daha bilincsizdi, ama en azindan samimi, acik ve netti. "Ben bunu tanrilastiriyorum" diyordu.

Bilhassa nihilizm sonrasi, herseyin bir insanoglu ortaya konumu oldugu ve seylerin kendi adina hiclendigi, insanoglu tarafindan ortaya atildiktan sonra; insanoglu bu bilincsizce gelen zihniyete once karsi koyamadi ve bosluga dustu. Daha sonra da tanrilastirma, zihniyetini tekrardan "hortlatti"

Daha onceki yazinin, yani yaraticinin, programlayiciya "terfisi" temelinde aciklanan sekilde, nesne tanriliga terfi etti. Bunu ilk ortaya atan, panteizm/panenteizmin biribirini tamamlayan zihniyetidir.

Aslinda bu normaldi. Dogal dusunce yapilanis ve isleyisinin inancsal kokeni temelinde, insanoglu ne yapacakti? Tabi ki kendisine kendisinin savunacagi, sahiplenip, sabitleyecegi ve kendisini teslim edecegi yeni tanrilari, tanrilastirdiginin farkina ve bilincine varmadan ortaya atacakti. Tabi ki bu ortaya atimlarin caga uygunlugu bakimindan, gunes, ay veya doganin uzerindeki herhangibir nesnel olusum olmayacagi kesindi.

Iste bu noktada insanoglu, tanrisini farkinda olmadan ve bilincine varmadan; oznel icerikleriyle besledigi nesneyi tanrilastiriyordu.

Nesnelere gecmeden once, insanoglunun kutsallik ve putlastirma temelinde, tarihi karakterleri kullandigini ve onlara sahiplendigini ve sahiplendiklerini de sorgulamaktan kacindiklarini unutmayalim.

Gerci bu tarihi karakterler, genelde metafizik ve etik ideolojik inancsallar ortaya atan her turlu konuda soyut/somut toplumsallasan, kitlesellesen, duzen ve sistem haline gelen ideolojilerin yaraticilariydi.

Iste bu temelde, nesneye verilen oznel icerik temelinde tanrilastirdigini, acik ve samimi olarak ortaya koyabilen izm; panteizm ve panenteizmdir. Diger metafizik ve etik izmler, henuz bunun bilincinde ve farkinda degildir.

Bilhassa bilimsel ve inancsal temelde, nesneye (evren, doga, dunya, evrim, madde v.s.) verilen her turlu oznel icerik; bir yerde o nesnenin, yine insanoglu eliyle tanrilasmasini getirdi.

Tabi butun bunlar, tanrilastirma zihniyetine ihtiyac duyanlar icindir. Cunku bu ihtiyac, giderilme acisindan bir doyuma ulasmak zorundadir. Bu da bilincsiz ve farkina varlmadan (panteizm/panenteizm, bunun farkinda ve bilincindedir), madde, evren, doga, evrim v.s. gibi uzerinde denmey, bulus, gozlem, arastirma yapilabilenlerin; soyutlama eliyle tanrilastirilmasi ve insanoglunun soyut tanrisina verdigi ozellikleri, bu nesnelere vermeye baslamasidir.

Buradaki ilk tehlike, bu oznel icerik verilen nesne ile (madde, evren, evrim, dunya, doga v.s.) insanoglunun kuracagi sahiplenme, sabitleme ve en nihayetinde teslim olma bagidir. Belki tek farki, cezasi, kotulugu, yani kisaca, her insanoglunun dini temelli teizmin rehberligini yapan kitaplarindaki elestirilen konulara sahip olmamasidir.

Kisaca "orada bir tanri var uzakta, bu tanri bizim tanrimizdir" zihniyetinin bilince ve farkindaliga cikmamis halidir.

Isin en aci tarafi da, her zaman oldugu gibi, yine bu oznelligin insanoglu eliyle/adina/icin/ait verilen bir monologu oldugudur.

Bu temelde de, uzerine oznel icerik verilen nesnenin (madde, evren, evrim, dunya, doga v.s.) her zaman oldugu gibi, bundan haberi yoktur. Cunku NESNE KENDI KENDISINI KENDI ADINA ORTAYA KOYAMAZ, INSANOGLU MONOLOGUYLA, INSANOGLU NESNEYI ORTAYA KOYAR.

Aslinda, belki de bu tanrilastirma ve tanrisal zihniyet, insanoglunun ilk tanrilastirma zihniyetine paraleldir. Cunku oncesi de yoktur. Eger insan bu noktaya, geliserek geri geldiyse ve otesi yoksa, demekki bu acidan da, dogal dusunce iflas etmistir.

Yani bireyci akilcilik acisindan iiflas eden dogal dusunce, demekki inancsal dayanagi olan tanrisal/tanrilastirma oznelligi ve icerigi adina da iflas etmistir. Demekki tek yapilacak olan, bunun farkindaligi ve bilince cikmasidir. Yeterki insanoglu turu ve biri, kendi disinda insandisi ve insanlikdisi baska bir guce oznel icerik verirken, bilincinde ve farkinda olsun.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
10-07-2010, 03:46
Saygideger arkadaslar;

Bir onceki mesajda, dogal dusuncenin son duragi olan, nesnenin oznel icerik verilerek tanrilastirilmasinin, panenteizm oldugunu belirtmistim.

Nihilizm, bilindigi gibi Tanriyi "oldurmustur (oldurmek)" Burada cok ince bir algilama ve farkina varma noktasi vardir. O da Nihilizmin Tnriyi, oldurmesi, fakat TANRISAL ZIHNIYET/YANASIMI OLDUREMEMIS OLMASIDIR. Peki o zaman olen tanri nedir/kimdir?, nihilizm, herseyi ortaya koyanin insanoglu oldugunu acikladiktan sonra, hersey gibi INSANOGLU ELIYLE/ADINA/AIT/ICIN ORTAYA KONAN, TANRIYI OLDURMUSTUR(OLDURMEK), YANI HICLEMISTIR.

Peki o zaman olmeyen, tanrisal zihniyet/yanasim nedir?, Iste burada, INSANOGLUSUNUN BIZZAT KENDISINI VE BIRINI TANRILASTIRMA, YANI, INSA NOGLUNU NESNEL BIR VARLIK OLARAK OZNEL ICERIKLE BESLEYIP, INSANOGLUNU TANRILASTIRMAKTIR.

Ite bu panenteizmin, herseyi iceren tanrilastirmasinin, icinde barinan insanoglu faktorunun en one cikmasi ve ustelik evreni de ortaya koyan olma vasfiyla, onun da kavramsal yaraticisi, programlayicisi insanoglunun kendi kendini tanrisallastirmasidir.

Bu en basta bireyci akilciligin, "herseyi mubah" sayan ve ne etik ne de metafizikherhangi bir disiplini, tamamen yukumsuz kilarak, kendisini kendi ustunde baska bir guc tanimayan duzeye cikarmasi ve tanrilastirmasidir.

Bu zihniyet, epistemolojik amerikan idealizminin emperyalizmin zihniyeti, soros ideolojisi ve evengalist orgutlenmesiyle oyle guzel ortuserek, insanoglunu ortacag karanliginin, bir yerde yaratan ve yaratilan algi temelli hem bilimsel, hem de inancsal kalici ayrimina yonelmektedir.

Bunun boyle oldugunun gozlemi hem su anki dunya ve insanliginin durumu, hem de Birinci Dunya Savasi ile baslayan surectir.

Iste dogal dusunceyi, her turlu "avucuna alan" bu tanrilasma/tanrilastirma zihniyeti, dogal dusunce temelindeki tum izmleri de, hem herbirini destekleyerek, hem de biribirine vurdurarak, su an cok guzel parsesini toplamaktadir. Yani bu oyle bir zihniyettir ki; dven de odur, seven de; olduren deodur, yasatan da, hapseden de odur, af edende, kirdiran da dur, koruyan da, barisi isteyen de odur, savastiran da, sakinligi saglayan da odur, firtinayi cikaran da, kurtlara teslim eden de odur, kurttan koruyan da, terorizmi destekleyen de odur, terorizm den koruyan da , yakan da odur, isitan da, sulayan da odur, suda bogan da, v.s. yani oyle bir zihniyettir ki, insanoglunun her turluihtiyacinin giderimini, dunyevi ve beseri saglar. Hani fiziksel yasi eskiler hatirlayacaktir, bir terim vardir "eti senin, kemigi benim" Iste bu terim "Tum varligin benim" e donusmustur. Kisaca diyalektigin tartismasal ve karsilikli iki ucunu birlestiren zihniyettir. Yani TANRILILIGI VE TANRISIZLIGI, EMPERYALIZMI VE ANTI EMPERYALIZMI, SOLCULUGU VE SAGCILIGI, BIRBIRINE TAM ZIT IKI IZMI VE IDEOLOJIK INANCSAL DOGRUYU v.s. BUNYESINDE TASIR.

Iste dogal dusuncenin insanoglu turu ve birini iflasa, felakete, hayvani oze, canavarliga v.s. donduren bu son durak zihniiyetinin, farkindaligi ve bilince cikmasi, insanoglu turunun biri adina elzemdir ve insanoglu turunun ve birinin insansal ve evrensel gelecegi de buna baglidir.

Iste dogal dusuncenin bu resmini, resmin herhangibir terinde yer almadan ve disaridan gorebilen ve de icindeki tum kaosun kozmotik, yani uyumlu iliskisini notr algilayabilen, ancak dogal dusuncenin, temellerini veren tanrisal/inancsal ve cinsel iceriginin, insanoglunun, dusunce ve davranista insanlasmasinin onundeki en tehlikeli ve asilmasi gereken engel oldugunu algilar ve bu engelin asiliminin ancak, diyalektigi veren temeli algilamak ve sey dahil onun iki karsit uclarinin ikisinden birden, arinmak ve kurtulmak, ve de insanoglu turunun bir biri olarak, zaten bu tip bir kaotic kosmosa ihtiyac duyulmasinin kendi varligiyla celiskiye dustugunu gorebilmektir.

Iste bu arinma/kurtulmanin basinda tanri degil; tanrisal zihiyet ve yanasimin, hem olumlu, hem olumsu sabitlenilen, sahiplenilen, savunulan ideolojik inancsal ve metafizik etik temelli dogrulari gelir. Bu DOGRULAR ARASI, KENDI DOGRUNUN DIGER DOGRULARA KARSI, SAVASIMINI VERMEK DEGIL; DOGRUNUN TANRISALLIGI VE INANCSALLIGI YASATAN, AYAKTA TUTAN BIR SOYUT OLGU OLDUGUNUN FARKINA VE BILINCINE VARMAK DEMEKTIR.

Iste tanrisal zihniyet ve yanasimin tum resminden ozgurluk ve disinda kalkmak, ve bu zihniyet ve yanasimin en son tanrilasani kendi turu ve biri olabileceginin bilincine ve farkina varmak, sonra da tanrisal yanasim ve zihniyetin, insanoglunu insanlastirmayan en tehlikeli engel oldugunu algilamak ve yasam ve de iliski de herhangibir sekilde yer vermemek ve gelecek nesillere, insanoglunun bugune kadar herturlu kanini emen, bu canavar zihniyetin vampirligini yasatmamak demek; tanrisal zihniyet ve yanasimdan ozgur olmak ve o zihniyet ve yanasimdan arinmak, kurtulmak demektir.

Yoksa, insanoglu kendini bildi bileli kendi yarattigi bu canavara, kendini parcalatmakta devam edecektir. Onemli olan canavari oldurmek degil; canavar yetistiren yanasim ve zihniyeti ortadan kaldirmaktir.

Iste o yuzden nihilizmin tanriyi oldurmesi bu temelde, tanrisal zihniyeti insanoglu turu ve birine bizzat teslim etmesi ve eskiden dista kalan canavar ve kan emici vampiri, icine ve bunyesine almasi demektir.

O yuzden tanri ve tanrisal yanasim ve zihniyet, nesne ve ozne olarak, somut ve soyut olarak kendi ve icerik olarak v.s. farki cok iyi algilanmali ve bilince cikarilmalidir. Yoksa, hic bir oznel icerigi olmayan, panenteizmin, evren-tanri ic iceligi; en tehlikeli asamasi olan insanoglu ve biri-tanri ic iceligine donusecektir ve donusmeye de baslamistir.

Bu konuda, sitemizde bir de grubumuz vardir, isteyen uye olabilir.

http://www.turandursun.com/forumlar/group.php?groupid=12

Ne tanrilastiralim, ne de tanrilasalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
17-07-2010, 02:34
Saygideger arkadaslar;

Hic dusundunuzmu, empati nedir?, Aslindaempati, kisaca karsitlari, biribirine rakip kilmadan ve birini digerine tercih etmeden, iki karsitinda, birbirine olan zitligini algilamak ve bu zitligi veren em pozitifin, ve dusunce ve de davranis disi kalisinin, bilincine ve farkina varmaktir.

En genis anlamiyla, empati, konuya karsi tarafin yerinden bakmak anlamina gelse de, bu verilen anlam yeterli degildir. Cunku, genelde bu durum, duygusal bir hissin dogurdugudur. Mesela, bir dogal felaket oldugunda, bu felakete ugruyanlara karsi duyulan duygusal "acima, yardim" v.s. hissi, aslinda bir empatiden ziyade, kendin ile ve kendini o duruma koyarak, yasanacaklarin, yasanmamis olmasina karsi duyulan, bencil bir sevinctir.

Mesela, bir muslumanin, ateiste; veya bir ateistin, muslumana empati duymasini nasil aciklarsiniz? Maalesef, burada bir empatiden ziyade, karsitligin iki ucu mevzu bahistir. Oyuzden, empati mumkun degildir. Ortada empati olabilmesi icin, empati duyacak dusuncenin, iki karsit uca da esit mesafe de, olabilmesi gerekir. Iste buradaki empati, tanrisal zihniyettir. Yani, tanrisal zihniyetin ne oldugunun bilincine ve de farkina varan bir kisi, bu zihniyeti kullananin, ya tanri lehine, ya da tanri aleyhine olacaginin ve bu karsitligi yaratanin da, hem muslumanlik, hem de ateizm degil; tanrisal zihniyet oldugunun bilincinde ve farkindadir.

Ayni durum, milliyetcilikte de gecerlidir. Bir Turk milliyetcisinin, bir Kurd milliyetcisine veya tersi, empati duymasini nasil aciklarsiniz?, maalesef burada da, empatiden ziyade, iki milliyetci kokenin karsitligi mevzubahistir. Oyuzden, ortada bir empati olabilmesi icin, bu iki birbirine karsit kilan, em pozitifi algilamak gerekir. Bu da milliyetci zihniyettir. Ayni tanrisal zihniyet gibi, milliyetci zihniyetin de bilincine ve farkina varan kisi, bir milliyetin lehine olanin, baska milliyetin aleyhine oldugunun bilincinde ve farkindadir.

Oyuzden, empatik zihniyet, hem tanrisal zihniyet, hem de milliyetci zihniyet bazinda, ateist, teist ve Turk/Kurd cekismesinin, sadece karsitlari yaratan bir zihniyetten dogdugunun bilincinde ve farkindadir. Iste buradaki, empati; kutuplarin tanrisal, ya da milliyetci; uclarinda yasayanlarin, neden bu durumda oldugunun algisina sahiptir. Buradaki empatik zihniyet, zaten bilincli ve farkindalikli ise; empatiyi kuran kisinin, hem milliyetcilik, hem de tanrisal zihniyetlerden arindiginin ve, onun sorununun, ateist veya teist degil; Turk veya Kurd milliyetciligi degil; tanrisal ve milliyetci zihniyet oldugunu ve bu sorunu isledigini algilarsiniz.

Son bir ornegide, hak icerikli zihniyetten verelim. Eger hak icerikli bir zihniyete sahipseniz, o zaman; bir dusunce ve davranisi, ya hakli, ya da haksiz bulursunuz, ayni baskasinin, ayni hak zihniyetiyle, sizin hakli buldugunuzu, haksiz; haksiz buldugunuzu hakli bulabilecegi gibi. Iste burada da, sorun ve empati hakli/haksiz bulunma degil; hak zihniyetinden yola cikmaktir.

Demekki, hem karsitlara, disaridan ve notr algilayabilmek icin, once empatiyi veren zihniyete ulasmak gerekir. Bu, zihniyetin taraflarinin birinde yer almadan olayi ortaya koyabilmek icin gereklidir. Ama, asil onemli olan sorunun kaynaginin bu zihniyet oldugunu algilayabilmek ve taraflarin bu zihniyetten dogdugunu gorebilmektir. Iste bu da bize, taraflari yaratan zihniyetten zihniyet ve iki karsit ucunun toplam uclusunden arinmayi, kurtulmayi getirir.

Demekki konu, hem empati de, hem, zihniyet algisinda, hem de zihniyetten kurtulma, arinma bilincinde, bir tarafa sempati/antipati duymak ve sempatik/antipatik dusunmek degil; sempati ve antipatiyi doguran empatiye vakif olmaktir. Bu da dusunce ve davranis degil; o dusunce ve davranisi veren, zihniyettir. Sorun da zihniyetin, karsitlari verdigi, zihniyet sahibinin, karsitlardan birini dusunce ve davranis olarak benimseyip, digerini karsisina alacagini ve ayni zihniyet sahibi, fakat kendisine karsit dusunce ve davranis sunan ile, devamli tartisip, atisip; empatiyi algilayamayacagini gorememektir. Cunku, SEMPATI/ANTIPATI DOGRU, IYI GUZEL V.S. TEMELLI POZITIF VE TEK, MUCADELESI KARSITLI VE TEKIN DOGRUSUDUR.

Empati ise, bu karsitligin temeli ve dogrular arasi mucadeleyi doguran zihniyetidir.

Iste bu yuzden de, emperyalist zihniyet; hem emperyalizmi, hem de antiemperyalizmi icerir. Konunun antiligi, zihniyetin getirdigi dogrularin, biribirine rakip ve karsi cikmasindan kaynaklanir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-07-2010, 04:06
Saygideger arkadaslar;

Daha onceleri, inancsalligin, bilhassa Tanrisal yonunu islemistik. Bu mesajda da, bilhassa teizm temelinde, birbirine karistirilan, dini yasam ve iliski ile, tanrisal dusunce farkina deginecegim.

Din, bir yerde insanoglunun, tanri dusuncesini; kavramdan somuta tasayarak, insanoglunun etik bir yonlendirim yaptirim temelindeki duzen/sistem ve ve icinde bulundugu cografyanin tarihsel gelisimine yonelik, dini yasam ve iliski cesididir. Insanoglunun, toplumsal olarak, dini yasam ve iliski surmesi icin, kendi dininin getirdigi duzen ve sistemde yasamasi da gerekmez, onemli olan nesillerden aldigi ogretim ve egitim temelinde, sahiplenip, sabitledigi dini degerlerini yasam ve iliskilerinde uygulayip, dini bir yasam surmesidir.

Bu temelde ki; yanasim genelde yasam toplumsal olsa da, kisiseldir. "Bir dinin var mi/bir dine mensup musun?" temelli sorunun cevabi, "evet, bir dinim var, ....dinine mensubum ve ....im" cevabi olmaktadir.

Iste bu temelde teizm, bir dine mensupluk, bir dini olmasi ve bir dine mensup olmamak, bir dini olmamasi temelinde, ingilizce de "religion" olarak kullanilir ve bir kisi, toplumsal yasam ve iliski olarak, ya "religios", yani dini ve din icerikli, ya da "non-religious" dinsiz ve dini icerigi olmayan, dn disi bir yasam ve iliskiye sahiptir.

Etik temeldeki ideolojilere bakarsak. Ateizm, deizm, panteizm, panenteizm ve non-religious agnostisizm ve de "zayif/guclu" cesitleri, "non-religious" katagorisine girer. Yani, bu etik ideolojilerin, kendi ideolojik inanclari temelinde, dini bir icerigi, anlami, yasam ve iliskisi yoktur. Bir yerde, TANRIYI, DUNYAYA DUZEN/SISTEM VE ETIK YONLENDIRIM VE YAPTIRIM OLARAK INDIRGEMEMISLERDIR.

Tum bu, dinsiz, dini olmayan ve din disi ideolojik inancsallar; eger, ya kendi cografya ve toplumlarindan gelen, ya da genel anlamiyla,kisinin dini yasam ve iliskisine mudahele, karsi cikma, tartisma v.s. uygulamiyorlar ve ugrasmiyorlarsa, antiteist degil, non teisttirler. Yani, "benim bir dini uygulamam, dini yasam ve iliskim yok; ben din disiyim, dini degilim ve bir dinim yok; ama bu bir kisisel konudur, dini yasam ve iliskisi olana da saygi gostermek ve onun her turlu etik hak ve ozgurluklerini tanimak gerekir" dusuncesinde ise; NONTEISTTIR.

Aksine, kendi din disi oldugu halde, dini yasam ve iliski surenin yasam ve iliskilerine mudahele ediyorsa, onlarin hak ve ozgurluklerini oyle, ya da boyle kisitlamak istiyor ve karsi cikarak tanimiyorsa ve onlari, kendi dinsiz dusunce ve davranis yapisina cekmek icin, ikna etme mucadelesi veriyorsa, ANTITEISTTIR.

Gelelim Tanri, yani soyut yonune. Genelde, "belief", yani inanc temelli ele alinan tanrisal dusunce ve davranis; tanrinin, bir yerde dini bir dunyalasan sistem/duzeni olmamasi ve tanriya ulasmak icin, dunyevi bir yasam ve iliskisi olmama halidir. Bu temelde de belief, yani inanc ikiye ayrilir. Believer, yani inancli ve non-believer, yani inancsiz.

Bu acidan da;

Deist, ve deizm bir "believer, inanir" katagorisindedir, inandigi bir tanrisi vardir, fakat buna oznel bir icerik verip, onu kaliba sokmak, isimlendirmek, sekillendirmek istemez.

Panteist ve panenteist de, "believer, yani inancli katagorisindedir ve bu inancin tanrisi, baska bir nesne ile ozdeslesmistir, ya tanri tarafli, ya da iki tarafli. Genelde, evren temelli en genis mekani tanrisi ile ozdeslestiren, bu inanc, aslinda, herhangibir nesneyi de ona oznel icerik vererek ve on unla tanrisal, teslimiyetci, bir bag kurarak, bu inancin cesitliligini saglar. Oznel icerik vererek, tanrilastirilan nesne, madde, doga, doganin bir nesnesi, evren, evrim, put, ilah, pitoresk, tarihi bir yasamis/yasamamis karakter ve bir mitolojik, mistik sekilli/sekilsiz, belirli/belirsiz ama; ortaya konabilen bir maddesel/dusuncesel olgu, veri, deger olabilir. Hatta bu nesneye, insanoglunun kendi turu ve/veya kendi biri de dahildir.

Agnostisizmin ise, bu tanrisal dusunce de iki ana farki vardir. Birincisi, tanrinin varliginin var veya yok oldugunun bilinemezligi, ikincisi, herhangibir nesnenin tanrilastirildigi ve ona teslim olunuldugu halde, bu nesnenin de, varlik sinirlarinin, tanim, tarifinin, icerik ve anlaminin bilinemeyecegi konusudur.

Ateizm ise; kendine ait olmayan bir tanrisal dusunceye sahiptir. Yani, baskalarinin ortaya koydugu soyut/somut tanrilarin, ortaya kondugu icerikte, bir tanrinin var olamayacagini savunur. Ateizm, ozel ve cografi bolgesel, kendi yetistigi toplumsal dini ve o dinin oznel icerik vererek tanrilastirdigi tanriyi yok saymaktan, genel temelde her turlu oznel icerik verilelek, soyut/somut tanrilastirilan herhangibir neneyi, degeri, olguyu v.s. varlik olarak yoklamaya kadar uzanir. Yani ateizmin "Tanri yoktur" cumlesi, "hangi ortaya konan oznel icerik ile beslenmis tanri yoktur?" sorusunun cevabidir.

Eger bir ateist, tanrisal dusunce olarak, kendisi bir nesneye, ya da dini temele oznel icerik verirse, o zaman negativeden, pozitiviteye gecer ve deizm den tutunda panenteizmin, he turlu oznel icerikli nesnesine kadar bir tanri kabul dusuncesine gecebilir. Bunun tek olasiligi, ateist olan kisinin tanrisal dusunce de, kendi tanrisini yaratip istemek/istememek ile paraleldir.

Zaten, deist, panteist ve panenteistin; ateist olmamasinin sebebi de; bu tanrisal dusuncedeki, kendi oznel icerik verdigi tanrisini kendine gore bir cerceveye koymasindan kaynaklanir.

O yuzden bir ateistin, belki din temelli degisimi mumkun olmasa da, tanrisal dusunce temelli degisiminin mumkunlugunu, tarih bize her zaman gostermistir ve gostermektedir.

O yuzden bir kisinin dusunce/davranis olarak nasil bir tanrisinin olup, olmadigini ortaya koyabilmesi ve bunu tanriyi duzen/sistem haline getiren dini yasam ve iliskiden farkli olarak algilamasi ve degerlendirmesi; hem kendini ifade edebilmesi acisindan, hem de ogrendiklerini, bilerek sahiplenme, sabitleme ve savunu acisindan onemlidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-07-2010, 04:38
Saygideger arkadaslar;

Sekulerlik konusunun da, iki farkli yon ve yanasimi vardir. Herseyden once sekulerlik, dunyevilik, beserilik ve aklilik demektir. Bu temelde dusunce ve davranis sahibi kisilerden olusan devlet yapisi ve etik (siyasi, sosyal, toplumsal) bakis acisi, genelde "Gelismis" toplumlarda, yani bireyi icin var olan duzen ve sistemlerde mumkundur. O yuzden laiklik ile, sekulerligi biribirine karistirmamak gerekir. Sonucta, sekuler dusunce/davranis yapili devlet ve siyasi iktidarlar, bu temelde zaten laiklik konusunu cozmustur. Yani dini inanc ve onun, toplumsal/kisisel egitim, ogretim,uygulama yasam ve iliski yonu; ne devletin gorevidir, ne de devletin destegindedir. Ustelik, antiayrimci hak ve ozgurlukler temelinde dini yasam ve iliskinin uygulamalari hukuk guvencesindedir bu hukuk guvencesi, dini yasam ve iliskisi olmayan "non-religious, yani dindisi yasam ve iliski suren" leri de kapsar. Iste DEVLETIN YAPILANIS VE ISLEYISININ ANTIAYRIMCILIGI DA, BURADADIR.

Bir kisinin, sekulerligin bilinc ve farkindaligini algilamis olmasi demek, o kisinin "non-religious, yani, toplumsal/bireysel dini bir yasam ve iliskisi, bir dini ugulamasi ve dini bir etik yonlendirim ve yaptirimi olmamasi demektir.

Bu temelde sekuler dusunce ve davranis bilincinde olan bir kisi, deist, ateist, panteist ve panteist, agnostik olabilir. Hangisini sececegi, ya da secime ihtiyac duyup duymamasi kisinin kendi icinde bulundugu durumdur, ya da kendini sorgulayarak geldigi noktadir. Hak ve ozgurluk konusunda da, ya nonteist, ya da antiteisttir.

Sekulerligin, en onemlikonusu, tanrisal dusunce konusudur. Bu temelde bir sekuler dusunce ve davranisa sahip kisi, yine ya icinde bulundugu durumdan, ya da kendisini sorgulayarak; "believer, yani inancli (bu inanc non religious, yani din disi inanc), ya da "non believer, yani tanri dusuncesi tasimayan, tanrinin gene kendi algisi temelinde ya verilen bir icerikte, ya da verilmeyen bir icerikte, var olduguna inanmamaktir.

Iste bu temelde, sekuler bilinc ve farkindalik, kesinlikle non religious, yani dindisi olmak ile beraber, Tanrisal dusunce temelinde, believer, yani inancli, ya da non believer, yani inancsiz olabilir.

O yuzden sekulerlik, dinsizlik demek olsa bile, kesinlikle kisi belirtmedikce, tanrisizlik anlamina gelmez.

Bu temelde TC ne sekuler bir duzene, ne de dini icerikte bir duzene sahip degildir. Kuruldugundan beri de, ikisi arasinda "bocalamaktadir" bu bocalamanin, yerine oturmasi da; toplumun alacagi birey bilinci, antiayrimci, hask ve ozgurluklerin hukuk guvencesi ve sivillesme, normallesme temelinde su anda epistemolojik bir surec yasamaktadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-07-2010, 00:28
Saygideger arkadaslar;

Kymatica, eski yunanca da, koken olarak "dalga" kelime kokeninden gelme ve onunla ilgili olarak, asagida linkini verdigim, Turkce alt yazili video; Self ile Ego arasindaki, bagi/iliskiyi/sorunu ve celiskiyi, insanoglu turunun, kendi olmayan kisisi ile, kendi olan birey farkini, dolayisi ile, insanoglunu dusunce ve davranista insanlastirmayan ego sorun ve engelini, gayet acik ve net anlatiyor.

http://vimeo.com/8175208

Orijinalini, ingilizce olarak (daha uzun), okumak isteyenler, Profil/Album den linkine ulasabilirler.

Siradan beynin (yonlendirme ile, bilincsiz ve farkinda olmadan dusunen ve davranan), dogal dusuncesini (yonlendiren) ve insanoglunu, dusunce ve davranista insanlastirmayan, yani egodan, selfe gecirmeyen kokeni ve temellerini cok guzel izah ediyor.

Evrensel insan antitezi (Dogal dusunce tezine karsi), ile de temelde ayni noktadan hareket eden, video; bizlere insanoglu tarihinin nasil yonlendirim ve yaptirimlarla bu gune geldigini ve birey bilincini insanlasmak ve evrensellesmenin, insanoglu tur butunlugu temelinde ve birey bilinci eliyle nasil saglanailecegini de, acikliyor.

Unconscious- bilincsiz ve farkinda olmadan dusunen ve davranan bilinc
Subconscious- Unconscious'u yonlendiren, bilinc
Conscious-Bilincli, farkindalikli bilinc

Unconscious ve subconscious, ego; conscious, selftir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
26-07-2010, 16:53
Saygideger arkadaslar;

Herzaman ve her konuda, hem ozel, hem de genel bir sorun olarak ortaya koydugum dogal dusuncenin, yazilanlarin algilanmasinaparalel olarak, bir ust asamasi, yani dogal dusunce cesitlerini hem dusunce, hem de davranis olarak veren, DOGAL ZIHNIYETi ortaya koyacagim.

Dogal zihniyet, insanoglunun hayvandan gozlemliyerek ve esinleyerek onu kendi dusuncesi ile algiladigi sekliyle dile getirmesi, uygulamasi ve sistemlestirmesidir.

Burada onemli bir fark, insanoglunun hayvandan farkli olarak, soyutlama ozelligidir. Iste, insanoglu malesef, bu soyutlamasini kendi turu ve birinden degil; kendi disindan esinlenerek gerceklestirmis ve o yuzden de ne kendi turunu ve birini ne de esinlendigi seyi onun adina ortaya koyabilmistir.

Aslinda sorun, insanoglunun kendi dahil ortaya koydugu herseyi, sanki onlar ortaya koyuyormus gibi dile getirmesi ve hem kendi bu ortaya koymadaki rolunu gormemesini, hem de kendi eliyle oznel icerik verdigi bu kendi turu disi, olgu, kurgu ve bulgulara ideolojisi, inanci, felsefesi ve dogrusu temelinde turunu ve birini kendi elleriyle teslim etmesidir.

Kisaca hatirlarsak, bu dogal zihniyetin, ortaya attigi her turlu oznel/nesnel, soyut/somut, ozel/genel deger, tabu ve veriler; hem insanoglunun ne algiladigini hem varlik ve olmak temelinde, metafizik ortaya koymasi, hemde "sosyal yasamin" birlikteligini veren etik dogrular, yonlendirim ve yaptirimlar temelindfe ortaya koymasi; hem de bu ortaya koyduklarini, ogreti yada bilmek temelinde islemesi.

Iste insanoglunun tarihler boyu suren bu turlesememe, tur butunlugune, birligine, beraberligine erisememe savasinin ana nedenleridir.

Zaten, dilinin her turlu noktalama ve monolog yapilanis ve isleyisi, ister istemez farklarin guce, otoriteye ve iktidara dayanan ayrimciligini getirmis ve bu ayrimcilik, indsanoglunu kendi butunlugu icinde her turlu konu ve temelde ayrimciliga, bolunmusluge tasimistir.

Orneklersek, bu ilk isim, soyisim, cinsiyet, irk dan baslar; cografi ve tarihsel olarak ta milliyet, din, gelenek, tore, kultur, ahlak v.s. diye devam eder.

Aslinda dunya cografya ve tarih farklarinin bu farkli mozayigi, insanogluna bir cesitlilik vermek yerine, ustunluk savasi ve biribirini kendi altina alma savasi getirmistir. Bilhassa kurgusal (kuram, kural, ideoloji, inanc, kaide, yasa ve her turlu insanoglu bir parcasinin, diger parca uzerine uyguladigi, uyari, yasaklama, ceza v.s.) degerlerin, insanoglu biri ve turu uzerindeki dusunme ve dusunce gelistirmesini kisitlamis ve engellemistir. Cunku HER KURAL BIR SINIRDIR ve dusunce dusunurken, bilmeden ve farkinda olmadan, bu yonlendirilen ve yaptirimi olan sinira sadik kalir. Zaten teslimiyette burda baslar. Ama, bu BILINCLI VE FARKINA VARILAN BIR TESLIMIYET DEGILDIR. Cunku insanoglu bilhassa bu tip getirilen yasaklari, kurallari dogal olarak algilar.

Iste bu temelde insanoglunun olgusal, kurgusal ve bulgusal her degeri, tabusu; insanoglunun dusunce sinirini belirler.

Iste INSANSAL ZIHNIYET, bu sinirin ister inancsal, ister bilimsel olarak, kendi koydugunun farkina varirsa, o zaman bu sinirlari asmak icin, dusunce uretmeye baslar. Iste bu dusunce uretiminin insan temelli ve insanin turu ve biri adina olmasi ve hic bir insandisi ve insanlikdisi degere yonelmemesi, zaten insanoglu turunun kendi bunyesinde, tur butunlugu saglayamamasinin da cevabi olacaktir. Iste bu cevap, insanoglunu, hem kendinden koparan, hem de tur arasi savaslara sebep olan, her turlu deger, tabudan arinmaya ve kurtulmaya yonlendirecektir.

Kisaca, AYNININ FARKLARDAN OLUSTUGUNU VE AYNININ BU FARKLARIN ANTIAYRIMCI BIR TEMELDE BIR ARADA YASAMIYLA SAGLANABILECEGINI ALGILAR.

Yani, AYNININ FARKLARINI AYIRMAK YERINE, FARKLARI FARKLARINI KORUYARAK BIRLESTIRIR.

Cunku ayninin, herhangibir farki kendini ayirirsa, hem diger farklara mudahele eder, hem de kendi ayrimina farkli bir icerik vererek, kendi ayrimini, diger farklarin ustune koyar. Iste sorunun da temeli buradadir.

Yani, ayninin farklarinin, bir farkin AYRIMI USTUNLUGUNDE AYRISTIRILMASI DEGIL; AYNININ FARKLARININ, HER BIR FARKIN FARKINI ORTAYA KOYARAK, ANTIAYRIMCI FARKLAR ESITLIGINI SAGLAMAKTIR. Iste farklarin, antiayrimci butunlugu budur. Bu da insanoglunun tur butunlugudur, birlikteligi ve beraberligi, her farkin farkina vararak ve her farkin farkini algilayarak ve hic bir farka ayrimci bir fark ustunlugu tanimiyarak.

En basitinden, kendinize ve vucudunuza bakin. Her biri farkli islem goren organlariniz, bir butunluk ahengi icinde sizi olusturuyor. Eger organlar aralarinda, "benim farkim, seninkinden ustun" temelli bir ayristirmaya girerlerse, siz olabilir misiniz?

Isteinsan turu butunu de aynisidir. Ama, maalesef, bir vucut organlarinin sagladigi birlikteligi ve butunlugu saglayamamaktadir. Bunun tek sebebi, insanoglunun insandisi ve insanlikdisi dogal zihniyeti ve onun her turlu her konudaki dusunceleri ve davranislaridir.

Kendinizde ve dogadaki her canli turunde gorulen, bu farklarin butunlugu ahengi ve islerligi, maalesef insanoglu turu ve birinde zihniyet olarak yoktur. Iste bu eger dogalliksa, dogaya bile ters bir durumdur.

Yani insansal zihniyet, aslinda hem kendi turunu, hem de birini ve de kendi turu disindaki herseyi oldugu gibi algilayabilecek bir zihniyettir. Cunku ayninin mumkunlugu, farklarinin antiayrimciligi ve farkinin farkina varilmasi ve her farkin farkini ortaya koymasinin saglanmasidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
29-07-2010, 19:12
Saygideger arkadaslar;

Basta ego terimi, insanoglunun nihilist felsefesi sonucu, psikoloji, psikiyatri, ve toplumsal yasami, dile getiren etigin konusu olmustur.

Etigin amaci nedir?, etik; insanoglu turunu bir arada tur biri farkinin da farkinda olarak her bir birin tursel butunlugunu saglamak demektir.

Once egoyu inceleyelim. Egonun temeli "KAYBETME KORKUSU" na dayanir. Bu ne demektir. Insanoglu, dogal zihniyetinden dolayi, tum yasami boyunca, sadece ve sadece verilerle, degerlerle, tabularla yasar ve olur (olmek)

Peki ego, NEYI KAYBETME KORKUSU dur?, ego; mustakil var olarak dogan insanoglu turunun birinin, tum yasami boyunca kendisine verilen ve SAHIPLENDIGI, SABITLEDIGI, SAVUNDUGU, UGRUNA CANINI VERDIGI, ve dogumdan itibaren aldigi her turlu AYRIMCI, CIKARCI, SAVASTIRAN, MUCADELE ETTIREN ve INSANDISI, INSANLIKDISI OZNEL/NESNEL, SOYUT/SOMUT ve insanoglu turunun yonlendirerek ve yaptirama koyarak sistemlestirdigi ve etik ve metafizik, ideolojik inancsal, dogrusal, tanrisal , OLGUSAL, KURGUSAL,duzen haline getirdigi olumlu, ya da olumsuz degerleri, verileri, tabulari kaybetme korkusudur.

Nihilizmin, bilhassa tum bu insanoglu faktoru disindaki hderseyi hiclemesiyle, insanogu turu buyuk bir bosluga dusmustur. Iste bu ego,nun kaybetme korkusu, insanoglu BIRINI BIREYCI AKILCI YAPMIS ve tum egonun bu insandisi ve insanlikdisi degerlerini, verilerini, tabularini BIREYE, BIREYCI AKILCI CIKARI ICIN KULLANIM KOZU OLARAK vermistir.

Iste bu temelde, ego, ayni dogal zihniyetin, iki farki dusuncesine, acilmistir. Birisi "ben, bana verilen degerler, tabular, veriler adina ve baskasi adina yasarim ve yasamimi harcarim" , digeri de "ben, baskalarini ve herseyi, kendi adima yasatirim, kullanirim, harcarim" temelli dusuncedir.

Iste dunya; ikinci dusuncenin otoritesi, gucu ve iktidari altindadir, bu gucu, otoriteyi, iktidarida ona, ilk dusunce de olanlar saglar.

Cunku burada bir uyum vardir. "kaybetme korkusu" ile yasayanlara, ikinci dusunce "kaybetme, benim cikarim icin kullan" emrini vermistir.

Su an insanoglunun geldigi duzey, tur butulugundeki IKINCI EGOSUNUN, BIRINCI EGOYU KULLANMA, HARCAMA, HER TURLU INSANDISI, INSANLIKDISI DUSUNCE VE DAVRANISA MUBAH KILMASIDIR.

Iste bu BENCIL EGO ILE, ONUN KULLANDIGI KAYBETME KORKULU EGO, bugun insanoglunu ve dunyasini icinde bulundugumuz duruma getirmis ve ikinci ego, bunu kalicilastirmak icin de, elindeki bilim ve bilimsellik dahil, her turlu kozu ve bilhassa DOGALLIK MASALI KOZUNU cok iyi kullanmaya gayret etmektedir.

Self ise, insanoglu turu birinin kendisinin insan oldugunu algilamasi, bilincine cikarmasi ve farkina varmasiyla baslar. Bu farkindaligi ve bilinci tur birlik, beraberlik ve butunlugune tasimakla devam eder.

Yani, egonun; her turlu insandisi, insanlikdisi veri, deger ve tabularinin, kendi olmadigi, kendini yok ettigi ve bunu da tur bunyesindeki savaslarla sagladiginin bilinci ve farkindaligidir. Hic bir degerin, verinin, tabunun; insanoglu yasamindan daha degerli olmadiginin farkina ve bilincine varmaktir. Kendi icin olan yasamin, tur butunlugu icin oldugunun bilincine ve farkina varmaktir. Kendine verecegi herhangibir rahatsizlik ve zararin, tur butunlugune verileceginin bilincine ve farkina varmaktir. Kendi biri ile, tur butunlugunun iliskisinin, kendi birinin, tur butunlugun bir parcasi oldugunun farkina ve bilincine varmaktir. Kaybetmekten korktugu ve sahiplenip, sabitledigi her turlu somut/soyut, oznel/nesnel degerin, kendisini ve turunu insanlasmaktan alikoydugunun bilincine ve farkina varmaktir. Onlari kaybetmekten korkmak yerine, kaybetmek onlardan arinmak ve kurtulmak icin, sorgulamasi gerektiginin farkina ve bilincine varmaktir.

Bu liste uzargider. Ozetle, egosunun, ne kendi turu, ne de kendi biri olmadiginin, kendi biri ve turunu, yok saydiginin, kendi turunu bunyesinde birler eliyle birbiriyle savastirdiginin, EGOSUNUN KENDISINI ZIHNIYET OLARAK INSANLASTIRAMAYACAGININ farkina ve bilincine varmaktir.

Iste egonun her turlu bilincine ve farkina varmak, selfin baslangici ve egonun her turlu degerinden kurtulma mucadelesi ise, selfin yasama gecisidir.

Her insanoglu turunun biri; kendi biri bunyesindeki selfini ortaya cikararak, egosu ile mucadeleye cagirmalidir. Tabi, egosundan rahatsiz ve zarar gorme bilinci ve farkindaligina erismisse.

Self mi/ego mu?, karar, secim; her insanoglu turu birinin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
29-07-2010, 19:43
Saygideger arkadaslar;

Karsitlik acisindan, SELF EGONUN KARSITI DEGILDIR. Egonun karsiti TABULU RASA'dir. Yani; yeni dogan bir bebek gibi, 0 zihniyet ile dogmaktir. Iste, egonun kisi adina tarihe gomulusu de, zihniyetindeki tum ego dusunce ve davranislarini olusturan verileri, degerleri, tabulari; ayni yeni dogan bebek gibi sifirlamak, YENIDEN DOGMAKTIR. Iste insanoglunun selfbilinc ve farkindaligi, onun zihniyet ve zihniyete bagli her turlu dusunce ve davranis olarak, yeniden dogumu, yani KENDINDE OLDURDUGU(OLDURRMEK), INSANOGLUNU, INSAN OLARAK YENIDEN DOGURMAKTIR. Iste bu yeni dogan insan, artik her turlu insandisi, insanlikdisi deger, tabu veriden muaf olarak bir evrensel/insansal yasam surer. Onun icin atrik hic bir ayrimcilik, cikar, bencillik vs. veren DOGAL ZIHNIYET ve ona ait EGOSAL DUSUNCE VE DAVRANIS YOKTUR, YESERMEZ.

Sadece bilinc ve farkindalik olarak kendi biri ve bu birinin, bir insanoglu turu biri oldugu vardir. Onun icin, turu bunyesindeki her turlu "yaris" bitmistir.

Onun yarisi, artik; kendini ve turunu bir butun olarak, bilimin ve bilimselligin, her turlu gelisim, kullanim ve paylasimini saglamak ve icinde bulundugu evrenin kendi turu dahil; her turu olgusal, bulgusal algisini, yasamak ve yasatmaktir. Uzerinde yasadigi dunyasini, her sart ve durumda, insanca yasanir oznel/nesnel hale getirmektir. Artik, sabitleme, sahiplenme, teslim olma v.s. yoktur; bunun yerine, kullanma, paylasma, herkesin her farkinin ozelligini, bir mozaik icinde yasatmak ve bir bir olarak, kendi farki disindaki her turlu insansal/evrensel zihniyetin, dusunce ve davranis farkini kendi kullanim ve paylasimina acmak vardir.

Belki boyle bir yasam, cogu okura utopik ve hayal urunu gelebilir. Unutmamak gerekirki, hayallerin gerceklesmesi icin, onlarin uygulanabilirligini yasama gecirimini aglamak gerekir. Imagine, parcasinin sozleri bu icerigi gayet net vermektedir.

Ama, once egodaki yasamin farkina ve bilincine varmak, bu yasamin zarar ve rahatsizligini hem kendinde, hem turunde algilamak ve egonun her turlu degerinin sahipligini, sabitligini kaybetmekten korkmak yerine ve bunun bir bosluk yaratacagi dusuncesi yerine, aksine; onlardan kurtulmak ve arinmak icin cabalamak ve her tabulu rasaya dogru yol alirken de, bosalan yerlere selfin insan ve birey faktorunun zihniyetinin dusunce ve davranisini oturtmak gerekir.

Aksi egonun, super egonun, alter egonun, subconscious ve unconscious veriminde YASATILMAK demektir. Eger baskalari ve baska seyler tarafindan yasatilmak istemiyorsak, kendi yasamimizi kendi turumuz ve birimiz adina kendimiz yasamak istiyorsak, tek cikar yol; egodan, tabulu rasaya dogru yol almak ve bu yolculukta, bosalan yerlere kendimizi ve turumuzun insansal ozelliklerini evrensel kullanmak ve paylasmak ve de omur yeterse, yolculugun sonunda, bir bebek gibi yeniden ve insanoglunun dogal zihniyeti ile degilde, insanin insansal zihniyeti ile dogmak ve de en azindan bu yasami tadabilecek yasam sansini yakalamak gerekir. Cunku, bunu tadmadan olmek, bir insanoglu turunun biri icin, telaffisi olmayan bir kayip olacaktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
30-07-2010, 16:36
Saygideger arkadaslar;

Insanoglu turunu, diger tum turlerden farkli kilan, yine insanoglunun epistemolojik olarak ortaya koydugu farki, kurgu/olgu/bulgu uclemidir.

Insanoglu, "!?" olarak, yansisini hem duyumsal, hem de duyusal olarak algiladigi kendi dahil herseyi, kurgusuyla, olgular ve bulgular.

Kurgusu onun soyutlama sistemi olan dili ve dilinin, etimolojik, linquistik ve language (konusulan/yazilan dil) dillee temelleridir. Bu temellerin dilledigi, felsefe ve bilim; inancsal ogreti ve bilimsel bilgi olarak farklilasir.

Insanoglu tarihte hangi donemolursa olsun, tum yasamini ve sistemini olgulandirdigi kurgular, ya da kurgulandirdigi olgular uzerine kurmustur.

Buradaki bulgu, insanoglunun olguladiklarini kurgulamasi, ya da kurguladiklarini olgulamasidir.

Bilim; bulguya, olgudan kurguya yonelerek, inancsal da kurgudan olguya yonelerek ulasir.

Iste bu temeldeki bulgu, ya bir ogreti, ya da bir bilgi icerigindedir.

Kurgulari, kural, kuram, ideoloji, kaide, hukuk, hak, adalet, yasa, kanun v.s. temelli; toplumlarin sistemlesmesinin ve bu sistemin duzeninin getirdigi sinirlar, yonlendirim ve yaptirimlar olarak algilayabiliriz. Kurgular, soyuttur, ozneldir, KURUMLASARAK/KURUMSALLASARAK OLGULASMIS/NESNELLESMISTIR (SISTEM/DUZEN)

Olgular ise, insanoglunun algisina yansiyan ve bes duyu ile algilanan nesnelerdir(madde, varlik, dunya, doga, evren, evrim v.s.), bunun disinda Kurgu ile olgulananlar (demokrasi, oligarsi, monarsi, krallik, cumhuriyet, diktatorluk, iktidar, muhalefet v.s.) temelli, metafizigin ideolojik ve etigin dogrusal olarak yonlendirdigi, yaptirim uyguladigi inancsallardir. Bu da, BULGUSAL OLGU ile OLGUSAL OLGU farkini dogurur.

Burada en onemli olan konu, kurgu/bulgu/olgu ucleminin, tamamen bir insanoglu ortaya koyumu oldugunu, insanoglu icin, adina, eliyle, ait ortaya koyum oldugunu, insanoglu monologu oldugunu ve insanoglunun yansisini algilayarak ortaya kavramlastirarak yansittigi ne olursa olsun, bir turev, bir donusum oldugunu ve yansiyan ne olarak yansitilirsa yansitilsin, hic bir zaman yansiyanin kendisi olamayacagini, ve insanoglunun disinda, baska kendini ortaya koyabilen herhangibir sey olmadigini, boyle birsey olsa bile, bunun insanoglu monologuyla algilanamayacagini ve insanoglunun monologuyla ortaya koyduguyla dialogu olmadigini unutmamak lazim.

Oyuzden insanoglu, kendi disinda bir nesnel/oznel guc ortaya atiyor ve bununla vergigi icerikle bir bag kuruyor ve ona kendini teslim ediyorsa, oturup, bir daha dusunmelidir.

Sonucta insanoglu dahil; hic bir sey, kendi kendini kendi adina bugune kadar ortaya koyamamistir. Madem ortaya koyum insanoglu monologudur, o zaman insanoglu tarihinde ilk kez, kendini kendi adiyla ortaya koymali ve bunu yaparkende kendinin INSANSAL ZIHNIYETE malik oldugunu algilamasi gerekir. Aksi, insanoglunun dogal zihniyetiyle bugune kadar yaptigi ve kendi turune ve birine verdigi zarar ve rahatsizliktir.

Isin acisi, bunu kendine yapan da, yine kendisidir. Simdiye kadar bunu kendi disina insandisina yuklemeye calismis ve basarmistir. Ama, artik, kendi ozune zihniyetine donmesinin zamani gelmis ve gecmektedir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
03-08-2010, 19:02
Saygideger arkadaslar;

Evrensel insan zihniyetinin, disaridan bakis acisi ve notr algi ile, yani mudahele etmeden ve elestirmeden ortaya koydugu ego cesitleri sunlardir.

Birincisi, egonun bilinc alti kalis ve bilince ciks temelli iki farkli tarihi vardir.

Bu tarih farkini ayiran, insanoglu tarihinde ilk defa, insanoglunu temel alarak ortaya attigi nihilist bakis acisi ile Nietzche'dir. Nietzche' insanoglu tarihinin asama kaydetmesinde buyuk payi olan bir felsefi dusunurdur.

Nietzche'nin nihilizm oncesi, daha oncedebu baslikta acikladigim gibi, insanoglunun tek bir egosu vardi. Bu ego, toplumsal kisilik dedigim, kisiye dogumdan itibaren verilen etik ve metafizik yonlendirim ve yaptirimlarin temelinde, kisinin icinde, bulundugu, tarih ve cografya sartlarinin olusturdugu toplumun bir kisisinin egosuydu. Bu ego, birey ve ben bilincinden ziyade, verilen degerler temelinde AYRIMCI BIZ icerigindeydi. Yani kisi, kendisine verilen her turlu degerin dogrulugunun inanciyla, bu degerlerin yasam boyu savasimini vermekteydi. Kendisi birey olarak ortada olmasa bile, onun bir bir olarak aldigi tatmin, aldigi degerleri ugruna verdigi savasim yasam ve caniydi.

Nihilizm sonrasi, yani insanoglu temel olarak kendisini alma vasfiyla, daha onceki nesnel/oznel degersel ve genelde insandisi, insanlikdisi ve tatmin edici ego; zihniyeti korumakla birlikte, dusunce olarak ve Nietzche'nin insanoglu turu degilde, biri uzerine (overman) yogunlasan dusuncesi olarak, turden ziyade, insanoglu birinin egosuydu.

Bu ego, insanoglu birinin turu bunyesinde kendisini konu ne olursa olsun, dusunce ve davranis ne olursa olsun "Ben tekim/ustunum/baskayim/gucluyum v.s.) temelli bir icerigin yaninda "ben bir hicim, kulum, koleyim, emir kuluyum v.s." icerigi de tasiyordu.

Bu iki cesit ego, iki farkli elbise giyiyordu, bunlardan birincisi "ben herkesi ve herseyi, kendi cikarim ve yararim adina, kullanirim, harcarim v.s.), digeri de kendi icinde ikiye ayriliyordu, birincisi " insanlardan banane, ben sadece kendimi dusunur ve kendim icin yasarim v.s." temelli bananecilik, digeri de "madem ben bir hicim, o zaman beni teslim alacak baska bir guc var" temelli dusunce ile, bilhassa nesnel temelli olgulara oznel icerik vererek kendini ona teslim ediyordu, panenteizm ve ve varolusculuk bunlara ornektir. Yani, insanoglu biri temelini, ayni Nietzche'nin insanoglu disini sifirladigi gibi, sifirliyor ve kendisine kendisini teslim edecek baska gucler ve degerler buluyordu. Burada bilimin bu ego temelinde algilanan, gen bencildir ve guclu olan kazanir ifadelerini de mihenk tasi olarak alalim.

