Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrensel-insan zihniyeti
evrensel-insan
08-03-2008, 03:08
Tanri nedir kimdir?
Saygideger arkadaslar;
Uye olmadan once siteye yollamis oldugum bir yazimi hepinizin gormesi amaciyla asagiya aynen alintiliyorum.
Tanri, ilkinsan dusuncesinin-bilgisizliginden-tecrubesizliginden-sordugu sorulara cevap bulamamasindan dolayi-bir urunudur. Insanoglu, Tanriya bahsettigi temeli ve bu temelin insan, insani ve insanlik yapisini ve icerigini kendine bahsedebilmis olsaydi, herhalde ozledigi, arzuladigi evrensel temeldeki insani kendi ozunde bulurdu. Ustelik butun bu degerleri, Tanriya bahsedip, erisilmez kilarak hem kendini, hemde dunyayi caresiz birakti. Tanri da herseyi birlestiren, butunleyen insanoglu kendi temelinde kendini ve herseyi ayirdikca ayimis bilimum soyutlarla kendi kendiyle anlasilmaz bir celiskiye dusmus, savasa tutulmus, guzelim dunyayi yasanamaz bir cehenneme cevirmis ve cevirmektedir, haydi bugun biz yasayanlari birakalim, yarin dogacak cocuklarin gunahi ne neden boyle insanliktan cikmis bir dunyaya gelecekler, biz neden boyle bir dunyaya geldik sucumuz neydi.
Butun bunlarin nedeni, insanin insanligini ve insani yapisini tanriya bagislayan insanoglu, kendisini bir "ben" yarisinin icinde bulmus, kendi "ben"i icin, olmus-oldurmus kendini dine-milliyete-ulkeye v.s. bilimum ayrimciliga boldukce bolmus birde kendi icinde ust-alt iliskili bir hiyerarsik yapi olusturmustur. Tanri gibi bunu da kadere veya hakka-hukuka baglamis sozum ona "adalet"i saglayacak. Ilk insandan bu yana oldukca yolalan insanoglu 21. yuzyilda hala akillanmamis ve bu insanligini tanriya bahsetme tabusundan hala kurtulamamis, bu tabuyu sorgulayip-nedenleyememistir. Dunya bilmelidirki insanoglu ne zaman *tanriya bahsettiklerinin kendine ait oldugunun farkina varir ve ne zaman bu bahsettiklerinin kendi bunyesine almaya karar verir, iste o zaman insanlik tarihi bir ilke ve insan olmanin ilkine imza atar. Bu olusmadikca kimse insani insanligi- varmis gibi- algilamaya kabullenmeye calismasin cunku o zaman hicbir sekilde dunyadaki bu her turlu ayrilmislik yapisinin ayrimcilik temelini aciklayamaz ve kendi ayrimcilik temelinde bosa kurek ceker. Gunumuz, insanin-bir birey veya vatandas olarak -kendini sorgulayip-nedenleyip, insan olma ve insanligini olcme gunu bu guc her birimizde var-insan olabilme gucu-Su andaki durumunuzu degerlendirmiyor ve kendinizi insan olarak goruyor, ve insan olma cabasi harcamiyorsaniz, o zaman neyin ne icin kime karsi kimle verdiginiz savasin icerigini oturup bir daha dusunun.
Ya tanriya bahsettigimiz butun evrensel yucelikleri kendimizde arayacak ve kendimize mal edecegiz, ya da ayrilmisligimizin temelinde birbirimizi suclayip, yargilayip, ben-sen-biz kavgasini surdurup bu dunyayi daha yasanmaz hale getirecektir.
TUM DUNYADAKI INSANLAR AYNIDIR, BIRBIRLERINDEN HIC BIR FARKI YOKTUR. SADECE FARKLILIKLARINA BIR KILIF BULUP BEN TEMELINDE AYRILMISLAR VE KENDILERINI BIR AYRIMCILIK SAVASININ ICINDE BULMUSLARDIR. ISTEYEN VATANDAS-BIREY KALMAK ISTIYEBILIR, AMA O ZAMAN BASKA BIR VATANDASIN BIREYIN VE TUM BU BOLUNMUSLUK TEMELININ YAPISINA YAPACAK SEYI YOKTUR. SADECE ODA BIR BOLUNMUSLUK TEMELININ BIR UCUNDAN TUTAR, OBUR UCUNA SAVAS ACAR.
O yuzden herbirimiz nasil bir canli oldugumuzu sorgulayalim, birde tum guzellikleri tasiyan insani gozonune getirelim, bakalim bunlar birbirine ne kadar benziyor ve hangisi biziz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-03-2008, 06:37
Bir tanim-insanlik
Saygideger arkadaslar;
Felsefemi tanitmasi amaciyla asagida size bir tanim sunuyorum.
INSANLIK:Dunyevi temelde INSAN ve BIREY ikileminin;KISISEL ve EVRENSEL karsitliginda;bireyin kisisel SAYGIsi(farkin farkina varmak;ne farki ayirmak nede farki"yok"saymak) ve insanin evrensel VICDANi(ne kendine,nede baskasina fiziksel ve dusunsel zarar vermeme)ni,INSANSAL;duygu,dusunce ve davranis temelinde birlestirip,YASAM da yansitmak
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-03-2008, 06:49
Saygideger arkadaslar;
Siirim kotam dolmadigi icin "Tanisalim"bolumunde kalmisti,bu baslik yeri oldugu icin-herkes okuyabilsin diye-buraya alintiliyorum.Umarim bir kurali daha bozmuyorumdur.
INSAN HAK VE HUKUKU
Ben farkin farkindayim,
Oyleyse farki neden ayirayim?
Ya da farki yok sayayim.
Kendi farkini kayiran,
Diger farki kendinden ayiran,
Diger farka yasam hakki tanimiyan,
Olmasin sonra pisman!
Cunku,ne bir birey oluyor; ne de bir insan.
Farkin farkina varan ayniya kavusur.
Ne bir sorun yasar,ne de baskasina bulasir.
Boylece insanligin butunune ulasir.
Iste buda dunyanin bireyine yakisir.
Bireyciliktir,bireyi tutuklu kilan,
Ona bireysel ozgurluk ve yasamini unutturan.
Bireye insan degilde baska sifatlar takan,
Bireyciliktir kendi cikari icin digerlerini yakan.
Evrensel bireyler toplumlari birlestirirse,
Tum farklari biribiriyle bulusturursa,
Insanlik adina bireyleri kavusturursa,
Bireyli evrensel toplum olusturursa,
Birey ozgurlugune,evren butunlugune ulasir.
Bireyci kisilik degilmidir,ortaya doktrinler atan.
O doktrin cikarinca bireyleri farkli kilan,
Farkli kilinan bireylerden toplumlar kuran.
Toplumlari kutuplastirip biribirine kirdiran.
Ben senden farkliyim,sen benden farkli!
Bu fark yarisinda kimin farki kime gore hakli?
Acaba bu haklilik bir yerlerdemi sakli?
Yoksa maalesef hala guclu olanmi hakli!
Hak,hukuk,adalet;diktatorluk,demokrasi,hurriyet,
Kime niyet! Kime kismet!
Kim, kime neye gore hak tanir?
Kimin kimin ustunde hak tanimaya hakki vardir?
Hakmi hukuka,hukukmu hakka dayanir?
Hukuk mu hakka,hak mi hukuka yasam tanir?
Hakmi hukuku hukuk mu hakki yaratir?
Hukuk yoluyla hak tanimaksa adalet,
Hukuku yapanin dogrultusundadir saadet.
Kendisine hukukla hak taninan ceker sefalet.
Boylece hak ile hukuk arasinda kopar kiyamet.
Iste bu kiyametin adi maalesef hurriyet.
Hakkini arayan hukuk engeline takilir.
Hukuku veren hakka siginir.
Hak, hukuk cercevesinde kendini savunur.
Hukuk boylece hakli haksizi ayirir.
O zaman hak mi hukuku hukuk mu hakki kayirir?
Hakki hukukla sinirlayan,
Hukukla hakki sinirlanan,
Ikiside degilmi ki insan,
Ozaman insandir kendini ve herseyi biribirinden ayirip farkli kilan,
Bireyci akilciliktir bu ayrimi yapip farki yaratan.
Vicdandan ayrilipta bu yola sapan.
Bireyci akilla yonlendirilen vicdan
Amacinin tersine acimadan dokuyor kan.
Vicdani akil zarar verebilir mi? hem kendine hem baskasina,
Vicdani akla sahip olan birey,farki yaratirmi bosu bosuna,
Saygiyla farktan arinip,vicdanla huzura kavusur.
Iste o zaman birey insanla bulusur.
Vicdandir insani hayvan ve bireyden ayiran
Saygisidir insani hayvan ve bireyden farkli kilan
Vicdani saygisidir farkli kildigini da kucaklayan.
Eger insansa birey ve toplumlarin evrensel butunlugunu saglayacak olan,
Iste bu insan aklinin rehberidir ozaman saygi ve vicdan.
Her toplum vatandasi once birey olmali.
Bireysel aklini bireyci akilcilik yerine vicdanina tasimali.
Saygi temelinde farki algilamali ve kucaklamali.
Her vatandas kendi bunyesinde once bireyci olmayan birey sonra insan devrimini tamamlamali.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Cok da iyi yaptin sevgili evrensel-insan. Guzel hislerinden kayanaklanan siirini ne kadar cok uye okursa o kadar iyi.
evrensel-insan
08-03-2008, 07:09
Adem-Havva ve ayrılmışlık felsefesi,insanın evrensel sorunu.
Saygideger arkadaslar;
Adem, Havva, Habil, Kabil dörtlüsü ve insan düşüncesindeki şekillenişi ayni zamanda insan düşünce sinirini ve düşüncenin temel öğelerini ortaya koyar.
Çok ilginçtir ama bir suru konuda ayrılmışlık gösteren dinler sadece yukarıdaki konuda ve Cennet, Cehennem olgusunda birleşir.
Bura da Adem baş faktördür ve X (erkek)'i temsil eder. Onun kaburga kemiğinden cikan Havva Y(dişi)'yi temsil eder yani Y X'IN BIR FONKSİYONUDUR VE XY ki beraber olarak zay(zi) olarak okunur.
Habil ile Kabil de 2X 'i temsil eder.Fakat bilindiği gibi biri ötekini öldürür ve böylece insan düşüncesinin ayrılmışlığı başlar yani 2x hem ikilem hem de karsıtlığı ifade eder.KI karşıtlik xy ile ifade edilir. Önemli bir nokta da Y'nin sadece X eliyle ifade edilebilir olduğudur. Yani Y X karakteristiği gösterir.
Büyük X i şekilsel olarak göz önüne getirirseniz ve köşelerini X X X Y olarak belirlerseniz ve XX'i *Y *XY' yi X temeline indirgerseniz, düşüncenin evrensel kökenini ve sınırlarını bulmuş olursunuz. Buradan ayni zamanda su sonuç çıkar, X ifade eden faktör, Y ise ifade edilen faktör olur. Dolayısıyla X Y *ile ifade edildiğine göre ve Y de X ile ifade edilebildiğine göre ne X' in ne olduğu ne de Y'nin kendi olmadigi anlaşılır.
Iste insanoglunun(kizinin degil) soyutla ifadesi ve somutlama ve soyutlamasi bu temeldedir.Buradan bir sonuc daha cikmaktadir ki o da somutla ayrilan y(disi) soyutta mevcut degildir.YANI IFADE ETMEK ERKEK DUSUNCESI TEMELINDE OLUSMUSTUR.Ayni erkek kendine erkek karsitina disi demis ve ikisini insan butunlugu altinda toplamistir.
Disi(female),kadin(woman) ve insan(human) hepsi erkeksel(male) ve adam(man) kokenlidir.Adem den gelen adam ve man bu temeldedir.Iste kisaca benim felsefem bu temeli (ta bi daha detayli olarak) ortaya koyan ilk felsefedir.Ayrica akil temelinde ki ayrilmisligi ne Marxism gibi fizigin en son asamasina(soyut temelinde) burjuvazi-isci sinifi,emek-sermaye, ne de nihilizm gibi ifadenin son ayrilmisligina sey-hicbirsey veya birey-evrensel temelsizlik,kokensizlik ayrimina tasimaz ve sadece ayrilmislik felsefesinin hic bir ayrimi olmayan ayni evrensel temel ve kokenini ortaya koydugu gibi erkege alternatif olan y nin x karakteri icermeyen ve x in fonksiyonu olmayan y nin kendisini x adina degil,y nin kendi adina ortaya koyar.
Iste benim felsefem,dusunce yapim x in icinde degil,disindadir o yuzden ikilem ve karsitlik icermez.Ben ayni zamanda x in y ayrilmisliginin degil y nin x 'i butunleyisinin ve bunu y nin kendini kendi olarak x e alternatif temelinde ortaya koymasinin hem bireyci aklin iflasini ve ortacag karanligina donme cabalarinin sonu, hemde y temelli insan ve insanligin ilk defa dogusu olarak goruyor,algiliyor ve bunun once kendi birey yapimdaki ayrilmislik temelinden arinarak hem de bu konuda kendimi yeniliyerek yapiyorum o yuzden de bu devrime birey otesi devrimi veya bireyin kendi ozune insana donme devrimi diyorum.
Dunya yaratildiginda sorunlariyla mi birlikte yaratildi? Eger oyle dusunuyorsaniz tek bir sorum var neden ve kim sorunlari cozecek? yok hayir diyorsaniz; o zaman dunyadaki sorunlarin yaraticisina bir tek kaynak kaliyor o da insan, ve eger insan dunyadaki butun bu sorunlari yaratiyorsa peki kim cozecek,eger insanin disindaki bir gucun bu sorunlari cozecegi dusuncesindeyseniz,fikirlerinizi ogrenmek isterim,yok insan cozer diyorsaniz ozaman madem insan cozecek guce dusunce yapisina ve davranisina sahip acaba basta neden bu sorunlari yaratti ve hala yaratmaya devam ediyor?
Iste insanin yarattigi bu sorunlarin tek cevabi evrensel dusunce yapisinin ve sinirlarinin yarattigi temelde yatiyor-ki bu da ikilem ve karsitlik ayrilmisliginin tek ve positif ayrimciliginin hangi teki olursa olsun oteki teke karsi olacagi ve bunun bir kisir dongu oldugu-iste bu evrensel temele ulasmak sorunlarin resmine ulasma anlamini tasiyor.
Bu evrensel sorun temelinin neresinde yer alirsaniz alin hicbir zaman resmin tamamini goremiyeceginiz gibi,cozdugunuzu zannettiginiz sorun size yeni bir sorunu doguracaktir.BU evrensel sorun temelini ne kadar iyi algilarsak cozumumuz de okadar evrensel olur,tabi algilamanin yaninda cozume gidebilmek icin ayrica bir alternatif evrensel temel gerekirki insanoglu,hep simdiye kadar herseyi kimin yarattigiyla ve bu konuda ki herturlu felsefi hipotezi one surerek ugrasirken,kimsenin aklina "ya kardesim birakalim su dunyayi ve herseyi,neden sorun denen birsey var,onu arastiralim"a yonelememistir.
Eger insanoglu sorunun kokenine-evrensel temeline-inmis olsaydi simdiye dunya gunluk gulistanlik ve insanlar birbiriyle kardesce ve birlik butunluk icinde yasar olurlardi.Neden boyle olmadi dersiniz?Bunu onleyen ve dusunulemeyecek kilan ve aksine insanlari toplumlara,ulkelere,milliyetlere,dinlerev.s. bolen ve bunlar arasinda guc farkini koruyan ve yaratan bu farkliliklar temelinin elle gosterilebilecek bir sorumlusu var mi acaba?iste bu sorumlu bulunup ortaya cikarildiginda-evrensel temelde iste o zaman sorunun yaraticisi da ortaya cikacaktir ve eminim cozume o da yardimci olacaktir,boyle bir dusunce yapisi hic bir zaman uretilmedigi icin,insanlik bu ana sorunu ve temelini gormemezlikten gelmis,hic aklina getirmemistir.Isine de gelmemis degil,ve olani kullanarak-sorgulayip-nedenleme yerine- once ayrilmisligi ve sonra ayrimciligi,irksal,sosyal,siyasal,ekonomik,hukuksa l,haksal,ozgurluksel,devletsel,yonetimsel,egitimse l,ogretimsel v.s. yasamin butun dallarinda orgutlemis ve bugunun icinden cikilmaz dunyasinin ortaya cikmasina onayak olmustur.
Yani kisaca yarattigi sorunun ne oldugunu algilamak onun evrensel temelini bulup cozumu gitmek yerine;bu sorun ve onun evrensel temelini akliyla orgutlemis ve bugunun ayrilmislik temelindeki ayrimciligini orgutlemistir.Artik bu isin de sonuna gelinmis akilcilik iflas edince,care tarihi geri dondurmekte bulunmus ve dunya ve insan hizla geriye ortacag karanliginin guc mentalitesi temeline dogru ilerlemektedir.
YA BU SORUN KOKENLI EVRENSEL YAPI-KI IFLAS ETMIS -ORGUTLENMEYE DEVAM EDILECEK VE BU INSANIN VE INSANLIGIN SONU OLACAK; YA DA BIRILERI BIRYERDE BU SORUNLU TEMELI FARKEDIP BUNUN EVRENSEL TABANINA INECEK SORUNU ALTERNATIF BIR EVRENSEL YAPIYLA COZUME DONUSTURECEK,Iste benim ve felsefemin yapmak istedigi bu ikinci secenektir
arkadaslar, sizce dünyanın evrensel sorunu ve çözümü nedir, kim çözecek ve nasıl? Ve felsefem ve çözüm önerim ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-03-2008, 19:23
Şey Nasıl Oluşturulmuştur
Saygideger arkadaslar;
Nihilizm felsefesini seyin karsiti hicbirseyi evrensel bir temelin-hic bir soyut veya somut konuda-olmamasina dayanarak ortaya atmistir.Halbuki benim felsefeme gore tek bir evrensel temel vardir o da sorunun evrensel temelidir.Sorun zaten seyin temelini evrensel duzeyde ortaya koyamamaktir,ama bu bizi sey'in olusturulma temelindeki hicbirseye goturmez.Onemli olan seyin ne oldugu degil evrensel ve bireyci akilcilik temelinde seyin dusunce sinirinin ne oldugu ve nasil olusturuldugudur.Once seyin evrensel temelini(sorunsal) ortaya koyalim.sey hem bir ikilem (sey olma ve sey var) hemde bir karsitlik(birsey-hicbirsey) karakteristigi gosterir ve seyin kendiside bir uclemdir.seyin var olmasi,iste benim felsefeme gore bu 7'liyi bulup ortaya cikarmak bireyci akilciligin dusunce sinirina evrensel temelde varmak demektir,ki o zaman-ki benim felsefemin bir temeli NOTR'e ulasilmis olur.Zaten nihilizmin hicbirsey temeli yuzunden insan ve insanligi bireyci akilciligin hem somut hemde soyut gucune teslim edilmeye calisilmaktadir.bURADA NIHILIZME KATILDIGIM TEK NOKTA-FELSEFEM OLARAK-seyin ne oldugunu-kendi dahil- ortaya atan ve onu sorun olarak olusturan-alternatifsiz-insanOGLUdur(burada oglu kelimesine dikkat etmenizi oneririm,yani insankizi yoktur-fiziksel olarak ayrilsa bile-insanin kendisi erkek karsiti kadindir,yani kadin sadece fiziksel olarak ayrilmistir ve dusunce ve ifadenin olusturulmasi maalesef ERKEKSEL,dir.Bu konuda benim Adem-Havva ve ayrilmislik felsefesi yazimi okursaniz daha detayli bunu gorebilirsiniz.Bu erkeksel temel kendisini hem kromozom yapisinin ifadesinde hemde fizigin ve matematigin fonksiyonal esitliginde de ortaya koyar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sn. evrensel-insan,
Yazılarınızı büyük bir zevkle okumaya gayret etmekteyiz.
Bizim bir ricamızı kırmayacağınızı umuyorum.
Yazılarınızda, paragraf ve daha kısa cümleleri kullanırsanız seviniriz.
Şimdiden teşekkürler
evrensel-insan
08-03-2008, 19:35
Saygideger mhmhd;
Yazilarimin daha iyi algilanmasi temelinde ki uyariniz icin tesekkur edecegim,dikkate alacagim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-03-2008, 20:15
Saygideger arkadaslar;
Size bir vecizemi aktarmak istiyorum.
"Baskalariyla anlasmazliga dusmek,isin bir yonu;dusuncelerinizin baskalarinin dusuncelerindenfarkli oldugunu anlatabilmek,ve yapisal tartismaya temel ve dayanak yaratabilmek,isin baska bir yonudur.
Eger ikinciye odaklanirsaniz;hicbir zaman uyum saglayabileceginizi dusunemeyeceginiz konularda nasil o konulari uyumlastirmaya yoneldiginize sasirip kalacaksiniz"
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-03-2008, 22:25
TC kendi oz benligiyle ne zaman yonetilecek?
Saygideger arkadaslar;
Turkiye ve anadolu,hicbir zaman ne isgal edilir,ne de kendi oz benligiyle yonetilir.Bunun nedeni gayet aciktir.hem osmanli imparatorlugunu yikmayi basaran bati akilciligi hemde istedigi TC,yi kurmayi basarmistir.Turkiye,yi hem dogudan koparmayi ve doguyu tamamen batililastirmak temelinde de doguya karsi kullanmayi hep kendi istedigi ikinci sinif bati toplumu yaratmak temelinde kullanmistir.
Bu ne demektir.Bu anadolu halkinin 150 yildir bati akilciligiyla yetismis kisiler tarafindan yonetilmesi demektir.Bati, anadolu halkina istedigini yaptirmak ve istedigi gibi yonetmek icin onlari isgal etmeye gerek gormemis,anadolunun bagrindan yetisen ve bati egitimi almis aydinlari ve iktidarlari istedigi gibi yonetip yonlendirerek anadoluyu idare etmistir..Anadolunun saf ve temizliginden yetismis olan ve bati akilciligiyla beslenen aydinlar her zaman anadolu duygusalligina yenik duserek,bati nin bu onlarin -ustelik kendi halklarina karsi- duygularini somurmelerine ve kendileri de halki somurmeye engel olamamislardir.Anadolu halkinin saf ve temizligi,anadoludan yetisen aydinlarin akilciliga, duygulariyla teslimi ve bati hegemonyasi
Peki bu nasil onlenir,yani anadolu nasil kendi oz benligiyle yonetilip-yonlendirilir ve bati tarafindan isgal edilemez?Bunun bir tek cevabi vardir,o da dogu vicdanidir.Eger batinin egittigi veya bati hayranligi ile buyuyen aydinlar,bati akilciliginin ne demek oldugunu ogrenir-ki bunu yapabilmesi icin duygusal degil,mantiksal yanasmasi gerekir-ve dogu vicdani ni da bunun ustunde tutarak hem halkinin birlik ve beraberligini saglar hemde batinin iflas etmis bireyci akilciliginin duygu somuru temelli oyununa gelmeyerek hem halkini korur hem de onunla butunlesir.Iste Turkiyenin,anadolunun bagrindan cikmis ve bati akilciliginin duygu somurusunu mantigiyla cozmus,anadolunun o saf ve temiz yapisini korumus ve birde bunu dogu vicdaniyla guclendirmis bireyler Turkiye,yi hem kurtarir hem batiya teslim etmez,hem de Turkiye ithal dusunce ve davranisla yonetilmez.Maalesef anadolunun tarihinde boyle bir birey yetismemistir-dogu vicdanli ve bati akilciliginin duygu somurusu bilincli , bati tarafindan kandirilamaz ve satin alinamaz yapi ve karakterde anadolu karakteri sahibi aydinlar ve yonetim,iktidar.
Buradaki en onemli ve gozardi edilmemesi gereken tek ve acil,konu;Anadolu’yu,Turkiye,yi ve orta dogu,yu kendi oz benlikleriyle yonetecek ve yonlendirecek olan ; bu cografya nin bagrindan cikmis bu cografyanin butun birikim ve tecrubelerini zihnine kazimis,halkini,yapi duygu ve dusuncelerini cok iyi bilen ve algilayan bunyesinde butun bu farkliliklari tasiyabilecek kadar ve hicbirini biribirinden ayirmayacak,birini digerine tercih etmeyecek kadar genis yurege sahip aydin ve iktidarlarin,bati bireyci akilciliginin/ayrimciliginin/bolunmuslugunun bilincine varmis,anadolu ve dogu insaninin yapisinin bilincine varmis ve dogu vicdaninin bilincine varmis yonlendiricilerin; hicbir zaman suru psikolojisinin duygusalligini,duygu somurusune ve halki kucumseme ve kucuk gormeye halkini ve hic kimseyi;cahil, hor gormeyen,suclamayan,asagilamayan,alay etmeyen,iyi niyetini su istimal etmeyen,alay etmeyen,kandirmayan,aldatmayan,koyun surusu gormeyen ve aksine;algilayan,anlayan,hosgoren,v.s. ve sevabi-gunahiyla farkli yapisiyla oldugu gibi halkini bagrina basacak bir dogu vicdani; bireyci akilciligin temelini korku felsefesine ve halki zorlama ve korkutmaya ve vicdani tarafliliga yani halki birbirisi arasinda kutuplandirmaya ve bu kutuplari birbirine rakip kilmaya ve anadolu ve dogunun birlestirici vicdanini bireyci akilciligin bolucu gucune donusturmeden,hem halki- o dogunun mozayigi ve cok kulturlu yapisi temelinde- birlik ve butunluk icinde tutabilmek ve tek vucutlulugu hep korumak olmalidir.
Iste anadolu,Turkiye ve orta dogu boyle aydin bireyler yetistirmelidir ki o zaman bati bireyciligin akilciligini her konuda alt edebilsin ve onunla basabas mucadele edebilsin.Iste bati bunun ne zaman olustugunu hissederse o zaman batinin gercek insanlik disi yapisi o zaman tum ciplakligiyla ortaya cikacaktir.Anadolu,dan,Turkiye’den ve orta dogu’dan bu yapida aydin birey yetisir,yonetir,yonlendirir ve iktidar olup bolgesini kendi oz benligiyle korur mu bunu her bu bolge evladi once kendini sinamali ve kendine sormalidir.Ben boyle bir yapiyi alabilirmiyim,nasil alirim,nasil aldigimdan emin olabilirim ve bu yapiyi nasil korur ve gelistiririm? v.s.diye.Sorununun farkina varanda cozum getirecek olanda mutlaka bu bilinci almis olmalidir.Bu batinin hayal edemeyecegi cok yuksek bir bireysel bilinctir.Bu bilincle,batinin iflas etmis bireyci akilcilik bilincinin “ben” temelinin basedebilmesi imkansizdir.Cunku batinin akil duzeyi,boyle bir yapiyi-ne denerse denesin-yikmaya,bozmaya-degistirmeye v.s. yetmez.
Artik dogu-ki basta kopru olan Anadolu ve Turkiye-BASTA BU BATI HAYRANLIGINDAN VE BATIYA BENZEMEKTEN KURTULUP,KENDI OZ DOGU BENLIGINE-BATININ-DOGUSU’NA DEGIL-DONMEYE KARAR VERMELI VE OTURUP DOGUNUN O YUCE BIRIKIM VE TECRUBESINI TEKRAR GOZDEN GECIRMELIDIR,EGER BU BIRIKIM VE TECRUBEYI BILINCLI ALGILAR VE SAHIPLENIRSE ISTE O ZAMAN BATIYA KARSI NASIL BIR TAVIR ALACAGINI BILIR VE INSANA VE INSANLIGINA BATIYA ALTERNATIF BIR ACILIM GETIRIR.BURADA EN BUYUK GOREV TURKIYE’YE DUSMEKTEDIR VE BUGOREV BATI TURKIYESI OLMAYI BIRAKIP KENDI OZ BENLIGININ TURKIYE,SINI YARATMAK VE HATIRLAMAKTIR BU DA ONUN TARIHSEL,KULTUREL,TOPLUMSAL,SOSYAL YAPISININ BIRIKIM VE DENEYIMINDE MEVCUTTUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın evrensel insan, yazınızda bazı varsayımlar var, bunları henüz bize kabul ettirmeden, sanki bu varsayımları hepimiz kabul ediyormuşuz gibi bir yaklaşımla "özbenliğimizle" nasıl yönetileceğimizi soruyorsunuz. Yani tartışmanın ilk noktasını atlamışsınız. Bence önce temel varsayımınızı tartışmaya açmanız daha uygun olurdu.
Doğu'nun vicdanı şeklinde bir kavram geliştirmişsiniz. Nedir bu "doğu vicdanı". Temel dayanaklarını milliyetçilikten alan bir Türk sevgisi ise eğer, bildiğiniz gibi milliyetçilik doğunun değil batının icadıdır. İlk milliyetçi akımlar Fransa'da daha Fransız devrimi olmadan önce doğmuştu, daha 13. yüzyılda bir Jean D'arc doğmuştu. "Doğu vicdanı"nı dini bir duygu olarak ele alırsanız, bu da oldukça büyük tartışmalar yaratacak bir "vicdan"dır. Çünkü dinsel "vicdan" birkaç yüzyıldır ciddi bir sorgulama geçirmekte. İster doğu ister batı temelli olsun dinsel "vicdan"lar bu sorgudan kurtulabilmiş değil. Kısacası dayandığınız temel algıyı iyi tanımlayabilmeniz lazım ki, sonraki tartışma bir anlam kazansın.
Bir başka açıdan, örneğin dünya egemenliğini elinde tutan ve bu egemenliğin pençesinde acı çeken halklar arasındaki çatışmalar açısından ele almak da mümkün. Doğu'dan çok bir Güney'den bahsetmek belki daha uygun olur. Dünya'nın kuzey ülkeleri büyük bir ekonomik, teknolojik, bilimsel, sosyal güce ve birikime sahipken, güneyde büyük bir sefalet varlığını sürdürmekte ve buna karşı dünyada bir tepki oluşmakta. 20. yüzyıl boyunca bu tepki güney ülkelerinde sosyalist ideolojinin bir tür kendini koruma ve ekonomik gelişme planı olarak kullanmasına yol açtı. Yani sizin aradığınız vicdanı birçokları "sosyalizm"de bulmuşlardı o zaman. İslam ülkeleri de dahil bütün güneyde sosyalizm büyük bir sempati kazandı ve hatta birçok ülkede milliyetçilikle karışık sosyalist, hatta darbeci partilere tanık olduk. Arap milliyetçiliğini örnek olarak verebilirim.
Sosyalizmin çöküşü ile birlikte dengeler yeniden değişti ve kendini koruma güdüsü İslam dünyasında islama sarılarak geliştirilmeye çalışıldı. Bu sefer vicdanın adı "islam" oldu. İslamcı partiler hızla büyüdü ve daha da militanlaştı. İslamın kazancının önceki dönemin milliyetçi-sosyalizan dönemden daha da az olduğunu düşünüyorum. Ancak bu "vicdan"ın ölçüsü, yada ideolojinin sağlamlığı ile ilgili bir sorun değil. Ortada ABD-SSCB dengesi kalmadığı için politik eksen gelişmiyor ve sadece şiddet denizinde yüzüyoruz. Böyle bir durumda da ne bir doğu gelişmesi ne de kurtuluşu söz konusu oluyor tabii.
Görüldüğü gibi doğu "vicdanı" diye birşey yoktur aslında. İdeolojiler, dinler, ekonomik çıkarlar vb. vardır. "Anadolu vicdanı", "doğunun temizliği" gibi ifadeler sadece bir takım ideolojilere yada anlayışlara destek sağlamak için kullanılan argümanlardır. Bence bırakalım Anadolu insanının saflığı, temizliği, vicdanlılığı gibi şeyleri, bunlar işin edebiyat kısmı. Doğunun da batının da anadolunun da afrikanın da avrupanın da vicdanı aynıdır. Olmayan farklılıklara dayanarak kimseyi kurtarma şansınız olmayacaktır.
Kavramlarınızın birçoğu bence tartışmalı. "Özbenlik" ne demek örneğin. Eğer ortaya attığınız konu üzerine koca bir ideoloji inşa etmeyi gerektirecek kadar büyük olmasaydı "özbenlik" kültürdür deyip geçerdim. Ama siz bu şeyin üstüne bir ideoloji inşa edecekseniz o zaman bu "özbenlik"i sorgulamak gerekiyor. "Özbenlik" eğer türklük ise zaten bunun üstüne inşa edilmiş bir ideolojimiz var. Yok eğer "islam" ise onun üstüne inşa edilmiş bir ideolojimiz de var. Eğer ezilen sınıflar gibi birşeyse, eee, o da var: sosyalizm. Bence özbenlik kültürdür ve de onun üstüne hiçbir akım inşa edilemez. Çünkü kültürler ideolojiler için zayıf dayanaklardır, ancak belli payandalarla güçlendirilerek (milliyet, din vb.) iktidar aracı yapılmaya çalışılırlar.
Bir yazıda kurtuluş reçetesi sunmayı başarmışsınız ama kavramlar, tarihsel gelişim herşey bir yazıya sığmaz. En azından kavramsal düzeyde bazı noktaları belirtmekle yetindim şimdilik. İyi düşünmeler, iyi tartışmalar.
evrensel-insan
09-03-2008, 02:16
Saygideger sargon;
Ben dogu vicdani derken ,bilinen dini-milli kokensel bir ayrimcilik temeli olan kisi,vatandas,birey v.s. vicdanindan degil;insani insan yapan ve butunleyici vicdandan bahsettim.Ayrica bu vicdanin-kisada olsa bir acilimini"Insanlik"baslikli yazimda verdim.Vicdanin neden doguda olduguna gelince ,bana gore bati vicdani nihilizm ile birlikte tamamen rafa kaldirmistir ve vicdan tarihsel temelde geri kalmis ama insan ve onun insanligina daha yakin toplumlarda daha kolay algilanabilecek bir temel insan duygusudur.Ayrica simdiki zamanin gecmisi ve gelecegi yazimda milliyetciligin nasil ortaya ciktiginida anlattim.
Soyut kavramlar,kisilerin dusuncelerinde nasil bir anlam tasirsa oyle algilanir ve hic bir soyut temelin ne oldugunun evrensel bir tanimi yoktur ve soyut terimler ve algisi gorecelidir.Zaten benim felsefem ayrilmislik temelli ayrimciligin bir evrensel sorun oldugunu ve birlestirici ve butunleyici bir temelde olmadigini ayrica Adem-Havva ayrilmislik felsefesi yazimda dile getirmeye calistim.Benin yazilarimda ki amac evrensel sorunun resmini ortaya koymak ve bunu resmin hicbir yerinde yer almadan yapmak.Daha ben yeni bir uyeyim zamanla benim dusuncelerimi ve onun icerigini daha detayli algilama olanagi olacaktir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
09-03-2008, 04:11
Tarihimizi Kimler Yaziyor
Saygideger akadaslar;
1923 'te Turkiye Cumhuriyeti kurulduktan ve1938'de Ataturk'u kaybettikten sonra hic dusundunuzmu,bizim tarihimizi,bizim adimiza kimler yaziyor?
1941-45 yillari ikinci dunya savasi yillaridir ve Ismet Inonu'nun iradesiyle Turkiye savasa girmemeyi basarmistir.(Bilindigi gibi Osmanli Imparatorlugu birinci dunya savasina girmemeyi basaramamistir).
1950 'ler Turkiye'nin cok partili doneme gecis yillaridir.(Bunun boyle olmasina kim karar verdi dersiniz, iyi bildiniz Amerika) Ayni zamanda Turkiye'nin "ulkeyi gelistirmek icin"borclandigi yillardir.(borclar nereden alindi dersiniz,iyi bildiniz Amerika'dan).1960'li yillar ilk darbeyi gordugumuz yillardir.(Darbeyi kim yaptirdi dersiniz,iyi bildiniz,Amerika)
Yine 1960'li yillar sokaklarin"devrimci-karsi devrimci(biri digerine gore)
olaylariyla dolu yillardir.(Genclerimizi kimler kiskirtti dersiniz,iyi bildiniz.Biri Amerika digeri Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi(Gencler icin bir aciklama SSCB parcalanarak 1991 de Rusya adini almistir).
O yillari biraz acalim,1960-70'li yillar SSCB'nin, komsu ulkelerini "sosyalist yapma yillaridir-Bugunki ABD'nin Irak'i "demokratik yapmasi"gibi,yine oyillar ABD'nin,SSCB'nin girisimlerini onlemek icin teror ve terorizmi dunya ya tanittigi yillardir.Donelim Turkiye ye 1971 yili ikinci darbe donemi ve gencecik cocuklarin asildigi donemdir.1970-80 arasi -Turkiye ye"yabanci eliyle teror nakli" donemidir.Bilindigi gibi bu teror 1980'lerde "bizim terorimiz"e yani PKK terorune donusturulmus,boylece teror belasi bizim "onunla yasamayi ogrenme"surecimizi baslatmistir.
Yine 1980'li yillar ucuncu darbeyi getirmis,ve bu uc darbe turkiye'yi dusunce ve yasamsal anlamda en az 30 yli tarihte geriye goturmustur.Yani Menderes donemine derken Turgut ozal eliyle ikinci Menderes yaratilmis,tabi bu sefer "kimlik"tartismalari ile birlikte.yil 1990'lar.2000'lerle birlikte butun bu eklentilere "ilimli islam"eklenmistir.Aslinda bilmem hatirlatmama gerek varmi,1970-80 arasi kiskirtmalarda SSCB ABD ye yardimci olmus,1980'LERDEN ITIBAREN KISKIRTICILIK GOREVIN YINE ABD yuklenmistir.Sonunda ABD SSCB 'NIN DE "BASINI YEMIS VE ONUN FELSEFESINIDE DAGARCIGINA KATARAK HEM IDEOLOJIDE HEMDE KISKIRTILICIKTA YALNIZ KALMISTIR
Surasi sevindirici olmali ki 2000'lere kadar hicbir seyi sezemeyen kamuoyu "birdenbire" sanki hersey yeniymis gibi AKP'de her seyi sezer ve tartisir hale gelmistir.Demekki Turkiye tarihi 1950-2000 arasi kayiptir.
Simdi soruyorum sizlere tarihimizi baskalarina yazdirmaktan bikmadikmi? Ne zaman kendi tarihimizi kendimiz yazmaya basliyacagiz?.Yoksa simdiye kadar oldugu gibi"bizim kaderimiz boyle yazilmis"aynen devam mi edecegiz?. Simdi soyleyin dostlar!biz kimiz ve kimler bizden.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına
Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına
Ayrılık görünmüşken yar tutmuyor elimden
Misafirim bugün ben gurbet akşamlarına
Gençler ülkeden kaçmayı düşünmekte
Gelecek göremiyorlar kendi ülkelerinde
Herkesin kaçması mümkün değil
Kalanlar kendi ülkelerinde yabancıların hizmetkarı olacak
Ya da birlikte bağımsızlık savaşı vereceğiz
Emperyalistlerin oyununu bozacağız
Bağımsız Demokratik Halk Cumhuriyetini kuracağız
evrensel-insan
09-03-2008, 23:44
Saygideger arkadaslar;
Turkiye'ye soyle bir baktigimizda bir haber yogunluguyla karsi karsiyayiz.
Hangisi acaba guncel sorunumuz.
Teror ve terorizm mi,ekonomide ki cokus mu,halkimizin sadakaya "alistirilma"cabalari mi,iktidarin her alanda kadrolasmasimi,kuzey Irak konusumu,buyuk ortadogu projesimi,alt kimlik ust kimlik tartismasimi,KKTC mi,Avrupa topluluguna girip girmeme mi,uniter yapinin tehlikede olup olmadigimi,Turkiye Cumhuriyeti'nin kazanimlarinin kaybedilip kaybedilmedigimi,"ummet"toplumuna donusturme cabalarimi,ulke topraklarinin karis karis satilip satilmadigimi,medyanin caresizligi,bagimliligi,suskunlulugumu,dostlar daha bu liste uzar gider.
Bence en ana ve can alici sorunumuz,kendimize kendi yapi ve karakterimize uygun fikir uretemememizdir.Bu neden boyledir bu bir tartisma konusudur.Yalniz surasi bir gercekki bizler ya bize yapilani"bu da yapilirmi?,yi tartismakta yada yapilani sikayet etmekle mesguluz.
Turkiyede su anda olan"suyun basini tutanlarin"verilen direktifleri harfiyen yerine getirme cabalaridir.Bizim yapmamiz gereken bunlari"kabullenmek" yada" karsi cikmak" tartismasi degil;Turkiye'nin gelecegini aydinlik yarinlarini belirleyecek Turkiye'nin sesini dunyaya duyuracak"bizim gelecek icin planimiz bu"yu kararli ve azimli olarak dunya kamuoyuna ve beyin takimina sunmamiz dunyanin "onune gececek ve baska toplumlara ornek olacak onlarin "gozunu acacak" felsefi acilimlari sunmak bu konuda batinin yalniz olmadigini gostermek gunceldir.
Bence guncel olan batiya alternatif fikirler ve acilimlar uretmektir onlara insan ve insanlik nedir?ogretmektir.Onlardaki korelmis insani vicdani yuzlerine vurmaktir.Bir ayna tutup kendi gercek yuzlerini gostermektir.Iste o zaman akillari baslarina gelir belki"yahu biz ne yapiyormusuz butun yaptigimiz dunyayi yasayanlar icin cehenneme cevirmek insanliktan cikmakmis,meger ne bencil ne egoistmisiz,kendi cikarlarimiz icin gozumuz hic bir seyi gormemis,insan ve insanligin sonunu hazirliyormusuzda haberimiz yokmus"diyerek tekrar insanlik yoluna girerler.Haydi onlara ANAdolu'nun orta dogu,nun beyin gucu neymis gosterelim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
09-03-2008, 23:51
Saygideger arkadaslar;
Eger insanlik bir yarissa ve buyarisi insanligin bir bolumu kazanacaksa o zaman hic bir sikayette bulunmaya hakkimiz yok .
Hayir insanlik bir butunlukse birlikte yasamaksa ve bu yasamda cesitliligiyle birbirini kucaklamaksa ozaman durum baska.
Insanlar yeryuzune geldiginden beri biri birini cekememekten baska birsey yapmiyor.Artik insan dusunce kapasitesinin bunu algilamasi biri birini yok etmek yerine egitmesi gerekiyor aksi taktirde vicdanimiza insani acidan nasil cevap veririz?.
Mevlanayi hatirlayin,ne demis:"yuz bin kere togbe olsan yine gel".Bence bu yaris ya zarar verme yarisidir yada birlik icinde birbirimizi algilayarak insanlik yolundan cikanlari fikirlerimizle egiterek onlara insanligini hatirlatarak verilen insanlik dusuncesi uretme yarisidir.Aksi taktirde guce doneriz ve "guclu olan kazanir." deriz.
Ben insanlarla kutuplasmak yerine onlari beyin gucuyle insanliga davet etmekten yanayim.
saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel insan bu kadar arka arkaya başlık açmasanız, düşüncelerinizi seslendirebileceğiniz açılmış bir çok benzeri başlık vardır, çok başlıkta sizi daha iyi anlamamız da zorlaşıyor. Tabiki siz bilirsiniz, benimkisi bir öneri.
Selamlar.
evrensel-insan
10-03-2008, 00:05
Saygideger peker;
Onerini dikkate alacagim,konular o kadar cok ve acil ki kusuruma bakma.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-03-2008, 00:22
Birey ve dusunsel degisim
Saygideger arkadaslar;
Hic bir vatandas ve birey tarihin degisken gelisiminde ve dusunsel gelisiminde sabit fikirli kalamaz,daha once savundugunu,daha sonra savunmayabilir.Hic bir dunya gorusu,ideoloji bagimsiz degildir.Butun tarih boyunca bir ideoloji oburunu beslemis(ki ona tamamen zit olsa bile) ve onun gelismesine yardimci olmustur.Iste o yuzden belirli bir ideolojiye,dunya gorusune takilip kalmak hele hele uzun zaman takili kalmak,ogun ilerici goruneni bugun gerici kilar.O yuzden hic kimseyi sucu,bucu diye damgalamak, hem damgalayani sabit fikirli kilar hemde damgalanani tedirgin eder.
Bence gelisen dunyada degismeyen kisi yoktur.Eger ben bu konuda degismedim diyorsa kendini kandiriyor,ya da farkinda degildir.
Onemli olan herkesin insan yapisindan,insanligindan odun vermemesi bu konuda bulundugu konumdan daha ileri gitmesidir.
1990'larda SSCB'nin yikilmasiyla ve Marxismin nihilizm temelinde amerikan idealizmine katilmasiyla . beyin ideolojik gelisimini tamamlamistir.(Bireyci akilcilik bazinda).O yuzden bugun herkesin yaptigi kendiyle hesaplasmak "ben neye,kime hizmet ediyorum? sorusuna bireysel temelde cevap bulmak buldugu cevap temelinde kendini ve dusuncelerini yenilemek (eskiye ters dusse bile) ve hayatina,dusuncelerine ve davranislarina o noktadan devam etmek.
Daha oncede dedigim gibi "ben buyum,sen busun" gibi damgalayici-etiketleyici ve sabit kilici tanim ve fikirler ileride herkese dusunsel ve davranissal zarar verir.
Ayrica sabit kalma esyanin,canlinin temeline terstir.
BU KONUDA SIZE IKI BUYUK DUSUNUR'den iki alinti verecegim.
1) bildigim birsey varsa o da hic birsey bilmedigimdir.
2)ben babamdan ileri ,oglumdan geriyim.
Birinci soz ogrenmenin ,bilinclenmenin,kendini yenilemeniin yasi ve sonu yoktur.cumlesini,ikinci sozde eger bu boyleyse ozaman benim oglumu daha iyi algiliyabilmek,onunla daha iyi ilskiye gecebilmem icin kendimi gelistirmem,yenilemem v.s. gerekiyor cumlesini iceriyor.Bugunu ve yarini algilayabilmek,takip edebilmek hatta onune gecip ileriyi gorebilmek gerekiyor.
Saygilarimla
evrensel-insan
evrensel-insan
10-03-2008, 00:50
Saygideger arkadaslar;
Gunumuzde aydin olarak bilinen,taninanlarin en buyuk cikmazi vatan mi,ben mi ikileminde kesin taraf belirtememeleridir.Once de belirttigim gibi bilincsiz olarak gelisen bu degisimin yansilari cok yonlu oldu.
Gunumuzun aydinlarini ana olarak uc katagoride toplamak gerekir.
Bu kategoriler onlar bir birey mi,vatandas mi sorusuna da aciklik getirecektir.
1) Birey agirlikli vatandas:Bu tip aydinlar,bireysel haklarini elde etmek icin,bireysel ozgurlukleriyle cikis yapan aydinlar ve bireysel haklarina yapilanlari elestiriyorlar ama bireysel ozgurluklerinin pesindeler.Buna enguzel ornek Emin Colasan,Fatih Altayli bu tip aydinlar su an yasamlarini bireysel olmaya agirlik vermekle ve bu alan da gelismekle mesguller.Bunlara vatandastan birey olmaya karar vermis bireyler diyebiliriz. Kendileri adina ilericidirler ve dusunce ve davranislariyla vatandasin onunu acip onlarin bireysel hak ve ozgurluk bilinci almalarina yardimci olurlar.Siradan bir bireydirler ve bireysel cikislariyla gundeme geleceklerdir.
2) Vatandas agirlikli birey:Bu tip aydinlar bireysel cikislariyla-ki bunun bir hak oldugunu algilamislardir-vatandasi,toplumu,kitleleri Atatuk'un kurdugu duzeni korumaya ve Ataturk'un 1920'lerdeki getirdiklerini aynen(gunumuzun gelisen dunyasina paralel hic bir gelisme eklemeden) bugun savunarak ve su anda yonetenlerin yonetim seklini tamamen 1923 oncesine donus olarak algilayarak isyan eden ve halkida bu isyana ortak etmeye calisan bir cesit devrim oneren (en azindan demokrasi yoluyla gelmis olsa bile bugunku iktidari devirmek) ve bu konuda halka onculuk ederek kitlesel eylemler duzenleyen aydinlar.Buna en guzel ornek Tuncay Ozkan'dir.Bu aydinlarda az da olsa bir Cheguara,Fidel Castro v.s. yapisi vardir.Turkiye'den ornek verecek olursak Deniz Gezmis'i verebiliriz.
3)Aydin birey:Bu katagoride bireysel hak ve ozgurlukler temelinde hem kendini gelistiren hem de kendi disinda,baskalari,ulkesi,milleti,dunya ve olup bitenler hakkinda dusun,fikir ureterek ve bu uretim temelinde davranis uyguluyarak Turkiye'yi ve dunya'yi icinde bulundugu cikmazdan kurtarip dunyanin tikanan onunu acmak icin oyle veye boyle caba harcayan ve bunun icin bireycilik yerine insan ve insanligi onemseyen aydin.
Bu gun Turkiye ve dunyayi ortacag geriligine donmekten kurtaracak olan bu 3uncu birey cesididir.Ulkemizde ve dunyada bu tip birey sayisi ne kadar artarsa o kadar dunya ileri gider insan ve insanlik en azindan korunur.Ben de bu tip bireyler arasindayim o yuzden tehlikenin odaginda insani ve insanligi goruyorum, ve diyorum ki eger ilerici aydin olmak isteniyorsa yolu budur ve bu yol cogu zaman yalniz kalinilan bir yoldur bu yolda yola cikan birey cok guclu,guvenli,kararli ve azimkar olmali ve bireysel hak ve ozgurluklerinden,korku felsefesinin hangi duzeyiyle karsilasirsa karsilassin bu ilkesinden odun vermemesidir cunku bu ilke caninin varligiyla esdegerdir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-03-2008, 01:27
Sosyalizm neden basarili olamadi?
Saygideger arkadaslar;
Kapitalist uretim iliskilerinin tarihsel gelisiminde once Ingiltere ic savasi ve sonraki Fransa Ihtilali'nden sonra,hem kapitalist iliskiler,hemde milli bilinc birlikte yukseldi.
Bu sirada feodal koyluler-isciye,feodal beyler-burjuvazi(sehirli) ye donusunce;Marks ve Engels Kapital ile birlikte diger kitap ve yazilariyla Insanlik tarihinin ilk ve en uc iki ayrimini ortaya koydu.(emek-sermaye) boylece yine tarihte ilk defa evrensel temelde ayni toprak altinda yasayan topluluklar iki buyuk kutuba bolunmeye basladi.
Bu bolunmeyi de ilk defa Lenin o zamanki carlik Rusya'sinda iyi orgutluyerek,Carlik Rusya'sini yikarak kendi deyimiyle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi'ni kurdu.Iki ana sorun vardi;
1)Devrim ust yapida gerceklesmis,ulke henuz kapitalist uretim iliskilerine hem fiziksel hem de dusunsel bakimdan hazir degil,
2) Cumhuriyetler Birligi,yani milli bilincin gelismeye tarihsel hiz verdigi zamanda bir sinir altinda birbirlerinden farkli dil ve kultur yapisina sahip topluluklar var.
Butun bunlar olurken.Kapitalizm de kendi ic sinirlarina sigmaz duruma gelmis,bilhassa Afrika kitasina yayilarak kapitalizmi dis somuru-sermaye ye donusturerek emperyalizme gecmis.
Tekrar Lenin'e donersek, o birseyin farkindaydi.ulke halki kapitalist uretim iliskisi yasamazsa ust yapi devrimi alt yapiya tasinamayacak ve devrim uzun omurlu olmayacakti.Bu yuzden ulke icinde kapitalist uretim iliskilerini gelistirmeye karar verdi.Dusuncesinde"ben ulkeyi sosyal yapiyla idare ettigim olcude kapitalizm ust yapiyi ele geciremez"vardi.Bu dusunce temelinde kimsenin zengin olmasina izin vermeyecekti.Bunun icin herkesin ana ihtiyaclarini karsiliyor,ekstra parasi olanlar bu nu para ustune cevirmesin diye paralari belirli araliklarla degistiriyor,elde biriken paralari gecersiz kiliyordu.Boylece devlet ekonomik olarak guclenmis,ve dunya artik emperyalistlerin at kosturdugu eski dunya degildi.Artik ciddi bir rakipleri vardi.
Stalin,Nihilizm'in de etkisiyle ulkesinde katliam yapmis (kendine gore belki hakli nedenleri var) ve halkinin cogunun nefretini kazanmisti.Bu arada parti uyeleri daha rahat ve ferah yasamaya baslayinca toplum icinde ister istemez ekonomik yasam farki dogdu.
Bu arada emperyalistler bos durmuyor ulke icinde bolucu milli ayrisma propagandasi yurutuyordu.Kendi toplumunu bir arada tutmakta zorlanan SSCB birde sinir disindaki ulkeleri kendi gibi yapma hevesine katilinca,-ki bu sozde marxist girisimi amerikan idealizmi Afganistan ve Irak ta uyguladi ve baska ulkelerde de uygulayacaga benzer.(Amaclar farkli olsa bile SSCB ve ABD'nin yaptiklari ayniydi) Afganistan'i isgal ederek kendiside emperyalistlerin yontemini uyguladi.
Stalin den sonra artik ust yapidakiler Lenin gibi dusunmemeye basladilar.Boylece alt yapiyi hazirlayayim derken ust yapi degisiyordu.Afganistanda basarili olamadiklari gibi,kendi ulkelerinde de geriye donus baslamisti.
Tabi bu arada emperyalistlerin hem terorismi dunyaya tanitisini,hemde ulke icindeki soros calismasini goz ardi etmemek lazim.Sonrasi corap sokugu gibi geldi once SSCB parcalandi ve gercek (arzulanan,kitaplara yansiyan) sosyalizm alt yapiya yayilamiyarak olusamadan bitti.Kominizm onun ust ve kendi kendisine gelecek asamasiydi.
YERYUZUNDE SOSYALIZM YA DA SOSYALIST URETIM ILISKILERI HIC GERCEKLESMEMISTI.KALDIKI KOMINIZM.
Aslinda Osmanli Imparatorlugu ve Carlik Rusya'si o kadar cok benzerlikler tasiyordu ki,ikisinde de feodal uretim iliskileri hakim surmekteydi ve ikiside milli yukselisi ve onun getirdigi toprak kaybini durdurmayi bilmiyorlardi.Tek fark rusya ilk basta toprak kaybina ugramadan SSCB ne donusebilmis,osmanlilarda boyle bir gelisme olmadigi icin topraklarini tutamamisti.
Lenin'in devrimiyle Ataturk'un devrimi de benzerlikler tasiyordu.Ikiside ust yapi devrimiydi.Ikiside ust yapi devrimini alt yapiya tasimak icin toplumsal uretim iliskilerini kapitalist yapmak zorundaydilar.Lenin'in Ataturk'e yaptigi silah ve ekonomik yardim dayanismasi bu yuzdendir
.Lenin SSCB'ni cok toplumlu ulke yapisini bilerek kurdu.
Ataturk cok toplumlu yapiyi tek toplum altinda toplamayi tercih etti.