Ozetlersek;

Bagimli ego cesidi; dogumdan verilen, toplumsal kisilik/kimlik

Etik yukumsuz ego cesidi, enternasyonelizm ve komunizm

Tanrisal temelli en ust ego cesidi, panenteizm

Madde temelli en ust ego cesidi, madde, evrim, evren, varolus v.s. ve onlara teslimiyet/tanrilastirma

Bencil ego cesidi, pasif, bananecilik ve psikolojik bunalim, bireysel cozum (meditasyon, v.s. temelli zihni bosaltici kontrol) robotlasmak

Bencil ego cesidi, aktif; bireyci akilcilik, guc otorite, iktidar temelli fakat "ben" ve iceren ayrimciligi, cikarli, her turlu insanlikdisi su istismari, duygu somurusunu, dusunce ve davranisi vicdan sinirlari disinda mubah kilan

Gunumuzde ve su anda; dogal egonun aktif kesimi, diger egolari yonlendirmekte ve yonetmektedir, onlari birbiriyle carpistirir, kullanir, elimine eder, pasiflestirir, teknik ve bilim ile uyutur, oyalar, izmleri birbiriyle savastirir ve ayrimciligi toplumsalliktan, kisisel duzeye indirger, her turlu ikiligi biribirine kirdirtir, dusurur, savastirir kendisini koruyucu/kollayici v.s. temelli gosterir.

Iste kisaca, dogal zihniyetin dogal egosunun resmi boyledir ve bu resim, evrensel insan zihniyetinin insan ozlu selfin zihniyet acikligi, bireysel hak ve ozgurlukleri, antiayrimcilik ve farklar birligi ve esitligi, insanoglu turu ve birine, hem kendi biri, hem de diger birler olarak zarar vermeme ve rahatsiz etmeme ve de notr algi ve disaridan bakis acisinin epistemolojik gercekligi temellidir. Insanoglu turu birinin, bireysel bilincli tursel selfidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
04-08-2010, 22:10
Saygideger arkadaslar;

Herhangibir, olgu, bulgu ve Kurgunun evrensel olmasi ile evrensel onayi olmasi arasinda; bilim ile inanc, bilgi ile ogreti, bilimsel ile inancsal, epistemolojik ile ideolojik gercek ile dogru, epistemolojik gerceklik ile, doga ustuluk, dunya otelik, mistik, mitolojik, efsanevi v.s. farki vardir.

Herseyden once, insanoglunun, yansisini algiladigi !? 'yu isaretledigi "var" a verdigi kavram; ister bilimsel, ister inancsal olsun EVRENSELDIR. Cunku KAVRAMLAR, OZNE/NESNE, SOMUT/SOYUT, MADDE/DUSUNCE, OZ/GORUNUS, OZEL/GENEL EVRENSELDIR.

Mesela, tanri kavrami evrensel bir kavramdir. Fakat bir kavramin hangi cesidi olursa olsun, evrensel olmasi onun EVRENSEL ONAYI OLMASI ANLAMINA GELMEZ.

Cunku evrensel onay demek, uzerindedeney, gozlem, bulus, inceleme, arastirma v.s. ile ortaya atilan ve belirli bir bilim dalinin disiplini haline gelen, formuller, postulatlar,maximler, axiomlar, yani; o bilim dalinin ilerlemesi icin, temel alacagi ve ustune bilimini bilgi olarak genisletecegi, temellerdir.

Mesela F=ma, E=mc2, ya da "bir ucgenin ic acilari toplami, 180 derecedir" v.s. temelli ortaya koyumlar, EVRENSEL ONAYI OLAN SOYUTLARDIR.

Iste bu temelde, bir seyin evrensel onay kazanmis olmasi demek, onun biliminin dalina gore, bilimsel olarak ta ki yanlislanana kadar, gecerliligi, yani kabul/red karsitliginin gecersizligi demektir. Yanlislanabilirligi de, yine gozlem, deney v.s. ile, ortaya konacak yeni formulun v.s. evrensel onay alarak gecerliligi, eski halinin gecerliligini gecersiz kilmak demektir.

Oyuzden ne felsefenin, ne de etigin ister varlik uzerine, ister "toplumsal yasam" yonlendirimi/yaptirimi uzerine, getirilen hangi ideolojik inancsal dogru olursa olsun, bunun EVRENSEL ONAY KAZANAMAYACAGI, YANLISLANAMAYACAGI cunku, hic bir inancsal temelin bil kokeninin bilgi, bilim degilde; sadece ogreti olarak, ustelik dunyanin cesitli cografyalarinda ve toplumlarinda farkli olarak yonlendirildigi temelde INANCSAL/IDEOLOJIK DOGRULUGUNUN, evrensel onayi yoktur. Bunun anlami, inancsal/ideolojik olarak dogrulananin, dogrusu sadece kendini baglar, ayni baska ideolojinin inancsal dogrusuyla, dogrulananin, sadece dogrulayani bagladigi gibi.

Sonucta, bilim ve bilimsellikte, tartisma, yaris, v.s. temelli bir dogruluk savasi yoktur. Cunku bilim ve bilimsellik, epistemolojik gercekliktir.

Ama felsefe ve tigin dogrulari,kendi aralarinda "hangimiz/biz dogru/dogruyuz" savasi ve mucadelesi verirler. Cunku, onlar ideolojik/inancsal dogrulardir.

Iste bu temelde felsefenin, metafiziginin tum ve herbir varlik ideolojik dogrulari ve etigin her konusunun (sosyal, siyasal, toplumsal, ahlaki, toresel, geleneksel, tarihi, kulturel v.s.) inancsal dogrusu, EVRENSELDIR, FAKAT EVRENSEL ONAYA SAHIP DEGILDIR.

Iste bu temelde her turlu dini inanis, milli/etnik kimlik, tanrisal tum izmler, ideolojik tum izmler, doga ustu, bilim kurgu, dunya otesi, spekulatif v.s. tum inanclar EVRENSELDIR, FAKAT EVRENSEL ONAYA SAHIP DEGILDIR.

Tanri, herturlu ve herbir yaratici, her turlu akilli tasarimci, ister Allah, ister Ucan Spagetti Canavari olsun, kim/ne olursa olsun, ister milyarlari,m ister bir kac kisi ile olculebilir olsun, evrenseldir ve kavram olarak vardir. Ama, evrensel onayi yoktur. Cunku, HERHANGIBIR SEYIN EVRENSEL ONAY KAZANMASI DEMEK; ONUN BILGI, BILDIRIM,BELIRTIM, BILIM VEBILIMSELLIK OLARAK INSANOGLU BILINCINDE VE BILGISINDE YERINI ALMASI DEMEKTIR. KARSI CIKISA/KABULE ACILIMI OLMAYAN BIR GERCEK OLMASI DEMEKTIR. Bu gercekligin epistemolojik, yani yanlislanabilene kadar gecerliliginin olmasi demektir.

Oyuzden lutfen, seyin evrenselligi ile, evrensel onay kazanmasi farkini cok iyi algilayalim ve bil kokeni ile, var ve ol kokenlerini biri birine karistirmasyalim ve farkin farkina varalim.

Sonucta evrensel onay, bu dunyada yasam suren herbir bireyi onun kisisel dusuncesine ve davranisina bakmaksizin onu baglar. Bir seyin evrenselligi ise, bu dunyada yasayan herkes tarafindan ogrenilebilecegi, ve o ogretinin sadece dogruluguna inanani baglayabilecegi anlamini tasir.

Son olarak, sitemizin icerigine paralel olarak bir ornek verirsek, Allah, Kuran, Islam dini ve muslumanlik Evrensel olarak herkesin ogrenimine aciktir, ama; EVRENEL ONAY KAZANAMAZ VE BU MUMKUN DEGILDIR. Cunku hic bir kavrami evrensel onaya acilacak bilgi, bilim ve bilimselligin alanina girmez ve onlarin konusu degilir. Felsefenin, metafiziginin ve etiginin konusudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
06-08-2010, 21:29
Saygideger arkadaslar;

"Data, aryan kokeni "da" vermek fiilinin, "toplam, ilk verilen" anlamini tasir.

Simdi bu datanin bir tumunun analizini yapalim.

Eger ortada bir data varsa, o zaman bir veren vardir-QUI
Eger ortada bir data varsa, uzerine data verilen vardir-QUA
Eger ortada bir data varsa, bunun bir ortaya koyumu vardir-QUIDDITY
Eger ortada bir datayi veren varsa (QUI), bunun bir kendisi vardir-SUI
Eger bir kendisi varsa, bunun bir nedeni vardir-CAUSA SUI
Eger bir kendisi varsa, bunun kendisinin bir cesidi vardir-SUI GENERIS
Eger ortada olan bir sey varsa (QUIDDITY), Bunun bir karakteri, ozu, niteligi vardir-QUALITY
Eger ortada bir sey varsa (QUIDDITY), bunun bir gorunumu, niceligi vardir-QUANTITY

Iste eger ortada QUIDDITY olarak adlanan bir data varsa, bunun kimi (QUI), Kiminin ne si (QUA), nesinin niteligi (QUALITY) ve niceligi (QUANTITY) kiminin kendisi (SUI), kendisinin nedeni (CAUSA SUI) ve kendisinin cinsi, cesidi (SUI GENERIS) vardir.

(QUA) yani ne; kendi karakterine/ozune sahip degildir. Ona (QUI) tarafindan verilen ozellige/oze/karaktere sahiptir. Dolayisiyle, qua'nin sui'si qui karakteri/ozu icerir.

Iste bu temelde, ne madde, ne de tanri (herturlusu/herbiri ve hangisi ise, onun akilli tasarimciligi) KENDI (SUI) OLARAK KIM (QUI) DEGIL, SEY/NE (QUA) DIR.

Iste bu da bize, bir datanin, quiddity olarak qui'sinin yani kiminin SADECE VE SADECE epistemolojik olarak INSANOGLU TURU ve BIRI oldugunu gosterir.

Cunku ne (madde, tanri v.s.), kimin (insanoglu turu ve biri) kendi de dahil, ortaya koydugu bir datadir. Bu dataya, kimin kime verdigi data da dahildir.

Iste bu yuzden, her datanin, bir qua olarak, data ne olarak ortaya konarsa konsun (quiddity), qui, yani kim tarafindan verilen, bir NICELIK ve NITELIGI
vardir. Burada kim, kendisine de insanoglu olarak bir nicelik ve nitelik vermistir.

Iste, hem bir data, hem de qui, kim ozelligini tasiyan, ve epistemolojik gerceklik olarak bilinen, SADECE ve SADECE INSANOGLU TURU ve BIRIDIR.

Iste bu temelde, insanoglu turu ve biri; hem bir data, hem bir kendi(sui ve sui generis/causa sui)) hem bir kim (qui), hem bir ne(qua ve quality/quantity) , hem de, ne ise o (quiddity), icerigi, butunu yetisi v.s. olarak TEK VE ALTERNATIFSIZDIR.

Iste sorun a, bu alternatifsizligin zihniyet ve ego olarak ortaya konan, dogalligindadir.

Demekki, insansal zihniyet ve insanin selfi, yine bu tek ve alternatifsizden, bir alternatif olarak tureyecektir.

En azindan, epistemolojik olarak, tum bu ozellikleri, yeti ve icerigi tasiyan, baska bir canli turu, insanoglu turu ve birine alternatif olabilene kadar.

Bunun da kim ve ne olabilecegini, bugunden ortaya koymak inanc ve spekulasyondan baska bir sey olmaz.

Ama, surasi da kesindir ki; bu alternatif ne bir tanri, ne de bir madde/nesne temelli qua degildir, cunku qua yi ortaya koyan quidir.

Eger boyle bir iddiasi olan varsa, madde veya tanrinin, insanoglu ozellikleri icermeyen bir icerige sahip oldugunu ve kendi kendilerini ortaya koyacak bir qui ve sui olduklarini ve insanoglunun ortaya koydugu qua, quality/quantity ile verilenmediklerini kendi lerine ait datalari oldugunu, bilimsel olarak, gozlem, deney v.s. ile gostermesi gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
08-08-2010, 20:43
Saygideger arkadaslar;

Once inancin tarifleri

Dogru olarak kabullenilen, prensip, fikir, oneri v.s.
Mahkumiyet, gorus
Dini baglilik
Kisiye, ya da kisinin kabiliyetine,dusuncesine, degerlerine (durustluk, namusluluk, dogruluk, dakiklik v.s.), itimat etmek ve/veya guven duymak
Dogruya duyulan guven, ya da henuz kesinlesmemis delilin varligina duyulan yatkinlik.

http://dictionary.reference.com/browse/belief?fromRef=true&__utma=1.190715777.1267746167.1280165078.128128050 6.4&__utmb=1.7.9.1281281489772&__utmc=1&__utmx=-&__utmz=1.1281280506.4.4.utmcsr=google|utmccn=(orga nic)|utmcmd=organic|utmctr=dictionary&__utmv=-&__utmk=186359721

Gelelim inancin cesitlerine; Buna tam gecmeden once, inancin olabilmesi icin, dogruya guvenin/itimadin ve/veya imanin, olmasi gerekir.

Yani inanc dogru ve iman ile paraleldir.

Dogru olarak one surmek; (Tezi, teoriyi, hipotezi, axiomu, kesinligi, imani, anlayisi, fikiri v.s.)
Karsiti; Inancsizlik

Birsey ile ilgili dogru (birseyi dogrulamak);(Prensip, teori, kanun, ilke, doktrin, fikir, hipotez,iman v.s.)
Karsiti; Inancsizlik/dogrulanana karsi inanc beslememe/tasimama

Birseyi onceden kabullenmek, onyargi/onsezi;
Karsiti; suphe/beklenen bir sey olmadigi

Bakis acisi;felsefe, karakter, haleti ruhiye, zihnin yansisi, dusuncenin sekillenisi v.s. temelli dogruluguna inanilan.

Kesinlik, pozitif garanti;
Karsiti; Suphe, cekingenlik, sorgulanabilirlik, kararsizlik, belirsizlik, kesinsizlik, ereddut, kusku, degiskenlik, cok anlamlilik, anlam bulanikligi, iki manalilik, muglaklik, ikircim, anlasmazlik, kavram kargasasi v.s.

Cekisme, iddia, rekabet,yarisma, mucadele, munakasa, sav, tez, kani

Itimat, guven, kabul
Karsiti;guvensizlik, imansizlik

Tanima, taninma, dogrulama;
Karsiti;kabul etmeme, onaylamama, tasdik etmeme, inancsizlik, onemsememe, begenmeme, kinama v.s.

Doktrin, prensip, gorus
Karsiti;inancsizlik, skeptiklik,imansizlik, inansizlik, aykirilik

Bagimlilik, guven
Karsiti; serbestlik, bagimsizlik

Asagi/yukarilik, tahmin yurutme

Etik, degerler
Karsiti; Curume, moralsizlik, yukumsuzluk

Beklenti

Yargi

Bir seye guven duymak, iman
Karsiti;Inancsizlik, guvensizlik, suphe, kusku, korku, endise, kuruntu, evham v.s.

His
Karsiti;bes duyu, kati, saglam,cisimsel

Dini dogma;
Karsiti;hipotez, teori

Ozlem, ruya,
Karsiti;Umutsuzluk, pasiflik, inancsizlik, umitsizlik, cesaretsizlik, hevessizlik

Hipotez, teori;
Karsiti;Hesaplama, olcu, delil, evrensel onay

Mitoloji, geleneksellik
Karsiti;Tarihsel gerceklik

Maxim, axiom, postulat,
Karsiti;yanlislanabilirlik

Spekulasyon
Karsiti;gercek, bilgi, enformasyon

Evet, iste bu temelde inancin, ve kasitlari inancsizlik, imansizlik, inanc tasimama degerlendirilebilir.

Bu arada, (beliving there is no God) herhangibir yaraticinin olmadigina inanmak ve/veya herhangibir yaraticinin olduguna inanmamak ile, (having no belief in a god), herhangibir yaraticiya karsi inanc tasimamak/beslemek arasinda ateizm ile (disbelief,unbelief) serbest dusunurlugun, "having no belief" inanc tasimamak/inanc beslememek yanasimi arasinda da cok fark var.

Biri sozkonusu olan hangi yaratici ise (Allah, Tanri v.s.), onu yok saymak, ya da varligina inanmamak; digeri ise, sozkonusu hangi yaratici ise, o yaraticiya karsi bir inanc tasimamak/beslememek farkidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
09-08-2010, 21:27
Saygideger arkadaslar;

Ben insansal zihniyet (dogal zihniyeti ortaya koyan ve ufkunun teslimiyet ve sinirlarinin disina cikan, insanoglunu zihniyet, dusunce ve davranis olarak insanlastiran zihniyet) ve bireyin tursel selfinin ( dogal egoyu ortaya koyan ve ufkunun ve sinirlarinin disina cikan benlik/insanlik) 1994 lerde "temelini atmaya basladigimdan buyana; tarihteki uc karakterin sonradan da ogrenmis olsam, insanliga kattigi katkilarin rolu buyuktur.

Bunlardan, Karl Popper, "empric falsification" gozlemsel yanlislama, metodu ile, kisa ve oz aciklamak gerekirse, bilimselligin inancsallik yapisina buyuk bir isik tutmus ve bilimselligin, inancsalligi icermeden, ortaya konabilecegini gostermistir.

Bu konuda, kendisi ile yazisirken, karsilikli mesajlasmalarimizda, bana; boyle bir tarihi karekterin oldugunu kendi adima, arastirmalarim sonucu ortaya cikarmamda yardimci olan, Aydoe arkadasa bir tesekkur borcluyum.

Ikinci tarihi karakter "Eupraxsophy" bakis acisini ve qua yanasimini (qua philosophy) ortaya atan, Paul Kurtz" dur.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=7

Mesaj 61

Bilhassa Ateizm ile ilgili yaptigim arastirmalar sonucu, kendi adima ortaya cikardigim bu tarihi karakter ikinci kisidir. Disaridan bakis acisi ve notr alginin benim adima ortaya konusunun, mentalitesi qua yanasimi ile ozdestir.

Ucuncu olarak, insanoglu tarihinde ilk defa, insanoglu faktorunun onemini ve herseyin onun ortaya koyumu oldugunu gostererek, seyleri hicleyen Nietzche'nin rolu buyuktur.

Iste evrensel insan zihniyetinin ortaya attigi zihniyet ve uygulamanin, kendi adina ortaya koydugu ve daha sonra varliklarinin bilincine vardigi, bu uc tarihi ismi, algilamak, evrensel-insan muhakemesini algilamakta cok buyuk algi yardimi vardir.

Ayrica x ve y konusunda, onun bir evrensel kullanim sembolleri oldugunun aciklanmasinin da arastirmalarim sonucu farkina varmam

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=50

Mesaj 494 buyuk bir oneme sahiptir.

Tum bu yukarida bahsettigim tarihsel karakterlerin varliklarindan sonradan haberdar olmam, benim evrensel insan muhakeme ve zihniyetini gelistirmemde, bilerek ya da bilmeyerek esinlendigim kisiler oldugunun gercegini degistirmez.

Cunku, evrensel insan muhakemesini ve insansal zihniyet ile, bireyin tursel selfinin algisi, bu tarihi karakterlerin, insanogluna kattigi katkilarin ne oldugunu algilamakta yardimcidir.

Yalniz, nihilizm konusuna ozel bir dikkat ve onem verilmelidir. Cunku hem dogal zihniyetin, hem de dogal egonun insanoglu bireyci akilciligi acisindan son duraktir. Iste bu son duraktan ileisinde artik insansal zihniyet ve bireyin tursel selfi yoktur.

Bilhassa nihilizmin, bu "canavarligini, cabalarini" ve insanliga getirdigi her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi, insanoglunu kendisinin, ya da bir nesnenin insanoglu eliyle ve insanoglu icerikli oznelligiyle tanrilastirilmasi tehlikesini de cok iyi algilamak gerekir.

Her konudaki gereken detaylar, baslik ya da mesaj olarak, evrensel-insan profil sayfasindan ve evrensel'in kosesi basligindan istendiginde elde edilebilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
11-08-2010, 01:17
Saygideger arkadaslar;

Teleology; tabi fenomendeki akilcilik ve amacin oldugunu savunan FELSEFI bir gorustur.

Turkce'de, erek olarak bilinen ve "gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef" olarak tanimlanan gorustur.

Iste daha onceki mesajlarda deginilen her turlu "bes duyu ile algilanan" ve nesne, madde, somut olarak ifade edilen (evren, doga, dunya, tabiat, varolus, madde) olgularda, bir "tasarim, plan, amac v.s.) oldugunu one suren bu gorus; yine daha onceki mesajlarda aciklanan ,yaratilisin, tasarimcilik/plan/programlamasina v.s. "terfi etmis" halidir.

Bugun maddeden, tutunda evrene kadar (panenteizm), insanoglunun kendisi, de dahil yaratilis gorusune yeni bir icerik getirir.

Herseyin, insanozelligi olan ve insan ozelliginin oznelligi ile verilmis iceriginin, nesnel temelin bunyesinde oldugunu iddia eder.

Henuz bilimin bilimselliginden farki acik olarak ortaya konamamis bu gorus, aslinda dogal zihniyetin dogal egosunun son duragidir. Bu son durakta, kisinin teleolojik degerlendirmesine gore, kendisini ve insanoglu turunu teslim edecegi bir nesne ereksel beslenir ve dogallik kisvesine burundurulur.

Daha once detayli acikladigim bu tanrilastirmaya, bu mesajda fazla girmeyecegim. Yalniz, bilhassa materyalizmi savunan ve evrimi savunan evreni savunan v.s. arkadaslara, ufak bir hatirlatmam olacak. Sakin ha, savundugunuz nesnel olgulara, teleolojik bir icerik vermeyiniz. Verdiginiz an, o icerik verdiginiz nesne, sizin tanriniz ve de mutlaklastirdiginiz, sabitlediginiz, sahiplendiginiz ve sizi ve de insanoglu turunu teslim ettiginiz, dogal zihniyet ve dogal egonun son duragi olur.

Oyuzden nesnel temel olarak savundugunuz, herhangibir ideolojik inancsal dogrunuzu tanrilastirmayiniz, sabitlemeyiniz ve kendinizi ona teslim etmeyiniz. Tanrisini arayanlara ve bulamayanlara duyurulur.

Buradaki en buyuk dikkat edilecek nokta, bu nesnelere/olgulara (madde, doga, dunya, evren, evrim v.s.) insanoglunun soyutlamasi ile bilimsel, ya da inancsal ekledikleri ve epistemolojik gerceklik olarak evrensel onaya ulasmamis ve yanlislanabilmesi mumkun olmayan kurgular (kanun, yasa, kaide, kural, teori, tez, hipotez, sistem, duzen, amac, gaye, tasarim, v.s.) dir.

Oyuzden evreni/evrimi v.s. bilimsel ortaya koymak baska, inancsal ortaya koymak baska, evrene/evrime teleolojik ozellik katmak baskadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
19-08-2010, 03:38
Saygideger arkadaslar;

Bir onceki mesajda dile gelen, data; insanoglunun kendi dahil, algiladigi herseye verdigi bir EKLENTIDIR. Genel algi olarak fenomen olarak bilinen ve epistemolojik olarak (su an) en genisinin evren ve yine epistemolojik olarak en kucugunun, hem atomun en kucuk parcacigi, hem de canlinin en kucuk parcacigi olan DNA'yi ortaya koyabilmek icin "bes duyu ile algilanan" icerigi kullanilir.

Felsefe de varlik iki katagoridedir. Mustakil varlik katagorisi ve gercek varlik katagorisi, konumuz fenomen olmak vasfiyla, ben sadece "bes duyu ile algilanan" varliga deginecegim. Bu varligin mustakilligi madde ve materyalizm; gercekligi nesne ve realizm ideolojik inancsal dogrulariyla ortaya konur.

Buradaki en buyuk "gozden kacan" konu, bu varliklari ortaya koyarken "bes duyu ile algilanan" icerigidir. Yani, FENOMENIN HERTURLUSUNUN/HERBIRININ ORTAYA KONABILMESI ICIN BES DUYU ILE ALGILANABILMESI GEREKIR.

Bu zaten kendi basina, fenomenin kendi kendini yani bes duyu ile algilama olmadan, ortaya koyamayacaginin anlamini tasir.

Peki o zaman "bes duyu ile algilanan" icerigindeki bu "bes duyu" ve "algi" KIME AITTIR?

Eger fenomen icin kullaniliyorsa, demekki FENOMENE AIT DEGILDIR. Ustelik fenomen zaten KIM DEGILDIR.

O zaman demekki bu "bes duyu" ve "Algiyi" fenomene EKLEYEN BIR KIM VARDIR.

Eger bu kim, idealizmin ortaya attigi gibi, yaratici ise ve fenomen "ol" dedigi icin oldu ise, idealizm savunucusu acisindan konu kapanir.

Ama burada idealizmin, de algilayamadigi bir durum vardir. O da YUKARIDAKI CUMLENIN DE BIR KIMI OLDUGUDUR.

Yukaridaki cumlenin, kimi; cok acikki, en basit algiyla, bu mesajin yazarina, yani insanoglu turunun birine aittir.

Bu arada konunun daha net algilanmasi ve fenomene rakip olarak ortaya konan neomenin ne oldugunun da algilanmasi icin, asagidaki linke bakiniz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=65

Mesaj 643.

Simdi buradan cok net bir sekilde, fenomeni ortaya "bes duyusu" ve "algisi" ile ortaya koyan, bir KIM VARDIR.

Iste bu fenomeni (NEYI, SEYI) ortaya koyan kimin uc olanakli cevabi vardir.

Ya, tanri ve herturlu/herbir yaraticidir,
Ya, fenomenin kendisidir,
Ya da; insanoglu turu ve onun biridir.

Iste buradaki ilk iki sik, (ikinci sikki tanriya akilli tasarimciligi da ilistirerek), KIMI CEVAP OLARAK INSANOGLU TURU VE BIRININ DISINA ATAR.

Ikincisi, fenomenin herturlu/herbir cesidinin, tanrilastirilmasi ve akilli tasarim ile oznellestirilmesidir. En cok bilineni de, panenteizm (tanri/evren iciceligi) dir.

Yukaridaki mesajlarda, nesnenin nasil tanrilastirildigi, tanrisal zihniyet ve tanri konusu bu baglamda aciklandi.

Butun bunlarin isiginda, geriye; fenomeni ortaya koyan (besduyusu/algisi ile) tek bir sik kalmaktadir, oda; insanoglu turu ve biridir.

Isteburada insanoglu turu ve onun birinin bir ve epistemolojik olarak TEK kim oldugunun bilincine ve farkina varmak; otomatikman, soyut, ya da somut tanrilastirmayi elimine etmekte, eger tanrilastirma hala ihtiyacsa, tek tanrilastirilan, insanoglu turu ve onun biri olmaktadir. Bunu da gunumuzde, emperyalist zihniyet; diyalektigin iki karsit ucunu birbiriyle savastirarak, parseyi toplamakta ve tanriyi oynamaktadir.

Iste yukaridaki iki siktan, herturlu/herbir tanri ve de yaraticidan, onun dusuncesinden ve de ideolojik inancsal dogrularindan, tamamen kurtulmak ve arinmak; KIM SORUSUNUN CEVABININ EPISTEMOLOJIK OLARAK TEK VE SADECE INSANOGLU TURU VE BIRI OLDUGUNU, algilamak, bilincine varmak ve farkina varmak ile mumkundur.

Bunun en onemli tarafi da; dogal zihniyet ve dogal egonun, ustunu orttugu ve gostermeyip, yok saydigi insanoglu turu ve birinin ortaya cikmasi ve EN ONEMLI FAKTOR olarak algilanmasidir.

Iste eger, bu algilanirsa, hem nenin ne oldugu, hem nenin kimsiz ortaya konamayacagi, hem nenin kendini ortaya koyamayacagi, hem neyi ortaya koyan kimin insandisi bir yaratici guc, yada nesnel bir yaratici guc olamayacagi ortaya cikar.

Iste, neyi ortaya koyan kimin insanoglu turu ve biri oldugunu algilamak, ve de emperyalist zihniyetin insanoglu turunu ve/veya birini tanrilastirma, aracinin cikarci amaci oyununa gelmemek icin; KIM sorusunu, herkesin sormasi, ne ile bagini/iliskisini kurmasi ve sorusuna cevap bulabilmesi gerekiyor.

Yukarida verilen secenekledr uc tane idi, artik KIM hangisini isterse ve kendine onaylatirsa, onu secer. Mantik, ucuncu sikki her acidan ve her yonuyle onermektedir. Cunku, BIZLER, INSANOGLU TURU VE ONUN BIRLERIYIZ.

Bu temelde, fenomen olmayan, yani bes duyu ile degilde; sezgi, duyum ile algilanan soyutun da, nesinin KIMI BIZIZ. INSANOGLU TURU VE BIRINDEN, YANI BIZLERDEN BASKA BIR, BIR VE TUR HENUZ YOK. Cunku KIM OLARAK SOYUTLAMA YETISI OLAN, bilinen tek tur ve bir, biziz.

Ortaya konan ne, ister somut, ister soyut olsun, bizim ortaya koyumumuzdur, soyutlamamizdir ve kendi monologumuzdur. Ortaya konan nenin soyut/somut; bu konuda hic bir KIMLIGI YOKTUR. Cunku ona NELIGI VEREN BIZIM KIMLIGIMIZDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-08-2010, 19:47
Saygideger arkadaslar;

"Evrensel'in Kosesi" basligi, genelde yazari tarafindan guncellenen ve ara ara konusuna gore, baska yazarlarin da katkisiyla renk kazanan bir basliktir. Ilk once bu basligin icinde index olarak ne gibi bir alt basliklarin bulundugunu, asagidaki linkten; elde edebilirsiniz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=316007&postcount=851

Yukaridaki link, o tarihe kadar yazilmis mesajlari icerir. Otarihten sonraki mesajlar, "index-icindekiler" basligindan, son mesaja kadar olanlardir.

Bu basligi okuyan ve ziyaret eden yazar arkadaslarinda konulara katkida bulunabilmeleri acisindan, okuyucu tarafindan index teki ilgi ceken konu hakkinda, bir dusunce, soru veya katki dile getirmek isteyen arkadaslar olursa, adi gecen konunun hangi tarihte olmasinin bir onemi yoktur. Okuyucu arkadas, eger mesajin ayni indexteki gibi sayfa ve baslik numarasini, basligin adi ile birlikte belirttikten sonra, o konu ile ilgili dusuncesini dile getirebilir.

Konunun yerinin belirtilmesinin onemi, baslik yazarinin yazilan mesaji hangi konu veya basliga bagli olarak yazdigini algilamasi ve ona gore yanit vermesi icindir.

Bu baslik, yazari tarafindan islenmektedir. Yalniz islenen konulain daha detayli ve icerikli islenmesi de, bir yerde siz okurlarin dusuncelerini dile getirme katkisina baglidir.

Bu katkilar oldukca, hem konu sadece yazarin tek dilinde kalmayacak, katki ile ve yazara bu katki sayesinde acilacak ve onun da konunun detaylanmasi ve icerik kazanmasi icin ufkunu acacaktir.

Boylece konular, sadece yazarin aciklamasiyla da sinirli kalmayacaktir.

Dolayisi ile, bu baslikta islenen konularin ya da gelecek yeni konularin, gelecegi, gelismesi, detay ve icerik kazanmasi, sizlerin katkilarina baglidir.

Sonucta konusu bunyesinde, bir mesaja sigdirilmaya calisilan aciklamanin genelde konunun ilgi/etki/onem bakimindan "yetersizligi" anlamini tasir.

Bu duyuru, bir aciklama ve hatirlatmadir, sadece. Sonucta bu basligin yazari, yine kendi bilgi, birikim, bilinc, gozlem ve algisi temelinde, hem konu bazinda, hem de genelde; insanoglunun dusunce ve davranista insan olmasini "engelleyen/onleyen" dogal dusunceyi, curutmeye, cikis yolu gostermeye ve dogal dusunceden, insan oz ve birey gorunumunun algilanmasini "engelleyici" soyut veri, deger ve tabulari yaziya dokup, gozler onune sermeye devam edecektir.

Bu baslik yazarinin, diger basliklarina, basliklara yazdigi mesajlara ve gruplarina da, asagidaki linkten, isteyenler icin; ulasilabilir.

http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=4887

(Tum Istatistikleri Gosterin)

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
24-08-2010, 22:51
Saygideger arkadaslar;

Evrensel-insan'in, epistemolojik gercekliginin notr algisi ve disaridan bakis acisi ile, inancsal bakis acisi ve zihniyet yanasiminin Inancsal temellerini ve biribirinden farklarini ortaya koyacagim.

Evrensel-insan'in zihniyet olarak olaylara bakis acisinin bu temeldeki konumu, bilisseldir, yani FARKINDALIK.

Farkindalik temelinde de, de bilimsellik one cikar. Daha once de belirtildigi gibi, bilimselligin, insanoglu soyutlamasi, somuttan, soyuta dogru hareket eder. Yani basligimizin konusu olan inancsalligin, soyuttan, somuta dogru hareket edisine karsidir.

Buradaki bilimsellikte, deney, gozlem, bulus, arastirma, incelemeden yola cikmaktir.

Iste bu temelde, "TAM" INANC; hem uzerinde, deney, gozlem, bulus v.s. yapilabilecek, somut bir olgunun olmamasini, hem de, INANILANIN, kendisinin deney, gozlem, bulus v.s. yapamamasi olmasidir. Iste bu inanc cesidi, olan
"tam" inanc, IMAMDIR. Imanin koken ve temelini de, hangi imanin yonlendiren ve yaptirimi olan ve yasam da uygulanmasi istenen sartlari belirler.

"YARI" INANC, ise; uzerinde deney, gozlem, bulus v.s. yapilabilen bir olgu olan (madde, nesne ve herturlusu/biri), fakat; kendisi, bu deney, bulus, gozlemi yapamayan olandir.

Iste bilim ve bilimsellik dahil; bu "yari" inanc; temel olarak metafizigin varlik ideolojileri ve etigin yonlendirim ve yaptirim sistemlerinin DOGRULUGUNA dayanir. Bilimsel olarak aciklanan, epistemoloji ustu, teoriler, tezler, hipotezler, spekulasyonlar ve sorgulanmayan, axiomlar, belgitler, maximler, postulatlar da, bu yari inanca dahildirler.

Her iki inancsaldaki ortak nokta; kesinlik, sabitlik, sahiplik, mutlaklik, dogruluk, degismezlik v.s. temelli NOKTALAMA, SONLAMA ve DUSUNCE UFKUNU SINIRLAYARAK INANILAN NE ISE (IDEOLOJI, TEORI V.S.) ONA TESLIM OLMA dir.

Iste, kim olarak insanoglu turu ve birini, bir ne olarak; insanoglu duzeyine, zihniyet ve ego olarak her turlu dogallik kisvesiyle, insandisi ve insanlikdisi fakat insanoglunun ortaya koydugu, soyutlamanin soyut/somutuna teslim ve mahkum etmek, her iki inanc farkinin da ortak temelidir.

Bu ortak temel, ya var kokenli nesneye; ya da ol kokenli ozneye dayanir.

"Tam" inanc, inancsal olarak bir monizm (yani temel faktor, soyut bir herturlu/herbir yaraticidir) temelli, kaynagini bir nesnelden (Kuran, Incil v.s.) alan ve bu nesnenin sartlariyla imana uzanan, bir inanctir. En genisi panteizmdir.

Yine bu "tam" inancin, dualizm temeli; soyut herturlu/herbir yaratici ile bir nesnenin ozdesligi, ya da ic iceligidir. Bunun da en gelismisi, panenteizmdir.

"Yari" inanc, ise; Inanci veren ogenin, ne olduguna baglidir. Genelde metafizigin varlik ideolojilerini iceren bu inancta (madde/dusunce), en genis anlamda ve asirlardir suren tartismalariyla, materyalizm ve idealizm; ideolojik inancsal dogrularidir. Bunlardan, MATERYALIZM; NE DEN YOLA CIKARAK KIMI; IDEALIZM DE, KIMDEN YOLA CIKARAK NEYI REDEDER, KABUL ETMEZ, YOK SAYAR.

"Tam" inanclar, genelde, "iman sartlari" temelli bir inancsal teizm olurken; "yari" inanclar, "inanc dogrulu" bir ideolojik teizmdir.

Burada tartisan kutuplar, imanin inancsal dogrulari ile, inancin, ideolojik dogrularidir.

Iste bu temelde, imani veya ideolojisi ne olursa olsun; metafizigin varligi ve etigin yonlendirimi ile inanilarak, uygulanan ve sistemlesen, tum izmler, inancsal katagoriye girer.

Bu temelde de, "TRUTH/RIGHT", yani soyut gercek ve haklar, dogrulananlar temeline dayanan felsefe, BIR INANCSALLAR SISTEMIDIR.

Iste epistemoloji, hem bu inancsallar sistemini her turlu, izmiyle birlikte ortaya koyar, hem de bilimin ve bilimsel gercekligin, tartisilmaz bilgisinin, bilissellik bilincini ortaya koyar.

Sonucta insanoglunu, zihniyet olarak insanlastirmayan, hem inancin her turlu dogallik kisvesi altinda (zihniyet, ego, nesnenin yasalari, kurallari v.s., yani kurgusu), yerlesmis, otomatiklesmis, alisilagelmis ve bilinc altinin bilinci yonlendirmesiyle nesillerden nesillere aktarilan bu SORGULANMAZLAR, TESLIMIYETLER, KESINLIKLER, MUTLAKLARDIR.

Cunku dogalliginin zihniyetini, insansal duzeye cikaracak olan birey, turunun selfligi ile, her turlu soyutlamasinda, inancsalliga ihtiyac duymayacaktir ve zihninin ufku da sinirli, teslimiyetci degil; acik ve ozgur olacaktir. Sonucta, tum kurallari, nesne adina da, ozne adina da, kendi turu ve biri adina da ortaya koyan kim; insanoglu turu ve biridir.

Bunu da, yani nesneyi kendisinin kendi nesnesi dedahil, ortaya koyanin kendi turu ve biri oldugunu ancak, kendi turu ve biri disinda bir guc aramadigi ve kendi tur ve birinin bilicine ve farkina vardigi zaman, algilayacaktir.

Iste o zaman ne bir soyut herturlu/herbir yaraticiya, ne de nesneyi oznellestirerek, akilli tasarimci veya tanri yapmaya, zihniyet olarak gerek duymayacaktir. Cunku her turlu inanc, zihniyeti ortadan kalkmadan, yani bertaraf olmadan, dusunce yaratmaya ve davranista bu dusunceyi, yonlendirip, uygulamaya ve sistemlestirmeye devam edecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
31-08-2010, 04:43
Saygideger arkadaslar;

Daha onceki mesajlarimda, insanoglu turu ve birinin, tanrisallastirmamak bilinci ve farkindaligi temelinde, hem kim hem de ne olarak kendini ve diger algiladigi somut/soyut kavramlastirdigi herseyi kendi adina, ait ve eliyle ve de sadece kendi monologuyla ortaya koydugunu dile getirmistik.

Burada da insanoglu turu ve birinin, kendi disinda kalan, diger canli/cansiz parcalar ve butun temelinde, uclu yetiye sahip tek tur oldugunu ve alternatifinin bulunmadigini ortaya koyacagiz.

Bu alternatifsizligin temelini SOYUTLAMA YETISI teskil eder. Bu soyutlama yetisi de, insanoglunun beyninin !? isaretleri olan "var" algisinin, sorusuna ve cevabina dusunce olarak "gebe kalip" bu gebeligin sonucu, soru ve cevabin kavram olarak dogmasidir.

Simdi buradan insanoglunun bu uclu soyutlama yetisine ve onun soyut/somut temeline bakalim.

"!?" yu beyni ile algilayan, dusunce olarak gebe kalan ve dogumu kavram olarak yapan, KIMDIR? Bu soruya, insanogluna bir alternatif olarak cevap vermek mumkunmudur?,

Hayir, epistemolojik olarak mumkun degildir. Cunku, henuz soyutlama yetisi olan baska bir kim yoktur. Yarin, insanogluna en yakin tur olan maymun turunun boyle bir yeti kazanmasi ve insanogluna alternatif olarak soyutlama ortaya koymasi; bilimin ve bilimselligin calismalari temelinde ve maymun turunun evrimsel olarak gelisesi temelinde, kesin olarak olumsuz bir cevap vermek ve konuyu sonlandirmak mumkun degildir.

Bu kim, ayni zamanda, verdigi tum cevaplarla, kendi turu de dahil olmak uzere, ne yi ortaya koymaktadir. Peki insanoglu turunun, bir ne ortaya koyucu olarak alternatifi var midir?, Cevabimiz gene, epistemolojik olarak, "hayir" olacaktir. Sonrasi ise, her turlu gelisimin insanoglu disinda bir NELEME yetisi olacaktir.

Peki, insanoglu bir kim olarak ve alternatifsiz kim olma temelinde, yine alternatifsiz ne yi ortaya koyan olarak, bunu nasil basarir?

Iste buda, insanoglu soyutlamasinin, soyut temelini veren, kavramlastirma, KAVRAMI, KIM ILE VE NE ILE OZDESLESTIRME temelindedir.

Iste insanoglunun, hem nesnel, hem de oznel temelini veren, kavram ile ozdeslestirme yetisi, epistemolojik olarak alternatifszdir.

Bu alternatifsizligin algilanamamasinin altinda, insanoglu turu ve biri faktorunun algilanamamasi ve insanoglunun kim olarak ve ne olarak ortaya koyduklarinin, sanki kimin ve nenin kendi adina kendini, insanoglu turu ve biri disi, baska bir guc veya faktor olarak ortaya koydugu izlenimi verir.

Iste b insandisi temelli izlenim, insanoglunun kendi kendisini "kandirmaktan" baska bir icerik tasimaz.

Sonucta "doganin kanunu budur, dogal olan budur" derken, aslinda " ben (insanoglu turu ve biri) doganin boyle bir kanunu oldugunu ortaya koyuyorum, dogal olarak ortaya konan bu durum, benim (insanoglu turu ve biri), ortaya koyumumdur" dediginin henuz, bilincinde ve farkinda degildir.

Cunku, ne doga; DOGALLIK OZELLIGINE VE OZNELLIGINE SAHIPTIR, NE DE "BEN DOGAYIM" SEKLINDE KENDI KENDINI ORTAYA KOYABILECEK BIR KONUMDADIR.

Burdan, dogalligin, dogaya insanoglu monologuyla verilen ve insanoglu turu ve biri ozelliklerini tasiyan bir oznellik oldugu, doga, nin da; insanoglu var temelli !? isaretinin, cevabi olan bir kavram oldugu ortaya cikar.

Buradan da, varinin yansisi algilanan ve algisi, kavram ile ozdeslestirilerek yansitilan "Doga" EKLENTISI yetmiyormus gibi, bir de buna oznel ve insanoglu ozelligi olan DOGALLIK ICERIGI EKLENMISTIR.

Buradan da, insanoglunun gorunussel nesne eklentisinin, ilk el eklenti, onun gorulmeyen, ozsel eklentisinin de ikinci el eklenti oldugu ortaya cikar.

Bu temelde de, ideolojik inancsal dogrularin hepsi, ilk el degil; ikinci el eklentilerdir. Ilk el eklenti algilanmadan ve farkina varilmadan, ikinci el eklentiyi algilamak ise, mumkun degildir.

Iste bu temelde, once ILK EL EKLENTI OLAN NESNE ALGILANMALI KI, IKINCI EL EKLENTI OLAN OZNENIN ALGILANMASI MUMKUN OLSUN.

Tabi buda, oznelligin, yaraticiya verilmesi, ya da nesne ile ozdeslestirilmesi, yapilmaz ise, mumkundur.

Yoksa, nesnel, ya da oznel tanrilastirma kacinilmazdir. Yani, alternatifsizligi, epistemolojik olarak algilayamama.

Tabi bu arada, insanoglu turu ve biri faktorunun, bu temelde, ve dogal zihniyet ve dogal egonun eliyle, teslimiyeti temelinde, TANRILASTIRILMASI DA; yapilacak, en son "hatadir"

Sonucta, tanri, tanrisal dusunce degil; tanrisal zihniyetin, bilinc alti yerlesiminin olumlu/olumsuz yonlendirimi KENDI TURU VE BIRINI KENDI ELIYLE TANRILASTIRMA durumundadir. Tabi, dogal zihniyetin ve dogal egonun, bilinc alti yonlendiriminin "son duragi olarak"

Sonucta, insanoglu turu ve birinin, dogal zihniyet ve dogal egosunun, bencil, ayrimci, cikarci v.s. temelinde guc ve otorite yoluyla tanrilastirilmasi, ROBOT BIREYLER VE ITAAT EDEN CEMAATLER anlamini tasir. Bu da, insanoglu turu ve birinin, sahip oldugu vucudunu, yonlendirilen dusunce ve davranis ile, kendi istedigi gibi degil; kendinden istendigi gibi, yonlenmesidir.

Iste BIREY BILINCININ onemi burda, bir kez daha ortaya cikmaktadir. Cunku alternatifsizlik, epistemolojik olarak, insanoglu turu ve birinin disindadir. Ama, insanoglu turu ve biri kendi bunyesinde, bu her turlu tanrilastirma zihniyetinden, kendinden istendigi gibi degil, kendi istedigi gibi kendini yonlendirerek, kurtulacak ve arinacaktir. Iste bu INSANSAL ZIHNIYET alternatifi, yine insanoglu turunden cikacaktir, daha once epistemolojik olarak bir maymun turunden, cikmaz sa!

Belki de, bir maymun turunun soyutlama yetisine sahipligi, tarihsel olarak; tum insanoglu turunu birbirine baglayacaktir ve insanoglu kendi turu ici "cekismeyi, yarisi, ust/alt iliskisini ve biri birini teslim almayi, biri birine hukmetmeyi, yonlendirmeyi v.s." birakacaktir, kim bilir!

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
03-09-2010, 01:24
Saygideger arkadaslar;

"Evrensel'in Kosesi'nin ilk mesajindan gunumuze kadar olan mesajlarinin toplam index-icindekiler-ini veriyorum. Boylece, tum mesajlarin basliklari, bu mesajdan bulunabilecek.

Evrensel'in Kosesi

Sayfa 1
1 - Tanri Nedir Kimdir?
2 - Bir Tanim Insanlik
3 - Insan Hak ve Hukuku-siir
5 (ve 37) - Adem Havva ve Ayrilmislik felsefesi, insanin evrensel sorunu
6 (ve 79) - Sey Nasil olusturulmustur?
9 - Bir Vecize
10 - TC Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek?

Sayfa 2
12 - Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek? (Devami)
13 - Tarihimizi kimler yaziyor?
15 - Turkiye'nin Guncel sorunu nedir?
16 (ve 38) - Insanlik mi, Insanlar arasi ustunluk yarisi mi?
19 - Birey ve dusunsel degisim
20 - Gunumuz aydinlari ve duzeyleri

Sayfa 3
21 - Sosyalism Neden Basarili Olamadi?
22 - Turkiye'nin Guncel Sorunu Nedir?
23 - Sevgi ve Cesitleri
24 (ve 54,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
26 - Bir Senaryo
30 - Disaridan Bakis Acisi

Sayfa 4
36 - AKP ve Anayasa Degisikligi
37 (ve 5) - Adam Havva ve Ayrilmislik Felsefesi, Insanin Evrensel Sorunu
38 (ve 16) - Insanlik mi Insanlar Arasi Ustunluk Yarisi mi?
39 (ve 51,52) - Sorun-Cozum Iliskisi

Sayfa 5

Sayfa 6
51 (ve 39,52) - Sorun-Cozum Iliskisi
52 (ve 39,51) - Sorun-Cozum Iliskisi
54 (ve 24,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
55 - Vatandas Birey Ikilemi
59 (ve 24,54) - Birey ve Dusunsel Degisim

Sayfa 7
61 (ve 75) - Eupraxsophy
63 - Insanlilik-Insancilik, Turluluk-Turkculuk, Dinlilik-Dincilik
65 - Tanri ve Bireyin Insanlik Bilinci
67 - Allah'in Varligina Inanc Hak ve Ozgurluk Siniri

Sayfa 8
71 (ve 76) - Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
75 (ve 61) - Eupraxsophy
76 (ve 71)- Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
79 (ve 6) - Sey Nasil Olusturulmustur?
80 - Cikis Felsefesi

Sayfa 9
81 - TC Zorlama Tarihi Donum Noktasi
84 - Amerikan Idealizmi Cevap

Sayfa 10
94 - XY Cevap
95 (ve 273) - Uc Bakis Acisi Cevap
99 - Notur Algilama Temelinde Islam'in Dogusu ve Gelisimi

Sayfa 11
102 - Vatandas Teriminin Tarihi ve Dil Kokeni
103 (ve 104) - Birey ve Bireycilik
104 (ve 103) - Birey ve Bireycilik
105 - Milli Tanimlar
107 - Bir Seslenis
108 - Benim Yasam Felsefem
109 - Vatandaslik Cevap
110 - Iki Turlu Dunya Gorusu

Sayfa 12
111 - Kavramlar ve Ne Olduklari
117 - Kurt Sorunu

Sayfa 13
122 - Korku Felsefesi
125 - Tanrililik ve Tanricilik
126 (ve 133/134) - Kant Sonrasi Modern Felsefenin Gelisim Semasi ve Diger Uc Sema
127 - Kararsizlik Semasi
129 - Romanya Tarihi Animasyon
130 - Osmanli Tarihi Animasyon

Sayfa 14
132 (ve 136) - Notur Algi
133/134 (ve 126) - Semalarin Turkcesi
136 (ve 132) - Notur Algilama

Sayfa 15
142 - Tanriya Ihtiyac Duymamak Ne Demektir?
143 - Dil ve Onemi
144 - Yabanci Kelimelerin Anlam Yetersizli
145/149 (ve 151/156) - Metafizik

Sayfa 16
151/156 (ve 145/149) - Metafizik
159 - Nihilizmin Evrensel Cikmazi

Sayfa 17
162 - Felsefi Analiz
166 - Dusunce Madde Soyut Iliskisi
167 - Dogan Musakil Varligin Evrensel Dogumu
168/170 - Tanri'nin Islevi

Sayfa 18
172 - Farkin Farkinda Olmak
179 - Ateizm'in Aciklanmasi
180 - Ufuktaki Iran Tehlikesi

Sayfa 19
181 - Enine Boyuna Ergenekon
182 - Ayrim, Fark, Uzlasma
183 - Hukuk Nedir?
184 - Din Mentalitesi

Sayfa 20
196 - Kavram
197 - Kavram Felsefesi
198 - Karam Nedir ve Nasil Olusturulur?
200 - Kavram Cevap

Sayfa 21
202/204/205/207/208/209 - Kavram Cevap

Sayfa 22
211/213/215/219/220 - Kavram Cevap

Sayfa 23
221/223/224/226 - Kavram Cevap
227 - Antiteizm ve Dini Mentalitesi
228 - Harflerin cizimsel Anlami
229 - Bir Butun mudur Parca midir?

Sayfa 24
236 - Insanoglu ve Bilginin Kokeni
237 - Saygi ve Bilinci
238 - Mustakil Var Olan Varlik ve Metaryelism
239 - Evrensel Insan ve Bireysel Kisi Farki

Sayfa 25
248 - XY Aciklama
250 - Euproxsophy Uzerine (Tercume)

Sayfa 26
251 - Kritik Dusunce
252 - Baslangic Noktasi ve Acilim
253 - Acilim Cizelgesi
257 - Euproxsophy Uzerine 2 (Tercume)
258/260 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 27
262/264/267/269 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 28
272 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular
273 (ve 95) - Uc Cesit Bakis Acisi

Sayfa 29
285 - Euroxsophy Tercume 3
286 - Euroxsophy Tercume 4 (Son)

Sayfa 30
296 - Kavram Nedir?
300 - Var Versiyonlari

Sayfa 31
304/306 - Insanoglu ve Oncesi

Sayfa 32
316 - Ana Fikir Bir Ozet
317 - X ve Y

Sayfa 33
323/325/328/330 - X ve Y

Sayfa 34
333 - X ve Y
334 - Iki Turlu Algi
339 - Kontrol Altina Alma Mucadelesi

Sayfa 35
344 - Metafizik Uzerine
345 - Bilinc Nedir?
347 - Alisilagelmis Kutlamalar ve Gecici Gercek Disilik
348 - Ozel-Genel
349 - Insanoglunun Marifeti
350 - Fark ve Qua Yanasimi

Sayfa 36
351 - X Y
352 - Degisimin Degismez Degiskenligi
356 - Felsefi Acilim
358 - Nihilizm Cevap

Sayfa 37
362/363/364/368/369 - Marxizm/Nihilizm Karsilastirma

Sayfa 38

Sayfa 39
385 - Dogal Mantik/Farkli Mantik
387 - Bireysel Toplumsal Cevap
388 - Inanc ile Ilgili Sorunlar
389 - Inanc ile Ilgili Sorunlar Tanitim/Giris

Sayfa 40
392 - Insanligi Elde Edilene Kadar Gereken Vazgecilmezleri
393 - Ctetoloji
394 - Serbest Dusunurluk

Sayfa 41

Sayfa 42
420 - Serbest Dusunur Listesi

Sayfa 43
422 - Ctetoloji Aciklama

Sayfa 44

Sayfa 45
444 - Tanri Cevap

Sayfa 46
455 - Inanc Dusunce Cevap
459 - Ctetolojik Inanc Yapilanmasi

Sayfa 47
464 - Serbest Dusunurluk Aciklama
465 - Dusuncenin Ctetolojisi

Sayfa 48
473 - Madde Isbat
476 - Gercek Nedir?