Bir yerde SSCB'ni parcalayan soros ve terorizm oldu.Turkiye Cumhuriyeti uzerinde ayni terorist (ustelik icsel-PKK) ve soros calismasi var.SSCB parcalandi,Rusya kaldi.Umarim Turkiye Cumhuriyeti Sevr'e gore parcalanip yerine Ilimli Islam Cumhuriyeti kalmaz.Bunun boyle olmamasi yani tarihin tekerrur etmemesi icin ne yapacaksak,nasil yapacaksak,kimlerle yapacaksak v.s. yapalim.Inanin vaktimiz kalmadi,tarih aleyhimize isliyor.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-03-2008, 02:43
Saygideger arkadaslar;
Genelde butun yaptigimiz hep tarihte olanlari,yapilanlai dile getirmek,sikayet etmek,bize o yapildi,bu yapildi,ya da bize onu ,bunu nasil,nicin,niye yaparlar(ki yapilip bitmis zaten) diye.Gelin gelecege donelim ve soralim;
TURKIYE SINIRLARI ICINDE VEYA DISINDA YASAYAN AMA, YUREGI DUSUNCESI HEP TURKIYE ICIN DUSUNEN VE ATAN KENDINI HANGI MILLI-DINI KOKENSEL YAPIYLA TANITIRSA TANITSIN TURKIYE NIN BIRLIGI,BUTUNLUGU UNITER YAPISINI SAVUNAN HERKESE SORUYORUM:
GELECEKTE HEPIMIZI KUCAKLAYACAK MEMNUN EDECEK NASIL BIR TURKIYE ARZULUYORUZ VE BU KONUDA HERBIRIMIZE AYRI AYRI DUSEN GOREVLER NEDIR? Aciklarmiyiz?
sizi,dusunce,yorum ve soyut ya da somut onerilerinizi cekinmeden samimiyetle yaziya dokmeye davet ediyorum,buyrun(lutfen birbirimize karsi saygili olalim ve biribirimizi -yazi ne gibi bir dusunce icerirse icersin- yazilarimizda kisisel atisma-satasma olmadan ne dusunuyorsak serbestce ve bireysel hak ve ozgurluklerin baska bir birey tarafindan sinirlandiginin bilinciyle dusuncemizde ne varsa icimiz de ne ukte olduysa yazimiza dokelim)
Bu samimi davetimi kabul edipte yazisini yazacak arkadaslara simdiden tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-03-2008, 03:12
Sevgi ve cesitleri
Saygideger arkadaslar;
iki turlu sevgi vardir.Birincisi kisisel ve karsilikli sevgidir.Bu sevgi duygusal bir sevgidir ve karsilik bulmazsa nefrete donebilir.
Eski Turk filmlerini hatirlarsak orada biri birisini sevdi mi mutlaka sevdiginin de onu sevmesini ister,sevdiginin kendi kisisel dusunceleri onun icin onemli degildir,onun kendisini sevip sevmedigi onemli degildir ve sevgisinin karsiligini almak icin her turlu korku felsefesini uygular hatta intikama gider onun baskasini sevmesini kaldiramaz v.s.
Bir baska ornekte buyugun kucugu sevmesidir (anne-babanin evladi,abi-ablanin kardesi v.s. Burda da sorun buyugun sevgisinin kucuk uzerindeki hakimiyetidir.Yani anne-baba evladini sevdigi icin evladini kendi istedigi gibi yetistirmek ister,hep evladinin kendi algisina gore iyiligini,dogrulugunu v.s. dusunur,ama hic bir zaman kendi dusuncelerinin evladiyla olan uyumuna bakmaz veya evladini kndi dusunceleriyle yasamasini algilayamaz.Boylece iki nesil arasinda itilaf dogar yerine gore evlat isyan eder,evi terkeder v.s.
Bu iki sevgi orneginde de eksik olan sey sevilenin dusunce ve davranislarina saygi gostermemektir onun kendi hak ve ozgurluklerini kullanmaya izin vermemek ya da bunu algilayamamaktir.Bu tip sevgi karsilikli anlayis ve saygi temelinde olmazsa cogunlukla geri teper.
Ikinci sevgi cesidi ise karsiliksiz sevgidir.Dogaya,insana,millete,ulkeye,inanca,
hayvana,bitkiye,okumaya v.s. olan sevgidir.Bu tip sevgilerde bir bireyin yasam standartini,dusunce ve davranislarinin temelini belirler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-03-2008, 04:03
Bu gun tek bir ideoloji var ,o da amerikan idealizmi.Amerikan idealizminin temeli bireyci akilciliga dayaniyor ve bireyci akilcilik iflas ettigi icin dunyada ortacaga bir donum var.Bu geri donus planinda amac muslumanligi da yok edip dunyayi evengelist yapmak ve tek din olarak yonetmek tabi guce dayanarak.
Oyuzden amerikan idealizmine karsi her turlu musluman hareketi bir deger kazaniyor-Iran'in direnisi gibi.Musliman karsi cikis isin sadece gorunur tarafi,ideolojik karsi cikis ise ancak insansal karsi cikisla mumkun.
Musluman toplumlar da vatandaslar yasar ve birey yoktur,gelismis ulkeler de de bireyler yasar ama toplumsal cikis yoktur.Dolayisiyle,amerikan idealizmine karsi koyabilmek icin bireysel cikislar yetmez-ki Turkiye dahil hic bir musluman ulkesinde idare sistemi zaten birey yetistirmez,vatandas yetistirir.
GELISMIS ULKELERDE ISE AMERIKAN IDEALIZMI ULKELERI BOL-YONET POLITIKASI IZLEYEMEZ,CUNKU HICBIR FARK TOPLUMSAL-KUTUPLASMA DEGIL-Tamamen bireysel hak ve ozgurluklerin hukuk temelinde korunmasidir.
Dolayisiyla amerikan idealizmi felsefesi birey toplumlarini elde edemez.Bireyci aklin son duragi olan amerikan idealizmi iflas ettigi icin dunyayi ortacagin karanlik guc donemine cekmektedir.Bunun karsisinda duracak guc,ne ulkelerin kutuplasmis vatandas toplulugu,ne de gelismis ulkelerin sirf kendi cikarini dusunen bireyleri,karsi koyacak tek guc,dusunce de insan olabilme ve birey temelli insanin urettigi dusunce.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bağımsız Demokratik Halk Cumhuriyeti istiyorum.
Tüketen değil üreten bir ülkem olsun istiyorum.
Borç alan değil parası olan bir ülke istiyorum.
Vatandaşı olmaktan gurur duyabileceğimiz bir ülke istiyorum.
Ayrılıkların değil birlikteliklerin yaşanacağı bir ülke istiyorum.
Bireysel hak ve özgürlüklerin olduğu bir ülke istiyorum.
Halkının kardeş olduğu bir ülke istiyorum,
Bilim üreten,çocuklarına iyi eğitim verebilen bir ülke olsun istiyorum.
Çok çalışan çok üreten hakça paylaşan bir ülkem olsun istiyorum.
Bunlar olmayacak işler değil yeter ki biz bu kararlılığı gösterebilelim.
Çalışmaya başlayalım,yaşamak istediğimiz ülkeyi biz kurabiliriz.
Saygılar
evrensel-insan
12-03-2008, 01:10
Saygideger arkadaslar;
Soyle bir senaryo yapalim.BEN BIR DUSUNCE URETIYORUM-SEN BUNU BILMIYORSUN,BEN URETTIGIM DUSUNCEYI ONEMSIYOR VE YAZI-KONUSMAYLA SANA HABERIN OLSUN DIYE ILETIYORUM.SENIN BU YAZI-KONUSMA ILGI ALANINA GIRIYOR-GIRMIYOR BENIM NE DUSUNCEYLE YAZI-KONUSMAMI DILE GETIRDIGIMI BILEMEDIGIN ICIN,SEN KENDI DUSUNCENLE-KI BUNUDA BEN BILMIYORUM-BANA,SANA UYGUN OLAN VEYA SENI ILGILENDIRMEDIGINI BELIRTEN BIR YAZI-KONUSMA YAPIYORSUN.
Ustelik bazan kisiye sorarsin bunu niye yaptin-soyledin diye kisinin davranisa yansiyan dusuncesi o kadar alisilagelmis olurki kendi bile neden yaptiginin-dediginin cevabini veremez iste boyle bir kesmekeste karsilikli ve layikiyla-hem veren hem alan acisindan anlasabilmek ve karsilikli iletisimde ortak yaziyi-konusmayi bulabilmek ve hem vereni hem alani mutlu kilabilmek neredeyse okyanusta bir damla gibidir.
Ama en azindan algilamaya yonelik soru-cevap uretmek;hem dusunceyi iletenin ilettigi dusunceyi daha detayli aciklamaya,hemde iletilenin neyi iletmek istedigini sordugu soru ve verilen cevaplardan daha acik algilamaya yarar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel-insan ,
Ben 6 aydır bu forumdayım şu ana kadar beni bir kişi anladı
O da yanlış anladı :lol:
Rahat ol istediğin gibi yaz ben senin bütün yazılarını okuyorum
Gerekli gördüğüm zamanlarda da düşündüklerimi yazarım
Ama bir başlıkta devam edersen seni izlemem daha kolay olur
Saygılar,sevgiler
şimdi ben de birşeyler yazayım. bir kişi var sürekl kendi düşüncesi doğrultusunda yazıyor. eklediği *bir yazıya cevap ve soru yöneltilmesini beklemeden tekrar yazılar ekliyor. bu arkadaş farklı konular da açarak yazılar ekliyor. bir mecliste konuşan ve başkasının söz almasını beklemeyen bir hatip gibi davranıyor. düşüncesini yansıtırken karşısındaki kişinin paradigmasına göre davranmıyor. karşısındaki kişinin paradigmasının o düzeye ulaşması için bir çabası yok. bu yazıları yazan kişinin karşısında bir başka tip insan daha var. bunlar zaten bu kişinin düşüncesini bilen ve bunların farkında olarak kendi belirledikleri ölçüde yaşamlarına bir şekilde uygulamış kişiler. bir kişiye bildiğini anlatınca o kişi sıkılıyor tabii.
şimdi başka bir şey daha yazayım. bir topluluğa girildiğinde o topluluğun yaşam biçimini alışkanlıklarını ve kurallarını anlamak gerekir. eksikleri vurgulanması gerekiyorsa vurgulanır. kurallar değişmesi gerekiyorsa değiştirmek için çaba sarf edilir. ancak bu bir anda olacak birşey değildir. önce kendini onlara gerçekçi davranışlarla ve o topluluğa tanıtman gereken şekliyle tanıtırsın ve kabul ettirirsin. işte bu noktadan sonra kuralların vs. nin değişimi için ortak bir akılk oluşturursun.
sevgiler saygılar.
önemli olan uzun yazmak değil konunun özünü kısa bir şekilde aktarabilmektir. bir insanın bir şeye ulaşmasını istiyorsan ona sorular sormalısın ya da kendine sorular sormasını sağlayabilmelisin. kişi kendi bilincini kendisi oluşturmalıdır. uzun yazılar yazıp o kişiye bu böyledir şu şöyledir deyip bir çerçeveye sıkıştırmaya kalkarsan o da sana direnir tepkisini gösterir. sana dair antipati oluşur. onun için herşeyden önce kendini tanıt ve kabul ettir. arkadaş olduğunu göster.
evrensel-insan
14-03-2008, 00:54
Disaridan bakis acisi
Saygideger arkadaslar;
Birseyi butun ebatlari ve icerigiyle gormek icin ve onu layikiyle ifade edebilmek ve resmini cizebilmek icin disaridan bakmak gerekir.
seyin icinden bakarak,seyi ortaya koymak mumkun degildir.Cunku eger seyin icinden bakiyorsaniz,zaten seyi oldugu gibi gormeniz mumkun olmadigi gibi,bakarken de bulundugunuz yeri goremezsiniz.Cunku bakis aciniz iceride bir noktadandir ve bulundugunuz o noktayi gormeniz ve anlatabilmeniz mumkun degildir.
Ingilizce'de kendinden bakis acisi-yani iceriden bakis acisi:worm's eye view.
* * * * * * * * kendi disindan bakis acisi-yani disaridan bakis acisi-bird's eye view.
olarak izah edilir.Bu farki Turkce'de ortaya koymak oldukca zordur.Bir kisi birsey soyluyorsa o, o nun fikridir,algisi turkce'de cok yaygindir.
Halbuki herhangi birseyi oldugu gibi anlatmakla,kendi gorusunu katarak anlatmak farkli seylerdir.Aslinda haberlerde buna cok rastlanir.bir kazada uc kisi oldu demek,kazada olen sayisini ortaya koymak demektir,ama uc kisi sundan oldu demek,kisisel gorus belirtmek ve haberin objektifligini bozmak demektir.
Bunu ayirmak cok zor,hatta imkansizdir.Sonucta objektif veya subjektif kendi kendini ortaya koyamayacagina gore;mutlaka bunlari ortaya koymak icin bir ozneye-subjeye gerek vardir.
Iste bu oznenin-subjenin ortaya koydugu objektif yada subjektif konu,bir ozne-subje tarafindan ortaya kondugu icin,o ortaya konanda koyanin oznelligi-subjektivitesi olmamasi mumkun degildir.Cunku ayni seyi ortaya baska bir ozne kendi oznelligiyle koyabilir.Bu da ayni objektif yada subjektif ortaya konan olgunun farkliligini getirir.
YANI BENIM ORTAYA KOYDUGUM YA BENIM KISISEL GORUSUM OLABILIR,YA DA BANA GORE ORTAYA KONANIN NE OLDUGUDUR.
Eger ikincisiyse,o benim kisisel gorusum degil-yani benim savundugum ya da karsi ciktigim degil-
benim algiladigimdir.Iste bu algi kisisel yorum icermez,sadece bird's eye view olur.
Aslinda bu anlatmaya calistigim seyi Turk'ce de anlatmak ve anlamak cok zordur.Cunku dil ve toplum yapisi ve yetistirilis olarak boyle bir gelenegimiz yoktur.
O yuzden bu yazima gelecek her turlu yanit-algilamaya gore-kabulumdur ve saygi duyarim.
Saygilarimla
evrensel-insan
Sn. evrensel-insan,
Bakış açıları, objektif veya subjektif görüş, içsel ya da dışsal bakış diye okurken aklıma daha önce okuduğum bir anektod geldi. Müsaadenizle alıntılıyorum.
Aşağıdaki konuşmalar iddia edildiğine göre gerçekten olmuş ve Deniz Navigasyon kanalı 106'dan (Finisterra/Galicia) kaydedilmiş
İspanyollar: Burası A-853, çarpışmadan kaçınmak için lütfen rotanızı 15 derece güneye çevirin. Su anda 25 deniz mili yakınlıktasınız ve tam üzerimize doğru gelmektesiniz.
Amerikalılar: Asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin.
İspanyollar: Negatif! Tekrarlıyoruz, rotanızı 15 derece güneye çevirin.
Amerikalılar: Sizinle ABD gemisinin kaptanı konuşuyor, kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin!
İspanyollar: Önerinizi makul ve mümkün bulmuyoruz. Bize çarpmak istemiyorsanız rotanızı 15 derece güneye çevirin.
Amerikalılar: (Sesini yükselterek)Sizinle ABD deniz filosunun büyüklükte ikinci uçak gemisi USS Lincoln'un kaptanı Richard James Howard konuşuyor, beraberimizde iki kruvazör, avcı uçakları, dört denizaltı var. Ayrıca bizi hücumbotlar destekliyor. Size TAVSIYE etmiyorum, EMREDIYORUM! Rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için gereken tedbiri alacağız! Derhal rotamızdan çekilin gidin!
İspanyollar: Sizinle Juan Manuel Salas Alcantara konuşuyor, burada iki kişiyiz. Beraberimizde bir köpek, akşam yemeğimiz, iki şişe bira ve bir de kanaryamız var. Kanarya şu anda uyuyor. Ayrıca bizi radyo istasyonu Cadena Dial de La Coruna destekliyor. Şu anda İspanya’nın Finisterra Galicia kıyısında ve A-853 numaralı deniz fenerinde olduğumuzu göz önüne aldığımızdan buradan hiçbir yere gitmeye niyetimiz olmadığını söyleyelim. Deniz fenerimizin İspanya’daki deniz fenerleri arasında büyüklük acısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiç bir fikrimiz yok. Kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş ***[1] geminizin emniyeti için istediğiniz ***[1] tedbiri alabilirsiniz. Ama yine de ısrarla tavsiye ediyoruz rotanızı 15 derece güneye çevirin.
Amerikalılar: Okey, anlaşıldı. Teşekkürler.
Bu olay ve sizin yazdıklarımdan çıkarımıma gelince,
Dışsal bakış açısı İspanyolları, içsel bakış açısı ise Amerikalıları aklıma getirdi.
Nedense *:roll:
evrensel-insan
14-03-2008, 02:00
Saygideger mhmmd;
Amerikalilar,ok. deyip rotalarini degistirdilerse hem kendilerini hem ispanyollari kurtarmislar demektir.
Aslinda cok ilginc bir yazi.Burada bence birde ustunluk duygusu-can guvenliginin disinda-onemli bir konu.
Aslinda burada ikiside iceriden bakmis yalniz,ispanyollarin ustunluk inadina amerikalilarin boyun egmesi veya amerikalilarin can guvenligi acisindan son anda rotayi degistirmeleri ilginc.
Birde divan-i harp'e verilmek var,yani amerikalilar bu kacistan dolayi askeri mahkemede yargilanmis olabilirler,amerikanin ustunlugunu cignedikleri icin,ispanyollara da madalya verilmis olabilir,amerikalilara sozlerini dinlettikleri icin.
Aslinda carpissalardi,ikiside askeri torenlerle kahramanlar olarak gomuleceklerdi.
Sizce buradaki disaridan bakis acisini verecek olan can guvenligimi yoksa ustunluk duygusumu?
YA DA BASKA BIRSEYMI?
Yazini sitede paylastigin icin tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
''Bulanık suda yüzen balık mısın,ne arıyorsun farkında mısın?
Farklarımız çalındı.herkes birbirinin aynı
Oltaya yem takıldı,yutan kendini kopya yaptı
Sen böyle istiyorsan böyle mutluysan
Bak keyfine sende '' D.Duru
Akvaryumun içindeki balık ben akvaryuma bakarken gördüklerimi göremez.
Akvaryuma bakan beni seyredenin gördüklerini de ben göremem.
Perspektifiniz büyüdükçe daha fazla şey görürsünüz.
Bunun sonu yoktur,sonsuzlukta son aranmaz.
Var olan vardır,aslolan yaşamdır.
saygılar.
dial_ektik
14-03-2008, 04:14
Evrensel İnsan noolur biraz yazılanları dikkatli oku sana yalvarıyorum.mhmmd nin anlattığı anektod u lütfen tekrar oku ve karşısında yazdığınıda bir daha oku!
evrensel-insan
14-03-2008, 04:22
Saygideger dial_ektik;
Sen benim ilk yazimi ve cevabimi *ve muhammedin bu cevabi neden verdigini,neyi anlatmak istedigini okuyup anladiysan birde sen yorumla da en azindan nedemek istedigini de ben algilayayim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
14-03-2008, 06:19
AKP ve Anayasa degisikligi
Saygideger arkadaslar;
Anayasa bir toplumun"olmazsa olmaz"larini ortaya koyan bir rehberdir.
Yalniz donem donem bu olmazsa olmazlar toplum icinde degisebilir veya devrimle yeni gelenler bunu degistirme hakkini kendilerinde gorurler.
Aslinda anayasa toplumdan ziyade anayasayi hazirlayanlarin yonundedir.Dolayisiyle,her donemde anayasayi hazirlayanlara karsi olanlar olmustur ve olacaktir.
Anayasanin tarihte hicbir zaman bir olmazsa olmazdan,oteki olmazsa olmaza devrim disinda degistigi gorulmemistir.Demokrasi ve demokratik yontem yeni kanun ve kurallar getirebilir ama butun bu yeni kanun ve kurallar olmazsa olmazlar temeline ters dusemez.Turkiye'ye gelirsek 1923 te kurulanTC ile osmanlinin olmazsa olmazlari cok farkliydi.
Ne 1960,ne 1980 anayasa degisikligi degildir cunku bu tarihlerde yapilan degisiklikler olmazsa olmazlarin disina cikmamistir.Anayasada yapilan degisiklik gelisen topluma ve dunyaya sosyal ve siyasal dunya ve ulkenin yapisina gore degisir.
Soru sudur:Bu meclisin yapacagi veya onerdigi degisiklikler anayasanin olmazsa olmazlarina dokunuyormu,eger dokunuyorsa o zaman yargi buna izin vermez.Diyelim ki yargida buna izin veriyor, o zaman ne olacak?Anayasa her nekadar anayasayi hazirliyanlarin lehinede olsa halk bunu kabul etmisse yururlluge girer.Eger halk yapilan anayasanin olmazsa olmazlarinin bilincinde degil ve degisikligin boyle bir tehlikesini gormuyorsa ve yargi da buna raziysa maalesef ya o zaman birileri-ki halkin desteginden uzak-darbe veya devrim yapar ve iktidara tekrar olmazsa olmazlara dokunmayan yonetimi getirir ya da
GUCLU YANI ANAYASANIN OLMAZSA OLMAZLARINI DEGISTIREN IKTIDARA KARSI CIKIS OLMAZSA O ZAMAN YAPACAK HIC BIR SEY YOKTUR YANI "DEMOKRATIK"OLARAK-DIKTATORLUK YERINE-ANAYASANIN OLMAZSA OLMAZLARI DEGISIR.
iSTE AMERIKAN IDEALIZMININ TOPLUMLARI UYUTMA VE ROBOTLASTIRMA TEMELINDEKI CALISMASI BUDUR.VE PEKALA-ISTER,ISTEMEZ-BIR SURU ULKEDE-KI IRAK BUNA DAHIL- BU DEGISIM GERCEKLESMISTIR.
HIC BIR ULKEDE ICSAVAS KANSIZ OLMAMISTIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
14-03-2008, 06:25
Saygideger arkadaslar;
Yazimi yazdiktan sonra *bir hatirlatma yapmak istiyorum.
Birincisi X 'in fonksiyonunun Y'ye esit oldugu ve Y'nin sadece X 'e gore ifade edilebilecegi hem matematigin,hem fizigin temel formullerinden biridir.
Ikincisi insan hucresindeki X kromozonunun erkegi,Y kromozonunun disiyi temsil ettigi ve X erkek kromozonunun bir X erkek ve bir Y disi kromozon;Y kromozonun da iki X erkek kromozonu tasidigi ve Y kromozonunun erkek karakteristigi gosterdigi tip ve biyolojinin temelini teskil eder.Dolayisiyle X karakteristigi gosteren Y kromozonunun kendi karekteristigi yoktur ve o yuzden Y X'in bir fonksiyonudur.
Eger genelde sey Y yani X'in fonksiyonuysa X degildir ve Y karakteri de gostermez.Dolayisiyla sey-varlik X 'in ikilemini herhangibirsey-hicbirsey de X 'in karsitligini verir.Sey-varlik olmak temelinde(var anlamina gelen) Y uclemini var olmak ikilemide (hem somutu-fiziksel-maddesel hemde soyutu dusuncesel-metafiziksel) adlandirma,isimlendirmenin(soyut temelde) sinirini ve noktalanmasini verir.
Dusuncenin dusunebilmesinin ayrilmislik temelli ayrimciligi da karsitlik(var-yok,olmak-olmamak,herhangibirsey-hicbirsey) ilkesinin sinirini verir.Evrensel temelde dusuncenin ayrilmislik kokeninin dusunebilme ayrimcilik yapisini ortaya atan X yani erkektir.Fizik temelinde kendini-karsitini(disi)-tumunu(insan) ayirmis olsa bile dusunce ve ifade temeli tektir ve erkeksel dir.Yani disi sadece erkek eliyle fiziksellige tasinmis ama dusunce ye tasinmamistir.O yuzden de insanoglu( man kind) dir yani insankizi diye bir dusunce ureten yapi yoktur.Ayrica erkek kendisini disisel(fonksiyonu olarak) ifade etmis ve ilk KARSITSAL TEMELDE ayrilmisligi ortaya koymustur, ikilem temelindede kendini-erkek insana paralel ve esdeger kilmistir.
Benim alternatif felsefem dusunce de olmayan ama fiziksel temel de ayrilmislik gosteren disinin dusunce temeline tasinmasidir.Buna ben ayni zamanda annelik dusuncesi (sadece dogum ve emzirme sureci-sahiplenme haric ki o erkeksel bir dusunce ozelligidir) diyorum yani hic bir kisisel-erkeksel cikar ve karsilik beklemeden uretilen dusunce yapisi ve bu yapi temelindeki davranis sekillenmesi ayrica ayrilmislik temelinin ikilem ve karsitligi degil ucleminin yeniden butunlugunun ortaya koyacagi ifade-dil yapisi-ki bu duyma nin konusma-yazma dili degil,gormenin sekilsel ifadesi.Yani noktasal ifade degil,sekilsel-boyutlu ifade sekli-ki dunya da boyle bir dil yapisi temelinde calismalar var.
O yuzden benim felsefemi noktalama ve noktasal temelde anlamak ve algilamak zor, ben genelde anlatimlarimi cizimsel ve sekilsel yaparim,cunku kulaga hitap edis temelindeki goze yaziyla sunusla anlatilmasi zordur.Direk goze hitap ederek kulak yontemi kullanmak.Eh ne yapalim yeni bir goz dili cikana kadar bununla idare edecegiz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
14-03-2008, 06:44
Saygideger arkadaslar;
Birey kendi hak ve ozgurlukleri temelinde bir yasam surer ve baska bireylerden dusunce ve davranis olarak ayrilir ve bir suru kisisel,ulkesel,sosyal,siyasal,ekonomik,ruhsal,psi kolojik v.s. degerlere sahiptir,ya bunlari sabitler ve koruyarak yasar ya da degistirir ve kendi istemi dogrultusun da kendini yeniler,birey sosyal bir varlik olsa bile tektir ve kendi icin yasar.
Insan kendini fiziksel olarak ayirmis ve tanimlamistir yalniz evrensel insan ve insanlik degerlerini goz onune alirsak insanin birey gibi kendine oz degerleri degil,tum insani ve insanligini iceren evrensel degerleri olmasi gerekir.
Bu da bireyin,bireysel dusuncesini,evrensel insanlik temelinde yenilemesi ve her turlu birey ayrimci degerlerinden arinabilmesiyle mumkundur.
IKI BIREY BIRLESEREK UCUNCU BIREYI URETIRLER,DOLAYISIYLE INSAN ,INSAN OLMA VE INSANLIK BIRLE DEGIL UCLE BASLAR.
Vicdan konusu da burada ortaya cikar cunku bir bireyin kendine veya baskasina verdigi zarar sadece alani degil vereni de-ki insani vicdani varsa-zarara sokar.Bu hem bireyin hemde insanin zarari demektir.Tabi ki birey guclu ve kendine hakimse o bireye -bilhassa dusunsel zarar vermek zordur,bir birey baska birine zarar veriyorsa bu da ancak zarar goren bireyin zarar gordugunu aciklamasiyla mumkundur.
Aksi taktirde veren farkina varmaz alan da belirtmezse zarar veren vermedigi dusuncesiyle zarar vermeye devam eder.Buradaki zararin anlami zorlamamaktir.
Mesela sizde olan bir tabu bende yok ve benim dusuncelerim sizin tabularinizi zorluyor ve siz bu tabulari yikmaya dusunce olarak hazir degilsiniz,iste ben dusuncenizi bu noktadan sonra-istemesem bile ve siz beni uyarmazsaniz-zorlamaya baslarim ve size zarar veririm.
Vidan rahatligi bireyde mumkundur cunku bireysel cikar soz konusudur ama insan olma yolundaki ancak butun bireysel degerlerinden arinmissa-hilafsiz kendine durmadan dogumdan itibaren verilen soyut degerler-iste o zaman insan olabilir.
Belki gunumuzun dunyasinda bu utopik olarak algilanabilir,ama ben en azindan kendi bunyemde bunu dener-yani hilafsiz butun verilenleri,tabulari nedenler ve sorgular ve kendimi yenileme ve bu verilenlerden arindirma temelinde insana biraz daha yaklasirim.
Ama baska birini zorluyamam.Herkes kendi dusuncesi temelinde bunu isterse-gerekli gorurse yapar,gormezse yapmaz iste o yuzden benim iki tana soyut degerim vardir saygi-ki herkes birey ve herkes farkli ve vicdan bu da benim insiyatifimde.
Bu dusuncemdir bunu nekadar kendime uygulayabilirim bu da beni cevreleyen yapiya baglidir ama benim dusuncemi ogrenen baska biri belkide benim gerceklestiremedigim arinmayi gerceklestirebilir.Benim basaramadigimi o basarabilir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
14-03-2008, 06:53
Sorun-çözüm ilişkisi..
Saygideger arkadaslar;
Ortada bir sorun varsa ve busorunlar devamli gorenler-algiliyanlar tarafindan ortaya konuluyorsa ve birde cozum yerine devamli sikayet,elestiri,yakinma v.s. yapiliyorsa bu belirli bir zaman sonra aliskanlik yapar ve kimse sorunlarla ilgilenmemeye baslar,cunku sorunlar kisileri,toplumlari bunaltir ve sikar.
O zaman demekki sadece sorunu temcit pilavi gibi ortaya koymak bir ise yaramaz.O ZAMAN HER SORUNU GOREN VE SUNAN AYNI ZAMANDA COZUMUNU DE GETIRMELIDIR.EGER ORTADA BIR SORUN VARSA BUNU MUTLAKA COZUMUYLE BIRLIKTE ONE SURMEK GEREKIRKI,KISILER,TOPLUM"BOYLE BIR SORUNUMUZ VARMIS,COZUMUDE BUYMUS"DEYIP SORUN-COZUM ILSKISINI O ZAMAN ANLAR.
Aslinda bana gore cozum onerisi olmayan sorunlar ortaya koymak ne koyanin nede o sorunlari gorecek olanin isine yaramaz."bizim sorunumuz amerikan emperyalzmi,ee napiyim yani."konu kapanir"ya arkadas anlamiyormusun bizim sorunumuz amerikan emperyalizmi,ee daha once de soyledin bana ne amerikan emperyalizminden"gorundugu gibi cozum getirmeyen sorunlar bikkinlik ve sikinti getirir.
Ama,"ya arkadas bizim sorunumuz amerikan emperyalizmi bu sorunu cozmek icin benim soyle bir onerim var,nedersin,a oylemi soyle bakalim, yok bu uygun degil,bence cozum bu olmali v.s." burada goruldugu gibi sorun degil,cozumu bir ise yarar.
Cozum ayni zamanda hem sorunu anlatani hemde dinleyeni bilgilenmeye,ogrenmeye,dusunce uretmeye yonlendirir.Sorun ise sadece rahatsizligin dile getirilmesidir.Oyuzden gorup-algiladigimiz hem kisisel hem toplumsal sorunlarimizi sadece dili getirmeyelim,cozumlerini de onerelim.
Eger bir sorun varda cozumu bilinmiyorsa,once osorunu ortaya atmadan cozumunu ogrenelim,bu konuda bilgilenelim ve sorun-cozum beraber sunulursa iste ozaman ilgi-etki-onem duzeyi temelinde en azindan taraftar bulur ve tartisma-cozum tartismasi,sorun degil-ortami olusur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
ozgur_beyin
14-03-2008, 11:08
sevgili evrensel, boş boş başlık açmanı '' acil'' etiketiyle bize yutturuyorsun. sen ya megolomansın, yada psikolojik yardım alması gereken bir hastasın.
yazdıklarında son derece ''saygılı'' ifadeler kullanıyorsun. ama insanlar sana *senden kaynaklanan yazı problemini anlatıyorlar. ne tınlıyorsun nede anlıyorsun. sana açıkça ifade edeyim bugüne kadar yazdıkların incir çekirdiğini doldurmayacak pespaye metinler.
sende yazdıklarının ''aciliyetinden'' bahsediyorsun. ne aciliyeti? nükleer savaşmı çıkacak? yoksa sen yazdıklarındaki ''derin fikir mi'' bizi kurtaracak.lütfen bu siteyi ''karalama defteri''gibi kullanmaktan vazgeç.
bu son uyarıdır evrensel. yazmak istiyorsan bütün yazdıklarını herhangi bir başlığının. altında yaz.
''bir garib himmet ,dede himmeti yok ki himmet ede'' bu sözler tam senin için söylenmiş evrensel
o kadar zorladınki, sonunda bana bunlarıda söylettirdin.
dial_ektik
14-03-2008, 14:05
Yazan gitti...
kişisel sataşma dolayısıyla silindi
sargon
Atkuyruğu nickli üyenin kiymetini bilmezseniz böyle olur işte :)
Seni çook özledik Atkuyruğu, nerelerdesin. :)
Bizde yaşlanınca böylemi olucaz acaba :)
evrensel-insan
14-03-2008, 17:44
yukardaki yazıya cevap olduğu için silindi. Kişisel sataşmaların size özel mesaj olarak yapılmasını talep etmeyin sayın evrensel-insan. Yukardaki şikayet butonuna basarak forum yöneticilerine bildirin. Özel mesaj dahi olsa kişisel sataşmalar, hakaretler vb. kabul edilemez.
sargon
evrensel-insan
14-03-2008, 17:45
Saygideger ozgur_beyin
Algiladigim kadariyla,yazilarim siz ve bazilarini duygusal temelde rahatsiz ediyor.Eh ne yapalim,benim amacim kimseye dusunce zarari vermemek olduguna gore,sizin yazilarinizi okur,sizi daha iyi tanimaya calisirim.
Yalniz bir dahaki sefere boyle kisisel atismali-satasmali uyarilari ozel mesajla yaparsaniz sevinirim.Siteye herkese acik yapmaniz hem etiksel degil,hemde site deki herkesin adina konusma hakkinizin oldugunu zannetmiyorum.Lutfen kisisel mesajlarinizi bir daha ozel mesaj olarak atiniz.
Ayrica ben sizin seviyenize inip size kisisel atasmali-satasmali cevap da vermeyecegim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
"Mevlanayi hatirlayin,ne demis:"yuz bin kere togbe olsan yine gel".Bence bu yaris ya zarar verme yarisidir yada birlik icinde birbirimizi algilayarak insanlik yolundan cikanlari fikirlerimizle egiterek onlara insanligini hatirlatarak verilen insanlik dusuncesi uretme yarisidir.Aksi taktirde guce doneriz ve "guclu olan kazanir." deriz." evrensel-insan
Mevlana'nın ki zaten insanları kötülüğe teşviktir. Her herzeyi ye, sonra tövbe et vicdanını rahatlat. Çift katlı ekmek kadayıfı. Seni bir de kabul eden olsun üstüne üstlük. Kötülük edenler yalnız bırakılmalıdır ki caydırıcı olsun. Eskiden Türkiye'de rüşvete, yolsuzluğa, kötülüğe bulaşmış insanlarla kimse görüşmezdi, ciddi bir mahalle baskısı vardı ve memuru, amiri namusuyla yaşayıp giderdi.
Tüccarlık bile ayıp sayılırdı. Çünkü al-sata karşıydı insanlar, üretim kutsaldı. Hiç emek vermeden başkasının ürettiği malı üstüne kar koyarak satıyorsun, bu yadırganırdı. Tüccarmısın sen bir hakaret ihtiva ederdi.
Selamlar.
evrensel-insan
14-03-2008, 21:03
Saygideger Peker;
Yorumlarin icin tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Yukarda devam eden kişisel sataşma dolayısıyla silindi
sargon
evrensel-insan
15-03-2008, 16:17
Saygideger bilge_mi;
Evet ben herseye dusunce olarak tersten bakiyorum ve negatif dusunceye sahibim.
Benim yazilarimi okuyup degerlendiren sizlersiniz ve pekala adima konusuyorsunuz.Cunku size gore ben"bilge tavirliyim,ki hicbir yazida boyle bir ifade kullandigimi hatirlamiyorum.
Oyle anlasiliyorki benim duygusal algiladigimi,sen dusuncesel algiliyorsun,gurultu kirliligide bir yaziya atilan camurdur,yazinin icerigine verilen cevap degildir.
Bazi arkadaslarin katilimini engellemesi konusuna gelince,bana kimse ben katilamiyorum demedi.Ben genelde bilimsel ve tutarli bir bilgi alis-verisi iceren yazilari algilayabilmekteyim.
Alisik olmadigim icin boyle kisisel satasma-atisma yazilarini algilayabildigimi soyleyemem.Dusunce belirtmek disinda,hicbir zaman da kisisel atismaya,satasmaya girmem,zaten beceremem.
Ben sana tek bir cesit yardimci olabilirim,o da sen yardim istersen.Ben sana fikrimi soylerim ve secenegi sana birakirim.Soyle yap diye empoze edemem.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
17-03-2008, 02:16
Ben bu yazimi yazarken evrensel temeldeki insan ve insanligin yasam ve yonetim sorunlarina deginmistim.Dunyanin neresinde ve hangi ulkesinde cereyan ederse etsin; bugun amerikan idealizmi ve onun felsefesi temelindeki uygulamalari artik insan insanlik ve yasamin butun kazanimlarini tehdit etmektedir.
Bu sorunun temelini yaratan da yine bu sorunu gorup,cozum-kokten cozum- getirecek olanda yine insandir.Iste celiski buradadir.
HEM SORUN YARATAN HEM DE COZUM URETMEK ZORUNDA OLAN INSAN.
Bilindigi gibi bir Atasozu vardir:"bu ne lahana tursusu bu ne pehriz"iste insanoglunun icindeki bu durum ilk insandan beri suregelmistir ve -nasilsa dunyayi gelistirmis yada oyle izlenim vermistir.
Ama 21. yuzyildan sonra artik insanoglu bu celiskisini cozmek zorundadir,cunku bu celiskinin varabilecegi son noktadadir.
Yine Nasrettin Hoca'nin bir fikrasinda bindigi dali keserken,yoldan gecen birinin"hoca,ne yapiyorsun,yere duseceksin "uyarisina hoca aldirmamis,ustelik"yere dusecegimi bildin,olecegimi de bil"temelinde kaderinin cizimini yansitan bir cumle kullanmistir.
Iste bu ayrim bu noktadadir ya sorunlarin sonu insan ve insanliginin sonu,ya da cozumun yaratilisi ve yeni insan ve insanligin yeniden dogusu-evrensel temelde dunyanin herhangibir yerinde yasayan herhangibir kisinin herkesi kaplayacak sekildeki o yuce arzulanan butun insanlik disi vasiflardan arinmis ruyalari,hayalleri susleyen insan ifadesinin ve ifadesine verilen anlamla ozdeslesecek insan,secim insanoglunun.
Dunyanin herhangibir yerinde yasayan herhangibir kisinin sorunu,bulundugu ulkenin ve toplumunun sorunlariyla icicedir.Onemli olan bu kisisel-toplumsal sorun iciceligini toplumun cogunlugunun gorup gormedigi ve ilgi-etki-onem temelinde bu sorunu cozucu bir dusunce ve davranis uretip-uretmedigidir.
Cunku her kisinin kendi gordugu sorununa kendisinin uretecegi cozum,otomatik olarak topluma da katki saglayacaktir,ama sorun oncelik meselesidir,bir kisi icin olumcul oneme sahip bir sorun toplumun cogunlugu icin gecerlilik kazanmayabilir ama en azindan kendi icin bu sorunu goren ve algiliyan kisi onu cozume yoneldigi an kendini rahatlatacak daha saglikli dusunecek ve bu dusunce temelinde toplumunun sorunlarina daha saglikli bakacak ve gorecektir.
Zaten aydin dedigimizde sorunlari once kendinde sonra toplumda cogunluktan once gorup bunun icin dusunce ureten ve toplumu bundan -cozum onerisiyle birlikte haberdar eden kisi degilmidir?
Aydin olmak once kisinin kendini aydinlatmasiyla baslar ve ancak boyle baslarsa bilincli ve kararli olur.Toplumunun sorunlarini kendinde goremiyen ,icinde hissetmiyen,kendi sorunu temelinde algilamayan kisi aydin olamaz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
17-03-2008, 02:31
Saygideger arkadaslar;
Bugun Turkiye'de veya disarida Turkiye'nin su anda icinde bulundugu duruma herkes-kendine gore- bir sorunla yaklasiyor-tabi bu arada kimilerine gore hic sorun yok,hersey gulluk gulistanlik-
Acaba bu sorunlari gorenler ve dile getirenler,sorunlari kisisel olarak mi goruyor,yoksa toplumsal temelde mi?
Iste bence herkesin cevap vermesi gereken soru bu.
"BENIM GORDUGUM SORUNLARI TOPLUMUN % KACI GORUYOR, BU ORAN DUSUKSE,O ZAMAN BEN MI BAZI SEYLERI ABARTIYORUM,YOKSA BU SORUNLARI GORMEK BUKADARMI ZOR veya BU SORUNLARIN GORULMEMESI ICIN BIRILERI BIRSEYLER YAPIYORSA NEDIR BU YAPILANLAR?"
Herkes bilmeliki ortada bir sorun varsa bu sorun ancak toplumun azmi,kararliligi,tutarliligi,birlik-butunlugu,birbirine verdigi destegi v.s. temelinde cozulur.
Eger sorun toplumsal degil kisisel se o zamanda kisinin kendini sorgulayip-nedenlemesi,ozelestirisi ve bunu yaparken gosterecegi,azmi,kararliligi,tutarliligi,v.s. temelinde cozulur.
Eger sorun toplumsalsa bizim yaptigimiz da bunu ortaya koymaktan baska bir ise yaramiyorsa ve sorunu goreni-ortaya koyani bir karamsarliga.umutsuzluga itiyorsa ve caresizlikten o kisi ne yapacagini-diyecegini bilmez duruma geliyorsa,birak toplumu,once kendisine zarar verir duruma gelir ve kendisiyle celiskiye dusmeye baslar.
O bunu yapiyor-diyor,bu sunu sunuyor v.s. gibi hep baskalarini suclamak,elestirmek-ki bu kendi yaptiklarini gormemektir- yoluyla ne kisi nede toplumlar sorunlarini cozemezler.
Sorunumuz kisisel mi?,toplumsal mi? Herkes once lutfen bu konuda kararli olsun ki o na gore tavir alsin.
Ya kendi ozelestirisini yapsin,ya da-en azindan kendini tatmin etme babinda-toplumu icin birseyler yapip yapmadigini kontrol etsin-baskalarini sikayet-elestiri-tenkit v.s. disinda-
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın evrensel insan
sınıflandırmanızı anlamaya çalıştım. Aydınları kategorilere ayırmaya çalışmışsınız. Analitik bir çaba. Bakış açısını geliştirici olabilir. Ancak içeriklerini kafamda oturtmaya çalışıyorum ama bir türlü oturmuyor. Çünkü ortaya eninde sonunda şöyle bir tablo çıkıyor.
1. Birey ağırlıklı vatandaş (aydınları sınıflandırdığınızı söylediğinize göre bunun aslında "birey ağırlıklı aydın" olması beklenirdi)
İnsanların bireysel gelişimi için çaba gösterirler.
2. Vatandas agirlikli birey (aynı şekilde bunun da "vatandaş ağırlıklı aydın" olması daha doğru olurdu.)
Toplumsal mücadelenin içinde olurlar. Genellikle bir ideolojiye saplanmışlardır.
3. Aydın birey (bunun da vermeye çalıştığınız mesaja uygun olması için "gerçek aydın" şeklinde nitelenmesi daha iyi olurdu)
İdeal aydın tipi. Siz kendinizi de bu grubun içine dahil ediyorsunuz.
Eğer üçüncü kategoriniz olmasaydı bu sınıflandırmayı bir yere oturturdum. Çünkü 25-30 yıl önce devrimci mücadele içinde yer alan gençlerin kafasında aydınlar aynı sizin çizdiğiniz ilk iki kategoriye benzer şekilde ikiye ayrılırdı. Toplumsal mücadelenin dışında olanlar ve toplumsal mücadelenin içinde olanlar. Aydınlar dahil herkes bu iki gruptan birinin içine sokulurdu. Bunun gerekçesi de aslında tamamen ideolojikti. Siz sanırım o yıllarda kafalarda olan bu tablonun yanlışlığını göstermek için üçüncü bir kategori oluşturmuşsunuz.
Sınıflandırmanız tepkisel gibi görünüyor ama üçüncü kategori ile birlikte ortaya bir başka analitik sorun daha çıkıyor. Sınıflandırmaların her zaman aldığı bir baz olur. Örneğin birlikte yumurtaları sınıflandıralım.
1. Büyük yumurtalar
2. Küçük yumurtalar
Neye göre sınıflandırdık? Boyutuna göre. Başka bir sınıflandırma yapalım şimdi de.
1. Tavuk yumurtaları
2. Kaz yumurtaları
3. Ördek yumurtaları
..
Şimdi neye göre sınıflandırdık. Hangi hayvanın ürettiğine göre. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Örneğin Marx toplumsal gelişim aşamalarını sınıflandırır.
1. İlkel komünal toplum
2. Köleci toplum
3. Feodal toplum
4. Kapitalist toplum
5. Sosyalist toplum
6. Komünist toplum
Peki bu sınıflandırmayı neye göre yapmıştır. Üretim ilişkilerine göre.
Yani her sınıflandırmanın bir "göre"si vardır. Sizin yukardaki aydın sınıflandırmanızın ise "göre"si yok. Örneğin psikokoloji yada sanatla ilgilenen bir aydın düşünelim. Bu kişi ülkesi için de insanları için de gayet anlamlı bir üretim yapıyor olabilir. Toplumsal mücadele ile ilgilenmiyordur belki. Bu kişiyi sizin sınıflandırmanızda birinci kategoriye mi üçüncü kategoriye mi sokacaksınız. Eğer sınıflandırmanızı ilgilendikleri alanlara göre yapacak olursanız
1. Sanatla ilgilenen aydınlar
2. Politikayla ilgilenen aydınlar
3. Psikoloji ile ilgilenen aydınlar
vb. kategoriler oluşturmanız gerekirdi. Yada ideolojik tercihlerine göre bir sınıflandırma yapmanız gerekirdi
1. İslamcı aydınlar
2. Milliyetçi aydınlar
3. Sosyalist aydınlar
4. Liberal aydınlar
...
Siz böyle yapmayıp birbirinden farklı kategorileri içiçe sokmuşsunuz. Burdan da istediğiniz gibi bir sonuç çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bu yöntem bilimsel bir yöntem olmadığı gibi bir tür aldatmacadır. Bilimsel sınıflandırmalar büyük bir açıklık taşır. Sorduğunuz sorunun cevabını hemen alırsınız. Bilimsel olmayan sınıflandırmalar ise muğlak olur, sizin sınıflandırmanızda da bu muğlaklık var bence.
evrensel-insan
17-03-2008, 06:00
Saygideger sargon;
Oncelikle yazimi bu kadar irdeleyici okuyup cevap yazdigin ve yaptigin oneriler icin cok tesekkur ederim.
Birinci ve ikinci sinifi *aydin (saf aydin olmasi icin birey olmus ve bireysel hak ve ozgurluklerin saygi ve hukuk temelinde,-kendi dusunce ve davranislarini empoze etmeden baskalarinin hak ve ozgurluklerine saygili-) degil,sadece,nihilizm ve onun gelisiminden *bilincli degil,dogal olarak etkilenen olarak vermeye calistim.
Ucuncu grup ise bundan etkilenmekle kalmamis bunun bilincine varmis grup.Yani birey olabilmis aydin.
Siniflamanin katagorisi ise;icinde bulundugumuz dunya gelismislik yapisinin getirdigi ve Turkiye temelindeki dogal gelismislik.
Yani dunya gelismisliginin Turkiye toplumuna yansisi.
Konu devrimcilik ve ilericilik temelinden ziyade bilinc ve dusunce davranis temelli.
Devrimcilik ve ilericilik konusuna baska bir yazimda deginmistim.
Ayrica yazinin basina dikkat ettiysen;soru aydinlarin hala vatandasmi,bireymi oldugunun ayrimini yapmaktadir.
Bana gore bugun Turkiye'de devrimci olmak icin birey veya aydin olmak gerekmez,1923'un kazanimlarini koruma ve kollama dusunce ve davranisi yeterli,ustelik 2000'lerin gelismis dunya yapisina uyarlamadan.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
17-03-2008, 06:21
Saygideger arkadaslar;
20.yuzyilin ortalarindan beri dunyayi ve 1980'lerden sonrada Turkiye'yi-once "aydinlari"-ablukaya alan bireysel felsefe dunyada evrimci olarak gelisme gostersede,Turkiye bu evrimi yasayamamistir,ve bilincsizce kendini vatandas-birey ikilemi icinde bulmustur.
Vatandasin pek te kendine ait olmayan toplumsal degerleri ve bunun onemi,yavas yavas yerini 1990'li yillarin sonundan itibaren bireysel degerlere donusturmustur.
Iste bu donusum yavas yavas vatandasi toplumsal degerlerden uzaklastirmis ve bir "bananecilik"baslamistir.Turkiye de su an olmakta olan budur.
Tabi korku felsefesi ve suru psikolojisi temelinde -ta osmanlidan beri-yetisen vatandasin, bu baski altinda ne kadar bireylesebilecegi veya bunu cagdas bir duzeyde algilayabilecegi soru isaretidir.
Vatandasa toplumda kutuplastirilmis fikirler savundurulur.Birey ise kendi oz fikrini savunur.
1980'lerde once "aydinlarda" baslayan bu ikilem artik halka da bilincsizce yayilmistir.Simdi sorun bu degisimi yasayan halkin korku felsefesi ve suru psikolojisinin etkisinde kalip baski altinda birey olamamasimi yoksa bu korku ve suru temelini asip bireylesebilmesimi,Iste bu sorularin cevabini ve halkin vatandas-birey ikilemindeki alacagi yolu tarih gosterecektir.
"Aydinlarin"durumuna bakilirsa hic ic acici bir tablo yok,umalim halkimizin tablosu daha bilincli ve"aman bosverci"olmasin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
insan toplumsal bir hayvandır. çelişkileri olduğu ve karşıtlıkları içinde taşıdığı sürece gelişir. toplumu kanatları altına almak gibi bir düşünceye sahip hayvanlar yerine toplumla paylaşan ve çözüm üretirken toplumun ileri gitmesi için çabalayan insanları tercih ederim.
evrensel insan,
senden teşekkür istemiyorum, sadece anlamanı istiyorum. Açıklamanı bir düşün lütfen. Daha önce aydınları sınıflandırmıştın. Üstelik sınfılandırırken de parlak ama mantıksız sözcükler seçmiştin. Şimdi de onlara yüklediğin anlamı değiştiriyorsun. Daha farklı içerikler ekliyorsun. Daha önceki sınıflandırman nasıldı, hatırlatayım.
1. Bireysel gelişim için çalışan aydın
2. Toplumsal gelişim *için çalışan aydın
3. Gerçek(ideal) aydın
Şimdi 1. ve 2. sınıfa yeni özellikler de ekledin.
Birinci ve ikinci sinifi *aydin (saf aydin olmasi icin birey olmus ve bireysel hak ve ozgurluklerin saygi ve hukuk temelinde,-kendi dusunce ve davranislarini empoze etmeden baskalarinin hak ve ozgurluklerine saygili-) degil,sadece,nihilizm ve onun gelisiminden *bilincli degil,dogal olarak etkilenen olarak vermeye calistim.
Ucuncu grup ise bundan etkilenmekle kalmamis bunun bilincine varmis grup.Yani birey olabilmis aydin.
Bu arada "saf aydın" diye yeni bir kategori daha üretmişsin. Yukardaki cümleler anlaşılması nerdeyse imkansız gibi duruyor ama ben yine de anlamaya çalışayım. 1. ve 2. grup aydın nihilizmden bilinçli yada bilinçsiz etkilenmiştir. Yani senin "Amerikan idealizmi"nin nihilizminin farkına varamayıp onun etki alanına girmiş. Üçüncü grup ise bu ideolojik etkiden kurtulmayı başarmış aydın.
Burdan şunu çıkarabiliriz. Bizden asıl yapmak istediğin sınıflandırmayı saklıyorsuz. Zaten bu yüzden de senin sınıflandırmanın bilimsel bir içerik taşımadığını ve bir aldatmaca olduğunu söylemiştim. Aslında sınıflandırmayı şöyle yapman gerekirdi.
1. Amerikan İdealizminin İdeolojik Etkisindeki Aydınlar (senin 1. ve 2. grubun)
2. Amerikan İdealizminin İdeolojik Etkisinden Kurtulmuş Aydınlar (senin 3. grubun)
senin bu sınıflandırman basit bir biz ve ötekiler sınıflandırmasıdır aslında. Yani kendin bir politik anlayış oluşturmuşsun, bu anlayış ve diğerleri diye de aydınları ayırıyorsun.
Peki aydın sınıflandırmanın temeli için ne diyorsun?
Siniflamanin katagorisi ise;icinde bulundugumuz dunya gelismislik yapisinin getirdigi ve Turkiye temelindeki dogal gelismislik.
Yani dunya gelismisliginin Turkiye toplumuna yansisi.
Daha önce de söylemiştim sana. Bilimsel sınıflandırmalar açık, net ve son derece basittir. Bilimsel olmayanlar ise muğlak, anlaşılmaz ve karmaşıktır. "Dünyanın gelişmişlik düzeyine göre aydınların sınıflandırılması" diye birşey olur mu? Olur. Eğer sınıflandırma aslında ideolojikse herşey olur. Bunun daha açık anlamı şudur. "ben aydınları Amerikan İdealizminin farkın avarıp varamadıklarına göre" sınıflandırıyorum. İşte senin sınıflandırmanın özü budur. Yani sen dünyayı senin gibi düşünen ve senin gibi düşünmeyen olarak iki gruba ayırmış oluyrosun gerçekte. Her ideoloji yada düşünce akımı kendi ekseninden ayrımlar yapar. İnananlar, inanmayanlar; idealistler, materyalistler gibi. Ama seninkisi biraz garip. Senin "Amerikan idealizmi/Nihilizm" terosini kabul etmiş bir ikinci kişi var mı ki, insanları bu kadar büyük bir ayrıma tabii tutuyorsun. Anadoluda bir söz vardır. Kusura bakma "öküz olmadan küpe sıçmak" derler. Bana biraz öyle gibi geldi bu iş.
evrensel insan, bol yazı yazmanın bir anlamı var mı? Önemli olan mantıklı yazılar yazmaktır. Yazılarında herşeyden önce mantık sorunu olduğunu düşünüyorum. Bu mantık sorunlarının görülmesini engellemek için de parlak sözcük oyunları yapıyorsun. Ama en önemlisi ideolojik saplantıların mantığını bozuyor. Umarım bu eleştirinin sana bir yararı olur.
evrensel-insan
17-03-2008, 18:22
Saygideger bilge_mi;
Yorumlarin icin tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
18-03-2008, 13:30
Saygideger sargon;
Algilayamadigim birsey var.Bilimsel siniflama yapmanin temeli nedir?Sonucta da bilim teori ve pratikten ibaret degilmidir?Sonucta da bilim ideoloji gibi bir dusunce urunu degilmidir?Postilatlara,varsayimlara dayanmazmi?Ustelik burada sosyal bilimse bahsedilen,siz hangi evrensel temeli alarak bir kiyaslama yapiyorsunuz?