Sayfa 49
482 - Gercek Nedir Cevap
483 - Ben Neden DOG Uyesi Degilim?
485 - Insan Varligi

Sayfa 50
492 - Milli Ozgurluk Ne Demektir?
493 - Delalet
494 - Aykiri Dusunce - Kullanim Bilim

Sayfa 51
501 - Kullanim Bilim
502 - Kim Neyi Nasil ve Ne Yapmistir?
503 - Tarih ve Gercekler
505/506/508 - Tarih ve Gercekler Cevap
509 - Parca ve Butun - Kap ve Icerik
510 - Dogrular ve Yanlislar Uzerine

Sayfa 52
512 - Dogru Gercek Farki
514 - Dogru Gercek Farki Cevap
515 - Millet ve Milliyet Farki
516 - Axioloji Nedir?
517 - Ataturk Gercegi ve Turkiyenin Gelecegi
518 - Yonlendirme Nedir?
519 - Zeist Geist
520 - Zeist Geist ve Yeni Duzen

Sayfa 53
521 - Kisi Gercek ve Dogruluk Sorunu
522 - Iman Gercegi ve Arinma
523 - Insan Oz Aleyhtecilik
524 - Bireyin Evrensel Insanligi
526/527 - Bireyin Evrensel Insanligi Cevap
528 - Dusunce/Dusunme Devirimi
529 - Bilim ve Belirtim
530 - Iletim ve Iletisim

Sayfa 54
532/535/537 - Dusunce Devirimi Cevap
538 - Yasam ve Iliskinin Ozu

Sayfa 55

Sayfa 56
552 - Inanc ve Kullanim/Yanasim Cesitleri
553 - Erkeksel Disilik
554 - Dusunduren Dusunce Nasil Olmalirdir?
555 - Tartisma Uzerine Aciklama
556 - Insan ve Rakibi
557 - Rakip ve Bireysel Eliminesi
560 - Yer (Kap/Butun), Yer Tutan Sey (Parca/Icerik) ve Zaman

Sayfa 57
561 - Bir Aciklama
562 - Kavram Kargasasi
563 - Yasam ve Iliskinin Dokuzlusu
564 - Evrim Algisi
565 - Kavram Uzerine
570 - Dogumdan Bireye, Bireyden Insana

Sayfa 58
572 - Ahlak Cevap
573 - Yasam ve Iliskiye Hayat veren Ogeler
574 - Yasam ve Iliskiyi Ogrenmek ve Bilincle Yasamak
577 - Arkadaslik
580 - Dogal Dusuncenin Ctetolojik Yapisi

Sayfa 59
581/582 - Signak Psikolojisi

Sayfa 60
595 - Birey Olabilmek Ozet
596 - Tanimlar Ozet

Sayfa 61
602 - Guc ve Otorite Nasil Bir Degisim Yaratir?
603 - Gelen Bir Ozel Mesaj
604 - Ozel Mesaja Yanit
607 - Felsefede Cagi Yakalamak

Sayfa 62
614 - Dogallik Nedir?
615 - Dusunurluk Nedir?
616 - Dusuncenin Yoklugu ve Onemsizligi
617 - Toparlayici Ozet
618 - Epistemolojik Gercekcilik
619 - Gercek Disiligin Iki Yuzu

Sayfa 63

Sayfa 64
632 - Yaradilis-izm-Bilim-Bagi
633 - Kavram Uclemini Kavramak
634 - Kullanimbilimin Yontembilimi
635 - Duygusal-Mantiksal Yanasim Farki
636 - Insanoglu Birarada ve Beraberce Nasil Yasar?
637 - Ortaya Koymak ve One Cikarmak Farki
638 - Varin-Ol-Bil-Kavra Algisi
639 - Olunan Varin, Oldurulmasi
640 - Epistemoloji Nedir?

Sayfa 65
641 - Insanoglunun Ifadesi "Iliski midir?, Celiski midir"
642 - Ozelestiri
643 - Noumen Nedir?

Sayfa 66
656 - Insanoglu Dunya'ya Neler Ekledi?
657 - Bireysel Hak ve Ozgurlukler Ile; Bireyin Hak ve Ozgurlugu, Farki
658 - Soyut Kavram Nedir? ve Nasil Ifade Edilir?
659 - Ozelestiri Nedir?

Sayfa 67
661 - Index-Icindekiler-Aciklama 1
662- Ara Form Nedir?
663- Aciklama
666- Toplumsal Kisilik ve Kendine Gore Yonlendirme Aliskanligi
667- Tabu donemi-Tabunun yikilisi-Serbestlik/Rahatlik
668- Serbest Dusunurlugun Bireysel Tarihcesi
669- Yaklasim-Yanasim Nedir?
670- Dogal Dusuncenin Dusunduruncesi ve Disisel Bakis

Sayfa 68
671- Quiddity of Zi (XYxy)
672- Zi (XYxy) Nedir?
673- Zi(XY)'nin Sekilsel/Cizimsel Gorunusu
680- Evrensel-Insan/Ozgur Birey Bagi

Sayfa 69
681- Evrensel-Insan'in Avatari
682- Zi (XYxy)' nin Bolgeleri
683- Epistemology'nin Anlami

Sayfa 70
691- Siyaset Nedir?
692- Etioloji Nedir?
693- Bil Kokeni/Karsitliklarin Temeli
694- Index-Icindekiler 2
695- Evrensel-Insan Dusuncesinin, Dogal Dusunceyi Ortaya Koyusu
696- Gercegin Degisimi/Degistirimi
697- Onerme ve Uclu Karsi Onerme

Sayfa 71
708- Tek Onermenin Analizi
Sayfa 72
Sayfa 73

Sayfa 74
739- Bilim Felsefesi
740- Antropocentrism-Insanmerkezcilik

Sayfa 75
741- Uygulanabilirlik
742- Dogal/Evrensel-Insan Dusunce Farki: Ozet
743- Index-Icindekiler 3
744-Bilim/Bilimselligin Bunyesindeki Metafizik Tehlike
745- Bir Konunun (Evrensel Insan/Dogal Dusunce) Uc Farkli Butunu
746- Tanri Uzerine Karsilikli Spekulasyon
Sayfa 81
805- 746, Devami
806- Bilimselligin Iki Yonu
807- Shibumi'ye cevap
808- "Bikkinlik Nedir? ve Nezaman Gelir?
809- Bir Kisiyi, Bireysellestirmeyen "Fren" "Korku"
810- Birey Birimli, Evrensel-Insan Dusuncesinin 7'li Temeli

Sayfa 82
811- Benlik-Bilinc, Farki, Iliskisi
819- Monizm'in Inancsal, Ideolojik Ve Dogrusal "Sorunu"
820-Index-Icindekiler Guncelleme-4

Sayfa 83
821- Etik Nedir?
822- Duyuru
823- Notrluk Nedir?
824- Soyutlama Nedir?
825- Soyutlamanin Tanimi
826- Ben'in "Ic Celiskisi-Disa Yansisi"
827- Evrensellesmek Nedir?
828- Sayilarin Dili
829- Teslimiyet-Teslim Olma/Alma/Etme Nedir?

Sayfa 84
831- Sayilar-Yanit
833- Sayilar-Yanit
835- Monolog-Yanit
836- Birin Y-Uclem Bilinci/Farkindaligi
837- Nihilizm nedir? Sorunu/Celiskisi/Actigi yol

Sayfa 85
843- Ben/Birey/Bencillik, Bagi-Farki ve Fark Algisi
844- Ihtiyac ve Giderim
846- Ihtiyac ve Giderim-Yanit
850- Yaraticinin "Yeni" Oznel Icerigi

Sayfa 86
851- Index-Icindekiler- Guncelleme-5
852-60 Laik/Sekuler Farki Uzerine Mesajlar

Sayfa 87
861-70 Laik/Sekuler Farki Uzerine Mesajlar

Sayfa 88
871-80 Mesajlasmalar

Sayfa 89
881- Nesnenin Oznel Icerikle Tanrilastirilmasi ve Tanrisal Zihniyet
882- Tanrisal Zihniyet/Yanasimdan Ozgurluk (Kurtulmak/Arinmak) Nedir?
883- Empati Nedir?, Nasil Saglanir?
884- Inancsal Zihniyetin, Somut (Dini yasam) ve Soyut (Tanrisal dusence/davranis), Yonu
885- Inancsal Zihniyetin (Soyut/Somut Yonunun), Sekulerizm Ile Bagi
886- Kendi (Self), Ego(Verilen/Alinan Kendi)'nin, Bilinc ve Farkindalik, Farki
887- Dogal Zihniyet/Insansal Zihniyet Farki
888- Ego ve Self Farkinin, Insanoglu/Insan Temeli
889- Ego'dan Self'e Gecis
890- Insanoglunun Kurgu/Olgu/Bulgu Uclemi

Sayfa 90
891- Dogal Ego' nun Sinirlari ve Cesitleri
892- Evrensel Olmak ve Evrensel Onay Kazanmak Farki
893- Data Nedir?
894- Teleoloji Nedir?
895- Kim/Ne Bagi/Iliskisi
896- Duyuru
897- Inancsal Yanasimin; "Tam" Inancsalligi ve "Yarim" Inancsalligi
898- Insanoglu Turu ve Birinin Uclu Alternatifsizligi

Not: Mesaj numaralari belirtilmeyen, mesajlar; ya baska yazar arkadaslara ait mesajlar, ya da baska yazar arkadaslarin, mesajina gore verilen yanitlari kapsar.

Sitedeki evrensel-insan'in diger baslik ve mesajlarina ve de gruplarina asagidaki linkten, ulasabilirsiniz.

http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=4887

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
03-09-2010, 22:50
Saygideger arkadaslar;

Evrensel-insan'in INSANSAL ZIHNIYET ve bu zihniyetin KENDIBILINCInin soylevi ve tum dile getirdiklerine, temel teskil eden, SOYLEV asagidadir.

KIM (insanoglu turu ve biri) in SOYUTLAMASI (dusuncesi, hareketi, enerjisi, zamani, dili, felsefesi, bilimi, inanci v.s.) NE (soyut/somut, oznel/nesnel, ozel/genel, ozsel/gorunussel, icsel/dissal) dir.

NE de, SADECE (epistemolojik olarak) KIMin KAVRAMIYLA IFADE EDILIR.

Bunu once formule edelim.

KIM-X
SOYUTLAMA-X
KAVRAM-X
NE (Sey)-Y

X- karakter, oz, oznel, dogal v.s. olarak;
IKILEM-XX- insanoglu TURU ve BIRI
KARSITLIK-KENDISI (turu ve biri), KARSITI(Kendi dahil, kavram ile ifade edilen herbir NE.

Burada, KIM, NEye karsittir. ve KENDISINI KARSITLIK OLARAK olusturur. Kim ile Ne arasindaki bag/iliski de, SOYUTLAMA OLARAK KAVRAMDIR.

Burada, NE; TEK, BIR olarak, Ikilem ve Karsiti (y)
KIM; POZITIF olarak, karsitlik ve kendisi (x)
Tek (bir) ve pozitif te, IKILIK olarak NOKTA (Kavram) dir.

Bu temelde x-ikilem, karsitlik, kendisi, karsiti (dortlem);
Bu temelde y-bir, pozitif, nokta (uclem) dir.

Ifade edilmis, kavram; ifade edilmeden once bir YEDILEM, yani x-4+y-3=7 olusturur.

Dolayisiyle, KIMIN SOYUTLAMASI NE, ortaya konmadan (isim, tanim, tarif, varlik v.s.) once, yapilanmis KOKENIN YEDILEM TEMELINE dayanir.

NEnin ne oldugunun ortaya koyumu, ve bu ortaya koyumdaki UCLEM TEMELINDEN, hangi temelin temelinde ortaya koyum ise, metafizigin varligin ne oldugu tartismasidir. Bu temellerden (madde, dusunce, kavram), hangisi bir tek temel olarak ortaya atilirsa atilsin, hem butunu veremez, hem ayrimciliktir, hem de diger iki taban ile surekli suregelen bir surec icinde, kisir dongulu bir tartisma icindedir. Yani, tartisma, uclu temelden, hangisinin tek, ilk, once, gercek v.s. olarak NEyi ortaya koydugu tartismasidir.

Bu konu ile ilgili detayli, cizimsel, aciklamali bilgi isteyenler, bu basliktaki asagidaki mesajlara bakabilirler. Verilen basliklar disinda, x ve y ile ilgili diger mesajlar da, bir onceki mesajdaki indexten bulunabilir.

http://www.turandursun.com/forumlar/album.php?albumid=32

Sayfa 68
671- Quiddity of Zi (XYxy)
672- Zi (XYxy) Nedir?
673- Zi(XY)'nin Sekilsel/Cizimsel Gorunusu

Sayfa 69
681- Evrensel-Insan'in Avatari
682- Zi (XYxy)' nin Bolgeleri

Saygilarimla;
evrensel-insan

Neva
04-09-2010, 12:58
Saygideger arkadaslar;

Dunya yaratildiginda sorunlariyla mi birlikte yaratildi? Eger oyle dusunuyorsaniz tek bir sorum var neden ve kim sorunlari cozecek? yok hayir diyorsaniz; o zaman dunyadaki sorunlarin yaraticisina bir tek kaynak kaliyor o da insan, ve eger insan dunyadaki butun bu sorunlari yaratiyorsa peki kim cozecek,eger insanin disindaki bir gucun bu sorunlari cozecegi dusuncesindeyseniz,fikirlerinizi ogrenmek isterim,yok insan cozer diyorsaniz ozaman madem insan cozecek guce dusunce yapisina ve davranisina sahip acaba basta neden bu sorunlari yaratti ve hala yaratmaya devam ediyor?

Iste insanin yarattigi bu sorunlarin tek cevabi evrensel dusunce yapisinin ve sinirlarinin yarattigi temelde yatiyor-ki bu da ikilem ve karsitlik ayrilmisliginin tek ve positif ayrimciliginin hangi teki olursa olsun oteki teke karsi olacagi ve bunun bir kisir dongu oldugu-iste bu evrensel temele ulasmak sorunlarin resmine ulasma anlamini tasiyor.

Bu evrensel sorun temelinin neresinde yer alirsaniz alin hicbir zaman resmin tamamini goremiyeceginiz gibi,cozdugunuzu zannettiginiz sorun size yeni bir sorunu doguracaktir.BU evrensel sorun temelini ne kadar iyi algilarsak cozumumuz de okadar evrensel olur,tabi algilamanin yaninda cozume gidebilmek icin ayrica bir alternatif evrensel temel gerekirki insanoglu,hep simdiye kadar herseyi kimin yarattigiyla ve bu konuda ki herturlu felsefi hipotezi one surerek ugrasirken,kimsenin aklina "ya kardesim birakalim su dunyayi ve herseyi,neden sorun denen birsey var,onu arastiralim"a yonelememistir.

Eger insanoglu sorunun kokenine-evrensel temeline-inmis olsaydi simdiye dunya gunluk gulistanlik ve insanlar birbiriyle kardesce ve birlik butunluk icinde yasar olurlardi.Neden boyle olmadi dersiniz?Bunu onleyen ve dusunulemeyecek kilan ve aksine insanlari toplumlara,ulkelere,milliyetlere,dinlerev.s. bolen ve bunlar arasinda guc farkini koruyan ve yaratan bu farkliliklar temelinin elle gosterilebilecek bir sorumlusu var mi acaba?iste bu sorumlu bulunup ortaya cikarildiginda-evrensel temelde iste o zaman sorunun yaraticisi da ortaya cikacaktir ve eminim cozume o da yardimci olacaktir,boyle bir dusunce yapisi hic bir zaman uretilmedigi icin,insanlik bu ana sorunu ve temelini gormemezlikten gelmis,hic aklina getirmemistir.Isine de gelmemis degil,ve olani kullanarak-sorgulayip-nedenleme yerine- once ayrilmisligi ve sonra ayrimciligi,irksal,sosyal,siyasal,ekonomik,hukuksa l,haksal,ozgurluksel,devletsel,yonetimsel,egitimse l,ogretimsel v.s. yasamin butun dallarinda orgutlemis ve bugunun icinden cikilmaz dunyasinin ortaya cikmasina onayak olmustur.

Yani kisaca yarattigi sorunun ne oldugunu algilamak onun evrensel temelini bulup cozumu gitmek yerine;bu sorun ve onun evrensel temelini akliyla orgutlemis ve bugunun ayrilmislik temelindeki ayrimciligini orgutlemistir.Artik bu isin de sonuna gelinmis akilcilik iflas edince,care tarihi geri dondurmekte bulunmus ve dunya ve insan hizla geriye ortacag karanliginin guc mentalitesi temeline dogru ilerlemektedir.

YA BU SORUN KOKENLI EVRENSEL YAPI-KI IFLAS ETMIS -ORGUTLENMEYE DEVAM EDILECEK VE BU INSANIN VE INSANLIGIN SONU OLACAK; YA DA BIRILERI BIRYERDE BU SORUNLU TEMELI FARKEDIP BUNUN EVRENSEL TABANINA INECEK SORUNU ALTERNATIF BIR EVRENSEL YAPIYLA COZUME DONUSTURECEK,Iste benim ve felsefemin yapmak istedigi bu ikinci secenektir

arkadaslar, sizce dünyanın evrensel sorunu ve çözümü nedir, kim çözecek ve nasıl? Ve felsefem ve çözüm önerim ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Saygilarimla;
evrensel-insan


Sayin evrensel-insan ;


Dunya olustugunda da ,sorunlar da vardi elbette.

Ama ihtiyac nispeti kadar, dogal sorunlardi. Hayatta kalabilmek icin oldurmek gibi..

Insan dunyada sorun yaratan degil, kisitli gezegeninde, donemsel olarak her ilerleme atagina gectikce, yine kendi gezegenine zarar veren bir yapi olarak algilanmakta.. Halbuki insanin oz dogasi bu ve su kaldirmaz bir gercek..

Insanin neden oz dogasi?

Insan belli kosullarda yasamini idameye programli bir yapi.. Bu yuzden simdilik, Mars'daki markete bir kosu gidip ekmek alip gelemiyor.
Ancak insanin yasadigi gezegen de belli kosullar altinda idamesini saglayabilecek bir yapi.. Bu sebeple birbirlerine girift durumundalar. Insan, bitki, hayvan, (ve bunlarin urettigi dogal copler)yasamadikca ve olmedikce, magmanin idamesi mumkun degil.. En basit ornek; Magma'yi sondurdugunuzde, istediginiz kadar gunes alin, gece oldugunda uyur ve sabaha olu olarak uyanirsiniz.

Bu dogal dongunun devami icin, bu kaos sart.. Bunu yok edemeyiz. Ama bunun hizini ve siddetini bir miktar hafifletebiliriz. Bunun icin dogaya donmek ve insan da dahil her canliyi izlemek, ama cok dikkatli izlemek gerekiyor.

Bizi hayvan ve bitkiden ayiran en onemli ozellik, farkindalik degil, aslinda gelismisligimize ragmen, onlardan daha alt ozelliklere sahip olmamiz.

Basit bir hayvan, bizim varligimiza tas cikartircasina radyasyonla icice yasabiliyor. Ve biz tek degerli varligimiz olan akil ile radyasyonun olduremedigi hayvani olduruyoruz.

Yoksa bir bitki de bizler kadar yasaminin farkinda.. Duvar tarafina koydugunuzda kusup soluyor, gunese koydugunuzda cosup cicek veriyor. Onun da gezegen icindeki yasamda yasam kosullari bu cunku..
Oysa gerek bitki, gerek hayvan bizler gibi konusamiyor. Ancak bir kisim hayvanlarin egitime karsilik verdigi bilinmekte..

Biz bu hayvanlar kadar, ihtiyacimiz nispetinde oldursek, bir bitkiyi ihtiyacimiz nispetinde genine dokunmadan tuketsek, kaos bu denli olmayacak.. Gene olacak ama siddeti daha dusuk olacak.
Dogal beslenen ve dogaya yakin yasayan insanlarin, en temel ortak ozellikleri, sakin oluslaridir. Daha az siddete egilimlidirler. Daha bariscildirlar.

Sorunun en temel sebebi, insanin yasadigi duzene, ozunde ayak uyduramama sorunudur. Insanin evrimi konserve kutusu apartmanlarda degil, dogada gecmistir cogunluk..Oz dogasi degildir, yasadigi bugunku duzen..Insanoglu sorunun temelini biliyor ama o kadar orantisiz gelisti ki artik geri donusu hayli zor gibi gorunuyor ama zararin neresinden donulse kardir misali, pek cok insan dogaya donuse basladi.

Insanlarin bir butun olarak kardesce ve bariscil yasamalari, yapilari itibariyle imkansiz. Gorecesi kadar yasar insan.. Ta ki baska bir goreceyi yakalayana kadar. O yuzden ustte soz ettigim donusun, bir an once hizlanmasi gerekiyor. Gelismis ulkeler bu konuda daha basarili.. Gelismekte olan ulkeler ise, sanirim zaman alacak.

Bu bolunmuslugun ana kaynaklarindan biri, insanin erk duygusu, pesisira gelenler dini erk, digeri siyasi erk.. Ikisinin de temel ozelligi, amaclar dogrultusunda kullanilabilir olmalari. Kimsenin sorun nedir diye dusunmemesi ise insanlik baglaminda goreceler. Insanoglu henuz erk'in islevini tam manasiyla kavrayabilmis degil.. Yani guc lazim tamam ama, guc ne icin seklinde sorgulamis degil..

Bunu gercekten sorguladigi gun, kendine bir donus yapacak insanoglu.. Ama cok gec olmamasi umidiyle, demekten baska yapilacak fazla birsey yok.

evrensel-insan
04-09-2010, 17:03
Saygideger neva;

Oncelikle teklifimi degerlendirdiginiz icin ve benim nerdeyse unuttugum, bir mesajimi alintiladiginiz icin ve de yapmis oldugunuz aciklamalariniz icin tesekkurler.

Yalniz bir konuda, karsilikli bilgi alis verisinde bulunabilmek icin, en azindan o konuda, alis veriste bulunacak kisilerin, konu hakkinda ne algiladiklarinin algilanmasi gerekiyor.

Oyuzden sormak istiyorum, sizce doga nedir ve dogal olmak nedir?, "insanoglunun dogasi" ne demektir ve bu dogayi ortaya kim koyar?, yani kesinlik mi icerir, sabit midir?, ozellikleri kime/neye goredir?

Benim algima gore;doga ve dogallik, ya da bir seyin dogasi, insanoglunun zihniyet yapilanisi ve isleyisi temelinde, ortaya dusunce olarak attigi ve uzerinde tartistigi ve de cikar amacli kullandigi bir kurgudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
04-09-2010, 19:50
Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun kim olarak kendi dahil, YANSISINI, ALGILADIGI herseyi, kavram ile ozdeslestirerek, ortaya koymasi ve kendisinin alternatifsiz olarak bir ortaya koyulan, ortaya koyan olmasi ve ortaya koyumun yon ve yontemini, yapilanis ve isleyisini kendisinin duzenlemesi, EPISTEMOLOJIK OLARAK BILIMSELDIR.

Bunun anlami sudur. Insanoglu ortaya koyduklari uzerinde, kendi de buna dahil olmak uzere, bulus, deney, gozlem, arastirma, inceleme, sorgulama, nedenselleme v.s. yaparken ve bunu yapan alternatifsiz bir kim olurken, epistemolojik olarak o ana kadar yansisini algilayamadigi, herhangibir bilginin, yansisini aldiginda da, onu bildirerek, belirterek ORTAYA CIKARACAKTIR.

Iste bu ortaya koyulan uzerindeki bilimsel calisma ve bu calismadan ORTAYA CIKACAK olanin ORTAYA KONMASI; insanoglu turu ve onun birinin, surekli suregelen bir surecidir.

Bunun anlami da, insanoglunun her doneminde ORTAYA KONAN ve ORTAYA CIKARACAK oldugunun birlikteligi ve surekliligidir.

Iste bilim ve bilimsllikte, sadece epistemolojik olarak ORTAYA KONAN ve bunun evrensel onayi, gercekliginin degisebilirligi ve de uzerinde yapilacak deney, gozlem, arastirma v.s. ile yanlislanabilirliginin, bakiligidir.

Iste bilim ve bilimselligin de bu yuzden, bilinemez yoktur. Ya ortaya konan, ya da ortaya cikarilacak olan vardir.

Yeterki, ortaya cikarilacak olan, deney, gozlem, arastirma, sorgulama, irdeleme v.s. ile olsun. Aksi, bu ortaya cikarilacak olanin, insanoglunun sorupta cevap veremedigi bir soruya, sirf kendisini tatmin ve teslim maksadiyla INANCSAL bir ogrenilen ve ogreti olacak bir cevap olmamasidir.

Nitekim, bilhassa insanoglunun evrim konusunda ORTAYA CIKARDIKLARI ve ORTAYA KOYDUKLARI temelinde, Akilli tasarim, yaraticinin programlayici, planlayici yonu; buna paralel olarak ve inanc olarak ORTAYA CIKARILMISTIR.

Sonucta, bilimin bilimsel olarak ortaya cikarmak icin attigi her adim, ister istemez, epistemoloji ustu bir inancsal dusunceyi de koruklemektedir.

Iste, soyut dusunceyi "dusunuyorum", "inaniyorum" ve "biliyorum" olarak farklilastiran da budur.

Bilimin evrensel onay almis bildirdiklerini, belirttiklerini, bilirsiniz.
Epistemoloji ustu, ya da varlik ve ol temelli bir ogretiye, teoriye, ideolojiye v.s. inanirsiniz.
Dile getirirken de, ya dusundugunuzu, ya da inandiginizi dile getirirsiniz.

Orneklersek; "Ben yagmur yagacagini dusunuyorum" ile;
"Ben yagmur yagacagina inaniyorum" arasindaki fark cok buyuk ve genistir.

Ilki, bilimsel aciklamalara, verilere ve bu veriler temelinde ve de kisinin gozlem ve yasam deneyi temelinde bir olasilik ve de kisinin kendi dusuncesinin, yine kendi izahiyla, yani "neden yagmur yagacagini dusunuyorum?" sorusunu aciklayarak dile getirdigi bir cumledir.

Ikincisi ise, tamamen bilimsellikten ve kisisellikten yoksun, ilahi bir gucun gucuyle olusacak bir olasaligi, dile getiren cumledir.

Iste bu temelde insanoglunun epistemolojik olarak ortada olmayan ve ortaya cikaracaginin bilimsel mi/inancsal mi, bilgi mi/ogreti mi, bilim mi/inanc mi, dusunme temelli mi/inanma temelli mi, gercek mi/dogru mu v.s. oldugunun iyice sorgulanmasi, irdelenmesi gozlemlenmesi v.s. ne olacaginin algilanmasi acisindan, cok onemlidir.

Bunun bir onemi de; insanoglunu cikar amacli yoneten ve yonlendiren emperyalist zihniyetin ve bilim ve bilimselligi, dogal, doga, dogallik kisvesi altinda inancla bezemesinin algilanmasidir.

Yoksa farkinda olmadan ve bilincine varmadan; inancsal bir bilimselligin, ya da bilimsel bir inancsalligin "oyununa gelebiliriz." Bu da bizi, dusunce uretimine degil; inanc uretimine yonlendirir.

Cunku, bilim ve bilimsellik; ortaya cikarilacaklarin, ne olacagi temelinde, her zaman inanc ile bezenmeye musaittir.

Bunu, evrim ile ilgili, evren ile ilgili, henuz evrensel onayi olmayan, spekulatif icerikli teoriler de ve aciklamalarda gormekteyiz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
05-09-2010, 19:20
Saygideger neva;

901 nolu mesajina ve 902 nolu mesajima devamla; doga, dogal ve dogalligin disinda, sorun kavramina da deginmek istiyorum.

Sorun, dogal bir olgu degildir. Sorun, tamamen insanoglu turu ve birine ozgu ve algilama temelinde ortaya konabilen bir olgudur.

Yani, insanoglunun yeryuzune soyutlama yetisini tanistirmadan once, sorundan bahsedilemez. Belki ancak soyle bahsedilebilir. Mesela, dinazorlar devrinde yeryuzunde mevcut olmayan, ortaya cikmamis olan insanoglu, ortaya ciktiktan sonra, geri donup, kendinin ortaya cikmadigi o dunyanin devrini degerlendirebilir.

Ya da insanoglu disinda baskabir canlinin, kendi algisi temelinde, sadece kendi turu ile ortak olabilecek bir algisi olabilir.

Bu sorunun, insanoglu turu ve birini ilgilendiren kismidir.

Gelelim sorunun, insanoglu turu bunyesindeki algisina. Basta belirtmistim, sorun bir algi, bilgi, bilinc ve farkindalik konusu ve bunlarin temelinde dile getirim, konusudur. Bu da sorunun insanoglu turu temelinde ortak bir iceriginin ve algisinin olmadigini gosterir.

Mesela, benim algima gore sorun olan; kan davasi dusunce ve davranisi, kan davasi ile sartlanmis ve belkide sirf bunun icin yasam suren bir kisi tarafindan sorun degildir. Bu rnek, insanoglu turu ve birinin her turlu soyutlamasi icin gecerlidir. Yani, bir dusunce ve algiya gore sorun olan bir durum, olgu; ayni durum ve olguyu, baska bir dusunce ve algiya gore sorun yapmaz.

Iste bu temelde de, bir kisi ne dusunurse, nasil davranirsa davransin; baskasi icin sorun olabilen bu dusunce ve davranisi, bu dusunce ve davranisi uygulayan kisinin kendi alguilayamadikca ve bilincine ve de farkina varamadikca, bu onun icin bir sorun degildir.

Bu temelde de, cozumden once, sorunun tamamen algilanmasi, bilincine ve farkina varilmasi, sorunun her turlu rahatsizliginin ve verdigi zararin hissedilmesi, ya da en azindan, uygulanan dusunce ve davranista, bir suphe, bir acaba, bir !? isaretlerinin belirmesi gerekir. Bunlar yoksa, kisi icin sorun da yoktur. Hic kimse de disaridan siringa ile sorun algisini, baska bir kisiye veremez.

Iste bu temelde, herkes; kendi algi, bilgi, birikim, ogrenim, gozlem, deneyim, yetisim, icinde bulundugu toplum ve uzerinde yasadigi cografya temelinde ve bunlara ek olarak kendi veri degerlerini, kendinin egitimi, sorgulamasi v.s. temelinde, sorunsuz ve sorunlu bir iciceliktedir.

Ben, evrensel-insan olarak bu sorunu, insanoglu tunun kendi bunyesindeki birligi, beraberligi butunlugu saglayamamis olma, tur butunlugu temelinde, dogaya, dunyaya, evrene, evrime ortak yonelme, dusunce uretme, deney, gozlem yapma duzeyinde algiliyor, farkina variyor ve bilincini algiliyorum.

Iste bu temelde de, insanogluna bu sorunu yasatan, seyin; gene insanoglu adina ve eliyle ve de ait olarak evrensel bir aynilikla yapilandirilan ve islerlige konan, dogal zihniyet ve dogal ego oldugunu dile getiriyor ve bu dogalligin, insanoglunu her konuda dusunce ve davranista, neden ve nasil ayristirdigini, cikarci, guce tapan ve de kendi yturu disinda bir guce teslim eden v.s. oldugunun sorunsal resmini hem konu bazinda, hem de genelde dile getirmeye calisiyorum. Notr, algili, qua yanasimli, epistemolojik gercekci ve bir serbest dusunur (insanoglu turunu ayrima surukleyen her konuda ve hic bir ideolojik inancsal dogruya bagimli olmayarak) olarak.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
06-09-2010, 22:16
Saygideger arkadaslar;

S. Hawking'in yaptigi aciklama, aslinda anlam olarak yeni bir aciklama degildir. E. Kant'in, fenomen'e karsit olarak yaptigi neomena aciklamasi (thing in itself), bu konuyu gundeme getirmis, ve o tarihlerde, nesnenin oznel ozelligi, algi olarak yaratici olarak algilanmistir.

Hawking'in gundeme getirdigi icerik, anlam olarak, noumen'i yaraticidan alip, nesneye monte etmektir.

Iste bu Hawking' in aciklamasi, bir "yaratim" icerigi olarak;

Kim/ne yaratmistir? Sorusuna yeni bir karsitlik getirmistir. Yani, "yaratici yaratti" yerine, "sey kendiliginden yaratildi" icerigi eklenmistir.

Yani, TANRI SOYUT OZNELLIKTEN, SOMUT OZNELLIGE TASINMIS olmaktadir.

Bu aslinda diyalektik monizm tartismasinin da bir ayrimi durumuna gelmistir.

Idealistler "yaratici" oznelliginden, dem vururken;
Hawking'in aciklamasindan sonra, materyalistler, maddenin/nesnenin yaratici oldugunu soyleyeceklerdir.

Bu da aslinda, panenteizmin, tanri=evren iciceliginin dualizmini, yeni bir yaratilis tartismasi boyutunda, yaratici ve madde MONIZMine indirgeyecektir.

Daha oncei mesajlarimda da belirttigim gibi, bir dusunce yaraticisini ararsa bulmak zorundadir. Hawkihg'de aradigi yaraticisini, madde ile ozdeslestirmekle bulmustur.

Yaratilis konusunda son durak ise, henuz pek dini ve de bilim eliyle dile gelmeyen, INSANOGLUNUN KENDISINI YARATTIGI konusudur.

Iste, ozneli, nesneli tanrilastirmanin son duragi da, nesneyi ortaya koyan ve nesneye oznellik icerigi ve anlami veren insanoglunun kendisini tanrilastirmasidir.

Aslinda, bilince cikmayan, farkina varilmayan ve algilanamayan konu ise "insanoglunun neden bu yaratilis konusunda, hem bilim hem de inanc olarak israr etmesi ve illa bir yaratilis temelli yaratici aramasidir.

Iste dogal zihniyetin, dogal egosunun; insanoglu turu ve birini hala "ortaya cikarmamak, onemsememek, gale almamak" "inadi" ve insanoglu turu ve birini, baska bir guce teslim etme, mahkum etme, caresiz birakma v.s. bilincalti yonlendirimi aynen devam etmektedir.

Onemli olan bilimin, neden hala bu "oyuna geldigi/getirildigi" bilimin ve bilimselliginin onunun bir insandisi guc ile sinirlanmaya ve bunun da dogallik kisvesi altinda insanoglu turu ve birine empoze edilmeye calisildigidir.

Bu da bize emperyalist zihniyetin ve onun insanoglunu kendi bunyesinde her turlu ayristirarak, bundan nemalanmasinin amac oldugunun ve bu amac icin, bilim ve bilimselligi de alet etmesinin ve arac olarak kullanmasinin bir gostergesidir.

Soru sudur. Neden insanoglu, kendi disinda bir yaratici aramakta ve yaratilis uzerinde illa bir aciklama, ustelik bilim adi altinda bir aciklama yapma geregi duymaktadir?

Konu ne bilimin konusudur, ne de bilimseldir. Boyle oldugu halde, bu Hawking'in aciklamasinin anlam ve icerigi nedir?

Neden bir bilim adami, o kadar felsefe adami dururken, boyle bir aciklama yapmistir?

Bilim ve bilimselligi neden INANCSAL bir konuya alet edilmektedir?

Insanoglunun epistemolojik olarak tek soyutlama yetisi olan tur olmasi ve KAVRAM YARATICILIGI, YAPAY OLARAK AKILLI TASARIMCILIGI algilanmamakta diretilmektedir?

Soru neden bir insanoglu turu ve biri disi, yaratici arandigi, ustelik bunun neden bilimin yaptigidir?

Unutmayin, Hawking gibi, yaratici arayisinda olan yaratici kavramina kendince ateizm temelinde yok dese, bu kavrama karsi ciksa, inkar etse bile; zihniyetinde yaratici kavrami yer ettikce, dusunce uretecek ve kendince bu dusuncesine bir yaratici dayanagi bulacaktir.

Ama, yaratici arayanlara sunu sormak gerekir. Ne maddenin, ilki; ne de yaraticinin yaratan kisir dongusu cozulemez; ancak ve iste boyle, her ikisi monizm altinda odeslestirilir, yani maddenin kendi kendini yarattigi soylenir.

Ne diyelim, kim olursa ve ne duzeyde olursa olsun, yaratilis zihniyetini hala tasiyanlara ve bu zihniyet ile kendinden kanitli dusunce tatminine ulasanlara, BULDUKLARI YARATICILARI akil fikir versin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
06-09-2010, 22:51
Saygideger arkadaslar;

Hawking'in bu "bilimsel" aciklamasindan sonra, dialog soyle gececektir.

Inanir/varlayan; Herseyi yaratici yaratmistir.
Inancsiz/yoklayan; Yaraticiyi kim yaratti?
Inanir/varlayan; Yaraticinin kendisi, cunku kendiliginden yaratilis ozelligine sahiptir.
Inancsiz/yoklayan; olur mu, kendiliginden yaratilis ozelligine sahip, yaratici maddedir ve kendisini yaratmistir.

Bu tartismayi kim "kazanacak" dersiniz?

Kendi kendini yaratan, yaratici; madde mi/tanri mi?

Iste burdan gene basa donus, madde somuttur v.s.

Yalniz bu dialogun, bilime degil de, inanca "yarayacagi, kesin."

Cunku, YARATICI, HEM YARATAN, HEM DE YARATILAN OLMUSTUR. Boylece, zaman sorununu da (ilk, once v.s.) cozmustur. Sagolasin, Hawking.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
06-09-2010, 23:09
Saygideger arkadaslar;

Bilimsellik adi altinda ve dogallik kisvesiyle;

Once "guclu olan ayakta kalir/kazanir" inanci-"dogal"-
Sonra "gen bencildir" inanci-"dogal"-
Simdide "kendiliginden yaratilis" inanci-"bilimsel"-

Turetildi. Bakalim, emperyalist zihniyetin dagarciginda daha neler var?

Ben size, "su an emperyalist zihniyetin, kendi zihniyeti olan INSANOGLUNUN TANRILASTIRILMASI ve tanriyi oynamasinin henuz algiya cikmadigini ve "resmi bir aciklama" ya donusmedigini" soyliyeyim. Lutfen bekleyiniz.

Yarin bir gun bir bilim adami bunu da aciklar. "insanoglu kendiliginden yaratilmistir" diye. Aslinda bu pek de yeni olmaz. Zaten, nihilizm; insanoglu disi herseyi hiclediginde ve herseyin insanoglunun bir turevi oldugunu ortaya koydugunda, insanoglunun kendisinin tanrilasmasinin yolunu da aciyordu.

Yalniz, emperyalist zihniyet; bu tanri olmayi, herbir insanogluna degil de; sadece bu zihniyeti yasamina siar edinmis olanlarini bu "unvani" verecek. Bu zihniyeti siar yapmayanlara da, eskisi gibi kulluk ve kolelik kalacak. Tabi ki dogallik ve doganin yasalari, kanunlari v.s. kisaca KURGULARI kisvesi altinda.

Ne diyelim, teslim olmak, mahkum olmak, yasamini baska degerler ugruna harcamak isteyenlere hayirli olsun.

Cunku bilim ve bilimsellik algilanmadikca, emperyalist zihniyetin elinde, "inancla bezeme oyuncagi/cikari" olarak kalacaktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
06-09-2010, 23:41
Saygideger arkadaslar;

Aslinda, emperyalist zihniyet'in Hawking'e asrin en buyuk baris odulunu vermesi lazim. Oyle ya! materyalizmin, maddesi ile; idealizmin yaraticisini, tek bir monizm de birlestirmis oldu. Boylece asirlardir suren, metafizigin materyalizm/idealizm kutuplasmasi, savasi, mucadelesi, kisir dongusu v.s. de boylece "son bulmus" oldu.:rockon:

Yani, "yorgan gitti, kavga bitti" :nod: :lie:

Boylece, akilli tasarimci da yerini buldu. Maddeli yaratici, ya da Yaratan madde, Gerci, bu ikiligi bunyesinde tasiyacak olan tekin; hangisinin hangisini yarattigini, hangisinin yaratan, hangisinin yaratilan oldugunu da; herhalde, ilk ve oncelik temelinde insanoglu bir yere oturtur.

Yalniz, unutulmamaliki; hem bilimselligi, inancsalliktan arindirmak, hem insanoglunun disinda baska bir guc olmadigini algilatmak, hem de insanoglunun bu zihniyetini, insansallastirmak mucadelesi devam edecek.

Cunku hala, "yaratici, yaratan, yaratilan cevabini buldu da, peki yaratim nedir?" sorusu da devam edecek.

Bu arada evrime de dikkat, zaten inanca meyilli olan evrimin de bilimselligi tehlikede.:nod:

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
07-09-2010, 22:41
Saygideger arkadaslar;

Dunyaya gelen ve kah verilenlerle, kah kendi kendini gelistirim ile, birey duzeyine farkindalik olarak (bilinc degil), erismis bir kisi; dogal zihniyet ve dogal egosundan "arinmis/kurtulmus", ya da bu dogalliginin kendisine verilen bir ogreti oldugunun "farkina/bilincine" varmis degildir.

Burada, emperyalist zihniyetin yapilandirdigi ve islerlige koydugu, dogal zihniyetin, tanrisal zihniyetinin iki yonu vardir. Bir bu zihniyetin, kisi dunyanin hangi cografyasinda ve toplumunda dogarsa dogsan, oyle ya da boyle dogumdan itibaren almasi; bir de kisinin kendi kendini tatmin ve rahat hissetmesi icin, bu zihniyete yonelik bir dusunce uretmesi.

Kisaca, dunyanin hangi cografyasinda ve toplumunda bir kisi dogar ve yasarsa yasasin, emperyalist zihniyetin yapilandirdigi ve islerlige koydugu dogal zihniyetin bir parcasi olan tanrisal zihniyet uzerinde, hem bir dusunce uretimi gelistirmesi, hem de kendisini egosu olarak tatmin etmesi gerekir.

Iste bu temelde, taninmis bilim adami Hawking; kendisine ait olan tanrisal zihniyetin, dusuncesini ve ego tatminini yine kendince aciklamistir.

http://kultur.sol.org.tr/haberler/hawking-tanri-ya-gerek-yok-146

Yukaridaki link ile ilgili yorumlar;

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=336336#post336336

Ve, link;

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/09/100903_hawking_reactions.shtml

Link ile ilgili yorumlar;

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=336068#post336068

Yukaridadir.

Ben, evrensel-insan olarak, Hawking'in ve sitedeki, yorumlarin (kendi yorumum dahil) icerigine deginmiyecegim.

Benim deginmek istedigim, bir bireyin dogal zihniyetin ve dogal egonun tanrisal zihniyetini tasimasi, onun; olumlu ya da olumsuz bu zihniyete bir dusunce eklemesini ve kendi tanrisal ihtiyac temelinde de, kendi egosunu tatmin edici bir tanrisallik ifade edecegini ortaya koymaktir.

Yalniz bunun bilimin taninmis bir karakterinden ve bilimin bilimselligi adina gelmesi, bize; hem emperyalist zihniyetin, ve onun tanrisal zihniyetinin dusunce ve ifade olarak guncelligini korudugunu, hem de bilim ve bilimselligin; felsefe ve inancsal temelinde hala bezenip, cikar amacli kullanildigini gosterir.

Sonucta amac; insanoglu turu ve birine, kendi birsel ve tursel varligini unutturmak ve bu tursel ve birsel varligin yasamini baska kaynaklara,m degerlere harcatmak.

Iste yukaridaki amac temelinde de yapilmak istenen budur. Yani, BILIM VE BILIMSELLIGI TANRIYA ADAMAK, DOLAYISIYLE, BILIM VE BILIMSELLIK ELIYLE INSANOGLU TURU VE BIRINI TANRIYA ADAMAK.

Bilim ve bilimselligin, dogallik kisvesinde "guclu olan kazanir, gen bencildir" ile baslayan sureci, epistemolojik olarak "bilimin yasalari tanridir" a donusmustur.

Yani, bilim bundan sonraki bilimsel calismasini, yani yeni bulus, gozlem, deney, inceleme v.s. calismasinin SOYUTLAMASI formulunu, teorisini, hipotezini, tezini, antitezini v.s. artik, TANRISINI INSANOGLU TURUNE VE BIRINE; SUREKLI SUREGELEN SUREC TEMELINDE YASALARIYLA, DAHA NET TANITACAKTIR.

Gorevi de, bundan sonra; surekli suregelen bir surec temelinde tanriyi ortaya cikarmak olacaktir.

Ne dediniz, insanoglu turu ve biri mi ne olacak?, cok acik; emperyalist zihniyet tanrisini oynar ve insanoglu turu ve birini;insandisi ve insanlikdisi, ideolojik inancsal dogru temelinde, dogrular arasi "benimki dogru" savasiminda, tartismasinda tutarken ve bunu uygulayan onculeri kendine kul ve onculerin dogrusuna cekme ye calistigi ve cekebildikleri kitleleride kendisine kole yaparken, ve bu kaostan, ayni "kan emici vampir" gibi beslenir ve nemalanirken, insanoglu turu ve biri varligi tabiki rafa kalkacak.

Iste onemli olan; ne duzeyde ve icerikte olursa olsun, insanoglu turunun, insansal zihniyet ve tursel selfi, bilinc ve farkindalik olarak one cikarmis ve cikaracak olan bireyleri; hem bilimin, inancla bezenmesine, hem de insan temelli yasam ve iliskilerin hic bir insandisi ve insanlik disi metafizik ve etik ideolojik inancsal dogru deger, tabu ve verilerine degismeyecegini, kendi turleri ve birlerinden baska da, bir guc olmadiginin algi, bilgi, birikim, bilinc ve farkindaligini dusunce ve davranis olarak dile getirmeye devam edecek.

Sonucta; konu bilim, felsefe, dil v.s. temelli hangi soyutlama olursa olsun, kisinin dogal zihniyeti ve dogal egosu ona, bilinc alti olarak, tanrisa zihniyete yonelik bir dusunce urettirecek ve ona tanri ile ilgili bir ego tatmini ifade ettirecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
11-09-2010, 02:45
Saygideger arkadaslar;

Daha onceki mesajlardan birinde, sizlere harflerin dilinden, yani cizimsel anlatimindan bahsetmistim.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=23

Mesaj 228.

Bu mesajimda, dogal zihniyetin, evrensel yapilanis ve isleyisinin kullanim sembolleri olan x ve y nin disinda, w ve z harflerinin de x ve y temelli icerigini izah edecegim.

Eger x'i sekilsel olarak ele alirsaniz; ters iki v den olustugunu gorursunuz. Yani X IKI, BIRIBIRNE ZIT V DEN OLUSMUSTUR.

Iste bu iki v nin w ifadesi ise, iki ve biribirine karsit v kullanimi demektir. Yani
X in ters iki v sinin duz olarak yan yana yazilimidir.

Iste kimin, soyutunun kavrami olan x, karakter, oz, tabiat olarak; iki v kullanimidir.

Buradaki v lerden biri;

KENDISI VE KARSITLIGIN, POZITIFE INDIRIMI;

Digeri de;

KARSITI VE IKILEMIN, TEK (BIR)' E INDIRIMI dir.

Bunu uclem olarak; xy-x ve xx-y ile ifade edebiliriz.

Burada w cizimini goz onune getirirseniz; w nun ust kismindaki uc nokta, sirasiyla y x x ve altindaki iki nokta da y x birlesimini veren, x ve x x birlesimini veren y dir.

X in, genel toplamda; karakter, oz ve tabiat olarak;

KENDISI, POZITIF, KARSITLIK icerigi vardir.

X oz, karakter ve tabiatinin, goruntusu, sekillenisi olan y olarak ta;

KARSITI, BIR, IKILEM icerigi vardir.

Yani, y aslinda x karakterinin, goruntusu ve sekillenisidir.

Iste z de bu temelde; hem yukaridaki w nun ust iki noktasinin, ilk alt nokta ile birlesimi, yani y x in x birlesimi ve w nun ust ikinci ve ucuncu noktasinin ikinci alt nokta ile birlesimi, yani x x in y birlesimi; hem de xy birlikteliginin, bir butun olarak yazilisi (zi) ve okunusudur (zay).

Bu arada deginmisken, p h q ya da kisaca deginelim.

F, fonksiyon temelinde; p ve h nin birlikteligidir. Photograph kelimesinin ilk iki harfi ve son iki harfi ph, f olarak seslendirilir.

Buradaki f fonksiyonunun p ve h acilimlari; agzin kapaliligi (p) ve nefes alisi (h) dir. Buradaki p durdurma, bitirme, sabit temelli pose ve posit olarak ikilem temelindedir. H de nefes alisi/verisi olarak karsitlik temelindedir.

Q da "olarak, sifatiyla, mahiyetinde" temelinde bir kullaniimdir. QUA seklinde ifade edilen bu kullanimin, daha once de bahsettigim gibi, bir KIMI (QUI) VE NESININ NICELIGI (QUANTITY) VE NITELIGI (QUALITY) OLARAK olusturulmustur. Burada bilindigi gibi, nitelik; pozitivite karsitliginin; niceligi olan bir de, ikilemin indirgenmesidir.

W larin nefes acilimlari da soru kelimelerini olusturur. ( What/ne, when/nezaman, whyneden-nicin, where/nerede, who/kim, whose/kimin which/hangisi).

Dolayisi ile, hangi dilin, linquistik, ya da etimolojik koken ve yapilanisi olursa olsun; yukaridaki harfler olan; w, x, y, z, ve p, h, q ana harflerdir. Diger harflerin, onem ve "dillerinin" linkini yukarida verdim.

Aslinda noktalama dilinin yazimi ile, yukaridaki ifade edilenleri resimlemek oldukca karmasik ve zordur. Alginin netligi ve acikligi, cizimsel ve sekilsel izahin; goze hitabiyla daha kolaydir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
15-09-2010, 04:13
Saygideger arkadaslar;

Sitedeki konu basliklarindaki mesajlasmalarin icerigi gozlemlendiginde; bir sey one cikiyor.

FELSEFEYE, FELSEFI BAKIS ACISI ve Yanasimi.

Konumuz, ister varlik, ister varligin gercekligi, ister varligin mustakilligi olsun. Bu temelde de, ister, nesnel, maddesel, gorunussel, fiziksel, kimyasal ve bunlarin epistemolojik belirtilen en kucugu, yada en buyugu olsun; FELSEFI YANASIM, MONIZM VE DUALIZM ILE SINIRLIDIR.

Yani, dogal zihniyetin; felsefeye felsefi yanasimi, ya monist, ya da dualisttir.

Bu temelde zaten;

Birincisi, monist bakisacilarindan; ideolik inacsal temelli dogru rehberliginde one
cikan monist yanasimlar; kendi icinde dogruluk mcadelesi vermektedirler. Bu da monizmin, mono olarak hangi felsefi temeli alirsa alsin, hem diger monist temellere, hem de dualist temele karsi bir uyumu soz konusu degildir.

Ayni sey dualizm icinde gecerlidir. Cunku dualizmin temeli DIYALEKTIGE DAYANIR ve bu diyalektigin, dualitik birlesiminden, bilhassa kulak ve ses dilinin noktalama icerikli yapilanis ve isleyisinden dolayi, bir diyalektik monizm soz konusudur. Yani, dualizm kabullenilir, fakat bu dualitik birlesim temellerinden birinin digerine zamansal ilk ve/veya oncelik kosuluyla.

Iste felsefenin, felsefi yanasiminin bu zamansal alisilagelmisligi, dusunceyi; mutlaka bir ilke, onceye yonelmeye zorlar.

Dolayisiyle, varlik tartismasi; ister mustakillik, ister gercek temelinde olsun "varlik nedir?" den ziyade "benim inandigim ideolojinin ilkledigi, onceledigi varlik dogrudur/vardir" tartismasina doner.

Iste bu nedenden, felsefe; bilimsel ve ORTAYA KOYUCU, TUM RESMI VERICI, DISARIDAN BAKIS ACILI VE NOTR ALGILI degildir ve dogal zihniyet bunyesinde de olamaz. Cunku dogal zihniyetin ufku, diyalektikle son bulur. Onun vereni ve otesi ortaya konan felsefenin felsefi yanassimi ile mumkun degildir.

Bu temelde de felsefi yanasim ve bakis acisi; IDEOLOJI, INANCSALLIK VE DOGRULUK ile sinirlidir. Tabi ki ideoloji, inanc ve dogru farkliliklarindan dolayi da, tartismasi; KESINLIKCI, MUTLAKLI, ISPATLI, DETERMINIST icerikte ve anlamdadir.

Bu da zihniyet ve onun dusuncesi UFKUNUN ACIKLIGINI KAPATMAK anlamina gelir.

Halbuki felsefeye, bilimsel yanasim; herseyden once insanoglu turu ve biri faktorunu, onun NESNELLIGINDEN ZIYADE; OZNELLIGINI, OZELLIGINI SOYUTLAMASINI VE ORTAYA KOYMASINI one cikarir.

Bu da otomatikman; epistemolojinin DEGISKENLIK, GERCEKLIK NOTRLUK, QUA ICERIKLILIK, temelinde; diyalektik tikanikligin tikanikligini acmak ve felsefeyi, felsefi degilde; bildirilen, belirtilen ve ortaya konan, ortaya koyan ve ortaya konum temelinde ve tum ideolojik, inancsal, dogrusal resmin goruntusunu vererek ve bu verimin faktoru INSANOGLU TURU VE BIRININ faktor olarak alternatifsizligini ve one cikisini algilayarak ve farkina vararak degerlendirmek anlamini tasir.

Burada, her zaman belirtildigi gibi; insanoglu turu ve birinin; diger her fiziksel, nesnel, maddesel, gorunussel, somut varlik gibi bir icerigi oldugu, zaten insanoglunu,m hem mustakillik, hem de gercek temelde felsefi bakis acisindan maddesel, nesnel, somut v.s. yapar.

Iste burada felsefi bakis acisinin, algilayamadigi, farkina varamadigi, bilincine cikaramadigi; INSANOGLU TURU VE BIRINDE OLUPTA, DIGER MUSTAKIL VE GERCEK OLARAK FELSEFI NITELENDIRILEN VARLIKLARDA OLMAYAN; diyalektik monizmin diger ucu olan; dusunsellik, oznellik, ozellik, soyutluktur.

Yani felsefeye gore; madde nasil maddesel, soyut nasil inancsal sa ve biribiriyle karsitsa; insanoglu bu karsitligi bunyesinde tasiyan; hem maddesel, hem de inancsal olmasidir.

Iste insanoglunun, felsefenin; felsefi tarihler boyu tartismasini, insanoglu kendi varlik bunyesinde DUALITY OLARAK barindirir.

Iste asil, ufuk ise bundan sonra gelir. Bu ufukta, insanoglu turu ve birinin, diger mustakil ve gercek varliklarda olmayan bu duality yapisinin ISLEYISINI VE DIYALEKTIGINI VEREN UCUNCU BIR NOKTA OLAN KAVRAMDIR.

Iste bu kavram sayesinde; insanoglu, hem kendi dualitisini, hem de felsefi monizmi ortaya koyabilir.

Bu da insanoglu turu ve birini, bir ust asamaya, duality otesi bir ucleme tasir. Iste bu uclemin, algisi, farkindaligi ve bilinci, ancak neyin ne oldugunu, ne olarak nasil oldugunu ve neden oyle oldugunu BILIMSEL OLARAK ortaya koyabilir.

Iste epistemolojik gerceklik, Insanoglunun bu mustakil ve gercek varlik temelli DUALITISINE; epistemolojinin temeli kavrami hem yanlislanabilirlik, hem de degisebilirlik temelinde katarak; zihniyetin her konudaki her turlu ufkunun onunu engel olmayan bir sekilde acmaktadir ve ozgur birakmaktadir.

Iste insanoglu turunun dogumdan beri aldigi ve kendisine verilen tum sinirlar, kesinlikler, mutlaklar, tabular, degerler, teslimiyetler, tikanikliklar, noktalar, kaliplar, yasalar, kurallar v.s. kisaca; olgu ve kurgular; BULGU, BILGI temelinde OZGUR KALMAKTA; hic bir kisitlama, herhangibir konu icerik ve anlam icin bir sinir teskil edememektedir.

Iste bilimin ve bilimselligin onunu acik tutacak olan da, insanoglunun bu acik ve serbest ufkudur.

Tabi bu ufuk ortada yok ise; felsefenin felsefi temelli ideolojik, inancsal, dogrusal tarismalari; hem bir yarar saglamadigi gibi; insanoglunun her turlu mustakil ve gercek varlik algisini, farkindaligini ve bilince cikmasini da erteleyecek ve gundeme getirmeyecektir.

Zaten emperyalist zihniyetin; dogal zihniyet ve dogal ego temelli her turlu soyutlama da, dilde, felsefe de, bilimde KALICI VE MUTLAK kilmak istedigi de, bu determinizmdir.

Cunku emperyalist zihniyet; insanoglunun dualist yapisini algilamis ve bu dualist yapilanisin monist isleyisinin her turlu monist ayrimciligini ve birbirleriyle savastirimini ustlenmistir.

Ama; maalesef; emperyalist zihniyet kendini algilayamamis ve kendi zihniyetini vereni ortaya koyamamistir. Iste bu uclem olarak ortaya koyum, insanoglunun emperyalist zihniyet ve onun ayrimci, cikarci v.s. dogal zihniyet ve dogal egosundan ozgurluk anlamini ve INSANSAL ZIHNIYET anlamini tasir.

Aksi, felsefenin felsefi bakis acisinin, dilde, bilimde ve felsefe de emperyalist zihniyet ile sinirliligi ve insanoglu turunun kendi bunyesindeki her turlu ayrimciligi, kisaca gunumuzun tarihler boyu devam eden insanoglu turu arasi ustunluk, hakimiyet ve teslimiyet yarisidir.

Su anki, bilimde de, felsefede de olan budur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
17-09-2010, 23:01
Saygideger arkadaslar;

Ingilizlerin dunyaca unlu, fizik profosoru S.Hawking'in gecenlerde yapmis oldugu aciklamalari, hem bilim hem de felsefe alaninda yanki bulmustur.

Tarihte donem donem ya bilim ya da felsefe dalindan bir karakterin cikarak, dile getirdigi soyleviye, bu insanoglunun iki alanini etkilemesi ilginctir.

Genelde bilimin ya da felsefenin soylevleri kendi dallari bunyesinde olur.

Birincisi, Hawking'in bu aciklamasinin AKILLI TASARIMCILIGA karsi bir soylem oldugu ve "tanri yok, evren kendi kendini YARATABILIR. Istenirse BILIM YASALARINA TANRI diyebilirsiniz" temelli aciklamalarinin bir kac onemi vardir.

Birincisi, aciklama, bilimsel bir icerikten ziyade, inancsal bir icerik tasimaktadir. Cunku Hawking; kisisel bir tanriya inanmadigini yine kisisel olarak aciklamistir, ama yukaridaki soylem, mantiksal olarak onun, BIR YARATICI ARADIGINI VE BUNU DA BILIMIN YASALARI ILE OZDESLESTIRDIGINI acikca ortaya koymaktadir.

Eger hatirlanirsa, bu baslikta onceki mesajlarimda, yaraticinin nasil akilli tasarimci,, planlayici, programciya "terfi ettigini" aciklamistim. Bu dindeki ve tanrisal zihniyetin INANC KANADINDAKI GELISMEYI, Hawking; AYNI TANRISAL ZIHNIYET ILE, BILIME TASIMISTIR.

Bir yerde akilli tasarimcilik cikisina, karsi ortaya konmus bir cikistir.

Hawking'in bu aciklamasi, diyalektik acidan cok onemlidir. Cunku madde kokenli ve tanri kokenli dusunceler, AYNI TANRISAL ZIHNIYETTEN, DOGAL ZIHNIYETTEN KAYNAKLANIR.

Akilli tasarimcilik, bilimi bir cesit karsisina alirken; Hawking, INANCA EL UZATARAK BILIM VE INANCI BIR MONIZM ALTINDA BIRLERSTIRMEYE YONELIK BIR SOYLEV DILE GETIRMISTIR.

Soyle dusunelim. Ortada bir sey varsa ve bu sey ortaya cikmissa; dogal zihn iyetin iki dusunce uretimi vardir. Birincisi, bu sey kendi kendine ortaya cikamaz, o yuzden bunu bir ortaya cikaran vardir. Bu da tanridir. Iste tum inancsal yanasimin kaynagi bu aciklamadir.

Simdi, ayni zihniyetin Hawking'in "acilim getirdigi" bilimsel kanadina, dusuncesin e bakalim. Ortada bir sey varsa, ve bu sey ortaya cikmissa, KENDI KENDINE ORTAYA CIKABILIR. Dolayisiyla, tanriya gerek yoktur ve evren kendi kendini YARATMISTIR.

Iste bu iki farkli gibi gozuken dusunce ayni dogal zihniyetin urunudur.

Ben, evrensel insan olarak; bir gucun yarattigi, ya da kendiliginden yaratilisi, ayni zihniyet altinda ve KENDILIGINDEN BELIRIS" olarak topluyorum.

Yani, sonucta bir sey ol deyip olmus olsa da, yani onu bir olduran varsa; ya da kendiliginden kendisini oldurmussa da, ortada bir kendiliginden beliris vardir.

Iste dogal zihniyetin, tanrisal, inancsal ve bilimsel siniri buraya kadardir. Burdan sonra dogal zihniyetin bir ufku yoktur.

Cunku ha bilimin, doganin yasalari tanri olmus, ha ol deyince olduran bir tanri varmis; bu ikisinin hem bilim ve bilimsellikle ilgisi yoktur. Hem de biri soyutun somutundan, digeri somutun soyutundan yola cikarak, ikisi de tanrilarini bulmuslardir.

Simdi gelelim, evrensel-insan zihniyetinin; insanoglu turu ve biri temelli aciklamasina.

Ortada, bir beliren var ise, bu belirenin belirlenisi ve belirtilisi vardir.

Epistemolojik olarak, kendi de dahil; belireni, belirleyen ve belirten tek tur ve biri, alternatifsiz olarak insanoglu turu ve biridir.

Yani, beyninde belireni, dusunce ile belirleyen ve ifade ile belirten, kendi de dahil; epistemolojik olarak alternatifsiz tek tur ve bir; insanoglu turu ve biridir.

Ustelik, insanoglu turu ve biri, belirenin, belirlenmesini ve belirtilmesini kendi turu ve biri adina, ait, icin, eliyle ve kendi monologuyla yapar. Yani, belirenin, ne belirlendigiden, ne de belirtildiginden bir haberi yoktur. Cunku BOYLE BIR YETISI YOKTUR.

Iste bu temelde, dogal zihniyet; ister bilimsel, ister inancsal olsun tanrisal zihniyetten, yaratilistan ve inancsalliktan kurtulamaz ve kendi dogal sinirlari icinde de kendini kurtaramaz.

Ister somut, madde ve varliktan yola cikip, kendiliginden yaratilis olarak, ister se, bunlari bir yaratan, tasarliyan vardir dan yola cikip, yaratan, tasarliyan olarak dusunce uretilsin, ikisinin ortak noktasi, YARATILIS VE BELIRIStir. Yani dogal zihniyetin ufku, belileyeni, belirleyisi ve belirteni, belirtisi icermez. Bu yuzden de hem bilimsel, hem inancsal insandisi bir guc arar, bu madde olur, doga olur, evren olur, ya da insanoglunun biliminin, dogasinin, evreninin, maddesinin yasalari, kurallari, kanunlari olur; ya da ortaya konamayan, bilinemeyen, gizemli, mistik v.s. zamasndan, mekandan muaf, evren ustu v.s. bir yaratici olur, akilli tasarimci, planlayici, programlayici olur v.s. farketmez. Cunku sonucta her iki koldan da ayni tanrisal, inancsal, bilimsel zihniyete, dogal zihniyete varilir.

Iste en azindan, dogal zihniyete ve onun her koldan dusuncesine, notr algi ve disaridan bakabilmek ve epistemolojik gerceklik olarak, dogal zihniyetin icinde yer almadan tum resmini sorunsal olarak ortaya koyabilmek icin, INSANSAL ZIHN IYET ve INSANOGLU TURU VE BIRI TEMELI GEREKLIDIR.

Ne yapayim, INSANOGLU TURU VE BIRININ, EPISTEMOLOJIKM OLARAK ALTERNATIFSIZ OLMASINI BEN ISTEMEDIM KI.

Insanoglu turu ve biri disinda, ciksin, baska bir soyutlama yetisi olan ortaya, rekabetini koysun. Bizde bu turun elemanlari ve birleri olarak degerlendirelim ve rakibimizi taniyalim. Ama, epistemolojik gerceklik olarak boyle bir durum soz konusu degil. Sirf bu nedenden bile, insandisi bir guc aramak ya da insandisi bir guce oznellik ve ozellik, ustelik kendi tur ve bir ozelligimizi vermek, abesle istigaldir.

Oyuzden, ne kendiliginden yaratilisin, ne de bir yaraticinin yaratisinin KENDILIGINDEN BELIRISI" Sadece BELIRENI, BELIRLEYEREK BELIRTIS.

Bu da epistemolojik olarak ve bizlerinde uyesi oldugu insanoglu turu ve birinin alternatifsizligi.

Oyuzden, ne bir yaratici, ne bir akilli tasarimci ne de "guclu olan ayakta kalir" ile baslayip, "gen bencildir" ile devam eden ve "tanri yok, evren kendi kendini yaratmistir ve isterseniz, bilimin yasalarina tanri diyebiliriz" ile guncellesen ve dogallik ve de bilimsellik kisvesi altindaki, bu emperyalist zihn iyetin, dogal zihniyet aciklamalarini ve de gelecek olanlarini, en azindan turumuz ve birimiz adina, sorgulayarak, irdeleyerek, uzerinde dusunce ureterek v.s. degerlendirelim. "bu aciklama bir bilim adamindan geldiyse, mutlaka dogrudur" gibi, teslimiyet guvencesi yanasim; bizleri hic bir zaman, kendi turu ve birimizin varliginin farkina varilmasina yonlendirmez.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
22-09-2010, 00:43
Saygideger arkadaslar;

Insanoglu tarihi, 15. yuzyila kadar, her turlu sistem ve duzeni, yetistirim ve egitimi ile, dogumdan itibaren cesitli yonlendirim ve yaptirim verileri, degerleri, tabulasriyla; hem dusuncesinde yarattigi imani, somutlastirmis, hem de bu imana toplumlari inandirarak, dusunceyi teslim almistir.

Aslinda ilginctir, bunu ilk sorgulayan ve yikan din adamlaridir ve onlar insanlik tarihine dusunce ve ifade ozgurlugunu 15. yuzyildan baslayarak tanitmislar ve o gunden bugune de insanlik, imana bir yandan inanciyla teslim olurken, diger yandan da dusuncesini, algiladigi seyleri, deneye, gozleme, arastirmaya v.s. yonelterek, Ronesansa imza atmistir.

15. Yuzyil oncesi, insanoglu yasam ve iliskilerinde, sadece "verileni uygulama/yerine getirme" algisi hakimdir ve buna oyle veya boyle karsi cikanlar, "asi/baskaldiran/basbelasi v.s." ilan edilmisler ve her turlu insanlikdisi muamelelere maruz kalmislardir.

Dunyanin her cografya ve toplumu bunun ornekleriyle doludur.

Simdi imanin inancla dusunceyi nasil teslim almayi basarabildigini ve bunu gunumuzde de hala surdurebildigini ortaya koyalim.

Konuya girmeden once, buradaki imanin ve onun inancinin, sadece dini icerikte olmadigini ve her turlu metafizik ve etik ogretilerin, yonlendirim ve yaptirimlarin ideolojik inancsal dogrusu oldugunu hatirlatalim.

Insanoglu turunun biri, dunyanin hangi cografyasinda ve hangi toplumunun icinde dogarsa dogsun, soyutlama yetisi ve 0 dusunce ve soyut ile dogar.

Dogdugu an teslim alinmaya baslar. Bu teslimiyet, soyut olarak verilir, somut olarak ta verilenden talep edilir. Bu somutluk, hem o kisinin vucut butunlugudur, hem de ona verilen soyutun, sistemlestirdigi somutlardir.

Teslimiyetin sebebi de, dogana verilen veri, deger, tabularin; monolog olarak verilmesi ve alinmama temelinin olmamasidir.

Bu once cinsiyet ile baslar, sonra vucut goruntusunun estetik verisi gelir, dogdugu toplumun tarihsel nesilden nesile aktarilagelen, alisilagelmis otomatiklesmis v.s. degerleri gelir. Bunlar, varsa etnik koken ve etnik dil, vatandaslik, irk, milliyet, ve ailesel ve de toplumsal etik degerler ve tabular.

Iste bunlar icinde kisinin imana inancla sarilmasi, kendisinden istenen; dini degerler, somut uygulamalari, buna bagli ahlaki, toresel, ananevi degerler ve de milliyeti, milli degerler ve buna bagli olarak etik degerlerdir.

Butun bu etik kokenli degerler, hele hele kisi bunlarin mucadelesini veriyorsa, iman olarak sadece uygulanir. Cunku bu konudaki dusunce sorgulama v.s. hem yetistirim, hem de egitim olarak yoktur. Hele hele doganin icinde bulundugu toplum, birey bilincine ve hak ve de ozgurluklere sadece imaninin inanci temelinde ve toplumsal kisilik olarak bakiyorsa.

Kisinin imana inanci ve dusundurtulmemesi ve dusunmemesi, sirf bununla da kalmaz. Kisi, butun bu iman temelli inanclari uygularken, bunlara karsi cikan, duzene karsi cikan ve baska bir iman olacak olan, metafizik ve etigin izm temelli ideolojik inancsal dogrulariyla tanisir. Bu sefer, bunlara kendi algisiyla inanarak, iman etme duzeyinde, bunlarin bir neferi olur ve bu inandigi imani dogruya sadece kendisi kendisini adamakla kalmaz, iliskilerinde de baskalarini bu imana cekmek icin her turlu yeti ve becerisini kullanir.

Bu temeldeki; ideolojik, inancsal ve dogrusal ogretiler; bir kisinin, baska kisilerin, ideolojik inancsal dogrulari ile savasmasini, mucadelesini, ikna olma/etme savasimini, yerine gore de baskiyi, zorlamayi, mudaheleyi, her turlu insanlikdisi dusunce ve davranisi getirir.

Soyle hem icinde bulundugunuz topluma, hem dunyaya, hem de kendinize bir baktiginizda, bu imana inancin ne oldugunu ve yasam ve benliginizi nasil elinizden aldigini eger farkina varabilir ve bilince cikarabilirseniz, algilayacaksiniz.

Peki butun bu etigin, dini, milli, toresel, politik, ahlaki v.s. ve metafizigin, ideolojik, inancsal, ozlemsel v.s. bir ilkeler dizini haline gelmis ogretilerini, birinin imani onderliginde, digerlerine karsi verdigi mucadeleyi algilamak ve bunun dusuncenin onune nasil bir set gerdigini gormek, nasil olacak?

Bunun en guzel cevabini, dusuncenin; ideolojik inancsal, dogrusal ogretisinin disinda, dusuncenin; deneysel, gozlemsel, arastirmaci, sorgulayici v.s. yonunun birbiri ile olan iliskisini, celiskisini v.s. algilamak gerekir.

Neyin imana bagli inanc oldugunu algilamak icin, en guzel yol; kisinin gunluk yasam ve iliski surecinde, kendisine soracagi sorudur. "ben yasam ve iliskilerimde ne yapiyorum ve neden bu yaptigimi yapiyorum, bana bu yaptiklarimi yaptiran nedir, neden bu yaptiklarimi yapmak zorundayim, ya da geregi duyuyorum?" temelli bir sorgulama, kisiye en azindan DUSUNME FIRSATI SAGLAYACAKTIR.

Cunku dusunce ve onun dusunebilmesinin olabilmesi icin, kisiin yasam ve iliskisinde neler yaptigini, kendi adina ve kendi kendine degerlendirmesi gerekir.

Cunku, imanin inanci ile dondurulan, dusundurtmeyen ve dusunce uretmeyen dusunce, sadece SOYUT OLARAK DEGIL; SOMUT OLARAK TESLIM ALIR.

Iste bu temelde, herkes oturup, dusunsun. "Benim dusuncem, ne kadar ve nelerden ozgur" diye.

Cunku, imanin inanci ile dusunmeyen dusunce, algiya da, baska dusuncelere de, yeniliklere de, caga da, imanin inancin verdigi ideolojik inancsal dogru disi, bilgiye de ogretiye de, ogreniye de yonelime de v.s. kapalidir.

Buradaki en buyuk sorun, kisinin hem iman temelli inanci dusunce ve davranis olarak uygularken, bundan rahatsiz olmadigi, bunun zararini gormedigi ve bilinc alti olarak ve otomatiklesmis bir aliilagelmislikle, bir kurulu robot gibi, bunu yasam ve iliskilerinde uygulamasidir.

Iste her seyden once, bunun bir farkindaligi, ve yapilanin bilincaltiliginin alisilagelmisligi oldugunun bilinci gerekir.

Bu da ancak, kisinin kendisini simdiye kadar hangi konuda kapatmissa, o konuda tekrar alici olarak acmasi ile paraleldir.

Kisinin aliciligi, ancak dusuncenin teslimiyetten, sinirlardan, kaliplardan, etiketlerden, her turlu verilen tabulardan, degerlerden kurtulmak ve arinmak istemesi ile paraleldir.

Cunku, kendisini imanin inanci ile, teslim etmis bir zihin; hic bir zaman ne o konuda, ne de baska konuda alici olamaz.

Kisilerin, aliciliginin kapanmisliginin ornegini, yasam da iliskilerde, sitemizde her turlu gunluk soz alisverisinde, karsilikli mesajlasmalarda, gormek ve algilamak; disaridan bakan bir goz ve notr algilayan bir beyin acisindan hic te zor degildir.

Oyuzden, herkesin "ben ne kadar, herhangibir ideolojiden, inanctan, dogrudan ozgur dusunuyor ve davraniyorum?" sorusunu kendine sormasi ve dusuncesinin , dolayiisiyle vucudunun neye teslim olarak hizmet ettigini ve bu hizmet edilen, ideolojinin, inancin, dogrunun ne ve neden o oldugunu sorgulamasi, kendi gelisimi ve bilinclenmesi adina, kendi icindir.

Tum bunlar, once kisinin teslim olmus ufkunu acmak ve bu ufku devamli acik birakmak bilinc ve farkindaligidir.

Cunku, insanoglu dusuncesi, sinirsiz, ozgur, onu acik ve de uygulanabilir olmalidir. Bu yugulanabilme, toplumsal olmasa bile, kisisel olabilmelidir.

Cunku unutmamak gerekir ki, imanli inanc 1/sonsuz ama; sabit, sinirli, degismez, sahipli, dogrulu, mutlak, kesin, ideolojili v.s. iken; ozgur ve deneye, gozleme, sorgulamaya v.s. dayali dusunce, acik, sinirsiz, yanlislanabilir, degisebilir, degistirilebilir, ilerleyen, gelisen, cagi yakalayan v.s. dir.

Iste imanli inancin teslim olan dusuncesi ile, deneyli, gozlemli, sorgulamali dusunmenin, onu acik, ozgur, sinirsiz dusuncesi farki da budur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
26-09-2010, 04:47
Saygideger arkadaslar;

Sitemizdeki din, inanc ve tanri konulari dile gelirken, gozlem sonucu ve "uzulerek" ifade edebilecegim, bir TEKDUZELIK VARDIR.

Bu tek duzelige gecmeden once, felsefe de bilinen farkli duzeyleri ortaya koymak gerekir.

Tanri, din ve inanc konusu, felsefe de iki ana fark altinda degerlendirilir. Bunlardan birincisi "Dinin felsefesi (Philosophy of Religion)", digeri ise "dini felsefe (Religious Philosophy)"dir.

Iste sitemizde olan tek duzelik, dinin felsefesi uzerinedir. Yani gozlemlerim sonucu, dini felsefe icerikli bir dile getirim olamamaktadir.

Once tek duzeligi ele alalim. Dinin felsefesi, INANCIN AKILCILIGI TEMELINDE, Tanrinin varligini tartisan ve BUNA DAYANARAK DININ FELSEFESI UZERINDEKI AKILCILIKTIR. Bu akilciligin, temeli THEOLOGY basligi altindadir. Theologyde de birbirine zit iki farklilik gozukur. ya TEIZM, ya da ATEIZM. Genelde konu din ve inanctan ziyade, tanrinin varliginin vari/yoku agirliklidir. Ozetlersek;

Theology, tanri ve tanrilari ve onlarin dogal/tabi tanrisal KONUMLARINI konu alir. Ya tek bir tanri (monoteizm), ya cok tanri (politeizm), tanri veya tanrilarin bilinebilir/bilinemezligi (agnostisizm), tanri ve/veya tanrilarin dunyaya direk mudahele edip, etmedigi (teizm), ya da tanrinin ilk nedeninin evren oldugu (deizm), tanri ve/veya tanrilarin ve de dunyanin farkli seyler oldugu (panenteizm ve dualizm), ya da ayni, ozdes oldugu (panteizm), son olarak ta yukaridaki iceriklere uyan bir tanrinin ve tanrisal konumun olmadigi/yoklugu (ateizm), DININ FELSEFESIDIR.

Akilcilik, HEM BILIMIN KONUSU DEGILDIR, HEM DE BILIMSEL DEGILDIR. Cunku yukaridaki aciklanan konumdaki tanri, tanrisallik; ne bir gozleme, deneye, dayanir; ne de GERCEKCIDIR. Sadece, metafizigin tanri ve onun konumu hakkinda ortaya atilan akilci, ideolojik inancsal dogrulardir.

Iste sitemizdeki dile gelim, bunun ile sinirlidir. Dolayisiyle, dini sistem ve inanislarin INANCI DEGIL; YA AKILCI SAVUNUSU, YA DA AKILCI ELESTIRISI SOZ KONUSUDUR.

Sitemizde dile gelmeyen konu ise, DINI FELSEFE konusudur. Yani, dunyada mevcut olan her turlu dini uygulanis ve zihniyetin, yerlesmis ve islerlikte olan sistem ve duzenin, her dini olusumun yasama gecmis yonlendirim ve yaptirimlarinin AKILCILIK ILE DEGILDE, BILIMSEL METHOD, YANI DENEY, GOZLEM, v.s. ile GERCEGININ NE oldugunun ortaya konumudur. Iste burad da, inanc, ya bu dini gerceklige, cografi, toplumsal, etik temelde INANMAK, ya da bu dini gercekligi, TUM DINI FELSEFENIN TEMELI, ISLEYISI VE YAPILANISI TEMELINDE GOZLEMLEYEREK; DINI FELSEFE INANCI TASIMAMAK, BESLEMEMEKTIR. Bunun adi, SERBEST DUSUNURLUK VE INANC TASIMAMA/BESLEMEMEDIR.

Dolayisiyle, dini felsefe konusunda ve tum bilinen ve ortada olan dinlerin bunyesinde serbest dusunurluk, ve inanc beslememe/tasimama ayni zamanda, yukarida izah edilen, dinin felsefesini de icerir. Cunku burada AKILCILIGA GEREK YOKTUR. Dinin felsefesindeki tum farkliliklar ne olursa olsun, dini felsefenin ortaya attigi tanri, ve tanrisal konumu icerir. Dolayisiyle, serbest dusunurluk, inancin epistemolojik gercekligi olarak hic bir dini felsefeye, inanc beslemediginden ve herhangibirinin inancini tasimadigindan, onlarin ortaya attigi tanri ve varliginin var/yoklugunun tartismasi ve bu konuda bir fikir belirtmek, mantiksizlasir.

Bir ornek verirsek, ben bir serbest dusunur olarak, islam dini iman ve inancina yonelik bir inanc beslemiyor ve tasimiyorsam, otomatik olarak Islam imaninin ortaya attigi Allah'i ve onun varliginin vari/yogunu tartismamin bir anlami kalmaz.

Iste, Akilci olmayan, epstemolojik gercekligin gozlemie dayanan, bu gozlem temelinde de herhangibir dini felsefeye yonelik inanc tasimayan ve beslemeyen biri olarak, bu dini felsefe hangisi olursa olsun (islam, hristiyanlik,musevilik, budizm, hindizm, tasavvuf, mistisizm v.s.) onun din felsefesinin ortaya attigi tanrisi ve tanrisal konumu otomatikman tartisma disi kalir. Ustelik, bu epistemolojik gerceklik, bu temelde sadece neden dini felsefeye inanc tasimadigini degil; onlarin herbirinin tanrilarini ve tanrisal konumlarini da tanri, tanrisal olumlu/olumsuz dusunce ve tanrisal zihniyetin temeli ve kokeni olarakta hic birinin ozeline inmeden genelde sorunsal tum resmini ortaya koyar.

Iste dini felsefe ve din felsefesinin, akilcilik ile gozlem, dogruluk ile gerceklik inancsalligin olumlu/olumsuzu ile inanc tasimama/beslememe, tanrinin varliginin var/yoku ile tanri, tanrisal dusunce ve tanrisal zihniyet, inanc ile epistemoloji farki budur.

Umarim, sitenin yazarlari; sadece din felsefesi uzerine degil, dini felsefe uzerine de mesajlar yazar ve bu konudaki zihniyetleini dusunce olarak dile getirirler. Cunku, bu akilcilik degil; bir gozlem ve tercih konusudur. Ustelik akilciligin soyutlugunu degil, gozlemin somutlugunu, bunun dile gelisindeki bilinc ve farkindaligi ortaya koyar. Yani, INANC TASIMAMAK/BESLEMEMEK, BIR BILINC VE FARKINDALIK ISIDIR. Fakat, inanci ve tanrinin varligini tartismak ise, bilinc altinin yonlendirdigi, akilciliktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
27-09-2010, 10:07
Sevgili Evrensel ;

Öncelikle paylaşımların için teşekkür ederim.Son iki yazını henüz okuyamadım. Fırsat bulunca bakıcam fakat "Kendiliginden Yaratilis Zihniyeti" üzerine yazdığınız yazıyı okurken dikkatimi çeken ve sormak istediğim noktalar var.

Prof. Hawking'in ,"tanri yok, evren kendi kendini YARATABILIR. Istenirse BILIM YASALARINA TANRI diyebilirsiniz" açıklaması kişilerin bakış açısına yada nereden baktığına göre değişir. Sonuçta yorumlar dinamiktir.

Fakat neden sürekli olarak "yaratılış" ,"yaratım" gibi eyleme yönelik ifadeler kullanılıyor ? Bu neden " oluşum " ve daha sonrasında ise " gelişim " değil ?

"Evren kendi kendine mi yaratıldı ?" sorusu " Evren nasıl yaratıldı" soru temeliyle hemen hemen aynıdır. İki söylem de evrenin " YARATILDIĞINI" ifade ediyor. Bilim çevreleri bu fiili kullanırken evrenin oluşumunda mistik,ruhsal güçlerin rol aldığını idda etmese de yaratım söylemi üzerinde tekrar durulması gerek diye düşünüyorum.

Bir tarafta Teist/Deist zihniyet ile diğer tarafta ateistlerin bir araya geldiğini ve tartıştıklarını düşünelim. Genel bir ifade olduğunu düşündüğüm için Teist diyeceğim ; Evrenin bir güç tarafından yaratıldığına İNANIR. Bu tamamen inanç temelli olup ilkel bir bakış açısıdır.

Ateiste sorarlar : " Tanrı yoksa evreni KİM 'yarattı' ?"

Yani Teist , soru sorarken aslında imanına dayalı bir yargıyla yola çıkmaktadır. "Evren biri tarafından yaratıldı. " Halbuki Ateist bu çarpıklığı dışa vurabilir, Evrenin yada doğanın ,canlıların oluşum sürecini bilimsel temelde ortaya koyabilir. Kişi bu açıklamanın içerisine ruh,hayalet,cin gibi fizik ötesi kavramları koyduğunda işin rengi de değişecektir.

Yani bilimsellikten çıkacağı gibi tamamen fanteziye dayalı konuşacaktır.

Şu "YARATIM" yada " YARATILIŞ" sözcüklerinde neden ısrar edildiğini bir türlü anlamıyorum.

Nötr ve bilimsel yanaşım ,konuyu " EVREN NASIL OLUŞTU ? " temelinde ele almalı. Yani ben öyle düşünüyorum.

Benim anladığım kadarıyla Prof. ,insanların, bilim yasalarını tanrı ilan etmesini istemiyor. Yani kullandığı söylem bilim yasalarının "tanrılaştırılması" yönünde bir açıklama değil. Belki bir gönderme, ironi yada benzeri bir şey olabilir.

Tanrı kesinlikle eleştirilemeyen ,kutsal, değişmez bir gücü ifade ettiğine göre ,bilim yasalarının tanrı ilan edilmesi bilimsel yöntemin esasına aykırıdır öncelikle.

Bilimde Tanrı ,hayalet, cin vs OLMAZ.

Genel olarak böyle bir giriş yapmak istedim.

saygılarımla

evrensel-insan
27-09-2010, 19:21
Saygideger natan;

Cok onemli bir konunun farkina varmissin. Gerci son iki mesaji okusaydin, biraz daha bu konuda bilgin olurdu. Ben bu konuda, buradaki mesajlarin disinda, site de farkli iki baslik actim. Birincisi, yaratilis/yaratis uzerine ve linki.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=340902#post340902

Digeri bilim felsefesi ve bilimsel felsefe uzerine ve linki.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=21535

Her konuda oldugu gibi, bilim ve bilimsellikte de, konuyu dile getirecek olan bilim adaminin bilimsel konuya iki farkli yanasimi vardir. Konu eger tanri ise, ya tanrinin felsefesinden yola cikar, ya da tanrisal felsefeden yola cikar. Bunlardan ilki tanrinin ne oldugunu ortaya koymaktir, digeri ortaya konan tanrilari gozleme, deneye v.s. tabi tutmaktir. Eger ustteki mesajlari okursan, bu konunun, din felsefesi ve dini felsefe olarak islendigini goreceksin.

Hawking'in ve daha once gen konusunda, Richard'in ve evrim konusunda da Darwin'in bazi soylemleri seyi ortaya koyucu soylemlerdir.

Iste seyi ortaya koyucu soylem, bilimsel metodun epistemolojik gercekligine degil; felsefi metodun, AKILCI DOGRULUK una dayanir.

Akilci dogruluk ile, yani bilimsel method yerine kendi kisisel akilciligin dogrulugunu dile getiren bilim adaminin soylemi, bilimsel ve bilimin konusu degil; sadece kisinin kendi AKLININ DOGRUSUDUR.

Bilim adamlari da, tarihsel surecte bu tip kendi AKILLARININ DOGRULARINI konu ile ilgili olarak aciklarlar. Buradaki hata, bu aciklamanin bilimsel degil ve bilimsel metoda ait degil; sadece kisisel ve aciklayan kisinin akilciliginin dogruluguna ait oldugudur.

Fark bursdan gelmektedir. Cunku Hawking kendi kisisel olarak bir yaratici aramaktadir ve yaratilisi, kendi aklinca bir yere oturtmaya caba harcamaktadir. Iste cevabi da bu kendi akilciliginin kendince dogrusunu dile getirmektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
27-09-2010, 20:35
Saygideger natan;

Algiladigim kadariyla, konulara vakif olmak istiyorsun, ama; her ne hikmetse, bir seyi kendin bulmak yerine, haberdar edilmek istiyorsun.:whoo:

Konunun temelini dile getiren basligi da link olarak sana veriyorum.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=21413

Bu verdigim linkleri okudukca, konunun daha cok vasfina varacaksin. Ayrica, istersen; verilen konu basliklarindan da konusu temelinde mesajlasabiliriz.:plane:

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
29-09-2010, 05:02
Saygideger natan;

Ayrica, Hawking konusunun ve soyleminin daha acik ve net algilanmasi icin, belirtmekte yarar var. Hawking, bir ateist degil; panteisttir.

Ama R. Dawkings ateist oldugunu soylemekte ve genin ne oldugunu ortaya koymaktir. Bilim ve bilimsel olarak, bir geni her turlu bilimsel method ile, inceleyebilir, gozlemleyebilir, deneyetabi tutabilirsin. Ama; eger bir gene, bir "bencil" oznelligi ve ozelligini bir sifat olarak eklersen, bu bilimsel degil; AKILCI olur.

Ayni AKILCI DOGRULUK yanasimi, Darwin'in "Guclu olan kazanir, ayakta kalir" cumlesinde de gecerlidir. Cunku buradaki guc, algisi; doga ve onun canlilarina verilen bir oznel ve ozel sifattir. Bu da ister istemez, algi olarak iktidar savasi veren ve devrimle sistemi ele gecirmeye ve kendi ideolojik inancsal dogrularina kitleleri GUC VE OTORITE ile kabul ettirmeye yonelen, izmleri dogurmustur.

Bunlar sivil diktatorluk, fasizm ve proleterya diktatorlugu sosyalizmdir. Ikisi de iktidar savaslarini guc ve otorite temelinde vermislerdir.

Bugun emperyalist zihniyetin, amerikan idealizmi, soros ideolojisi ve evengalist orgutlenmesiyle, bu iki birbiriyle birlestirip, "demokrasi/ozgurluk" kisvesi altinda, Irak'i isgal etmis, Afganistan'a mudahele etmis, SSCB'nin ve Yugoslavya'nin parcalanisinda bas rolu oynamis, ustelik ortaya cikan yeni ulkeleri de, yonlendirip, yonetmektedir.

Hatirlarsan, SSCB ayni mantikla Afganistan'a girmistir.

"Ulkelerin kendi kaderlerini kendi tayin hakki" "Ulkelerin kaderlerini guclu tayin eder hakki" na donusmustur.

Bu temelde bilim adamlarinin yaptiklari her aciklama ve soylevi, akilci dogruluk soylevi mi, epistemolojik gerceklik mi oldugunu algilamak, hem bilim ve bilimselligi algilamak, hem de soylenen soylevin, bilim adaminin kisisel akilciliginin kendisine dogruladigi bir aciklamami, yoksa bilim ve bilimsellige bir bilgi katkisi mi oldugunu algilamaktir.

Unutmamak gerekir ki "Cehennemin yollari iyi niyet taslariyla doludur."

Oyuzden daha once linkini verdigim, "bilim felsefesi mi/bilimsel felsefemi?" farkinin algilanmasi; inanc ile dusunce farkinin bilim ile felsefe farkinin algilanmasidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
02-10-2010, 22:33
Saygideger natan;

Nötr ve bilimsel yanaşım ,konuyu " EVREN NASIL OLUŞTU ? " temelinde ele almalı. Yani ben öyle düşünüyorum.-Natan-

Eger bir seyin, sureki suregelen surec temelinde; degisim, donusum, baskalasim ve olusum oldugunu soylersek; Bir filozofun meshur bir sozu vardir. "Ayni irmakta, iki kere yikanamazsin" diye. Bu temelde bakarsak ve surekli bir zaman olarak algilarsak, evrenin olustugunu degil; surekli degiserek, donuserek, baskalasarak OLUSMAKTA OLDUGUNU soyleyebiliriz.

Ustelik, evrenin zaman ile olan iliskisi ve bagi insanoglu turu ve biri eliyledir. Yani evren zamansiz ve zamandan bagimsizdir.

Bu temelde de ve herseyi ortaya koyan insanoglu ve turu oldugunu ve algiladigini monologu ile ortaya koydugunu da hatirlarsak, EVREN VARDI ve VAR OLMA DURUMUNU DEVAM ETTIRMEKTE.

Oyuzden de bilim, evreni ortaya koymaktan ziyade, evreni gozleme, deneye v.s. tabi tutar.

O yuzden konu evrenin ne oldugu degil; olan evrenin bilimsel metoda tabi tutulmasidir.

Bilim ve bilimsellik, metafizik ve etik gibi, seyin ne oldugu uzerine, akilci, ideolojik, teorik inancsal dogrular ortaya atmak ve kisir dongu olarak "hangi ortaya atilan, dogru?", ya da "benim akilciligimin, ideolojisinin inancinin ortaya attigi, dogru" yu tartismak yerine; olan seyi deneye, gozleme tabi tutmayi, incelemeyi, arastirmayi v.s. temel alarak, gereken epistemolojik gercekci aciklamayi, ustelik yanlislanabilir ve degisebilir, degistirilebilirligi baki kalacak sekilde yapar.

Kisaca, bilim, noktalayici, kesinlestirici, bitirici, sonlayici v.s. cevap degil; virgullu cevap verir. Sonucta, bir seyi; noktalama, kesinlestirme, sabitleme, sonlama, bitirme v.s. degisimin kendisineve hareketin hareketliliginin surekliligine terstir.

Bu denenler algilanirsa, bilimin de ne tip sorular ve cevaplarla yola cikacagi, algilanmis olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
04-10-2010, 18:36
İnsan kendi içindeki mikro kosmos ile kendi dışında makro kosmos arasında sıkışıp kalmış,kendisi ve cevresini anlamlandırma arayışına girmiş. Başka ne yapsın ki!

İbn Haldun toplumu ve devletleri tanımlarken "insan gibidir" der. doğar büyür gelişir,vakti geldiğinde yaşlanır ve ölür. Evren de insan gibidir aslında. O da bir kazaya kurban gitmezse eğer ,bir gün ölecektir.

Evrenin yaratıldığı söylemine hep karşı çıkmıştım.Hala da öyle düşünüyorum.
Evren bir'dir,ne bir tanrı tarafından ,ne de bir insan tarafından yaratıldı; belirli yasalara göre parlayıp sönen , dağılıp bütünleşen bir alev gibidir.

Evrenin oluştuğunu söylerken bitmişliği ,tükenmişliği kastetmediğimi de biliyorsunuz. Bu oluşum ,tüm ekosistemle birlikte,hala devam etmekte, her gün yenilenmektedir.

Yaratıldığını söylemek ise tuhaf geliyor bana.

saygılarımla

evrensel-insan
04-10-2010, 18:52
Saygideger natan;

Asagidaki link, "Bilimin Evren "Cikmazi/celiskisi" ni acikliyor.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15979

Ayrica bu baslikta evren ile ilgili, iki aciklayici mesaj var.

Sayfa 51
509 - Parca ve Butun - Kap ve Icerik

Sayfa 56
560 - Yer (Kap/Butun), Yer Tutan Sey (Parca/Icerik) ve Zaman.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Natan
04-10-2010, 20:57
Hatırlatman için teşekkür ederim.

saygılarımla

evrensel-insan
05-10-2010, 02:32
Saygideger Natan;

Bilimsel olarak evren, "perpetual" dir.

perpetual daimi en

perpetual sürekli en

perpetual ebedi sıfat tr

perpetual devamlı tr

perpetual aralıksız çalışan en

perpetual sürekli fasılasız tr

perpetual sürekli/kalıcı tr

perpetual yediveren perpetual motion daimi hareket tr

perpetual perpetuallydaima tr

perpetual bitmez tükenmez tr

perpetual süreğen tr

perpetual ölümsüz tr

perpetual kalıcı tr

perpetual sürekli,vadesiz tr

perpetual sürekli olarak tr

perpetual ömür boyu görevde kalan sıfat

Sonucta mekan zamansizdir, sonra mekanin icerigi parcalar gelir, zaman da bu parcalardan insanoglu turu ve birinin, mustakil var olan varligin hareketi (degisim, donusum, baskalasim, olusum) (dogum, yasam ve olum-olmek), temelinde ve 7'li birlikteliktir.

Verdigim linkteki, "butun, parca ve zaman" olan mesaji okursan, bu uclunun insanoglu turu ve biri eliyle, nasil oncelik sirasi degistirdigini de, gorebilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
11-10-2010, 18:11
Saygideger arkadaslar;

Dogal zihniyet ve onun dogal egosunun dusuncesinin temeli akilciliga dayanir.

Akilcilik, AKLIN YATKINLIGI, DOGRULUGU, SABITLIGI, SAHIPLIGI, SAVUNUSU, BENCILLIGI, CIKARI, AYRIMCILIGI, GUCU, OTORITESI olarak, ya BIREYCI, YA TOPLUMCU, YA BENCI, YA BIZCI, v.s. ortaya konur.

Akilciligin temeli metafizik ve etigin, insandisi ve insanlikdisi temelini teskil eder. Akilcilikta, birin ne turu, ne de kendisi mevcut degildir. Aklinin bilincalti, otomatik yerlesmis, alisilagelmis; ve de dogumdan kendisine verilmis; cinsiyeti, milliyeti, dini, ahlaki, toplumu ve de elde ettigi, kisisel ya da toplumsal inancsallari (olumlu/olumsuz), ideolojileri, degerleri, verileri ve tabulari vardir. Akil, kendini goremedigi icin, kendini de dusunemez (burada bireyci akilciligi, bencilligi ve egoizmi metafizik ve etik ideolojik inancsal dogrular olarak, nihilizm sonrasi, farkli yere koymak lazim)

Akil, sadece; kendi her turlu degeriyle, bir seyi anlamaya; yani; kendi degerlerine paralelligini ve karsitligini mukayese etmeye yarar. Akil, kendi disinda kalan her turlu dile gelimi, kendisine bir saldiri, bir satasma, bir terslik, bir olumsuzluk olarak anlar. Eger bu anlayis iman duzeyinde ise, zaten bu anlama bir rahatsizliga ve korunma/kollamaya donusur.

Ornek verelim. Akli milliyetcilik/irkcilik ile imanlasmis bir dile gelimin, bunun disindaki bir milliyeti, irki algilamasi mumkun degildir.

Akli, materyalizm ile imanlasmis bir dile gelimin, idealizmi algilamasi mumkun degildir.

Akli herhangi bir dini inanc ile imanlasmis bir dile gelimin, din disiligi, dinsizligi algilamasi mumkun degildir.

Iste bu ve buna benzer algilayamama nedeni; kendi imani disindaki dile gelimin, akla bir saldiri, bir karsi cikis, bir mudahele v.s. temelli bir alginin savunuya, kollamaya, korumaya gecisidir.

Iste akil, bu temelde algilayamaz, gozlemleyemez, notr olamaz, empati kuramaz, disaridan bakamaz, gercekci olamaz, memnunsuz, mutlusuz duramaz,

Aksine, ispatci, kesinlikci, dogrucu, sabit, sahipli olmak ve bu degerlerini kaybetme durumunda olmamalidir. Eger boyle bir durum akilca hissedilirse, savunu, koruma ve kollama baslar.

AKIL SADECE KENDI TARAFINDAN, KENDI YANINDANDIR. AKILIN HEM KENDISI, HEM DE KARSITI YOKTUR, OLMAMALIDIR.

Eger bu konu ilgi ceker ve detaylastirilmak istenirse, konunun derinine inilebilir. Cunku AKIL SAHIPLIGI VE SABITLIGI, AYNI ZAMANDA PSIKOLOJININ DE TEMELINI TESKIL EDER.

Oyuzden dile gelenlere simdilik burada bir nokta koyuyorum. Konu ile ilgili, soru, oneri, katki geldikce konu detaylandirilabilir ve bu konunun ne kadar cok islenmesi, insanoglu turu ve birinin her yonunun o kadar cok algilanmasini saglar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
20-10-2010, 23:44
Saygideger arkasdaslar;

Herseyden once "insanlasamamak" tamamen insanoglu turu ve birine ait bir sorundur.

Bu sorunun temeli maddesel/nesnel degil; dusunsel/ozneldir. Yani insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, onun bir soyutlamasi ve bu soyutlamasinin evrensel ayniliktaki yapilanis ve isleyis sorunudur.

Bu soyutlama daki insanlasamama sorunu, insanoglunun tum kurgusal (felsefe, bilim ve din) verileri, degerleri ve tabularinin getirdigi; sabitlik, sahiplik, kesinlik icerikli sorgulanmazlari, on kabulluleri icin gecerlidir.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, ona dogumdan itibaren giydirilen, dogal zihiyet ve dogal ego elbisesidir.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, bu elbisenin bilimsellik ve dogallik kisvesi altinda vucudun ayrilmaz bir parcasi yapilmis olmasi ve boyunduruktur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, evrensel aynilikta yapilanan ve isleme konan koken ve temellerinin, insasnoglu turunu ayirici, bolucu, kutuplastirici bir icerige sahip olmasidir. Her ayrimin ve ayrimciliginin cikara, guce ve otoriteye dayanmasidir.

Insanoglu turu ve birini insanlastirmayan bu zihniyet, bilincalti bir yonlendirim ve yaptirim urunudur. Bir insanoglu turu ve biri disi, nesnel/oznel guc arama ve bu guce kendini teslim etme, ona karsi kendini caresiz kilma urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, bu insandisi ve insanlikdisi etik ve metafizik yonlendirim ve yaptirimlarin; insanoglu turu ve birinin varligini yok sayma, gale almama, onemsememenin verdigi yasami harcatma, cikar ve ayrimcilik degerleri temelinde kullanma ve yasamin disindaki herseyi yasamin onune koyma urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, evrensel ayni kokenin temelleri arasi ideolojik inancsal dogruluklarin "benimki dogru" savasidir, tartismasidir.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamayi, yaratilissal, tanrisal, inancsal, dogrusal, ideolojik, mistik, doga ustu ve dunya otesi icerikli, spekulatif ve epistemoloji ustu icerikli, guya bilimsel ve inancsal teoriler, tezler, hipotezlerdir.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, dogal zihniyetin dogal egosunun temeli akilciligin, bencilligi, bananeciligi, bireyciligi, sadece kendi/cikari v.s. icin, herseyin mubahligi, akilciligin kendine emir kulu, kole aramasi, akilciligin teslim alma/olma icerigi ve akilcilik ufkunun tursellige ulasamamasi ve bir olarak kalmasi urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, bilimsel olamamak, bilimsel metod kullanamamak, bilime inanci, inanca bilimi katarak bilim ve bilimselligi, inancsalligin dogruluguna peskes cekmek ve yamamak urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, nihilizm hicciliginin ve yukumsuzlugunun, emperyalist zihniyetin tanriyi oynamasinin, kutuplar ustu bir akilcilik ile kutuplari biribiriyle savastirabilmesinin ve kutbun birbirine zit her iki ucunu da beslemesi ve desteklemesi, kendisini de bir koruyucu/kollayici hakem pozisyonunda gosterebilmesinin bir urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, bilgisizligin, bilincsizligin,farkindasizligin, verilene ya harfiyen uymanin, ya da karsi olmanin, kendini kendi kendini kandirarak insanlik adina bir goreve yuklenildigine ideolojik olarak inandirilan dogrunun urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamasi, akla gelen her turlu insanlikdisi olgunun, siddetin, iskencenin, cinayetin, katliamin, vahsetin, kinin, nefretin, acligin, yoklugun, savaslarin, ustunlugun, ayrimciliginin ustunlugunu dile getirmenin, her turlu ideolojik iktidar ugruna, yalanin, dolanin, kandirmacanin, vicdansizligin v.s. urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, bilimi ve dogalligi cikar icin kullanimin, toplumlari ve birleri dusundurtmemenin, robotlastirmanin, cemaatlestirmenin, onlari insandisi guclere ideolojik, teolojik, dini, teleolojik, mistik, spekulatif, doga ustu ve dunya otesilik kurgulara teslim edisin bir urunudur.

Yani, insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, insanoglu turunun bolunmez, mustakil parcasi birinin kendi kendini kendi iradesiyle, sorgulamamasinin, degerlendirmemesinin, insanlasmanin yolunu bulamamasinin, aksine; kolaya kacip, bilincaltinin yonlendirim ve yaptirimlarina teslim olmasinin, kendi birini ve turunu algilayamamasinin, bilinclenememesinin, rahatsizlik duymamasinin, zarar gordugunun bilinc ve farkinda olamamasinin sorunudur.

Kisaca, insanoglu turu ve birinin insanlasamamasi, kendi soyutlamasinin her turlu sorununu algilayamamasinin ve turun biri olarak insan temelli tursel bir DEVRIMI, SOYUTLAMASI UZERINDE GERCEKLESTIREMEMESININ bir urunudur.

Insanoglu turu ve birinin insanlasamamasinin, sorunu da cozumude soyutlamada yatmakta, evrensel ayniliktaki yapilanis ve isleyisin koken ve temellerini algilamakta ve TEMELLERDEN DEGIL; KOKTEN BASLAYAN BIR DEVRIMDE YATMAKTADIR.

Insanoglu turu ve birini insanlastirmayan soyutlamasinin insanlastirilmasi, ancak birinin kendinden baslayan kokten devrimi ile mumkundur.

Bence, bu mesaji okuyan her yazar arkadasin; kendinden baslayarak "ben neden insanlasamiyorum?" sorusunu ve "benim insanlasmam nedir ve bunu nasil gerceklestirebilirim?" sorusunu ve de kendinin insanlasmasini onleyen ve ona dogumdan itibaren verilen her soyutlamanin, soyut ve somut temellerini kendi algisi, rahatsizligi, gordugu zarar temelinde ele almasi ve sorgulamasi, bu SOYUTLAMA DEVRIMI icin, esastir.

Tabi, bu insanlasamamaktan rahatsizlik duyanlar ve zarar gorenler icin gecerlidir. Boyle bir sorunu oldugunu dusunmeyen, insandisi ve insanlikdisi bir degere zihniyetini teslim etmis beyinler icin, ya icinde bulundugu duzeyde, kendini adadigi ideolojik inancsal dogrusunun savasimini vermek, ya bananecilik, ya da yasanan bir mutluluk v.s. bilinc altinin hissettirdikleridir.

Oyuzden duzeyi, ideolojik inancsal dogrusu ne olursa ve hangi konuda olursa olsun, sorun rahatsizlik yasamayan bir beyin icin, bu mesaj algilanmaya musait degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
28-10-2010, 23:21
Saygideger arkadaslar;

Yukaridaki mesajda, insanoglu turu ve birini; insanlastirmayan olgunun insanoglu soyutlamasi oldugunu ve bu soyutlamanin, koken ve temellerinin ayni evrensel yapilanis ve isleyisinden kaynaklandigini belirtmistik.

Soyutlamak, insanoglu turu ve birinin hareketi, belirtisi, bildirdigi ve ortaya koydugudur. Bu ortaya koyumda, insanoglu hem kendi ile ilgili, hem de kendi disinda kalan algiladigi ile ilgili herseyi soyutlamasi ile ortaya koyar.

Insanoglunu turu ve birinin soyutlama yetisi, epistemolojik olarak alternatifsizdir ve sadece insanoglu turu ve biri tarafli bir monologdur.

Bu temelde konuyu ele aldigimizda, insanoglu beyni, hareket edebilmek icin, dusuncesini kullanir.

20. yuzyila kadar insanoglu turu ve birinin soyutlamasi hic hesaba katilmamis, sadece algi farkinin bes duyusu ve duyumu icerikli bir farklilikla bir karsitlik yaratilmis (madde ve dusunce) ve bu karsitlik, insanoglu turu bunyesinde 2000 yil tartismalara ve hangisinin hangisini verdigi, hangisinin ilk oldugu temelli metafizigin, en bas ideolojik tartismasi halini almistir.

Dilin, linquistik, etimolojik v.s. yapisinin felsefe de one cikmasi ve kavramin ve de madde ve dusunce ortakligi fenomenin algilanmasi ile , hem pozitivizm, hem de isimcilik ideolojileri metafizigin yeni varlik teorileri haline gelmistir.

Sonucta insanoglunun bu ilkleme ve tekleme yapilanis ve isleyisi, sorunlari cozum yerine, uclu bir kaosa suruklemistir.

Sonucta alginin ortaya koydugu soyut ve somut kavramlar, duyu ya da duyum diye farklilassa da, beyin ve onun fonksiyonu dusuncenin bir urunudur.

Ustelik 2000 yillik tartisma, insanoglunun fiilini, hareketini ve belirten, belirleyen, bildiren faktoru kavrami da hesaba katmadan yurutulmustur.

Ortada bir insanoglu turu biri olan bolunmez bir yapi ve bu yapinin hareketi olan karam vardir. Bu kavram da, bu bolunmez yapinin beyni ve onun fonksiyonu dusuncesidir.

Yani hareket iki turludur. Birincisi, beynin fonksiyonu olan dusunce, digeri insanoglu turu birinin hareketi olan kavram. Iste burada belirleyici ve belirtici olan da kavramdir. Cunku bu belirtim sayesinde, hem insanoglu, hem beyni, hem de dusuncesi ortaya konabilir.