Evet,bana gore bugun en buyuk tehlike-insan ve onun insanliginin onunde duran-Amerikan idealizmi ve onun her turlu sistemsel yapisidir.
1960'larda pratik uygulamaya gecen bu sistem,dunyayi ortacag karanligina ve onun guc yapisina cekme mucadelesi vermektedir.
Nihilizm'le birlikte kisi en son gelisimini tamamlamis,birey olmustur.Nihilizm ben temelinin sonuncusudur ve ben nihilizmden sonra iflas etmistir.
Amerikan idealizmi son ben ideolojisidir ve ben temelli bireyci akilcilik artik tarihi insanlik yonunde ilerletemez,ancak geriletir.
Dunya temelinde bana gore ben ideolojisini savunmak bir gericiliktir.
Burada bir celiskiyi aciklamak gerekir.Ulus ve milliyet savaslari 1800'lerin urunudur,ve hala dunyada ulusal devletler vardir.Turkiye'de bunlardan biridir.
Bugun amerikan idealizmine karsi cikan muslumam ve ulusal cikislar,kendilerini koruma mucadelesi vermektedirler.Bu tarihi korumak icin bir direnctir ama ilerici degildir.Neden direnctir,cunku hala ulusalcilik ve muslumanluikta ben oturmamis-yani birey yok-hala biz anlayisi hakimdir.
Yalniz bu biz anlayisi bilincli degil,dogaldir.Birey temelindeki ben anlayisi henuz yerlesmemis ve ogretilmemistir.Bati da ise yerlesik olan birey anlayisi amerikan idealizmi temelinde iflas etmis ve bireyler birer robata donusturulmek istenmektedir.
Kisaca soyle anlatmaya calisayim.Insanoglunun evrensel dusunce yapi ve temeli ben uzerine kurulmus fakat biz olarak yansitilmistir.
Bu yapinin ben kokeni,nihilizme kadar ortaya cikmamis ve farkedilmemistir.Nihilizmle birlikte ortaya cikinca,biz yansisi yavas yavas kaybolmus ve bu yansi (gostermelik te olsa)-ki insan yonu-yokolmakla karsi karsiyadir.
Iste bu temelde benin yapi ve temeline erisememek-birey olamamak- gerici olsa bile,bunun bilincine ermis ve gidecek ileri yonu kalmamis amerikan idealizminin bizi yok etme cabasina *dogal olarak karsi koyan-henuz birey olamamis-biz yansili ulusal ve musluman topluluklar.
Ben simdi sana soruyorum,birey(ben) savasini daha tamamlamamis hala biz yansisiyla yasam surduren toplumlarda - ulusal ve dini yapilarini korumak icin amerikan idealizmine bilincsiz ama dogal karsi cikan- *ilericilik ve devrimcilik nedir?
Birey olmayi basarmis toplumlarda ilericilik ve devrimcilik nedir?
Birey bilincine varmis ve bunu bizi yok etme savasina donusturmus,kendi beni icin dunyaya meydan okuyan ve bunu guc temelinde yapan amerikan idealizmi ilericimidir,gericimidir?
Dunyanin gelismiklik yapisini gozonune alirsak,ben kokenli dusunce yapisinin ve onun biz yansinin iflas ettigini ve ben yapisinin farkina varanin yansidaki bizi yasatmiyacagini algilarsak,alternatif nedir?
Ben ile biz nasil beraber olacaktir?Ustelik bir bedende?
Ozu ben olup,bizimi yansitacak,yoksa ozu biz olup beni mi yansitacak,yoksa benin bizi yok etmesine izin mi verilecek, son olarak ta ben koken yenilenip,degistirilecek ve biz (benin ortaya attigi-yansittigi-biz degil;bizin kendisi) temelli koken insa edilecek ve bu ben eliyle (bizin beni,benin bizi degil) yasama gecirilecektir.(Iste benim onerim ve uzerinde calistigim bu sonuncusudur ve bence nihayi cozum,yani sorundan arinmak-sorunu tartismak degil-boyle mumkundur)
Iste benim dusunce tarzimda bu alternatifi ortaya cikarmaya ve onun ustunde dusunce uretmeye yoneliktir.Bu konuya-algilanmasada-ben bazi yazilarimda-cesitli acilardan-degindim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
20-03-2008, 20:39
Saygideger c_dy;
Umarim bu dediklerini,bu sabahki sohbetimizde biraz olsun gerceklestirebilmissem,ne mutlu bana.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
20-03-2008, 22:39
Eupraxsophy
Saygideger arkadaslar;
Asagidaki link EUPRAXSOPHY,nin kisa anlatimidir.Yalniz Turkcesi henuz yoktur.Ateist anlayisina daha iyi bir insani acilim getirecegi dusuncesiyle buraya ekliyorum.Bir goz atip,herkesin kendi ateist dusunce ve davranisiyla mukayese ederek dusunce ve davranisini gelistirmesi acisindan yararli olacagi dusuncesindeyim.
Bu konudaki goruslerinizi ayrica bekliyorum.
http://en.wikipedia.org/wiki/Eupraxsophy
http://www.reference.com/search?q=eupraxsophy
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
20-03-2008, 22:57
Saygideger dial_ektik;
Uyarin icin tesekkurler,ben dikkatli okumamisim ve algiladigim gibi cevaplamisim,tabi o da ana yaziya uymamis,kusura bakma.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
21-03-2008, 02:07
Insalilik-Insancilik,Turkluluk-Turkculuk,Dinlilik-Dincilik
Saygideger arkadaslar;
Once insanlilik-insancilik ayrimini evrensel temelde soyle ortaya koyabiliriz.
Yeryuzune insanoglu geldiginden beri! Fiziksel gorunumlu kendini cinsi,irksal,milli,toplumsal,inancsal,ulkesel v.s. telinde boldukce bolup;dusuncede ve bunun temelindeki davranisinda insansal butunlugu uygulayip sagliyamadigi dunyada "Insanci" gozukmekde ve sanki bu bir insanin ozelligiymis gibi,bu sosyal,siyasal ve ekonomik bolunmeyi koruklemekte ve bunu yaparken birilerini yonetime ve birilerinide yonetilmeye ayirarak yaptigi herseyi-ki buna insanlik disilikda dahil-sanki "iste insan budur, boyle yapar boyle yasar boyle dusunur v.s bu onun dogal olgusudur" anlayislariyla "insanci" oldugunu dusunmekdedir.
Kendine gore hak ve ozgurlukleri hukuk temelinde sinirlayip insanlari yasatmakdadir.
Artik bunun ideolojisinin kandirmaciliginin da yetmedigini gorunce "insancilik iflas etmis ve geriye donuse,herseyin temeli olacak olan gucun temelini donuse gecmistir.
Ya buna razi olunacak"ne yapalim insan boyle bir yaratik,onun dogal yapisi bu"v.s.dusuncesiyle teslim olacagiz ve insanligimizi bu karanlik zihniyete gomecegiz,ya da insanin bu tarif edilen ve uyulanan"insancilik"yapisinin "insanlilik"olmadigini kanitlayacagiz.Ve hepimizin bireysel ozu olan dusunce ve davranistaki insanli yapimizi ortaya cikaracagiz.
"INSANCILIK"MUCADELESINE KARSI " INSANLILIK"MUCADELESI VERECEGIZ.
ISTE BU MUCADELE BIZI ANCAK AMERIKAN IDEALIZMININ NIHILIST FELSEFE KOKENIN SOROS IDEOLOJISININ BIREYCI AKILCILIK TEMELINDEKI HER TURLU GUCUNE KARSI ORTAYA KOYACAGIMIZ MUCADELE OLACAK.
Turkluluk-Turkculuk
Turkluluk:milli-dini-kokensel temelde gecmis soylarinda "Turk"anane,gelenek ve ozelliklerini tasima ve bu koklu yapiyi dusunce ve davranista gosterme.
Turkluluk, yapisinda baska milli-dini kokensel yapiyi tasiyabilir ama yasam sarti ve standarti olarak "Turk",anane,gelenek ve ozellikleriyle bir kulturu bir sosyal yasam yapisini yansitir.Yani milli-dini kokensel yapisi ne olursa olsun bunyesinde,yasamsal yapisinda bunu tasir.
Turkculuk:bu yapiya tamamen dusunceye tasima ve ideolojik bir mucadele haline getirme,kendi ideolojik inanclari ve bilgileri temelinde kendini "benim",boyle olunursa ancak Turk olunur"temelinde kendi dusuncesini temel alarak"bu Turk'tur- bu degildir"gibi ayrimcilik temelinde kendi sinirlarina ozgu milliyetcilik yapma.
Turkculuk bir ulusal ayrimciliktir ve Turkluluk yapisinin cok sesliligini,kulturlulugunu,milli-dini kokensel cestliligini degil;tek sesliligi,tek milli-dini kokensel yapiyi v.s.savunur.
TURKLULUK VE TURKCULUK TAMAMEN BIRIBIRINE TABAN TABANA ZIT IKI OLGUDUR.
Ataturk"ne mutlu Turkum diyene"derken acaba hangi temelde bunu soylemistir?
Eger soruna bu temelde bakarsak,dunyada dogan herkes bir milli-dini kokensel yapida dogar ve bu yapinin kulturel,geleneksel v.s. temelinde buyur gelisir.Bu onun yasamina yon veren temel bir gostergedir,kimse buna dokunmadigi ,satasmadigi zamanda ortada bir sorun yoktur.Bunu ideolojiye tasiyip bunun savasini vermek,baskalarini tahakkum altinda birakmak demektir.
Birakalim bu yapimizla ovunup,gecmisi yad edip bosa zaman gecirmeyi; bunun yerine bu tarihsel sansi iyi kullanip bu zengin kulturu ve onun dusunce ve davranisini ortaya koyalim ve kendimizi kendimiz ovup avunmak yerine;dusunce ve davranislarimizdaki hem kendimize,hem dunyaya,hem insanliga yaptigimiz acilimlarla birakalim bizi biz degil,biz olmayanlar ovsun,yuceltsin.
Baskalarinin ipiyle kuyuya inecegimize,kendi yagimizla kavrulalim ve bunu nasil bir kultur birikiminin basaracagini dunyaya gosterelim.
Dinlilik-Dincilik
Dinlilik:Herhangibir bireyin ve vatandasin dogdugu ortama bagli ve paralel olarak birlikte buyudugu dinsel kokeni olan bir yapidir,tamamen bireyin secimi ve inanci dogrultusundadir.Dininin getirdigi temelde yasadigi yasam standartidir.
Dincilik:Kendine ait olan dini inanclari ideoloji haline getirip herkesi kendi inandigi inanclar temelinde "benim dinim budur""benim dinimi uygulamanin yolu budur"v.b. dusuncelerle baskalarini kendi inanclari dogrultusunda onun bireysel hak ve ozgurluklerini cigniyerek ona ideolojik empose etmesi ve onu baski altina almasidir.
Turkluluk-Turkculuk'te oldugu gibi "Turkluluk"ve ona tarihler once zorla kabul ettirilmis ana dini islam,dinci bir din degilse; din ve vicdan ozgurlugu temelinde, ne kimseyi zoraki musluman yapmak,ne de kimsenin dini kokenine mudahale etmek durumundadir.
Turkiye maalesef din konusunda kendi "Turk"kultur ve yasayis tarzini degil;arap kultur ve yasayis tarzini benimsemis ve uygulamastir.
Iste bizim toplumumuzun dinci yapisi bu kultur ve yasayistan kaynaklanir.Bu konuda da biran evvel arap dini kultur ve yasam standardindan arinip,kendi oz "Turk"kultur ve yasam standardi yapisina donmemiz gerekir.
Eger bunu basarirsak,amerikan idealizminin bizi degistirme cabalarinin da onunu kapatir,kendi "Turk"kultur ve yasayisimizi, topluma oturturuz.Ve iste o zaman kendi degerlerimizi korumayi becerir,kimsenin mudahale etmesine firsat vermeyiz.
ARAP DINI KULTUR YAPISI,BASKICI,OZGURLUKSUZ VE ZORLAYICI YANI KORKU FELSEFESI VE SURU PSIKOLOJISI TEMELINDEDIR.
TURK DINI YAPISI ISE HOSGORULU,MUDAHALESIZ,GONULLU BIR YAPIYA SAHIPTIR.
Arap kulturuyle,Turk kulturu biribirine tamamen zit iki kulturdur.
O yuzden Turk dini kulturunu iyi algilayalim ve kimseye dini baski yapmayalim ve Arap dini kultur yapisindan arinalim.
Iste o zaman kimse Turk yapi ve kokenini,onun her yapidaki cesitlilik ve renkliligini "kutuplastirmayi"basaramayacaktir.
Ve biz bunu ispat edersek, toplum olarak birbirimizle kenetlesirsek,onlarin bizi "kutuplastirma"cabalarinin da onunu almis oluruz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
su makaleye bir goz atarmisiniz Turk olmak ne gurur verici
http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/kadim/k1.htm
evrensel-insan
21-03-2008, 03:05
Saygideger arkadaslar;
Ben,insanoglunun yuzyillardir evrensel temelde tanriya bahsettigi tum insanlik degerlerini,Tanridan alip kendi dusunce ve davranisima kazandirma mucadelesi veriyorum.
Bu cok ogretici,bilgilendirici zevkli ve dunyaya ve dunyada olup bitene her acidan baska bir bakis acisi sunan bir mucadele.
Bu mucadelede kazanilan herhangi bir deger hem sizi yeniliyor,daha cok insanlastiriyor hemde dunyaya baska bir gozle bakmanizi sagliyor.
Hem dunyayi hem olup bitenleri herseyi daha acik ve rahat algiliyabiliyorsunuz.
Bazen kendinizi yeniden dogmus gibi hissediyorsunuz.
Tanri var-yok kisir dongu tartismasi yerine,ona insanoglu tarafindan verilen-insanoglunun kendi ustune almaya cesaret edemedigi-insani degerleri algilayip,ustlenme mucadelesi vermenizi oneririm.
Dusunce yapisi buna hazir olan herkese tavsiye ederim.
Tanriya insanoglunun verdigi insanlik degerleri=insanlasma'ya baslamak
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
21-03-2008, 06:20
Saygideger walla;
Kimse kendi istegiyle ne ulkesini, nede milliyetini secebilir.
Milliyet dogustan verilmis ve resmilestirilmis bir olgudur.
Her milliyetci de kendi milliyetiyle gurur duyar.Ayrica kendi milliyetiyle gurur duyan,baska milliyetlere de saygi duymak zorundadir.Insanlik bunu gerektirir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
22-03-2008, 21:33
Saygideger arkadaslar;
Sizlere insanoglunun dusuncesinin evrensel ayrilmislik temelindeki sinirini ve ayrimciligini izah etmek istiyorum.
Bu izahi yapabilmek icin dort sabit ayrilmislik terimi kullanacagim ve bir cumle yapacagim.
Allah’in varligina inanc hakki.
Bu dort kelimeyi buyuk bir X in koselerine yerlestirin.
Y X’in fonksiyonu olduguna gore uc cesit cumle ve esitlik elde ederiz. Y yi de sekilsel dusunun ve Xin icine kucuk y olarak oturtun. (Aslinda benim felsefem yazidan ziyade cizimze daha kolay anlasilir, o yuzden siz cizim yaparak okuyabilirsiniz). Simdi cumlelerimizi veriyorum.
1) Hak Allahin varligina inanctir-Allah,varlik,inanc Y nin uclari.Hak sabit temelli
2) Varlik Allahin hakkina inanctir-Allah,hak,inanc Y nin uclari.Varlik sabit temelli
3) Inanc Allahin varlik hakkidir-Allah,varlik,hak Ynin uclari.Inanc sabit temelli.
4) Allah varligin inanc hakkidir-Varlik,inanc,hak Y nin uclari.Allah sabit temelli
Asagidaki birlestirme olanaginin devamidir.Cumle basindaki kelime,sabit temelli,digerleri Y nin uclaridir.
5) Hak varligin Allaha inancidir.
6) Hak inancin varligi Allahtir.
7) Allah varligin hakka inancidir.
8 ) Allah hakkinin inanci varliktir.
9) Inanc varligin Allah hakkidir.
10) Inanc hakkin Allah varligidir.
11) Varlik inancin Allah hakkidir.
12) Varlik hakkinin inanci Allahtir.
Yukaridaki birlestirme hak temelindeki Allahin varligina inanc siniridir.
Simdi de ozgurluk sinirina bakalim. Ozgurluk siniri ise ayrimcilik sinirdir ve burada insanoglu hak sinirlamasi temelinde secim hakkina sahiptir.
Cumlemizi yapalim.
Allahin varligina inanc ozgurlugu.
Burada ozgurluk X in fonksiyonu ile sabitlenmis ve sinirlanmistir. Bu ozgurluk siniri.
Allahin varligina inanctir.
Burada:
Inanc- Allahin varligidir. X in inanc sabitligindeki, ikilemi
Inanc – Varligin Allahidir. X’in inanc sabitligindeki ikilemi
Allah-Inancinin varligidir. X’in Allah sabitligindeki, ikilemi
Allah-Varligin inancidir.X in Allah sabitligindeki,ikilemi
Varlik-Inancin Allahidir.X in varlik sabitligindeki,ikilemi
Varlik-Allahin inancidir.X in varlik sabitligindeki,ikilemi
Iste bu ikilemler dusuncenin evrensel ozgurluk siniridir. Ayrilmislik temelindeki bu ozgurluk siniri ayrimcilik olarak yansir.
Simdi bu ayrimciligin sinirlarini inceleyelim:
Yani insanoglunun dusunce manevra siniri;
Allahin varligina inanc. Konuyu nereden alirsaniz alin Allah burda sabitleyici ve sabitlenin temel: varlik ve inanctir.
Allaha inanc varlik tamelinde ya vardir ya yoktur. X in varlik temelinde karsitliligi
Allahin varligi inanc temelinde ya inanmak ya inanmamaktir. X in inanc temelinde karisitligi.
Burada dikkat edilecek nokta, varligin inancinin ve inancin varliginin Allah sabiti temelinde ki ayrilmisligidir.
X in karsitligi ayrimciligindaki herhangibir ayrimci secenek ne olursa olsun digerini ters dusecektir ve ayrimcilik tartismasinin galibi – maglubu olmayacaktir. Bu tartismanin temeli aslinda – secim ne olursa olsun – inanc ve varlik ayrilmislik temelini ve onlari birlestiren Allah temelini tartisma disi tutar.
Dolayisiyla ayrimcilik ozgurlugu biribirine zit olsa bile ayrilmislik ozgurlugu tartisma disidir, ve ortak noktadir.
Yani dusuncenin ozgurluk siniri Allahin varligina inanc ayrilmisliginin ikilem temelindeki karsitlik seceneginin herhangibir iki zit ucundan biridir.
Konunun ozu ise ihtiyactir ve yukaridaki dusuncenin ayrilmislik temelindeki ayrimcilik siniri bu konuda ihtiyac duyan icin gecerlidir.
Allah’in varligina inancin hak ve ozgurlugune ihtiyac duymayanlar icin boyle bi dusunce siniri yoktur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
mutluluk35
23-03-2008, 20:35
Sevgili evrensel insan
Allah,inanç ve hak üçleminizdeki ''hak'' ifadesini hangi anlamda kullandınız.Hakkıdır 'hak'ka tapan miletimin..deki *Tanrı anlamında mı ?,'hak din islamdır' daki gerçek,bozulmamış anlamında mı?,yoksa' bu *da benim hakkım' daki payına düşen ya da sahip olunması *gereken anlamında mı?Yazdığınız önermeleri anlamak açısından sordum.Saygılar...
Averroes
23-03-2008, 21:02
Üf be yoruldum okumaktan, aklıma geçenlerde gördüğüm güzel bir anektod geldi. Şöyleydi:
Nietzsche: Tanrı öldü.
Tanrı: * * * *Nietzsche öldü.
Bir tebessüm oluşturabilmişsem bahtiyarım....
Saygılar
evrensel-insan
24-03-2008, 05:40
Saygideger mutluluk35;
Hak kavramini istediginiz temelde alabilirsiniz,bu onemli degil.
Onemli olan hak kavraminin bir em positifi olmasi ve sabit temelli olmasidir.
Yani hak iki ayri karsilikli icerik verir.Birincisi hak-hakki-hakki degil.Ikincisi hak-hakli-haksiz.
Hak ka tapmak hakki veya hakki degil,Hak talep etmektir veya basit olarak istemektir.
Ayni zamanda sahiplik ve sahip cikilan demektir.Benim makalemdeki icerigi sahipliktir.
Yani,allahin varligina inanc verilmis bir hakdir.Bu hakka sahip cikip cikmamak kisinin elindedir.Allahin varligina(var-yok)inanc(inanma-inanmama) bu hakka positif veya negatif sahip cikmaktir.
Ihtiyaci olmayan ise "ben allahin varligina inanc hakkina sahip cikmiyorum" veya ben allahin varligina inanc hakki talep etmiyorum".Makale,bu hak nedir?yani dusunce bu hakka nasil sahip cikar? ve bu hakka sahip cikarken ne kadar ozgurdur?Bu hak ki ve ozgurlugu kullanirken dusuncesinin manevra siniri nedir?Bunlari aciklamaya calistim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
29-03-2008, 02:03
Boyunduruk Tutsaklığı-Algılama
Saygideger arkadaslar;
Algilamanin ne oldugunu sizlere biraz daha detayli anlatabilmek icin baska bir ornek verecegim.
Insanoglu,dusuncesinin yine insanoglu eliyle evrensel temelde tutsak edilerek boyunduruga almasinin en guzel ornegi,dusuncesinin manevra yapisi yani karsitlik temelli dusunce sikisikligidir.Soyle bir ornek verelim.Boyundurugu olan bir kisi-ki buradaki boyunduruk kisinin tabulari,sorgulanmayanlari ve disina cikamadigi dusunce manevrasinin karsitlik cikmazidir.
Tanri konusunu ele alalim burada iki tane boyunduruk vardir.Bunlardan birincisi varlik,ikincisi inanctir.Varlik boyundurugu,tanrinin varligi ikilem sabitligi ve dokunulmazligi temelinde-ki bu boyundurugu cozecek,ortadan kaldiracak olan ikilemdir-kisi ister tanrinin varligini vara ister tanrinin varligini yoka tasisin varlik kokenli tanri boyundurugundan kurtulamaz.
Inanc boyunduruguna gelecek olursak,tanriya inanc ikilem sabitligi ve dokunulmazligi temelinde-ki boyundurugu cozecek,ortadan kaldiracak olan ikilemdir-kisi ister tanriya inanci inanmaya,ister tanriya inanci inanmamaya tasisin inanc kokenli tanri boyundurugundan kurtulamaz.
Insanoglu,varsayimini ister varlik ister inanc sabit ve dokunulmaz temelde, boyunduruktan kurtulmama dusunce yapisini korudukca,ve boyunduruga dokunamadan,varsayilan seyin-ki yukaridaki ornekte bu tanri idi-ikilemini bozmadan-yani onun disina cikamadan-dusuncesinin manevrasini karsitlik temelinde-ki bu da boyundurugu koruyan temellerden biridir-karsitlardan herhangi birini-digerine ters olan-dusunce olarak savunmasi-ki bu da boyundurugu koruyucu dusuncenin fonksiyonudur-ne onu boyunduruktan,ne bu boyunduruga tutsakliktan ne biribiriyle guc temelli-zorunlu yada gonullu-ikna,etme-olma savasindan kurtaramaz.
Insanoglu,eger insan ve insanligin evrensel temeldeki o ozlenen arzulanan ve herkese hitap edebilen o degerlerine erismek,ulasmak ve onlari dusunce ve davranisina almak ve bunu yasaminda yansitmak istiyorsa;bu kendi kendisini boyunduruk tutsagi yapan evrensel dusunce yapi ve sinirindan ve onun getirdigi cikmaz fonksiyon yapisindan kurtulmasi,arinmasi ve boyunduruksuz ve tutsak olmayan bir dusunce yapisi gelistirmesi gerekiyor.
Eger bunun farkina varamaz ve bunu basarma savasi vermezse,ne tutsak olmaktan ne onu tutsak yapan boyundurugundan ne bolunme ve kutuplasmaktan ne birbiri uzerinde guc ve ikna uygulamaktan ne de birbirine verdigi dusunce ve fiziksel zarardan-boyle giderse de-azinligin elinde kole yada robot olmaktan kurtulamaz.
O yuzden her kisi kendi oz dusuncesini sorgulama ve nedenleme temelinde-kendi boyundurugunu hissettigi olcude-boyundurugunu veren sabit ve dokunulmayan-tamamen soyut-
degerlerden ve tabularindan kurtuldugu olcude boyundurugundan ve ona olan tutsakligindan kurtularak insanlasacak ve insansal dusunce ve davranisi yasaminda ve iliskilerinde ortaya koyacaktir.
Bu ben temelli kisinin insanoglunun tarihindeki verecegi ilk oz benligine donme-insanligin biz temeline-savasi olacaktir.
Kisinin kendi icin kendi kendine baslatacagi bu devrimci degisim mucadelesi,onun once kendine ait olan ve sonra tum insanliga ait olan boyundurugun farkina ve bilincine varmasiyla ve bu boyundurugun getirdigi tutsakliktan hem kisisel hem evrensel temelde kurtulma cabasiyla baslayacak ve yine kisinin kendi eliyle gelistirilecektir.
Maalesef bu mucadelede baska bir kisinin mudahelesi bu mucadeleye yardim yerine zarar verecek ve kisiye ters etki yapacaktir.Kisiler bu mucadelede baskalariyla fikir alisverisi yapabilirler.Sonucta yapilacak mucadelenin geregini ve uygulamasini kisinin kendisi-hicbir baski altinda kalmadan-verecektir.
Tabi, kendisinin bir boyundurugu oldugunu hissetmeyenler ve boyle bir tutsaklik icinde olmadigini dusunenler icin belki bu yazim bir anlam ifade etmeyecektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
30-03-2008, 03:23
Saygideger arkadaslar;
Farzedin ben hayatimda hic duymadigim bir kelimeyi ilk defa duydum-tanri- ve bunun bana anlatilmasini istiyorum.Bu konuda beni bilgilendirin.
VARMI-YOKMU,INANAYIMMI-INANMAYAYIMMI BEN KARAR VEREYIM.Sizin bana verdiginiz tanim,tarif,bilgi anlatim v.s. dogrultusunda.Yani tanriya inan-inanma,tanri var-yok demek yok.
Bu soruya cevap veren uyelerin hangi felsefi temele dayanarak cevap verdiklerini de belirtmeleri ve bu soruya cevap verirken,varlik-var-yok,inanc-inanma-inanmama ifadelerini cevaplarinda tanri ile birlestirerek kullanmamalari rica olunur.Soru tanriya inanc veya tanrinin varligi degil yalin tanridir.
Verilen cevaplara tekrar sorular yoneltecegimi de unutmayin.Taki bu yeni ogrendigim kelime hakkinda kendi tanim,tarif,bilgi,anlatim v.s.yi algilayip,olusturana kadar.
Hadi kolay gelsin. *
Lutfen,mumkunse ciddi cevap verelim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bende hiç boyunduruk yok,inançta yok hiçbir dogma ve ideoljinin de esiri değilim.
Bak avatarıma korkusuzca ve çokda güzel süzülen bir kuş.
Varlık var olandır,varolmuş olandır.
İnanç benim doğru olduğunu düşündüklerimdir.
Varlıkta inançta var oldukça vardır.
Saygılar
gozeneli
02-04-2008, 23:13
Sayın Evrensel insan,
yukardaki belirtiginiz görüşle Humanizm arasındaki fark nedir?
Humanizm '' insani konularda doğaüstü inanışların hocalığını açıkça reddeder; fakat bunun yanında inançların kendisini hedef almaz. Genelde Ateizm ve Agnostisizm ile bütünleşebilir ama hümanist anlayış bunlara içkin değildir. Hümanizm bu tür doğaüstü güçlerin varlığıyla ilgilenmeyen etik tabanlı bir görüştür. Seküler bir hayat duruşu ilkesi ve her otorite karşısında insanı özgürleştirme çabası hümanizmin ırasıdır.
Hümanizme göre doğruyu bulmak insanın bir yetisidir. Fakat doğruyu bulma yönteminde gizemcilik, mistisizm, gelenek ve bunlar gibi genel geçer kanıtlarla ve mantıkla bütünleşmeyen yöntemler izlenemez. Gerçeğe duyulan bu arzu, gözü kapalı kabullenimlerle değil, bilimsel şüphecilik ve bilimsel yöntemle doyurulmalıdır. Otoriteyi ve aşırı şüpheciliği de reddederken, kaderin olaylar üzerindeki etkisini kabul etmez. Doğrunun ve yanlışın bilgisine kişisel ve ortak bilincin en doğru biçimde algılanmasıyla ulaşılabileceğini savunur.'' (kaynak Vikipedi) degilmi?
evrensel-insan
03-04-2008, 14:44
Saygideger gozeneli;
Evet kaynak wikipedia ve referans.com.Humanizm terimi bugun herkesin dilinde ve cokca su-istismar edilen terimlerden biri-ayni sevgi gibi-
Bugun humanizm,herkesin ve her kesimin sahip cikacagi bir kavram.Onemli olan humanizm degil;humanizmi uygulayan kisinin nasil bir dusunce ve davranis yapisina sahip oldugu.
Eger dini ve mistik temeldeki humanizmden ayri bir sey kastediliyorsa,o zaman seculer yani dunyevi humanizmi kullanabilirsin.Dunyevi humanizm de kendi basina yeterli degildir.Ama en azindan-tanridan ozgur olamasa bile-dinlerden ozgurdur.
Butun bu felsefi bakis acilarinda konu;insandan ne anlasildiginda ve neyi ortaya koyup,neyi ortaya koymasi gerektiginde kitleniyor.
Sonucta supernatural (dogaustuluk) konusundan insanoglu henuz kurtulmus degil.Ya bu konuda tartisip biribirini ikna olma-etme yarisina giriyor,ya da eupraxsophy de oldugu gibi bu konudan uzak duruyor.
Bence insanoglu,kendi dusunce ve ufuk yapisini asan konularda spekulasyon yapacagina;sadece yasamsal temeldeki"neden insanlar ayristirilmis,bolunmus,kutuplastirilmis,biribirler i arasinda hiyerarsik bir guc zinciri ve ustunluk yapisi kurmus,neden -hic bir evrensel temeli ve dogrusu olmadigi halde-ahlak,gelenek,anane,milliyet,din v.s. temelinde- ekonomik,sosyal,siyasal,toplumsal,haksal,hukuksal, inancsal v.s. gibi yasamsal konularda dusunce ve pratikte hala bir insansal butunluk,birlik,beraberlik,anlayis,saygi,hosgoru,b aris,yardimlasma,desteklesme,bilgi alis-verisi,ortak insansal cikar, v.s. temelindeki bir yapiyi yerlestirememis.
Hem uzerinde yasadigi dunyayi,hem dogayi,hem gokyuzunu,hem diger canli ve cansiz varliklari,hem kendi cesiti ve cinsini,yasamsal temelde icinden cikilmaz-ki burada zaten evrensel cozum temelinde tamamen disa cikis gerekir- bir sorun icinde debelenip durmus ve hala da debelenmekte.Hala-birakalim baska seyleri-kendi cesit ve cinsi temelinde bile bir ustunluk ve guc savasi vermekte.
Iste bence insanin odaklasmasi ve uzerinde her turlu felsefe,fikir,oneri,acilim v.s. getirmesi gereken konu bu.
Insanoglu artik,kendi temelindeki insansal butunlugu ve birligi kendi cesiti icin saglamali.
Cunku artik ayristirmasinin ve ayrimciliginin ben temelli kokeninin sonunu getirmis ve tarihsel temelde geriye donuse gecmis.
Ya bu geri donusteki vatandassal toplumlarin kolelestirilmesi ve bireysel toplumlarin robotlastirilmasi ve tek bir dini ve inancsal temeldeki guc ile zorunlu yada gonullu idare edilmesi gerceklesecek;
Ya da bilinclenip evrensel temelde olmasi gereken,arzulanan ve ozlenen insan ve onun insansal dusunce ve davranisi yasamsal temelde ve tum dunyayi kucaklayacak icerikte gerceklesecek;
insanoglu ile ortaya cikan yasamsal soruna bir arinma ve yeni yapilanma gerceklesecektir.Bu konularda benim cesitli yazilarim var.
BEN VE BANA AIT OLAN BIREYSEL DUSUNCE VE DAVRANIS BENIM YASAMIMDA BU TEMELDE YASATILIYOR.
Bu konuda benim imzami okuyup algilamani oneririm.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
03-04-2008, 15:11
Saygideger aydoe;
Kendini boyle algilamana ve tanitmana sevindim.
Eger hakikaten oyle isen sana nacizane onerilerim var.
Bundan sonra dusunce ve davranisini insanin ve onun insanliginin birligi,beraberligi,butunlugu icin uygula.
Herkesi-kendini nasil tanimliyorsa-oldugu gibi kabul et.Onlarin ne boyundurugu oldugunu ve neden bu boyunduruga sahip ciktiklarini algilamaya calis.
Kendileri boyunduruklarini goremiyor ve tutsak olduklarinin bilincinde degillerse;onlara mudahele etme,yalniz onlara zarar vermeden gosterebiliyorsan gostermeye calis.
Herkesin dusuncesine saygili ol ve sadece kendi dusunceni belirt-onunkine satasmadan.Kisilerin sana ve dusuncene guvenleri varsa onlara zarar vermeden onlari insan olma dusunce ve davranista insanlik sunma ve boyunduruklarindan kurtulma mucadelerinde fikir ve onerilerinle yardimci ol onlari egit ve bilinclendir.-Insan ve insanlik adina-
Butun bunlari yaparken,kendinle hesaplas,kendini elestir ve kendi hatalarindan ders cikar,kendini ilerlet ve yenile-hatanin kaynagini-dusuncesel veya davranissal-kendinden baska bir yerde arama,baskasini suclama,kendi dusunce ve davranislarini uygularken sabitleme,durum ve vaziyete gore senin icin en uygun olani- o anki-uygula ve bunun degisken oldugunun bilincinde ol.
Eger"ya kardesim sen kimsin ki bana bu kadar sey oneriyorsun?"temelinde bir dusunce uretirsen-yazimi okuduktan sonra-o zaman kusuruma bakma,butun bu yazdiklarimdan etkilenme,onemseme ve ilgilenme,benim ukalaligima ve tecrubesizligime say.
Eger bu yazdiklarim sende boyle bir intiba birakacaksa simdiden ozur dilerim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sevgili evrensel insan,
degerlendirmeni okudum. Degerlendirmelerine katilamiyorum. Herseyi ama herseyi disardan birtakim guclerle aciklamaya calisiyorsun. Halbuki toplumlarin kendi dinamikleri, kendi ekonomik ve siyasal gelisme surecleri vardir. Bu dinamikler somurge ulkelerde bazen ikinci plana dusebilir. Ancak Osmanli'dan gelen bir toplum var karsimizda. Hicbir donemde tam bir somurgelestirme gerceklesmemistir. Bu yuzden ic dinamikler hep cok daha onemli olmustur.
evrensel-insan
14-04-2008, 14:48
Saygideger sargon;
Ben somurgelesmekten bahsetmiyorum.
Sadece kendi gobegimizi kendimiz *kesmedigimizden bahsediyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
16-04-2008, 04:28
Saygideger arkadaslar;
Seyin kendi temelinde ki ikilemi:
SUI GENERIS:Yani seyin cesidi:Nakli temelde; tanrisal, akli temelde; erkekseldir.
CAUSA SUI:Yani seyin nedeni:Nakli temelde; tanri, akli temelde;insanOGLUdur.
Yani sorun:Ya INSANOGLUNUN KENDISINDE, yada TANRININ KENDISINDEDIR.
Sorunun hangisinde oldugu, birinci olarak nakli ve ya akli bakis acisinin hangisiyle bakildigina;
ikinci olarak sorunun hangisinde arandigina baglidir.INSANOGLUNDA MI? TANRIDA MI?
sorun HANGISININ KENDINDEDIR? Sorunun cozumu seceneklerden birini ya da ikisini kabullenmekmidir? Yada ikisinin de ayri ayri ne oldugunu-iclerinde yer almadan- ortaya koyabilmekmidir?
Ben, ikincisinden yanayim.
Not:Ortaya atilan son bakis acisi, nihilizmin getirdigi bakis acisidir.Bu da sorunu katmerlemistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
17-04-2008, 03:36
"Çıkış" Felsefesi
Saygideger arkadaslar;
Insanoglu kendini bildi bileli; dogumu ile olumu arasindaki yasam mucadelesinde cikislari kendine rehber edinmistir. Bu cikislar hep ben kokenli ozel, ya da ben kokenli genel-benim- cikislardir.
CIKISLARAORNEK:Kisisel,toplumsal,ulkesel,psikoloji k,bilimsel,tanrisal,ruhsal,maddi,manevi,
maddesel,ideal,ekonomik,sosyal,siyasal,duygusal,du nyevi,dogaustu,milli,dini, v.s.
Insanoglunun bu cikislari onun tutunacagi bir dal,yasamin anlami,amaci v.s. olmustur.Bu cikislar genelde bir kisinin ben kokenli cikisi ve bunun benim temelinde-benim ailem,toplumum,ulkem,dunyam,gorusum,felsefem v.s.-bizlesen cikislaridir.
Bu cikislarin ben ve biz temeli,Nihilizme kadar surmus; Nihilizm ile birlikte tamamen biz temeli de bireyci yapiya burunmustur.
Iste bu ben kokenli cikislar ve farkliliklari insanoglunu kendi icinde ayristirmis; ve ayrilmisligin ayrimciligi temelinde bugunlere getirmistir.
Bugun artik bu ben kokenli ve benim temelindeki biz icerikli cikislar, Artik insanoglunu rahatsiz etmekte ve icinden cikilamaz bir yola suruklemektedir.
Eger insanoglunun bir insan oldugunu ve cikisinin insanlik yansitmasi gerektigini gorebilen ve bunun cikisini arayan varsa-ki ben bu cikisi 1990 larda aramaya basladim-
Bu cikisin uc ogesi vardir.BIREYSEL,INSANSAL VE EVRENSEL.BU CIKISIN OZU BEN ELIYLE BIREYIN TUM INSAN VE ONUN INSANLIGI ADINA HEPIMIZ TEMELLI CIKISIDIR.YANI BIREYIN INSANLASARAK EVRENSEL TEMELDE INSANLIGI YASATMASI.
Iste bireyin bireysel temeldeki bu cikisi onu insanoglunun ben kokenli ve benim.. temelli ayrilmisligin ayrimcilik yapisinin getirdigi tum-birini birine tutsak kilan ve boyunduruk kokenli-ayrilmislik temelli- ayrimlardan kurtaracaktir.
Bu ayni zamanda insanoglunun tarihinde benin devrimi ve insanoglunun insana donusum baslangicidir.Bu cikisa yonelmek hem zor hemde korkutucudur.
Cunku kolay degildir, insanoglunun tarihler boyu ve dogumdan itibaren kendisine verilen bu alisilagelmis-sadece ayrilmislik kokeninin ayrimciligi icerikli ayrimdan kurtulmak,arinmak-degerleri kendi oz dusuncesi temelinde sorgulayip-nedenleyip ihtiyac ve gereklilik temelinde ayiklamak.
Insanoglunu insan yapacak ve onun dusunce ve davranisindaki yasaminda insanlik sunacak bir cikisa yonelmek.Iste hem tek olarak bireyin hemde temsil ettigi butunun tek cikis yolu budur.
Yasamin anlami ve tutunulacak dal da bu olmalidir. Bu bir utopya degil; hem nesnel hemde oznel sartlari olusmus ve gerceklesebilecek bir amactir. Denemesi de zor degildir. Cunku her benin bir vucudu vardir kendine ait olan.Iste bu vucut bu cikisin denenecegi somut veridir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-04-2008, 23:28
TC-zorlama-tarihi donum noktasi
Saygideger arkadaslar;
1946-47 yillari hem dunya hemde Turkiye acisindan donum yillaridir.Almanya'da hitler donemi,
2.Dunya savasi'nin son yillari ve Birlesmis Milletler'in kurulum cabalari SSCB'nin avrupa'da Hitler'e kafa tutacak kadar yukselisi.
Butun bunlarin isiginda; Ismet Inonu iki seye karar verir. Birincisi 2.Dunya savasinin disinda kalmaya devam etmek; ikincisi tek parti yonetiminden "demokrasi"ye gecis.
Bu arada Avrupa ve Amerika Ismet Inonu'ye kurulacak olan *Birlesmis Milletler'de yer alabilmesi icin Almanya'ya karsi gelmesi hatta savas acmasini onermektedir.
Bulgaristan'a kadar gelmis olan Almanlar'in Turkiye'ye saldirmasi da an meselesidir.Bu arada tarihi bir gelisme olur.SSCB almanya'ya savas acar.Boylece Almanlar-iki cephe de savasamayacaklarindan Turkiye'ye saldirmaktan vazgecip,SSCB'ne yonelirler.
Bu siralarda Amerika Turkiye icindeki "demokratik"gelisimleri koruklemekte, Inonu'de zor durumda kalmaktadir.
Inonu aslinda bu demokratik bir istemin kullanim oldugunu asil amacin 1923'te kazanilanlara yonelik oldugunu bilmektedir.Partisinin icinde de boyle bir grup olusmustur.Inonu once bu parti icindeki muhalefete izin verecek,-ki bu muhalefet ayni zaman da koy enistitulerine de karsidir-ve ulke ikinci bir partiye-demokrat parti ki baskani masondur ve ABDnin istedigi bir kisidir-ismini tahmin etmisinizdir (Demirel) acilacak;
boylece 1923 kazanimlarini geri almak isteyenlere meydan acilacaktir.
Iki seyi cok iyi bilmek gerekir.Birincisi kavramlari ve anlamlarini; ikincisi onlarin kullanim temelli mi-yani arac olarak ve cikar temelinde, yoksa uygulama temellimi-ki amac olarak ve pratige yansitmak temelinde-
Burada demokrasiden bahsedersek.Maalesef TC' nin kurulus tarihinden itibaren hep bu kavram arac olarak kullanilmis ve iktidarin cikar istemleri dogrultusunda degerlendirilmistir.
DEMOKRASI HIC BIR DONEMDE AMAC OLAMAMIS VE PRATIKTE UYGULANAMAMISTIR.
Bu gun AKP bile demokrasi'yi kendi cikarina uygun kullanarak kendi amaci dogrultusundaki-amerikan idealizmi gudumlu-yolda ilerlemektedir.
Bu ara da bu 1923 kazanimlarini geri almak isteyenler, koy enistitulerini de amaclari cikarinda kullanarak-buralari gomonist yetistiriyor-kapatilmalarina on ayak olmuslardir.
TC tarihinde hic bir zaman, haklar,ozgurlukler,demokrasi,esitlik,hukuk,v.s. amac olarak pratige yansitilip yasama gecirilememis; aksine bu terimler ve anlamlari her zaman iktidari ele gecirmek isteyenlerin kendi cikarlari dogrultusunda arac ve propaganda olarak kullanilmis ve kullanim amaclara hizmet etmistir.
TC henuz bu kavramlari amac edinecek ve pratikte uygulamaya koyacak bir duzeyde devlet yapisina, *zihniyete ve sivil kuruluslara sahip degildir.Maalesef bu terimler, kavramlar ve onlara yuklenen anlamlar iktidarlarin cikarci amaclari temelinde kullanilan birer arac olmustur.
Kaldi ki bu kavramlarin ozleri ve insana verecegi hizmetler ne algilanmis ne de objektif bir temelde aciklanmistir.
TURKIYE IKTIDARLARI HEP KAVRAM OZURLU OLMUS,DINI,MILLI KAVRAMLAR DAHIL HERSEY BIR CIKAR TEMELINDE YANSITILARAK KULLANILMISTIR.
Hala Turkiye de neyin ne anlama geldigi algilanamamakta; sadece cikar amac temelinde anlamlandirilarak kullanilmaktadir.Bu kullanim da -yani seyin kendi-kendinin cikari temelinde uretilmis; yada kendine karsi gelinerek tuketilmeye calisilmistir.
Iste bu tartisma,bu kisir dongu, bu cikmaz savas, bu ikna olma-etme cabasi ve bu zorlama empoze ve mudahele ve baski;hicbir zaman seyin kendinin algilanmasi temelinde aciklanmamis,irdelenmemis sorgulanip nedenlenmemistir.
ISTE TOPLUMUN- ULKENIN SORUNUNUN VE BU SORUNUN CIKMAZININ KUTUPLULUGUNUN, BOLUNMUSLUGUNUN VE TARAFKARLIGININ TEMELI BU BILINC NOKSANLIGI BU MENTALITENIN HICBIR ZAMAN DUSUNCEYE CIKMA OLANAGI BULAMAMASIDIR.
BU SORUNUN -EGER TURKIYE BIRYERLERE GELECEKSE-ACILEN COZULMESI VE BUNUN EGITIMINI SAGLAYACAK KURUMLARIN FAAL HALE GELMESI VE YETISTIRILMESI GEREKMEKTEDIR.
Iste o zaman-belkide 1. mesrutiyet'ten beri ilk defa-kendi gobegini kendisi kesecek yapiya adim atmanin temelini atmis olacaktir.150 kusur yillik gecikmeden sonra.
Tabi bu algiyi,bu objektifligi ve bunun onemini algilayabildigi olcude.
ISTE ILERICILIK BUDUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-insan için bu köşeyi hazırladım.
Evrensel-insan'ın farkın farkında olduğunu algılayabilenler.
Onun felsefesinin Amerikan idealizmine karşı ve insanı vatandaşlık sürecinden çıkarıp birey olmaya oradan da insan olmaya ve insanlığa hizmet etmeye *götüren yolunu algılayan veya öğrenmek isteyenler.
Sorunları ve soruları olanlar bu köşede evrensel-insanla paylaşımda bulunabilirler.
Bu köşenin başka bir yararıda evrensel hocamın iletilerinin bir başlık altında toplanmasıdır.
Evrensel hocam günlük yazılarını bu başlıkta yazınca ,bizlerin onu izlemesi kolaylaşacaktır.
Sayın Evrensel-insan ilk soruyu ben sorarak başlıyorum,
Amerikan idealizminin bizleri tek tipleştirdiğini ve robotlaştırdığını ve buna karşı çıkmamız gerektiğini söylüyorunuz.
Amerikan idealizmiyle ülkemiz ve dünyada nasıl bir mücadele geliştirmeliyiz?
Buyurun hocam söz sizde,
Saygılar
Çok isabetli olmuş hocamın yazılarını sabırsızlıkla bekliyoruz, mümkünse sade bir dil kullanmasını da rica ediyorum kendisinden.
Selamlar.
evrensel-insan
20-04-2008, 01:17
Saygideger aydoe;
Amerikan idealizmine yanli olmak veya karsi olmaktan once; amerikan idealizmini her yonuyle algilamak ve bilincine varmak gerekir.
Aksi taktirde amerikan idealizmine karsi olunmak yerine;
onun ekmegine yag suruldugunun-ki Turkiye deki cogu kendisini aydin diye tanitanlarin bilerek veya bilmeyerek uyguladigi dusunce ve davranis-bilincine varilmaz.
Demekki once amerikan idealizmi,her fert tarafindan her yonuyle ogrenilmeli bilgiye tasinmali ve objektif olarak algilanmalidir.
Bunun icinde bu ikilemin hem amerikan yanini-ki bu tarih icinde el degistirebilir-hem de idealizm yanini-ki bu da uygulamalarinda ki pratikte cesitlilik kazanir ve uygulanacagi ulkeye veya topluma gore uyarlanan bir politikayla cesitlilik gosterir- ayri ayri algilamak gerekir.
Bu ikilem- felsefesi,ideolojisi, teror ve devlet gucu, politikasi ve polisisi, dini icerigi, *dine bakis acisi, ulkelerdeki orgutlenisi, ulkeleri disaridan yonlendirisi, ulkelerin iktidarlarini cikar temelinde satin alisi yada kendi tayin edisi v.s. temelinde-bir sistemdir.
Benim size soyluyebilecegim-ki hemen hemen her bu konuyu iceren yazimda degindim-bu ikilemin insan ve insanligin onundeki en buyuk tehlike oldugu ve aklin ben temelindeki iflas etmis olan bireyci akilciligin son duragi oldugu ve bu yuzdende artik sadece insan ve insanligi degil; tarihi de geriye cekmeye ve *ben temelli aklin kalici ve degismez benin bizi ve benin otekisi yapisini dunyaya kabul ettirebilmek icin elindeki her gucu kullanacagini bilmenizi isterim.
Sayin aydoe, *Turkiye ozelinde ki sorun ikilidir. Henuz birey olamamis ve her zamanda birey olmasi onlenmis vatandas yapisinin birey olma egitim ve ogretimi cok onemli ve acildir.
Cunku Turkiye toplumunu robotluk degil;kolelik-cemaat-beklemektedir.
O yuzden her vatandas kendisine dogumdan itibaren verilen ve; ya kabul ya red temelli verileri kendi oz ve irade temelinde nedenleyip sorgulamali ve kendi oz dusunce ve davranisini ortaya koymalidir.Kisinin bu cabasi, yasamindaki iliskilerine yansiyacak ve cevresinde dogal lider durumuna getirecektir.
Burada ki en onemli kistas birey olma mucadelesi veren vatandasin; *ayni mucadeleyi verirken, kendi deger ve secimlarine-dini-milli,ananevi,kulturel v.s. nasil sahip cikiyor ve onlari savunacak bilinci olusturuyorsa; cesitlilik temelinde ki diger caba gosterenlerinde secimlerine- *ki anadolunun zenginligidir bu- saygi gostermesi ve kendi dusunce ve davranisina empoze etmemesi ve bu saygi temelinde anadolunun birlik beraberlik ve butunluk yapisinin uniterligini korumasi esastir.
Aksi, Avrupa' da olan duruma, yani"her kafadan birses,herkes kendinin efendisi ve guc temelli bireysel akilciliga donusur ki; bu Turkiyede yasayan vatandas toplumunu bekleyen en buyuk tehlikedir.
Bu tehlikeye dusmemek, hem Avrupayi tarihsel temelde geride birakmak ve insan cesitliliginin vicdan temelli butunlugunde uygulamayi getirecektir.
Bunun ortaya cikisi ve ses getirisi ise amerikan idealizmine karsi-onlari dusunceye iten-bir icerik kazanacaktir.
Yani benin egosuna izin vermeyen ve beni -Turkiye cesitliligi butunlugunde-otekisiz bir bize donusturen ve tum toplumu kucaklayan bir bilinc olacaktir.
Dolayisiyle Turkiye toplumu robata donusme surecini yasamadan ulkesinin butunlugunu bilincli bir sekilde koruyacak ve kollayacaktir.
Enternasyonelist temelde de dunyadaki her amerikan idealizmine karsi cikislari takip edip,bilincli bir sekilde destekleyecek ve tavrini ortaya koyacaktir.
Belki bu uzun bir yol ve hatta zaman zaman yalniz katedilen bir yol olsa bile,en azindan 150 yil onceki teslimiyete bir son veris olacaktir.
Her vatandas kendi dusuncesiyle bunu degerlendirmeli ve yine kendi karariyla kendi icin ustlenecegi gorevi ustlenmelidir.Iste hem vatandasin birey olma devrimi, hemde Turkiyenin kendi dusunce temelini ortaya koyma devrimi boyle baslayacaktir.
Umarim yazim,uzun sikici ve anlasilmaz olmamistir.Yazimla ilgili algilanamayan yerler varsa ve bildirilirse; ona gore bir acilim getirilmeye calisilacaktir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel-insan,
Yazılarınız dil olarak her geçen gün daha anlaşılır hale gelmektedir.
''Yani benin egosuna izin vermeyen ve beni -Turkiye cesitliligi butunlugunde-otekisiz bir bize donusturen ve tum toplumu kucaklayan bir bilinc olacaktir. ''
Biz olmayı başaramamamızın nedeni Amerikan idealizminin etnik ve dini temelde ayrılıkları ön plana çıkaran politikaları desteklemesi değilmi?
Ne yazık ki bazı insanlarımız bu ötekileştirme politikasına kapılıp gerçeği ve sorunun kaynağını yani Amerikan idealizminin neden olduğunu görememekte ve Amerikan idealizmiyle mücadele edeceklerine birbirleriyle mücadele etmektedirler.
Bu anlamda sizin değindiğiniz Amerikan idealizmini her yönüyle algılamak ve bilincine varmanın önemi ortaya çıkıyor.
Saygılar
evrensel-insan
20-04-2008, 03:13
Saygideger aydoe;
Vermis oldugun cevap, yazdiklarimin algilandigini gosteriyor.Yani ne demek istedigimin anlasildigini.Artan onemi vurgulaman da, ayrica sevindirici.
Saygilarimla;
evrensel-insan
mutluluk35
21-04-2008, 02:54
Reelpolitik kavramının *peygamberi * kardinal *Richuelieu’dur.( 1585-1642).Kendisi *Machiavelli’nin felsefi temellerini *hazırladığı * raison d etat kavramını Fransız politikasına yerleştirmiş *olan kişidir.Raison *detat kavramı devletin iyiliğinin, onu ilerletmek için kullanılan her türlü aracı haklı çıkardığını söyler.İşte Richuelieu da *bu doğrultuda *hareket *etmiş, Fransa'da feodal kalıntıları yıkmayı ve ülkede gücü tamamen merkezileştirme amacı *gütmüş, aslen bir papaz ve hatta katolik olmasına rağmen Fransa'nın çıkarları uğruna, ezeli düşmanı,Avusturya *v e İspanya imparatorlukları'nı yöneten habsburglar'a ve papa'ya dahi karşı gelerek, ülkesi içinde zaman zaman protestan güçleri bile desteklemiştir.
İşte *Amerikan *idealizmi de *burada *karşımıza *çıkar.Ulus devlet *modelinin ortaya *çıkışıyla *beraber, .Avrupalı liderler uluslar arası sistemlerini bencil çıkarların rekabetinden uyum doğacağı inancı üzerine oturturken Amerikalı liderler ise devletlerin birbirlerine güvenmeyen rakipler gibi değil de işbirliği yapan ortaklar gibi davrandığı bir dünya düşünüyorlardı. Amerika da devlet ahlakı insan ahlakıyla bir tutulurken Avrupa da böyle bir şey söz konusu değildi. Amerika Avrupada savaşların bu kadar sık olmasının sebebini özgürlük ve insan onuru değerlerini reddeden hükümet kurumlarının egemen olmasına bağlamaktaydı. Amerika ya göre savaş yanlış hükümet sisteminden kaynaklanmaktaydı *ve barış demokratik kurumların gelişmesine bağlıydı.