Zaten bilim ve bilimsel calisma ve metodun gozlemsel, ve deneye tabi tutulabilen ve yanlislanabilen ortaya koyumu da kavramsaldir. Oyuzden de bilimin uzerinde gozlem yapabildigi olgunun sadece madde ve kesinlik, mutlaklik degil; fenomen ve fenomenin ne oldugunu ortaya koymak yerine, fenomeni olcum ve siniflama ile ve de fonemeni gozlem ile ortaya deneye tabi tutulabilecek ve yanlislanabilecek bilgi, bildirim ve belirtim koyabilmektir.

Fenomenin ne oldugunu zaten hem metafizik ve onun varlik, din, teoloji temelli felsefeleri her biri kendi felsefesi temelinde ortaya koymaktadir.

Iste onemli olan bu ortaya konanlardan birini digerlerine karsi savunmak degil; aksine bu ortaya konanlari gozlemleyerek test edilebilir ve yanlislanabilir temelde degerlendirebilmek ve de bu degerlendirmeyi, bizlerinde ogesi oldugu insanoglu turu ve biri kokeninde ve bu kokenin insanlasamamasindaki sorunlari bir resim olarak ortaya koyarak gerceklestirmektir.

Cunku, ortaya atilan her felsefenin, zaten insanoglu turu ve birinin soyutlamasi oldugunun algilanmasi, bunlardan birini digerlerine karsi savunmak yerine, hepsinin biribirinden farkli olarak gozlemini gozler onune sermek ve insanoglu turu ve birinin neden insanlasamadigini, evrensel ayniligi veren yapilanis ve isleyis ile ortaya koyabilmek, insanoglu turunun neden kendi bunyesinde ayristiginin ve savastiginin da cevabi olacaktir.

Oyuzden soyutlamadaki siniflamayi cok tutarli ve bilincli yapmak gerekir.

Bu da soyutlamanin koken ve temelini algilamaktan ve sorunun nerede oldugunu ve neden ve nasil oldugunu saptamaktan ve ortaya koymaktan gecer.

Evet ortada bir insanoglu ve onun hareketi kavrami ve bu kavramin algilanan herseyi somut ve soyut farklilastirmasi vardir.

Birde ortada insanoglu turunun bolunmez butunu birinin tursel beyni ve bu beyninin fonksiyonu dusuncesi vardir.

Iste beynin fonksiyonu dusunce her turlu algi temelinde hamile kalarak bu algiyi dogurmak icin de kavrami yaratmistir ve kavramiyla da, kendi dahil tum algiladiklarini beynin islevsel farki olan bes duyu ve duyum ile ayirarak soyut ve somutu yaratmistir.

Aslinda ilginc olan, bu bes duyunun da duyumunda zaten beynin bir islevi oldugu ve fonksiyonel dusuncesini kavrama donusturdugu ve bu donusen kavram ile algilanan ne ise onu ozdeslestirerek soyut ya da somut temelinde bildirdigi ve belirttigidir.

Iste bu temelde de, kavram eli ile insanoglu turu ve biri soyutlamasi, bes duyusu ile algilanana somut, duyusu, sezisi, ile algilanana soyut demistir.

Mesela, bir tassomut algilanirken, bir korku soyuttur. Aslinda buradaki kurulmasi gereken bag; somutun DIREK, SOYUTUN INDIREK BIR ALGI OLDUGUDUR. Cunku indirek algi olan soyutu veren aslinda belirlenebilen, ya da belirlenebilemeyen bir fenomendir.

Yani, DIREK GOZLEMLENEBILEN FENOMEN SOMUT, INDIREK OLARAK ALGILANAN GOZLEMLENEBILEN, YA DA GOZLEMLENEMEYEN FENOMEN SOYUTTUR.

Bu fenomenin direk ya da indirek kavram yoluyla ortaya koyumu ise, evrensel ayniliktaki dogal zihniyet ve dogal egonun yapilanisi ve isleyisi olan noumen yani fenomenin ne oldugunu direk ya da indirek ortaya koyan evrensel yapilanis ve isleyistir.

Iste bu insanoglu turu ve birinin yapilandirdigi ve islerligi evrensel aynilik olarak koydugu soyutlama yetisinin sekillenisi de, insanoglu turu ve birini insanlastirmayan olgudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

diamat
29-10-2010, 01:38
tatmin olmayı bir tarafa bırak.

egonu da.

önce soyutlama nedir, nasıl neden kim tarafından yapılır bir düşün.
bir kaç gün düşün.

o zaman bütün kelimelerin, maddeden, maddi süreçlerden, maddenin niteliklerinden soyutlamalar olğunu anlarsın.

evren maddeden ibarettir.
o madde pek çok forma girer ve her aşamada yeni nitelikler orataya koyar.
işte bilinç o niteliklerden biridir.
bilinç maddidir.
ve maddi koşulların ürünüdür.

sonra o bilinç yine maddeye ve maddi süreçlere bakarak soyutları ortaya koyar.

idealistler ise o soyutların maddeden (evrenden) bağmsız kendi ontoloik varoluşları olduğunu düşünür.

evrensel maddeden başka hiç bir varoluşu ortaya koyamadığın halde, gidip gelip materyalizme dil uzatıyorsun.

bunu, felsefenin ilk dersi olan soyutlama denen şeyi anlayamadığın için yaptığını sana gösteriyoruz.

oturup düşünceni yeniden sistematize etmen gerekirken, buralarda insanlık diye metafizik bir kavram uydurup üzerinden kendini tatmin etmeye çalışıyorsun.

sana önerim olan şeyi yap.
soyutlamayı analiz et.
bu kadar bilgi ve birikimin boşa gitmesin.

bırak felsefe için özel bir jargon geliştirmeleri bir tarafa.
felsefeye aklı yetmeyenler felsefenin diliyle uğraşır.
sen felsefi sorunları çözümle.

birinci sorun.

maddeden bağımsız soyut olabilirmi.
hayır.
o halde materyalizmden başka gerçeği izah edebilecek felsefe olabilir mi.
hayır.

hadi bunu çözümle.

evrensel-insan
29-10-2010, 01:56
Saygideger diamat;

Oncelikle koseye hosgeldin. Ben simdiye kadar elimden geldigi sekilde, herseyi her baslikta ve mesajlarimda gerektiginde link vererek aciklamaya calistim. Gerisi okurun akil ufkunun siniri, bilgi, birikim, bilinc duzeyi ve algilama yetisidir.
Bu da ancak sabitlenilmemis, sahiplenilmemis, kesinlesmemis, mutlaklasmamis bir akil yurutumu, gozlem algi ile mumkundur.

Kendi aklinin dogrusunu sabitlemis bir beyinin, bu dogruya ters gelen bir seyi algilamasini bekleme ise mantik disidir.

Benim ne konuda ne dile getirdigim ortadadir ve bunlara eklenecek bir icerik te algilanmasi acisindan mumkun degildir.

Sen nasil dusunce dile getirimi olarak bir teistin dogruluguna inanmis bir beyni, aksini algilatamiyorsan, ben de kendisini bir ideolojik gorusle sabitlemis bir beyne onun disini algilatamam. Zaten boyle bir cabam da yok. isteyen istedigini algilayabilir, sen de ancak kendi dogrularinca dogruladiklarini algilayabilirsin.

Ayrica senin dile getirdigin yazi dili ve uslubu, benim mesajlasma dil ve uslubum degil.

Ben kisilerle degil; dusuncelerle dusunce dile getirerek mesajlasirim.

Sen de kendisini materyalist olarak lanse eden bir dusunce dile getirimine sahipsin, ben de buna saygi duyarim.

Kendi alginin dogruladigi temelde de, benim dile getirdiklerimi istedigin gibi algilayabilirsin. Sonucta, dile gelenler, dile getirenin vermek istedigi algi; algilanan da okuyanin kendi almak istedigi algidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

diamat
29-10-2010, 15:34
sevgili evrensel öncelikle hoşbuldum.

senden güzel şeyler öğrendim.
ama sonra farkettim ki, sen artık öğrenemiyorsun.
o nedenle sabitleyen/sahiplenen dediklerinden birine dönüşmüşsün.
üstelik her fuırsatta da aslında sana ait olmayan ve benim geçmişte faşistlerden bolca duyup artık nefret ettiğim bir retorik olan, materyalizmin de inanç olduğu retoriğini dillendiriyorsun.

evet benim kronik uslup sorunum var.
tamamen çağrışımdan kaynaklanıyor.
bazı cümleler bana bazı şeyleri çağrıştırıyor ve asabımı bozuyor.

seni ayrı tutarım ama bunu başaramıyorum.
çünkü bana yardım etmiyorsun.
her geçen gün o sahtekarların dilini daha çok kullanıyorsun.

bak sevgili dostum,
sana dediğimi tekrarlıyorum.
benle retorikler ve jargonlarla konuşma.
şimdiye kadar sıradan sokak ağzı haricinde özel bir dil kullandığımı hiç gördün mü.

felsefeyi felsefi bir dil yerine her zaman gündelik dille ele aldım.

bunu özellikle yapıyorum.çünkü felsefe aslında zor değildir, literatürüne çok gerekmedikçe de başvurmak zorunda değiliz.

bütün soyutlamalar inasana aittir.
hemde hepsi.
şu evrenden bağımsız bir tane bile soyut yoktur.
soyutların yaşadığı ayrı bir evrende yoktur.

işte materyalizmin temeli budur.

eğer senin sorunun temeli ile değil de merkezi ile ilgili ise,
materyalizm de merkeze insanı koyar maddeyi değil.

materyalizm madde temelli, insan merkezlidir.

işin bu kısmını görmeyi redederek, kendi kategorileştirdiğin bir sistematik içinde materyalizmi bir inanç olarak sunma tarzına devam ettiğin müddetçe aslında kendinin ideoloik/inançsal bir çizgide olduğunu deşifre etmiş olacaksın.

tekrar ediyorum.
burda senin bilgi ve birikiminde kaç kişi var ki.
ama yazık ediyorsun , kendi felsefeni güçsüzleştiriyorsun.
sırf materyalizmi aşabilme adına gerçeği başaşağı tarif ediyorsun.

gerçeği ayaklarının üstüne çevirebilmen için sana açıklamalar yapıyorum.
benim senden öğrenebilmeyi başardığım gibi sende benden öğrenebilmeyi başarabilmelisin.
bunu başardığında ortaya muhteşem bir filozof çıkacak.
egonu aradan çıkar sözüme kulak ver.

tüm soyutlar insan tarafından maddeden türetildi.
maddi koşulların sonucunda.
materyalizm bu tespitten ibarettir.
insanı merkeze almak ise ikinci bir aşamadır ve materyalizm tarafından rededilebilir olmadığı gibi tam tersine zaten içerilir.

evrensel-insan
29-10-2010, 16:49
Saygideger diamat;

Senin mesajindan once yazdigim yeni mesajda aciklamistim.

Zannedersem soyutlama ile soyut/somut birbirine karisiyor.

Birincisi hersey insanoglu soyutlamasidir (felsefe, bilim, dil).

Ikincisi bu soyutlama kavram ile yapilir.

Ucuncusu soyutlama iki turludur.

Dorduncusu, eger soyutlama, besduyu ise somut kavram;
eger soyutlama sezgi, duyum ise soyut kavramdir.

Madde, fenomenin bir cesidi olarak, uzerinde gozlemleme (bes duyu ile) yapilabilen, teorisi test edilebilen ve gozlemleme ile yanlislanabilen bir fenomen cesididir.

Madde kendi kendisini kendi adina ortaya koyamaz. Ortaya konmasi icin, insanoglunun bes duyusuna ve gozlemlenebilmesine ihtiyac duyar.

Materyalizm, mustakil var olan varligin sadece madde oldugunu savunan bir gorustur. Metafizigin varlik ideolojilerinden biridir, ontolojinin konusudur.

Epistemolojinin konusu fenomendir, bilim ve bilimselliktir, bilimsel metoddur.

Simdilik burda kesiyorum. Bu yazilan her cumleyi algilayarak (yorumsuz ve dogrusuz) oku. Eger algilayamadigin bir cumle var ise, alintila ve altina o cumle ile sence soru, ya da sorun ne ise ekle.

Lutfen dusuncenin disina cikma, sahsima yonelme ve sadece dile gelenin uzerine mesajini yaz.

Eger bunu basarabilirsek, senin dile getirecegin dusunce ile, dusunce olarak mesajlasabiliriz.

Ayrica lutfen, benim adima yorum yapma, etiket takma ve suclayici mesaj yazma.

Umarim basaririz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

diamat
29-10-2010, 17:07
sevgili evrensel

tekrar başa sarıyoruz.

insan maddeyi ortaya koymaz.
maddenin soyutunu ortaya koyar.

madde her ne ise zaten varolarak kendini ortaya koymuştur.

bu varoluş bir bütündür.

yani evren ay-güneş, yıldızlar dünya insan falan filan değildir.
evren tek bir bütündür.

bu bütün analitik şekilde soyutlanırken aslında indirgenir.
bu gereklidir.
ama yanılsama bu noktada takılınıp kalındığında başlar.

o halde yapman gereken analizden senteze dönmeyi başarmandır.

insan elmayı ortaya koymaz.
elma varolarak kendini ortaya koyar.
insan ise kendini varolarak ortaya koyan elmanın bilgisini soyutlayarak ortaya koyar.

hiç bir soyut yoktur ki bir somuttan , yada bir başka soyuttan çıkmasın- ki o soyutta bir başka somuttan soyutlanmıştır.

bütün soyutlamaların tarihi insanla başlar.
soyutlamalar ve soyut insanoğlu ürünüdür.

maddenin sonucunda maddi koşullarda ortaya çıktığı bu kadar açık olan bir şeyi artık doğru yerine koyarak değerlendirmelisin.

bu sana neden zor geliyor.

düşünmeye ve bilgiye bu kadar emek vermişken neden bu birikimini analitik düşünceden bir üste taşıyarak taçlandırmıyorsun.
yapman gereken analitik düşünmenin kendisinin de bir soyutlama olduğunu görmeyi başarabilmendir.şimdi yeniden parçaları birleştirip bütünü görmeyi başarmalı yani analizden senteze geçmelisin.
evren bir bütündür.
insanoğlu evrenden ayrı değildir.

bu senin kendi mücadelenle olabilir.
bunu senin adına ben beceremem.

saygılarımla.

evrensel-insan
29-10-2010, 18:07
Saygideger dimat;

insan maddeyi ortaya koymaz.
maddenin soyutunu ortaya koyar.

Maddenin ortaya koyumundan ne algiliyorsun bilmiyorum ama "bu maddedir" diyen insanogludur. Ortaya koyum da bu cumle ve belirtmedir. Zaten bes duyu ile algiladigi icin, maddeyi ortaya koyar. Yani konu varlik/yokluk degildir. Ama, insanoglunun "bu maddedir" aciklamasi gereklidir. Cunku insanoglunun olmadigi bir yerde, maddeyi ortaya koyabilen baska bir alternatif yoktur. Ortaya koymak demek, deklere etmek, belirtmek,bildirmek, soylemek,yazmak v.s. demektir. Iste butun bunlar da insanoglunun kavram ile soyutlamasidir.

madde her ne ise zaten varolarak kendini ortaya koymuştur.

Ayni konu. Maddeyi bes duyusu lle algilayan ve alternatifi olmayan insanoglu ortaya koyar, yani deklere eder, bildirir, belirtir, isaret eder. Ayrica bunu yine sadece kendi turu icin yapar. Iste bu temelde ortaya koyum faktoru kavramdir ve insanoglu maddeyi ilk defa M.O. 4000 yilinda kavram olarak ortaya koymustur. Maddenin kendisini ortaya koyumu ise, insanoglu turunen bes duyusuna algilanmasi icin yansisidir, goruntusudur,cismidir, seklidir v.s. Zaten bes duyu ile algilandigi icin, madde somut, gorunussel, dissal, nesneldir.

bu varoluş bir bütündür.

Buradaki varolustan kastin, paslicivinin varolusu mu, yoksa varolusculuk ideolojisi mi? Yoksa gozlemlenen fenomen mi? Mesela, bir ses duyarsin, ama sesin kaynagini ortaya koyamazsin, ya da bir korku yasarsin, korkunun kaynagini ortaya koyamazsin, ya da aklina bir fikir gelir, fikrin kaynagini ortaya koyamazsin, kullanilan her turlu soyut kavrami, sevinc, uzuntu, dogru yanlis, iyi guzel, nefret, kin v.s. eger kaynagini ortaya koyamazsan, koyamazsin. Iste butun bu kaynagi ortaya koyulamiyanlar, kaynak olarak fenomendir, soyut ta somut ta olabilir. Ayrica fenomen, bilimin ve bilimsel metodun, epistemolojinin de kaynagidir.

yani evren ay-güneş, yıldızlar dünya insan falan filan değildir.
evren tek bir bütündür.

Evren, mekan bosluk, yer, habitat olarak epistemolojik gerceklik temelinde ortaya konabilen en genisidir, parca degil butundur ve insanoglu dahil, tum parcalari bunyesinde barindirir. Insanoglunun soyutlamasi ve soyut kavramlari da buna dahildir.

bu bütün analitik şekilde soyutlanırken aslında indirgenir.
bu gereklidir.
ama yanılsama bu noktada takılınıp kalındığında başlar.

Ben "epistemolojinin + ve - siniri diye, bir slayt koydum, bilim bolumune; orda bilimin epistemolojik olarak geldigi alt ve ust nokta mevcut.

o halde yapman gereken analizden senteze dönmeyi başarmandır.

Benim analiz ve sentezim, insanoglunun ortaya koydugu degil; soyutlamasinin evrensel ayniliktaki yapilanis ve isleyisidir. Sorun olan da zaten bu soyutlamanin dogal zihniyet ve dogal egosu ve onun insanoglu eliyle yapilanis ve isleyis olarak sekillenisidir, yani x ve y.

insan elmayı ortaya koymaz.
elma varolarak kendini ortaya koyar.

Insan once bir yansi algilar, bu yansiya bir kavram vererek (elma) onu yansitir. Dolayisiyle elma, yansiyan degil; insanoglu eliyle kavram ile ozdesleserek yansitilan monologdur. Oyuzden elma yansi degil; yansinin, bilgisi, turevi, yansitmaya, alginin kavram ile ozdesleserek donusmus halidir.

insan ise kendini varolarak ortaya koyan elmanın bilgisini soyutlayarak ortaya koyar.

Elmanin kendisi, yani elma zaten ilk yansiyanin turevi, bilgisidir. Yani, elma yansiyi veren den turetilmistir, ikincil ve ilk veridir.

hiç bir soyut yoktur ki bir somuttan , yada bir başka soyuttan çıkmasın- ki o soyutta bir başka somuttan soyutlanmıştır.

Iste burada fenomen devreye girer, cunku her zaman insanoglu icin, soyut veya somutu veren kaynak belirtilemeyebilir. Yukarida acikladigim gibi.

bütün soyutlamaların tarihi insanla başlar.
soyutlamalar ve soyut insanoğlu ürünüdür.

Evet soyutlama ve soyutlamanin somut/soyut kavramlasmasi alternatifsiz insanoglu urunudur.

maddenin sonucunda maddi koşullarda ortaya çıktığı bu kadar açık olan bir şeyi artık doğru yerine koyarak değerlendirmelisin.

Dedigim gibi, geneli fenomendir,madde de bir fenomen cesididir. Bilimin ve bilimselligin temeli de gozlemlenebilen, teorisi test edilebilen ve gozlemleme ile, teorisi yanlislanabilen fenomendir. Bilim fenomeni, bilimsel metod ile isler, fenomenin ne oldugunu ortaya koymaz. Ayni maddenin ne oldugunu ortaya koymadigi gibi. Bu temelde neyin ne oldugunun ortaya koyumu, metafizigin ve ontolojinin konusudur.

bu sana neden zor geliyor.

Aksine, benim dile getirmem, zorun kolaylanmasidir.

Insanoglu, evren butununun parcalarindan biri, ama; SOYUTLAMA YETISI OLAN VE NEYIN NE OLDUGUNU TEK OLARAK O DA SADECE KENDI TURUNE MONOLOG ILE BILDIREN, EPISTEMOLOJIK PARCASIDIR.

Simdi, her cevabimi, kendi icinde algilamaya calisan, algilanamayan bir aciklama varsa da, bildir. Soruna gore, daha detayli aciklanabilir ve izah edilebilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

diamat
29-10-2010, 20:14
sevgili evrensel

her cevabımı demişsin, ancak sadece bir tane cevabın var.
oda aramızdaki eski ve çözümsüz mesele.

bir şeyi ortaya koymak nedir.
insan ortaya bir elma koyamaz.
elma bir insan ortaya koyumu değildir.
bir varoluştur.

insan ortaya koyumu ise, bir varoluş biçiminin varolarak endisini ortaya koymasının sonucu olarak o varolana ait bilginin-soyutun ortaya koyumudur.

sevgili evrensel.

sen güneşialgılıyorsun.
ve bilgisini ortaya koyuyorsun.

ama güneş zaten var.

senin onun bilgisine ortya koyman ona bağımlı iken onun varlığı senin onun bilgisini ortaya koymana bağımlı değil.

üstelik güneşi algılayan sadece sen değilsin.

bak on tane gezegen onun etrafında dönüyor.
yani onun çekimine cevap veriyor.

sen ortaya koymayı doğal olarak soyutlamak anlamında kullanıyorsun.
elbette öyle.
ama daha geniş anlamda ortaya koymak varolmanın kendisidir.
asıl olan da budur.
varolan olmasa onun bilgisi de ortaya koyulamaz.

insan olmasa, o varolanın bilgisi ortaya koyulamaz ama o varolarak varlığını ortaya koymaya devam eder.gün gelir başka bir tür ortaya çıkar bilinç geliştirir ve soyutu kendi eliyle ortaya koyar.ama evren olmasa ne bilinç ortaya çıkar ne de soyutu ortaya konulabilecek bir varolan olabilir.

senle aramızdaki fark işte bu.

bu meselede uzlaşmamız mümkün değil.

ancak bu meselede kimin yanıldığı çok açık.
bir şekilde öznel idealimin tuzağına düşüyorsun.
o tuzaktan yakanı kurtardığın gün, işte o gün sana üstad diyeceğim.

ama şu an felsefen çürük.
neden bunu farketmeyi redettiğini anlamak benim için şu ana kadar mümkün olmadı.

evrensel-insan
29-10-2010, 20:26
Saygideger diamat;

sen güneşialgılıyorsun.
ve bilgisini ortaya koyuyorsun.-diamat-

Herhalde aramizdaki algi farki da buradan kaynaklaniyor.

Kisaca sen gunesi algilamiyorsun, sana yansi veren algiyi gunes kavramiyla ozdeslestirip, yansitiyorsun. Yani, gunes yansiyan degil; yansitilandir, bilgidir, turevdir ve yansinin, yansitmaya donusumudur.

Iste buradaki gunes kavrami, INSANOGLUNUN SOYUTLAMASIDIR. Bu soyutlama, bes duyu ile algilandigi icin de, gunes; SOMUT BIR KAVRAMDIR.

Gunes, bilime gore ve bilimsel olarak gozlemlenen bir fenomendir. Bilim gunesi gozlemleyerek, ondan test edilebilir ve tekrar gozlem ile yanlislasnabilir, bilgi elde eder ve bu bilgiyi bildirir ve belirtir.

Oyuzden gunesi ortaya bilim degil; dil koyar, eger gunesin ne oldugunu kesinlik ve mutlak olarak ortaya koyarsan, bu ontoloji ve metafizik olur.

Eger dil olarak ortaya konmus gunesi, ne olarak mutlak, kesinlik iceren bir sekilde ortaya koymaz da, bir fenomen olarak gozlemini teoriye donusturur ve bu teoriyi test edebilir ve tekrar gozlem temelinde yanlislayabilirsen, o zaman bilimsel ve bilimsel metod ve epistemolojik gerceklik olur. Burada gunesin ne olduguna dair bir metafizik varlik tabani (madde-materyalizm, dusunce-idealizm ve kavram-pozitivizm den birisi) tartismasi yoktur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

paslıçivi
30-10-2010, 07:37
evet evrensel insan..

karşında senin sorun olarak ifade ettiğin bir düşünce yapısına fanatizm düzeyinde tutunmuş biri var.. sevgili diamat..

bu sorunu bilinçsel iletişim mekanızması olan, anlatma, konuşma, tartışma yoluyla çözmeni ve sevgili diamatı kendi bilinçdüzeyine taşımanı bekliyorum..

şayet kendine çekebildiğin ve sana methiyeler düzenleyenler için(sevgili neva) özel başlık açarken kendine çekemediklerin için

-inançlı beyinden bir şey alınamayacağı gibi bir şey de verilemez..

-sen bir maddesin ben bir insanoğlu bireyiyim, aramızda diaolog olamaz..

-bana kişisel şeyler söyleme, benim şahsiyetimle ilgili yazma sadece düşüncelerimiz konuşsun(nevaya böyle demiyordun)..

vs.. demeye devam edeceksen..

ben de sana derim ki senin amacın gerçekten insanlığı düşündüğün için mi bu sitede bir ömür harcıyorsun

yoksa kendine neva gibi takipçi/şakşakçı/müritmi arıyorsun?

artık kendinle yüzleşmen geldi de geçiyor bile..

diamat
30-10-2010, 12:38
beyler

evrensel ve paslıçivi

sizler önce soyutlamayı öğreneceksiniz.
her soyutun ancak somuttan türeyebildiğini, ve soyutun sadece somutu işaret edebildiğini ve her soyutun aslında bir indirgeme olduğunu ve somutun sadece bir niteliğini işaret edebildiğini öğreneceksiniz.

ondan sonra diamatın fanatizminden dem vurabilirsiniz.

çürük felsefelerinizi yüzünüze vurmaktan artık bıktım.
hala akıllanmadınız.

ortaya soyut kelimelerin seviciliğini yapmaktan başka bir şey koyamadınız.
bende sizi kendi halinize bırakıp çekip gittim.

materyalizm/uyku mahmurluğu başlığında ilk on sayfadaki tespitlerim ve sorularım kulağınız üzerine yattınız diye ortadan kalkmadı, orda duruyor.

açıkça görünen o ki,
materyalizm üzerine konuşanlar,
felsefenin temellerini dahi bilmiyor, materyalizmi hele hele diyalektik materyalizmi ise ismen duymuş.

beyler bizim geyik muhabbetiyle işimiz yok.

benimle skntınızı gayet iyi anlıyorum.

bir iki jargon kasarak sitede filozof ayağına yatmaya kalktınız.
şamarlanınca da nefretle üzerime gelmek istiyorsunuz.
çapınız yetmez.

hala daha maddeden başka bir varoluş ortaya koyamadınız.
gidip gelip benim inançlı olduğum palavrasına sarılıyorsunuz.

bırakın beni,
siz maddeden başka bir varoluş gösterin.
var mı.
bunu size 6 ay önce söylemiştim.

bırakın bana sürtünüp durmayn.
sizin ağdalı kelimeleriniz felsefi bir derinliğiniz olduğunu göstermez.
felsefesi zayıf olanlar felsefi bir dil kullanmaya azami gayret gösterirler.

en baştan beri müslümanların yaptğını yapıyorsunuz.

retorik, jargon, iftira.

tekrar söylüyorum.

bana maddeden başka bir varoluş gösteremediğiniz müddetçe , kendi endinize geveleyip durduğunuz kelimelerden ibaret kalacaksınız.

materyalizmi eleştirebilecek çapınız olmadığının delili , hala daha aramızdaki sorunun bir cümlede halledilebilecek bir şey olduğunu görememenizden belli.

hadi getirin maddeden başka bir varoluş,
hemen bırakayım materyalizmi.
yok getiremiyorsanız, adama sormazlarmı hangi yüzle diamata dil uzatıyorsunuz.

errata
30-10-2010, 13:18
diamat, evrensel-insan;

Hepinizin yazılarını zaman zaman hızlıca zaman zaman tekrarlarla irdeleyerek okuyorum ve "temelde" aynı şeyi söylediğinizi görüyorum.

Burada diamat materyalizm'in maddeyi ve evreni anlamada kesin bir metot olduğunu söylüyor, evrensel-insan ise ortaya koyanın insan olduğunu bu nedenle mutlak bir ortaya koyumun metafizik olduğunu dile getiriyor.

evrensel-insan'ın diamat'la uyuşamadığı nokta benimde diamat'tan bu noktada ayrılmamı sağlayan diamat'ın materyalizmin kesinliğine tümüyle bağlı tutumu sanırım. Yani ben materyalizmin bir inanç olduğu ayrımımız dışında diamat'la hem fikirim. diamat somut ve soyutun farkını ve tanımını yalın bir dille yapabilirken, evrensel-insan'da konuya gerçekten farklı bir boyut kazandırabiliyor.

Kısaca, konu henüz yeni yeni demini almaya başlamışken kişiselleştirmeden devam etmeniz yazının selameti ve bereketi açısında iyi olacaktır. :)

diamat
30-10-2010, 14:30
sevgili shibumi

eğer birisi, beni ''belli bir düşünceye fanatizm düzeyinde tutunmuş biri'' diye tanımlarsa, üstelik düşüncemi nasıl yıkabileceğinin anahtarını ona vermiş olmama rağmen, bir senedir maddi olmayan tek bir örnek getirmek yerine, gidip gelip ''materyalizm bir inançtır'' retoriğini geveleyip durursa bu olayın kişiselleşmesi kaçınılmazdır.

hep söylediğim şeyi tekrar edeyim.
ben bir düşünceyi bir tek saniye içinde terkedebilirim.
geçmişte bunu yapabildim.
tekrar yapabilirim.
ama durduk yere birilerine mürid olmak gibi bir tarzım ise olmadı, olamaz.

koysunlar ortaya maddeden başka tek bir varoluş,
anında materyalizmi bırakırım.

ama kulakları üzerine yatıp duymamazlıktan gelecekler ve bu soru yokmuş gibi yapıp, süslü bir felsefi dil kullanabilmek için kendilerini zorlayacaklar ve gerçek sorunu örtbas edecekler....

ee bu durumda bu iş zaten doğası gereği kişiselleşmiş demektir.

düşüncenin maddenin ürünü olduğu bu kadar açıkken, varolan her şey maddi bir varoluşla varolabilirken,
hatta varolmak denen soyut kavram bile, zaten varolanlara bakılarak soyutlanmışken
materyalizmle idealizmi bir olasılık hesabında eşitlemeye kalkmak benim açımdan sadece lafebeliğidir.

felsefi dilden nefret ettim.
çünkü felsefeye ihanet felsefi dilden başlar.
felsefe açıklıktır.
gerçek; basit ve yalındır.
bir yerde çok laf ve karmaşa varsa, orda sadece gerçeğin üzeri örtülmeye çalışılıyor demektir.

sevgi ve saygılar.

evrensel-insan
30-10-2010, 18:08
Saygideger diamat;

insan elmayı ortaya koymaz.
elma varolarak kendini ortaya koyar.
insan ise kendini varolarak ortaya koyan elmanın bilgisini soyutlayarak ortaya koyar.-diamat-

Yukaridaki elma ve verdigin gunes orneklerini sana baska bir acidan izah edeyim. Bir bebek dusun ve eline elmayi ver, ya da gunesi isaret et. Ne elma diyebilir, ne de gunes. Bunun tek bir nedeni vardir. Bu bebek, henuz insanoglunun ortaya koydugu bu isimleri BILMEMEMEKTEDIR. Sen ona elindekinin elma ve isaret ettiginin gunes OLDUGUNU OGRETIR VE BU BILGILERI VERIRSEN, O DA OGRENMIS OLUR. Iste bu temelde, elma da gunes te insanoglunun ortaya koydugu bilgilerdir. Yani bebegin elinde olanin ve bebege isaret edilenin ISIMLERI, VERILERI, TUREVLERI, BILGILERIDIR.

Iste bu bilgide kavram temelli dil yapili insanoglu soyutlamasidir.

Eger burada yazilanlar algilanirsa, somut ve soyut kavrami daha sonra degerlendiririz.

Sonucya once, insanoglu soyutlamasinin algilanmasi ve bunun yansisi alinana verilen bir kavram, turev, isim, dil, bilgi oldugunun algilanmasi gerekiyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
30-10-2010, 18:26
Saygideger paslicivi;

Oncelikle sen de koseye hosgeldin.

Diamat lakapli arkadasla olan konuya gelince, sorun olan dile gelen yazi dili ve uslubudur. Bunu da ben kendisine ilettim. Yazi dili ve uslubu iki modern kisinin mesajlasabilmesi duzeyinde ve saygi cercevesinde olduktan sonra hic bir sorun yok.

Oyuzden kendisi bu yazi dili ve uslubunu korudukca, aramizdaki mesajlasma devam edecektir. O da dusuncelerini dile getirecek, ben de.

Ayrica benim onun degismesi gibi bir cabam yok. Yaazisma tamamen dusunce bunyesindedir.

Bu da dile getirdigin ikinci konuyu murit konusunu ilgilendirir.

Bu site sanal bir sitedir ve site ye ilgi duyan arkadaslar lakaplariyla uye olup, dusuncelerini dile getirirler.

Eger benim murit edinme gibi bir dusuncem olsa, bir dernegim, orgutum, kurulusum v.s. kisaca kisileri cekebilecegim ve bir cati altinda toplayabilecegim somut bir yerim olur.

Bunun icinde kisilerle ozel iliskilerim onlarla ozel yazismalarim olur. Benim ne boyle bir yerim, ne ozel iliskilerim, ne de kisilerin lakaplari ve kendilerini dile getirdikleri gibi,kendilerini tanimanin disinda bir bilgim yok olmasi da gerekmez cunku, murit edinme gibi bir dusuncem yok.

O yuzden bu tip hayalci dusuncelerle kendini avutmayi birak ta, madem koseyi ziyaret ettin, konu ile ilgili dusuncelerin, bilgilerin varsa dile getir.

Ama once istersen bir onceki baslikta senin lakabina yonelik mesajlari dile getir.

Gerci senin 2-3 saat zamanin simdiye kadar hic bir zaman hic bir baslik ve konuda lakabina yonelik dile getirdigim mesajlarin yarisindan fazlasini cevapsiz birakti. Ne yapalim, biz de verdigin cevaplarla yetinmeye ve bu arada yaptigin satasmalarla, spekulatif degerlendirmelerinle ugrasiyoruz, saglik olsun.

Saygilarimla;
evrensel-insan

diamat
30-10-2010, 18:34
sevgili evrensel

insanoğlu düşüncesini , diğer canlıların düşüncesinden nitelik olarak ayıran ve biricik kılan şey de işte şu anlattığınız soyutlama denen şeydir.

analiz ve analitik düşünme soyutlama ile başlar.

bu bir epistemolojik metod ve hatta bir zorunluluktur.

ancak evren bir bütündür.
bizim evreni unsurlara ayırmamız, analiz edebilmek adına nitelikleri bütünden koparmamız bilgiyi ortaya koyabilmemiz için bir zorunlulukken aynı zamanda da içerdiği indirgemeci tavır nedeniyle eksiktir.

evren bir bütün olarak oluş halindedir.
sürekli hareket ve değişim halindedir.

ancak o bütünden bağımsız ve indirgenmiş olarak izole edilmiş olarak hiç parçası gerçeği ifade edebilen bir şey olarak sunulamaz.

epistemoloi ve ontoloide birer analitik indirgeme bir başka ifade ile soyutlamadır.

soyutlama olmadan düşünme başlayamaz.

ama salt soyutlama ancak formel mantık ortaya koyar.

soyuttan yeniden somuta dönüp sentezle diyalektiğe ulaşmak gerekir.

ben sizin bir üstte yazdığınız yazıda en küçük bir yanlışlık olduğunu düşünmüyorum.
hatta ben tam olarak zaten aynı şeyi söylüyorum.

siz ise kant'ta kaldınız.
daha sırada hegel var.ordan da marx ve engelsle diyalektik materyalizme geleceğiz.

ama lütfen diaylektik materyalizmi karikatürize edilmiş mekanist determinizm üzerinden eleştirmeye kalmayalım.

teşekkürler.


(anlaşıldı, bundan sonra bende böyle ağdalı bir dil kullanayım.)

evrensel-insan
30-10-2010, 18:36
Saygideger shibumi;

Oncelikle koseye hosgeldin.

Diamat arkadasla yasanan sorun, yazi dili ve uslubu ve de hitap sorunu. Bu konuda bir sorun olmadikca, mesajlasmada, bilgi alis verisinde ve karsilikli dusunce dile gelisiminde bir sorun yoktur.

Bu arada aramiza katilmisken, senin de konu ile ilgili dusuncelerini kendi bakis acindan dile getirmeni bekleriz.

Zannedersem, kose tarihinde ilk defa boyle bir katilim yasiyor. Haydi hayirlisi.

Evet dil ortaya koyar, metafizik ideolojiler ortaya konanin ne oldugunu bir temelden kesin, mutlak v.s. temelinde dile getirirler.

Bilim ise, dil ile ortaya konani fenomen olarak algilar ve ne oldugunu ortaya koymaktan ziyade, gozlemiyle epistemolojik olarak bilgiye teoriye tasir, tasidigi teoriyi test eder ve tekrar gozlem ile yanlislayabilir. Boylece insanoglu turu dil ile ortaya koydugu fenomen hakkinda, surekli suregelen bir surec temelinde bilgi sahibi olur, teori uretir, teorisini yanlislar ve yeni teorilere yonelir. Bu siniri olmayan bir aciklik ve genislige sahiptir. Sinirlari dil, ve felsefenin ideolojileri, ortaya konan yasalar, kurallar, kaideler, axiomlar, belgitler v.s. belirler, ta ki yanlislanana kadar.

Bu temelde de bilim ve bilimsellik, method olarak cikarsama, curutme, yanlislama temelli bir analitik ve kritik zihniyet tasir. Bu zihniyetin de bir ...e goresi vardir.

Evrensel-insan'in e goresi temelin insanoglu turu ve biri olarak alinmasi ve zihniyet olarak ortaya koyanin insanoglu turunu insanlastirmamasinin sorunsa tum resmini gozlem ile ortaya koymaktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
30-10-2010, 18:45
Saygideger diamat;

Benim, insanoglu soyutlamasini bir sorun olarak dile getirmem, sadece bir konu veya gorus uzerinde degildir. Bunun bir temeli vardir. Bu temelinde metafizigin farkli ideolojilerinin farkli temelleri degil; bu ideolojileri ortaya atan insanoglu turu ve birinin kendisidir.

Sorun da, bu soyutlamanin zihniyet olarak insanoglu turu ve birini insanlasstirmamasi ve bu insanlasamamanin nedenlerini konu ya da genel icerikte resminin dile gelmesidir.

Oyuzden konu materyalizm, ya da idealizm degildir. Konu metafizik ideolojilerinin insanoglu turunu tartistirdigi, ayirdigi, cikar ve ego savasimina tabi tuttugudur.

Oyuzden de insanoglu turu ve birinin ortaya koydugu dili ile soyutladigi seyin ne oldugunun ortak temeli soyut ya da somut fenomendir. Fenomen maddeyi de icerir, dusunceyi de, inanci da icerir, bilimi de. tanriyi da icerir evreni de.

Cunku konu neyin ne oldugu degil; onun uzerinde yapilan gozlem, teori ve test edilebilirlik ve yanlislanabilirliktir.

Benim dile getirdiklerimde ozel olarak materyalizme karsi bir degerlendirme yoktur. Degerlendirme geneldir ve bu da temelde ve insanlasamamaktadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

diamat
30-10-2010, 18:50
peki sevgili evrensel

hadi buyrun,
ben materyalizmi insanlaştırmak gerektiğine karar verdim.

ne öneriyorsun.

evrensel-insan
30-10-2010, 19:07
Saygideger diamat;

Materyalizmin, ana olarak iki turlu felsefi temeli vardir. Metafizik ve etik.

En onemlisi, bu temeller ideolojik olarak insanoglu turu ve biri eliyle adina ait ve icin ortaya atilmis ve sadece insanoglu turu ve butunu icerikli bir monologlardir.

Metafizik kismi, bilinen felsefi rehber olarak iki konudadir. Birincisi mustakil var olan varlik konusunda, ikincisi de din felsefesinin teolojik bransinin tanrinin varligi konusundadir. Tanrinin varligi da uc turludur teizm, hyloteizm; ve ateizm, antiteizm. Gercek varlik konusunda da nesnelligi ve/veya realizmi destekler.

Etik olarak ta; sosyal, siyasal ve toplumsal temelli marxizm, bilimsel/tarihi sosyalizm, komunizm, sosyalizm iceriklidir.

Felsefi yontemi de diyalektik materyalizmdir.

Bu dile gelenler bilinen felsefi rehberin dile getirdikleridir.

Buraya kadar bir sorun var mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
30-10-2010, 19:38
Saygideger diamat;

Eger felsefenin metafizik tabanindan kurtulmak istiyorsan, temeli insanoglu turu ve biri monologu olan, bilgi ve epistemoloji olan ve gozlemlenebilir, testedilebilir ve yanlislanabilir olan fenomen olarak almalisin. Eger fenemonun ne oldugu konusuna girersen, tekrar varlik ve metafizige donersin. Eger fenomeni, insanoglu turu ve biri temelinde gozlemler isen ve gozlem sonucunun, bilgi, turev, donusum v.s. oldugunu algilarsan tabanin bilim ve bilimsellik, bilimsel method ve epistemoloji olur.

Teoloji ve etik konularinda, aklin ideoloji dogrusunu one cikarir ve kendi aklina dogru gelen bir ideolojiyi benimsersen, ideolojin olur.

Akli one cikarmayip, gozlemi one cikarirsan, bir ideolojinin yerine kritik, analitik, surekli neyin ne oldugunu sorgulayan ve bu sorgunu gozlemle hic bir akilci ideoloji icinde yer almadan dile getirirsen, ortaya koydugun bir teshis, tesbit olur.

Eger bu teshis ve tesbitin, farkli akilci ideolojiler yuzunden insanoglu turu ve birini ayirdigini, boldugunu, cikarciligi ve egoyu ortaya koydugunu algilarsan; bu teshis ve tesbitin insanoglu turu ve biri temelli oldugunu ve insanlasmanin onunde bir engel oldugunu algilarsin.

Bu algiyi da her konuda ozel ve genel dile getirir. Neden insanoglu turunun kendi bunyesinde insandisi ve insanlikdisi degerlere, verilere ve tabulara ideolojik, akilci, inancsal olarak teslim oldugunu algilarsin.

Bu yol surekli suregelen bir surec temelli birey bilincini, sorgulamayi, degerlendirmeyi, bilgilenmeyi, birikim kazanimini ve gozlem temelli dusunce ve davranista sinirsiz, acik, ozgur icerikli insanlasmayi ve evrensellesmeyi, bilimsellesmeyi ve sorunun insanoglu turu ve birinin fiziksel goruntusunde, olusturdugu sistemin, duzenin degistirilmesinde degil; tamamen soyutlanmasinin kokten degisiminde oldugunu algilarsin ve kokten temelleriyle birlikte degisim gerektiren soyutlamanin, epistemolojik evrensel ayni yapilanis ve isleyisinin koken ve temeline vakif olursun. Bu da sana insansal zihniyet icin, neyin ve nasil degismesi gerektigini hem birey hem de evrensel genislikteki bir insanlasma olarak ne olmasi gerektigini sorgulatir.

Bu da etigin hak ve ozgurlukler, saygi ve vicdanin, birey bilinci eliyle insansalliginin ne oldugunun ortaya koyumunu sorgulatir.

Ayrica insanoglu turu ve biri temeli, sana bir kim ve ne olarak insandisi bir oznel/nesnel guc de aratmaz ve boyle bir akilciligin teslim olacak bir guc bulmasina ihtiyac duyurmaz. Bu da tanri, tanrisal zihniyetin olumlu/olumsuz dusuncesi, tanrilasma ve tanrilastirma daki aklin teslimiyetine gerek duydurtmaz.

Boylece her turlu duzeydeki insanoglu turu birini dusunce olarak daha iyi tanir, algilar ve onlarin kendi duzey ve degerlerine akilci bir karsi cikis egosundan da arinmis olursun.

Dusuncelerini dile getirir, dile gelen dusunceleri insanoglu turu ve biri koken ve insanlasma temelinde algilar, degerlendirir ve gozlemini sorunsal olarak aciklarsin.

Akilci olarak kisilere, kisilerin kisilik ve kimlik degerlerine yonelmez, aksine bu degerleri veren zihniyet ve dusuncenin insanlastirmayan sorunsal resmini dusunce olarak dile getirirsin.

Neyse bayagi uzun ve belki de cok karmasik bir alguilanma iceriginde oldu, o yuzden de kusura bakma.

Hangi cumle, kelime, anlam, icerik v.s. dile geldigi acidan algilanmaya musait degilse ve belirtirsen, elimden geldigi sekilde ve bikmadan aciklamaya ve algilanamayani berraklastirmaya ve netlestirmeye calisirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

kemalistcan
30-10-2010, 19:47
İnsaf ya! Pes ya!

Materyalizmin en baba adamlarından Marks ve Engels bilimsel olmayan, kanıtsız, tutarsız düşünceleri, düşünce sistemlerini metafizik diye adlandırırdı. Bu resmen tereciye tere satmaktır.

Ayrıca materyalizm etiği değil diyalektiği ve bilimsel yöntemi baz alır.

evrensel-insan
30-10-2010, 19:50
Saygideger kemalistcan;

Oncelikle koseye hosgeldin.

Ayrıca materyalizm etiği değil diyalektiği ve bilimsel yöntemi baz alır. -kemalistcan-

Hangi materyalizmden bahsediyorsun? Bilimsel yontem olup olmadigida sitede bir suru baslikta tartisildi. Mesela hodri meydandaki "Bilimsellik nedir?" basligini okumakla, konuya dahil olabilirsin.

Materyalizmin etik tabani, marxizm, sosyalizm, komunizm ve bilimsel/tarihi sosyalizmdir.
Materyalizmin metafizik tabani; mustakil var olan varlik olarak maddedir.
Materyalizmin, din felsefesi ve teolojik tabani da, ya hyloteizm, bir panteizm cesididir, ya da ateizmdir. Hem metafizik, hem de etik tabani vardir.

Diyalektik materyalizm de, bilimsel degil; felsefi ve etik bir yontemdir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

diamat
31-10-2010, 01:38
Saygideger diamat;

Materyalizmin, ana olarak iki turlu felsefi temeli vardir. Metafizik ve etik.

En onemlisi, bu temeller ideolojik olarak insanoglu turu ve biri eliyle adina ait ve icin ortaya atilmis ve sadece insanoglu turu ve butunu icerikli bir monologlardir.

Metafizik kismi, bilinen felsefi rehber olarak iki konudadir. Birincisi mustakil var olan varlik konusunda, ikincisi de din felsefesinin teolojik bransinin tanrinin varligi konusundadir. Tanrinin varligi da uc turludur teizm, hyloteizm; ve ateizm, antiteizm. Gercek varlik konusunda da nesnelligi ve/veya realizmi destekler.

Etik olarak ta; sosyal, siyasal ve toplumsal temelli marxizm, bilimsel/tarihi sosyalizm, komunizm, sosyalizm iceriklidir.

Felsefi yontemi de diyalektik materyalizmdir.

Bu dile gelenler bilinen felsefi rehberin dile getirdikleridir.

Buraya kadar bir sorun var mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

olmazmı.
baştan sona sorun.
hangi felsefi rehbermiş o bilinen felsefi rehber.

kafana göre o bağlamdan bu bağlama bir sürü ilişkiler icad etmekle ortaya koyduğun kategorizasyonun kendisini önce bir tartışmaya açalım bakalım.

1) metafizik kavramını ne anlamda kullanıyorsun, ontoloji anlamında mı.

2) materyalizmin temeli derken neyi kastediyorsun.
temel kelimesini 'felsefi sorun' anlamında mı kullanıyorsun.

3) mesela ben sana materyalimin temeli işte şu gözlemlediğimiz evrendir desem, sen bu cümle ile ideoloji kelimesi arasında hangi bağlamda bağ kuracaksın, ya da kurabilecekmisin.

4) müstakil var olan varlık derken , bir bütün olarak evreni mi, yoksa evrenin bir parçasının evrenden bir nitelik bağlamında soyutlanmış bir parçasının varoluşunu mu kastediyorsun.

5) teoloji ve etik ile materyalizm arasındaki varsaydığın bağ hangi bağdır da biz şimdiye kadar göremedik.

gördüğün gibi sayın evrensel.

bunlar geyik muhabbetidir.
sevmem o nedenle de fazla girmem.

sen üzerini örtbas ettiğin öznel idealizmini şöyle açıkça ortaya koyda materyalizmi ondan sonra tartışalım.

beni boş muhabbetlere davet etme.

var mı maddeden başka varoluşu olan bir şey.
sen onu göster.

ben somuta bakarım.
kelimelere değil.

materyalizm şudur.

var olmak denen sıfat (fiil değil sıfat buraya dikkat et) varolandan soyutlanmıştır.

şimdi bu cümleye ya itiraz et, yada ontoloji ile ideoloi arasında bir daha bağ kurmaya kalkma.
madde vardır.çünkü varolmak denen soyutlama zaten maddenin varoluşundan soyutlanmıştır.yani varolmak zaten maddenin niteliğidir.
dolayısıyla maddeyi varlamak zaten varlık denen kavramı üretmekle eşanlı ve tutarlıdır.insan önce varolmak diye bir sıfat üretip sonra bir şeyleri varlamadı yada yoklamadı.
çevresindeki gözlemlenebilir şeylerin gözlemlenebilme yeteneğinden varolmak denen sıfatı soyutladı.

ee bak ne oldu.
senin evreni ontoloi ve epistemoloji diye iki soyuta indirgeyip, epistemoloiyi ontolojiden bağımsızlaştırıp, ontolojiyi metafizik diye tanımlaman bir anda çöpe gitti.yani neymiş ontoloji ve epistemoloji birbirinden ayrıştırılamazmış.çünkü evren bir bütünmüş.

ne dersin burdan mı devam ederiz.
bilahare diyalektiğe gelicez.

evrensel-insan
31-10-2010, 02:55
Saygideger diamat;

olmazmı.
baştan sona sorun.
hangi felsefi rehbermiş o bilinen felsefi rehber.

Aklina gelen her turlu felsefi rehber aciklamasi. Daha once bu konu ile ilgili linkler vermistim.

kafana göre o bağlamdan bu bağlama bir sürü ilişkiler icad etmekle ortaya koyduğun kategorizasyonun kendisini önce bir tartışmaya açalım bakalım.

Bunlar benim kafama gore degil; felsefenin ortaya koydugu sekildedir.

1) metafizik kavramını ne anlamda kullanıyorsun, ontoloji anlamında mı.

Metafizik, felsefenin varlik ile ilgili her turlu gorusunun dile geldigi dalidir. Ontoloji de buna dahildir.

2) materyalizmin temeli derken neyi kastediyorsun.
temel kelimesini 'felsefi sorun' anlamında mı kullanıyorsun.

Temel derken mustakil var olan varlik hakkindaki gorusunu, yani maddeyi kastediyorum. Bu bir felsefi sorun degildir, felsefi mustakil var olan varlik secimidir.

3) mesela ben sana materyalimin temeli işte şu gözlemlediğimiz evrendir desem, sen bu cümle ile ideoloji kelimesi arasında hangi bağlamda bağ kuracaksın, ya da kurabilecekmisin.

Evreni burada mustakil var olan varlik olarak mi kullaniyorsun, bu evrene nesnel bir bakistir. Ideolojik bakis acisi nesneldir.

4) müstakil var olan varlık derken , bir bütün olarak evreni mi, yoksa evrenin bir parçasının evrenden bir nitelik bağlamında soyutlanmış bir parçasının varoluşunu mu kastediyorsun.

Mustakil var olan varligin anlami, kendi basina baska varliklara bagimli olmadan olan varlik demektir. Mustakil var olan varlik, diger mustakil var olan varliklardan ayri olarak algilanir. Bu bir soyutlama degil, ayrimdir. Mesela masanin ustunde bir elma, bir kalem var ise, buradaki mustakil varliklar, elma, kalem ve masadir. Mustakillik soyutlanma degil, ayrimdir. Bir cesit, kendi bes duyu algisi ile algilanabilen. Mesela, elini cebine sokarsin ve para cikartirsin. Bu para mustakil var olan varlik oldugu icin, cepten ayrilabilir.

5) teoloji ve etik ile materyalizm arasındaki varsaydığın bağ hangi bağdır da biz şimdiye kadar göremedik.

Ateizmin temeli mustakil var olarak olmayan tanri varliginin konusudur. Ateizmin, tanri varliginin yoklugunun temelini materyalizmin madde temeli verir.
Etik temeli de, marks&Engels'den ve onlarin etik ideolojilerinin temelinin, materyalizm oldugundan gelir.

gördüğün gibi sayın evrensel.

bunlar geyik muhabbetidir.
sevmem o nedenle de fazla girmem.

sen üzerini örtbas ettiğin öznel idealizmini şöyle açıkça ortaya koyda materyalizmi ondan sonra tartışalım.

Bu sekilde yazmaya devam edersen, senin ile yazismayi kesecegim.

var mı maddeden başka varoluşu olan bir şey.
sen onu göster.

Sana daha once de soyledim. Fenomenin ne oldugu, felsefe de sadece madde olarak aciklanmaz. Gorungu demektir. Buna olaylar, durumlar ve sartlar da dahildir.

materyalizm şudur.

var olmak denen sıfat (fiil değil sıfat buraya dikkat et) varolandan soyutlanmıştır.

Var olmak sifat degildir. var kelimesinin fiilidir. Eger varolus dersen, o zaman da isim olur. Sifat var olandir.

şimdi bu cümleye ya itiraz et, yada ontoloji ile ideoloi arasında bir daha bağ kurmaya kalkma.

Ideoloji nedir?, ontoloji nedir?

madde vardır.çünkü varolmak denen soyutlama zaten maddenin varoluşundan soyutlanmıştır.yani varolmak zaten maddenin niteliğidir.
dolayısıyla maddeyi varlamak zaten varlık denen kavramı üretmekle eşanlı ve tutarlıdır.insan önce varolmak diye bir sıfat üretip sonra bir şeyleri varlamadı yada yoklamadı.
çevresindeki gözlemlenebilir şeylerin gözlemlenebilme yeteneğinden varolmak denen sıfatı soyutladı.

Algilanamayan bir nokta da burasi. Konu maddenin varligi/yoklugu degil; varlik olarak maddenin materyalist ideoloji de nasil ortaya kondugu.

ee bak ne oldu.
senin evreni ontoloi ve epistemoloji diye iki soyuta indirgeyip, epistemoloiyi ontolojiden bağımsızlaştırıp, ontolojiyi metafizik diye tanımlaman bir anda çöpe gitti.yani neymiş ontoloji ve epistemoloji birbirinden ayrıştırılamazmış.çünkü evren bir bütünmüş.

Evren baska, madde baskadir. Cunku evren, epistemolojik temelde madde degil, fenomendir ve bilim evrenin ne oldugunu ortaya koymaktan ziyade, evrenin gozleminden cikan sonuclari ortaya koyar. Ontoloji ise, neyin ne oldugunu bir temele gore ortaya koyan felsefenin metafizik dalinin konusudur. Bu felsefenin farkli dallari benim degil; felsefenin ortaya koydugu dallardir ve bu dallar islenecek konuya gore belirlenir.


ne dersin burdan mı devam ederiz.

Yazi dili ve uslubunadikkat ettigin surece, istedigin yerden devam ederiz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
06-11-2010, 02:27
Saygideger arkadaslar;

Evrensel insan zihniyetinin iki asamasi var.

Birinci asama; degisim, donusum ve baskalasim asamasi.
Ikinci asama; olusum asamasi.

Olusum Asamasi.

Olusum asamasi, birinci asamanin DURAGAN halini isaret eder. Yani bireyden bagimsiz bir olusmusluk vardir. Bu ister dogumdan itibaren verilen degerler, veriler, tabular olarak algilansin; isterse, soyutlamanin icinde bulundugu asama, dilin, felsefenin, bilimin ve teknigin SU ANKI Epistemolojik gercekligi olarak algilansin.

Bu asamada bireyin yapmasi gereken KENDINI OLUSUMA KATMADAN OLUSANI DISARIDAN BAKIS ACISI VE NOTR ALGI ILE GOZLEMLEMEK VE BIR CIKARIM YAPMAKTIR.

Bu cikarimin iceriginin kritik, analitik, negatif ve sorunsalin resmi olmasi cok onemlidir. Bunun en buyuk onemi, BIRINCI ASAMAYA GECIS ICINDIR.

Sonucta birey birinci asamaya gecemezse, sabitlemis, sahiplenmis, alisilagelmis, yerlesmis ve otomatiklesmis bir zihniyetle, degiseme, donusume ve baskalasima ugrayan soyutlama ve her turlu degisken epistemolojik gercekligin bu asama surecine ayak uyduramaz ve geride kalir. Yani cag disina duser. Bu genel anlamdadir.

Ozel anlamda ise, konu tamamen bireyseldir. Ya birey birinci asamaya gecer, Yani birey kendi olusumunu, kendisi kendini sorgulayarak, kritize ederek ve analiz ederek, kendi olusumsal degisimini, donusumunu baskalasimini kendisi saglar; ya da olusmus olan olusum da kalir.

Iste bu ozel ve genel anlamlar, bireyin duzeyinin; bilgi, birikim, bilinc, farkindalik, dusunceye yogunlasma, problemin ortaya koyumu, problemin cozumune yonelim v.s. temelinde degisim, donusum ve baskalasimi kendisi saglar.

Eger birey olusmuslugun, baskalasim evresinde ise, o bireyi baskalarinin algilamasi, neredeyse imkansizdir.

Eger olusmuslugun birey donusum evresinde ise, kendini sorgulamanin en yogun evresindedir ve genelde bireysel bir hareketlilik yasamaktadir.

Eger birey olusmuslugun, degisim evresinde ise, hem baskalarinin etkisi/tepkisi altindadir, hem olusmuslugun sabitligine geri donme tehlikesi ile karsi karsiyadir, hem de cok nazik ve kirilgan bir zihniyet donemindedir.

Iste bu durumda, bireyin olusmusluga paralelligi normal ve dogal olan siradanliktir.

Bireyin olusmuslugu degisime tasimasi, onun en hassas, kirilgan, her yone gidebilecek ve hatta geriye donebilecek donemde oldugunu gosterir.

Birey olusmuslugu donusume tasima surecinde ise kendine guveni vardir, ne yaptiginin ve dusundugunun bilincindedir ve degisiminin farkindaligini kendine kendisi yasatir ve baskalarinin da dusunce ve davranislarindan bunu algilar.

Birey olusmuslugu, baskalasima tasimissa, hem kendine hem de baskalarina artik yabancidir. Yeni bir kendini olusturma surecindedir ve bu olusturma olusana kadar da kendi kendinle eski yeni mucadelesi vermektedir. Baskalasim olusmussa da, ortada yepyeni bir birey vardir.

Iste bir bireyin (birey degisim, donusum ve baskalasim yasayabilmesi icin; birey bilincine ulasmis olmasi gerekir) bu yasami evrensel-zihniyet yasamidir ve bu olunceye kadar surecek olan surekli suregelen bir surectir.

Burada birey acisindan en buyuk "sorun" her olusmuslugun hareketlenmesinde, bireyin baskalarindan farklilasmasi, kopmasi ve bu temeldeki yalnizligi v.s. dir. Bunun surekli bir suregen surec bunyesinde oldugunu dusunursen, bireyin devamli bir baskalasim evresinde yasam surdugunu algilarsin. Bu da bireyin bu soyutlamasi acisindan buyuk bir yanlizliktir. Baskalari arasinda yalnizligi yasar ve baskalasimini ortaya koyup koymama secimindeki dusunce ve davranisi, bireyi ya frenler, ya daha da cok yalnizliga iter.

En onemli konu ise, bireyin her an ve degisken olarak; sorunlari algilama, soruna yonelme, sorun gormeme, v.s. farkliligindan dolayi; konusuna gore; ayni anda, genelde hem birinci asamanin her evresinde, hem de ikinci asamada oldugu unutulmamalidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
19-11-2010, 00:03
Saygideger arkadaslar;

Gozlem ile akil, metafizik ile epistemoloji, bilgi ile ogreti, Biimsel method ile felsefi method, dusunce ile inanc v.s. farkini daha net ve acik algilamak icin; bir ornek vermek istiyorum.

Soyle bir cumlemiz var.

" Bir yetiskin? ile bir cocuk? elele yolda yuruyordu"

Yukaridaki cumle, oznesi belirtilmeden, 3. sahis agzi ile dile gelmis bir cumledir.

Burada gozlemleyenin kendisi cumleye dahil degildir.

Gozlemlenen, bir tane (sayi olarak) yetiskin ve bir tane (sayi olarak ) cocuk (yetiskin olmayan) ve bu ikisinin elele yolda yuruyor oldugudur.

Yukaridaki cumle de, aklin bir rolu yoktur. Sadece gozlemin, gozlemleyen tarafindan, epistemolojik gerceklik olaraK notr algisi ve disaridan bakis acisi dile gelmistir. Teorisi de yukaridaki cumledir. Bu teori test edilebilir ve de yetiskinin ve cocugun sayisi artirilarak,ya da eksiltilerek, ya da el ele tutusmalari degistirilerek, ya da yol yerie baska bir mekan yer belirtilerek yanlislanabilir. Ya da bu cumle icinde yer alanlar, kendi istekleriyle bu cumleyi gozlem degisikligi yaratarak (yani gozlemliyenin gozlemini degistiren bir goruntu vererek) kendileri yanlislayabilirler. Dolayisiyle, gozlemleyenin gozleminin yanlislayacagi ve dile getirecegi yeni bir cumle, yeni bir teori olacaktir.

Simdi, cumlemizde degisiklikler yapalim. Once, cumlemizi hatirlayalim.

" Bir yetiskin? ile bir cocuk? elele yolda yuruyordu" ve degistirelim.

Yalniz buradaki degisiklik, GOZLEMSEL DEGIL; AKILCI, OZNELI, INANCSAL ya da TEST EDILEBILIR ICERIKTE DUSUNSEL OLACAK.

"Bir yetiskin ile bir cocugun elele yolda yurudugunu GORDUM" Burada ozne gozlemleyen olarak kendisini ortaya koymustur. Yani bu cumle, SUBJEKTIF BIR ICERIK KAZANMISTIR ve CUMLEYI DILE GETIREN SUBJENIN BIR DOGRUSUDUR.

Simdi ayni subjenin yetiskine, bir cinsiyet verdigini dusunelim.
Ayni subjenin, cocuga bir cinsiyet verdigini dusunelim.
Ayni subjenin "elele" ye, bir soyut (sefkatle, ictenlikle, s1k1 s1k1, nazikce v.s.) kattigini dusunelim.

Ayni subjenin yola bir icerik ve anlam (bulvar, patika, sokak, otoyol, cadde v.s.) kattigini dusunelim.

Dusunursek, bu cumleyi, bir subjenin, akilci dusunce ve inanciyla cesitli sekillerde "susledigini/detaylandirdigini v.s." ortaya koyabiliriz.

Sonucta bu subjenin, tum bu OZNEL EKLENTILERI kendisinin, algi, bilgi, birikim, bilinc, farkindalik v.s. FARKINDAN AYNAKLANIR.

Sonuctabaska bir subjenin OZNEL EKLENTILERI KENDISININ FARKINDAN KAYNAKLANACAKTIR.

Burada subjenin, yetiskin ve cocuga verdigi cinsiyet, ONUN KENDI EKLENTISIDIR. Ama, bunlar inanc degil; birer dusuncedir. Cunku cumlesi (teorisi) test edilebilir.

Yalniz eleleye verdigi icerik, onun INANCIDIR. Cunku bunu test edilebilirliginin bir olanagi yoktur.

Yola verdigi icerik ise, tartismalidir, mesela cadde ve sokak farkini ortaya koymak test edilebilir olarak mumkun degildir.

Ayrica, bu subjenin cumlesinde (teorisinde) "bana/inancima/dusunceme/tahminime v.s. GORE" temelli bir aciklama bulunmadigindan da, cumlesi (teorisi) KESINLIK icermekte ve bilimselligin, YANLISLNABILIRLIGINE ters dusmektedir.

Oyuzden ortaya bir cumle (teori) koymak istiyorsak, bunun bilimsel olabilmesi, epistemolojik gercekligine, notr algisina, disaridan bakis acisina, test edilebilirligine ve gozlem ile cumlenin (teorinin), yanlislanabilirligine baglidir. Bu da bilimsel method demektir.

Bunun disinda kalan her turlu cumlenin (ideoloji, gorus, teori v.s.) OZNEL, AKILCI, DOGRUCU, AYRIMCI, test edilebilirlik/edilemezlik temelinde DUSUNSEL/INANCSAL ve en onemlisi TARTISMASAL olacagidir.

Yukarida verilen cumle ornegi, her turlu konu anlam ve icerik icin gecerlidir. Cunku AKILCILIK TEMELINDE, SAVUNU, ISPAT, KESINLIK, SABITLIK, SAHIPLIK icermesi ve hatta TESLIMIYET icermesi, subjenin cumleye (teoriye) ne olcude KENDINI VE KENDI KATKISINI ne kadar ekleyecegine baglidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
19-11-2010, 02:38
Saygideger arkadaslar;

Epistemoloji de, felsefenin diger dallari gibi bir suru teorilere ve felsefi baglantilara acilir.

Theories of Truth -Gercegin Teorileri

Absolute Truth · Coherence · Consensus · Constructivist · Correspondence · Deflationary · Epistemic · Indefinability · Pragmatic · Redundancy · Semantic

Bu konuda evrensel-insan zihniyetini dile getiren bir birey olarak, dusuncem; yukarida koyulastirilmis olan, constructivist, yani yapisalci temeldedir.

Epistemological theories -Epistemolojik Teoriler

Coherentism · Constructivist epistemology · Contextualism · Determinism · Empiricism · Fallibilism · Foundationalism · Holism · Infinitism · Innatism · Internalism and externalism · Naïve realism · Naturalized epistemology · Objectivist epistemology · Phenomenalism · Positivism · Reductionism · Reliabilism · Representative realism · Rationalism · Skepticism · Theory of Forms · Transcendental idealism · Uniformitarianism

Bir birey olarak, benim dusuncem; epistemolojik teoriler arasinda, constructivist epistemology, yani; yapisalci epistemolojidir.

Yapisalci epistemoloji;

http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology

Yapisal epistemoloji, bilimsel bilginin tabiati hakkinda felsefedeki epistemolojik bakis acisidir.

Bilimsel bilginin, dunyada bulundugunu degil; bilim kisileri tarafindan yapisallastirildigini ortaya koyar.

Yapisalcilar, her turlu algi deneyimimizi ortaya koyabilmek icin, bilimin kavramlarinin zihinsel yapilandirma oldugunu one surerler.

Sosyal konularda ise, konuyu sosyolojik degil; psikolojik kavram olarak ele alirlar. Cunku bir bireyin, bilgiyi anlamlandirmasi, sosyal conteks bunyesindedir. bu temelde de constructionist, yani kurmacilardan farklilasirlar.

Yapisalci bilgi, genetik epistemolojinin bir koludur.

http://en.wikipedia.org/wiki/Genetic_epistemology

Bilmenin yapisalcilik teorisini ve genetik epistemolojiyi ortaya atan, Jean Piaget'tir.

http://en.wikipedia.org/wiki/Jean_Piaget

Hem episteolojiye, hem de psikolojiye yapisalciligi kazandiran bilim kisisidir. Kendisi ayni zamanda, notr algili ve disaridan bakis acili bir gozlemcidir ve teorisini cocuklari bilimsel gozlemleyerek ortaya koymustur. Piaget'e gore uc turlu bilgi vardir. Fiziksel, mantiksal/matematiksel ve sosyal.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
19-11-2010, 03:27
Saygideger arkadaslar;

Yukaridki bilim ve bilimsellikteki yapisaciliga karsilik; metafizigin, ontoloji ve teleoji ile etigin her turlu yaptirimsal ve yonlendirimli ogretileri ve de dil temelinde de deconstructivist, yani yapisökümcü , yorumsökümcü, kurma sökümcü zihniyete sahibim.

Kisaca evrensel ayniliktaki yapilanmis ve islerlige konmus, akilci, inancsal, dogrucu, ayrimci, egoist, guce, otoriteye tapan ve her turlu insandisi ve insanlikdisi dogal zihniyetin de, koksel ve temelleriyle birlikte yapilanmis yapisinin (x ve y) sökümünü, yapinin konu veya geneldeki sorunsal tum resmini vererek ortaya koyuyorum.

Bu konuda da, felsefe de onculuk yapan ve hem yazari, hem de tarihi olduren filozof; Jacques Derrida'dir.

http://en.wikipedia.org/wiki/Deconstructivism

http://en.wikipedia.org/wiki/Deconstruction

http://en.wikipedia.org/wiki/Jacques_Derrida

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
27-11-2010, 23:08
Saygideger arkadaslar;

Felsefenin ontolojik ideolojisi olan ve "gercek varlik" konusunda realizm adi altinda gorus belirten, fenomene KESINLIK, SABITLIK ve SAHIPLIK temelindeki diger ideolojilerle tartisan bakis acisi; temel olarak nesnelligi almakta ve sadece nesnel gercekligi one surmektedir. Bu temelde de oznel gercekik ve isimsel gerceklik ideolojileri ile tartismaktadir.

Realizmin, aslinda temeli ontolojik ideoloji olan ve "mustakil var olan varlik" konusunda fenomene KESINLIK, SABITLIK VE SAHIPLIK olarak bakan bakis acisi madde ve onun ideolojisi materyalizmdir.

Materyalizmin NESNELSELLIGI VE OBJEKTIFLIGI, objektivist, yani nesnelci epistemoloji olarak; epistemolojinin de bilim ve bilimsellik ile ilgili ideolojilerinden biridir.

Nesnelci bilgi; insanoglunun dissal, gorunussel bilginin bilinebilecegini ve sadece bu bilginin gecerliligini ve kesinligini savunur.

Halbuki, constructivist, yani yapisalci bilgi; bilinebilir gercekligin sadece insanoglunun soyutlama yoluyle ortaya koyumu olan bilgi oldugunu ve bu bilginin surekli suregelen surec icinde gozlemlenebilir, test edilebilir ve yanlislanabilir oldugunu soyler.

Gercekligin, insanoglu dusuncesinden bagimsiz oldugunu, fakat; anlam ve bilgisinin bir insanoglu yapisalligi oldugunu dile getirir. Bu yapisallikta, bilim kisilerinin soyutlamasinin teorisi, formulleri v.s.dir.

Constructivist, yani yapisalci bilgi; boylece hem oznelcilik, hem nesnelcilik hem de pozitivist bilgi den farklilasir.

Sonucta insanoglu kenisine duyu ve duyumsal olarak yansiyani var olarak algilayarak kavramlastirir. Yalniz bu varin, ontolojik olarak ne oldugunu KESINLIK ve SABITLIK ile ortaya koymak yerine; bu varlanan fenomeni, gozlemleyerek, teorisini test ederek ve gerektiginde de yanlislayarak, surekli suregelen surec icinde bildirir, belirtir ve bu bilgiyi de ogrenime sunar. ISTE BU BILGI TARTISMA GOTURMEYEN BILGIDIR. Yani, YAPISAL BILGIDIR.

Epistemolojik teorilerden biri olan yapisalci bilgi ile ilgili anlatim, asagidaki linkten saglanabilir.

http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology

Nesnellik, yaygın olarak her tür öznel etki ve öğelerden bağımsız olabilme durumunu ifade etmek icin kullanılan bir terimdir. Nesnel bilginin temellendirilmesinde ileri sürülen argümalar aynı şekilde burada da geçerlidir. Nesnellikten kastedilen, özneden kesin bir şekilde bağımsızlıktır, daha doğru bir değişle öznenin (tüm öznellilerinin ötesinde kalarak) birebir nesnenin kendisine uygunluğudur. bunun nasıl olabildiği, kuramsal düzlemde açık değildir; dolayısıyla da bu haliyle nesnellik bir varsayımdan ibarettir.-Alinti-

Yukaridaki alintinin, linki;

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nesnellik

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
05-12-2010, 22:11
Saygideger arkadaslar;

Epistemoloji, yani bilgi'nin felsefesi'nin; yapisal temelde uc cesit bilgi algisi vardir. Bunlar

Sosyal bilgi
Fiziksel bilgi
Mantiksal/matematiksel bilgi dir.

Bir kisi, dunyanin hangi cografyasinda ve hangi toplumunda dogarsa dogsun; kendisine yasam ve iliskilerinde, bulundugu cografya ve topluma paralel olarak sosyal bilgi (Etik icerikli, milli, dini, geleneksel, toresel, ahlaki, kulturel, siyasal v.s.) yonledirim ve yaptirimlinin "soyle yap/dusun, yapma/dusunme" temelli ogretileriyle beslenir.

Fiziksel bilgi ise, genelde okul, cevre, aile, medya v.s. den alinan ve icerik olarak; genelde tum dunya da ortak olan bir bilgidir. Yalniz burada, fiziksel bilginin; etik yonlendirim ve yaptirimlarinin dogrulariyla, "carptirildigini" da unutmamak gerekir.

Dunyanin neresinde dogar ve yasarsa yasasin, bir kisinin sosyal ve fiziksel bilgi disinda alabilecegi tek bilgi olan mantiksal/matematiksel bilgi ise, kisinin kendisini ne kadar birey bilincine tasidigina, kendi ve turunun varliginin bilincine ve farkina varmasina ve bir kimlik ve kisiligini, bulundugu toplumdan farklilasarak ortaya koymasina baglidir.

Bu ucuncu bilgi cesidi, birey bilinci almaya baslamis kisinin, kendisine verilen ve kendisinden dusunce ve davranis olarak uygulanmasi istenen, sosyal bilginin tabularindan, veri ve degerlerinden kendisini ne kadar soyutlarsa, o kadar mumkundur.

Cunku bu bilgi cesidi, sosyal bilgiyi, birey bilinci ile sorgulayabilen, degistirebilen, yenileyebilen v.s. temelli; sadece bireyin kendi kisiligine uyarladigi bilgidir.

Bu bilgi bireyin, kendisine verilen her turlu, sabit, sahipli, alisilagelmis, otomatiklesmis v.s. anlam ve icerikleri; kendi algisi ile anlamlandirdigi ve icerik verdigi bilgidir.

Bir birey, boyle bir bilgiyi neyin ne oldugunu ve kendisine nasil verildigini algiladikca, bilincine ve farkina cikardikca kisaca yaptirim ve yonlendirim yerine "serbestlige" eristikce, gelistirecegi ve kullanip, paylasacagi bilgidir.

Bu bilginin, dogal zihniyet ve dogal ego bunyesindeki yansisi; genelde, sosyal yetistirim olarak, bencil, ya da bananeci, bireyci ya da toplumcu basi ceken, ya da bir gorusu takip eden iceriktedir.

Buradaki en buyuk tehlike, yine nihilizmdir. Cunku bu bilgi, nihilizmin getirdigi yukumsuzlukleri, bencillige ve "benim icin hersey mubah" anlayisli akilciliga yonlendirir. Bu da bireyin "canavarlasmasi" demektir. Ya da birey, bir kenara cekilir ve "beni ilgilendirmez" diyerek, bananeci olabilir.

Halbuki, arzu edilen; bu bilginin, bireyin birey bilincini, insansal zihniyet ve tursel self ile bilinclendirmesi ve kendi birini, turu ile butunlemesidir. Bunu da saglayacak olan, bireyin bireysel bilincini, gunumuz bilim, bilimsellik algisi ve bilimsel metodun, notr algili ve disaridan bakisli gozlem, teori, teori test ve yeni gozlem ile yanlislanabilmesi, algi ve zihniyetiyle gelistirmesidir.

Aksi, bu bilginin; dogal zihniyet bunyesinde, teslim olan/alan temelli bir yansisi olacagidir. Ustelik, her teslimiyet, kendi bunyesinde; akilci, inancsal, dogrucu, tartismasal, ayrimci, bencil v.s. bir NOKTALAMA OLACAKTIR.

Iste bir bireyin, zihin ufkunu noktaladigi yerde; kendisi acisindan, teslim oldugu yerdir. Yani kendi algisinca, sorunun olmadigi, mutlulugun bulundugu, tatmin olundugu v.s. yerdir. Bu da gunumuz algisindaki, bilim, bilimsellik ve bilimsel methodun uygulanabilen zihniyet ve dusunce/davranisina terstir.

Iste bu ucuncu bilgi, bilim, bilimsellik ve bilimsel metod olarak her turlu yapisalligi ortaya surekli suregelen surec olarak sunarken; ayni zamanda sosyal ve ontolojik temeldeki fiziksel bilginin de yapisalliginin hem her yonuyle ortaya konumu, hem de bu yapinin insansal zihniyete gore, yapilanisinin nasil bir sorun icerdigini ve bu yapinin ne oldugunu, nasil algilanip, analiz ve kritize edilebilecegini ve curutulerek, nasil insan ve insanlik adina zihniyet ve dusunceleri olarak kok ve temellerinden yenilenecegini de veren bilgidir.

Acaba ulkemizde, kimler ve nasil bu bireye ozgu mantiksal/matematiksel bilgi uretiminin bilincine sahiptir, farkindadir ve de dusunce ve davranista uygulamaktadir?

Sonucta insanoglu turunun her konudaki, her turlu bilgi yenileyisi; bu ucuncu dusunceden cikar. Tarih, her konuda ve her alanda bu ucuncu bilginin yaraticilari ve onculeri ile doludur. Insani, onun insanligini, bilimi, teknigi v.s. ilerleten bilgi de bu bilgidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
05-12-2010, 22:59
Saygideger arkadaslar;

Tarihin ve kulturun bir insanoglu yapimi oldugu algilandiktan sonra; ilk ortaya cikan mantiksal/matematiksel bilgi cesidi, toplumlari ve her turlu toplumsal yaptirim ve yonlendirimleri; IDEOLOJIK, AKILCI ve DOGRUCU temelde "degistiren/degistirmeye yonelen" bilgi olmustur. Genelde, etigin tum izmleri bu iceriktedir.

Mesela, marxizim; mantiksal/matematiksel bilginin, bir urunu olan bu AKILCI IDEOLOJI, olan yapinin, yeni bir yapiciligina ( social constructionism) tasimak icin ideolojisini ortaya atmistir.

Yapici bilginin, ortaya cikisi ve uygulanisi TOPLUMSALdir. Yani, bireye ve birey bilincine yer yoktur. O yuzden de oncu ve liderler eliyle, bulunan duzeni yikmaya ve kendi akilci dogrusuna paralel olarak, degistirmeye yoneliktir (proletarta diktatorlugu)

Bir cesit, toplum oncu ve ust yapi eliyle, bireysel bilinc almadan, onculerin mucadelesiyle degistirilmek istenmektedir.

Aslinda bakildiginda, bu tip akilci ideolojik dogrular, somutun degil; soyutun yani aklin bir urunudur ve bu akil ile toplumlarin tarihini degerlendirmekte ve tarihi degistirmeye yonelmektedir. SOYUT OLDUGU ICIN DE INANCSALDIR.

Kisaca, yapici bilgi; kendi akilciliginin inandigi dogrusunun yarattigi ideoloji ile toplumlari (onlarin bilinc ve farkindalik duzeylerini gale almadan ve birey bilincinin farkinda olmadan) onculeri eliyle ve icinde bulundugu toplumsal duzeyi devrim ile degistirerek, kendi akilciliginin inandigi dogrusunun ideolojik duzenini getirme cabasidir.

Zaten tarihe bakarsak, bu yapisal gelisim; tum tarih boyu tekerrur etmis ve yeni toplumlar, yeni etik yonlendirim ve yaptirimlar dogmustur. Bu, bugunde devam eden bir durumdur ve her birbirinden farkli akilci inancin dogruladigi ideolojiler (izmler), bu savasi vermektedir.

Halbuki yapisal bilgi, hem yukarida aciklanan yapici bilgiyi hic bir yapici bilginin icinde yer almadan ve notr algi ile gozlemler ve gozleminin insan ve insanlik adina sorunlarini ortaya koyar. Iste bu temelde, yapisal bilgi; yapici bilgi zihniyetine karsidir ve onun yanlisligini gozlemi ile dile getirir.

Yapici bir yerde, bireysel ve tasarimci akilciligin temelidir. Yani akilciligin dogruluguna inandigi bir ideolojinin pesinden gider ve onun icin mucadele eder.

Bu temelde, tum etik yonlendirim ve yaptirimlar, yapici akilciligin bir urunudur. Bu akilciligin once akilda, sonra da duzende sistemlestirdigi etik (milli, dini, toresel, mistik, efsanevi, kulturel, geleneksel v.s.) tabular, veriler ve degerlerdir. Buna metafizigin, ontolojik ve teolojik ideolojileri de dahildir.

Yapisallik ise, her turlu yapici bilgiyi disaridan ve notr gozlemler ve sorunlarini dile getirir. Ayrica, bilim bilimsellik ve bilimsel metodun yapisalliginin zihniyetini uygular.

Sosyal yapisallik ( social constructivism) ile sosyal yapicilik (social constructionism) zihniyet farki da burada yatar. Cunku yapisallik, bilimsel olmayan yapiciligin bozucusu, curutucusu ve tum resminin sorunsal ortaya koyucusudur. Bu farkta, dogal zihniyet ile; insansal zihniyet farkidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
14-12-2010, 22:39
Saygideger arkadaslar;

Nesnel ve objektif bilginin, insanoglu oznesinden bagimsiz olamayacagini da, yapici bilgi adina eklemek istiyorum.

Sonucta her turlu bilgi algisi, insanoglu turune aittir ve insanoglu turunun soyutlamasi ile bu bilgi ortaya konur.

Burada bilimsellik farki ile inancsallik farki; soyutlamanin nerden basladigina baglidir.

Eger bilgi, Akil soyutuyla baslar (metafizik, ontolojik, teolojik ve etik), Aklin dogrusuna inandigi bu soyut bilgi, somutlasirsa, yani sistemlesir, urumlasir, kanunlasir ve duzen haline gelirse; bu bilgi, inancsal, ideolojik ve dogrucu bilgidir. Burada bilginin, temelinin ontolojinin, maddesi, dusuncesi, pozitifi, nesnesi, oznesi veya kavrami olmasi, onun soyutlamasinin, aklin soyutu ile somutlastigi gercegini degistirmez.

Eger bilgi, gozlem somutu ile baslar (burada gozlemlenenin ne oldugunun kesinliginden ziyade, fenomen kavrami kullanilir) ve gozlemin soyutu olan, teori, formul, tez, anti tez v.s. ile soyutlanirsa, bu bilginin bilimsel ve epistemolojik olabilmesi icin de, gozlemin ortaya koydugu soyut, teorinin v.s. test edilebilmesi ve yeni bir gozlem ile yanlislanabilmesi gerekir.

Iste buradaki en onemli fark ve bu farkin getirdigi olgu, herkesi baglayan ve tartismaya acik olmayan ve de evrensel onayi olan bilgi, yani EPISTEMOLOJIK TEMELLI BILIMSEL BILGIDIR.

Nesnel bilginin ontolojik degil de, epistemolojik sorununu ve insanoglu oznesinden bagimsiz olamayacagini, daha detayli algilamak icin;

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nesnel_bilgi

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
25-12-2010, 12:21
Saygideger arkadaslar;

Insanoglu kendi yasam ve iliski tarihinden beri, insanlasamamada oto control bilincsizligi ve farkindasizligi yasamaktadir.

Oto kontrolun iki yonu vardir. Birincisi mustakil var olarak olan varlik, insanoglu turu biri.

Digeri bu varligin turu icindeki yasam ve iliskileridir.

Tarih incelendiginde; oto control genelde, toplum icinde belirli bir konuda one cikanin, icinde bulundugu toplumu control altina almasiyla baslar.

Burada bireysel bir control yoktur, aksine o bireyin gucunun,bilgisinin, otoritesinin v.s. kisaca bir cesit ustunlugunun kontrolu vardir.

Bu control, hayvanlar aleminde de yasanir ve controlu ele almak icin, savaslar, mucadeleler olur. Toplumlarin gelismesiyle bu oto control, hiyerarsik bir dagilimla sahiplenilir ve kurallar, yasalar ve kurum, kuruluslarla sistemlesir ve duzen haline gelir.

Ondan sonrada, toplum kendi oto controlunu kendi bunyesinde saglayinca da tikir tikir isler.

En kucuk oto control birimi, ailedir. Sonra,akraba, sulale, cevre, toplum, millet olarak genisler.

Otocontrolun en onemli ozelligi erkeksel ve hiyerarsik olmasidir. Erkekler arasinda, babadan ogula v.s. aktarilir.

Toplum bu oto controlu kaybettigi zaman, ya da baska bir guc otorite bu oto controlu eline almak istedigi zaman; toplumsal bir kaos, karmasa, devrim, karsi devrim v.s. yasanir. Bu savaslarin sebebi, oto controla isyandan ziyade, isyan edenin kendsi aklinin inandigi dogrusunun oto controlu ele gecirme ve yonlendirme, yonetme cabasidir.

Oto control da, ben, bencillik, bireycilik v.s. yoktur. Sadece baskasinin controlunu ele gecirmek ve kendi controlunu baskasina vermek; ya da baskasinin controlu altinda, baskalarinin controlunu elinde tutmak vardir. Iste hiyerarsi de budur.

Nihilizm ile, dunya insanoglu tarihi yeni bir evreye girer. Bu da OTO CONTROL ISYANIDIR. Ama; burada ilginc olan bu kontrolsuz yukumsuzlugun, aslinda kontrolu guce, otoriteye vermesidir. Sosyal Darwinizm de de bu gorulur.

Buradaki oto control farki, eskiye nazaran; oto controlu eline alanin BUNU BASKASI ADINA DEGIL; KENDI ADINA YAPTIGININ BILINCI VE FARKINDALIGIDIR.

Iste bu kendinden yonlendirimli oto control, tarihte bireyci akilciligin baslangicidir. Buradaki bananecilik ise, baskasinin oto controlunu almamak olarak yansir. Yalniz baskasinin oto controlunu almayan, kendi oto controlunu baskasina verdiginin bilinc ve farkinda degildir.

Bireyci akilciligin, canavarligi ise; kendi controlunu bilerek ve farkinda olarak baskalarinin harcanmasina ve kullanilmasina kullanmak anlamindadir.

Iste bu yukumsuz oto control, hem dunyayi, hem de insanligi 19. ve 20. yuzyilda kana boyamistir ve hala da boyamaktadir.

Burada onemli olan ise, birey bilinci ve onun tursel self bilincidir. Yani, oto controlun, ne baskasina verilmesi, devredilmesi; ne de baskasinin oto controlunu devralma ve kendi ustune alma.

Iste bu hak ve ozgurluk anlayisi, bireyin hem kendi oto controlunu, hem de baskalarinin kendi oto controlunu saglar ve oto control bilinc ve farkindaligini almis bireyler de, birbirlerinin oto controllarina mudahele etmeden beraberce yasarlar.

Gunumuzun sorunu, bu bilinci almis bir bireyin evrensel-insan zihniyeti saygi ve vicdan algisidir.

Yani en buyuk tehlike, OTO CONTROLU BASKASINA VERME TEHLIKESI ve en kolay HATA DA BASKASININ OTO CONTROLUNU ELINDEN ALMA hatasidir.

Cunku, eger bir birey, bireysel bilincini, tursel selfi ile birlestirmis se; self degerleri cok yuksektir ve kolayy hata da bu yuksek self degerlere, baskalarinin kolayca oto control teslimidir.

Sonucta, self degerleri yuksek birey; eger oto controlunu baskasina veriyor ve bunun da bilincli rahatsizligini yasiyorsa, ortada sorun var demektir.

Burada kendine olan, saygisi, guveni, azmi, kararligi v.s. sinde bir sorun var demektir.

Bakasinin oto controlunu aldigi zamanda, bunun farkina vardigi an, ya da oto controlunu veren, bunu ona hissettirdigi an; bu oto controlu birakmasi ve kisinin almasini saglayabilmesidir.

Iste nihilizmin bireyci akilciliginin yukumsuz oto controlu ve toplumsal kisiliginin kendiliginden yoksun ve sadece baskalarina yonelik oto controlu; ancak birey bilinci ve farkindaliginin tursel bilinc ve farkindaliga tasinmasi ile onlenir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
25-12-2010, 12:59
Saygideger arkadaslar;

Peki, oto control gerekli midir ve neden gereklidir?

Bunun da iki cesit cevabi vardir.

Birincisi; dogal zihniyet ve onun egosunun yapilanis, sekillenis ve isleyis mekanizmasinin temelini olusturur.

Sonucta insandisi ve insanlikdisi temelli zihniyet; oto controlu, onceleri turun controlu temelinde, daha sonra da turun kendi kendini controlu temelinde ve en sonuncusu turun bireyci akil ile bilincli ve farkindalikli controlu temelinde gelismistir.

Oto control; dunyanin hangi cografyasinda ve toplumunda dogarsda dogsun bir bebegin, yasam ve iliskilerini geldigi dunya ve bu dunyaya insanoglunun verdigi her turlu deger, tabu ve veriye kendini ve canini adamasi ve teslim etmesidir.

Toplumsal ve bireysel olarak ta, bu kendini teslim ettigi deger, tabu ve verilere de baskasini teslim almasidir.

Insanoglu turu ve biri, yeryuzune geldiginden beri oto controlsuz yasamamistir ve yasayamaz.

Ama; insanoglu turu ve birini insansal zihniyete tasiyacak oto control ise, tamamen bilincli ve farkindalikli bir oto control olacaktir.

Sonucta insan olmak ve insanlik sunmak; BIREYSEL MUMKUN DEGIULDIR. Insan olmanin ve insanlik sunmanin anlami birarada yasam ve iliski surmek durumunda olan bireylerin birbirleriyle beraber, birarada ve bir butunluk ve birlik icinde yasam ve iliskilerini getirir.

Bu da birey bilincli oto controlu gerekli kilar. Cunku bir birey kendi varliginin bilinc ve farkinda oldugu surece, kendi turunun ve kendi disinda kalan ve algiladigi herseyin yasam degerini algilar. Bu da KENDISININ YASAM VE ILISKISI BASKALARININ YASAM VE ILISKISI DEMEKTIR.

Yani, yasamak ve yasatmak birey bilinci almis bir kisinin siaridir.

Ileride oyle bir dunya duzeni kurulur ve birey kendisini turune her turlu teslim edecek ve ona guvenecek bir duzeye gelir ve turu bir butun olarak her bir bireyini kucaklarsa, belki o zaman da oto controle gerek kalmaz.

Cunku OTO CONTROLUN BIREY BILINCLI TEMELI YASAM KORKUSUDUR.

Birey bu korkuyu atlatir ve yasamini turune teslim edebilecek bir dunyada yasarsa, bu korkuda kalkar.

Ama gunumuzde OTO CONTROL, KISILERIN YASAMLARINI DEGERLERE ve KENDI DISINDAKI SISTEME, BASKASINA TESLIM ETME/ALMA CONTROLUDUR. Buna olum ve sonrasi da dahildir.

Bireyler, turleri icinde yasamlarini birbirlerine mudahele etmeden ve kendi oto controlleriyle yasayacak duzen ve duzeye geldigi zaman ne yasam korkusu, ne de oto control gerekliligi kalmayacaktir.

Cunku boyle bir duzey ve duzen; bireyin turu ile butunlestigi duzey ve duzendir.

Oyuzden oto controlu, hem yasamak hem de yasatmak hem korumak/kollamak hem de baskalarinkine mudahele etmemek icin kullanalim.

Ne controlumuzu baskasina/baskaseye v.s. verelim, ne de baskasininkini kendi kontrolumuze alalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
26-12-2010, 10:20
Saygideger arkadaslar;

Aklin kendini ya dogumdan aldigi, ya da kendi kabullendigi; inancsal, ya da ideolojik dogrusunun verdigi iki tana savasimi vardir.

Ic savasim; Bu savasim, aklin kendi bunyesindeki savasimdir. Bu savasimin harcadigi kinetik enerjinin, karsitli verdigi savas; hem inanilan dogrunun karsi tarafa kabul ettirme temelli, "galibiyet, sahiplik, sabitlik" savasi; hem de kendi "galibiyet, sahiplik, sabitligini, karsi tarafla "savasirken" " "kaybetmeme, yitirmeme, supheye dusmeme", yani, "maglup olmama savasi"

Dis savasim ; Bu savasim POZITIFLERIN savasidir.

Mesela bir inanirin, inancini kabul ettirme/ kaybetmeme;
Ya da bir inancsizin, inancsizligini kabul ettirme/kaybetmeme savasidir.

Goruldugu gibi, inanan ve inancsizin biribirine olan zitliklari, kendi acilarindan kendilerinin dogrulari ve pozitifleri; biribirleri acisindan da, karsisindakinin negatifleridir.

Yani inanirin pozitifi inanclilik olurken, negatifi inancsizlik (ic savas)
Inancsizin pozitifi inancsizlik olurken, negatifi inanclilik (ic savas)

Iste bu iki ic savasin, birbiri ile olan savasimi da dis savasimdir.

Dis savasimda da ayni kinetik enerji karsitligi mevcuttur ve kisaca her iki dogrunun inanci acisindan kabul ettirme/galibiyet ve karsi tarafi da kabul etmeme/maglubiyet savasidir.

Iste herhangibir aklin inandigi dogrusu ugruna verdigi bu ic ve dis savasim; potansiyel enerjisini kullanima acmaz.

Potansiyel enerjinin kullanima acilmasi demek; aklin bu ic ve dis savasimi kendi bunyesinde notrlemesi, yani aklin dogrusuna inandigi o konudaki inancsal dan hem pozitif, hem negatif olarak kurtulmasi ve arinmasi, yani aklin inandigi o dogrunun her iki kinetik savasim ucunu birbiri ile NOTRLEMESI ve boylece o konuda, kendini gozleme ve potansiyel enerjinin acikligina ve ozgurlugune, birakarak BILINCI VE FARKINDALIGI ACIGA CIKARMASI VE ALIMINI SAGLAMASI.

Iste bilincin ve farkindaligin acikligi ve ozgurlugu, dusuncenin bilinclenmesinin ve farkina varmasinin onunun acilmasi; gozlemin potansiyel enerjisinin acikligi ve algiliyabilirligidir. Notrluk ve disaridan bakis acisi da buradadir.

Cunku, akil hem kendi icinde bir ic savasim, hem de disariya karsi bir dis savasim verirken; gozlem, potansiyel enerji, notrluk ve disaridan bakis acisi ve dolayisi ile bilinc ve farkindalik kapalidir.

Aklin boyle bir ic ve dis savas verdigi surece de bilinclenmesi ve farkindalik kazanmasi, verdigi ic ve dis savasi ilgilendiren tabu, deger, veri, ideoloji v.s. temelinde mumkun degildir.

Aklin kendini inandirdigi ve dogruluk adina verdigi bu ic ve dis savas; dogal zihniyetin her konusundaki ayrimci v.s. deger, veri ve tabu icin gecerlidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
07-01-2011, 22:30
Saygideger arkadaslar;

E. Kant'tan sonra felsefe hem bilimsel, hem inancsal; hem gozlem, hem akilcilik temelinde bir zihinsel devrim yasamistir.

E.Kant'in dusuncesinin farklilastigi ana nokta;

Ya, sunum objeyi mumkun kilar;

Ya da obje sunumu mumkun kilar.

Farklilasmasiydi.

Burada hem idealist, hem de materyalist bir fark vardi. Yalniz, bu fark disindaki baska bir fark, gozlem veya akil farkiydi.

Once akil farkina bakalim;

Eger obje sunumu mumkun kilarsa (materyalizm), burada objeye bir akil yuklenmis olur.

Eger sunum objeyi mumkun kilarsa, burada da sunuma bir akil yuklenmis olur.

Demekki, yukarda fark gibi gorunen, materyalizm ve idealizm AKILCILIKTA BIRLESMEKTEDIR.

Iste bu birliktelik, yuzyillardir, suregelen madde/dusunce tartismasini akilcilik temelinde sona erdirmistir.

Ozaman geriye, dusuncenin; bilimsel mi, inancsal mi farkini ortaya konmasi kalir.

Bu temelde de Kant, bir cesit ontolojik tabani GOZLEM TEMELINE INDIRGEYEREK, BILIMIN VE BILIMSELLGIN ALANINI FARKLI KILMISTIR.

Iste bundan sonra, bilimin alani gozlem olarak saptanmistir. Yani gozlemlenenin ne oldugu konusu, bilim ve bilimsellik adina onemi yitirmis, bilim, bilimsellikte yeni bir cag acilmistir.

Gerci, fenomenin ne oldugunu kesin olarak ortaya koyma tartismasi, felsefenin metafiziginin ontolojisinde devam edegelmistir.

Iste epistemoloji de, ontolojiden tam burda farklilasir ve felsefe BILIMSEL ve INANCSAL olarak iki farkli dala ayrilir.

Ontolojik tabanda, obje ve sunum bir cesit, diyalektik materyalizm ile birlestirilmis; sunum ise idealizme kalmistir ve bilindigi gibi idealizme gore objeyi sunan tanridir, yaraticidir.

Iste Kant, bu temelde numeni gelistirememis ve numeni yaraticiya bahsetmistir.

Halbuki daha sonra bilhassa bilimin gozlem gelismesi ve konusu, numeni ZIHIN FELSEFESI'ne tasimis ve dusunce ve kavram zihin felsefesinin urunu halini almistir.

Peki, bu temelde bilime verilen fenomen tabani ile, yaraticiya verilen numen tabani nasil bir iliski icinde degerlendirilecektir.

Metafizigin, ontolojisini ve teolojisini bir tarafa birakip, sorumuza epistemolojik bir cevap ararsak; fenomen numen bagini da cok acik olarak algilamis oluruz.

Gozlem bilimin temelidir ve gozlemlenen fenomendir, peki bu gozlemin ortaya cikardigi, soyutlama, yani teori, tez v.s. nedir?

Iste burada numen devreye girer. Yani bilimin soyutu. Burada da bilindigi gibi en son bilimin soyutu olan yasalari, kanunlari Hawking, Tanriya baglamistir. Yani Kant'in obje sunumunun yaraticisini bulmustur.

Halbuki taban ister ontolojik, ister teolojik, ister epistemolojik alinsin; eger insanoglu olarak alinirsa, hem yaratici varligini kaybeder, hem fenomen gozlemleyen ve gozlemlenen olarak farklilasir, hem de numenin bir insanoglu zihin urunu oldugu ortaya cikar.

Yani fenomen gozlem verendir ve neomen gozlemi olmayandir, yani tum zihin felsefesinin kapsamina giren ogelerdir. Bunlarin basinda, dusunce, algi, bilinc, farkindalik ve buna paralel olarak kavramsal ogeler (dil, felsefe, bilimin tum soyutlari, etik kurgular, inanclar, hayal gucu, idealler v.s.) ortaya cikar.

Iste eger her turlu taban insanoglu olarak algilanirsa, hem fenomen (insanin kendisi ve algiladigi hersey), hem gozlem, hem de numen temelli bilimin her turlu soyutu (teori v.s.) ortaya cikar.

Zaten sonucta, felsefeyi de, metafizigi de, onun dallari ontoloji, teolojiyi de, etigi de, epistemolojiyi de, felsefenin diger dallarini da, bilimi ve dallarini da, inancsallari da, bilimselleri de, dili de ve akla gelen her seyi de ortaya koyan insanogludur. Insanoglu da, diger hersey gibi fenomen olarak gozlem verir. Buradaki fark; insanoglunun sadece gozlem veren fenomen degil; ayni zamanda soyutlamayi veren numen de olmasidir.

Iste o yuzden farklardan olusan insanoglu soyutlamasi(numen) ile hem kendini fenomen olarak gozleme tabi tutar,hem de algiladigi diger her turlu fenomeni.

Iste akilciligin birlestirdigi ontoloji, epistemolojinin gozleminde tam da insandisina cikar. Cunku akil, gozlemi dusunceye tasimak yerine, aklin inandigi dogrusunu dusunceye tasir ve bunu da sistem ve duzen haline getirmeye ve somutlamaya yonelir. Bu da hem metafizik, hem de etik olarak insanoglu turunun kendi bunyesindeki ayrismasi, tartismasi ve bir biriyle dogruluk mucadelesi demektir.

Iste bilimsellik, aklin bu ayrimciligini; gozlemi test edilebilir ve yine gozlem ile yanlislanabilirlige tasiyarak, hem aklin tartismasini onler, hem surekli suregelen gozlem sureci temelinde bilimselligin ufkunu ve onunu, aklin yaptigi gibi, kapatmaz, sabitlemez.

Iste bu temelde, fenomenin ne oldugunun da bir onemi kalmamaktadir. Onemli olan numenin, soyutlamanin bilimsel mi, inancsal mi; akilci mi, gozlemci mi oldugu farkidir.

Eger bu fark yeteri kadar algilanmazsa, epistemolojinin bilim ve bilimselligi inancla bezenmis olur.

Eger bilim, bilimsellik ve bilimsel metoddan yana isek; o zaman epistemolojik olarak neyin bilimsel, neyin inancsal oldugunu iyi algilamak ve bu konuda bilinclenmek ve farkina varmak gerekir.

Yoksa, epistemoloji de yuzyillardir metafizigin ve etigin inancsalligina mahkumiyeti gibi, bilimsellige degil de; inancsalliga mahkum olur. Cunku akil genelde bencildir ve her zaman merakli ve tatmin olmak pesindedir. Bu da ister istemez inancsalligin ve aklin bir dogruya kendini inandirmasinin bir kapisidir.

Oyuzden aklimizi, dusuncemizi, tum soyutlamamizi, numenal olarak insanlastirmak ve evrensellestirmek istiyorsak; bilim, bilimsellik ve bilimsel metodun disinda bir soyutlama yapmayalim. Yapilirsa bile, bunun askida olacagini ya gozlem ile olgulasacagini, ya da yanlislanabilecegini ve olgulasmadan da, bilimsel olamiyacagini bilincli olarak algilayalim. Yoksa inancsallik her an kapimizi calar.

Boyle bir inancsalligin tuzagina dussek bile, bunu bir an evvel bilimin gozlemine tasiyalim ve dogruluguna inandigimiz hipotezin, teori olarak test edimini gerceklestirelim. Yine bilelim ki bu teori yanlislanabilir. Aksi, BILIMIN SABITLENMESIDIR VE INANCA MAHKUMIYETIDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
09-01-2011, 04:05
Saygideger arkadaslar;

Mesaj, 948/49/50 de gecen "yapisal" ifadesini, constructive ve yapisal bilgi ifadesini, constructivist epistemoloji, Turkce'ye "olusturmacilik" olarak cevirmislerdir.

"Türkçe kaynaklara baktığımızda constructivism kavramıyla ilgili bir uzlaşmanın henüz gerçekleşmemiş olduğunu görmekteyiz. Kimi araştırmacılar constructivism kavramına karşılık oluşturmacılık (Kara ve Özgün-Koca, 2004; Baki ve Bell, 1997; Gürol ve Tezci, 2001; Asan ve Güneş, 2000; Kılıç, 2001; Yıldırım ve Akar, 2004; Kabapınar, 2004; Gürol ve Atıcı, 2001; Semerci, 2003; Yanpar-Şahin, 2003) terimini kullanırken kimileri de yapılandırmacılık (Köseoğlu, Budak ve Kavak, 2002; Yurdakul ve Demirel, 2004; Şaşan, 2002) ve hatta yapısalcılık (Aşkar Aktamış,Ergin ve Akpınar, 2003), yapıcılık (Alkan ve a., 1995; Deryakulu, 2001), inşacılık (Muğaloğlu-Aktürk, 2001), kurgulamacılık (çevrimiçi http://www.elma.net.tr) ve hatta birden fazla terimi bir arada yapısalcı(oluşturmacılık) (Koçoğlu ve Köymen, 2002; Turan, 2001) önermektedir.-Alinti-

http://tr.wikipedia.org/wiki/Konstr%C3%BCktivizm_(%C3%B6%C4%9Frenme_teorisi)

Bu nedenden dolayi, yukaridaki numarasi verilen mesajlarin ve "yapisal" in "olusturmacilik-constructivism" olarak alinmasini oneriyorum.

Cunku bu konuda yapilacak her hangi bir Turkce kaynak basvurusunda, yapisal yerine olusturmacilik netice verecektir. Ayrica "yapilandirmacilik olarak ta henuz Turkce'de gecerli olmaktadir.konstrüktivizm'de kullanilmaktadir.

Yalniz, constructivism, constructionism, yani kurmacilik ile karistirilmamalidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
10-01-2011, 00:06
Saygideger arkadaslar;

Yukarida konu ile ilgili verilen linkler, bazan cikmiyor. Oyuzden konunun cagdaslik, guncellik acisindan onemini goze alirsak, Turkiye'de konu ile ilgili yapilmis aciklamalarin linkini veriyorum.

Bilhassa, kavram-anlam kargasasi acisindan konu onemlidir.

http://www.ingilish.com/olusturmacilik.htm

http://www.ingilish.com/olustumacilik-kurami.htm

http://www.ingilish.com/olusturmacilik-modeli.htm

http://www.ingilish.com/olusturmacilik-referans.htm

http://tr.wikipedia.org/wiki/Yap%C4%B1land%C4%B1rmac%C4%B1l%C4%B1k

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
17-01-2011, 10:38
Saygideger arkadaslar;

Yukaridaki konu, bilginin ve bilgilenebilmenin, cagdasligi, birey bilinci saglamasi, insanoglu neslinin gelecegi ve onemi v.s. acisindan insan ve insanligi adina zihniyet gelisiminde bir cigir actigindan, buraya bulabildigim bazi linkleri alintiliyorum.

http://www2.aku.edu.tr/~gocak/program%20gelpdf/YAPILANDIRMACILIK.pdf

http://www.antrenmandunyasi.com/kullanici_dosyalari/File/sporpsikolojisi/YAPILANDIRMACILIK.htm

http://myapici.blogspot.com/2007/04/yaplandrmaclk-ve-snf.html

http://www.egitisim.gen.tr/site/arsiv/57-23/83-egitimde-yeniden-yapilanma-ve-yapilandirmacilik.html

http://egitimbilimleri.net/blog/ogretim-yontemleri/yapilandirmacilik-kuraminin-ayrintili-incelemesi/8-egitimbilimleri.html

http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/hasan_aydin_egitim_yapilandirmacilik.pdf

http://tebesirtozu.blogcu.com/egitimde-yeniden-yapilanma-ve-yapilandirmacilik/7808102

http://www.tekniksozlukler.com/EgitimTerimleri/yapilandirmacilik.aspx

Yukaridaki linklerin, en azindan konu ile ilgili herkese belirli bir acilim ve algilama sagliyacagini dusunuyorum.

Bilhassa yeni neslin bu sekilde bir egitim ve ogrenimden gecebilmesi, gelecek dunya ve insanliginin daha bir insansal ve evrensel yasam ve iliski surmesini saglayacaktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
17-01-2011, 21:45
Saygideger arkadaslar;

Daha once bu baslikta aciklamaya calistigim, constructive epistemoloji, yani yapilandirmaci epistemoloji ile ilgili, internetten buldugum bir link, ana hatlari ile konu ile ilgili tarihi ve kavramsal bilgi iceriyor.

Buradan bir pasaj alintilayacagim. Eger konu ilginizi ceker ise, ve konunun daha bir netlige kavusmasi istenirse, o zaman gelen sorulara gore, yanitlar verebilirim.

Yapılandırmacılık (constructivism), Bruner (1990), Kelly (1950), Piaget
(1969), Von Glassersfeld (1993) ve Vygotsky (1978) gibi arastırmacılar tarafından etraflıca ele alınan (aktaran Young ve Collin, 2004), anlama ve bilgi konularına odaklanan epistemolojik (bilgi kuramsal) bir yaklasımdır (Savery ve Duffy, 1995).