Özellikle *birinci dünya *savaşından sonra *Amerika güç dengesi kavramını *beğenmediğini *açıkça *belli etmekte,ve *Realpolitik uygulamasını ahlak dışı bulmaktaydı. Uluslar arası düzen için Amerikanın kriterleri *demokrasi, ortak güvenlik , self determinasyondu ki bunlar Avrupaya yabancı gelen şeylerdi.Wilson *ve Amerikaya göre savaşlara neden olan self determinasyonun varlığı değil, bu prensibin *yokluğuydu. İstikrarsızlığı güç dengesinin yokluğu değil onun peşinden koşmanın yaratacağına *inanıyorlardı. . Wilson barışın ortak güvenlik prensibi üzerine kurulmasını önerdi. Barışın bozulup *bozulmadığını belirlemek için uluslar arası bir kuruma gerek vardı : Wilsonun Milletler *Cemiyeti…
Milletler Cemiyeti ile Wilsonun tasarladığı şey denizlerin bütün dünya ulusları tarafından ortak olarak ve engellemeden kullanılması güvencesinin bozulmamasını sağlamak ve anlaşmalara aykırı olarak uydurmadan veya dünya kamuoyunu nedenleri hakkında bilgilendirmeden çıkarılacak savaşlara engel olacak ki bu toprak bütünlüğü ve politik bağımsızlık demektir , bir evrensel uluslar birliği kurmaktı.
1.Dünya *savaşından sonra *Amerika savaş amaçlarını iki kısıma ayıran 14 prensip şeklinde açıkladı.Yapılması *gerekenlerden *bazıları *açık diplomasi , denizlerin serbestliği , genel silahsızlanma , ticari engellerin kaldırılması , sömürgecilikle *ilgili taleplerin tarafsız bir şekilde çözülmesi,Milletler *Cemiyetinin *kurulması *vb. . Wilsonun tasarladığı dünya yenen yenilen fark *etmeksizin güce değil prensiplere çıkarlara değil hukuka dayalı bir düzendi.
Amerikan *idealizmi *2. Dünya *savaşı *sonrası *Soğuk *savaş *ve *onu *takiben *yeni *dünya düzeniyle *devam *eder,ancak *yazarsam *çok *uzun *sürecek.Kısacası *Amerikan *idealizmi *İslamın hoşgörü *dini olmasına *benzer.Bir *yandan *uluslar arası *barışı *savunurken,diğer *yandan *da *uluslar arası *sistemin *güç ve *çıkar *mücadelesi *olduğunu *bizzat *kendi *eylemleriyle *ve *en *çok da *kendisi *bize *ispatlamıştır.(kes,kopyala *yaptığım yerler *oldu).Saygılar….
evrensel-insan
21-04-2008, 03:36
Saygideger mutluluk35;
Bu guzel calisman icin seni kutlarim.Benim yazilarima politik bir acilim getirmissin.
2.Dunya Savasi sonrasina da deginirsen ve hatta bunu BOP projesiyle bagliyabilirsen, sevinirim.
Yazilarini bekliyorum.
Ben bile bu politik kokenin-felsefenin degil-1600 lere dayandigini bilmiyordum.
Bence bu etkilenis aslinda buyuk britanya ic savasina kadar dayanir.Cunku dusunce ve ifadenin ozgurlugu de-ilginctir- ic savasa yakin tarihler de ve bir kardinal tarafindan ortaya konmustur.
Aslinda din temelli dunyaya, yine din kokeninden gelenlerin karsi cikmasi-Darwin haric-acaba bir tesadufmudur?
Yoksa dinin en ust mertebesine gelenlerin dini sorgulamaya ve nedenlemeye baslamasimidir?
Cunku 1600 ler bugun tam da amerikan idealizminin dunyayi goturmek istedigi yerdir.Yani 400 yillik bir birikimi geriye cekme cabalari.Bu idealizmin gerceklesmesi-onlar adina-mumkunmudur?
Sanki insanoglunun yasamindan ve hafizasindan 400 yili silmek gibi bir amaca soyunmuslardir.
Bu 400 yili cok iyi incelemek ve bilincine varmak gerekir.Cunku onlar bu 400 yilin bilince cikmadigini ve toplumlari yonetip yonlendirebildikce kanitliyorlar.
Hele hele bu 400 yili islam temelli gelismede hic varsaymiyorlar.
O yuzden islam temelli toplumlarin da bu 400 yilda ne yaptiklarini cok iyi nedenleyip sorgulamak gerekiyor.
KI BUNA OSMANLILAR DA DAHIL.Onlarin teslimiyeti 1800' ler. Arada 200 yil kadar bir bosluk var.
Ayni zaman da bu donem kanuni, yani osmanlinin buyume donemi.Bunlarin da iyi incelenmesi gerekir.
Osmanliyi ele gecirme, politik temelde acaba ne zaman planlanmis ve uygulamaya koyulmustur?
Haydi tarihciler is basina!
Saygilarimla;
evrensel-insan
mutluluk35
21-04-2008, 23:03
Nietzsche’nin * ‘’Böyle * Buyurdu * Zerdüşt’’ *eserinden *:
‘’Bazı yerlerde daha uluslar ve sürüler vardır, ama bizde yoktur kardeşlerim: burda devletler vardır.
Devlet mi ? O da ne ? Peki ! Şimdi bana kulak verin, size ulusların ölümünden söz açacağım.
Bütün soğuk canavarların en soğuğuna devlet denir. Soğuk soğuk yalan söyler o ve ağzından şu yalan sürüne sürüne çıkar: "Ben, devlet - ulusum ben."
Size şu belirtiyi veririm: her ulus kendi iyilik ve kötülük diliyle konuşur: komşu anlamaz bunu. O, dilini yasaları, töreleri içre yaratılmıştır kendine.’’
Bence *de *Nietzsche *haklıydı.Her *ulusun *kendine *özgü *değerler *sistemi,iyilik *kötülük *anlayışı, töreleri,farklı *perspektifleri * vardı.Ve *iki *devlet *işte *tam da bunu *yok etmeye *çalışıyorlardı, Sovyetler *Birliği *ve *ABD…
Sovyetler Birliği *emperyalist *çarlık *Rusyasında *meydana *Bolşevik *devrimiyle *kendisine *yeni *bir çizgi *belirlemişti.Amacı *uluslar arası *komünizme *öncülük *etmek,diğer *dünya devletlerinde *devrimi *gerçekleştirmek *ve *sınıfsız *dünya *toplumunu *kurmaktı.Meşruiyet *silahı *ise *komünizm *idi.Ancak *kendi *iradesinden bağımsız *hareket *etmeye *çalışan *komünist *idarelere *dahi gösterdiği *tavizsiz *davranışlar,Rusyanın *yayılmacı *politikasında *bir değişim olmadığını,sadece *bu *güç *mücadelesinde kendisine *haklılık *kazandıracak *komünizm *ideolojisini kendi kusurlarını *örten *bir perde *olarak *kullandığını *gösteriyordu.Örneğin *Macar *ayaklanmasının Sovyet tanklarıyla kanlı *şekilde *bastırılması,Poznan *ayaklanması, Çek *darbesi *vs… Komünist *manifestoda *tarihin *akışını *hızlandıracak *bir *devrimden *söz *ediliyordu.Nasıl *olsa *tarih *komünizmle son *bulacaktı, öyleyse *beklemek *yersizdi.Bir *an *önce bu beyinsiz *dünya *toplumuna *zorla da olsa *empoze *edilmeliydi,kendi *iyilikleri *için.
Soğuk *savaşın *diğer *aktörü *ise *ABD idi.Hür *dünyayı *temsil *ediyordu.Amacı *Stalin *diktatörlüğünü *ve *onun *yaymaya *çalıştığı totaliter kurumları *tasfiye *etmek, ulusların *kendi *kaderlerini *tayin * etme fırsatını *onlara *vermekti. ABD bir kuşaklık zaman dilimi içerisinde İkinci Dünya Savaşını, Kore Savaşını,Vietnam *savaşını *ve *birçok *Soğuk *savaş *krizlerini yaşadı *ve *sonunda *galip *gelmeyi *başardı.Artık *tarihin *akışını *hızlandırma *sırası *kendisindeydi *ve *tarihin *sonu *belliydi, liberalizm…Dünya *toplumlarının *varacakları *durağa *onları *bir an önce *ulaştırmak *ABD’nin *temel *vazifesi *oldu.Meşruiyet *silahı *demokrasiydi.
Sovyet *nüfuzunu *durdurmak *ve *hatta *onu *ve *temsil *ettiği *değerleri *yıkmak *için *kurulan *NATO *tasfiye *edilmedi,çünkü *artık *yeni *görev *alanlarına *sahipti.Hedef *bölge *Ortadoğu *coğrafyasıydı.Amaca *giden *her *yol meşrudur *zihniyeti *devletler *sisteminin *olmazsa *olmazı *olduğunu * bir *kez *daha *gösteriyordu.Böl *yönet politikaları,dinlerin, *mezheplerin,etnik *grupların birbiriyle *çatıştırılmaları,kanlı *darbeler,silah *kaçakçılıkları , uyuşturucu *ticaretleri,terörizmin *desteklenmesi *ve *daha nice *gözyaşına *sebep *olan *olaylar *zinciri *petro-dolarlara *giden *yolun *araçlarıdır.Bu *yüzden *de *ABD *idealizmi *bir *ütopya *olarak *kalmıştır.
Yoksa *demokrasiye *inanmış *bir *insan *olarak *ben *de *Ortadoğu *coğrafyasının *bilgi *toplumuna *dönüşmesini,kadınların * oy *kullanma *hakkını *elde *etmesini ,ulusların *kendi *kaderlerini *tayin *edebilmesini,baskıcı *rejimlerin *yıkılmasını *vs. *isterim.Ancak *benim *ülkem *bizzat *bu *demokrasi *önderi * ABD *tarafından, model *olsun *diye İslami *rejime *sürüklenmektedir.Mesele * idealizmin *varlığı *değil, reel politiğin *hiçbirzaman *ona *izin vermediği *gerçeğidir.
Farklılıklar *çatışma *sebebi *değil de işbirliği *fırsatı olarak *algılanmadığı sürece *ne *ülke içi *demokrasi,ne *de *evrensel *barış *sağlanabilir.Wilson *idealizmi *yerini *Richuelieu *realizmine *bırakır.Ve *Richuelieu *da *diğer *devletlere *cehennemi *yaşatmak *pahasına *şöyle *der :
"İnsanlar için müjdelenen bir cennet vardır. İnsanlar buna göre davranmak zorundadir. Devletlerinse gidecekleri bir cennet yoktur onlarda cennetlerini bu dünyada yaratmak zorundadirlar."
Tarihte *hangi devlet başat güç olursa,o devlet kendi değerlerini insanlığa dikte etmeye çalışır.Böylece Nietzsche'nin öngördüğü gibi proje kimden gelirse gelsin,tek tip insan yaratma projesi olur..Saygılar
evrensel-insan
22-04-2008, 03:23
Saygideger mutluluk35;
Yukarida ki aciklayici yazin icin cok tesekkurler.Bu yazina biri senden, ikisi benden uc alintiyla cevap verecegim.
Tarihte *hangi devlet başat güç olursa,o devlet kendi değerlerini insanlığa dikte etmeye çalışır.Böylece Nietzsche'nin öngördüğü gibi proje kimden gelirse gelsin,tek tip insan yaratma projesi olur..Saygılar -mutluluk35
Bu cikisin uc ogesi vardir.BIREYSEL,INSANSAL VE EVRENSEL.BU CIKISIN OZU BEN ELIYLE BIREYIN TUM INSAN VE ONUN INSANLIGI ADINA HEPIMIZ TEMELLI CIKISIDIR.YANI BIREYIN INSANLASARAK EVRENSEL TEMELDE INSANLIGI YASATMASI.-evrensel-insan
INSANLIK:Dunyevi temelde INSAN ve BIREY ikileminin;KISISEL ve EVRENSEL karsitliginda;bireyin kisisel SAYGIsi(farkin farkina varmak;ne farki ayirmak nede farki"yok"saymak) ve insanin evrensel VICDANi(ne kendine,nede baskasina fiziksel ve dusunsel zarar vermeme)ni,INSANSAL;duygu,dusunce ve davranis temelinde birlestirip,YASAM da yansitmak -evrensel-insan
Iste bu cikis noktasi ve bu tanimda, benim Nietzsche'ye cevabim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
22-04-2008, 05:38
Saygideger arkadaslar;
Aklima yatmadan birsey geldi. Gecen gun tv de Erdogan'in" pirinc yerine bulgur yeyin"dedigini duydum.
Tarih nasil da tekerrur ediyor.Belki gencler bilmez, bu tip cumlelerin babasi-ki hala gundemde-mason Demirel'di. Onun da soyle bir sozu vardi"ekmek yoksa, pasta yeyin".
O tarihler 1970'ler, gene zamlar almis yurumus, vatandasin cani bogazinda.Bu gunler,2008' ler gene zamlar almis yurumus, vatandasin cani bogazinda.
Biz acaba bu 30 yili bosuna mi yasadik? Yoksa bu bosuna yasamimiz daha once mi basladi?
Bir 30 yil sonra tarihi tekrar mi yasayacagiz?Bir vatandas yasami boyu ayni tarihi kac kere yasayacak?.
Bilirsiniz, ramazan ayi her 50 kusur senede bir ayni gune rastlar. Acaba bu tarihin tekerruru bunun bir aliskanligimi?.
Tevekkeli degil, amerikan idealizmi dunyayi 400 yil geriye cekebilecegine inanmis. Altindaki dusunce herhalde"Nasilsa insanoglu 1600 den beri donup dolasip araliklarla ayni tarihi yasiyor. Bunlari biz 1600 lere cekelim de, birdaha ayni tarihi yasamasinlar. HEP TEK BIR SABIT TARIH YASASINLAR".
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
26-04-2008, 12:26
Saygideger arkadaslar;
http://www.kosow.org/
Linkinin altindaki simgeler; y ve x sembollerinin linear-cizgisel- temeldeki evrensel acilimi olup; insanoglu evrensel dusunce sinirinin sorun temeli ve bu sorun temelinin insan algisiyla acilimini gostermektedir.
Bilgilerinize sunulur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel
png ne demek?
Sitenize koymuş *olduğunuz Y ve X *neyi ifade ediyor?
Neden daha önce xy-zi nickini kullanmaktaydınız?
Bu sembollere ne gerek var?
sevgiler
evrensel-insan
26-04-2008, 13:18
Saygideger aydoe;
Bir onceki mesajimi yollamadan once, x ve y yi e-mailden kopya yapmak istedim, beceremedim.Png x ve y nin e-mailimdeki resim adidir.Sadece x ve y yi veremedigim icin butun sitenin linkini verdim.
X ve Y kisaca insanoglu dusuncesinin ifade ve fonksiyonunun evrensel sinirinin ve sorununun temelini veren sembollerdir.
X dusuncenin karakterini-tabiatini-verir.Erkekseldir.Y ise bu karakterin ifade ve fonksiyon olarak yansisini olusturur.
Y ifade ve fonksiyonunun x karakteri ikilem ve karsitlik; ikilem ve karsitlik karakterinin fonksiyonu ve ifadesi *Y uclemidir. Bir positif ve nokta
Daha once kullandigim nick, bu sembollerdir.Yani xy ve onun beraber yazilisi zi-ki okunusu zay dir.
Eger insanoglunun evrensel dusuncesinin sinirini veren ve kokeni sorun olan bu semboller algilanirsa; Hem insanoglunun tarihler boyu neden kendi icinde birbiriyle yaristigi ve kendi icinde her konuda bir bolunmeye ve ayrismaya gittigi, erkek toplumunun kokeni, erkegin kadina verdigi deger,tum bilimin -soyut somut-geldigi koken,dinin ve tanrinin kokeni.
KISACA INSANOGLU YASAMINDA NE ORTAYA ATTIYSA, NEYI VARSAYDIYSA bunu hangi temelde yaptiginin algisi daha net anlasilabilir.
X ve y-algilama,nedensele,sorgulama v.s. nin temelini veren bir anahtardir.Bu anahtari kullanabilenin herseye daha net bir acilim getirecegi ve sorunu kokten resimleyecegi de ayri bir gercektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
26-04-2008, 13:46
Saygideger aydoe;
Evrensel dusunce temelinin uc koklu bakis zitligi vardir.
Birincisi:A THING PUT FORWARD-Bunun acilimi ya problemdir ya varsayimdir (ortaya atilan sey).Varsayim olarak algilanirsa; evrensel temeline ulasilmaya calisilir.Problem diye algilanirsa, ulasilmak istenen evrensel temelin problem oldugu algilanir.
Ikincisi:Celiski mi iliski ki mi bakis acisidir.Yine yukardaki mentalite gecerlidir.Yani seyler arasindaki bag iliski mi dir yoksa celiskimidir-ki bu seyi olusturan temeli de kapsar.
Ucuncusu:Kosmos mu kaos mu bakis acisidir.Yani seyin kokeni ve temeli bir uyumsallik icindemidir, yoksa uymsuzmudur.
Bu uc temel ve her temel arasi karsitlik, insanoglunun kendini bildi bileli hem sorup hemde cevap verdigi konudur.Tabiki bakis acisinin temeli onun sorusunun dolayisiyle verdigi cevabinda temelidir.
Benim ortaya koydugum semboller; varsayim problemini ve bu iliskinin bir celiski oldugunu ve bu celiski temelli kaosun kosmos yapisini ortaya koymaktadir.Yani dusunce sinirinin her obsiyonunu iceren temelinin evrenselinin ne oldugu ve nasil olusturuldugu.Yani tum resmin kusbakisi ve disaridan goruntusunu-ki bu semboller o goruntudur-Ayrica her ic dusuncenin, resmin icindeki yerini dusunenin belirleyip ortaya koymasi icindir bu semboller.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
26-04-2008, 17:08
Saygideger aydoe;
Yukaridaki anlatilanlari bir ornekle sunmak istiyorum
Burjuvazi-isci sinifi ikilemi arasindaki celiskiyi bulmadan saptamadan once; bu ikisi arasindaki iliskiyi ve bu iliskideki, her ikisinin ayri ayri rolunu, bilincini,sosyal yapisini v.s. cok iyi etud yapmak gerekir.
Biribiri uzerindeki etkileri,zayif ve guclu noktalari,tarihsel analizi, ve eger konu ozel bir toplumu ulkeyi ilgilendiriyorsa, bu ozelinde tarihsel gelisimini ayri ayri irdelemek gerekir. Eger celiski ozde ve henuz su yuzune cikmamissa celiskinin kokten cozumu mumkun degildir.
YANI KISACA ONCE ILISKININ DUZEYI SONRA BUNUN CELISKI OLARAK YANSIYIP YANSIMAMASI.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel-insan,
Sorularımı cevapladığınız ve uzun açıklamalarla konunun algılanmasına yardımcı olduğunuz için
teşekkür ederim.
Sorun sorunsalının çözümüne katkıda bulunmaya devam etmeliyiz.
sevgiler
evrensel-insan
26-04-2008, 20:14
Saygideger aydoe;
Senin de katkilarin olmasa bu baslik ilerlemeyecek.Umarim zamanla, hem sorulan sorular artar, hemde basliga ilgi yogunlasir. Boylece benim yeni yazi yazmam yerine; sorulan sorulara ve ilgilenilen konulara verecegim cevaplar, hem konularin daha detaylanmasini hem de devamliligini saglar.Basligimizin her konuya acik oldugunu da belirtmek isterim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
26-04-2008, 22:01
NOTR ALGILAMA TEMELINDE İSLAMIN DOĞUŞU VE GELİŞİMİ
Saygideger arkadaslar;
Biliyorsunuz Isa, hristiyanliga gecmeden once, yahudi idi.
Acaba Muhammed, muslumanligi yaymadan once, hangi dine veya nasil bir inanca sahipti?
Hristiyanlik gibi guclu bir din anlayisinin ustune, baska bir dini anlayisi getirmeye onu iten neydi?
Musluman olmadan once araplar, nasil bir dini inanca sahiptiler?
Muslumanligin kokeni, saman yani Budha nin soyut tanri dinine dayanan kokenini, Muhammed neden destekledi?
Islam dininde budha kokeni samanizmin etkileri ve degisiklik yapilan yonleri nelerdir?
Bu sorularla islam dinini ve muslumanligi masaya yatiriyorum.
Burada amac, muslumanligin ve islamin lehine- aleyhine bir yanasim yerine; sadece tarihsel-bilinen-gercekler temelinde,
Dunyada ikinci buyuk cogunluga sahip bu dinin, nasil bu duzeye geldigi, kisileri kendine ceken yonlerinin ne oldugu, nasil bir tarihsel surecten gecerek gunumuze kadar geldigi, musluman toplumlarin ortak yapisi ve yasam bicimi v.s.
Kisacasi, muslumanlik nedir? Nasil ve ne amacla tarihte yerini almistir?Hristiyanligin, islam uzerindeki etkisi nedir?v.b. sorularla, muslumanligin iyice algilanmasini arzuluyorum.
Amacim, musluman olanin da olmayanin da, veya yasam da birinden digerine geciste ki bilinci vurgulamak.
Ben hickimsenin kendine has bilinciyle ne musluman oldugu ne de muslumanliga karsi ciktiginin bireysel bilinc temeli oldugunu zannetmiyorum.
Cunku bireyi olmayan toplumun bireysel bilinci de olmaz.Bu olmayan bireysel bilinc ve vatandasin verilenlerle kabul ve red tercihinin-iki taraf adina- saglikli bir tercih oldugunu sanmiyorum.
Eger bu konuda yazilacak yazilar ve verilecek bilgiler,tarafsiz bir temelde verilmeyi basarirsa,islam ve muslumanligin-musluman ol veya musluman olma tartismasi degil-analizi ve sentezi yapilmis olur.
Amacim islam ve muslumanligin tarihini -mumkunse-objektif olarak ortaya koymak.Inanani inanmamaya veya inanmayani inanana cekme veya ikna temelinde degil.
Bunun da amaci hem inananin hemde inanmayanin-herseyde ve herkonuda oldugu gibi-kararinda devaminin veya degisikliginin bu aciklamalarin da yardimiyla kendi oz dusuncesi olmasi-ailesinin cevresinin,toplumun ve yasamindaki buyuklerinin ve etkin kisilerin degil-ve verilenlerin kabulu veya reddi temelli olmamasi.
Ayrica bu konu-ki ilerlerse ve belkide Turkiye tarihinde ilk defa-islamin ve muslumanligin daha detayli algilanmasina nedenlenip sorgulanmasina ve layikiyle bir analizine ve sentezine vesile olacaktir.
Bu temeldeki algiyla islam ve muslumanlik konusunda hem tarihi hem felsefi hem toplumsal hem de yasamsal bilinclenelim.
Ondan sonra kabul edeceksekte karsi cikacaksakta bunu koklu,temelli tutarli,saygili ve bilgili yapmis olalim.En azindan korkusuz ve suruden uzak savunalim veya karsi cikalim.
Cunku bir birey, dogumdan beri kendisine tek tarafli verilen hem dini hem milli icerikli-ki yasaminin yerine gore yolunu cizen-kisiligini olusturacak bu birikimlerin; hem kendi hak ve ozgurluklerini savunmak, hemde baskalarinin hak ve ozgurluklerine saygi gostermek temelinde kendi oz iradesiyle bilgilenmeli ve dusunce sahibi olmalidir.
BUNUN EN BUYUK YARARIDA TOPLUMU BIZ VE OTEKI DIYE AYIRAN TOPLUMSAL YAPIDAN KURTARIP;BIREYIN KISISEL YASAMININ BIR PARCASI YAPACAGI OLMASI VE TOPLUMSAL BIR SORUN OLMAKTAN KURTARMASIDIR.
CUNKI MILLIYETTE DIN DE VE ONLARIN YASAMSAL GETIRDIKLERIDE TOPLUMSAL BIR OLGU DEGIL;BIREYSEL BIR OLGUDUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
mutluluk35
28-04-2008, 00:59
ABD'NİN *NEO-KARANLIK *ÇAĞI
Türkiyede *laik *sistem *bilindiği *üzere *ABD’nin *planlamış *olduğu *konsept *doğrultusunda *din *temelli *bir *rejime *dönüştürülmeye *çalışılmaktadır.Bu *durumu *Türk *düşmanlığı,sevr *dayatması *vb. *şekilde *etno-merkeziyetçi *yaklaşımlarla *açıklarsak *görüş *alanımızı *daraltmış *olabiliriz.Proje *aslında *sadece *Türkiyede *saatleri *100 *yıl *geriye *almak *değil,evrensel *düzeyde *400 *yıl *geriye *çekme *projesidir.Bu *hedef *bilim *ve *teknolojinin *alabildiğince *geliştirilmesi *yönüyle *ilerici *ve *yenilikçi *görülebilir,halbuki *bu *teknik *ilerleyişi *insanlığın *ortak *yararına *sunulacak *akılcı *planlı *toplumu *oluşturmak *yerine,kapitalizme *hizmet *amaçlı *kullanım *temelinde *gericidir.
Fransa’da, burjuvazi, 1789-93’te kendi *devrimini aklın bayrağı altında gerçekleştirdi. .Devrimci gençlik dönemindeki Fransız burjuvazisi, akılcı ve ateistti.Aristokrasinin *kullandığı *ve *kendilerine *dikte *edilmiş *olan *dini *hurafeleri *zihinlerinden *atabilmişlerdi. İktidara yerleştikten sonradır ki mülk savunucuları, yeni bir devrimci sınıfla karşı karşıya *kaldıklarından *dolayı,geçmişte *yaptıklarıyla *çeliş-ecek *şekilde *mevcut durumu haklı göstermeye ve mevcut toplumsal ilişkileri kutsamaya hizmet edecek ideolojik dayanak noktaları arayışında *dini *buldular.Din,egemen *sınıfın *niteliğine *bakmaksı-zın *kullanılan *bir *kavramdır,çünkü *kutsallık *özelliği *statükoyu *meşrulaştırır,kitleleri *eylemsizleşti-rir.İşte *burada *bir *paradoksla *karşılaşırız.İlerleyen *bilim *ve *insan *düşüncesinin *gerileyişi *ya da *geriden *gelişi.. Tarihsel materyalizmin, genel olarak, insan bilincinin üretici güçlerin gelişiminin gerisinde kalma eğiliminde olduğu iddiası,böylece *kendini *açığa *vurur.’’Aklın *isyanı’’ *eserinden *örneklerle *devam *edelim…
ABD’de her on kişiden dokuzu yüce bir varlığın mevcudiyetine ve her on kişiden yedisi de ölümden sonraki yaşama inanmaktadır. Uzay gemisiyle dünyanın etrafını dolaşmayı başaran ilk Amerikalı astronottan, yeryüzündekilere radyo aracılığıyla bir mesaj göndermesi istendiğinde, anlamlı bir seçim yaptı. Tüm dünya literatüründen, Tekvin kitabının ilk cümlesini seçti: “Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı.” O güne dek görülmüş en ileri teknoloji ürünü olan uzaygemisinde oturan bu adamın aklı, ağzına kadar, ilkel dönemlerden kalma ve çok az değişiklik geçirerek kuşaktan kuşağa aktarılan hurafelerle ve hayaletlerle doluydu.
Yetmiş yıl önce, 1925’in ünlü “maymun duruşması”nda, John Scopes adında bir öğretmen, Tennesse eyaletinin yasalarına karşı koyarak evrim teorisini öğretmekten suçlu bulundu. Duruşma, aslında, Birleşik Devletler Yüksek Mahkemesinin, yaratılış teorilerinin öğretilmesinin devlet okullarında din öğretimine ilişkin anayasal yasağın ihlâli olduğuna hükmettiği 1968 yılına dek yürürlükte kalan evrim karşıtı eyalet yasaları lehine karar vermişti. O zamandan beri yaratılışçılar, yaratılışçılığı bir “bilime” dönüştürmeyi deneyerek, taktiklerini değiştirdiler. Bu konuda, sadece geniş bir kamuoyu tabakasından değil, hizmetlerini, dinin en *gerici *biçiminin emrine vermeye hazır olan birçok bilimciden de destek görüyorlar.
ABD’deki kökten dinci lobi, kitle desteğine, sınırsız fonlara erişme imkânına ve kongre üyelerinin desteğine sahiptir. İncil vaizi sahtekârlar, milyonlarca dinleyicisi olan radyo istasyonlarından dünyanın parasını kazanıyorlar. 20. yüzyılın son on yılında, teknolojik olarak dünyanın şimdiye kadar gördüğü en ileri ülkede çok sayıda eğitimli erkek ve kadının –bilimciler de dahil– Tekvin kitabının harfi harfine doğru olduğu, evrenin yaklaşık 6000 yıl önce altı günde yaratıldığı fikri uğruna mücadele etmeye hazır olması olgusu bile, tek başına, diyalektiğin işlerliğini gösteren en dikkate değer örnektir.
Bilimciler *ve diğer entelektüellerin *fikirleri çok sık olarak en gerici politik tutumları desteklemek için kullanılabilmektedir. Bu, özellikle, başta Birleşik Devletler’de olmak üzere tam bir karşı-devrimin gerçekleştiği genetik alanı için doğrudur. Sözde bilimsel teoriler, suçun nedeninin toplumsal koşullar değil “suç geni” olduğunu “kanıtlamak” için kullanılmaktadır. Siyahların ayrımcılıktan dolayı değil, genetik yapılarından dolayı dezavantajlı oldukları iddia edilmektedir. Benzer iddialar yoksul insanlar için, yalnız yaşayan anneler için, kadınlar için, homoseksüeller için, vb. kullanılmaktadır. Elbette “bilim”in böylesi, refah harcamalarını acımasızca kısmaya odaklanmış *ABD Kongresinin gayet işine gelmektedir
Bizler çöküş durumundaki bir toplumun ortasında yaşıyoruz. Çürümenin kanıtları her tarafta mevcut. Muhafazakâr gericiler, ailenin parçalanmasına, uyuşturucu salgınına, suça, akılsız şiddete ve diğer her şeye sızlanıp duruyorlar. Onların tek yanıtı devlet baskısını arttırmaktır; daha fazla polis, daha fazla hapishane, daha sert cezalar, hatta muhtemel “suçlu tiplerin” genetik soruşturması. Onların göremedikleri ya da göremeyecekleri şey, bu olguların, onların temsilciliğini yaptıkları toplumsal sistemin açmazının belirtileri olduğudur. Onlar “piyasa güçleri”nin, milyonlarca insanı işsizliğe mahkûm eden aynı akıldışı güçlerin savunucularıdır. Oysa milyonlarca insanın kaderini, bir avuç büyük banka, tekel, borsa spekülatörü (genelde aynı insanlar) belirliyor. Bu küçücük azınlık kamuoyunu manipüle etmek için güçlü araçlara sahip. İletişim araçları, basın, radyo ve televizyon üzerinde tekele sahipler. Bir de nesillerdir insanlara kurtuluşu öteki dünyada aramalarını öğreten çeşitli *dinsel *kuruluşlar *mevcut..
Sonuç *olarak, burjuvazi *artık *rasyonaliteyi *savunmamakta,kapitalizmin *çürüme *süreci *arttıkça *eski *tarihsel *süreçler *tersine *dönmektedir.Günümüzde *ABD hegemonyasını , sadece *şu *veya *bu *ülkeye *saldırıp *kaynaklarına *el koymak *ya *da uluslar arası *serbest *ticaret *yoluyla *sömürü *düzeni-ni *genişletmek *amacıyla *kullanıyor *dersek,yanlış *olmaz *ama *açıklama *yetersiz kalır.İnsan *düşün-cesi *açık *bir *şekilde,eski *dönemlerin *ürettiği *mistik *hurafelerle *yeniden *bulandırılmaya *çalışılm-aktadır.
Ülkemize *geri *dönecek * ve *bu *paradigma *temelinde *düşünecek *olursak *Tayyip’lerin, Gül’-lerin,Gülen’lerin *Türkiye *özelindeki *rolleri *daha *iyi *anlaşılabilir.Bu *durum *genel *dünya *dinlerind-eki *köktendinciliğin *ve *sayısız *dinci *tarikatlerin *gün *geçtikçe *artmasının *ülkemizdeki *yansımasıdır *sadece..Aydınlanma *çağı *sanki *hiç *yaşanmamış *gibi *davranılıyor,insanoğlu *karanlık *çağa *doğru *sürükleniyor,başta *da *belirttiğim *gibi *saatler *400 *yıl *geri *alınıyor.Saygılar….
(bilgilerin *bir kısmı ‘ Aklın *isyanı’ndan )
evrensel-insan
28-04-2008, 01:56
Saygideger mutluluk35;
Bu guzel bilgileri ve dusuncenin icerigini benim kosemde ve herkesle paylasabilme temelinde yazdigin icin cok tesekkur ederim.
Aslinda benim yazilarimin disinda yazilan bu tip yazilar puzzlein parcalarini bir bir tamamliyor.
Burada ki benim eklemek istedigim tek vurgu bireyci akilciligin iflasi ve o iflasin getirdigi ben aklinin can cekistigi olgusudur.
Oyuzden birey ve onun bireysel bilinci cok iyi algilanmali ve yine bireyin bireyci akilcilikla olan ve tamamen karsiti olan farki cok iyi vurgulanmalidir.
Belki avrupa da toplumsal cikislar olmadigindan ve bireyler sadece kendi bireyselliklerine onem verdiginden, gelismis toplumlardan medet ummak beyhudedir.
Bu isi gene yaparsa ben kokenli ama biz icerikli vatandas dunyasinin bireysel bilinci insan ozuyle birlestirmesi yapacaktir.
Cunku vatandastan bireye gecisin devrimi bireysel akilciligin bilincine varmaktan ve bu bilincin insanin en buyuk dusmani oldugunu algilamaktan gecer.
Oyuzden amerikan idealizmi zaten gelismis ulkelerle ugrasma gibi bir zorunluluk hissetmemektedir. Cunku onlarin robotlastirilabilmesi icin propagandaya gerek yoktur.Yeterki onlarin bireysel egolari tatmin olsun.
Iste bu nedendendir ki, vatandas toplumlarini tarihsel bir gorev beklemektedir. Hem kendi toplumlarini hemde dunyayi bu iflas etmis akil yapisindan kurtarmak icin.
Tarih belkide ilk defa boyle bir gorevi batiya degil; doguya yuklemistir.Bu konudaki benim dogu bilinci yazim bu konuya getirilen bir oneri ve acilimdir.
Surasi unutulmamalidir ki insan ve onun insanligi, toplumlarin gelisimiyle ters orantilidir.Lutfen, her vatandas bunun bilincinde olarak hareket etmeli ve kendini kendi olma yolunda yenilemelidir.
BU ONLARA DUNYA TARIHININ GELISIMSEL TEMELDE YUKLEDIGI EN ACIL VE EN CANALICI GOREVIDIR.BU GOREVI ALGILAMAMAK VEYA ONDAN KACIS, YARIN KI INSANIN VE INSANLIGIN SONUDUR.
Bu vatandasin hem kisisel, hem toplumsal hem de evrensel sorumlulugudur.Bu sorumluluk temelinde her vatandas kendi ustune duseni bir an once yapmali,sapkasini onune koyup dusunmelidir.Yarin is isten gecmeden.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
28-04-2008, 18:27
VATANDAS TERIMININ TARIHI VE DIL KOKENI
Saygideger arkadaslar;
Dun aksam, sohbet odasinda vatandaslik konusuna deginildi.Yalniz konu yarim kaldigi icin, aciklama geregi duydum.
Vatandasin, dil kokenini algilamak icin once ingilizce'den ornek verelim.Vatandasin ingilizcesi, citizien demektir. Kokenide city yani sehirden gelir.
Fransa ihtilalinden sonra ortaya cikan burjuva da sehirli demektir.Kisacasi, 1600 ingiltere ic savasiyla baslayan ve Fransa ihtilaliyle hiz ve katilim kazanan yapi yerlesim merkezi temelindeki sehirlesme olmustur.Bu sehirlesme, milliyeti ve onun milliyetciligini de yaratmis, boylece sehirlilesenler, milliyetci bir icerik kazanmistir.
Turkce deki hemseri, hemsehri temelli bir kelime olup, ayni sehirden-aynisehirli anlamina gelir.
Milliyet ve sehir kavramlari tarih sahnesinde yokken,eskiden bu tip kavramlar yer ,yerlesik ve yerli kokenliydi. Yani cografi bir icerikteydi.Bir cografya uzerinde-yer-yasayan yerlesik halka yerli denirdi.
Ingiliz ic savasi ve Fransa ihtilali'nden sonra yer once sehir, sonra bu sehirleri bir toprak butunlugu altinda birlestiren vatan veya yurt, yani yine ingilizceden ornek verirsek land-toprak parcasi-temelinde birlesti.
Ingilizcede nation ulus demek olup, nasci kokeninin nat temelindeki,dogal,tabi dogum icerigindedir. YANI DOGDUGU YER ICERIGINI ALIR.
Nationality.dogdugu-geldigi- yeri ve citizienship ise yerlesik oldugu yeri belirtir.O yuzden Britanya da sonradan british olmak isteyen bir kisi naturalization asamasindan gecmek zorundadir. Yani tabilestirilmelidir.Tabilestirilemeyen yabanci kokenliler British--Britanyali- yani Briton olamaz.
Yalniz hem tabilestirilip British olabilir, hemde geldigi-dogdugu-yeri koruyup, cifte kimlik-pasaport- sahibi olabilir.
Iste bu citizienship ve nationality-ki bu ayrica etnik koken olarak ta ayrilmistir- farki, Turkiye gibi burjuva demokratik devrimini tamamlamamis ulkelerde icicedir.
Bu da karisiklik yaratmaktadir.Cunku etnik koken-geldigi yer yani milli-dini kokeni, yerlesik oldugu yer, yani yerlisi oldugu yer ve dogdugu yer kavramlari Turkiye de yeteri kadar acik degil; ve icerik olarak gelismemistir.
Diyelim bir vatandas irak'ta dogmus, etnik kokeni kurt ve yerlesik olarak Turkiye de yasiyor.Bu kisinin vatandasligi, hangi temele dayanacak?
O yuzden yer ve tarihsel gelisimi olan sehir ve toprak butunlugu, yerli,o toprak butunlugunde yasayan ve yerlesik-ki yerlilik ve yerlesiklik kisinin yasaminda yer degistirebilir-ayri temeller gosterebilir.
Vatandas ise sadece toprak butunlugu yanlisi anlamina gelir.iCERIK OLARAK YERLILIK VE YERLESIKLIK ICICEDIR.
Ne kokeni nede dogdugu yeri icermez.Oyuzden basina bir koken ekleme ihtiyaci duyulur.Bu koken toprak butunlugu temelinde Turk vatandasi olsa bile,etnik koken acisindan belirtilmemistir.Yani bir Kurt vatandasi veya Alevi vatandas terimleri yerlesmemistir.
Turkiye deki vatandas sadece toprak butunlugu temelindedir,etnik koken temelinde degil.Bu da ister istemez kendisini Turk kokeninden saymayan vatandaslar icin sorun yaratmaktadir.
Bu da aslinda zoraki-vatandasa danismadan-dayatilan bir asimilasyondur. Cunku vatandasa tabilestirilme hakki ve ozgurlugu sunulmamistir, taninmamistir.
Burjuva devrimini tamamlayamamis bir toplumda belki bu normal karsilanabilir ama;dunyanin gelismislik temelinde vatandas hakli olarak etnik kokenini kullanmak ve yasamak istemektedir.
Dunya gelismislik temelinde,Turkiye.nin bu gelisimdeki geriligi-ki temel tarih 1600 lerdir-ister istemez bu sorunlarla karsilasmasini saglamaktadir.
Tevekkeli degil, amerikan idealizmi bu bilincle,Turkiye yi 1600 lere cekmekte hic bir zorluk cekmeyecegini dusunmekte ve bunu da simdilik basarabildigini gosterebilmektedir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
28-04-2008, 19:56
Saygideger arkadaslar;
Sizlere"guncel"olarak tartisilan iki konsept hakkinda iki tarif sunuyor ve yorumlarinizi goruslerinizi bekliyorum.
Birey;Kendi oz iradesi,bilinci,anlayisi,dusuncesi v.s ile hic birbaski altinda kalmadan ve baska birilerinin sozcusu olmadan,dusunduklerini yazi veya konusma yoluyla nakleden ve kendisinden baska hic kimseye hesap verme zorunda olmayan,herhangi bir toplumun vatandasi.
Bireycilik;"ben"ideolojisi.Kendinden baska bir bireye hak tanimayan hep kendi dusundukleri ve yaptiklarinin -"ustun dogru,guzel,iyi v.s.-positif oldugunu savunan ve bireysel cikari icin yapmiyacagi sey olmayan bencil,egoist,megoleman,"kendini begenmis"bireyin felsefesi.Sadece akilcidir,vicdani ve saygisal yonu yoktur
vatandas,birey ve insan fiziksel tanimlardir.
Bireycilik ayni insanlik gibi dusuncesel tanimdir ve bir ideolojiyi-Nihilizm felsefesini- temsil eder.
Vatandas devleti ve ulkesi icin, birey kendi icin,insan da her kes icin yasar.
Bireyin en buyuk celiskisi vatandaslik,bireycilik ve insanlik dusuncesel yapilari arasinda "sikisip kalmis "olmasidir.
Vatandasin bireycilik yonu kendisini,insanlik yonu devletini,ulkesini temsil eder.
Malesef Turkiye topraklarinda "kendi"bilinci henuz yerlesmemistir.Genelde her vatandas, ya babasinin,oglu-kizi,ya amcasinin/dayisinin yegeni v.s. dir
Bir birey baska bireylerle iliskideyken bireysel davranir.Bireyci olan birey ise baska bireylerle sadece onlara kendi dogrularini kabul ettirmek icin iliskiye gecer.
Bireysellik bir bireyin toplum icinde kendini ortaya koyusudur.Bireycilik ise "yalniz ben"ideolojisidir.Bencildir kendi cikarina yoneliktir,hegomonyacidir,diktatordur ve kendinden baska goruse yasam hakki tanimamaktir amaci."Her seyi en iyi ben bilirim,ben yaparim"felsefesidir.
Eger bir birey herhangi bir taraf olacaksa bu taraf insan ve insanlik tarafidir.bu taraf oyle bir taraftirki hem kendine hem de baskasina zarar vermez her bireyi o bireyin farklariyla algilar ve kabullenir ve herhangi birey "yoldan cikmissa" onu insani dusuncenin yuceligiyle ve onu incitmeden egitebilir.Konu ortaya atilmis fikirlere karsi cikmak yada kabullenmek degil "acaba bufikir insan ve insanliga zararli mi ne yonde zarar li bu zarardan bu fikir nasil arindirilir? "sorusunu sormak ve cevaplamaktir.
Insan eger sifat takmadan degerlendirilirse beni,bizi,otekini hep icinde tasir.Kim kime gore kimin oteki oldugunu saptiyabilir?Bence kahirlanmak yada ofke duymak bir cozum degil bir caresizliktir.
Eger "biz"dogruysak "oteki" yanlissa- ki dogru yanlisi bulmanin olcutu nedir?- ozaman dogruya dusen gorev yanlisi distalamak degil aksine ona yanlisini anlatmak ve dogruya yonlendirmektir.
Eger bir "oteki varsa bu aslinda biziz.Olcut nedir bence olcut hayata,yasama gececek dusuncenin bireye,topluma ve insanliga zarar verip vermedigidir.Ben in icindeki biz ve oteki ayrilmaz bir butundur.Onemli olan benin bencil olmamasi oteki ile birlikte bizi kucaklayabilmesidir.Cunku her benin hem bizi hemde otekisi vardir.
OLAYA BEN PENCERESINDEN DEGIL INSAN PENCERESINDEN BAKMALIDIR.Kaldiki oteki yanlissa biz in gorevi otekiye insanligiyla dogruyu gostermektir.
UMARIM; BIREY,BIREYSELLIK VE BIREYCILIK KAVRAMLARI ARASINDAKI FARKLAR ACIGA KAVUSMUSTUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
28-04-2008, 20:19
Saygideger arkadaslar;
Turkiye'nin gelecegi acisindan yukarida acikladigim konu onemli oldugundan; bir ekleme yapmak ihtiyacini duydum.
Birey olmak demek, bireysel hak ve ozgurluklerini ezdirmeden savunmak,bireysel hak ve ozgurluklerin ne oldugunu bilmek ve onu savunabilmenin bilincine varmis olmak.
Tabi ki butun bunlarin olabilmesi icin bireyin okuyarak,fikir ureterek,dusunerek bilgilenmesi gerekir.
Yalniz bu yeterli degildir,cunku Turkiye'de devlet politikalari eliyle vatandas yetistirilmektedir.Birey yerine yetisen vatandas toplumun bir ferdi olarak kalir ta ki soyle veya boyle kamuoyunda meshur olana kadar.
Turkiye'de bugun dogan bir bebek ailenin,cevrenin,toplumun,toplum degerlerinin,gelenek ve goreneklerin,torelerin v.b. kendisine verdigiyle buyur.Belirli bir yasa geldiginde bir ikilem yasar.Bu ikilem:
1)ya kendisine verilenleri harfiyen uygular
2)ya da verilenlerin bazilarina karsi cikarak mucadeleye girer.
Iste Turkiye'de dogan bebek boyle buyur.
"Birey olmak" ise bir vatandasin buyurken kendisine verilenleri kabul-red ikilemi yerine"bu benden yapmami istenilen seyler nedir?,neden yapmam isteniyor?,bunlar bana bir yarar getirirmi? v.b. sorularla herseyi SORGULAMA-NEDENLEME yapmaktir.
Iste bu bir vatandasin guclenmesini,kendine has fikirlerle yasamasini,kendini tanimasini,yeri geldiginde herkese ve herseye karsi kendini ve kendi dusuncelerini savunabilmesini,toplum icinde "saygideger"bir yer alabilmesini ve baska vatandaslara karismak onlari yonlendirmek yerine onlari daha iyi tanimayi ve algilamayi,her vatandasin ortaya attigi goruse ve davranisa once saygi gostermeyi sonra da gerekli gorulurse yorum yapmayi ve birey olmanin tadina vardiktan sonra bunun getirecegi degisiklikleri tatmayi ve her vatandasin tatmasi icin caba gostermeyi v.b. getirir.
Yalniz buradaki en buyuk tehlike "batinin ve cagdas" ulkelerin bireylerinin icine dustugu tehlikedir.Onlarin birey olma anlayisi "bireyci olma"ya donusmustur.Yani bencil,egoist,sadece kendini dusunen ve sadece kendi dusunduklerini ve yaptiklarini dogru sayan"en buyuk,en guclu,en bilgili,en dogru v.s benim"anlayisidir.
Iste Turkiye'nin o ozledigi yarinlara kavusabilmesi icin vatandastan bireye terfi etmesi gerekir tabii bireyci olmamasi kaydiyla.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
28-04-2008, 20:23
Saygideger arkadaslar;
Yukaridaki yazima paralel olarak bazi terimleri aciklama geregi duydum.
Millet-ulus:Cografi sinirlar icinde yasayan bireyler toplumu
Milliyet:Bireyin ulusal-milli kimligi
Milliyetci:Ulusal-milli kimligi savunan birey
Milli-UUlusal:Ulusla-Milletle ilgili konu,gorus
Ulusalci:Milletle-Ulusla ilgili olani savunan birey
Milliyetli:Ulusal-Milli kimligi olan birey
Milliyetcilik:Milliyetci olan bireyin inandigi ve savundugu felsefi gorus
Ulusalcilik:Ulusalci olan bireyin inandigi ve savundugu felsefi gorus
Fasizm:Bir irkin veya milletin diger irk ve milletlerden ustun oldugunu savunan ve pratikte bunu herkese gonullu veya zorla kabul ettirmeyi amaclayan felsefe
Laiklik:Devletlin din propagandasi yapmamasi,dini konularda taraf tutmamasi
Sekularizm:Dini bu dunya ile sinirli kilan dini oteki dunyaya tasimayan ve dinin oteki dunya ile ilgili(Cennet,cehennem,melek,seytan v.b.) gorslerine inanmayan ve onlari savunmayan felsefe
Demokrasi:Halkin yada cogunlugun secmis oldugu vekiller eliyle idaresi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın Evrensel,
Ben kendimi yurtsever olarak tanımlıyorum.
Yurtseverlik nedir?
Bu konudaki açılımınızı yazrsanız sevinirim.
evrensel-insan
28-04-2008, 20:36
Saygideger arkadaslar;
Butun bu aciklamalari baglayici temelde; herkese seslenmek istiyorum.
Bugunun gencleri,yarinin sorumluluk sahipleri;
Birilerinin sizi istemediginiz bir yerlere suruklemesinden biktiysaniz; sizleri bir birey olmaya ve bireysel temelde, sadece kendinize ozgu dusun ve davranis sunmaya; saygi cercevesinde buyuklerinizi,arkadaslarinizi,cevrenizi algilamaya ve hic bir zaman biri birinizle kisilik ve kisiselligin fiziksel temelinde baski,empose,guc,etiket,atisma,satasma,tahkir,v.s. yapmamaya ve biribirinizin gorus,dusunce ve fikirlerini"bu gorus...bana aittir,bu da senin gorusun..."temelinde biribirinize hem dusunsel hemde fiziksel bir zarar vermemeye ve saygi temelinde ortak noktalarinizi bularak biribirinize destek, yardim, dayanisma v.s. ye ve ne olursa olsun hic bir sart ve kosulda insan ve insanliginizdan odun vermemeye davet ediyorum.
BIR BIREY BASKA BIR BIREYLE ANCAK ARALARINDA SAYGISAL BIR BAG VARSA SAGLIKLI ILISKI YURUTEBILIRLER.
Cunku her bireyin dusunu ve davranisi kendini baglar baska birinin buna mudahelesi, empozesi bireyleri biribirinden uzaklastirir,bir bireyi digerine hakim kilar.
Her birey kendi yoluna giderse ve ben senden daha.. lara baslarsa yani bireyler arasinda iktidar sorunu baslarsa, o zaman vicdan da rafa kalkar.
O bireylerin yasadigi toplum -iyide bir yonetim mekanizmasi yoksa-Teksas kovboylarinin duellosuna doner.
ISTE BU ANDAN ITIBEREN , BIREYLERIN DUSUNCE VE DAVRANISI AMERIKAN IDEALIZMININ BIREYCI AKILCILIK TUZAGINA DUSMUS DEMEKTIR.
Bu cok tehlikelidir,aman bundan uzak kalalim.Hem kendimizin hem baskalarinin hem Turkiye hem de dunyanin sagligi ve esenligi icin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
28-04-2008, 21:03
BENIM YASAM FELSEFEM
Saygideger arkadaslar;
Yukaridaki konuyla baglantili olarak, benim yasama bir bakis acim var.
Benim yasam felsefemin ismi POST-INDIVIDUALISM.Turkceye cevirirsek,BIREY OTESI anlamini verebiliriz.
Amaci bireyin kendi oz devrimini kendisi yaparak bireycilik ozunden yani bencillik,hegomanyacilik,kendini begenmislik v.s, yapisindan arinip birey ozunu bireysel olarak insan ozune esitlemek.
Bunun icin bireyci akilcilik yerine yasamdan ogrenilen bireysel saygi(farkin farkina varmak,ne farki otekilemek ne de gormemezlikten gelmek) ve bireyin yasami ogrenirken kazanabilecegi evrensel yada insani vicdan(hem kendine hemde baska bir bireye dusuncesel,fiziksel zarar vermeme),yani hem kendini oldugun gibi hemde baska bireyi oldugu gibi algilama,kendini yenilerken gelistirirken bile bunu zorlayarak zarar gorerek yapmama.
Burada en onemli nokta bireyci akli iflas ettiren nihilism felsefesinin tuzagina dusmemek ve baska bireyleride bu tuzaga dusmesinler diye uyarmak.
Bu felsefe tamamen bana aittir ve benim 1994'ten beri uzerinde herseyi (ama hilafsiz herseyi)sorgulayarak-nedenleyerek ortaya cikardigim bir felsefedir.
Aslinda baska yonleri de var ama-ki ben o yonlerine yer yer yazdigim yazilarimda degindim- o biraz bilimsel,dilsel,kavramsal v.s.
Yani kisaca insan oglu ortaya attigi seyi hangi temele dayanarak atmis.Bu degismez ve insanlari bir yaris icin var sayan bu kokenin (ki butun bilimlerin de kokeni fiziksel,dusuncesel,psikolojik, v.s) ne oldugu ve probleminin ozunu de ortaya koyan polemik ve ikilemden uzak sadece aciklayici ve aydinlatici bir felsefe (bireyin dunyaya bakis acisi).
AYNI ZAMANDA VATANDASTAN-BIREYE ORDANDA HIC BIR SIFATI OLMAYAN (KENDINDEN BASKA) INSANA gecis felsefesi.
Yani neyin sey oldugunu degil;neyin sey olarak hangi evrensel koken ve temelde nasil olusturuldugunu ve bu olusumun evrensel bir sorun oldugunu ortaya koyan felsefe.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
28-04-2008, 21:32
Saygideger aydoe;
Aslinda yurt ve vatan esanlamli kelimelerdir. Yani toprak butunlugu anlamini tasir.
Ayrica icerik olarak sahiplenme ozune sahiptir.Yani yurtsever veya vatansever, ingilizcedeki patriot terimine -bu terimin kokenide, erkek,baba dan gelir, yani babamin topragiliyim, bu toprak benim babamdan bana kaldi, demektir- tekabul eder.
Ne yazikki tarihsel olarak 1600 lere ait bir terimdir.Yani uzerinde yasadigi toprak butunlugunu seven ve sahiplenen anlamina gelir.Yani ben bu toprak butununun yerlisi ve yerlesigiyim ve bu toprak butunu benim, ve ben bu toprak butununu seviyorum, anlami verir.
Sadece duygusal ve sahiplik iceriklidir.Bugunki gelismis dunya da bu algi, bilhassa batida hem tarihi gecmis hemde gereksiz bulunmaktadir.Yani, aileden ornek verirsek, herkes ailesini sever ve sahiplenir.Bu dogal olguyu dile getirmek yani ailesever gibi bir ifade kullanmak garip karsilanir.
Iste gelismis dunyada yurt veya vatanseverlik ayni aile severlik gibi-kisi zaten ailesini sever, bunun aksi dusunulemez, o yuzden boyle bir vurgu gereksizdir-algilanir.
Bu teriminde hala toplumumuzda gecerliligi Turkiye'nin icinde bulundugu yuzyili-dunyadan geri olarak-gostermektedir.
Lutfen yazimi duygusal alma, ben sadece tarihsel gelisimi dile getirdim.Sen yine yurtseverligini vurgulamaya devam et.Onemli olan kisinin bu terime ihtiyac duyup duymamasidir.
Umarim duygusal moralini bozmadan-ve samimi algilanacagim dusuncesiyle-verdigim yazi aciklayici olmustur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
30-04-2008, 11:21
Saygideger arkadaslar;
Daha once baska bir basliga yazdigim yazimi, bu koseye aktarmayi uugun gordum.
Iki turlu dunya gorusu vardir.
Biri nakli-yani hersey nakil,tanridan.-ki yaratilissal,dunya disi ve dogaustudur.