Bilgi felsefesi olarak da adlandırılan epistemoloji, bilginin olanaklı olmasına,
dogruluguna, geçerligine, kaynagına, dogasına iliskin arastırmayı kendisine konu
edinen bir felsefe disiplinidir (Çüçen, 2001). Dolayısıyla yapılandırmacılık, tek bir
gerçeklik oldugunu ve bu gerçeklige ulasılabilecegini savunan indirgemeci
(reductionist) ve belirlenimci (deterministic) nesnelci (objectivist) paradigmadan farklı bir biçimde (Stead, 2004), mutlak gerçekligin, varsa bile, bilgisine ulasılamayacagını ve her bireyin yasantısal dünyasını bilissel süreçleri aracılıgıyla olusturdugunu öne süren bir epistemoloji olarak tanımlanabilir (Young ve Collin, 2004).

Yapılandırmacı görüsün ilk temellerinin, Socrates öncesi (Pre-Socratic)
filozofların “bilginin bilen tarafından olusturuldugu” fikriyle ve Socrates’in “Bilgi
Algılamadır” ifadesiyle, Demokritos, Anaksimenes, Anaksimandros ve Thales gibi
erken dönem Yunan filozoflarından dıs dünyanın bilgisinin mutlak oldugu,devinimle açıklanabilecegi (Thomson, 1997) ve bu bilgiye ancak deney yoluyla ulasılabilecegini savunan maddeci görüslerden belirgin biçimde ayrılmasıyla atıldıgı söylenebilir.

Bununla birlikte, bir bilgi felsefesi olarak yapılandırmacılık 18. yüzyılda yasamıs olan Napoliten felsefeci Giambattista Vico (1688-1744)’nun çalısmalarında belirginlesmektedir. Vico, Eski Italyan Bilgeligi (De Antiquissima
Italorum Sapienta, 1710, aktaran Copleston, 1996:162) baslıklı çalısmasında,
Descartes’in felsefesini elestirerek, “gerçekligin kuralı ve ölçütü onu yapmıs
olmaktır” ifadesine yer vermis ve bilmeyle yapmayı özdeslestirerek bilginin
dogasındaki öznellige isaret etmistir.

Diger taraftan, söz konusu temel önermeler, literatürde sosyal (social constructivism), bireysel (individual constructivism) ve radikal (radical constructivism) yapılandırmacılık gibi farklı bakıs açılarıyla ele alınan yaklasımların da temelinde yer alan önermelerdir (Brooks ve Brooks, 1999; Yurdakul, 2005).

Esasen, bu bakıs açıları yapılandırmacılık ekseninde yer almakla birlikte, farklı noktalara vurgu yapmaktadırlar. Örnegin, Piaget (1999)’nin ismiyle özdeslesen bilissel yapılandırmacılıkta (cognitive constructivism) bireylerin bilgiyi, deneyimlerini, bir bilissel analiz ve açıklama isleminden geçirdikten sonra yapılandırdıgı vurgulanarak, bilissel süreçler ön plana alınırken, Vygotsky’nin görüsleri etrafında biçimlenen sosyal yapılandırmacılıkta (social constructivism) bilginin sosyal uygulamaların ya da sosyal gruplar arasındaki etkilesimlerin bir ürünü oldugunu kabul edilmektedir.(Young ve Collin, 2004).

Ancak ne bireysel yapılandırmacılık ne de sosyal yapılandırmacılık birbirlerini dıslamamakta, aksine tamamlamaktadırlar (Nuthall, 1999; Kitchener, 2004). Nitekim ne Vygotsky bilginin yapılandırılması sürecinde bilissel süreçlerin önemini yadsımıstır (Nuthall, 1999); ne de Piaget bilginin yapılandırılmasında sosyal etkilesimi dısarıda tutmustur (Kitchener, 2004).-Alinti-

http://buje.boun.edu.tr/upload/revizeedilmis/4cfc95e359e46f18B3BDE2DBd01.pdf

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-01-2011, 07:29
Saygideger arkadaslar;

Felsefenin, yapisal ve post yapisalligini, en acik ve net aciklayan cumle, epistemolojisinin cumlesidir. Bu cumle ayni zamanda epistemoloji ile felsefenin var ve ol temelli metafiziginin (ontolojik-teolojik-etik), bil ve bilgi temelli epistemoloji farkinida ortaya koyar. Bu cumle bana aittir ve matematiksel/mantiksal bir algi, bilgi, birikim, gozlem ve bilincin urunudur.

"structure is constructed" yani, yapi yapilandirilmistir (olusturulmustur)

Bu su demektir hersey bir yapidir ve yapisal olarak ancak algilanabilir.

Bu yapiyi yapilandiran ise, kendi yapisi da dahil; insanogludur. Onemli olan da yapilandirilmisligin ne oldugu degil; NASIL YAPILANDIRILDIGINI (OLUSTURULDUGUNU) ortaya koymaktir.

Iste constructionism ile constructivism de burada farklilasir.

Constructionism, bu yapilandirilmisligin ne oldugunu aciklamaya calisirken ve INSANOGLUNU BU YAPILANDIRILMISLIGA TESLIM VE MAHKUM EDERKEN; constructivism, bu yapilandirilmisligin ne oldugu ile degil; NASIL O OLARAK OLUSTURULDUGU, YAPILANDIRILDIGI ILE ILGILENIR ve YAPILANDIRILMISLIGI, OLUSTURULMUSLUGU NASIL TEMELINDE COZER, BOZAR, KRITIZE EDER VE ACIKLAR.

Bu konu ve bunun nasil elimine edilecegi, bundan nasil arinilacagi konusuda evrensel-insan zihniyetinin konusudur. Bu temelde de konu tamamen insan odakli, merkezli, faktorlu zihniyetin, dogal zihniyet temelli dogallastirilmis, yapilandirilmis ve olusturulmus koken ve temellerinin sorunsal ve evrensel ayniliktaki koken ve temelini, yani NOKTALAMANIN CIZIMSEL, SEKILSEL, GORSEL ACILIMINI ortaya koymaktadir.

Yani ve kisaca, ne "Dusunuyorum, oyleyse varim", ne "varim oyleyse dusunuyorum" aksine "varligimi ve dusuncemi dile getiriyorum" temelli varlik, dusunce ve kavram uclemi; ancak insanoglu faktorunu temel alir.

Ustelik, yapilandirilmisligin, olusturulmuslugun, yapilandiraninin ve olusturulmasini saglayaninin kim oldugu da, herturlu ve herbir yaraticinin (buna her turlu akilli tasarimcilik, programlayicilik v.s. de dahil) tekelinden kurtulup, insanoglu oldugu algisina verilmesidir.

Sonucta insanoglunun soyutlamasi temelli her turlu ortaya attigi aklin sinirini belirleyen verilerle tartismak ve ugrasmak yerine; bu verilerin kaynagi olan insanoglunu temel almak, bir suru soruna da isik tutacaktir.

Saygilarimla;

evrensel-insan

evrensel-insan
21-01-2011, 08:13
Saygideger arkadaslar;

Benim, evrensel-insan zihniyeti olarak ne yaptigimi ve bu yaptigimin ne oldugunu, en son yaptigim her turlu degerlendirme temelinde, epistemolojik olarak acikliyorum.

Bunun ingilizcesi "deconstructivist epistemoloji" dir. Turkce tercumesi, su an bilinen ve algilanan kavramsal anlamiyla "yapilandirilmisligin (olusturulmuslugun) cozumu epistemolojisi (bilgisi) dir.

Bunun bir kac ana izahini veren cumleleri vardir.

Birincisi-everything is constructed- hersey, yapilandirilmistir.
Ikincisi-structure is constructed-yapi yapilandirilmistir.
Ucuncusu-construction is manmade- yapilandirma, insanoglu yapilandirmasidir.

Evrensel-insan zihniyeti ise, bu insanoglu yapilandirilmisliginin, evrensel ayniliktaki yapi ve isleyis koken ve temellerini sekilsel, cizimsel ve gorsel olarak ortaya koyan ve bu yapilandirilmis yapi ve isleyisin, sorunsal acilimini ve dokumunu, kokden ve temellerinden arinarak yenileyen, cozumsel olarak ortaya koyan insansal bir zihniyettir.

Yapilandirilmisligin cozumunun ne oldugunu algilayabilmek icin; once yapi ve isleyisin insanoglu eliyle, adina,ait ve icin olarak nasil yapilandirildigini da algilamak icin, en once yapi ve isleyisin mimarinin insanoglu oldugunu algilamak ve bu yapi ve isleyise insandisinda kalan ve yine insanogluna yansimasi ile algilanan ve insanoglu eliyle ortaya konan, herturlu ve herbir nenin, boyle bir mimarisi olmadigini da algilamak gerekir.

Bunun yaninda, teleolojik olarak; herhangibir amaci da, baska bir fenomende (dogada, evrende, dunyada, maddede, yaraticida, yaratilisda v.s.) aramamak, sadece ve sadece epistemolojik olarak ve tek ve de alternatifsiz olarak insanoglunda aramak oldugunu algilamak gerekir.

Ayrica bu yapi ve islerligini veren, her turlu yapilandirmisligin, siniri, kesinligi, sabitligi, sahipligi oldugunun algilanmasi ve bu siniri v.s. ortaya koyanin da insanoglu faktorunden baska bir sey olmadiginin da algilanmasi gerekir.

Herturlu insandisi temel ve bakis acisindan, insanogluna yonelmek gerekir.

Butun bunlar, insandisinin eliminesi icin gereklidir.

Insanlikdisinin elimineside, tamamen neyin insan zihniyeti, dusuncesi, davranisi, sistemi ve duzenine yakistiginin uydugunun ve ortada olan yakisiksizligin ve uyumsuzlugun ne oldugunun algisi ve bu yakisikliksizligin ve uyumsuzlugun sorununun algilanabilmesi, ortaya konabilmesi konusudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
29-01-2011, 02:24
Saygideger arkadaslar;

Bilginin, yapilandirilmis oldugunu ve bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu daha once belirtmistik.

Bu temelde de, bilginin, sosyal, fiziksel ve algi, bilinc, birikim, farkindalik, duzeyine ve zihniyet ufkunun, aklin inandigi dogruluk ufkunun sinirlarini asan, ozgurlugu ve sinirsizilgi temelinde de, bu ozelliklere ozgu, alisilagelmis, yerlesmis, otomatiklesmisin disinda kalan, matematiksel/mantiksal bilgi oldugunu v insanoglunu sistem, duzen, yasam ve iliski olarak yenileten, degistiren, gelistiren v.s. bilgi oldugunu dile getirmistik.

Simdi bu temelde, bilginin nasil direk yansi olmadigini, yansiyanin kendi kendisini ortaya koyumu degil; onun yansi olarak bir algisal turevi oldugunu matematiksel/mantiksal bilgi ile ortaya koyalim.

Once yanlis oncul (false premise) baslayalim.

Yanlis oncul; Tum bilgi ya sezgidir, ya yansidir.

Simdi de bu yanlis onculun, yanlis cikarimlarina ve sonuclarina bakalim.

Buradan uc tane yanlis sonuc cikar.

Birincisi; Metafizik (felsefenin varlik ile ilgilenen dali anlaminda), kaynagini yansidan alir. (Mntiksal Dogmatizm ve Spekulatif yapilandirmacilik (olusturmacilik)-Bilginin akilsal ufku)

Ikincisi;Zihinsel sezgiye sahibiz. (Mistisizm ve Sezgicilik)-Aklin dogruladigi soyut

Ucuncusu; Metafizige ( ontolojik taban olarak ortaya konan varlik, kesin olarak her ne ise) sahip degiliz (onun disinda baska hic bir sey, kesinlikle yok). (Empiricism, deneycilik, pozitivizm, olguculuk, objectivizm, nesnellik-Aklin dogruladigi somut.

Simdi de dogru oncullere ve dogru cikarim, sonuclara bakalim.

Birincisi; Metafizige sahibiz (Hayal gucumuz, dusuncemiz var)
Ikincisi; Sezgimiz, algisaldir. Yani yansiyani, duyu, duyum ile algilariz.
Ucuncusu; Yansisal bilgi turevlenmistir. Yani, yansi, algiya, kavrama ve yansitmaya donusturulmustur.

Bu dogru oncullerin verdigi dogru cikarim ve sonuc ise; Metafizik (hayal gucu, dusunce, kavram) kaynagini, sezgisel olmayan ilk, birinci bilgiden alir. Yani, bilgi, yansinin ilk algi ile kavrama donusturulup yansitilmis olanidir.

Bu da yapilan, gozlemsel analizve kritigin bir sonucudur.

Bu sonucun verdigi ilk onemli algi; bilginin metafizigin ontolojik ve teolojik varlik tabanlarinin kesinligini bu olarak ortaya koyan ideolojilerle bir ilgisi yoktur. Bilgi, bu temelde inancsalliktan farklilasarak, bilimsel olarak gozleme, bu gozlemin teorisine, bu teorinin test edilebilmesine ve yanlislanabilirligine baglidir.

Zaten bunun disindaki bilgi, bilimsel, bilissel degil; inancsal, dogrusal, kesin, akilsaldir.

Iste bu temelde de, hem inancsal, hem de bilimsel bilgi; insanoglunun turevidir ve yapilandirilmistir.

Bu yapilandirilmisligin da, kendi ideolojik, inancsal dogrusu ve bilimin dallarinin kendi paradigmalari temelinde bir on kabulu mevcuttur.

Ayrica, bu yapilandirilmis inancsal ve bilimsel bilginin, evrensel ayniliktaki yapi ve isleyisini de, evrensel-insan zihniyeti yapilandirilmisligin bozucusu olarak ortaya koyar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
31-01-2011, 06:17
Saygideger arkadaslar;

"Evrensel'in Kosesi'nin ilk mesajindan gunumuze kadar olan mesajlarinin toplam index-icindekiler-ini veriyorum. Boylece, tum mesajlarin basliklari, bu mesajdan bulunabilecek.

Evrensel'in Kosesi

Sayfa 1
1 - Tanri Nedir Kimdir?
2 - Bir Tanim Insanlik
3 - Insan Hak ve Hukuku-siir
5 (ve 37) - Adem Havva ve Ayrilmislik felsefesi, insanin evrensel sorunu
6 (ve 79) - Sey Nasil olusturulmustur?
9 - Bir Vecize
10 - TC Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek?

Sayfa 2
12 - Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek? (Devami)
13 - Tarihimizi kimler yaziyor?
15 - Turkiye'nin Guncel sorunu nedir?
16 (ve 38) - Insanlik mi, Insanlar arasi ustunluk yarisi mi?
19 - Birey ve dusunsel degisim
20 - Gunumuz aydinlari ve duzeyleri

Sayfa 3
21 - Sosyalism Neden Basarili Olamadi?
22 - Turkiye'nin Guncel Sorunu Nedir?
23 - Sevgi ve Cesitleri
24 (ve 54,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
26 - Bir Senaryo
30 - Disaridan Bakis Acisi

Sayfa 4
36 - AKP ve Anayasa Degisikligi
37 (ve 5) - Adam Havva ve Ayrilmislik Felsefesi, Insanin Evrensel Sorunu
38 (ve 16) - Insanlik mi Insanlar Arasi Ustunluk Yarisi mi?
39 (ve 51,52) - Sorun-Cozum Iliskisi

Sayfa 5

Sayfa 6
51 (ve 39,52) - Sorun-Cozum Iliskisi
52 (ve 39,51) - Sorun-Cozum Iliskisi
54 (ve 24,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
55 - Vatandas Birey Ikilemi
59 (ve 24,54) - Birey ve Dusunsel Degisim

Sayfa 7
61 (ve 75) - Eupraxsophy
63 - Insanlilik-Insancilik, Turluluk-Turkculuk, Dinlilik-Dincilik
65 - Tanri ve Bireyin Insanlik Bilinci
67 - Allah'in Varligina Inanc Hak ve Ozgurluk Siniri

Sayfa 8
71 (ve 76) - Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
75 (ve 61) - Eupraxsophy
76 (ve 71)- Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
79 (ve 6) - Sey Nasil Olusturulmustur?
80 - Cikis Felsefesi

Sayfa 9
81 - TC Zorlama Tarihi Donum Noktasi
84 - Amerikan Idealizmi Cevap

Sayfa 10
94 - XY Cevap
95 (ve 273) - Uc Bakis Acisi Cevap
99 - Notur Algilama Temelinde Islam'in Dogusu ve Gelisimi

Sayfa 11
102 - Vatandas Teriminin Tarihi ve Dil Kokeni
103 (ve 104) - Birey ve Bireycilik
104 (ve 103) - Birey ve Bireycilik
105 - Milli Tanimlar
107 - Bir Seslenis
108 - Benim Yasam Felsefem
109 - Vatandaslik Cevap
110 - Iki Turlu Dunya Gorusu

Sayfa 12
111 - Kavramlar ve Ne Olduklari
117 - Kurt Sorunu

Sayfa 13
122 - Korku Felsefesi
125 - Tanrililik ve Tanricilik
126 (ve 133/134) - Kant Sonrasi Modern Felsefenin Gelisim Semasi ve Diger Uc Sema
127 - Kararsizlik Semasi
129 - Romanya Tarihi Animasyon
130 - Osmanli Tarihi Animasyon

Sayfa 14
132 (ve 136) - Notur Algi
133/134 (ve 126) - Semalarin Turkcesi
136 (ve 132) - Notur Algilama

Sayfa 15
142 - Tanriya Ihtiyac Duymamak Ne Demektir?
143 - Dil ve Onemi
144 - Yabanci Kelimelerin Anlam Yetersizli
145/149 (ve 151/156) - Metafizik

Sayfa 16
151/156 (ve 145/149) - Metafizik
159 - Nihilizmin Evrensel Cikmazi

Sayfa 17
162 - Felsefi Analiz
166 - Dusunce Madde Soyut Iliskisi
167 - Dogan Musakil Varligin Evrensel Dogumu
168/170 - Tanri'nin Islevi

Sayfa 18
172 - Farkin Farkinda Olmak
179 - Ateizm'in Aciklanmasi
180 - Ufuktaki Iran Tehlikesi

Sayfa 19
181 - Enine Boyuna Ergenekon
182 - Ayrim, Fark, Uzlasma
183 - Hukuk Nedir?
184 - Din Mentalitesi

Sayfa 20
196 - Kavram
197 - Kavram Felsefesi
198 - Karam Nedir ve Nasil Olusturulur?
200 - Kavram Cevap

Sayfa 21
202/204/205/207/208/209 - Kavram Cevap

Sayfa 22
211/213/215/219/220 - Kavram Cevap

Sayfa 23
221/223/224/226 - Kavram Cevap
227 - Antiteizm ve Dini Mentalitesi
228 - Harflerin cizimsel Anlami
229 - Bir Butun mudur Parca midir?

Sayfa 24
236 - Insanoglu ve Bilginin Kokeni
237 - Saygi ve Bilinci
238 - Mustakil Var Olan Varlik ve Metaryelism
239 - Evrensel Insan ve Bireysel Kisi Farki

Sayfa 25
248 - XY Aciklama
250 - Euproxsophy Uzerine (Tercume)

Sayfa 26
251 - Kritik Dusunce
252 - Baslangic Noktasi ve Acilim
253 - Acilim Cizelgesi
257 - Euproxsophy Uzerine 2 (Tercume)
258/260 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 27
262/264/267/269 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 28
272 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular
273 (ve 95) - Uc Cesit Bakis Acisi

Sayfa 29
285 - Euroxsophy Tercume 3
286 - Euroxsophy Tercume 4 (Son)

Sayfa 30
296 - Kavram Nedir?
300 - Var Versiyonlari

Sayfa 31
304/306 - Insanoglu ve Oncesi

Sayfa 32
316 - Ana Fikir Bir Ozet
317 - X ve Y

Sayfa 33
323/325/328/330 - X ve Y

Sayfa 34
333 - X ve Y
334 - Iki Turlu Algi
339 - Kontrol Altina Alma Mucadelesi

Sayfa 35
344 - Metafizik Uzerine
345 - Bilinc Nedir?
347 - Alisilagelmis Kutlamalar ve Gecici Gercek Disilik
348 - Ozel-Genel
349 - Insanoglunun Marifeti
350 - Fark ve Qua Yanasimi

Sayfa 36
351 - X Y
352 - Degisimin Degismez Degiskenligi
356 - Felsefi Acilim
358 - Nihilizm Cevap

Sayfa 37
362/363/364/368/369 - Marxizm/Nihilizm Karsilastirma

Sayfa 38

Sayfa 39
385 - Dogal Mantik/Farkli Mantik
387 - Bireysel Toplumsal Cevap
388 - Inanc ile Ilgili Sorunlar
389 - Inanc ile Ilgili Sorunlar Tanitim/Giris

Sayfa 40
392 - Insanligi Elde Edilene Kadar Gereken Vazgecilmezleri
393 - Ctetoloji
394 - Serbest Dusunurluk

Sayfa 41

Sayfa 42
420 - Serbest Dusunur Listesi

Sayfa 43
422 - Ctetoloji Aciklama

Sayfa 44

Sayfa 45
444 - Tanri Cevap

Sayfa 46
455 - Inanc Dusunce Cevap
459 - Ctetolojik Inanc Yapilanmasi

Sayfa 47
464 - Serbest Dusunurluk Aciklama
465 - Dusuncenin Ctetolojisi

Sayfa 48
473 - Madde Isbat
476 - Gercek Nedir?

Sayfa 49
482 - Gercek Nedir Cevap
483 - Ben Neden DOG Uyesi Degilim?
485 - Insan Varligi

Sayfa 50
492 - Milli Ozgurluk Ne Demektir?
493 - Delalet
494 - Aykiri Dusunce - Kullanim Bilim

Sayfa 51
501 - Kullanim Bilim
502 - Kim Neyi Nasil ve Ne Yapmistir?
503 - Tarih ve Gercekler
505/506/508 - Tarih ve Gercekler Cevap
509 - Parca ve Butun - Kap ve Icerik
510 - Dogrular ve Yanlislar Uzerine

Sayfa 52
512 - Dogru Gercek Farki
514 - Dogru Gercek Farki Cevap
515 - Millet ve Milliyet Farki
516 - Axioloji Nedir?
517 - Ataturk Gercegi ve Turkiyenin Gelecegi
518 - Yonlendirme Nedir?
519 - Zeist Geist
520 - Zeist Geist ve Yeni Duzen

Sayfa 53
521 - Kisi Gercek ve Dogruluk Sorunu
522 - Iman Gercegi ve Arinma
523 - Insan Oz Aleyhtecilik
524 - Bireyin Evrensel Insanligi
526/527 - Bireyin Evrensel Insanligi Cevap
528 - Dusunce/Dusunme Devirimi
529 - Bilim ve Belirtim
530 - Iletim ve Iletisim

Sayfa 54
532/535/537 - Dusunce Devirimi Cevap
538 - Yasam ve Iliskinin Ozu

Sayfa 55

Sayfa 56
552 - Inanc ve Kullanim/Yanasim Cesitleri
553 - Erkeksel Disilik
554 - Dusunduren Dusunce Nasil Olmalirdir?
555 - Tartisma Uzerine Aciklama
556 - Insan ve Rakibi
557 - Rakip ve Bireysel Eliminesi
560 - Yer (Kap/Butun), Yer Tutan Sey (Parca/Icerik) ve Zaman

Sayfa 57
561 - Bir Aciklama
562 - Kavram Kargasasi
563 - Yasam ve Iliskinin Dokuzlusu
564 - Evrim Algisi
565 - Kavram Uzerine
570 - Dogumdan Bireye, Bireyden Insana

Sayfa 58
572 - Ahlak Cevap
573 - Yasam ve Iliskiye Hayat veren Ogeler
574 - Yasam ve Iliskiyi Ogrenmek ve Bilincle Yasamak
577 - Arkadaslik
580 - Dogal Dusuncenin Ctetolojik Yapisi

Sayfa 59
581/582 - Signak Psikolojisi

Sayfa 60
595 - Birey Olabilmek Ozet
596 - Tanimlar Ozet

Sayfa 61
602 - Guc ve Otorite Nasil Bir Degisim Yaratir?
603 - Gelen Bir Ozel Mesaj
604 - Ozel Mesaja Yanit
607 - Felsefede Cagi Yakalamak

Sayfa 62
614 - Dogallik Nedir?
615 - Dusunurluk Nedir?
616 - Dusuncenin Yoklugu ve Onemsizligi
617 - Toparlayici Ozet
618 - Epistemolojik Gercekcilik
619 - Gercek Disiligin Iki Yuzu

Sayfa 63

Sayfa 64
632 - Yaradilis-izm-Bilim-Bagi
633 - Kavram Uclemini Kavramak
634 - Kullanimbilimin Yontembilimi
635 - Duygusal-Mantiksal Yanasim Farki
636 - Insanoglu Birarada ve Beraberce Nasil Yasar?
637 - Ortaya Koymak ve One Cikarmak Farki
638 - Varin-Ol-Bil-Kavra Algisi
639 - Olunan Varin, Oldurulmasi
640 - Epistemoloji Nedir?

Sayfa 65
641 - Insanoglunun Ifadesi "Iliski midir?, Celiski midir"
642 - Ozelestiri
643 - Noumen Nedir?

Sayfa 66
656 - Insanoglu Dunya'ya Neler Ekledi?
657 - Bireysel Hak ve Ozgurlukler Ile; Bireyin Hak ve Ozgurlugu, Farki
658 - Soyut Kavram Nedir? ve Nasil Ifade Edilir?
659 - Ozelestiri Nedir?

Sayfa 67
661 - Index-Icindekiler-Aciklama 1
662- Ara Form Nedir?
663- Aciklama
666- Toplumsal Kisilik ve Kendine Gore Yonlendirme Aliskanligi
667- Tabu donemi-Tabunun yikilisi-Serbestlik/Rahatlik
668- Serbest Dusunurlugun Bireysel Tarihcesi
669- Yaklasim-Yanasim Nedir?
670- Dogal Dusuncenin Dusunduruncesi ve Disisel Bakis

Sayfa 68
671- Quiddity of Zi (XYxy)
672- Zi (XYxy) Nedir?
673- Zi(XY)'nin Sekilsel/Cizimsel Gorunusu
680- Evrensel-Insan/Ozgur Birey Bagi

Sayfa 69
681- Evrensel-Insan'in Avatari
682- Zi (XYxy)' nin Bolgeleri
683- Epistemology'nin Anlami

Sayfa 70
691- Siyaset Nedir?
692- Etioloji Nedir?
693- Bil Kokeni/Karsitliklarin Temeli
694- Index-Icindekiler 2
695- Evrensel-Insan Dusuncesinin, Dogal Dusunceyi Ortaya Koyusu
696- Gercegin Degisimi/Degistirimi
697- Onerme ve Uclu Karsi Onerme

Sayfa 71
708- Tek Onermenin Analizi
Sayfa 72
Sayfa 73

Sayfa 74
739- Bilim Felsefesi
740- Antropocentrism-Insanmerkezcilik

Sayfa 75
741- Uygulanabilirlik
742- Dogal/Evrensel-Insan Dusunce Farki: Ozet
743- Index-Icindekiler 3
744-Bilim/Bilimselligin Bunyesindeki Metafizik Tehlike
745- Bir Konunun (Evrensel Insan/Dogal Dusunce) Uc Farkli Butunu
746- Tanri Uzerine Karsilikli Spekulasyon
Sayfa 81
805- 746, Devami
806- Bilimselligin Iki Yonu
807- Shibumi'ye cevap
808- "Bikkinlik Nedir? ve Nezaman Gelir?
809- Bir Kisiyi, Bireysellestirmeyen "Fren" "Korku"
810- Birey Birimli, Evrensel-Insan Dusuncesinin 7'li Temeli

Sayfa 82
811- Benlik-Bilinc, Farki, Iliskisi
819- Monizm'in Inancsal, Ideolojik Ve Dogrusal "Sorunu"
820-Index-Icindekiler Guncelleme-4

Sayfa 83
821- Etik Nedir?
822- Duyuru
823- Notrluk Nedir?
824- Soyutlama Nedir?
825- Soyutlamanin Tanimi
826- Ben'in "Ic Celiskisi-Disa Yansisi"
827- Evrensellesmek Nedir?
828- Sayilarin Dili
829- Teslimiyet-Teslim Olma/Alma/Etme Nedir?

Sayfa 84
831- Sayilar-Yanit
833- Sayilar-Yanit
835- Monolog-Yanit
836- Birin Y-Uclem Bilinci/Farkindaligi
837- Nihilizm nedir? Sorunu/Celiskisi/Actigi yol

Sayfa 85
843- Ben/Birey/Bencillik, Bagi-Farki ve Fark Algisi
844- Ihtiyac ve Giderim
846- Ihtiyac ve Giderim-Yanit
850- Yaraticinin "Yeni" Oznel Icerigi

Sayfa 86
851- Index-Icindekiler- Guncelleme-5
852-60 Laik/Sekuler Farki Uzerine Mesajlar

Sayfa 87
861-70 Laik/Sekuler Farki Uzerine Mesajlar

Sayfa 88
871-80 Mesajlasmalar

Sayfa 89
881- Nesnenin Oznel Icerikle Tanrilastirilmasi ve Tanrisal Zihniyet
882- Tanrisal Zihniyet/Yanasimdan Ozgurluk (Kurtulmak/Arinmak) Nedir?
883- Empati Nedir?, Nasil Saglanir?
884- Inancsal Zihniyetin, Somut (Dini yasam) ve Soyut (Tanrisal dusence/davranis), Yonu
885- Inancsal Zihniyetin (Soyut/Somut Yonunun), Sekulerizm Ile Bagi
886- Kendi (Self), Ego(Verilen/Alinan Kendi)'nin, Bilinc ve Farkindalik, Farki
887- Dogal Zihniyet/Insansal Zihniyet Farki
888- Ego ve Self Farkinin, Insanoglu/Insan Temeli
889- Ego'dan Self'e Gecis
890- Insanoglunun Kurgu/Olgu/Bulgu Uclemi

Sayfa 90
891- Dogal Ego' nun Sinirlari ve Cesitleri
892- Evrensel Olmak ve Evrensel Onay Kazanmak Farki
893- Data Nedir?
894- Teleoloji Nedir?
895- Kim/Ne Bagi/Iliskisi
896- Duyuru
897- Inancsal Yanasimin; "Tam" Inancsalligi ve "Yarim" Inancsalligi
898- Insanoglu Turu ve Birinin Uclu Alternatifsizligi
899- Index-Icindekiler- Guncelleme
900- Evrensel-Insan'in Soylevi

Sayfa 91
903- Ortaya Koymak ve Ortaya Cikarmak Farki
905- Tanri-Bilim Bagi
906- W-X-Y-Z Acilimlari;
907- Felsefeye/Bilime Felsefi/Bilimsel Yanasim Farki
908- "Kendiliginden Yaratilis" Zihniyeti
909- Imanin Inancla, Dusunceyi "Teslim Almasi"
910- Inancin Akilciligi ve Inancin Epistemolojisi Nedir?, Farki Nedir?

Sayfa 92
914- Aklin dogrulugu/Epistemolojinin gercekligi Uzerine
915- Evren'e Bilimsel Yanasim.
916-19- Evren'e Bilimsel Yanasim uzerine yazisma.
920- Aklin Algi "Cimazi/Celiskisi

Sayfa 93
921- Insanlasamamak
922- Beyin, Dusunce ve Kavram Iliskisi
923-30- Ontoloji uzerine yazisma

Sayfa 94
931-40- Ontoloji uzerine yazisma

Sayfa 95
941-46- Ontoloji uzerine yazisma
947- Gozlemin Bilimselligi Ile Akilciligin Inanci Farki
948- Nesnellik ile yapisallik Farki
949- Yapisal Bilginin Uc Cesidi
950- Yapici Bilgi ile Yapisal Bilgi Farki

Sayfa 96
951- Nesnel ve Objektif Bilgi
952- Oto Control
953- Oto Control neden Gereklidir?
954- Aklin Ic ve Dis "Savasi/Bilinc/Farkindalik Kapaliligi
955- Fenomen/Numen Bagi/Iliskisi
956-58 Aciklama
959- Yapılandırmacılık
960- Yapinin Yapilandirilmisligi

Sayfa 97
961- Yapilandirilmisligin Cozumu
962- Bilgi ve Ne Oldugu

Not: Mesaj numaralari belirtilmeyen, mesajlar; ya baska yazar arkadaslara ait mesajlar, ya da baska yazar arkadaslarin, mesajina gore verilen yanitlari kapsar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
31-01-2011, 06:21
Saygideger arkadaslar;

"Evrensel'in Kosesi" basligi, genelde yazari tarafindan guncellenen ve ara ara konusuna gore, baska yazarlarin da katkisiyla renk kazanan bir basliktir. Ilk once bu basligin icinde index olarak ne gibi bir alt basliklarin bulundugunu, asagidaki linkten; elde edebilirsiniz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=361218&postcount=963

Bu basligi okuyan ve ziyaret eden yazar arkadaslarinda konulara katkida bulunabilmeleri acisindan, okuyucu tarafindan index teki ilgi ceken konu hakkinda, bir dusunce, soru veya katki dile getirmek isteyen arkadaslar olursa, adi gecen konunun hangi tarihte olmasinin bir onemi yoktur. Okuyucu arkadas, eger mesajin ayni indexteki gibi sayfa ve baslik numarasini, basligin adi ile birlikte belirttikten sonra, o konu ile ilgili dusuncesini dile getirebilir.

Konunun yerinin belirtilmesinin onemi, baslik yazarinin yazilan mesaji hangi konu veya basliga bagli olarak yazdigini algilamasi ve ona gore yanit vermesi icindir.

Bu baslik, yazari tarafindan islenmektedir. Yalniz islenen konulain daha detayli ve icerikli islenmesi de, bir yerde siz okurlarin dusuncelerini dile getirme katkisina baglidir.

Bu katkilar oldukca, hem konu sadece yazarin tek dilinde kalmayacak, katki ile ve yazara bu katki sayesinde acilacak ve onun da konunun detaylanmasi ve icerik kazanmasi icin ufkunu acacaktir.

Boylece konular, sadece yazarin aciklamasiyla da sinirli kalmayacaktir.

Dolayisi ile, bu baslikta islenen konularin ya da gelecek yeni konularin, gelecegi, gelismesi, detay ve icerik kazanmasi, sizlerin katkilarina baglidir.

Sonucta konusu bunyesinde, bir mesaja sigdirilmaya calisilan aciklamanin genelde konunun ilgi/etki/onem bakimindan "yetersizligi" anlamini tasir.

Bu duyuru, bir aciklama ve hatirlatmadir, sadece. Sonucta bu basligin yazari, yine kendi bilgi, birikim, bilinc, gozlem ve algisi temelinde, hem konu bazinda, hem de genelde; insanoglunun dusunce ve davranista insan olmasini "engelleyen/onleyen" dogal dusunceyi, curutmeye, cikis yolu gostermeye ve dogal dusunceden, insan oz ve birey gorunumunun algilanmasini "engelleyici" soyut veri, deger ve tabulari yaziya dokup, gozler onune sermeye devam edecektir.

Bu baslik yazarinin, diger basliklarina, basliklara yazdigi mesajlara ve gruplarina da, asagidaki linkten, isteyenler icin; ulasilabilir.

http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=4887

(Tum Istatistikleri Gosterin)

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
21-02-2011, 22:38
Saygideger arkadaslar;

Daha onceleri, insanoglu zihninin disinda kalan birgercegin oldugunu, fakat bu gercegin bilgi, anlam ve icerigini yine insanoglunun verdigini soylemistik. Yani, insanoglu dahil; herseyin bir yapilandirilmislik oldugunu.

Simdi bu konudaki YONLENDIRIM ve YAPTIRIMLARI dile getirelim.

Insanoglunun kendi turune, yonlendirim ve yaptirim uygulayabilmesi icin bazi kavramlari dusunce ve davranis olarak yaratmaya ihtiyaci ve gereksinimi vardir.

Insanogluna gecmeden bu konuyu hayvanlar aleminden verebiliriz.

Mesela bir aslan diger aslanlar arasindaki kendi yonlendirim ve yaptirimini GUCU ile ortaya koyar. Diger aslanlar, buna karsi gelecekse, bu aslanin gucune karsi gelmek durumundadirlar.

Tekrar insanoglunas donersek; insanoglu yonlendirim ve yaptirim olarak, once "buna uylmasi gerekir" icerikli, soyutlar ortaya atar. Bunlara, kural, kaide, kanun, yasa v.s. temelli "uyulmasi gerekenler" olarak bakilir.

Bu kurallarin, iki yonu vardir. Buna ihtiyac duyanlar (yani kuralin duzenleyicileri ve ortaya koyuculari) ve uzerine kural uygulanacak olanlar.

Insanoglu neden kurala ihtiyac duyar?

Bunun dogal zihniyet temelindeki ilk nedeni, bu kurali koyanin, kuralin ona oyle veya boyle saglayacagi, cikar, yarar ve ustunluktur.

Kurali koyabilmek icin, digerlerine aslanda oldugu gibi, ustunlugunu gucun ve otoriten ile kabul ettirebilmen gerekir. Bu da iktidar demektir.

Peki bu kural kendi basina yeterli mi?, hayir bu kurallari besleyecek olan ve insanoglunun bu kurallara uymasini saglayan yan yaratimlar ve yaptirilmisliklara da gereksinim vardir.

Bu kurallara uymayanlara uygulanacak ceza, ve bu kurallara uymuyanlara verilen suc kavrami.

Bu suc ve cezayi saglayacak olan hukuk. Yani bir yerde hukuk, uzerinde kural uygulanacak olana taninmis haktir.

Buradan bu hukukun verilen hak temelindeki gerekcesi, adalet ve esitlik.

Iste kisaca insanoglunu bir arada yasatacak olan duzen ve sistem bu temeller uzerine tarihler boyu, icerikleri, anlamlari ve uygulamalari degiserek uygulanagelmistir. Bu uygulanagelmislikte de sistemler cesitli iceriklerle sekillendirilerek cesitli adlar almislardir.

Gunumuzde bunun adi, her algilayanin nasil olmasi gerektigi farkli anlam ve icerikle degerlendirilse de, demokrasidir.

Yonlendirim ve yaptirim icin bu kavramlarimizi siralayalim. Kural, guc, otorite, iktidar, suc, ceza, hukuk, hak, adalet ve esitlik.

Iste akla gelen ve algi olarak nasil bir anlam ve icerikle degerlendirilirse degerlendirilsin, bir demokrasi bu kavramlardan bagimsiz olamaz.

Ayni zamanda, bu demokrasi; sadece bu kurallari koyanin cikarina, yararina v.s. nin olacagida aciktir.

Bu algi, toplumsal kisilik temelinde hangi izmi savunursa savunsun, ortada bir DEMOKRATIK CIKAR VE YARAR saglayan iktidar olmak durumundadir.

Yine, bu algi, toplumsal kisilik olarak hangi izmi savunursa savunsun, ortada bir DEMOKRATIK ZARAR goren uzerinde iktidar uygulanan bir kesim olacaktir.

Dolayisiyle, bir toplumsal kisiligin, kendi aklinin inandigi dogrusu olarak bir izm savunusu ve bu savunuya taraftar kazanmasi mucadelesi, onun ayni zamanda, baska izme karsi actigi savas ve onun taraftarini karsiya alma algisidir.

O yuzden toplumsal bir kisiligin, doger toplumsal kisilikler ile verdigi bu izm mucadelesi, hic bir zaman ne butun toplumu, ne de tum insanligi kapsamayacaktir.

Insanoglu yonlendirimsiz ve yaptirimsiz kendi bunyesinde bir yasam surebilir mi?

Bu sorunun cevabi, gene soruda gizlidir. Yani bu yonlendirim ve yaptirima her yonuyle ihtiyac ve gereksinim duyan insanoglu, demekki bu yonlendirim ve yaptirima ihtiyac ve gereksinim de duymayabilir.

Peki bu nasil mumkun olur?, bunun mumkunlugu, birey bilinc vefarkindaligi, bu bilinc ve farkindaligin tursel butunlugu ve bu bilinc ve farkindaligin insanoglunu kendi bunyesinde ayristirmayan ve farklarinin her birini butunun bir parcasi olarak degerlendiren bilinc ve farkindalik.

Sonucta, insanoglu iradesi disinda kalan hic bir fenomende, bir kural,guc, otorite, iktidar, suc ve ceza, hukuk, hak adalet, esitlik ve bunlarin olusturdugu bir yasam ve duzeni sistemi yoktur.

Butun bunlari hem kendi turune, hem de herturlu fenomene veren, ekleyen insanogludur.

Insanoglunun soyutlamasi, kural ile sinirlanmis yonlendirim ve yaptirimlar butunudur. Her bir kural da, insanoglu zihninin ufkunu sinirlayan bir isleve sahiptir.

Bu arada kural denince, akla; sabitlik, sahiplik, degismezlik, ideoloji, inanc v.s. temelli kurali besleyen tabanlari eklemeyi de unutmayalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-02-2011, 00:32
Saygideger arkadaslar;

Konuya girmeden once, N. Hoca'nin bilinen bir fikrasini anlatmak istiyorum.

Nasrettin Hoca bir gun esseklerini saymaya karar vermis. Kendi esseginin uzerine binerek, baslamis essekleri saymaya. Saymis tam dokuz essek cikmis. Sonra da "benim 10 tane essegim olacakti", diye kendi kendine soylenmis ve bu arada essekten inmis oldugu vaziyette, esseklerini tekrar saymis ve 10 tane cinca da, "derin bir nefes" almis.

Simdi yukaridaki fikrada, bakildiginda, N. Hoca'nin neden ilk basta, 9 ve daha sonra 10 essek saydigi anlasilmayabilir. Aslinda durum cok basittir. N. Hoca, ilk saydiginda KENDI ESSEGINI, UZERINDE OLDUGU ICIN saymamistir. Ikinci saydiginda da, KENDI ESSEGINI, UZERINDE OLMADIGI ICIN, sayabilmistir.

Yani ikinci sayimda, esseklerin toplamina DISARIDAN BAKABILMISTIR.

Ilkinde ise, essegin birinin ustunde oldugundan, esseklere DISARIDAN DEGIL; ICERIDEN BAKMISTIR.

Simdi Ali ve veli adinda iki kisiyi ele alalim.

Ali, Veliye goruntu verir ve Velinin goruntusunu alir.

Ayni sey, Veli icinde gecerlidir. Yani Aliye goruntu verir ve Ali'nin goruntusunu alir.

Peki Ali ve/veya Veli acisindan bu goruntu verip/alma da; KENDILERI KENDILERI ICIN devrede midir?, yoksa, yukaridaki fikra gibi, bu goruntu alis verisinin icinde mi yer almaktadirlar?

Ali, veliye goruntu verir ve Velinin goruntusunu alirken, KENDINE GORUNTU VERMEKTE VE KENDI GORUNTUSUNU ALMAKTA MIDIR?

Ya da ayni soru, Veli icinde gecerlidir?

Iste insanoglunun aklinin inandigi dogru siniri, maalesef buna musade etmez. Yani, dusunce olarak Ali ve Veli, KENDILERINE KENDILERININ VERDIKLERI GORUNTUYU VERMEMEKTE VE ALMAMAKTADIR.

Bunun en mantiksal cevabi neden olarak, Ali ve Velinin kendi goruntulerini kendilerinin gormemesidir, dolayisiyle, kendi goruntuleri kendilerine GOZLEM VERMEMEKTEDIR.

Bir kisi, kendisinine zaman gorur/gozlemler?, ancak aynaya baktiginda yani KENDI GORUNTUSUNU GORDUGUNDE VE GOZLEMLEDIGINDE. Cunku, normal algida, kisinin kendi goruntusu, gozlem olarak kendisine yansimaz. Bu gorevi ayna gorur.

Yalniz burada aynanin gordugu gorev, bir yerde kisinin "goruntusune ceki-duzen vermesi" adinadir. Yani FENOMENALDIR.

Dolayisi ile, Ali veliyi, Veli aliyi gozlemlerken, numenal tarafini KENDI ICIN DEGIL, GOZLEMLEDIGI ICIN KULLANIR. Yani, Ali Veli icin, Veli'de Ali icin, dusunce ve davranis uygular, belirtir.

Peki Ali, kendi icin, ya da Veli kendi icin, dusunce ve davranis uygular mi? Bu genelde, ayna temelli fenomenal bir uygulamadir. Yani, gorunusune ceki duzen verme, ya da otomatiklesmis kendi organlarini kendi icin kullanim adinadir. Yemek yeme, su icme, ihtiyac giderme, yikanma, tabi bu arada, kisinin kendi iradesi disinda kalan harekete deginmedim, yani kalp atisi, kan dolasimi, nabz atisi v.s.

Simdi bu temelde bakalim. Ali veye Velinin, KENDILERINE GOZLEM VERDIGI VE ALDIGI ALGISI ni saglayacak olan nedir?

Yani Ali'nin "Ben veli'yi gozlemledigim ve ona gozlem verdigim kadar, kendimi de gozlemleyebilir ve kendime de gozlem verebilirim"

Iste Ali, ya da Veli; ancak yukaridaki cumleyi kurabilirse, KENDISINI, KENDISINCE KENDSISININ NE OLDUGUNU algilayabilir, sorgulayabilir, nedensellige tasiyabilir, degerlendirebilir v.s. kisaca, kendisini kendi algisiyla gorebilir ve gosterebilir.

Iste birey bilinc ve farkindaligi denilen sey; bireyin kendisini disaridan gozlemleyebilmesi ve bu gozlem temelinde, kendi kendi ile kendini degerlendirebilmesi, sorgulayabilmesi v.s. dir.

Iste bir bireyin bu bilincinin insansal yonu de ancak boyle baslar. Cunku, gozlemledigi ve kendisine gozlem veren Veli yerine, onu sorgulamasi, degerlendirmesi v.s. yerine; gozlemledigi ve kendisine gozlem veren KENDISINI sorgulamasi, degerlendirmesi ve insanlik adina, Veliye verdigi ogutleri, onerileri v.s. kendine vermesi; hem Veli'yi kendinde gormesini saglayacak, hem kendini Veli de gormesini saglayacak hem de tum degerlendirmesi, sorgulamasi ne sadece kendi adina, ne de sadece Veli adina degil; kendi ve veli birlikteligi olan insanoglu adina tursel bir bilinc ve farkindaliga yukselecektir.

Oyuzden unutmamak gerekirki;

Birincisi insanoglu da her fenomen gibi gozlem veren bir fenomendir.

Ikincisi, bu gozlemi alan ve degerlendiren tek bir fenomen vardir, o da insanoglu turudur.

Ucuncusu, insanoglu turu biri, sadece diger bire gozlem verip, diger birin gozlemini almaz; ayni zamanda, KENDI BIRININ GOZLEMINI KENDISINE VEREBILIR. KENDISINE VERDIGI GOZLEMI, YINE KENDISI ALABILIR.

Cunku, insanoglunun kendisi dahil; gozlem veren her turlu fenomenin gozlemini alan, in sanoglunun fenomenal yonu degil; numenal, yani zihinsel yonudur.

Iste insanoglu bu numenal yonunu, kendi turunun kendi disindaki birine ve her turlu fenomene yoneltirken; yonelten insanoglu turu biri olarak, bu numenal yonunu KENDI BIRINE DE YONELTMELIDIR.

Iste ancak o zaman, disaridan bakis acisi ve notr algi ile, sadece goruntu vereni degil; kendisine goruntu vermeyen kendisini de gozleme kendi adina tasiyabilir.

Bu da bize otomatikman, fenomenal goruntunun, goruntu vermeyen numenal bir yeti ile algilanabildigini gosterir. Ama, burada onemli olan bu goruntu vermeyen numenal yetinin, kendi disina degil; ayni zamanda kendine de yonlendirilebilmesidir.

Yani, kendi goruntu veren fenomenal yapiyi, kendi goruntu vermeyen numenal yapi ile insanoglu turu birinin, kendi biri adina gozlemlemesi.

Insanoglu turunun biri eger, bu kendini kendi adina bir bir olarak gozlemi disaridan bakis acisi ve notr algi ile gozlemleme bilincx ve farkindaligina erdigi zaman; celiski gibi gorunen, cevapsiz kalan, netlik kazanmayan v.s. bir suru konu aciga kavusacaktir.

O yuzden,insanoglu turunun biri olarak, herf turlu konuyu, once kendi kendisini degerlendirerek kendi biri adina gozlemlemelidir. Yoksa, baskasinin verdigi goruntuyu gozlemlemek, zaten klasik, ctetolojik, alisilagelmis ve yerlesmis dogal zihniyetin bir her turlu insandisi ve insanlikdisi KENDIDISI sinirlamasidir.

Cunku, kendinin bir disi, bir de kendisi vardir. Iste kendinin, disini degil de; kendisini gozlemleyebilmesi, numenal olarak insanoglundan, insanliga bir gecis kapisidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-02-2011, 01:35
Saygideger arkadaslar;

Konuya aciklik getirmeden once, kullanilan kavramlarin konu ile ilgili aciklamasini yapmak gerekir.

Fenomen, goruntu veren bir yapiya sahiptir.

Numen, goruntu vermeyen (zihinsel) bir yapiya sahiptir.

Insanoglu disinda kalan ve insanogluna goruntu veren baska hic bir numenal yapiya sahip olan bir fenomenal yapi yoktur.

Ali ile masayi ele alalim.

Masa Aliye, fenomenal bir goruntu verir ve Ali, masayi fenomenonumenal yapisi ile algilar.

Ali masaya bir goruntu vermez, cunku masanin yapisi sadece fenomenal bir yapidir ve masanin numenal bir yapisi yoktur.

Simdi, masa yerine Veli'yi ele alalim.

Ali, veli'ye fenomenal bir goruntu verir, veli'yi numenal olarak algilar.

Ayni sey, veli icin de gecerlidir.

Simdi Ali ile veli arasindaki fenomenal ve numenal iliskiyi (celiski yi?) ortaya koyalim.

Ali, kendi numenal yapisi ile, velinin fenomenal yapisini gozlemler.
Veli de, kendi numenal yapisi ile Ali'nin fenomenal yapisini gozlemler.

Ylniz buradaonemli bir ayrinti mevcuttur. Bu ayrinti da, Ali ile Veli'nin numenal yapilarinin AYNI DEGIL; FARKLI OLUSUDUR.

Ali aslinda, kendi gozlem vermeyen, numenal yapisi ile, Veli'nin fenomenal yapisini gozlemlerken, Veli'nin fenomenal yapisini mi, yoksa numenal yapisini mi degerlendirmektedir?

Eger numenal yapisini degerlendiriyorsa, goruntu vermeyen bu yapiyi degerlendirmesi nasil mumkun olabilir?

Eger fenomenal yapisini degerlendiriyorsa, bu degerlendirme Veli'nin numenal yapisi (dile getirdikleri, davranislari) degil midir?

Peki aslinda ortada nasil bir iliski (celiski?) vardir.

Burada gozden kacan durum sudur. Ali, kendi gozlem vermeyen numenal yapisi ile, Veli'yi degerlendirirken, bu degerlendirmeyi veli'nin numenal yapisi uzerine yapmakta, ama; veli'nin fenomenal yapisina iletmektedir.

Yani Ali, hem kendisinin, hem de veli'nin goruntu vermeyen numenal yapilardan hareket etmekte, ama; bunu goruntu veren fenomene yoneltmektedir.

Yani Ali, goruntu vermeyen numenal yapisini, goruntu veren fenomenal yapisi ile birlikte, Veli'den aldigi goruntu vermeyen numenal yapiyi, velinin goruntu veren fenomenal yapisina yonlendirmektedir.

Iste aslinda, goruntu vermeyen, numenal yapilar iletisim icindeyken, goruntu veren fenomenal yapilar iliskiyi almaktadir.

Ustelik bu fenomenal iliski gibi gorunen, numenal iliski de, ne Ali kendi gozlem vermeyen numenal yapisini, ne de Veli'den aldigi numenal yapinin fenomele yonelik goruntusu ortada yoktur.

Ayni sorun ve isleyis, Veli icin de gecerlidir.

Yani her ikisi de, aslinda goruntu vermeyen numenal yapilarin iliskide oldugunu ALGILAYAMAMAKTA, sadece goruntu veren fenomenal yapilari algilayabilmektedirler.

Cunku, her ikiside fenomenonumenal yapiyi, gozlem verirken, fenomenal yapiya ve gozlem alirken de fenomenal yapiya INDIRGEDIKLERININ FARKINDA DEGILDIRLER.

Cunku goruntu vermeyen numenal yapi, goruntu veren fenomenal yapi ile ozdeslestirilmis ve tek kilinmistir.

Bu hem Ali'nin, hem Veli'nin kendileri acisindan, hem de birbirileri ile olan iliski acisindan boyledir, ama farkinda olunmamaktadir.

Iste o yuzden Ali'nin fenomenonumenal ve numenal goruntu vermeyen numeni yerine goruntu veren fenomenal muhatabi, Veli'nin goruntu vermeyen numenalligina yonelmis olsa bile, onun fenomenal goruntu veren kismidir.

Iste, fenomen ile numen arasindaki bu kendinden icicelik iliskisi algilanmazsa ve de goruntu vermeyen numenal yapi muhatap oldugu halde, gale alinmazsa; ortada sadece fenomenal bir goruntu kalir.

Iste goruntu vermeyen ve fenomenal yapi ile ic ice ayrilmaz bir butun olan numenal yapi, gale alinmadigi gibi, ayri bir katagoriymis gibi, fenomenal yapinin karsisina konur.

Kisaca goruntu veren, fenomenal yapi olsa bile, alinan goruntu numenaldir. Numenal goruntu vermedigi icin de, alinan goruntu fenomenal olarak indirgenmistir.

Soyle ozetlersek; insanoglu turu birlerinin birbirleri ile olan iletisimlerinde, fenomenal yapi, numenal bir algi, fenomenal bir goruntu verir.