Ikincisi akli.Hersey bir akil urunu.
Bu da beseri,dunyevi ve idrakidir (algisal).
1)BESERI,AKLI TEMELDE IDRAKI OLARAK VARDI ve DUNYEVI OLARAK "SEYI" VARSAYDI
2)BESERI,AKLI TEMELDE DUNYEVI OLARAK VARDI IDRAKI OLARAK"SEYI" VARSAYDI
Yukardaki ikiliden:
a)1 dogru
b)2 dogru
c)ikiside dogru
d)ikiside yanlis
e)ucuncu bir sik var-nedir?
Yukaridaki ikiliden:
a) ikiside akli
b)sadece 1 akli
c) sadece 2 akli
d) ikiside akli degil
e)ikiside nakli
f)sadece 1 nakli
g)sadece 2 nakli
h)ikiside nakli degil
i)ucuncu bir sik var-nedir?
Kendi insan olarak vardi.INSAN-ERKEK/ KADIN
Karsiti "sey "olarak varsaydi.SEY-VARLIK/INANC.
Kendisi positif karsitlikti.-insan positif,erkek/kadin karsitlik
Kendisinin karsiti tek ikilemdi.-sey tek varlik/inanc ikilem
KARSITLIKLARDAN KENDI ERKEKTI,INSAN GENELDI KADIN KARSITTI. INSAN PARALELI-ERKEKSEL AKIL
BESERI,IKILEMDEN TEKE INANCI/VARLIGI INDIRDI,YA DA HALA HANGISI TEK OLMALI DIYE TARTISIYOR,VEYA IKISINIDE KABULLENIYOR. YA DA VARLIGI VAR-YOK TEKE INDIRIMLE,INANCI INANMA-INANMAMA TEKE INDIRIMLE, IKNA OLMA-ETME MUCADELESI VERIYOR.
SIZIN IDRAKINIZ VE DUNYA GORUSUNUZ AKLI MI,NAKLI MI?
Yorumlarinizi ve goruslerinizi bekliyorum.
Not:Yazinin ,bulundugu baslik asagidaki linktedir.
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=3145&start=1230
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
30-04-2008, 14:38
Saygideger arkadaslar;
Asagida siralayacagim terimler ve kavramlarin ne oldugu hakkinda; detayli bilgi almak isteyenler, soru sormak isteyenler, katkida bulunmak isteyenler, fikir belirtmek ve yorum yapmak isteyenler. Kisacasi bu kavram ve terimlerin kendilerinin ilgi-etki-onem alanina girenler.
Bu koseden bana ulasabilirsiniz.
Vatandas, birey, insan, bireysellik, bireycilik, insanlik, biz ve oteki vatandaslari, bireysel hak ve ozgurlukler,
Duygusal-bireyci-vicdani akil, saygi, vicdan, akli-nakli-disaridan bakis acisi,
Erkeksellik, sorunsallik, icicelik, ayrimcilik, ayrilmislik, bireysel, evrensel, yasamsal,
Amerikan idealizmi, sorosvari ozgurluk, korku felsefesi, suru psikolojisi, kimlik, azinlik, milli-dini kokensel yapi,
Boyunduruk tutsakligi, notr algilama. cikis felsefesi, x-y ve zi, uclem, dortlem, ikilem, karsitlik, kisir dongu, kutuplasma, ikna olma-etme, em positif, negatif, v.s.
Simdilik aklima gelen bunlar.Yazilarimi okuyan arkadaslar arasinda-gozden kacan baska terim veya kavram varsa ve belirtilirse sevinirim.
Yanitlarinizi bekliyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Matrixxx
02-05-2008, 03:48
BİR BİLMECE
Ya gerçekten kusursuz bir tanrı var ve bu dünya hayatı biz insanlar için aşılması çok zor, bizler için akılüstü olan, adilane bir imtihan mı, değil mi tartışmasını anlayamayacağımız, hiçbir bilim dalıyla açıklanamayan tek sefere mahsus olan bir sınav. *Ve ölümden bir sonraki safhada bu esrarengiz süreçte yeni bir parlamento, yeni bir yargı süreci, yeni hakimler, *savcılar, avukatlar yer alacak ya da bu sıfatları üzerinde barındıran, ya da bu oluşumun bir parçası olan yeryüzündeki tüm Peygamberlerimiz hem bizlere hem de kendilerine adilane bir şekilde şefaat dağıtacak. Allah huzurunda yeniden yargılanıp cennet ya da cehennem denen yerlere gideceğiz. (Not: Alınan bu karar insanoğlunun sayısal üstünlüğüne rağmen, “Hala göreceliğini ve gizemini koruyor” denilebilir. Bazı bireyler *“İki arada bir derede kalmayalım da diyebilir” ya da şunu diyebilir: “Tanrı sevgisi, kul sevgisi, ceza, ödül olacaksa, kaybettiğimiz yakınlarımızı, ailelerimizi görmek istiyorsak ya da yokluk varsa bu yolu seçeriz daha iyi”)
Ya gerçekten son derece zavallı, gaddar, acımasız ya da acı kavramını kendisi bilmemiş, yaşamamış, öğrenememiş, yaşam hakkı tanımayan, horoz dövüşü müsabakalarını heyecan içinde koltuğunda oturmuş; elinde uzaysı patlamış mısırını yiyerek hiç sıkılmadan-müdahale etmeden takip eden, oyuncak sever, tiyatro meraklısı, deney tutkunu, tahlil sonuçlarını sabırsızlıkla bekleyen, tanrı sıfatını üzerinde barındırmayan bir uzaylı yaratıcımız var, bizlere üstünkörü bir dünya hayatı sunmuş ve bizler haberi olmayan *aptallar sürüsü gibi, kimin eli kimin cebinde belli olmayan tek seferlik burnumuzdan gelen bir yaşam vadetmekte. Kendi kendini bitiren, her yere musallat olan, eşi benzeri bulunamayan, türünün tek örneği, evrim zincirinin en üst basamağında yer alan çok acımasız tehlikeli bir virüs. Deneye kobay olmuş bireysel davranıp kendi hayatımız için koşuşturan, mantığını bulamayan ve bu bilmeceyi çözemeyen, yeryüzünde biyoloji bilimiyle tam olarak ifade edilemeyen bizler. (Not: Düşünülebilecek en çirkin senaryo. Tam bir fiyasko!)
Ya gerçekten kusursuz bir tanrı var ve bu dünya hayatını burnumuzdan gele gele, ağzımızdan çıka çıka, kulaklarımızdan çınlaya çınlaya, tüylü dillerimizde tüy tükene tükene cehennem olarak ifade edilen bu hayatı yaşayan biz insanlara baba şefkatiyle yaklaşıp kollarını açacak ağlayarak bizlere sarılacak, bütünün parçaları olan bizleri topluca diriltmek üzere yeni bir dünya yaratıp mükemmelötesi lezzetler, yaşamlar verecek şekilde cennet dedikleri sonsuz bir hayatı bizlere sunacak ve bu yaşananlara neden olduğu için ya da neden olmadığı fakat bunun yeni farkında olduğu için hatasını telafi etmeye çalışacak. (Not: En istenilen ve arzu edilen ihtimal. Muhteşem kelimesinin en üst katmanı. İnsanoğlunun çoğunun nasibi, bazılarının ise hakkıdır denilir.)
Ya gerçekten bir tanrı yok ve ait olduğumuz yer olan toprağa dönüp, yeniden dirilmemek üzere, hangi duyu organımız -nerede, ne işlev görür- anlayamadığımız; hissedemediğimiz, duyamadığımız, koklayamadığımız, düşünemediğimiz, 3d’siz, boyutsuz, derinliksiz, hacimsiz ve kütlesiz; karanlığın günlerinde bilinmeyenin takendisinde, sonsuzluk denizlerinde bir yelken açacağız. Varabileceğimiz bir ada, bir limanda olmayacak. (Not: Bu da pek istenmeyen bir durum. Bireylerin kararlarına göre değişiklik gösterebilir. Bazı bireyler “Ne şiş yansın ne kebap” *ya da “Adil olmayan, sağı-solu, aşağısı-yukarısı, sakalı-bıyığı saçma olan bir ceza sistemi; vahşet sınırlarını zorlayan bir uygulamalar bütünü yaratılacaksa, bizde yokuz. Kul arıyorsan başka kapıya” diyebilir).
Ya gerçekten bir tanrı yok ve dünyaya, doğaya, diğer yaşam formlarına, evrene verdiğimiz rahatsızlık ve tahribatlar nedeniyle yeniden hayata döneceğiz, alışık olmadığımız sonsuz Evren, Evrenin düzeni, akışı, mizanı ve yandaşları, ve de diğer canlılar bunun hesabını biz insanlara önce topluca ve birebir müzakere şeklinde, daha sonrasında *bunlara neden olan insanları derecesine göre sıralayıp ödetmek üzere gerçek bir cehennem hayatı denilen bir dünya bizlere sunacak, intikamını son hücremize kadar aldıktan sonra, koltuğuna yaslanarak sonsuz rahatlık hissine kavuşacak. (Not: En kötü ihtimal. İstenmeyen bir durum. Radarların, uyduların bozulduğu; bilgisayarların çöktüğü an).
Ya *gerçekten bir tanrı yok ve olağanüstü bir makineye bağlı bir nevi pil ve akü görevini üstlenen bizler. Bunun karşılığında ise yalan-dolan, altı-üstü bir Matrix hayatında verilen bir yaşam. Gücümüz hangi zaman diliminde tükenirse (hayatımız ister yarıda kalsın, ister kalmasın -işte kader dedikleri nokta, bu olsa gerek-) insafsızca çöpe atılan bir enerji. Bizi kurtarmayı beklediğimiz kurtarıcımız ya da içimizde seçilmiş olan ya da sistemin anormal bir parçası ya da Matrix sistem düzeneğinin bir hatası olan Neo ve arkadaşları kanımızı emen mekanizmaya karşı hayatlarımız pahasına biz insanlar için çarpışmaları. *(Not: Bu da bizim için küçük bir teselli sanırım, “Kurtarıcımız var ise iyi olurdu” denilebilir).
Ya da .... * * *
Bunların hepsi birer BUL MA CA mı mıy dı ? ! * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *- M *A *T *R *İ *X -
evrensel-insan
02-05-2008, 04:02
Saygideger matrixxx;
Insanoglunu, icinde bulundugu karmasadan ve yasam disindaki spekulasyonlardan; yasami layikiyle yasayamaktan; hem kendi cinsine hem dogasina hemde gokyuzune verdigi eziyet ve getirdigi cikmazdan; gereksiz ve spekulatif nakli akil bakis acisindan; ben kokenli erkeksellik karakterinden, tum orgutledigi ve dogal olarak algiladigi ayrilmislik felsefesinin ayrimcilik ozunden-kisacasi kendi kendine dusunceye tasidigi ve bu dusunce temelinde boguldugu boyunduruk tutsakligindan ve onun herturlu soyut yapi ve sorumsal kokeninden-; yine birey bilincine varmis ve bu bilince insan olmak ve insanligi yasama tasimak icin dusunce ve davranisa tasiyacak olan ve ozu insan olan birey kurtaracaktir.
Yeterki birey olarak; bireysel, insansal ve evrensel bir dusunce yapisininve dusunme uretiminin bilincine varsin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Matrixxx
02-05-2008, 04:20
Yazımı okuduğun ve değerli yorumlarını getirdiğin için teşekkürler Evrensel-İnsan *:)
evrensel-insan
02-05-2008, 04:45
Saygideger matrixxx;
Kisilerin biribirlerini anlama ve algilama bilinci, Turkiye toplumunun dusuncesine henuz cikmamis ve yerlesmemis bir bilinctir.
Bu anlama ve algilama bilinci, genelde iki tarafin cabasiyla daha bir icerik ve derinlik kazanir.
Bu algilama notr ve mudaheliz olabildigi olcude de hem her iki tarafin gelismesini ve dusuncesini nedenleyip sorgulamasini hem de biribirinin dusunce ve davranisina daha vakif olmayi getirir.
Bu da dusunce alis verisinin duzeyinin ilerlemesi ve gelismesine, derinlesmesi ve ozsellesmesine yardimci olur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın evrensel insan dan Kürt sorununu değerlendirmesini rica ediyorum.Türkiye bu sorunu çözebilecek mi nasıl çözülür? Teşekkür ederim.Sevgiler..
evrensel-insan
08-05-2008, 14:05
Saygideger suzi;
Aslinda ben "kurt sorunu" na birkac baslikta deginmistim.Bunlardan birinin linkini asagida veriyorum.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5704
Vatandas agirlikli toplumlar, genelde birey yetistiremedikleri ve bireysel bilince sahip olmadiklari icin,milli-dini kokensel icerikli konular; bireyin hak ve ozgurlukleri temelinde algilanmadigi icin, toplumsal bir sorun olarak karsimiza cikiyor.
Asil onemli olan bu toplumsal sorunu korukleyen ve toplumun kutuplasmasini diri tutmaya calisan iktidarlar, onlarin emir babalari ve iktidar cikarlari.
Kurtluk bir kimliktir ve bir kokeni bir dusunce ve davranis aliskanligini tasiyan ve kendisine kurt diyenin yasamak istedigi anane,gelenek ve gorenektir.
Bu bir kimlik sorunu oldugu icinde, toplumsal bir sorun degil, kisisel bir sorundur.Sorunda o kisinin kurtlugunu layikiyla yasayamamasindan kaynaklanmaktadir.
Ulkeler bugun artik cesitli kokenlerden gelen kisilerle doludur.Bu sorunu hem bolucu bir temele hemde gormemezlikten gelinen bir temele tasima aliskanligi TC nin henuz bu konuda yeterli bilince ulasmadigini, hala feodal bir zorlama, guc kullanma temelli zihniyet tasidigini gostermektedir.
Bu sorunun cozumunun birinci ayagi, TC nin dis odakli yonlendiriminden kurtulmasidir.
Ikinci ayagi vatandasi birey yapacak bir devlet ve onun sivil orgutleri eliyle kuracagi hak ve ozgurlukleri koruyan ve kollayan hukuk temelli bireyi icin var olan devlet yapisidir.
Ucuncusu,bu bilinci verecek ve alacak olan egitim ve ogretim yapisidir.
Toplumu kutuplasmaktan suru psikolojisinden ve korku felsefesinden kurtaracak olan; ve TC nin bolunmez butunlugu temelindeki uniter yapiyi koruyacak olan zihniyettir.
Dorduncusu, vatandasi birey yapacak olan dusunce ve davranisin yerlesmesi ve bunun paraleli olan karsilikli hosgoru ve saygi temelli-herkesin herkesi oldugu gibi algilamasi-bilinctir.
Kisacasi, anadolunun henuz tanimadigi bir dusunce ve davranis temelli herturlu yasamsal iliskilerin dusunceye tasinmasi ordan da bilince aktarilmasidir.
Benim imzamda belirttigim gibi, farkin farkina varmak; ne farki ayirmak ne de farki gormemezlikten gelmek temelli sayginin toplumun isleyisinde yer almasidir.
Burada her vatandasa buyuk gorev dusmektedir.Her vatandas once kendisini birey yapabilecek dusunceye ulasmasi ve bunu yaparken ne kimsenin etkisi altinda kalmasi, ne de kimseyi etkisi altina almamasidir.
DUSUNCE YAPISININ DEGISMESI VE DEGISEN YAPININ BILINCE CIKMASIDIR.
Aslinda TC nin butun sorunlarinin temeli ayni kokten kaynaklanmaktadir.Herhangibir sorunun cozumu temelde bu yerlesmis,alisilagelmis,otomatiklesmis dusunce yapisini sorgulamaktan, nedenlemekten ve irdelemekten gecer.
Bu ayni zamanda once sorunlarin tahlili ve sonrada tedavisinin iciceligiyle cozulur.Benim sirf bu kosede bile, bir suru sorunlarin kokenine deginen ve cozum gosteren yazilarim var.
Bu sorun ve diger sorunlarin tahlili ve tedavisi once dusuncedeki devrimle baslamalidir.
Aslinda yazim, ana hatlari ortaya koymaya calisti.
Cunku konunun detayina inmek, bizi cozum yerine dugume goturur.Umarim aciklayici olmusumdur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Matrixxx
08-05-2008, 17:31
Saygideger matrixxx;
Kisilerin biribirlerini anlama ve algilama bilinci, Turkiye toplumunun dusuncesine henuz cikmamis ve yerlesmemis bir bilinctir.
Bu anlama ve algilama bilinci, genelde iki tarafin cabasiyla daha bir icerik ve derinlik kazanir.
Bu algilama notr ve mudaheliz olabildigi olcude de hem her iki tarafin gelismesini ve dusuncesini nedenleyip sorgulamasini hem de biribirinin dusunce ve davranisina daha vakif olmayi getirir.
Bu da dusunce alis verisinin duzeyinin ilerlemesi ve gelismesine, derinlesmesi ve ozsellesmesine yardimci olur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygideğer Evrensel insan;
Algılamadaki ve anlayıştaki derinsel ve niteliksel farklılıkların nedeni insanın mayası gereği “Zıt fikirlere karşı çıkma hastalığı”ndan kaynaklanmaktadır. Halbuki karşı taraf en anlamsız düşünce, hüküm, yargı veya teorisini öne sürüyor olsa bile, onun fikirlerini biraz daha efor ve gayretle subjektif kriterlere bağlı kalınmadan saygı ve insan sevgisi çerçevesi içerisinde derinlemesine irdeleyerek karar vermesi gerekmektedir. “Ya karşı taraf haklıysa” yaklaşımı en mübah olan karşılama modelidir. İki tarafın anlaşmazlığı durumunda belirttiğin gibi nötr ve müdahaleci yaklaşımı çerçevesinde, yine her iki tarafın duygu ve düşüncelerinden esinlenerek “Karma bir model” öne sürülmesi gerekmektedir. Ki bu olmadığından dolayıdır ki çatışma, huzursuzluk, performans düşüklüğü, acı ve keder, insana ve doğaya felaketler yağdırılması, düşünce ayrılığı, “Bedende değil ama özde ayrılık”, “Bütünün parçalarından bütün olamama” yani ırk,din,dil,millet olma yolunda birliği sağlayamama, hem toplumsal uzlaşmazlık hem de “Evrensel uyuşmazlık” yaşamın başlangıcından itibaren kendini her alanda göstermektedir.
Dolayısıyla algılama ve anlama bilinci, hem Türkiye’de hem de tüm insanlık namına büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bu temel sorunu ortadan kaldırmak vesilesiyle yapılması gerekli olan , insan atalarının çocuklarına bilinçli ve kapsamlı bir şekilde bunu aktarması yoluyla, çözüme kavuşturulması yoludur. Dünyanın başlangıcından itibaren (Her bir atadan = bütün evlatlara), bu derecede samimi, kapsamlı bir müdahale ve eşitlik sağlanamadığından dolayı, yukarıda vermiş olduğum BİR BİLMECE makalemin sadece -BİLMECE- kısmı su yüzüne çıkmaktadır.
Teşekkürler,
Saygılarımla;
- M A T R İ X -
evrensel-insan
09-05-2008, 08:06
Saygideger matrixxx;
Birey bilinci tasiyan ve bireyin insanligina yonelik yazmis oldugun yazin ve belirttigin fikirlerin icin tesekkur ederim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
09-05-2008, 09:35
Saygideger matrixxx;
insan atalarının çocuklarına bilinçli ve kapsamlı bir şekilde bunu aktarması yoluyla, çözüme kavuşturulması yoludur.-matrixxx
Yukarida senden yaptigim alintiya paralel olarak, benim daha once yazdigim bir yazi var.Asagida linkini verdim.Okursan, sevinirim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5784&highlight=ogluma+cevap
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın Evrensel insan açıklamalarınız için tekrar teşekkür ederim.Tatmin edici buldum.Yalnız bir soru daha yöneltmek istiyorum,Kadınların kısa bir sürede sözleşmişcesine türbana bürünmeleri ,Anadolu da nerdeyse başı açık kimsenin kalmaması gibi bir sorunla karşı karşıyayız.Bu kadınlar nereye koşuyor? bunun sonu nereye varır?
evrensel-insan
09-05-2008, 13:12
Saygideger suzi;
Beni lutfen yanlis algilamayin ama; sordugunuz soru tam da toplumun icinde bulundugu haleti ruhiye.Kisaca ben bunu korku felsefesi ve suru psikolojisi olarak adlandirmis ve aciklamistim.
Turkiye gibi bir toplumda birakin kadini, erkek bile kendi oz dusunce ve davranisina sahip degildir.Yani birey degildir.
Ustelik kadin, mutlaka hayatinin her doneminde bir erkegin"gudumu" altindadir.Bu erkek once baba, amca, agabey ve bilimum aile buyukleri; evlendiginde de koca, kayinpeder, kayinbirader v.s. Anne olunca-genelde-erkek evlat ve hatta erkek torun.
Bunun yanina duygusal akil yapisini da koyarsaniz, namus, seref, iffet, kazaklik,dedikodu,laf yetistirme,aile,cevre,okul,v.s. baskisi,fiziksel ve ifadesel taciz, yani kisaca tum feodal yapinin yasamsal gerilikleri.
Bence cozum gene de bireysel bilinci alabilecek kararlilik azim ve mucadelede yatiyor.
Biliyorsun bir atasozu vardir"suruden ayrilani kurt kapar"diye.Iste birey olabilmek hem suruden ayrilabilmek hemde kurta kapilmamakla esdegerdir.
Turkiye gibi birey yetistirmeyen, boyle bir zihniyeti bilmeyen ve bireyi olmayan toplumun; ne hak ve ozgurlukleri, ne de bunu saglayacak hukuku ve bireyi yonlendirecek sivil kuruluslari yoktur.
Dolayisiyle bu temelde kullanilan bu terimler, sadece kullanan ve kullandiranin hem maddi hem de manevi cikari temelindedir.
Umarim cevabim, hem senin kisisel algi temelinde hemde toplumun icinde bulundugu durumu algilama temelinde aciklayici olmustur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sn. evrensel-insan,
Sorduğunuz soruyu ancak bu sabah görebildim. Geç kaldıysam kusuruma bakmayın.
Sorunuzun bulunduğu mesajda köşenizin adı geçince buraya cevabımı yazmak daha uygun olur diye düşündüm.
Sanal bir ortamdaki iletişim ile bireyler arasındaki temaslı iletişim arasında fark, pek tabiidir ki vardır. Vardır var olmasına lakin bu fark özde değil teferruattadır.
Bire bir iletişimde yaşadıklarımızı sanal iletişimde de yaşarız. Ancak iletişim bozuklukları interaktif iletişimde katlanarak çoğalır. Buna rağmen etkileşim de misliyle azalır.
İnsan doğası, iletişimde pek çok faktörü değerlendirerek karar verir. Bu faktörler tüm duyu organlarımızı kullanarak olur. Bir insanın bakışındaki parıltı ya da ses tonundaki kırıklık beyinlerimizde, sözler ya da yazılardan oldukça fazla yer kaplar.
Bu özelliğimiz belki de insan evriminden gelen bir süreçtir. Söze geçmeden önceki iletişimde kullandığımız özelliklerimizi yoğun bir şekilde bulunduğumuz çağda dahi kullanmaktayız.
Sanal ortam iletişiminin; etkinliğinin(iletim) az bozukluğunun(gürültü) çok olması, şu an klavye başındaki bizlere avantaj da sağlar, dezavantaj da sağlar.
Avantajı, gerçek hayatta çevre baskısı v.b. nedenler ile dile getirilemeyen duygular rahatlıkla dile getirilebilinir. Kişiliklerimizin derinliklerindeki idlerimiz biraz daha ortaya çıkar.
Dezavantajı, ise yukarıdaki avantajın, karşı tarafça(alıcı) doğru olarak algılanması ve gerçekte de böyle düşünülüyor hissi doğurmasıdır.
Konuyu çok fazla dallanıp budaklandırmadan, bu ön açılımla birlikte cevabınıza gelebilirim.
Şahesen sizin fikirlerinizden öte tavrınız ve fikir sunuşunuzdan büyük keyif almaktayım. Her ne kadar fazla saraylı bulmama rağmen.
Fikirlerinizden ise tabii ki etkilenmekteyiz. Ancak bu etki kendi fikirlerimizin yoğunluğuna bağlı olarak değişiklik arzeder. Bir damla mürekkep bir bardak suyun rengini değiştirir. Aynı damlayı bir havuza atarsanız değişiklik oranını gözle tespit etmeniz imkansızlaşır.
Bu örneği de şunun için verdik. Sizin yazılarınızın negatif ya da pozitif etkisi sunucuya (size) değil alıcıya(bize) göre değişiklik arzeder. Bundan da siz sorumlu değilsiniz.
Fikirleriniz ve sunuş biçiminiz için teşekkürler.
evrensel-insan
18-05-2008, 06:33
Saygideger mhmmd;
Vermis oldugun samimi ve icten yanitin ve dusuncelerini yansittigin yazin icin tesekkurler.
Yalniz, sormadan edemiyecegim.Asagida sizden verecegim alintiyi biraz daha acarsaniz sevinirim.Daha iyi algilanabilmesi acisindan.
Her ne kadar fazla saraylı bulmama rağmen.-mhmmd
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
18-05-2008, 07:24
Saygideger arkadaslar;
Tanri konusu, bilindigi gibi; insanoglunun, bugun hala uzerinde fikir yuruttugu,tartistigi, sahiplendigi ve kullandigi-bana gore de insan ve insan olmanin onunde en buyuk bir engel olarak duran-bir olgu ve bir sorundur.
Bu sorunun cozumune yonelmeden once; sorunun kokten ve ana hatlariyla herturlu nedenlenebilmesi ve sorgulanabilmesi gerekir.Bunu layikiyle yapabilmek te; disaridan bakis acisinin, notr algilama icerigiyle mumkundur.
Tanri konusuna bakis acisinin en onemli farki;bu acinin tanrisal mi, insansal mi olacagidir.Tanri acisindan olaya bakmak, Tanri adina konusmak olduguna gore ve insanoglunun tanri adina konusmasini getirdigine gore ve kendini ona mahkum ettigine gore. bu bakis acisi TANRICILIK tir.
Bunun tek bir amaci vardir, o da tanriyi kullanarak cikar saglamak-ki bu cikar hem kisisel, hem de toplumsal olabilir-
Bunun kisisel yonu, sadece kisiyi ilgilendirir.Kisinin tanriya olan iliskisi de duzeyi acisindan onun; dusunce ve davranisinin temelini teskil eder.
Tanriyi pozitif temelinde algilayan kisi;sirf ona baglanmakla kalmaz; bu bag temelinde onunla arasinda bir iliski kurar.Bu iliski kisisel temelde de olabilir-Yunus Emre gibi-toplumsal temelde de.
Toplumsal temelde olan bag; kisinin icinde bulundugu toplumun tanri ile olan degerleri temelindedir-ki bu temel genellikle dini temeldir.Bu temelinde ne duzeyde uygulandigi, yine kisinin bu konudaki dusunce ve davranis duzeyiyle paraleldir.
Kisisel bagi disinda, toplumsal temelin dini iceriginde bir gorevde yuklenebilir-din adami olmak gibi-Kisinin yasami ve yasam duzeyi ve iceriginin iliski temeli,tanriciligi, ne kadar dusuncesinde yerlestirdigi ve yasaminda ne kadar bu yerlesime yer verdigine baglidir.
Tanricilik, bir dusunce urunudur.Tanriya baglanma mucadelesinin, hem kisisel hemde toplumsal temelini teskil eder.Bir yerde tanriciligi, turkculuk, milliyetcilik ve dincilik le paralel tutabiliriz.
TANRILILIK ise;tamamen kisinin dusunce ve davranisindaki; kendi kendini tatmin, rahat ettirme ve yasatma ile baglantilidir.
Bunu dusunce den davranisa tasirken, toplumsal bir icerik vermez.Baskalariyla tartismak ve onlarla ikna olma-etme kisir dongusune girmez.
Kendisinin tanriyla olan bagi ve iliskisidir.Bunun duzeyini ve yasamina tasimasini da kendi tayin eder.Kendi icin tayin eder.
Tanrililik da dusuncenin dogal halidir.Bir yerde bunu da;Turkluluk, milliyetlilik,dinlilik le paralel tutabiliriz.
Bu paralelligi daha iyi algilamak icin, imzamdaki linkten;Turkluluk-Turkculuk,Dinlilik-Dincilik yazimi okuyabilirsiniz.Ayni yazim, bu sitede de mevcut.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=7
Tanrililk, bireyin bir ihtiyaci;Tanricilik ta toplumsal bir icerigi olan ve insanoglunu tanri ve ona verilen bag temelinde-ki bu genellikle din ve sistemidir-tanriya, bir kul olarak baglamak ve bu kulluga bir kole gorev ve islevi yuklemektir.Teslimiyet ve yakaris, ibadet v.s. temellidir.Otekidunya ve dogaustuluk dusunceleriyle beslenmistir.Korku felsefesi kokenindeki, suru psikolojisine dayanir.
Kisileri tamamen bir kukla yapan ve onlari kendi kendinden koparan ve kisiyi tamamen bir amaca baglayan ve kisinin kendi gelisme ve ilerlemesine firsat tanimayan v.s. bir icerige sahiptir.Kisiyi nakli bakis acisiyla, buyutur ve yetistirir.
Tanrililik ve tanricilik-cikar olarak tanrinin kullanilmasi-insanoglunun dusuncesi onundeki onu insan ve birey yapamayan en buyuk engeldir.
Genelde tanri kavrami ve icerigi ise;tamamen ihtiyac konusudur.
Bu kavrama ihtiyaci olanlar-en azindan-tanrililik temelinde ihtiyaclarini-kisisel olarak yerine getirebilirler.Tabi ki tanriciliga sapmadan ve baskalarini tanri konusunda empose etmeden ve baski altina almadan, baskalarinin tanri konusundaki dusunce ve davranislarina saygi gostererek.
TANRILILIK BIREYE, TANRICILIK HEM BIREY HEM TOPLUM HEM DUNYA HEM INSAN VE HEMDE INSANLIGA TERSTIR.
Sorulmasi gereken soru:benim tanri kavramina ihtiyacim-dusunce, davranis ve yasamsal herturlu iliskide-varmi dir? sorusudur.
Varsa, bunu tanrililik la sinirli tutmak, yoksa tanri kavramindan arinmak gerekir.
Bu secim de kisinin yasamda, kendine zarar vermeden yapacagi secimdir.
TANRIDAN KURTULAMAMAK, ARINAMAMAK BOYUNDURUK TUTSAKLIGIDIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
18-05-2008, 14:25
http://img402.imageshack.us/img402/8053/historyat0.gif
http://img402.imageshack.us/img402/6272/univers2od4.gif
http://img402.imageshack.us/img402/9281/chart2fb5.gif
http://img170.imageshack.us/img170/4192/univers4bi1.gif
evrensel-insan
18-05-2008, 14:26
http://img402.imageshack.us/img402/8536/univers6bb7.gif
http://img170.imageshack.us/img170/3801/universal1oz5.gif
evrensel-insan
18-05-2008, 15:07
Saygideger arkadaslar;
Cizimlerin, arasina veya ustune Turkce aciklama ekleyecektim; ama sistem musade etmedi.Bu koseye giripte, cizimleri merak edenler ve anlamak isteyenler; bu koseden soru sorabilirler.Kelimelerin Turkcesi ve aciklamasi, asagidaki linkten saglanabilir.
Burada ana olarak eklemek istedigim.Friesian Morality:Benim felsefeme gore saygi-bireysel; ve vicdan-insansal dir.
Ayrica undecidability:Kararsizlik algisida, benim felsefeme gore;bilinemezliktir.Yani, bilinebilen sadece insanoglunun bilinemezi; ona verdigiyle, kararsiz kilmasidir.
http://www.seslisozluk.com/
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
18-05-2008, 16:38
http://www.friesian.com/images/maps/rome-big.gif
evrensel-insan
18-05-2008, 16:39
http://www.friesian.com/images/maps/turk-big.gif
Sn. evrensel-insan,
Yazımızdaki "saraylı" hitabı, negatif bir belirleme değildir.
Söz ve yazı sanatında, verilen bilginin bir kesime göre süslenmesi, bir kesime göre de herhangi bir açıklığa, yanlış anlaşılmaya mahal bırakmadan tamamlanması demektir saraylı hitabı.
Bilen için diplomatik dil çok şey ifade ederken bilmeyenlerin önemsememesi gibi.
Gelelim konumuza.
Olgular ile değerler arasında biraz durmak isterim.
Her ne var ise, beyinlerimizin kıvrımları içerisinde, algıladığımız şekliyle bilinmektedir. Bunun ötesi bizim için etkisiz alandır.
Olguları değerlendirirken beyinlerimizin bu olgulara verdiği anlam ve değerler farklılıklar gösterecektir.
Bizim için din kavramı, toplumsal sömürü vasıtası anlamı taşıyabilir. Ve gerçekten de din diye algıladığınız düşüncenin içine bakınca bu yargımızı haklı bulabiliriz. Keza Tanrı kavramı için de durum farklılık taşımaz.
Ancak bu düşünce, olguları kavrayan beyinlerimizin bize sunduğu, yine beyinlerimizin kapsama alanı içindeki bir yargıdır. Doğruluğu ya da yanlışlığı, dışarıda kalan için anlamsızdır.
Her düşünce bir alan işgal eder. Ve alanı olan hiçbir şey tarafsız olamaz. Düşünceden bahsediyor isek taraftan da bahsetmek zorundayız. Bahsettiğimiz taraf, herhangi bir olay ya da olgunun savunucusu olarak değil, iletişimde mod olarak kabul edebiliriz.
Bu açıklamalar; Yazınızda vermiş olduğunuz "nötr algılama"yı imkansız kılar.
Derim ki; Var olan olguların pozitif ya da negatiflikleri, beyinlerdeki değerler ile olur. Bu değerler de üretilen beyinlerin için anlamlıdır, olgular için değil.
evrensel-insan
20-05-2008, 02:56
Saygideger mhmd;
Aciklayici ve icerikli yaziniz icin tesekkurler.
Doğruluğu ya da yanlışlığı, dışarıda kalan için anlamsızdır.-mhmd
Benim icin bir dusuncenin dogrulugu veya yanlisligi yoktur.Birincisi, eger dusunce baskasinin ilettigi dusunce ise;benim, onu dogru-yanlisa tasimam;o dusunce hakkinda yorum yapmam demektir.
Ben hicbir dusunce hakkinda bir yorum yapmiyorum.Bunun en onemli nedeni; kisinin verdigi dusunceden kisinin ne demek istedigini algilamak.Yani, bu kisi bana burada sunu iletmek istiyor, veya bunu mu iletmek istiyor da emin degilsem, o zaman iletisini daha iyi algilamak icin, soru yoneltme.
Iste bu notr algidir.Yani verileni verildigi gibi-yorumsuz-algilamaya yonelmek.
Düşünceden bahsediyor isek taraftan da bahsetmek zorundayız.-mhmhd.
Benim-eger bir tarafim varsa, ki bu insan ve insanliktir-bu yazilarimda zaten ortaya cikar.
Bana yazi iletenin ise taraftarligi, beni ilgilendiren konu degildir.Ben zaten onu yazilarindan tanirken, neyi savundugunu algilar, ve onu oyle kabul ederim.
Yani bu bana gore yanlis, dolayisiyle sende yanlissin deyip, onu fikrini degistirmeye zorlamam.Bu da disaridan bakis acisidir.
Yani yazimi yazarken, tamamen konunun resmini vermeye calisir, bu resmin sorun oldugunu izaha calisir ve gerekirse sorunun cozumunu veren onerilerimi de iletirim.
Genelde, sorunu ancak verebiliyorum, resim olarak ve sorunun -yani resmin-icinde yer almadan.
Eger benim icin bir ikilem ve karsitlik varsa-o da benim acimdan;benimle iletisimdeki olan acisindan degil-o da zarar verip-vermeme ve, dusuncesinin iletimine mudahele edip saygisizlik etmeme.
Zaten yazisirken, karsi tarafin icine girdigi duygusallik, kisisel satasma- atismaya donecegi zaman, ben kendimi geri cekiyorum.
Yani senin algilayacagin;ikna olma-etme yarisina girmiyorum.Benim dusunce iletirken, ikna olma-etme sorunum yok.
Benim icin, karsilikli dusunce iletimi var.Bu da duygusal olunmadigi ve ikna etme-olma savasina girilmedigi zaman mumkun.
Bunun algisida notr ve disaridan bakis acisi icerikli.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
20-05-2008, 11:02
Saygideger arkadaslar;
Yukarida cizdigim grafiklerdeki ana felsefi savunularin acilimini veriyorum.
Conceptualizm(Kavramcilik):Evrenseller, sadece oznel ve kisisel olarak vardir.
Nominalizm(Isimleme, isimcilik):Evrenseller yoktur, mevcut degildir.
Realizm(Gercekcilik):Evrenseller, sadece nesnel olarak vardir.
Benim savundugum goruse gore:Evrenseller sadece oznel olarak var olamaz.Evrenseller, kavramlardir.Dusuncede olusurlar.O yuzden, gercekte hem oznel hemde nesnel olarak vardirlar.
Logical Dogmatism(Mantiksal Dogmacilik) ve Speculative Constructivism(Spekulatif Yapilandirmacilik):Metafizigin kaynagini yansimadadir.
Mystisizm(Gizemcilik, tasavvuf) ve Intuitionism(Sezgicilik):Biz akla ait sezgiye sahibiz.
Empirism(Butun bilgi, sadece gozleme ve deneye dayanir) ve Positivism(Olguculuk):Metafizige sahip degiliz.
Benim savundugum goruse gore:Yansisal bilgi, turetilmistir.Metafizigin kaynagi su anki sezgisel olmayan bilgidedir.
Cunku halihazirdaki evrensel dusuncenin kokeni, metafizigi gerekli kilar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
20-05-2008, 11:29
Saygideger arkadaslar;
Cizelgelerin, acilimlarini vermeye devam ediyorum.
Critique of Practical Reason(Pratik mantigin, muhakemenin kritigi):
Nihilizm(Hiccilik, yokculuk):Yukumluluk yoktur.
Authoritarianism(Otoriterlik):Yukumlulugun temeli, baskasinin-otekinin iradesi-istemi-maksati-niyeti-dir.
Egoism(Bencillik, egoistlik):Yukumlulugun temeli,bizim kendi-irade-istem-maksat-niyet-imizdir.
Benim gorusume gore:Yukumluluk vardir. Halihazirdaki bu evrensel yukumluluk;-ki ben dusuncenin evrensel sinirinin ve sorunun kokeninin semasini cizdim.Y ve X-zi -boyunduruk tutsakligidir ve cikis felsefesi kendi icinde yoktur.
Bu yukumluluk algisinin ve bu yukumlulukle bakis acisinin, kokten degismesi ve yenilenmesi gerekir.
Benim onerim;notr algilama ve disaridan bakis acisidir.
Bu yukumlulugun temeli; ne baskasinin ne de bizimdir.Tum insanligindir.Bireysel saygi ve insansal vicdan temelindedir.
Materialism(Maddecilik, ozdekcilik):Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik,dissaldir.
Idealism(Idealizm-ulkuculuk):Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik,dahilidir-ice ait-icsel-dir.
Positivism(Pozitivizm-olguculuk-musbetcilik)Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik yok.
Benim gorusume gore:Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik,dissal degildir.Kararsizlik algisida, benim felsefeme gore;bilinemezliktir.Yani, bilinebilen sadece insanoglunun bilinemezi;-kendi dahil-herseye verdigiyle, kararsiz kilmasidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sn. evrensel-insan,
Çabalarınızı (nötr düşünce) kutluyorum. Ancak başarılı olmanızı mümkün göremiyorum.
Taraf diye bahsettiğimiz, bakış açısıdır, subjektifliktir.
Subjektiflik, özneye göre değişendir. Özne yoksa subjektiflik de yoktur. Biz bir özneyiz, siz de bir öznesiniz o halde ben tüm olaylara nötr düşüncede yaklaşırım demek; idealde olur, reelde değil.
Çabanız takdire şayandır. Ancak çabalar bizlerin esaretini! ve öznelliğini ortadan kaldırmaz.
Belki biraz istiare yaptık ama fazla da değil.
Esirliğimiz varlığımızdan kaynaklanır.
Doğum öncesinden başlar. Ebeveyinlerimizin genlerinden gelen özelliklerden muaf değiliz.
Doğumla devam eder. Doğum kanalında beklediğimiz her fazla saniyenin, ölen nöronlarımıza hükmedemeyiz.
Bebekliğimizde aldığımız anne sütünün eksikliği dolayısı ile oluşacak geriliklerle yaşarız.
Çocukluğumuzda, ergenliğimizde, yetişkinliğimizde....
Belli bir görme, işitme, koklama, hissetme alanına sahibiz ve hiçbirimizin alanı diğerisi ile aynı değil. Ve işin kötüsü bunlar bizim elimizde olan özellikler değildir.
Tüm bunlar bizi fiziksel olarak esir eder.
Gerek bunların etkisi gerek çevrenin etkisi ile duygusal esirliklerimiz vardır.
Geçmişteki hayal kırıklıklarımızı, sevinçlerimiz, neşelerimiz, korkularımız. Bunların varlığı da elimizde değildir. Ve bunların varlığı da bizi duygusal olarak esir eder.
Bu iki faktörün toplamları ile görüşlerimiz, düşüncelerimiz değişir, gelişir, farklılaşır. Aldığımız eğitim, okuduğumuz kitap, seyrettiğimiz belgesel, meraklarımızın keşfi ile düşüncelerimiz oluşur. Ve işin kötü tarafı düşünselimizin dahi (geçmişimiz ve üst taraftaki faktörlerden ötürü) elimizde olduğu şüphelidir.
Bizce düşünselimizin de esiriyiz.
Tüm bunların içinde siz, nötr düşünceden bahsediyorsunuz. Saygı duyuyor, alkışlıyor ancak mümkün görmüyoruz.
evrensel-insan
23-05-2008, 07:13
Saygideger mhmd;
Birseyin, mumkun olup olmadigi; onu algilayanin yorumu dur.En azindan bu olanaga bastan negatif yanasmak; denenmemesini getirir ve olabilme olanagini onler.
Ben aslinda, kendimle olan iliskide de ayni notrlugu uyguluyor,sonra gerekeni yapiyorum.Notr olabilme ve disaridan bakis acisi, tamamen dusuncenin ufkunu genisleten ve negatif-kritik- dusunce temelinin kokenini veren olgudur.
Pozitif dusunce, noktadir ve dusunce bir daha negatiflene ne kadar, sabittir.
Negatif dusunce ise, nokta koymayan dusuncedir.Uretecegini o an uretir ve tekrar negativizme gecer.
Dusuncenin kaynagi, yaraticilik ve hayal gucudur, bunlarin islemesi demek;kritik dusunmenin islemesi demektir.
Negatif dusunce, ispat etmez, ispat edilmisi curutur.Ispat sadece test eder,curutum ise uretir.
Curutum de seyin tamamen resmine ulasilmakla mumkundur.Seyin icinden bakarak, negatif-kritik-olmak mumkun degildir.Seyin ici taraftir.Tutan icinde positiftir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sn. evrensel-insan,
"Birseyin, mumkun olup olmadigi; onu algilayanin yorumu dur." Diye yazmışsınız.
Doğrudur.
Ancak yargınız sadece bizi kapsamaz haberiniz olsun
evrensel-insan
24-05-2008, 07:28
Saygideger mhmmd;
"Birseyin, mumkun olup olmadigi; onu algilayanin yorumu dur.-e.i.
Bu sadece, sizi degil; beni de kapsar.Onemli olan hangi temelde algilandigi ve ne uzerine yorum yapildigidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
24-05-2008, 12:35
Saygideger arkadaslar;
Bundan sonra yazacagim yazilarin hemen hemen hepsini, bu basliga yazacagim.Sizlerde-eger isterseniz; benim yazilarima vereceginiz yanitlari, katkilari, onerileri, yorumlari, sorulari v.s.; bu baslik altinda yazabilirsiniz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
benim ziyaret etmedigimden bahsediyordunuz. Bakın ilk ziyaretimi gerçekleştiriyorum ve Allahıma hamdı senalar olsun diyorum. :)
saygılarımla
iyi katılımlar ve iyi yazılar diliyorum, temennim anlaşılır olabilmenizdir.
evrensel-insan
24-05-2008, 13:10
Saygideger dilaver;
Siftahi senden, bereketi ondan.Isin ilginci, ben istesem de seni burdan sandik odasina atamam.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
26-05-2008, 02:08
Saygideger arkadaslar;
"Tanri"kavrami ve ona verilen metafizik icerik,insanoglunun kendinden baska bir gucle olan iliskisinden dogmustur.
Tanri, burada bir semboldur.Insanoglu, kendinin varligini ve ne oldugunu sorgularken-ki dolayisiyla kendi disindaki varligin ne oldugunuda-mutlaka kendi disinda bir guce yonelmek durumundadir.
Butun bunlari yaparken de bir ilke bir baslangica odaklanmistir.Insanoglunun neden boyle bir meraga, dusunceye yoneldigi ayri bir konudur.
Ama hicbir zaman kendisinin de-kendi disinda olan hersey gibi-bir butunun parcasi oldugunu ve bir parca olarak butunu ortaya koyabilmesinin mumkun olmadigini;hatta kendi parcasi dahil, kendi disindaki herhangi bir parcayida ortaya koyabilmesinin mumkun olamayacagini, bir turlu algilayamamakta ve bos yere bir dusunce urettiginin bilincine varamamaktadir.
Oyle veya boyle, insanoglunun sahip oldugu ve kendi kontrol ve denetiminde bulundurdugu bir yasami vardir.Ayrica bu yasamini yasarken, kendi disindaki diger parcalarla bir iletisimi-ki bu iletisim tek taraflidir-ve iliskisi vardir.
ISTE INSANOGLU NE ZAMAN BUNUN BILINCINE VARACAK, BUNUN DISINDA BASKA BIR SEYLE ILGILENMESININ ONA BIR YARAR SAGLAMADIGINI ALGILAYACAK; ISTE O ZAMAN TANRIYA IHTIYAC DUYMAYACAKTIR.
Insanoglunun tanriya ihtiyac duymamasi ve bu sembolik aliskanliga ait bir dusunce uretmemesi,hem onu metafizikten ve tanri temelli tasavvuftan kurtaracak; hemde kendi disinda, kendisini yonlendiren, yoneten bir guce yonelmeyecegi icin; hem kulluktan hemde onun getirdigi kolelikten kurtulacaktir.
Ayrica tanriya olan kullugun, dusuncede yerlesmis, kendi cinsine koleligin getirdigi ayrimci ve ayristiran-yoneten, yonetilen-bolunmuslugunden ve hiyerarsik duzeni ve bu duzenin sistemlenme ve orgutlenisinden de kurtulacaktir.
Belki de ilk defa, insanoglu tarihinde kendi cinsinin birligi, butunlugu ve beraberligine yonelecek ve bu butunluk, birvucutluluk temelinde kendi cinsi icindeki istenilen yasamin uyumlulugunu saglayacaktir.Yasaminin kendi elindeki tek kaynak oldugunun bilincine varacaktir.
Boylece kendi disindaki parcaciklarla beraber yasamayi da ogrenecek, onlari oldugu gibi kabullenecek;hem onlara zarar vermeden, hemde onlardan yararlanarak,dunyaya baska bir yuz getirecektir.
Insanoglu, yeterki neyin ne oldugunu ortaya koyma sevdasindan vazgecip-metafizikten-bugune kadar neyi sorun olarak olusturdugunun bilincine varsin.
Neyin-bilhassa kendisinin-ne olmasi gerektigini bilebilecegini ve bu yasamsal bilgiyi, kendi yararina ve iliskide oldugu diger parcalar yararina kullanmayi, yenilemeyi ve gelistirmeyi kendine ve yasamina amac edinmeyi bilmeli.
KENDI DISINDA-ICINDE-KENDINI YONLENDIRECEK, YONETECEK BASKA BIR GUC ARAMAYA IHTIYAC DUYMAMALIDIR.
Bu yonetim ve yonlendirim, birey temelinde ve tum insani kapsayacak icerikte olmalidir.Her bir birey, kendi icin degil;kendi cinsi icin dusunce ve davranis uretmelidir.
Kendine zarar veren herhangibirseyin, kendi cinsinede zarar vereceginin bilincine varmalidir.
BU ZARAR DA HEM BEN VE BENIM... MERKEZLI, HEMDE INSANDISI KAYNAKLIDIR.
Ben dusunce temelini insanin butunlugune,benim disimda ki gucu de, bende ve cinsimin dusunce cesitliliginde ye donusturmesi gerekmektedir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
26-05-2008, 04:42
Saygideger arkadaslar;
Insanoglunun yasamsal temeldeki,hem kendi biri hem kendi cinsi ile iliski- iletisim kurabilmesi, hemde kendi disindaki parcalarla iliski kurabilmesi icin, dil ozelliliginin en onemli rolu oynadigi asikardir.
Tarihsel temelde insanoglu, dilini uc ayri dalda gelistirmistir.Birincisi, etimoloji-Yani kelimenin ve hecenin tarihsel kokeni ve ugradigi degisim-ikincisi, linquistics-konusulan ve yazi dilinin kurallari, kaideleri, dilin temelini teskil eden parcaciklar ve ogeleri-ucuncusu, language-yani yazi ve konusma dilinin kendisi ve kullanimi-
Eger insanoglunun dil ozelliginin nasil ortaya ciktigini, gelisimini ve bugun kullandigi dili ve dilleri algilamak istiyorsak; bu uc ayri temeli biribirine bagdastirarak incelemek, nedenlemek ve sorgulamak durumundayiz.
Bu uc temelden birini goz ardi etmek, bizi dil konusunun ortaya konumunda yanlis yerlere goturur.
Ayrica dilin kokeninin temeline varabilmek bize, hem insanoglu, hemde onun dusunce ve davranisinin evrensel temeldeki sorununun kokenine inmemizi saglar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
27-05-2008, 14:09
Saygideger arkadaslar;
Turkce dili, kok yapisina bagli olarak olusturuldugu icin;koku olmayan kelimeler, oldugu gibi Turkceye gecmistir.Ornek:Radyo, televizyon, asansor, kalorifer, taraca, garson, pijama, profosor,sofor v.s.
Burada, bazi kelimeler aynen alinmis, bazilari Turkceye uyarlanmis, bazilarida kendi dilindeki anlamindan kaydirilmistir.
Benim konum, bu yazida felsefe ve felsefi icerikli terimler olacaktir.
Turkce deki dogrunun, iki ayri kokeni vardir.Birincisi TRUE,digeri RIGHT'TIR.Bu iki dogru anlamini veren kelimelerin, verdikleri icerik farklidir.
RIGHT:Herhangi birseyin dogru oldugunun tasdikidir.Bir anlamida hak demektir, karsiligi ise yanlistir.
TRUE ise:Gerceklik temelindeki dogrudur, yani karsiti False, sahte, yalan, yapma ve yanlis anlamina gelir.
Ayrica gerceklik anlamindaki, FACT,ACTUALITY-KI HAREKETTEKI GERCEKLIKTIR-;ise, karsiti hayal urunu olan FICTION'dir.
Real' da gercek, hakiki anlamina gelir.Felsefe anlamdaki turetim, real dan yapilir, yani reality ve realizm.Ayrica,imagination da hayal gucudur.
RESULT ta, CONCLUSION da sonuctur.Yalniz, result.HERHANGIBIRSEYIN SONUCUDUR.Mesela, imtihan sonucu,mac sonucu,v.s.;conclusion ise,uzerinde calisilan birseyin sonuca vardirilmasidir.
Felsefe, phil'in fel; sophy' nin sefe yapilmis halidir ki, felsefenin anlamini bile icermez.Cunku, Turkce'de boyle bir kelime ve kok yoktur.
Cause, reason ve occasion;hepsi de neden demektir.Cause:mantiki bir etkinin olabilmesini saglayan,tek veya serinin tekinin nedenidir.
Reason:herhangibir ortaya cikisin veya tepkinin tabiatininnesnel veya dis etkenler yerine;insan dusuncesine bagli olarak, aciklanan nedenidir.
Occasion:ise,var olan causal nedenindurumun ve zamanin el vermesiyleharekete gecme nedenidir.
Simdilik aklima gelen bunlar.Eger sizlerin, anlamini bilmek istedigi-bilhassa felsefi-Turkceye yabanci olan, kelimeler veya -izm ler varsa, bu baslik altinda iletebilirsiniz.
Bu baslik, dil ve dil bilimi basligi olsun.Yani language-konusulan ve yazi dili- linquistics-
konusulan ve yazilan dilin,dil kurami ve dil yapisi-, etimoloji-kelimelerin veya kelime parcaciklarinin (on ek, orta ek, son ek, hece v.s.), tarihsel temelde ki en eski cikisi ve degisimievaluasyonu, turetimi, sekilsel ve anlamsal degisimi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
27-05-2008, 14:20
Saygideger arkadaslar;
Felsefenin ana dallarindan olan, metafizikle ilgili; benim felsefemin bakis acisini veriyorum.
Gunumuzde, metafizigin geldigi son durum tamamen bir kesmekestir.Bilhassa pozitivizmin idealizme goz kirpisi, ve materyalizmin sonuc olarak yanlislandigi durumda, benim soylevim:
"Neyin-VARLIGIN- ne oldugunun kararsizligi degil;neyin-VARLIGIN- ne olarak olusturuldugunun, evrensel sorununun bilinebilirligi; ve neyin-VARLIGIN- ne olmasi gerektiginin kararliligi ve bilinebilirligini,ortaya koymak gerekir"
Saygilarimla;
evrensel-insan
''materyalizmin sonuc olarak yanlislandigi durumda'' Evrenselinsan
Kim yanlışlamış?
evrensel-insan
28-05-2008, 07:45
Saygideger aydoe;
Asagidaki linkini verdigim cizelge ingilizcedir.Ben sana aciklamasini verecegim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=13
18-05-2008, 02:26
False Premise:Sahte-yalan-gercek olmayan-oncul: Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik,ya icseldir, ya dissaldir,ikisi birden olamaz.
True Premise:(SOLDAKI):Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik, vardir.
True Premise:Gercek oncul(SAGDAKI):Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik,icsel degildir.
False Conclusion:Sahte-yalan-gercek olmayan sonuclandirma:Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik, dissaldir.MATERYALIZM
True Premise(ORTADAKI):Mustakil-bagimsiz-var olan-varlik, dissal degildir.
Yukaridaki aciklamalar, metafizik temelde; varligin ne oldugunu anlatiyor.
Benim felsefeme ve algima gore;varligin ne oldugunu ortaya koymak mumkun degildir.
Insanoglunun kendi varligi dahil;varligi ortaya koyma dusunce gucu yoktur.Sadece varligin, ne oldugunu yansinin turevi olarak kavramlar.
Sonucta varligin ne oldugunun ispat edilememesi, insanoglunu idealizme yada positivizme goturur.
Benim bu konudaki metafizik cevabim, varligin kendisinin; varlik otesi (Metafizik) ile ortaya konmaya calisilmasi-ki bu yansinin turevi, yani kavramdir.Kavramlar dusunce de olusur-kendi icinde en buyuk celiskidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Materyalizmmi metafizikmi?
İdealistler ileri sürüyorlar:
1. Maddeyi yaratan ruhtur;
2. Madde bizim dışımızda mevcut değildir, o halde bizim için bir yanılsamadan başka bir şey değildir;
3. Şeyleri yaratan bizim fikirlerimizdir
Materyalistler ise bunun tam tersini ileri sürüyorlar.
İşimizi kolaylaştırmak için, ilkin, ortak görüneni ve bizi en çok şaşırtanı incelemek gerekir.
1. Dünyanın yalnızca bizim düşüncemizde varolduğu doğru mudur?
2. Şeyleri bizim fikirlerimizin yarattığı doğru mudur?
İşte Berkeley'in "maddesizci" idealizminin savunduğu iki kanıt, bundan çıkan sonuçlar, bütün tanrıbilimlerde olduğu gibi üçüncü sorumuzla sonuçlanır:
3. Ruhun maddeyi yarattığı doğru mudur?
http://www.genbilim.com/content/view/1236/90/
MATERYALİSTLER HAKLIDIRLAR VE BİLİM ONLARIN İDDİALARINI TANITLAR
evrensel-insan
29-05-2008, 01:35
Saygideger aydoe;
Once kavramlari yerli yerine oturtmak gerekir.Metafizik, epistemoloji ve etik gibi felsefenin bakis acisinin dallaridir.Metafizik, felsefenin varliga bakis acisidir.
IDEALIZM, MATERYALIZM VE POSITIVIZM,metafizik bakis acisinin ideolojileridir.Bu ideolojilerden,idealizm-icsel -ozsel ;materyalizm-dissal-sekilsel; positivizm ise mustakil varligi yok sayar.Zaten positivizm de,materyalizmin, idealizme karsi baska bir savunusudur.
Bizler maalesef, daha Turkiye'de metafizikle idealizmin farkini algilayamiyoruz.Turkiye'de bilgiler maalesef, ya kulaktan dolma, ya kabullenme ya da karsi cikma temellidir.
Kimse algilasin,ogrensin, nedenlesin, sorgulasin diye okumaz.Ustelik yabanci kokenli kelimeler,hicbir denetim olmadan, rastgele anlamlanmakta ve kabul edilmektedir.Bunlarin uygunlugunu denetleyecek hic bir kurum yoktur.
Daha once de soyledigim gibi en buyuk hastalik tartisma hastaligidir.Isin ilginci anlamini bilmeden tartisma hastaligi.Kimse daha namus kavraminda ortak bir tanimda birlesmeden tartisir.Kimse tanrinin ne oldugunu ortaya koyamaz ama tartisir.Bu bizim en buyuk noksanligimiz ve hatamizdir.
NE OLDUGUNU BILMEDIGIMIZ SEYI TARTISMAK.Tartismadan once, bir seyin ne oldugu ogreilmelidir-her turlu cesitliligiyle-demokrasi,hurriyet, v.s. hep ogrenilmeden once tartisilir.
BIR SEY ANCAK NOTR ALGIYLA VE DISARIDAN BAKIS ACISIYLA OGRENILIR.AKSI, O SEYI OGRENMEYE DEGIL, YA ONUN LEHINE, YADA ONUN ALEYHINE OLMAYI
GETIRIR.ONCE OGRENIP ALGILAMAK; SONRA TARTISMAK GEREKIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, "fizik bilimlerinin ötesinde kalan" anlamına gelen "metafizik" sözcüğü ile felsefeye kazandırılmıştır.
Nerden çıkarıyorsun metafizik felsefenin varliga bakis acisidir diye,nerdn uyduruyorsun, IDEALIZM, MATERYALIZM VE POSITIVIZM,metafizik bakis acisinin ideolojileridir diye bana alıntı yap felsef kitbı göster link ver kafadan evrensel üfürmeyle olmaz böyle
evrensel-insan
29-05-2008, 03:03
Saygideger aydoe;
Senin icin alinti yapiyorum.Yalniz ingilizce, umarim anlarsin veya sorarsin.
Metaphysics is the branch of philosophy that investigates principles of reality transcending those of any particular science, traditionally, cosmology and ontology. It is also concerned with explaining the ultimate nature of being and the world.
The word derives from the Greek words μετά (metá) (meaning "after") and φυσικά (physiká) (meaning "physics"), "physics" referring to those works on matter by Aristotle in antiquity. The prefix meta- ("after") was attached to the chapters in Aristotle's work that physically followed after the chapters on "physics", in posthumously edited collections. Aristotle called some of the subjects treated there "first philosophy", which later came to be synonymous with "metaphysics". Over time, the meaning of "meta" has shifted to mean "beyond; above; transcending" in English. Therefore, metaphysics is also the study of that which transcends physics. Many philosophers such as Immanuel Kant would later argue that certain questions concerning metaphysics (notably those surrounding the existence of God, soul, and freedom) are inherent to human reason and have always intrigued mankind. Some examples are:
What is the nature of reality?
How does the world exist, and what is its origin or source of creation?
Does the world exist outside of the mind?
If things exist, what is their objective nature?
A central branch of metaphysics is ontology, the investigation into what types of things there are in the world and what relations these things bear to one another. The metaphysician also attempts to clarify the notions by which people understand the world, including existence, objecthood, property, space, time, causality, and possibility.
Before the development of modern science, scientific questions were addressed as a part of metaphysics known as "natural philosophy"; the term "science" itself meant "knowledge". The Scientific Revolution, however, made natural philosophy an empirical and experimental activity unlike the rest of philosophy, and by the end of the eighteenth century it had begun to be called "science" in order to distinguish it from philosophy. Thereafter, metaphysics became the philosophical enquiry of a non-empirical character into the nature of existence.
http://www.reference.com/search?q=metaphysics
Umarim simdilik bu kadar yeterlidir.Yetmezse, daha baska linkler de verebilirim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
29-05-2008, 03:16
Saygideger aydoe;
Sana Turkcesinide buldum.Tatmin edici olmasa bile, senin soruna cevap olur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Metafizik
Bu konudaki gerekli bilgileri aldiktan sonra, istersen seninle detayli yazisabiliriz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın evrensel,
Asmış olduğun ingilizce yazıda vermiş olduğun linklerde bir kelimeyle bile materyalizm sözü geçmiyor.
Benim sana olan itirazım aşağıda sana ait olan cümlede Materyalizmin metafizik bakış açısının ideolojisi demendir.
''IDEALIZM, MATERYALIZM VE POSITIVIZM,metafizik bakis acisinin ideolojileridir'' Evrenselinsan
Maddecilerin fizik ötesi ile işi olmaz çünkü herşey fizikidir ve zaman ve mekan içinde vardır.
''materyalizmin sonuc olarak yanlislandigi durumda'' Evrenselinsan
Hala bu cümleni açıklamış ve yanlışlandığını göstermiş değilsin.
Sen kafanda bir dünya ve kendine göre bir felsefe yaratmışsın ve doğru olduğuna inanmaktasın çünkü öyle algılamaktasın.
Ama senden bağımsız senin dışında sen olmasanda var olan algılayamadığın bir dünya var.
sevgiler
evrensel-insan
29-05-2008, 04:09
Saygideger aydoe;
Wikipedia'nin Turkce linkini okudunmu.Sen once Metafizigi algilarsan, asonra onun ideolojilerine gireriz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ben metafiziği 32 sene önce öğrenmiştim ama algılıyamıyorum.
Benim algılarım fizik ötesini algılayamamakta
sevgilerimle
evrensel-insan
29-05-2008, 07:24
Saygideger aydoe;
Sen algilama yerine;kabul edip-etmeme karsitligindan etmemeyi seciyorsun.Eden ile daima tartismak durumunda kaliyorsun.
Buraya alintiliyorum.Neresini algiliyamiyorsan, soyle;izah etmeye calisayim.
Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, "fizik bilimlerinin ötesinde kalan" anlamına gelen "metafizik" sözcüğü ile felsefeye kazandırılmıştır.
İncelemeleri varlık, varoluş, evrensel, özellik, ilişki, sebep, uzay, zaman, tanrı, olay gibi kavramlar üzerinedir.-bu cumleden ne anliyorsun? kavram-varlik bagi nedir? Biri olmadan oteki olabilirmi?-
Ontoloji
Varlık bilimi. Temel sorunu varlığın ne olduğu olan felsefi disiplindir Ontoloji varlık ya da varoluş ile bunların temel kategorilerinin araştırılmasıdır. "Varlık" ve "varoluş" ayrımını; "Varlık vardır." ve "Varlık yoktur." fikirlerini tartışır.
Ontoloji hangi varlık kategorilerinin daha temel olduğunu belirlemekle uğraşır ve bu kategorilerdekilerden hangilerinin var olduğunun söylenebileceğini sorar.
Değişik filozoflar temel varlık kategorileri için değişik listeler yapmışlardır. Ontolojinin temel sorunlarından biri "Temel varlık kategorileri nelerdir?" sorusudur.
Ontolojik sorulara bazı örnekler: 1 Varlık nedir? 2 Varoluş nedir? 3 Fiziksel nesneler nelerdir? 4 Bir fiziksel nesnenin var olduğu söylemini kanıtlamak mümkün müdür? 5 Bir nesnenin özellikleri veya ilişkileri nedir ve bunlar nesneyle nasıl ilişkilidir? 6 Var oluş bir özellik midir? 7 Bir nesne ne zaman yok olur, ne zaman değişir?-WIKIPEDIA
Materyalizm, varligi nasil ortaya koyar? Nasil tanimlar? Nasil ispatlar? Soyut varliklari-mesela sevgi-materyalizme gore varlikmidir? Varlik degilse, varlik veya varlik olmayan-ki nedir?-nasil algilanir? Materyalizmden esinlenen pozitivizm, nasil ve neden mustakil varligi "yok"sayar?.Var olmak ile varlik olmak ayni seylermidir? Insanoglu olmadan bu sorulara cevap vermek mumkun mudur?Varligin "ozu"materyalizme gore nedir?Varligi var yapan nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Materyalizm, varligi nasil ortaya koyar? Nasil tanimlar? Nasil ispatlar? Soyut varliklari-mesela sevgi-materyalizme gore varlikmidir? Varlik degilse, varlik veya varlik olmayan-ki nedir?-nasil algilanir? Materyalizmden esinlenen pozitivizm, nasil ve neden mustakil varligi "yok"sayar?.Var olmak ile varlik olmak ayni seylermidir? Insanoglu olmadan bu sorulara cevap vermek mumkun mudur?Varligin "ozu"materyalizme gore nedir?Varligi var yapan nedir?
Sevgi vardır bir algılamadır hisdir.Ben seni severim ben var olduğum veya aklım erdiği müddetçe vardır,maddeye bağımlıdır.Ben var olduğum ve seni sevdiğim müddetçe bu vardır ama sevgi duyanlar olmayınca sevgide yok olur.
Pozitivizm
İnsan için bilgide önemli olanın yalnızca olguları araştırmak olduğunu savunan akımdır.
http://felsefetarihi.net/pozitivizm.htm
Bilimin tek amacı olgular arasındaki değişmez ilişkileri yada doğal yasaları bulmaktır. Bu ise ancak gözlem ve deneylerle sağlanır.
İşte toplumu yeniden düzenlenmesinde kullanılacak bilgi de gözlem ve deneye( olgulara) dayanan pozitif bilgidir. Pozitif bilgi tarihsel evrimin sonucu olan bir bilgidir.
Var olmak ile varlık olmak aynı şeyler değildir,var olmadan varlık olunmaz.
Cevap yoktur cevap verilmesi gerekliliği yoktur ,diğer canlılar cevap aramadan yaşamlarını sürdürmektedirler.
Varlığı var yapan var olmasıdır maddedir.
sevgiler
evrensel-insan
29-05-2008, 09:44
Saygideger aydoe;
Simdilik bu metafizik tartismaya bir virgul koyalim, sende materyalist kalmaya devam et.
Bu ise ancak gözlem ve deneylerle sağlanır.-aydoe.
Gozlem ve deney, teorileri ancak test eder ama URETMEZ.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
30-05-2008, 12:23
Saygideger arkadaslar;
Nietsche'nin dunyaya tanistirdigi nihilizm ideolojisi,21.yuzyildan beri,dunyayi etkilemis ve etkilemektedir. Ben , nihilizmin varligini ilk okudugumda-ki cok detayli okudum-once saskinlik, sonra urperti ve insanlik adina korku ve utanc yasadim.
Herseyden once, onunla hemfikir oldugum bir temeli belirteyim. Bu temel, dunyayi ve kendini ifade eden-ki bizde ayni cinsten oldugumuzdan dolayi algiliyoruz-insanogludur. Yani, insanoglundan baska bir ifade gucu yoktur.-Varsa bile insanoglunun bu ifadeyi algilamasi mumkun degildir-
Bu baslangictan sonra nihilizm, hiccilige yonelmistir. Bu hiccilik, hem yukumluluk, hem de evrensel temeldedir. Bu arada tanri konusuna getirdigi bakis acisi da ilginctir.
Once yukumlulukten baslayalim: Nihilizmin yukumlulugu, herseyden once yanlis bir onculden kaynaklanir.
Bu oncul: "Yukumlulugun kokeninin ve temelinin ya bizim kendimizin, ya da baskasinin, iradesi-niyeti-istemi-maksati-olusturur." oldugudur. Ayni oncul, nihilizm den baska iki yanlis sonuclamaya daha acilir.
Bunlardan birincisi:Egoizm-Bencillik-Ben ideolojisi-ki yukumlulugun temelini kendi istemi yapar.
Ikincisi:Otoritercilik-ki yukumlulugun temelini baskasinin istemi yapar.
Nihilizm ise:YUKUMLULUGU TAMAMEN ORTADAN KALDIRIR.
Onun bu yukumlulugu ortadan kaldirmasi-kendi deyimiyle-tanriyi oldurmesidir. Bununla birlikte butun alisilagelmis, ahlaki, geleneksel, goreneksel, toresel v.s. kurallarini da oldurmesidir.
Onun bu oldurumu; Hem amerikan idealizminin, dunyayi hakimiyetine almaktaki guc kullaniminin onunu acar, hemde hukuku, adaleti, hakki tanimis dunyayi 1400' lere yani gucun hakim oldugu tarihi doneme cekmesini saglar. Bu isin otoritercilik yanidir.Yani gucluye boyun ey.
Diger ucu ise birey yonudur.Yukumlulugun olumu bireyi tamamen serbest birakir ve onun istedigini yapma hurriyetinin onunu acar.Bu nihilizmin bireyi, birey ustu yapma-overman-onerisidir. Bu da bireylerin, baskalarina insanlik disi tavrini getirir. Ornekleri coktur. Ki bu iki yonun birlesimi, Fasizmin, terorizmin, anarsizmin ve marxismin onunu acmistir. "islam kokenli" terorun kaynagi da bu ideolojinin urunudur.
Benim felsefem ise; once yanlis onculu duzeltir. Yani:Yukumluluk vardir. Burdanda su sonuca varir. Bu yukumluluk ne kendi ne de baskasinin istemidir.Iste buradan benim birey-insan ikilemim ve bireysel saygi ve insansal vicdan onerim cikar-Bu baslikta, bu konular uzerine yazilar bulabilirsiniz-
Isin diger yonu ise:evrenselliktir. Bu konudaki soru sudur. Dunyada yasayan her bir kisinin karsi cikamiyacagi evrensel bir deger varmidir?-herkesin kabullenecegi-
Bu sorunun cevabi nihilizm icin yoktur. Ki buradaki yanlis oncul:"Gercek varlik, ya oznel ya da nesneldir; ikisi birden olamaz"dir.
Bu yanlis onculden, cikan yalnis sonuc ise:Kavramciliktir-yani,evrensellerin sadece oznel olarak var oldugunu soyler.
Bu yanlis sonucta; iki tane yanlis gorusle sonuclanir. Birincisi:Realizm dir-yani,evrensellerin sadece nesnel olarak varoldugunu savunur.
Ikincisi:Isimselcilik-yani,evrensellerin olmadigini soyler.
Halbuki oncul; evrensellerin sadece oznel olamiyacagidir.Bu onculun cikaracagi sonucta-evrensellerin hem oznel, hemde nesnel olarak varoldugudur.
Iste benim felsefem, yukarida sordugum soruya bir cevap verir. Bu cevap KAVRAM dir-kavramcilikla karistirilmasin-Yani, EVRENSELLER KAVRAMLARDIR VE DUSUNCEDE OLUSURLAR.
Iste ben bu cumleden sonra, dusuncenin evrensel temelinin sorununu ortaya koyan-ki avatarimdir-kokeni cizimsel ve anlatimsal olarak ortaya koydum.
Insanin olabilmesi ve insanligini hem dusunce hemde davranista sunabilmesi icin;bu dusunce yapisinin tamamen yenilenmesi gerekmektedir.-ki ben yine bu kosedeki yazilarimda; bu sorun kokenine cesitli acilardan degindim.
Bu konudaki ana onerim ise: evrensel dusuncenin hem disindan bakabilmek, hem de evrensel dusuncenin icsel sorunlarini notr algilayabilmek, yani icsel tartisma, atisma, kutuplasma ikna olma-etme, mudahele etme, kisisellige cekme, kendini kabul ettirme, kabul-red sinirliliginda kalma v.s. temelindeki kisir donguye girmemek, birsey uretememek sadece ya hakli oldugunu ortaya koymak veya baskasinin haksiz oldugunu gostermeye calismak v.s. den uzak kalmaktir. Bu tartismanin zaten galibi-maglubu da olmaz.Ustelik gucun gucunu kullanmasini getirir.-ki guclu olan; dogru, iyi, hakli,v.s. olsun.
Umarim bu yazim; hem nihilizmi tanitmis, hemde benim getirdigim insan olma ve insanlik sunma ve bunu hem bireysel hemde evrensel temelde gerceklestirme acilimlarina-ki nihilizme tamamen ters ve onun insani yoketme-bireyi robot, vatandasi kole yapma-bir giris olmustur.
Nihilizm ve benim karsit getirdiklerim-insan ve insanlik adina-bilgiler hakkinda, yazi yazar, gorus belirtir ve oneri yaparsaniz sevinirim. Boylece konunun daha detayli ele alinmasina yardimci olursunuz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
''Nihilizm, temelde estetizmin bütün biçimlerini yadsıyor, yararcılığı ve bilimsel usçuluğu savunuyordu. Toplumsal bilimleri ve klasik felsefe sistemlerini bütünü ile reddediyordu. Yalın olgucu ve maddeci bir tutumla, yerleşik toplumsal düzene başkaldırıyı temsil ediyor; devlet, kilise ya da aile otoritesine karşı çıkıyordu. Yalnızca bilimsel doğruları temel alıyor, ancak bilimin bütün toplumsal sorunların üstesinden gelebileceğini ve bütün kötülüklerin cehaletten kaynaklandığını kabul ediyordu.''
Birbirini çok seven iki ilkokul arkadaşı 10 yıl sonra karşılaşırlar.Biri Yüksek Fizik okumuş master yapmaktadır,diğeri ise nerde akşam orda sabah yaşamakta olan bir şarapçıdır.
Fizikçi arkadaşına ne yapıyorsun ne bu halin ,kendine çeki düzen versene der.
Şarapçı fizikçiye sen ne yapıyorsun diye sorar.
Fizikçi master yapıyorum bilim adamı olacağım der.
Şarapçı;sonra
Fizikçi;Profesör olacağım
Şarapçı;sonra
Fizikçi;buluşlar yapacağım
Şarapçı;sonra
Fizikçi;dünya çapında bir bilim adamı olacağım
Şarapçı;sonra
Fizikçi;Nobeli alacağım,kutlamak için şarap içeceğim
Şarapçı; ben şimdiden içiyorum
Şarapçı; sonra
Fizikçi;uzay araştırmalarıma devam edeceğim
Şarapçı;sonra
Fizikçi;Hiiçç
Şarapçı;bu kadar uğraşmana değmez ben şimdiden hiçim ve şarabımı içebiliyorum
evrensel-insan
31-05-2008, 03:16
Saygideger aydoe;
Umarim senin yazdigin yazi, vgm' ye kotu ornek olup; onu yoldan cikarmaz.Yoksa yazik olur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
01-06-2008, 09:01
Saygideger arkadaslar;
Benim felsefi dusuncemi ve bu dusuncenin neleri-hangi ideolojileri-icermedigini algilamak icin;sizlere benim nasil bir zihinsel islev turettigimi kisaca aciklamaya calisacagim.
Mustakil-var olan varlik vardir-ki bu gorus mustakil varligi yok sayan pozitivizmi icermez-Bu mustakil var olan varlik, ne icsel-ozsel; ne de dissal-sekilsel, gorunus-degildir.-Bu da icsel kabul eden idealizmle, dissal kabul eden materyalizmi icermez-o zaman mustakil varlik evrenseldir.
Evrenseller, kavramlardir ve dusunceden kaynaklanirlar. Evrenseller, yani kavramlar;gercekten vardir.Bu varlik, hem oznel hem de nesneldir.-Burada da sirf oznelligi iceren kavramcilik ideolojisi ile;sirf nesnelligi iceren,realizm ideolojisini icermez.-
Buradaki mustakil varlik-birey, tek;
Evrensel varlik ta-insan ve onun insanligidir.
Konumuz birey ve insan olunca;ikinci onemli konu gundeme gelmektedir.Bu da yukumluluktur.
Yukumluluk vardir-burada yukumlulugu yok sayan nihilizmi icermez-Ne bizim kendi arzumuz istegimiz-maksadimiz-bu yukumlulugun temelini; ne de bir baskasinin arzusu-istegi-maksadi-bu yukumlulugun temelini olusturur.-Burada da mustakil var olan varlik, yani ben ve bireyci akilcilik, kendini-egoizmi-kabullenir, oteki de otoriterciligi yani baskasinin yukumlulugunu, iste hem egoizmi hemde otoriterciligi de benim felsefem icermez.
Bu temelde olan yukumluluk, mustakil var olan varlik, birey adina saygi;evrensel kavram adina insan ve insanligin vicdanidir.Bu ikisinin birlesimi ancak yukumlulugun layikiyla yerine getirilmesidir.
Benim dusuncemin kaynaginin temelini-bilgiyi uretmek adina-Karl Popper'in dedikleri teskil eder.
Karl Popper soyle der:"Bilimin gelismesi cikarimsal yalanlama yanlislama temelindeki varsayimlar ve onlari curutme metodudur.Yaraticilik ve hayal gucu,-tumevarim temelinde degil-ancak gercek bilimsel teorileri gelistirir.Deneyler ve gozlemler, teorileri ancak test ederler ama uretmezler"
Metafizik konusunda da-ontoloji ve varligi ortaya koyan felsefenin bilim dali-Bilginin kaynagi ve turetilisini, ben soyle acikliyorum.
Biz bilgi ve bilgi uretimine sahip varliklariz. Kavram uretimimizin kaynagi olan dusuncemizdir.
Bilginin kaynagi sezgisel degildir. Cunku sezgimiz; duyumumuz, duygumuz, duyumsalligimizdir.
Bilgi ise yansiyanin turevi yani kavramin cogaltilmasidir. Iste dusuncemiz bu bilgi kaynagini,sezgisel olmayan, o anki yansiyan bilgiden alir.
Bu temelde de benim dusun felsefem; Metafizigin-bilgi ve kavram-kaynaginin yansi oldugunu savunan,mantiksal dogmacicik ve spekulatif yorumculuktan ayrilir. Ayrica,entellektuel sezgiciligi-Akilli tasarimcilik-savunan sezgicilik ve mistisizm den de ayrilir.Bu arada mustakil varligi yok sayan positivizmin ve hersey deneyim ve gozlemdir diyerek, metafizigin bilgi ve kavram icerigini yok sayan,empirisizminden de ayrilir.
Bu yazdigim yazi, cok yogun ve felsefe ve onun dallarinin getirdigi ideolojileri ve temel ogelerini iceren bir yazidir.
Sadece oz ve ozettir.Isteyen uyeler, verecekleri yanitlarla, konuyu hem ayri ayri hem de butun temelinde degerlendirebilirler.
Bu yazima yapilacak her hangi bir katki, ayrica felsefe ve onun ideolojilerinin de daha detayli islenisinin onunu acacaktir. Katkilarinizi bekliyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
02-06-2008, 02:45
Saygideger arkadaslar;
Ben, benden gelen dusuncelerimi kaleme aldigim ilk yillarda, ortaya koydugum dusunceye,OZGURIZM adini vermistim.
Daha sonra felsefem derinlestikce ve baska bir suru unsurlar aydinlastikca, bu adi gelistiremedim. Ama her ayri konuda-hemen hemen- konunun icerigini belirten bir ad verdim.
Eger benim felsefemi algiladiysaniz ve ona isim babaligi yapmak istiyorsaniz ciddi onerilerinize acigim.
Benim felsefeme uygun ve tum getirdiklerini kapsayacak bir isim onerisi olanlar, bu kosede belirtebilirler. Neden o ismin onerildigininde aciklamasi yapilirsa, daha cok makbule gecer.
Simdiden yapacaginiz isim onerileri-aciklamali-katkilariniz icin tesekkur ederim.
Saygilarimla
evrensel-insan
Yokelessizm
Yoke=boyunduruk
Yokeless=boyunduruksuz
Daha başka önerilerimde olacak biraz düşünelim,öneriler arasından bir seçim yapılır,acele etmeyelim.
evrensel-insan
02-06-2008, 03:27
Saygideger aydoe;
Gordugun gibi gelecegi de bazan tahmin edebiliyorum. Senin ileride bu oneriyo yapacagini bildigim icin; zamaninda "boyunduruk tutsakligi" baslikli yaziyi yazmistim.
Sen neden benim felsefe grubuna uye olmuyorsun?
Demek icime dogmus.
Ayrica onerin icin tesekkurler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-06-2008, 11:49
Saygideger arkadaslar;
Dusunce, yaraticiligi ve hayal gucu ile kavram dogurandir. Bu kavramlarin, evrenseller olarak dogabilmesi icin, dusuncenin hem kendi icinde hemde kendi disinda bir iliski kurmasi gerekir. Bu iliski dusuncenin algisidir.
Peki dusunce neyi algilar? Dusunce hem duyusal yansiyi dissal veya icsel;oznel veya nesnel, hemde inancsal sezgiyi-hissel-duyumsal-duygusal algilar.Dusuncenin yansiyi algilayabilmesi icin, bir yansiyan olmasi gerekir. Iste bu yansiyan-somut-yani maddedir.
Dusuncenin, sezgiyi algilayabilmesi icinde, duyumu-hissi-duygusu- olmasi gerekir. Iste dusunceye bu duyumu verende soyuttur, yani inanctir.
Inanclar, 5 duyuyla algilanamadigi icin, somut olarak ispat edilemez ve inanc olarak kalir.Hangi soyut olursa olsun, dusunce onu sezerse, anlam verir ve ona inanir.
Dusunce onu sezemez ise-vrilen anlama ragmen-ona inanmaz.Ama dusuncenin inanci vardir.Bu o inancin sezgisini algilayabilen dusunceyi inancli; o inancin sezgisini algilayamayan dusunceyi inancsiz kilar.
Madde konusunda boyle bir sorunu yoktur, dusuncenin. Cunku yansisini algiladigi seyi 5 duyusuyla ifade edebilir.
Burada dusuncenin algiladigi sey; ister yansi ister sezgi yoluyla olsun. Hem icsel, hem dissal; hem oznel hem nesnel; hem somut hemde soyuttur.
Dusunce bu algiladigi seyleri, kavram ozelligiyle inanc veya madde olarak ozdeslestirmistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-06-2008, 12:26
Saygideger arkadaslar;
Dunyada dogumlar, evrensel olarak ayni surecten gecse bile; dogan tek ve mustakildir.
Aslinda bu bize mustakil var olan ile, evrensel var olan iliskisini cok guzel aciklamaktadir.
Simdi sureci, geriye dogru cikartarak ilerleyecegiz.
Mustakil varlik dogmadan once, annenin-yani bir disinin karnindadir.Disinin karninda olabilmesi icin, disinin iliskisi gerekmektedir. Bu iliski-eger disi hamile kalacaksa-mutlak bir karsi cinsin, yani erkegin varligini gerektirir.Ustelik, dogan mustakil varligin-o disiden dogdugunu algilayabilmek icin ve onun iliskiye gectigi karsi cinsin, ayni cinsten oldugunu algilayabilmek icin-disi ve erkeginin ayni cinsinden olmasi gerekir.
Bu konuda ilk mustakil varligin insan oldugunu ortaya koyabilmek icin; onu meydana getiren karsi iki cesidin ayni cinsine ulasmak gerekir.
Olaya yapilan varsayimlar temelinden bakarsak, insanoglunun bu konudaki ilk gozlemi gunestir ve dunyanin ondan koptugudur.
Yani gunes burda anne rolunu almaktadir. Ki bu varsayim, tarihte-daha onceleri ortaya konmasina ragmen-bilinen temeliyle Meryem-gunes ve isa-dunya benzetmesiyle ozdeslestirilmistir.
Buradaki en buyuk sorun, erkegin yoklugudur. Yani meryemi veya gunesi hamile birakan dunya ve isanin dogumunu saglayan erkegin ortaya konamamasidir.
Olaya evrim ve maymun acisindan bakarsak, eger dogan canliya insanoglu deyecek isek, onu doguranin mutlaka ayni cinsten olmasi gerekir.Yani disi insan maymun, fakat yine ayni soruyla karsi karsiyayiz. Yani ayni cinsten olmasi gereken erkek insan maymun.
Kisaca ilk insanoglunun ortaya konmasi yeterli degildir. Mutlaka bu ilk insanoglunu meydana getirecek bir disi ve bir de erkek ayni cinsin bulunmasi gerekir.
Uretim konusu ise ayri bir varsayimdir. Fakat en mantiklisi, aile ve anne baba kavramlarinin olmayisidir ki evlat-erkek olarak-annesiyle, iliskiye gecebilsin.
Butun bu aciklamalardan sonra, dunyada insanoglunun tarih sahnesine cikabilmesi ve ureyebilmesi icin,-benim daha onceki varsayimim, ki bana gore en mantiklisi odur.-
INSANOGLUNUN UCTEN BASLAMASIDIR - BIRDEN VEYA IKIDEN DEGIL- BU UCTE AYNI CINSTEN OLAN INSANOGLU - IKI AYRI CESIDIN-ERKEK VE DISI-ILISKISI VE DOGAN-ERKEK VEYA DISI-INSANOGLUDUR.
UREME ISE; DOGAN INSANOGLUNUN, ERKEK OLANININ KENDISINI DOGURAN DISI ILE ILISKISIDIR. KI BU DOGAN IKI AYRI CESIDIN-ERKEK VE DISI-BIRBIRIYLE OLAN ILISKISINI VE DOGAN DISININ ONU DOGURTAN ERKEKLE OLAN ILISKISINIDE GETIRIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-06-2008, 12:50
Saygideger arkadaslar;
Yukarida yazmis oldugum yazida,-bulunabilecek erkek acisindan,- ki meryemin tanri tarafindan hamile birakildigi varsayilir, hristiyanliga gore- veya cevabi bilinmeyen sorulara cevap acisindan, tanri varligini-ki tanrinin somutlasmasi-putlastirilmasi-veya soyutlastirilmasi ve erisilemez kilinmasi-vara tasimak veya inancini inanmaya tasimak sorun degildir.Cunku boyle bir varsayim, bazi dusuncelerin rahatlamasini saglayabilir.
Sorun, insanoglunun tanri ile arasinda bir yukumluluk iliskisi kurmaktir. Yani kulluk-ki bu insanogluna cesitli gorevler yukler ki, basinda ibadet gelir.-
Dolayisiyle, Tanriya olan varlik verme veya inanma, kisiye bir sorun yaratmaz, hatta rahatlatabilir-ihtiyac temelinde-
Onemli olan, INSANOGLUNUN TANRIYLA OLAN ILISKISINDE ONA KARSI BIR YUKUMLULUK USTLENMEMESI, KENDISINI ONA KARSI MAHKUM ETMEMESI, VE ONA KARSI HERHANGIBIR SORUMLULUK ICINE GIRMEMESIDIR.
Tanrinin varligi vardir veya yoktur,tanriya inancla baglanirsin veya baglanmazsin; onemli olan bunlar degil; ona karsi bir yukumluluk, bir mahkumiyet, bir sorumluluk ve bir gorev yuklenmemektir.
ISTE KULLUK VE KOLELIGIN SORUNU DA BUDUR.BU SORUN DA BOYUNDURUK TUTSAKLIGIDIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
İnsanın kendine kölelik yüklemesi tanrının güçlülüğünden değildir.insan aciz olduğu için tanrı olsun,insan olsun,belli bir kesim,toplum,devlet olsun her zaman bir şeylerin emri altındadır..Yani tanrıya karşı boyundurluğunu bitirse başka bir şeylerin boyundurluğuna girecektir.Tapınmak gibi yani tamamen insanın ihtiyaçlarından.Tanrı kavramı güneş,dağ olmuştur insanlar da ona tapmış onlara çeşitli ibadetlerde bulunmuştur.Şimdi daha soyuttur tanrıları bu da heralde gelişmekle ilgili.Ama insan var olduğu sürece başkalarını kanatları altına almak isteyecek yada başkasının kanatları altına girmek isteyecek.Bu da boyundurluluğu,sorumluluğu,köleliği bitiremiyecek.
evrensel-insan
09-06-2008, 03:15
Saygideger lestat;
Insanoglu bu evrensel dusunce yapisindan-onu ortaya koyup-tamamen kurtulamadigi; ve ona insan ve onun insanligi icerikli bir evrensel alternatif dusunce yapisi getiremedigi zaman, bu dedigin kacinilmazdir.
Once insanoglunun, kendi kendine sinirladigi ve kendisi dahil, algiladigi herseyi ayrimsallastiran ve ona zarar ve sorundan baska birsey vermeyen bu dusunce yapisinin en once bireysel temelde ve sonrada evrensel temelde farkina varmasi gerekir ki, kokten bir dusunce yon ve yontemine yonelebilsin.
Aksi taktirde, bu dusunceyi dogal algilayip, onun getirdigi yon ve yontemi uyguladigi surece; ne sorundan, ne zarardan, ne ayrilma, bolunme, biribirine hukmetme, siniflasma v.s. hastalik ve alisilagelmisliginden kurtulmasi mumkun degildir.Sadece gelisen teknigi ve bilgisiyle, bu yapiyi daha icinden cikilmaz bir sekilde orgutler ve yasar.
Boyunduruk tutsakligi, insanoglunun kendi kendine yarattigi ve boynuna taktigi bir yasamdir.
Kurtulmasi da, bunun dogal olmadigini algilamasi, bunun kendisinin bir dusunce urunu oldugunun bilincine varmasi ve bu bilincle yine kendi urunu olacak olan yepyeni bir evrensel dusunce yon ve yontemini yaratmasi olacaktir.
En azindan, her vatandas once birey olarak kendine has ve kendisine dogumdan itibaren takilan bu boyundurugun bilincine varmali-ki bunlar sorgulanamayan, varsayilan tabulardir; hem somut hem soyut-ve yine bireysel degerlendirmesiyle-boyundurugu yok saymak yerine-boyundurugu boynundan cikarmaya calismalidir.
Tabi ki once bu boyundurugu fark etmesi ve ondan rahatsizlik duymasi gerekir. En azindan, ihtiyaci oldugu kararina varirsa, tasidigi boyundurugu neden tasidigina kendi adina cevap verebilir.
Bunlarin yapilmamasi; yasanan yasamin iliski ve iletisimin kisiye ait olmadigi anlamini tasirki, bu da zaten kisiyi, toplumu ve evrensel yasami kendi adina olmadan yasamasi demektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-06-2008, 01:11
Saygideger arkadaslar;
Felsefi temelde tanri kavrami, metafiziksel olarak tartisilir.Yani varlik otesi sorgulamasinda;"Varlik nedir?, nelere varlik denir-denmez?, varlik nerden gelmistir?,kac turlu varlik vardir?,var olan hersey varlikmidir?,varligin kokeni nedir?"ve benzeri sorulari soran, cevaplayan ve tartisan felsefe dali metafiziktir.
Varligi, tanimladiktan ve ispatladiktan sonra, yani "varlik vardir ve bu varliktir" dedikten sonra metafizik tartisma biter.
Tanri konusunda ilk tartisilacak olan tanrinin bir varlik olup olmadigidir.Eger tanrinin madde gibi bir yansisi yok ve yansisal algi mumkun degilse; o zaman tanri varlik degildir.Bu temelde varlik olmayan tanrinin var-yok tartismasi hem abes hemde mantik disidir.
Diyelimki tanri maddelestirildi, bazi dinlerde oldugu gibi, yani cisim olarak ortaya kondu. O zaman maddesel olarak yansiyacagi icin, algilanacaktirda. Yalniz burda bir soru akla gelir. Bu yansiyan cisim tanrimi dir, degilmidir? Buradaki verilecek tek cevap sezgisel, yani duyumsal, hissel ve inancsaldir.Yani oyle hissediyorsan, tanridir; oyle hissetmiyorsan degildir. Gorusler belirtilir ve tartisma orda biter.
Zaten tanri maddelestirilmediyse ve tamamen soyut bir kavramsa; o zaman varliktan soz etmek ve varligi olmayanin var- yok tartismasini yapmak, mantik disidir.
Bilindigi gibi, islam dininde tanri soyut bir kavramdir.Dolayisiyle tanri varlik olamayacagindan, islam dininde tanri var-yok tartismasi hem abes hemde mantik disidir.
Eger tanri soyut bir kavramsa ve varlik degilse o zaman nedir? Bu soruya cevap vermeden once, dusuncenin yansisini algiladigi maddeden baska; bir algi cesidi daha vardir. Bu da sezgidir.Yani, dusunce sezdigini,hissettigini ve duyum aldigini da kavramlamistir.
Madde gibi yansisi olmayan ve bes duyuyla algilanamayan, bu soyut kavram cesidi; yani inanc, sadece bu sezgiyi alana, hissedene pozitiftir. Bu sezgiyi almayana, sezmeyene hissetmiyene ise negatiftir.
BUTUN SOYUT KAVRAMLAR INANC KATAGORISINE GIRER.Basta tanri olmak uzere, dogru, yanlis, guzel, cirkin, iyi, kotu, milliyet, hurriyet, demokrasi, butun ideolojiler,butun sosyal bilimler, renkler, zevkler, fobiler, hobiler, v.s.
Buradaki dikkat edilmesi gereken en onemli nokta ise sudur: Inanclar, sezgiseldir ve sezgiyi hissedenler icin vardir ve algilanir; hissetmiyenler icin yoktur ve algilanmaz.
Buradaki en buyuk sorunda, ne algiliyanin algiladigini ne de algilamayanin algilamadigini biribirine ispati mumkun degildir.O yuzden inanclar, soyuttur, kisiseldir, sezginin algisina yoneliktir, degiskendir, gorecelidir, ve kendi icinde tutarsizdir.
Inanc temelinde de; sezgiyi algilayan inanir, sezgiyi algilamayan inanmaz. Dolayisiyle inanclarin tartismasi da bir yerde mantik disidir. Cunku sonuc ya sezgiyi algilatmaya yonelik, ya da algilanan sezgiyi hissetmemeye yoneliktir.
Tekrar, islama donersek; soyut tanri kokenli olan bu dinin tanrisini varlik temelinde var-yok tartismasina tasimak nekadar mantiksizsa; inanc temelinde tartismak o kadar mantik disidir.
Dolayisiyle, tamamen sezgi temeline dayanan islam dinini,-karsilikli inanc tartismasi yerine-tarihsel temelde ortaya koymak, dini her yonuyle sorgulayip-nedenleyerek, inanc konusundaki secimi kisilerin kendi insiyatifine birakmak ve inananin, inanmiyani;inanmiyanin da inanani hor gormemesini, kutuplasmamasini saglamak ve INANCI SADECE KISISEL BIR TERCIH OLARAK GORMEK VE ALGILAMAK VE BUNUN DEGISEBILIRLIGINI SAVUNMAK EN MANTIKLISIDIR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
''Farkin farkindayim.''
ÖĞRENME AŞAMALARI
1)Bilinçsiz yetersizlik-farkında olma : Ne bilmediğimizi bilmediğimizdir. Bilgisizlikten dolayı rahatsızlık duyulmaz.
2)Bilinçli yetersizlik -bilip yapmama : Bilmediğimizin farkına vardığımız seviyedir. Bu aşamada kişi stres ve hayal kırıklığı yaşar.
3)Bilinçsiz yeterlilik –bilip yapma : Alışkanlıkla sürekli deneme ile öğrenen kişi bu aşamaya ulaşır. En önemli tehlikesi, alışkanlıkların etkisi ile en iyi yol benim yolum denilmesi ya da kişinin sıkılması. Daha ileriki durumlarda hantallaşma ve verimsizlik baş gösterebilir.
4)Bilinçli yeterlilik –mükemmel yapma : Kişisel gerçekliğe varan kişi artık iş konusunda kendisini zorlayan ne varsa onun üzerine gidebilir. Bu seviyeye varan kişi yaşamın her anından tat ve anlam bulacaktır. Bu aşamaya ulaşmak için sabır ve azim herkesten beklenemez.
Farkındalık daha öğrenmenin ilk aşaması iken farkı farkedenlerin herşeyleri bilir edasıyla her konuya maydanoz olması bilmediğini bilmemekten ve rahatsızlık duymamaktan kaynaklanır ki ,bu arkadaşlar da zaten rahatsızlık duymadıklarını ifade ederler.
Sevgiler
evrensel-insan
12-06-2008, 22:41
Saygideger aydoe;
Ben 1994'ten beri kendi kendime yazmis oldugum yazilarda, isin hep teorik yonunun ilerlemesi ve gelismesi on plandaydi.Ben bunu pratik yasamimda uygularkende-burda-hic bir zorlukla karsilasmiyordum.
Farkin farkinda olmanin bilincinin teoride yerlesmesi baska; bu yerlesen bilincin pratikte uygulamaya konmasi baskadir.
Pratikte iki yon verdir. Teoriyi pratige uygulayanin kisisel birikimi ve pratigi uyguladigi ortam.
Itiraf edeyim ki, ne zaman Turkiye'ye gelsem ve iliski, iletisimle karsilassam-ki bu en yakin cevrem icinde gecerli-herzaman karsi taraf bir rahatsizlik duymus ve duygu yuklu tepki vermistir.
Benim forum hayatimin da sadece 6 aylik bir gecmisi vardir.Forumlarin yoneldigi toplum acisindan, benim bu forum tecrubem; Turkiye'de yasadigim tecrubenin sanal bir versiyonudur.
Benim teorideki bilincimi, pratige yansitmadaki sorunlar iki temelden kaynaklanmaktadir.-Turkiye' ye yonelik olarak- Birincisi mantik yanasimi, ikincisi karsidaki iletisim kurulacak mercinin-ki bu topluluk veya sahistir-yeteri kadar algilanmamasi ve taninamamasidir.
Algiladigim tek sey, duygusal icerikte bir iletisim kurabildigim zaman, daha basarili bir sonuc aldigimdir-en azindan karsi tarafin verdigi yanit temelinde-
Bu da zaman ve tecrube isidir. Kisileri, onlarin ilgi alanlarini, deger yargilarini, dunyaya bakis acilarini, kisaca yasam felsefelerini algilamaktan gecer.
Bu konuda birebir iliskide basarili oldugumu cok rahatlikla soyluyebilirim-ki bu tecrubeyi bile kazanmak icin en az bir 10 yilimi bu temelde gelistirdim.
Konu eger iliski degilde iletim ise, henuz o konuda kisisel temelde bir tecrubem olmadigini soyliyebilirim-ki 6 ay oldu-Cunku iletim, dusuncenin oldugu gibi iletisidir. Yani bir kitap gibi.
Bu iletinin ilski ve iletisim de doguracagi sorunlari yeteri kadar irdelemis degilim. Forumlarda ve sohbet odasindaki durum budur. Yani iletim. Burada tamamen mantik ve bilinenlerin iletimi on plandadir.
Bundan sonra bu tip iletimimi sadece, evrensel'in kosesinde ve yaziyi ben kaleme aldigim zaman yapacagim. Edindigim ve edinmekte oldugum tecrube bana, baska her durumda karsilikli iletisimi ve konuyla iliski temelli yanasimi onermektedir. Ayrica iletisimin yonu ve gercekliligi temelinde, benden duygusallik ve birebir kisisel yonelim talep etmektedir. Bunun su an bilincindeyim, ama pratikte bunu ne kadar basarabilecegimi; yasayacagim tecrube ve benim bu tecrubeyi nedenleyip sorgulamam belirliyecek. Her seferinde tecrubeme yeni birseyler katabilecegimin de bilincindeyim. Umarim 6 ay bir gecmisi olan bu teorik bilincimin, pratige de yansiyip meyvalarini verecegine suphem yok. Ayrica bu konuda kisisel emir, mudahele ve atisma icermeyen her turlu oneriye de acigim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
13-06-2008, 16:58
Saygideger dilaver;
Bakis acinin yonunu, kendine, cinsine, yani insanogluna cevirmedigin muddetce; benim yazdiklarimi anlayacagini zannetmiyorum.
Zaten insanoglu degilmi, kendini de madde-dusunce-kavram uclemi olarak ortaya koyan?
Bakis acini insanoglunun yonune dondurdugun zaman, benim dediklerimi anlaman mumkun olacak. Yani kim sorusuna cevap verebildigin zaman.
Benin konum ise bu cevabin evrensel sorununun temelinin ortaya konusudur. Cunku insanoglunun kendisi sorunsa, neyi nasil ortaya koyarsa koysun sorun olacak ve bir sonuca ulasamayacaktir.
Iste bu sorunu insanoglunun nasil ortaya koydugudur, benim konum.
Benim sana onerim kim sorusuna yonelmen ve bir cevap bulman.
Neyi, ne olarak, KIM ORTAYA KOYMUSTUR? NASIL ORTAYA KOYMUSTUR?
Bu soruya verecegin cevap, seni sorunun, problemin, cikmazin, kararsizligin,-evrensel temeldeki kaynagina tasiyacaktir.
Diger hersey zaten bu cevabin-kimin kendisi dahil-fonksiyonel ifadesinin seylerle kavram olarak ozdeslesmesidir.
Benim de senden bekledigim cevap bu dilaver. KIM?
Benim cevabim ise NASIL? dan baslar.
Nasil bu sorunun cozumu mumkun? ile devam eder.X, Y-Zi, nasili ve yine nasil bu evrensel sorunun cozumu? sorusunun izahidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın evrensel-insan
Anlaşıldı, senin bunlar dışında dagarcıgında başka bir şey yok. Her soruya ve başlıga aynı şeyleri yazdıgına göre senden ricam kendi köşende diledigin gibi kim ve nasıllarla ugraşman ve diger başlıklara aynı şeyleri taşımaman. Son derece basit bir soruya bile aynı şeyleri tekrar ettigine göre özgür dostumuz olsaydı şöyle derdi : "Benim oglum bina okur, döner döner onu okur" ( umarım dogru söyledim )
Vgm ye de başlıgına yaptıgımız kirlilik katkısından dolayı özür borçluyuz.
saygılarımla
evrensel-insan
13-06-2008, 22:44
Saygideger dilaver;
Yazdiklarimi zaten anlasaydin sasardim. Anliyabilmen icin bakis acini degistirmen gerekli. Ben en azindan bunu yaptim.
Asil ayni seyleri donup donup tekrarlayan sensin. Sen, simdiye kadar insanoglunun ortaya attigi varsayimlardan, hangisini istersen savun ve tartis. Yani daha once soylenmisin pesinden git.
Ben insanoglunun varsayimlarini degil; insanoglunun kendisini ortaya koyuyorum. Aman dikkat et, cevabini veremedigin bir yer oldugunda caresizlikten tanriya ulasma. Alimallah o zaman butun bu varsayim tarafliligin da gume gider.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
13-06-2008, 22:48
Saygideger dilaver;
Sana onerim, seninle olan bu yazismalarida evrensel'in kosesine tasiman.
Ibreti alem acisindan her okuyan birseyler ogrenir, vgm' ye de haksizlik etmemis oluruz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
14-06-2008, 20:56
Saygideger arkadaslar;
Din kavrami; tarihler boyu insanoglu tarafindan ortaya atilmis, ilk sinifli toplumlarin cikis temelini yaratmis, bulundugu toprak butunlugundeki topluluklari, bir amac ugrunda-ki bu herzaman tanri olmustur-o amaca bagli kilma, ve bu bagli kilmayi da bir duzene oturtma-kitap gibi-sistemidir.
Dinin en buyuk ozelligi, insanoglunun kontrol ve iradesini baska bir guce baglama ve onlarin rahatlik ve mutlulugunu, onlara bir dizi verilerle sunma sistemidir.
Din, insanoglunun, ustunde bir gucu one surerek, insanoglunu gucsuz ve o guce yonelik kilar.
Din ve dinler tamamen, insanoglunun kendisini asan konulardaki, bilinmezlik ve herseye cevap verememezlik temelindeki tanri arayisinin, yine insanoglu eliyle, kulluk ve kolelik temelinde, toplumlarin yasam iliski ve iletisimlerine indirgenmesi, somut bir sistem haline getirilmesidir.
Dinin en buyuk dayanagi, genelde bu dunyanin gercek olmadigi ve gercek dunyadisi cografyanin-cennet, cehennem-insanogluna sonsuzlugu sunacagini ve bu sonsuzluga yolculugun, bu dunyadaki yasanan deneyle saptanacagini savunmasidir.
Goruldugu gibi, dinde insanoglunun sorunlu evrensel dusunce temelinden kaynaklanir.Cennet-cehennem hem bir ikilem, hemde karsitlik icerir.
Tabi ki, dini kullanan ve kendi cikar dogrultusunda orgutleyen zihniyetin bir urunudur.Yani kisaca cennete gidebilmek icin, bu dunyada teslimiyet onerilmektedir.Cehennem ise bu teslimiyete uymayanlar icindir.
Gunumuz dunyasinda artik; dinde ve onun bagli oldugu tanrida bir inanc sorunudur.Toplumsal bir karakter yapisindan ziyade, kisisel bir karakter yapisina burunmustur.
Oyle veye boyle, tanriyi arayan bir inanc, yine oyle veya boyle bu aradigi tanriya ulasmak icin; ya kendi dusuncesiyle, ya da kendine verilen dusunceyle bu ulasimi saglamaya yonelir.
Bunun kisisel bir temelde dini bir yonelis olup olmadigi tartisma konusudur.
Yalniz su unutulmamalidir ki; insanoglu kendi disinda insanustu bir guce yoneldigi muddetce ve bu gucu izah edemedigi veya ortaya koyamadigi muddetce tanriyi bulmasi kacinilmazdir.
Eger kisisel temelde, bu bulunan tanriya yonelim ve yonlendirim gelisir ve buna ait bir ideoloji ortaya atilirsa hic kuskusuz buda din olacaktir.
Benim onerim ise; insanoglunun kendinden baska bir guc aramamasi, boyle bir guce yonelmemesi, hem kendi, hem kendi cinsi, hem uzerinde yasadigi dunya, dogasi ve uzerinde yasayan tum varliklariyla birlikte uyumlu, gecinir iliski ve iletisimi insana yakisan bir duzen kurmasidir.
Sonucta, kendi dahil herseyi kendi dusunce yapi ve karakterinin algisiyla kavramlayan, teorileyen ve bu teorileri pratikte uygulayan insan, butun bunlari kendisinin yaptiginin ve kendisinden baska bir gucun olmadiginin bilincine varmalidir.
Ortaya attigi ideolojilerle, kaos yaratmak, toplumlari ayirmak ve bolmek birilerini suclayip birilerini kayirmak yerine; tum insanligi kucaklayacak ve gercekci temelde yasami iliski ve iletisimi insanlik adina yonlendirecek bir evrensel felsefede tum ayrimci ve bolucu olmayan ideolojileri birlestirme temelli bir anlayisi kazandirmasi gerekir.
Ortaya koyamayacaklari yerine, ortaya koyabileceklerine yonelmesi ve bunu evrensel bir ortaklik temelinde yapabilmesi, hem insanin hemde onun disindaki tum varliklarin yararina olacaktir.
Unutulmamasi gereken son nokta, epistemolojinin gercekligidir.
Yani insanoglu ne kadar herseyi ortaya koymaya calisirsa calissin, bunu basaramayacak ve herzaman bir bilinmeyenle, ispat edilemeyenle karsi karsiya kalacaktir.
Iste insanoglunun bu bakis acisinin bu gercegi, onu hicbir zaman tanridan kurtaramayacak ve ona ulasmak icin de onun ideolojik dinini yaratacaktir.
Unutmamak gerekirki, insanoglu butunun bir parcasidir ve her parca gibi kendi parcasina odaklanmalidir. Parcanin butunu ortaya koyma cabasidir ki, ona tanriyi kavramlastirmistir.
HENUZ KENDI PARCASINI BILE ORTAYA KOYAMAMIS INSANOGLUNDAN, BUTUNU ORTAYA KOYMASINI BEKLEMEK SPEKULASYONDAN BASKA BIRSEY DEGILDIR.
Yapmasi gereken kendi parcasinin yasam ve iliski ve iletisimini ortaya koyup, diger parcalarla uyumlu bir sekilde gecinmek ve onlari kendi parcasi yararina-kendi arasinda bolunmeden ve ayrilmadan-kullanmak ve onlardan yararlanmaktir.
Insanoglu ancak bunu basarabilirse, tanridan ve ona ulasma istegi dini orgutlemekden kurtulur.
Aksi bilinmezlik bataginda bogulmak, kendini gorememek, kendini kendi disina baglamak ve kendinin kontrolunu kendi disindaki bir guce vermektir.
BU GUC OYLE VEYA BOYLE KAVRAM OLARAK TANRIDIR.
Sorumuz:INSANOGLU KENDI YASAMI ILISKI VE ILETISIMINI KENDISIMI YASAYACAK, YOKSA BASKA BIR GUCEMI TESLIM EDECEKTIR?
Bu soruya verilecek cevap, insanoglu butununun ve her bir kisisinin yasam anahtari olacaktir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
serüvenci
18-06-2008, 11:15
sohbet odalarında evrensel-insan rumuzlu üyemizle yaşadığımız münakaşa sırasında kendisine karşı "terbiyesiz" kelimesini kullanmamdan ötürü özür dilerim. diğer düşüncelerimin değişmediğini de belirtmek mecburiyetindeyim.
evrensel-insan
18-06-2008, 17:56
Saygideger delx;
Ben uzun zamandir, yurt disinda yasadigim icin, kisisel atisma veya satasma iceren tarzda, duygusal iletisime alisik degilim. Ben herturlu oneriye acigim, yeterki iletisim kisisel emir, mudahele ve atisma icermesin. Eger bende dun sana boyle bir icerik kullandiysam ozur dilerim. Ben bu tip duygusallik iceren dialoglara alisik degilim. Umarim bir daha dialoga girersek, kisisel atisma, emir ve mudaheleye maruz kalmam.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-06-2008, 02:05
Saygideger arkadslar;
"Ateist" kavrami Turkce kokenli bir kavram degildir. Kokeni eski yunanca dan gelir. Yunanca da theos, tanri demektir. A on eki de theos'a -siz ekler. Bu ikisi birlesince athe-kisaltilmis hali, ki kisaltilmasinin sebebi yeni kelimeler turetmek icindir-Tanrisiz anlamini alir.