Oyuzden, GORUNTU FENOMENAL, ALGI NUMENALDIR.

Goruntu ve algi, birbirinden ayrilmaz bir butun oldugundan da, ortada yalnizca, ne fenomenal bir goruntu, ne de numenal bir algi vardir.

Ortada olan FENOMENONUMENAL BIRLIKTELIKTIR.

Yani oz ve gorunus, icicedir. gorunusu veren goruntu, gorunusu alan ozdur.

Diger bir deyimle, gorunusu veren, fenomen; gorunusu alan numendir.

Ustelik burada, numen de fenomende insanoglu birlerinin iletisimi acisindan ikilidir. Yani insanoglu turu birinin ikiligi (fenomenonumenal yapi ve isleyisi)dir.

Iste bu ikili birlik, birer birler olarak, iletisimdedir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
26-02-2011, 04:05
Saygideger arkadaslar;

Yonetim yazarlara ait olan ve genelde, yanit bulma anlaminda, "fazla ilgi gormeyen" basliklarda duzenleme yapmis.

Bende, evrensel-insan baslik ve mesajlari olarak, tek bir baslikta birlestirilen, baslik ve mesajlarin; bu basliga alinmasini istedim.

Yonetici arkadas, baslik ve mesajlarin, bu basliga aktarimini bitirdiginde, ben de tasinan mesaj ve basliklarin sonuna, yeni bir mesaj ekleyerek sizleri haberdar edecegim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
27-02-2011, 03:38
Saygideger arkadaslar;

"Ulkede neler oluyor?" sorusuna en kisa ve oz verilecek cevap, Bir sorgulamanin oldugudur.

Yalniz sorgulamanin ne oldugunu cok iyi algilamak gerekir.

Birincisi, bu sorgulamalar,birey bilinci olmayan tabandan degil ulkeyi yoneten ve yonlendirenlerden gelmekte ve ulkenin aydin, elit kesimine yayilmaktadir.

Ikincisi, sorgulamanin genel degil; ozel oldugudur.

Ucuncusu, sorgulamaya, sorgulamanin ozelinde katilmak veya katilmamaktir.

Bu uc sikki aciklayalim. Iktidarlar, hukumet eliyle ve medya yoluyla, sorgulamayi ortaya atmaktadir. Bu sorgulama, ya turban gibi bir eylem sonucu ortaya cikmakta, ya da bir dusunce olarak, demokratik acilim gibi ortaya atilmaktadir. Eylemsel veya ortaya atilan bu sorgulama, ulkenin aydinlari tarafindan degerlendirilmektedir.

Sorgulama genel degil, ozeldir. Yani, ornek verirsek; din ve orgutlenisi, yapisi isleyisi degil; ozel de islam ve muslumanlik sorgulanmaktadir. Dinin ozelinin her turlu degeri degil de, eyleme cikmis degeri olan turban sorgulanmaktadir. Milliyetcilik genelde degil de; ozelde, Turkluk, Turkculuk sorgulanmaktadir.

Ucuncu sik ise; bu ortaya atilan veya eylemsel bir cikisin sorgulamasinin, iki yonlu oldugudur. Kimileri bu sorgulamaya katilir/gerekli gorur/yararli gorur; kimileri ise bu sorgulamaya katilmaz/gereksiz gorur/zararsiz gorur.

Sonucta; tum bu sorgulamalar, ufuk acacagina, tabulari yikacagina, sorgulayanin dusuncesini yenileyecegine ve insanlastiracagina; aksine toplumu saflara ayirmakta/bolmekte/kutuplastirmakta ve hatta bir birine dusman etmektedir.

Bunun boyle olmasinin tek bir nedeni vardir, o da bireysel bilinc almamis olmak. Yani kimse bu sorgulamalara hazir degildir, o yuzden de; ortaya atilan veya eyleme donusen sorgulamalar; hem aydinlari, hem medyayi, hem de toplumu, deyim yerindeyse, hazirliksiz yakalamaktadir.

Bu sorgulamalarin, aydinlardan ve halktan gelmemis olmasi, zaten boyle bir bilincin olmadigini ortaya koyar. Cunku, bilhassa devrimciler, sorgulamalarini eyleme donusturduklerinde, bu sefer hazirliksiz yakalanan yonetim ve iktidarin, deyim yerindeyse gazabina ugrarlar.

Neden TC kuruldugundan beri, acaba; iktidar ile, halkin aydinlarinin ve devrimcilerinin sorgulamasi kesismez de ya biri, ya da oteki hazirliksiz yakalanir?

Bilemiyorum ama; bunun tek bir cevabi olsa gerek; hem aydinlar ve devrimciler, hem de iktidar; hic bir zaman ve hic bir kosulda, sorgulamanin ortaya atilmasini, ya da eyleme donusmesini, basta birey bilincine sahip olmadiklarindan, hem kendi oz iradeleriyle, hem de kendi istekleriyle yapmazlar. Ya bir ideolojinin doldurusa getirisi soz konusudur, ya da iktidarin gaipten/disaridan aldigi duyum.

Bunu aslinda soyle de aciklayabiliriz. Serbest rekabet donemi yasayarak, kapitalist olmak baskadir, devlet eliyle ulkeye kapitalizmi ekmek baskadir.

Iste bizde, hic bir zaman serbest sorgulama yasamiyoruz, sorgulamayi ekiyoruz.

Boylece, ne ekersen de onu biciyorsun.

Gunumuzun kutupsallasmasini/bolunmesini/biz ve otekisini, olusturan sorgulama; TURKLUGUN, TURKCULUGUN sorgulamasidir. Daha once dini sorgulamalarda yasanan sorun gibi, bu sorgulama da genelde milliyetcilik temelinde degil; ozelde Turkluk/Turkculuk temelinde yapilmaktadir. Ayni, cami de, oructa, namazda, ezanda v.s. degil de; sadece turbanda yasandigi gibi. Ayni dinlerin genelinde degil de; sirf islam da, muslumanlikta yasandigi gibi.

Bu arada Askerlik kurumu da sorgulama da, ama yine sadece TSK boyutunda, askeri/baskici/zorlayici/darbeci/despot v.s. zihniyetin kokenini arastirma boyutunda degil.

Son bir not, Eeee, hem Turkluk/Turkculuk, hem de TSK bir araya gelince, sorgulama da saskin/sancili/acili/cetin/zor v.s. oluyor.

Ah bir de demokratik, katilimci, normallesme, sivil, hak ve ozgurlukler sorgulansa ve bu sorgulama, ideolojik bir dogru inancinin amacinin araci olarak degilde; insan gozonune alinarak yapilsa, belki o zaman bambaska bir TC olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
03-03-2011, 00:15
Saygideger arkadaslar;

Daha onceki mesaj ve basliklarda, sorgulama olabilmesi icin; bir rahatsizligin, bir zararin ve bir sorunun algilanmasi gerektigini daha once belirtmistim.

Simdi de, bu mesajda; sorgulamanin evrimci(bilinc altinin, bilinci zorlamasi) ve devrimci (bilincin, bilinc altini zorlamasi) iliski, bag ve farklarini ortaya koyacagim.

Herseyden once bir dogumun, dunyanin hangi cografya ve toplumunda olursa olsun, o toplumun verdigi tabu ve degerler ile kisinin yetistigini ve buyudugunu hatirlamak gerekir.

Bir kisi, eger kendisine verilen bu deger ve tabularla buyurken, sadece verilenleri uyguluyorsa; mutlu, huzurlu ve rahattir.

Eger bir huzursuzluk, rahatsizlik duymaya baslamissa, bu once bilincalti olarak meydana gelir ve kisiyi huzursuz, mutsuz etmeye baslar. Cun ku kisi bilincalti olarak denilenleri uygulamaktan bir rahatsizlik duymakta, bir terde aklinin be verilenlerin dogruluguna inandirmakta sorun yasamaktadir.

Iste bu yasanan sorun, kisiyi direk olarak uygulamakta olduklarinin tam tersine, karsitinayoneltir ve kisi, inandiklarinin dogrulugunu teyit etmeye, kendini bu dogrulara inandirmaya yonelir. Ya kendi kendini tatmin eder ve tekrar, verilenlerin dogruluguna inanarak huzur bulur, ya da aklini verilen dogrularin tam tersini yapmaya yonelterek, dogruyu yapilanda degil; ona karsi cikmakta, onu red etmekte bulur.

Toplumda bu sekilde bir dusunceye ve davranisa yonelmis kisiler, toplumun gozunde ve algisinda "aksi, isyankar, itirazci, soz dinlemez, yaramaz v.s." temelli toplumun "uygun gidisatina" uymayan kisiler olarak algilanirlar ve toplum genelde bu tip kisilere "suphe, endise v.s." ile bakar. Hatta bu kisiler, ya toplumsal bir sorun olurlar, ya ailelerinden ayrilmak zorunda kalirlar ve de genelde toplum tarafindan distalanirlar.

Burada kisinin, boyle bir yasam ve iliskide nasil bir yol alacagi, tamamen kisinin, bu isi ne yone yonlendirecegi, ya da topluma uyarlayacagi temelinde degisiklik gosterir.

Iste buraya kadar anlatilan kisim, sorgulamanin evrimci kismi ve bilincaltinin bilinci zorlama kismidir.

Devrimci sorgulama ise, basta birey bilinci gerektirir. Yani kisinin, kendi varliginin bilincinde ve farkinda olmasi, kendi kararlarini kendine verildigi gibi degil de, kendi insiyatifi ile almasi ve kendi varligini yasam ve iliskilerinde ortaya dusunce ve davranis olarak koyabilmesi ve bu konuda kararli,azimli davranabilmesidir. Yani toplumsal kisilikten, vatandasliktan ve toplumun bir biri olmaktan kurtulmus bir bilinc ve farkindaliktir.

Iste bu duzeye gelmis bir kisi, verilenlerin, karsitini dusunmek ve uygulamak yerine, verilenlerin ne oldugunu, neden uygulanmasi gerektigini, bunlarin kendisine ne saglayacagini v.s. sorgulamaya baslar.

Iste bu sorgulama, devrimci sorgulamadir. Cunku burada, ne bir bilinc alti rahatsizligi vardir, ne de bir bilincalti zorlamasi. Burada olan, bilincin; kisiyi her yonuyle, ne yapmasi hakkinda verilenleri degil; kendi kararlarini uygulamaya yonlenme vardir. Iste bu yonlenim, ister istemez kisinin her bilincalti uygulamasinda, bunun kendi karari olup olmadigi sorusunu ortaya atacak ve kisiyi sorgulamaya itecektir.

Iste bu noktadan sonra, bilinc; bilincalti bir uygulamayi yerine getirmeden once "bu benim uygulamam mi olacak?" sorusu ile bilincalti uygulamayi uygulamadan once, bilinciyle sorgulayacaktir.

Bu asamanin bir ilerisi, artik uygulama oncesidir. Yani kisi daha uygulama asamasina gelmeden once, tum bilinc altini bilinciyle sorgulayacak ve bilincalti uygulamaya gecmeden, bilinci ile o uygulamayi onceden kendi karari ile kontrol edecek ve yonlendirecektir.

Iste bu asama "bana dogumdan itibaren verilen hersey bir sorun" algisini getirecek ve kisi, bilincaltindaki her verileni bilinci ile sorgulayacaktir.

Bu bilincin bilincaltini sorgulamasinin bitecegi yer,kisiye gore degisir. Ama, genelde biten yer; kisinin aklinin kendini inandirdigi dogrusunu uygulamadaki, sorunsuzlugu, rahatligi ve huzur/mutlulugudur. Bu devam ettikce de, sorgulamaolmayacaktir.

Buradaki en buyuk sorun, kisinin kendisine verilen dogumdan itibaren her degeri sorgulamasi yaninda, kendi sorguladiklarini sorgulamayarak bilincaltina atmasi ve KENDI BILINC ALTINI BILINCSIZ OLARAK KENDI YARATMASIDIR.

Cunku bu asama, kisiyi bencil, ayrimci, egoist, cikarci v.s. kisaca bireyci akilci kilacak ve kendi aklinin inandigi dogrularini sabitliyerek, sahiplenerek sorgulamadan bilincaltina atacak ve bu seferde bu bilinc altinin uygulama emri altina girecektir.

O yuzden bilincin, bilincaltini sorgulamasi ve tekrar bilinc alti sorununu yaratmamasi icin, bu sorgulama sadece verilenler degil; kendi inandigi dogrularinin da sorgulanmasiyla devam ettirilmelidir.

Yani, bilincin onu herhangibir aklin inandigi dogru ile tikanmamali ve sinirlandirilmamalidir.

Bu da zaten, bireyin bilinc olarak surekli suregelen surec icinde bilinclenmesi demektir.

Unutmamak gerekir ki, her mutluluk, huzur v.s. o konudaki sorunlarin, ertelenmesi ve bilincalti yonlendirimine birakilmasi demektir.

Cunku insanoglunun her turlu yapilandirilmisliginin yapi ve isleyisi sorundur.

Bu sorundan da, ancak bu yapilandirilmis yapi ve isleyisin evrensel koken ve temellerine erisilerek ve algilayarak ve de onlarin disina cikarak kurtulunabilir. Cunku, her noktalama, kesinlik, mutlaklik, sahiplik, sabitlik, dogruluk v.s. aklin inancidir ve sorunun ertelendigi ve de bilincaltinin yonetimi ele gecirdigi yerdir.

Burada en onemli yol gosterici, ..e gore konusudur. Yani neye/kime gore sorundur, rahatsizliktir,zarardir?

Iste burada, tum bu yapilandirilmis yapi ve isleyisin bir insanoglu urunu oldugunu algilarsak ve insanoglu disinda bir guc aramaz ve ...e gore belirlemezsek; herseyin ...e goresinin insanoglu turu oldugunu algilariz.

Buradan da sorunun, insanoglu turunun zihniyet olarak insanlasamamasinin sorunu oldugu algilanir.

Iste her birey bilinci almis kisinin,bilincli ve farkinda olarak bilinc altini bilince cikarmasinin altinda yatan neden, insanoglunun yapilandirdigi zihniyetin, insansal/evrensel yonlendirimi, sorgulanmasi ve degisimidir.

Iste bir birey, bilincli ve farkinda olarak, zihniyetini insanlasmaya yonelttigi surece sorunu, rahatsizligi ve zarari algilar ve bilincalti devreye girmeden, bilincli olarak insanlasmaya yonelir.

Bu da zaten bir surekli suregelen bir surectir ve noktalamali, huzur, rahatlik v.s. de sorun da soz konusu degildir. Cunku bilincin duraganligi degil; (mutluluk ya da rahatsizlik), surekliligi ve hareketi soz konusudur.

Yani ne rahatsizliktan yola cikilmistir, ne de rahatliliktan; bilincli ve farkindalikli olarak insanoglunun yapilandirdigi yapi ve isleyisin zihinsel devriminden yola cikilmistir. Iste bu devrimin "oldu" su yoktur, sadece devrimci zihinsellik ile yasam ve iliski surmek vardir.

Ustelik bu yasam ve iliski, kisiyi yonlendiren ve kontrol eden, bilincaltinin degil; aksine, kisinin bilincli ve farkinda olarak kendi kendini kontrol ve yonlendirmesidir. Zihnini insanlastirmaya yonelik.

Iste birey bilincinin, tursel duzeyi ve farkindaligi bu bilinctir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
04-03-2011, 00:18
Saygideger arkadaslar;

987 nolu mesajda belirttigim gibi, evrensel-insan'in yazdigi basliklarda olan duzenleme ve o basliklardan, bu basliga aktarilan mesajlar; mesajlarin yazilis tarihine gore aktarildigindan, mesaj numaralarinda, bu yeni eklenen mesajlardan dolayi, numara degisimi olmustur.

Bu nedenle, e. kosesindeki mesajlari, bu yeni eklenen mesajlarla birlikte, guncelliyorum. Bu arada tarih sirasina gore eklenen mesajlar, koyulastirilarak belirtilecektir.

Evrensel'in Kosesi

Sayfa 1
1 - Tanri Nedir Kimdir?
2 - Bir Tanim Insanlik
3 - Insan Hak ve Hukuku-siir
5 (ve 37) - Adem Havva ve Ayrilmislik felsefesi, insanin evrensel sorunu
6 (ve 79) - Sey Nasil olusturulmustur?
9 - Bir Vecize
10 - TC Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek?

Sayfa 2
12 - Kendi Ozbenligiyle ne zaman yonetilecek? (Devami)
13 - Tarihimizi kimler yaziyor?
15 - Turkiye'nin Guncel sorunu nedir?
16 (ve 38) - Insanlik mi, Insanlar arasi ustunluk yarisi mi?
19 - Birey ve dusunsel degisim
20 - Gunumuz aydinlari ve duzeyleri

Sayfa 3
21 - Sosyalism Neden Basarili Olamadi?
22 - Turkiye'nin Guncel Sorunu Nedir?
23 - Sevgi ve Cesitleri
24 (ve 54,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
26 - Bir Senaryo
30 - Disaridan Bakis Acisi

Sayfa 4
36 - AKP ve Anayasa Degisikligi
37 (ve 5) - Adam Havva ve Ayrilmislik Felsefesi, Insanin Evrensel Sorunu
38 (ve 16) - Insanlik mi Insanlar Arasi Ustunluk Yarisi mi?
39 (ve 51,52) - Sorun-Cozum Iliskisi

Sayfa 5

Sayfa 6
51 (ve 39,52) - Sorun-Cozum Iliskisi
52 (ve 39,51) - Sorun-Cozum Iliskisi
54 (ve 24,59) - Birey ve Dusunsel Degisim
55 - Vatandas Birey Ikilemi
59 (ve 24,54) - Birey ve Dusunsel Degisim

Sayfa 7
61 (ve 75) - Eupraxsophy
63 - Insanlilik-Insancilik, Turluluk-Turkculuk, Dinlilik-Dincilik
65 - Tanri ve Bireyin Insanlik Bilinci
67 - Allah'in Varligina Inanc Hak ve Ozgurluk Siniri

Sayfa 8
71 (ve 76) - Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
75 (ve 61) - Eupraxsophy
76 (ve 71)- Boyunduruk Tuksakligi/Algilama
79 (ve 6) - Sey Nasil Olusturulmustur?
80 - Cikis Felsefesi

Sayfa 9
81 - TC Zorlama Tarihi Donum Noktasi
84 - Amerikan Idealizmi Cevap

Sayfa 10
94 - XY Cevap
95 (ve 273) - Uc Bakis Acisi Cevap
99 - Notur Algilama Temelinde Islam'in Dogusu ve Gelisimi

Sayfa 11
102 - Vatandas Teriminin Tarihi ve Dil Kokeni
103 (ve 104) - Birey ve Bireycilik
104 (ve 103) - Birey ve Bireycilik
105 - Milli Tanimlar
107 - Bir Seslenis
108 - Benim Yasam Felsefem
109 - Vatandaslik Cevap
110 - Iki Turlu Dunya Gorusu

Sayfa 12
111 - Kavramlar ve Ne Olduklari
117 - Kurt Sorunu

Sayfa 13
122 - Korku Felsefesi
125 - Tanrililik ve Tanricilik
126 (ve 133/134) - Kant Sonrasi Modern Felsefenin Gelisim Semasi ve Diger Uc Sema
127 - Kararsizlik Semasi
129 - Romanya Tarihi Animasyon
130 - Osmanli Tarihi Animasyon

Sayfa 14
132 (ve 136) - Notur Algi
133/134 (ve 126) - Semalarin Turkcesi
136 (ve 132) - Notur Algilama

Sayfa 15
142 - Tanriya Ihtiyac Duymamak Ne Demektir?
143 - Dil ve Onemi
144 - Yabanci Kelimelerin Anlam Yetersizli
145/149 (ve 151/156) - Metafizik

Sayfa 16
151/156 (ve 145/149) - Metafizik
159 - Nihilizmin Evrensel Cikmazi

Sayfa 17
162 - Felsefi Analiz
166 - Dusunce Madde Soyut Iliskisi
167 - Dogan Musakil Varligin Evrensel Dogumu
168/170 - Tanri'nin Islevi

Sayfa 18
171-Felsefi temelde tanri kavrami
172 - Farkin Farkinda Olmak
178-Felsefi temelde din kavrami

sayfa 19
181 - Ateizm'in Aciklanmasi
182 - Ufuktaki Iran Tehlikesi
183 - Enine Boyuna Ergenekon
184 - Ayrim, Fark, Uzlasma
185 - Hukuk Nedir?
186 - Din Mentalitesi

Sayfa 20
198 - Kavram
199 - Kavram Felsefesi
200 - Karam Nedir ve Nasil Olusturulur?
201 - Kavram Cevap

Sayfa 21
203/205/207/209/210/ - Kavram Cevap

Sayfa 22
211/213/215/219/220 - Kavram Cevap

Sayfa 23
221/223/224/226/228 - Kavram Cevap
229 - Antiteizm ve Dini Mentalitesi
230 - Harflerin cizimsel Anlami
231 - Bir Butun mudur Parca midir?

Sayfa 24
238 - Insanoglu ve Bilginin Kokeni
239 - Saygi ve Bilinci
240 - Mustakil Var Olan Varlik ve Metaryelism
241 - Evrensel Insan ve Bireysel Kisi Farki

Sayfa 25
250 - XY Aciklama

Sayfa 26
252 - Euproxsophy Uzerine (Tercume)
253 - Kritik Dusunce
254 - Baslangic Noktasi ve Acilim
255 - Acilim Cizelgesi
259 - Euproxsophy Uzerine 2 (Tercume)

Sayfa 27
260/262 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular
264/266/269/ - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular

Sayfa 28
271/274 - Metafizik Anlami ve Icerdigi Konular
275 (ve 95) - Uc Cesit Bakis Acisi

Sayfa 29
287 - Euroxsophy Tercume 3
288 - Euroxsophy Tercume 4 (Son)

Sayfa 30
298 - Kavram Nedir?
302 - Var Versiyonlari

Sayfa 31
306/308 - Insanoglu ve Oncesi

Sayfa 32
318 - Ana Fikir Bir Ozet
319 - X ve Y

Sayfa 33
325/327/329/330- X ve Y

Sayfa 34
231/335 - X ve Y
336 - Iki Turlu Algi
Sayfa 35
341 - Kontrol Altina Alma Mucadelesi
346 - Metafizik Uzerine
347 - Bilinc Nedir?
349 - Alisilagelmis Kutlamalar ve Gecici Gercek Disilik
350 - Ozel-Genel

Sayfa 36
351 - Insanoglunun Marifeti
352 - Fark ve Qua Yanasimi
353 - X Y
354 - Degisimin Degismez Degiskenligi
358 - Felsefi Acilim
360 - Nihilizm Cevap

Sayfa 37
361-370 - Marxizm/Nihilizm Karsilastirma

Sayfa 38

Sayfa 39
387 - Dogal Mantik/Farkli Mantik
389 - Bireysel Toplumsal Cevap
390- Uc duzey farki ve Goruslerimiz

Sayfa 40
391 - Inanc ile Ilgili Sorunlar
392 - Inanc ile Ilgili Sorunlar Tanitim/Giris
395 - Insanligi Elde Edilene Kadar Gereken Vazgecilmezleri
396 - Ctetoloji
397 - Serbest Dusunurluk

Sayfa 41

Sayfa 42
423 - Serbest Dusunur Listesi

Sayfa 43
425 - Ctetoloji Aciklama

Sayfa 44

Sayfa 45
447 - Tanri Cevap

Sayfa 46
458 - Inanc Dusunce Cevap

Sayfa 47
462 - Ctetolojik Inanc Yapilanmasi
467 - Serbest Dusunurluk Aciklama
468 - Dusuncenin Ctetolojisi

Sayfa 48
476 - Madde Isbat
479 - Gercek Nedir?

Sayfa 49
485 - Gercek Nedir Cevap
486 - Ben Neden DOG Uyesi Degilim?
488 - Insan Varligi

Sayfa 50
495 - Milli Ozgurluk Ne Demektir?
496 - Delalet
497 - Aykiri Dusunce - Kullanim Bilim

Sayfa 51
504 - Kullanim Bilim
505 - Kim Neyi Nasil ve Ne Yapmistir?
506 - Tarih ve Gercekler
508/509/510 - Tarih ve Gercekler Cevap

Sayfa 52
511 - Tarih ve Gercekler Cevap
512 - Parca ve Butun - Kap ve Icerik
513 - Dogrular ve Yanlislar Uzerine
515 - Dogru Gercek Farki
517 - Dogru Gercek Farki Cevap
518 - Millet ve Milliyet Farki
519 - Axioloji Nedir?
520 - Ataturk Gercegi ve Turkiyenin Gelecegi

Sayfa 53
521 - Yonlendirme Nedir?
522 - Zeist Geist
523 - Zeist Geist ve Yeni Duzen
524 - Kisi Gercek ve Dogruluk Sorunu
525 - Iman Gercegi ve Arinma
526 - Insan Oz Aleyhtecilik
527 - Bireyin Evrensel Insanligi
529/530 - Bireyin Evrensel Insanligi Cevap

Sayfa 54
531 - Dusunce/Dusunme Devirimi
532 - Bilim ve Belirtim
533 - Iletim ve Iletisim

535/538/540 - Dusunce Devirimi Cevap

Sayfa 55
541 - Yasam ve Iliskinin Ozu

Sayfa 56
555 - Inanc ve Kullanim/Yanasim Cesitleri
556 - Erkeksel Disilik
557 - Dusunduren Dusunce Nasil Olmalirdir?
558 - Tartisma Uzerine Aciklama
559 - Insan ve Rakibi
560 - Rakip ve Bireysel Eliminesi

Sayfa 57
563 - Yer (Kap/Butun), Yer Tutan Sey (Parca/Icerik) ve Zaman
564 - Bir Aciklama
565 - Kavram Kargasasi
566 - Yasam ve Iliskinin Dokuzlusu
567 - Evrim Algisi
568 - Kavram Uzerine

Sayfa 58
573 - Dogumdan Bireye, Bireyden Insana
575 - Ahlak Cevap
576 - Yasam ve Iliskiye Hayat veren Ogeler
577 - Yasam ve Iliskiyi Ogrenmek ve Bilincle Yasamak
580 - Arkadaslik

Sayfa 59
583 - Dogal Dusuncenin Ctetolojik Yapisi
584/585 - Signak Psikolojisi

Sayfa 60
598 - Birey Olabilmek Ozet
599 - Tanimlar Ozet

Sayfa 61
605 - Guc ve Otorite Nasil Bir Degisim Yaratir?
606 - Gelen Bir Ozel Mesaj
607 - Ozel Mesaja Yanit
610 - Felsefede Cagi Yakalamak

Sayfa 62
617 - Dogallik Nedir?
618 - Dusunurluk Nedir?
619 - Dusuncenin Yoklugu ve Onemsizligi
620 - Evrenin soyutlugu ve soyut-somut hareketi

Sayfa 63
621 - Toparlayici Ozet
622 - Epistemolojik Gercekcilik
623 - Gercek Disiligin Iki Yuzu


Sayfa 64
636 - Yaradilis-izm-Bilim-Bagi
637 - Kavram Uclemini Kavramak
638 - Kullanimbilimin Yontembilimi
639 - Duygusal-Mantiksal Yanasim Farki
640 - Insanoglu Birarada ve Beraberce Nasil Yasar?

Sayfa 65
641 - Ortaya Koymak ve One Cikarmak Farki
642 - Varin-Ol-Bil-Kavra Algisi
643 - Olunan Varin, Oldurulmasi
644 - Epistemoloji Nedir?
645 - Insanoglunun Ifadesi "Iliski midir?, Celiski midir"
646 - Ozelestiri
647 - Noumen Nedir?

Sayfa 66
660 - Insanoglu Dunya'ya Neler Ekledi?

Sayfa 67
661 - Bireysel Hak ve Ozgurlukler Ile; Bireyin Hak ve Ozgurlugu, Farki
662 - Soyut Kavram Nedir? ve Nasil Ifade Edilir?
663 - Ozelestiri Nedir?
665 - Index-Icindekiler-
666- Ara Form Nedir?
667- Aciklama
670- Toplumsal Kisilik ve Kendine Gore Yonlendirme Aliskanligi

Sayfa 68
671- Tabu donemi-Tabunun yikilisi-Serbestlik/Rahatlik
672- Serbest Dusunurlugun Bireysel Tarihcesi
673- Yaklasim-Yanasim Nedir?
674- Dogal Dusuncenin Dusunduruncesi ve Disisel Bakis
675- Quiddity of Zi (XYxy)
676- Zi (XYxy) Nedir?
677- Zi(XY)'nin Sekilsel/Cizimsel Gorunusu

Sayfa 69
684 - Evrensel-Insan/Ozgur Birey Bagi
685- Evrensel-Insan'in Avatari
686- Zi (XYxy)' nin Bolgeleri
687- Epistemology'nin Anlami

Sayfa 70
695- Siyaset Nedir?
696- Etioloji Nedir?
697- Bil Kokeni/Karsitliklarin Temeli
698- Saldirgan ve baskici zihniyet
699- Sivillesme nedir?
700- Index-Icindekiler 2

Sayfa 71
701- Evrensel-Insan Dusuncesinin, Dogal Dusunceyi Ortaya Koyusu
702- Gercegin Degisimi/Degistirimi
703- Sorgulama
704- Onerme ve Uclu Karsi Onerme

Sayfa 72
715- Tek Onermenin Analizi

Sayfa 73

Sayfa 75
746- Bilim Felsefesi
747- Antropocentrism-Insanmerkezcilik
748- Uygulanabilirlik
749- Dogal/Evrensel-Insan Dusunce Farki: Ozet
750-Evrensel-Insan Dusuncesi ve Muhakemesi Hakkinda Bilgi

Sayfa 76
751- Index-Icindekiler 3
752- Bilim/Bilimselligin Bunyesindeki Metafizik Tehlike
753- Bir Konunun (Evrensel Insan/Dogal Dusunce) Uc Farkli Butunu
754- Tanri Uzerine Karsilikli Spekulasyon

Sayfa 81
805- 746, Devami

Sayfa 82
814- Bilimselligin Iki Yonu
815- Shibumi'ye cevap
816- "Bikkinlik Nedir? ve Nezaman Gelir?
817- Bir Kisiyi, Bireysellestirmeyen "Fren" "Korku"
818- Birey Birimli, Evrensel-Insan Dusuncesinin 7'li Temeli
819- Benlik-Bilinc, Farki, Iliskisi

Sayfa 83
827- Monizm'in Inancsal, Ideolojik Ve Dogrusal "Sorunu"
828-Index-Icindekiler Guncelleme-4
829- Etik Nedir?
830- Ateizmin Felsefe Temeli Varlik Metafiziginin Pozitivizmidir.

Sayfa 84
831- Deizm/Panteizm/Panenteizm'in Felsefi/Metafizik Temeli, Dualizm'dir
832- Duyuru
833- Notrluk Nedir?
834- Soyutlama Nedir?
835- Soyutlamanin Tanimi
836- Ben'in "Ic Celiskisi-Disa Yansisi"
837- Evrensellesmek Nedir?
838- Sayilarin Dili
839- Teslimiyet-Teslim Olma/Alma/Etme Nedir?

Sayfa 85
831- Sayilar-Yanit
833- Sayilar-Yanit
835- Monolog-Yanit
836- Birin Y-Uclem Bilinci/Farkindaligi
837- Nihilizm nedir? Sorunu/Celiskisi/Actigi yol

Sayfa 86
853- Ben/Birey/Bencillik, Bagi-Farki ve Fark Algisi
854- Ihtiyac ve Giderim
856- Ihtiyac ve Giderim-Yanit
860- Yaraticinin "Yeni" Oznel Icerigi

Sayfa 87
861- Index-Icindekiler- Guncelleme-5
862-70 Laik/Sekuler Farki Uzerine Mesajlar

Sayfa 88
871-80 Laik/Sekuler Farki Uzerine Mesajlar

Sayfa 89
881-90 Mesajlasmalar

Sayfa 90
891- Nesnenin Oznel Icerikle Tanrilastirilmasi ve Tanrisal Zihniyet
892- Tanrisal Zihniyet/Yanasimdan Ozgurluk (Kurtulmak/Arinmak) Nedir?
893- Empati Nedir?, Nasil Saglanir?
894- Inancsal Zihniyetin, Somut (Dini yasam) ve Soyut (Tanrisal dusence/davranis), Yonu
895- Inancsal Zihniyetin (Soyut/Somut Yonunun), Sekulerizm Ile Bagi
896- Kendi (Self), Ego(Verilen/Alinan Kendi)'nin, Bilinc ve Farkindalik, Farki
897- Dogal Zihniyet/Insansal Zihniyet Farki
898- Ego ve Self Farkinin, Insanoglu/Insan Temeli
899- Ego'dan Self'e Gecis
900- Insanoglunun Kurgu/Olgu/Bulgu Uclemi

Sayfa 91
901- Dogal Ego' nun Sinirlari ve Cesitleri
902- Evrensel Olmak ve Evrensel Onay Kazanmak Farki
903- Data Nedir?
904- Inanc ve Anlam/Icerik Cesitleri
905- Evrensel Insan Dusuncesi ve Muhakemesi Hakkinda Bilgi
906- Teleoloji Nedir?
907- Kim/Ne Bagi/Iliskisi
908- Duyuru
909- Inancsal Yanasimin; "Tam" Inancsalligi ve "Yarim" Inancsalligi
910- Insanoglu Turu ve Birinin Uclu Alternatifsizligi

Sayfa 92
911- Index-Icindekiler- Guncelleme
912- Evrensel-Insan'in Soylevi
915- Ortaya Koymak ve Ortaya Cikarmak Farki
917/920- S. Hawking-Kendiliğinden Yaradılış

Sayfa 93
921- Tanri-Bilim Bagi
922- W-X-Y-Z Acilimlari;
923- Felsefeye/Bilime Felsefi/Bilimsel Yanasim Farki
924- "Kendiliginden Yaratilis" Zihniyeti
925- Imanin Inancla, Dusunceyi "Teslim Almasi"
926- Inancin Akilciligi ve Inancin Epistemolojisi Nedir?, Farki Nedir?
930- Aklin dogrulugu/Epistemolojinin gercekligi Uzerine

Sayfa 94
931- Evren'e Bilimsel Yanasim.
932/935- Evren'e Bilimsel Yanasim uzerine yazisma.
936- Aklin Algi "Cimazi/Celiskisi
937- Insanlasamamak
938- Beyin, Dusunce ve Kavram Iliskisi
939-40- Ontoloji uzerine yazisma


Sayfa 95
944/50- Madde/Fenomen Uzerine Mesajlasma

Sayfa 96
951-60- Ontoloji uzerine yazisma

Sayfa 97
961-962- Ontoloji uzerine yazisma
963- Evrensel Insan Dusuncesi ve Muhakemesi Hakkinda Bilgi
964- Gozlemin Bilimselligi Ile Akilciligin Inanci Farki
965/66- Epistemoloji Hakkinda Bilgi
967- Nesnellik ile yapisallik Farki
968- Yapisal Bilginin Uc Cesidi
969- Yapici Bilgi ile Yapisal Bilgi Farki
970- Nesnel ve Objektif Bilgi

Sayfa 98
971- Oto Control
972- Oto Control neden Gereklidir?
973- Aklin Ic ve Dis "Savasi/Bilinc/Farkindalik Kapaliligi
974- Fenomen/Numen Bagi/Iliskisi
975-77 Yapilandirmacilik Uzerine Aciklama
978- Yapılandırmacılık
979- Yapinin Yapilandirilmisligi
980- Yapilandirilmisligin Cozumu

Sayfa 99
981- Bilgi ve Ne Oldugu
982-Index-Icindekiler- Guncelleme
983- Duyuru
984- Insanoglu Soyutlamasi, Yonlendirim ve Yaptirimlar
985- Kendisi Nedir ve Kendisince Kendisi Nasil Gozlemlenir/Algilanir?
986- Fenomen/Numen Bagi, Iliski mi/Celiski midir?
987- Index Duzenlemesi Duyurusu
988- Sorgulama
989- Evrimci ve Devrici Sorgulama

Not: Mesaj numaralari belirtilmeyen, mesajlar; ya baska yazar arkadaslara ait mesajlar, ya da baska yazar arkadaslarin, mesajina gore verilen yanitlari kapsar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
12-03-2011, 22:39
Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun, tum tarihsel yasam ve iliski suresi boyunca, kok ve temelsel olarak yonlendirip, yapilandirdigi yapi ve isleyisinin cesitleri vardir.

Ilki bilincaltidir.
Ikincisi aklin inandigi dogrudur.
Ucuncusu Pozitivizm, yani pozitif dusuncedir.
Dorduncusu modernizmdir (yapisallik, yapilandirmacilik degil)
Besincisi, post modernizmdir (yapisallik ustu, post yapisallik)

Evrensel-insan zihniyeti ise, bunlarin disindadir.

Simdi sira ile, bu dogal zihniyet cesitlerini aciklayalim. Bunu yaparken de, Tanrilastirma ve tanri ornegini kullanalim.

Insanoglu tanrilastirma temelli tanri fikrini ortaya attiktan sonra (bunun nasili mesajimizin konusu degil), bu fikri ortaya atan yerde bulunan toplumun dogan her ferdi, bu dusunce ona vererek yetistirilir. Iste kisinin, bu temelde yetismesi ve bunu sanki programlanmis gibi aynen yasam ve iliskisinde uygulamasi, bilincaltidir.

Ikinci asama, kisinin bundan rahatsizlik duymasi asamasidir. Burada da, kisi bu rahatsizligini, ya kendini ikna ederek kendine uygular, ya da ikna edemez ve karsi cikarak kendine uygular. Iste kisinin bilincalti ile bilincsiz bu cabasi, aklin inandigi dogrusudur.

Ucuncusu, yani pozitivizm; aklin inandigi dogrusunun, ister bilincalti verilen olsun, ister, kisinin buna karsi cikarak dogrulamasi olsun, ortada bir savunu ve "baskasini kendi gibi dusunmeye ikna etme" mucadelesi vardir.

Buraya kadar olan durumda, ortada olan ve verilen tek bir tanri soz konusudur. Yani, toplum bu tanriya alternatif bir tanitimla karsilasmamistir.

Teknik ve bilimin gelismesi, dunya uzerinde yasayan insanoglunun bulunduklari cografya disinda, birbirleri ile iletisimi getirmistir.

Burada ortaya yeni bir tur pozitivizm cikar. Bu pozitivizmde olan bir tanrinin, varligi yoklugu degil; konu alternatif bir tanrinin devreye girmesidir.

Bu acidan, iki turlu gelisme olur. Bir olan tanrilar arasi, bilincalti ve aklin dogrusunun mucadelesine, hem alternatif tanrinin, bilincalti ve aklin dogrusu mucadelesi kendi tanrisi bunyesinde eklenmis, hem de bir tanridan diger tanriya transfer ve iki tanri arasi savunu/karsi cikis mucadelesi baslamis, en onemlisi; tanrilari ortak degerlendirenlerin de bir tanri savunu birligi ile, tanrilari ortak degerlendirenlerin bir tanri karsi cikisi birligi ortaya cikmistir.

Bunu eger tanrilarin dunya cografyasi ve tarihsel gelisim ve cografya cesitliligi ve gelisen teknik ve bilimsel iletisim olarak algilarsak; hem her tanrinin, kendi bunyesindeki kutuplasmasi, hem de tanrilar arasi savunu ve karsi cikis birlikteligi cesitlenmektedir. Iste bu bilincalti pozitivizmidir.

Asil konu, bilincli ve farkinda olarak aklin yaraticiligi pozitivizmidir. Bu dunya butunlugu acisindan, bir cografya ve toplumda, meydana gelir. Zaten tanri farklari dfa da bu pozitivizm ile iyice algilanacaktir.

Soyle dusunelim. Bir kisi ciksin ve akil yurutsun "benim bir tanrim var, ben bu tanriyi savunmak, ya da bu tanriya karsi cikmak yerine, OLAN TANRIYA ALTERNATIF OLARAK NEDEN KENDI TANRIMI YARATMIYAYIM" iste bu dusunce, hem olanin disina cikan, hem de yeni bir tanri yaratan modern dusuncedir. Zaten tanri cesitleri de, boyle ortaya cikmistir.

Iste post modern dusunce de bunun tam zittidir, yani olani oldugu gibi red etme veya olani, olmayacak sekilde, iliskilendirme (dinler arasi dialog gibi), yine bu dusuncenin devami olan, olan sekilde, yaratilacak ileride olacak olanlariu da onceden algilayip, karsi cikma, yani "ben olan hic bir tanriyi savunmuyorum, ama bu gunumuzle sinirli degil, yarin bir tanri daha yaratilsa, onu da savunmam; karsi cikarim" temelli, olanin disina olabilecekler olarak cikan ve olan temelli olabilecekleri de red eden bir anlayistir.

Iste butun bu zihniyet, dogal zihniyet bunyesindedir ve verilen tanri ornegi, her konuya,dile, felsefeye, teknige, bilime tasinabilir. Nitekim tarihin gelismisligine bakilirsa, tasindigi da gorulmustur.

Peki, insanoglunun bu zihniyette geldigi nokta nedir?, ortada bir olan ve olanin temelinde olacak olan ve ortada bir olana olacagin temelinde karsi cikan.

Bu iki dusunce de, dogal zihniyeti kendi bunyesi disina cikartmayan, kendi sinirlarina mahkum eden bir zihniyettir.

Iste evrensel-insan zihniyetinin, burada ilk farki ortaya cikar. Bu olan ve olan paralelinde olabilecek olan ve bu olana olabilecek olarak karsi cikan, zihniyet bunu NEYE/KIME GORE SAPTAMAKTADIR?, iste bu sorunun cevabi iki acilim saglar, birincisi; neyin ne oldugunu, NASIL OLDURULMUS seviyesine cikarir. Ikincisi, butun ...e gorelerin, aslinda bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu, bunu temellerine ve kokenine yapiyi ve isleyisi bulup ortaya cikarmak icin yonelimi saglar.

En onemliside, butun bu olanlarin ve olabilecek olanlarin ve karsi cikislarin, bunun asil kaynagini, faktorunu veren insanogluna odaklasmasini, tartismanin geldigi kaynagi ve butun farkliliklarin bu kaynaktan kaynaklandigini algilatir.

Iste bu da algilanirsa, geriye bir tek sey kalir. "iyi guzel de, butun bu tartismalarin her turlu koken ve temelleri insanoglu faktorune dayaniyorsa, bunlarin insanlik ve evrensellik ile bagi ne?"

Iste bu soru, sizi; dogal zihniyetin, koken ve temellerinin, aslinda insanlik ve evrensellik uzerine degil de; insandisi ve insanlikdisi uzerine kuruldugunu algilatir.

Iste evrensel-insan zihniyeti, bu algi temelinde; hem tum ve her konuda olan, olabilecek olan ve buna karsi cikan her turlu tartismanin, bir insanlik sorunu oldugunu algilar hem de, butun bu sorunu ortaya atan insanoglu faktorunun kendi varligi olarak bu tartismanin icinde olmadigini ve bu tartisma ugruna yasamini feda ettigini ortaya koyar.

Bu da sadece kaynagin ne oldugunu algilatmak ile kalmaz, ayni zamanda kaynagin varliginin bilinc ve farkindaligini verir ve kaynagin ortaya attiklarini tartismak yerine, kaynagin kerndisinin tartisilmasi gerektigini ortaya koyar.

Bu da en basinda, tartisan kaynagin, tartisma yerine, kendisinin ne oldugunu algilamak adina, ve uygulamalarinin kendi ozune uygun olup olmadigini algilama adina, KENDINI SORGULAMASIDIR.

Iste evrensel-insan zihniyeti, bunu yaparken olan bunyesinde bir taraf tutmaz, notr algilar ve olana disaridan bakar. Ama, yeni bir olan yaratmak pozitivizmi yerine, olandan ve olabilecek olan ve olmayandan tamamen arinmayi ve kurtulmayi ve bunun yerine olabilecek ve oldurulacak olanin, sadece insanlik icermesini, insan faktoru olmasini ve insanoglunun kerndi disinda bir olani, kendinin ustune cikarmamasini veya ona teslim olmamasini ortaya koyar.

Bunu yaparken, hem modern, hem post modern pozitivizmin disinna ciktigi gibi, aklin inandigi dogrularin da disinda kalir. Kisaca, insanoglunun dogal zihniyet olarak getirdigi her turlu deger, veri, cesit, tabu, dogru, kesinlik, mutlak, pozitif v.s. sinirlarinin onunu sinirsizlastirir ve ozgur birakir, tek bir bilinc ve farkindalikla; INSAN VE INSANLIK ZIHNIYETI FARKI ile.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Yargan Kam
10-04-2011, 17:16
Uğrola...

Her insan ''Tanrı'sını'' kendisine göre algılamak durumundadır ister istemez.

Tabii kanımca bu algılama doğal olarak bir beyninde oluşan bir karakteristik özelliği de beraberinde getirir.

Bunun derinliği ya da sığlığı kişinin hayâl ve mantık gücüneve üretebilirliğine göre değişkenlik gösterse de, dış anlatım ya da tecrübelerinden etkilenim de baskın bir etken olabilir.

O zaman asıl sorun, neye ya da nasıl inanıldığından ziyâde, inancın diğer insanlar üzerindeki etkinin ne şekilde yapıldığıdır.

Yanlı ya da yansız fark etmez, her türlü zoraki ve zorla olan etkiler (psikolojik, fiziksel vb. baskılar) evrensel bakış açısı ile de, dünyasal bakış açısı ile de ''iyi'' olan değildir.

Bu sadece inançsal değil, fikirsel ve fiilsel durumlar için de söz konusudur elbet.

Sevgi ile...

Natan
10-06-2011, 21:40
Erişimi engellenen evrensel insan isimli üyemiz forum.dusuncedunyasi.net sitesinde aktif olarak yazmaktadır. Kendisiyle konuşmak, bilgi, fikir alışverişinde bulunmak isteyeler belirttiğim sitede kendisini bulabilir.

saygılarımla

Natan
22-02-2013, 18:43
Güncelleme

Saygılarımla

R

evrensel-insan
30-03-2013, 23:22
Ne, Kim, Neden ve Nasil?

Insanoglunun yukaridaki sorulari sorarken ve yanitlarken vermis oldugu yanitlar ve sorularin icerigi ve beyinlerinin bilincalti alisilagelmisliginin temelinde ya da bilincli ve farkinda olarak bilissel temelde soru ve yanitlara yonelimi bir yerde; insanoglunun her turlu ortaya koyumu farkinin da temelini teskil eder.

Ne sorusu genelde varliksal/ontolojik/teolojik temeldeki ideolojik inancsal dogrulama/gerceklestirme temelli metafizigin "seyin ne oldugu" uzerine yuzyillardir yaptigi tartismanin sorusudur. Kisaca varligin gercekligin dogrulugun temelinde indirgemeci ve determinizm iceren etik ve estetik dallarini da bunyesine alan sorudur. Burada genelde kim sorusu pek sorulmaz, ya da teolojik taban olarak olumlu/olumsuz bir yanit bulur.

Bu temeldeki evrensel-insan zihniyetinin temeli bellidir. Qua felsefesi ve yapilandirmaci epistemoloji. Yani "seyin ne oldugu yerine, seyin ne olarak neden ve nasil olusturuldugunun" aciklanmasidir.

Kim sorusu ise tamamen ya ozel/oznel ve ozsel temelde metafizigin teolojik temeldeki insanoglu ustu bir gucu iceren fizik otesi aklin yaratimina dayanan bir yaratici, akilli tasarimci ve genelde ya ne nin kendisi ya da ne nin yaraticisi olma durumundadir. Ozelde ise bir seyi dile getiren insanoglu akla gelir.

Evrensel-insan zihniyetinin hem genel hem de ozelde tek bir kimi vardir, o da insanoglu ve onun epistemolojik alternatifsizligidir. Bu temelde fizik otesi bir yaratici kimi aramaz ve gerek duymaz. Ozelde'de insanoglu nesini algiladigindan ve bilisselligine vardigindan neyi ortaya koyanin kim oldugunun insanoglu olarak bilisselligindedir. Qua felsefesi bunu aciklamaktadir. Ayrica yapilandirmaci epistemolojideki yapilandiran kim de insanogludur.

Neden ve nasil sorulari ise tamamen epistemolojik temelde bilgisel, bilimsel ve bilissel alani iceren sorulardir. Bilim bilimsel olarak ne metafizigin ne tartismasina ne de kim tartismasina dahil olmaz. Bir bilimsel olguyu teoriyi v.s. aciklayan bilim kisisinin bile aciklamasi onun kisisel degil; genel bilim adina olan aciklamasidir. Iste burada bilim kisisinin ne ve kim temelli aciklamasi bilimsel degil; onun kisisel aciklamasi olarak yansir.

Iste bu temelde evrensel-insan zihniyeti "seyin ne oldugunu ve de kim tarafindan ne olduruldugundan ziyade; seyin ne olarak ve kim tarafindan neden ve nasil olusturuldugunu" aciklar.

Hem ne nin tartismasina girmez ve bilirki yapilandirilmistir, hem de kim tartismasina girmez ve bilirki her seyi kendi adina icin eliyle ve kendine ortaya koyan tek kim insanogludur. Ustelik bu bir dialog degil, monologdur. Yani insanoglunun ortaya koydugu ne sadece insanoglu algisi, gozlemi, akli, bilgisi temelinde konur ve ortaya konan neyi de baglamaz. Cunku insanoglu disinda kalan her bir ne nin insanoglu ile kurabilecegi ortak bir dialog yoktur.

Bir yerde "5N 1K" yi tamamlama adina "ne zaman" sorusuna da deginelim. Zaman konusu insanoglu ortaya koyumunun her alaninda gecerlidir ve insanoglunun ortaya koyma noktalamasidir. Zaman bir insanoglu yaratimidir. Iste bu temelde kimin ve nenin ortaya koyumu ve koydugu ne nin mekansal degil; zamansal noktalamasidir. Cunku herhangibir kim herhangibir neyi zamansal olarak ortaya koyabilir, mekansal degil.

Ustelik burada zamansal kavramlarin ilkligi, tekligi onceligi ve sonraligi sozkonusudur ve bu bir kisir dongudur. Cunku bir kim bir neyi zamansal nasil ortaya koyarsa koysuun, onun bir ilklik ve oncelik kisir dongusu vardir.

Iste bunu onleme adina fizik otesi kimler "zamandan ve mekandan muaf" tutulurlar ki, bunun mantiksal olabilirlik olasiligi yoktur.

Varliksal olarak ta zamansal oretaya koyum, ister istemez varliksal ideolojileri inanc olarak ilklige teklige ve mutlakliga iter. Cunku baska turlu neyi ideolojik inancsal dogrularina gore ya kime oldurtamazlar ya da neyi indirgemeci ve determinist olarak ortaya koyamazlar.

Nerede sorusu ise mekansal bir sorudur ve genelde "sabit" bir mekani belirtmek icin kullanilir. Iste yine burada metafizigin bu soruya hem varliksal hem de fizik otesi olarak yaniti ya "heryerde/hicbiryerde" seklindeki bir yanittir. Burada unutulmamasi gereken bir nokta, bu soru yanitlanirken zamanlama olarak sabitlenerek yanitlanir. Yoksa vurgulanmak istenen mekanin sabitligi degildir, belirtilen mekanin o durum an ve sarta gore noktalanmasidir.

Aslinda bu baslik 21. yuzyilda insanoglu bilisselligi bilimsellik ve bilgi olarak cok onemli bir icerige sahiptir ve eminim algi olarak ve verilen anlam ve icerik olarak hic bir okuruna tatmin edici bir yanit olmayacaktir.

Iste bu temelde bu baslik ile ilgili herhangibir okurun soru, katki, yanit ve bilgi vermesi ve konu uzerinde dusuncesini belirtebilmesi adina, katkilari bilgileri dusunceleri iletmesi rica olunur.

Son olarak bilimsel bilgisel ve bilissel temelde bir ornek verelim.

Tasi elden birakirsaniz, yere duser.

Iste bilimsellik bilissellik ve bilgisellik; ne tas ne de eldir. Bilim tasla da elle de ilgilenmez. Sadece tasin neden ve nasil yere dustugu olgusuna yanit verir. Bunu da gozlemi teorisi ve test ettigi teorisinin bilimsel yontemi ile yapar. Ayrica bu aciklamasi da, gozlem farki dogurursa yanlislanir ve yeni bir gozlemin olgusal gecerliligini dogurur.

Tasin ne oldugunu bir fenomen olarak metafizigin varliksal ideolojik inanclari varlik ve gerceklik temelinde indirgemeci determinist olarak tartisir. Fizik otesi ise sadece tasi birakan el olarak kim sorusuna yonelir ve yanit arar.

Iste bu temeldeki bir doga olayina bir inancli ve din "bu kari yagdiran tanridir" derken ve ontoloji "kar budur/budegildir" diye tartisirken, bilim bilimsel olarak "bu kar neden ve nasil yagiyor?" sorusunu aciklar ve sorar.

Dark_Prince
30-03-2013, 23:55
Ooo evrensel hocam hoş geldin :)

Neva
30-03-2013, 23:57
Evrensel-insan hosgeldin yeniden. :)

evrensel-insan
30-03-2013, 23:58
Ooo evrensel hocam hoş geldin :)

Hos bulustuk. :)

evrensel-insan
30-03-2013, 23:58
Evrensel-insan hosgeldin yeniden. :)

Hos bulustuk. :)

errata
30-03-2013, 23:59
evrensel-insan hoşgeldin, çok uzun zaman oldu :)

evrensel-insan
31-03-2013, 00:01
evrensel-insan hoşgeldin, çok uzun zaman oldu :)

Hos bulustuk. Dusunce ve bilgi daimidir. :)

bakkalmahmud
31-03-2013, 00:34
Hos bulustuk. Dusunce ve bilgi daimidir. :)
Tekrar bu sitede olduguna sevindim ama kisa yazmaya calis,,,bizide düsün.sonsuz saygilar