Atheism-tanrisizlik kavraminin ideolojisi-; atheist' de bu ideolojiye inanan, savunan destekliyen, taraftari v.s. temelindeki tanrisiz olan demektir.
Butun bu etimolojik aciklamadan sonra, konu tanri kavraminda tikanir. Cunku tanri kavraminin evrensel bir tanimi yoktur.
Neyin tanri olarak kavramlastigi, her teist veya ateiste gore ayri bir algidir. Bugun en azindan, tanrinin yansisi olan bir varlik olmadigi metafizik temelde ortaya konmustur.
Dolayisiyle, teist-ateist arasindaki varlik kokenli tartisma-ki var-yok tartismasi-tanri varlik olmadigi icin anlamsizdir.
Yine metafizik temelde, tanri kavraminin bir sezgi oldugu ve duyumunun algilandigi one surulmektedir. Bu temelde ise, tanri kavrami varlik degil bir inanc kavrami olmaktadir. Bu da teist acisindan duyumu alinan bir sezgi, ateist acisindan duyumu alinmayan bir sezgidir.
Ateistler genelde, mustakil var olan varligi dissal yani materyalist ideolojiyle algilarlar.Varliklastiramadiklari sezgiyi de duyumlarini almadiklari icin "yok" sayarlar.
Ateizm, koken olarak tanri kavramina degindiginden, tanrisizligi-oyle veya boyle-savunan herkes ateisttir.
Ateist olanin idealist olamayacagi anlami cikarmak, metafizik temelde yanlis olabilir.
Sonucta metafizik temelde varlik nedir?, nasil ortaya cikmistir?, nerden gelmistir?, nelere varlik denir? v.s. gibi sorularin hem bugun evrensel bir ortak cevabi yoktur, hemde epistemolojik temelde ortaya konanin siniri bugunku sinirdir. Herzaman da bir bilinmeyen olacaktir.
Dolayisiyle konu bireysel temeldeki tanriya inanip inanmamadan ziyade; metafizik temelde varligin felsefe konusu ve ifadesidir.
Diyalektigin temelini ortaya atan Kant bile, materyalizm den ziyade "Noumena" kavramiyla-kendi icindeki sey-idealizmi savunmustur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
29-06-2008, 19:36
Saygideger arkadaslar;
Bilindigi gibi, amerikan idealizminin soylevleri son zamanlarda Iran uzerine yogunlasmistir. Onlara gore, Iran "demokratik" bir ulke degildir. Isin ozunde su yatmaktadir.
Iran, islam kokenli bir musluman ulke olup seriat kanunlariyla yonetilmekte, yani amerikan idealizmine gore, radikal islami yururlukte tutan bir ulkedir.
Amerikan idealizminin islama bakis acisi ise, malum "ilimli islam politikasi" yani, islami ilimlastirarak, dinler arasi dialog yoluyla, evengalizme donusturme cabasidir.
Amerika'daki Obahama gelismesi ve Fettullah Gulen'in Turkiye'ye gelebilmesinin onunun acilmasi; Ister istemez insanin aklina su soruyu getirmektedir.
Acaba, amerikan idealizmi, ulkesi Amerika eliyle bir politik degisikligemi gidiyor? Bu politik degisimi Ortadogu'ya yansitmak icin, oradaki ulkelerde de uygulamak gerekirmi?
Sonucta, Iran rejimi, amerikan idealizminin gelecek ortadogu planlari onunde bir "engel" ise, bu engeli asmasi gerekir. Ki Iran'a savas soylemleri de bunu dogrulamaktadir.
Peki amerikan idealizmi, destek almadan bu savasa girisebilirmi? Bence, hayir. Peki Amerikan idealizmine en buyuk destegi-Iran'a savas konusunda-verebilecek en uygun ulke -her bakimdan-hangisidir?. Tabiki, TURKIYE. Hem komsusudur, hemde ilimli islama alistirilmaktadir.
O zaman mesele sadece, Iran'a saldirabilecek dusunce yapisini, yani ilimli islami evengalizme peskes cekecek ve radikal islama karsi cikacak dusunce yapisini, Turkiye'nin basina getirip, iktidar yapmaktir.
Bu basarilirsa, Amerikan idealizmi, Iran'a savas acacak gucu ve yardimi kendine saglamis olacaktir.
Bu savastan tek galip cikacak olan da, amerikan idealizmi olacaktir. Hem muslumanlar arasi bir sorunu korukleyecek, hem Iran'i-ki bunu daha once Irak savasinda yapti- hem de Turkiye'yi her turlu yipratacak ve belkide Orta dogu'daki Israil temelli evengalizmin yayilmasinda onemli bir adim atacaktir.
Iste, ABD' deki gelismeler ve F.GULEN OLAYI BOYLE BIR BUYUK TEHLIKEYE ISARET ETMEKTEDIR. ILERIDE OLASI BIR, TURKIYE DESTEKLI, ABD'NIN IRAN SALDIRI VE ISGAL GIRISIMI.
Umarim bu konuda, Turkiye'nin vakti vardir. Bu tehlikeyi gundeme getirir ve tedbir almaya calisir. Aksi, Turkiye'nin tarihsel macerasinda yeni bir boyuta girmesi ve amerikan idealizminin amaci dogrultusundaki gorevini yerine getirmesi-kendini harcamasi pahasina-olacaktir.
O yuzden bundan sonraki gelismeler cok yakindan izlenmeli, takip edilmeli ve her gelisme; nedenlenip, sorgulanmalidir. Yarin is isten gecmeden.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
11-07-2008, 00:26
Saygideger arkadaslar;
Ergenekon, ismiyle bilinen, icerigi terore ve darbeye baglanan harekatin; nasil bir amac guttugunu algilamak icin, konunun enine boyuna nedenlenip sorgulanmasi gerekiyor.
Once isminden basliyalim. Herkesinde bildigi gibi, tarihsel temelde ergenekon; Turklugun cikisi ve tarih sahnesinde kalmak istemesinin epik bir efsanesidir. Isminin bu olmasi, ilk akla gelisiyle, bu harekatin Turklu'gu yipratmak oldugu ortadadir. Icerik olarak, teror kavraminin yakistirilmasi; olaya terore yeni bir boyut katmak ve belkide PKK'ya yonelmis dikkati, bu harekatin yonune cekmektir.
Bu harekat, gorundugu kadariyla ve tutukladiklarinin ismi ve bilinirligi temelinde kimleri hedef almaktadir? Milliyetci-ulusalcilari, Ataturk'u soyle veya boyle savunanlari, bu savunu temelinde, laik ve cumhuriyetci kesimi ve en onemlisi; ulusal devletin guvencesi olan TSK'ni.
Butun bunlari kim yapmak ta ve bu olaylar kimin iktidarinda olmaktadir? AKP' hukumetinin.
Olayin bir baska boyutuda, AKP'nin sanki kendini halka ve kamuoyuna nefret ettirme cabasidir.
Toplumun en cok guvendigi kurum hangisidir? ordu, AKP orduyu suclamaktadir.
Toplumun en nefret ettigi olay nedir? Teror olaylari.
AKP ne yapmistir? Toplumun en cok guvendigi kurumla; toplumun en cok nefret ettigi olayi birbiriyle birlestirmis. Yani nefret ettiginin sebebi olarak, en guvendigini gostermistir.
Ayrica, toplumun oyle veya boyle dusunce ve davranislariyla belirli bir taktirini kazanmis kisileri de; bu konuda suclamistir.
BU AKP'NIN INTIHARIDIR.
Bir parti, kendi kendine intihar etmek istermi? bu bilinmez ama, kendisinin kapatma davasi paralelinde de bu intihar ederken, bazi seyleri de yoketme cabasidir.
Zaten gestopik yontemle yapilan tum gozalti girisimleri ve olayin hukuksuzluk boyutuna, siyasi tek yonlendirimin de eklenmesi, bu intihari hizlandirmaktadir.
ERGENEKON DOSYASI, AKP'NIN INTIHAR DOSYASIDIR.
Olayin bir baska yonude tutuklama gunlerinin tarihleridir. Her iki tarihte de, Kibris konusunda cok onemli kararlar alinmistir. 1 Temmuz gunu Kibris adina imzalanan tek ulke, tek devlet, tek yonetim anlasmasi; 50 yillik Kibris macerasinin ve KKTC' nin de sona erisidir.
Bu konuya cok onem ve deger veren kuruluslar, ayni gunki, tutuklamalarla uyutulmus ve Kibris sessiz sedasiz, Rumlara teslim edilmistir.
AKP artik intihara kalkmistir ve intihar etmesi emredilmistir.Fakat ayni bir intihar bombacisi gibi; kendi giderken mumkun olan tahribati da yaparak gitmektedir.
Belki bize dusen gorev; bu tahribatin nedenini, icerigini ve nelere yol acabilecegini, iyice nedenlemek-sorgulamak ve algilamak olmalidir.
Sebebi de yapilmak istenen tahribatin basarisinin az olmasi ve tamir edilir olabilmesi olacaktir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
11-07-2008, 01:09
Saygideger arkadaslar;
Ben daha onceki yazilarimda, evrensel temelde dusuncenin kokeninin nasil bir ayrilmisligin ayrimcilik temeline oturtuldugunu ve bu kokenin sorgulanamazligini ve sorunun insan kokenli kaynagini defalarca belirtmeye calistim.
Bu gun sozluk anlami temelinde ayrim ve fark kavramlari ayni kefeye konmakta; boylece olasi bir uzlasinin onu kesilmeye calisilmaktadir.
Ayrim, iki seyi birbirinden koparmak, birbiri arasindaki iliskiyi kesmek, iki ayri yon yaratmak ve ayrilanlar arasi savas ilan etmektir.
Fark ise, bir seyin diger seyden farkli olmasidir.
Burada isleyen duz mantik" madem farklilar, o zaman ayrilsinlar" mantigidir. Halbuki, evrensel temelde hersey icicedir ve hepsi bir ayninin urunudur.
Sorumuz o zaman; ayniyi olusturan farklari ayirmak mi? yoksa ayni temelinde farklari birlestirmek mi? olmaktadir.
Insanoglu maalesef, kurmus oldugu evrensel dusunce kokeniyle, tarihler boyu farklari hep ayirmayi yeglemis, bu ayrimi korukluyenler ve bunun icin yasami orgutluyenlerin cikarina alet olmustur. Erk savasi, sahsin egoizm savasi, ve butun insanoglunun kendi bunyesindeki savas; hep bu farkin ayrimindan ve farklar arasi ustunluk kurma cabasindan cikmistir.
Zeistgeist adli videonun bile anafikiri ve yapmis oldugu analizin temelinin bu ayrilmislik temelli mentalitenin ayrimci politikasini, cikar temelinde dunyayi kullanarak uyguladigini gozler onune sermesidir.
Peki farklar varsa, bu farklar nasil bir ayni temelinde ayristirilmadan yasatilacaktir?
Iste burada ayniyi yakalayabilmek ve bu ayni temelinde birlesip, butunlesip, beraberlesip birarada olabilmek; bu farka verilecek yeni bakis acisinda yatmaktadir.
Nedir bu bakis acisi? Bu bakis acisi, bir ayniyi savunmak ve ayni icin mucadele etmek-ki bu ayni insan ve onun insanligidir. Bu ayniligin dusunce ve davranisa yansimasidir-
Ikincisi, farklari bu ayni temelinde yasatabilmek ve farka-biribirine ustunluk kurmadan-diger farklarla birlikte ayni temelinde yasam hakki tanimak-ki unutulmamalidir ki, bu farklardan biride bu farki ortaya koyanin farkidir-
Iste bu yuzden; farkin farkina varmak, ne farki ayirmak ne de gormemezlikten gelmek bir aynilik ilkesidir. Cunku, herhangi bir cikarci farkin, kendi farkinin erkini isteyenin; basarisinin tek yolu, diger farklar arasi dayanismayi kirarak ve farklari kendi icinde yanliz birakarak ve de onlari kullanarak; kendi farkinin hukumdarligini ilan etmesidir.
Bunu onlemenin tek yolu; farklarin biribirinden farksiz olusturacagi birlik, beraberlik, butunluk ve aynilik olacaktir. Iste o zaman farklarin icinden hic bir fark kendi farkinin erkine soyunamayacaktir. Boylece farklarin varligi temelinde farklar arasi ayrilmaz butunluk ve beraberlik saglanmis olacaktir.
Kendi farkimizi nasil korumak, kollamak savunmak istiyorsak; insan ve insanlik temelli cesitliligin de bizim olmayan farklarini-koruyamiyor, kolluyamiyor, savunamiyor olsak bile-saygiyla karsilamak gerekir.
Tek amac farkin insanlik ve insanligina hizmet edip etmedigi olmalidir. Bu temelde insan ve onun insanligina yonelmeyen ve ayrimcilik ve fark erk temelli farklardan arinmak ve soyutlanmak gerekir. Bu da farklarin, birlik ve butunluk temelindeki verecegi arinma ve soyutlanma savasidir.
Uzlasmanin temelide, farklarin insan ve insanliga hizmeti ve birbirinden ayrilmama birbirini destekleme, yardimlasma savasidir.
Uzlasan farklarin savasi, uzlasmayi cikarina ters bulan erk duskunu farkin kendi farkini ustun kilma ya karsi verdigi savastir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
11-07-2008, 01:19
Saygideger arkadaslar;
Insani, ve dusunce ve davranista insanligi sunacak olan hukuk; bireysel, insansal ve evrensel olmali; karakteride, hak ve ozgurluk, saygi ve vicdan olmalidir.
Burada bireyin hak ve ozgurlugunun siniri, yine bireyin saygi ve vicdani olmalidir. Iste bireyin bu dusunce ve davranis algisi; onun hukukunu insansal ve evrensel kilacaktir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
16-07-2008, 03:36
Saygideger arkadaslar;
Bence, dunyadaki dinlerle ve ozelde islam diniyle ugrasmak, onu desifre etmek yerine; insanoglunun tarihine, insanoglunu kendi icinde ayirarak damga vuran din mentalitesine bakmak; onu cok iyi nedenleyip, sorgulamak ve desifre etmek gerekir.
Din mentalitesi, ayrimci ve cikarci dusunceye dayanir. Bu dusunceyi canli tutmak isteyenler, hic suphesiz ki, bu ayrimciliktan cikari olanlardir. Bu cikar, ayrimcilari tarih boyu bizlere sunmustur.
Aslinda, dini ideolojilerin sabit oldugu ve degismedigi soylenir. Bence bu buyuk bir yaniltmadir. Cunku tarih boyu, tarih sahnesine cikmis; tum ayrimci degerler ve ideolojileri, dinin mentalitesine hizmet etmekle kalmamis; tarihin icinde bulundugu doneme gore yiginlari pesinden surukluyerek; dini mentaliteye bir acilim getirmistir.
Buna gunumuzden en guzel ornek, evengalizm ve muslumanliga buna paralel olarak getirilmek istenen iceriktir.
Surasi cok aciktir ki; dini mentalitenin evrensel kokenini ortaya koyabilmek ve bunu dusunce ve davranistan, insanligin ve insanin butunlugu adina silip atabilmek, bilhassa sosyal bilimden arindirabilmek; bence her bir bireyin hem kendi adina, hemde insanlik adina, yapmasi gereken gorevdir.
Oyuzden, herbir insanlik icin savasim veren bireyin, kendi ideolojisini gozden gecirmesi ve eger ayrimci bir temeli varsa, bunu bulup ortaya koyabilmesi ve bunun ancak dini mentaliteye hizmet ettiginin bilincine varabilmesi, insanlik adina atilacak en buyuk adimdir.
Bireyin bunu basarabilmesi icinde, insanoglunun dusuncesini mesgul eden, dunyaotesi, dogaustu ve herturlu spekulatif bilim ve ideolojilerden arinmasi gerekir. Bunun icinde yapmasi gereken, insanin dusunce ve davranis gucunun neyi gercekli olarak ortaya koyabileceginin bilincine varmak ve bunu itiraz kabul etmez bir bicimde ortaya koymak gerekir.
Aksi, dini mentalitenin oyununa gelmektir. Bu oyuna gelindigi zamanda, kazanan tek bir kaynak vardir, o da dini mentalite.
Saygilarimla;
evrensel-insan
''insanoglunun dusuncesini mesgul eden, dunyaotesi, dogaustu ve herturlu spekulatif bilim ve ideolojilerden arinmasi gerekir.'' evrensel-insan
Tamamen katılıyorum,saygıdeğer evrensel anlaşılır ve algılanabilir bir yazı yazmışsınız.
İnsanlık temelinde tüm etnik ve dini ayımcılıkların ve de ekonomik ayrımcılıkların ortadan kalkması ve insanlğın evrensel dünya kardeşliğini gelştirmesi gerekmektedir.
sevgiler.
evrensel-insan
16-07-2008, 11:53
Saygideger aydoe;
Hem yazimi anlasilir, hemde dusuncemi algilanir, bulman beni ziyadesiyle sevindirdi. Ayrica destekleyici sozlerin icin de tesekkurler.
Demek ki, iletiden, iletisime geciste bayagi yol katettim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
18-07-2008, 10:57
Saygideger sohbet odasi mudavimleri ve ziyaretcileri;
Bazi yoneticiler, sohbet edebilme beceri ve yetisini yeteri kadar gelistiremediklerinden; daha once ayni saygisizliktan ikaz edildikleri halde, yetkilerini; pervasizca ustelik kisisel ve tuzuk disi kullandiklarindan; sahsim adina, sohbet odalarina gerekli gormedikce katilmama karari aldim.
Ilgilenenlere duyurulur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
ozgur_beyin
18-07-2008, 12:27
Bazi yoneticiler, sohbet edebilme beceri ve yetisini yeteri kadar gelistiremediklerinden; daha once ayni saygisizliktan ikaz edildikleri halde, yetkilerini; pervasizca ustelik kisisel ve tuzuk disi kullandiklarindan; sahsim adina, sohbet odalarina gerekli gormedikce katilmama karari aldim.evrensel insan
iyi birkarar almışsın umarım bozmzsın evrensel
evrensel-insan
18-07-2008, 12:50
Saygideger ozgur_beyin;
iyi birkarar almışsın umarım bozmzsın evrensel- o.b.
Almis oldugum bu karar, sizi memnun etmise benziyor. Eeee, insanoglu boyledir iste, sirf kendi cikari icin, bazen, olayi kendi istedigi gibi yorumlar.
Kararimi bozup bozmamayi, "memnun olanlar" in aleyhine mi, yoksa yetki kullanmayi kendine bir "silah" olarak kullanan, yoneticileri mi goze alarak surdurecegimi, henuz kararlastirmadim. Bakalim gelismeler ve zaman neler gosterecek?
Saygilarimla;
evrensel-insan
ozgur_beyin
18-07-2008, 12:59
Saygideger ozgur_beyin;
iyi birkarar almışsın umarım bozmzsın evrensel- o.b.
Almis oldugum bu karar, sizi memnun etmise benziyor. Eeee, insanoglu boyledir iste, sirf kendi cikari icin, bazen, olayi kendi istedigi gibi yorumlar. evrensel
sevgili evrensel odaya girmenden veya girmemenden nasıl birçıkarım olabilir anlamdım
kendi isteğime göremi yorumlamam gerekir yoksa başkalarının isteğine göremi anlamadım
evrensel sen kendi kurduğun hayal dünyasında yaşıyorve herkesi veherşeyi bu şablonlara göre yorumluyorsun.sen gerçek dünyaylailtişimini kopartmışsın.üzücü olan bu olayın farkında olmamanve burda zaman zaman sana yapılan telkinlerden hiç birşey anlamamayı
ısrarla sür dürdürüyorsun. ben ne yapabilirimki. çocuk gibixsin evrensel bununda farkında değilsin
evrensel-insan
18-07-2008, 13:15
Saygideger ozgur_beyin;
iyi birkarar almışsın umarım bozmzsın evrensel- o.b.
Yukarida-cumle ve kelime bozuklugu kapsayan- senden vermis oldugum alintiyi
aciklarmisin?
sevgili evrensel odaya girmenden veya girmemenden nasıl birçıkarım olabilir anlamdım
kendi isteğime göremi yorumlamam gerekir yoksa başkalarının isteğine göremi anlamadım-e.i.
Ben bu karari neden aldigimi detayiyla acikladim. O yuzden de yorumlari okura biraktim.Ama en azindan bana bu karari aldirtan nedeni gozardi etmemek gerekir, diye dusunuyorum.
''Bazi yoneticiler,'' evrensel-insan
Yöneticiler varmı? Yoksa yalnızca kavram mı?
Var olmayan yönetici yalnızca sizin algınızda var ettiğiniz yönetici sizi odadan sizin algınız dahilinde banlamıştır.
Gerçeklikte ise böyle bir olay yaşanmış olması mümkün değildir.
Varlığın ispatı için yapılan bir denemedir yaşanan.
Var olmayan yöneticilerin bu işi yapmaları mümkün olamayacağına göre demek ki yöneticiler vardır.
Sevgili evrensel,
Var olmayan yöneticilerden talepte bulunamazsınız veya da onları suçlayamazsınız,birisine sen yoksun dediğinde de onun için aslolan var olmak olduğundan,kendini var edebilmek için gereken herşeyi yapar.
Şimdi siz lütfen cevap veriniz yönetici var mı?
spartacus
18-07-2008, 17:14
Sevgili evrensel-insan
Chat odasına pek girmediğim için üzerime alınmıyorum. Yinede bu "bazı yöneticiler" Chat ortamı dışında hareket etmiş ise, (senin ifadendeki tek taraflı yargı nedeniyle tek taraflı yaklaşmak durumundayım) kimdir bunlar merak etmeye başladım?
Birde kimse kimseyi forum ortamında anlamak zorunda değildir. Bu konuda diğer eleştiri getiren arkadaşlara katılamayacağım. Kimin hangi alemde olduğu yada olmadığı kendisini bağlar. Ama eğer kişinin kendi iç alemi, diğerlerinin iletişim ortamına zarar veriyorsa bu ölçektede diğerlerini bağlar. Yoksa kişisel olarak kişilerin anlayıp, anlamaması yine kişilerin sorunudur. Katılımcı anlaşılmıyor mu burada kriter illa anlaşılıp anlaşılmaması değilde genel kural ve çerçeveye uyup uymadığı olmalıdır...
Bir diğeride, böyle bir şeyi neden buraya yazmak zorunda hissettiğindir. Ne gerek var, girmeyecekseniz girmezsiniz olur biter. Ama girdiğinizde uzaklaştırıldığınızı düşündü iseniz kararınızın-nedenlerin size ait olan kısımlarını irdelemekde yine size düşer. Nasreddin Hoca'nın dediği gibi hırsızın hiç mi suçu yok?
evrensel-insan
18-07-2008, 19:12
Saygideger spartacus;
Ben yazimi duyurular kismina yazmistim.Yoneticilerden biri uygun gormemiski; bu koseye almis.
Ne gerek var, girmeyecekseniz girmezsiniz olur biter. -spartacus
Ben hayatimda yaptigim bir seyi yapmamaya karar verdigim zaman; yaptigim seyi bilenler, meraklanmasin diye hep aciklama yaparim. Bu da o aciklamalardan biridir. Benim algima gore, bu bir sorumluluktur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
18-07-2008, 19:16
Saygideger aydoe;
Siz, yasami istediginiz gibi yorumlamaya devam edin. Sizin, beni ve dediklerimi algilamanizi beklemiyordum zaten.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-07-2008, 04:37
Saygideger aydoe;
Yöneticiler varmı? Yoksa yalnızca kavram mı?
Var olmayan yönetici yalnızca sizin algınızda var ettiğiniz yönetici sizi odadan sizin algınız dahilinde banlamıştır.
Gerçeklikte ise böyle bir olay yaşanmış olması mümkün değildir.
Varlığın ispatı için yapılan bir denemedir yaşanan.
Var olmayan yöneticilerin bu işi yapmaları mümkün olamayacağına göre demek ki yöneticiler vardır.
Sevgili evrensel,
Var olmayan yöneticilerden talepte bulunamazsınız veya da onları suçlayamazsınız,birisine sen yoksun dediğinde de onun için aslolan var olmak olduğundan,kendini var edebilmek için gereken herşeyi yapar.
Şimdi siz lütfen cevap veriniz yönetici var mı?-aydoe
Yonetici bir kavramdir ve mustakil var olan varlikla ozdeslesmistir. Yani, mustakil var olan varliga verilmis kavramdir. Bu kavramla ozdeslesen, mustakil var olan varligin da, hareketi onun ifadesidir.
Konu var-yok tartismasi degil; var olan mustakil varligin, varliginin ve varligini yasatmasinin ifadesel temelde ne oldugudur.
Daha once de belirttigim gibi, materyalizmin tarih sahnesine ciktigi zaman, tek amaci; kendisine karsit olan idealizmi curutme cabasiydi. O zamandan bu zamana koprunun altindan cok sular gecti ve mustakil var olan varlik temelinde materyalizm, madde-idealizm, dusunce karsitligina da ortaya koyan kavram-concept- ideolojisi yeryuzuyle tanisti. O yuzden bugun hala dusunce ve davranisi, gecmis cagin karsitligi temelinde degerlendirenler; kavrami aciklayamazlar.
Kavram konusuna deginen iki ideoloji vardir.Bunlardan birincisi, pozitivizmdir.Kavrami one cikardigi icinde, mustakil var olan varligi "yok" sayma yanilgisina dusmustur. Cunku mustakil var olan varlikla-kavram iliskisini gorememekte, bu ozdeslestirilmeyi, teke indirgemektedir.
Ikinci ideoloji de, kavramcilik-conceptualism- ideolojisidir.Bu ideoloji de, evrensel temeldeki gercekcilik,-ki evrensellerin sadece nesnel oldugunu savunur ve isimcilik,-ki evrenselleri "yok" sayar. Bunlarin cikis noktasi, kavramcilik ta evrenselleri sadece oznel olarak var sayandir.
Herseyden once kavramin varligi ispatlanabilen tek olgudur. Mustakil var olan varlik temelinde Ne idealizm ne de materyalizm bu olguyu "gormemezlikten gelir" ve ideolojilerine oturtamaz. O yuzden de var-yok karsitligina tikanir kalir.
Evrensel temelde ise kavramin varligi, hem realizmi-gercekcilik-ki sadece evrenselleri nesnel kabul eder. Nominalizm-isimcilik-ki evrenselleri "yok" sayar. Kavramin varligini ortaya atan kavramcilik-conceptualism- ideolojisi ise; cikis noktasiyla yanlistadir. Yani, evrensellerin sadece oznel varligini kabullenir.
Ben ise, kavramin ne oldugunu; hem mustakil var olan varlik temelinde, hemde evrensel temelde nasil algilanmasi gerektigini defalarca yazdim.
Son olarak sana onerim-senin materyalist oldugunu ve buna paralel olarak gercekci oldugunu dusunerek-Kavrami nedenleyip sorgulaman ve sahip oldugun ideoloji temelinde bir yere oturtman, bunu basarabilirsen, belki o zaman seninle ayni dili konusuyor olabiliriz.O DIL TEMELINDE DE YAZISABILIRIZ.Simdilik bu olanak, olanaksiz gozukuyor.
Not: Kavram temelinde, materyalizm, mustakil var olan varligi "dissal"; idealizm ise "icsel" ortaya koyar.
En azindan senin bir materyalist olarak savundugun ideolojindeki kavram algisini alglaman icin bu notu ekledim. Eger buradaki getirileni materyalist temelde kabullenmezsen; tekrar ideolojini degerlendirmeni oneririm.
Genelde, materyalistler, kavram-mustakil var olan varlik iliskisinde, kendi ideolojilerinden ziyade, ya pozitivizme ya da idealizme saparlar. Bu da materyalistlerin, kavram temelinde icine dustugu cikmazdir.
Nihilizm, yani yokculuk, hiccilik de kavrami; hem pozitivizm-mustakil var olan varlik "yok" tur temeli, hemde, nominalizm, evrenseller "yok" tur temeline indirgeyerek nihilizmi ortaya atmistir.
O yuzden eski materyalistlerin ve realistlerin nihilist olmasi ve bu temelde de idealizme sapmasi gayet dogaldir. Cunku cikis yolunu ancak nihilizmin getirdigi ego temelli bencilliklerinde bulmaktadirlar.Marxistler ise, hala kavramin bilincine varamamis, nihilizmle tanismamis veya tanistiktan sonra, terorizme veya anarsizme yonelmislerdir.
Kavramin tarih sahnesine felsefe, sosyal, siyasal ve bilim alanindaki cikisi ise; bugunku karmasaligi ve kaosu beraberinde getirmistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
19-07-2008, 05:39
Saygideger arkadaslar;
KAVRAM-CONCEPT-Tarih sahnesine, insanoglu dusuncesinde onemi algilandiktan ve insanoglunun davranisina ifade olarak yansidiktan buyana;Tum yasami yoneten ve yonlendiren aliskanliklarda ve bu aliskanliklarin alisilagelmis dogal dusunce yapisinda ; hem bir devrim yapratmis, hem de bu devrimle birlikte kaosu ve celiskiyi alisilagelmis felsefe, bilim temeline tasimistir.
Kavramin yaptigi bu devrim, butun eski bilinen ideolojileri ve bilime bakis acisini kokunden sarsmis, ve yeni bir suru felsefi, bilimsel bakis acisinin da dogmasina sebep olmustur.
Surasi bir gercektir ki, dogal ve alisilagelmis bakis acisinin dusunce ve davranisindaki bu devrim, hem dunyayi hem insanligi hemde insani-hem bireysel hem de evrensel temelde-tarihin gerisine cekmeye, bosluklar yaratmaya ve insanoglunu eskiden oldugu gibi, insanlik disi ve guc temelli davranisa zorlamistir.
Bugun insanoglunun ve onun yonetip yonlendirdigi dunyanin, icine dustugu cikmaz, bence akil yapisinin son ve nihayi cikmazidir.
Ya bir cikis noktasi bulunacak-hem bireysel hemde evrensel temelde- ve insan ve insanligi, yeni dogal olmayan bir bakis acisiyla tanisacak ve bu bakis acisi temelinde-ki bu insan ve onun insanligidir-hem kendini hem de iliskilerini yeniden ve kokten gozden gecirerek, kendine ve icinde bulundugu dunyaya, hem felsefe hemde bilimde yeni yontem ve sistem getirecek, ya da eski alisilagelmis ve dogal algiladigi dusunce ve davranista hem kendini hem insan yapisini hemde insanligini, aklinin sinirlari temelinde tarihe gomecektir.
Onerim, kavramin insan hayatindaki onemini ve yerini iyi algilamak ve bunun icinde tum dusunce kokenini ve onun dogal attedilen dusunce ve davranis yapisini ve onun getirdidgi sabit bakis acisini yeniden gozden gecirmektir.
Bireyin hem insansal hem de evrensel dusunce ve davranisi acisindan. Benim cikis yolum bu konuda felsefidir. Kisaca kavramin, hem mustakil var olan varlik temelinde, hemde evrensel temeldeki, birligini, butunlugunu ve beraberligini sunmaktadir.
Kavramin, felsefenin metafizik dalinin-ki varligi her yonuyle sorgulayan dali-getirdigi temeldeki, yeni bakis acisini vermekte ve alisilagelmis bakis acisini curutmeye yoneliktir. Kavram ya evrimci olarak insanoglunu kaos icinde tutacak ve yasadigi dunyasini ve kendini algilanmaz kilacak; ya da devrimci temelde, insanogluna hem bireysel hemde evrensel devrimi yeni bakis acisiyla yaptiracaktir.
Bu secimin zamani gelmis ve gecmektedir.
Yasamin, iliskinin ve dusunce ve davranisin bir eziyet, aci kesmekes ve kaos temelli celiskimi? yoksa, bir eglence, zevk, uyum, ve kosmos iceren bir iliski mi oldugunu herkes kendini aynada gorerek karar verecektir. Verdigi karar dogrultusunda da kendine bir yol cizecektir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
21-07-2008, 15:26
Saygideger arkadaslar;
Kavram-CONCEPT-kelime anlami olarak, hamilelek, gebelik, doguma yonelen demektir.Yani, beynin hamile kalmasi, ya da gebe kalmasidir.
Beyin nasil hamile kalir? Beyin, herhangibir somutu-maddeyi-yansi yoluyla, 5 duyuyla; veya bir soyutu,-inanci- duyu yoluyla algilar, bu algilama SORUDUR. Sonra bu soruyu, algiladigiyla ISARETLER. Yani ozdeslestirir.
Boylece SORU ISARETI-?-beyinde hamile kalir. Goruldugu gibi, beyin hamile kaldiktan sonra, artik soruyu-ki beyinde- ve isareti-soyut veya somut- biribirinden ayirmak imkansizlasmistir.
Bu soru isaretine bir cevap vermek gerekir. Iste o cevap kavramdir. Yani hamile kalan beynin-soru isaretine-dogumudur.
Madde dilinden konusacak olursak; YANSI, BEYINDE SORU OLARAK BELIRIR, BEYINDE BU BELIRLEDIGI SORUYU ISARETLER. Dolayisiyle, madde kavrami, hem soru, hem isareti hem de cevabidir.Iste buna uclu ozdeslesme denir.
Kavramlar hep pozitiftir. Pozitivizm adini burdan almistir. Pozitivizm kavrami tek gordugu icinde, yansiyi vereni, yani maddeyi yok sayar. Idealizm veya materyalizm, kavrama bir acilim getirmemistir.
Kavramlar ayni zamanda, belgit, axiom, yani ispati gerekmiyen olgulardir.
Sorun ise, bundan sonra, yani kavramin kullaniminda, diger bir deyisle ifade edilisinde baslar. Ifade ya kavrama paralel- yani positif, ya da kavrama ters-yani negatiftir.
Kavramin, isaret olarak, bir soyutlami yoksa bir somutlami ozdeslestigi bilinemedigi veya algilanamadigi icin, cikan ilk ifade sorunu kavramlananin, oznel mi nesnel mi oldugudur. Daha sonraki sorun, inancmi maddemi oldugudur. BIR MADDEMI, DUSUNCEMI URUNU OLDUGUDUR. Kavramlastirilanin var mi, yok mu oldugudur.
Buradan da kavramin karakteri ortaya cikmaktadir.Soru ve isareti-ikilem,kavramlayan ve kavramlanan-karsitlik, yani X in cizgisel hali, yani 4'lu kesisimdir.
Yine ifade de yasanan bir sorunda, ifade eden beynin tek olmasi, kavramin ise evrensel olmasidir. Sevgiyi ornek alirsak;soruyu isaretleyen ve bu isaretin sevgi oldugunu dusunen, beyin; bu sevgiyi, bir baska vucutla ozdeslestirir. Bu rada ki sorun sevgi uzerine ozdeslenen vucudun, bu isareti isaretlememis olmasidir. Boylece sevgi tek isaretleyen tarafindan vardir. Uzerine isaretlenen tarafindan degil. Eger, soyut degerler, hem isaretleyen hem de uzerine isaretlenen ile ortusurse; iste o zaman andlasma saglanir. Aksi taktirde tek taraflidir. Tum soyut degerler icin bu gecerlidir. Dogru, iyi, demokrasi, hak, hukuk v.s.
Kavramin bu uclu ozdeslesmesinden dolayidir ki-soru, nokta;isaret, positif; ve cevap-isim veya adlama, bir dir.Yani-bir pozitif nokta.
Ne madde, ne dusunce ne de kavramin kendisinin metafizik-yani varlik temelinde evrensel bir ispati veya kabulu yoktur. Cesitli ideolojiler, bu uc ayri ogeyi teke indirgeme veya ilkleme mucadelesi vermektedirler. Bu teke indirgemenin sebebide; alginin noktasal olmasi ve dilin noktasal icerikte olmasindandir.
Burada ki benim aciklama yontemim, cizgisel (linear) ve yansal (lateral) dir. Yani ozdeslenen ve biribiriyle kesiserek teke indirgenmeye calisilani; yanyana ve cizgisel olarak ortaya koyar, bu ortaya koyusta-yanlamasina, birbirine bitisik- (juxtapositional) temellidir. ki bu 3 bacakli Y dir.
Kavram konusu yasamin ve herseyin ne olarak ve nasil olusturuldugunu bize anlatan bir olgudur.O yuzden algilanmasi cok onemlidir.
Eger yazilarima, soru, yanit ya da katki gelirse devam edecegim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Kavramın oluşması için algılanması gerekmekte,anlattıklarınıza göreç
Yani ya 5 duyuyla yada duygularla algılanabilmeli ki bir kavram oluşabilsin.
Öyleyse var olmayan bir şeyin kavram olması da mümkün görülmüyor.
Maddi temelde olmasa bile en azından kavram olarak vardır ki kavram olabilsin .
Doğrumu?
evrensel-insan
22-07-2008, 01:57
Saygideger aydoe;
Öyleyse var olmayan bir şeyin kavram olması da mümkün görülmüyor.-aydoe
Iste en ilginc nokta da burasi; sezgi olarak algilanan soyutlar da kavram oluyor. Onun var-yok tartismasi ifadeye giriyor. Var olmayan sey, mesela ne?Eger bir cevabin varsa, o kavramdir. Var olmayan sey, sana gore tanri olabilir. Iste o tanri kavramdir. Yani kavramlar, bana gore sana gore olmaz, evrenseldir. Bana gore, sana gore olan; kavramin ifadesidir ve oznenin ozel yorumudur. "Tanri yoktur", diyemezsin, cunku tanri kavramdir ve evrensel olarak tanri kavrami vardir. Yok olan senin ozel ifadendir. Yani "var olan tanri kavrami, benim icin birsey ifade etmiyor" diyebilirsin. Ama tanri kavramini inkar edemezsin.
Buna en guzel ornek, dogaustuluk ve dunyaotesilik. Ayrica sciencefiction, yani, bilimkurgu. Bugun, insanoglunun beyninde, cevap bulan her soru isareti, ki buna hayaller de dahil; kavramlasmistir. Oyuzden, ifadeye gecmeden once, kavram oldugunun bilincine varilip; ne oldugu ve nasil olusturuldugu aciklanacak. Iste o yuzden ben tanri nedir yazisini yazdim. Kavramlari, ifadeyle curutmek mumkun degildir. Ancak, ne oldugunu ve nasil olustugunu aciklayarak-tabi once algilayarak-curutulebilir. Var ve yok, kavramin bir ifadesidir. Kavrami aciklamaz. Yani var veya yok ifadesine girilirse; kavram bastan kabullenilmis olur.
Kavram olmayan sey demek, sorusunun isaretlenmemesi demek. Bugun dil de ne varsa, kavramlasmis demektir.
Kavramin kendisi var demektir. KAVRAM=VAR.
Bugun bahsedebildigin hersey, kavramdir. Onu ifade etmeye yonelmek yorumdur. Ozneldir. Kisaca, KAVRAMIN DISINDA HICBIRSEY YOKTUR. Hersey kavram bunyesindedir.
Bundan sonra insanoglunun soracagi tek bir soru kaliyor: EGER ALGILAYAN OZNEYSE, YANI INSAN, ALGI KAVRAMSA-YANI, MADDE-DUSUNCE; PEKI O ZAMAN ALGILANAN-YANI YANSIYAN VEYA SEZILEN, ama henuz kavramlasmamis olan- NEDIR?
Saygilarimla;
evrensel-insan
''Kavramin kendisi var demektir. KAVRAM=VAR.
Kisaca, KAVRAMIN DISINDA HICBIRSEY YOKTUR. Hersey kavram bunyesindedir.'' e.i
Kavrayamadığımız şeyler de vardır.
KAVRAM+HENÜZ KAVRAYAMADIKLARIMIZ=VAR
Varlık bizim kavramımızdan bağımsızdır.Geçmiş yılları düşünün bugün yaşamımızda olan bir sürü kavram bilinmemekteydi.
Amerika keşfedilmeden öncede vardı ve yerinde durmaktaydı,bizler için kavram haline gelmesi keşfinden sonra olmuşsa da vardı.
Yani biz algılamasakta biz kavramlaştırmasakta var olan vardır.
Varlık bizim düşüncemizin dışındadır.
6 ay önce benim evrensel-insan kavramım olmaması,evrensel-insanın olmadığı anlamına gelmez ,evrensel-insan vardı ama ben tanımıyordum.
Onun varlığı benim algım dışındadır,ben algılasamda algılamasamda vardır.
Algılanan nedir,senin algıladığındır.Bir yanılsama da olabilir.
evrensel-insan
22-07-2008, 21:35
Saygideger aydoe;
Bende ayni seyi diyorum zaten, kavramlar evrenseldir. Kisinin bilip bilmemesi degildir, konu.
Kavrayamamak, kavrama verilen ifadeyi algilayamamaktir. Neyin, insanoglu kesvedip, kavramlastirmadan once var olup olmadigi; ancak kavramlastiktan sonra, yani var kilindiktan sonra algilanir.
Mesela, evrensel-insan kavramini ilk ben kendimi isaret ederek yarattim, kendimle ozdeslestirdim ve kavramlastirdim. Ondan sonra artik o kavram vardir. Varligindan haberdar olmak ya da olmamak, tamamen yansiyla ve duyumla baglidir. Evrensel-insanin yansisini ve duyumunu alanlar icin vardir, almayanlar icin yoktur, ya da baska bir deyisle almayanlar, evrensel-insanin varligindan haberdar degildir. Ama evrensel, temelde yaratilmistir ve vardir. O yuzden, kavram hem evrensel temelde vardir, hem algiliyan-yani yansisini ve duyumunu alan-icin vardir.
SADECE YANSISINI VE SEZGISINI ALAMAYAN, ALGISINI ALAMAYAN ICIN O KAVRAM YOKTUR VE O KAVRAMIN VARLIGINDAN HABERDAR DEGILDIR.
Bu haberdar olmama durumu, sadece haberdar olmayan icin gecerlidir. O nun da bu kavramla ilgili ifadesi yoktur zaten. Haberdar olduktan sonra, kavrami inkar etmek mantik disidir. Sadece istenirse, ancak negatif ifade edilir.
Insanoglunun haberdarligi, ancak kavramla mumkundur. Fakat, bu haberdarlik, noktasaldir. Sorunda, kavramin bunyesinde neleri ozdeslestirdigini, algilamamak
-ki yukaridaki yazimda izah ettim-ve sadece tekini kabule yonelmektir. Bu yuzdendir ki; ideolojiler arasinda, maddeciler, dusunceciler ve kavramcilar ayrilir, buna paralel olarak; realistler, idealistler,isimciler ayrilir.
Iste bu ayrimin sebebi, ozdeslesmeyi algilayamamak; her bir ozdeslesen ogenin farkliligini tek ve oburlerini goremez temelde degerlendirmek.
Iste sorun ve tartisma budur. Bu tartisma, hem felsefeye hem de bilime yansir. Hem de varligin ne oldugunun evrensel bir ortak noktasina varilamamasini saglar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartacus
22-07-2008, 23:06
Evrensel kısa bir soru. Soyutlama iradidir(irademiz dahilindedir-öznel, kaynağı nesnel diyecem kabul etmeyecen). İrademizin dışındakiler yada o alan nedir?
Umarım sorumu anlamsal olarak alırsın...
evrensel-insan
22-07-2008, 23:15
Saygideger aydoe;
Sana kavramin ozdeslestirdiklerine ornek-ki benim verdigim ogeler, temel ve kokensel ogeler-soyle bir aciklama yapayim.
Ben Evrensel-insan'i bu site icin yarattiktan sonra.-bu da kisaca, siteyle tanistiktan sonra, bir soru belirdi. Sorunun isareti siteydi ve soru isareti cevap olarak, evrensel-insan diye, yansidi bana-siteye girdim ve sitedekiler, benim varligimdan-kavramimin, yani evrensel-insan'in yansisini algilayarak-haberdar oldular.
Benim, site oncesi ve site disi da bir dunyam var. Fakat ailemin ve yakinlarimin disindakiler, benim varligimi bildikleri halde, evrensel-insan'in varligindan haberdar degiller. Velevki haberdar olsalar bile, evrensel-insan'in ben oldugumdan haberdar degiller.
Dolayisiyle, bir varligin birden fazla kavrami vardir. Bunlardan birinden haberdar olmak; varliktan haberdar olmayla esdegerlidir. Ama ayni varliktan, cesitli kavramlarla haberdar olunacagi gibi; kavramlar arasi baglarin oldugundan da haberdar olanlar ve olmayanlar vardir.
Iste bu celiski tamamen, mustakil var olan varlik icin gecerlidir. Evrensel temelde boyle bir sorun yoktur. Iste bir varligin cesitli kavramlari arasindaki bag ve cesitli kavramlarin ayni varligi isaret etmesi, bu cesitliligin bir parcasidir. Bu benim kavramlarimdan, beni tanimlamayla da orantilidir.
Beni, kendi ifadeleriyle taniyanlara gore; bana ayrica benim disimdakiler tarafindan da kavramlar yuklenir. Bu kavramlardan, kavram yuklenenin-benim- haberdar olmasi ise; yine onun-benim- o kavramin yansisini veya sezgisini algilamasiyla paraleldir. Iste bu cok onemlidir.
ACABA, MADDE KAVRAMINI YUKLEDIGIMIZ, KENDISINE YUKLENEN BU KAVRAMDAN HABERDARMIDIR? HABERDAR OLMA OLANAGI VARMIDIR? BU KAVRAM ONA MI AIT, YOKSA BIZIM YUKLEDIGIMIZ BIR KAVRAMMIDIR?
BIZ YERYUZUNDE YOKKEN, KAVRAM YOKKEN VE KAVRAM YUKLEME OLANAGI YOKKEN MADDE KAVRAMI VARMIDIR? MADDE KAVRAMI YOK ISE, OLANIN VARLIGINI NE, KIM, KIME ve NASIL ORTAYA KOYACAKTIR? ve son sorumu buraya birdaha alintiliyorum.
Bundan sonra insanoglunun soracagi tek bir soru kaliyor: EGER ALGILAYAN OZNEYSE, YANI INSAN, ALGI KAVRAMSA-YANI, MADDE-DUSUNCE; PEKI O ZAMAN ALGILANAN-YANI YANSIYAN VEYA SEZILEN, ama henuz kavramlasmamis olan- NEDIR?-e.i.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
22-07-2008, 23:29
Sayideger spartacus;
Evrensel kısa bir soru. Soyutlama iradidir(irademiz dahilindedir-öznel, kaynağı nesnel diyecem kabul etmeyecen). İrademizin dışındakiler yada o alan nedir?-spartacus.
Irade kavramini, sen nasil ifade ediyorsun, bilmiyorum ama; kavram bir soyutlamadir.Bu soyutlama, hem bir somut-madde-, hemde bir soyut-inanc, dusunce-uzerine yapilir.
Yani kavramsal soyutlama; hem somut hem de soyut bir degerle ozdeslestirilir. Irademizin disindaki-yansisini-ki madde- ve sezgisini-ki inanc, soyut- algiladigimiz hersey kavramlasmistir.
Eger henuz, yansisini ve sezgisini algilayamadigimiz bir sey kavramlasmamissa, zaten ifadesi mumkun degildir. Bu evrensel, yada oznel-kisisel- duzeydedir. Kisisel duzeyde ise; kavramlasandan haberdar olup olmamak gecerlidir. Haberder degilse, kisi onun icin olmayan sey; aslinda evrensel temelde kavram olarak vardir.Taki o da haberdar olana kadar. Senin sorun suna mi paralel?
Bundan sonra insanoglunun soracagi tek bir soru kaliyor: EGER ALGILAYAN OZNEYSE, YANI INSAN, ALGI KAVRAMSA-YANI, MADDE-DUSUNCE; PEKI O ZAMAN ALGILANAN-YANI YANSIYAN VEYA SEZILEN ,ama henuz kavramlasmamis olan- NEDIR?-e.i.
spartacus
22-07-2008, 23:37
ACABA, MADDE KAVRAMINI YUKLEDIGIMIZ, KENDISINE YUKLENEN BU KAVRAMDAN HABERDARMIDIR? HABERDAR OLMA OLANAGI VARMIDIR? BU KAVRAM ONA MI AIT, YOKSA BIZIM YUKLEDIGIMIZ BIR KAVRAMMIDIR?
Evrensel neden bu kadar kendini yoruyorsun? öznelin dünyasındasın, elbette KAVRAM senin yüklediğin, haberdar değil ama sen yükledin diye bir yüklenen yok diyemezsin. Yüklenen var ki yükleyebiliyorsun ve sen yüklemesende yüklenen var, illa tanımlaman gerekmiyor. O yüzden özneli, yüklemli alan özneldir, yüklenilen şey ise nesnel(zaman konusunda söyledik). Bir ayrım koyalım;
Senin madde dediğinden haberdar olmayan var.
Senin madde dediğin kavramlaştırdığın bir zihnin var.
Birincisi FİZİK alanıdır. İkincisi zihin alanı. Senin söylemlerin eğer bu alanlara bir açıklık getirmek ise eyvallah, değilse idealisttir.
Tavsiyem öznel(subjektif) alan ile nesnel(objektif) alanın ne ifade ettiğini anlamdaş(kavramsal değil, işaret ettiği) olarak düşünüp, kavramaya çalışman...
evrensel-insan
22-07-2008, 23:46
Saygideger aydoe ve spartacus;
Bundan sonra insanoglunun soracagi tek bir soru kaliyor: EGER ALGILAYAN OZNEYSE, YANI INSAN, ALGI KAVRAMSA-YANI, MADDE-DUSUNCE; PEKI O ZAMAN ALGILANAN-YANI YANSIYAN VEYA SEZILEN ,ama henuz kavramlasmamis olan- NEDIR?-e.i.
Kisaca, seyden-ki sey de dahil, cunku o da kavramdir-kavrami ve tum kavramsal ozdeslesimleri-ki buna var-yok ve varlik, madde-dusunce dahil-cikarirsak, geriye kalan nedir? ISTE SORU BUDUR!
Felsefi olarak, henuz bu soru sorulmamistir. Yalniz madde mi-dusunce mi? sorusundaki en son durum kararsizliktir. Kavram konusunda ise, en son durum; hem oznel, hem nesnel olundugudur. Bu ikilik ise bir kritiktir.
Bu felsefedeki ve onun bilime yansisindaki cikmaz durum; noktasalliktan ve teke indirgeme zorunlulugundan dogmaktadir.
Benim bakis acim ise tamamen farklidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartacus
23-07-2008, 00:24
Evrensel tamam bu halde tartışmanın anlamı yok....
Felsefe bu konuları ele aldı. Ama bu kadar da özele(paradoksa) girmedi, çünkü felsefede anlam önemlidir, tek tek her kelime kavramdır o halde her şey kavramdır değil... Felsefe ele aldığı için şöyle dedi ve derken dediğininde ve keliemelerinde kavramsal olduğunu biliyordu ama önemli olan algıyı ifade etmekti ve ifadesine önem verdi. yani anlamı bakımından izah etti... Objektif(nesnel) ve Subjektif(öznel) alan dedi.
İsimlendirilmiş şeylere tekrar isim vermek istiyorsun, ben yokum:p
evrensel-insan
23-07-2008, 00:32
Saygideger spartacus;
sen yükledin diye bir yüklenen yok diyemezsin. Yüklenen var ki yükleyebiliyorsun ve sen yüklemesende yüklenen var, illa tanımlaman gerekmiyor. O yüzden özneli, yüklemli alan özneldir, yüklenilen şey ise nesnel(zaman konusunda söyledik). Bir ayrım koyalım;-spartacus
Sonucta hep ayni nakarat ve suclamayla karsilasiyorum, onemli degil; alistim zaten. Yalniz, ben nerede "yok" diye bir ifade kullandigimi gosterebilirsen sevinirim. Sakin, bu senin; benim yazdiklarimdan cikardigin bir ifaden olmasin!
Eger yuklenilen sey nesnelse; soyut terimlerin nesnelligini bana aciklarmisin? Dogru, iyi, guzel, sevgi, ask, demokrasi, hak v.s. Mumkunse, bunu bir ozdeslestirme yapmadan, belirtmeni istiyorum.
Aslinda, pek ilerliyemiyoruz, sonucta donup dolasip; ayni yerde takiliyoruz. Ama inan ben hic yorulmuyorum, bir milim bile ilerlenilse, o bana yetiyor.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
23-07-2008, 00:38
Saygideger spartacus;
İsimlendirilmiş şeylere tekrar isim vermek istiyorsun, ben yokum-spartacus
Inan, benim hic boyle bir niyetim yok. Ben sadece cikarsama, curutme ve yanlislama uyguluyorum, hepsi o kadar. Seni olanlar tatmin ediyorsa ve sorun yoksa, mesele yok.Sonucta, herkesin inanci ve ifadesi; kendinedir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
23-07-2008, 01:17
Saygideger spartacus;
Birincisi FİZİK alanıdır. İkincisi zihin alanı. Senin söylemlerin eğer bu alanlara bir açıklık getirmek ise eyvallah,-spartacus
Benim soylemlerim, bu ikilem ve karsitligin, ortak ve evrensel kokenini ve temelini sunmak. Ayrica bunun bir hem mustakil var olan varliksal, hem de evrensel sorunun degismez temeli oldugunu gostermek. Yoksa birini otekine tercih degil. Veya var-yok tartismasi da degil, cunku her ikisi de kavram olarak vardir, zaten.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartacus
23-07-2008, 11:07
Yoksa birini otekine tercih degil. Veya var-yok tartismasi da degil, cunku her ikisi de kavram olarak vardir, zaten.
Tamam evrensel bende bunları söyledim, söylüyorum. ÖZNEL bu yüzden tanımlanmış, ifade edilmiştir. Dediklerini anlıyorum, itiraz etmiyorum, ifadenin ifade ettiğidir işin diğeri. Bu açıdan anlamı bir kelimede anlayabiliyorum artık, sayfalarca anlatmana gerek yok - > Öznel.
Nasılki irade dahili alana öznel diyoruz birde iradeden bağımsız(yani kavramlar dünyasından bağımsız) nesnel alan vardır. İlla Bir isim koymana, kelime üretmene kavrama muhtaciyet yok, o muhtaçlık senin. Varsada kelimeleri anlam bakımından düşün. İradeden bağımsız diye belirtiyorum, daha ne olsun. Başka türlü nasıl algıladığını ifade edebilirsin. Parmak ayı gösterdiğinde parmağa değil aya bakmalı denir, o yüzden ifade de aslında bir belirleme-işaretdir.
İnsan zihni üretkendir. Soyutlama dahi özünde bir üretimdir. Her kelimenin bire bir nesnel karşılığı olmayacağı gibi her nesnelin illa bir kelimesel karşılığı olmalıdır diyemezsin. Özneli bana anlatmak için kendini yorma, ben her cevabımda zaten salt öznelde onayladığımı söylüyorum. Onaylamadığım ise senin yukarıdaki altını çizdiğim bakışındır.
Eğer bana yine kelimel olarak algıla da kavramdır, parmak da kavramdır diye cevap vereceksen ben şimdidien evet diyorum, sen köşende bizi aydınlatmaya devam edebilirsin : )
evrensel-insan
23-07-2008, 12:09
Saygideger spartacus;
Her kelimenin bire bir nesnel karşılığı olmayacağı gibi her nesnelin illa bir kelimesel karşılığı olmalıdır diyemezsin.-spartacus.
Senin deyiminle kelimesel, benim deyimimle kavramsal karsiligi olmayan bir nesne-ya da ozne, ya da somut, ya da soyut- var mi, bildigin?
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartacus
23-07-2008, 19:09
evet
yeterli mi?
Demek istediğimi anlamamışsın yine BEN noktasından bakmışsın. İradenden bağımsız ne demektir ? Bunu düşünebilirsin...
evrensel-insan
23-07-2008, 19:28
Saygideger spartacus;
evet-spartacus.
Bence bu evet, cok yalin olmus, bir de bu eveti orneklesen.
bir nesne-ya da ozne, ya da somut, ya da soyut- var mi, bildigin?- e.i.
Hangisine, evet.
Demek istediğimi anlamamışsın- spartacus.
Bu arada, huyum kurusun, hep ben, nedemek istendigini anlamam.:rolleyes:
Benim dediklerim, kolayca anlasilir.;)
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartacus
23-07-2008, 20:40
Kesinlikle! Hiç şüphem yok http://www.postsmile.net/img/19/1941.gif
''Dinsizin hakkından imansız gelir'' demişler,herhalde doğru söylemişler.:)
spartacus
23-07-2008, 21:56
Bence bu evet, cok yalin olmus, bir de bu eveti orneklesen. E.İ
evet bir kavram, kavram olmasa evet denmezdi, evet olmasa kavram olmazdı. Örneklemeye gerek var mı?
Sevgili E.İ dediklerini anlıyorum ve diyorumya katılıyorum diye. Peki iradeden bağımsız madde, nesnel alan var mı yok mu ? Burada ki sorumu demek istediğim yani anlam bakımından değerlendirebilir misin?
------------------------------------------------
Aydove* : )
* Aydove marka tescili Nasıralı CeMal'e aittir.
evrensel-insan
24-07-2008, 02:59
Saygideger aydoe;
Burada, dinsiz kim?, imansiz kim?, kim kimin hakkindan geliyor? Zaten, sorunda orda degilmi?, hersey yerli yerinde duruyor. Bizler, insanoglu olarak; hem gelin guvey oluyor, hem biribirimizle anlasamiyor, hemde biribirimizin hakkindan gelme mucadelesi veriyoruz? Acaba, bu verdigimiz mucadele, zaman dahil; insanoglunun disinda baska neyi ilgilendiriyor?, insanogluna da zarardan baska ne sagliyor? cok merak ediyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
24-07-2008, 03:16
Saygideger spartacus;
Peki iradeden bağımsız madde, nesnel alan var mı yok mu ? Burada ki sorumu demek istediğim yani anlam bakımından değerlendirebilir misin?-spartacus
Aslinda biliyormusun? " tarih tekerrurden ibaret" denir.Bu tarih, o kadar eski degil.Daha gecenlerde, ayni yerde, Dilaverle de tikanmistik. Ben, ona, onun bakis acisindan cevap vermistim. Rahat uyusun diye!:D
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=6152&page=4 veya
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=115189#post115189
Goruyorumki, burada da ayni sey gecerli. Benim bakis acimdan, olay cozulmuyecek. Ben de, senin hatirina tarihi gene tekerrur ettireyim, bari.
Anlami, verenin insanoglu oldugunu hatirlatarak; benim veya insanoglunun varligi ve iradesi, hem kendisinin nasil dunyaya geldigini,hem de kendi disindaki, herhangibirseyin ne oldugunu, bilmeye yetmez.
Sirf bu cumleden cikarsak, ben VARDI ve VARSAYDI diyor, ve en azindan,kendisinin uzerinde meydana geldigi, kendisinden once, bir nesnel alan dunya, vardi ki onun uzerine geldi, diyorum. Ayrica, asagidaki linki veriyor, ve belki benim nasil bir bakis acisiyla, baktigimi algilarsin diye!, bakmani oneriyorum. Bilhassa, dilaver ile olan karsilikli yazismalarimiza.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=113152#post113152
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
24-07-2008, 03:33
Saygideger spartacus;
Arkadaşım son defa soruyorum :İnsandan evvel bir şey var mı ve bunun adı ne, ve bu olan ne zamandan beri var.-dilaver
ile;
Peki iradeden bağımsız madde, nesnel alan var mı yok mu ? -spartacus;
Arasindaki bagi, gorebiliyormusun?, su" VAR MI?, YOK MU" sorusu, insanoglunun hayatinda, ne kadar onemliymis. Ustelik, soruyu soran da, cevap verecek olanda, insanoglunun kendisinden baska bir sey olmayacagi; ve insanoglu yokken bu soruyu soracak ve soruya cevap verecek baska bir canli olmadigi halde.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartacus
24-07-2008, 08:53
Sevigli Evrensel hiç bir yerde tıkanmadık. En azından biz tıkanmadık. Sana söylediklerine daha ilk başından beri katılıyorum dedim. İnsan yok ise insan iradesi yok ise ÖZNEL de yoktur(yani kavramda yok Evrensel.) Anlam'da yoktur. Zaman konusunda dahi bunu açıkladım. Özneli, yüklemli, zarflı, tümleçli, amaçlı, anlamlı, ölçekli her şey özneldir diye.
Tıkanılacak hiç bir şey yok ama düşünüyorum o halde varım, düşünüyorum o halde varlar, düşünmeseydim ya da düşünmediğim zamanlar hiç bir şey(fizik anlamında) yoktur deme noktasına gelmeme-n-k için henüz hiç gelmediğin bir yere temas ediyorum.
Sen bunu ne ile nasıl açıklarsan açıkla, kavramlarla ifade etmekten başka şansın olmasada soru basit;
İradelerimizden bağımsız şey var mı?
Bu soruyu senin söylediklerine karşıt söylemiyorum, söylediklerine ise katılıyorum o nedenle diyorum ki söylediklerin iradidir, irade dahilidir peki irade dahilinde olmayan ondan bağımsız bir alan var mı? Sormak istediğim nesnel alandır. Senin cevapların ise hep şöyle oluyor, nesnel'i insan kavramlaştırmış, adlandırmış, insan olmasa nesnel(kelime olarak) olmayacaktı diye yine irade dahili soru soruyor cevaplar veriyorsun. Sürekli dediğim gibi sorumu anlam bakımından ele al ve bir daha düşün cevap ver, iradelerimizden bağımsız bir alan var mı?
Basit bir biçimde parmağına bak, ne görüyorsun?
evrensel-insan
24-07-2008, 22:12
Saygideger sprtacus;
iradelerimizden bağımsız bir alan var mı?-spartacus.
Bu kadar, detayli ve aciklayici yazdigim halde, hala ne dedigim algilanmiyor, pes dogrusu.Senin dilinden yazayim bari:VAR.
Gerci, ben sonucta sizin dilinize ve bakis aciniza, sirf siz memnun olasiniz diye donuyorum. Ama merak da ediyorum, bunca ugrastan sonra, benim dilimi ve bakis acimi kim algilamaya yonelecek? Tabi, herseyden once bu bir merak ve istek meselesi. Elbet, bir gun bir meraklisi ve isteklisi cikar, sabirla bekliyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
26-07-2008, 01:59
Saygideger spartacus;
Basit bir biçimde parmağına bak, ne görüyorsun?-spartacus
Henuz, konusamayan ve daha vucudunun organlarini tanimamis olan bir bebek, ne gorur? Zaten basit bir sekilde bak dediginin, tanimini vermissin. Yani, biri senden once bakmis ve sana onu tanitmis.
Kisaca, sana bir daha izah etmeye calisayim. Birincisi, bu sorudaki ogeler. Parmak, goz, bakmak, gormek, beyin, kavram, dusunce.
Beyin, parmakla iliskiye gecer, beyinde soru olusur, bu soru parmagi isaretler. Boylece soru isareti olusur. Bu soru isareti, cevap olarak, parmagi ortaya atar-hem lingual, hem de langual temelinde- bu parmak kavramiyla ,isaretleneni, ozdeslestirir. Buradaki "parmak" hangisidir? kavram mi?-ki lingual, langual temelde-isaret mi?-ki burada da isaret eden ve isaret edilen ikilemi vardir.
Yani, kisacasi; hem oznel-parmaga bakan, hem nesnel, kendisine bakilan; bir icicelik; hem, kavram-evrensel, hemde parmak, mustakil var olan varlik, icicedir. Ayrica, beyinde; soru isaretinin cevabi olarak, parmak sekillenmis ve noktasal olarak, kavramlandirilmistir. Ayrica, parmak, isaret olarak beyne yansimis ve bu yansisi algilanip, kavramlastirilmistir. Bunu soyle de izah edebiliriz.Tek elini arkaya koyup, "arkamda kac parmak var" diye sordugunda; parmaklar, gorulmeden ve bir elde 5 parmak oldugunu ogrenmis olarak 5 dersin. Bura da, beyin daha once resmini cektigi ve kavramlastirdigi elin ve 5 parmagini, gormedigi halde, hafizasindan cikarir.
Gordugun gibi, konu; "parmak var mi? yok mu? sorusuna verilecek cevap degil; neyin, ne sekilde ve ne olarak nasil olusturuldugunun aciklayici izahidir. Cunku zaten, parmak hem evrensel temelde kavramlastigi, hemde oznel temelde hafiza da yerini aldigi icin, var mi? yok mu? sorusu; hem abestir, hem de mantik disidir.
Bu sekilde tikanik ve acilima acik olmayan, sorular, artik tarihe karismistir. Cunku, verilecek cevap; ya bilinen cevabi tasdikler, onaylar; ya da karsi bir cevapla tartisma acar. O yuzden, bu tip sorularin acilimi ve bilgi duzeyi yoktur.
Benim sana sorum ise; neyin, sey olarak-ki burada parmak-ne sekilde ve nasil olusturuldugunu, saglayan, gerceklestiren, belirten, ortaya atan, kalici kilan, sey;insanoglumu dur? Yoksa degilmidir?-degil se eger, kimdir veya nedir?
Gordugun gibi, soru seklim bile, var mi? yok mu? icerikli degil.
Saygilarimla;
evrensel-insan
spartacus
26-07-2008, 09:09
Yani, kisacasi; hem oznel-parmaga bakan, hem nesnel, kendisine bakilan; bir icicelik; hem, kavram-evrensel, hemde parmak, mustakil var olan varlik, icicedir E.İ
Soru cevabını buldu.
evrensel-insan
26-07-2008, 20:30
Saygideger spartacus;
Sizin sorunuz, belki cevabini bulmustur. Benim sorularim ise, ne yazikki devam ediyor.
Su sorular da, peki sizce yerini buldu mu?
Benim sana sorum ise; neyin, sey olarak-ki burada parmak-ne sekilde ve nasil olusturuldugunu, saglayan, gerceklestiren, belirten, ortaya atan, kalici kilan, sey;insanoglumu dur? Yoksa degilmidir?-degil se eger, kimdir veya nedir?-e.i.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
27-07-2008, 20:22
Saygideger arkadaslar;
Ronesans'la-1440'lar-birlikte, insanoglunun yeni bir alternatif bakis acisina; anti-teist bakis acisina kavustugunu belirtmistik. Fakat, burada ki, en onemli konu; anti teizmin tek basina teizme karsi zafer saglamasinin mumkun olmayacagidir.
Bunun sebebi, kokeni ve sorgulanmayan temelleri, ayrimcilik ve ayrilmislikla sekillenmis evrensel insanoglu dusuncesinin; bu kokeninden kurtulamamis olmasidir. Anti-teizm, insanoglunun, dusunce cikmazinin, bir ucundan; oteki ucuna gecisinin baslangicidir.
1440'lardan gunumuze kadar da gecen 500 kusur sene zarfinda, ayni dusunce kokeninin baska ayrimci kavramlari turemis, ve insanlik, bu sefer bu kavramlar yuzunden, savastirilmistir-ki bunlardan biri milliyetciliktir-Ustelik, bireycilik kavrami turetilmis; ve bu da tanrisiz bir gucun, insanlik uzerinde azraili olmustur.
Ustelik dunya da bugun hala, teist koken onde gitmekte ve ayrimci kokendeki rakibi, anti-teizmi yok etmeye ugrasmaktadir.
AYNI KULVARDA YARISAN ANTI-TEIZMIN, TEIZME KARSI SANSI YOKTUR.
Insanoglunun, tamamen selametinin saglanmasi icin, yeni bir kulvar bulmasi ve bu kulvar da; tamamen, olan kulvarin kokeni ve sorgulanmayan temeli, desifre edilmelidir. Iste bu yeni kulvar, insanoglunu; insan yapacak ve insanlik ozunun ortaya cikmasini saglayacak ve tum insan ve onun insanligi adina yepyeni bir tarih sayfasini aralayacaktir.
Yeterki, insanoglunun tarih sahnesine cikisindan, bugune kadar gelen o ayrimci ve ayrilmislik kokenli evrensel dusunce ve davranis yapisinin, aslinda insan ve insanligi icin degilde; ayrimciligi savunanlarin cikar ve menfaatlerine hizmet ettigi algilansin.
Eger bu algilanamazsa; anti-teizm temelli karsit yapinin da, insanogluna getirdigi avantaj ve yenilikler elinden alinacak ve 1440'lar oncesinin, dini mentalitesine, insanoglu mahkum edilecektir. Benden soylemesi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
07-08-2008, 03:24
Saygideger arkadaslar;
Daha once X ve Y den bahsetmistim.Insanoglunun yasaminda ve yasamina anlam veren diger harfler-semboller ise:soyledir.
A=ilki ifade eder. Ilk, noktadan, dogar. Bir aciyla ayrilir ve birbirinden uzaklasir, ama ne kadar uzaklasirsa uzaklassin, iki ucun arasinda, bir ikilem ve karsitlik bagi vardir.Bu da ilkin-ki ilk ne olursa olsun-karakteridir. X semboludur.
B=baslangic ve dogumu ifade eder.Baslangic ve dogum, ikilinin birlesimiyle mumkundur.Yani uclemdir.Y semboludur.
C=tamamlamayi, ve karsitligi ifade eder
D=bolum demektir, yani bir butunun parcalari
E=dista olan, disarida olan demektir
F=p ve h harflerinin beraberligini ve karsitligini verir.HEM SEYI HEMDE ONUN HAREKETINI ICERIR.Bura da sey, sabitlenmis temeldeki p; hareket ise, nefes temelindeki h ve ikililigidir.Yani nefes alma ve verme.
G=temel, esas, ana v.s. kelimelerini temsil eder.
I=egoyu, ben 'i tek ve biri temsil eder
J= firlatma anlaminda, insanoglunun ifadesidir.
K=bilginin ve bilmenin temelidir
L=ortaya yatay olarak insanoglunun koydugudur.
M=insanoglunu ve onun herturlu ortaya koydugu cevabin temelidir
N=tabiati ve tabiligi, temsil eder
O=toparlamak anlamina gelir
Q=kim, ne nicelik ve niteligin kullanim isaretidir.
R=L nin tersidir, yani ortaya dikey olarak konandir.
S=insanoglunun temel fonksiyonlarini belirtir.
T=tamamlanmis, mukemmel anlamini tasir, ayrica ters t ise axiomatik hareketin isaretidir.
U=kullanimi ifade eder.
V=ikilem veya karsitligin teke indirgenmesidir
W= M nin tersidir, yani M ler cevapsa; W 'lar da sorulardir.Biri ikilemin, ucleme tasinmasini, digeri uclemin, ikileme indirgenmesini isaret eder.
Z=zik zak, temelinde, insanoglunun ikilem ve karsitlik arasindaki git-gelini temsil eder.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
07-08-2008, 03:58
Saygideger arkadaslar;
Butun, tum, tamam v.s. gibi kelimeler, biri ifade eder. Yalniz, bunlar eger bir kap ise ve boyutu varsa, o zaman icinde de parcalari olmasi gerekir. Dolayisiyle, insanoglu olarak ortaya konan, butunun kendisimidir? yoksa parcalardan birisinin butunumudur? Eger, ortaya konulani bir nokta olarak algilayacak olursak; bu nokta aci yapacak bir sekilde, cizgiye tasindiginda, ve bu cizgiler, birbirinden bagimsiz olmadiginda-ki cizgiler paralel degildir ve biribirine zit olarak biribirinden uzaklasir. O zaman, noktanin, baslangic ozelligi, birdir. Ustelik bu nokta, bir kavram ve ifade oldugundan da pozitiftir.
YANI EN ILK VE EN SON DURAK OLARAK NEYI ORTAYA KOYARSAK KOYALIM-ki bu, tanri, madde, enerji, evren, kavram v.s. olabilir-Mutlaka, bu ortaya konan BIR POZITIF NOKTA dir. Y cizimiyle ifade edilir.
Bu, bir pozitif noktamiz'in hareketi de, ikilem ve karsitliktir. Bu da bir pozitif nokta'nin karakteridir ve X ile ifade edilir.
Iste insanoglunun fonksiyonu bu sabitlenmis sey ve hareketten sonra devreye girer. Insanoglunun yaptigi ise, ikilem ve karsitliklardan birini digerine tercih ederek noktalamasidir.
Iste sorun, karsitlardan hangi birini noktalarsan noktala, karsitlardan digerine, yani noktalamadigina ters dusecegindir. Iste o yuzden, ne ilkin, ne herseyi iceren seyin ne oldugunun, ne neyin var ne neyin yok oldugunun tartismasi anlamsizdir ve, insanoglunun yasamina hic bir katkisi yoktur.
Butun yapilan, butunu parcalama ve parcalardan birini noktalama mantigidir. Yani, butunu ortaya koyamamak, ya da butunu, bir parca olarak ortaya koymaktir. Iste evrensel celiski ve sorun da buradadir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sayın evrensel-insan,
Bu yazdıklarınızı anlatan bir kitap yada kaynak verebilirmisiniz.
Nerden geliyor bu semboller,
S=insanoglunun temel fonksiyonlarini belirtir.
S niye temel fonksiyonları belirtiyor?Amacı ne bu S nin?
evrensel-insan
07-08-2008, 18:47
Saygideger aydoe;
S=sound-ses-, script-yazi-, satability-sabitlik-situation-durum-state-bildirim statement-ifade- v.s. temelindeki, aryan kokeni olan sta-sabitligin toplam ilki temelindedir.Sta-kok olarak, durmak temelini verir.
Bu , bir etimolojik koken olarak, ssss sesinden, kaynaklanir. Bu anlamlari, ben, aryan kokenlerini calisarak, kendim ortaya koydum. Aryan koklerine kaynak, bendeki-
"The concise, dictionary of english etimology"kitabidir.1994 baskisi ve yazariWalter w. Skeat'tir.Wordsworth Reference yayinlarindandir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
mutluluk35
08-08-2008, 02:42
Sayın evrensel insan
İnsanoğlunun yaşamına anlam veren bu harfler(aslında tam tersi,insan yaşamının anlam yüklediği) Latin kökenli harfler ve dolayısıyla temsil ettikleri anlamlar da günümüzde Batı medeniyeti kültürüne ait anlamlar değil midir ?
İnsanoğlu kavramı gibi bir genelleme yapmakla,örneğin Rus,Çin,Arap,Hint vb.uygarlıklar ve onların kendi yaşam tarzlarına göre,birtakım şekillere anlam yükleyerek oluşturdukları alfabelerine haksızlık etmiş olmaz mıyız ?
evrensel-insan
08-08-2008, 02:52
Saygideger mutluluk35;
Benim, kullanilan harflere, cizimsel anlamda verdigim, aciklamalar, bir dil temelini degil; evrensel dusunce temelinin kokenini ve temellerini yansitir.
Bu suna benzer, kalem kavrami her dilde degisiktir. Ama kalemi, kavramlastirirken, izlenen yol ve yontem, dusuncenin isleyisi evrenseldir.
Diger dillerde A, a olarak ifade edilmiyebilir-sekilsel olarak, ama mutlaka a nin icerigini veren bir dusunce yapisi mevcuttur. Dolayisiyle, ben dilin harflerini degil; evrensel temeldeki isaretlerin anlamini verdim. Diger dillerin kokenini de incelediginde, ayni insanoglu dusunce koken ve temelinden ciktigi icin, evrensel olarak; sadece sekilsel cizimler degisebilir, ama dusuncenin verdigi anlam degismez.
Sonucta, her dil biribirine tercume edilebilmektedir. Cunku, hepsi de, evrensel dusunce kokeni ve temeli olarak ayni kural ve kaidelerden kaynaklanir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
08-08-2008, 03:02
Saygideger mutluluk35;
İnsanoğlunun yaşamına anlam veren bu harfler(aslında tam tersi,insan yaşamının anlam yüklediği)-mutluluk35
Bu senden yaptigim alintinin algisi bile bugun bir tartisma konusudur. Yani, harfler ve dilmi yasami yonlendiriyor?, yoksa yasam mi dili yonlendiriyor?, harflerin ve dil yapisinin sabitligi ve hic degismedigi goz onune alinirsa; bence ilk secenek gecerli.
Zaten sorunun da kokeni bu. Alisilagelmis bir yasam ve iliski surdurmek, ve sabitlenenleri sorgulamamak veya nedenlememek. Hakimiyet, sizce, hangi konuda insanoglunun elindedir? Insanoglu, bunu boyle dusunse, zaten kendine doner ve tanri dahil tum soyutlardan arinmaya calisir.
Insanoglu, kendi yarattigi soyutlarin yine kendi koydugu kurallarla, yonetimi altina girmistir. Bugun, insanoglunu bu soyutlar yasatmakta, yonetmekte ve yonlendirmektedir. Aci olan da budur.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
15-08-2008, 14:50
Saygideger arkadaslar;
Bilhassa sosyal bilimde yeni bir acilim ariyan, felsefenin en son gelismis durumunu merak eden, bilimle felsefeyi, bir temelde degerlendirmek ve felsefenin, bilime ne gibi bir katki sagladigini bilmek isteyenler; 20 Yuzyilin, en onde gelen, bilim ve felsefe adami; Karl Popper'i okuyup ogrenebilirler. Turkce kaynak olarak, ben bir Wikipedia'yi biliyorum.
Fakat orada detayli anlatilmiyor. Turkiye'deki arkadaslar, daha baska kaynaklardan-felsefe-bilim-ulasabilirler. Yabanci dil bilen-bilhassa ingilizce ve almanca- ve Turkiye disinda yasayan arkadaslar, google veya yahoo ve ya baska bir arama motorundan bulabilirler.
Alisilagelmis sekilde kanitlayan bilime ve verisel temelde dusunce ureten felsefeye, karsit olarak hem 20. yuzyilin damgasini vurani, hemde felsefe tarihinde bir ilke imza atani olan bu bilim ve felsefe adaminin tam ismi "Sir Karl Raimund Popper" dir. (28/7/1902-17/9/1994)
Ayrica, beni sorulariyla arastirmaya sevkeden, ve boyle bir bilim ve felsefe adaminin varligindan haberdar olmami saglayan, aydoe arkadasa da tesekkuru bir borc bilirim.
Arzu eden olursa, benim bildigim linkleri verebilirim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
20-08-2008, 15:33
Saygideger arkadaslar;
Insanoglu, yapisi geregi; bir fiziksel beden, bir de bedensiz dusunceden, olusur.
Dusuncesi ve onun uretimi, insanoglunun yasamindaki iliskilerini belirler.
Insanoglunun, dusuncesi; yaraticidir ve hayal gucune sahiptir. Bu yaraticilik ve hayalgucu, kavram olarak yansir. Insanoglunun, kavram uretebilmesi icin, madde, yansi, 5 duyu, sezgi, duyum, inanc ogeleri mevcuttur.
Insanoglunun, urettigi kavram; evrenseldir ve somut-soyut,oznel-nesnel, obje-subje; temellidir. Kavramin, uretimi icin algi ozelligi vardir. Ya nesnel, yansisi, subjenin 5 duyusuyla; ya da, oznel sezgisi, subjenin duyumuyla algilanir.
Evrensel olarak kavramlasmis, hersey; bir-pozitif-nokta- uclem, sembolu Y-dir
Kavramlasan hersey de bir karaktere-ikilem ve karsitlik-dortlem-sembolu X-sahiptir. Bu ikisinin birlesimi, 7'li zi (okunusu zay) i olusturur.
Evrensel olarak kavramla ozdeslesmis herseyin, mustakil var olma temeli ise; ifadeye ve ifade edene dayanir. Ifade, edilen kavram; ister maddesel ister inancsal olsun; ifade edenin, yani-subjenin , oznel ya da nesnel temeldeki algisinin bir ifadesidir.
Ifadenin, iki sorunu vardir. Birincisi, ifade edilecek kavramin, evrensel karakteri; ikilem ve karsitlik, ikincisi ifade edilecek olan seyin evrensel yapisi; bir pozitif nokta. Sonucta hangi bir pozitif nokta ifade edilirse edilsin, edilen bir; ikilem, pozitif; karsitlik karekterine sahip oldugu icin; nokta da tartismasaldir. Bu tartisma temeli, bazi tartismasi evrensel olarak algilanan ifadeleri goreceli kilmistir.
Dolayisiyla, bilgi edinme; kavram ogrenimi-ogretimi ve uretimidir. Kavramin, ifadesi ise; bilgi uretmek yerine; one surulen tartismanin ya one suruldugu gibi, kabulunu; ya da reddini getirir.
Bilginin kokeni, kavrami veren hayalgucu ve yaraticiliga, kavrami; ogrenim- ogretim ve uretime dayanir. Bazi kavramlar, tarih sureci icinde, ifade edilmez veya ifade edilemez olurlar. Ya da, bilgisel zenginlik kazanarak, degisime ugrarlar. Ayrica, her cografi toplum, kendi yasam ve iliskileri temelinde; toplumuna has bir kavram yaratabilir. Bu zamanla, kuresellesir veya o topluma ozgu kalir.
Genelde, encok kavram uretenler, ideolojilerdir. Basta soyut olan bu kavramlar, destek buldukca, toplumsallasir hatta kuresellesir. Felsefe ve bilim, en cok kavram ureticilerinin basinda gelir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
24-08-2008, 01:07
Saygideger arkadaslar;
Bugun toplumumuza ve iliskilere baktigimizda; bazi celiskilerin su yuzune ciktigini goruruz. Genel de, kisiler, kendilerine verilenlerle yetistigi ve yetistirildigi icin; herkes, ya bir buyugunun, ya torenin ya da bir gelenegin golgesinde buyur. Dolayisiyle, sahip ciktigi bu deger, onun icin herkesin sahip cikmasi gereken deger olur.
Bu neyi getirir? Bu ilk basta, kendine gore, bu degere uymayana mudaheleyi ve baskiyi getirir. Bu, o kisinin bu degeri koru korune savundugunu ve sahiplendigini getirir. Bu , o kisinin bireysel hak ve hurriyetleri savunamamasini ve savundurmamasini getirir. Bu, kisinin, kendisi icin degil; bu degerler icin yasamasini getirir.
Isin ilginc tarafi, bu degerler ve kavramlarinin algisi soyut oldugu icin, her kisi, kendi algisina gore bu degerleri degerlendirir. Yine kendi algisina gore, bu degerlerin yasam ve iliskide uygulanmasini ve uygulatmasini saglamaya calisir. Iste bu kisilerin, kendine gore toplumsal, ulkesel, yoresel, bolgesel, milli-dini kokensel v.s. yasami ve iliskisi, toplum uzerindeki bir baskidir. Iste bu toplumsal olgu, bilincli olmadigi icin - yani atadan kalma - sadece algilanma temeliyle, uygulanmaya calisilir.
Uygulamayanlar, ya afaroz edilerek, ya da uygulanmaya zorlanarak, bu degerlerin kaliciligi ve sabitligi saglanmaya calisilir. Bu kisilerin, toplum uzerindeki, kurdugu deger baskisi, ayrica, farkli degerler arasinda da, bir atismaya ve kutuplasmaya yol acar. Boylece, hem nesiller arasi bir karsitlik; hemde, toplum ici bir ayrisma dogar. Cunku, hicbir ayrimci deger, kendi degerinden odun vermedigi gibi; baska degerlere de yer vermemeyi gozetir.
Iste, bu tip, alisilagelmislik temelinde ve otomatiklesmis iliskilerin iceriginde bir toplum, ancak ayrimcilik temelinde yasamaya calisir. Bu oyle bir hal alirki; kisinin dogdugu sehir bile, bu ayrimciliga alet edinilir. Kisiler, birbirini tanimadan, birbirileri hakkindaki kulaktan dolma bilgilerle; birbirlerine tavir alir, yani "sen suralisin, oyleyse soylesin" ya da "sen busun, oyleyse boylesin" v.s. Bu, toplumun bir gercegidir. Bu toplumu, boyle tutmakta, cikarci sistemin ve yonetip yonlendirenlerin isine gelmektedir. Burada, bir kisiyi "boyle" diye suclamak; hem bir cozum degildir, hemde bu ayrimciligin ekmegine yag surer. Kisiler, yasamda herzaman kolayi tercih ederler. Dusunup, nedenlemek-sorgulamak yerine; verilenlere takilirlar. Kendilerinin takilmalari yetmiyormus gibi; bir de etraflarina bunu empoze ederler.
Iste, boyle bir toplumu, icine dustugu bu ayrimcilik batagindan kurtaracak sey; bilinc, egitim ve ogretimdir. Bu da ancak saygi temelinde olusur. Saygi da, farkin farkina vararak, bu farki algilamaktan ve koruyup, kollamaktan gecer. Tek onemli kistas, farki farkindan dolayi ayirmamak ve karsiya almamaktir.
Bunun en basit bilinci "benim yasam ve iliskilerimin degerleri farkliysa, ve ben bunlari koruyacaksam; baska birinin de yasam ve iliskilerinin degerleri farklidir ve o da kendininkileri korur. Ben ona mudahele edersem, o da bana eder. Ben onu ayirirsam, o da beni ayirir. Ama, bizler, toplum icinde beraber ve birlikte yasamak zorundayiz. O zaman, bu ancak, biribirimizin degerlerine saygi gostermemizin temelinde olur. Ben, onun degerlerine saygi gosterirsem, o da benimkilere gosterir. Demekki, benim kendi farkimi korumam, baskasinin farklarina saygi gostermemden gecer. Bu sayginin temeli de, ayrimcilik yapmamaktan gecer. Ben, bunu bir birey olarak; aile, cevre, toplum ve ulke icinde uygularsam, o zaman hem kendimi, toplum icinde ortaya koyabilir, hemde toplumun farkliliklarina saygi gostererek, toplum icinde yasayabilirim."
Egitim ve ogrenim ise; once, her ferdin, bir birey oldugunu bilmesi ile baslar. Birey olabilmek ise, kendi sahsina ait degerleri, yine kendi dusuncesinin nedenlemesi ve sorgulamasiyla ortaya koymasidir. Bu konuda, babasinin, annesinin, akrabalarinin, arkadaslarinin, cevresinin, ve hatta toplumunun, degerlerine ters dusebilir. Ama onemli olan, bu degerlerin kendine ait olmasi, ama yine her iliskide oldugu kisinin-ki buna anne-babada dahildir-degerine de saygi gostermesidir. Bu, kisinin, hem kendi bireysel kisiligini ortaya koymasi; hem de toplum icinde kendine bir yer bulmasi demektir. Burada, amac, yasami bireysel yasayarak; toplumsal iliskileri yurutebilmektir. Kimseyi, veya hicbir degeri karsisina almadan.
Bu ayni zamanda. bireye, kisilerle ugrasma yerine; onlarla gecinmeyi getirecek. Kisilerin, sadece, verilenleri uygulayan bir uygulayici oldugunu gosterecektir.
Cunku, birey olamayanin yasami kendisinin degil; kendisine verilen degerlerin onu yasatmasidir. Kendi yoktur, sadece yasattigi degerler vardir. Ne kadar cok, bunun bilincine varir; o kadar cok, bireylesir ve kendini bulur. Kendini buldukca da; hak ve ozgurluklerin, insanlik temelindeki onemini kavrar. O zaman sadece, kendi hak ve ozgurluklerini degil; baskasinin da hak ve ozgurluklerini koruyacak duzeye gelir. Bu da, insan hak ve ozgurluklerinin bireysel korunusudur. Bu ayrica, kendinin olmadigi bir yasamda, o na hem kendini, hemde insanligin bir parcasi oldugunu hatirlatir. Cunku, bilirki, korudugu hak ve ozgurlukler; kendi cesidi olan insanin hak ve ozgurlukleridir. Tabi, egoist, bireyci ve ayrimci dusunup davranmazsa.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
29-08-2008, 03:49
Saygideger arkadaslar;
Materyalizm, yanlis bir onculden yola cikar. Bu oncul, mustakil var olan varligi bir axiom olarak alir ki; bu axiomla yola cikista, mustakil var olan varlik "yoktur" diyen, pozitivizme-olumluluk-ters duser.
Buradaki olmasi gereken, oncul ise; mustakil var olan varligin varligidir. Iste materyalizm, basta bu onculu goz ardi etmektedir. Bu goz ardi edis, materyalizmi, bir ikileme sokar. Bu ikilem:mustakil var olan varligin,ya dissal-gorunussel-, ya da icsel-ozsel-olabilecegi, ikisinin birden olamiyacagi yanlisidir. Bu yanlistan, dissal'i-gorunusseli- tercih ederek; icsel'i-ozseli- tercih eden idealizm den ayrilir. Burada ki, dogru oncul ise: mustakil var olan varligin, ne dissal-gorunussel; ne de icsel-ozsel- olmadigi, ikisinin de bir uclemin parcasi oldugudur.
Ikinci, goz ardi ettigi sey ise, kavramdir. Yani, evrenseller konusuna girmez. Bu konu da ise; gercek varliktan yola cikar. Ki bugun, evrensel temelde gercegin ne oldugu, ortak bir bicimde ortaya konamamaktadir. Burada, idealizmle, ayni kefeye dusen, Conceptualizm-kavramcilik-ve pozitivizm le ayni kefeye dusen, nominalizm- isimcilik, ayni yanlis onculden yola cikmaktadir.
Bu oncul de:"gercek" varligin, ya oznel ya nesnel olabilecegi, ikisinin birden olamayacagidir. Burada, materyalizm; evrenselleri sadece nesnele indirgeyerek, realizm-gercekcilik-'le ayni kefeye duser.Burada ki, dogru oncul ise:Evrensellerin, var oldugu ve ne sadece nesnel; ne de sadece oznel olarak degil; hem oznel, hem nesnel olarak var olduklaridir.
Gorundugu gibi, materyalizmin, hatasi bir karsitlik temelindeki ikilemden, sadece birini secmeye kendisini zorlamasidir. Yani kisaca:uclemi-madde-dusunce-kavram-gorememesidir. Bu uclemi goremedigi icin; sadece dissal-gorunussel ve nesnel yanasir. Dialectic sayesinde, dusunceyi, bir "ikincil" olarak, maddeye eklese bile,-oznele-insanoglu-ait olan ve dusunceden cikan kavrami ve o kavrami veren dusunceyi tasiyani-ozneli- goz ardi eder
O zaman, nasil degerlendirmeliyiz? Birincisi, mustakil var olan varlik vardir. Bu varlik ne dissal-gorunussel-; ne de icsel-ozsel-dir. INDIVIDUAL-TEK,BIR-POZITIF-OLUMLU- ve POINT-NOKTA-dir.Yani UCLEMDIR.
Ikincisi, gercek varlik, yani evrenseller kavramlardir. Kavramlar, dusuncenin mustakil var olan varligi algilamasiyla dusuncede olusur. Dolayisiyle, kavramlar, HEM OZNEL, HEM DE NESNEL OLARAK GERCEKTEN VARDIR. Materyalizm, dusunceyi ikinci plana itmekten-yani madde ile yan yana koyamamaktan-dolayi, hem kavrami,-dusuncenin olusturdugu- hemde ozneli-dusuncenin sahibi-ya gozardi etmekte, ya da red etmektedir.
Ayrica, ozneli gale almayarak; kendi dialektigine de ters dusmektedir. Bu linear-cizgisel- ve lateral-dis yan-dusunemeyen, materyalizmin; juxtapositional-yansal pozisyonlama-davranisindan da uzak tutar.
Cunku, materyalizm, teke- bire, yani noktalamaya endekslidir. O yuzden, ne kesisenleri ayirabilir, ne de ozdeslesenlerin neler oldugunu dusunebilir. Bu aliskanligindan dolayi, inatla madde de israr eder. Dusuncesinin siniri da, var-yok temeline endekslidir. Dusunceye "yok" diyemeyecegi icin de, ve once maddeyi tercihinden dolayi; diyalektikle, dusunceyi "ikincil" yapar.
Kavrami ise hic hesaba katmaz. O yuzden de, bilimsel deney ve gozlemlerde; yaptigi spekulatif yanasimlarla, cevapsiz kaldigin da-ki burada da en buyuk sorunu, epistemolojiyi-bilimin bugunku siniri- savunmak yerine, bu siniri asarak; cevap veremedigi konularda; idealizmin "gordunmu bak bunun cevabini veremedin, o zaman bu yaratildi ve bir yaratani ve yaratilisi var" yanasimina, cevapsiz kalir. Bu yuzden de;
MATERYALIST IDEOLOJININ HERZAMAN IDEALIZMIN IDEOLOJIK TUZAGINA DUSME SANSI VARDIR ve MEVCUTTUR.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
02-09-2008, 03:56
Saygideger arkadaslar;
Beni ve yazdigim yazilarimi; daha iyi algilayabilmeniz icin, bu aciklamayi yapmayi gerekli buldum.
Genelde, ben-evrensel-insan, gorus belirtirken, yazilarimda; bireysel kisi olarak, bir tutum, yer,konum almiyor, gorus belirtmiyorum.
Bunun, anlami; evrensel-insanin, belirttigi gorusun icinde, bireysel kisiliginin yeri, konumu tutumu yok. Yani, evrensel-insan, konunun ve sorunun tum hatlariyla, ve her yonden bir resim olarak, ortaya koyusunu; bireysel kisiliginin disindan, ve bireysel kisiliginin gorusune yer vermeden, notr olarak ortaya koyuyor. Yani, evrensel-insan; hem kendi bireysel tutum veya konumunun disindan; hemde kendi bireysel tutumu, konumu, resimde olmadan, yani notr yaziyor.
Bu, evrensel-insanin,birey olarak, herhangi bir konuda dusunce belirtirken, kendi bireysel gorusune, tutumuna yer vermedigi anlamina gelir.
Eger, evrensel-insan, birey olarak, yazdigi konuda, yer veya tutum veya konum aliyorsa; iste o zaman o yazinin icerigi; evrensel-insanin degil; onun bireysel gorusunun yazisidir. Cunku, yazisinda, kendi yer,tutum ve konumunu ortaya koymustur. Dolayisiyle, evrensel-insanin yazisi; felsefi, bilimsel, politik sosyal, siyasal v.s. icerikte olarak kendi bireysel, tutumu, gorusu, konumu yer almadan yazilmistir.
Bu tip yazi sekline, bireyin; evrensel- insan olarak, yazmasi denir. Yani, bireyin gorusu, tutumu, yeri, konumu v.s. yazinin icinde yer almamakta ve belirtilmemektedir. Evrensel-insan, yaziyi yazarken, bireysel gorusunu, tutumunu ortaya koymamis; yani notr olarak yazmis, ayrica, evrensel-insan olarak bireysel gorus ve tutumunun, konumunun disindan bakmistir.
Evrensel-insan'in, notr algisi ve disaridan bakisi; ancak bireysel gorusu, yeri, tutumu ve konumu yazida yer almazsa mumkundur.
Bu tip dusunceyi, gorusu, davranisa dokme-yaziya ve konusmaya-sanati, bildigim kadariyla, Turkiye' de bilinmemektedir. Maalesef, ayni zamanda algilanamamaktadir.
Disaridan bakis acisi ve notr algilamanin temeli budur. Buna felsefe dilinde, qua-olarak, niteliginde, sifatiyla-, felsefesi denir. Yani, filozof, filozof olarak konuda yer, tutum, konum almadan, konunun notr ve disaridan bakis acisinin goruntusunu, resmini verir, kendi gorusunu belirtmez.
Umarim, bu yazimi okuyupta, dusunce ureterek yorum yapacak ve soru soracak, yazarlar cikacaktir. Ne kadar cok cikar, ne kadar cok bu yazim acikliga kavusursa; o kadar cok bu konu acikliga kavusur. Soru, veya goruslerinizi bekliyorum. Dortgozle:)
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sn. evrensel-insan,
Yazınıza vereceğimiz cevaplar ve sizlere soracağımız pek çok sorular var.
Lakin şu sıralar glikozumuzu hesaplı kullanmak durumundayız ;)
Bilahare ve mutlaka yazacağız.
Materyalizm, yanlis bir onculden yola cikar. Bu oncul, mustakil var olan varligi bir axiom olarak alir ki; bu axiomla yola cikista, mustakil var olan varlik "yoktur" diyen, pozitivizme-olumluluk-ters duser.
Buradaki olmasi gereken, oncul ise; mustakil var olan varligin varligidir. Iste materyalizm, basta bu onculu goz ardi etmektedir. Bu goz ardi edis, materyalizmi, bir ikileme sokar. Bu ikilem:mustakil var olan varligin,ya dissal-gorunussel-, ya da icsel-ozsel-olabilecegi, ikisinin birden olamiyacagi yanlisidir. Bu yanlistan, dissal'i-gorunusseli- tercih ederek; icsel'i-ozseli- tercih eden idealizm den ayrilir. Burada ki, dogru oncul ise: mustakil var olan varligin, ne dissal-gorunussel; ne de icsel-ozsel- olmadigi, ikisinin de bir uclemin parcasi oldugudur.
Ikinci, goz ardi ettigi sey ise, kavramdir. Yani, evrenseller konusuna girmez. Bu konu da ise; gercek varliktan yola cikar. Ki bugun, evrensel temelde gercegin ne oldugu, ortak bir bicimde ortaya konamamaktadir. Burada, idealizmle, ayni kefeye dusen, Conceptualizm-kavramcilik-ve pozitivizm le ayni kefeye dusen, nominalizm- isimcilik, ayni yanlis onculden yola cikmaktadir.
Bu oncul de:"gercek" varligin, ya oznel ya nesnel olabilecegi, ikisinin birden olamayacagidir. Burada, materyalizm; evrenselleri sadece nesnele indirgeyerek, realizm-gercekcilik-'le ayni kefeye duser.Burada ki, dogru oncul ise:Evrensellerin, var oldugu ve ne sadece nesnel; ne de sadece oznel olarak degil; hem oznel, hem nesnel olarak var olduklaridir.
Gorundugu gibi, materyalizmin, hatasi bir karsitlik temelindeki ikilemden, sadece birini secmeye kendisini zorlamasidir. Yani kisaca:uclemi-madde-dusunce-kavram-gorememesidir. Bu uclemi goremedigi icin; sadece dissal-gorunussel ve nesnel yanasir. Dialectic sayesinde, dusunceyi, bir "ikincil" olarak, maddeye eklese bile,-oznele-insanoglu-ait olan ve dusunceden cikan kavrami ve o kavrami veren dusunceyi tasiyani-ozneli- goz ardi eder
O zaman, nasil degerlendirmeliyiz? Birincisi, mustakil var olan varlik vardir. Bu varlik ne dissal-gorunussel-; ne de icsel-ozsel-dir. INDIVIDUAL-TEK,BIR-POZITIF-OLUMLU- ve POINT-NOKTA-dir.Yani UCLEMDIR.
Ikincisi, gercek varlik, yani evrenseller kavramlardir. Kavramlar, dusuncenin mustakil var olan varligi algilamasiyla dusuncede olusur. Dolayisiyle, kavramlar, HEM OZNEL, HEM DE NESNEL OLARAK GERCEKTEN VARDIR. Materyalizm, dusunceyi ikinci plana itmekten-yani madde ile yan yana koyamamaktan-dolayi, hem kavrami,-dusuncenin olusturdugu- hemde ozneli-dusuncenin sahibi-ya gozardi etmekte, ya da red etmektedir.
Ayrica, ozneli gale almayarak; kendi dialektigine de ters dusmektedir. Bu linear-cizgisel- ve lateral-dis yan-dusunemeyen, materyalizmin; juxtapositional-yansal pozisyonlama-davranisindan da uzak tutar.
Cunku, materyalizm, teke- bire, yani noktalamaya endekslidir. O yuzden, ne kesisenleri ayirabilir, ne de ozdeslesenlerin neler oldugunu dusunebilir. Bu aliskanligindan dolayi, inatla madde de israr eder. Dusuncesinin siniri da, var-yok temeline endekslidir. Dusunceye "yok" diyemeyecegi icin de, ve once maddeyi tercihinden dolayi; diyalektikle, dusunceyi "ikincil" yapar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Saygıdeğer evrensel-insan
Materyalizmi nereden okudunuz nereden öğrendiniz?
Bu yapmış olduğunuz çıkarımları nereden alıntıladınız,lütfen kaynak gösterin ya da link verinde bizde öğrenelim.
Bu başlık altında benimle olan materyalist felsefe tartışmasından çekilmiştiniz,şimdi ne oldu da vahiy mi indi de bunları yazabilmektesiniz:D
Materyalizmden sapmış oportünist görüşlerle idealizmin tuzağına düşmüş bir insan olarak herşeyin dışında olduğunuzu sanıyorsunuz (darı ambarında sanan aç tavuk misali):)
Herşeyi bildiğini sanan sevgili evrensel-insan nereden çıkarırsın bu varsayımlarını ilahimi bu düşünceler vahiy mi alıyorsun?:p
evrensel-insan
02-09-2008, 22:27
Sayeger aydoe;
Bu, konuda, benim yine bu kosede, cizelgeler var. Bunlar, acik acik, neyin ne oldugunu gosteriyor. Bence, konunun ozu, bir konuya yanasirken, acik ve alabilir bir dusunceyle yanasmaktan geciyor. Eger, bir kisinin kafasinda konu sabitlesmisse, ve o konuya gozunu kapatmissa, istenildigi kadar alinti veya kaynak verilsin, sonuc degismez.
Ben, bu konuda ve materyalizm hakkinda, yeteri kadar bilgi kaynak ve aciklama verdim. Yeterki, bunlar, acik ve sabitlenmemis dusunceyle degerlendirsin.
Benim, kisilerin dusuncelerini degistirmek gibi bir amacim yok. Eger kisiler, alisilagelmis bilgi ve goruslerine, inatla ve sabit olarak yanasiyorlarsa; o onlarin sorunu. Ben, yazilarimi, ne bir kisiye yonelik, ne de herkes kabul etsin diye yaziyorum.
Evrensel-insan, olarak; bireysel dusuncelerime ve tutumuma, konumuma yer vermeden, aciklamaya calisiyorum. Amacim, ne bir ideolojiyi, ne de bir gorusu, kotulemek veya ona karsi cikmak degil. Sadece, cikarsama metoduyla, olanlari, oldugu gibi ortaya koymaya calisiyorum.
Benim, yazilarimin temeli; cikarsama ve curutme methoduna dayaniyor.Dolayisiyle, ben birseyi kanitlama temelinde degil; curutme temelinde yaziyorum. Bu konuda, benim; muhendislikle ilgili yazida, vgm' ye verdigim cevabi okuyabilirsin.
Istersen, soyle yapalim. Sen, benim getirdiklerimi curutmeye calis. Yazdiklarimin, "yalnis" oldugunu, kanitla. Yazdiklarima, ayni icerikte cevap ver. Ya da, istersen, sen bildigin alisilagelmis, bilgilerinle, yazilanlara katilma ve kendi bildiklerinle yetin. Cunku, benim amacim tartismak degil; resmi vermek. Zaten, kendi bireysel gorus ve konumumu ortaya koymadigim icin de, tartisacak bir sey yok.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
02-09-2008, 22:30
Saygideger mhhmd;
Yazdigim yaziyla ilgilenmen, beni bireysel olarak sevindirdi.En kisa zamanda ve sabirsizlikla, verecegin cevaplari ve varsa sorularini bekliyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
02-09-2008, 23:19
Saygideger aydoe;
Benim vgm'ye verdigim cevabin linki:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7128&page=2
ve 14 nolu yazi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Sevgili evrensel-insan,
Vermiş olduğun link için teşekkür ederim,
''Ben, ise dusuncelerimi; hayalgucu ve yaraticiligin temelinde, cikarsamali yaniltma metodunun, curutme yontemi uzerine kuruyorum.'' evrensel-insan
Daha söyleyecek bişey yok .sen hayale devam et insan hayal ettiği müddetçe yaşarmış diye bir söz var:)
sevgiler
evrensel-insan
02-09-2008, 23:40
Saygideger aydoe;
Ben, bu konudaki, bireysel tutumumu da sana izah edeyim. Benim cikis noktam; ne madde, ne dusunce, ne de kavram.
Benim cikis noktam, bu ucunu de, bunyesinde barindiran, insanoglu. Bu, benim bireysel cikis noktam.
Hem, kim sorusuna, tanriya veya yaratana ulasmadan cevap veriyor. Ki bu cevap insanoglu. Hem de ne sorusuna, ki bu da juxtapositional temelde-yanlamasina yerlestirme-, madde,dusunce ve kavram.
Butun bu ogeler insanoglunda var olan ogeler.Ayrica, somut-soyut ve oznel-nesnel iciceliginide, yanyana koyarak algiliyorum. Dolayisiyle benim her konudaki cikis noktam, bireysel olarak; insanoglunun kendisidir.
Ayrica, bu insanoglunun, evrensel-insan olarak neyi ve neden nasil ortaya koydugunun evrensel kokenini ve temelini vermektedir. Tabi, bu koken ve temelin bir sorun oldugunu ortaya koyarak ve bu koken ve temeli cikarsama temelli curutme metoduyla.
Iste benim bireysel gorusum bu. Bu gorusume, eger karsi cikiyorsan ve bu gorusumu tartismak istiyorsan, bunu tartisabiliriz. Yalniz, "bunlari nerden cikariyorsun" temelinde degilde; bilimsel, bilgisel ve benim gorusumun yanlisligini ispat eder temelde. Buyur, hodri meydan. Ben, goruslerimi sundum. Simdi tartisabiliriz.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ayrica, bu insanoglunun, evrensel-insan olarak neyi ve neden nasil ortaya koydugunun evrensel kokenini ve temelini vermektedir.
Nedir bu evrensel köken ve temeli?
Tabi, bu koken ve temelin bir sorun oldugunu ortaya koyarak ve bu koken ve temeli cikarsama temelli curutme metoduyla.
Bu köken ve temelin sorunu nedir?
Çıkarsama temelli çürütme metodu nedir?
evrensel-insan
03-09-2008, 00:35
Saygideger aydoe;
Nedir bu evrensel köken ve temeli?
Kisaca, YX-Zi
Bu köken ve temelin sorunu nedir?-
Karekteri ve isleyisidir. Karekteri ikilem ve karsitlik oldugu halde, isleyisi hem ikilemin teke; hemde karsitligin, teke-pozitife-indirgeme ve birle noktalama sorunudur. Cunku, noktalanan ne olursa olsun, hem ikilemin teki; hemde karsitligin, bire indirgenmis pozitifidir. Cunku, hangi teke veya pozitife indirgenirse indirgensin, indirgiyenmiyene, yani ikilemin diger ucuna ve pozitifin diger ucuna ters dusecektir. Bu da, kalici tartisma ve sonucsuz kisir dongudur. Tartisan iki tarafa da, ne bilgi verir ne de bir bilinc verir. Sadece, kim kimi ikna edecek tartismasidir. Iste bu cikmaz ve kisir dongu evrensel sorundur.
Çıkarsama temelli çürütme metodu nedir?
Kisaca, simdiye kadar seye verilen ne varsa, bunlari seyden, cikarmaktir. Yani, verilenlerle ispat veya kanitlama yerine, verilenleri verilen uzerinden cikarmaktir. Bu cikarima, verilen ve ispatlanmaya gerek gorulmeyen, axiomlar ve belitler de dahildir. Yani seyi, tabulu rasa haline getirmektir. Bunu yapmanin nedeni de, bu verilenleri curutmek yani verilenlerin gecersizligini kanitlamak icin yapilir. Bu method, hem bilimsel hemde felsefe temelinde bir yenilik ve bir ilktir. ILK uygulayan da, Karl Potter dir. Ben, karl potter'i okuduktan sonra, yaptigim islemin bu method oldugunu fark ettim.
Benim, kendi methodlarim ise; disaridan bakis acisi ve notr algilama, yani konunun icinde yer almama-ki bunun da qua-olarak-yanasimi oldugunu ogrendim.
Bunu da, ilk ortaya atan "eupraxsophy" konusuna aciklama getiren, Paul Kurtz'dur. Calismasinin temeli, tamamen dini olmayan bir dusunce uzerinedir ve humanizmin, tamamen, felsefi, bilimsel, etiksel kokenine dayanir. Cunku ona gore, ateizm, serbest dusunce agnostiklik ve akilcilik, temeli, insanoglunu yani humanizmi dogaustuluk,mitoloji ve teolojiden kurtarmaz. Bu konuda da ileride detayli bir yazi yazacagim. Bu sahsin varligini da, dun ogrendim. Eupraxsophy uzerine arastirirken.
Ayrica, noktasal pozisyonlama yerine, juxtaposition-yanal siralama-yine noktalama yerine, linear-cizgileme-ve kesistirme ozdeslestirme yerine, lateral-dis yanlama-metodlaridir.
Son pargraf, su an tamamen bana aittir. Cunku, henuz ne bilimde ne de felsefede boyle bir yanasim gormedim. Onlar hala, noktalama, ozdeslestirme ve kesistirme yanasimini uygulamaktalar.
Ama, bu uygulamanin, dilin yapisindan kaynaklandiginin ve kulak diline bagli oldugunun bilincindeler. Goz dili ortaya ciktiginda-ki bu konuda calismalar var. O zaman, seyin boyutunu da ifade etmek mumkun olacak. O zaman da, ne pozitife ne teke ne de noktaya ihtiyac duyulmuyacak. Cunku hersey cizgisel olarak ve kesisenler ve ozdeslesenlerin ayristirilmasiyla yan yana ifade edilerek,
mumkun olacak. Benim avatarimda ki, gibi.
Bana, bu sitenin bir yararida, kendi ilkelerimi ve bulgularimi, arastirma sonucu ispata oturtabilmem. Tabi, benim ilke ve bulgularimin, daha once birileri tarafindan ortaya kondugunu bulmak ve ogrenmek, ayrica bana ekstra bir azim, guc ve guven veriyor.
Simdilik, sorularina verdigim cevaplar yeterli sanirim. Zaten ben bu sorularin cevaplarini yeteri kadar yazilarimda islemeye calisiyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan